|
Buradaki amacımız:
"Semi ve akli deliller çatışırsa..." (-Bu
soru daha önce geçmişti-) diye başlayan kimsenin sözü üzerinde; ayrıca
mukaddimesinde karışıklık olan bir düşünce üzerine bina edilmiş sözler hakkında
konuşmaktır.
Birinci karışıklık; zıtlığın varlığı;
İkincisi; zikrettiği
dört kısımla, taksimi, sınırlandırması;
Üçüncüsü ise; üç kısmın
butlanı ve üç mukaddimenin batıl oluşudur.
Bunun açıklaması aslın öne alınmasıyla olur. O,
şöyle demektir:
Eğer iki delil çatışırsa -bu deliller ister ikisi
birden semi veya akli olsun isterse biri semi, diğeri akli olsun-şöyle demek
vaciptir:
- Ya ikisi de kati veya ikisi de zannidir;
- Ya da ikisinden biri zanni diğeri katidir.
İki kati delilin -bunlar ikisi de akli veya semi olabildiği gibi biri akli diğeri semi de olabilir- çatışması caiz olmaz. Bu durum akıllar arasında ittifakla kabul edilen bir şeydir. Çünkü kati delil, delalet ettiği şeyin subutunu kesin olarak vacip kılan şeydir. Onun delaletinin batıl olması imkansızdır.
Öyleyse iki kati delil çatışmışsa ve onlardan biri diğerinin delalet ettiği şeye ters düşmüşse bu durumda iki zıt şeyin bir arada bulunması lazım gelir. Bu ise muhaldir.
Aksine durum, kati sanılan delillerin birbiriyle çatıştığına inanılmasıdır. Yani ikisinin de delil olması veya ikisinden birinin kati olması veya ikisinin delalet ettiği şeylerin çatışmaması gerekir. İki medlulün çatıştığı bilinmekle bereber iki delilin çatışması mümtenidir.
Eğer iki delilden sadece biri kati olursa onun diğerine takdimi gerekir. Bu konuda akıl sahibi herkes müttefiktir. Delillerin semi veya akli olması birşeyi değiştirmez. Çünkü zan, yakin ifade etmez.
Eğer her ikisi de zanni ise, bu durumda onlardan birisinin tercih edilmesi istenilir. İster akli olsun, ister nakli olsun, hangisi tercih edilmişse, öne geçen o olur.
Bunlara söylenecek bir söz yoktur; ancak şöyle
denilebilir:
"Semi delil, kati olamaz."
Bu itiraza şöyle karşılık verilir:
Bu söz batıl olmakla birlikte, aynı zamanda faydasızdır. Çünkü bu kabul edilse bile, akılın nakile önceliği onun kati oluşundan olup, ne (sırf) akli olması ne de semiyyata asıl olmasından dolayı değildir. Onlar ise kendi düşüncelerine göre, aklı, semiyyatın aslı olduğu için öne almaktadırlar. Bu, daha sonra da inşaallah açıklayacağımız gibi, batıldır.
Eğer kati ve zanni deliller çatışırsa, akil olan kati olan delili öne alır. Fakat semi delilin kati olmaması, olabilecek bir şey değildir.
Keza, insanlar Rasûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve
sellem) getirdiği birçok şeyin onun dininden zorunlu olarak bilindiği konusunda ittifak halindedirler.
Mesela, ibadetlerin farz kılınışı, kötü şeylerin ve zulmün tahrimi, yaratıcının birliği, öldükten sonra dirilmenin varlığı ve diğer şeyler gibi...
|