EL-MUVAFAKAT  *ŞATİBİ*

 

İKİNCİ MUKADDİME

 

Bu ilimde kullanılan mukaddimeler ve kendisine dayanılan deliller mutlaka kesin olmak durumundadır. Çünkü, eğer bunlar zanni olurlarsa, o takdirde istenilen neticeler de kesinlik ifade etmezler. Bu son derece açıktır. Bunlar ya; vacib, caiz ve muhal gibi üç hükümde ifadesini bulan akli mukaddimelerdir; ya da yine aynı şekilde bu üç hükme dönük bulunan örfi (adete dayalı) mukaddimelerdir. Zira adete dayalı olan delil ve mukaddimelerin de vacib, caiz ve muhal olanları vardır. Veyahut da nakli olan mukaddime ve delillerdir. Bunların en üst düzeyde olanları, delaleti kat'i olmak şartı ile, lafzı mütevatir olan haberlerle manevi mütevatir olan haberlerden elde edilenlerdir; yahut da şeriatın kaynaklarının istikrası (taranması) neticesinde elde edilen neticelerdir. Şu halde bu ilimde söz konusu olan hükümler üçü aşmayacaktır: Vacib, caiz ve muhal. Bunlara vuku ve ade m-i vuku da ilave edilebilir. Bir şeyin hüccet olup olmaması konusu ise, onun o şekilde (yani Hüccet şeklinde) vuku bulup bulmamasına bağlıdır. Bir şeyin sahih ya da gayr-ı sahih olması ise ilk üç hükme yöneliktir. Bir şeyin 35 farz, vacib, mendub, mübah, mekruh ya. da haram olması ise usul meseleleri içerisinde yer almaz. Bunları da usul meseleleri içerisinde zikredenler, ilimleri birbirlerine karıştırmaları sonucunda bu hatayı yapmaktadırlar. 

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’e tıkla:

 

ÜÇÜNCÜ MUKADDİME