MUÐNݒL-MUHTAC

TAHARET  /  SULAR

 

4. SUYUN NECÝS OLACAÐI VE OLMAYACAÐI DURUMLAR

 

Ýki kulle miktarýndaki su, necis bir maddeye temas etmekle necis hale gelmez; þayet necaset suyu deðiþtirirse o zaman necis olur.

 

ÞERH: Ýki kulle miktarýndaki saf su içine katý veya sývý [necis bir maddeye temas etmekle necis hale gelmez].

 

[*] - Çünkü Nebi (s.a.v.) þöyle buyurmuþtur: Su iki kulle miktarýna ulaþtýðýnda içinde pislik barýndýrmaz. Hakim [en-Nisaburi] bu hadisin Buhari ve Müslim'in þartlarýna göre sahih olduðunu söylemiþtir. (Ebu Davud, Taharet, 63; Tirmizý, Taharet, 67; Nesai, Taharet, 52; Ýbn Mace, Taharet, 517-518)

 

Ebu Davud ve baþka bazý hadisçilerin bir rivayetinde "çünkü bu su necis olmaz" denilmektedir. (Ebu Davud, Taharet 65) Nebi'in (s.a.v.) "içinde pislik barýndýrmaz" ifadesinin anlamý da budur. Yani bu miktardaki su necaseti atar, kabul etmez.

 

A- "ÇOK MÝKTARDAKÝ [ÝKÝ KULLE MÝKTARINDAKÝ] SUYUN" ÖZELLÝÐÝ

B- "SAF SU"YUN ÖZELLÝÐÝ

C- SUYUN, OLUÞAN NECASETÝ YOK ETMESÝ (REF' ETMESÝ) ÝLE NECASETÝ KENDÝSÝNE YAKLAÞTIRMAMASI (DEF ETMESÝ) ARASINDAKÝ FARK

D- SU MÝKTARININ ÝKÝ KULLE OLUP OLMADIÐINDA ÞÜPHE ETMEK

E- NECASETÝN ÝKÝ KULLE MÝKTARINDAKÝ SUYU DEÐÝÞTÝRMESÝ

F- SUYUN NÝTELÝKLERÝNDEKÝ DEÐÝÞÝKLÝÐÝN [BOZUKLUÐUN] KENDÝLÝÐÝNDEN VEYA SU ÝLE ORTADAN KALKMASI

G- SUDAKÝ DEÐÝÞÝKLÝÐÝN MÝSK VE SAFRAN GÝBÝ MADDELERÝN EKLENMESÝYLE ORTADAN KALKMASI

H- SUDAKÝ DEÐÝÞÝKLÝÐÝN TOPRAK VE KÝREÇ ÝLE ORTADAN KALKMASI

I- ÝKÝ KULLEDEN AZ OLAN SUYUN DURUMU

Ý- NECiS OLAN SUYUN MÝKTARININ TEMÝZ SU EKLENEREK ARTTIRILMASI

J- AKICI KANI OLMAYAN BÝR HAYVAN ÖLÜSÜNÜN VEYA GÖZLE GÖRÜLMEYEN BÝR NECAsETÝN SIVIYA DÜÞMESÝ

K- AKARSUYUN HÜKMÜ

L- "ÝKÝ KULLE"NÝN MÝKTARI

M- SUYUN HÜKMÜNE ETKÝ EDEN DEGÝÞÝKLÝÐÝN ÖLÇÜSÜ NEDÝR?

 

A- "ÇOK MÝKTARDAKÝ [ÝKÝ KULLE MÝKTARINDAKÝ] SUYUN" ÖZELLÝÐÝ

 

Çok miktardaki su, çok miktardaki diðer sývýlardan farklýdýr; çünkü diðer sývýlar, necasetin düþmesi ile doðrudan necis olur. Su ise hem güçlüdür, hem de suyu necasetlerden korumak zordur. Diðer sývýlar çok olsa bile böyle deðildir.

 

B- "SAF SU"YUN ÖZELLÝÐÝ

 

"Saf su" ifadesi "suya karýþan; onunla ayný nitelikte olduðu halde aykýrý gibi kabul ettiðimiz, suyu deðiþtirmeyen ve bizim de temiz olduðuna hükmettiðimiz sývýyý" dýþarýda býrakmaktadýr. Ýki kulle miktarýndaki saf suya bir sývý döküldüðünde saf suyun içinden o sývý miktarýnca azalýr. Ýki kulle miktarýndaki bu karýþýmýn içine bir necaset düþtüðünde sývý hemen necis olur. Necaseti yalnýzca saf su dýþarý atabilir.

 

C- SUYUN, OLUÞAN NECASETÝ YOK ETMESÝ (REF' ETMESÝ) ÝLE NECASETÝ KENDÝSÝNE YAKLAÞTIRMAMASI (DEF ETMESÝ) ARASINDAKÝ FARK

 

[Soru]: Fakihler tek baþýna bu suyun taharetle kullanýlmasýný yeterli saymadýklarý halde, karýþýmýn bütünü ile yapýlan tahareti sahih görmüþlerdir. Böylelikle onlar bunu bir açýdan su gibi deðerlendikleri halde baþka bir açýdan böyle deðerlendirmemiþlerdir.

[Cevap]: Alimlerimiz buna þu þekilde cevap vermiþlerdir:

 

[a] - Abdestsizliði kaldýrmak ve necaseti gidermek "bir þeyi ortadan kaldýrmak" türünde bir iþtir, necaseti uzaklaþtýrmak ise "bir þeyi def etmek" türünde bir iþtir. Def etmek ref' etmekten daha güçlüdür. (1) Def edenin de ref' edenden daha güçlü olmasý gerekir. Þu durum da bunu desteklemektedir: Az miktardaki su, necasetin üzerine döküldüðünde onu temizler, onunla taharet yapmak caiz olur. Ancak bu suyun içine necaset düþtüðünde su az miktarda olduðundan necaseti def edemez.

 

(1) Not: Yani necaseti kabul etmemek ve kendinden uzaklaþtýrmak, meydana gelen necaseti ortadan kaldýrmaktan daha güçlüdür.

 

[b] - Kullanýlmýþ su iki kulle miktarýna ulaþtýðýnda temizleyicilik özelliðine yeniden kavuþup kavuþmayacaðý konusunda mezhep içinde iki görüþ vardýr. Kiþi baþlangýçta iki kulle su kullansa bunun "kullanýlmýþ su" olmayacaðý konusunda görüþ ayrýlýðý yoktur. Çünkü su iki kulle iken kullanýldýðýnda, kullaným sebebiyle necaseti def eder; su biriktirilerek iki kulle miktarýna ulaþýnca ise necaseti giderir. Def etmek -daha önce geçtiði üzere- kaldýrmaktan daha güçlüdür.

 

Bu suyun necis kabul edilmesi hükmünden anlaþýldýðýna göre; bu suya cünüp bir kimse dalsa su "kullanýlmýþ su" hükmünü alýr. Çünkü bu su necaseti def edemediði gibi kullanýlmýþ olma özelliðini de def edemez. Zerkeþý buna dikkat çekmiþtir.

 

D- SU MÝKTARININ ÝKÝ KULLE OLUP OLMADIÐINDA ÞÜPHE ETMEK

 

Miktarýnýn iki kulle olup olmadýðýnda þüphe edilen bir suya necaset düþse su necis olur mu olmaz mý?

