Müsned-i

HARİS

Hükümler

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Hükümler

 

**********************

Davalılar Arasında Eşitlik

**********************

 

455- Muhammed bin Nuaym, babasının şöyle dediğini rivayet etti: Ebu Hureyre'yi kadılık yaparken gördüm. Derken bir gün Haris bin Hakem geldi ve onun yaslandığı yastık üzerine oturdu. Ebu Hureyre, onun bir dava için değil de, başka bir şey için geldiğini zannetti. Sonra başka bir adam gelip Ebu Hureyre'nin önüne oturdu. Ebu Hureyre, ona: "Ne var?" diye sorunca, adam: "Haris'ten şika-yetçiyim" dedi. Bunun üzerine Ebu Hureyre, Haris'e: "Kalk ve hasmınla birlikte otur! Çünkü bu, Ebu'l-Kasım'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünnetidir" dedi.

 

 

 

**********************

Hakimin Karnı Tok İken Hüküm Vermesi

**********************

 

456- Ebu Said el-Hudri'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hakim, sadece karnı tok iken hüküm versin."

 

 

 

**********************

Hakim, Haramı Helal ve Helali Haram Yapamaz

**********************

 

457- Zeynep binti Ebu Seleme'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Kuşkusuz siz, davalaşmak üzere yanıma geliyorsunuz. Belki de bazılarınız, delillerini diğerlerinden daha iyi ortaya koyuyor ve ben de duyduğuma göre onun lehine karar veriyorum. O halde her kime kardeşinin hakkı olan bir şeyde lehine hüküm vermişsem, ondan bir şeyalmasın. Çünkü ben ona, ateşten bir parça vermişim demektir."

 

 

 

**********************

Zayıfın Hakkını Almak

**********************

 

458- Ebu Zür'a bin Amr bin Cerir'in rivayet ettiğine göre, bir adam, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek hurma alacağını tahsil etmek istedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine biraz süre tanımasını istediyse de adam süre vermeyi reddetti. Bunu gören Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı onu azarladı. Adam: "'Medine'den çıkana kadar sana baskı yapacağım. Borcundan bir miktarı mutlaka senden isteyeceğim. Vallahi bana senden istediğimden daha fazlasını vermediğin sürece memleketime dönmeyeceğim" dedi.

 

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Süleym6ğullarından Havle isminde bir kadına birini göndererek ondan vadeyle / ödünç hurma satın aldı. Kadın hurmayı gönderdi ve: "Eğer bundan istersen, yanımızda istediğiniz kadar var" diye haber yolladı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), adama: "Bundan mı istiyorsun?" diye sorunca, "Evet" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O halde git, ölç ve bütün alacağını al" buyurdu. Sonra: "O, sizin yardımınıza benden daha muhtaçtı. Ben de bana emaneti teslim etmeyi söylemenize daha muhtaçtım. Kuşkusuz Allah, zayıfına yardım edilmeyen -veya zayıfı desteklenmeyen- bir milleti yüceltmez" buyurdu.

 

 

 

**********************

Yalancı Şahitlik

**********************

 

459- İbn Abbas'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Aklı başından gidinceye kadar içki içen kimse, büyük günahlardan birini işlemiş olur. Kim yalan yere şahitlik eder ve bu şahitliği ile müslüman bir kişinin malını elinden alır yahut onun kanının akıtılmasına sebep olursa, cehennemi hak etmiş olur."

 

 

460- Abdullah bin Ömer'in rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yalan yere şahitlik eden kimsenin, ateş kendisine vacip olmadan (ateşe girmeden) ayakları hareket edemez." Abdullah şöyle dedi: "Kıyamet günü kuşlar, Arş'ın altında gagalarını kaldırıp kuyruklarını çırparlar ve karınlarındaki şeyleri dışarı atarlar. Artık onlara ihtiyaçları kalmaz." Muharib, bir adama: "O günden sakın!" diye nasihat etti.

 

 

 

**********************

Yöneticinin Halkı Gözetmesi

**********************

 

461- Abdullah bin Bureyde'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ömer bin el-Hattab, heyetler geldiğinden ashabını topladı. Oğlu Ubeydullah veya Abdullah Erkam'a ''Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabını gözle, herkesten önce onları, sonra peşlerinden gelen Arapları içeri al'' diye emir verdi. Bu şekilde içeri girdiler ve önünde sıraya geçtiler. Ömer baktı ve üzerinde kısa hırkalar giymiş iri bir adam gördü. Ona işaret etti ve adam yanına geldi ona: ''İh (anlat)'' dedi ve bunu üç kere tekrarladı. Adam da ona (ne kastettiğini anlamayıp) üç kere ''İh (anlat)'' diye karşılık verdi.

 

Bunun üzerine Ömer'' ''Kal ayağa'' dedi. O da kalktı. Sonra baktı, hafif yapılı kısa boylu ve düz saçlı Eş'ari kabilesine mensup birini gördü. İşaret etti, o da yanına geldi. Ona da: "Ih (= Anlat)!" dedi. Adam:

 

"Ey Müminlerin emiri! Sor ya da bir söz söyle de sana anlatalım" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Of!" dedi. Sonra baktı ve beyaz tenli, hafif yapılı bir adam gördü. İşaret etti, o da yanına geldi. Ona da: "İh (= Anlat)!' deyince, adam ileri atlayıp Allah'a hamd ve senadan sonra vaaz etti.

 

Adam, Ömer'e hitaben şöyle dedi: "Sen bu ümmetin idaresini üstlendin. Bu ümmetin üzerine aldığın işlerinde, özellikle de tebaan ve kendin hakkında Allah'tan kork. Çünkü sen bir gün hesaba çekileceksin ve idaresini üstlendiklerinden sorulacaksın. Sen yalnız emanetçisin. Üzerindeki emaneti yerine getirmekle görevlisin. Bu durumda yaptığın işe göre mükafat alırsın."

 

Bunun üzerine Ömer: "Ben halife seçildiğimden beri senden başka kimse beni uyarmadı. Sen kimsin?" dedi. O da: "Ben, Rebi' bin Ziyad'ım" dedi. Ömer: "Muhacir bin Ziyad'ın kardeşi mi?" diye sorunca, "Evet" dedi. Sonra Ömer bir ordu hazırladı, başma da Eş' arı kabilesinden olan bir adamı geçirdi ve ona şöyle dedi: "Rebi' bin Ziyad'ı kolla! Eğer söylediklerinde doğru ise onun bu konuda yardımı olur. Onu kullan. Sonra geçen her on günde bir işini kontrol et. İşindeki durumunu bana yaz ki, sanki onu ben görevlendirmişim gibi davran." Sonra Ömer şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize şu uyarıda bulundu: "Kuşkusuz benden sonra sizin hakkınızda en çok dilbaz münafıktan endişe ediyorum."

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Vasiyetler

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir