m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Nikah

 

Kızını Evlendirirken Kendisi için de Bir Şeyler (Başlık Parası) Şart Koşan Adam Hakkında

 

16720. Evzai bildiriyor: Bir adam kızını bin dinar mehir karşılığında evlendirdi, kendisi için de bin dinar şart koştu. Ömer b. Abdilazız, kadına iki bin dinar verilmesi, babaya hiçbir şey verilmemesi yönünde hüküm verdi.

 

16721. ikrime der ki: ''Eğer evlendiren o ise şart kendisi için geçerlidir."

 

16722. Urve ile Said derler ki: ''Belli bir mehir ve nikah aktinden önce ailesi için bir vaat üzere nikahlandırılan kadına, (kendisi ve ailesi için) şart koşulan şey verilir. Ailesine hediye kabilinden verilecek olan şey de ailesine verilir."

 

16723. Ebu ishak'ın bildirdiğine göre Mesruk, kızını evlendirdi ve mehrin dışında on bin dirhemi(n kendisine verilmesini) kocasına şart koştu.

 

16724. Eyyub der ki: Zühri'nin: ''Kadının namusunun kendisi sebebiyle helal kılınan (şart kılınan ve söz verilen) şey kadına aittir" dediğini işittim.

 

16725. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: ''Kadının erkek kardeşi ya da babası için şart koşulan hediyeyi almaya -şayet bu hususta konuşursa- kadın daha layıktir."

 

 

 

Hammı Kendisine "Bana (Dilediğin Kadar) Gün Ayır'' Diyen Adam Hakkında

 

16726. Said b. el-Müseyyeb bildiriyor: Rafi' b. Hadle'in nikahı altında Muhammed b. Mesleme'nin kızı vardı. Fakat yaşlandığı için ya da başka bir nedenle onunla beraber yaşamayı artık istemiyordu. Bu yüzden onu boşamak istedi. Hanımı: "Beni boşama, bana dilediğin kadar gün ayır" dedi. Bu şekilde bir sene geçti. Akabinde şu mealdeki ayet nazil oldu: "Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur."[Nisa, 128]

 

16727. Urve'nin bildirdiğine göre Hz. Aişe, "Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur"2 mealindeki ayet hakkında der ki: "Bu ayet, bir adamın yanında bulunan ve kendisiyle uzun süre beraber kaldıktan sonra boşamak istediğinde: ''Beni boşama, yanında tut; sen bana helalsin'' diyen hanımı ve kocası hakkında nazil olmuştur.

 

Tahric: Buhari (2450), Müslim (4/2316:13,14) ve Nesai (11125).

 

 

 

16728. Rafi' b. Hadic'in azatlısı olan Ebu'n-Necaşı bildiriyor: Rafi' b. Hadic hanımı üzerine bir başka kadınla evlendi. ilk hanımına: "Dilersen seni yanımda tutayım ve sana gün ayırmayayım, dilersen de seni boşayayım" dedi. ilk hanımı kendisini boşamayıp yanında tutmasını tercih etti.

 

16729. Muhammed b. İbrahim b. el-Haris'in bildirdiğine göre Abdullah b. Cafer'in kızı Kureyşli bir adamın nikahı altındaydı. Adam onu yanında tutmak ve kendisine gün ayırmamakla boşanmak arasında serbest bıraktı. Kadın kendisini tutmasını ve boşamamasını tercih etti.

 

16730. Muhammed (b. Sirin) anlatıyor: Abıde'ye "Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur" mealindeki ayeti (Nisa Sur. 128) sordum. Şöyle dedi: "Bu bir adam hakkında inmiştir. Adam hanımının yaşından dolayı ondan uzak kalır. Onun hakkına karşılık olarak bir şey üzerine anlaşma yapar. Kadın razı olduğu müddetçe adam bu payın sahibidir. Kadın kerih gördüğünde adam ona karşı adaleti gözetir ya da hakkı karşılığında onu razı eder veya onu boşar."

 

16731. Halid b. Ar'ara anlatıyor: Bir adam Hz. Ali'nin yanına gelerek ona "Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur" mealindeki ayetin (Nisa Sur. 128) anlamını sordu. Hz. Ali şu karşılığı verdi: "Bu ayet bir kadın hakkındadır. Bir adamın nikahı altında iken çirkin ya da fakir olmasından sebep veya ahlakının kötülüğünden dolayı adam eskisi gibi ona bakmaz olur. Kadın adamdan ayrılmak istemez. Şayet kadın adam için mehrinin bir kısmını düşürürse kadın adama helal olur. Eğer günlerinden bir kısmını geri verirse bir vebal olmaz."

 

16732. Urve'nin bildirdiğine göre Hz. Sevde, yaşlanınca Allah'a kavuşacağı güne kadar kendi gününü Hz. Aişe'ye verdi.

 

16733. Hz. Aişe'den bunun benzeri rivayet edilmiştir.

 

16734. Mansur bildiriyor: Ebu Rezın, "Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsını dilediğini yanına alırsın" mealindeki ayet (Ahzab Sur. 51) hakkında şöyle anlatmıştır: Aişe, Ümmü Seleme, Zeyneb ve Hafsa, Resulullah'ın yanına aldığı hanımlarındandı. Onlara beraber geceleme ve mal taksiminde eşit davranıyordu. Sevde, Cüveyriye, Ümmü Habıbe, Meymune ve Safiyye ise geri bıraktığı hanımlarındandı. Onlara dilediği gibi taksimat yapardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlardan ayrılmak istediğinde kendisine şöyle dediler: "Bize günlerinden dilediğin payı ayır ve bizi bırak, kendi halimizde kalalım."

 

 

 

(Köle Olan) Kocasının Hissesinden Bir Kısmma Malik Olan Kadın

 

16735. Ata b. es-Saib bildiriyor: Bir kadın (köle olan) kocasının yedi dirhem kıymetindeki hissesine malik oldu. Adamın durumu Meysere'ye sorulunca: "Kadın kendisine haram olur. Ne şekilde kendisine helal olur, bilemiyorum" Şa'bi'ye gidip ona sordum. "Ebu Bekr b. Ebi Musa'yı gör ve ona sor" dedi. Ebu Bekr o zaman kadı idi. Yanına gidip ona sordum. Şöyle dedi: "Bir şeye gücün yetmiyorsa onu gücü yetirebileceğin şeye bırak" dedi. Şa'bi'ye gittim. Dediklerini ona anlattım, Güldü ve şöyle dedi: "Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'ye git." Bunun üzerine ben de onun yanına gittim ve sordum. "Kadın ona haram olur" dedi. Ben: "Peki kadın adama nasıl helal olur?" diye sordum. "Kadın (hissesini) hibe eder ya da azat eder, veya satar" dedi. Şa'bi'ye dönerek ona sordum. "Git ona sor bakalım, kadın bu durumda ondan yana iddet bekler mi?" Bunun üzerine Ubeydullah'ın yanına giderek bunu ona sordum. "Hayır (beklemez), zaten (kadındaki) kendi suyudur" dedi. Daha sonra Şa'bi'ye giderek dediğini ona aktardım. "Fetva uygun oldu" dedi. Ardından İbn Ma'kil'in yanına giderek ona sordum. (Ravi) Abdüsselam per ki: İbn Ma'kil'in ne dediğini hatırlamıyorum. Ammar b. Ruzeyk, Ata b. es-Saib kanalıyla İbn Ma'kil'in şöyle dediğini bildirdi: "Nikaha baştan başlarlar."

 

16736. Ata b. es-Saib bildiriyor: Meysere'ye kocasının bir kısım hissesine malik olan kadının durumunu sordum. "Kadın adama haram olur" dedi.

 

16737. Muğire'nin bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai), (köle olan) kocasının bir kısım hissesine malik olan kadın hakkında: "Kadın adama haram olur. Kadının ona malik olduğu bir an onu azat edip ona malik olması müstesna" dedi.

 

16738. Muğire'nin bildirdiğine göre Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe de bunu söylemiştir.

 

16739. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Kadın, adama haram olur."

 

16740. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kadın, adama haram olur. Dilerse adam nikahını yeniler."

 

16741. Haccac diyor ki: "Şa’bi de böyle derdi."

 

16742. Abdurabbih'in bildirdiğine göre Tavus'a (köle) kocasının bir kısım hissesine sahip olan kadının ona malik olduğu bir an onu azat etmesini sordum. "Sinek kadar bile (kocasına malik) olsa araları ayrılır" dedi.

 

16743. Zühri der ki: "Kadın, adama haram olur."

 

16744. Şu'be anlatıyor: Hakem ile Hammad'a (köle) kocasının bir kısım hissesine varis olan kadının durumunu sordum. Şöyle dediler: "Kadın adama haram olur. Şayet adam onunla evlenirse kadın onun yanında üç talak hakkına sahip olarak yaşar."

 

16745. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Şayet (köle) adam kadınla evlendiktensonra azat edilse kadın adamın yanında üç talak üzere olur, ayrılmaları talak olmaz."

 

16746. Hz. Ali der ki: "Kadın adama haram olur."

 

16747. Halid'in bildirdiğine göre Muhammed (b. Sirin), (köle) kocasına malik olan kadın hakkında: "Kadın adamı kendi hissesini azat ederse eski nikahları üzerine devam ederler" dedi.

 

16748. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kölenin hür bir hanımı olsa da efendisi öldükten sonra hanımı kendisinin bir payına malik olsa; bu durumda kadın onu kendi payını azat ederse eski nikahları üzerine devam ederler. Azat etmezse adama haram olur."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

İktidarsız Koca Hakkında