KİTAP VE SÜNNET - 1.Cilt - Kitap Ve Sunnete Sarilmak
KİTAP VE SÜNNET'E
SARILMAK...........................43
Amellerde îktisad (Dengeli Olmak).............................................48
TAHRİC
125-Mâlik dedi ki: Bana ulaşan
habere gö re Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Size iki §ey bıraktım, onlara sımsıkı sa rıldığınız sürece asla
sapıtmazsınız: Allah'ın Kitâb'ı ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in
sünneti."
126-Zeyd b. Erkam radiyallahu
anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Şüphesiz ben size kendisine sarıldıkça as la sapmayacağınız (iki) §ey
bırakıyorum: Bİri ötekinden daha büyük ve gökyüzünden yeryüzü ne uzanan bir ip
niteliğinde olan Allah'ın Ki tâb'ı. (Diğeri) Ehl-i beytim olan yakınlarım.
Bunlar Havz(uma) gelinceye dek birbirin den ayrılmayacaklar Bunlar hakkında ben
den sonra ne yapacağınıza iyi bakıp dikkat edin!" [Timıizî.l
127-4rbâd b. Sâriye radiyallahu
anh'dan:
Abdurrahman b. Amr es-Sülemî ile Hucr b. Hucr dediler ki:
Hakkında "Binek vermek için sana geldik lerinde «Size binek bulamıyorum»
dediğin zaman, harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden göz yaşı dökerek
geri dönenlere de sorumluluk yoktur" (Tevbe 9/92) âyeti nazil olan İrbâd'a
giderek dedik ki: "Ziyaret mak sadıyla sana geldik, alacağımızı alıp geri
dö neceğiz." Şöyle dedi:
"Bir gün Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırdı,
sonra mübarek yü zünü bize çevirerek, gözleri yaşartan, kalbleri yerinden
oynatan son derece güzel ve tesirli bir öğüt verdi. İçimizden biri dedi ki:
«Ey Allah Resulü! Sanki bu bize veda eden birinin öğütü gİbi geldi. Bize
tavsiyen nedir?» Şöyle buyurdu:
«Size Allah'tan korkmanızı, dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Habe§î bir
köle bile (başınıza geçse) ona itaat etmelisiniz. Çünkü benden sonra yaşayanlar
birçok İhtilaf göre cekler. Onun için benim sünnetime, hidayete ermiş doğru
yolda olan râşid halifelerin sün netine sarılın. Ona sımsıkı sarılın, azı dişle
riyle ısırıp bırakmayın. Sonradan icad edilmiş (islâm'a aykırı) işlerden uzak
durun. Çünkü sonradan icad edilmiş her şey bid'attir. Her bid'at de dalâlet
(sapıklık)tİr»."
[Tirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvud,]
128-el-Mikdâm b. Ma'dî Kerb
radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Yakındır; sedirine (koltuğuna) yaslanıp oturan bir adama benim hadisim
ulaşacak ve o, şöyle diyecek: «Aramızda Allah'ın Kitâb'ı vardır. Onun içinde
helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak gördüğümüzü de haram
sayarız. Oysa (zavallı bilmiyor ki) Al lah Resulü sallallahu aleyhi ve
sellem'in ha ram kıldığı şey de, Allah'ın haram kıldığı şey gibidir»."
[Tırmizî]
129-Ebû Davud'un rivayeti:
"Dikkat edin! Bana Kilâh verildi. Beraberinde bİr o kadar olan (hadis) da
verildi. Dikkat edin! Karnı lok bir adamın kalçasının üstüne oturup şöyle söy
lemesi yakındır.." benzerini rivayet etli.
130-Ahmed ve Bezzâr, Ebû Hureyre
radiyalla-hu anh'dan leyyin bir isnâdla benzerini şu farklı ek ile tahrîc
ettiler: "Size benden gelen, söylediğim veya söylemediğim hayırlı bir şey
İntikal ederse, anlayın ki ben onu söylemişimdir. Size benden bir şer (kötü
söz) nakledilirse anlayın ki. ben onu de-memİşimdİr. Çünkü ben kötü bİr şey
söylemem."
131-İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan:
Dedi ki: "En güzel söz Allah'ın Kitâbı'dır; en güzel hidayet usulü,
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellcm'ın hidayet usûlüdür. İşlerin en kötüsü
sonradan icâd edilenlerdir. Size va-ad olunanlar mutlaka gelecektir, bunu asla
ön leyemezsiniz." [Buhârî.]
132-Aişe radiyallahu anhâ'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Her kim bizim bu işimizde (dinimizde) on dan olmayan bir şey icâd ederse
o icad redde dilmiştir." [Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.]
133-Enes radiyallahu anh'dan: Zührî,
onun yanına girdi. Ağladığını gör dü ve sordu: "Neden ağhyorsun?"
"Gördü ğüm şeylerden ancak namazı biliyorum (bİr namaz kaldı), ne yazık ki
artık bu namaz da zayi edildi." [Buhârî.]
134-İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan:
Dedi ki: "Kim bir sünnete yapışmak istiyor sa, ölenlerin sünnetine
yapışsın. Çünkü dirinin fitnesinden emin olunmaz. Onlar Allah Resulü Muhammed
sallallahu aleyhi ve sellem'in asha bıdır. Onlar bu ümmetin en iyileridir; kalp
cihe tinden en iyileri, ilim bakımından da en derinle ridir. Zorlama bakımından
en az zorlaması olan lardır. Allah onları Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'in sohbeti ve dininin ikâmesi için seç miştir. Onların üstünlüğünü iyi
takdir edin, izle rinden gidin! Ahlak anlayışlarından elinizden geldiğince bir
şeyler alın. Çünkü onlar dosdoğ ru bir hidâyet üzereydiler." [Rezîn.]
135-İbn Abbâs radiyallahu anh'dan:
Dedi ki; "Kim Allah'ın Kitâb'ına uyarsa dün yada asla şaşırmaz, âhirette
de bedbaht olmaz." Sonra şu âyeti okudu: "Benim yoluma uyan ne sa par
ve ne de bedbaht olur." (Tâhâ 20/12) [Rezîn,]
136-Ömer radiyallahu anh'dan: Dedi
ki: "Sizi gecesi, gündüzü gibi olan apaçık bir yol üzerinde bıraktım. Kitâb'daki
bedevi ve (büIuğ çağına yaklaşmış) çocukla rın dini üzere olun!" [Rezîn.]
137-Ali radiyallahu anh'dan:
Dedi ki: "Sizİ, Ümmü'l-Kitâb'ın üzerinde bulunduğu bir anayol ve esas
üzerinde bırak tım." [Rezîn.]
138-Ebu'd-Derdâ radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'a yemin ederim ki, sizi gecesi gün düzü eşit olan bembeyaz bir yol
üzerinde bı raktım." [İbn Mâce (daha uzun olarak)]139-Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi
ve sellem buyurdu:)
"Allah kalında üç mukaddes §ey vardır ki, Allah bunları gözetenin hem
dinini, hem de dünyasını korur. Kim de bunları gözetmezse Allah onun hiçbir
şeyini korumaz: İslâm'ın hürmeti (saygısı), benim hürmetim (bana olan saygı),
akrabamın hürmeti (onlara olan say gı)." [Taberânî. el-Mu'cemu'l-Kehîr ve
el-Mu'cemu'l-Evsal'\nda zayi/bir isnâdla rivayet etti.]
140-Ali radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:) "Kim, benden sonra
öldürülen sün netimi diriltirse, beni sevmiş olur. Kim de be ni severse benimle
beraber olur " [Rezîn.]
141-îbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan:
Dedi ki: "Bu Kur'ân'dan ayrılmayın! Çünkü o, Allah'ın sofrasıdır. Kim
Allah'ın sofrasından istifade etmek isterse etsin. Zira ilim kazanmak.
Öğrenmekle olur." [Bezzâr.]
142"Ma'ldl b. Yesâr radiyallahu
anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kur'ân'la amel edin! Helalini helal, haramı nı haram sayın! Ona uyun,
onun hiçbir şeyini in kâr etmeyin! Size müşabih geleni Allah'a, size bil
dirmeleri için benden sonra iş başına gelenlere havale edin! Tevrat'a, İncil'e
ve Zebur'a, Rable-rinden peygamberlerine verilen tüm kitaplara da inanın ki,
size Kur'ân ve İçindekiler şefaat etsin. Çünkü o. hem şefaatçidir, hem de
şefaat etme yet kisi kendisine ihsan edilmiştir (geçmiş kitabian da tasdik
edicidir). Onun her âyeti kıyamete kadar bir nur (aydınhk)tır Bana gelince.
Zikir (Kur'ân)'den Bakara sûresi verilmiştir Tâhâ ve Tûr sûreleri de Musa'nın
levhalarından verilmiştir Fâtihatu'l-Ki-tâb ve Bakara sûresinin sonlan bana Arş'in
altın daki hazineden verilmiştir el-Mufassal da (=Kur'ân'ın son yedide biri)
bana fazladan veril miştir." [Taberânî, el-Mıı'a'mu'l-Kehîr'dc]
143-Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetimin fesadı döneminde sünnetime sarılan şehid ecri alır."
[Taberânî, et-Mu'cemu'l-Evsat'ta]
144-Huzeyfe radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve
sellem buyurdu:)
"öyle bir zaman gelecektir ki o zamanda ŞU üçünden daha değerli bir şey
olmayacaktır: Helal para, kendisiyle can u gönülden arka daşlık yapılacak
kardeş, kendisiyle amel edile cek bir sünnet." [Taberânî,
el-Mu'cenıu'l'Evsat't».]
145-İbn IVIes'üd radiyallahu
anh'dan: Dedi ki: "Sünnette mutedil olmak, bid'at-te ictihaddan daha
iyidir."
[Taberânî, el-Mu'cenııı't-Kehîr'ds. zayıf b'ıv İsnâdla.]
146-Huzeyfe radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi v^ sellem buyurdu;)
"Allah, bid'at sahibinin ne orucunu, ne na mazını, ne zekâlını, ne
haccını, ne umresini, ne cihadını, ne tevbesini ve ne de fidyesini kabul etmez.
O, İslâm'dan hamurdan çıkan kıl gibi
çıkar." [İbn Mâce, içinde hadis uydurmakta itham olu nan bir râvinin
bulunduğu bir isnâdla nakletnıi^tir.]
147-Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Herhangi bir §eye çağıran davetçi kıya met gününde dünyada davet ettiği
şeye olan çağrısını sürdürecektir. Bir adam, (ek bir ada mı davet etmiş olsa
hile."
[İbn Mâce el-Kazvînî.]
148-eI-Evzaî radiyallahu anh,
Hassân'dan, dedi ki: "Bir kavim, dinlerinde bir bid'at çıkarır sa, Allah
da onların sünnetlerinden o bid'at ka darını çıkarır. Kıyamete kadar da o
sünnetlerini bir daha geri vermez."
149-İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir gün bize bir çizgi çizdi ve "işte
bu (çizgi), Allah'ın yoludur" buyurdu. Sonra sağma ve soluna da çizgiler
çizdi ve şöyle buyurdu: '7^-te bunlar da, her biri üzerinde şeytanın durup
çağırdığı yollardır." Sonra şu âyetİ okudu: "Bu dosdoğru olan yoluma
uyun, sizi Allah yo lundan ayrı düşürecek olan yollara uymayın."
(En'âm 6/153) [Bu iki rivayet de Dârimî'ye aittir.]
150-Ebu'd-Derdâ radiyallahu anh'dan:
Ömer. elinde Tevrat'tan bazı bölümlerle Al lah Resulü sallallahu aleyhi ve
sellem'e gelİp şöyle dedi: "Ey Allah Resulü! İşte, Zurayk oğul larından
bir arkadaşımdan alıp getirdiğim Tev rat'tan bazı bölümler." Allah Resulü
sallallahu aleyhi ve sellem'ın yüzünün rengi değişti. Bu nun üzerine rüyasmda
ezan kendisine okunan Abdullah b. Zeyd şöyle dedi: "Allah aklını ba şından
mı aldı? Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'ın rengine bak, nasıl
kızardı?" Bunun üzerine Ömer şöyle demekten kendini alamadı; "Rab
olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, peygam ber olarak Muhammed'İ, önder olarak
Kur'ân'ı kabul edip hoşnut olduk." Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu
aleyhi ve sellem çok memnun oldu, üzüntüsü gitti ve şöyle buyurdu:
"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki. eğer Musa aranızda
olup da beni terk edip ona uysaydıntz. apaçık bir sapıklığa düşerdiniz.
Ümmetler İçinde en şanstı ümmet sizsiniz, peygamberler içinde en şanslı peygam
ber de benim."
[Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kehtr'de. İsnadında Ebû Âmir el-Kâsım b. Muhammed
ef-Esedî vardır.]
151-Âişe radiyallahu anhâ'dan merfû
olarak: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'ın lanetine uğrayan altı kişi vardır. — Ehl-i beytimin ve her
peygamberin duası kabul görmüştür—Allah'ın Kitâb'ına İlavede bulunan, Allah'ın
kaderini yalanlayan. Allah'ın haramım helal sayan, boyumdan Allah'ın
yasakladığını he lal sayan, sünneti terk eden." [Taberânî.
cl-Mu'cemu'l-Kebîr'de.]
152-Başka bİr tarikte "Yedi şey
vardır" şek linde geçmektedir. Yukardaki ilk beşini zikrettik ten sonra
gerisini şu ibarelerle devam ettirmiştir: "Ganimeti kendi zimmetine
geçiren, Allah'ın de ğer vermediğine değer verip, değer verdiğini al-çaltmak
için var gücüyle zorbalık yapan."
153-Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'ın beni hidâyet ve ilim ihsan ederek göndermesi şuna benzer: Bir
yağmur ki yere yağmıştır; yerin bir kısmı verimli toprak olduğu için o yağmur
suyunu kabul edip emmiştİn Otlar ve çayır-çimen bitirmiştir Bir kısmı çorak
oldu ğu için suyu tutmuştur da insanlar ondan yarar lanıp içmişlerdir,
hayvanlarını ve arazilerini su-lamışlardır. Bir kısmı da ne suyu tutan, ne de
ot bitiren düz yerlerdir. Aynı şekilde; Allah'ın dini ni anlayan ve onu
uygulayan ve uygulamaları için benim gönderildiğim ilmi yayan kimse ile.
kibirlenip Allah'ın benimle gönderdiği hidayeti bir türlü kabullenmeyen
kimseler de böyledir." (Buhârî ve Müslim]
154-EbiJ Mûsâ radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ben ve Allah'ın benimle gönderdiği, halkına gidip de şöyle diyen adama
benzeriz: 'Düşmanı gözümle gördüm, sizi uyarıyorum. Haydi kaçıp kendinizi kurtarın!'
Halkından bir kısmı onu dinleyip yavaş yavaş orayı terk ederek kaçıp
kurtulurlar; diğer kısmı da ona kulak asmayıp yerlerini terk etmezler ve
böylece düşmana yem olup helak olurlar, işte ba na İtaat edip, Allah tarafından
getirdiklerime uyup uygulayanlar ile bana başkaldırıp Allah katından
getirdiklerimi yalanlayanların duru mu da böyledir." [Buhârî ve Müslim.]
155-Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ben ve İnsanlar şuna benzeriz: Bir adam vardır; ateş yakar, iyice
aydınlanınca, kelebek ler ve diğer yaratıklar gelip o ateşe düşerler ve adam da
onları ateşten kurtarmaya çalışır. Ben sizin belinizden tutup kurtarmaya
çalışıyorum; siz ise o ateşe girmeye çalışıyorsunuz.."
[Buhârî. Müslim ve Tirmizî.]
156-îbn Amr b. el-Âs radiyallahu
anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetime. İsrâiloğulları'nın başına ge len, tıpatıp gelecektir. Öyle ki,
onlardan biri annesi ile zina etse ümmetimin içinde de bunu yapan biri
bulunacaktır. Bilindiği üzere isrâ iloğulları yetmiş İki gruba ayrılmıştır Ümme
tim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlar dan biri hariç, hepsi cehenneme
girecektir." Dediler ki:
"Ey Allah Resulü! O (kurtulan fırka) han gisidir?"
"Benim ve ashabımın bulunduğu yol üze rinde olanlardır" buyurdu.
|Tirmizî.]
157-Mücâhid radiyallahu anh'dan: Bir
yolculukta İbn Ömer'le beraberdik. Bir yerden geçerken, oradan uzaklaştı.
"Ne den böyle yaptın?" diye sorulunca, şu cevabı verdi:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel lem'in böyle yaptığını gördüm. Onun
için ben de bunu yaptım." lAhmed ve Bezzâr.]
158-Aynca onun (Bezzâr'ın) şu
rivayeti de vardır: *'0 (İbn Ömer). Mekke ile Medine arasında bulunan bir
ağacın yanına gelerek al-tmda öğle uykusuna yatardı. Peygamber sal lallahu
aleyhi ve sellem'in de böyle yaptığını söylerdi." [Bezzâr.]
AMELLERDE ÖLÇÜ
159-Enes radiyallahu anh'dan:
Peygamber sallaUahu aleyhi ve sellem'in hanımlarmm evlerine üç grup insan geldi
ve O'nun ibadetini sordular. Kendilerine O'nun ibadeti bildirilince, (kendi
ibadetlerini) küçüm seyerek şöyle dediler: "Biz nerede, Allah Resu lü
sallaUahu aleyhi ve selîem nerede? Biz hiç O'nun gibi olabilir miyiz? O'nun
yaptığı ve ya pacağı gün;ihlarm tümü bağışlanmıştır."
Biri şöyle dedi: "Ben bütün gece uyumayıp. namazla geçireceğim";
diğeri: "Ben hiç boz maksızın her gün oruç tutacağım"; dİğer biri
ise: "Ben kadınlardan uzak duracağım, onlarla hiç evlenmeyeceğim"
dedi.
Allah Resulü sallaUahu aleyhi' ve sellem geldi ve onlara: "Bu sözleri
söyleyenler siz mi siniz? Ben Allah'tan hepinizden daha çok kor karım ve O'ndan
hepinizden daha çok çekini rim; ama ben (nafile) orucu hem tutarım, hem tutmam,
(nafile) namazı hem kılarım, hem uyu duğum da olur. Hamınlarla da evlenirim.
Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değil dir" buyurdu.
[Buharî, Müslim ve Nesâî.]
160-Âişe radiyallahu anhâ'dan:
Allah Resulü sallaUahu aleyhi ve sellem bir şey yaptı; sonra o yapuğı şeye
ruhsat verdi. Buna rağmen cemaat çekinip yapmadı. Peygamber sal laUahu aleyhi
ve sellem bunu duyunca, minbere çıktı, Allah'a hamd ü senada bulunduktan sonra
şöyle buyurdu:
"Bu kişilere ne oluyor ki, yaptığım bir peyden çekiniyorlar. Vallahi ben
Allah'ı onlardan daha iyi bilirim; Allah'tan onlardan daha çok korka rım!"
[Buhârî ve Müslim.]
161-Âişe radiyallahu anhâ'dan:
AUah Resulü sallaUahu aleyhi ve sellem Osman b. Maz'ûn'a: "Benim
sünnetimden yüz mü çeviriyorsun?" diye haber gönderdi. O da şu cevabı
verdi: "Vallahi hayır ey Allah Resulü! Senin sünnetini arıyorum."
Bunun üzerine şöy le buyurdu:
"Ben hem uyur, hem namaz kılarım (nafile na mazı), hem oruç tutarım hem
tutmam (nafile oru cu), hanımlar(ım)la da yatarım. Ey Osman, Al lah'tan kork!
Çünkü ailenin senin üzerinde hakkı vardır; misafirinin de senin üzerinde hakkı
vardır. (Nâfiıte) orucu tut ve ara sıra tutma; hem uyu, hem (nafıle)namaz
kıl)!" [Ebû Dâvud.l
162-Rezîn şu ibareyi ekledi: (Âişe)
dedi ki: "Os man (b. Maz'ûn), bütün geceyi ihya edeceğine, her gün oruç
tutacağına ve kadınlarıyla asla ilişki kunna-yacağma dâir yemin etmişti. O
yüzden yemini hak kında «Bu yeminim ne olacak?» diye soruyordu. Bu nun üzerine
şu âyet nazil oldu: «A/Zû/i mi rastgele yeminlerinizden dolayı değil,
kalblerinizin akd ettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar.» (Bakara 2/225)"
163-Bir başka rivayette o (Osman),
AUah Resu lü sallaUahu aleyhi ve sellem'e bu husustaki niyeti hakkında sormuş
ve bu niyetinde yemin etmemiştir. Sahih olan rivayet budur.
164-Aişe radiyallahu anhâ'dan:
Allah Resulü sallaUahu aleyhi ve sellem onla ra, güçlerinin yeteceği bir amel
emrettiği zaman şöyle dediler: "Biz senin gibi değiliz, çünkü AUah senin
yaptığın ve yapmayıp ertelediğin tüm gü nahlarını bağışlamıştır (biz öyle miyiz
ya?)." Pey gamber mübarek yüzünde belli olacak derecede öfkelendi. Ve
şöyle buyurdu:
"Allah'tan en çok korkanınız, O'nu en çok (ve iyi) hileniniz benim."
[Buhârî]
165-Ebû Cuhayfe radİyallahu anh'dan:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Sal man ile Ebu'd-Derdâ'yı birbirine
kardeş yaptı. Selmân, Ebu'd-Derdâ'yı ziyaret etti. Ümmü'd-Derdâ'yı perişan bir
vaziyette görünce; "Ne'n var?" diye sordu. Şu cevabı verdi:
"Kardeşin Ebu'd-Derdâ'nın dünya ile bir işi kalmadı." Derken
Ebu'd-Derdâ geldi; ona (misa firine) yemek yapıp hazırladı ve: "Buyur, ye!
Ben oruçluyum" dedi. Selmân cevap verdi: "Sen ye meden ben tek bir
lokma bile almam." Bunun üze rine o da yedi. Gece olunca, Ebu'd-Derdâ gece
namazını kılmaya gidecekti, (Selmân) ona "Uyu!" dedi. Uyudu, sonra
namaz kılmaya kalktı, ona yi ne "Uyu!" dedi; o da uyudu. Gecenin sonu
yakla şınca, Selmân ona: "Haydi şimdi kalk!" dedi. Kalktılar,
beraberce namaz kıldılar. Sonra Sel mân, ona şöyle dedİ: "Bak kardeşim!
Rabbinin se nin üzerinde hakkı vardır, nefsinin de senin üze rinde hakkı
vardır, ailenin de senin üzerinde hak kı vardır; her hak sahibine hakkını
ver!" Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip du rumu
bildirince: "Selmân doğru söylemiştir" bu-
yurdu. [Buhârî ve Tirmizî. Ancak (Tİrmizî) şu ilaveyi zik retti:
"Misafirinin de senin üzerinde bir hakkı vardır."]
166-İbn Amr b. el-As radiyallahu
anh'dan: AUah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, yaşadığım sürece, bütün
günleri oruçlu geçire ceğimi, bütün geceleri de namaz kılarak geçi receğimi
söylediğimi duymuş olacak ki, bana şöyle buyurdu: "Bunları söyleyen sen
misin?" "Evet, annem babam sana feda olsun! Bunlan söyleyen benim, ey
Allah Resulü!" dedim. Şöyle buyurdu:
"Senin buna gücün yetmez; bazen oruç tut, bazen de tutma! Hem uyu, hem
kalk namaz kıl! Her (Kamerî) ayın üç gününü oruçlu geçir! Çün kü bir sevabın
kargılığında on sevap vardır {Tu tacağın) hu üç günlük oruç, bütün yılı oruçlu
ola rak geçirmek demektir." Dedim ki:
"Benim bundan fazlasına gücüm yeter." "öyleyse, bir gün oruç
tul, iki gün tutma!" "Bundan daha çoğuna gücüm yeter."
"Öyleyse günaşırı (yani) bir gün tut, bİr gün tutma! Bu, Dâvud
aleyhisselamm orucudur. Oruçların en dengelisi de budur" buyurdu.
167-Diğer bir rivayette:
"Oruçların en fazi letlisi" diye geçer.
"Benim bundan daha fazlasına gücüm yeter" deyince; "Bundan daha
fazla oruç olmaz (ya da bundan daha üstün oruç yoktur)" buyurdu. [Bu hârî,
Müslim, Ebu Dâvud ve ve Nesâî.]
168-Onun rivayetlerinden:
"Duyduğuma gö re sen her gece Kur'an okuyup (hatm) ediyor-mu^sun."
"Evet."
"Ayda bir hatim indir!"
"Bundan daha fazlasını yapabilirim."
"Öyleyse, yedi günde bir hatm et, bundan daha kısa sürede hatm etmeye
kalkılma!"
Bu hususla daha iddialı konuşup ısrar ettim. O da ısrar etti ve nihayet şöyle
buyurdu: "Kim bilir ömrün uzun olur da çok yakarsın bu dediği ni
yapamazsın." Hakikaten buyurduğu başıma geldi; yaşlanınca, "Allah
Resulü sallallahu aley hi ve sellem'İn ruhsatını keşke kabul etseydim!"
dedim.
169-Rivayetlerinden birisi de
şöyledir: "Sen bütün günleri oruçla, geceleri de na mazla
geçiriyormuşsun."
"Evet." "Bunu yaparsan hem gözün ve hem ruhun yorulur. Devamlı,
ara vermeden oruç tuta nın orucu yoktur. Uç günlük oruç bütün senenin orucuna
bedeldir."
"Bundan fazlasını yapabilirim" dedim.
"Öyleyse Dâvud Aleyhisselam'm orucu olan orucu (ut; (yani) bir gün oruç
tut, bir gün tutmal Bu, Davud'un orucudur. O, düşmanla karşılattı ğında da
kaçmazdı" buyurdu.
"Ey Allah'ın Nebisi! Bana bu hasleti kim ga ranti edecek?" dedim.
170-Riv ay etlerinden birinin
ibaresi: Babam beni soylu bir kadınla evlendirdi. Ara sıra onu yoklar, kocası
hakkında ona sorardı. O da şöyle derdi: "Ne güzel adamdır o! Geldiğimiz
günden beri ne yatağımıza girdi, ne de örtülü ete ğimizi araştırıp
yokladı." Bu durum uzayınca, gi dip Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'e anlat tı. O da: "Beni onunla görü^iürl" buyurdu. Gö
rüştüğümüzde bana şöyle buyurdu: "Anlat baka lım nasıl oruç
tutarsın?" (yukarıdaki) hadisin benzerini zikretti.
Bu rivayetin içinde şu ibare de yer almıştır: "Keşke Peygamber sallallahu
aleyhi ve sel-lem'in ruhsatını kabul etseydim. Yaşlandım, güç süz düştüm."
Ondan sonra Ibn Amr, ailesinden bi rinin yanında Kur'ân'dan gündüzleyin yedi
(cüz kadar) okurdu. Gece okuyacağı Kur'ân hafif ol sun diye gündüz fazla Kur'ân
okurdu. Daha dinç olmak istediği zaman, birkaç gün oruç tutmazdı ve tutmadığı
günleri sayardı. Sonra tutmadığı günler sayısınca oruç tutardı. Çünkü,
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sağlığında yaptığı şeyi bırakmaktan
hoşlanmıyordu.
171-Âişe radiyallahu anhâ'dan:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in gece üzerinde namaz kıldığı,
gündüzleri serip üzerinde oturduğu bir hasırı vardı. Zamanla pek çok insan
O'nun kıldığı gİbi namaz kılmaya baş ladı. (Bunu görünce) onlara dönüp şöyle
buyur du:
"Ey insanlar! Amellerden gücünüz yettiği ka darım alın! Siz bıkıp
usanmadıkça Allah da bık maz. Ameller içinde Allah'ın en çok sevdiği amel az
olsa da devamlı yapılanıdır." [Kütüb-i sitte.]
172-Bir rivayette şu ek yer
almaktadır: "Mu-hammed'in Ehl-i Beyti bir amel yaptıklarında on(u
uygulamay)a devam ederlerdi."
173-Âişe'den yapılan rivayetlerden
birisinde: (Allah Resulü buyurdu): "Doğruyu arayın, mute dil olun. §unu da
iyi bilin ki, hiçbirinizi kendi ameli cennete koyacak değildir."
"Seni de mi ey Allah Resulü?" diye sordukla rında; "Beni de: ne
var ki Allah beni mağfiret ve rahmetiyle Örter."
174-Bu rivayetlerden biri de şudur:
Aişe radiyallahu anhâ'ya: "Peygamber sallal lahu aleyhi ve sellem'in ameli
nasıl idi? Herhangi bir günü (bütünüyle bir işe) tahsis eder miydi?" diye
soruldu. Cevap verdi:
"Hayır; onun ameU devamh idİ. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in
güç yetirebildiğine, hanginiz güç yetirebilir ki?"
175-Buhârî, Ebû Hureyre radiyallahu
anh'dan bunun benzerini rivayet etmiştir. Onda şöyle geç mektedir;
"(Amellerde) mutedil hareket edin, ifra ta kaçmayın. (En iyisini
yapamasanız bile ona) yaklaşmaya çalımın. Sabah, ak^am ve gecenin bir kısmından
istifade edin. Her hâlinizde mutedil olunuz ki maksada erebilesiniz."
176-Ayrıca Buhârî'nin ve Nesâî'nin
şu ri vayetleri de vardır: "Şüphesiz hu din kolaydır; kim güçleştirmeye
kalkılırsa ona yenik dü-§er."
177-Enes radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bu yurdu:)
"Kolaylaştırın, güçleştirmeyin; müjdeleyin, nefret ettirmeyin!"
[Buhâri ve Müslim.]
178-Enes radiyallahu anh'dan:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, mes cide girdi; iki direk arasmda
asılı bir ip gördü ve sordu: "Bu nedir?" Cevap verdiler:
"Bu, Zeyneb'in İpidir; (namaz kılarken) yoru lup güçsüz kaldığı zaman bu
ipe tutunup kendine destek yapıyor."
"Çözün onu! Dinç iken güç ve morali yerinde iken namaz kdsın, güçsüz
kaldığı zaman otur sun!" buyurdu. [Buhârî, Nesâî ve Ebû Dâvud.]
179-Ona (Ebû Davud'a) ait bir rivayette
"Zeyneb" yerine "Hamne" adı geçmektedir.
180-Âişe'radiyallahu anhâ'dan:
Tüveyt'in kızı Havla, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem yanımdayken bana
uğradı. "Bu Tüveyt'in kızı Havla, anlattıklarına göre geceleri
uyumuyormuş" dedim. Ona sordu: "Gece uyumu yor musun? Gücünüz
yettiğince amelde bulunun; vallahi siz usanmadıkça Allah da usanmaz."
[Mâlik. Buhârî, Müslim ve Nesâî; lafız Müsîim'e ailtir.j
181-Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Her amelin bir coşkusu, her coşkunun da bir gevmemesi vardır Eğer coşku
sahibi, mutedil ve doğru hareket ederse ondan yana ümitli olun. Eğer ifratı
sebebiyle parmakla gösteriliyorsa onu (bir şey zannedip) hesaba katmayın"
[Tirmizî]
1824bn Abbâs radiyallahu anh'dan:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e azath cariyesinin geceleri namazla ve
gündüzleri oruçla geçirdiğini haber verdiler.
Şöyle buyurdu:
"Her ibadet edenin bir coşkulu dönemi, her coşkunun da bir gevşeme dönemi
vardır. Kimin şevki ve coşkusu benim sünnetime uyarsa doğru yolu bulmuş olur,
kim de (ifrata ve tefrite gitmek sureliyle) yamhrsa dalâlete düşmüş olur."
[Rezîn.J
183-Mâlik radiyallahu anh'dan:
Bana ulaştığına göre Âişe radiyallahu anhâ yatsıdan sonra (gece) ailesine
"Allah'ın Kitâb'mı rahat bırakmıyacak mısınız?" diye haber
gönde-rirmiş.
184-Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:) "İşlerin en hayırlısı
mutedil olanıdır." [Rezîn.j
185-Câbir radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bu yurdu:)
"Bu din metindir Onda yumuşak davranın. Çünkü ne kesilen, ne de bırakılan
yer verimlidir." [Bezzâr, ieyyin bir İsnâdla rivüyet etti.)
186-İlk bölümünü Ahmed, Enes
radiyallahu anh'dan nakletmiştir.
187-Sehl b. Huneyf radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bu yurdu:)
"Kendinizi fazla zorlamayın! Sizden öncekiler kendilerini zorlayıp
sıkıntıya sokmaları nedeniyle helak olmuştur. Onların katmtılanm manastırlarda
(kendilerine edindikleri hücre ve ibadethanelerde) bulursunuz." [Taberânî,
el-Mu'cemu'l-Kebîr ve Mu'ce-mu'l-Evsat.]
188-Ebû Dâvud da Enes radiyallahu
anh'-dan bir kıssa ile bu hadisi nakletmiştir.
189-İbn Abbâs radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Doğru davranış, doğru tavır ve ölçü, (ifrat ve tefritten uzak olma)
peygamberliğin yirmi-dört parçasından bir parçadır." [Ebû Dâvud,]
==========================================
125-Kezâ bunu Mâlik,
Muvattâ'ında (kader no. 3, s. 899) aynen irâd etmiştir.
126-Asl-ı senedi şöyledir: el-A'meş an Atiyye an Ebî Saîd ve el-A'meş an Habîb bin ebî Sâbit an Zeyd bin Erkam.
Sünen'inde (no. 3788) tahrîc eden Tirmizî, "hasen garîb" hükmü vermiştir.
127-Lafzı Ebû Dâvud'a ait olan hadisin asl-ı senedi şu şekildedir: Hâlid bin Ma'dân an Hucr bin Hucr ve Abdurrahman bin Amr es-Sülemî.
Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4607) ve Tirmizî (no. 2676) tahrîc ettiler. Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmünü vermiştir.
128-Asl-ı senedi şöyledir: Muâviye bin Sâlih ani'l-Hasan bin Câbir el-Lahmî ani'l-Mikdâm.
Bu hadisi tahrîc eden Tirmizî (no. 2664) isnâdı hakkında "hadis bu vecihten hasen garîbtir" hükmüne kâil olmuştur.
129-Ebû Dâvud'un tariki şöyledir: Harîz bin Osmân an Abdirrahman bin ebî Avf ani'l-Mikdâm.
Bunu Ahmed (IV, 131) ve Ebû Dâvud (no. 4604) tahrîc ettiler.
130-Bu rivayetin asl-ı senedi şöyledir: Ebû Ma'şer an Saîd el-Makburî an Ebî Hureyre.
Ahmed, Müsned'inde (II, 367, 483) tahrîc etmiştir. Ebû Ma'şer Necîh, hakkında ihtilâf olan bir râvidir. Bu durum, isnâdına azıcık zaaf irâs etmektedir.
131-İbn Mes'ûd'un bu sözünü Buhârî, Sahîh'inin iki yerinde biri Şu'be an Muhârik an Târık an İbn Mes'ûd (edeb 70/2, VII, 96) ve Şu'be an Amr bin Murre an Murre an İbn Mes'ûd (i'tisâm 3/3, VIII, 139) tariklerinden tahrîc etmiştir.
132-Asl-ı senedi: Sa'd bin İbrâhim ani'l-Kâsım bin Muh. an Âişe.
Bu hadisi Buhârî (sulh 5, III, 167; i'tisâm 20, VIII, 156), Müslim (akdiya no. 17-18, s. 1343-4), Ebû Dâvud (no. 4606) ve İbn Mâce (no. 14) tahrîc ettiler.
133-Senedi şöyledir: Amr bin Zürâre an Abdilvâhid bin Vâsıl an Osmân bin ebî Revvâd ani'z-Zührî.
Buhârî (mevâkît 7/2, I, 134) tarafından rivayet olunmuştur.
135-Bu sözü Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr ve M. el-Evsat'ında merfû olarak, şu lafızla tahrîc etmiştir: "Allah'ın Kitâb'ına kim uyarsa, Allah onu sapıklıktan hidâyete erdirdiği gibi, âhiretin kötü hesabından da korur." Ancak bu hadisin râvilerinden Ebû Şeybe, oldukça zayıf bir râvidir (Mecma' I, 169).
138-Bu hadisin asl-ı senedi: İbr. b. Süleymân el-Eftas ani'l-Velîd b. Abdirrahman el-Cüreşî an Cübeyr b. Nüfeyr an Ebî'd-Derdâ olup, İbn Mâce tarafından (no. 5) tahrîc edilmiştir. Metninin meâli şöyledir: Biz fakirliği anlatıyor ve ondan duyduğumuz korkularımızı dile getiriyorken Allah'ın Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bize geldi ve: "Fakir düşmekten mi korkuyorsunuz? Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, muhakkak sûrette dünya malı üzerinize akıtılacaktır. Öyle ki servetten başka hiçbir şey herhangi birinizin kalbini doğru yoldan saptıramayacaktır. Allah'a yemin ederim ki.." buyurdu.
139-Sözkonusu zayıflığın nedeni râvilerinden İbrâhîm bin Hammâd'dır (Mecma' I, 88).
141-Uzunca bir metni olan bir hadisin bölümüdür. Râvileri güvenilir râvilerden oluşmuş bir isnâdı vardır (Mecma' I, 129).
143-Bu hadisin isnâdı hakkında Heysemî şu bilgiyi vermektedir: "Muh. b. Sâlih el-Adevî dışında tüm râvileri güvenilir olup, bu mezkûr şahıs hakkında bilgi edinemedim." (Mecma' I, 172)
144-İsnâdındaki Revh bin Sâlih'i İbn Adî zayıf addetmiş, el-Hâkim "güvenilir ve emîndir" demiş ve İbn Hibbân da onu güvenilir râviler arasında zikretmiştir. Diğer ricâli mevsûk kişilerden oluşmuştur (Mecma' I, 172).
145-İsnâdındaki Muhammed bin Beşîr el-Kindî, Yahya bin Maîn'e göre oldukça zayıftır (Mecma' I, 173).
146-Asl-ı senedi: Muh. b. Mihsan an İbr. b. ebî Able an Abdillah bin ed-Deylemî an Huzeyfe olan hadisi İbn Mâce (no. 49) tahrîc etmiştir. İsnâdı oldukça zayıftır. Sebebi Muh. b. Mihsan olup, onun hakkında Dârekutnî "metrûktur, hadis uydururdu" demektedir (Mîzân no. 8120).
147-Asl-ı senedi: Ebû Muâviye an Leys an Beşîr bin Nehît an Ebî Hureyre olan hadisi İbn Mâce (no. 208) tahrîc etmiştir.
İsnâdı Leys bin ebî Süleym sebebiyle zayıftır.
148-Asl-ı senedi: Ebû'l-Muğîre ani'l-Evza'î an Hassân. Dârimî (I, 45, bâb: ittibâu's-sünne) tarafından tahrîc olunmuştur.
149-Aslı Sahîhayn'da olan bu hadisin de isnâdı sahihtir. Senedi şöyledir: Âsım bin Behdele an Ebî Vâil an İbn Mes'ûd. Bu hadisi Tayâlisî (Müsned no. 244), Ahmed (I, 435, 465), Dârîmî (I, 67), Bezzâr (Keşfu'l-estâr no. 2221), İbn Hibbân (no. 6-7) ve el-Hâkim (II, 318) tahrîc ettiler.
150-Heysemî diyor ki: "İsnâdındaki Ebû Âmir el-Esedî hakkında hiçbir bilgiye rastlayamadım. Diğer ricâli güvenilir kimselerdir (Mecma' I, 74).
151-İsnâdındaki Ubeydullah bin Abdirrahman bin Mevheb hakkında ihtilâf vâki olmuştur. Şöyle ki Yakb bin Şeybe "zayıftır", kimi rivayetlerde İbn Maîn "zayıf", kimilerinde ise "güvenilir", Ebû Hâtim "hadisi elverişlidir" demiştir ve İbn Hibbân onu Sikât'ı içinde zikretmiştir. Diğer ricâli Sahîh râvilerindendir (Mecma' I, 176).
152-Bu rivayet versiyonunun isnâdında zayıf bir râvi olan İbn Lehî'a ile hakkında bilgi edinilemeyen Ebû Ma'şer el-Himyerî yer almıştır (Mecma' I, 176).
153-Sahih olan bu hadisin asl-ı senedi: Ebû Usâme an Büreyd bin Abdillah bin ebî Bürde an ebîhî an ceddihî Ebî Mûsâ.
Bu hadisi Ahmed (IV, 399), Buhârî (ilm 20, I, 28) ve Müslim (fadâil no. 15, s. 1787) tahrîc ettiler.
154-Bu hadisin asl-ı senedi yukardakinin aynısı olup Buhârî (rikâk 26, VII, 186; i'tisâm 2/7, VIII, 140) ve Müslim (fadâil no. 16, s. 1788) tarafından tahrîc edilmiştir.
155-Sahih olan bu hadisin asl-ı senedi: Ebû'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre.
Tahrîc edenler: Buhârî (rikâk 26/3, VII, 186), Müslim (fadâil no. 17; ayrıca Hemmâm tarikiyle no. 18, s. 1789) ve Tirmizî (no. 2874).
156-Asl-ı senedi şöyledir: es-Sevrî an Abdirrahman bin Ziyâd el-İfrîkî an Abdillah bin Yezîd an İbn Amr.
Tirmizî: "Bu hadisi, ancak bu tarikten biliyoruz, bu vecihten garîbtir" (no. 2641) demektedir. Râvilerinden Abdurrahman bin Ziyâd zayıf bir râvidir.
157-Münzirî'ye göre isnâdı "ceyyid"dir (Tergîb I, 82).
158-Bunun isnâdı hakkında Münzirî, "bir beis yoktur" demektedir (Tergîb I, 82).
159-Lafız Buhârî'ye aittir. Bu hadisi Muhammed bin Ca'fer an Humeyd an Enes tarikiyle Buhârî (nikâh 1, VI, 116), Hammâd bin Seleme an Sâbit an Enes tarikiyle Müslim (nikâh no. 5, s. 1020) ve Nesâî (Nikâh 5/6, VI, 60) tahrîc ettiler. Müslim ile Nesâî'nin rivayetlerinde ayrıca "kimisi de: "Asla et yemeyeceğim" dedi" ibaresi ziyâde kılınmıştır.
160-Asl-ı senedi şöyledir: Müslim Ebû'd-Duhâ an Mesrk an Âişe.
Bunu Buhârî (edeb 72, VII, 96; i'tisâm 5, VIII, 145) ve Müslim (fadâil no. 127-8, s. 1829) tahrîc ettiler.
161-Bu hadisin asl-ı senedi: Muh. b. İshâk an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe.
Bu hadisi Ahmed (VI, 268), Ebû Dâvud (no. 1369) ve Bezzâr (Keşf no. 1457) tahrîc ettiler.
164-Bu hadis Sahîh-i Buhârî'den alınmıştır. Asl-ı senedi şöyledir: Abde an Hişâm an ebîhî an Âişe.
Sahîh'te îmân kitabında (bâb 13, I, 10) geçmiştir.
165-Asl-ı senedi: Avn bin ebî Cuheyfe an ebîhî.
Bunu Buhârî (teheccüd 15, II, 47; savm 51, II, 243; edeb 86, VII, 104) ve Tirmizî (no. 2423) tahrîc ettiler.
166-Bu hadisi İbn Amr'dan Ebû Seleme bin Abdirrahman rivayet etmiştir.
Bu hadisi Ahmed (II, 187, 188, 198, 200), Buhârî (savm 54, II, 244; savm 56, II, 246; nikâh, VI, 114; edeb 84, VII, 103), Müslim (savm no. 181-4, s. 812-814), Ebû Dâvud (no. 1388, 2427) ve Nesâî (siyâm 45, IV, 211) tahrîc ettiler.
167-Bu metin farklılığı Şuayb ani'z-Zührî an Saîd bin el-Müseyyeb ve Ebî Seleme an İbn Amr tarikiyle tahrîc olunan Buhârî hadisinde (savm 56, II, 246) geçmiştir.
168-Bu rivayetin tariki şöyledir: İkrime bin Ammâr an Yahyâ bin ebî Kesîr an Ebî Seleme...
Bu hadisi Müslim (savm no. 182, s. 813) tahrîc etti.
169-Bu rivayetin iki tariki vardır. Amr bin Dînâr ve Habîb bin ebî Sâbit an Ebî'l-Abbâs es-Sâib b. Ferrûh an İbn Amr.
Bunu bu tarikten Ahmed (II, 164, 188, 190, 195, 212), Buhârî (savm 20, II, 49; enbiyâ 37/3, IV, 134), Müslim (siyâm no. 187, s. 815, no. 188, s. 816), Tirmizî (no. 770), Nesâî (IV, 213, 214) ve İbn Mâce (no. 1706) tahrîc ettiler.
170-Bu metin parçası Mücâhid'in İbn Amr'dan rivayeti ile gelen hadis metninin başından bir bölümüdür.
Bunu Ahmed (II, 158, 188, 198), Buhârî (savm 58, II, 146; fadâilu'l-Kur'ân 34, VI, 113) ve Nesâî (siyâm 76, IV, 209-210) tahrîc ettiler.
171-Bu hadisin asl-ı senedi: Saîd el-Makburî an Ebî Seleme an Âişe.
Bu hadisi Ahmed (IV, 40), Buhârî (ezân 81, I, 178; libâs 43, VII, 50), Müslim (salâtu'l-musâfirîn no. 215, s. 540), Ebû Dâvud (no. 1368), Nesâî (II, 68) ve İbn Mâce (no. 942) tahrîc ettiler.
172-Sözkonusu bu ziyâde Muhammed bin Aclân'ın el-Makburî'den yaptığı rivayette geçen bir ibaredir. Müslim ve Nesâî'nin tahrîc ettiği hadislerde vârid olmuştur.
173-Bu hadisin asl-ı senedi: Mûsâ bin Ukbe an Ebî Seleme an Âişe.
Bunu Ahmed (VI, 125, 273), Buhârî (rikâk 18, VII, 182), ve Müslim (sıfatu'l-münâfikîn no. 78, s. 2171) tahrîc ettiler.
174-Bu hadisin asl-ı senedi şöyledir: Mansûr an İbrâhîm an Alkame b. Kays an Âişe.
Ahmed (VI, 43, 55,. 174, 188, 278), Buhârî (siyâm 64, II, 248; rikâk 18, VII, 182), Müslim (salâtu'l-musâfirîn no. 217, s. 541) ve Ebû Dâvud (no. 1370) tarafından tahrîc olunmuştur.
175-Buhârî'nin (rikâk 18/3, VII, 181-2) tahrîc ettiği bu Ebû Hureyre hadisi şöyle başlamaktadır:
"Sizden hiç kimseyi ameli kurtaramayacaktır." Dediler ki: "Seni de mi, Ey Allah'ın Resûlü?" dediler. "Beni de; ancak Allah beni rahmeti ile örttü" buyurduktan sonra zikri geçen hadisi irâd buyurdu.
176-Asl-ı senedi: Ma'n b. Muh. an Saîd el-Makburî an Ebî Hureyre olan hadisi Buhârî (îmân 29, I, 15) ve Nesâî (îmân 28, VIII, 121-2) tahrîc ettiler.
Hadis metni 174. nolu parça ile devam etmektedir.
177-Sahih olan bu hadisin asl-ı senedi: Şu'be an Ebî't-Teyyâh an Enes.
Bu hadisi Ahmed (III, 131, 209), Buhârî (ilm 11, I, 25; edeb 80, VII, 101) ve Müslim (no. 1734, s. 1359) tahrîc ettiler.
178-Asl-ı senedi: Abdülvâris bin Saîd an Abdilazîz bin Suheyb an Enes.
Bu hadisi Buhârî (teheccüd 18, II, 48), Müslim (salâta'l-musâfirîn no. 219, s. 542), Nesâî (III, 218) ve İbn Mâce (no. 1371) tahrîc ettiler.
180-Hadis muhtelif tariklerden ve çeşitli metin farklılıkları ile tahrîc olunmuştur. Hişâm ve Zührî'nin Urve'den, onun da Âişe'den rivayeti ile gelen hadisi Ahmed (VI, 247), Buhârî (teheccüd 18/2, II, 48), Müslim (salâtu'l-müsâfirîn no. 220-221, s. 542) ve Nesâî (kıyâmu'l-leyl 17, III, 218) tahrîc ettiler.
Mâlik'in sözkonusu tahrici İsmaîl bin ebî Hakîm'den belâğ yolu iledir; yani Mâlik, Âişe'ye vasletmemiştir (salâtu'l-leyl no. 4, s. 118).
181-Asl-ı senedi: Muh. b. Aclân ani'l-Kâ'kâ' an ebî Sâlih an Ebî Hureyre olan hadisi tahrîc eden Tirmizî (no. 2453), "hasen garîb" hükmünü vermiştir.
185-el-Heysemî: "İsnâdında yer alan Ebû Akîl Yahyâ bin el-Mütevekkil, hadis uydurur" demektedir. Beyhakî bu hadisi oldukça karışık (ızdırâblı) rivayetlerle tahrîc etmiştir. Öyle ki hadis mevsûl, mürsel, merfû, mevkûf olduğu gibi rivayet eden sahâbinin Câbir mi, Âişe mi yoksa Ömer mi olduğu belirliğe kavuşamamıştır. Ancak Buhârî, Ta'rîh'inde mürselini tercîh etmektedir (Feyd I, 544; Mecma' I, 62).
186-İsnâdı şöyledir: Zeyd b. el-Hubâb an Amr b. Hamza an Halef Eb'r-Rebî' an Enes.
Ahmed (III, 199) tahrîc etmiştir. Halef dışındaki râviler güvenilir kimselerdir. Halef ise Heysemî'ye göre Enes'i görmemiştir (Mecma' I, 62).
187-İsnâdında yer alan Abdullah b. Sâlih Kâtibu'l-Leys hakkında ihtilaf olan bir kişidir (Mecma' I, 62).
188-Söz konusu hadisin isnâdı şöyledir: Ahmed b. Sâlih an İbn Vehb an Saîd b. Abdirrahman b. ebî'l-Umyâ' an Sehl bin ebî Umâme an Enes.
Ebû Dâvud (no. 4904) tahrîc etmiştir.
189-Bu hadisin asl-ı senedi şöyledir: Kâbûs bin ebî Zibyân an ebîhî an İbn Abbâs.
Ahmed (I, 296) ve Ebû Dâvud (no. 4776) tarafından tahrîc edilmiş olup Kâbûs zayıf addedilen râvilerdendir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi