|
ZADU’L-MEAD |
ALTINCI KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) VERDİĞİ HÜKÜMLER, EVLİLİK, ALIM-SATIM |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
E) HZ. PEYGAMBER'İN
(S.A.) TAŞ ATIMI, ĞARAR, MULAMESE VE MÜNABEZE SATIŞLARI HAKKINDAKİ HÜKÜMLERİ
Müslim'in Sahihinde Ebu Hüreyre
(r.a.) yoluyla gelen şu hadis y"er almaktadır: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) taş atımı satışı ile aldatma satışım yasak etti.
Yine Ebu Hureyre'den
BuHari ve Müslim'in Sahfh'lerinde Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
mülamese ve münabezeyi yasak ettiği rivayet edilmekte ve Müslim'de ilave
bulunmaktadır: "Mülameseye gelince o, alıcı ile satıcıdan herbirinin hiç
düşünmeden diğerinin elbisesine dokunması, münabeze ise herbirinin elbisesini
diğerine atması ve hiçbirinin arkadaşının elbisesine bakmaması (şeklinde
yapılan satış) tır."
Buhari ve Müslim'in
Safttfı'lerinde Ebu Said'in şöyle söylediği rivayet edilmektedir:
"Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizi iki çeşit satış ve iki
çeşit giyinişten nehyetti. Satışta mülamese ile münabezeden nehyetti. Mülamese
bir kimsenin gece ya da gündüz başkasının elbisesine eliyle dokunması ve onu
ancak bu şekilde kontrol etmesidir. Münabeze ise, iki kimsenin elbiselerini
birbirlerine atması ve bakmadan, nza göstermeden bunun satış sayılmasıdır.
1- Taş Atımı Satışı
2- Garar Satışı
(Beyu'l-Garar)
3- Mülamese ve
Münabeze Satışları
1- Taş Atımı Satışı:
Taş atımı satışı,
beyu'l-hıyar ve beyu'n-nesie kelimelerinde olduğu gibi masdarın nev'ine izafeti
cinsinden olup beyu'l-meyte ve beyu'd-dem terkiplerinde olduğu gibi masdarın
mefulüne izafeti cinsinden değildir.
Yasak edilen satışlar bu
iki kısımda mütalaa edilmektedir. Bu sebeple taş atımı satışı şöyle tefsir
edilmektedir: Şu taşı at, hangi elbisenin üzerine düşerse o, şu kadar dirheme
senin olsun. Arazi satışında attığı taşın düştüğü yere kadar olan mesafeyi,
tane ile satılan şeylerde avucuna aldığı taş sayısınca o maldan satın almak
şeklinde açıklanmıştır. Satıcının da avucuna taş alıp, avucumdaki her taş için
bir dirhem isterim demesidir. Ya da satıcı veya alıcıdan birinin eline bir. taş
alıp, "Bu taş ne zaman düşerse satış vacip olsun." demesi de bu
cinstendir. Diğer şekilleri şunlardır: Alış verişte bulunan iki kişiden biri
eline bir taş alır ve: "Bu taşı ne zaman sana atarsam bu alış-veriş vacip
olsun." der. Veya bir kişi eline taş alıp koyun sürüsünün içine dalar ve:
"Bu taş hangi koyuna değerse o senin olsun." der. Bu şekillerin
hepsi, batıl yoldan mal yemeye yol açtığı, beraberinde aldatmaca ve kumara
benzeyen risk taşıdığı için fasittir.
2- Garar Satışı
(Beyu'l-Garar):
Garar satışı kelimesi,
beyu'l-melakih ve beyu'l-medamin kelimelerinin terkibi gibi, masdarın mefulüne
muzaf olması şeklindedir. Aldatma kelimesinin Arapçası olan
"el-garar", satılan malın bizzat kendisini İfade etmektedir ve
el-kabz ve es-selb kelimeleri, el-makbuz ve el-meslub anlamına geldiği gibi,
meful manasında fiildir, yani kendisiyle aldatılan, demektir. Bu çeşit satışın
örnekleri şunlardır: Müşteriye teslim imkanı olmayan kaçak köleyi, parlayıp
kaçmış atı, havadaki kuşu, dalgıcın bir defada dalıp çıkaracağı miktardaki
inciyi, ağaçta veya devesinin karnında olan şeyleri, Zeyd'in onun için razı
olacağı veya ona hibe edeceği ya da ona miras kalacak şeyi satmasıdır. Bu ve benzeri
şeylerin elde edilip edilemeyeceği ve teslim edilip edilemeyeceği bilinemediği
gibi, hakikati ve miktarı da belli değildir. Gebe hayvanın yavrusunun yavrusunu
satmak da bu cins satışlardan sayılır ki, Buhari ve Müslim'in Saftih'lerinde
Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu nehyettiği rivayet
edilmiştir. Bir görüşe göre, yukarıdaki gibi (yani yavrunun yavrusunu satmak)
yorumlanan bu satış şekli, ikinci görüşe göre müddet olarak yorumlanmıştır.
Yani alış-veriş yapıp teslim için gebe hayvanın yavrusunun doğması ve onun da
gebe kalmasına kadar beklemek, demektir. Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.
Her iki şekil de
aldatmadır. Üçüncü görüş ise olgunlaşmadan önce üzüm bağını satmaktır. Müberred
böyle söylemekte ve Arapçası olan in ortasındaki harfin, sükun ve fetha ile
okunacağını belirtmektedir. İbn Ömer'e gelince, o bu satışı müddet olarak
yorumlamış ve Malik ve Şafii de bu görüşü kabul etmiştir. Ebu Ubeyd ise ceninin
cenini olarak açıklamış, Ahmed de bu görüşü benimsemiştir.
Garar satışlarından biri
de beyu'l-melakih ve medamindir. Said b. el-Müseyyeb ve Ebu Hureyre (r.a.)
yoluyla gelen bir hadiste Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
medamin ve melakihi yasak ettiği belirtilmiştir. Ebu Ubeyd der ki: Melakih
karınlarında bulunan ceninler, medamin ise erkek hayvanların bellerinde bulunan
şey (meni)dir. Cahiliye Arapları dişi devenin karnında bulunan yavrusunu ve
erkek hayvanın bir veya birkaç yıldaki çiftleşmesini satıyorlardı. Şair der ki:
"Belde bulunan
medamin, erkek hayvanların kambur sırtlarında bulunan suyudur."
Bu satışlardan biri de
beyu'l-mecr'dir. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu satışı yasak
etmiştir. İbnu'l-Arabi der ki: el-Mecr, dişi devenin karnındaki (cenin), faiz,
kumar ve müzabene'dir.
3- Mülamese ve Münabeze
Satışları:
Garar satışlarından bir
diğeri, mülamese ve münabezedir. Bu kelimelerin açaklaması, aynı hadis-i
şerifte geçmektedir. Müslim'in Sahih'inde Ebu Hureyre'den (r.a.) gelen rivayete
göre iki çeşit satış yasak edildi: el-Mülamese ve el-münabeze. Mülamese bir
kimsenin alıcı ile satıcıdan her birinin hiç düşünmeden diğerinin elbisesine
dokunması (ile), münabeze ise her birinin elbisesini diğerine atması (şeklinde
yapılan satış'dır.
Buhari ve Müslim'in
Sahihlerinde Ebu Said'den şu rivayet gelmektedir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bizi iki çeşit satıştan ve iki çeşit giyinişten nehyetti. Satışta
mülamese ile münabezeyi yasak etti. Mülamese bir kimsenin gece veya gündüz,
eliyle başkasının elbisesine dokunması, onu ancak bu şekilde kontrol etmesidir.
Münabeze ise: İki kişinin elbiselerini birbirlerine atması ve bakmadan, rıza
göstermeden bunun satış sayümasıdır.
Mülamese satışı şöyle de
açıklanmıştır: Satıcı der ki: Bu elbiseyi sana, ona ne zaman dokunursan şu
kadar paraya senin olmak üzere sattım. Münabezede ise şöyle der: Hangi elbiseyi
bana atarsan onu şu fiyata kabul ediyorum. Bu da mülamese ve münabezenin bir
çeşididir. İmam Ahmed'in sözünün zahirinden anlaşılan budur. Bu satış cinsinde
aldatmanın olduğu açıktır ve sözkonusu nehyin illeti alış-verişin şarta
bağlanması değil, bilakis İllet, aldatma ve tehlike (yüksek nisbetteki
risk)dir.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan: