GÜVERCÝNLERÝN FÝDYESÝ
[1261] Bize Said b.
Salim, Ömer b. Said b. Ebu Hüseyn'den haber verdi. O Abdullah b. Kesir ed-Dari'den,
o Talha b. Ebu Hafsa'dan, O Nafi b. Abdulharis'ten þöyle dediðini rivayet etti:
Ömer b. el-Hattab Mekke'ye geldi. Cuma gününde Daru'l-Nedve'ye girdi. Oradan
Mescid (-i Harama) daha yakýn gitmek istemiþti. Bunun için Beyt'teki bir aský
üzerine ridasýný býraktý. Onun üzerine güvercinlerden bir kuþ gelip kondu. Onu
uçurdu. Bir yýlan onu (kuþu) yakalayýp öldürdü. Cuma namazýný kýldýktan sonra
ben ve Osman b. Affan yanýna girdik. O: Bugün yaptýðým bir iþ hakkýnda hüküm
veriniz. Ben bugün bu Dar'a (Daru'n-Nedve'ye) girdim. Oradan Mescid'e gitmeyi
daha da yakýnlaþtýrmak istemiþtim. Ridamý þu askýya býraktým, üzerine þu
güvercinlerden bir kuþ gelip kondu. Pisliði ile ridamý kirleteceðinden
korktuðumdan ötürü onu ridamýn üzerinden uçurdum. Bu sefer o, þu diðer askýnýn
üzerine kondu. Hemen bir yýlan onu yakalayýp öldürdü. Ben de güven altýna
bulunduðu bir yerden ölümüne sebep olan bir yere gitsin diye onu uçurdum
(uçurmuþ oldum), diye içten içe rahatsýz oldum. (Naii' dedi ki): Osman'a; peki
Afra tepesinin keçileri hakkýndaki görüþün nedir? Müminlerin emiri hakkýnda
onlara göre hüküm verebilir miyiz, dedim. O: Görüþüm bu istikamettedir, dedi.
Ömer de bunun uygulanmasýný emr etti.
[1262] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi. Onun Atadan rivayetine göre, Osman b. Ubeydullah b.
Humeyd'in bir oðlu bir güvercin öldürdü. Ýbn Abbas gelince ona bunu söyledi.
Ýbn Abbas dedi ki: Bir koyun kes ve onu sadaka olarak daðýt. Ýbn Cüreyc dedi
ki: Ataya: Mekke güvercinlerinden mi, dedim. O: Evet, dedi.
Þafii dedi ki: Buna göre
Ýbn Abbas'ýn bu sözünde iki hususa delalet bulunmaktadýr. Birincisine göre,
Mekke güvercinlerinden birini öldürene bir koyun fidye düþer. Diðerine göre
ise, bu verilen ceza (fidye) yoksullara sadaka olarak daðýtýlýr. Çünkü: Onu
tasadduk eder, dediðinde bir bölümünü deðil tamamýný kasetmiþ olur.
[1263] Bize Süfyan, Amr
b. Dinaruan haber verdi o; Atadan rivayet etti.
[1264] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi o; Atadan güvercinde bir koyun vardýr diye rivayet etti.
[1265] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den þöyle dediðini haber verdi: Mücahit dedi ki: Ömer b. el-Hattab'ýn
emri üzerine, bir güvercin uçuruldu. Güvercin Merve tepesine kondu. Onu bir
yýlan kaptý o da o güvercin karþýlýðýnda (fidye olarak) bir koyun verilmesine
hükmetti.
Þafii dedi ki: Mekke'de,
Mekke'nin güvercinlerini öldüren bir kimseye, buna karþýlýk bir koyun keser. Bu
da Ömer, Osman, Ýbn Abbas, Ýbn Ömer, Asým b. Ömer, Ata ve Ýbnü'l-Müseyyeb'den
gelen zikrettiðimiz bu rivayetlere uyarak belirttiðimiz bir kanaattir. Kýyas
yoluyla (vardýðýmýz bir sonuç) deðil.
ÇEKÝRGELER
[1266] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi o, Yusuf b. Mahek'ten rivayet ettiðine göre, Abdullah b.
Ebu Ammar kendisine þunu haber verdi: Muaz b. Cebel ve Ka'b el-Ahbar ile Beytü'l-Makdis'ten
bir umre yapmak üzere ihrama girmiþ birkaç kiþi ile birlikte geldik. Nihayet
yolun bir bölümünde idik k,i Ka'b'ýn -ateþte ýsýnmakta olduðu bir sýrada-
yanýndan bir çekirge sürüsü geçti. Ýki çekirge yakalayýp orýlarý közün üzerinde
tuttu, ihramlý olduðunu unuttu. Sonra ihramýný hatýrlayýnca onlarý býraktý.
Medine'ye vardýðýmýz sýrada gelenler Ömer b. el-Hattab'ýn huzuruna girdi. Ben
de onlarla beraber girdim. Ka'b, Ömer' e iki çekirge hadisesini anlattý Ömer:
Buna kim hüküm verebilecek, belki ey Ka'b sen buna hüküm verebilirsin, dedi.
Evet dedi. Dedi ki: Himyerliler çekirgeyi sever Ömer: Peki kendine nasýl bir
hüküm verdin, o: Ýki dirhem, dedi Ömer: Peh, iki dirhem ý 00 çekirgeden iyidir,
sen içinden geçirdiðin gibi bunu yap, dedi.
Þafii dedi ki: Bu
hadiste çeþitli hususlara delil vardý: Muaz, Ka'b ve diðerlerinin
Beytü'l-Makdis'ten ihrama girildikleri görülmektedir. Burasý ise mikata çok
uzaktýr. Yine burada görüldüðü gibi Ka'b ayrýca kafalarýný kesmeksizin iki
çekirgeyi alýp öldürmüþ oldu. Bütün bunlarý Ömer'e anlattý, Ömer de buna karþý
çýkmadý. Ömer'in: "iki dirhem 100 çekirgeden iyidir" demesi, sen sana
düþmeyen bir miktarý nafile olarak vermek istedin, dolayýsýyla bunu tetavvu
(nafile) olarak yap dedi.
[1267] Bize Said, Bukeyr
b. Abdullah b. el-Eþec'den þöyle dediðini haber verdi: El-Kasým b. Muhammed'i
þöyle derken dinledim: Abdullah b. Abbas'ýn yanýnda oturuyordum. Bir adam ona
ihramlý iken öldürdüðü bir çekirgeye dair soru sordu o: Ondan dolayý bir avuç
buðday verilir. Andolsun, sen bir avuç ile bir deðiL, birçok çekirge
alabilirsin. Bununla birlikte yine de böyle yap.
Ýþte bu þuna delildir:
Onun çekirgenin deðeri kadar sorumlu olduðunu uygun gördü fakat ihtiyatlý
olmayý emretti. Çekirgenin cezasý, kiþinin o çekirgeyi öldürdüðü yerdeki
kýymetidir. Bir hurma, daha az yahut daha fazla olabilir. Ýþte bu fukahanýn
benimsediði kanaattir. Allah en iyi bilendir.
Ömer, Ýbn Abbas ve
baþkalarýnýn çekirge hakkuýdaki görüþlerinin onun deðeri kadar olduðunu
gördüðüm gibi, ayný þekilde av hayvanlarýnda da benimsedikleri kanaatin
-kýymeti dikkate almadan- onlarýn misli davar olduðunu gördüm. Çünkü bir
sýrtlan bir koç etmez, bir ceylan bazen bir keçiye eþit olabilir bazen bir
keçiye eþit olamaz. Bir tarla sýçaný bir oðlak etmez. Bir tavþan, bir oðlak
etmez. Onlarýn av hayvanlarýnda deðerlere deðil de bedenlerinin yakýnlýðýna -
açýkladýðým rivayetlerden ötürü-dikkat ettiklerini gördüm. Çünkü onlar (bu
hususlarda) çeþitli þehirlerde ve farklý zamanlarda hüküm vermiþlerdir. Eðer
kýymetlerine göre hüküm vermiþ olsalardý, þehirler ve zamanlarýn farklýlýðýndan
ötürü verecekleri hükümler de farklý olacak ve çekirge hakkýnda söyledikleri
gibi onun kýymeti ödenir, diyeceklerdi.
Yine onlarýn ittifakla
þunu kabul ettiklerini gördüm: Yerde yürüyen canlýlar ile uçan kuþlar
hakkýndaki hükümlerinde fark gözetmiþlerdir. Buna sebep ise açýkladýðým gibi,
yerde yürüyen canlýlarýn benzerleri davarlarýn fidye verileceðidir. Uçan kuþ
türlerinden sayýlan çekirge ve güvercinden daha küçüklerde ise kýymetleri söz
konusudur.
Þafii dedi ki: Ondan
sonra onlarýn kendi mezheplerine (kanaatlerine) göre, güvercin ile çekirge
arasýnda fark gözettiklerini gördüm. Çünkü bilgi, Mekke güvercinleri arasýnda
bir koyun edecek bir güvercin bulunmadýðý doðrultusundadýr. Durum böyle olduðuna
göre, o halde onlarýn bu hususta yaptýklarý (öncekilerin görüþlerine) tabi
olmaktýr. Çünkü bizler, onlara muhalefet hususunda iþi geniþ tutmuyoruz. Ancak
onlarýn emsaline bakarýz. Onlarýn emsali arasýnda onlara muhalefet eden kimse
de bilmiyoruz. Mekke'nin güvercinleri ile onlarýn dýþýnda ihramlý kimsenin
öldüreceði kuþ türünden avlar arasýndaki farka gelince, bu hususta ancak
Araplarýn bildiklerine uygun þey söylemek mümkündür: Onlara (Araplara) göre,
güvercinler kuþlarýn en üstünleri, en pahalý olanlarýdýr. Çünkü kuþlar,
evlerinde evcilleþirdi. Araplara göre kuþlarýn en akýllýlarý (güvercinler), hem
evcilleþmesi hem evcilleþmesinin hýzlý oluþundan ötürü yol göstericilikte en
üstün özelliklere sahip görürlerdi. Seslerini güzel bulduklarýndan ötürü onlara
göre, sesleri en üstün kuþlardý. Seslerinden insanlara alýþmalarýndan yol
göstericiliklerinden yavrularýndan da çokça zevk alýyorlardý. Bununla birlikte
etleri de yenirdi.
Nitekim Araplara göre
kendisinden yararlanýlan eti yenilir kuþlar, mutlaka yenilirdi. Bu bakýmdan
þöyle denilmiþtir: Araplarýn "Hamame: güvercin" adýný verdiði bütün
kuþlardan ötürü bir koyun kesilir. Bu da "..." Hamam denilen kuþlarýn
kendisi olana yemam, kumru, dübbasi, fevahit gibi isimlerle anýlýr. Kýsacasý
Araplarýn "hamame" adýný verdiði diðer bütün kuþlar da böyledir.
Þafii dedi ki: Nitekim
Araplar arasýnda uçan kuþlarýn güvercin türü insan gibi akýllýdýr derlerdi.
Yine Araplar güvercinleri þiirlerinde de zikretmiþ bulunuyorlar. Nitekim
el-Hüzeyli þöyle demiþtir: "Ye diðer güvercinlere bir güvercinin cevap
vermesi, benim yeni doðmuþ bir yavruya aðlayýþýmý hatýrlattý."
Yine þair þöyle
demiþtir: "Vec vadisinin güvercini bir gözetleme yerinin üzerinde öttÜ
m'ü? bende de özlem depreþir."
Cerir dedi ki:
"Rame'nin Midfa' denilen yerinde ötüþen bir güvercin bana ez-Zübeyr'i
hatýrlatýyor"
er-Rebi' dedi ki: Þair
þöyle demiþtir: "Yok olmaya yüz tutmuþ o kalýntýlar üzerinde durdum da o
kalýntýlara konmuþ birkaç güvercinin aðlayýþý beni de coþturdu."
Þafii (Allah'ýn rahmeti
ona) dedi ki: Yine Araplarýn söyledikleri pek çok þiirde de onlar benim
anlattýðým þekilde güvercin seslerinin þarký ve bir aðlayýþ olarak görülmesi
onlarca aklen kabul ettikleri bir þeydi. Fakat bu gibi hususiyetler kendilerine
... / güvercin" denilen kuþlarýn dýþýnda hiçbirisinde yoktur.
Þafii (Allah'ýn rahmeti
ona) dedi ki: Kendisine .../ güvercin" denilebilen kuþlar hakkýnda: Ýþte
bu fark dolayýsýyla, -ondan dolayý- bir koyun fidye verilir, denilmektedir. Bu
da Mekke güvercinleri ile ilgili olarak isimlerini verdiðim kimselerden gelen
habere uyarak söylenir. Ayrýca bu husustaki bütün mezhepler / görüþler arasýnda
fýkha bundan daha yakýn bir görüþ olacaðýný da zannetmiyorum. Bu yolu izleyen
kimsenin ise þunu da söylemesi gerekir: Bunlardan daha küçük ya da daha iri
olsun kendisine güvercin adý verilemeyen kuþlarda avlandýklarý yerdeki
kýymetleri ne ise o ödenir.
MEKKE GÜVERCÝNLERÝ
HAKKINDAKÝ GÖRÜÞ AYRILIÐI
Þafii dedi ki: Birileri Mekke
güvercinleri karþýlýðýnda bir koyun, Mekke güvercinleri dýþýndaki diðer
güvercinler ile güvercinden baþka diðer uçan kuþlarýn karþýlýðýnda ise
kýymetini fidye olarak verileceði kanaatindedir.
Þafii dedi ki: Ancak
Mekke güvercinleri karþýlýðýnda, bir koyun fidye verileceði kanaati ile ilgili
olarak þu mülahaza söz konusudur: Eðer bu kiþi bunu bizatihi güvercinin haram
olmasýndan ötürü kabul etmiþse, o zaman Harem bölgesinin dýþýnda ve ihramsýz
iken Mekke güvercinin öldürenlerin de bir koyun fidye vermelerine hükmetmesi
gerekmektedir.
Þafii dedi ki: Fakat
Mekke güvercinleri, Harem'in dýþýnda öldürülecek olursa, bir ceza yoktur ve o
güvercini öldürmek haram deðildir. Bizim de onun da mezhebimiz / kanaatimiz bu
olduðuna göre, Mekke güvercinlerinin Mekke'nin dýþýndaki güvercinlerden farklý
bir özelliði yoktur. Þayet o, bu kanaatine onlarýn Harem bölgesinde bulunan bir
topluluk olup Mekke güvercinlerinden oluþu dolayýsýyla bu kanaate sahip
olmuþsa, Harem bölgesi içerisinde onun dýþýnda öldürülen bütün avlar hakkýnda
böyle denilir( denilmesi lazým).
Þafii dedi ki: Bizim de
onun da mezhebine göre, kýran haccý yapan ihramlý bir kimsenin Harem içerisinde
öldürdüðü av, ifrad haccý ya da umre yapmak için ihramlý olan kimsenin Harem
bölgesinin dýþýnda öldürdüðü av gibidir. Bu türden söylediði bir söz, eðer
açýklamaya çalýþýlacak olursa, bunun açýklanabilir bir tarafý yoktur. Eðer
Harem bölgesinin güvercinleri, Harem bölgesinin dýþýnda ihramsýz olarak
öldürülürse, öldürene bir þey düþmez kanaatinde olup Harem güvercinleri
dýþýndaki güvercinler için fidye bir koyun olmayacaksa, Harem güvercinleri
hakkýnda bir koyun fidye vardýr, demesi sahih olmaz.
[1268] Bize Said b.
Salim, Said b. Ebu Arube'den haber verdi o, Katade'den þöyle dediðini rivayet
etti: Ýhramlý bir kimse, Harem bölgesinin dýþýnda, bir güvercin öldürse, ona
bir dirhem fidye düþer. Ama Harem güvercinlerinden birini Haremde öldürürse,
ona fidye olarak bir koyun düþer.
Þafii dedi ki: Bu bundan
önce naklettiðim görüþün bir veçhidir (yönüdür).
Ama bunun þu bakýmdan
dolayý sahih kabul edilecek bir tarafý yoktur: Bu kanaate göre; Mekke
güvercinlerinden biri, Harem'in dýþýnda ve ihramsýz olarak öldürülecek olursa,
fidye verilmesini kabul etmelidir. Ama onun bu kanaatte olduðunu zannetmiyorum,
kimsenin de böyle bir þey söylediðini bilmiyorum.
Ata ise, kuþun avlanmasý
halinde, açýklanabilir bir yol izlemiþtir. Ama bizim naklettiðimiz kendi
mezhebimiz açýkladýðým sebep dolayýsýyla ondan da sahihtir. Elbette Allah en
iyi bilendir.
[1269] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi o, Atadan þöyle dediðini rivayet etti: Bütün kuþ
avlarýnda, güvercin ve yukarýsýnda (daha büyüklerinde, daha kýymetlilerinde)
birer koyun fidye verilir. Erkek keklik, keklik (ya da yabani güvercin),
baðýrtlak, toy kuþu, tuma, balýkçýl, karatavuk, toy kuþunun erkeði kuþlarýnýn
her birinde birer koyun fidye verilir. Ataya dedim ki: Erkek toy kuþu benim
gördüðüm avlanan kuþlarýn en irisidir. Onda koyundan farklý bir ceza olabilir
mi? o: Hayýr, bütün kuþ avlarýnda güvercin ve yukarýsýnda bir koyun vardýr,
dedi.
Þafii dedi ki: Biz,
ancak açýkladýðýmýz sebepten ötürü bu görüþü almadýk.
Çünkü eðer güvercin
karþýlýðýnda bir koyun kabul etmesi ve bunu güvercinin üstünlüðü ve
diðerlerinde farklýlýðý sebebiyle ön görmemiþse, o vakit ondan büyük kuþlarda
ona göre fidyeyi daha da arttýrmalýdýr. Eðer kuþlar arasýnda bizim gözettiðimiz
bu fark sebebiyle kendisi aralarýnda fark görmüyorsa, ancak bunu kabul ederse
doðru bir yaklaþým olur.
[1270] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi, o Atadan þöyle dediðini rivayet etti. Kumru ve onun
diðer türü dubsi denilen çeþidinde birer koyun fidye verilir.
Þafii dedi ki:
Genelolarak güvercinler, anlattýðým gibidir. Suya kafasýný daldýrýp bir nefeste
çýkaran (bazý) kuþlara da hamam: güvercin denilir. Tavuklarýn içtiði gibi damla
damla içenler ise hamam / güvercin deðildir.
[1271] Müslim, Ýbn
Cüreyc'den o, Atadan böyle haber verdi.
GÜVERCÝN YUMURTASI
Þafii (Allah'ýn rahmeti
ona) dedi ki: Mekke güvercinleri ile baþka güvercinlerin yumurtasýna diðer taraftan
deðeri, fidye olarak verilmesi ön görülen avlardan yumurdayanlarýn yumurtasý
karþýlýðýnda ödenecek fidyeye gelince;
Þafii dedi ki: Deve kuþu
yumurtasýnýn kýrýlmasý halinde, söylediklerimiz gibidir. Eðer o yumurtayý
kýrdýðýnda içinde yavru yoksa, o zaman yumurtanýn deðeri fidye verilir. Eðer
yumurtayý kýrdýðýnda içinde yavru varsa o vakit karþýlýðýnda bir kimseye ait
olup onu kýrmýþ olsaydý deðeri ne ise onu verir. Eðer yumurta bozuk olduðu
halde kýrýlmýþsa, bundan dolayý ona bir þey düþmez. Týpký herhangi bir kimseye
ait iken böyle bir yumurtayý kýrmasý halinde bir þey düþmediði gibi.
Þafii dedi ki: Atanýn
güvercin yumurtalarý hakkýndaki görüþü, bizim bu husustaki görüþümüzden
farklýdýr.
[1272] Bize Said'in Ýbn
Cüreyc'den haber verdiðine göre o, Ataya: Mekke güvercinin yumurtasý
karþýlýðýnda ne verilir? demiþ Ata: Bir yumurta karþýlýðýnda yarým dirhem iki
yumurta karþýlýðýnda bir dirhem verilir. Eðer içinde yavrusu bulunan bir
yumurta kýrarsan ona karþýlýk bir dirhem verirsin.
Þafii dedi ki: Gördüðüm
kadarýyla Ata, bu sözleriyle söylediði günkü kýymeti kast etmiþtir. Eðer bunu
kast etmiþ ise, bizim benimsediðimiz görüþ, kýrýlan bütün yumurtalar hakkýnda
kýymetinin ödeneceði þeklindedir. Eðer bu sözleriyle onun bu hususta verdiði
hükmün bu olduðunu kast ediyorsa, biz bunu kabul etmiyoruz.
GÜVERCÝNDEN BAÞKA KUÞLAR
Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi o, Atadan þöyle dediði rivayet etti: Ben ... dav'
denilen kuþu görmedim. Ama eðer bu kuþ güvercin ise onun da cezasý bir
koyundur.
Þafii dedi ki: Dav'
güvercinden küçük bir kuþtur. Ona güvercin denilmez.
Bu sebeple onun kýymeti
ödenir. Kýsacasý ihramlý bir kimsenin güvercin dýþýnda öldürdüðü her bir kuþun
cezasý onun deðeridir. Güvercinden ister büyük, ister küçük olsun. Bunun böyle
olmasý þaný yüce Allanýn avlanýlan hayvanlar hakkýnda cezasý "öldürdüðü
hayvanýn bir benzeridir" (Maide, 95) buyurmuþ olmasýdýr.
Þafii dedi ki:
Böylelikle kuþ türü, mislinin bulunmasý ölçüsünün dýþýna çýkmaktadýr. Bununla
birlikte onun (kuþ türünün) da haram kýlýnmýþlarýn çerçevesine girdiði de
bilenen bir husustur. Bu sebeple onun misli, eðer davar türünden bir benzeri
yoksa kýymeti ile ödenir. Ayrýca þunu da görüyoruz: Bu Ömer ve Ýbn Abbas'ýn
çekirge hakkýndaki görüþlerine, çekirge hakkýnda onlara muvafakat edenlerin
görüþlerine ve güvercin dýþýndaki kuþlar hakkýndaki görüþlerine göre bir
kýyastýr. Diðer taraftan Atanýn kuþlar hakkýndaki görüþü, þayet o gün kuþun
bedeli o olduðundan dolayý böyle demiþ ise, bizim kanaatimize uygundur. Ama
eðer o bu kanaatini onun için aþýlmasý söz konusu olmayan bir sýnýr olarak
ifade etmiþse, bu hususta biz ona muhalefet ediyoruz. Buna sebep ise, Ömer ve
Ýbn Abbas'ýn sözlerine yaptýðýmýz kýyastýr. Onun ve baþkalarýnýn çekirgeler
hakkýndaki görüþüne gelince, zannederim o, bunu ortaya koyarken bir sýnýr
getirmek istemiþtir. Halbuki sýnýr ancak Kitap yahut sünnet yahut da hakkýnda
ihtilaf edilmemiþ bir husus ya da kýyas ile tespit edilirse, caiz olur. Eðer bu
hususta Mekke güvercinleri hakkýnda farklý bir hüküm gelmemiþ olsaydý, biz onun
fidyesini bir koyun olarak tespit etmezdik. Çünkü bu kýyas deðildir. Ýþte bu
sebeple biz Atanýn güvercinlerden daha iri daha ufak ve güvercin yumurtalarý
hakkýndaki sýnýrlandýrmasý ile baþ baþa býraktýk ve biz onun sözlerinden ancak
Kitaba, sünnete yahut muhalifi bulunmaya bir rivayet ya da kýyasa muvafýk olan
sözlerini kabul ettik. Birisi:
- Peki Atanýn bu
husustaki görüþünün sýnýrý nedir, dese;
[1273] Þafii dedi ki:
Bize Said, Ýbn Cüreyc'den þöyle dediðini haber verdi:
Ata bana serçeler
hakkýnda oldukça açýk ve seçik bir söz söyledi ve dedi ki: Serçeye gelince
ondan dolayý yarým dirhem fidye vardýr.
Ata dedi ki: Benim
görüþüme göre hüdhüd kuþu güvercinden küçük serçeden büyük olduðu için ondan
dolayý bir dirhem verilir. Ata dedi ki ... Kuayt (bülbül) de bir serçe
(gibi)dir.
Þafii dedi ki: Ýþte o bu
türden sözler söylediðinden ötürü, biz de onun görüþünü almadýk. Çünkü eðer
serçeden dolayý ona göre bir dirhem hüdhüdden ötürü de (güvercin ile serçe arasýnda
oluþundan dolayý) bir dirhem verilecekse, o takdirde güvercine yakýnlýðýndan
ötürü hüdhüd içinde bir dirhemden daha fazla miktar tespit etmesi gerekirdi.
[1274] Ýbn Cüreyc dedi
ki: Ata dedi ki: Yarasa ise serçeden büyük hüdhüdden küçük olduðu için onun
fidyesi 2/3 dirhemdir.
ÇEKÝRGELER
[1275] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verip dedi ki: Atayý þöyle derken dinledim: Ýbn Abbas'a Harem
bölgesinde çekirgelerin avlanmasýna dair soru soruldu. O hayýr diyerek onu
nehyetti (Ata) dedi ki: Ben ya da oradakilerden bir adam ona dedi ki: Ama senin
kavmin mescitte çekirgeleri "..." Emekler vaziyette olduklarý halde
onlarý yakalýyorlar dedi o: Bilmiyorlar dedi.
[1276] Bize Müslim, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi o; Atadan o; Ýbn Abbas'tan aynýsýný rivayet etmekle
birlikte ancak o: "Eðilmiþ olduklarý halde" dedi.
Þafii dedi ki: Müslim'in
rivayeti bu iki rivayetin daha doðru olanýdýr. Hadis hafýzlarý da Ýbn
Cüreyc'den bu kelimeyi "Eðilerek, eðildikleri halde" diyerek rivayet
etmiþlerdir.
[1277] Bize Said ve
Müslim, Ýbn Cüreyc'den haber verdi, onun Atadan rivayete göre, o bilmeden
çekirgeyi öldüren kiþi hakkýnda þöyle dediðini rivayet etti:
O takdirde onun cezasýný
öder. Çünkü çekirge bir avdýr.
[1278] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den þöyle dediðini haber verdi: Bize Bukeyr b.
Abdullah haber verip
dedi ki: El-Kasým b. Muhammed'i þöyle derken dinledim:
Ýbn Abbas'ýn yanýnda
oturuyordum. Bir adam kendisine ihramlý olduðu halde ölümüne sebep olduðu
çekirgenin durumunu sordu. Ýbn Abbas dedi ki: Onun fidyesi bir avuç buðdaydýr.
Her ne kadar sen bir avuç buðdayla bir avuç çekirge alýyorsan da varsýn böyle
olsun.
Þafii dedi ki: "Her
ne kadar bir avuç ile birçok çekirge alýyorsan da" demesi onun kýymetinin
ödeneceðini gösteriyor. "Olsa da" sözü ile de ben sana bu bir avucun
ödemen gereken fidyenden daha fazla olduðunu bildirdikten sonra böylelikle sen
bu fazlalýkla yükümlülüðün ihtiyatla yerine getirmiþ olursun.
[1279] Bize Müslim, Ýbn
Cüreyc'den haber verdi o, Yusuf b. Mahek'ten o, Abdullah b. Ebu Ammar'dan ona
þunu haber verdi: Muaz b. Cebel ve Ka'b ile ... yan yana geldi.
Böylelikle bu hadis
rivayet edildi ve bu tekrar edilen bir hadistir.
Þafii dedi ki: Ömer'in:
"iki dirhem 100 çekirgeden deðerlidir" sözü onun çekirge karþýlýðýnda
deðerinden baþka bir þey fidye verilmeyeceði görüþünde olduðuna dellidir. Yine
Ömer'in "sen içinden geçeni yap" sözü de: Sen nafýle olarak bir hayýr
yapmayý içinden geçirmiþsin, onu yerine getir. Çünkü artýk o senin bir
görevindir, demektir.
Þafii dedi ki:
"-illi" "Ed-debba" ise küçük çekirgelere denilir. Bu küçük
çekirgelere karþýlýk eðer kiþi fidyesini vermek isterse bir hurmadan daha az
yahut da küçük bir lokmacýk verir. Bununla birlikte yine verdiði fidye ondan
daha deðerlidir.
[1280] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den haber verdiðine göre Ataya ed-debba denilen küçük çekirgeleri
öldüreyim mi diye sormuþ, Ata: Vallahi olmaz. O takdirde onu öldürürsen onun
cezasýný da öde. Ben: Ne ödeyeyim dedim o: Çekirge karþýlýðýnda ödeyeceðin
miktarý tespit et sonra çekirgenin cezasýndan onun ceza miktarýný tespit et.
[1281] Bize Said, Ýbn
Cüreyc'den þöyle dediðini haber verdi: Ataya dedim ki: Ýhramlý olduðun halde
bir çekirge yahut da küçük bir çekirge "-illI" "ed-debba"
bilmeden öldürdüm veyahut ben üzerinde iken devem, onu öldürdü. o: Bütün
bunlarýn cezasýný öde, böylelikle Allah'ýn haram kýldýklarýný tazim etmiþ
olursun, dedi.
Þafii dedi ki: Ýhramlý
bir kimse, devesi üzerinde iken yahut onu yularýndan çekiyorken yahut arkadan
sürüyorken devesinin bu kabilden, öldürdüklerinin cezasýný öder. Eðer devesi
salýverilmiþ ise, devesinin bu kabilden öldürdüklerinin cezasýný vermez.
[1282] Bize Said, Talha
b. Amr'dan haber verdi o, Atadan rivayet ettiðine göre, ihramlý bir kimsenin
bir çekirgeyi yakalamasý halinde bir avuç buðday fidye vereceðini söyledi.
ÇEKÝRGE YUMURTASI
Þafii dedi ki: Çekirge
yumurtalarýný kýrdýðý takdirde fidyesini öder. Bununla birlikte her bir yumurta
karþýlýðýnda fidye vereceði bir miktar buðdayondan daha deðerlidir. Þayet çok
miktarda yumurta kýrmýþ ise, onun deðerini ya da deðerinden fazlasýný
ödediðinden emin oluncaya kadar ihtiyatlý hareket eder. Bunu da her bir av
hayvanýn yumurtasýna kýyaslayarak tespit eder.
Sonraki için týkla:
AV HAYVANINI
ÖLDÜRMENÝN DIÞINDA BÝR MAKSAT ÝLE TUTMASINA DAÝR