|
CENAZE NAMAZI |
5. CENAZE NAMAZININ
ÞARTLARI
Cenaze namazýnda normal
namazdaki þartlar aynen geçerlidir, cemaat þart deðildir.
Bir kiþinin cenaze
namazý kýlmasýyla [yükümlülük yerine gelmiþ olur] cenaze namazýnýn farziyeti
düþer. [Zayýf] bir görüþe göre iki kiþinin bulunmasý, bir baþka görüþe göre üç
kiþinin bulunmasý, bir baþka görüþe göre dört kiþinin bulunmasý farzdýr.
Daha doðru görüþe göre
erkekler var ise, yalnýzca kadýnlarýn kýlmasý ile farziyet düþmez.
Namazýn kýlýndýðý
beldede bulunmayan bir ölü için cenaze namazý kýlýnýr.
Cenaze namazýnýn
definden önce kýlýnmasý gerekir. Definden sonra kýlýnmasý sahihtir. Daha doðru
görüþe göre bunun sahih olmasý "kiþi öldüðünde cenaze namazý kýlmaya ehil
olanlar"a özgüdür.
Resulullah {s.a.v.)'ýn
kabri yanýnda onun cenaze namazý hiçbir þekilde kýlýnmaz.
Cenaze namazýnda, diðer
namazlarda þart olan; avret yerlerin örtülmesi, taharet, kýbleye dönmek vb. þeyler
þart koþulur. Çünkü buna da "namaz" adý verildiðinden diðer namazlar
gibidir.
Cenaze namazýnýn
"namazdan önce cenazenin yýkanmýþ olmasý" vb. gibi baþka bazý
þartlarý daha vardýr.
A. CENAZE NAMAZINDA
CEMAAT ÞART MIDIR?
B. KILANLARIN SAYISI VE
CÝNSÝYETÝ
C. GIYABÝ CENAZE
NAMAZI KILMAK
D. CENAZE NAMAZININ
ÖLÜNÜN DEFNÝNDEN ÖNCE KILINMASI
E. RESULULLAH
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ÝN KABRÝ YANINDA ONUN CENAZE NAMAZINIKýLMAK
A. CENAZE NAMAZINDA
CEMAAT ÞART MIDIR?
Beþ vakit namazda cemaat
þart olmadýðý gibi cenaze namazýnda da cemaat þart deðil, sünnettir.
[*] - Bunun delili
Müslim'de yer alan þu hadistir: Bir Müslüman öldüðünde Allah'a hiçbir þeyi
ortak koþmayan kýrk kiþi onun cenaze namazýný kýlarsa Allah o kiþi hakkýndaki
þefaatlerini [þahitliklerini] mutlaka kabul eder. (Müslim, Cenaiz, 2196)
[*] - Beyhaki ve diðer
hadisçilerin rivayet ettiðine göre sahabe Nebi {s.a.v.}'in cenaze namazlarýný
bölük bölük kýlmýþlardýr. (Darekutni iydeyn, 2, 56)
[Beyhaki, Þafii'nin
aðzýndan bunun sebebini þöyle aktarmýþtýr:]
Bu, Nebi {saIlallahu
aleyhi ve seIlem}'in makamýnýn yüceliðinden ve onun cenaze namazýný kýldýrmak
için herhangi bir kimsenin imamlýða geçmeme konusundaki hassasiyetlerinden
kaynaklanmýþtýr. (Beyhaki, Cenaiz, 103)
Beyhaki dýþýndaki
bazýlarý ise bunun sebebini þöyle açýklamýþlardýr:
Topluluða namaz
kýldýracak bir imam belirlenmemiþti. Þayet bir kiþi Nebi {s.a.v.)'in cenaze
namazýný kýldýrmak için geçse idi o kiþi her konuda toplumun önünde yer alacak
ve halifelik için de o belirlenmiþ olacaktý.
"Bölük bölük
kýldýlar" ifadesinin anlamý, "birbiri peþi sýra cemaatler halinde
kýldýlar" demektir.
Not:
[Nebi {s.a.v.)'in cenaze
namazý ile ilgili þöyle bir görüþ ileri atýlmýþtýr]: Nebi (s.a.v.}'in cenaze
namazýný kýlanlarýn sayýsý hesaplandý, 30.000 [otuz bin] kiþi çýktý.
Meleklerden de 60.000 [altmýþ bin] melek vardý, çünkü her bir insanýn yanýnda
iki melek bulunuyordu.
Ýhya'da þöyle
denilmiþtir: Nebi (s.a.v.) vefat ettiðinde geride 20.000 sahabý býraktý.
Bunlarýn yalnýzca altý tanesi Kur'an'ý ezberlemiþti. Bu altý kiþinin de
ikisinin ezberlemeyip ezberlemediðinde ihtilaf vardýr.
Demýrý þöyle demiþtir:
Gazzali herhalde "Medine'de olan sahabenin sayýsý 20.000 kiþi idi"
demek istemiþtir. Çünkü Ebu Zür'a el-Merazý'nin rivayet ettiðine göre Nebi
(s.a.v.) vefat ettiðinde geride -her birinin sahabelik vasfý bulunan, Nebi
(s.a.v.)'den rivayette bulunmuþ ve kendisini iþitmiþ- 114.000 [yüz on dört bin]
kiþi býraktý.
B. KILANLARIN SAYISI
VE CÝNSÝYETÝ
A. CENAZE NAMAZINI KILAN
KÝMSELERÝN SAYISI
Bir kiþinin cenaze
namazý kýlmasýyla [yükümlülük yerine gelmiþ olur] cenaze namazýnýn farziyeti
[diðer insanlarýn üzerinden] düþer.
[Zayýf] bir görüþe göre
iki kiþinin bulunmasý gerekir.
[Zayýf] bir baþka görüþe
göre üç kiþinin bulunmasý gerekir.
[Zayýf] bir baþka görüþe
göre dört kiþinin bulunmasý gerekir.
[Cenaze namazýný kaç
kiþi kýldýðýnda cenaze namazý kýlma yükümlülüðü ortadan kalkmýþ, görev yerine
gelmiþ olur? Bu konuda mezhep içinde dört görüþ bulunmaktadýr]
[Birinci görüþ]
Doðru olan görüþe göre;
bir kiþinin cenaze namazý kýlmasýyla [yükümlülük yerine gelmiþ] cenaze
namazýnýn farziyeti [diðer insanlarýn üzerinden] düþmüþ olur. Çünkü bir kiþinin
namazý kýlmasýyla -bu kiþi mümeyyiz bir çocuk bile olsa- farz yerine gelmiþtir.
Bunun gerekçesi -yukarýda belirtildiði üzere- cenaze namazýnda cemaatin þart
olmamasýdýr. Namazý kýlan kiþilerin sayýsýnýn da -týpký diðer namazlarda olduðu
gibi- [birden fazla olmasý] þart deðildir.
[Ýkinci görüþ]
Cenaze namazý
farziyetinin [diðer insanlarýn üzerinden] düþmesi için iki kiþinin namazý
kýlmasý gerekir; çünkü cemaatin en azý iki kiþiden oluþur.
[Üçüncü görüþ]
Üç kiþinin kýlmasý
gerekir. Çünkü Darekutný'nin rivayet ettiði hadise göre Nebi (s.a.v.) þöyle
buyurmuþtur:
> La ilahe illallah
diyenlerin cenaze namazýný kýlýnýz!(Darekutni, iydeyn, 3)
Cemaatin en azý üç
kiþidir. Bu, el-Ümm'de Ýmam Þafii (r.a.)'in bizzat ifade ettiði, bir grup
alimin tek görüþ olarak, bir grup alimin de "doðru görüþ" olarak
kabul ettikleri görüþtür.
[Dördüncü görüþ]
Dört kiþinin kýlmasý
gerekir.
Bu Þeyh Ebu Ali'nin
görüþüdür. O, bu görüþünü þu meseledeki görüþüne dayandýrmýþtýr: "Cenazeyi
dörtten az kiþinin taþýmasý caiz deðildir; çünkü bundan az sayýda kiþinin
taþýmasý cenazeyi hor görmek anlamýna gelir." [Ona göre] cenazeyi taþýmak
böyle olduðuna göre namazýný kýlmak haydi haydi böyledir.
-er-Ravda'da
belirtildiðine göre- Bu dört görüþ içinden ilki ve üçüncüsü, Ýmam Þafii
(r.a.)'ye, ikinci ve dördüncüsü ise mezhep alimlerine aittir.
