sÜnen bn- mace

bablar konular numaralar

ktabu’r-rehn

<< 2485 >>

devam: 21 - su taksm babi

 

حدّثنا العَبَّاسُ بْنُ جَعْفَرٍ. ثنا مُوسى بْنُ دَاوُدَ. ثنا مُحَمَّد بْنُ مُسْلِمٍ الطَّائِفِيُّ عَنْ عَمْرِوبن دِينَارٍ ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عّنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: ((كُلُّ قَسْمٍ قُسِمَ فِي الجَاهِلِيَّةِ، فَهُو عَلَى مَا قُسِمَ. وَكُلُّ قَسْمٍ أَدْرَكَهُ الإِسْلامُ، فَهُوَ عَلَى قَسْمِ الإسْلاَمِ)) .

 

(abdullah) bin abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «câhiliyet devrinde taksim edilmiş olan her şey, taksim edildiği şekil üzerine (geçerli) dir. slâmiyet devrinde taksim edilen her şey de slâmiyet'in taksim (hükümler) i üzerine (geçerli) dir.»

 

 

aÇiklama:     amr bin avf el-müzeni (r.a.)'ın hadisi zevaid türündendir. bu zat bedir savaşına katılan sahabilerdendir. 165 ve 1279 nolu hadisler bölümünde bu durum belirtildi. notta belirtilen zevaid ifadesinde bir kalem hatası olabilir. notun tercemesine o hatayı gidermeye işaret ettim. Çünkü bir sahabi için zayıflık söz konusu değildir. ancak bunun senedinde bulunan ve o'nun torunu olan kesir zayıf olduğu için sened zayıftır.

 

bu hadise göre hayvanlar sulanmaya götürüldüğü gün atiar, develerden, sığırlardan ve koyun ile keçilerden önce sulanır. Şu halde sulama işinde bir sıralama ve bir taksim durumu söz konusudur.

 

sindi'nin beyanına göre hadisin başındaki fiil bazı nüshalarda "yübeddeu = başlanılır" şeklinde ve diğer bazı nüshalarda "yübeddu = ayırd edilir" şeklinde gelmiştir. her iki şekilde de kasdedilen mana atların diger hayvanlardan önce sulanmasıdır.

suyuti'nin sözünden anlaşıldığına göre ise bu "yüneddeu" şeklinde olup "tendiye" mastarından türemedir.

 

tendiye: adamın, develeri ve atları suya getirip biraz su içirdikten sonra meraya döndürüp bir saat otlattırması ve takrar sulamaya getirmesidir. tendiye: atı terletinceye kadar koşturmak manasına da gelir.

 

bn-i abbas (r.a.)'ın hadisini ebu davud da feraiz kitabında rivayet etmiştir. bu hadise göre cahiliyet devrinde miras ve diğer konularda yapılan taksimat müteber sayılır. yani böyle bir taksimatı yapanlar sonradan müslümanlığı kabullenince evvelce yaptıkları taksimat bozulmuş sayılmaz, fakat müslümanlığı kabullendikten sonra insanlar taksimatlarını slami hükümlere göre yapmak durumundadırlar. slamiyet'e aykırı taksimler müteber değildir.

 

bundan önce geçen bablarda beyan edilen hadislerde su işi için bazı taksimler, sulama nöbetleri ve su kullanımında bir takım sıralama oldugu belirtilmişti. bu babtaki ilk hadis de sahih ise atların diger hayvanlardan önce sulanması emredilmiş olur. ancak hadisin senedinin durumu yukarda belirtildi. bn-i abbas (r.a.)'ın hadisi de slamiyet'te yapılan taksimlerin şer'i hükümlere uygunluğunun esas oldugwıu, fakat cahiliyet devrindeki taksimlerin slami hükümlere uygunlugunun aranmıyacağını belirtmektedir.

 

avnü'l-mabüd yazarının beyanına göre hattabi bu hadisin şerhinde: bu hadisten şu hükümler çıkar: cahiliyet devrinde kıyılan nikahlar ve alım satımlar ile benzeri yollarla yapılan muameleler ve mal edinmeler oldugu gibi geçerli sayılır slamiyet bunları iptal etmez. fakat slamiyet'ten sonra bu gibi meseleler vukü bulursa mutlaka slami emirlere uygunluğu şarttır, demiştir.

 

bnü'l-kayyim de ibni abbas (r.a.)'ın bu hadisinin şerhinde şöyle der: "ey iman edenler allah'tan sakının ve kalan faizi bırakın.'' (bakara 278) ayeti bu hadisin hükmüne delalet eder. Çünkü allah teala bu ayette müslümanların teslim almadıkları faizden vazgeçmelerini emretmekte ve onların daha önce teslim almış oldukları faize değinmemektedir. bilakis onların önceden almış oldukları faizi geçerli saymaktadır.

 

nikahlar da böyledir. yani slam dini cahiliyet devrinde kıyılmış olan nikahlara da dokunmamış, nasıl kıyıldığını araştırmamış, bilakis o tür nikahları geçerli saymıştır. ancak iki kız kardeşi bir erkeğin nikahı altında toplamak ve dörtten fazla kad-nın bir erkeğin nikahı altında birleştirmek gibi slamiyet'te iptal edilmesi gerekli olan nikahları geçersiz saymıştır. bu da henüz teslim alınmamış faiz gibidir.

 

cahiliyet devrinde edinilmiş mallar da böyledir. resul-i ekrem (s.a.v.) müslüman olan bir kimseye malını ve bunu ne şekilde kazandığını sormamış ve buna değinmemiştir.

bu ayet ve bu hadis slamiyet'in temel prensiplerinden biridir.

birçok hükümler bu esasa dayanır."

 

bnü'l-kayyim bundan sonra bu hadisin mirasla ilgili yönünü anlatmaktadır. mirasla ilgili bilgiyi burada değil de 2749 nolu hadisin izahı bölümünde vermeyi düşünüyorum. Çünkü o hadis buradaki hadisin benzeri olmakla beraber faraiz kitabında olduğu için miras konusu orda işlenmelidir .