EL-MUVAFAKAT *ŞATİBİ*
TEKLİFİ HÜKÜMLER /
ALTıNCı MESELE
Beş teklifi hükmün fiil
ve terklere taalluku ancak kasıt iledir.
Fiillerde kasıt
bulunmadığında teklifi hükümlerin onlara taalluku söz konusu olmaz.
DELİLLERİ:
1. ''Ameller ancak niyete göredir. "
hadisi. Bu genelde üzerinde ittifak edilen bir esas olmaktadır. Bu husustaki
deliller katiyet ifade edecek derecededir. Hadisin manası şudur: Sırfhis
planındaki şekilleriyle ameller, hiçbir şekilde şer'an muteber değillerdir.
Ancak vaz'i hükümler babında itibar edildiğine dair hakkında özel delil
bulunanlar bunun dışındadır. Hadis bunun dışında her yerde uygulama alanı bulan
bir kaidedir. Kasıt bulunmadığında itibara alınmadığına göre bu tür fiiller
şeriat nazarında hayvanların ve diğer cansızların hareketleri mesabesinde
sayılmaktadır. Hayvanların ve cansızların hareketlerine teklifi hükümlerin
taalluk etmeyeceği hem aklen hem da naklen sabittir. Onlar mesabesinde olan
fiillerin durumu da aynı olacaktır.
2. Deli (mecnun), uykuda olan, sabi (küçük
çocuk) ve baygın kimselerden sadır olan fiillerin itibara alınmadığına dair
varid bulunan deliller. Bu deliller, şeriatte bu tür fiillerin "caiz,
haram, vacib ... " gibi bir hükümlerinin bulunmadığını, aynen hayvanlardan
sadır olan fiiller gibi kabul edildiğini göstermektedir. Kur'an'da bu meyanda
olmak üzere şu ayetler vardır: "İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir
yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur .... "[Ahzab, 5]; Yüce
Allah: "Ey Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu
tutma. "[Bakara, 286] diye bize dua öğretmiş ve hadisin beyanına göre bu
duamıza icabet ettiğini de belirtmiştir. Bu manada rivayet edilen bir hadiste
de "Ümmetimden hata, unutma ve tehdid altında yapılan şeyler kaldırıldı
(yazılmadı)." buyrulmuştur. Hadis her ne kadar sened bakımından sağlam
değilse de, manasının sıhhati üzerinde ittifak vardır. Yine hadiste "Üç
kişi üzerinden kalem kaldırılmıştır." buyrulmuş ve bunlar arasında ihtilam
(ergen) oluncaya kadar çocuk ile, ifakat buluncaya kadar bayılan kimse de
sayılmıştır. Bütün bunlar kasdı bulunmayan kimselerdir. Dolayısıyla hükmün
kaldırılmasındaki illet kasdın bulunmaması olmaktadır.
3. Teklifi ma la yutakın yani takat üstü
yükümlülüğün şeriatte bulunmadığına dair icma vardır. Kasdı bulunmayan insanın
yükümlü tutulması, takat üstü yükümlülük kabilindendir.
"Bu sözünü
ettiğiniz şey, talep konusundadır, mübahta ise bir teklif
bulunmamaktadır." şeklinde varid olacak bir itiraza şöyle karşılık
verilecektir: Tercihe bırakma hükmünün taalluku her ne zaman sahih ise, talebin
taalluku da sahihtir. Bu da tercih durumunda olan kimsenin kasdının bulunmasını
gerektirir. Biz ise onun kasıtsız olduğunu farzediyoruz. Bu muhaldir.
Küçük çocuklara,
delilere ve benzerlerine itIM ettikleri malların taz-
min sorumluluğunun,
zekat mükellefiyetlerinin taalluk etmesi ileri sürülerek, bu hususa itiraz
edilemez. Çünkü, bunlar teklifi hüküm değil de vaz'i hüküm kabilinden
olmaktadır. Bizim burada söz konusu ettiğimiz husus ise, teklifi hükümlerle ilgilidir.
Yine "Sarhoş iken namaza yaklaşmayın. "[Nisa, 43] ayeti ileri
sürülerek sarhoşun kasdının bulunmamasına rağmen muahaze edilmesi durumuyla da
itiraz edilemez. Sarhoşun durumuyla ilgili cevap usul-ı fıkıhta verilmiştir.
Maamafih şunu belirtelim ki, sarhoş, akitlerinde, yaptığı alış verişlerinde
kendi hakkından dolayı kısıtlılık (hacr) altındadır. Tıpkı deli ve küçük
çocuğun kısıtlılığı gibi. Diğerlerinde ise, sarhoşluğa kendisi sebep olduğu
için, teklifi hükümlerin kaldırılmasını kasdetmiş gibi kabul edilmekte ve bu
kasdının tam tersi ile cezalandırılmaktadır.
Bir başka izah da şu
şekilde olabilir: İçki içmek pek çok kötülüklerin sebebidir; bu itibarla onun
kullanılması, bu mefsedetlere sebebiyet vermek kabilinden olur. Bu açıdan
hareketle de, şeriat o kimseyi, o mefsedetleri kasdetmese bile bu davranışından
dolayı muahaze eder. Nitekim, haksız yolla öldürülen her nefisten dolayı Hz.
Adem'in iki oğlundan birisi ondan bir günah kendisine de terettüp edilmek
suretiyle muahaze edilmektedir. Aynı şekilde zina eden bir kimse, sadece haram
olan işi işlemekten başka hiçbir kasdı olmasa da, neseplerin ihtilatı
mefsedetinin gereğiyle muahaz e edilecektir. Bunun benzerleri çoktur.
Dolayısıyla koyduğumuz esas doğrudur, ileri sürülen itiraz varid değildir.
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’e tıkla: