ZADU’L-MEAD

DÖRDÜNCÜ KİTAP

PEYGAMBER'İN (S.A.) CİHADI

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

A) TAİF GAZASI

 

1- Taiflilerin Putunun Yıktırılması

2- Taif'in Kuşatılması

3- Sakiflilerin Medine'ye Gelişi

4- Taiflilerin Müslüman Oluşu

 

1- Taiflilerin Putunun Yıktırılması:

 

Hicri 8. senenin Şevval ayında vukubulmuştur. Bu konuda İbn Sa'd şu rivayeti nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taif üzerine yürümek isteyince Tufeyl b. Amr'ı, Amr b. Humeme ed-Devsi'nin putu Zü'l-Keffeyn'i yıkmaya gönderdi. Bu hususta kabilesinden yardım istemesini, onların da Taife gelmelerini emretti. Tufeyl b. Amr, süratle kabilesine geldi ve akabinde Zü'l-Keffeyn'i yıkıp ateşe verdi. Putun yüzünü alevler sardığında şöyle diyordu:

 

"Ey Zü'l-Keffeyn! Ben sana ibadet edenlerden değilim. Doğumumuz senin doğumundan öncedir. Ben senin -görüldüğü gibi yüzünü değil- kalbini ateşe verdim."

 

Tufeyl b. Amr ile beraber kabilesinden dört yüz kişi, Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taife gelişinden dört gün sonra oraya geldiler. Debbabe ve mancınık da getirilmişti.

 

 

2- Taif'in Kuşatılması:

 

İbn Sa'd der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Huneyn'den Taife doğru yola çıktığında Halid b. Velid ordunun başındaydı. Sakif kabilesi kalelerini tamir etmişler, bir yıllık ihtiyaçlarım da depolamalardı. Evtas vadisinde hezimete uğrayınca, kalelerine girip kapılan kapatarak savaş için hazırlandılar. Daha sonra müslümanlan ok yağmuruna tuttular. Çok sayıda müslüman yaralandı. Bunun yanısıra on iki kişi de şehit oldu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bugün Taif Mescidi'nin bulunduğu yere çıktı. Yanında hanımlarından Ümmü Seleme ve Zeynep vardı. Her ikisi için birer çardak kuruldu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taif kuşatması boyunca namazım bu iki çardak arasında kılmaktaydı. Kuşatma on sekiz gün sürdü. İbn İshak'a göre ise yirmi küsur gece devam etmiştir.

 

Kaleyi döğmek için mancınık kurulmuştu. İslam tarihindeki ilk mancınık buydu.

 

İbn Sa'd der ki: Mekhul'ün rivayetine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Taifliler üzefine kırk gün mancınıkla atış yapmıştır.

 

İbn İshak'ın rivayeti ise şöyledir: Taif surlarının dibinde hücuma kalkıldığı gün, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bir grup, Debbabe altına siper alarak Taif surlarından içeri girip surları yakmak istediler, ancak Sakifiiler kızgın demir parçaları atarak onları siperlerden çıkartıp ok atmaya başladılar ve bir çoğunu öldürdüler. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sakif kabilesine ait üzümlerin kesilmesini emretti. Ordakiler de hemen kesime başladılar.

 

ibn Sa'd, olayın devamını şöyle nakleder: (Sakifiiler) Allah rızası ve akraba hatırı için kesimden vazgeçmelerini istediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah rızası ve akraba hatırı için vazgeçtim." buyurdu ve görevlendirdiği biri şöyle bağırmaya başladı: "Hangi köle, kaleden çıkıp bize gelirse hürdür." Bunun üzerine on küsur kişi kaleden çıktı, aralarında Ebu Bekre de vardı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunların hepsini hürriyetine kavuşturup her birini bir müslümana vererek barınak ve yiyecek gibi zaruri ihtayaçlarmı karşıladı. Bu durum Taif halkına çok zor geldi.

 

Herşeye rağmen henüz Taif'in fethi tamamlanmamıştı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Nevfel b. Muaviye ed-Dili'ye görüşünü sordu. O da dedi ki: "Tilki inindedir, istersen yakalarsın, şayet terkedersen sana zararı dokunmaz." Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ömer'e yola çıkılacağının duyurulması emrini verdi. Bu emir ashab arasında gürültüye ve hoşnutsuzluğa sebep oldu. "Taif fethedilmeden gidecek miyiz?" diye söylendiler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Öyleyse haydi savaşa!" buyurdu. Hücuma kalkıldı ve birçok müslüman yaralandı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yarın inşaallah yola çıkıyoruz." buyurdu. Bu haberi herkes memnuniyetle karşılayıp yola koyulduğunda Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gülüyordu. Oradan ayrıldıklarında şöyle demelerini emretmişti: "Dönüyoruz, tevbe ediyoruz, Rabbımiza ibadet ve hamdediyoruz." Bu arada, "Ya Rasulallah! Sakif kabilesine beddua ediniz." denildi. Allah Rasulü de: "Ya Rabbi! Sakif'e hidayet ver, onları bize getir." diye dua etti.

 

Taif'te Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ordusundan bir grup sahabi şehit oldu. Sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taif ten çıktı. Cirane'ye geldi. Orada umre niyetiyle ihrama girip daha önce yapamadığı umreyi kaza etti ve Medine'ye döndü.

 

 

3- Sakiflilerin Medine'ye Gelişi:

 

İbn İshak der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebük'ten Medine'ye Ramazan ayında geldi. Bu ay içinde Sakif kabilesinden bir heyet O'nu ziyaret etti. Olay şöyle olmuştu: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taif'ten ayrılınca, Urve b. Mes'ud O'nu takip etmiş ve Medine'ye girmeden önce O'na yetişmişti. Müslüman olup, Hz. Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisini kavmine göndermesini, onları İslam'a davet etmek istediğim bildirdi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onlar seni öldürürler." buyurdu. Zira Allah'ın elçisi, onların İslam'a girmelerine engel olan bir tekebbür içinde olduklarını biliyordu. Bunun üzerine Urve dedi ki: "Ya Rasulallah! Onlar beni evlatlarından çok severler." Gerçekten sevilen ve kendisine itaat edilen birisiydi. Bu durumundan dolayı karşı konulmayacağını ümid ederek kavmini İslam'a davet etmek için çıktı. Kendisine ait olan köşkün üzerinde bu daveti yaptı ve müslüman olduğunu açıkladı. Bunu duyar duymaz ok yağmuruna tuttular ve isabet eden oklardan biri ölümüne sebep oldu. Urve'ye: "İntikamını almamız için ne yapmamızı istersin?" diye sorulduğunda cevaben şöyle demişti: "Bu, Allah'ın bana ihsan ettiği bir şeref ve bana nasıp ettiği bir şehitliktir. Benim durumum Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber savaşırken şehid olanlardan farklı değildir. Beni onlarla beraber defnediniz." Vasiyet yerine getirildi ve onlarla birlikte defnolundu. Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Urve hakkında: "Onun, kavmi ile arasındaki durumu, Yasin sahibinin kavmi ile arasındaki gibidir. " buyurduğu ileri sürülmüştür.

 

 

4- Taiflilerin Müslüman Oluşu:

 

Urve'nin ölümünden sonra birkaç ay daha dayanan Sakif kabilesi, aralarında bir toplantı yaptı. Etrafındaki Araplarla savaşacak güçte olmadıklarını görüp, biat ederek müslüman olmayı kararlaştırdılar. Daha önce Urve'yi gönderdikleri gibi birini Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderme konusunda ittifak ettiler. Abdi Yaleyl b. Amr b. Umeyr'e meseleyi açtılar. Urve b. Mes'üd'un yaşında olan bu zat Urve'ye yapılanın kendisine de yapılmasından korktuğu için ilk anda teklifi reddetti ve şöyle dedi: "Benimle beraber birkaç kişi daha göndermezseniz isteğinizi yerine getirmem." Bunun üzerine müttefiklerden iki ve Malikoğulları'ndan üç kişi gönderilmesi hususunda sözbirliği ettiler. Böylelikle altı kişilik bir heyet oluştu. Diğer beş kişi şunlardı: Hakem b. Amr b. Vehb, Şurahbil b. Gilan, Malikoğulları kabilesinden Osman b. Ebi'l-As, Evs b. Avf ve Nümeyr b. Hareşe. Hep beraber yola çıktılar. Medine'ye yaklaştıklarında bir hendekte konaklarken Muğire b. Şu'be ile karşılaştılar. Muğire'ye, bu haberi müjdelemek çok zor geldi. Yolda Ebu Bekir (r.a.) ile karşılaşıp durumu ona bildirdi. Hz. Ebu Bekir, Muğire'ye: "Allah aşkına, benden önce davranıp Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuyu ben açıncaya kadar sen bir şey söyleme." dedi. Muğire de denileni yaptı. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Rasülullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girdi ve heyetin geliş haberini verdi. Sonra Muğire yolda rastladığı arkadaşlarının yanına gelerek öğleyi beraber geçirdiler ve onlara Rasulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nasıl selamlayacaklarını öğretti. Onlar ise Cahiliye selamında ısrar ettiler. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldiler. Peygamberimizin, mescidin bir köşesinde onlar için bir çadır Kurdurduğu söylenir.

 

Halid b. Said b. el-As, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile heyet arasında anlaşma metni yazılıncaya kadar gidip geldi. Metni yazan Halid idi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tarafından gönderilen yemeği bile Halid'siz yemiyorlardı. Bu hal İslam'ı kabul etmelerine kadar devam etti.

 

Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yönelttikleri istekleri arasında büyük putları Lat'ın yıkılmasını üç sene sonraya bırakması da vardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu tekliflerini reddetti. Hiç değilse iki sene, daha sonra bir seneliğine tehirinde ısrar ettiler. Kabul edilmeyince Taife varışlarından itibaren bir aylığına tehirini istediler, ama Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu konuda hiçbir teklifi kabul etmedi. Bundan maksatları, putun yıkılmasının, kadınlar, ayak takımı ve çocuklar arasında sebep olabileceği taşkınlığın şerrinden korunmaktı. Aynı zamanda bu yıkım hadisesiyle kavimlerinin korkutulmalarmı hoş görmüyorlar, bu yüzden müslümanlığı kabul etmelerine kadar tehirini istiyorlardı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu düşüncelerine rağmen tekliflerini reddetti ve Ebu Süfyan b. Harb ile Muğire b. Şu'be'yi yıkımı gerçekleştirmesi için gönderdi.

 

Bir diğer teklifleri; kendilerinin namaz kılmaktan affolunması, bu hususta kendilerine bir istisna getirilmesi ve putlannı kendi elleriyle kırmamalarını istemeleriydi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Sizi, putlarınızı ellerinizle kırmamanız konusunda mazur görebiliriz. Namaza gelince, biliniz ki namazın olmadığı bir dinde hayır yoktur."

 

Taifliler müslüman olunca Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara bir yazı yazdı. Osman b. Ebi'l-As'ı da onlara emir olarak tayin etti. Yaşça en küçükleri olmasına rağmen İslam'ı anlamaya ve Kur'an'ı öğrenmeye en azimlisi o idi.

 

Heyetin elçilik görevi bitip beldelerine doğru yola çıkınca Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Süfyan b. Harb ile Muğire b. Şu'be'yi de onlarla birlikte, Lafı kırmaları için gönderdi. Taife vardıklarında Muğire b. Şu'be, Ebu Süfyan'ı öne geçirmek istedi. Ebu Süfyan bunu kabul etmedi ve ona: "Kavminin yanına önce sen gir." dedi. Ebu Süfyan, Zi'l-Harem'deki mülkünde kaldı. Muğire b. Şu'be, geldiğinde putun üzerine çıkıp künkle vurmaya başladı. Muattiboğulları da yanlarında bekliyor, Urve'nin başına gelen bunların da başına gelmesin diye tedbir alıyorlardı. Sakif kadınları çıkmışlar perişan bir halde ağlaşıyorlardı. Muğire balyozu puta indirirken Ebu Süfyan: "Bravo sana, bravo sana" diyordu. Muğire yıkımı bitirince putun üzerindeki eşyaları ve süsleri

 

aldı ve altın, gümüş, kolye ne varsa hepsini Ebu Süfyan'a gönderdi.

 

Ebu Müleyh b. Urve ve Karib b. Esved, Urve öldürüldüğü zaman daha Sakif kabilesinin heyeti gelmeden önce Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip Sakif ten ayrılmak istediklerini, onlarla bir araya hiç gelmeyeceklerini söylediler ve müslüman oldular. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Kimi isterseniz veli olarak tanıyınız." deyince onlar: "Allah ve Rasulü'nü veli kabul ediyoruz." diye cevap verdiler. Sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Dayınız Ebu Süfyan b. Harb, veliniz olsun" teklifinde bulundu, onlar da "Dayımız Ebu Süfyan" karşılığını verdiler.

 

Taifliler müslüman olunca, Urve'nin oğlu Ebu Müleyh, babasına ait olan borcun kınlan puttan elde edilen maldan ödenmesini Hz. Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem) istedi, O da muvafakat etti. Bunun üzerine Karib b. Esved: "Esved'in borcunu da öde ya Rasulallah." dedi. -Urve ve Esved, ana baba bir öz kardeştir.- Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Esved, müşrik olarak öldü." diyfc cevap verdi. Karib b. Esved: "Ya Rasulallah; iyi ama borcun ucu ona yakın olan bir müslümana dayanıyor." diye karşılık verdi. Bu sözüyle kendisini kastediyordu. "Borç bana düşer, benden istenir." dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Süfyan'a, Urve ve Esved'in borçlarının puttan temin edilen maldan ödenmesini emretti. O da bu emri yerine getirdi.

 

Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara hitaben yazmış olduğu mektupta şöyle deniliyordu: "Bismillahirrahmanirrahim, Allah'ın Peygamberi Muhammed'den

 

mü'minlere: Vecc vadisinin ağacı kesilmez, av hayvanları avlanmaz, kim böyle bir şey yaparken görülürse, sopa ile cezalandırılır, elbisesi çıkarılır, ikinci defasında yakalanır, Peygamber Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürülür. Bu Allah'ın Nebisi Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emridir."

 

Halid b. Said, Allah'ın elçisi Muhammed b. Abdillah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emriyle yazdı: "Kimse bu emri çiğnemesin. Yoksa Allah'ın elçisi Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emrettiği hususlarda kendi nefsine zulmetmiş olur."

 

İşte Sakif kabilesinin baştan sona kıssası bu. Onu olduğu gibi naklettik. Her ne kadar Taif seferiyle Sakif kabilesinin müslümanlığı kabul etmeleri arasında Tebük seferi ve başka seferler varsa da biz kıssayı kesmemeyi, bir bütün olarak nakletmeyi tercih ettik ki, kıssa ile ilgili fıkhi meseleler ve hükümler bir arada bulunabilsin.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

B) TAİF GAZASINDAKİ FIKHİ HÜKÜMLER

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir