|
TAHARET / SULAR |
5. TEMÝZ SU ÝLE NECÝS
SUYUN HANGÝSÝ OLDUÐUNUN KARIÞMASI
[Nevevi]:
Temiz su ile necis suyun
hangisi olduðu karýþsa, kiþi temiz suyu belirlemek için inceleme / araþtýrma
yapar.
Araþtýrma sonucunda
temizleyici olduðu kanýsýna ulaþtýðý su ile taharet [abdest-gusül] yapar.
Bir görüþe göre; kiþi
temiz olduðu kesin olarak bilinen bir su kullanabilecek durumdaysa araþtýrma /
inceleme yapamaz.
A- ARAÞTIRMA YAPMANIN
HÜKMÜ
B- GÖZLERÝ GÖRMEYEN
ÞAHSIN (A'MANIN) ARAÞTIRMA YAPMASI
C- ÝKÝ SIVIDAN
HANGÝSÝNÝN SU HANGÝSÝNÝN ÝDRAR OLDUÐUNU KARIÞTIRMA
D- SU ÝLE GÜL SUYUNUN
BELÝRLENEMEMESÝ
E- ARAÞTIRMA SONUCU
ULAÞILAN KANAATE GÖRE HAREKET ETME
A- ARAÞTIRMA YAPMANIN
HÜKMÜ
Bir kimse temiz olan su
veya toprakla, necis olan su ve topraðýn veya kullanýlmýþ olan su veya topraðýn
hangisi olduðunu karýþtýrsa abdestini bozduktan sonra kýlmayý istediði her bir
namaz için abdest / teyemmüm yaparken inceleme / araþtýrma yapmasý [gerekir mi?
Burada iki durum söz konusudur]
[Birinci durum]: Þayet
temizleyici olduðu kesin olarak bilinen bir su / toprak kullanmaya gücü
yetmiyorsa [þüpheli olduðu su veya toprak üzerinde araþtýrma yapmasý] farzdýr.
Bu farzýn; vakit dar deðilse vaktin tümü içinde, vakit darsa derhal yerine
getirilmesi gerekir.
[Ýkinci durum]: Þayet
temizleyici olduðu kesin olarak bilinen bir su / toprak kullanmaya gücü
yetiyorsa; örneðin kiþi bir nehir kýyýsýnda bulunursa veya iki su birbirine
karýþtýrýldýðýnda -asli vasýflarý deðiþmeksizin- iki kulleye ulaþýyorsa bu
durumda [temiz olduðu kesin olarak bilinen su / topraðý kullanmayýp, þüpheli
iki su / toprak üzerinde] inceleme / araþtýrma yapmasý [konusunda iki görüþ
vardýr]:
[Birinci görüþ]: Bu
caizdir. Çünkü kesin temiz olan var iken temiz olduðu zannedileni kullanmak
caizdir. Zira sahabe kesin olarak Nebi'den (s.a.v.) hadis dinleme imktmlarý
bulunduðu halde bunu yapmayýp birbirinden dinledikleri oluyordu. (Kýyas)
Veli el-Iraki þöyle
demiþtir: Farzý [birinci durumda yer aldýðý üzere] ayýrmaya gerek yoktur.
Ýnceleme / araþtýrma mutlak olarak farzdýr. Kesin olarak temiz olduðu bilinen
su / topraðýn bulunmasý bu iki durumda inceleme / araþtýrma yapma zorunluluðuna
engel deðildir. Çünkü seçenekli farzýn [vacib muhayyer] her bir þýkký hakkýnda
"farz" ifadesi kullanýlabilir.
Ben et-Tenbih þerhine
dair yazdýðým eserde bunu esas aldým. Bununla birlikte Celal el-Bekrf'nin de
dediði üzere- Veli el-Irakl'nin bu görüþü itiraza açýktýr. Çünkü temiz olduðu
kesin olarak bilinen su / topraðýn bulunmasý halinde býrakýn inceleme /
araþtýrma yapmanýn farz olmasý konusunu, caiz olduðu konusunda bile ihtilaf
vardýr. Ýnceleme / araþtýrma yapýlmamasý daha faziletlidir. Terk edilmesi
istenen bir þey nasýl farz olarak nitelenebilir?
[Soru]: Mest giyen
kimsenin ayaðýný yýkamasý ve meshetmesinden birisi farz olmakla birlikte
ayaðýný yýkamasý daha faziletlidir.
[Cevap]: O meselede
-buradakinden farklý olarak- kiþinin ayaklarý yýkamaya gücü yetse bile ayaklarýný
meshetmesinin caiz olduðu konusunda ihtilaf yoktur.
Ýctihad, taharri ve
teahhi "amaca ulaþmak için çaba harcamaktýr" . Cehd "takat"
anlamýna gelir.
Bu kelimenin ayette
kullanýmý þöyledir: "Ýþte onlar doðruyu ara-
mýþlardýr" [Cin,
14].
Þair þöyle demiþtir:
Aðzý Süleyma'nýn
gerdanlýðý sandým. Süleyma'nýn gerdanlýðýný aðýz sanarak araþtýrdým durdum,
Þüphemi gidermek için
hepsini öptüm, araþtýran kimse de zaten böyle yapar.
Kiþi araþtýrma
sonucunda; suyun sallanmasý, etrafa saçýlan damlalar, suda deðiþim meydana
gelmesi, suyun yakýnýnda köpek olmasý vb. bir emareden hareketle sulardan
birinin necis diðerinin temiz olduðu kanýsýna ulaþýrsa temiz olduðu kanýsýna
ulaþtýðý su ile taharet [abdest-gusül] yapar.
Kiþinin iki kaptaki
sudan birinin tadýna bakarak araþtýrma yapmasý caizdir. "Bu, necaseti
tatmasýna sebep olabilir" denilerek itiraz edilemez; çünkü yasaklanan þey,
kesin olarak necaset olduðu bilinen bir þeyin tadýlmasýdýr. Bununla birlikte
-her ne kadar dönemimizdeki bazýlarý karþý çýksa da Hocam Remlf'nin de dediði
üzere- kiþinin her iki kaptakini birden tatmasý yasaklanmýþtýr; çünkü bu
durumda ikisinden birinde necasetin bulunduðu kesin olarak bilinmektedir.
Kiþi araþtýrma
yapmaksýzýn doðrudan iki kaptan birindeki suyu alarak bununla abdest alsa, daha
sonra kaptaki suyun temiz olduðu anlaþýlsa bile abdesti sahih olmaz; çünkü bu
kiþi hükümle oynamýþtýr.
[Ýkinci görüþ]: Diðer
bir görüþe göre; kiþi nehir kýyýsýnda olup temiz su kullanma imkanýna sahipse veya
çölde olup temiz toprak kullanma imkanýna sahipse [biri pis biri temiz iki su
veya iki toprak içinden temiz olanýný belirlemek için] inceleme / araþtýrma
yapamaz.
[Bu görüþün iki delili
vardýr]:
[Birinci delil]: Bu,
Mekke'de olup Kabe ile arasýnda engel olmayan kimsenin durumu gibidir. (Kýyas)
[Ýkinci delil]: Nebi
(s.a.v.) þöyle buyurmuþtur: > Seni þüphelendiren þeyi býrak,
þüphelendirmeyene bak.
Bu hadisi Ýmam Ahmed
rivayet etmiþ, Hakim ve Tirmizi de sahih görmüþlerdir.
Ýlk görüþte olanlar ikinci
görüþün ilk deliline þu þekilde cevabý vermiþlerdir: Kýble tek bir yöndedir;
kiþinin buraya yönelmesi mümkün olduðunda kýbleyi baþka yönde aramak boþ iþ
olur. Ayrýca su bir maldýr; suyu býrakmak demek, imkan bulunduðu halde onun
mallýðýný ortadan kaldýrma anlamýna gelir, kýble ise böyle deðildir.
[Bu görüþün ikinci
delili olan] hadisin ise mendupluk ifade ettiðini söylemiþlerdir.
[Soru]: Þu söylenebilir:
Nevevl'nin "kiþi muayyen bir temiz maddeyi kullanmaya güç yetirirse"
demesi gerekirdi. Çünkü hangisinin temiz olduðu þüpheli iki kaptaki sudan biri
de kesin olarak temizdir.
[Cevap]: Nevevi'nin bu
kaydý koymasýna gerek yoktur; çünkü iki kaptan birisinin kesin temiz olduðu
bilinse bile bunu tayine güç yetirilememektedir. Oysa Nevevi meseleyi temiz olduðu
bilinen bir þeyi kullanmaya güç yetirebilme konusu ile ilgili tasavvur
etmiþtir.
B- GÖZLERÝ GÖRMEYEN
ÞAHSIN (A'MANIN) ARAÞTIRMA YAPMASI
Daha güçlü olan görüþe
göre [inceleme / araþtýrma yapma konusunda] kör, gözleri gören gibidir
ÞERH: [Gözleri görmeyen
þahsýn temiz ve necis maddeleri birbirinden ayýrmak için inceleme / araþtýrma
yapmasýnýn gerekip gerekmediði konusunda iki görüþ vardýr]:
[Birinci görüþ]: Daha
güçlü görüþe göre yukarýda zikredilen araþtýrma / inceleme açýsýndan kör de
gözleri gören þahýs gibidir.
Çünkü dokunmak,
koklamak, tatmak veya kabýn kapaðýnýn hareket ettiðini duymak suretiyle emareyi
idrak edebilir.
Hükmün bu þekilde
gerekçelendirilmesi, körün emareyi idrak edebileceði diðer duyularý kaybetmesi
durumunda inceleme yapmamasýný gerektirir.
Ezrai "bunun kesin
hüküm olarak kabul edilmesi gerekir" demiþtir ki bu görüþ yerindedir.
[Ýkinci görüþ]: Kör
inceleme / araþtýrma yapmaz; çünkü incelenen þeyin temiz olup olmadýðý
kanaatine ulaþmada gözle görmenin bir etkisi vardýr. Kör buna sahip
olmadýðýndan -týpký kýbleden uzakta olan kimsenin araþtýrmasý meselesinde
olduðu gibi- kör hakkýnda bu geçerli deðildir.
Ýlk görüþte olanlar bu
ikinci görüþe þöyle cevap vermiþlerdir: Kýblenin araþtýrýlmasýnda deliller
gözle görülen delillerdir.
Benim Nevevi'nin
ifadesini "zikredilen inceleme / araþtýrma açýsýndan kör de gözleri gören
gibidir" þeklinde açýklamam gösteriyor ki; "Nevevi; daha güçlü görüþe
göre kör de gözleri gören gibi inceleme / araþtýrma yapar, deseydi daha yerinde
olurdu" diyenlerin bu görüþü yerinde deðildir. Çünkü Nevevi'nin ifadesinin
amacý þudur:
"Kör, aslen
inceleme / araþtýrma yapma konusunda gözleri gören þahýs gibidir". Bununla
birlikte bazý noktalarda farklýlýklar vardýr; örneðin kör biri þaþýrdýðýnda
-daha doðru olan görüþe göre- gözleri göreni taklid eder.
[Ýkinci görüþ]: Diðer
görüþe göre ise kör, gözleri gören gibi deðildir. Nevevi el-Mecmu'da þöyle
demiþtir: Kör, taklid edecek birini bulamasa veya bulmakla birlikte þaþkýnlýk
içinde kalsa teyemmüm yapar.
C- ÝKÝ SIVIDAN
HANGÝSÝNÝN SU HANGÝSÝNÝN ÝDRAR OLDUÐUNU KARIÞTIRMA
Kiþi [iki sývýdan
hangisinin] su [hangisinin] idrar olduðunu karýþtýrsa, doðru olan görüþe göre
inceleme / araþtýrma yapmaz; bu ikisini birbirine ekler, sonra teyemmüm yapar.
a. Su ile su dýþýndaki
necis sývýnýn hangisi olduðunu belirlemek için araþtýrma yapmanýn hükmü
[Birinci görüþ]: Kiþi,
iki sývýdan hangisinin su hangisinin idrar veya baþka bir necis sývý olduðunu
karýþtýrsa; örneðin idrarýn kokusu uçtuðu için kokusuz bulunsa, doðru olan
görüþe göre [temiz ile necisi belirlemek için], ister kör ister gözleri görür
olsun inceleme / araþtýrma yapmaz. Çünkü araþtýrma, "araþtýrýlan sývýnýn
aslen temiz olduðu" düþüncesini desteklemek içindir. Oysa idrar için insanýn
içinde böyle bir düþünce yoktur bu yüzden araþtýrma yapýlmasý imkansýzdýr.
[Soru]: idrarýn aslýnýn
temizlik olduðu düþüncesi de insanýn içinde vardýr; çünkü idrarýn aslý sudur.
[Cevap]: ''Araþtýrýlan
sývýnýn aslen temiz olduðu düþüncesi" ile kastedilen bu sývýnýn daha
önceki hali deðildir. Bununla kastedilen onu temizliðe bir þekilde geri
döndürebilmektir. içine necaset düþen suya su eklemek suretiyle bunu
yapabiliriz. Oysa idrar için bunu yapamayýz.
[ikinci görüþ]: Karýþan
iki su üzerinde araþtýrma yapmak caiz olduðu gibi idrar ve su üzerinde de
caizdir. imam Cüveyni kýyasa göre bu görüþün yerinde olduðunu söylemiþ, Bulkini
de bu görüþü tercih etmiþtir.
b. Su ile su dýþýndaki
necis sývýya sahip olan kimsenin yapmasý gereken þey (1)
Bu durumda kiþi su ile necis
sývýyý birbirine karýþtýrýr sonra teyemmüm yapar; çünkü suyu kullanmak imkansýz
hale gelmiþtir.
Þayet karýþtýrma
iþleminden önce teyemmüm yaparsa sahih olmaz; çünkü yanýnda temiz olduðu kesin
olarak bilinen ve yok etmekte kusurlu davrandýðý bir su var iken teyemmüm
yapmak sahih deðildir.
Zikredilen husus
-Nevevi'nin el-Mühezzeb þerhinde sahih gördüðü üzere- teyemmümün sýhhat
þartýdýr. Diðer bir görüþe göre ise namazýn kazasýnýn gerekli olmamasýnýn
þartýdýr. Rafii'nin her iki þerhinde ve Nevevi'nin er-Ravda ve et-Tahkik adlý
eserlerindeki ifadelerinden anlaþýlan da budur.
Buradaki ve gelecek
meselelerdeki "bel" (bilakis) ifadesi öncekini iptal için deðil, bir
amaçtan diðerine intikal içindir.
(1) Burada Þirbini'nin
tamamen dille ilgili bir tahlilini anlam bütünlüðünü korumak için metin içinde
deðil dipnotta veriyoruz: "Yuhletani" ifadesi Nevevi'nin ifadesinde
olduðu gibi, söz baþlangýcý kabul edilerek nun'lu bir þekilde merfU olarak
okunur. Veya "lem yectehid" ifadesine atfedilmesine raðmen merfU
okunur. Çünkü [dilci] Ýbn Malik'in belirttiðine göre "bel", cümleleri
birbirine atfeder. Þu halde "doðru olan nun harfinin hazfedilmesidir;
çünkü bu kelime yectehid fiiline atýfta meczumdur" görüþü yersizdir. Ancak
daha doðru olan görüþ Ýbn Malik'in görüþünün aksidir. Çünkü "bel" ile
atýf yapmanýn þartý, atfedilenin tek kelime [müfred] olmasýdýr. Þayet atfedilen
bir cümle izlerse "bel" atýf harfi deðil, yalnýzca ýdrab için
kullanýlan ibtida harfi olur. Bazý þarihlerin dediði gibi "yuhletani"
fiilini "yectehidu" fiiline atfedip nun u hazfederek okumak, -anlam
bozulduðu için- caiz deðildir. Çünkü bu durumda anlam "aksine bu durumda
ikisi birbirine karýþtýrýlmaz" þeklinde olur.
Nevevi boþaltmanýn
karýþtýrma gibi olduðunu söylemiþtir.
D- SU ÝLE GÜL SUYUNUN BELÝRLENEMEMESÝ
Kiþi su ile gül suyunu
karýþtýrsa her biri ile birer defa abdest alýr.
Bir görüþe göre kiþi
[hangisinin su olduðunu anlamak için] inceleme / araþtýrma yapabilir [ve bu
araþtýrma sonucuna göre hareket eder].
[Ýki sývýdan biri su
diðeri gülsuyu olsa bunlarý birbirinden ayýrt etmek için araþtýrma yapýlýr mý?
Bu konuda iki görüþ vardýr]:
[Birinci görüþ]: Kiþi,
su ile -kokusu geçmiþ- gül suyunu karýþtýrsa, temiz olan sývýyý kesin olarak
kullanmýþ olmak için her biri ile bir defa abdest alýr, temiz olaný belirlemek
için inceleme / araþtýrma yapmaz. Çünkü gülsuyunun taharette [abdest / gusülde]
kullanýlmasý asýl deðildir. Bu durumda týpký "beþ vakit namazdan birini
unutan kimsenin tümünü kaza etmesi" durumunda olduðu gibi, kesin niyetin
yapýlmamýþ olmasý mazur görülür. (Kýyas) Aslýnda niyetini þu þekilde
kesinleþtirebilir: "Her birinden bir eliyle bir avuç alarak niyetle
birlikte tek bir defada birbirine karýþtýrmaksýzýn bunlarla yüzünün bir
tarafýný yýkar. Sonra yüzünü yýkamayý tekrarlar. Bu sývýlardan biri ile
abdestini tamamlar, sonra da diðeri ile abdestini alýr". Ne var ki bunu
yapmakta zorluk bulunduðundan yapmasý gerekmez.
Nevevl'nin el-Mecmu'da
belirttiði üzere gerekçeden anlaþýldýðýna göre kiþi temizleyici olduðu kesin
olarak bilinen bir sývýya sahip olduðunda yukarýdaki iþlemi yapamaz. Bununla
birlikte alimlerin ifadelerinin zahirinden anlaþýldýðýna göre, bunu yapabilir.
Ýsnevi metindeki hükmü n
þu açýdan problemli olduðunu belirtmiþtir:
Alimler bu meselede, su
ve gülsuyu ile abdest almayý zorunlu kýlmýþlardýr. Ancak bir baþka meselede;
yanýnda abdeste yeterli olmayacak kadar su bulunan, su içinde tamamen daðýlýp
yok olacak gülsuyu gibi bir sývý eklendiðinde abdeste yeterli olacak kadar su
bulunan kimsenin bu suyu -diðer sývýnýn satým bedeli piyasa fiyatýnýn üzerinde
olmamak þartýyla- o sývýyla tamamlamasý gerektiðini söylemiþlerdir. Öyleyse bu
meselede zaten tam olan suyu ve onun gibi gülsuyunu birlikte kullanmayý nasýl
gerekli görebilirler? Doðru olan, bu durumda teyemmüm yapmaktýr.
Buna iki þekilde cevap
vermiþlerdir:
1. Bu meselede kiþi su
ile tam olarak abdest almaya güç yetirebilmektedir. Temiz suyun hangisi olduðu
ise karýþmýþtýr. Farzý tamamlayan þey de farzdýr. (Genel kural)
Bu meselede tam taharete
güç yetiremediðinden dinin gerekli kýldýðýndan daha fazla bir þeyle bu kiþiyi
suyu tamamlamayla yükümlü kýlmak yerinde deðildir.