 

Esas alýnan görüþ ikincisidir [necis olmadýðý görüþüdür]. Nevevý de el-Mühezzeb þerhinde þöyle demiþtir: Doðru olan bunun necis olmadýðý görüþüdür; çünkü aslolan suyun temizliðidir. Biz suya onu necis kýlan bir necasetin düþüp düþmediðinde þüphe etmekteyiz. Necasetin düþmesi suyun necis olmasýný gerektirmez.

 

el-Mühimmat adlý eserde ise þu görüþ doðru bulunmuþtur:

 

a. Su biriktirilerek çoðaltýlýr ve kiþi su miktarýnýn iki kulleye ula. Þýp ulaþmadýðýnda þüphe ederse aslolan suyun iki kulleden az kabul edilmesidir.

 

b. Þayet su çok olur da bundan bir miktar alýnýrsa aslolan suyun çok kabul edilmesidir.

c. Ýki kulleden az veya çok olmasý muhtemel bir su kütlesine necaset düþerse bu suyun necis olup olmadýðýnda bir tereddüt söz konusu olur.

 

Doðru olan Nevevl'nin dediði görüþtür. Bu, kiþinin namazda imamýn önünde bulunup bulunmadýðýnda þüphe etmesi gibidir. (Kýyas) O meselede ayrýma gitmek zayýf olduðu gibi burada da ayrým zayýftýr.

 

E- NECASETÝN ÝKÝ KULLE MÝKTARINDAKÝ SUYU DEÐÝÞTÝRMESÝ

 

Ýki kulle miktarýndaki suya düþen necaset duyularla algýlanacak þekilde veya takdiren bile olsa bir deðiþiklik meydana getirirse -daha önce geçen rivayeti tahsis eden icma sebebiyle- su necis olur. (Ýcma')

 

[*] - Rivayet, Tirmizý ve diðer hadis kitaplarýnda geçen þu hadistir: Suyu hiçbir þey kirletemez. (Ebu Davud, Taharet, 66; Tirmizý, Taharet, 66. ) 

 

Bu hadisin genel ifadesini, daha önce geçen "su iki kulleye ulaþtýðýnda içinde necaset barýndýrmaz" hadisinin mefhum-i muhalifi de tahsis eder.

 

Duyularla algýlanacak bir deðiþimin suyu necis kýlacaðý zaten kolayca anlaþýlabilecek bir hükümdür.

 

Takdiren [=varsayýma dayalý] deðiþime gelince; nitelikleri suyla uyuþan -kokusu kalmamýþ idrar gibi- bir sývýnýn suya düþmesi halinde bakýlýr;

 

(a) Þayet bu sývý -mürekkep rengi, sirke tadý ve misk kokusu gibirenk, koku ve tat yönünden nitelikleri suya tamamen aykýrý olan bir sývý olarak düþünüldüðünde suyu deðiþtiriyorsa suyun necis olduðuna hükmedilir.

 

Burada en ufak deðiþimle yetinilmiþ, nitelikler açýsýndan ise en aðýr nitelikler esas alýnmýþtýr. Daha önce geçen "iki kulle suya temiz maddenin düþerek onu deðiþime uðratmasý" konusu ise bundan farklýdýr; çünkü necaset aðýr bir durumdur.

 

(b) Þayet suyun bir kýsmýný deðiþtiriyorsa deðiþen kýsým "katý necaset" gibidir; iki kulle suda bundan uzaklaþmak gerekli deðildir. Kalan az ise su necis, kalan çok ise su temizdir.

 

Ýki kulle miktarý bir su içinde necaset bulunsa ve fakat bu necaset suda bir deðiþiklik meydana getirmemiþ olsa; kiþi bu sudan bir kova su alsa [bakýlýr]:

 

[a] - Þayet necaset kovanýn içine gelmezse kovanýn içi temiz olur; çünkü kovanýn içindeki su, diðer su iki kullenin altýna düþmeden önce ondan ayrýlmýþtýr. Kovanýn dýþý ise temiz olmaz; çünkü geriye kalan su iki kulleden az olduðu için necis olmuþ, kova da bu sudan dolayý necis olmuþtur.

 

[b] - Necaset su ile birlikte veya sudan önce kovanýn içine girerse hüküm tam tersi olur.

"Kova" sözcüðünün müennes kabul edilmesi daha fasihtir.

 

F- SUYUN NÝTELÝKLERÝNDEKÝ DEÐÝÞÝKLÝÐÝN [BOZUKLUÐUN] KENDÝLÝÐÝNDEN VEYA SU ÝLE ORTADAN KALKMASI

 

Suyun bozulmuþluðu kendiliðinden veya temiz bir su ile ortadan kalkarsa su temiz olur.

Þayet misk ve safran [eklemek sureti] ile ortadan kalkarsa bu su temizlenmiþ olmaz.

Daha güçlü görüþe göre suya toprak ve kireç düþmesi sonucu deðiþikliðin ortadan kalkmasý da böyledir [bu durumda da su temizlenmiþ olmaz].

 

Suyun hissi (=duyl,llarla hissedilen) veya takdiri (=varsayýma dayalý olan) bozulmuþluðu;

 

(1) Kendiliðinden yani su üzerinde herhangi bir iþlem yapmaksýzýn, suyun uzun süre beklemesi vb. gibi bir sebeple ortadan kalkarsa;

 

(2) veya su ile ortadan kalkarsa

 

(a) Yani necis bile olsa ona fiille veya baþka þekilde su ekleyerek,

(b) veya -e!-Mühezzeb'te belirtildiði üzere- onun içinden su alýndýðýnda geriye iki ku Ile miktarý kalýrsa su temiz olur. Nevevý þerhinde bunu þu þekilde örneklendirmiþtir; Bir su kabý, içine hava girmeyecek þekilde týkabasa dolu iken içindeki sudan bir miktarý azalsa ve kaba hava girerek suyu arýtýrsa su temiz olur. Çünkü necis olma sebebi ortadan kalkmýþtýr.

 

Suda katý bir necaset yoksa daha önceki deðiþmiþlik durumunun geri dönmesinin bir zararý yoktur...

 

Sudaki takdirý deðiþimin ortadan kalktýðý suyun üzerinden "bu deðiþim duyularla hissedilir bir deðiþim olsaydý ortadan kalkmýþ olurdu" denilebilecek kadar bir sürenin geçmesiyle anlaþýlýr. Bu da þöyle bilinir: Bu suyun yanýbaþýnda, içinde deðiþmiþ su bulunan küçük bir gölet bulunur, o göletteki deðiþim kendiliðinden bir sürenin geçmesi veya su eklenmesi ile ortadan kalkar. Bu durumda diðer sudaki deðiþimin de kalktýðý anlaþýlýr.

 

G- SUDAKÝ DEÐÝÞÝKLÝÐÝN MÝSK VE SAFRAN GÝBÝ MADDELERÝN EKLENMESÝYLE ORTADAN KALKMASI

 

Þayet sudaki deðiþiklik -suyun kokusunun misk ile renginin safran ile ve tadýnýn da sirke gibi bir madde eklenmesiyle ortadan kalkarsa su temizlenmiþ olmaz. Çünkü biz necasetin vasýflarýnýn mý ortadan kalktýðýný yoksa suya atýlan maddenin mi ona baskýn gelerek örttüðünü bilemeyiz. Böyle olunca aslolan necasetin devam ediyor

olmasýdýr.

 

[Soru]: Suyun "temizleyicilik (=tahOriyyet)" niteliðinin geri dönmemesinin gerekçesi "sudaki deðiþikliðin ortadan kalkmamýþ, örtülmüþ olmasý" ihtimalidir. Böyle iken Nevevi bu konuyu nasýlolur da "sudaki deðiþiklik kesin olarak ortadan kalkmýþtýr" dediði konuya atfeder? Bu bir tutarsýzlýktýr.

 

[Cevap]: Bununla kastedilen suyun deðiþikliðinin gerçekte gizlenmiþ olsa bile görünürde ortadan kalkmýþ olmasýdýr. Tadý deðiþmiþ olan suya misk atýlsa ve deðiþiklik ortadan kalksa su temiz olur. Çünkü miskin bir tadý yoktur. Diðerleri için de ayný þey geçerlidir.

 

H- SUDAKÝ DEÐÝÞÝKLÝÐÝN TOPRAK VE KÝREÇ ÝLE ORTADAN KALKMASI

 

Suya toprak ve kireç veya bunlarýn bir tanesi ya da bunlara benzeyen piþirilmemiþ yanýcý madde vb. düþmesi sonucu deðiþikliðin ortadan kalkmasý durumunda [suyun temiz olup olmadýðý konusunda iki görüþ vardýr]:

[Birinci görüþ]: Daha güçlü görüþe göre su zahiren temiz olmuþ olmaz.

 

[Ýkinci görüþ]: Diðer görüþe göre ise bu durumda su temiz olur, çünkü düþen maddenin üç niteliðinden [renk, tat, koku] hiçbiri suya baskýn gelemez, bu yüzden sudaki önceki deðiþikliði kapatamaz.

 

Bu ikinci görüþ "düþen bu maddeler suyu bulandýrýr, bulanma ise sudaki önceki deðiþikliði örten bir durumdur" denilerek reddedilmiþtir. Þayet su saf olur da önceki deðiþiklik kendisinde bulunmazsa su da toprak da kesin olarak temiz olur.

 

I- ÝKÝ KULLEDEN AZ OLAN SUYUN DURUMU

 

Ýki kulleden az olan su necasetin deðmesiyle pis olur.

Ýçinde bir deðiþme olmaksýzýn iki kulle miktarýna ulaþan su tahurdur (taharette kullanýlabilir).

 

a. Ýki kulleden az olan suya necasetin deðýnesi

Ýki kulleden az olan su ve -miktarý ne kadar çok olursa olsun- zeytinyaðý vb. gibi diðer sývýlar müessir olan necaset sebebiyle -nitelikleri deðiþmese bile ve necaset su içinde erimese bile- pis olur.

 

Suyun pis olmasýnýn sebebi, daha önce geçen ve "suyu hiçbir þey kirletmez" þeklindeki hadisin genel ifadesini tahsis eden kulleteyn hadisidir.

 

[*]- Yine Müslim'deki þu hadistir: Sizden biri uykusundan kalkýnca elini üç kere yýkamadan su kabýna daldýrmasýn; çünkü elinin nerede gecelediðini bilemez".(Müslim, Taharet, 641)

 

Nebi (s.a.v.) bu hadiste kiþinin elinde pislik olmasý ihtimali sebebiyle elini su kabýna daldýrmasýný yasaklamýþtýr. Bilindiði üzere necasetin bulunma ihtimali suyu deðiþtirmez. Þayet elin suya temasý onu necis kýlmasaydý Nebi (s.a.v.) de bunu yasaklamazdý. Su necasetin üzerine dökülürse hükmün nasýl olacaðý konusunda bazý detaylar ileride gelecektir. Necaset suyu bile pis hale getiriyorsa su dýþýndaki sývýlarý evleviyetle (=öncelikle, haydi haydi) pisletir.

 

Miktarý çok olan suyun, miktarý çok olan diðer sývýlardan farký -daha önce de geçtiði üzere- þudur; çok miktardaki su [içindeki ne caseti dýþarý atabilme bakýmýndan] güçlüdür, ayrýca bu miktardaki suya necasetin düþmesini engellemek zordur. Diðer sývýlar ise miktarý ne kadar çok olursa olsun böyle deðildir.

 

Kiþinin örneðin sol elinde necaset bulunsa, sonra ellerinden birini yýkasa, sað elini mi sol elini mi yýkadýðýnda þüphe etse, sonra sol elini bir sývýya daldýrsa sývý necis olmaz. Hocam Remli'nin fetvasý böyledir. O, bunun gerekçesini þöyle açýklamýþtýr: "Çünkü aslolan suyun temiz olmasýdýr. Sol elin temiz olma ihtimalinin bulunmasý da bu aslý desteklemektedir".

 

Boþ arazilerdeki su birikintilerine farelerin attýðý necasetler ve kuþ pislikleri suyu deðiþtirmediði sürece affedilir; çünkü bunlardan kaçýnmakzordur.

"Su dýþýndaki sývý" ifadesi ile suya temas ettiðinde içinde rutubet bulunmayan katý necasetler, "müessir" ifadesi ile ise müessir olmayan necasetler dýþarýda kalmaktadýr. (68)

 

b. Ýçinde bir deðiþme olmaksýzýn iki kulle miktarýna ulaþan su

 

Ýçinde bir deðiþme olmaksýzýn iki ku lle miktarýna ulaþan su tahOrdur (taharette kullanýlabilir).

 

[Mesele] Necis olan bir su;

> kullanýlmýþ bir su,

> veya necis su,

> yahut safran gibi bir madde ile deðiþime uðramýþ bir su eklenmesiyle iki kulle miktarýna ulaþtýðýnda niteliklerinde bir deðiþiklik [bozulma] olmazsa temizleyici hale gelir [taharetle kullanýlabilir].

 

Çünkü pisliðin gerekçesi olan "suyun iki kulleden az olmasý" ortadan kalkmýþtýr. Bundan sonra bu su parçalara bölünse bile bunun zararý olmaz.

 

Saf suyun bulanýða karýþmasý þeklinde olmasa bile suyun yalnýzca eklenmiþ olmasý yeterlidir; çünkü ekleme sebebiyle suda kuvvet meydana gelmiþ olur.

 

Ancak iki su, "aradaki engelin kaldýrýlmasý" suretiyle birleþirse, suyun geniþliði ve -þayet niteliklerinde bir deðiþme varsa- niteliklerindeki deðiþmenin ortadan kalkacaðý kadar bir süre beklemesi gerekir. Bu kural, alimlerin þu görüþünden alýnmýþtýr: Kiþi, aðzý geniþ olan bir testi dolusu suyu baþka bir su birikintisine daldýrsa, iki suyun tamamý iki kulle olsa, kabýn önceden tamamen dolu olmasý veya sonradan su girerek dolmasý sebebiyle kabýn aðzýna kadar su olsa, bu su iki sudan biri necis veya kullanýlmýþ olsa idi temizlenebileceði kadar bir süre beklese temizlenmiþ olur. Çünkü sulardan birinin diðeri ile güçlenmesi ancak bu þekilde gerçekleþir.

 

Bu þartlardan biri gerçekleþmese su temizlenmiþ olmaz. Þöyle ki:

 

> Kabýn aðzý dar olsa,

> Veya geniþ aðýzlý olmakla birlikte bir tarafýnýn hareket etmesiyle diðer tarafýnýn da þiddetli bir þekilde hareket edecek þekilde dar olsa,

> Su iki kulleyi bulmasa,

> Veya iki kulleyi bulmakla birlikte içindeki muhtemel deðiþikli

ðin geçebileceði kadar bir süre beklemese,

> Veya beklemekle birlikte su, kabýn aðzýna kadar dolmasa, su temizlenmiþ olmaz.

Suyun taþan kýsmýnýn altýnda kalan kýsým, üst kýsmýn necis olmasý sebebiyle necis olmaz. Ayný þey tersi için de geçerlidir.

 

[Mesele]

 

Bir testi dolu su bir necasetin üzerine konulsa, su testinin altýndan akýyorsa -aktýðý sürece- kaptan çýkan su necis olmaz. Kabýn aðzýnýn necis bir þeyle kapanmasý durumunda olduðu gibi bu su kabýn içine geri konsa necis olur.

Ýçinde az miktarda su bulunan kuyunun içine nedýset düþmesi

 

Ýçinde az miktarda su bulunan bir kuyunun suyu necis olsa, içinden su çekmekle temizlenmez; çünkü su çekilse bile kuyunun dibi necis olmaya devam eder. Ayný þekilde su çekme sýrasýnda kuyunun duvarlarý da necis hale gelebilir. Bu kuyu, içindeki su miktarýnýn arttýrýlmasý ile temizlenebilir. Bu da suyun kendi haline býrakýlmasý veya su dökülmesi ile olur.

 

Bu kuyudaki su çoðalsa ancak içinde -tüyleri yolunmuþ fare gibi- necis bir þey ölüp parçalansa su temizleyicidir, ancak bu kova gibi bir madde ile bu sudan herhangi bir þeyi almak zordur; çünkü suyun içinde farenin tüyleri mutlaka vardýr. Bu durumda tüylerin tümünün kuyudan çýkarýlmasý için kuyunun bütün suyunun çekilmesi gerekir. Þayet dipten su kaynadýðýndan suyun tümünü çekmek zor ise tüylerin tümünün çýktýðýna dair kanaat oluþuncaya dek su çekilir. Su çekilmeden önce bu kuyudan su alýnýr da alýnan suyun içinde tüy bulunduðu kesin olarak tespit edilemezse, bu suyu kullanmakta bir sakýnca yoktur.

 

Ý- NECiS OLAN SUYUN MÝKTARININ TEMÝZ SU EKLENEREK ARTTIRILMASI

 

Necis olan suyun miktarý; temizleyici su eklenerek arttýrýlsa ancak toplam iki kulleye ulaþmasa su temiz hale gelmez.

 

Bir görüþe göre temiz olur, ancak temizleyici olmaz.

 

a. Necis suya baþka suyun eklenmesi sonucu toplam su miktarýnýn iki kulleden az olmasý

 

Miktarý az olan necis su, temizleyici su eklenerek arttýrýlsa ancak iki kulle miktarýna ulaþmasa [bu suyun temiz hale gelip gelmediði konusunda iki görüþ vardýr]:

 

[Birinci görüþ]: Ýki kulle ile ilgili hadisten anlaþýlan zýt anlam (mefhum-ý muhalif) sebebiyle bu su temiz hale gelmez. Çünkü hala içinde necaset bulunan az miktarda sudur. Ayrýca su, yýkanan deðil yýkayan bir maddedir.

 

[Ýkinci görüþ]: Bir baþka görüþe göre ise bu su baþka maddelere kýyas edilerek -içinde katý necaset olmamasý þartýyla- temizleyici deðil, temiz kabul edilir. el-Kifaye ve diðer eserlerde yer alan ifadelerden anlaþýldýðýna göre alimlerin çoðunluðu bu görüþtedir. Bu, az miktardaki suyun niteliklerinin deðiþmiþ olmasý ile olmamasý arasýnda da fark yoktur.

 

[Her iki görüþe göre de] bu su temizleyici kabul edilmez; çünkü týpký elbise gibi "yýkanan madde" durumundadýr.

 

[Þu durumlarda suyun temiz olmayacaðý ittifakla kabul edilmiþtir]:

 

> Suyun çokluðu ortadan kalksa,

> veya su eklenmesi sona erse,

> ya da eklenen suyun temizleyici olmasý söz konusu olmasa, þ

> yahut içinde katý bir necaset bulunsa

 

[Ýþte bu durumlarda] su kesin olarak temiz olmaz. Bu kayýtlar,

suyun temiz olmadýðýný deðil temiz olduðunu söylemek için þarttýr.

 

Nevevi þöyle dese daha yerinde olurdu: "Þayet su iki kulleye ulaþmazsa temizlenmiþ olmaz. Bir diðer görüþe göre ise þayet ..... arttýrýlýrsa bu su temizleyici olmaz, ancak temiz olur" .

 

J- AKICI KANI OLMAYAN BÝR HAYVAN ÖLÜSÜNÜN VEYA GÖZLE GÖRÜLMEYEN BÝR NECAsETÝN SIVIYA DÜÞMESÝ

 

Akýcý kaný olmayan hayvan ölüsü bu hükümlerden istisna edilir; çünkü -meþhur olan görüþe göre- bu hiçbir sývýyý necis kýlmaz.

 

Yine [Þafii'nin] bir görüþ[ün]e göre gözle görülmeyen necis bir madde de böyledir [içine düþtüðü sývýyý necis kýlmaz]. Bana göre bu görüþ [karþýsýnda yer alan görüþten, yani sývýnýn necis olduðu görüþünden] daha güçlüdür. Allah daha iyi bilir.

 

a. Akýcý kaný olmayan bir hayvan ölüsünün sývýnýn içine düþmesi

 

1. Hükmü

[Akýcý kaný olmayan bir hayvan ölüsünün bir sývýnýn içine düþmesi durumunda sývýnýn necis hale gelip gelmediði konusunda iki görüþ vardýr]:

 

[Birinci (meþhur) görüþ]: Meþhur olan görüþe göre canlý iken bir organý yarýldýðýnda kaný akmayan; eþek arýsý, akreb, zehirli keler, sinek, bit, pire gibi bir hayvanýn ölüsü -yýlan, kurbaða ve fare gibi hayvanlar deðil- necisler arasýndan istisna edilir. Bunlarýn ölüsü suya veya bir baþka sývýya düþtüðünde onu necis kýlmaz. Çünkü bundan sakýnmak zordur. Ancak bu hayvan ölüsünü bir kiþinin atmamýþ olmasý ve hayvan ölüsü sebebiyle sývýnýn niteliklerinin deðiþmemiþ olmasý þarttýr.

 

[ *] - Buhar!' de þöyle bir hadis bulunmaktadýr: Sinek sizden birinin içeceði içerisine düþerse onun tamamýný batýrarak sonra çýkarsýn; çünkü onun bir kanadýnda hastalýk, diðer kanadýnda þifa vardýr. (Buhari, Bed'ü'l-halk, 3320)

 

Hastalýk olan kanadý -söylentiye göre- sol kanattýr.

 

Ebu Davud' da þöyle bir fazlalýk vardýr: Sinek, hastalýk bulunan kanadýný daha önce öne sürer. (Ebu Davud, Et'ime, 3844)

Sineði daldýrmak onun ölümüne yol açabilir; þayet sineðin ölümü ile sývý necis olsaydý Nebi (s.a.v.) bunu yapmayý emretmezdi.

 

Bu hadisten þu anlaþýlabilir: Kiþi sinek öldükten sonra onu parmaðý ile veya bir aðaç parçasý ile batýrsa, batýrýlan sývý necis olmaz. Nitekim bu anlam, Kemal b. Ebu Þerif'in sözünden anlaþýldýðý gibi doðrudur.

 

Buna göre kiþi sývýya batýrdýðý þeyi onun içinden çýkardýktan sonra tekrar tekrar batýrsa sývý necis olmaz. Çünkü parmaðýnda veya aðaç parçasýnda kalanýn temiz olduðuna hükmedilmiþtir; zira bu ayrýldýðý sývýnýn bir parçasý olup sonra tekrar ona dönmüþtür.

Akýcý kaný olmayan her hayvanýn ölüsü sineðe kýyas edilmiþtir.

 

Hayvanýn akýcý kaný olup olmadýðýnda þüphe edersek, -ihtiyaç sebebiyle- o hayvanla ayný cinsten olan bir baþka hayvan üzerinde deneme yapýlýr. Bunu Gazalý fetvalarýnda söylemiþtir.

 

Þayet hayvan, akýcý kaný olmakla birlikte kendisinde kan yoksa veya küçük olmasý sebebiyle kaný akmasa, "akýcý kana sahip hayvan" hükmünde kabul edilir. Bu görüþü Ebu't-Tayyib ileri sürmüþtür.

 

[Ýkinci görüþ]: Akýcý kaný olmayan hayvanýn ölüsü sývýyý necis yapar. Et-Tenbih isimli eserde þöyle denilmektedir: "Ölüsü necis olan diðer hayvanlarda olduðu gibi kýyasa göre burada da necis olmasý gerekir".

 

Görüþ ayrýlýðý "suda yaþamayan hayvan" konusundadýr. Sülük ve sirke kurdu gibi sývýnýn içinde yaþayan hayvan o sývýnýn içinde ölürse sývýyý kirletmez. Bu konuda görüþ ayrýlýðý yoktur.

 

2. Akýcý kaný olmayan hayvan ölüsünün sývýyý necis kýldýðý durumlar

 

Hayvan ölüsünü n suda çokça olmasý sývýyý deðiþtirirse veya öldükten sonr;:ý kasten suyun içine atýlýrsa bunun suyu kirleteceði ittifakla kabul edilmiþtir.

 

Nitekim eþ-Þerh ve el-Havi isimli eserlerde de bu belirtilmiþtir.

 

Ýki eserdeki "hayvanýn ölmesinden sonra kasten atýlýrsa" ifadelerinin zýt anlamýndan (mefhum-i muhalif) þu durumlarda hayvanýn sývýya düþmesinin zararýnýn olmadýðý anlaþýlmaktadýr:

 

> Hayvan öldükten sonra kiþi onu kasýtsýz olarak sývýya atsa,

> veya baþka bir yere atmayý kastettiði halde yanlýþlýkla sývýnýn içine düþse,

> veya hayvanýn ölüsünü sývýnýn içinden çýkarmak için aldýðýnda kasýtsýz olarak herhangi bir kusuru olmaksýzýn elinden düþürse,

> veya hayvaný sývýnýn içine gayr-i mümeyyiz bir þahýs atsa,

> kasýtlý olarak atsa bile sývýnýn içinde sað iken sonradan ölmüþ olsa bunun zararý yoktur.

 

Yine kiþi bir kabýn aðzýna bez parçasý koysa, sonra içine hayvan ölüsünün düþtüðü sývýyý bu kaba bezden süzerek boþaltsa hayvan ölüsünün zararý olmaz. Çünkü sývýyý, içindeki ölü hayvan ile boþaltmaktadýr. Sonra sývý süzülmekte, hayvan ölüsü tek olarak kalmaktadýr. Burada hayvan ölüsü -zannedildiði gibi- sývýya atýlmýþ deðildir.

 

Sývýdaki veya miktarý az sudaki deðiþiklik -miktarý az olmaya devam eder iken- ortadan kalksa Hocam Remll' nin ifade ettiði gibi su temizlenmiþ olmaz. Su iki kulleye ulaþýrsa temiz olur.

 

b. Gözle görülmeyen bir necasetin sývýya düþmesinin hükmü

 

Yine [Þafil'nin] bir görüþ[ün]e göre gözle görülmeyen necis bir madde de böyledir [içine düþtüðü sývýyý necis kýlmaz].

 

Nedýsetin renginin, içine düþtüðü sývýya uymasýndan deðil necasetin azlýðý sebebiyle gözle görülemeyen necaset, sývýyý necis kýlmaz. Örneðin bir damla idrar veya kuþ pisliði, necasetlere konan sineðin ayaðýnda bulunan pisliðin suya düþmesi böyledir.

 

[Bana göre bu görüþ] karþýsýnda yer alan görüþten, yani sývýnýn necis olduðu görüþünden [daha güçlüdür. Allah daha iyi bilir.]

 

Çünkü bu necasetten kaçýnmak zor olduðundan bu "pire kaný" gibi kabul edilmiþtir.

 

Karþýsýnda yer alan görüþün delili, -Rafii'nin iki þerhinde alimlerin çoðunluðundan nakledildiði üzere- bu necaseti diðer necasetlere kýyas etmektir.

 

1. Konu ile ilgili tarikler [Þafii'nin görüþüne dair farklý rivayetler]

 

Gözle görülmeyen necasetin, temas ettiði þeyi necis kýlýp kýlmayacaðý konusunda toplam yedi tarýk [mezhebin görüþünün ne olduðuna dair yedi farklý rivayet] vardýr:

 

> Birinci tarýk: En doðru tarýke göre suyun temiz olacaðý ve olmayacaðý konusunda Þafii'ye ait iki görüþ olduðu gibi, elbisenin temiz olacaðý ve olmayacaðý þeklinde de iki görüþ vardýr.

 

> Ýkinci tarýk: Necaset her ikisi üzerine de [su ve elbise] etkili olur. Yani her ikisi de necis olur. Ýbn Süreyc'in görüþü de böyledir.

> Uçüncü tarýk: Necaset her ikisi üzerinde de etkili deðildir. Yani ikisi de necis olmaz.

> Dördüncü tarýk: Necaset su üzerinde etkilidir. Elbise üzerinde ise iki görüþ vardýr.

> Beþinci tarýk: Dördüncünün zýddýdýr.

> Altýncý tarýk: Necaset su üzerinde etkili olur, elbise üzerinde etkili olmaz. Bu konuda Þafii'ye ait tek görüþ vardýr.

> Yedinci tarýk: Altýncýnýn zýddýdýr.

 

2. Necasetin suyun birden fazla yerine düþmesi -Yukarýda- [gözle görülmeyen] necasetin affedilmesi ile ilgili söylenenler, necasetin suyun tek bir yerine veya daha fazla yerine düþmesi arasýnda fark bulunmamasýný gerektirir. Bu, güçlü bir çýkarýmdýr. Bununla birlikte [farklý görüþler de söz konusudur]:

 

> Cili þöyle demiþtir: Bu, necasetin tek bir yere düþmesi ile ilgilidir, þayet birden fazla yere düþerse gözle görülür necaset hükmünü alýr.

> Ýbnü'r-Rifa da "Ýmam Cüveyný'nin sözü de buna iþaret etmektedir" demiþtir.

> Hocamýz Zekeriya el-Ensarý "En yerinde olan görüþ suyun örfen az miktarda olan su þeklinde düþünülmesidir" demiþtir. Bu, güzel bir görüþtür.

 

> Zerkeþý þöyle demiþtir: Köpek kanýnýn, "affedilen az miktardaki kan" kapsamýndan istisna edilmesine kýyasla bu meselenin de böyle olmasý gerekir.

 

Ýki mesele, "[köpek dýþýndaki nedýsetlerden korunmada] zorluk bulunduðu" gerekçesi ile birbirinden farklý görülebilir, ki farklý görülmesi daha yerindedir.

 

et-Tenbih adlý eserin ifadesinden bu durumda su dýþýndaki sývýlarýn kesin olarak necis olacaðý hükmü anlaþýldýðý halde Nevevi'nin bu konuyu öncekine baðlamasý görüþ ayrýlýðýnýn hem su hem de diðer sývýlar üzerinde söz konusu olmasýný gerektirmektedir. Bu sebeple ben et-Tenbih þerhinde "bu konuda su dýþýndaki sývýlar da su gibidir" dedim.

 

3 - Gözle görülmeyip affedilen bazý necasetler

 

> Suyu deðiþtirmeyecek miktarda olan balýk tersi,

> köpek vb. gibi hayvanlar dýþýnda necis bir hayvanýn -örfe

göre az sayýlacak miktardaki- kýllarý,

> miktarý çok olsa bile binek hayvanlarýnýn kýllarý,

> az miktardaki necis duman,

> rüzgarýn zerreler halinde taþýdýðý tezek tozlarý,

> Dýþký veya idrar deliðinde pislik olan hayvan,

 

[Bunlar] suya düþtüðünde suyu bunlardan korumak zor olduðu için affedilir. Ancak bir kimse buhur sürünerek suya girse [bu necaset] affedilmez. (Çünkü suyu bundan korumada bir zorluk yoktur.) Nevevi el-Mühezzeb þerhinde bunda bir ihtilaf olmadýðýný söylemiþtir.

 

> Et ve kemikte kalan kan da affedilir.

 

Kedi vb. gibi temiz bir hayvanýn aðzý necis olsa, sonra bu hayvan gözden kaybolsa, gözden kaybolduðu sýrada çok miktardaki bir suya giderek burada aðzýnýn temizlenmiþ olmasý mümkün olsa, sonra temiz bir sudan yalasa, aðzýnýn necis olduðuna hükmettiðimiz halde su necis olmaz. Çünkü bu meselede aslolan hayvanýn aðzýndaki necisliðin, sudaki temizliðin devam ediyor olmasýdýr. Suyun aslen temiz olmasý, kedinin gözden kaybolduðu sýrada miktarý çok olan bir suda aðzýnýn temizlenmiþ olmasý ihtimali ile desteklenmektedir. Bu sebeple bu yön daha aðýr basmýþtýr.

 

Et-Tevþih adlý eserde þöyle denilmiþtir:

Her ne kadar er-Ravda' da kedi vb hayvanlarla ilgili hüküm istisna edilmiþse de bunlar istisna edilmez. Çünkü bu, "kedinin aðzýnýn temizlenmiþ olabileceði" ihtimaline binaen affedilmektedir. Þayet kedinin aðzýnýn necis olduðu kesin olarak bilinse affedilmez. Kedi meselesi dýþýndaki konular ise bundan farklýdýr; çünkü diðer meselelerde necasetin bulunduðu kesin olarak bilindiði halde affedilme sözkonusudur.

Bu, yerinde bir görüþtür.

 

[Soru]: eþ-Þerhu's-saðfr isimli eserde kedinin aðzýnýn yukarýdaki durumda temizlenmiþ olarak kabul edilmesi problemli görülmüþtür; çünkü kedi suyu dili ile içer, içerken az miktarda su alýr. Kedi aðzýný suya bütünüyle daldýrmadýðýndan fare yemekten dolayý aðzýnda oluþan necaset diliyle su içmesi durumunda ortadan kalkmaz. Þu halde "kedinin aðzýný suya daldýrmýþ olabileceði" ihtimali onun aðzýnýn temizlendiði anlamýna gelmez.

 

[Cevap]: Bulkini buna þu þekilde cevap vermiþtir: Bu mesele "kedinin aðzýnýn temizlenmesinin mümkün olmasý" varsayýmýna dayalýdýr. Bu ihtimal de mevcuttur; nitekim kedi aðzýnýn bütününü su vb. bir sývýya batýrabilir.

 

Baþkalarý ise þu þekilde cevap vermiþtir: Kedinin aðzý ve dilinin suya deðen kýsmý, suya deðdiði anda temizlenir. Deðmeyen kýsmý ise üzerinden suyun akmasýyla temizlenir. Bu suyun az olmasýnýn zararý yoktur; çünkü bu [içine necaset düþen su deðil] necasetin üzerine dökülmüþ olan sudur.

 

K- AKARSUYUN HÜKMÜ

 

Akarsu da durgun su gibidir.

Þafii'nin eski görüþüne göre [vasýflarýnda] bir deðiþiklik meydana gelmediði sürece akarsu necis olmaz.

 

a. Akarsu nedir?

 

Akarsu, su seviyesindeki veya daha düþük seviyedeki yerlere doðru akan sudur. Bu su þu iki bakýmdan durgun su gibidir.

 

[a] - kulleteyn hadisinden anlaþýlan zýt anlam sebebiyle- az ve çoðu arasýnda ayrým yapýlmasý ve

 

[b] - yapýlan istisnalar.

 

Çünkü hadis akarsu ile durgun su arasýnda ayrým yapmamýþtýr.

Ancak akarsuda dikkate alýnacak olan nokta suyun akýþýdýr, toplam su miktarý deðildir. Akýþ; suyun nehrin iki kenarý arasýnda hareket etmesidir. Yani dalgalanma sýrasýnda suyun -hakikaten veya takdirenyükselmesidir.

 

b. Akarsudaki her bir akýntýnýn müstakil olarak kabul edilmesi

 

Þayet akýntý çok ise bu su deðiþime uðramadýkça necis olmaz.

Akýntý, görüntü olarak önündeki ve arkasýndaki akýntýlara bitiþik bile olsa hükmen diðer akýntýlardan ayrý kabul edilir. Çünkü her bir akýntýnýn önünde yetiþmeye çalýþtýðý, arkasýnda kendisinden uzaklaþmaya çalýþtýðý baþka bir akýntý bulunmaktadýr. Bazý alimler þöyle demiþtir: "Her bir akýntý diðerinden ayrý kabul edilir; çünkü akýntý diðerlerine bitiþik kabul edilirse o zaman yerdeki necaseti temizlemek üzere bir kaptan su boþaltýrken kaptaki suyun da necis olmasý gerekir [çünkü dökülen su kaptakine bitiþiktir]."

 

c. Akarsuya Necaset düþmesinin hükmü

 

1. Þafii'nin yeni görüþü

 

Akarsudaki bir akýntýya necis bir þeyin düþmesi, durgun suya düþmesi gibidir.

 

[1]- Þayet akýntýdaki su miktarý az ise, -önündeki ve ardýndaki akýntýlar ile birlikte iki kulleye ulaþmýþ olsa bile- necasetin suya temasý ile su necis olur. Çünkü akarsuyun bölümleri birbirinden ayrýdýr; suyun bir bölümü diðerine güç vermez. Ancak durgun su ve akýntýnýn birlikte iki kulle miktarýna ulaþmasý bundan farklýdýr.

 

[2] - Akýntý az iken bunun içine katý bir necaset düþse [bakýlýr]:

 

[a] - Þayet necaset akýntý ile birlikte gidiyorsa bu akýntý necis olur, önündeki ve ardýndaki akýntýlar necis olmaz.

 

[b] - Þayet necaset duruyorsa veya akýntý necasetten daha hýzlý gidiyorsa necasetin bulunduðu yer ile onun önünde yer alýp kendisinin üzerinden geçen sular -mesafe ne kadar uzun olursa olsun- necis olur. Ancak ilerideki sular tekrar geriye dönüyor veya çukur gibi bir yerde toplanýyorsa bu müstesna. Nitekim bu konu hakkýnda þöyle denilir: "Hangi durumda miktarý bin kulle olan ve deðiþkiliðe uðramayan su necis kabul edilir?". Necasetin bulunduðu akýntýyý takip eden akýntý, necasetin bulunduðu mahalli yýkamýþ olur. Onun hükmü, necaseti yýkayan suyun hükmü gibidir. Þayet necaset köpekten kaynaklanýyorsa; bir akýntýsýnda toprakla bulanmýþ su ile olmak üzere yedi akýntýnýn oradan geçmesi gerekir.

 

Akýntýnýn iki kulle olup olmadýðý þöyle bilinir:

 

(a) Önce iki kulle miktarý suyun ne kadar alan kapladýðý belirlenerek bu ölçü kabul edilir.

(b) Sonra akýntýnýn derinliði, boyu ve eni çarpýlýr. Çýkan sonuç kübik (kare prizma) bir kaptaki iki kullelik suyun alanýna göre deðerlendirilir.

 

(c) Ýki kullelik suyun alanýnýn ölçülmesi sýrasýnda 1,25 zira' en, boy ve derinlik ile çarpýlýr. Bu çarpýmýnýn sonucu 125'tir. Bu mizan olarak kabul edilir.

 

Ancak akýntýnýn önünde onu yükselten bir engelolursa bu su durgun su hükmünde olur.

 

2. Þafii'nin eski görüþü

 

Þafii'nin eski görüþüne göre [vasýflarýnda] bir deðiþiklik meydana gelmediði sürece akarsu necis olmaz.

 

Þafii'nin eski görüþüne göre miktarý [iki kulleden] az olan akarsu, akýntýnýn kuvveti sebebiyle vasýflarýnda bir deðiþiklik meydana gelmediði sürece necis olmaz. Ayrýca önceki müslümanlar küçük nehirlerin kenarlarýnda küçük tuvaletlerini yapýyorlar, sonra o nehirden abdest alýyorlardý. Yaptýklarý tuvaletten, bu nehre damlalar mutlaka saçýlmýþtýr.

 

Rafii bu görüþün gerekçesini þu þekilde açýklamýþtýr: Akarsu necasetin üzerine giden sudur; -necaseti gidermede kullanýlan suda olduðu gibi- kendisinde bir deðiþiklik meydana gelmediði sürece necis olmaz. (Kýyas)

 

Bu gerekçelendirme, söz konusu suyun temiz olmakla birlikte temizleyid olmamasýný gerektirir. Oysa anlaþýldýðý kadarýyla Rafil bunu kastetmemiþtir.

 

L- "ÝKÝ KULLE"NÝN MÝKTARI

 

En doðru görüþe göre: Ýki kulle, Baðdat rýtlýyla yaklaþýk beþyüz ntýldýr.

 

a. En doðru görüþe göre iki kulle ne kadardýr? 1. Miktarý

 

Ýki kulle, aðýrlýk olarak Baðdat rýtlýyla beþyüz rýtýldýr.

 

[*] - Çünkü Beyhaki ve diðer hadisçiler þu hadisi rivayet etmiþlerdir: Su, hecer kulleleri ile iki kulleye ulaþtýðýnda onu hiçbir þey kirletemez. (Beyhaký, Taharet, I, 263; Hakim, Taharet, I, 134)

 

"Kulle" sözlükte büyük küp anlamýna gelir. Küpe bu ismin verilmesinin sebebi iri-yarý bir kiþinin bu kübü elleri ile kaldýrmasý sebebiyledir.

 

"Hecer", Medine yakýnlarýnda bir yerleþim birimi olup kulle'ler oradan getirilirdi. Ezheri'nin ortaya koyduðu diðer görüþe göre Bahreyn' de bir yerin adýdýr. Ezheri el-Hadim isimli eserinde bunun daha doðru olduðunu söylemiþtir.

 

Ýmam Þafii'den (rahmetullahi aleyh) rivayet edildiðine göre o Ýbn Cüreyc'in þu sözünü nakletmiþtir: Hecer kullelerini gördüm. Bir kulle -Hicaz kýrbalarý ile- iki kýrba veya iki kýrbadan biraz fazla su alýyordu.

 

2. "Ýki kulle"den biraz az olan suyun durumu

 

Þafii, Ýbn Cüreyc'in "biraz fazla" ifadesi konusunda ihtiyatý gözeterek bunu yarým kýrba kabul etmiþtir. Çünkü yarýmdan daha fazla olsaydý o zaman Ýbn Cüreyc, Araplarýn ifade tarzýna uygun olarak "üçten biraz az" derdi.

 

Þu halde iki kulle beþ kýrba yapar. Yaygýn duruma göre kýrba Baðdat rýtlý ile yüz rýtlý geçmez. Bir rýtýl da -en doðru görüþe göre- 128 tam 4/7 dirhemdir. Bütün bunlarýn toplamý 500 rýtýl yapmaktadýr.

 

Nevevý, el-Muharrer'in aksine "takrýben (=yaklaþýk olarak)" ifadesini "daha doðru görüþe göre" ifadesinden önce zikretmiþtir.

 

Bunun sebebi "daha doðru" ifadesinin kapsamýna hem bu hem de daha öncekilerin girmesidir.

 

Buna göre [iki kulleden ne kadar az olan suyun iki kulle gibi kabul edileceði konusunda iki görüþ söz konusudur]:

 

[Birinci görüþ]: er-Ravda' da belirtildiðine göre beþyüz rýtýldan bir veya iki rýtlýn eksik olmasý affedilir.

 

[Ýkinci görüþ]: Et-Tahkik'te ise Rafiý'nin þu görüþü doðru bulunmuþtur: "Suyu deðiþtiren maddelerin belirli miktarlarýnýn suda yaptýklarý deðiþiklikler arasýnda fark bulunmayacak kadar bir kýsmýn eksik kalmasýnýn zararý yoktur". Örneðin iki kaptan birinde iki kulle miktarý su olsa diðerinde daha az su olsa, sonra kaplardan birine suyu deðiþtirecek bir maddeden bir miktar konulsa diðerine de ayný miktar konulsa, her iki kap arasýndaki deðiþiklikler arasýnda bir farklýlýk olmazsa bunun bir zararý yoktur, aksi taktirde [miktarý iki kulleden az olan su necis] olur.

