Halid, beraberinde Benî Hâris bin Ka’b’ın heyeti de olduğu halde Hz. Peygamber’e geldi. Hz. Peygamber onları gördüğü zaman şunları söyledi:
‘Hindliler gibi görünen bu insanlar kimdir?’ Şöyle denildi:
‘Ey Allah’ın Rasûlü! Bunlar Benî Hâris b. Ka’b kabilesidir’. Hz. Peygamber’in yanına geldiklerinde ona selâm verdiler ve
‘Biz senin Allah’ın Rasûlü olduğuna, Allah’tan başka da ilah olmadığına şahitlik ettik’ dediler. Hz. Peygamber ise
‘Ben de şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve ben Allah’ın elçisiyim’ dedi ve ilave etti: ‘Siz misiniz savaşa soyunduklarında ilerleyenler?’ Onlar sustular ve bu soruya cevap vermediler. Peygamber bunu ikinci, üçüncü defa tekrarladı. Yine cevap yok. Dördüncü defasında onlardan Yezid bin Abdulmüdam dört defa
‘Evet, ey Allah’ın Rasûlü! Biziz savaşa sürüklendiğimizde ilerleyenler!’ dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber
‘Eğer Halid bana sizin müslüman olduğunuzu ve savaşmadığınızı yazmasaydı şimdi kafalarınızı, ayaklarınızın altına atardım’ buyurdu. Yezid bin Abdulmüdan
‘Dikkat et! Allah’a yemin ederiz ki biz ne sana ve ne de Halid’e hamdediyoruz!’ dedi. Hz. Peygamber
‘O halde kime hamdediyorsunuz?’ diye sorunca
‘Ey Allah’ın Rasûlü! Senin vasıtanla bizi doğru yola ileten Allah’a hamdederiz’ dediler.
‘Doğru söylediniz’ diyen Hz. Peygamber şöyle sordu:
‘Siz cahiliye döneminde size karşı çıkanları ne ile mağlup ediyordunuz?’ Onlar
‘Biz kimseyi mağlup etmedik ey Allah’ın Rasûlü! deyince Hz. Peygamber
‘Evet, evet! Siz sizinle savaşanları mağlup ediyordunuz’ buyurdu. Onlar
‘Ey Allah’ın Rasûlü, bizimle savaşanları şu özelliklerimiz sebebiyle mağlup ederdik: Biz derli toplu bir kavim olup birbirimizden ayrılmazdık ve hiç kimseye de zulmetmezdik’ dediler. Hz. Peygamber doğru söylediklerini beyan buyurarak başlarına Kays b. Husayn’ı getirdi.[1]
[1] Bidaye V/98 (İbn İshak’tan); Vakidi, İsabe III/660 (İkrime b. Abdurrahman b. Haris tarikiyle)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/108-109.