|
ZADU’L-MEAD |
ALTINCI KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) VERDİĞİ HÜKÜMLER, EVLİLİK, ALIM-SATIM |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
F) HZ. PEYGAMBER'İN
(S.A.) TOPRAĞA GÖMÜLÜ VEYA KABUKLU SEBZE VE MEYVELERİN SATIŞIYLA İLGİLİ
HÜKÜMLERİ
1- Toprağa Gömülü
Sebze ve Meyveler
2- Misk Kedisi
İçerisinde Miskin Satışı:
1- Toprağa Gömülü Sebze
ve Meyveler
Turp, şalgam, patates,
soğan vb. gibi yer altında büyüyen bitkilerin satışı, aldatma satışlarından
değildir. Çünkü onlar tecrübe ile sahiplerinin bilebileceği niteliktedirler. Dış
görünüşleri, toprak altında kalan kısımların nasıl olduğunu gösterir. Bu
halleriyle dışına bakılıp içi bilinen çec (tahıl yığını) gibidirler. Yine de
bir aldatma olduğu takdir edilse bile, bu aldatma insanların kesin olarak
ihtiyaç duydukları genel maslahatlarının yanında hafif kalır ve hoşgörülür.
Alış-verişi menetmeyi gerektirmeyecek ölçüdedir. Mesela bir hayvanı, evi veya
dükkanı bir seneliğine kiralamakta da aldatma vardır. Çünkü bir sene dolmadan
hayvan ölebilir, ev yıkılabilir. Aynı şekilde hamama girmek, bir su kabının
ağzından su içmek de böyledir. Çünkü insanların yapısındaki farklılıktan dolayı
kullanılan ve içilen su miktarı da değişir. Selem satışı, ölçüsü bilinmeyen
büyük yığınların (çec) satışı, yumurta, nar, karpuz, ceviz, badem, fıstık gibi
içi görülemeyen maddelerin satışı için de aynı durum geçerlidir, ama her sebep
alış-verişi haram kılmaz. Aldatma basit veya kaçınılmaz ise, sözleşmenin
sıhhatine engel olmaz. Bir binanm temel duvarlarında, bir hayvanın iç
organlarında veya ortaya çıkan bir mahsulün en son beliren kısımlarında
belirebilecek aldatmaların önüne geçilemez. Hamam ve su kabından su içme
konusundaki aldatmalar basittir. Bunlar kaçmılabilecek ölçüdeki aldatmaların
aksine, alış-verişe engel olmazlar. Rasulullah'ın (s. a.) yasak ettiği çeşitler
de bunlardır. Bunlara eşit ölçüde olanlar da aynı hükümdedirler ve sözleşmenin
sıhhatine engel teşkil edenler bu çeşitlerdir.
Bu konu böyle bilinince,
yer altında gelişen ürünlerin satışı hususunda şu iki mesele anlaşılmış olur.
Birincisi: Bu aldatma basittir ve kaçınılması mümkün değildir. İkincisi: Bu
çeşit ürünlerin ekili bulunduğu büyük tarlalardaki ürünün satışı için bir
defada hepsini toplamak şart koşulsa, bu hem büyük bir güçlük, hem de
olgunlaşmamış bir kısım ürünün telef olması demektir ki şeriat böyle bir şeyi
emretmez. Toplanan partilerin ayrı ayrı satılmasında da hem satıcı, hem de
alıcı açısından büyük güçlükler ve sıkıntılar vardır. Sari" böyle bir
hükmü vacip kılmaz ve insanların maslahatları bu yolla karşılanmaz. Hatta bu
şekildeki satışı menedenler bile fiilen işin içine girdikleri zaman başka bir
yol bulamamışlar ve ürünlerini topraktayken toptan satmak zorunda kalmışlardır.
Buradaki aldatma ne Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yasakladığı ne
de ona benzer bir aldatmadır.
2- Misk Kedisi
İçerisinde Miskin Satışı:
Miski misk kedisi
içerisinde satmak da aldatma satışlarından değildir. Bilakis bu, ceviz, fıstık,
badem ve hindisten cevisi gibi yenecek kısmı içinde olan şeyler gibidir. Onun
kılıfı, dış etkenlerden koruyan, kokusunu ve nemliliğini muhafaza eden bir
görev görmekte ve böylece kalması, onu değiştirmek ve hile yapmak gibi
durumlardan uzak tutmak için daha yararlı olmaktadır. Misk kedisi içerisinde
bulunan misk, çıkarılmış olanından daha makbul sayılmış ve tüccarlar
alış-verişlerini bu şekilde yapagelmişlerdir. Nerdeyse tam olarak cinsini ve
miktarını bilebilmekte, bu konuda ihtilafa düşmemektedirler. O halde bu aldatma
değildir. Çünkü aldatma, vücut bulup bulmamak arasında gidip gelmek demektir.
Bir başka kaideye göre, anlaşılması gizli kalmış ve kendisi bilinemeyen şeydir.
Ama bizim konumuza giren hususlar ne dil ne de şeriat açısından aldatma diye
adlandınlamazlar. Kim bir satışı haram sayar ve onun aldatma satışı olduğunu
iddia ederse, ondan bunun ya dil ya da şeriat açısından aldatma diye
adlandırılan sınıfa girdiğini belirtmesi istenir. Miskin misk kedisi içerisinde
satılmasına cevaz vermek İmam Şafii'nin arkadaşlarının iki görüşünden biri ve
delil açısından daha çok tercihe şayan olanıdır. Bu satışı men edenler ise, onu
hurmanın içinde çekirdeği, tavuğun karnında yumurtayı, memede sütü ve kapalı
bir kabın içinde yağı satmak gibi kabul etmişlerdir. Halbuki her iki çeşit
arasındaki fark açıktır.
Onlara karşı çıkanlar ise
bu satışı, ceviz, badem ve fıstığı kabuğu ile satmak gibi kabul etmişlerdir.
Çünkü bu şekildeki satış maslahata daha uygundur. Şüphesiz bu benzetme
birinciden daha uygundur ve Şari'in yasak ettiği satışlardan olmadığı gibi o
manada olduğu da söylenemez. Çünkü ne lafız, ne de mana olarak Şari'in
yasaklaması, bu çeşidi içine almaz.
Kabın içerisinde yağın
satılması konusunda şöyle bir tafsilat vardır: Şayet müşteri kapağı açıp
üzerinden yağı görür, cinsini ve niteliğini anlarsa, bu şekildeki satış caizdir.
Ancak dıştan görebildiği çecin satışı gibi sayılır. Eğer bu şekilde göremez ve
niteliklerini bilmezse, satış caiz olmaz. Çünkü bu aldatma sayılır. Yağın cins
ve vasıfları değişiktir. Yumurta, ceviz, badem ve misk gibi kabıyla yaratılmış
da değildir. Bu sebeple onların sınıfından sayılması doğru olmaz.
Memedeki sütün satışına
gelince, Ahmed, Şafii ve Ebu Hanife'nin arkadaşları bunu menetmişlerdir.
Halbuki bu konuda tafsilata ihtiyaç vardır: Şayet satıcı, yalnız memede bulunan
ve görüleni satarsa caiz olmaz. Hayvanla birlikte satılması caizdir. Çünkü
yalnız başına sütün, olduğu gibi, müşteriye verilmesi mümkün değildir. Zira
satılan miktar bilinemez. O her ne kadar kapta bulunan bir süt gibi görünse de,
satıldığı zaman o anda memede bulunmayan —damarlarda bulunan— süt de gelir ve
ayrılamayacak şekilde memede bulunan ve satılan süte karışır. Şayet
Taberani'nin el-Mu'cem'inde İbn Abbas yoluyla rivayet ettiği"Rasulullah
(sa.a.) sırtta bulunan yünün ve memedeki sütün satılmasını yasak etti."
hadisi sahih ise, hamledileceği mana —inşaallah— budur. Belli bir koyundan
alacağı belirli ölçüdeki sütü satsa veya o koyunun belli bir kaç günlük sütünü
satsa bu caiz olmaz. Çünkü meyvenin ortaya çıkmadan önce satılması mesabesinde
olur ki caiz değildir. Özellikleri belirtilmiş mutlak sütü zimmette satsa ve şu
koyundan veya bu inekten olmasını şart koşsa şeyhimiz (İbn Teymiye) bunun caiz
olduğunu söylemiş ve Müsned'de bulunan şu hadisi delil getirmiştir: ''Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir bahçenin ürününün selem yoluyla
satışını yasak etti." Ortaya çıkınca satıcı: "Bu bahçeden on vesk
hurmayı selem yoluyla sana verdim." derse caiz olur. Bu tıpkı çec
halindeki hurmadan, "Ben şu yığından on vesk satın aldım." demesenin
caiz olması gibidir. Fakat paranın ödenmesi mahsulün olgunlaşmasına kadar
geciktirilir.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan:
G) HZ.
PEYGAMBER'İN (S.A.) SÜT VE YÜNLERİN SATIŞI İLE İLGİLİ HÜKÜMLERİ