Mesed Suresi - 111Leheb - 13. Sayfa
MESED SURESİ
Surenin İsmi:
Bu sure, "Boynunda bükülmüş bir ip(mesed) de olduğu halde." ayetinde geçen "mesed" kelimesinden dolayı "Mesed" suresi olarak isimlendirildi. Bu ip Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil'in boynundaki liften örülmüş ipti. Başındaki "Ebu Leheb'in iki eli kurusun!(tebbet)" sözü münasebetiyle de "Tebbet" suresi denmiştir. Yani, Ebu Leheb'in iki eli helak olsun, zarar görsün. Ebu Leheb suresi veya Leheb suresi olarak da anılmıştır. [1]
Önceki Sureyle İlişkisi:
Bu sure ile önceki sure arasında birleşen noktalar vardır. Geçen Nasr suresinde Allah Tealâ itaat edenin mükâfatının dünyada zafer ve fetih, ahirette de bol sevap olduğunu zikretmişti. Bu surede de âsinin akibetinin dünyada hüsran, ahirette azap olduğunu açıkladı. [2]
Surenin Muhtevası:
Mekke döneminde indiği konusunda ittifak olan bu sure Peygamber (s.a.)'in amcası Ebu Leheb Abdüluzza b. Abdülmuttalib'in ve eşi Ebu Süf-yan'm kardeşi Ümmü Cemil Erva b. Harb b. Ümeyye'nin sonlarından söz etmektedir. O son da, Allah ve Rasulü (s.a.)'nün düşmanı Ebu Leheb'in Peygamber (s.a.)'e aşırı düşmanlığı ve eziyeti, insanların iman yolunu tıkaması nedeni ile dünyada helak olma ve ahirette de cehenneme girmedir.
Hanımı da bu cezada onun ortağıdır. Çünkü küfür ve inkârında, inadında eşinin yardımcısı idi. Kıyamette de cehennem ateşi azabında onunla ortak olacaklardır. [3]
Nüzul Sebebi:
Buhari, Müslim ve diğerlerinde (lafız Müslim'e aittir) İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre "Sen en yakın hısımlarını uyar." (Şuara, 26/214) ayeti inince Rasulullah (s.a.) Safa'ya çıktı ve "Ey halk!" diye bağırdı. Bu bağıran kimdir? dediler. Muhammed'dir, denince, etrafına toplandılar. Buyurdu ki: "Ey falan oğulları! Ey falan oğulları! Ey falan oğulları! Abdimenaf oğulları! Abdülmuttalib oğulları!"
"Size şu dağın dibinden birtakım süvarilerin hücum etmekte olduğunu söylesem beni doğrular mısınız?" Senin bir yalanını görmedik, dediler. "Ben sizi şiddetli bir azap ile uyarıyorum." dedi. Ebu Leheb: Yazık sana! Bizi bunun için mi toplamıştın, diyerek çıkıştı sonra da kalkıp gitti. Bu sure indi. "Ebu Leheb'in iki eli kurusun ve kurudu da!" A'meş, Abdullah ve Übey sonuna kadar böyle okudular. Hafs'ın kıraati "ve kad tebbe" şeklindedir. Yani, birincisi ona beddua ikincisi de ondan haberdir.
Tarık el-Meharibi'den şöyle rivayet edildi: "Zi'1-Mecaz'da çarşıda idim. Yaşı genç birisi ile karşılaştım. Diyordu ki: Ey İnsanlar! Lâilâheillallah, deyin kurtulun. Bir adam peşinden gidip ona taş atıyordu. Ayaklan ve topuklarını kanatmıştı. Ey İnsanlar! O yalancıdır onu doğrulamayın, diyordu. Bu kimdir? dedim. Muhammed'dir. Peygamber olduğunu sanıyor. Bu da amcası Ebu Leheb'tir, onun yalancı olduğunu iddia ediyor, dediler.[4]
Ebu Leheb Ve Karısının Cezası:
1- Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da.
2- Ona ne malı, ne kazandığı fayda verdi.
4- Karısı da. Odun hamalı olarak!
5- Boynunda bükülmüş bir ip de olduğu halde.
Belagat:
"Ebu Leheb'in iki eli" mürsel mecazdır. Cüz', yani "el" zikredilip bütünü, yani Ebu Leheb'in kendisi kastedilmiştir.
"Ebi Leheb" ve "zâte leheb" arasında cinas vardır. Birincisi onun künyesi ikincisi de ateşin vasfıdır. Cinas: İki lafzın söyleyişte aynı, manada farklı olmasıdır.
"Odun hamalı" istiaredir. Ebu Leheb'in hanımı yerine kullanılmış olup, aslında insanlar arasında nefret uyandıracak gerçek dışı söz yayanlar için kullanılan bir deyimdir.
"Karısı da. Odun hamalı olarak." yergi için mansubtur. Yani, özellikle odun hamalı, yermek için anıyorum.
"Tebbe" "Keseb" "Leheb" "Hatab" kelimelerin sonları ses bakımından birbirleriyle uyumlu olup seci vardır.[5]
Kelime ve ibareler:
"Ebu Leheb'in iki eli kurusun!" Yani helak olsun. Şu ayette de bunun benzeri bir mana vardır: "Firavun'un düzeni, başka değil ancak hüsranda idi." (Gafir, 40/37). Bu cümle ona bedduadır. Ebu Leheb, Peygamber (s.a.)'in amcalarından birisidir. Künyesi Ebu Uteybe'dir. Ebu Leheb denmesi ise, yüzünün kızarıklığından dolayıdır. "Kurudu da." "Allah onu helak etsin. Etti de." dedikleri gibidir. Geçmiş zaman sigası ile ifadesi, vukuun tahakkuku içindir.
"Alevli bir ateşe girecek o." Alevler içindeki ateşin hararetini bulacak ve vebalini tadacaktır. Bu benzetme onun künyesi ile de uyumludur. "Karısı da." Kureyş'in ileri gelenlerindendir. Künyesi: Ümmü Cemil, adı Erva b. Harb b. Ümeyye'dir. Ebu Süfyan'ın kardeşidir. "Odun hamalı olarak." Gerçek bir olaya da işaret vardır. O dikeni taşır ve gece vakti Rasulullah (s.a.)'m yoluna serperdi. Ya da cehennem odunu taşıyacaktır. Çünkü Rasulullah (s.a.)'a düşmanlığı ile günahlar taşımaktadır, eşinin de günahına katlanmaktadır. Bir başka yorum da: İnsanlar arasında husumete yol açan gerçek dışı sözler yaymasından kinaye olmasıdır.
"Boynunda bükülmüş bir ip de olduğu halde." Bağını yüklenip boynuna bağlamış haliyle oduncuya benzetilmektedir. Bu benzetme onun konumunu tahkir veya cehennem ateşindeki halini açıklamak içindir. Öyle ki cehennemde sırtında zakkum ve dari' gibi cehennem odunlarından bir demet odun, boynunda da ateşten zincir olacaktır. [6]
Açıklaması:
"Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da." İki eli helak olsun, hüsranda olsun, batsın, cümlesinden mecazdır. Bu da ona helak ve hüsran için bedduadır. Sonra da: "Kurudu da." dedi. Yani, helaki gerçekten meydana geldi. Allah'tan ona ait bir haberdir bu. Dünya ve ahiretini kaybetmiştir. Ebu Leheb, Peygamber (s.a.)'in amcasıdır. İsmi: Abdüluzza b. Abdülmutta-lib'tir. Rasulullah (s.a.)'a ve dinine çok eziyet ediyor, kin ve küçümseme besliyordu.
Sonra Allah Tealâ Ebu Leheb'in halini haber verdi:
"Ona ne malı, ne kazandığı fayda verdi." Kıyamet günü, topladığı malı elde ettiği kârları, şöhreti ve çocukları onu koruyamaz. Bunlar onu, Rasulullah (s.a.)'a şiddetli düşmanlığı ve insanları iman yolundan alıkoyması nedeni ile gelecek helaki Allah'ın inecek olan azabını defetmede işe yaramazlar. Çünkü o, Peygamber (s.a.)'in ardından gezer, bir şey söyleyince yalanlardı.
İmam Ahmed, Beni'd-Deyl'den Rabia b. Abbad'dan rivayet etti. Rasu-lullah'ı (s.a.) cahiliyede Zi'1-Mecaz çarşısında gördüm. "Ey İnsanlar! Lâilâ-he illallah deyin kurtulun." diyordu. İnsanlar etrafına toplanmışlardı. Arkasında şaşı ve saçı iki örgülü bir adam vardı. İnanmayın, o sapmış bir yalancıdır, diyordu. Gittiği yerde onu izliyordu. Kim olduğunu sordum. Bu amcası Ebu Leheb'tir, dediler.
Mal ile kazanç arasında ise şu fark vardır: Mal sermaye, kazanç da kârdır.
Sonra da Allah Tealâ gelecekteki cezasını zikretti:
"Alevli bir ateşe girecek o." Yakılıp tutuşturulmuş alevli cehennem ateşinin hararetini tadacaktır. Veya, cildini yakacak olan cehennem ateşinin alevlerinde azap edilecektir. Ebu Hayyan şöyle diyor: Ayetteki "sin" istikbal içindir. Zaman geçecek olsa bile, tahakkuku muhakkaktır. Bu kesin bir tehdittir.[7]
"Karısı da. Odun hamalı olarak!" Karısı da tutuşmuş ateşe girecektir O Ümmü Cemil Erva b. Harb'tir. Ebu Süfyan'ın kardeşidir. Dikenleri toplayıp gece vakti Peygamber (s.a.)'in yoluna serpiştiriyordu. Şöyle de denilmiştir: Bu onun gerçek dışı sözleri yayması, laf getirip götürmesindendir. Bu gibi insanlar için "Aralarında odun taşıyan." deyimi kullanılırdı. Yani. aralarında ateş tutuşturuyor, belâ çıkarıyor. Çoğunluğun görüşü budur.
Ebu Hayyan: Zahir olan ise odunlar koymasındandır. Peygamber (s.a.) ve ashabının yoluna onlara eziyet etmek için dikenli odun taşıyordu. Bu nedenle kınanıp odun hamalı olarak anılmıştır.
"Boynunda bükülmüş bir ip de olduğu halde." Boynunda ateş lifinden bükülmüş ip olduğu halde, Allah onu cehennem ateşi ile azapta olduğu halde tasvir ederken, dünyada nemime halinde iken veya diken demetini taşıyıp boynuna bağladığı sonra da Peygamber (s.a.)'in yoluna attığını tasvir etmektedir. Zira her mücrim, cürmündeki haline benzer bir azap ile cezalandırılır. Allah Tealâ onu tahkir için, ona ve eşine eziyet olsun diye basit bir odun hamalı olarak tasvir etti.
Ümmü Cemil bu sureyi duyunca Ebu Bekire geldi. Mescidde Rasulul-lah (s.a.) ile beraberdi. Elinde bir taşla: Bana gelen habere göre arkadaşın bana sataşmış, onu şöyle edeceğim, böyle edeceğim, dedi. Allah Tealâ ona Rasulullah'ı (s.a.) göstermedi. Rivayet edildiğine göre Ebu Bekir ona: Benimle kimseyi görüyor musun? dedi. O da: Alay mı ediyorsun, senden başkasını görmüyorum, dedi.[8]
Zahir olan birinci manadır. Said b. Müseyyeb diyor ki: Ümmü Cemil'in kıymetli bir gerdanlığı vardı. Lat ve Uzza'ya yemin ederim ki bunu Mu-hammed'in düşmanlığı uğruna harcayacağım, dedi. Allah boynuna ateşten bir ip koydu. [9]
Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:
1- Sure, Rasulullah'a (s.a.) şiddetli düşmanlıklarından ötürü, Ebu Le-heb ve karısı Ümmü Cemil'in azap çeşitlerini ve varacakları sonu açıkladı.
Ebu Leheb hakkındaki ilk ayetler üç yönden gayptan haberler içermektedir.
a) Onun helak ve hüsranının ve fiilen vuku bulmasını haber vermesi.
b) Onun malı ve evladından yararlanamıyacağı ve bunun fiilen vukuunu haber vermesi.
c) Onun cehennemlik olduğunu haber vermesi ki, öyle oldu. Çünkü küfür üzere öldü.
Allah'ın onun iman etmiyeceğini bilmesine ve iman etmiyeceğini, cehennemlik olduğunu bildirmesinde rağmen Ebu Leheb'e iman teklifinde bir engel yoktur. Amidi şöyle diyor: Herkes, Allah'ın aklen ve seran vuku bulmayacağı bilinen şeyi teklifinin caiz olduğunda icma etmiştir. Ebu Cehil gibi, Allah'ın iman etmeyeceğini bildiğine iman teklifi böyledir.[10] Razi de bunu tefsirinde teyid etti.[11] Özet olarak; o sadece Rasulullah (s.a.)'ı tasdikle mükellef tutuldu. İki zıddın birleşeceği şekilde tasdik etmek veya etmemekle değil.[12]
Diğer iki ayet ise, Ümmü Cemil'in eşi ile beraber cehenneme gireceğini Peygamber (s.a.)'e şiddetli düşmanlığı nedeni ile dünyada da helak olacağını, ahirette de ateşten bir ip ve onu saracak cehennem ateşinden bir zincir ile azap edileceğini anlatıyor. Zira o, aşın bir düşmanlık sergiliyordu. İnsanların arasını bozuyur, aralarında düşmanlık ateşini körüklüyordu.
Dahhak ve diğerleri şöyle diyor: Peygamber (s.a.)'i fakirliği ile ayıplıyordu. Boynuna koyduğu bir iple odun topluyordu. İpi boynuna bükmüştü. Yüce Allah onu o iple dünyada boğup helak etti. Ahirette de boynunda ateşten bir ip olacaktır.
2- Alimler dediler ki: Bu surede açık bir mucize ve nübüvvete dair bir delil vardır. Çünkü Allah Tealâ'nın "Alevli bir ateşe girecek o, karısı da. Odun hamalı olarak! Boynunda bükülmüş bir ip olduğu halde." ayetinden sonra bedbahtlıkları ve iman etmiyecekleri haber verilmişti, iman etmek onlara nasip olmadı. Bu ise, peygamberliği doğrulayan bir delildi.[13]
[1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/665.
[2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/665.
[3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/665.
[4] Kurtubi, XX/236.
Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/665-666.
[5] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/667.
[6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/667-668.
[7] el-Bahru'l-Muhit, VIII/526.
[8] el-Bahru'l-Muhit, VIII/526 vd.; İbni Kesir, IV/564 vd.
[9] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/668-669.
[10] Amidi, el- İhkam fi Usuli'l-Ahkâm, 1/73.
[11] Razi, XXXII/171.
[12] Garâibu'l-Kur'an, XXX/214.
[13] İbni Kesir, IV/565.
Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/669-670.
İslami Okul Okulların En Önemlisi