2. Bu meselede kokusu
geçmiþ ve su gibi olmuþ gülsuyu söz konusudur. Bunun -kokusu geçmemiþ
gülsuyunun aksine- çoðunlukla deðeri yoktur veya çok azdýr.
Bundan anlaþýldýðýna
göre gülsuyunun deðeri abdest suyunun deðerinden çok olsa bunu kullanmasý
gerekmez; er-Ravda' da Ýbnü'lMukrl'nin tek görüþ olarak belirttiði üzere
teyemmüm yapar.
[Ýkinci görüþ]: Bir
görüþe göre kiþi inceleme / araþtýrma yapabilir.
Her ikisi üzerinde týpký
iki su arasýnda yaptýðý gibi inceleme / araþtýrma yapabilir.
Ýlk görüþ bu ikisini
daha önce idrar konusunda geçtiði gerekçe ile birbirinden ayýrmýþtýr.
Maverdý þöyle demiþtir:
Kiþi ikisi üzerinde;
gülsuyunu içmek için araþtýrma yapabilir. Araþtýrma sonucunda birinin gülsuyu
olduðunu anladýðýnda onu içmek için ayýrýr. Diðerinin su olduðuna
hükmedildiðinden onu taharetle kullanabilir.
Bu görüþ "içmek
için inceleme / araþtýrma yapmaya gerek yoktur" denilerek problemli
bulunmuþ, bu probleme de þöyle cevap verilmiþtir: Ýçmek için araþtýrma yapmaya
gerek yoksa da Maverdi'ye göre gülsuyu içmek için araþtýrma yapmaya gerek olmuþ
olabilir.
inceleme / araþtýrma
yapmanan þartlarý
Ýnceleme / araþtýrma yapmanýn
bazý þartlarý vardýr ki bir kýsmý yukarýda geçmiþtir. Diðer þartlar þunlardýr:
1. ''Aslen helal
olma" prensibi ile desteklenmiþ olmalýdýr. Kiþi -daha önce geçtiði üzere-
su ile idrar arasýnda araþtýrma yapmaz.(Çünkü idrar aslen helal deðildir)
2. Karýþýklýðýn birden
fazla þeyarasýnda meydana gelmiþ olmasý þarttýr. Þayet kiþinin elbisesinin
yenlerinden biri veya iki elinden biri necis olsa, ancak hangisi olduðu
bilinmese -ileride namazýn þartlarý konusunda geleceði üzere- bu konuda
araþtýrma yapmaz.
3. Ýki sývýnýn da
varlýðýný korumasý. Birisi telef olsa kalan üzerinde araþtýrma yapmaz, teyemmüm
yapar. Teyemmüm ile kýldýðý namazý iade etmez. Diðer sývý kalmýþ olsa bile kiþinin
bunu kullanmasý yasak olup, araþtýrma yapma imkaný söz konusu deðildir.
4. Vaktin devam etmesi.
Þayet vakit araþtýrma yapmaya yetmeyecek kadar daralýrsa teyemmüm ile namaz
kýlar, daha sonra iade eder. Bu görüþü Ýmraný el-Beyan isimli eserde belirtmiþtir.
5. Bir alamet elde
etmenin mümkün olmasý. Örneðin; elbise, kap ve yiyeceklerde olduðu gibi temiz
olaný tespit etmenin ümit edildiði þeylerde araþtýrma yapýlýr. Nikah konusunda
geleceði üzere evlenilmesi haram olan bir kadýn yabancýlarla karýþtý ðýnda bunu
belirlemek için araþtýrma yapýlmaz. Yine kendiliðinden ölmüþ bir hayvan
boðazlanmýþ hayvanla karýþtýðýnda araþtýrma yapýlmaz. Ýbnü'I-Mukrl bu þartý
dikkate almamýþtýr.
Hocamýz Zekeriya
el-Ensarý þöyle demiþtir: Muhtemeldir ki Ýbnü'I-Mukrl týpký Rafii gibi "bu
eþyalar araþtýrmanýn asýl prensiple desteklenmesi sebebiyle araþtýrma
kapsamýndan çýkarýlýr" görüþünü kabul etti ve bununla yetindi.
Araþtýrmanýn esas alýnýp ona uygun hareket edilmesinin þartý kendisinden sonra
alametin ortaya çýkmasýdýr.
E- ARAÞTIRMA SONUCU
ULAÞILAN KANAATE GÖRE HAREKET ETME
Kiþi [araþtýrma
sonucunda temiz olduðuna] kanaat getirdiði suyu kullanýnca diðerini döker.
Þayet diðer suyu býrakýr
ve sonradan kanaati deðiþirse -Þafii'nin açýk ifadesine göre- ikinci kanaatine
göre hareket etmez, teyemmüm yapar. Daha doðru olan görüþe göre teyemmümle
kýldýðý namazý iade etmesi gerekmez.
ÞERH:
a. Temiz olmadýðý
kan'aatine ulaþýlan suyun dökülmesinin hükmü
[Birinci görüþ]: Kiþi
araþtýrma yaparak, araþtýrma sonucu iki su içinden temiz olduðu kanaatine
ulaþtýðý suyun tümünü veya bir kýsmýný kullanýnca diðerini dökmesi menduptur.
[Ýkinci görüþ]: Diðer
bir görüþe göre ise -zorunluluk halinde susuz kalýnca içme ihtimali yoksa- bunu
dökmek farzdýr. Bunun gerekçesi araþtýrmasýnýn deðiþip iþin karýþýk hale
gelmesini önlemektir.
EI-Mecmu ve et-Tahkik'te
belirtildiðine göre diðer suyu kullanmadan önce bunu yapmasý da menduptur. Bu
görüþ daha yerindedir; çünkü böylelikle yanlýþlýkla onu kullanma ihtimali
ortadan kaldýrýlmýþ olur. Yukarýdaki ifadeyi de "kullanmayý istedikten
sonra" þeklinde anlamak mümkündür, Nitekim "Kur'an okuduðunda
kovulmuþ þey tandan Allah'a sýðýn" [Nahý, , 98] ayetinde de kastedilen
anlam "Kur'an okumayý istediðinde" þeklindedir.
Kiþi diðer suyu dökmese
ve ilk su ile abdest alarak sabah namazýný kýlsa sonra abdesti bozulsa, öðle
namazý için abdest almak istediðinde ilk sudan hiç kalmamýþ olsa, ortada birden
fazla su kalmadýðý için inceleme / araþtýrma yapmak gerekmez.
b. Temiz olmadýðý
kanaatine ulaþýlan su hakkýndaki kanaatin deðiþmesi
Ýnceleme sonucu temiz
olmadýðý kanaatine ulaþýlan suyu dökmenin caiz olmasý Nevevl'ye göre deðil,
Rafii'ye göredir.
Rafii'nin görüþüne göre;
> Kiþi inceleme yapsa
ve önceden necis kabul ettiði þeyin temiz olduðu yönünde daha sonra kanaati
deðiþse,
> veya güçlülük veya
zayýflýk bakýmýndan daha önceki incelemeye dayanmakla birlikte zayýf görülen
bir emare daha sonra güçlense ve önceden necis kabul ettiði þeyin temiz olduðu
yönünde [daha sonra kanaati deðiþse, -Þafif'nin açýk ifadesi sebebiyle- ikinci
kanaatine göre hareket etmez](Yani sonradan "temiz olduðu" yönünde
kanaate ulaþtýðý suyu abdest veya gusül için kullanmaz. (Çev.) )
Rafii'ye göre ikinci
incelemeyi, Nevevl'ye göre zanný incelemeyi esas alarak hareket etmez. Çünkü
ictihad, ictihad ile nakzedilmez.(Genel kural)
Bu durumda kiþi teyemmüm
yapar. Çünkü elindeki suyu kullanmasý mümkün deðildir.
[Kanaati deðiþen
kimsenin teyemmümle kýldýðý namazý iade zorunluluðu olup olmadýðý konusunda iki
görüþ vardýr]:
[Birinci görüþ]: Daha
doðru olan görüþe göre teyemmümle kýldýðý namazý iade etmesi gerekmez. Çünkü
elinde temiz olduðu kesin olan bir su yoktur.
[Ýkinci görüþ]: Diðer
görüþe göre ise bu þekilde kýldýðý namazý iade eder; çünkü elinde temiz
olduðuna kanaat getirilen bir su vardýr.
Þayet ilk sudan bir
miktar kalýrsa baþka bir þahsýn inceleme yapmaksýzýn o suyu kullanmasý caiz
olmaz.
Bu þahsýn abdesti
bozulsa, kalan su abdest için yeterli olmasa bile -þayet önceki alameti
hatýrlamýyorsa- ikinci namaz için yeniden inceleme yapmasý gerekir. Kanaati
deðiþirse her iki sudan da uzak durur ve teyemmüm yapar. Ýki su birbirinden
ayrý durduðundan teyemmümle kýldýðý namazlarý iade eder; çünkü elinde temiz
olduðu kesin olarak bilinen bir su var iken bunu yok etmeden teyemmümle namaz
kýlmýþtýr.
Abdesti bozulmadan diðer
namaz vakti girse, kanaati deðiþse bile inceleme yapmasý gerekmez; çünkü abdest
zan ile ortadan kalkmaz.
Ýbn Süreye, Ýmam
Þafii'nin "kýblenin yönü konusunda kanaatin deðiþmesi" meselesindeki
açýk ifadesinden "kiþinin sonraki kanaatine göre davranabileceði"
görüþünü çýkarmýþtýr [tahric etmiþtir].
Ancak iki mesele
arasýnda þu açýlardan fark olduðu belirtilmiþtir:
Burada ikinci kanaate
göre davranmak, -þayet kiþi ilk defasýnda yýkadýðý yerleri yýkarsa- icrihadýn
ictihad ile nakledilmesi sonucuna, þayet yýkamadýysa necaset ile namaz kýlmaya
yol açar .. Kýble meselesinde ise ne necaset ile namaz kýlmaya ne de kýbleden
baþka bir yere dönerek namaz kýlmaya yol açar.
Ýbn Sabbað bu farkýn þu
açýdan geçersiz olduðunu söylemiþtir:
Ýkinci kanaate göre
hareket etme, þayet biz daha önceki tahareti ve namazý geçersiz sayarsak ilk
kanaati iptal etmeye yol açar. Oysa biz önceki abdest ve namazý geçersiz
saymýyor, -ilk sudan artan kýsýmdan uzaklaþmasýný istediðimiz gibi- necis
olduðunu zannettiði yerleri yýkamasýný istiyoruz.
Ýbn Sabbað'ýn bu
görüþüne þu þekilde cevap verilmiþtir: Ýlk kanaatin geçersiz sayýlmasý için ilk
abdestte yýkanan yerlerin yýkanmasýnýn ve kalan sudan kaçýnýlmasýnýn
emredilmesi yeterlidir.
Ýbn Süreye'in görüþünden
þu anlaþýlmaktadýr: "Kiþi kullanýlmýþ su ile temiz suyun hangisi olduðunu
bilemese veya abdest organlarýný ilk su ile yýkamýþsa; gerekçe ortadan kalktýðý
için kiþi ikinci kanaatine göre hareket eder [daha sonradan temiz olduðu
kanaatine ulaþtýðý diðer suyu kullanýr]". Bu anlayýþ doðrudur.
Benim Nevevi'nin
görüþüne dair yaptýðým bu açýklama, "bu yalnýzca Rafii'nin görüþüne
uygundur" anlayýþýnýn geçersiz olduðunu gösterir.
Kiþinin su dýþýndaki
nesnelerde, -süt ve sirke gibi farklý iki cins nesne arasýnda bile olsa-
inceleme / araþtýrma yapmasý, bu nesneyi kullanma zorunluluðu varsa farz,
zorunluluk yoksa caizdir.
BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN
AÞAÐIDAKÝ LÝNKE TIKLAYIN