Böylece hüsnü zan ile aldanma
arasındaki fark belli oldu, özetle; beslenilen iyi zan kişiyi amel etmeye
götürüyorsa bu doğru bir hüsnü zan; tembelliğe ve günahlara dalmaya çağırıyorsa
bu da aldanma kendi kendini aldatıp avunmadır.
Hüsnü zan ümit demektir; her
kimin ümidi onu itaate iletiyor ve günahlardan alıkoyuyorsa; o doğru bir ümit
içindedir.
Her kimin de tembelliği ümit,
ümidi tembellik, ihmalkârlık ve tefrit ise o aldanmış kimsedir.
Şayet bir adamın kendisine çok
kazanç getirecek kadar ürün vermesi umulan bir arazisi bulunsa ancak o bunu
nadasa bıraksa ve tohum atmasa, ekip biçmese ve bununla birlikte o tarladan,
sürülen, ekilen sulanan ve bakımı yapılan bir tarla gibi verim alma hüsnü
zannını
beslese herkes onu insanların en aptalı sayar!
Yine cima yapmadan çocuğunun
olacağı veya ilim talep etmeden ve büyük gayretle onu tahsil etmeye çalışmadan
zamanının en âlimi olacağı hüsnü zannını besleyen ve kalbinde bu yönde güçlü bir
ümit taşıyan kimsenin durumu da bundan farklı değildir.
İşte aynen bunun gibi...
Emirlerini yerine getirip yasaklarından uzak durmak suretiyle Allah'a
yaklaşmadan, yüksek dereceleri ve daimî nimetleri kazanma hususunda hüsnü zan
besleyen ve büyük ümitler barındıran kimsenin hâli de aynen böyledir.
Nitekim Yüce Allah:
"Onlar ki
inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda savaştılar; işte onlar, Allah'ın
rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir"
(Bakara, 219)
Düşün bu âyeti, nasıl da onların
ümitlerinin bu ibadet ve tâatleri yapmalarına bağlı olduğunu açıkladı. Bunun
gibi boş ümit besleyip aldananlardan da şöyle bahsedilebilir mi?
Allah'ın hukukunu zayi edenler,
onda gevşek ve ihmalkâr davrananlar, emirlerini bir kenara atanlar, kullarına
zulmedip yasaklarını küstahça çiğneyenler...
Meselenin özü şudur:
Hüsnü zan ve ümit ancak Allah'ın
şeriatında, kaderinde, sevabında ve keremindeki hikmetinin gerektirdiği
vesileleri yerine getirmekle olur. Kul önce bunları yapar, sonra Rabbine;
kendisini bırakmaması bunları kendisine faydalı şeylere ulaştırıcı kılması,
bunlara ters düşen ve etkilerini ortadan kaldıran şeylerden koruması hususunda
Allah'a ümit ve hüsnü zan besler.