Mezhep alimlerine ait
olan iki farklý görüþ þu konuda ittifak etmiþtir: "Mümeyyiz çocuklar balið
kimseler hükmündedir." Bir topluluða selam verildiðinde selamý çocuk alsa
selamý alma farzý diðer büyük kimselerin üzerinden düþmüþ olmaz. Ýki mesele
arasýnda þu fark vardýr: Selam aslýnda selam veren ve alan kimselerin
[birbirlerine zarar vermeyecekleri konusunda] güvende olduklarýný belirtmek
için meþru kýlýnmýþtýr, cenaze namazý ise böyle deðildir.
Yukarýdaki görüþlerin
hiçbirine göre cenaze namazýný cemaatle kýlmak þart deðildir; dilerlerse teker
teker kýlabilirler.
EI-Mecmu'da
alimlerimizden þu görüþ nakledilmiþtir: Bir cenazenin namazýný, þart koþulan
sayýnýn üzerinde kiþi kýldýðýnda bunlarýn tümünün namazý jarz-ý kijdye olarak
gerçekleþmiþ olur.
B. CENAZE NAMAZI
KILANLARIN CÝNSÝYETÝ
Daha doðru görüþe göre
erkekler var ise, yalnýzca kadýnlarýn kýlmasý ile farziyet düþmez.
[Erkekler varken bir
cenaze namazýný yalnýzca kadýnlar kýlsa, cenaze namazý farziyeti insanlarýn
üzerinden düþmüþ olur mu? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ vardýr:]
[Birinci görüþ]
Daha doðru görüþe göre
Cenaze namazýný kýlabilecek birkaç erkek veya bir erkek yahut bir mümeyyiz
erkek çocuk bulunduðu halde kadýnlarýn namaz kýlmasý durumunda cenaze namazýnýn
farziyeti insanlar üzerinden düþmez.
Çünkü [namazý
kýlabilecek erkekler dururken yalnýzca kadýnlarýn cenaze namazý kýlmasý] ölüyü
küçümsemek anlamýna gelir. Ayrýca erkeðin ibadet ehliyeti [kadýna göre] daha
kamildir, bunun yüzünden onun dua etmesi icabete daha yakýndýr.
Nevevi "cenazeyi
kýlabilecek mümeyyiz bir erkek varsa" demiþ olsa yukarýda belirttiðimiz
diðer þahýslarý da kapsayan daha genel bir ifade olmuþ olurdu.
Öyle anlaþýlýyor ki
"erkek bulunmasý" ile kastedilen þey "mutlak olarak erkeðin
bulunmasý" veya "namazýn kýsaltýlarak kýlýnabileceði bir mesafeden
daha az olan mesafede erkeðin bulunmasý" deðil "cenaze namazý
kýlýnacak yerde bir erkeðin bulunmasý"dýr. Bu meseleye temas eden hiç
kimseyi görmedim.
[Ýkinci görüþ]
Diðer görüþe göre kadýnlarýn
cenaze namazý kýlmasý ve cemaat yapmasý sahih olduðundan onlarýn namaz
kýlmasýyla farz yükümlülüðü [diðer insanlarýn üzerinden] düþer.
Cenazenin bulunduðu
yerde onun namazýný kýlacak bir erkek bulunmadýðýnda kadýnlarýn cenaze namazýný
kýlmasý farz olur, onlarýn cenaze namazý kýlmasýyla farz yükümlülüðü düþer.
El-Udde'de þöyle
denilmiþtir:
Mezhepte güçlü [zahir]
olan görüþe göre kadýnlarýn cemaatle cenaze namazý kýlmalarý müstehap deðildir.
Nevevi þöyle demiþtir:
Kadýnlarýn cemaatle namaz kýlmalarýnýn sünnet olmasý gerekir.
Diðer namazlarda olduðu
gibi bu namazda da kadýnlarýn cemaat yapmasýnýn sünnet olduðu görüþü itimad
edilecek görüþtür.
[Zayýf] bir görüþe göre
kadýnlarýn, kadýnlardan oluþan bir cemaat içinde cenaze namazýný kýlmalarý
sünnettir.
Çift cinsiyetli þahýs da
bu konuda kadýn gibidir.
[Soru] Cenaze namazýný kýlacak durumda bir mümeyyiz
erkek çocuk bulunduðunda kadýnýn cenaze namazýný kýlmasý nasýl olur da [diðer
insanlar üzerinden] cenaze namazý kýlma farzýný düþürmez? Çünkü bu durumda
namazia muhatap olan kiþi o çocuk deðil kadýndýr.
[Cevap] Birkimse bir þeyi yerine getirmekle yükümlü
olduðu halde onun fiili bir baþka þeye baðlý olabilir. Özellikle de kiþi
üzerinden baþkasýnýn fiili ile sakýt olan meseleler böyledir.
Bu durumda kadýnlarýn
mümeyyiz çocuðu imamlýða geçirmeleri gerekir. Mümeyyiz çocuk varken o
kadýnlarýn [kendi aralarýnda cemaatle] namaz kýlmalarý yeterli deðildir. Þayet
çocuk imam olmaktan çekinirse -çocuðun velisinin yaptýðý gibi- çocuðu buna
zorlayabilirler.
Hocam Remli þöyle
demiþtir: Ýbnü'l-Mukri Þerhu'l-Ýrþad adlý eserinde þöyle demiþtir: Mümeyyiz
çocuk bulunduðu halde kadýnlarýn cenaze namazýný [cemaatle] kýlmalarý yeterli
olur.
O, bunun gerekçesini
"çocuk muhatap deðildir" diye belirtmiþtir. Þöyle demek daha
yerindedir: Çocuk namaz kýlmaktan kaçýnýrsa kadýnlarýn namaz kýlmasý yeterli
olur, aksi takdirde yeterli olmaz.
Alimlerin sözünden þu
anlaþýlmaktadýr:
Çift cinsiyetli þahýs da
bu konuda kadýn gibidir. Bu durumda cenazenin namazýný kýlabilecek durumda olan
bir kadýn ve çift cinsiyetli þahýs bulunsa her birinin cenaze namazý kýlmasý
ile farz yerine gelmiþ olur.
Bu görüþün çift
cinsiyetli þahýsla ilgili yönü güçlü olmakla birlikte kadýnla ilgili yönü güçlü
deðildir. Çünkü çift cinsiyetli þahsýn erkek olma ihtimali vardýr. Bu yüzden
Ýbnü'I-Mukri, Þerhu'l-Ýrþad adlý eserinde þöyle demiþtir:
[Belirtilen durumda]
çift cinsiyetli þahýs cenaze namazýný kýldýðýnda hem kendisi hem de kadýn
üzerindeki sorumluluk kalkmýþ olur. Kadýn cenaze namazý kýldýðýnda ise kadýnlar
üzerindeki farz kalkmýþ olur; çift cinsiyetli þahsa gelince mezhebin görüþüne
yapýlan kýyas, bu hükmü kabul etmez.
Zahir olan görüþ
alimlerimizin konu ile ilgili genel ifadelerinin esas alýnmasýdýr; çünkü çift
cinsiyetli þahsýn erkek olduðu kesin deðildir.
C. GIYABÝ CENAZE
NAMAZI KILMAK
Namazýn kýlýndýðý
beldede bulunmayan bir ölü için cenaze namazý kýlýnýr.
Cenaze namazýnýn
kýlýndýðý beldede bulunmayan bir ölü için -bulunduðu mesafe yakýn olsa ve ölü,
namaz kýlan kiþinin kýble yönünde bulunmasa bile- cenaze namazý kýlýnabilir. Bu
konuda Ebu Hanife (r.a.) ve Ýmam Malik (r.a.) muhalif görüþü benimsemiþlerdir.
[*] - Bizim delilimiz þu
hadistir: Nebi (s.a.v.) Medine' de iken, Habeþistan'da bulunan Necaþý'nin
öldüðü gün onun ölümünü insanlara bildirdi. [Daha sonra onun cenaze namazýný
kýldýrdý]. (Buhari, Cenaiz, 1245; Müslim, Cenaiz, 2201)
Bu hicretin dokuzuncu
yýlýnýn recep ayýnda olmuþtu.
Ýbnü'l-Kattan þöyle
demiþtir: [Gýyabi' cenaze namazý kýlýnabilir], ancak bu namaz, cenazenin
yanýnda bulunanlar üzerinden namaz kýlma farzýný kaldýrmaz.
Zerkeþi þöyle demiþtir:
Bu görüþün delili þudur: [Cenazenin yanýnda bulunanlarýn cenaze namazýný
kýlmamasýnda] ölüyü önemsememe ve küçümseme söz konusudur. Ancak farz yerine
geldiðinden sorumluluðun ortadan kalkacaðýný kabul etmek doðruya daha yakýndýr.
Açýktýr ki bu
"cenazeden uzakta olan kiþi cenazeden haberdar olduðunda" söz konusu
olur. Gýyabý cenaze namazý kýlacak olan kiþinin, "cenazenin
yýkandýðýný" kesin olarak bilmesi veya buna dair bir zannýnýn bulunmasý
þarttýr, aksi takdirde cenaze namazý kýlmasý sahih olmaz. Bununla birlikte kiþi
namazda niyet ederken "þayet yýkanmýþsa" þeklinde niyette bulunursa
namazýn sahih olmasý gerekir. Nitekim Ezrai bunu iki ihtimalden biri olarak
kabul etmiþtir.
Cenazenin bulunduðu
beldedeki kimseler içinden - belde büyük olsa bile- yalnýzca cenazenin yanýnda
bulunan kimseler cenaze namazýný kýlar; çünkü onun cenaze namazýna katýlmasý
kolaydýr. Alimler bu meseleyi "mahkemenin bulunduðu bölgede oturan ve
mahkemeye gelme imka.ný bulunduðu halde gelmeyen kimsenin gýyabýnda onun
aleyhine hüküm verme"ye ký yas etmiþlerdir.
Þayet cenazenin
bulunduðu yerde yaþayanlarýn cenazeye gelmesi hapsedilme, hastalanma vb.
sebeplerle imkansýz olursa gýyabý cenaze namazý kýlýnmasý -Ezral'nin ileri
sürdüðü ve Ýbn Ebu'd-Oem'in hapse atýlmýþ kiþi konusunda tek görüþ olarak kabul
ettiðine göre- doðruya uzak bir görüþ sayýlmaz.
Ölü, þehrin surlarýnýn dýþýnda
surlara yakýn bir yerde olsa, bulunduðu yer þehir içi gibi kabul edilir.
Zerkeþi bunu el-Vofi yazarýndan aktarmýþ ve onaylamýþtýr. Bunun gerekçesi
þudur: Mezarlýklarýn büyük çocunluðu þehrin surlarýnýn dýþýnda yapýlýr.
Kiþi farklý ölülerin
cenaze namazlarýný onlarýn öldüðü gün veya yýl 6 kýlsa, bu cenazeler dünyanýn
farklý bölgelerinde yýkanmýþ olsalar ve hangisinin kim olduðu tam olarak
bilinmese cenaze namazý caiz olur.
Hatta bunlarýn
namazlarýný kýlmak sünnettir; çünkü gýyabý cenaze namazý kýlmak dÜzdir,
cenazeyi belirlemek þart deðildir.
D. CENAZE NAMAZININ
ÖLÜNÜN DEFNÝNDEN ÖNCE KILINMASI
Cenaze namazýnýn
definden önce kýlýnmasý gerekir.
Definden sonra kýlýnmasý
sahihtir. Daha doðru görüþe göre bunun sahih olmasý "kiþi öldüðünde cenaze
namazý kýlmaya ehil olanlar" a özgüdür.
Cenaze namazýnýn
cenazenin yýkanmasýndan sonra, su kullanmak mümkün deðilse teyemmüm
yaptýrýlmasýndan sonra ve defninden önce kýlýnmasý farzdýr.
Þayet ölü, cenaze namazý
kýlýnmadan önce defnedilirse, onun namazýný kýlmak üzerine farz olan kimselerin
tümü -bir özrü bulunmadýkça- günahkar olurlar. Bu durumda o kiþi kabirde iken
cenaze namazý kýlýnýr, cenaze namazý kýlýnsýn diye kabrinin dýþýna çýkarýlmaz.
Cenaze namazýný kýlmak definden sonra da sahih olur. Çünkü bu konuda Buhari ve
Müslim' de rivayetler vardýr. (Buhari, Ezan, 857; Müslim, Cenaiz, 2208)
Bunun yapýlabilmesi için
kiþinin kabrin önüne geçmemiþ olmasý þarttýr. Nitekim ileride Nevevi'nin metne
eklediði bir bilgi olarak bu gelecektir.
Doðru görüþe göre
cenazenin kabri yanýnda onun cenaze namazýný kýlmakla farz yerine gelmiþ olur.
Bir ölünün namazý ne
zamana kadar kýlýnabilir? Bu konuda mezhep içinde farklý görüþler vardýr:
1. Görüþ: Her zaman
kýlýnabilir. Bu görüþe göre sahabelerin ve diðer Müslümanlarýn kabirleri
yanýnda günümüze dek namaz kýlýnabilir. Nevevi el-Mecmu'da þöyle demiþtir:
"Alimlerimiz bu görüþün zayýf olduðu konusunda ittifak etmiþlerdir."
2. Görüþ: Üç güne kadar
kýlýnabilir, daha sonra kýlýnmaz. Ebu Hanife (r.a.) de bu görüþtedir.
3. Görüþ: Bir aya kadar
kýlýnabilir. Ahmed b. Hanbel de bu görüþtedir.
4. Görüþ: Kabirde onun
cesedinden bir parça kaldýðý sürece kýlýnabilir, þayet cesedi tamamen yok
olmuþsa cenaze namazý kýlýnmaz. Þayet cesedinin yok olup olmadýðýnda þüphe
edilirse aslolan cesedin var olmasýdýr.
5. Görüþ: Bu
yalnýzcakiþi öldüðü anda onun namazýný kýlmaya ehil olanlar için geçerlidir.
Rafii eþ-Þerhu's-saðir'de bu görüþü doðru kabul etmiþtir. Bu hükmün kapsamýna
[cenazesi kýlýnacak olan kiþi öldüðünde] mümeyyiz olanlar girer, mümeyyiz
olmayanlar girmez.
En doðru görüþ,
"cenazenin kabri yanýnda namaz kýlmanýn sahih olmasý" hükmünün, kiþi
öldüðünde onun cenaze namazýný kýlmasý farz olan kimselere özgü kabul
edilmesidir. Çünkü o kiþi kabir yanýnda bu namazý kýlmakla, yükümlü tutulduðu
bir farzý yerine getirmiþ olmaktadýr. Diðer þahýslar ise farz olmadýðý halde
bunu yapmaktadýr. Oysa cenaze namazýnýn farz olmadýðý halde bu þekilde
kendiliðinden kýlýnmasý söz konusu deðildir.
Nevevi el-Mecmu'da þöyle
demiþtir: Bunun anlamý "ortada bir cenaze olmaksýzýn cenaze namazý
suretinde bir namaza baþlamak caiz deðildir" demektir. Ama mesela öðle
namazýný gerektiren bir sebep olmasa bile öðle namazý suretinde bir namaz
kýlmak caizdir. Ancak alimlerin bu konudaki görüþleri bu namazý kadýnlarýn
erkeklerle birlikte kýlmasý konusunda kendisi ile çeliþmektedir; çünkü bu namaz
onlar hakkýnda nafiledir ve sahihtir.
Zerkeþi þöyle demiþtir:
Bunun anlamý "bu namaz biri diðerinin ardýndan kýlýnmaz" demektir.
Yani bu namazý kýlan bir kimse bu namazý tekrar iade etmez. Yani ondan bunu
yapmasý istenmez.
Ancak ileride geleceði
üzere kiþi bu namazý tekrar kýlsa bu kendisi için bir nafile olarak
gerçekleþir. Bu, alimlerin ileri sürdüðü þu kuralýn bir istisnasý gibidir:
Kýlýnmasý istenmeyen bir namaz kýlýndýðýnda baþlamýþ sayýlmaz. Cenazenin
namazýný daha önceden kýlmayan birisi ilk olarak kýlarsa onun kýldýðý bu namaz
farz olarak gerçekleþir.
Nevevi "kiþi
öldüðünde onun cenaze namazýný kýlma konusunda farza ehil olmasý"
özelliðine itibar etmiþtir. Bu konuda el-Azýz' de "daha güçlü olan görüþ
budur" denilmiþtir. Nevevi bu görüþü el-Mecmu'da alimlerin çoðunluðundan
nakletmiþtiL
Kadý Hüseyin þöyle
demiþtir: Bu sözden þu anlaþýlýr: Kiþi öldüðü esnada kafir olan kiþi ve hayýzlý
kadýn sonradan o ölünün namazýný kabri baþýnda kýlamazlar. [Çünkü kiþi öldüðü
gün cenaze namazýný kýlmasý farz olan kimseler arasýnda deðillerdir].
Nitekim Mütevelli bunu
açýk olarak ifade etmiþtir, alimlerimizin sözlerinin zahirinden de bu
anlaþllmaktadýr.
Ýmam Cüveyni bu ikisini
abdestsiz kimse ile ayný hükme tabi tutmuþ, Gazall de el-Vasýt'te ona tabi
olmuþtur. Güçlü olan görüþ de budur.
Ýsnevý þöyle demiþtir:
Kiþinin öldüðü zamanýn dikkate alýnmasý þunu gerektirir: "Bir kimse,
belirli bir þahýs öldükten sonra henüz yýkanmadan önce buluða erse veya delinin
aklý baþýna gelse onlarýn bu durumu dikkate alýnmaz." Doðru görüþ bunun
aksinedir. Çünkü ölünün yanýnda bu þahýstan baþkasý bulunmasaydý, ittifakla o
kiþinin daha sonradan ölünün kabri baþýnda bu namazý kýlmasý gerekli olacaktý.
Ayný þekilde ölünün yanýnda baþkalarý bulunup da onlarýn tümü cenaze namazýný
kýlmasalar onlar günahkar olur. Hatta engel, ölünün yýkanmasýndan sonra veya
ölünün cenaze namazýnýn kýlýnmasýndan sonra ortadan kalksa ve kiþi cenaze
namazýný kýlabilecek kadar bir imkan bulabilse cenaze namazý kýlabilir.
Bu saðlam bir görüþtür.
Bu yüzden yukarýda zikredilen itirazlarýn söz konusu olmamasý için kiþinin
öldüðü esnada kimin onun cenaze namazýný kýlmaya ehil olduðunun iyi
zaptedilmesi gerekir.
E. RESULULLAH
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ÝN KABRÝ YANINDA ONUN CENAZE NAMAZINIKýLMAK
Resulullah {s.a.v.)'ýn
kabri yanýnda onun cenaze namazý hiçbir þekilde kýlýnmaz.
Rafii ve onunla ayný
görüþte olanlar buna dair þu hadisi delil getirmiþlerdir: Ben, ölümümden üç gün
sonra kabrimde býrakýlmayacak kadar Rabbim katýnda deðerliyim. (Suyuti, el-Havi
lil't-fetava, 2, 452; Acluni, Keþfu'l-hafa, 1, 161 (bkz. Telhisü'l-habir, hadis
no: 776) )
Demýrý "bu hadis batýldýr,
aslý yoktur" demiþtir. Ancak Beyhaki, Enes aracýlýðýyla Nebi {s.a.v.)'den
þunu rivayet etmiþtir: Peygamberler [kabre gömülmelerinin ardýndan] kýrk gece
geçtikten sonra kabirlerinde býrakýlmazlar, onlar sura üfleninceye kadar Allah
katýnda namaz kýlarlar. (Bkz. Hindý, Kenzü'l-Ummal, 3223)
Ayný þekilde diðer
peygamberlerin kabirleri baþýnda da namaz kýlýnmaz. Çünkü Buhari ve Müslim'in
rivayet ettiðine göre Nebi (s.a.v.) þöyle buyurmuþtur: Allah, Yahudi ve
Hristiyanlara lanet etsin! Onlar peygamberlerinin kabirlerini mescid edindiler.
(Buhari, Cenaiz, 1320; Müslim, Mesacid, 1184)
Konuya bu hadisin delil
getirilmesi itiraza açýktýr; çünkü biz, peygamberlerin vefat ettiði esnada
onlarýn cenaze namazlarýný kýlmasý gereken kiþilerden deðildik. [Zayýf] bir
görüþe göre cemaatle deðil tek tek onlarýn kabirleri baþýnda namaz kýlmak
caizdir.
BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN
AÞAÐIDAKÝ LÝNKE TIKLAYIN