Pazartesi, 4 Rebiülevvel 1448

Rasulullah s.a.v’in sabah zikirleri özet

Hangi dua daha çabuk kabul olunur? Şöyle buyurdular:

Gecenin son vaktinde ve farz namazların arkasında (yapılan dua­lar).
namazı bitirince Allahuekber derdi

اللَّهُ أَكْبَرُ

Allah en büyüktür.

Buhârî, Ezân 155; Müslim, Mesâcid 120-122 — İbn Abbâs: «Namazın bitişini tekbir sesiyle anlardık.» Namazdan çıkınca ilk söylenen sözdür

Okunuşu

Allâhü ekber.

namazını tamamladığı zaman üç defa istiğfar ederek “Estağfirullah” (Allah’tan mağfiret dilerim) diyerek” şöyle buyururdu:

3 defa

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ

Allah’tan bağışlanma dilerim.

Müslim, Mesâcid 135; Ebû Dâvûd, Salât 360 — Sevbân: «Rasûlullah namazdan çıkınca üç defa istiğfar ederdi»

Okunuşu

Estağfirullâh.

اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ

Allah’ım! Selâm Sensin, selâmet Sendendir. Ey celâl ve ikram sahibi! Sen çok yücesin.

Müslim, Mesâcid 135; Ebû Dâvûd, Salât 360 — üç defa istiğfarın ardından bir kere

Okunuşu

Allâhümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm, tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.

namazı bitirip selâm verdiği zaman şöyle derdi:

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ

Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kādirdir. Allah’ım! Senin verdiğine engel olacak, engellediğini verecek yoktur. Servet sahibine serveti Sana karşı fayda vermez.

Buhârî, Ezân 155; Müslim, Mesâcid 137

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte, ve lâ mu’tıye limâ mena’te, ve lâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-cedd.

selâm verince her namaz arkasında şöy­le derdi:

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ

Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır, O her şeye kādirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir. Allah’tan başka ilâh yoktur ve biz ancak O’na kulluk ederiz. Nimet O’nundur, lütuf O’nundur, güzel övgü O’nadır. Kâfirler hoşlanmasa da, dini yalnız O’na hâlis kılarak deriz ki: Allah’tan başka ilâh yoktur.

Müslim, Mesâcid 139

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Lâ ilâhe illallâhu ve lâ na’büdü illâ iyyâh, lehü’n-ni’metü ve lehü’l-fadlü ve lehü’s-senâü’l-hasen. Lâ ilâhe illallâhu muhlisîne lehü’d-dîne ve lev kerihe’l-kâfirûn.

Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, her namazın arkasında bunları söyler,  bu tehlîli okurdu.

33 defa

سُبْحَانَ اللَّهِ

Allah’ı tenzih ederim.

Buhârî, Ezân 155; Müslim, Mesâcid 142 — her farz namazın ardından

Okunuşu

Sübhânallâh.

33 defa

الْحَمْدُ لِلَّهِ

Hamd Allah’adır.

Buhârî, Ezân 155; Müslim, Mesâcid 142

Okunuşu

Elhamdülillâh.

33 defa (bir rivayette 34)

اللَّهُ أَكْبَرُ

Allah en büyüktür.

Buhârî, Ezân 155; Müslim, Mesâcid 142-146 — Ebû Hüreyre rivayetinde tekbîr otuz dörttür; otuz üçer olan rivayette yüzü tamamlayan söz «lâ ilâhe illallâhu vahdehû…» ile getirilir

Okunuşu

Allâhü ekber.

Her farz namazın arkasında otuz üç defa tesbîh (Sübhânallâh), otuz üç defa tahmîd (Elhamdülillâh) ve otuz üç defa tekbîr (Allâhü ekber) getirilir. Bunlar, farz namazların ardından söyleyeni eli boş bırakmayan muakkibât kelimeleridir. Bir rivayette tekbîr otuz dört olarak gelmiştir; otuz üçer olan rivayette ise yüz, şu tehlîl ile tamamlanır: ve

33+33+33 tesbihten sonra, yüzü tamamlar

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kādirdir.

Müslim, Mesâcid 146 — otuz üçer tesbîhin ardından yüzü tamamlayan söz

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

Fazileti
sözü ile yüzü tamamlarsa, günahları deniz köpüğü kadar dahi olsa, onlar bağışlanır.

171- Sa’d b. Ebî Vakkas (Radıyallahu Anh) dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz arkasında şu sözlerle Al­lah’a sığınırdı:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ

Allah’ım! Korkaklıktan Sana sığınırım. Ömrün en düşkün çağına bırakılmaktan Sana sığınırım. Dünya fitnesinden Sana sığınırım. Kabir azabından Sana sığınırım.

Buhârî, Cihâd 25 — Sa’d b. Ebî Vakkās rivayeti

Okunuşu

Allâhümme innî eûzü bike mine’l-cübn, ve eûzü bike en üradde ilâ erzeli’l-umür, ve eûzü bike min fitneti’d-dünyâ, ve eûzü bike min azâbi’l-kabr.

Her namazın arkasında Allah Tealâ’yi on defa subhanallah , on defa elhamdulillah , on defa Allahuekber der, (bir vakit namazda otuz tesbîh ve beş vakit namaz itibariyle) bunların tümü dil ile yüz ellidir. Sevab tartısında ise (bir haseneye on sevab itibariyle), bin beşyüzdür. Ayrıca yatağına girdiği zaman otuz dört tekbir yapar (Alİahu Ekber, der), otuz üç defa hamd eder (elhamdü lillâh, der), otuz üç defa tesbîh yapar (sübhânellah, der). Bunlar da dilde yüzdür; fakat tartıda (bire on sevab hesabı ile) bindir.”

Her namazdan sonra 10’ar defa

سُبْحَانَ اللَّهِ

الْحَمْدُ لِلَّهِ

اللَّهُ أَكْبَرُ

Sübhânallâh — Elhamdülillâh — Allâhü ekber, her farz namazın ardından onar defa. Beş vakitte dil ile yüz elli, mîzanda bin beş yüz eder.

Ebû Dâvûd, Edeb 100 (nr. 5065); Tirmizî, Deavât 25 (nr. 3410, hasen sahih)

Fazileti

Abdullah b. Amr b. Âs rivayeti: «İki haslet vardır ki, onları koruyan müslüman cennete girer; kolaydır ama uygulayan azdır.» Hadisin devamında yatağa girerken otuz dört tekbîr, otuz üç hamd ve otuz üç tesbîh geçer — o kısım gece zikirlerine aittir

Okunuşu

Sübhânallâh (10) — Elhamdülillâh (10) — Allâhü ekber (10).

Hadisin devamı: Sizden birine uykusu vaktinde şeytan gelir de bunları söy­lemeden önce onu uyutur. Bir de ona namazında gelir de, bunları söyle­meden önce ona bir işi hatırlatır (ve o iş için bunları terk eder).

Akşamladığın zaman ve sabahladığın zaman üçer kere Kul Hüvellâhü Ehad (İhlâs) ile Muavvizeteyn‘i (Felâk ve Nâs sûrelerini) oku; her kötü şeyi senden engeller.

Üçer defa

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ ۝ اللَّهُ الصَّمَدُ ۝ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ۝ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ۝ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ۝ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ ۝ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ۝ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ۝ مَلِكِ النَّاسِ ۝ إِلَهِ النَّاسِ ۝ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ۝ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ ۝ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

İhlâs, Felak ve Nâs sûreleri. Her biri üçer defa okunur; sabah ve akşam okunduğunda kişiye her şeye karşı yeter.

Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 116 (hasen sahih) — Abdullah b. Hubeyb rivayeti: «قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ وَالْمُعَوِّذَتَيْنِ حِينَ تُمْسِي وَحِينَ تُصْبِحُ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ تَكْفِيكَ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ»

Okunuşu

İhlâs: Kul hüvellâhü ehad. Allâhü’s-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad. — Felak: Kul eûzü bi-rabbi’l-felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikın izâ vekab. Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased. — Nâs: Kul eûzü bi-rabbi’n-nâs. Meliki’n-nâs. İlâhi’n-nâs. Min şerri’l-vesvâsi’l-hannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûri’n-nâs. Mine’l-cinneti ve’n-nâs.

 

اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ

Allah’ım! Seni anmak, Sana şükretmek ve Sana güzelce kulluk etmek için bana yardım et.

Ebû Dâvûd, Vitr 26; Nesâî, Sehv 60 — Muâz b. Cebel’e öğretilen dua

Okunuşu

Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik.

namazını tamamladığı zaman, sağ eliyle yüzünü meshederdi (sıvardı)(başka çeviride :alnına sürer) sonra buyururdu:

Yüzü meshederken

أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ، اللَّهُمَّ أَذْهِبْ عَنِّي الْهَمَّ وَالْحَزَنَ

Şehâdet ederim ki Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah’ım! Benden kederi ve üzüntüyü gider.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 111 — namazdan sonra yüzü meshederken

Okunuşu

Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü’r-Rahmânü’r-Rahîm, Allâhümme ezhib annî’l-hemme ve’l-hazen.

farz ve nafile namaz­ların arkasında ona her yaklaştığım zaman (mutlaka) şöyle dediğini işitmişimdir:

اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ذُنُوبِي وَخَطَايَايَ كُلَّهَا، اللَّهُمَّ أَنْعِشْنِي وَاجْبُرْنِي وَاهْدِنِي لِصَالِحِ الْأَعْمَالِ وَالْأَخْلَاقِ، إِنَّهُ لَا يَهْدِي لِصَالِحِهَا وَلَا يَصْرِفُ سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ

Allah’ım! Bütün günahlarımı ve hatalarımı bağışla. Allah’ım! Beni dirilt, eksiğimi tamamla ve beni sâlih amellere ve güzel ahlâka ilet. Şüphesiz onların iyisine ileten, kötüsünü uzaklaştıran Senden başkası değildir.

İbn Sünnî; Nesâî, Amelü’l-yevm — namaz sonrası

Okunuşu

Allâhümmağfir lî zünûbî ve hatâyâye küllehâ. Allâhümme en’işnî vecbürnî vehdinî li-sâlihi’l-a’mâli ve’l-ahlâk, innehû lâ yehdî li-sâlihihâ ve lâ yasrifü seyyiehâ illâ ente.

namazını bitirince, bilemiyorum, selâm vermeden önce yahud selâm verdikten sonra, şöyle derdi:

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ، وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Senin izzet sahibi Rabbin, onların nitelemelerinden münezzehtir. Gönderilen peygamberlere selâm olsun. Hamd âlemlerin Rabbi Allah’adır.

Sâffât 37/180-182 — namazdan ayrılınca

Okunuşu

Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmün ale’l-mürselîn, ve’l-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn.

namazdan ayrılınca şöyle söylerdi:

اللَّهُمَّ اجْعَلْ خَيْرَ عُمُرِي آخِرَهُ، وَخَيْرَ عَمَلِي خَوَاتِمَهُ، وَاجْعَلْ خَيْرَ أَيَّامِي يَوْمَ أَلْقَاكَ

Allah’ım! Ömrümün en hayırlısını sonu, amelimin en hayırlısını sonuncusu kıl. Günlerimin en hayırlısını da Sana kavuşacağım gün kıl.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 71

Okunuşu

Allâhümmec’al hayra umurî âhirah, ve hayra amelî havâtimeh, vec’al hayra eyyâmî yevme elkâk.

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ

Allah’ım! Küfürden, fakirlikten ve kabir azabından Sana sığınırım.

Nesâî, İstiâze 45; Ahmed b. Hanbel, Müsned V/36

Okunuşu

Allâhümme innî eûzü bike mine’l-küfri ve’l-fakri ve azâbi’l-kabr.

 

Sizden biriniz namaz kılınca (sonunda), Allah’a hamd ve övgü getir­sin. Sonra Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e “Salât-u selam” getirsin. Sonra dilediği şeyi istesin (dua yapsın).

10 kere salatu selam

Duadan önce 10 kez

اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ

Allah’ım! Peygamberimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle, onu mübarek kıl.

Ebû Dâvûd, Vitr 23 (nr. 1481); Tirmizî, Deavât 65 (nr. 3477, hasen sahih) — Fedâle b. Ubeyd: «Biriniz dua edeceği zaman önce Allah’a hamd ve senâ etsin, sonra Peygamber’e salât getirsin, sonra dilediğini istesin.» Namaz sonrası duanın sırası budur; salavat on kez getirilir

Okunuşu

Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ nebiyyinâ Muhammed.

Kim, sabah namazının sonunda dünya kelâmı etmeden, dizleri bükük şunları on kez söylerse

10 defa

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. Diriltir ve öldürür, O her şeye kādirdir.

Tirmizî, Deavât 64 — sabah namazından sonra, konuşmadan on defa

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

 

Fazileti
 on sevab yazılır, ondan on günah silinir, son derece yükseltilir ve o günü her bir kötü şeyden güvencede olur, şeytandan korunur,

Akşam namazını bitirdiğin zaman yedi kez:

7 defa

اللَّهُمَّ أَجِرْنِي مِنَ النَّارِ

Allah’ım! Beni ateşten koru.

Ebû Dâvûd, Edeb 108 (nr. 5079); Ahmed b. Hanbel, Müsned IV/234 (nr. 18083); Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 9939

Fazileti

Müslim b. el-Hâris et-Temîmî: «Sabah namazını kılınca, kimseyle konuşmadan önce yedi defa söyle; o gün ölürsen Allah sana ateşten kurtuluş yazar. Akşam namazını kılınca da aynısını söyle; o gece ölürsen aynı şekilde yazılır.» Derecesi: İbn Hacer hasen, Münzirî sahih/hasen, Süyûtî sahih; Elbânî zayıf saymıştır. İbn Bâz «senedinde bir miktar yumuşaklık var, sakıncası yok» demiştir

Okunuşu

Allâhümme ecirnî mine’n-nâr.

Sabah namazını kıldığın zaman yine aynı şeyi söyle.

Fazileti
Akşam namazından sonra yedi defa söyle; o gece ölürsen ateşten kurtuluş sana vâcib olur. Zira sen, o gündüzünde ölürsen, cehennem ateşinden korunma yazılır.”

sabah namazını kılınca şöyle derdi:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَعَمَلًا مُتَقَبَّلًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا

Allah’ım! Senden faydalı ilim, kabul edilmiş amel ve temiz rızık dilerim.

İbn Mâce, İkāmetü’s-salât 32 — sabah namazından sonra

Okunuşu

Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian, ve amelen mütekabbelen, ve rızkan tayyibâ.

اللَّهُمَّ بِكَ أُحَاوِلُ، وَبِكَ أُصَاوِلُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ

Allah’ım! Ancak Senin yardımınla girişir, Senin yardımınla karşı koyar, Senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.

Ebû Dâvûd, Cihâd 90; Tirmizî, Deavât 111 — düşmanla karşılaşıldığında okunan dua

Okunuşu

Allâhümme bike uhâvilü, ve bike usâvilü, ve bike ukātil.

Alkame İbni Kays demiştir ki: Sabah namazından sonra alimin uyumasından dolayı arz, Allah’a şikâyette bulunur, diye bize nakledil­miştir.’

Nice kişiler vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış­veriş, Allah’ı zikretmekten onları alıkomaz.”

İstiğfarın seyyidi (Allah’dan, bağışlanmayı dilemenin en iyisi) şu:

اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ

Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın, ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim sözde duruyorum. Üzerimdeki nimetini ikrar ederim, günahımı da ikrar ederim; beni bağışla — çünkü günahları Senden başkası bağışlamaz. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım.

Buhârî, Deavât 2

Fazileti

seyyidü’l-istiğfâr; sabah söyleyip o gün ölen cennete girer

Okunuşu

Allâhümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdük, ve ene alâ ahdike ve va’dike me’steta’t. Ebûü leke bi-ni’metike aleyye ve ebûü bi-zenbî, fağfir lî fe-innehû lâ yağfiru’z-zünûbe illâ ente. Eûzü bike min şerri mâ sana’t.

189- Sahih isnadlarla Ebû Hüreyre’den (Radıyallahu Anh) rivayet edil­diğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabahladığı zaman şöyle buyururdu:

اللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ النُّشُورُ

Allah’ım! Seninle sabahladık, Seninle akşamladık, Seninle yaşar, Seninle ölürüz. Diriliş de Sanadır.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5068); Tirmizî, Deavât 13 (nr. 3391) — Ebû Hüreyre rivayeti. Akşam lafzı: «اللَّهُمَّ بِكَ أَمْسَيْنَا وَبِكَ أَصْبَحْنَا وَبِكَ نَحْيَا وَبِكَ نَمُوتُ وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ» — hem fiillerin sırası değişir hem son kelime النُّشُور yerine الْمَصِير olur

Okunuşu

Allâhümme bike asbahnâ, ve bike emseynâ, ve bike nahyâ, ve bike nemûtü ve ileyke’n-nüşûr. — Akşam: Allâhümme bike emseynâ, ve bike asbahnâ, ve bike nahyâ, ve bike nemûtü ve ileyke’l-masîr.

yolculukta bulunduğu zaman se­her vaktine girince şöyle buyururdu:

(Yolculukta, seher vaktinde)

سَمَّعَ سَامِعٌ بِحَمْدِ اللَّهِ وَحُسْنِ بَلَائِهِ عَلَيْنَا، رَبَّنَا صَاحِبْنَا وَأَفْضِلْ عَلَيْنَا، عَائِذًا بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ

Şâhit olan şâhit olsun ki Allah’a hamd eder, üzerimizdeki güzel nimetini anarız. Rabbimiz! Bize arkadaş ol ve bize lütfet. Ateşten Allah’a sığınarak…

Müslim, Zikir 84 — yolculukta seher vaktinde

Okunuşu

Semmea sâmiun bi-hamdillâhi ve hüsni belâihî aleynâ. Rabbenâ sâhibnâ ve efdıl aleynâ, âizen billâhi mine’n-nâr.

أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ. رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ وَالْهَرَمِ وَسُوءِ الْكِبَرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذَابٍ فِي الْقَبْرِ

Sabaha erdik, mülk de Allah’ın olarak sabaha erdi. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur; mülk O’nundur, hamd O’nadır, O her şeye kādirdir. Rabbim! Bu günün ve sonrasının hayrını Senden dilerim; bu günün ve sonrasının şerrinden Sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, ihtiyarlığın düşkünlüğünden Sana sığınırım; ateş azabından ve kabir azabından Sana sığınırım.

Müslim, Zikir 75 — İbn Mes’ûd rivayeti

Okunuşu

Asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh, ve’l-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Rabbi es’elüke hayra mâ fî hâze’l-yevmi ve hayra mâ ba’deh, ve eûzü bike min şerri mâ fî hâze’l-yevmi ve şerri mâ ba’deh. Rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve’l-herami ve sûi’l-kiber, ve eûzü bike min azâbin fi’n-nâri ve azâbin fi’l-kabr.

Bir adam Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: «Yâ Rasûlallâh! Dün gece beni sokan akrepten ne çektim!» dedi. Efendimiz ona şöyle buyurdu: «Akşamladığın zaman şunları söyleseydin, o sana zarar vermezdi:»

3 defa (yolculukta konaklarken de)

أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ

Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.

Müslim, Zikir 54 (nr. 2709) — Ebû Hüreyre: Bir adamın akrep sokması üzerine Efendimiz «Akşamladığında bunu söyleseydin sana zarar vermezdi» buyurmuştur. Ayrıca Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 39: akşam üç defa okunur; yolculukta konaklarken de okunur

Okunuşu

Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmâti min şerri mâ halak.

Fazileti
Bunu üç defa söylemiş olsaydı, ona hiçbir şey zarar vermezdi.

sabahladığın za­man, gecelediğin zaman ve yatağına girdiğin zaman şunları şöyle:

Sabah, akşam ve yatarken

اللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، فَاطِرَ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءًا أَوْ أَجُرَّهُ إِلَى مُسْلِمٍ

Allah’ım! Gaybı ve görüneni bilen, gökleri ve yeri yaratan, her şeyin Rabbi ve sahibi olan Allah’ım! Şehâdet ederim ki Senden başka ilâh yoktur. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve onun şirke çağırmasından, kendime bir kötülük yapmaktan yahut onu bir müslümana bulaştırmaktan Sana sığınırım.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5067); Tirmizî, Deavât 14 (nr. 3392, hasen sahih); Ahmed, Müsned 51; Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 7699 — Ebû Hüreyre’den: Hz. Ebû Bekir «Bana sabah akşam söyleyeceğim sözler öğret» deyince Efendimiz bu duayı öğretmiş ve «Bunu sabahladığında, akşamladığında ve yatağına girdiğinde söyle» buyurmuştur — her vakitte birer defa

Okunuşu

Allâhümme âlime’l-ğaybi ve’ş-şehâdeh, fâtıra’s-semâvâti ve’l-ard, rabbe külli şey’in ve melîkeh, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente. Eûzü bike min şerri nefsî, ve min şerri’ş-şeytâni ve şirkih, ve en aktarife alâ nefsî sûen ev ecurrahû ilâ müslim.

Her günün sabahında ve her gecenin akşamında, üç kez şunları söyleyen bir kula hiç bir şey zarar veremez:

3 defa

بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Adı anıldığında yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O, hakkıyla işiten ve bilendir.

Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 13 (hasen sahih) — sabah ve akşam üçer defa

Okunuşu

Bismillâhillezî lâ yedurru mea’smihî şey’ün fi’l-ardı ve lâ fi’s-semâi ve hüve’s-semîu’l-alîm.

3 defa

رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيًّا

Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, peygamber olarak Muhammed’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) razı oldum.

Ebû Dâvûd, Edeb 101; Tirmizî, Deavât 13

Fazileti

Kim bunu sabah ve akşam üçer defa söylerse, kıyamet günü Allah’ın onu razı etmesi bir hak olur.

Okunuşu

Radîtü billâhi rabben, ve bi’l-İslâmi dînen, ve bi-Muhammedin sallallâhu aleyhi ve sellem nebiyyâ.

sabahladığı zaman yahut akşamladığı zaman:

4 defa

اللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ وَمَلَائِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ

Allah’ım! Sabaha erdim; Seni, arşını taşıyanları, meleklerini ve bütün yarattıklarını şâhit tutarım ki Sen Allah’sın, Senden başka ilâh yoktur ve Muhammed Senin kulun ve elçindir.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5069) — sabaha mahsus lafız; akşam «أَمْسَيْتُ» şeklinde söylenir

Fazileti

Kim bunu dört defa söylerse, Allah Teâlâ onu ateşten âzâd eder.

Okunuşu

Allâhümme innî asbahtü üşhidüke ve üşhidü hamelete arşike ve melâiketeke ve cemîa halkık, enneke ente’llâhu lâ ilâhe illâ ente ve enne Muhammeden abdüke ve rasûlük.

dört defa söylerse, Kim sabahladığı zaman şu sözleri söylerse, o günün şükrünü yapmış olur, akşamladığı zaman söylerse, o gecenin şükrünü yapmış olur:

اللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، لَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ

Allah’ım! Bu sabah bana ulaşan her nimet yalnız Sendendir; ortağın yoktur. Hamd Sana mahsustur, şükür Sanadır.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 — söyleyen o günün şükrünü yerine getirmiş olur — sabaha mahsus lafız; akşam «أَمْسَيْنَا / أَمْسَيْتُ» şeklinde söylenir

Okunuşu

Allâhümme mâ asbaha bî min ni’metin fe-minke vahdeke lâ şerîke lek, leke’l-hamdü ve leke’ş-şükr.

akşam ve sabah şu duaları bırakmazdı:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَأَهْلِي وَمَالِي، اللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اللَّهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي

Allah’ım! Dünyada ve âhirette âfiyet dilerim. Allah’ım! Dinimde, dünyamda, ailemde ve malımda af ve âfiyet dilerim. Allah’ım! Ayıplarımı ört, korkularımdan emin kıl. Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden koru; altımdan helâk edilmekten azametine sığınırım.

Ebû Dâvûd, Edeb 101; İbn Mâce, Dua 14 — sabah ve akşam bırakılmayan dua

Okunuşu

Allâhümme innî es’elüke’l-âfiyete fi’d-dünyâ ve’l-âhıreh. Allâhümme innî es’elüke’l-afve ve’l-âfiyete fî dînî ve dünyâye ve ehlî ve mâlî. Allâhümme’stür avrâtî ve âmin rav’âtî. Allâhümme’hfaznî min beyni yedeyye ve min halfî ve an yemînî ve an şimâlî ve min fevkî, ve eûzü bi-azametike en uğtâle min tahtî.

sabahladığı zaman:

Fazileti
bir köle âzâd etmek kadar sevab alır, ona on hasene yazılır, ondan on günah düşürülür, on derece yükseltilir ve akşama girinceye kadar şeytandan korunmuş olur. Bu kelimeleri gecele­diği zaman söylerse, sabahlayıncaya kadar aynen bu mükâfatı alır.

sabahlayınca şöyle desin:

أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، اللَّهُمَّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَا الْيَوْمِ: فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ وَبَرَكَتَهُ وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ

Sabaha erdik, mülk de âlemlerin Rabbi Allah’ın olarak sabaha erdi. Allah’ım! Bu günün hayrını Senden dilerim: fethini, yardımını, nurunu, bereketini ve hidayetini. Onda ve ondan sonra olacak şerden Sana sığınırım.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 — sabah ve akşam — sabaha mahsus lafız; akşam «أَمْسَيْنَا / أَمْسَيْتُ» şeklinde söylenir

Okunuşu

Asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâhi rabbi’l-âlemîn. Allâhümme es’elüke hayra hâze’l-yevm: fethahû ve nasrahû ve nûrahû ve berekâtehû ve hüdâh, ve eûzü bike min şerri mâ fîhi ve şerri mâ ba’deh.

sabahladığın zaman üç kez ve akşamladığın zaman da üç kez:

3 defa

اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي بَدَنِي، اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي سَمْعِي، اللَّهُمَّ عَافِنِي فِي بَصَرِي، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ

Allah’ım! Bedenime âfiyet ver. Allah’ım! Kulağıma âfiyet ver. Allah’ım! Gözüme âfiyet ver. Allah’ım! Küfürden ve fakirlikten Sana sığınırım. Allah’ım! Kabir azabından Sana sığınırım. Senden başka ilâh yoktur.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (hasen) — sabah ve akşam üçer defa

Okunuşu

Allâhümme âfinî fî bedenî, Allâhümme âfinî fî sem’î, Allâhümme âfinî fî basarî. Allâhümme innî eûzü bike mine’l-küfri ve’l-fakr. Allâhümme innî eûzü bike min azâbi’l-kabr, lâ ilâhe illâ ente.

 

Fazileti
(Rûm/17-19) Kim, sabahladığı zaman bunu okursa, o günde kaybettiği şeylere (yapamadığı sevab ve zikirlere) kavuşur. Gecelediği zaman bunları söyleyen kimse de, o gecesinde kaybettiği şeylere nail olur.

فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ ﴿17﴾

وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ ﴿18﴾

يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَكَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ ﴿19﴾

Akşama girdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde hamd O’nadır; gündüzün sonunda ve öğleye erdiğinizde de. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır; ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.

Rûm 30/17-19

Fazileti

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5076): sabah okuyan o gün, akşam okuyan o gece kaçırdığı zikir ve sevaba nail olur

Okunuşu

Fe-sübhânallâhi hîne tümsûne ve hîne tusbihûn. Ve lehü’l-hamdü fi’s-semâvâti ve’l-ardı ve aşiyyen ve hîne tuzhirûn. Yuhricü’l-hayye mine’l-meyyiti ve yuhricü’l-meyyite mine’l-hayyi ve yuhyi’l-arda ba’de mevtihâ ve kezâlike tuhracûn.

Sabaha çıkınca şöyle söyle:

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ، مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ، وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ، أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا

Allah’ı hamd ile tesbih ederim. Güç ancak Allah iledir. Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Bilirim ki Allah her şeye kādirdir ve Allah ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5074)

Fazileti

Kim bunları sabahleyin söylerse, akşamlayıncaya kadar korunmuş olur; kim de akşamlayınca söylerse, sabahlayıncaya kadar korunmuş olur.

Okunuşu

Sübhânallâhi ve bihamdih, lâ kuvvete illâ billâh, mâ şâallâhu kân, ve mâ lem yeşe’ lem yekün. A’lemü ennallâhe alâ külli şey’in kadîr ve ennallâhe kad ehâta bi-külli şey’in ilmâ.

Sana bir takım sözler öğreteyim mi ki, onları söylediğin zaman, Al­lah senin üzüntünü gidersin ve senin borcunu ödesin?:Sabahladığın ve akşamladığın vakitlerde şunları söyle:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ

Allah’ım! Kederden ve üzüntüden Sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Borcun ağırlığından ve insanların baskısından Sana sığınırım.

Buhârî, Deavât 36; Ebû Dâvûd, Salât 367 — Ebû Ümâme’nin borcunu ödeyen dua

Okunuşu

Allâhümme innî eûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazen, ve eûzü bike mine’l-aczi ve’l-kesel, ve eûzü bike mine’l-cübni ve’l-buhl, ve eûzü bike min ğalebeti’d-deyni ve kahri’r-ricâl.

Fazileti
Bunu söyleyenin üzüntüsünü Allah giderir ve borcunu öder. Ebû Ümâme der ki: «Ben bunu yaptım; Allah Teâlâ üzüntü ve kederimi giderdi, borcumu benden kaldırdı.»

, sabah vaktine girince şöyle derdi:

أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الْإِسْلَامِ، وَكَلِمَةِ الْإِخْلَاصِ، وَدِينِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَمِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا مُسْلِمًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İslâm fıtratı, ihlâs kelimesi, Peygamberimiz Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) dini ve babamız İbrâhîm’in hanîf ve müslim milleti üzere sabahladık. Ben müşriklerden değilim.

Ahmed b. Hanbel, Müsned III/406-407; Dârimî, İsti’zân 53

Okunuşu

Asbahnâ alâ fıtrati’l-İslâm, ve kelimeti’l-ihlâs, ve dîni nebiyyinâ Muhammedin sallallâhu aleyhi ve sellem, ve milleti ebînâ İbrâhîme hanîfen müslimen ve mâ ene mine’l-müşrikîn.

sabahladığında şöyle demiştir:

أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ لِلَّهِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ، وَالْكِبْرِيَاءُ وَالْعَظَمَةُ لِلَّهِ، وَالْخَلْقُ وَالْأَمْرُ وَاللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَمَا سَكَنَ فِيهِمَا لِلَّهِ تَعَالَى، اللَّهُمَّ اجْعَلْ أَوَّلَ هَذَا النَّهَارِ صَلَاحًا، وَأَوْسَطَهُ نَجَاحًا، وَآخِرَهُ فَلَاحًا، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

Sabaha erdik, mülk de Allah’ın olarak sabaha erdi. Hamd Allah’adır. Kibriyâ ve azamet Allah’ındır. Yaratma ve emir, gece ve gündüz, ikisinde barınan her şey yüce Allah’ındır. Allah’ım! Bu günün başını sâlih, ortasını başarılı, sonunu kurtuluş kıl. Ey merhametlilerin en merhametlisi!

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 34

Okunuşu

Asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh, ve’l-hamdü lillâh, ve’l-kibriyâü ve’l-azametü lillâh, ve’l-halku ve’l-emru ve’l-leylü ve’n-nehâru ve mâ sekene fîhimâ lillâhi teâlâ. Allâhümme’c’al evvele hâze’n-nehâri salâhâ, ve evsatahû necâhâ, ve âhırahû felâhâ, yâ erhame’r-râhimîn.

3 defa (Haşr âyetlerinden önce)

أَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

Kovulmuş şeytandan, hakkıyla işiten ve bilen Allah’a sığınırım.

Tirmizî, Deavât 24 (nr. 3475, hasen)

Okunuşu

Eûzü billâhi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm.

Fazileti
Allah o kimseye yetmiş-bin melek vazifeli kılar da ona akşamlayıncaya kadar rahmet dileğinde bulunurlar. O gün ölürse, şehid olarak ölür. Bunları akşamleyin söylerse, aynı durumda olur.”

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ ﴿22﴾

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿23﴾

هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿24﴾

O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır. Görüleni de görülmeyeni de bilir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir. O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır. Melik’tir, Kuddûs’tür, Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Azîz’dir, Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih eder. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.

Haşr 59/22-24

Fazileti

Tirmizî, Deavât 24 (nr. 3475, hasen): sabah üç defa eûzü çekip Haşr sûresinin son üç âyetini okuyana Allah yetmiş bin melek görevlendirir, akşama kadar ona rahmet dilerler; o gün ölürse şehid olur

Okunuşu

Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hû, âlimü’l-ğaybi ve’ş-şehâdeh, hüve’r-Rahmânü’r-Rahîm. Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hû, el-Melikü’l-Kuddûsü’s-Selâmü’l-Mü’minü’l-Müheyminü’l-Azîzü’l-Cebbâru’l-Mütekebbir, sübhânallâhi ammâ yüşrikûn. Hüvellâhü’l-Hâliku’l-Bâriü’l-Musavviru lehü’l-esmâü’l-hüsnâ, yüsebbihu lehû mâ fi’s-semâvâti ve’l-ard, ve hüve’l-Azîzü’l-Hakîm.

Kim Sabahladığı zaman Mü’min sûresinin başından üç âyetle (Hâ-Mim) den (İleykel-mesir)e kadar, Âyete’I-Kürsiyyi okursa, bunları okumak­la akşama kadar korunmuş olur. Bunları gecelediği zaman okursa, sabahlayıncaya kadar bunlarla korunmuş olur.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

حم ﴿1﴾ تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ ﴿2﴾ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ الْمَصِيرُ ﴿3﴾

Hâ-Mîm. Bu Kitap, Azîz ve Alîm olan Allah tarafından indirilmiştir. O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin olan, lütuf sahibi olandır. O’ndan başka ilâh yoktur; dönüş yalnız O’nadır.

Ğâfir (Mü’min) 40/1-3

Fazileti

Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân 2 (nr. 2879, hasen garîb): sabah bu üç âyeti ve Âyetü’l-Kürsî’yi okuyan akşama kadar, akşam okuyan sabaha kadar korunur

Okunuşu

Hâ-Mîm. Tenzîlü’l-kitâbi minallâhi’l-Azîzi’l-Alîm. Ğâfiri’z-zenbi ve kābili’t-tevbi şedîdi’l-ikābi zi’t-tavl, lâ ilâhe illâ hû, ileyhi’l-masîr.

اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ، لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ، لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ، مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ، يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ، وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ، وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ، وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا، وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ﴿255﴾

Allah — O’ndan başka ilâh yoktur; O Hayy’dır, Kayyûm’dur. O’nu ne uyuklama tutar ne uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? Onların önündekini de arkasındakini de bilir. O’nun ilminden, dilediği kadarı dışında hiçbir şeyi kavrayamazlar. Kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır; ikisini koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

Bakara 2/255 (Âyetü’l-Kürsî)

Fazileti

Nesâî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 961; Hâkim: sabah okuyan akşama, akşam okuyan sabaha kadar korunur

Okunuşu

Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayyü’l-Kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ard. Men ze’llezî yeşfeu indehû illâ bi-iznih. Ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm. Ve lâ yuhîtûne bi-şey’in min ilmihî illâ bimâ şâe. Vesia kürsiyyühü’s-semâvâti ve’l-ard. Ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüve’l-Aliyyü’l-Azîm.

“Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Selem, bir savaş müfrezesinde bize görev verdi ve sabah-akşam şu ayeti okumamızı bize emretti:

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?

Mü’minûn 23/115 — sabah akşam okunması emredilen âyet

Okunuşu

Efe-hasibtüm ennemâ halaknâküm abesen ve enneküm ileynâ lâ türceûn.

Biz bunu okuduk da ganimet elde ettik ve selâmet bulduk.

sabahladığı ve akşamladığı vakitlerde şu duayı okurdu:

اللَّهُمَّ أَسْأَلُكَ مِنْ فَجْأَةِ الْخَيْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فَجْأَةِ الشَّرِّ

Allah’ım! Ansızın gelen hayrı Senden dilerim; ansızın gelen şerden Sana sığınırım.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 42 — sabah ve akşam

Okunuşu

Allâhümme es’elüke min fecêti’l-hayr, ve eûzü bike min fecêti’ş-şerr.

sabahladığın ve akşamladığın vakit şöyle demelisin:

يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِكَ أَسْتَغِيثُ فَأَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ وَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ

Ey Hayy, ey Kayyûm! Senden yardım isterim; bütün işlerimi ıslah et ve beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma.

Nesâî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 575; Hâkim (hasen) — sabah ve akşam

Okunuşu

Yâ Hayyü yâ Kayyûm, bike estagîsü fe-aslih lî şe’nî küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete ayn.

“Bir adam, başına felâketler geldiğinden Resûlüllah Sallallahu Aley­hi ve Sellem’e şikâyet etti. Buna karşılık Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dedi: Sabahladığın zaman şunu söyle; sana hiç bir şey (musibet), geçmez.

بِاسْمِ اللَّهِ عَلَى نَفْسِي وَأَهْلِي وَمَالِي

Nefsim, ailem ve malım üzerine Allah’ın adıyla.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 51 — felâketlerden emin olmak için sabah

Okunuşu

Bismillâhi alâ nefsî ve ehlî ve mâlî.

bütün felaketlerden emin oldu.sabahladığı zaman şöyle söylerdi:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلًا مُتَقَبَّلًا

Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz rızık ve kabul edilmiş amel dilerim.

İbn Mâce, İkāmetü’s-salât 32 — Ümmü Seleme rivayeti, sabah namazından sonra

Okunuşu

Allâhümme innî es’elüke ilmen nâfian, ve rızkan tayyiben, ve amelen mütekabbelâ.

sabahladığı ve akşamladığı vakit üçer kez şunları söylerse:

3 defa

اللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ مِنْكَ فِي نِعْمَةٍ وَعَافِيَةٍ وَسِتْرٍ، فَأَتِمَّ نِعْمَتَكَ عَلَيَّ وَعَافِيَتَكَ وَسِتْرَكَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ

Allah’ım! Senden gelen bir nimet, âfiyet ve örtü içinde sabahladım. Nimetini, âfiyetini ve örtünü dünyada da âhirette de üzerimde tamamla.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 54 — sabah ve akşam üçer defa — sabaha mahsus lafız; akşam «أَمْسَيْنَا / أَمْسَيْتُ» şeklinde söylenir

Fazileti

Kim bunu sabah ve akşam üçer defa söylerse, dilediği şeyleri tamamlamak Allah üzerine bir hak olur.

Okunuşu

Allâhümme innî asbahtü minke fî ni’metin ve âfiyetin ve sitr, fe-etimme ni’meteke aleyye ve âfiyeteke ve sitreke fi’d-dünyâ ve’l-âhıreh.

3 defa

سُبْحَانَ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ

Melik ve Kuddûs olan Allah’ı tesbih ederim.

Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 14 — sabah ve akşam

Okunuşu

Sübhâne’l-Meliki’l-Kuddûs.

Fazileti
Kim, sabah ve akşam şunları söyler de sonra ölürse, Cennete girer

:

رَبِّيَ اللَّهُ تَوَكَّلْتُ عَلَيْهِ، لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ، وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ، أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا

Rabbim Allah’tır, O’na tevekkül ettim. O’ndan başka ilâh yoktur; O’na dayandım, O büyük arşın Rabbidir. Yüce ve büyük Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Bilirim ki Allah her şeye kādirdir ve ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

Ebû Dâvûd, Edeb 101

Fazileti

sabah ve akşam söyleyen cennete girer

Okunuşu

Rabbiyallâhu tevekkeltü aleyh, lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu’l-aliyyü’l-azîm, mâ şâallâhu kân, ve mâ lem yeşe’ lem yekün. A’lemü ennallâhe alâ külli şey’in kadîr ve ennallâhe kad ehâta bi-külli şey’in ilmâ.

O adam, sabahlayınca şöyle derdi:

اللَّهُمَّ إِنِّي قَدْ وَهَبْتُ نَفْسِي وَعِرْضِي لَكَ

Allah’ım! Nefsimi ve ırzımı Sana bağışladım.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 62 — sabah

Okunuşu

Allâhümme innî kad vehebtü nefsî ve ırdî lek.

“Kim sabah ve akşam yedi kez şu sözleri söylerse, dünya ve ahiret işlerinden kendisine üzüntü veren şeyleri Allah giderir:

7 defa

حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur; O’na tevekkül ettim. O, büyük arşın Rabbidir.

Lafız Tevbe 9/129’dan. Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5081) Ebû’d-Derdâ’ya mevkuf; İbn Sünnî (nr. 71) merfû. «Kim sabah ve akşam yedi defa söylerse, Allah onu kaygılandıran şeye karşı kâfî gelir.» Tahrîcin tamamı ve âlimlerin hükümleri sayfa sonundaki tesbihat bölümündedir

Okunuşu

Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü’l-arşi’l-azîm.

Kim ki, gündüzünün evvelinde bu sözleri söylerse, akşamlayıncaya kadar ona musîbet değmez. Gündüzün sonunda bunları kim söylerse, sabahlayıncaya kadar ona musîbet değmez. O sözler şunlar­dır, dedi:

اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَأَنْتَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ، وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ، لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا، إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilâh yoktur. Sana tevekkül ettim; Sen büyük arşın Rabbisin. Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Yüce ve büyük Allah’tan başka güç ve kuvvet yoktur. Bilirim ki Allah her şeye kādirdir ve ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Allah’ım! Nefsimin şerrinden ve perçeminden tuttuğun her canlının şerrinden Sana sığınırım. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzeredir.

Ebû Dâvûd, Edeb 101; İbn Sünnî — günün başında söyleyene akşama kadar musîbet dokunmaz

Okunuşu

Allâhümme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente, aleyke tevekkeltü ve ente rabbü’l-arşi’l-azîm. Mâ şâallâhu kân ve mâ lem yeşe’ lem yekün. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm. A’lemü ennallâhe alâ külli şey’in kadîr ve ennallâhe kad ehâta bi-külli şey’in ilmâ. Allâhümme innî eûzü bike min şerri nefsî ve min şerri külli dâbbetin ente âhızün bi-nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın müstakîm.