 

Bu [Ýkinci görüþ], önceki görüþten daha yerindedir, çünkü bir ölçüye baðlanmýþtýr.

 

b. Ýki kullenin miktarý konusunda diðer iki görüþ

 

[Ýki kullenin miktarý konusunda iki görüþ vardýr]

 

[Birinci görüþ]: Daha doðru olan görüþün karþýsýndaki görüþe göre "iki kulle" 1000 rýtýldýr. Çünkü kýrba 200 rýtlý alýr.

 

[Ýkinci görüþ]: Bir baþka görüþe göre ise iki kulle 600 rýtýldýr. Çünkü kulle devenin taþýyabileceði miktardadýr. Araplarýn develeri ise genel olarak bir veskten yani 320 rýtýldan daha çok taþýyamaz. Bunun 20 rýtlý kap ve ip için indirilir.

 

c. Ýki kullenin miktarý kesin sýnýr mýdýr, yaklaþýk sýnýr mýdýr?

 

Yukarýdaki her üç görüþe göre de bu sayý kesin sýnýrdýr; bundan herhangi bir þeyin eksik olmasý suya zarar verir [necis kýlar].

 

[Soru]: er-Ravda' da doðru kabul edilen görüþe göre de "iki kulle, kesin sýnýrdýr". Çünkü iki rýtlýn üzerindeki eksiklik suyu necis kýlmaktadýr.

 

[Cevap]: Bu, hakkýnda ihtilaf olmayan bir sýnýrlamadýr.

 

"Ýki kulle" su miktarýný tabaný kare olan küp þeklindeki bir kapta belirlemek istediðimizde en, boy ve derinlik 1,25 zira' esas alýnýr. Silindir bir kapta ise; uzunluk iki zira' , en ise bir zira' dýr. Bu görüþü Aceli belirtmiþtir. Silindir kapta "uzunluk" ile kastedilen derinlik, "geniþlik" ile kastedilen kuyunun iki duvarý arasýndaki mesafedir. Kare kapta zira' ile kastedilen insan zira' ýdýr ki bu yaklaþýk iki karýþtýr. Silindir kapta zira' ile kastedilen; uzunlukta marangoz zira'ý yani yaklaþýk 1,25 insan zira' ýdýr.

 

Silindir su kabýnýn hacmi þu þekilde belirlenir: En (silindirin taban çapý), boy ve tabanýn (eninin) çevresi açýlmýþ þekilde düþünülür. Taban çevresi tabanýn 3 tam 1128 katýdýr. Sonuç olarak silindirin eni 4, boyu 10, taban çevresi 12 tam 417 olur. Sonra çapýn yarýsý (yarýçap) olan 2, taban çevresinin yarýsý olan 6 tam 217 ile çarpýlýr. Sonuç 12 tam 417 olur. Bu tabanýn alanýdýr. Taban alaný yükseklik ile yani 10 ile arpýlýr. Bu durumda sonuç, iki kulle suyun küpteki alaný olan 125'ten 5/28 fazla olur. Bununla yaklaþýk eþitlik saðlanmýþ olur.

 

Fýkýhtaki sayý ile ölçülen þeyler dört kýsýmdýr:

 

Birinci kýsým:

 

Sayý deðerinin kesin deðil yaklaþýk olarak alýndýðý konusunda ittifak edilenler:

> Örneðin; selem akdine konu olan veya satýn alýnmasý için vekalet verilen kölenin yaþý böyledir.

 

Ýkinci kýsým:

 

Sayýnýn kesin olduðunda görüþ ayrýlýðý olmayan deðerler. Orneðin;

 

> mesh müddetinin sýnýrý,

> tuvalet temizliðinde kullanýlacak taþlarýn sayýsý,

> köpeðin kabý yalamasý durumunda yýkama sayýsý,

> Cuma namazýnýn kýlýnabilmesi için gereken cemaat sayýsý,

> zekatlarýn nisaplarý,

> zekat olarak verilecek hayvanlarýn yaþlarý,

> kurbanlýk hayvanlarýn yaþlarý,

> ariyye'deki ve sk miktarý,

> zekat, cizye, yanlýþlýkla adam öldürme diyeti, zina eden kimsenin sürgün edilmesinde senenin dolmasý,

> ila süresinin dolmasý,

> cinsel yönden iktidarsýz kimseye (innin) cinsel iliþkide bulu-

nabilecek süre tanýnmasý,

> süt emzirme süresi,

> hadlerin miktarlarý

 

Üçüncü kýsým:

 

Daha doðru görüþe göre sayýnýn kesin olduðu kabul edilenler. Örneðin;

 

> Namazý kýsaltma mesafesinde mil sayýsý,

> Beþ vesk miktarýnýn 1600 rýtýl olarak belirlenmesi -daha doðru görüþe göre bu kesin sayýdýr-. Nevevi Ruusu'l-mesail'de bunun "yaklaþýk bir belirleme" olduðu görüþünü kabul etmiþtir.

 

Dördüncü kýsým:

 

Daha doðru görüþe göre sayýnýn yaklaþýk olduðu kabul edilenler. Örneðin;

 

> Hayýz görme yaþý,

> Ýki saf arasýndaki mesafe gibi.

 

M- SUYUN HÜKMÜNE ETKÝ EDEN DEGÝÞÝKLÝÐÝN ÖLÇÜSÜ NEDÝR?

 

Temiz veya necis bir madde ile [Suyun hükmüne etki eden] deðiþiklik; tat veya renk ya da koku [üzerindeki deðiþikliktir].

 

Suyun hükmüne -duyularla hissedilecek þekilde veya takdirenetki eden deðiþiklik, temiz veya necis bir madde ile tat veya renk ya da kokuda meydana gelen deðiþikliktir. Bu üç özellikten birinin deðiþmesi yeterlidir.

 

Necis madde suda bu deðiþiklikleri meydana getirdiðinde o suyun necis olacaðý konusunda icma vardýr. (Ýcma 3)

 

Temiz madde suda bu deðiþiklikleri meydana getirdiðinde bunun bir etkisinin olacaðý ise Þafii mezhebine özgüdür.

 

[Takdiri deðiþiklikte iki durum söz konusudur]

 

[a] - Temiz bir madde ile takdiri bir deðiþikliðin meydana gelmesi, suya orta derecede aykýrý bir madde esas alýnarak,

 

[b] - necis bir madde ile takdiri deðiþikliðin meydana gelmesinde ise suya en þiddetli derecede aykýrý bir madde esas alýnarak belirlenir.

 

"Temiz bir madde ile meydana gelen müessir deðiþiklik" ifadesi temiz bir madde ile meydana gelen küçük deðiþikliði dýþarýda býrakmaktadýr.

 

"Necis bir madde ile meydana gelen müessir deðiþiklik" ifadesi nehir kýyýsýnda suya yakýn yerdeki hayvan ölüsü sebebi ile meydana gelen deðiþikliði dýþarýda býrakmaktadýr. Çünkü bizim mezhebimizde "necis bir madde ile meydana gelen ve müessir olmayan bir deðiþiklik yoktur".

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

5. TEMÝZ SU ÝLE NECÝS SUYUN HANGÝSÝ OLDUÐUNUN KARIÞMASI

⚠ Hata Bildir