SULAR
Ebu Abbas Muhammed bin
Yakub bin Yusuf ile Nisaburi bize þöyle haber verdi: Bize Rebi bin Süleyman haber
vererek dedi ki: Bize Ýmam Þafii, Allah celle celaluhunun þu buyruðu ile ilgili
þöyle haber verdi:
"Ey iman edenler!
Namaza kalkacaðýnýz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve
-baþlarýnýza mesh edip- her iki topuða kadar da ayaklarýnýzý yýkayýn. Eðer
cünüp iseniz, iyice yýkanarak temizlenin. Hasta olursanýz veya seferde
bulunursanýz veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya
kadýnlara dokunur da su bulamazsanýz, o zaman temiz bir topraða yönelin. Onunla
yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir
güçlük çýkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini
tamamlamak ister ki þükredesiniz." (Maide,6)
1- SULAR
2- TEMÝZ
SU ÝLE NECÝS SUYUN HÜKMÜ
3-
DURGUN SUYUN HÜKMÜ
4- ARTIK
SULAR -
SUYU NECis EDEN VE ETMEYEN DURUMLAR
5- SU'YA
KARIÞMA YOLUYLA SUYU NECÝS EDENLER
6-
CÜNÜBÜN VE BAÞKALARININ ARTIK SULARININ HÜKMÜ
7-
HIRiSTÝYAN'IN SU ARTlÐI iLE ABDEST ALMANIN HÜKMÜ
8-
KAPLAR - HANGÝ SU KAB'I iLE ABDEST ALINIR VEYA ALINMAZ
9- DERÝ
OLMAYAN KAPLAR
10-
ÞÜPHELÝ SUYUN HÜKMÜ
1- SULAR
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bu ayete muhatap olan kiþi, yýkayýn emrinin -faðsilu- suyla
olmasý gerektiðini rahatlýkla anlar. çünkü ayetteki yýkayýn emrinin beyaný suyla
gelmiþtir. Ayný þekilde ayete muhatap olan kiþi suyun insanoðlunun katkýsýnýn
olmadýðý ve Allah (c.c)'ýn yarattýðý su olduðunu rahatlýkla kavrayabilir.
Ayette su genel olarak kullanýlmýþtýr ki, yaðmur / kar suyu, akarsular, kuyu
suyu, daðda bir kaya oyuðu içinde toplanan su, az tuzlu, çok tuzlu ve acý deniz
suyunun hepsi bu kapsam dahilindedir. Zikri geçen sularýn tamamý, hem abdestte
hem de gusülde kiþiyi temizler. Kur'an'ýn zahiri (açýk delili), sularýn
hepsinin temiz olduðuna; deniz suyunun ve deniz suyunun dýþýndaki sularýn
tümünün temiz olduðuna iþaret eder. (Bu hususta) Peygamber (s.a.v)'den
Kur'an'ýn zahirini destekleyen güvenilir hadis-i þerif'ler rivayet edilmiþtir.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Malik, Safvan bin Süleym'den, Said bin Seleme'den,
-el-Azrak kabilesinden bir adam- ve Abduddar kabilesinden Muðire bin Ebu Bürde
yoluyla Ebu Hureyre'nin þöyle dediðini haber verdi: Bir adam, Hz. Peygamber
(s.a.v)'e þöyle sordu: "Ey Allah'ýn Resulü! Biz deniz yolculuðu
yaptýðýmýzda yanýmýzda az miktarda su bulunuyor. Eðer bu az olan suyla abdest
alacak olursak susuz kalýrýz. Bu sebeple deniz suyu ile abdest almamýzda mahzur
var mýdýr?" Hz. Peygamber (s.a.v), "Onun (denizin) suyu temiz ve
ölüsü helaldir. " buyurdu. Tahric: Tertip el-Müsned
eþ-Þafiý: Taharet, 1/23 no: 41; Muvatta, Taharet s, 40 no: 12; Ebu Davud,
Taharet, 1/64 no: 83; Tirmizi, Taharet, 1/101.102 no: 69; ibn Mace, Taharet
1/136 no: 386
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Ýbrahim bin Muhammed (b. Ebi Yahya Eslemi), Abdülaziz
bin Ömer'den; o, Said bin Sevban'dan; o, Ebu Hind el-Ferasi'den, Ebu Hureyre
yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle buyurduðunu nakletti: "Kim ki deniz
suyu ile temizlenemeyeceðine inanýyorsa Allah onu temizlemesin. " Tahric: Darekutni, Sünen, Taharet 1/35, 36 no: 11;
Beyhaki, Sünen el-Kübra, Taharet 1/4; Marifeti es-Sünen, Taharet 1/138 no: 20
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Suya necaset karýþmadýkça tüm sular temizdir, Temizlik de
ancak suyla yapýlýr. Veya (özel duruma baðlý olarak) toprakladýr. Dolu suyu,
eritilmiþ kar suyu, ýsýtýlmýþ veya ýsýtýlmamýþ su arasýnda fark yoktur, çünkü
suyun aslý temiz olduðundan onu ateþ kirletmez.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Ýbrahim bin Muhammed, Zeyd bin Eslem'den, o da
babasýndan þöyle nakletti: Ömer bin Hartab (r.a), suyu ýsýtýr, ýsýtýlan suyla
yýkanýr ve / veya abdest alýrdý. Tahric:
Darekutni, Sünen, Taharet 1/37 no: 1; Sünen el-Kübra, Beyhaki, Taharet 1/6;
Marifeti es-Sünen, Taharet 1/138; Musannef, ibn Ebi Þeybe, Taharet 1/42 no: 249
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Güneþ altýnda ýsýnan suyu -- ma-i müþemmesi -- sadece týbbi
açýdan kerih (mekruh) görürüm.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Ýbrahim bin Muhammed, Sadaka bin Abdullah'tan; o, Ebu
Zübeyr'den; o, Cabir bin Abdullah'tan þöyle nakletti: Ömer, güneþte ýsýtýlan
suyla yýkanmayý kerih görürdü. Þunu da eklerdi: Alaca hastalýðýna sebeptir. Tahric: Sünen el-Kübra, Beyhaki, Taharet 1/6; Marife, Taharet
1/139; Sünen, Darekutni, Taharet 1/38
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Suya necaset karýþmadýkça su temizdir. Ateþ necis deðildir.
Muhakkak ki necaset, haram kýlýnan þeylerde olur.
Ýnsanlarýn sýkarak elde
ettikleri meyve sularý, gül suyu ve benzeri sular temizleyici sayýlmazlar.
Birbirlerine mahrem
kiþilerin bedenlerinde kullandýklarý sular da temizleyici deðildir. çünkü bu
saydýklarýmýzýn hepsine gerçek manada su ismi verilmemektedir. Þöyle ki: Su
ismini manen aldýklarýndan dolayý gül suyu, meyve suyu ve bedende kullanýlan
suya "kullanýlmýþ su" denir.
Kiþi bir deve alýp kesse
ve karnýndaki suyu sýksa, sýkýp aldýðý bu su temizleyici olmaz. çünkü buna da
gerçek manada su denemez. Meyve suyu, gül suyu dendiði gibi buna da karýn suyu
denir. Gerçek manada su olmadýklarýný söylediðimizde bundan kasýt; bu sularýn
hiçbiriyle abdest almanýn caiz olmadýðýdýr.
2- TEMÝZ SU ÝLE NECÝS
SUYUN HÜKMÜ
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: (Bir yönüyle) sular; akarsu ve durgun su olmak üzere iki
kýsýmdýr.
Akarsu: Ýçerisine necis
olan leþ, kan vb. þeylerden biri düþtüðünde, bu, suyun kenarýnda bir kýsým su
birikintisinde duruyorsa orada toplanan su akarsu olmaktan çýkar, durgun su hükmüne
girer. Ve o bölgede toplanan su, durgun su hükmünü aldýðý için necistir. O
leþin olduðu durgun sayýlan suyun miktarý beþ kýrbadan [kulleteyn eder, bu da
221 litre demektir] az olmasý þartýyla necistir. Eðer toplanan su beþ kýrbadan
daha fazla ise, tadý, kokusu veya rengi deðiþmemiþ ise necis olmaz.
Eðer su akýp gidiyor ve
ondan bir þey herhangi bir kenarda göllenmiyorsa, içinden bir leþ veya leþin
bir kýsmý suyla beraber akýyorsa, leþ geçip gittikten sonraki sudan abdest
alýnýr. çünkü leþin bulunduðu yerden önce gelen suyla leþin bulunduðu yer ayný
yer deðildir. Dolayýsýyla abdest alýnan yere necaset karýþmamýþtýr. Eðer akarsu
az miktarda akýyorsa, içinde de bir leþ varsa ve leþin etrafýndaki suyun hacmi
de beþ kýrbadan daha az ise durgun su hükmündedir. Bu sebeple kiþinin leþin
etrafýndaki bu sudan abdest almasý caiz deðildir. Leþin bulunduðu su, abdest
alýnan yerden daha yukarýda ise tekrar abdest almasý gerekir. Bu gibi
akarsularda kabul edilen, leþten sonra akan suya necaset bulaþtýðýdýr. Leþten önceki
suya necaset bulaþmamýþ olduðudur. Necis olan þey eðer suyun belirli bir
bölgesinde durmuþsa sadece bulunduðu alan necis sayýlýr. Ama akan su az ve
içinde bulunan necis þey de akan suya karýþarak akýyorsa, karýþtýðý suya da
necaset karýþtýrýr. Daha önce izah etmiþtim. Bu durum az olan suyla beraber
suya karýþarak gelen necaset içindir. Ama necasetten önce bulunan ve
birbirlerine karýþma ihtimali olmayan su için necis olma durumu yoktur. Durgun
su bu hükmün dýþýndadýr. Çünkü akýcýlýðý olmadýðýndan mecburen tüm su ayný
yerde toplanacaktýr. Ve necasetten sonra ve necasetten önceki su akýþla
birbirlerinden ayrýlmayacaðýndan, gene suyun birbirine karýþmama gibi bir
ihtimali kalmayacaðýndan böyle olan suya necis karýþmýþsa o su tümden necis
olur.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: AKarsu az olsun çok olsun eðer ona necaset karýþýr ve
kokusunu, tadýný ya da rengini deðiþtirirse o su necis sayýlýr. Akan suya
necaset karýþan bir akýntý karýþýr ve ardýndan temiz bir akýntý gelirse necaset
karýþan akýntý necis, necsetin karýþmadýðý akýntý temiz sayýlýr.
Dedi ki: Akarsuyun çukur
bir yerinde bir kýsým su birikip de oradan akma imkaný bulamazsa, çukurda
toplanan suya da necaset karýþýrsa toplanan su necis sayýlýr. Çünkü çukurda
biriken su, durgýLll su hükmündedir. Aym þekilde akan su bir çukura girse ve
toplanan su beþ kýrbayý aþmayan bir miktara ulaþsa akýþýný da yitirse necis
sayýlýr. Ama akarsuyun bir yerinde bir çukur bulunsa ve içerisine necis bir þey
düþse, akýntý güçlü olduðundan onu akýntýyla götürse akarsuyu necis yapan
þeylerin dýþýnda onu necis yapmaz.
Akarsu akýntýsýný
yitirip bir yerde toplanýr ve durgunlaþýrsa durgun suyu necis kýlan þeyakarsuyu
da necis kýlar.
3- DURGUN SUYUN HÜKMÜ
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Durgun su iki kýsýmdýr.
Birincisi; rengi, kokusu
veya tadý deðiþmezse, necis þeyler karýþsa da necis olmayan sudur. Ama necis
bir þey suya karýþýp rengini, kokusunu veya tadýný deðiþtirmiþse suyun az veya
çok olmasýna bakýlmadan o su necis sayýlýr.
Dedi ki: Eðer suyun asli
yapýsýný necaset bozup rengini, kokusunu veya tadýný deðiþtirmiþse, suyun
durgun veya akarsu olmasýna da bakýlmadan o su necis sayýlýr.
Ýkincisi; suyun rengi,
kokusu veya tadý bozulmamýþ olsa da kendisine necaset karýþmasý halinde necis
olan sudur.
Birisi þöyle bir soru
sorsa: Sayýlan iki kýsým su da durgun sudur ve ikisinin de hükmü farklýdýr, bu
hükme iliþkin deliliniz var mýdýr?
Cevaben þöyle deriz:
Delilimiz sünnettir.
Bize güvenilir raviler,
Velid bin Kesir'den, o, Muhammed bin Abbad bin Cafer'den, o, Abdullah bin
Abdullah bin Ömer'den, o da babasý yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle
buyurduðunu nakletmiþtir. "Eðer su miktarý kulleteyn (iki kulle) ise o su
necaset veya pislik barýndýrmaz. " Tahric:
Tertip el-Müsned, Taharet 1/21 no: 36; Ebu Davud, Taharet 1/51 no: 63; Tirmizi,
Taharet 1/97 no: 67; ibn Mace, Taharet 1/172 no: 517
Bize Müslim, senedini
hatýrlayamadýðým bir yolla Ýbn Cüreyc'den, Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle
buyurduðuwý nakletti: "Eðer su miktarý kulleteyn (iki kulle) ise o su
necaset barýndýrmaz."
Baþka yollarla gelen bir
hadiste de "Hacer'in kulleleri" lafzý da var dedi. Ýbn Cüreyc þöyle
dedi:
Ben "Hacer'in
kulleleri"ni gördüm. Bir kule, iki kýrba veya iki kýrbadan biraz fazla su
alýr. Tahric: Marife, Taharet 1/330,331,
Sünen el-Kübra, 1/263; Musannef, Abdurrazzak, Taharet 1/79 no: 258
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle decii: Ýhtiyat kabilinden bir kullenin, iki buçuk kýrba olmasýdýr.
Hicaz kýrbalarý daha büyüktür. Su, eðer beþ kýrba ise akar veya durgun olmasý arasýnda
fark olmaksýzýn necaset barýndýrmaz.
Necaset barýndýrmayan bu
su, mutlaka büyük kýrbalarda olmak zorundadýr. Eðer su beþ kýrbadan daha az bir
kap içindeyse ve ona necaset karýþýrsa necis olur. Bu durumda kap ve
içindekiler necis olduðundan kabýn içindekiler dökülür. Kap da yýkandýktan
sonra ancak temiz sayýlýr.
Su, eðer beþ kýrbadan
daha azsa, içine de durmayan bir necaset isabet ederse necis olur. Ama eðer beþ
kýrbadan az olan suya beþ kýrba ve fazla olacak kadar su eklense, su necasetten
kurtulur ve temiz olur. Yahut necaset isabet eden su alýnýp baþka bir kapta
bulunan suya eklense, eklenen suyun eklenilenden daha az veya daha fazla olmasý
arasýnda fark olmaksýzýn, iki suyun birleþmesiyle beþ kýrba ve fazlasý olsa iki
su birbirlerini kirletmeden temiz sayýlýrlar. Bu birleþmeyle temizlenip beþ
kýrba veya fazlasý olan su birbirinden ayrýlýnca eski necasetine dönmez.
Kendisine bir daha necaset isabet ederse ancak o zaman necis olur. Yalnýz suyun
yukarýda sayýlan özelliklerinden dolayý temiz olmasý gerekir.
Kuyu veya benzeri
yerlerden kova veya benzeri aletle çekilen suyun içinde ölü bir þey (fare,
civciv vb) bulunsa ölü olan þeyle beraber kovanýn içindeki su da dökülür. çünkü
kovadaki su, çok olan sudan ayrýlmakla beþ kýrbadan daha az su hükmüne
düþmüþtür. Bana hoþ gelen de kovadaki su döküldükten sonra kovanýn
yýkanmasýdýr. Kova yýkanmayýp çok olan suya daldýrýlýrsa, çok olan su da onu
temizler. Kova, çok olan suyu kirletmez.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) dedi ki: Necis olan (haram sayýlan) her þey, -ne olursa olsun- beþ
kýrbadan daha az olan suyun içine düþerse suyu necis yapar. Az olan suya ölmüþ
bir balýk veya ölmüþ bir çekirge düþmesi halinde su necis olmaz. çünkü onlarýn
ölüleri helal olanlardandýr. Bu hüküm suda yaþayan tüm canlýlar için
geçerlidir.
Suda yaþamayan kara
canlýlarýna gelince, eðer kesildiðinde (ezildiðinde, öldürüldüðünde) kaný akan
türden bir canlýysa, ölüsünün suya düþmesiyle su necis olur. Eðer içine ölü
düþtüðünde suyu necis olacak türden bir suysa bu hüküm geçerlidir. Kesildiðinde
kaný akmayan, sinek, sivrisinek ve benzerleri için iki görüþ vardýr.
Birinci görüþ: Bu
kabilden olan canlýlarýn suyun miktarý az da olsa içine düþüp ölmeleri
neticesinde su necis olmaz.
Bu görüþü savunan kiþi
þöyle derse: Ýcabýnda birisi kalkýp þöyle diyebilir: Suya düþen ölüdür
nasýlolur da suyun necis olmayacaðýný iddia ediyorsun?
Deriz ki: Suya, bunlarýn
düþüp ölmeleri neticesinde suda herhangi bir deðiþiklik olmamaktadýr. Ayný
zamanda da bunlarýn akan kanlarý yoktur.
Dönüp "Bu iddian
için delilin var mýdýr?" derse deriz ki: Evet, delilimiz vardýr, çünkü
Resulullah (s.a.v), içeceðin veya yemeðin içine bir sinek düþtüðünde, onun
düþtüðü yere batýrýlýp çýkarýldýktan sonra atýlmasýný emretmiþtir. Belki de
içeceðe veya yemeðe batýrýlmasý neticesinde ölecektir. Ama burada Hz. Peygamber
(s.a.v) içeceðe veya yemeðe düþmeyen sineðin batýrýlmasýný emretmiyor. Kiþi,
kendi isteðiyle sineði alýp içeceðe veya yemeðe batýrýp öldürürse batýrýldýðý
þeyi necis yapar. Tahric: Buhari,
Yaratýlýþ, 2/448 no: 332; ibn Mace, Týp 2/1159 no: 3504; Bedrel-Münir,
2/167,168
Ýkinci görüþ: Eðer zikri
geçen bu canlýlardan biri içeceðe veya yemeðe düþüp ölürse, ölümüyle necis
olacaðýndan içine düþtüðü þeyi de necis eder. çünkü onlar yenmesi haram
olanlardandýr. Birinizin yemeðine veya içeceðine düþerse onu yemeðe veya
içeceðe batýrýn denmesindeki emir, taþýmýþ olduðu zehirdendir. Genellikle de
düþtükleri yerden kurtulup ölmezler.
Neticede kanaatim,
korunan bir içecek veya yemeðin içine düþüp onun içinde ölmedikten sonra
içeceði veya yemeði necis yapmaz. Ama içinde ölürse onu necis yapar. Bu
canlýlara örnek olabilecek olanlar, sivrisinek, sinek, pire, bit ve bunlar gibi
olanlardýr.
Eti yenen ve eti
yenmeyen tüm kuþlarýn gübrelerinin suya düþmesiyle suyun ýslaklýðýna temas eder
etmez suya karýþacaðýndan suyu necis ederler.
Rebi' þöyle dedi: Bir
Hýristiyan'ýn, cünüp ve aybaþý olan bayanlarýn terleri temizdir. Ayný þekilde,
Mecusi'nin ve tüm hayvanlarýn terleri de temizdir. Tüm hayvanlarýn ve
aslanlarýn aðýzlarý(ndan çýkanlar, salya gibi þey ler de) temizdir. Köpek ve
domuz bu hükümlerin dýþýnda sayýlarak her þeyleriyle necistirler. Rebi' dedi
ki: Bu söylediklerim, ayný zamanda Ýmam Þafii'nin sözleridir.
Kiþi bir kabýn içine su
koysa, sünnet olan misvaký kullandýktan sonra da su kabýnýn içine batýrsa, bu
sudan abdest almasýnda bir mahzur yoktur. Çünkü kullanýlan misvakta en fazla
olabilecek þey kiþinin aðýz salyasýdýr. Kiþi suyun içine tükürse, balgamýný
atsa veya sümkürse bu fiili suyu necis yapmaz. Hayvanýn sudan içerken suya
salyasýnýn karýþmasý, suyu necis yapmaz. Ancak bir istisnasý vardýr; bu hayvan
köpek veya domuz ise su necis olur.
Dedi ki: Ýnsan derisi
suya deðerse ve teri suyun içine damlarsa suyu necis yapmaz. Çünkü hem insanýn,
hem de hayvanýn derisi ve teri necis deðildir. Bu terleme vücudun koituk
altýndan veya vücudunu neresinden olursa olsun, fark etmez.
Suya çok miktarda
necaset karýþsa, bu arada da su çoðalsa ama çoðalmasýna raðmen necaset kaybolmazsa
suyun çoðalmasý onu temizlemez. Suyun bir bölümü çekilse (kova veya baþka bir
yöntemle) de su temizlenmez. Ama su çoðalu ve ne cas et kaybolursa su temiz
olur. Çoðalan ve çoðalmasý sebebiyle içindeki necasetten eser kalmayan su,
baþka su katma yöntemiyle veya kaynak suyla çoðaltýlmasý arasýnda fark
olmaksýzýn temiz olur. Eðer sudaki necaset bu yöntemlerle kalmýyorsa sudan
herhangi bir þey çekilmesine gerek kalmadan su temiz olur.
Dedi ki: Kap, az olan
suda veya yere deðerek veya suyu biriktirmek maksadý ile yapay bir kuyuda
necasete bulaþýrsa, o zaman necis olur. Bu kap üzerindeki necasetle çok olan
suya batýrýlmak veya üzerine su dökülmek suretiyle necaset tamamen kaybolursa,
kap temiz olur. Ama kabýn bulunduðu yerde su az ise necis kalýr. Bu az olan
suyun üzerine onu necaset hükmünden çýkaracak miktarda su ilave edilirse ve
onda necasetten eser kalmazsa suyla kap beraberce temiz olur. Ayrýca suyun
bulunduðu yer de temizlenir. Çünkü kap da, yer de suyun necasetiyle necis
oldular ve ayný zamanda bu yolla temizlendiler.
Su, eðer temiz hükmüne
dönerse suyun içinde olup necaset bulaþtýrdýðý her þeyonunla beraber temiz
hükmünü alýr. Suyun hükmü deðiþtikten sonra içindekilerin hükmünün deðiþmemesi
caiz olmaz. Çünkü suyun içindekiler suyun hükmüne tabidir. Su necis olursa
içindekiler de necis olur, su temiz olursa içindekiler de temiz olurlar.
Eðer bir kabýn içindeki
az olan suya necaset karýþýrsa su dökülür ve kap yýkanýr. Bana göre müstehab
olan, kabýn üç kere yýkanmasýdýr. Bir kere de yýkansa temiz olur. Bu hüküm,
kaba bulaþan her türlü necaset için geçerlidir. Ancak köpek ve domuzun necaseti
hariçtir. Çünkü onlarýn necasetiyle kirlenen kaplar yedi defadan az yýkanýrsa
temizlenmez.
Köpek veya domuzun
necasetlerinin bulaþtýðý kap, birinci veya sonuncu yýkamasý toprakla olmak
þartýyla, yedi kere yýkanmadan temizlenmez. Eðer denizde olursa ve toprak
bulunmazsa, temizlikte topraðýn yerini tutacak, toprak cinsinden olan kum,
çakýl vb. maddelerle yýkanýr.
Bu hususta iki görüþ
vardýr.
Birinci görüþ: Toprak
ona deðmeden temiz olmaz.
Ýkinci görüþ: Toprak
cinsinden olan maddelerle temiz olur. Zikrettiklerimiz topraktan daha
temizleyicidir. Ýstincada (tuvalet temizliðinde) olduðu gibi. [Taþla
temizlenmek gibi.]
Köpek veya domuz, sudan
içerlerse suyu necis ederler. Onlardan birinin, sudan içmeden sadece vücuduyla
deðmesi halinde, üzerinde necaset olmasa bile, kendileri necis olduklarý için o
suyu necis yaparlar.
Sudan içince suyu necis
yapmayan þeylerin/canlý larýn, suya elini, ayaðýný veya vücudundan herhangi bir
yerini sokmasý suyu necis yapmaz. Ancak suya daldýrdýðý/soktuðu kýsým üzerinde
pislik varsa, deðdirdiði/ daldýrdýðý için deðil de üzerinde pislik bulunduðu
için suyu necis yapar.
Herhangi bir kiþi þöyle
bir soru sorabilir: Köpek veya domuz bir kaptan içerlerse içtikleri kabýn ancak
yedi kere yýkamrsa temizleneceðini; ölmüþ bir þey veya kanýn, bir kaba
düþtüðünde, içinde onlardan bir eser kalmazsa bir kere yýkamakla temiz
olacaðýný söyledin. Buna delilin nedir?
Ona cevabýmýz þöyle
olur: Delilimiz Hz. Resulullah (s.a.v.)'in sünnetine tabi olmaktýr.
Ýmam Þafii (r.a) þöyle
dedi: Bize Ýbn Uyeyne, Ebu'z-Zinad'dan; o da el-A'rec'den, Ebu Hureyre (r.a)
yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v.)'in þöyle dediðini rivayet etmiþtir: "Köpek, sizden birinizin kabýný yalarsa
kabým (biri toprak olmak üzere) yedi kere yýkasýn."
Tahric: Bu hadisler
farklý yol ve lafýzlarla rivayet edilmiþtir. Buhari, Abdest 1/77 no: 172;
Müslim, Taharet 1/234 no: 90/279, 89/279, 91/279, 1/235 no: 93/280; Ebu Davud,
Taharet 1/59 no: 73; Tirmizi, Taharet 1/151 no: 91
Bize Malik,
Ebu'z-Zinad'dan; o, el-A'rec'den, Ebu Hureyre (r.a) yoluyla Hz. Peygamber
(s.a.v.)'in þöyle dediðini rivayet etmiþtir: "Köpek, sizden birinizin
kabýndan içerse kabým (biri toprak olmak üzere) yedi kere yýkasm. "
Tahric: Bu hadisler
farklý yol ve lafýzlarla rivayet edilmiþtir. Buhari, Abdest 1/77 no: 172;
Müslim, Taharet 1/234 no: 90/279, 89/279, 91/279,1/235 no: 93/280; Ebu Davud,
Taharet 1/59 no: 73; Tirmizi, Taharet 1/151 no: 91
Bize Ýbn Uyeyne, Eyub
bin Ebi Temime'den, o da Muhammed bin Sirin'den, Ebu Hureyre yoluyla Hz.
Peygamber (s.a.v.)'in þöyle buyurduðunu rivayet etmiþtir: "Köpek, sizden
birinizin kabýný yalarsa, (onu) ilki veya sonuncusu toprakla olmak üzere yedi
kere yýkasm. "
Tahric: Bu hadisler
farklý yol ve lafýzlarla rivayet edilmiþtir. Buhari, Abdest 1/77 no: 172;
Müslim, Taharet 1/234 no: 90/279, 89/279, 91/279, 1/235 no: 93/280; Ebu Oavud,
Taharet 1/59 no: 73; Tirmizi, Taharet 1/151 no: 91
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Köpekle ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.v)'in emrettiði
üzere hüküm verdik. Domuzun durumu, köpekten daha kötü deðilse de köpekten daha
iyi de deðildir. Biz buna istinaden ikisinin arasýnda mukayese yaparak
necasette ayný olduklarýna hükmettik.
Bize Ýbn Uyeyne, Hiþam
bin Urve'nin karýsý olan Munzir binti Fatýma'nýn þöyle dediðini haber verdi:
Nenem dedi ki: Ebu Bekir'in kýzý Esma'dan þöyle duydum, dedi ki: Hz. Peygamber
(s.a.v)'e elbiseye deðen adet kanýnýn hükmünü sordum. O da þöyle buyurdu: "Önce
ovala/çitile, sonra yýka, sonra da üzerine su serp ve onunla namaz kýl. "
Tahric: Buhari, Adet
kaný 1/116 no: 307; Müslim, Taharet 1/240 no: 110/291
Bize Malik, Hiþam bin
Urve'den, o da Munzir binti Fatýma'dan, Esma yoluyla bir kadýnýn Hz. Peygamber (s.a.v)'e
þöyle bir soru sorduðunu nakletti: "Ey Allah'ýn Resulü! Bizden birimizin
elbisesine adet kanýndan isabet edecek olursa, nasýl davransýn?" Hz.
Peygamber (s.a.v), ona þöyle cevap verdi: "Eðer sizden birinizin
elbisesine adet kanýndan bir þey isabet edecek olursa; kanýn deðdiði yeri
çitilesin, sonra üzerine su döksün, daha sonra da onunla namaz kýlsýn. "
Tahric: Buhari, Adet
kaný 1/116 no: 307; Müslim, Taharet 1/240 no: 110/291
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) dedi ki: Hz. Peygamber (s.a.v) adet kanýnýn elbiseye deðen yerinin kaç
defa yýkanmasý gerektiðini beyan etmeden emretmiþtir. "Yýkayýn" emri
de bir veya daha fazla zikredilmemiþtir. Aynen ayette buyrulduðu gibi:
"Yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yýkayýn." (Maide, 5/6) Bir
defa yýkamak caizdir. çünkü bir defa yýkamak, yýkama hükmünü karþýlamaktadýr.
Dedi ki: Necasetlerin
hepsi adet kanýnýn yýkanmasý hükmüne kýyas edilir. çünkü yýkama, manasý ile bir
defa yýkamayý tam karþýlamaktadýr. Kur'an'daki abdest bu manayý desteklediði
gibi akýl da buna meylediyor.
Bunu tabii ki köpeðe
kýyas etmiyoruz. çünkü kýyas ettiklerimiz kulluk! taabbud içindir.
"Yýka"
fiilinin bazen bir, bazen yediden daha fazla yýkama anlamýnda olduðunu gördük.
"Kulluk" manasýný çýkarýrsak kabý suyla yedi defa yýkamaya gerek
duyulmadan temizlenir. "Artýk kabýn suya temasý yedi defa yýkamadan önce
neyse yedi yýkamadan soma da aynýdýr, öyle deðil mi?" diye sorana!
Ýmam Þafýi (Allah rahmet
etsin) cevaben dedi ki: Canlýlarýn az olan suya deðmeleri neticesinde su necis
olmaz. Ondan içmek veya vücutlarýnýn bir kýsmýný içine batýrmak suretiyle de
olsa necis olmaz. Köpek ve domuz bu hükmün dýþýndadýr. Necaset ancak ölümle
sadýr olur. Kiþi eþeðe binerse, eþek terlediðinde üzerindeki kiþi de eþeðin
terinin ona deðmemesi için kendini koruyabilir mi?
Birisi þöyle diyebilir:
Bu hususla alakalý deliliniz nedir?
Deriz ki: Bize Ýbrahim
bin Muhammed, Davud bin el-Husayn'den, o, babasý yoluyla, o da Cabir bin
Abdullah'tan, Reslilullah (s.a.v)'e þöyle sorulduðunu haber verdi: "Kiþi,
eþeðin su artýðýndan abdest alabilir mi?" Resulullah (s.a.v) buyurdu ki:
"Evet ve yýrtýcý hayvanlarýn hepsinin artýðýndan da ... "
Tahric: Marife,1
/312-313; Bedr el-Münir: 2/195-201
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Said bin Salim, Ýbn Ebi Habibe'den veya Ebu Habibe'den
(Rebi' bu ikisi arasýnda þüpheye düþtü); o, Davud bin el-Husayn'den, o da Cabir
bin Abdullah yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'den bir önceki hadisin aynýsýný
rivayet etmiþtir.
Tahric: Marife,1
/312-313; Bedr el-Münir: 2/195-201
Bize Malik, Ýshak bin
Abdullah'tan; o, Hamide binti Ubeyd bin Rifaa' dan; o da Kepþe binti Ka'b bin
Malik'ten [Ebu Katede'nin oðlunun karýsýydý] rivayetle þöyle dedi: Ebu Katade,
Kepþe'nin yanýna geçti, o da ona abdest suyu hazýrladý. Bu arada bir kedi
gelerek abdest suyundan içti. Soma o da kedinin içtiði sudan abdest aldý. Bu
durum karþýsýnda ona tuhaf baktýðýmý görünce þöyle dedi: Kardeþimin kýzý, yoksa
þaþýrdýý\ mý? Muhakkak ki Resulullah (s.a.v) þöyle buyurdu:
ü19\} "Kedi necis deðildir. Çünkü o sizin
etrafinzzda dolt;ýþanlardandýr. "
Tahric: Muvatta,
Taharet, 40, 41 no: 13; Ebu Davud, Taharet 1/60 no: 75; Tirmizi, 1/153-154 no:
92; Nesai, Taharet 1/55; ibn Mace, Taharet 1/131; el-Müstedrek, 1/160
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bizt~ güvenilir raviler, Yahya bin Ebu Kesir'den; o,
Abdullah bin Ebu Katade'den; o da babasý yoluy la Hz. Peygamber ( s.a. v)' den,
bir önceki hadisin aynýsýný veya manen ayný olan bir hadisi rivayet etmiþtir. (
Marife, 1/314,315 )
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Söyiediklerimizi tavsif ederken akýl edebildiklerimizle
kýyas ettik. Köpek ile domuz, bu ikisi dýþýnda kalan eti yenmeyen hayvanlar
arasýnda fark vardýr, dedik.
Eti yenmeyen hayvanlarý
barýndýrmak bir seh;~be baðlanmýþtýr.
Köpeði ev içinde
sebepsiz barýndýrmak haramdýr. Köpe~ti sebepsiz evinde barýndýran kiþinin
amelinden günde bir veya iki kýrat eksilir. Köpek ile ayný evde yaþayanýn evine
melek girmez. Onun içindir ki, "Köpek ve domuzun dýþýnda kalan eti yenen
veya yenmeyen tüm hayvanlarýn artýklarý helaldir." dedik.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Eðer az veya çok olan su deðiþirse yahut suyun rengi haram
olmayan bir þeyle deðiþirse o su temizdir. Bir suyun içine insan idrarý
karýþsa, baþkasýnýn da bundan haberi yoksa suyun kokusu, rengi veya tadý
deðiþmesine raðýllen içine idrarýn karýþtýðý bilinene kadar su helaldir. Suya
idrarýn karýþtýðýný bilince onu terk eder ve ondan artýk içmez. çünkü bazen
suya karýþan aðaç, yaprak veya yosun nedeniyle suda deðiþiklikler olur.
Dedi ki: Suyun içine
helal olan bir þey düþüp suyun kokusunu veya tadýný deðiþtiý'se de, eðer su,
içine karýþan maddeden dolayý su olma vasfýný yitirmiyorsa bu suyla abdest
alýnýr. Suyun içine süt, katran ve benzerleri düþtüðünde suyun kokusu veya
baþka bir özelliði deðiþmesine raðmen su, su olma özelliðini yitirmiyorsa
temizdir.
Bir suyun içine süt,
meyve suyu veya bal karýþtýrýlýr ve bu karýþmadan dolayý su özelliðini
yitirirse onunla abdest alýnmaz. çünkü bunlarýn içinde su kaybolduðundan artýk
ona su denmez. Artýk ona meyve suyu, sulandýrýlmýþ süt veya sulandýrýlmýþ bal
denir.
Eðer suyun içine,
kaybolacaklarý miktarda meyve suyu, sütten veya baldan az bir þey katýlýrsa,
ancak su, su olma özelliðini yitirmezse, suyun rengi ve tadý deðiþmemiþ olacaðý
için onunla abdest alýnýr. Su da kendi özünü korumuþ olur. Bu durum suya
karýþan içecek, yiyecek veya onlarýn dýþýnda kalan her þey için aynýdýr.
Su toprakta birikir ve
bazý özellikleri deðiþirse bile onunla abdest alýnýr. çünkü bu durumda suya
baþka bir isim verilmez. Yerde biriken suyla sonradan içine bir þey katýlan
suyun arasýnda fark vardýr. Suya gül suyu katýlýrsa, su da gül suyu kokarsa o
suyla abdest alýnmaz. çünkü su, gül suyunun ona karýþmasý ile özelliðini
yitirmiþ ve galip gelen gül suyu olmuþtur.
Dedi ki: Ayný þekilde,
eðer suya katran katýlýrsa ve katranýn kokusu da suya galip gelirse o sudan
abdest alýnmaz. Ama katranýn kokusu suda belli olmazsa o sudan abdest alýnýr.
Çünkü katran ve gül suyu suya rahatlýkla karýþýp suda belli olmazlar. Suya gül
yaðý, amber veya suya karýþmayan koku türünden herhangi bir þey karýþýrsa, suda
kokusu belli olsa da o sudan abdest alýnýr. Çünkü onlarýn içinde suya karýþan
bir madde yoktur. Suya misk, suya karýþan karýþýk koku veya suda çözülen herhangi
bir þey katýlsa ve kokusu da suda belli olsa o sudan abdest alýnmaz. çünkü bu
durumda artýk onlar suya karýþtýðý ve o su da su olma vasfýný yitirdiði için
ona, "misk karýþmýþ veya karýþýk ko ku karýþmýþ su" denir. Bu durum,
suya karýþan yiyeceklerden meyve suyu, un, et suyu ve benzerleri için de
geçerlidir. Suya bunlar karýþýrsa ve suda bunlarýn tadý veya kokularý belli
olursa bu suyla abdest alýnmaz. çünkü bu durumda su, kendisine karýþana tabi
olur.
4- ARTIK SULAR - SUYU
NECis EDEN VE ETMEYEN DURUMLAR
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Sular iki kýsýmdýr: Birincisi akarsu: Akarsuya akýþý anýnda
karýþýp suyla gelip geçen necaset ve bu necasetten soma akan suyun içinde
necaset bulunmayan su temiz sudur.
Ýkincisi durgun sudur.
Durgun su; çok ve az olmak üzere iki kýsýmdýr: Beþ kýrba ve daha fazla olan su,
çok su hükmündedir. Bu büyüklükte olan suda necasetin rengi, kokusu veya tadý
belli olmuyorsa -ne türden olursa olsun- necasetin karýþsa da su necis olmaz.
Eðer suya karýþan necaset suyun rengini, kokusunu veya tadýný bozarsa sudan
necasetin rengi, kokusu veya tadý kaybolmadýkça su temiz sayýlmaz. Ama
necasetin rengi, kokusu veya tadý suda kaybolursa veya su eski haline dönerse
su temiz olur. Rengi, kokusu veya tadý bozuk suya, bunlarý giderecek veya
onlarý suyun içinde kaybedecek kadar çok su dökü1ürse de su temiz olur.
Birisi þöyle diyebilir:
Su zaten beþ kýrba ve daha çoksa buna raðmen sen niçin onun rengi, kokusu veya
tadý deðiþirse necis olacaðýný iddia ettin?
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) dedi ki: Necaset suyun içindeyken suyun bir bölümünden sayýlýr. Islak
olan necaset bir yere deðerse o yeri yýkamak vacip (farz) olur. Yýkanmasý vacip
olanla temizlik yapmak caiz olmaz. Ýþte bu sebeple eðer necaset suya karýþýr ve
su temiz olma vasfýný yitirirse, kendisi temiz olmadýðý için baþka bir þeyi de
temizleyemez.
Beþ kýrbadan daha az
olan suya necaset karýþýr ve içinde durursa suyun necasetin rengini, kokusunu
veya tadýný almasýna gerek olmadan su, kendisine karýþan her türlü necasetle
necis olur.
Birisi þöyle diyebilir:
Niçin beþ kýrba ve daha fazlasýna necasetin eseri belli olmadan necis
olmayacaðýný ve beþ kýrbadan az olan su için necaset belli olmasa da necis
olabileceðini iddia ettin?
Ona þöyle deriz: çünkü
Müslüman'a bu þekilde davranmaktan baþka bir davranýþ caiz deðildir. Helalolan
veya haram olan her þey, (Allah'ýn emrinden sonra) Hz. Peygamber (s.av)'in
emrinden ibarettir.
Bize güvenilir raviler,
Velid bin Kesir'den; o, Muhammed bin Abbad bin Cafer'den; o da Abdullah bin Abdullah
bin Ömer ve babasý yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle buyurduðunu
nakletmiþtir: "Eðer su miktarý iki kulleteyn ise necaset barýndýrmaz.
"
Tahric: Tertip
el-Müsned, Taharet 1/21 no: 36; Ebu Davud, Taharet 1/51 no: 63; Tirmizi,
Taharet 1/97 no: 67; ibn Mace, Taharet 1/172 no: 517
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Müslim, Ýbn Cüreyc'den, senedini hatýrlayamadýðým bir
rivayetle Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle buyurduðunu nakletti: "Eðer su
miktarý iki kulleteyn ise o su necaset barýndýrmaz. "
Tahric: Marife, Taharet
1/330, 331; Sünen el-Kübra, 1/263; Musannef Abdurrezzak, Taharet 1/79 no: 258.
Ýbn Cüreyc þöyle dedi:
Ben, "Hacer'inkulle"lerini gördüm. Bir kulleye iki kýrba veya iki
kýrbadan biraz fazla su sýðar.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Müslim'e göre, iki kýrba veya iki kýrbadan biraz fazla
denmesinin karþýlýðý ilave edilecek fazlalýktan kasýt; yarým kýrbadan az ya da
yarým kýrbadýr. Dolayýsýyla kulleteyn, en fazla beþ kýrba veya beþ kýrbadan
daha fazla su demektir.
Hz. Peygamber
(s.a.v)'in, "Eðer su miktarý iki kulleteyn ise o su necaset barýndzrmaz.
" buyruðuna dayanarak çýkaracaðýmýz delil þudur: Eðer su miktarý iki
kulleteynden daha az ise necaset barýndýrýr. [Yukarýda da benzeri bir bölüm
geçti, ama aralarýnda farklýlýklar vardýr. Aynen tekrar deðildir.]
5- SU'YA KARIÞMA
YOLUYLA SUYU NECÝS EDENLER
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Süfyan, Eyub bin Ebi Temime'den; o, Ýbn Sirin'den; o da
Ebu Hureyre (r.a) yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle buyurduðunu rivayet
etmiþtir: "Köpek, eðer sizden birinizin kabzný yalarsa ilki veya sonuncusu
toprakla olmak üzere yedi kere yzkasm. " Tahric:
Buhari, Abdest 1/77 no: 172; Müslim, Taharet 1/234 no: 90/279, 89/279, 91/279,
1/235 no: 93/280.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Sahabe (r.anhum) döneminde kullanýlan kap-kacak, tabak
türündendi. Basit þeyler olduklarý için bir kýrba ya da ona yakýn bir þey
sýðabilecek türden deðildir. Hz. Peygamber (s.a.v), hadisinde bunlarýn köpek
yalamasýndan dolayý necis olacaklarýný haber vermiþtir.
Dedi ki: Canlý olan
insan ve canlý olan hayvan, necasete temas ederek temas ettikleri necaseti suya
bulaþtýrmazlarsa onlarýn temasýnda necaset yoktur. Kiþinin, -Müslüman ya da kýlfir
olmasý fark etmeksizin- elini suya daldýrmasý nedeniyle su necis olmaz. Köpek
ve domuzun dýþýnda kalan tüm hayvanlarýn içtikleri suyun artýklarý necis olmaz.
Birisi þöyle diyebilir:
Köpek ve domuzun içtikleri su, artýðýný necis yapar, dedin. Ama onlarýn dýþýnda
kalan ve eti yenmeyen veya eti yenmesine raðmen üzerinde taþýdýðý necasetin
farkýna varma gibi bir kavrayýþý olmayan hayvanlarýn su aýiýklarýnýn necis
olmayacaðýný iddia ettin. Bunun sebebi nedir?
Ýddiamýn sebebi: Bir
haber -habere kýyas yapýlabilecek kadar önemli bir haber- olmasýdýr.
Þöyle denebilir: Köpek
ve domuzun dýþýnda kalan hayvanlarýn su artýklarýnýn necasetini düþüren haber
nedir?
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) dedi ki: Bize Ýbn Ebi Yahya, D",ývud bin Husayn'den; o, babasýndan,
Cabir yoluyla Resulullah (s.a.v)'e þöyle sorulduðunu söyledi: "Kiþi,
eþeðin su artýðýndan abdest alabilir mi?" Buyurdu ki: "Evet ve ayrýca
yýrtýcý hayvanlarýn hepsinin artýðýndan da." Tahric: Marife,1 /312-313; Bedrel-Münir: 2/195-201
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Malik, Ýshak bin Abdullah bin Ebi Talha' dan; o, Hamide
binti Ubeyd bin Rifaa' dan, o dj. Kepþe binti Kab bin Malik'ten (Ebu Katede'nin
oðlunun karýsýydý) rivayetle þöyle dedi: Ebu Katade, Kepþe'nin yanýndaydý. O da
ona abdest suyu hazýrladý. Bu arada bir kedi geldi, o da abdest suyunun kabýný
kedi su içsin diye eðerek kedinin su içmesini saðladý. Soma da kedinin içtiði
suyun artanýyla abdest aldý. Bu durum karþýsýnda ona tuhaf baktýðýmý gürünce
þöyle dedi: Kardeþimin kýzý, yoksa þaþýrdýn mý? Muhakkak ki Resülullah (s.a.v)
þöyle buyurdu: "Kedi necis deðildir. Çünkü o, sizin etrafinzzda
dolaþanlardandýr. " Tahric: Muvatta,
Taharet, 40, 41 no: 13; Ebu Davud, Taharet 1/60 no: 75; Tirmizi, 1/153-154 no:
92; Nesai, Taharet 1/55; ibn Mace, Taharet 1/131; Müstedrek, 1/160.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Azý diþleri olan tüm yýrtýcý hayvanlarýn yenmesi
yasaklanmýþtýr. Ehli eþeklerin yenmesi de yasaklanmýþtýr. Ama onlarýn su
artýklarýndan su kullanabileceðimiz hususunda emredildik.
Þöyle denebilir: Bu
kýyasý, köpeði ayrý tutarak nasýl yaptýn?
Deriz ki: Kýyasýmýz
sadece köpeði deðil, hem köpeði, hem de domuzu kapsamaktadýr. Mantýklý olan,
eti yenmese de canlý olanýn su artýðýnýn necis olmamasýdýr. Necaseti ancak
ölümüyle olur. Eþek ve binicisinin birbirlerine temaslarýný engelleyecek bir
þeyolmadan binici eþeðe binip indikten sonra elbisesi necis olmaz.
Hz. Peygamber (s.a.v) de
yolculuk yaparken eþeði üzerinde nafile namaz kýlmýþtýr. Hz. Peygamber (s.a.v)
döneminde yaþayan insanlar bu olayý birbirlerinden öðrenerek uyguladýlar. O
zaman mantýklý olan, buna kýyas edilirken köpek ve domuzun necasetini bir
sebebe baðlamak deðil de necasetlerini kuliuðun/taabbüdinin -yani bir nassa
dayanmanýn- bir gereði olarak deðerlendirmektir.
Þöyle denilebilir: Köpek
ile onun dýþýnda kalan hayvanlarýn arasýnda fark oluþturacak bir sebep var
mýdýr?
Deriz ki: Evet var. Hz.
Peygamber (s.a.v), eðer köpek, bir menfaat için (avcýlýk, çobanlýk vb.) veya
ihtiyaçtan dolayý (bekçilik vb.) bulundurulmuyorsa satýn alýnmasýný veya evde
barýndýrýlmasýný yasak etmiþtir. Buyurduki: "Kim bekçilik yapmasý veya
çobanlýk yapmasý dýþýnda, evinde bir köpek beslerse o kiþinin amelinden her gün
iki kýrat eksilir."
Baþka bir hadiste de
þöyle buyurdu: "Ýçinde köpek bulunan eve melek girmez. "
Köpeklerin öldürülmesini
emrederken, yýrtýcý hayvanlarla eþeklerin satýn alýnmasýný haram saymamýþtýr.
Onlarý evlerde beslemenin yasak olduðunu söy lememiþtir.
Satýn alýnmalarýný haram
saymadýðý gibi onlarý barýndýran kiþinin de haram iþlediðini söylemedi ve o
hayvanlarýn öldürülmesini de emretmedi. (Köpek ile diðer hayvanlar arasýnda
ayýrým yaptý.)
6- CÜNÜBÜN VE
BAÞKALARININ ARTIK SULARININ HÜKMÜ
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Süfyan, Zühri'den; o da Urve'den, Hz. Aiþe (r.anha)
yoluyla þöyle nakletmiþtir: "Hz. Peygamber (s.a.v) ile beraber ferakc<)
denilen ayný kaptan yýkanýrdýk." Tahric:
Buhari, Gusül, 2; Müslim, Aybaþý 1/255 no: 41/319; ibn Mace, 1/133 no: 376.
Bize Malik, Nafi'den Ýbn
Ömer'in þöyle dediðini nakletti: "Erkekler ve kadýnlar (kadýn ile kocasý)
Hz. Peygamber (s.a.v) döneminde beraber abdest alýrlaý'dý (ayný kaptan
yýkanýrlardý)." Tahric: Buhari, Abdest
1/83
Bize Malik, Hiþam bin
Urve'den, o da babasý yoluyla Hz. Aiþe (r.anha)'nýn þöyle dediðini nakletti:
"Ben ve Hz. Peygamber (s.a.v) ayný kaptan yýkanýrdýk." Tahric: Buhari, Gusül 1 /106 no: 273; Müslim, Aybaþýl /256
no: 45/321; Nesai, Taharet 1/128 no: 232
Bize Ýbn Uyeyne, Amr bin
Dinar'dan; o, Ebu'þ-Þa'sa'dan; o da Ýbn Abbas'tan, Meymune yoluyla þöyle
nakletti: "Kendisi (Meymune) ile Hz. Peygamber (s.a.v) ayný kaptan
yýkanýrlardý." Tahric: Müslim, 1/257
no: 47/322; Tirmizi, Taharet 1/91; Buhari, Gusül1 /1 02
Bize Süfyan bin Uyeyne,
Asým'dan; o da Muaze el-Adeviye'den Hz. Aiþe (r.anha)'nýn þöyle dediðini
nakletti: "Hz. Peygamber (s.a.v) ile ben ayný kaptan yýkanýrdýk. Hz.
Peygamber (s.a.v) ile yýkanýrken sanki kaptaki suyun biteceðini zaýmederek Hz.
Peygamber (s.a.v)'e þöyle derdim: 'Sudan bana da býrak, bana da býrak. "' Tahric: Müslim, 1/257 no: 46/321
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Salim bin Ebu'n-Nadr, Kasým yoluyla Hz. Aiþe (r.anha)'nýn
þöyle dediðini nakletti: "Hz. Peygamber (s.a.v) ile ben, cünüplükten
çýkmak için ayný kaptan yýkanýrdýk." Tahric:
Buhari, Gusül1 /1 04; Müslim, 1/256 no: 45/321; Marife, 1/277
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Biz bu delilleri kabul ediyoruz. Cünüp veya adetli kadýnýn
su artýðý ile yýkanmanýn mahzuru yoktur. çünkü Hz. Peygamber (s.a.v) cünüpken
Hz. Aiþe (r.anha) validemizle bir kaptan yýkandý. Bu da her biri diðerinin su
artýðý ile yýkanmýþ demektir. Adetli kadýnýn da adeti elinde deðildir. Ayrýca
mümin necis de deðildir. Müminin, bazý durumlarda suya temasý ibadet maksadý
taþýmaktadýr/zaruridir, ibadete matuftur.
7- HIRiSTÝYAN'IN SU
ARTlÐI iLE ABDEST ALMANIN HÜKMÜ
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Süfyan bin Uyeyne, Zeyd bin Eslem'den, o da babasý
yoluyla þöyle nakletti: Ömer bin Hattab (r.a), Hýristiyan bir kadýna ait su
küpünden abdest almýþtýr. Tahric: Marife, 1/148,
149; Sünen el-Kübra, 1/32
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Müþrikin su artýðý ile abdest almakta sakýnca yoktur.
Müþrikin gusül suyu aý1ýðýyla -eðer necaset yoksa- abdest almanýn sakýncasý
yoktur; çünkü suya necaset karýþtýðý bilinene kadar su nerede ve kimin yanýnda
olursa olsun temizdir.
8- KAPLAR - HANGÝ SU
KAB'I iLE ABDEST ALINIR VEYA ALINMAZ
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Malik, Ýbn Þihab'tan, o da Ubeydullah bin Abdullah'tan,
ÝbnAbbas'ýn þöyle dediðini nakletti: Hz. Peygamber (s.a.v), zevcesi Meymune'nin
hizmetçisine daha önce verdiði keçiyi ölü gördüðünde "Niçin derisinden
yararlanmadmýz?" buyurdu. "Ya Resulallah, o ölüdür." dediler.
Buyurdu ki: "Muhakkak ki, sadece onu yemek haramdýr. " Tahric: Buhari, Zekat 1/463 no: 1392; Müslim, hayz 1/276,
277 no:1 01 /363; Nesai, 7/152; Marife, 1/143
BÝze Ýbn Uyeyne,
ez-Zühri'den, o da Ubeydullah'tan, Ýbn Abbas yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'den,
bir önceki hadisin benzerini rivayet etmiþtir. Tahric:
Müslim, 1/276 no: 1277- 1278, EI-Muharrir, 1/91; Darekutni, 1/48 no: 24
Bize Ýbn Uyeyne, Zeyd
bin Eslem'den, o da Ýbn Vale'den, ÝbnAbbas'ýn Hz. Peygamber ( s.a. v)' i þöy le
buyururken duyduðunu nakletti: "Tabaklama yoluyla her deri temiz olur.
" Tahric: Müslim, 1/276
no: 1277- 1278, EI-Muharrir, 1/91; Darekutni, 1/48 no: 24
Bize Malik, Zeyd bin
Eslem'den, o da Ýbn Vale'den, Ýbn Abbas'ýn Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle
buyurduðunu bildirdiðini nakletti: "Her deri tabaklanýnca temiz olur.
" Tahric: Müslim, 1/276
no: 1277- 1278, EI-Muharrir, 1/91; Darekutni, 1/48 no: 24
Bize Malik, Yezid bin
Abdullah bin Kusayt'tan; o, Muhammed bin Abdurrahman bin Sevban'dan, o da
babasý yoluyla Hz. Aiþe (r.an11a)'dan; Hz. Peygamber (s.a.v)' in, "Ölü
hayvanlarýn derileri tabaklanarak onlardan faydalanýlmasýný " emrettiðini
rivayet etti. Tahric: Ebu Davud,
Giyim 4/368 no: 4124; Nesai, 7/176; ibn Mace, 2/1194 no: 3612
Ýmam Þafii
(Allahrahmetetsin) þöylededi: Tabaklanmýþ ölühayvanlarýn derilerinden yapýlan
tüm kaplarla abdest alýnýr. Buna kýyas edilerek etÝ yenmeyen yýrtýcý
hayvanlarýn derileri de tabaklanma ile temizlenir. Sadece köpek ve domuzun
derileri tabaklansalar da temizlenmezler. Onlardaki necaset, asli necaset
olduðu için tabaklamak onlarý temÝzlemez.
Tabaklama yöntemiyle
ancak necaset-Ý asli (fi ayni) olmayanlar temizlenirler.
Tabaklama, Araplarýn
kullandýklarý tabaklama yöntemi olan karaza (sel em aðacýnýn yapraðý)
yöntemiyle, þabba (tadý acý, kokusu güzel bir bitki) yöntemiyle veya bu
yöntemin yerini tutacak baþka yöntemlerle olmalýdýr. Deri iyice kurutulur ve
kokulanýr; artýk o su dolduðunda veya deðdiðinde bozulmaz.
Ölü hayvanýn derisi,
mutlaka saydýðým tabaklama yöntemleriyle temizlenmelidir. Kýllar üzerinden
çekilerek koparýlýrsa kýllar necis olurlar. Kýllar derinin üzerindeyken eðer
tabaklama olursa, kýllarý suya temas etmeleri halinde temas ettikleri suyu
necis ederler.
Eðer su derinin iç
yüzeyindeyse, kýllar da dýþ yüzeyde ise suya kýllarýn temasý olmadýðý sürece su
temiz kalýr. Temiz ve etinin yenmesi helalolan -usulüne uygun kesilen-
hayvanlarýn derisine tabaklama olmasýna gerek olmadan da doldurulan sudan
içilir ve abdest alýnýr. çünkü temiz olma hükmü onu kapsamýþtýr.
Temiz hükmünde olan
postu giyerek veya üzerinde durarak namaz kýlýnýr.
Eti yenmeyen yýrtýcý
olan veya yýrtýcý olmayan hayvanlarýn temiz veya ölü olmasýnýn arasýnda fark
yoktur. çünkü onlarýn temiz olmalarý, onlarý helal etmez. Bu kapsamda olan
hayvanlarýn derilerinin hepsi tabaklanma yöntemiyle temizlenirler. çünkü onlarýn
derileri, ölü hayvanýn derisi hükmündedir. Ancak köpek ve domuzun derileri
hiçbir yöntemle temiz olmazlar.
Dedi ki: Ölü hayvanýn
kemiðiyle su da içilmez, abdest de alýnmaz.
Eti yenmeyen hayvan
temiz olsa da kemiði ile su içilmez, abdest alýnmaz. Bu hayvanlara örnek olarak
fil, aslan veya benzerlerini verebiliriz. çünkü kemik, yýkanma veya tabaklanma
yöntemiyle temiz olmaz.
Abdullah bin Dinar, Ýbn
Ömer'in þöyle dediðini nakletti: "Filin kemiðinden elde edilmiþ bir yaðdan
sürünmeyi kerih görürüm. çünkü o kemik bir ölüye aittir." Tahric: Marife, Kaplar 1/147; Sünen el-Kübra, 1/24
Ýmam Þafil (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Kim içinde su bulunan bu türden kemiklerle abdest alýrsa
abdestini iade etsin. Ayrýca içindeki su, nereye deðdiyse o yeri temiz bir
suyla yýkasýn.
9- DERÝ OLMAYAN KAPLAR
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Taþtan, demirden, bakýrdan veya onlarýn dýþýnda kalan
herhangi bir þeyle yapýlmýþ kaplardan abdest alýnmasýný mekruh görmem. Ama su
kabý altýn veya gümüþten yapýlmýþsa onunla abdest alýnmasýný mekruh görürüm.
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Bize Malik, Nafi'den; o, Zeyd bin Abdullah bin Ömer'den; o
da Abdullah bin Abdurrahman bin Ebu Bekir'den, Hz. Peygamber (s.a.v)'in eþi
Ummu Seleme yoluyla Hz. Peygamber (s.a.v)'in þöyle buyurduðunu nakletti:
"Kim gümüþ kap ile su içerse muhakkak ki 0, karnýna cehennem ateþini
indirmiþtir. " Tahric: Buhari, Gümüþ
kapla içme 44/21 no: 5634; Müslim, Giyim ve süsleme 3/1634
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Eðer bir kiþi gümüþ kap ile abdest alýr veya su içerse, o
kiþinin bu amelini mekruh görürüm. Ama abdestini iade etmesini emretmem.
Ýçinden içilen suyun veya onda yenen yemeðin haram olduklarýný iddia etmem.
Ancak içinde su içilmesi veya yemek yenmesi fiil-i masiyettir.
Þöyle denilebilir:
Nasýloluyor da ondan su içilmesi yasaklanýyor, ama içindeki su haram olmuyor?
Allah'ýn izniyle bu
soruyu sorana þöyle deriz ki: Hz. Peygamber (s.a.v) onda bu fiilin yapýlmasýný
(su içilmesini) yasakladý, kiþide malolarak bulunmasýný yasaklamadý. Zekatýný
vermek farz kýlýndý. Müslümanlar onu mal edindiler. Eðer o necis olsaydý kimse
onu mal edinmez ve kimse onu alýp satmazdý.
10- ÞÜPHELÝ SUYUN
HÜKMÜ
Ýmam Þafii (Allah rahmet
etsin) þöyle dedi: Kiþi yolculuk yaparken yanýnda taþýdýðý suya necaset
bulaþtýðýna kanaat getirirse bu su necis hükmünde olur. Ama kanaatinin çoðu ne
cas et bulaþmadýðý noktasýnda yoðunlaþýrsa su temiz hükmündedir. Bu sudan
abdest alabilir ve içebilir. Eðer suya necaset bulaþtýðý zanný galip gelir ve
kanaati bu yönde yoðunlaþýrsa suyu dökmesi lazým gelir. Necaset bulaþtýðýna
kanaat getirdiði suyu döküp yerine baþka bir su doldurup doldurmadýðý þüphesine
düþerse o suyu döküp yerine baþka su doldurduðu kanaatine varýncaya kadar su necis
hükmündedir. Eðer suya; "bu su necistir" derse, o su, o kiþi için
necis hükmünü aldýðý için artýk onunla abdest alamaz. Baþka su da bulamazsa
ibadet için teyemmüm etmesi gerekir.
Zamret hasýl olursa, o
suyu içmesinde beis yoktur. Çünkü susuz kalmasý can tehlikesi doðuracaðýndan
zamret hali oluþmuþ olur. Ayný zaruret hali abdest için geçerli deðildir. Allah
(c.c) suyu bulamayanlar için topraðý temizlik aracý kýlmýþtýr. Bu kiþinin suyu
da necis olduðu için yok hükmündedir.
Kiþi yolculuða
çýktýðýnda eðer yanýnda iki su bulunuyorsa ve bu sularýn birisine necaset
bulaþtýðýna kanaat getirirse, necis olduðuna kanaat getirdiði suyu saklar,
diðer suyla da abdest alýr. Bu iþlemi eðer ileride susuzluk çekeceðine kanaat
getirirse yapar. Çünkü zaruretten, içebileceði necis suyu saklamalý ve geriye
kalan suyla abdest almalýdýr.
Þöyle denebilir: Suyun
birisine necaset bulaþtýðý kanaati netleþmiþtir.
O zaman nasýloluyor da
temizliði kesin olmayan suyla abdest alýnýyor?
Deriz ki: Eðer necaset
birinde netleþtiyse o zaman temizlik diðerinde netleþir demektir. Temiz olma
hükmünü, zýddý olan necaset suda kesinleþmeden bozmayýz. Birinde necaset
olduðuna kanaat getirdiðinde geriye kalan su temiz olma esasý üzerinde
kalmýþtýr. ÇÜnkÜ onun necis olduðuna kanaat getirmediði için aslý temiz olan su
aslý Üzerinde kalmýþtýr.
Þöyle denebilir: Sen,
necasetle ilgili kesin bilgi olmadan suyu necis saydýn.
Deriz ki: Hayýr, ben
yanýnda bulunan iki sudan birisine necaset bulaþtýðý kesin olan bilgi ile necis
saydým. Kanaati netleþip necasetin hangi suda olduðuna hüküm verince o su necis
olmuþtur. Dikkat edilirse "Suyun sahibi 'suyun birisine necaset
bulaþmýþtýr' kanaatinden sonra necis olur" hükmünü söyledik. Hangisinde
necaset olduðuna büyük oranda karar verirse o necistir. Daha sonra abdest
aldýðý suyun necis ve terk ettiði suyun temiz olduðu kesinleþtirirse, necis
olan suyla yýkadýðý elbise veya kendisi yýkandýysa bunlarý tekrar yapar. Ýbadet
için yaptýðý temizlik ve kýldýðý namazý da iade eder. Tekrardan daha önce necis
olduðuna kanaat getirdiði, ama sonra tersi çýkan ve artýk temiz olduðu
hususunda þüphesi kalmayan suy la abdest alýr.
Eðer iki suyun ikisinde
de þüpheye düþer ve hangisinde necaset olduðu konusunda galip gelecek bir
kanaata sahip deðilse, o zaman ona þöyle deriz: Onlarýn dýþýnda bir su bulma
imkanýn yoksa ikisinden birinde kanaatini kuvvetlendir ve kanaatinin meylettiði
suyla abdest aL. Bu durumda teyemmüm yapmak caiz deðildir. Bu duruma düþen
kiþinin gözleri görmüyor ve nasýl kanaat getireceðini bilmiyorsa, yanýnda gözleri
gören kiþinin söy leyeceðine inanarak onun kanaatine göre hareket eder. Eðer
yanýnda onu doðrulayacak kimse yoksa veya yanýnda gözleri gören birisi olmasýna
raðmen hangi su kabýna necaset bulaþtýðýna karar veremiyorsa, ona raðmen
kanaatini oýiaya koyarak birini seçer. Kanaat getirebilecek ipucu bulamamýþsa
ve onun yanýnda onu doðrulayacak kimse yoksa elinden gelen gayreti sarf ederek
birinde karar kýlar. Teyemmüm yapmaz ve karar kýldýðý su kabýndan abdestini
alýr. Çünkü yanýnda iki su kabý vardýr. Birisi temiz olduðu için suyla abdest
alabilir. Çünkü teyemmüm, suyla bulaþan necaseti temizlemez. Suyun olduðu yerde
de teyemmüm olmaz.
Kiþi abdest aldýðý suya
necaset bulaþtýðýný zannederse, bu zannýný kanaate dönüþtürmedikçe tekrar
abdest almasý gerekmez. Ama tercihen abdesti iade ederse güzelolur. Eðer abdest
aldýktan sonra, abdest aldýðý suya necaset bulaþtýðýna kesin bir kanaat
getirirse suyun deðdiði yerleri tekrar yýkar. Yeniden abdest alýr ve necis
suyla aldýðý abdestle kýldýðý tüm namazlarý iade eder. Eðer kiþi abdestliyken
necis suya veya ýslak bir necasete temas etmiþse, sonra da o haliy le namaz
kýlmýþ sa necasetin deðdiði yerleri yýkar ve necasete temasýndan sonra kýldýðý
tüm namazlarý iade eder. Eðer yolculukta necasete temas eder ve su bulamazsa
teyemmüm ederek namazlarýný kýlar. Sonra da teyemmümle kýldýðý tüm namazlarý
iade eder. çünkü teyemmüm, vücuda temas eden necaseti temizlemez.
Dedi ki: Bir adam yerde,
kuyuda, taþ oyuðunda veya baþka bir yerde az bir su bulduðunda, suyun rengi
þiddetli bir þekilde deðiþmiþ olsa, fakat o bu deðiþikliðin sebebinin hayvan
idrarý veya baþka bir sebep olup olmadýðý konusunda bilgisi yoksa o suyla
abdest alýr. çünkü suya necaset karýþmadan da rengi deðiþebilir. Eðer necaset
dýþý sebepten dolayý renginin deðiþtiðine kanaat getirirse su temiz
hükmündedir.
Dedi ki: Kiþi beþ
kýrbadan daha fazla bir su bulursa, ama suyun içine bir tekenin idrar yaptýðýna
kanaat getirirse; suyun tadýna, kokusuna veya rengine bakar, eðer onlarda
deðiþiklik varsa su necistir. Sudaki deðiþikliðin idrar dýþý etkenlerden
olduðunu zannetse, -çünkü suyun bu özelliklerini idrar bozduðu gibi baþka
etkenler de bozabilir,- onunla abdest alabilir, ama suya necasetin karýþtýðýna
kanaat getirdiðinde ise abdest alamaz .
Sonraki için týkla:
ABDESTÝ
GEREKTÝREN VE GEREKTÝRMEYEN HALLER