îbni Sünnî, bu hadisi başka bir yolla, Peygamber Salllalahu Aleyhi ve Sellem’in ashabından bir adamdan rivayet etti ve “Ebu’d-Derdâ’dan” rivayet, demedi. Bu rivayette, Ebû’d-Derdâ Hazretlerine adamın gelmesi tekerrür edip ona şöyle demiştir: Yangın evine ulaştı, evin yandı. Ebû’d-Derdâ, cevab verir: Yanmamıştır; çünkü ben, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediğini işittim:

“Kim sabahladığı zaman, bu sözleri söylerse (yani yukarda anlatılanları okursa), ona, nefsi, ehli ve malı hakkında hoşlanmayacağı bir şey isabet etmez.” Gerçekten ben, bugün bu sözleri söyledim (benim evim yanma­mıştır). Sonra dedi ki, kalkın beraber gidelim. Kendisi ile beraber yanındaki adamlar kalktılar ve evine kadar gittiler. Gerçekten onun evinin çevresi hep yanmış; fakat onun evine bir şey değmemişti.

Cuma günü sabah namazından önce kim üç defa şu zikri yaparsa, günahları deniz köpüğü kadar bile olsa, Allah onun günahlarını bağışIar:

3 defa

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Kendisinden başka ilâh olmayan, Hayy ve Kayyûm olan Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.

Ebû Dâvûd, Vitr 26; Tirmizî, Deavât 118 — Cuma sabahı namazdan önce üç defa

Okunuşu

Estağfirullâhe’llezî lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh.

223- Ebû Sa’id El-Hudri’den (R.Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, güneş doğduğu zaman Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle derdi:

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَلَّلَنَا الْيَوْمَ عَافِيَةً وَجَاءَ بِالشَّمْسِ مِنْ مَطْلَعِهَا

اللَّهُمَّ أَصْبَحْتُ أَشْهَدُ لَكَ بِمَا شَهِدْتَ بِهِ لِنَفْسِكَ، وَشَهِدَتْ بِهِ مَلَائِكَتُكَ وَحَمَلَةُ عَرْشِكَ وَجَمِيعُ خَلْقِكَ، إِنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الْقَائِمُ بِالْقِسْطِ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ، اكْتُبْ شَهَادَتِي بَعْدَ شَهَادَةِ مَلَائِكَتِكَ وَأُولِي الْعِلْمِ

اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ وَإِلَيْكَ السَّلَامُ، أَسْأَلُكَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ أَنْ تَسْتَجِيبَ لَنَا دَعْوَتَنَا، وَأَنْ تُعْطِيَنَا رَغْبَتَنَا، وَأَنْ تُغْنِيَنَا عَمَّنْ أَغْنَيْتَهُ عَنَّا مِنْ خَلْقِكَ

اللَّهُمَّ أَصْلِحْ لِي دِينِي الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أَمْرِي، وَأَصْلِحْ لِي دُنْيَايَ الَّتِي فِيهَا مَعِيشَتِي، وَأَصْلِحْ لِي آخِرَتِي الَّتِي إِلَيْهَا مُنْقَلَبِي

Bugün bizi âfiyetle örten ve güneşi doğduğu yerden getiren Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Sabaha erdim; Senin kendin için şâhitlik ettiğin, meleklerinin, arşını taşıyanların ve bütün yarattıklarının şâhitlik ettiği şeye ben de şâhitlik ederim: Sen Allah’sın, Senden başka ilâh yoktur, adaleti ayakta tutansın; Senden başka ilâh yoktur, Azîz’sin, Hakîm’sin. Şehâdetimi meleklerinin ve ilim sahiplerinin şehâdetinin ardına yaz. Allah’ım! Selâm Sensin, selâmet Sendendir, selâm Sanadır. Ey celâl ve ikram sahibi! Duamızı kabul etmeni, isteğimizi vermeni ve yarattıklarından bizi müstağnî kıldığın kimselere muhtaç etmemeni dilerim. Allah’ım! İşimin koruyucusu olan dinimi ıslah et; geçimimin bulunduğu dünyamı ıslah et; dönüşümün olduğu âhiretimi ıslah et.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 32; Müslim, Zikir 71 (son bölüm) — sabah duası

Okunuşu

El-hamdü lillâhillezî cellelenâ’l-yevme âfiyeten ve câe bi’ş-şemsi min matlaıhâ. Allâhümme asbahtü eşhedü leke bimâ şehidte bihî li-nefsik, ve şehidet bihî melâiketüke ve hameletü arşike ve cemîu halkık, inneke ente’llâhu lâ ilâhe illâ ente’l-kāimü bi’l-kıst, lâ ilâhe illâ ente’l-Azîzü’l-Hakîm, üktüb şehâdetî ba’de şehâdeti melâiketike ve üli’l-ilm. Allâhümme ente’s-selâmü ve minke’s-selâmü ve ileyke’s-selâm, es’elüke yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm en testecîbe lenâ da’vetenâ, ve en tu’tıyenâ rağbetenâ, ve en tuğniyenâ ammen ağneytehû annâ min halkık. Allâhümme aslih lî dînî’llezî hüve ısmetü emrî, ve aslih lî dünyâye’lletî fîhâ meîşetî, ve aslih lî âhıretî’lletî ileyhâ münkalebî.

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي وَهَبَ لَنَا هَذَا الْيَوْمَ وَأَقَالَنَا فِيهِ مِنْ عَثَرَاتِنَا

Bugünü bize bağışlayan ve bugün içinde sürçmelerimizi bağışlayan Allah’a hamdolsun.

İbn Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle 33 — sabah duası

Okunuşu

El-hamdü lillâhillezî vehebe lenâ hâze’l-yevme ve ekālenâ fîhi min aserâtinâ.

“Elhamdü lillâhilîezî vehebe lenâ hâze’l-yevme ve ekâlenâ fihi aserâtinâ.” (Bugünü bize bağışlayan ve bugünde bizden engelleri kaldıran Allah’a hamd olsun.

 

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ، كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ، وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ. لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا، لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ، رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا، رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا، رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ، وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا، أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirini ayırt etmeyiz; işittik ve itaat ettik. Rabbimiz! Bağışlamanı dileriz, dönüş Sanadır” dediler. Allah kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Kazandığı lehine, yüklendiği aleyhinedir. Rabbimiz! Unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizi affet, bağışla ve bize merhamet et. Sen mevlâmızsın; kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.

Bakara 2/285-286 — Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân 10; Müslim, Müsâfirîn 255

Okunuşu

Âmene’r-rasûlü bimâ ünzile ileyhi min rabbihî ve’l-mü’minûn… (Bakara sûresinin son iki âyeti — mushaftan okunması evlâdır.)

3 defa

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ، وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ

Yarattıkları sayısınca, kendisinin razı olacağı kadar, arşının ağırlığınca ve kelimelerinin çokluğunca Allah’ı hamd ile tesbih ederim.

Müslim, Zikir 79 — Cüveyriye rivayeti, sabah üç defa

Okunuşu

Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıh, ve rızâ nefsih, ve zinete arşih, ve midâde kelimâtih.

Sabah ve akşam 10 defa

اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ

Allah’ım! Peygamberimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle, onu mübarek kıl.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat

Fazileti

«Kim sabah on, akşam on defa bana salât getirirse, kıyamet günü şefaatime nâil olur.» Ayrıca Müslim, Salât 70: bir salâta karşılık Allah on salât eder

Okunuşu

Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ nebiyyinâ Muhammed.

3 defa

اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ نُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا نَعْلَمُهُ، وَنَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا نَعْلَمُهُ

Allah’ım! Bilerek Sana bir şeyi ortak koşmaktan Sana sığınırız; bilmediklerimiz için de Senden bağışlanma dileriz.

Ahmed b. Hanbel, Müsned IV/403; Buhârî, el-Edebü’l-müfred 716 — gizli şirke karşı okunan dua

Okunuşu

Allâhümme innâ neûzü bike min en nüşrike bike şey’en na’lemüh, ve nestağfiruke limâ lâ na’lemüh.

3 defa

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيَّ الْقَيُّومَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Kendisinden başka ilâh olmayan, Hayy ve Kayyûm olan yüce Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.

Ebû Dâvûd, Vitr 26; Tirmizî, Deavât 118

Fazileti

savaştan kaçmış olsa bile günahları bağışlanır

Okunuşu

Estağfirullâhe’l-azîme’llezî lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh.

3 defa

يَا رَبِّ، لَكَ الْحَمْدُ كَمَا يَنْبَغِي لِجَلَالِ وَجْهِكَ وَلِعَظِيمِ سُلْطَانِكَ

Rabbim! Zâtının celâline ve saltanatının büyüklüğüne yaraşır şekilde hamd Sanadır.

İbn Mâce, Edeb 55 (nr. 3801)

Fazileti

melekler bu hamdi yazmakta âciz kaldı, Allah kendisi yazdırdı

Okunuşu

Yâ Rabbi, leke’l-hamdü kemâ yenbeğî li-celâli vechike ve li-azîmi sultânik.

100 defa

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kādirdir.

Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Müslim, Zikir 28

Fazileti

on köle âzâd etme sevabı, yüz hasene yazılır, yüz günah silinir, o gün akşama kadar şeytandan korunur

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

100 defa

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ

Allah’ı hamd ile tesbih ederim.

Buhârî, Deavât 65; Müslim, Zikir 28 (nr. 2691-2692) — Ebû Hüreyre rivayeti

Fazileti

Kim sabahladığı ve akşamladığı zaman bunu yüz defa söylerse, kıyamet gününde hiç kimse onun yaptığından daha faziletlisiyle gelemez; ancak aynısını söyleyen yahut artıran müstesnâ. Ayrıca günde yüz defa söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar da olsa bağışlanır.

Okunuşu

Sübhânallâhi ve bihamdih.

100 defa

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ

Allah’ı hamd ile tesbih ederim; yüce Allah’ı tesbih ederim.

Buhârî, Deavât 65; Müslim, Zikir 28

Fazileti

«Rahmân’a sevimli, dilde hafif, mîzanda ağır iki kelime: sübhânallâhi ve bihamdih, sübhânallâhi’l-azîm.» Yüz defa söyleyenin günahları deniz köpüğü kadar da olsa bağışlanır

Okunuşu

Sübhânallâhi ve bihamdih, sübhânallâhi’l-azîm.

100 defa

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kādirdir.

Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Müslim, Zikir 28

Fazileti

on köle âzâd etme sevabı, yüz hasene yazılır, yüz günah silinir, o gün akşama kadar şeytandan korunur

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

100 defa

لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim; ben gerçekten zalimlerden oldum.

Enbiyâ 21/87 — Zünnûn’un (Yûnus aleyhisselâm) duası; Tirmizî, Deavât 81 (nr. 3505): bununla dua eden müslümanın duası kabul olunur

Okunuşu

Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.

100 defa

لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ

Yüce ve büyük olan Allah’tan başka güç ve kuvvet yoktur.

Buhârî, Meğâzî 38; Müslim, Zikir 44

Fazileti

cennet hazinelerinden bir hazine

Okunuşu

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.

100 defa

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الْعَظِيمَ الْكَرِيمَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Kendisinden başka ilâh olmayan, Hayy ve Kayyûm olan yüce ve kerîm Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.

Ebû Dâvûd, Vitr 26; Tirmizî, Deavât 118 — Efendimiz günde yüz defa istiğfar ederdi (Müslim, Zikir 41)

Okunuşu

Estağfirullâhe’l-azîme’l-kerîme’llezî lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayyü’l-Kayyûmü ve etûbü ileyh.

100 defa

اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ

Allah’ım! Peygamberimiz Muhammed’e salât ve selâm eyle.

Müslim, Salât 70 — kim bana bir defa salât getirirse Allah ona on defa salât eder

Okunuşu

Allâhümme salli ve sellim alâ nebiyyinâ Muhammed.

Bâkiyât-ı sâlihât

سُبْحَانَ اللَّهِ

الْحَمْدُ لِلَّهِ

اللَّهُ أَكْبَرُ

Sübhânallâh: Allah’ı tenzih ederim. — Elhamdülillâh: Hamd Allah’adır. — Allâhü ekber: Allah en büyüktür.

Müslim, Zikir 10, 32 — «Allah’a en sevimli sözler dörttür: sübhânallâh, elhamdülillâh, lâ ilâhe illallâh, Allâhü ekber; hangisinden başlasan zarar etmez»

Okunuşu

Sübhânallâh — Elhamdülillâh — Allâhü ekber.

Zikrin en faziletlisi

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ

Allah’tan başka ilâh yoktur.

Tirmizî, Deavât 9 (nr. 3383, hasen); İbn Mâce, Edeb 55

Fazileti

«Zikrin en faziletlisi lâ ilâhe illallâh, duanın en faziletlisi elhamdülillâhtır.» Ayrıca Buhârî, Cenâiz 1; Müslim, Îmân 43: «Son sözü lâ ilâhe illallâh olan cennete girer»

Okunuşu

Lâ ilâhe illallâh.

Günde 100 defa

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.

Müslim, Zikir 41 (nr. 2702) — «Kalbime perde iner de günde yüz defa Allah’a istiğfar ederim.» Buhârî, Deavât 3 (nr. 6307) rivayetinde ise: «Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’a istiğfar eder ve O’na tevbe ederim.» İki rivayet arasındaki fark, azlık-çokluk değil, farklı vakitlerdeki hâlin nakli olarak açıklanmıştır

Okunuşu

Estağfirullâhe ve etûbü ileyh.

7 defa

حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur; O’na tevekkül ettim. O, büyük arşın Rabbidir.

Lafız Tevbe 9/129’dan. «Kim sabaha ve akşama erdiğinde bunu yedi defa söylerse, Allah onu kaygılandıran şeye karşı kâfî gelir»

Fazileti

Ebû Dâvûd, Edeb 101 (nr. 5081) Ebû’d-Derdâ’ya MEVKUF; İbn Sünnî (nr. 71) merfû olarak rivayet etmiştir. Ebû Dâvûd sükût etmiş, Münzirî «hasen derecesinden aşağı düşmez» demiş, İbn Bâz isnadını ceyyid görmüş, Arnaûtlar sahih saymıştır; Elbânî ise zayıf saymıştır. «Sâdıkan kâne bihâ ev kâziben» ziyadesi İbn Kesîr ve Elbânî’ye göre garîbdir. Mevkuf olmakla birlikte re’y ile söylenemeyecek bir haber olduğundan merfû hükmünde kabul edilmiştir.

Okunuşu

Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü’l-arşi’l-azîm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir