ZADU’L-MEAD

ÜÇÜNCÜ KİTAP

ADAB VE DUALAR

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) EVE GİRERKEN İZİN İSTEMESİ

 

1- İzin İsteme adabı:

 

Allah Rasulünün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğu sahih olarak rivayet edilmiştir: "İzin isteme üç keredir, hin verilirse girersin. Aksi halde dönersin.

 

Yine sahih olarak nakledildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "İzin isteme, göz için emredilmiştir."

 

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), odasının bir deliğinden evin içine bakan kişinin gözünü çıkarmayı istedi ve: "izin isteme, göz için emrolunmuştur." diye buyurdu.

 

Yine Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor: -"Şayet bir adam, izinsiz olarak senin evinin içine baksa, sen de ona çakıl atsan, böylece onun gözünü çıkarmış olsan hiçbir günaha girmiş olmazsın.

 

Yine Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor: "Kim bir grubun bulunduğu eve, onların izni olmaksızın bakarsa, onlara o kişinin gözünü çıkarmaları helal olur."

 

Hz. Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğu naklediliyor: "Bir kişi izinleri olmaksızın bir grubun bulunduğu eve bakar da, onlar da o bakan kişinin gözünü çıkarırsa, bundan dolayı ne diyet, ne de kısas vardır."

 

 

2- İzin İstemeden Önce Selam:

 

Allah Rasüfü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahih olarak, hem fiilen selam vermiş olmak hem de öğretmek için, selam vermenin izin istemeden önce olduğu nakledilmiştir. Nitekim bir adam kendilerinden izin istedi ve: Gireyim mi? dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başka bir kişiye buyurdu ki: "Bu adamı çıkart ve ona izin istemeyi öğret." Adam o şahsa: Esselamu aleyküm! Girebilir miyim? de, dedi. O şahıs bunu işitir işitmez: Esselamu aleyküm! Girebilir miyim? dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) da ona izin verdi.

 

Yine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) su içtikleri bir yerde hanımlanyla birlikte bulunuyorken, Hz. Ömer (r.a.) girmek için izin isteyerek: Esselamu aleyke ya Rasulallah! Esselamu aleyküm! Ömer girebilir mi? demişti.

 

Rasulullah'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem), selam vermeden yanına giren Kelede b. Hanbel'e (r.a.): "Dön; esselamu aleyküm. Gireyim mi? de!'* buyurduğu daha önce de geçmişti.

 

Bu hadisler, "izin isteme, selamdan öncedir.", "Şayet ev sahibini görürse eve girmeden önce selam verir; göremezse selamdan önce izin ister." diyenlerin görüşlerini reddetmektedir. Bu iki görüş, sünnete muhaliftir.

 

Yine Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem), üç defa izin isteyip izin verilmediğinde geri dönmesi, "İşitmediklerini, zannettiğinden dolayı üç defa izin istemiştir.", "Farklı ifadelerle izin istemiştir." görüşlerini reddetmektedir. Bu iki görüş de sünnete muhaliftir.

 

 

3- İzin İsteyen "Ben!" Dememeli:

 

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) izin isteyince, "sen kimsin?" denildiğinde, "falan oğlu falan" diyerek künyesini veya lakabını zikretmesi ve sadece "ben", dememesi, O'nun adeti idi. Nitekim Cebrail'e (a.s.) miraç gecesinde sema kapısı açıldığında melekler; Kim o? dediler. O da: Cebrail, dedi. Bu durum, her semanın kapısında aynı şekilde tekrarlandı.

 

Sahihayn'da buna benzer bir rivayet bulunmaktadır: "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir bahçede oturmuştu. Ebu Bekir (r.a.) geldi, izin istedi, Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Kim o? diye sorduğunda: Ebu Bekir, dedi. Sonra Ömer (r.a,) geldi. O da izin istedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Kim o? diye sorduğunda o da: Ömer! dedi. Sonra aynı şekilde Osman'a (r.a.) da sordu."

 

Sahihayn'da nakledildiğine göre Cabir (r.a.) şöyle anlatıyor: Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldim. Kapıyı çaldım. Buyurdu ki: Şu (kapıyı çalan) kim? Ben de: Ben! dedim. Sanki bu cevabım Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hoşuna gitmemiş gibi: Ben! Ben! lafzını tekrarladı.

 

Ümmü Hani (r.anha) izin istediğinde, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Kim o? buyurduğunda, o da: Ümmü Hani? Dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), künye ile cevap verilmesini kötü karşılamadı. Yine Ebu Zerr'e: Kim o? dediğinde, onun: Ebu Zer! demesini; aynı şekilde Ebu Katade'ye: Kim o? dediğinde, Ebu Katade! diye cevap vermesini kötü karşılamamıştir.

 

 

4- Davetin İzin Sayılması:

 

Ebu Davud, Ebu Katade - Ebu Rafı' - Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla Rasulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şunları nakletmektedir: "Bir şahsın diğer bir şahsa gönderdiği elçisi onun izin vermesi anlamındadır." Diğer bir lafzında ise: "Sizden biriniz yemeğe davet edilir de, kendisine daveti ulaştıran elçiyle birlikte yemeğe gelirse, bu onun için izin sayılır." Bu hadis hakkında bazı tenkitler ileri sürülmüştür. Sünen-i Ebu Davud'un ravisi Ebu Ali el-Lu'lui: "Ebu Davud'un; Katade, Ebu Rafi'den hadis işitmemiştir, dediğini duydum." demiştir. Buhari, Sahihimde der ki: Said, Katade - Ebu Rafı' - Ebu Hureyre senediyle Rasulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O elçinin kendisi izin sayılır." cümlesini nakletmiş, isnadında da inkita' olduğundan hadisi muallak olarak rivayet etmiştir.

 

Buhari bu konuda, davet edildikten sonra izin istemeye itibar edileceğine delalet eden bir hadis rivayet etmiştir ki bu da, Mücahid'in Ebu Hureyre'den (r.a.) naklettiği şu hadistir: Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına vardım, bir bardağın içinde süt buldum. Buyurdu ki: "Suffe ehlinin yanına git! Onları bana çağır!" Ben de onların yanına gittim, davet ettim. Onlar da geldiler ve izin istediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) izin verince, onlar da içeri girdiler.

 

Bazı alimler diyorlar ki: Bu iki hadis iki hale hamledilir. Şayet elçi vakit geçirmeden dönerse, izin almaya gerek duymaz; davetten gelmesi gecikir ve vakit de uzarsa, izin alması gerekir.

 

Diğer alimler ise: Şayet davet eden kişinin yanında, davet edilen kişi gelmeden Önce izin almış biri varsa, ayrıca bir izin almaya gerek olmaz. Şayet yanında izin almış bir kişi yoksa izin verilene kadar içeri giremez, demişlerdir.

 

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), yalnız kalmak istediği bir yere girdiğinde, kapıyı tutan kişiye, izinsiz olarak hiçbir kimsenin içeri girmemesini emrederdi.

 

 

5- Üç Mahrem Vakit:

 

Cenab-ı Hakk'ın, kölelere, buluğa ermemiş çocuklara sabahtan önce, öğlen kaylule vaktinde, akşam uyku vaktindeki üç mahrem vakitte emretmiş olduğu izin istemeye gelince; ibn Abbas (r.a.) bunu emreder ve; insanlar bununla amel etmeyi terketmişlerdir, derdi. Bazı alimler, bu ayetin neshedildiğini söylemekle birlikte hiçbir delil getirememişlerdir. Bazı alimler de; ayetteki emir, vücup için değil, nedb ve irşad içindir, demişlerdir. Halbuki bunların da, ayeti, zahirinden başka manaya hamletmeye delalet edecek bir nasları yoktur. Bazı alimler ise: Bu ayet özellikle kadınlara hastır. Erkeklere gelince, onlar her vakit izin istemelidirler demişlerdir. Bazıları diyorlar ki: Bu da batıl bir görüştür. Çünkü "ellezine" çoğulu kadınlara has olmaz. Şayet mutlak olarak onlar kastedilirse, tağlib kaidesine göre erkeklerle birlikte ele alınırlar. Bazı alimler de bunun aksini söylemişler ve: Buradaki emir kadınlar hariç sadece erkekleredir, demişler ve burada iki yerde "ellezine" tabirinin geçmesini delil getirmişlerdir. Halbuki ayetin siyakı buna manidir. Onu iyice düşün!

 

Bir grup alim de: Bu vakitte izin isteme bir ihtiyaçtan dolayı idi. Sonra bu ihtiyaç zail oldu. Bir hüküm bir illete mebni olarak ortaya konmuşsa, illet zail olduğunda hüküm de zail olmuş olur, demişlerdir.

 

Ebu Davud, Sünen'inde şu hadiseyi nakletmiştir: Iraklılardan bir grup, İbn Abbas'a (r.anhuma) sordular: Ey ibn Abbas! Şunlarla emrolunmuş olduğumuz "Ey mü'minler! Elleriniz altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç kere izin istesinler.." ayeti -ki halk bu ayetle amel etmeyi terketmiştir,- bunun hakkında ne diyorsun? ibn Abbas dedi ki: Muhakkak ki Cenab-ı Hak, mü'minlere karşı çok merhametli olup, setri sevendir. Halkın evlerinde ne perde, ne de yatak odaları var idi. Bundan dolayı da, hizmetçi, çocuklar, adamın yetim kızı ve adam eve her zaman girip çıkıyorlardı. işte bu sebebten Cenab-ı Hak, istirahata ayrılan üç mahrem vakitte eve izin alarak girmeyi emretti. Cenab-ı Hak onlara örtüler ve hayır getirdi. Hiç bir kimseyi de bundan sonra bu şekilde amel ederken görmedim.

 

Bazılan bu eserin ibn Abbas'tan naklinin sabit olmadığım iddia etmişler. Senedinde bulunan ikrime ve Amr b. Ebi Amr'a, ta'n isnad etmişlerdir. Halbuki bu ravilerle, Sahih sahibi olan Buhari ve Müslim delil getirmişlerdir. Bunun inkarı ise inat olup, yorumu yapılamayacak kadar uzak bir iddiadır.

 

Bir grup alim de; ayet, muarızı olmaksızın amdir, muhkemdir. İnsanların çoğu bunu terketseler de, amel etmek vaciptir, demişlerdir.

 

Sahih olan ise; şayet evde, kapının açılması, veya perdenin kaldırılması veya girenin çıkanın gidip gelmesi gibi, girmeye delalet edecek ve izin alma manasına gelecek bir hareket olursa, izin almaya gerek kalmaz. Şayet

 

hareket bu manaya gelmezse, mutlaka izin gerekir. ayetin işaretiyle bu hüküm bir illetle mualleldir ki, o bulunduğunda, hüküm de bulunur. O bulunmazsa hüküm de ortadan kalkar. En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) AKSIRMA KONUSUNDAKİ TUTUMLARI

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir