|
ZADU’L-MEAD |
DÖRDÜNCÜ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) CİHADI |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
B) İLK MÜSLÜMANLAR
Hz. Peygamber (s.a.),
Allah Teala'ya davet edince her kabileden Allah'ın kulları O'nun davetini kabul
etti.
1- Hz. Ebu Bekir:
Hz. Peygamber'in (s.a.) davetini
kabulde yarış bayrağını ilk eline geçiren, ümmetin sıddikı ve onlar arasında
İslam'a ilk giren Hz. Ebu Bekir'dir. Allah ondan razı olsun. Allah'ın dini
konusunda Hz. Peygamber'e (s.a.) destek oldu ve O'nunla beraber, basiretli bir
şekilde Allah'a davette bulundu. Bu çalışmaları sonucunda Ebu Bekir'in davetini
Osman b. Affan, Talha b. Ubeydullah ve Sa'd b. Ebi Vakkas kabul ettiler.
2- Hz. Hatice:
Kadınların sıddikı,
Huveylid kızı Hatice Hz. Peygamber'in (s.a.) davetini kabulde erken davrandı ve
sıddiklık yükünü omuzladı. Hz. Peygamber (s.a.) (kendisine ilk vahiy gelip de
korku içinde evine döndüğünde) Hatice*ye: "Kendimden korktum" demiş,
o da: "Müjde sana! Vallahi, Allah hiçbir vakit seni utandırmaz."
demişti. Ve sonra O'nda bulunan üstün özellikler, güzel huylar ve faziletler
ile istidlal ederek böyle bir kimsenin hiçbir vakit utandırılmayacağım ifade
etti. Olgun aklı ve olgun fıtratıyla bilip anladı ki, salih ameller, üstün
faziletler ve yüce huylar Allah'ın lutfu, desteği ve ihsanı gibi kendilerine
uygun olan şekillere münasip düşerler; rezil ve rüsvay olma ile uyum
sağlamazlar. Buna ancak sayılan şeylerin zıtları münasip gelir. Allah'ın
kendisini en güzel sıfatlar, en güzel huylar ve amellerle bezediği kimseye
ancak Allah'ın lutfu ve ona nimetini tamamlaması layıktır. Kimi de en çirkin
sıfatlara, en kötü huy ve amellere bulamışsa ona da ancak bunların münasipleri
layıktır. Bu akıl ve sıddiklık sayesinde Hz. Hatice, Rabbi'nin kendisine, iki
elçisi Cebrail ve Hz. Muhammed (s.a.) ile selam göndermesine hak kazanmıştır.
3- Hz. Ali:
Ebu Talib'in oğlu Ali,
İslam'a girmede erken davrandı. Allah ondan razı olsun. Müslüman olduğunda
sekiz yaşında idi. Daha büyük olduğu da söylenmiştir. Allah Rasulü'nün (s.a.) gözetimi
ve bakımı altında idi. Hz. Peygamber (s.a.) bir kuraklık senesinde yardım olsun
diye onu, amcası Ebu Talib'den almıştı.
4- Hz. Zeyd:
Allah Rasulü'nün (s.a.)
aşığı Harise oğlu Zeyd de İslam'a girmede erken davrandı. Kendisi, Hz.
Hatice'nin kölesi idi. Hz. Hatice evlendiği vakit onu, Allah Rasulü'ne (s.a.)
bağışladı. Zeyd'in babası ve amcası fidye verip kurtarmak için Hz. Peygamber'e
(s.a.) gelip onu istediler. Deniliyor ki, onlar geldiğinde Hz. Peygamber (s.a.)
Mescidde idi. Huzuruna girdiler. "Ey Abdülmuttalib oğlu! Ey Haşim oğlu! Ey
kavminin efendisinin oğlu! Sizler, Allah'ın Harem'inin halkı ve onun
komşususunuz. Esirin esaret bağını çözer, karnını doyurursunuz. Yanında bulunan
oğlumuz için sana geldik. Bizi memnun et ve onu serbest bırakmak için
isteyeceğin fidyede bizi hoşnut et." dediler. Hz. Peygamber (s.a.):
"Oğlunuz kimdir?" diye sordu. "Zeyd b. Harise" cevabım
verdiler. Bunun üzerine Allah Rasulü (s.a.): "Bundan başka bir çözüm
bulunsa olmaz mı?" dedi. Onlar da: "O çözüm nedir?" diye sordular.
Hz. Peygamber (s.a.): "Oğlunuzu çağırırım. Onu tercihte serbest bırakırım.
Sizi tercih ederse o sizindir. Beni tercih ederse vallahi ben, beni tercih
edeni, hiç kimseye tercih etmem." dedi. Zeyd'in babası ve amcası, Hz.
Peygamber'e (s.a.): "Sen bize çok insaflı bir karşılık verdin ve iyi
davrandın." dediler.
Peygamberimiz, Zeyd'i
çağırdı ve ona: "Bunları tanıyor musun?" diye sordu. O da
"evet" cevabını verdi. Hz. Peygamber (s.a.): "Bu kim?" diye
sordu. Zeyd: "Bu babam, bu da amcam." dedi. Peygamberimiz: "Ben
bildiğin, gördüğün ve sana olan dostluğumu tanıdığın bir kimseyim. ister beni,
ister onları tercih et." buyurdu. Zeyd: "Ben seni asla hiç kimseye
tercih etmem. Sen, benim babam ve amcam yerindesin." cevabım verdi. Bunun
üzerine babası ve amcası: "Yazıklar olsun sana, Zeyd! Köleliği hürriyete,
babana, amcana ve ailene tercih mi ediyorsun?" dediler. O da: "Evet.
Bu adamdan öyle bir şey gördüm ki, ben onu asla hiç kimseye tercih etmem."
karşılığını verdi. Bu durumu gören Allah Rasulü (s.a.) onu (Kabe yanındaki)
Hicr'e götürdü ve: "Sizi şahid tutuyorum ki, Zeyd benim oğlumdur. O bana
mirasçı olur, ben ona." diye ilan etti. Bu durumu gören babası ve amcası
gönülleri rahat ve boş bir şekilde geri döndüler.
Allah İslam'ı
getirinceye kadar Zeyd, "Muhammed'in oğlu Zeyd" diye çağrıldı.
İslamiyet gelince: "Üvey evlatları babalarının adlan ile çağırın."
ayeti [Ahzab, 5] indi ve bundan böyle o günden itibaren "Zeyd b.
Harise" diye çağrıldı.
Ma'mer, Camı' adlı
eserinde Zühri'nin: "Zeyd b. Harise'den önce hiç kimsenin müslüman
olduğunu bilmiyoruz." dediğini kaydeder. Zeyd, Allah'ın kitabında gerek
kendisinin, gerekse Rasulü'nün ona ihsanda bulunduğunu haber verdiği ve ismiyle
andığı sahabidir.
Keşiş Varaka b. Nevfel
de müslüman olmuş ve kavmi Allah Rasulü'nü (s.a.) memleketlerinden çıkarırken
bir genç olmayı temenni etmiştir. Sünen-i Tirmizfdski bir rivayete göre Allah
Rasulü (s.a.) onu rüyada iyi bir vaziyette görmüştür. Diğer bir hadise göre ise
beyaz elbiseler içinde görmüştür.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan: