Cumartesi, 29 Rebiülahir 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

3-1 - Tarikul Hicreteyn - Hakk N Menfaati Le Halk N Menfaati Birbirine Z T Ve Farkl D R

 

     
 
 

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Hakk'ın Menfaati İle Halkın Menfaati Birbirine Zıt ve Farklıdır

 

Şunu iyice bilmen gerekir ki;

Yaratılmışlardan hiç birisi birinci derecede sana fayda sağlamayı kastetmez. Aksine senden fayda temin etmeyi kasteder. Senden fayda temin eden ve seni seven kimse, şayet adaleti gözetmeyecek olursa sana zararı da dokunabilir. Bu halde sen onu yardımına çağırdığın zaman; zararı faydasından daha çok muhtemel olan birini çağırmış olursun.

Fakat Rabb Sübhanehu, senin için ve senin menfaatin için senin hakkında her hangi bir şeyi irade eder. Yoksa senden faydalanmak için bunu irade ediyor değildir. Bu senin için zararsız saf bir faydadır. Bunu iyice düşün ve hakkıyla buna riâyet et!

Bunu iyice düşünmen, bir mahluka umudunu bağlamaktan veya ondan bir menfaat talep etmekten seni alıkoyacaktır. Çünkü o, ilk etapta sana faydalı olmak yerine er ya da geç senden faydalanmayı irade edecektir. Bunda büyük bir fayda ve selametli bir rahat olduğu için bunu iyice düşünmelisin. Ayrıca bu, kullara kulluk etme kapısını kapatıp Allah'a kulluk etme kapısını açtığı için kullardan tamamen ümidini kesersin...

Bu konuyu iyice bilip hakkıyla bunu gözetenin payı ne kadar da büyüktür!

Ancak bu; insanlara katı davranmaya, onlara iyilik etmeyi ve onların eziyetlerini göğüslemeyi terketmeye seni sevketmesin. Fakat sen, onlardan bir şeyler umduğun için değil sadece Allah rızası için onlara iyilik etmelisin. Sen onlardan korkmadığın gibi onlara umudunu da bağlamamalısın.

Bunu iyice anlamak için şunu bilmek gerekir ki;

Yaratılmışların çoğu, sana zararı olsa dahi seninle kendi menfaatlerini temin etmek isterler. Çünkü ihtiyaç sahibi için önemli olan kendi ihtiyacını görmesidir. Onlar kendi ihtiyaçlarını gördükten sonra zararı olmuşmu olmamış mı bu pek de önemli değildir. Hatta bu uğurda senin hem dünyân hem de âhiretin yok olsa yine de pek kıymeti olmaz onlar için.

Akıllı bir insan bunu iyice düşündüğü zaman bilir ki:

Bu, dostluk şekline bürünmüş bir düşmanlıktan başka bir şey değildir. Akıllı ve zeki bir insan için, bundan daha düşmanca bir tavır olamaz. Onlar seni bir körük olarak kabul edip kendi menfaat ve maslahatları için karnına üfürüyor kaburga kemiklerini sıkıyorlar. Hatta eğer seni yemeleri mubah olsaydı; koyun kestikleri gibi seni de keserlerdi. Onlar maslahatları gereği bıçaksız olarak nice seni kesiyorlar!

Sen hissetmediğin halde, kendi ihtiyaçlarına ulaşan bir köprü olarak ne kadar çok seni kullandılar! Onların dünyaları için bilmeden nice defa âhiretini sattın! Hatta bazen de bilerek sattın! Onların senin yanında olan hazları uğruna defalarca Allah katındaki payını verdin ve elleri bomboş olarak ortada kaldın! Nice defa onlar, senin dünya ve âhiret maslahatlarını kaçırtıp ilk konaklarına giden seferinde senin yolunu keserek sana dediler ki:

"Bizler seni sevenleriz, senin hizmetçileriniz, senin taraftarların ve senin maslahatların için çalışanlarız!"

Allah'a yemin olsun ki onlar yalan söylüyorlar. Çünkü onlar dost elbisesine bürünmüş düşmanlar, barışçı elbisesini giymiş savaşçılar ve yardımcı şekline girmiş yol kesenlerdir. Yardıma ihtiyacı olmayıp yardım eden Allahım! Bunlara karşı bize yardım et.

Yüce mevla şöyle buyuruyor:

" Ey iman edenler, muhakkak eşlerinizden, evlatlarınızdan (sizi Allah yolundan alıkoymakla) size düşman (lık etmiş olanlar) da vardır. Onlardan sakının (kendinizi tamamen kaptırmayın)"... (Teğabun, 14) yine O'na kulak verelim:

"Ey iman edenler, mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah'ın zikrinden oyalayıp alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir." (Münâfikûn, 9)

Kârlı olan saadet ehli kimse;

- Bunlar hakkında Allah'ı gözetir Allah hakkında bunları gözetmez.

- Bunlar hakkında Allah'tan korkup Allah hakkında bunlardan korkmaz.

- Bunların kızmalarına bakmadan Allah'ı razı etmeye çalışır yoksa Allah'ı kızdırarak bunları razı etmeye çalışmaz.

- Allah'ı bunlara tercih edip tam tersini yapmaz.

- Kendi kalbinden bunlara karşı olan korkuyu, umudu ve sevgiyi söküp atar ancak Allah'ın sevgisini, O'na olan umudunu ve O'ndan korkmayı kalbinde diriltir.

Bu şekilde, onların eziyetlerine sabretmesi ve bu eziyetleri bir yük değil de ganimet ve bir ziyan değil de bir kâr olarak kabul etmesi şartıyla onlarla gerçekleşen bütün muameleleri kâr olur.

Bunu daha iyi açıklamak için deriz ki;

Mahlukattan hiç birisi; Allah'ın izni, meşieti, kader ve kazası olmadan senden hiçbir zararı defetmeye güç yetiremez. O halde hakikat nokta'i nazarında; iyilikleri getirende sadece O'dur. Kötülükleri giderende sadece O'dur. O şöyle ferman ediyor:

"Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa artık onu, kendisinden başka hiçbir kaldıracak yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lûtfunu hiçbir geri çevirecek de yoktur.." (Yunus, 107)

Allah'ın peygamberi de Abdullah b. Abbas'a şöyle buyurmaktadır:

"Şunu bil ki; Şayet bütün yaratıklar sana bir fayda vermek üzere toplansalar; Allah'ın senin için yazdığından başka hiçbir fayda temin edemezler senin için. Eğer sana zarar vermek üzere toplanırlarsa; Allah'ın senin aleyhine yazdığından başka hiçbir zarar veremezler sana ." (Tirmizi, 2516; Ahmet, 2669.)

Eğer bütün yaratıklar bu haldeyse; o halde korku ve umudu onlara bağlamak faydalı olmayıp zararlı olur.

Allah daha iyisini bilir.

 

İÇİNDEKİLER

1. Bölüm