|
ZADU’L-MEAD |
DÖRDÜNCÜ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) CİHADI |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
C) VADİ'L-KURA GAZASI
1- Vadi'l-Kura Gazası:
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Hayber'den Vadi'l-Kura'ya gitti. Orada yahudi bir topluluk bulunuyordu.
Onlara araplardan da bir cemaat katılmıştı. Ashab konakladığında, yahudiler
ashabı ok atışıyla karşıladılar. Ashab harp nizamında değildi. Neticede Allah
Rasulü'nün kölesi Mid'am öldürüldü. Ashab, "Cennet ona mübarek olsun"
demeye başlayınca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır
öyle değil! Canım elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Hayber günü, taksim
edilmeyen ganimetten aldığı kadife kazak, üzerinde alev alev yanmaktadır."
buyurdu. Ashab bunu duyduğu esnada bir adam Hz. Peygamberce (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bir veya iki papuç tasması getirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ateşten bir papuç tasması veya ateşten iki
papuç tasması!" buyurdu.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabını savaş düzenine koyarak onları saf saf
dizdi. Sancağını Sa'd b. Ubade'ye verdi. Hubab b. Münzir, Sehl b. Huneyf ve
Abbad b. Bişr'e de birer bayrak verdi. Sonra yahudileri İslam'a davet etti ve
onlara, eğer müslüman olurlarsa mallarını muhafaza edip kanlarını
koruyacaklarını ve mükafatlarının da Allah'a ait olacağını bildirdi. Yahudiler
bu teklifi kabul etmeyerek, içlerinden birisi çarpışmak için ileri atıldı. Ona
karşı Zübeyr b. Avvam ileri çıkıp onu öldürdü. Sonra bir başkası daha ileri
atıldı. Zübeyr b. Avvam onu da öldürdü. Sonra bir başkası daha ileri atıldı; Bu
sefer ona karşı Hz. Ali b. Ebi Talib (r.a) ileri çıkarak onu öldürdü. Bu
şekilde devam ede ede onlardan on bir kişi öldürüldü. Onlardan her biri
öldürüldüğünde Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geride kalanları
İslam'a davet ediyordu. O gün namaz vakti girince Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ashabına namaz kıldırıyor, sonra dönüp onları yeniden
İslam'a, Allah'a ve Rasulü'ne inanmaya davet ediyordu. Onlar yine bunu kabul
etmeyince, Allah Rasulü (sa.) kendileriyle, akşam olup, sabahlaymcaya kadar
harp etti. Güneş henüz bir mızrak boyu yükselmemişti ki, ellerinde olan şeyleri
Allah Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) teslim ettiler. Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Vadi'l-Kura'yı zorla fethetmiş ve Allah Teala
onların mallarını kendisine ganimet olarak nasib etmiştir. Müslümanlar savaş
neticesinde, birçok ev eşyası ve mal elde etmiştir. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Vadi'l-Kura'da dört gün ikamet etmiş ve elde ettiği şeyleri
ashabı arasında orada iken taksim etmişti. Arazi ve hurmalıkları yahudilerin
ellerinde bırakarak, bunları işletmek üzere onlarla anlaşma yapmıştır. Allah
Rasülü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber, Fedek ve Vadi'l-Kura
halklarıyla uzlaşma yaptığı haberi, Teyma yahudilerine ulaşınca Allah
Rasulü'yle (Sallallahu aleyhi ve Sellem) anlaşma yaparak» mallarıyla beraber
orada ikamet etmişlerdir. Hz. Ömer (r.a) hilafete geçince, Hayber ve Fedek
yahudilerini sürmüş, fakat Teyma ve Vadi'l-Kura halkını sürmemiştir. Çünkü,
Teyma ve Vadi'l-Kura, Şam topraklarına dahildi... Hz. Ömer, Vadi'l-Kura'nın
berisinden Medine'ye kadar olan bölgeyi Hicaz bölgesi, bunun gerisinde kalan
bölgeyi de Şam toprakları olarak kabul etmiştir. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) dönerek Medine'ye gitmiştir.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolun bir kısmını katetmiş, bütün gece yürümüştü.
Yolun bir yerine gelince onları uyku bastırmış, uyuma ve istirahat için
konaklamışlardı. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bilal'e: "Sen
bu gece bizim için bekle!" dedi. Bilal, kendisine takdir edildiği kadar
(nafile) namaz kıldı, Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabı
uyudular. Tan yerinin ağarması yaklaşınca Bilal, tan yerine doğru yönelerek devesine
yaslandı. Fakat devesine yaslanmış bir vaziyette iken Bilal'in gözlerine uyku
galebe çaldı. Güneş yüzlerine vuruncaya kadar ne Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), ne Bilal, ne de ashabtan herhangi biri uyanabildi. Neticede
içlerinden ilk uyanan Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oldu; telaşa
kapılarak: "Ey Bilal!" diye seslendi. Bilal: "Ey Allah'ın
Rasulü! Anam babam sana feda olsun. Senin nefsini tutan, benimkini de
tuttu." diye karşılık verdi. Develerini bir miktar yürüterek, bu vadiden
çıktılar. Sonra Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu, içinde
şeytan bulunan bir vadidir." buyurdu. O vadiyi geçince ashaba, inip abdest
almalarını emretti. Sonra sabah namazının sünnetini kıldı. Sonra Bilal'e
emrederek, namaz için kamet getirmesini istedi ve ashaba sabah namazını
kıldırdı. Sonra onlara yönelip, korkularını görünce şöyle buyurdu: "Ey
insanlar! Allah ruhlarımızı almıştı. Eğer dileseydi onu bize, bundan başka bir
vakitte de geri verirdi. İçinizden biri namazını uyuyarak geçirir yahut na?
mazını unutur, sonra hatırlarsa, geçirdiği namazı, vaktinde kıldığı gibi
kılsın." Sonra Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ebu Bekir'e
yönelerek: "Şeytan, ayakta namaz kılar Vaziyetteyken Bilal'e gelmiş, onu
yan üstü yatırmış, ninniler söyr leyip hafif hafif vurularak çocuğun uyutulduğu
gibi onu uyutmaya çalışmış ve nihayet o da uyumuştur." dedi. Sonra Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bilal'ı rarak, Ebu Bekir'e anlattığı
şeyi ona da anlatmıştır.
Bir rivayete göre, bu hadise
Hudeybiye'den dönüşlerinde vuku tur. Başka bir rivayete göre ise, Tebük
seferinden dönüşlerinde olmuştur. Uyuf yarak sabah namazını geçirme hadisesini,
İmran b. Husayn rivayet etmiş, fakat zamanını belirtmemiş ve hangi gazvede
gerçekleştiği hakkında hiçbir şey söylememiştir. Aynı şekilde bu hadiseyi Ebu
Katade de nakletmiştir. Her ikisi de, uzun bir kıssa içinde bunu rivayet
etmişlerdir.
İmam Malik, Zeyd b.
Eslem'den, bu olayın Mekke yolunda olduğun rivayet etmiştir. Bu rivayet
mürseldir.
Şu'be'nin, Cami' b.
Şeddad - Abdurrahman b. Ebu Alkame senediyle rih vayetine göre Abdullah b.
Mes'ud diyor ki: "Allah Rasulü'yle (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beraL
ber, Hudeybiye zamanında geldik. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kim bizi bekler? buyurdu. Bunun üzerine Bilal: "Ben beklerim
dedi"... İbn Mes'ud kıssanın devamını anlatmıştır.
Fakat raviler bu kıssa
hakkında çelişkiye düşmüşlerdir. Abdurrahman b. Mehdi, Şu'be - Cami kanalıyla:
"Bu kıssada nöbetçi İbn Mes'ud idi." demiştir. Gunder ise Cami'den
naklederek, bekçinin Bilal olduğunu söylemiştir. Bu kıssanın tarihi hakkındaki
rivayet de çelişkilidir. Mu'temir b. Süleyman, Şu'be - Cami' kanalıyla:
"Bu olay, Tebük seferinde olmuştur" diye rivayet etmiş, diğerleri ise
yine Cami'den; bu olayın Hudeybiye'den dönüşlerinde olduğunu söylemişlerdir. Bu
da rivayette bir yanılgı olduğunu ortaya kor. Zühri'nin Said'den rivayet ettiği
haber böyle bir şeyden salimdir. Başarıya laştırmak Allah'tandır.
2- Bu Gazadaki Fıkhı
Hükümler:
1-(Bir kimse, bir namazı
uyuyarak veya unutarak geçirirse bu namazın
vakti, uyandığı veya
hatırladığı zamandır.
2- Revatib sünnetler
(farzlardan önce veya sonra kılınan sünnetler) de arzlar gibi kaza edilir.
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), sabah namazının sünnetini de
farzıyla beraber kaza etmiştir. Öğle namazının sadece sünnetini tek olarak kaza
etmiştir. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tavrı, revatib
sünnetleri de farzlarla birlikte kaza etmekti.
3- Kaçırılan namazlar
için de, ezan okunup kamet getirileceği. Çünkü bu kıssanın bazı rivayetlerinde
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bilal'e, namaz için ezan okumasını,
bazı rivayetlerinde ise ezan okuyup kamet getirmesini emretmiştir. Bunu Ebu
Davud rivayet etmiştir.
4- Kaçırılan namazların
da cemaatle kılınabileceği.
5- Kaçırılan namazların,
Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hatırladığı zaman
kılsın" emrinden dolayı hemen kaza edilmesi gerekir. Hz. Peygamber'in
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), namazı istirahat için konakladıkları yerden
biraz sonraya ertelemesi, oranın şeytanın bulunduğu bir yer olmasından
ötürüdür. Böylece oradan daha hayırlı bir yere gitmiştir. Bu ise, kaza
hususunda acele etmeyi kaçırma sayılmaz. Çünkü onlar namaz ve onun durumuyla
meşgul idiler.
6- Özellikle tuvalet ve
hamam gibi şeytanın mekan tuttuğu yerlerde namaz kılmaktan kaçınmaya tenbih
vardır. Çünkü bu yerler, şeytanın sığındığı ve ikamet ettiği yerlerdir. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), namazı bu vadide kaza etme hususunda
acele etmeyi terk ettiğinde: "Orada şeytan vardır" demiştir. Peki, ya
şeytanın sığınağı ve barınağı olan yerler hakkında ne düşünülür?
3- Medine'ye Dönüş ve
Ensarın Mallarının Geri Verilişi:
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), Medine'ye dönüp de Muhacirler, Hayber'de
kendilerine bağışlanan mallara ve hurma ağaçlarına sahip oldukları zaman
Ensar'ın hediye olarak kendilerine verdikleri hurma ağaçlarını onlara geri
verdiler. Ümmü Süleym de -Enes b. Malik'in annesidir- Hz. Peygamber'e (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) birkaç mahsüllü hurma ağacı vermiş, Rasulullah da mahsulünden
istifade etmek üzere, bunları dadısı Ümmü Eymen'e -Üsame b. Zeyd'in annesidir-
vermişti. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hurma ağaçlarını Ümmü
Süleym'e geri verince, bunların yerine Ümmü Eymen'e her hurma ağacı
karşılığında kendi bahçesinden on hurma ağacı vermiştir.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan: