Sahih

İbn Hibban

 

REKAİK

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

باب الورع والتوكل

Bab: Vera (Günaha Girme Korkusu) ve Tevekkül

 

ذكر الخبر الدال على أن للمرء استعمال التورع في أسبابه دون التعلق بالتأويل وإن كان له ذلك

Kişinin Dünya işlerinde imkanı Olduğu Halde Yorumlamalara Tevessül Etmeden Veraya Tutunmasının Gerekliliği

 

[ 720 ] أخبرنا بن قتيبة حدثنا بن أبي السري حدثنا عبد الرزاق أخبرنا معمر عن همام بن منبه عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم اشترى رجل من رجل عقارا فوجد الذي اشترى العقار في عقاره جرة ذهب فقال له الذي اشترى العقار خذ ذهبك عني إنما اشتريت منك أرضا ولم أبتع منك ذهبا وقال الذي باع الأرض إنما بعتك الأرض وما فيها قال فتحاكما إلى رجل فقال الذي تحاكما إليه ألكما ولد فقال أحدهما غلام وقال الآخر جارية فقال أنكحوا الغلام الجارية وأنفقوا على أنفسهما وتصدقا

 

720- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Adamın biri birinden bir gayrimenkul satın aldı. Satın alan adam bu gayrimenkulde bir küp altın bulunca kendisinden satın aldığı adama giderek: ‘‘Altınını al! Zira ben senden altını değil sadece araziyi aldım’‘ dedi. Satan adam ise: ‘‘Ben sana yeri içindekilerle birlikte sattım’‘ karşılığını verdi. Bir adamın huzurunda bu konuda davalaşınca da davayı gören adam: ‘‘Çocuklarınız var mı?’‘ diye sordu. Biri oğlunun, biri de kızının olduğunu söyleyince davayı gören adam: ‘‘O zaman oğlunu bu kızla evlendir. Çıkan altını onlara harcayın ve sadaka olarak dağıtın’‘ dedi."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahihi Şuayb: Hadis Sahihtir. Ahmed 2/316; Buhari 3472; Müslim 1721; İbn Mace 2511.

 

ذكر الإخبار عن وصف حالة من يتورع عن الشبهات في الدنيا

Dünyada iken (Dinen) Şüpheli Durumlardan Kaçınma Durumu Hakkında

 

[ 721 ] أخبرنا محمد بن عمير بن يوسف حدثنا نصر بن علي حدثنا يزيد بن زريع حدثنا بن عون عن الشعبي عن النعمان بن بشير قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول الحلال بين والحرام بين وبين ذلك أمور مشتبهة وربما قال متشابهة وسأضرب لكم في ذلك مثلا إن الله حمى حمى وإن حمى الله محارمه وإنه من يرتع حول الحمى يوشك أن يخالط الحمى وربما قال من يرتع حول الحمى يوشك أن يرتع وإن من خالط الريبة يوشك أن يجسر

 

721- Nu'man b. Beşır der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Helal olan şeyler belli, haram olan şeyler de bellidir. ikisi arasında da şüpheli bazı konular" veya: "Birbirine benzeyen bazı konular vardır. Bu konuda da size bir örnek vereyim: Yüce Allah insanlara yasak bir alan belirlemiştir. Bu alan da haram kıldığı şeylerdir. Bu alanın çevresinde sürüsünü yayan kişinin bu alana girmesi pek yakın olur" veya: "Bu alanda yayılması pek yakın olur. Şüpheli şeylere bulaşan kişi de haram olan şeyleri işlemede pek cüretkar olur" buyurdu.

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (Gayetu'l-meram 20); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 4/270; Buhari 2051; Müslim 1599; Ebu Davud 3329; Tirmizi: 1205; Nesai:2/241, 8/327; İbn Mace 3984; Darimi:2/245.

 

ذكر الزجر عما يريب المرء من أسباب هذه الدنيا الفانية الزائلة

Kişiye Bu Fani Geçici Dünya işlerinde Şüpheli Gelen Şeylerin Yasaklanışı

 

[ 722 ] أخبرنا محمد بن أحمد بن أبي عون قال حدثنا أحمد بن الحسن الترمذي قال حدثنا مؤمل بن إسماعيل قال حدثنا شعبة قال حدثنا بريد بن أبي مريم عن أبي الحوراء السعدي قال قلت للحسن بن علي حدثني بشيء حفظته من رسول الله صلى الله عليه وسلم لم يحدثك به أحد قال قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول دع ما يريبك إلى ما لا يريبك قال الخير طمأنينة والشر ريبة وأتي النبي صلى الله عليه وسلم بشيء من تمر الصدقة فأخذت تمرة فألقيتها في في فأخذها بلعابها حتى أعادها في التمر فقيل له يا رسول الله ما كان عليك من هذه التمرة من هذا الصبي فقال إنا آل محمد لا يحل لنا الصدقة وسمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يدعو بهذا الدعاء اللهم اهدنا فيمن هديت وعافنا فيمن عافيت وتولنا فيمن توليت وبارك لنا فيما أعطيت وقنا شر ما قضيت إنك تقضي ولا يقضى عليك إنه لا يذل من واليت تباركت وتعاليت

 

722- Ebu'I-Havra es-Sa'di anlatıyor: Ben, Hasan b. Ali'ye: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den ezberleyip de sana hiç kimsenin O'ndan aktarmadığı bir şeyi bana anlat" dedim. Bunun üzerine Hasan b. Ali şu karşılığı verdi: Ben, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Şüpheli olanı bırak, şüphesiz olana bak. Çünkü hayır, iç huzurudur. Kötülük ise kuşkudan ibarettir" diye buyururken işittim. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e zekat hurmasından bir şey getirilmişti. Derken onu aldım ve ağzıma attım. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu salyasıyla birlikte (ağzımdan) çıkarıp (zekat) hurma(ları)nın içerisine attı. O'na:

 

"Ey Allah'ın Resulü! Bu hurmayı niye bu çocuğun ağzından çıkarıp aldın?" diye soruldu. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Doğrusu bize -Muhammed'in ev halkına-, sadaka / zekat helal değildir" buyurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şu duayı yaptığını işittim: "Allahümme'hdina fi men hedeyte, ve atina fi men ateyte, ve tevellena fi men tevelleyte, ve barik lena fi ma a'tayte, ve kına şerre ma kadayte, fe inneke tekdi ve la yukda aleyke, innehu la yezillu men valeyte, tebarekte ve tealeyte (= Allahım! Hidayete erdirdiklerin içerisinde beni de hidayete erdir. Afiyet verdiklerin arasında bana da afiyet ver. Gözettiklerinin içinde beni de gözet. Verdiğin şeylerde benim için bereket kıL. Hüküm (takdir) ettiklerinin şerrinden beni koru. Şüphesiz sen hüküm (takdir) edersin. Senin takdirine karşı gelinmez. Senin işini üzerine aldığın kişi alçalmaz. Senin hayrın pek çoktur ve sen, sana layık olmayan şeylerden münezzehsin)."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (el-İrva' 2074; Mişkat 3772); Şuayb: Hadis sahihtir. Ahmed 1/200; Tirmizi 2518; Nesai 8/327; Darimi 2/245.

 

ذكر الخبر الدال على أن على المرء أن لا يعتاض عن أسباب الآخرة بشيء من حطام هذه الدنيا الفانية الزائلة عند حدوث حالة به

Kişinin Fani ve Geçici Dünyada Maruz Kaldığı Herhangi Bir Durumda Mal Yerine Ahiretine Yönelik Şeyler istemesinin Gerekliliği

 

[ 723 ] أخبرنا أبو يعلى حدثنا محمد بن يزيد الرفاعي حدثنا بن فضيل حدثنا يونس بن عمرو عن أبي بردة عن أبي موسى قال أتى النبي صلى الله عليه وسلم أعرابيا فأكرمه فقال له ائتنا فأتاه فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم سل حاجتك قال ناقة نركبها وأعنز يحلبها أهلي فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم أعجزتم أن تكونوا مثل عجوز بني إسرائيل قالوا يا رسول الله وما عجوز بني إسرائيل قال إن موسى عليه السلام لما سار ببني إسرائيل من مصر ضلوا الطريق فقال ما هذا فقال علماؤهم إن يوسف عليه السلام لما حضره الموت أخذ علينا موثقا من الله أن لا نخرج من مصر حتى ننقل عظامه معنا قال فمن يعلم موضع قبره قال عجوز من بني إسرائيل فبعث إليها فأتته فقال دليني على قبر يوسف قالت حتى تعطيني حكمي قال وما حكمك قالت أكون معك في الجنة فكره أن يعطيها ذلك فأوحى الله إليه أن أعطها حكمها فانطلقت بهم إلى بحيرة موضع مستنقع ماء فقالت أنضبوا هذا الماء فأنضبوه فقالت احتفروا فاحتفروا فاستخرجوا عظام يوسف فلما أقلوها إلى الأرض وإذا الطريق مثل ضوء النهار

 

723- Ebu Musa'nın naklettiğine göre, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir bedevinin yanına gitti ve bu bedevi kişi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikramda bulundu. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bedeviye: "Bize uğra" buyurdu. Bir gün bu bedevi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uğrayınca: "Ne ihtiyacın varsa iste" buyurdu. Adam: "Bineceğimiz bir deve ve ailemin sağacağı birkaç keçi istiyorum" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz israil oğullarından olan yaşlı (kadın) kadar olamıyor musunuz?" buyurdu. Ashab:

"Ey Allah'ın Resulü! İsrail oğullarının yaşlısı da nedir?" diye sorduklarında, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle anlattı:

Hz. Musa, Mısır'dan israil oğullarıyla beraber çıkıp gittiğinde yolu kaybettiler. Musa: "Ne oldu?" diye sorunca, alimleri: "Yusuf vefat edeceği zaman bizden Allah'ın huzurunda söz almıştı. Kendisinin kemiklerini de beraber almadan Mısır'dan gitmeyecektik" dedi. Musa: "Kim onun mezarının yerini bilir?" diye sorunca, alim: "israiloğullarından bir yaşlı biliyor" cevabını verdi.

 

Ona haber gönderildi ve o yaşlı kadın geldi. Musa: "Beni Yusuf'un mezarına götür" deyince, yaşlı kadın: "istediğimi verirsen götürürüm" karşılığını verdi. Musa: "isteğin nedir?" diye sorunca: "Cennette senin yanında olmak istiyorum" cevabını verdi. Musa ona bu dileğini vermeyi istemedi. Ancak Yüce Allah: "Ona isteğini ver" diye vahiy indirdi. Bunun üzerine suyu kurumuş bir gölete gittiler. Yaşlı kadın: "(Az kalan) suyu çekin ve kazın" deyince suyu çektiler ve dediği yeri kazıp Hz. Yusuf'un kemiklerini çıkardılar. Yusuf'un kemiklerini yola koyduklarında yol gündüz ışığı gibi aydınlandı."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih liğayrihi (es-Silsiletu's-sahiha 313); Şuayb: Ravileri güvenilir kimselerdir.

 

ذكر الإخبار بأن على المرء عند العدم النظر إلى ما أدخر له من الأجر دون التلهف على ما فاته من بغيته

Yokluk Zamanlarında Kişinin Bu Duruma Tasalanma Yerine Buna Karşılık Kendisine Verilecek Sevabı Düşünmesinin Gerekliliği

 

[ 724 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى قال حدثنا محمد بن عبد الله بن نمير قال حدثنا المقرىء قال حدثنا حيوة بن شريح قال حدثني أبو هانئ حميد بن هانئ أن أبا علي الجنبي حدثه أنه سمع فضالة بن عبيد يحدث قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا صلى بالناس يخر رجال من قامتهم في الصلاة لما بهم من الحاجة وهم أصحاب الصفة حتى يقول الأعراب إن هؤلاء لمجانين فإذا قضي رسول الله صلى الله عليه وسلم صلاته قال لو تعلمون ما لكم عند الله لأحببتم أن تزدادوا فاقة وحاجة قال فضالة وأنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم يومئذ

 

724- Fadale b. Ubeyd der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaatle namaz kıldığı zaman Suffe ahalisinden olan bazı adamlar açlıktan dolayı yere düşerlerdi. Hatta bedeviler: "Bunlar delirmişler" derlerdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazını bitirdiği zaman, onlara: "(Yokluktan dolayı) Allah katında nelere sahip olduğunuzu bilseydiniz, daha fazla sıkıntılı ve ihtiyaç sahibi olmayı isterdiniz" buyururdu. Ben o gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraberdim.

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (es-Silsilem's-sahiha 2169); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 6/18; Tirmizi 2368.

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من الاتكال على تفضل الله جل وعلا في أسباب دنياه دون التأسف على ما فاته منها

Kişiye Dünya işlerinde Kaçırdıklarına Üzülmeden, Yüce Allah'ın Lütfuna Güvenmesinin Gerekmesi

 

[ 725 ] أخبرنا محمد بن الحسن بن قتيبة قال حدثنا بن أبي السري قال حدثنا عبد الرزاق قال أخبرنا معمر عن همام بن منبه عن أبي هريرة قال وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم يمين الله ملأى لا يغيضها نفقة سحاء بالليل والنهار أرأيتم ما أنفق منذ خلق السماوات والأرض فإنه لم يغض ما في يمينه واليد الأخرى القبض يرفع ويخفض وعرشه على الماء

 

725- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın sağ eli doludur ve yaptığı ihsanlar onu eksiltmez. Allah gece de, gündüz de cömerttir. Gökleri ve yeri yarattığından beri yaptığı ihsanları görüyor musunuz? Bütün bu ihsanlar sağ elindekilerden bir şey eksiltmiş değildir. Diğer (sol) eliyle de rızkı daraltıp sıkar. Allah dilediğinin rızkını çok, dilediğinin rızkını da az kılar. Allah'ın Arş'ı su üzerindedir.''

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih; Şuayb: Hadis sahihtir. Ahmed 2/313; Buhari 7419; Müslim 993/37; Tirmizi 3045; İbn Mace 197.

 

قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه هذه أخبار أطلقت من هذا النوع توهم من لم يحكم صناعة العلم أن أصحاب الحديث مشبهة عائذ بالله أن يخطر ذلك ببال أحد من أصحاب الحديث ولكن أطلق هذه الأخبار بألفاظ التمثيل لصفاته على حسب ما يتعارفه الناس فيما بينهم دون تكييف صفات الله جل ربنا عن أن يشبه بشيء من المخلوقين أو يكيف بشيء من صفاته إذ ليس كمثله شيء

 

Ebu Hatim der ki: "Bu tür haberler ilimde yetkin olmayan kişilere hadis alimlerinin Müşebbihe mezhebinin görüşlerine sahip olduğu izlenimini verebilir. Hadis alimlerinden birinin aklına böylesi bir şey gelmiş olabileceğinden Allah'a sığınırım. Ancak insanların anlayabilmesi için hadislerde Allah'ın sıfatları, keyfiyetine değinilmeden benzetmeler üzerinden zikredilmiştir. Yüce Allah herhangi bir şeyde mahlukatına benzemekten ya da böylesi sıfatların keyfiyetinin bilinmesinden münezzehtir. Zira O'na benzer hiçbir şey yoktur."

 

ذكر الخبر الدال على إيجاب الجنة لمن توكل على الله تعالى في جميع أسبابه

Bütün işlerinde Allah'a Güvenen Kişinin Cenneti Hak Edeceğine Delalet Eden Haber

 

[ 726 ] أخبرنا محمد بن جعفر بن الأشعث بسمرقند ويعقوب بن يوسف ببخارى قالا حدثنا محمد بن عيسى بن حيان حدثنا شعيب بن حرب عن عثمان بن واقد عن سعيد بن أبي سعيد عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم دخلت أمة الجنة بقضها وقضيضها كانوا لا يكتوون ولا يسترقون وعلى ربهم يتوكلون

 

726- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "Bir ümmet, küçüğüyle ve büyüğüyle cennete girmiştir. Bunlar, (dünyada) kendilerine dağlama yaptırmazlar ve okuma tedavisi (rukye) de yaptırmazlar. Bunlar, Rablerine tevekkül ederlerdi."

 

[Tahric:]  Elbani: İsnadı zayıftır (es-Silsiletu'd-daife 4613); Şuayb: İsnadı zayıftır.

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من تسليم الأشياء إلى بارئه جل وعلا

Kişiye Her Şeyini Yüce Allah'a Teslim Etmesinin Gerekmesi

 

[ 727 ] أخبرنا الفضل بن الحباب قال حدثنا محمد بن كثير العبدي عن سفيان عن أبي سنان عن وهب بن خالد عن بن الديلمي قال أتيت أبي بن كعب فقلت له وقع في نفسي شيء من القدر فحدثني بشيء لعله أن يذهب من قلبي فقال إن الله لو عذب أهل سماواته وأهل أرضه عذبهم غير ظالم لهم ولو رحمهم كانت رحمته خيرا لهم من أعمالهم ولو أنفقت مثل أحد في سبيل الله ما قبله الله منك حتى تؤمن بالقدر وتعلم أن ما أصابك لم يكن ليخطئك وأن ما أخطئك لم يكن ليصيبك ولو مت على غير هذا لدخلت النار قال ثم أتيت عبد الله بن مسعود فقال مثل قوله ثم أتيت حذيفة بن اليمان فقال مثل قوله ثم أتيت زيد بن ثابت فحدثني عن النبي صلى الله عليه وسلم مثل ذلك

 

727- ibnü'd-Deylemı der ki: Ubey b. Ka'b'ın yanına gittim ve: "Kader hakkında içime bir şey düştü. Bana bu konuyu anlat ta belki içime düşen bu şey gider" dedim. Ubey: "Eğer Allah gökyüzü ve yeryüzü ahalisini azaplandıracak olsaydı onlara zulmetmezdi. Eğer merhamet edecek olsa merhameti de onların amellerinden daha hayırlıdır. Sen Uhud dağı kadar altını Allah yolunda infak etsen bile kadere iman etmedikçe Allah onu (bu ameli) kabul etmez. Sana gelen bir şey kaza (ilahi hüküm) ile gelen bir şey değildir. Kaza ile gelmeyen de zaten gelmeyecektir. Eğer bu inanç içinde ölmezsen cehenneme girersin" dedi. Sonra Abdullah b. Mes'ud'un yanına gittim, o da aynı şeyi söyledi. Sonra Huzeyfe b el-Yeman'ın yanına gittim, o da aynı şeyi söyledi. Sonra Zeyd b. Sabit'in yanına gittiğimde, bana Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aynı şeyi nakletti.

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (Zilalu'l-cenne 245); Şuayb: İsnadı kavıdir. Ahmed 5/182; Ebu Davud 4699; İbn Mace 77.

 

ذكر الإخبار عما يجب على المؤمن من السكون تحت الحكم وقلة الاضطراب عند ورود ضد المراد

Mümine, isteği Olmadığında Üzüntüye Kapılmadan (ilahi) Hükmü Kabullenmesinin Gerekmesi

 

[ 728 ] أخبرنا الحسين بن عبد الله القطان قال حدثنا نوح بن حبيب قال حدثنا حفص بن غياث عن عاصم الأحول عن ثعلبة بن عاصم عن أنس بن مالك قال النبي صلى الله عليه وسلم عجبت للمؤمن لا يقضي الله له شيئا إلا كان خيرا له

 

728- Enes b. Malik'in bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Müminin durumuna hayret ettim. Yüce Allah mü mine bir şey takdir ettiği zaman takdir edilen şey, mümih için mutlaka hayırlı olandır.’‘

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahıha 148); Şuayb: İsnadı ceyyiddir. Ahmed 5/24,3/117, 3/184.

 

ذكر البيان بأن المرء وإن كان مجدا في الطاعات إذا وردت عليه حالة الضيق والمنع يجب أن يستوي قلبه عندها مع حالة الوسع والإعطاء

Kişinin Taate Yönelik Gayreti Çok Olsa da Yokluğa Yönelik Bir Duruma Maruz Kaldığında Kalbinin Varlık Halindekiyle Aynı Olmasının Gerekliliği

 

[ 729 ] أخبرنا الحسن بن سفيان حدثنا الوليد بن شجاع حدثنا علي بن مسهر حدثنا هشام بن عروة عن أبيه عن عائشة قالت لقد كان آل محمد صلى الله عليه وسلم يرون ثلاثة أشهر ما يستوقدون فيه بنار ما هو إلا الماء والتمر وكان حولنا أهل دور من الأنصار لهم دواجن في حوائطهم فكان أهل كل دار يبعثون إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم بغزير شاتهم فكان لرسول الله صلى الله عليه وسلم من ذلك اللبن

 

729- Hz. Aişe dedi ki: Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ailesinin evinde üç ay boyunca tencere kaynamaz, su ile hurmadan başka da yiyecekleri olmazdı. Etrafımızda Ensar'dan komşularımız vardı. Bahçelerinde tavukları vardı. Her ev halkı bize koyunlarından sağdıkları sütten gönderir, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu sütten içerdi 

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (Muhtasaru'ş-Şemail 111); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 6/108; Buhari: 6458; Müslim 2972; İbn Mace 4144.

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من قطع القلب عن الخلائق بجميع العلائق في أحواله وأسبابه

Kişinin Her işi ve Durumunda Mahlukattan Yana Beklenti içinde Olmamasının Gerekliliği

 

[ 730 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى قال حدثنا أبو خيثمة قال حدثنا المقرىء عن حيوة بن شريح عن بكر بن عمرو عن عبد الله بن هبيرة عن أبي تميم الجيشاني عن عمر بن الخطاب قال سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول لو توكلون على الله حق توكله لرزقكم الله كما يرزق الطير تغدو خماصا وتعود بطانا

 

730- Ömer b. el-Hattab'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Eğer siz Allah'a hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabah aç olarak çıkıp da akşam tok olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi Allah sizi de rızıklandırırdı."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 310); Şuayb: İsnadı ceyyiddir. Bak hadis no: 684.

 

ذكر الإخبار بأن المرء يجب عليه مع توكل القلب الاحتراز بالأعضاء ضد قول من كرهه

Aksi Söylense de Tevekkülün Yanında Kişinin Fiilen de Önlemini Almasının Gerekliliği

 

[ 731 ] أخبرنا الحسين بن عبد الله القطان قال حدثنا هشام بن عمار قال حدثنا حاتم بن إسماعيل قال حدثنا يعقوب بن عبد الله عن جعفر بن عمرو بن أمية عن أبيه قال قال رجل للنبي صلى الله عليه وسلم أرسل ناقتي وأتوكل قال اعقلها وتوكل قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه يعقوب هذا هو يعقوب بن عمرو بن عبد الله بن عمرو بن أمية الضمري من أهل الحجاز مشهور مأمون

 

731- Cafer b. Amr b. Umeyye, babasından naklediyor: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Devemi salıverip tevekkül edeyim mi?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bağla ve öyle tevekkül et" buyurdu.

 

Ebu Hatim der ki: "Buradaki Yakub, Lakub b. Amr b. Abdillah b. Amr b. Umeyye ed-Damri olup Hicaz ahalisinden meşhur ve güvenilir birisidir."

 

[Tahric:]  Elbani: Sahih liğayrihi (Müşkiletu'l-fakr 23/22); Şuayb: Hadis hasendir. Ahmed 1/30; Tirmizi 2344; İbn Mace 4164.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Bab: Kur'an Okuma