Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

alim-satim - Alimsatim - Mace

 

AŞILANMIŞ HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA   2

YAŞ MEYVALARI ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI ÜSTÜNDE VE AĞAÇTAN AYRİ)  SATMANIN YASAĞI BABI. 3

BELİRLİ AĞAÇLARIN GELECEK  BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI HELAK EDEN ÂFET BABI. 4

TARTIYI AĞIR YAPMAK.. 5

ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK) 5

ALIM SATIMLARDA  HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI. 6

SATIN ALINAN ZAHİRENİN (MÜŞTERÎTARAFINDAN) TESLİM ALINMASINDAN ÖNCE (BÎR KİMSEYE) SATILMASININ YASAKLIĞI BABI. 6

MÜCÂZEFE SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞ  BABI. 7

ZAHİREYİ ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI. 7

GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET BABI. 8

MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ SAGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN HAYVAN)! SATMAK.. 9

AKRABA OLAN  ESİRLERİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI. 10

SARF (ALTINI ALTINLA, GÜMÜŞÜ GÜMÜŞLEDEĞİŞTİRMEK) VE BİRİSİ DİĞERİNDEN MİKDARCAFAZLA İKEN. PEŞİN DE OLSA MÜBADELESİ CAİZ OLMAYAN MALLAR   11

GÜMÜŞ YERİNE ALTIN  (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK.. 14

ARÂY  (BELİRLİ BÎR KAÇ AĞACIN ÜSTÜNDEKİ YAS HURMAYI)   KURU HURMA OLARAK TAHMİNEN TAKDİR ETMEK SURETİYLE CPEŞÎN KURU HURMA ÎLE) SATMAK   16

VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK.. 16

ELDEN ELE (YÂNÎ SATILAN VE ALINANIN ÎKÎSÎ DE PEŞÎN OLARAK) HAYVANLARI SAYICA FAZLA HAYVANLARLA MUBAYAA ETMEK.. 17

FAİZİN AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI. 17

SELEF (DENİLEN SATIŞ NEVÎ) BİLİNEN BİR ÖLÇEK VE BİLİNEN BÎR TARTI İLE VE MALÛM BİR VÂDEYE BAĞLANARAK YAPILIR.. 18

KİM SELEM USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN.. 19

MUAYYEN BİR HURMA BAHÇESİNİN AĞAÇLARIMEYVA ÇİÇEKLERİNİ ÇIKARMAMIŞ İKEN BUNUNMAHSÛLÜ OLACAK HURMALARIN SELEM USÛLÜ İLE MUBAYAASI  20

ÇOCUĞUNUN MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI. 21

KOCASININ MALINDAN KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA.. 22

BİR KAVME ÂÎT MÂŞİYE (KOYUN. KEÇİ, İNEK, MANDA VE DEVELER) VEYA BAĞ - BAHÇE ÜZERİNDEN GEÇEN BİR KİMSE ONDAN BİR ŞEY ALABİLİR Mİ?. 23

MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİNYASAKLIĞI. 24

MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME.. 25

AŞILANMIŞ HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA   26

YAŞ MEYVALARI (YENİLMEYE)  ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI ÜSTÜNDE VE AĞAÇTANAYRİ)  SATMANIN YASAĞI. 27

BELİRLİ AĞAÇLARIN GELECEK  BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI HELAK EDEN ÂFET BABI. 28

TARTIYI AĞIR YAPMAK.. 28

ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK) 29

ALIM SATIMLARDA  HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI. 29

SATIN ALINAN ZAHİRENİN (MÜŞTERÎTARAFINDAN) TESLİM ALINMASINDAN ÖNCE (BÎR KİMSEYE) SATILMASININ YAŞAĞI. 29

MÜCÂZEFE SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞI. 30

ZAHİREYİ ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI. 31

GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET.. 31

MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ  AGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN HAYVAN)! SATMAK.. 32

AKRABA OLAN  ESİRLERİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI. 34

SARF (ALTINI ALTINLA, GÜMÜŞÜ GÜMÜŞLEDEĞİŞTİRMEK) VE BİRİSİ DİĞERİNDEN MİKDARCAFAZLA İKEN. PEŞİN DE OLSA MÜBADELESİ CAİZ OLMAYAN MALLAR   35

GÜMÜŞ YERİNE ALTIN  (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK.. 37

ARÂY  (BELİRLİ BÎR KAÇ AĞACIN ÜSTÜNDEKİ YAS HURMAYI)   KURU HURMA OLARAK TAHMİNEN TAKDİR ETMEK SURETİYLE CPEŞÎN KURU HURMA ÎLE) SATMAK   39

VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK.. 39

ELDEN ELE (YÂNÎ SATILAN VE ALINANIN ÎKÎSÎ DE PEŞÎN OLARAK) HAYVANLARI SAYICA FAZLA HAYVANLARLA MUBAYAA ETMEK.. 40

FAİZİN AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI. 40

SELEF (DENİLEN SATIŞ NEVÎ) BİLİNEN BİR ÖLÇEK VE BİLİNEN BÎR TARTI İLE VE MALÛM BİR VÂDEYE BAĞLANARAK YAPILIR, BABI. 41

KİM SELEM USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN.. 43

MUAYYEN BİR HURMA BAHÇESİNİN AĞAÇLARIMEYVA ÇİÇEKLERİNİ ÇIKARMAMIŞ İKEN BUNUNMAHSÛLÜ OLACAK HURMALARIN SELEM USÛLÜ İLE MUBAYAASI  43

ÇOCUĞUNUN MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI. 45

KOCASININ MALINDAN KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA.. 45

BİR KAVME ÂÎT MÂŞİYE (KOYUN. KEÇİ, İNEK, MANDA VE DEVELER) VEYA BAĞ - BAHÇE ÜZERİNDEN GEÇEN BİR KİMSE ONDAN BİR ŞEY ALABİLİR Mİ?. 46

MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİN YASAKLIĞI. 48

MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME.. 48

 

AŞILANMIŞ HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA

2210) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ) dan rivayet edil diğine göre; Peygamber (Sal fail ahu Aleyhi ve SeUcm) şöyle buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satın alırsa onun (o yılkı) meyvesi satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri (meyvenin de kendisine âit olmasını) şart koşa.»
CNftfi* aracılığı ile İbn-i Ömer'den merfu* olarak rivayet olunan bu hadisi, müellifimiz Hişâm vasıtası ile Mâlik'den ve Muhammect vasıtası Ue el-Leys'den rivayet etmiştir.)"

2211) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyatlâhü anhümâydun rivayet edildiğine göre:  Resûlullah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satarsa (o yük i) meyvesi, ağaçlan satanın hakkıdır. Ancak müşteri (meyvenin kendisine âid olmasını) şart ettiği takdirde meyve kendisine ait olur. Kim de malı olan bir kaleyi satın alırsa, kölenin mab satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri (kölenin malının kendisine âit olmasını) şart ede.*"
(Salim aracılığı Ue îbn-i Ömer'den merfû olarak rivayet olunan bu hadisi müellifimiz, Muhammed vasıtası Ue el-Leys'den ve Hİsam vâsıtası ile Süfyândan rivayet etmiş, el-Leys ile Süfyân'ın ikisi de Zühri vasıtası ile Sâlim'den... rivayet etmişlerdir.)

2212)    "... Abd-ı Rabbıh'in Nâfr aracılığı ile İbn-i Ömer (Radıyallâhü an-en rivayet ettiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (aşılanmış) hurma ağaçlarım satan ve (malı olan) köleyi satanla ilgili (bir önceki hadiste anılan) hükümlerin İkisini de buyurmuştur. (Râyî Abd-ı Rab-bıh hurma ağaçlan ve köle meselelerinin ikisini de birlikte rivayet etmiştir.)"

2213)    "... Ubâde bin es-Sâmit (Radtyallâkü anh)'den; Şöyle elemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müşteri (kendisine âit olmasını) şart koşmadığı zaman, (satılan) hurma ağaçlarının meyvesinin, ağaçları aşılayanın hakkı olduğuna ve (yine) müşteri (kölenin malının kendisine âit olmasını) şart etmediği zaman kölenin malının satıcıya âit olduğuna hükmetti."



 


YAŞ MEYVALARI ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI ÜSTÜNDE VE AĞAÇTAN AYRİ)  SATMANIN YASAĞI BABI

2214) " (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü anhümâ)âm rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir:
•Yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye) elverişliliği be-Urinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayınız.»
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) satıcıyı da alıcıyı dft (bundan) menetmiştir."

2215    "... Ebû Hiireyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Re-sûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Yaş meyvayı (kızarmak, sararmak suretiyle yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayınız.»"

2216) "... Câbir (bin Abdillah) (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı yasaklamıştır."

2217)    "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ankyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), meyvayı, kızanncaya veya saranncaya kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı, yaş üzümü yenilebilirliği belirtisi görülünceye kadar (ağacı üzerinde ve ağaçtan ayrı) satmayı ve hububata, taneleri sertleşip kuvvet-leninceye kadar satmayı yasakladı."


 

 


BELİRLİ AĞAÇLARIN GELECEK  BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI
HELAK
EDEN ÂFET BABI

2218)     "... Câbİr bin Abdillah (RaHtyatâhü anhümâ)'dan; Şöyle demîşiir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Sinin bey'i (denilen muayyen ağaçların gelecek bir kaç yıllık meyvalarım önceden satma işOni yasaklamıştır."

2219) "\.. Câbir bin Abdillah (Radtyallâhii anhümâydan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim (ağaç üstündeki) meyvaları satıp sonra (henüz kesilmemiş iken) meyvalara bir âfet gelirse, satıcı, sakın kardeşi (olan müşterisi) nden bir mal (yâni meyva bedelinden bir şey) almasın. Sizden birisi (satıcı) müslüman kardeşinin (müşterinin) malım neyin karşılığında alacaktır?»1'



 

 

TARTIYI AĞIR YAPMAK

2220)    ''... Süveyd bin Kays (Radıyalîâkü anh)'âen; Şöyle demiştir:
Ben ile Mahrefe el Abdı Hacer'den bir mikdar satılık elbiseyi
(Mekke'ye) getirdik. (Minâ'da satıyorduk) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bu arada) yanımıza geldi ve bir uzun içdonunu bizimle pazarlık etti. (Biz O'na içdonunu sattık) Bizim yanımızda ücretle tartan bir tartıcı vardı. (Sattığımız elbise karşılığında aldığımız bedeli tartan) bu tartıcıya Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ tartıcı! (İçdonu bedelini) tart ve tartını ağır yap,» buyurdu."

2221) "... Mâlik Ebû Safvân bin Umeyre (Radtyallâhü anh)'âtn; Şöyle demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e hicret'ten önce (Mekke'de) bir aded uzun içdonu parçasını sattım. Bunun üzerine O, benim İçin    (içdonu bedelini)    tarttı ve benim lehimde tartıyı ağır
yaptı."

2222) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir.
«(Vereceğiniz şeyi)  tartacağınız zaman tartınızı ağır yapınız.»"


 

 


ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK)

2223) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâyâsm rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medîne-i Münevvere'ye geldiği zaman Medîneliler Ölçü yönünden en bozuk insanlardan idiler. Sonra Allah Sübhânehu ve Teâlâ; ıjjiikJJ J* j âyetini indirdi. Bu âyet indirildikten sonra Medineliler ölçü işini iyi yaptılar."



 

 

ALIM SATIMLARDA  HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI

2224)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre;
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir (küme) zahire satan bir adamın yanından geçti de mübarek elini kümenin içine sok-tu. Baktı ki küme hiylelidir (= içi ıslaktır). Bunun üzerine Resûlul-Iah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Hiyle eden - aldatan kimse, bizden değildir,» buyurdu."

2225)    "... Ebü'I-Hamrâ1 (16)   (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm: Kendisi, yanında bir kab içinde bir mikdar (satılık) zahire bulunan bir adamın yakınlarından geçti ve mübarek elini o zahirenin içine soktu. Sonra adama:
«Sen galiba hiyle etmişsin. Kim bize hiyle eder — aldatır —sa, o bizden değildir,» buyurdu."




 

 

SATIN ALINAN ZAHİRENİN (MÜŞTERÎTARAFINDAN) TESLİM ALINMASINDAN ÖNCE (BÎR KİMSEYE) SATILMASININ YASAKLIĞI BABI

2226)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radıyaüâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi satın alırsa bunu  (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.»"

2227) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyattâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi salın alırsa bunu (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.»
Râvî Ebû Avâne kendi rivayetinde şu ilâveyi yapmıştır: İbn-i Abbâs demiştir ki: Ben her şeyin (bu hükümde) zahire gibi olduğunu sanıyorum."

2228)    •"-.. Câbir (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) satıcının ölçeği ve müşterinin Ölçeği olmak üzere iki ölçekle ölçülmedikçe bir zahireyi satmayı yasaklamıştır."



 

 

MÜCÂZEFE SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞ  BABI

2229)    "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Dışardan eşya getiren) kervandan ölçüp tartmadan götürü usul le erzak alırdık. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) s aldığımız erzakı olduğu yerden başka yere nakletmeden önce satmamızı yasakladı."

2230) -... Osman bin Affân (Radtyallâhü ankyâen; Şöyle demiştir: Bferr çarşıda fturü hurma satardım ve (müşterilerime) : Ben (satın alırken) bu ölçekle ölçtüm bu kadardır, derdim ve (tekrar ölçmeden) o ölçme (hesabı) ile kablar dolusu kuru hurmaları (müşterilerime) verirdim ve kârımı alırdım. Sonra böyle satış yapmam hakkında İçime bir şüphe girdi. Bunun üzerine (durumu) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m)'e sordum. Buyurdu ki.*
«Sen (satarken) ölçmeyi söz konusu edince hurmayı  (yeniden) ölç.-"



 

 

ZAHİREYİ ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI

2231)    "... Abdullah bin Rüsr el-Mâzînî (Radtyallâhü ankümâyden; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah   (Sallallahü  Aleyhi ve Sellemî'den işittim, buyurdu ki;
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"

2232)    "... Ebû Eyyub (el-Ensârî) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) :
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"

2233)    "... Ebû Üseyd  es-Sâidî (17)   (Ra&tyallâfrü <«*>'*«; mistir:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) Nebıyt çarşuma gitti, oraya baktı. Sonra i
«Burası siz tmü'minler)e (uygun) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra başka bir çarşıya gitti. Oraya da baktıktan sonra:
«Burası (da) size (münâsib) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra dönüp bu çarşıya geldi ve burada dolaştı. Sonra:
«Burası sisin çarşınızdır. Sakın bu çarşı İptal edilmesin ve bu çarşı (satıcıları ve alıcıları) üzerine vergi yükletilmesin,» buyurdu.*'

2234) "... Selmân(-i Fârisî —18 — ) (Radıyallâhü a«A)'den; Şöyle de-miftir:
Be« Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemKden işittim buyurdu fci i
«Sabah namazına giden bir kimsö îman bayrağı ile gitmiş olur ve çarşıya giden bir kimse şeytan bayrağı ile gitmiş olur.»'*

2235) "... Sâlim'in dedesi (Ömer bin el-Hattâb) (Radtyallâhü ankümâ)'-dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir;
«Kim çarşıya girdiği zaman i
zikrini okursa Allah ona bir milyon hasene (sevab) verir, onun bir milyon seyyie (küçük hatâ) sini siler ve onun için cennette bir köşk yaptırır.»"



 

 

GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET BABI

2236) "... Sahr el-Gâmidî (RadtyaUâhü ank)'ten rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem).Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti eyle,- buyurdu, demiştir.
Sahr demiştir ki: ve Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir askeri birlik veya bir orduyu savaşa gönderdiği zaman gündüzün ilk vaktinde gönderirdi.
(Râvî) demiştir ki: ve Sahr ticâretle iştigal eden bir adam idi. (Bu emre uyarak) ticâret mallarını sabah erken gönderirdi ve bu sayede servet sahibi oldu, malı çoğaldı."

2237)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'d*n rivayet edildiğine göre-ResnluUah (Sallallahü Aleyhi ve S eli em) :
-Attanım! Ümmetim için Perşembe gününün ük vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti eyle,» buyurmuştur."

2238)    "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivâytt «dediğine göre; Peygamber (SaUaüahü Aleyhi ve Sellcm) şöyle dua etnûçtir:
«Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketli eyle.»"



 

 

MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ SAGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN
HAYVAN)! SATMAK


2239) "... Ebû Hüreyre (Radtyatlâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
•Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı kabul veya satıcıya iade etmek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Eğer onu İade ederse onunla beraber bir sâ semrâ (yâni buğday) değil bir sâ kuru hurmayı da (sağılan süte karşılık) versin.»'*

2240) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydaa rivayet edildi' ğine göre; Resûlullah (SallaHahü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Ey insanlar! Muhaffele (~ müşteriyi aldatmak amacıyla sütü sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı geri vermek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Müşteri onu geri verecekse onunla beraber, sağdığı sütünün iki mislini (Veya eldeki) bir mislini (n kıymeti kadar) buğday da versin.»"

2241)    "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü <m*)'den; Şöyle demiştir:
Sadık ve masdûk olan Ebü'I-Kasım (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) üzerinde çehâdet ederim ki O, bize şöyle buyurdu 1
-Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve aldatmak, hiç bir müslümana helâl değildir."

2242)    !t... Aişe (Radtyallâhü ankâyâstn; Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (satın alınan*) kölenin
gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu olması neden, ile (muş
terinin hakkı) olduğuna hükmetti."


2243)     "Âişe (Radıyallâhü a»Aâ/dan; Şöyle demiştir:
Bir adam bir köleyi satın aldı ve çalıştırıp ondan gelir sağladı. Sonra kölede bir kusur bulup (satıcıya) geri verdi. Bunun üzerine satıcı: Yâ Resülallah! Adam, benim kalemi çalıştırıp ondan gelir sağladı, dedi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu olması nedeni ile  (müşterinin hakkı) dır.» buyurdu."

2244)    "... Semüre bin Cündüb (Radıyattâhü anh)'den rivayet edildiğine ; Resûlullah (Sattallahü Aleyhi ve Seltem), şöyle buyurdu, demiştir: • (Satılan) kölenin uhdesi (yâni alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu süre)  üç gündür.-"

2245)    "... Ukbe bin Âmir (RadtyaUâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakii Aleyhi ve Seîlem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Dört günden sonra uhde yoktur.»"

2246) "... Ukbe bin Âmir (Radtyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre, kendisi Resûlullah (SaHaîlahü Aleyhi ve SeMem y den şunu işitmiştir r
«Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı (din) kardeşine satan hiç bir müslümanalbu satış) helal olmaz. Meğer ki (satarken) bu kusuru ona açıklaya.»

2247)    "... Vasile bin el-Eska' (Radıyallâhü onftj'den; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki:
«Kusurunu açıklamadığı bir mah satan bir kimse, dâima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona lanet ederler.»"


 

 


AKRABA OLAN  ESİRLERİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI


2248)    "„. Abdullah bin Mes'ûd (Radtyollâhü an A)'den; Şöyle demiştir
Esirler getirildiği zaman Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem), ayni ev halkını biribirinden ayırmak istemediği için hepsini toplu halde (bir kişiye) verirdi."

2249)   "... Ali (bin Ebî Tâlib) (Radtyaltâhü <mA)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana/kardeş ve gence-cik iki köle hibe etti. Ben bunların birisini sattım. Sonra Resûl-ı Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
.O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)* buyurdu.
Bent
Bunların birisini sattım, dedim. ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Onu geri al,» buyurdu."

2250)    "... Ebû Mûsâ (el-Eş'ârî) (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   câriye üe çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden ayıran kimseye lanet etmiştir.

2251) "... Abdülmecîd bin Vehb (Radtyallâhü onAJ'den; Şöyle demiştir: El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (Radıyallâhü anh) bana dedi ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in benim için yazdığı (yazdırdığı) bir yazıyı sana okutmayalım mı? Abdülmecîd demiştir ki: Ben: Okutunuz, dedim. Bunun üzerine el-Adda* bana bir yazı çıkardı. Baktım ki yazıda şu ifâde vardır t
Bu, el-Addâ' bin Hâlid bin Hevze'nin, Allah'ın BesûlÜ Muham-med (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den satın aldığı maltın satışına âit yazı)dır. El-Addâ1, Ondan bir köle veya bir câriye satın aldı. (Bu satış) müslümanın müslümana satışıdır. (Satılan malda) hiçbir hasta-hk yok, hiçbir aldatma yok ve hiçbir huysuzluk yoktur."

2252)    "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr) (Radtyallâkü an-y&m rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve vasıflar) in hayırlısını şüphesiz senden diliyorum. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın (huylarla vasıflar) m şerrinden de şüphesiz sana sığınırım, desin ve mübarek olması için dua etsin. Biriniz bir deve satın aldığı zaman da hörgücü-nün en yüksek yerinden tutup mübarek olması için duâ etsin ve bu duayı söylesin.»"



 

 

SARF (ALTINI ALTINLA, GÜMÜŞÜ GÜMÜŞLEDEĞİŞTİRMEK) VE BİRİSİ DİĞERİNDEN MİKDARCAFAZLA İKEN. PEŞİN DE OLSA MÜBADELESİ CAİZ OLMAYAN MALLAR

2253) "... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anAJ'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Tartı bakımından eşit .de olsalar) altını altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;) Al bunu, (diyerek elindeki altına peşin vere) ve (diğeri de ona :î Al bunu, (deyip elindeki altını peşin vere). (Ölçü bakımından eşit de olsalar) buğdayı buğdayla (satmak) da faizdir- Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;)
Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere) ve (diğeri de ona:) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere). Arpayı arpa ile (mik-darları ayni de olsa satmak) de faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek yanındaki arpayı peşin vere) ve (diğeri de buna:) Al bunu (diyerek yanındaki arpayı peşin vere). Hurmayı (ayni miktar da olsa) hurma ile (satmak) da faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere) ve (diğeri de ona); Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere).*"

2254)    "... Müslim bin Yesâr ve Abdullah bin Ubeyd'den; Şöyle demiştir :
Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (Radıyallâhü anhüm) (bir gün) bir kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin es-Sâmıt, onlara (orada bulunan müslümanlara) şu hadisi nakletti:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) bizi gümüşü gümüşle, altını altınla, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla ve hurmayı hurmayla (Müslim ile Abdullah'dan birisi demiştir ki: Ve tuzu tuz ile, — diğeri bunu söylememiş —) satmaktan nehiy etti. (Meğer ki biribiri ile satılmak istenen bu iki şey biribirine eşit olup ikisi de peşin ola.), Buğdayı arpa ile ve arpayı buğday ile elden ele (yâni ikisi de peşin olmak kaydı ile) dilediğimiz gibi (yâni mikdarlan eşit olmasa bile) satmamıza izin verdi.'*

2255) "... Ebû Hüreyre (Radıyalİâhü anhyâen rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü gümüşle, altım altınla, arpayı arpayla ve buğdayı buğdayla (satabilirsiniz.)-"

2256)    "... Ebû Saîd(-i Hudri) (Radıyallâhü anhyâen; Şöyle demiştir!
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) biz (mücâhidlerJe (hazinedeki) kanşık hurmalardan (tayin) verirdi. Biz de bunu iyi kaliteli hurma ile değiştirirdik ve iyi hurmanın değer farkına karşılık olmak üzere aldığımız mikdardan fazla mikdarda hurma verirdik. (Bunun iki saını bir sâ hurmaya satardık). Bunun üzerine Re-sûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İki sâ (hurmayı) bir sâ hurmaya ve iki dirhem (gümuşu) bir dirhem (gümüş) e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve tartıca eşit olmakkaydı ile) dirhem, dirhemle dinar da dinarla (satılabilir) iki dirhem arasında ve iki dinar arasında (satışı bozucu) fazlalık ancak tartı bakımından olan   (fazlalık) dır.»"

2257)    "... Ebû Hüreyre (Radtyattâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben Ebû Sald-i Hudri (Radıyallâhü anh)'den: Bir dirhem (gümüş) ancak bir dirhem (gümüş) ile ve bir dinar (altın) da ancak bir dinar (altın) ile (yâni fazlalıksız satılır), sözünü işittim. Bunun üzerine ben kendisine:
Ben îbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) 'dan başka şey (Yâni veresiye olmazsa mübadele edilen gümüşlerin veya altınların ağırlığının eşit olmamasında faiz yoktur) dediğini işittim, dedim. Ebû Saîd şöyle cevab verdi:
Ben İbn-i Abbas'a rastladım ve ona: Sarf (yâni peşin olarak altını fazla altınla ve gümüşü fazla gümüşle değiştirmenin câizliği) hakkında söylemekte olduğun sözün mesnedinden bana haber veri Bu, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey mi, yoksa Allah'ın kitabında bulduğun bir hüküm mü? diye sordum. İbn-i Abbâs i
Ben bu hükmü Allah'ın kitabında bulmadım ve Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den de işitmedim ve lâkin Üsâme bin Zeyd bana dedi ki i   Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Faiz, ancak veresiyede bulunur.» buyurdu.1'

2258)    "... Ebü'l-Cevzâ (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben Ondan yâni İbn-i Abbâs'dan işittim: Sarf (yâni peşin olmak kaydı ile ağırlığı eşit olsun, olmasın gümüşü gümüşle ve altmı altınla satma) işine fetva veriyordu ve kendisinden bu fetva naklediliyordu. Sonra bu fetvadan rucû (dönüş) ettiği haberi bana ulaştı. Bir sûre sonra Mekke'de kendisine rastladım ve t
Senin bu hükümden rucû ettiğin haberi bana ulaştı, dedim. Kendisi:
Evet. O hüküm benim bir görüşüm idi. Halbuki işte Ebû Saîd (-i Hudrî), Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in sarf işini yasakladığını heber veriyor, dedi."

2259)    "... Ömer bin el-Hattâb (RadtyaUâhii anh)'dea rivayet edildiğine göre; ResÛlullah (Sallaüakv Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir
«Altını gümüşle (satmak ve gümüşü altınla satmak) ribâ (= faiz)dır. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere).»
(Müellifin şeyhi) Ebû Bekir bin Ebİ Şey be dedi ki: Ben S üfyandan şunu söylerken işittim: «Altını gümüşle» (buyurulmuştur). îyi-ce hıfzediniz."

2260) ;>... Mâlik bin Evs bin el-Hadesân (Radtyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir:
Ben (bir gün sahabîler meclisine) gelerek: Kim dirhemlerini (altınla) değiştirmek ister? diye sordum. (Cennetle müjdelenen 10 zâttan) Talha bin Ubeydillah, Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anhü-mâ)'mn yanında iken (bana) :
Altınını bize ver. Sonra kesedarımız (Gabe'den) gelince sen bize gel, dirhemlerini vereceğiz, dedi. Bunun üzerine Ömer (Radıyallâhü anh) Talha (Radıyallâhü anh)'a hitaben:
Hayır, (böyle olmaz) vallahi. Sen ya ona dirhemlerini şimdi vereceksin veya onun altınını kendisine geri vereceksin. Çünkü Resü-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Gümüşü altınla satmak faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:)  Bunu al,  (diyerek vereceğini peşin vere.)»  buyurdu."

2261)    "... Ali bin Ebî Tâlib (Radtyallâkü ank)'âen rivayet edildiğine göre; Resûluliah (Sallattakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Aralarında ağırlık farkı olmaksızın altın altınla, gümüş de gümüşle (değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan bîr kimse, altın im on un-la değiştirsin. Altına ihtiyacı olan da, gümüşünü onunla değiştirsin. Sarf (yâni bu değiştirmelerin hepsi) şöyle olur: (Taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir) ve (diğeri de ona.  Al bunu,   (diyerek vereceğini peşin verir.)»"



 

 

GÜMÜŞ YERİNE ALTIN  (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK

2262)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radtyaltâhü o**ümâ)*da*i Şöyle de-mistir:
Ben deve satardım. (Bazen deve bedeli olan) «^         JV
tm ahrdun. (Bazen deve bedeli olan) alto yerine gümtt, atatan. (Bazen) dirhemler yerme dinarlar ve (bazen) dinarlar yertae dirhemler aurdun. Sonra (bu durumu) Peygamber (Sallallahü Alev hi ve Sellem)'e sordum. O s
Süneni Hwti M»<»
•Sen altın ve gümüşten birisini alıp diğerini verdiğin zaman senin ile (alış veriş ettiğin) arkadaşın arasında (alınıp, verilenden ötürü) bir karışıklık (yâni Ödenmemiş bir şey) varken sakın ondan ay-nlma,- buyurdu.
Bu hadis ikinci bir senedle de yine İbn-i Ömer vasıtasıyla Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den rivayet edilmiştir."

2263)    "... Alkame'nin babası Abdullah (bin Sinan el-Müzenî) (Radtyal-lahü ankümâ)'öan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müslümanlann tedavüldeki sikkeli (altın ve gümüş) paralarını bir ihtiyaç (ve gerek) yok iken kesip kırmayı yasakladı."


2264)    "... Züher oğullarının mevlâsı Zeyd Ebû Ayyaş (Radıyallâhü anh)'~ den rivayet edildiğine göre;
Kendisi arpanın, süit (peygamber arpası) ile satın alınmasının hükmünü Sa'd bin Ebî Vakkas (Radıyallâhü anh)'a sormuştur. Sa'd kendisine: Bunlardan hangisi (hacım ölçüsü bakımından diğerinden) fazla olur? diye sormuş. Kendisi -. Arpa (fazla olur), diye cevab vermiştir. (Zeyd demiş ki:) Bunun üzerine Sa'd (Radıyallâhü anh) beni bu alım satımdan menetti ve şöyle dedi: Ben şu olaya şâhid oldum i Yaş hurmayı kuru hurma ile satın almanın hükmü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e soruldu. Bunun üzerine O;
«Yaş hurma kuruduğu zaman (hacım ölçüsü bakımından) eksilir mi?» buyurdu. Sahâbîler -.
Evet, dediler. Bunun üzerine O, bundan (yâni yaş hurmayı kuru hurma ile satın alınmasını) nehiy buyurdu."

2265)    "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü atthümâ)'âan; Şöyle demiş-
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Müzâbene*yi yasaklamıştır. Müzâbene; Adamın, hurmalıgındaki yaş hurmayı (ağacında) ölçekle (tahmin ederek) kuru hurma ile satmasıdır. (Keza) bagın-daki yaş üzümü (dalmda, tahmini) ölçekle kuru üzüm ile satmasıdır ve tarlasında bulunan başağındaki taze buğdayı (yine tahmini) ölçekle safi buğday ile satmasıdır. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunların hepsinden nehiy buyurmuştur."

2266)    "... Câbîr bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâyâzn; Şöyle demiştir:
Resûlullah  {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Münâkale ve Müzâ-bene'den nehiy buyurmuştur."

2.267)    "... Râü' bin Hadîc (Radtyallâhü an A)'den; Şöyle demiştir:
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Münakale ve Müzâbe-ne'den nehiy buyurmuştur."



 

 

ARÂY  (BELİRLİ BÎR KAÇ AĞACIN ÜSTÜNDEKİ YAS HURMAYI)   KURU HURMA OLARAK TAHMİNEN TAKDİR ETMEK SURETİYLE CPEŞÎN KURU HURMA ÎLE)
SATMAK

 
2268) "... Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (Radıyallâhü anhümyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî 'in Ariyye (yâni belirli bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı kuru hurma olarak tahminen takdir etmek suretiyle, tahmin edilen mikdardaki peşin kuru hurma ile satılması) hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi."

2269)    "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâkü an/tsimâ^dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in Ariyye (yâni belirli
bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru hurma olarak mikda-
nnı tahmin etmek suretiyle  (o mikdardaki peşin kuru hurma ile)
satılmasına ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi.
(Râvi) Yahya demiştir ki t Ariyye, kişinin aile ferdlerinüı azığı olan kuru hurmasını verip bununla birkaç hurma ağacının (üstündeki) yaş hurmayı kuru hurma olarak tahminen takdir etmek Suretiyle satın almasıdır."



 

 

VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK

2270)    "... Semûre bin Cündüb (Radtyallâhü oflAJ'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), veresiye olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladı.*'

2271) "... Câbir (bin Semûre) (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SalldUahü Aleyhi ve Sellem) :
«Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta bîr beis (sakınca) yoktur,» buyurdu ve bu satışın veresiye olarak yapılmasından kerahet etmiştir."

2. Veresiye olursa hayvanı hayvanla satmak yasaktır. Satılan ve satın alınan hayvanların sayısı eşit olsun olmasın hüküm aynidir. Yukarda anlattığım gibi bu görüş Ebû Hanîfe, Küfe' nin diğer âlimleri ve A h m e d'in görüşüdür. İhtiyata en uygun olan görüşün bu görüş olduğu söylenmiştir.
Cumhura göre peşin bir hayvanı veresiye bir veya birden fazla hayvanla satmak caizdir. Ancak satılan ve satın alınanın ikisi de veresiye olursa satış caiz değildir. Bu hususta da gereken bilgi yukarda verildi.

 


ELDEN ELE (YÂNÎ SATILAN VE ALINANIN ÎKÎSÎ DE PEŞÎN OLARAK) HAYVANLARI SAYICA FAZLA HAYVANLARLA MUBAYAA ETMEK

2272)   Enes (bin Mâlik) (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (mü'minlerin anası) Safiyye (bint-i Huhey) 'yi yedi baş (cariye - köle) ile satın aldı.
(Râvî Abdurrahman dedi ki:     (Peygamber, Safiyye'yi)  Dihye el-Kelbrden (satın aldı.)"



 

 

FAİZİN AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI

2273) "... Ebû Hüreyre (Rodıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan bir kavmin üzerine vardım. Bunların karınlarında dışardan görülen yılanlar vardı. Ben: Bunlar kimlerdir? Yâ Cebrail! diye sordum. Cebrail dedi ki: Bunlar faiz yiyicileridir.»"

2274)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anAJ'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Faiz, yetmiş çeşit günahtır.   Bunların en hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi) günahı kadardır.»"

2275) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anA)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Faiz yetmişüç kapı (çeşit) dir.»"
Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi sahihtir. Râvl îbn-i Adl'nin adı Muhammed bin ibrahim olup sıka bir zâttır. Bu hadisi Şutıe'den yalnız kendisi rivayet etmiştir.

 

2276)    "... Ömer Mn el-Hattâb (Radtyallâhü anhydetı; Şöyle demiştir:
Son inen âyet, faiz âyetidir. Resülullah (Sallallahâ Aleyhi ve Sel-lem) de bu âyeti (teferruatı ile) tefsir etmeden vefat etti. Artık siz faizi de faiz şüphesi bulunan muameleyi de bırakınız."

2277)    "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene, şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz lanet etti."

2278) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Saltallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir:
(And olsun), şübhesiz İnsanlar üzerine Öyle bir zaman gelecek ki, onlardan, faiz yemeyen (yâni almayan) hiç kimse kalmıyacaktır. Artık faiz yemeyene de faizin tozu konacaktır.1'

2279) "... (Abdullah) bin Mes'ûd (Radıyallâkü a»*)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu, demiştir:
-Faizden mal çoğaltan hiç bir kimse yoktur ki İsinin âkibeti malın azalmasına dönüşmesin.»



 

 

SELEF (DENİLEN SATIŞ NEVÎ) BİLİNEN BİR ÖLÇEK VE BİLİNEN BÎR TARTI İLE VE MALÛM BİR VÂDEYE BAĞLANARAK YAPILIR

2280) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyaliâkü anhümâydan; §öyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine-i Münevvere'ye) geldiğinde, halk iki, üç yıllık vâdede hurma (yi teslim etmek ve bedelini peşin ödemek üzere) selef muamelesini yaparlardı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t
«Kim selef usûlü İle hurma (gibi bir şey) almak isterse (taraflarca) bilinen bir ölçek veya bilinen bir tartıyla ve muayyen bir vadeye değin akid yapsın.»"

2281) "... Abdullah bin Selâm (21) (Radtyaltâkü anh)'âen; Şöyle demiştir :
Bir adam (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geldi ve (Yahudilerden bir kavmi kasdederek) :
Falanın oğulları müslüman oldular. Fakat cidden aç kaldılar. Bundan dolayı dinden dönmelerinden korkuyorum, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :«Kimin yanında (bir şey) vardır?» buyurdu. Yahudilerden bir adam t
Benim yanımda bu kadar Cnakid) vardır, (Zannımca üç yüz dinar, dedi) falanın oğullarının bahçesinden (alınacak meyva üzerine) şu ve bu fiyatla (selem akdini yaparım,) dedi. Bunun üzerine Resû-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Şu ve bu fiyatla ve şu şu vâdeyle (olur). Fakat falanın oğullarının bahçesinden (elde edilecek meyva kaydı) olmaz,» buyurdu.

2282) "... Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Selem (usûlü ile yapılan akid esnasmda satıcının yanında mal yoksa bu akdin caiz olup olmadığı) hususunda Abdullah bin Şeddâd (bin el-Hâd) ile (Küfe kadısı Âmir bin Ebî Müsâ el-Eş arî) Ebû Bür-de arasında ihtilâf çıktı. Bunun üzerine (Tabii olan bu zâtlar) beni (Sahâbîlerden) Abdullah bin Ebi Evfâ (Radıyallâhü anhüml'a gönderdiler Ben de (gidip) ona sordum. (Soruma cevaben) :
Biz, (gerek) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta İken ve (gerekse) Ebû Bekir'in ve Ömer'in (halifelikleri) zamanın-da buğday, arpa, kuru üzüm ve kuru hurma için, yanlarında bu mallar bulunmayan bir kavimle selem muamelesini yapardık, dedi.
(Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid demiştir ki:) Sonra ben (bu soruyu sahâbilerden) İbn-i Ebzâ (el-Huzâi) (Radıyallâhü anh) a (da) sordum. O da böyle (Yâni Abdullah bin Ebi Evfâ gibi) cevab verdi"



 

 

KİM SELEM USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN

2283) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sen selem usûlü İle bir mal satın aldığın zaman (teslim almadan önce) onu başka bir mal İle değiştirme.»
(İbn-i Mâceh demiştir ki:) Abdullah bin Said de Ebû Said-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'m bu hadisini merfû olarak, ayni metin ve ayni senedle rivayet etti. Ancak kendisi râvî Sa'd'ı zikretmedi.'*


 

 


MUAYYEN BİR HURMA BAHÇESİNİN AĞAÇLARIMEYVA ÇİÇEKLERİNİ ÇIKARMAMIŞ İKEN BUNUNMAHSÛLÜ OLACAK HURMALARIN SELEM USÛLÜ İLE MUBAYAASI


2284)    "... Necrân'lıdan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ) 'ya;
Muayyen bir hurmalığın ağaçlan hurma çiçeklerini çıkarmadan
önce onun hurmalarını selem usûlü ile satın alırım? (Bu caiz mi?) dedim. Abdullah bin Ömer:
Hayır,  (Böyle yapma,)  dedi. Ben t
Niçin? diye sordum. Kendisi:
Resûluilah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam, henüz hurma çiçeklerini çıkarmamış olan hurma ağaçlarımı oah-çesinün vereceği hurmalar) da selem yaptı. (Yâni peşin bedel ödeyerek alınacak hurma mahsûlünü satın aldı). Sonra o hurmalık o yıl hiç mahsul çıkarmadı. Bunun üzerine müşteri: Bu hurmalık mey-va verinceye kadar bana aittir, dedi. Satıcı da: Ben sana bunun yalnız bu yılki meyvalannı sattım, dedi. Sonra müşteri ile satıcı ihtilâflarını Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e arz ettiler. Bunun Üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), satıcıya:
«Müşteri senin hurmalığından bir şey (mahsul) aldı (mı)?» buyurdu. Satıcı i
Hayır, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «O halde sen müşterinin malını ne hakla kendine helâl adeder-sin? Kendisinden aldığını iade et ve  (Ey mü'minler)  yenilmeye elverişliliği bel irine ey e kadar hurma ağaçları (in mey vasin) da selem muamelesini yapmayınız,- buyurdu."

2285) *'... (Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve SeHem)'\n azadh kölesi) Ebû Râfi' (Radtyallâhü anh)'<\en\ Şiiyle demiştir;
Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) bir adamdan bir bekr (denilen gencecik deve) ödünç aldı ve: «Zekât develeri geldiğinde (onunla) senin borcunu öderiz,» buyurdu. Sonra zekât develeri geldi. Resül-i Ekrem  (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ Ebâ Râfi! Bu adama, alacağı olan bekr*ini (= gencecik devesini) öde,» buyurdu. Ben (getirilen zekât develeri içinde) ancak rebâi (ismi verilen yedi yaşındaki deve) ve daha yüksek yaştaki (üstün) develeri buldum. Bunun üzerine (adamın devesine denk deveyi bulamayıp daha üstün develerin bulunduğunu) Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem)'e haber verdim. Ot
«Adama (devesinden üstün olanı) ver. Çünkü insanların en hayırlısı, borcunu en güzel şekilde verenidir,- buyurdu."

2286)    "... Irbâd bin Sâriye (Radtyallâhü an/r J'den; Şöyle demiştir:
Ben, Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bör bedevi gelip Resul-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) 'e ı Ala-CB&b olduğum bekrimi (= gencecik devemi) öde, dedi. Resûl-i Ek-mm {Şallallahü. Aleyhi ve Sellem) ona yüksek yaşta (yâni devesinden üstün) bir deve verdi. Bedevi *
Yâ Resûlallah! Bu, benim devemden yaşça üstün (yâni daha kıymetli) dir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İnsanların en hayırlısı, borcunu en iyi şekilde ödeyenidir.» buyurdu/'

2287) "... Es-Sâib (Radtyallâkü a«A)'den rivayet edildiğine gör»; Bey-gamber (Sallallahü Aleyhi ve SeUem)'e şöyle demiştir:
Câhiliyet devrinde sen benim ortağım idin. Sen ortafcfom ©İfc hayırlısı idin. Sen bana ne muhalefet ederdin, ne de münakaşa ederdin."

2288)    "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâkü ank)'den; Şöyle demiştir: Ben, Sa'd ve Ammâr Bedir (savaşı) günü elde edeceğimiz (ganimet) de ortaklık (akdini) yaptık. Sonra (savaş bitiminde)  ne ben ne de Ammâr bîr şey getirdik. Sa'd (ise) İki erkek (esir) getirdi."

2289) "... Suheyb (26) (bin Sinan) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Üç şey vardır ki bereket onlardadır: Vadeli satış, mukarada (denilen ortaklık) ve satmak için değil de ev (zahiresi) için arpa ile
buğdayın karışımları.»"



 

 

ÇOCUĞUNUN MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI

2290)   "... Aîşe (Radtyallâhü ankâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz sizin yediğinizin en helâli, (meşru) kazancınızdan olan (lokma) dır. Şüphesiz sizin çocuklarınız da sizin kazancınızdandır.»"


2291} "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâ)'dan rivayet edildiğine göre bîr adam:
Ya Resûlaüah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine Resûİ-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (adama) :
«Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal) dır.» buyurdu."

2292) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Radtyallâhü anhüm)'dGn rivayet edildiğine göre:Bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geıerek t Babam cidden benim malımı kökünden tüketti, dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;
«Sen babanın (kazancı) sın, senin malm da ona (helâl) dır.» buyurdu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Öyle de buyurdu ı
«(Ey mü'minler:) Şüphesiz sizin evladınız sizin en helal kazan-cuuzdandır. Bunun için onların mallarından y ey iniz.-"



 

 

KOCASININ MALINDAN KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA

2293)    "... Âişe (Radtyallâhü û»Aâ/dan; Şöyle demiştir: Hind (Radıyallâhü anhâ), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek t
Ya Resûlallahl (Kocam) Ebû Süfyân cimri bir kimsedir. Bana ve çocuğuma yetecek kadar nafaka vermiyor. Ancak kendisinin bilgisi olmaksızın malından aldığım mikdar bize yetiyor, dedi. (Ve bunun sakıncalı olup olmadığını sordu.) Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Örfe göre kendine ve çocuğuna yetecek mikdan (onun malından) al» buyurdu."

2294) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydzn rivayet edildiğine göre; Resûlul-lah (Saliallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kadın, israf etmeyerek (örf ve âdeta uygun olarak) kocasının evinden (onun rızasıyla) infak (ve ikram) ettiği zaman, (râvi Mu-hammed dedi ki: Babam — Abdullah — kendi rivayetinde: «Kadın yedirdiği zaman» ifâdesini söyledi.) kadının sevabı kendisine olur. Kocası da bu malı kazandığı için o kadar sevab kazanır. Kadın İse infak ettiği için sevab kazanır. Hizmetçiye de bu kadar sevab olur. Allah bunların sevablarından hiç bir şey eksiltmez (veya kocanuı sevabı, karısının ve hizmetçinin sevablarından bir şey eksiltmez.)»"

2295) "... Ebû Ümâme el-Bâhilî (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu kiı
«Kadın kocasının (açık veya kapalı) izni olmaksızın evinden (yâni kocasının malından) hiç bir şey infak (ve sadaka) edemez.» Oradakiler :
Yâ Resûlallah! Yemeği de infak edemez (mi) ? diye sordular. Re-sûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yemek en üstün mallannızdandır.» buyurdu."

2296)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'dtn; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kölenin dâvetine icabet ederdi.

2297) "... Umeyr mevlâ Âbî'1-Lahm (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Benim efendim (Âbi'1-Lahm) bana yiyecek verirdi. Ben de bundan yedirirdim. Efendim beni (bundan) menetti veya (Umeyr) dedi ki t (Efendim) beni dövdü. Bunun üzerine (bu durumu) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e ben sordum veya o (yâni efendim) sordu. Ben i
(Başka adama yedirme işinden) vazgeçmem veya bunu bırakmam, dedim. Resûl-i Ekrem   (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem)   de:
«(Başkasına yedirmeye ait) sevab ikinizin arasındadır.» buyurdu."


 

 


BİR KAVME ÂÎT MÂŞİYE (KOYUN. KEÇİ, İNEK, MANDA VE DEVELER) VEYA BAĞ - BAHÇE ÜZERİNDEN GEÇEN BİR KİMSE ONDAN BİR ŞEY ALABİLİR Mİ?

2298) "... (Guber oğullarından) Abbâd bin Şürahbîl (Radıyattâhü anh)*-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Başımıza bir açlık ve kıtlık yılı geldi. Ben de Medİne-i M üne v ve-re'ye gittim ve bu yerin bahçelerinden birisine vardım. Bir miktar başak alıp oğarak tanelerini çıkardım. Birazını yedim. Kalanını da elbisemin içine koydum. (Bu arada) bahçe sahibi geldi, beni dövdü ve elbisemi aldı. Ben de Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanma varıp O'na (bu durumu) anlattım. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bahçe sahibi olan) adama: "O, aç iken sen ona (bir şey) yedirmedin ve o, câhil iken sen ona (bir şey) öğretmedin," buyurdu. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in emri ile bahçe sahibi, Abbâd'm elbisesini kendisine geri verdi ve Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Abbâd'a bir veya yarım vesk yiyecek verilmesi için emir buyurdu."

2299) *'... Râfi' bin Amr el-Ğifârî (Radtyallâhü o»A/den; Şöyle demiştir:
Ben erginlik çağma yaklaşmış bir yaşta İken (meyvasını düşürüp yemek için) hurma ağaçlarımıza —veya demiş ki— Ensâr'ın hurma ağaçlarına taş atardım. Sonra (bir defa yakalanıp) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e getirildim. Resûl-i Ekrem (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) de bana t
—  «Yâ ğulâm (yetişkin çocuk)! — Râvî tbn-İ Kâsib demiş ki, Re-sûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Yâ oğulcuğum! —Sen niçin hurma ağaçlarına taş atıyorsun?» buyurdu.    Râfi' demiş ki ı Ben:
—  (Düşürdüğüm hurmayı) yiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem t
—  «Bundan sonra hurma ağaçlarına taş atma da yere düşmüş olan hurmaları ye.» buyurdu. Râfi' demiş kii Sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) elini başıma sürdü ve ı
«Allahım bunun karnını doyur.» buyurdu."

2300)    "... Ebû Saîd(-i Hudrî)  (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Sen bir çobanlın sürüsünün) üzerine vardığınız zaman çobanı üç defa yüksek sesle çağır. Eğer çoban cevab verirse, (ondan izin alıp süt içersin). Eğer çobandan bir ses çıkmazsa (yâni görülemez-se) bozgunculuk etmeksizin (sütü sağıp götürmeksizin)" sürüsünün sütünden içebilirsin. Bir bahçenin duvarının üzerine vardığın zaman da bahçe sahibini üç defa yüksek sesle çağır. Eğer sana cevab verirse, (ondan izin alarak mahsulden yersin). Şayet bahçe sahibinden bir ses çıkmazsa, bozgunculuk etmeksizin (mahsûlü götürmek-fcizin) yiyebilirsin.»"

2301) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydzn rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi bir bahçenin üzerinden geçtiği zaman (meyvala-nndan) yesin. Fakat ondan bir şeyi elbisesinin içine koyup götürmesin.."


 

 

MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİNYASAKLIĞI

2302) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâyâan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Salon herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın mâşiye (koyun, keçi, inek, manda ve deve) sinin sütünü sağmasın. Birinizin kilerine gidilip kapısı kırılarak zahiresinin çıkarılması onun hoşuna gider mi? (Bu da böyledir.) Çünkü onların (süt veren) hayvanlarının memeleri şüphesiz onlar için (kiler gibi) gıda maddelerini saklar. Bu itibarla, sakın herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın maşiyesinin sütünü sağmasın.»"

2303) '... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'der\ ; Şöyle demiştir: Biz (bir defa) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'İn berinde yolculuk ederken, memeleri ıdâ (denilen bitki) fle bağh bir deve sürüsü ile karşılaştık. Biz (sütünü saj£ıp içmek üzere) develerin olduğu yerde toplandık. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bizi çağırdı. Biz de O'nun yanına döndük. BartH Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

—  «Şüphesiz bu deve sürüsü müslümanlardan bir ev halkının malıdır. Sütü de onların azığı ve Allah'tan sonra (muhtaç oldukları) bereket (ve hayırlı malı)dır. İçinde yol azığınız bulunan kablarınızın yanına döndüğünüzde, içindeki azıklarınızın  götürülmüş olduğunu anlamanız sizi sevindirir mi? Bunu adalet olarak görüyor musunuz-? buyurdu. Sahâbîler:
—  Hayır, dediler. Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Şüphesiz bu da öyledir.» buyurdu. Biz:
—  Eğer yiyeceğe ve içeceğe muhtaç olursak ne emredersin? dedik. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«— Ye de götürme ve iç de götürme.» buyurdu."



 

 

MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME


2304)    "... Ümmü Hâni' (Radtyallâhü anhâ)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisine :
«Koyun ve keçi edin. Çünkü bu hayvanlarda bereket vardır.» buyurmuştur."



2305) "... Urve el-Bârıkî (Radtyallâhü anh)'den merfû olarak rivayet edildiğine göre şöyle buyurulmuştur :
«Develer, sâhibleri için bir izzettir. Koyun ile keçi de berekettir ve hayır, kıyamet gününe kadar atların alınlarında düğümlüdür.»"

2306)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydân rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Koyun ve keçi cennet hayvanlarındandır.*"


2307)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  zenginlere koyun ve keçi edinmelerini ve fakirlere tavuk edinmelerini emretti ve buyurdu ki i
.Zenginler, tavuk edindiklerinde Allah köylerin helak olmasını
diler.-

 

AŞILANMIŞ HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA

2210) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ) dan rivayet edil diğine göre; Peygamber (Sal fail ahu Aleyhi ve SeUcm) şöyle buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satın alırsa onun (o yılkı) meyvesi satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri (meyvenin de kendisine âit olmasını) şart koşa.»
CNftfi* aracılığı ile İbn-i Ömer'den merfu* olarak rivayet olunan bu hadisi, müellifimiz Hişâm vasıtası ile Mâlik'den ve Muhammect vasıtası Ue el-Leys'den rivayet etmiştir.)"

2211) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyatlâhü anhümâydun rivayet edildiğine göre:  Resûlullah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satarsa (o yük i) meyvesi, ağaçlan satanın hakkıdır. Ancak müşteri (meyvenin kendisine âid olmasını) şart ettiği takdirde meyve kendisine ait olur. Kim de malı olan bir kaleyi satın alırsa, kölenin mab satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri (kölenin malının kendisine âit olmasını) şart ede.*"
(Salim aracılığı Ue îbn-i Ömer'den merfû olarak rivayet olunan bu hadisi müellifimiz, Muhammed vasıtası Ue el-Leys'den ve Hİsam vâsıtası ile Süfyândan rivayet etmiş, el-Leys ile Süfyân'ın ikisi de Zühri vasıtası ile Sâlim'den... rivayet etmişlerdir.)

2212)    "... Abd-ı Rabbıh'in Nâfr aracılığı ile İbn-i Ömer (Radıyallâhü an-en rivayet ettiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (aşılanmış) hurma ağaçlarım satan ve (malı olan) köleyi satanla ilgili (bir önceki hadiste anılan) hükümlerin İkisini de buyurmuştur. (Râyî Abd-ı Rab-bıh hurma ağaçlan ve köle meselelerinin ikisini de birlikte rivayet etmiştir.)"

2213)    "... Ubâde bin es-Sâmit (Radtyallâkü anh)'den; Şöyle elemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müşteri (kendisine âit olmasını) şart koşmadığı zaman, (satılan) hurma ağaçlarının meyvesinin, ağaçları aşılayanın hakkı olduğuna ve (yine) müşteri (kölenin malının kendisine âit olmasını) şart etmediği zaman kölenin malının satıcıya âit olduğuna hükmetti."




 

 

YAŞ MEYVALARI (YENİLMEYE)  ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI ÜSTÜNDE VE AĞAÇTANAYRİ)  SATMANIN YASAĞI

2214) " (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü anhümâ)âm rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir:
•Yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye) elverişliliği be-Urinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayınız.»
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) satıcıyı da alıcıyı dft (bundan) menetmiştir."

2215    "... Ebû Hiireyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Re-sûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Yaş meyvayı (kızarmak, sararmak suretiyle yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayınız.»"

2216) "... Câbir (bin Abdillah) (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı yasaklamıştır."

2217)    "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ankyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), meyvayı, kızanncaya veya saranncaya kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı, yaş üzümü yenilebilirliği belirtisi görülünceye kadar (ağacı üzerinde ve ağaçtan ayrı) satmayı ve hububata, taneleri sertleşip kuvvet-leninceye kadar satmayı yasakladı."

 



BELİRLİ AĞAÇLARIN GELECEK  BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI
HELAK EDEN ÂFET BABI


2218)     "... Câbİr bin Abdillah (RaHtyatâhü anhümâ)'dan; Şöyle demîşiir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Sinin bey'i (denilen muayyen ağaçların gelecek bir kaç yıllık meyvalarım önceden satma işOni yasaklamıştır."

2219) "\.. Câbir bin Abdillah (Radtyallâhii anhümâydan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim (ağaç üstündeki) meyvaları satıp sonra (henüz kesilmemiş iken) meyvalara bir âfet gelirse, satıcı, sakın kardeşi (olan müşterisi) nden bir mal (yâni meyva bedelinden bir şey) almasın. Sizden birisi (satıcı) müslüman kardeşinin (müşterinin) malım neyin karşılığında alacaktır?»1'



 

 

TARTIYI AĞIR YAPMAK

2220)    ''... Süveyd bin Kays (Radıyalîâkü anh)'âen; Şöyle demiştir:
Ben ile Mahrefe el Abdı Hacer'den bir mikdar satılık elbiseyi
(Mekke'ye) getirdik. (Minâ'da satıyorduk) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bu arada) yanımıza geldi ve bir uzun içdonunu bizimle pazarlık etti. (Biz O'na içdonunu sattık) Bizim yanımızda ücretle tartan bir tartıcı vardı. (Sattığımız elbise karşılığında aldığımız bedeli tartan) bu tartıcıya Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ tartıcı! (İçdonu bedelini) tart ve tartını ağır yap,» buyurdu."

2221) "... Mâlik Ebû Safvân bin Umeyre (Radtyallâhü anh)'âtn; Şöyle demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e hicret'ten önce (Mekke'de) bir aded uzun içdonu parçasını sattım. Bunun üzerine O, benim İçin    (içdonu bedelini)    tarttı ve benim lehimde tartıyı ağır
yaptı."

2222) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir.
«(Vereceğiniz şeyi)  tartacağınız zaman tartınızı ağır yapınız.»"



 

 

ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK)

2223) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâyâsm rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medîne-i Münevvere'ye geldiği zaman Medîneliler Ölçü yönünden en bozuk insanlardan idiler. Sonra Allah Sübhânehu ve Teâlâ; ıjjiikJJ J* j âyetini indirdi. Bu âyet indirildikten sonra Medineliler ölçü işini iyi yaptılar."


 

 


ALIM SATIMLARDA  HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI

2224)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre;
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir (küme) zahire satan bir adamın yanından geçti de mübarek elini kümenin içine sok-tu. Baktı ki küme hiylelidir (= içi ıslaktır). Bunun üzerine Resûlul-Iah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Hiyle eden - aldatan kimse, bizden değildir,» buyurdu."

2225)    "... Ebü'I-Hamrâ1 (16)   (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm: Kendisi, yanında bir kab içinde bir mikdar (satılık) zahire bulunan bir adamın yakınlarından geçti ve mübarek elini o zahirenin içine soktu. Sonra adama:
«Sen galiba hiyle etmişsin. Kim bize hiyle eder — aldatır —sa, o bizden değildir,» buyurdu."


 



SATIN ALINAN ZAHİRENİN (MÜŞTERÎTARAFINDAN) TESLİM ALINMASINDAN ÖNCE (BÎR KİMSEYE) SATILMASININ YAŞAĞI

2226)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radıyaüâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi satın alırsa bunu  (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.»"

2227) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyattâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi salın alırsa bunu (satıcıdan) teslim alıncaya kadar satmasın.»
Râvî Ebû Avâne kendi rivayetinde şu ilâveyi yapmıştır: İbn-i Abbâs demiştir ki: Ben her şeyin (bu hükümde) zahire gibi olduğunu sanıyorum."

2228)    •"-.. Câbir (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) satıcının ölçeği ve müşterinin Ölçeği olmak üzere iki ölçekle ölçülmedikçe bir zahireyi satmayı yasaklamıştır."



 

 

MÜCÂZEFE SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞI

2229)    "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Dışardan eşya getiren) kervandan ölçüp tartmadan götürü usul le erzak alırdık. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) s aldığımız erzakı olduğu yerden başka yere nakletmeden önce satmamızı yasakladı."

2230) -... Osman bin Affân (Radtyallâhü ankyâen; Şöyle demiştir: Bferr çarşıda fturü hurma satardım ve (müşterilerime) : Ben (satın alırken) bu ölçekle ölçtüm bu kadardır, derdim ve (tekrar ölçmeden) o ölçme (hesabı) ile kablar dolusu kuru hurmaları (müşterilerime) verirdim ve kârımı alırdım. Sonra böyle satış yapmam hakkında İçime bir şüphe girdi. Bunun üzerine (durumu) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m)'e sordum. Buyurdu ki.*
«Sen (satarken) ölçmeyi söz konusu edince hurmayı  (yeniden) ölç.-"



 

 

ZAHİREYİ ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI

2231)    "... Abdullah bin Rüsr el-Mâzînî (Radtyallâhü ankümâyden; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah   (Sallallahü  Aleyhi ve Sellemî'den işittim, buyurdu ki;
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"

2232)    "... Ebû Eyyub (el-Ensârî) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) :
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"

2233)    "... Ebû Üseyd  es-Sâidî (17)   (Ra&tyallâfrü <«*>'*«; mistir:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) Nebıyt çarşuma gitti, oraya baktı. Sonra i
«Burası siz tmü'minler)e (uygun) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra başka bir çarşıya gitti. Oraya da baktıktan sonra:
«Burası (da) size (münâsib) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra dönüp bu çarşıya geldi ve burada dolaştı. Sonra:
«Burası sisin çarşınızdır. Sakın bu çarşı İptal edilmesin ve bu çarşı (satıcıları ve alıcıları) üzerine vergi yükletilmesin,» buyurdu.*'

2234) "... Selmân(-i Fârisî —18 — ) (Radıyallâhü a«A)'den; Şöyle de-miftir:
Be« Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemKden işittim buyurdu fci i
«Sabah namazına giden bir kimsö îman bayrağı ile gitmiş olur ve çarşıya giden bir kimse şeytan bayrağı ile gitmiş olur.»'*

2235) "... Sâlim'in dedesi (Ömer bin el-Hattâb) (Radtyallâhü ankümâ)'-dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir;
«Kim çarşıya girdiği zaman i
zikrini okursa Allah ona bir milyon hasene (sevab) verir, onun bir milyon seyyie (küçük hatâ) sini siler ve onun için cennette bir köşk yaptırır.»"


 

 


GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET

2236) "... Sahr el-Gâmidî (RadtyaUâhü ank)'ten rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem).Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti eyle,- buyurdu, demiştir.
Sahr demiştir ki: ve Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir askeri birlik veya bir orduyu savaşa gönderdiği zaman gündüzün ilk vaktinde gönderirdi.
(Râvî) demiştir ki: ve Sahr ticâretle iştigal eden bir adam idi. (Bu emre uyarak) ticâret mallarını sabah erken gönderirdi ve bu sayede servet sahibi oldu, malı çoğaldı."

2237)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'d*n rivayet edildiğine göre-ResnluUah (Sallallahü Aleyhi ve S eli em) :
-Attanım! Ümmetim için Perşembe gününün ük vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti eyle,» buyurmuştur."

2238)    "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivâytt «dediğine göre; Peygamber (SaUaüahü Aleyhi ve Sellcm) şöyle dua etnûçtir:
«Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketli eyle.»"

 



MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ  AGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN HAYVAN)! SATMAK

2239) "... Ebû Hüreyre (Radtyatlâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
•Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı kabul veya satıcıya iade etmek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Eğer onu İade ederse onunla beraber bir sâ semrâ (yâni buğday) değil bir sâ kuru hurmayı da (sağılan süte karşılık) versin.»'*

2240) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydaa rivayet edildi' ğine göre; Resûlullah (SallaHahü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Ey insanlar! Muhaffele (~ müşteriyi aldatmak amacıyla sütü sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı geri vermek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Müşteri onu geri verecekse onunla beraber, sağdığı sütünün iki mislini (Veya eldeki) bir mislini (n kıymeti kadar) buğday da versin.»"

2241)    "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü <m*)'den; Şöyle demiştir:
Sadık ve masdûk olan Ebü'I-Kasım (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) üzerinde çehâdet ederim ki O, bize şöyle buyurdu 1
-Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve aldatmak, hiç bir müslümana helâl değildir."

2242)    !t... Aişe (Radtyallâhü ankâyâstn; Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (satın alınan*) kölenin
gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu olması neden, ile (muş
terinin hakkı) olduğuna hükmetti."


2243)     "Âişe (Radıyallâhü a»Aâ/dan; Şöyle demiştir:
Bir adam bir köleyi satın aldı ve çalıştırıp ondan gelir sağladı. Sonra kölede bir kusur bulup (satıcıya) geri verdi. Bunun üzerine satıcı: Yâ Resülallah! Adam, benim kalemi çalıştırıp ondan gelir sağladı, dedi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu olması nedeni ile  (müşterinin hakkı) dır.» buyurdu."

2244)    "... Semüre bin Cündüb (Radıyattâhü anh)'den rivayet edildiğine ; Resûlullah (Sattallahü Aleyhi ve Seltem), şöyle buyurdu, demiştir: • (Satılan) kölenin uhdesi (yâni alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu süre)  üç gündür.-"

2245)    "... Ukbe bin Âmir (RadtyaUâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakii Aleyhi ve Seîlem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Dört günden sonra uhde yoktur.»"

2246) "... Ukbe bin Âmir (Radtyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre, kendisi Resûlullah (SaHaîlahü Aleyhi ve SeMem y den şunu işitmiştir r
«Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı (din) kardeşine satan hiç bir müslümanalbu satış) helal olmaz. Meğer ki (satarken) bu kusuru ona açıklaya.»

2247)    "... Vasile bin el-Eska' (Radıyallâhü onftj'den; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki:
«Kusurunu açıklamadığı bir mah satan bir kimse, dâima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona lanet ederler.»"


 

 


AKRABA OLAN  ESİRLERİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI


2248)    "„. Abdullah bin Mes'ûd (Radtyollâhü an A)'den; Şöyle demiştir
Esirler getirildiği zaman Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem), ayni ev halkını biribirinden ayırmak istemediği için hepsini toplu halde (bir kişiye) verirdi."

2249)   "... Ali (bin Ebî Tâlib) (Radtyaltâhü <mA)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana/kardeş ve gence-cik iki köle hibe etti. Ben bunların birisini sattım. Sonra Resûl-ı Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
.O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)* buyurdu.
Bent
Bunların birisini sattım, dedim. ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Onu geri al,» buyurdu."

2250)    "... Ebû Mûsâ (el-Eş'ârî) (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   câriye üe çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden ayıran kimseye lanet etmiştir.

2251) "... Abdülmecîd bin Vehb (Radtyallâhü onAJ'den; Şöyle demiştir: El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (Radıyallâhü anh) bana dedi ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in benim için yazdığı (yazdırdığı) bir yazıyı sana okutmayalım mı? Abdülmecîd demiştir ki: Ben: Okutunuz, dedim. Bunun üzerine el-Adda* bana bir yazı çıkardı. Baktım ki yazıda şu ifâde vardır t
Bu, el-Addâ' bin Hâlid bin Hevze'nin, Allah'ın BesûlÜ Muham-med (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den satın aldığı maltın satışına âit yazı)dır. El-Addâ1, Ondan bir köle veya bir câriye satın aldı. (Bu satış) müslümanın müslümana satışıdır. (Satılan malda) hiçbir hasta-hk yok, hiçbir aldatma yok ve hiçbir huysuzluk yoktur."

2252)    "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr) (Radtyallâkü an-y&m rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve vasıflar) in hayırlısını şüphesiz senden diliyorum. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın (huylarla vasıflar) m şerrinden de şüphesiz sana sığınırım, desin ve mübarek olması için dua etsin. Biriniz bir deve satın aldığı zaman da hörgücü-nün en yüksek yerinden tutup mübarek olması için duâ etsin ve bu duayı söylesin.»"



 

 

SARF (ALTINI ALTINLA, GÜMÜŞÜ GÜMÜŞLEDEĞİŞTİRMEK) VE BİRİSİ DİĞERİNDEN MİKDARCAFAZLA İKEN. PEŞİN DE OLSA MÜBADELESİ CAİZ OLMAYAN MALLAR


2253) "... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anAJ'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Tartı bakımından eşit .de olsalar) altını altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;) Al bunu, (diyerek elindeki altına peşin vere) ve (diğeri de ona :î Al bunu, (deyip elindeki altını peşin vere). (Ölçü bakımından eşit de olsalar) buğdayı buğdayla (satmak) da faizdir- Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;)
Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere) ve (diğeri de ona:) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere). Arpayı arpa ile (mik-darları ayni de olsa satmak) de faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek yanındaki arpayı peşin vere) ve (diğeri de buna:) Al bunu (diyerek yanındaki arpayı peşin vere). Hurmayı (ayni miktar da olsa) hurma ile (satmak) da faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere) ve (diğeri de ona); Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere).*"

2254)    "... Müslim bin Yesâr ve Abdullah bin Ubeyd'den; Şöyle demiştir :
Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (Radıyallâhü anhüm) (bir gün) bir kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin es-Sâmıt, onlara (orada bulunan müslümanlara) şu hadisi nakletti:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) bizi gümüşü gümüşle, altını altınla, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla ve hurmayı hurmayla (Müslim ile Abdullah'dan birisi demiştir ki: Ve tuzu tuz ile, — diğeri bunu söylememiş —) satmaktan nehiy etti. (Meğer ki biribiri ile satılmak istenen bu iki şey biribirine eşit olup ikisi de peşin ola.), Buğdayı arpa ile ve arpayı buğday ile elden ele (yâni ikisi de peşin olmak kaydı ile) dilediğimiz gibi (yâni mikdarlan eşit olmasa bile) satmamıza izin verdi.'*

2255) "... Ebû Hüreyre (Radıyalİâhü anhyâen rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü gümüşle, altım altınla, arpayı arpayla ve buğdayı buğdayla (satabilirsiniz.)-"

2256)    "... Ebû Saîd(-i Hudri) (Radıyallâhü anhyâen; Şöyle demiştir!
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) biz (mücâhidlerJe (hazinedeki) kanşık hurmalardan (tayin) verirdi. Biz de bunu iyi kaliteli hurma ile değiştirirdik ve iyi hurmanın değer farkına karşılık olmak üzere aldığımız mikdardan fazla mikdarda hurma verirdik. (Bunun iki saını bir sâ hurmaya satardık). Bunun üzerine Re-sûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İki sâ (hurmayı) bir sâ hurmaya ve iki dirhem (gümuşu) bir dirhem (gümüş) e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve tartıca eşit olmakkaydı ile) dirhem, dirhemle dinar da dinarla (satılabilir) iki dirhem arasında ve iki dinar arasında (satışı bozucu) fazlalık ancak tartı bakımından olan   (fazlalık) dır.»"

2257)    "... Ebû Hüreyre (Radtyattâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben Ebû Sald-i Hudri (Radıyallâhü anh)'den: Bir dirhem (gümüş) ancak bir dirhem (gümüş) ile ve bir dinar (altın) da ancak bir dinar (altın) ile (yâni fazlalıksız satılır), sözünü işittim. Bunun üzerine ben kendisine:
Ben îbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) 'dan başka şey (Yâni veresiye olmazsa mübadele edilen gümüşlerin veya altınların ağırlığının eşit olmamasında faiz yoktur) dediğini işittim, dedim. Ebû Saîd şöyle cevab verdi:
Ben İbn-i Abbas'a rastladım ve ona: Sarf (yâni peşin olarak altını fazla altınla ve gümüşü fazla gümüşle değiştirmenin câizliği) hakkında söylemekte olduğun sözün mesnedinden bana haber veri Bu, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey mi, yoksa Allah'ın kitabında bulduğun bir hüküm mü? diye sordum. İbn-i Abbâs i
Ben bu hükmü Allah'ın kitabında bulmadım ve Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den de işitmedim ve lâkin Üsâme bin Zeyd bana dedi ki i   Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Faiz, ancak veresiyede bulunur.» buyurdu.1'

2258)    "... Ebü'l-Cevzâ (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben Ondan yâni İbn-i Abbâs'dan işittim: Sarf (yâni peşin olmak kaydı ile ağırlığı eşit olsun, olmasın gümüşü gümüşle ve altmı altınla satma) işine fetva veriyordu ve kendisinden bu fetva naklediliyordu. Sonra bu fetvadan rucû (dönüş) ettiği haberi bana ulaştı. Bir sûre sonra Mekke'de kendisine rastladım ve t
Senin bu hükümden rucû ettiğin haberi bana ulaştı, dedim. Kendisi:
Evet. O hüküm benim bir görüşüm idi. Halbuki işte Ebû Saîd (-i Hudrî), Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in sarf işini yasakladığını heber veriyor, dedi."

2259)    "... Ömer bin el-Hattâb (RadtyaUâhii anh)'dea rivayet edildiğine göre; ResÛlullah (Sallaüakv Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir
«Altını gümüşle (satmak ve gümüşü altınla satmak) ribâ (= faiz)dır. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere).»
(Müellifin şeyhi) Ebû Bekir bin Ebİ Şey be dedi ki: Ben S üfyandan şunu söylerken işittim: «Altını gümüşle» (buyurulmuştur). îyi-ce hıfzediniz."

2260) ;>... Mâlik bin Evs bin el-Hadesân (Radtyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir:
Ben (bir gün sahabîler meclisine) gelerek: Kim dirhemlerini (altınla) değiştirmek ister? diye sordum. (Cennetle müjdelenen 10 zâttan) Talha bin Ubeydillah, Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anhü-mâ)'mn yanında iken (bana) :
Altınını bize ver. Sonra kesedarımız (Gabe'den) gelince sen bize gel, dirhemlerini vereceğiz, dedi. Bunun üzerine Ömer (Radıyallâhü anh) Talha (Radıyallâhü anh)'a hitaben:
Hayır, (böyle olmaz) vallahi. Sen ya ona dirhemlerini şimdi vereceksin veya onun altınını kendisine geri vereceksin. Çünkü Resü-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Gümüşü altınla satmak faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:)  Bunu al,  (diyerek vereceğini peşin vere.)»  buyurdu."

2261)    "... Ali bin Ebî Tâlib (Radtyallâkü ank)'âen rivayet edildiğine göre; Resûluliah (Sallattakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Aralarında ağırlık farkı olmaksızın altın altınla, gümüş de gümüşle (değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan bîr kimse, altın im on un-la değiştirsin. Altına ihtiyacı olan da, gümüşünü onunla değiştirsin. Sarf (yâni bu değiştirmelerin hepsi) şöyle olur: (Taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir) ve (diğeri de ona.  Al bunu,   (diyerek vereceğini peşin verir.)»"


 

 


GÜMÜŞ YERİNE ALTIN  (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK

2262)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radtyaltâhü o**ümâ)*da*i Şöyle de-mistir:
Ben deve satardım. (Bazen deve bedeli olan) «^         JV
tm ahrdun. (Bazen deve bedeli olan) alto yerine gümtt, atatan. (Bazen) dirhemler yerme dinarlar ve (bazen) dinarlar yertae dirhemler aurdun. Sonra (bu durumu) Peygamber (Sallallahü Alev hi ve Sellem)'e sordum. O s
Süneni Hwti M»<»
•Sen altın ve gümüşten birisini alıp diğerini verdiğin zaman senin ile (alış veriş ettiğin) arkadaşın arasında (alınıp, verilenden ötürü) bir karışıklık (yâni Ödenmemiş bir şey) varken sakın ondan ay-nlma,- buyurdu.
Bu hadis ikinci bir senedle de yine İbn-i Ömer vasıtasıyla Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den rivayet edilmiştir."

2263)    "... Alkame'nin babası Abdullah (bin Sinan el-Müzenî) (Radtyal-lahü ankümâ)'öan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müslümanlann tedavüldeki sikkeli (altın ve gümüş) paralarını bir ihtiyaç (ve gerek) yok iken kesip kırmayı yasakladı."


2264)    "... Züher oğullarının mevlâsı Zeyd Ebû Ayyaş (Radıyallâhü anh)'~ den rivayet edildiğine göre;
Kendisi arpanın, süit (peygamber arpası) ile satın alınmasının hükmünü Sa'd bin Ebî Vakkas (Radıyallâhü anh)'a sormuştur. Sa'd kendisine: Bunlardan hangisi (hacım ölçüsü bakımından diğerinden) fazla olur? diye sormuş. Kendisi -. Arpa (fazla olur), diye cevab vermiştir. (Zeyd demiş ki:) Bunun üzerine Sa'd (Radıyallâhü anh) beni bu alım satımdan menetti ve şöyle dedi: Ben şu olaya şâhid oldum i Yaş hurmayı kuru hurma ile satın almanın hükmü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e soruldu. Bunun üzerine O;
«Yaş hurma kuruduğu zaman (hacım ölçüsü bakımından) eksilir mi?» buyurdu. Sahâbîler -.
Evet, dediler. Bunun üzerine O, bundan (yâni yaş hurmayı kuru hurma ile satın alınmasını) nehiy buyurdu."

2265)    "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü atthümâ)'âan; Şöyle demiş-
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Müzâbene*yi yasaklamıştır. Müzâbene; Adamın, hurmalıgındaki yaş hurmayı (ağacında) ölçekle (tahmin ederek) kuru hurma ile satmasıdır. (Keza) bagın-daki yaş üzümü (dalmda, tahmini) ölçekle kuru üzüm ile satmasıdır ve tarlasında bulunan başağındaki taze buğdayı (yine tahmini) ölçekle safi buğday ile satmasıdır. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunların hepsinden nehiy buyurmuştur."

2266)    "... Câbîr bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâyâzn; Şöyle demiştir:
Resûlullah  {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Münâkale ve Müzâ-bene'den nehiy buyurmuştur."

2.267)    "... Râü' bin Hadîc (Radtyallâhü an A)'den; Şöyle demiştir:
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Münakale ve Müzâbe-ne'den nehiy buyurmuştur."


 

 


ARÂY  (BELİRLİ BÎR KAÇ AĞACIN ÜSTÜNDEKİ YAS HURMAYI)   KURU HURMA OLARAK TAHMİNEN TAKDİR ETMEK SURETİYLE CPEŞÎN KURU HURMA ÎLE) SATMAK


2268) "... Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (Radıyallâhü anhümyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî 'in Ariyye (yâni belirli bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı kuru hurma olarak tahminen takdir etmek suretiyle, tahmin edilen mikdardaki peşin kuru hurma ile satılması) hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi."

2269)    "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâkü an/tsimâ^dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in Ariyye (yâni belirli
bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru hurma olarak mikda-
nnı tahmin etmek suretiyle  (o mikdardaki peşin kuru hurma ile)
satılmasına ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi.
(Râvi) Yahya demiştir ki t Ariyye, kişinin aile ferdlerinüı azığı olan kuru hurmasını verip bununla birkaç hurma ağacının (üstündeki) yaş hurmayı kuru hurma olarak tahminen takdir etmek Suretiyle satın almasıdır."


 

 


VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK

2270)    "... Semûre bin Cündüb (Radtyallâhü oflAJ'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), veresiye olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladı.*'

2271) "... Câbir (bin Semûre) (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SalldUahü Aleyhi ve Sellem) :
«Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta bîr beis (sakınca) yoktur,» buyurdu ve bu satışın veresiye olarak yapılmasından kerahet etmiştir."

2. Veresiye olursa hayvanı hayvanla satmak yasaktır. Satılan ve satın alınan hayvanların sayısı eşit olsun olmasın hüküm aynidir. Yukarda anlattığım gibi bu görüş Ebû Hanîfe, Küfe' nin diğer âlimleri ve A h m e d'in görüşüdür. İhtiyata en uygun olan görüşün bu görüş olduğu söylenmiştir.
Cumhura göre peşin bir hayvanı veresiye bir veya birden fazla hayvanla satmak caizdir. Ancak satılan ve satın alınanın ikisi de veresiye olursa satış caiz değildir. Bu hususta da gereken bilgi yukarda verildi.



 

 

ELDEN ELE (YÂNÎ SATILAN VE ALINANIN ÎKÎSÎ DE PEŞÎN OLARAK) HAYVANLARI SAYICA FAZLA HAYVANLARLA MUBAYAA ETMEK

2272)   Enes (bin Mâlik) (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (mü'minlerin anası) Safiyye (bint-i Huhey) 'yi yedi baş (cariye - köle) ile satın aldı.
(Râvî Abdurrahman dedi ki:     (Peygamber, Safiyye'yi)  Dihye el-Kelbrden (satın aldı.)"



 

 

FAİZİN AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI

2273) "... Ebû Hüreyre (Rodıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan bir kavmin üzerine vardım. Bunların karınlarında dışardan görülen yılanlar vardı. Ben: Bunlar kimlerdir? Yâ Cebrail! diye sordum. Cebrail dedi ki: Bunlar faiz yiyicileridir.»"

2274)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anAJ'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Faiz, yetmiş çeşit günahtır.   Bunların en hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi) günahı kadardır.»"

2275) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anA)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Faiz yetmişüç kapı (çeşit) dir.»"
Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi sahihtir. Râvl îbn-i Adl'nin adı Muhammed bin ibrahim olup sıka bir zâttır. Bu hadisi Şutıe'den yalnız kendisi rivayet etmiştir.

 

2276)    "... Ömer Mn el-Hattâb (Radtyallâhü anhydetı; Şöyle demiştir:
Son inen âyet, faiz âyetidir. Resülullah (Sallallahâ Aleyhi ve Sel-lem) de bu âyeti (teferruatı ile) tefsir etmeden vefat etti. Artık siz faizi de faiz şüphesi bulunan muameleyi de bırakınız."

2277)    "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene, şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz lanet etti."

2278) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Saltallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir:
(And olsun), şübhesiz İnsanlar üzerine Öyle bir zaman gelecek ki, onlardan, faiz yemeyen (yâni almayan) hiç kimse kalmıyacaktır. Artık faiz yemeyene de faizin tozu konacaktır.1'

2279) "... (Abdullah) bin Mes'ûd (Radıyallâkü a»*)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu, demiştir:
-Faizden mal çoğaltan hiç bir kimse yoktur ki İsinin âkibeti malın azalmasına dönüşmesin.»


 

 


SELEF (DENİLEN SATIŞ NEVÎ) BİLİNEN BİR ÖLÇEK VE BİLİNEN BÎR TARTI İLE VE MALÛM BİR VÂDEYE BAĞLANARAK YAPILIR, BABI

2280) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyaliâkü anhümâydan; §öyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine-i Münevvere'ye) geldiğinde, halk iki, üç yıllık vâdede hurma (yi teslim etmek ve bedelini peşin ödemek üzere) selef muamelesini yaparlardı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t
«Kim selef usûlü İle hurma (gibi bir şey) almak isterse (taraflarca) bilinen bir ölçek veya bilinen bir tartıyla ve muayyen bir vadeye değin akid yapsın.»"

2281) "... Abdullah bin Selâm (21) (Radtyaltâkü anh)'âen; Şöyle demiştir :
Bir adam (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geldi ve (Yahudilerden bir kavmi kasdederek) :
Falanın oğulları müslüman oldular. Fakat cidden aç kaldılar. Bundan dolayı dinden dönmelerinden korkuyorum, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :«Kimin yanında (bir şey) vardır?» buyurdu. Yahudilerden bir adam t
Benim yanımda bu kadar Cnakid) vardır, (Zannımca üç yüz dinar, dedi) falanın oğullarının bahçesinden (alınacak meyva üzerine) şu ve bu fiyatla (selem akdini yaparım,) dedi. Bunun üzerine Resû-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Şu ve bu fiyatla ve şu şu vâdeyle (olur). Fakat falanın oğullarının bahçesinden (elde edilecek meyva kaydı) olmaz,» buyurdu.

2282) "... Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Selem (usûlü ile yapılan akid esnasmda satıcının yanında mal yoksa bu akdin caiz olup olmadığı) hususunda Abdullah bin Şeddâd (bin el-Hâd) ile (Küfe kadısı Âmir bin Ebî Müsâ el-Eş arî) Ebû Bür-de arasında ihtilâf çıktı. Bunun üzerine (Tabii olan bu zâtlar) beni (Sahâbîlerden) Abdullah bin Ebi Evfâ (Radıyallâhü anhüml'a gönderdiler Ben de (gidip) ona sordum. (Soruma cevaben) :
Biz, (gerek) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta İken ve (gerekse) Ebû Bekir'in ve Ömer'in (halifelikleri) zamanın-da buğday, arpa, kuru üzüm ve kuru hurma için, yanlarında bu mallar bulunmayan bir kavimle selem muamelesini yapardık, dedi.
(Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid demiştir ki:) Sonra ben (bu soruyu sahâbilerden) İbn-i Ebzâ (el-Huzâi) (Radıyallâhü anh) a (da) sordum. O da böyle (Yâni Abdullah bin Ebi Evfâ gibi) cevab verdi"



 

 

KİM SELEM USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN

2283) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sen selem usûlü İle bir mal satın aldığın zaman (teslim almadan önce) onu başka bir mal İle değiştirme.»
(İbn-i Mâceh demiştir ki:) Abdullah bin Said de Ebû Said-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'m bu hadisini merfû olarak, ayni metin ve ayni senedle rivayet etti. Ancak kendisi râvî Sa'd'ı zikretmedi.'*



 

 

MUAYYEN BİR HURMA BAHÇESİNİN AĞAÇLARIMEYVA ÇİÇEKLERİNİ ÇIKARMAMIŞ İKEN BUNUNMAHSÛLÜ OLACAK HURMALARIN SELEM USÛLÜ İLE MUBAYAASI


2284)    "... Necrân'lıdan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ) 'ya;
Muayyen bir hurmalığın ağaçlan hurma çiçeklerini çıkarmadan
önce onun hurmalarını selem usûlü ile satın alırım? (Bu caiz mi?) dedim. Abdullah bin Ömer:
Hayır,  (Böyle yapma,)  dedi. Ben t
Niçin? diye sordum. Kendisi:
Resûluilah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam, henüz hurma çiçeklerini çıkarmamış olan hurma ağaçlarımı oah-çesinün vereceği hurmalar) da selem yaptı. (Yâni peşin bedel ödeyerek alınacak hurma mahsûlünü satın aldı). Sonra o hurmalık o yıl hiç mahsul çıkarmadı. Bunun üzerine müşteri: Bu hurmalık mey-va verinceye kadar bana aittir, dedi. Satıcı da: Ben sana bunun yalnız bu yılki meyvalannı sattım, dedi. Sonra müşteri ile satıcı ihtilâflarını Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e arz ettiler. Bunun Üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), satıcıya:
«Müşteri senin hurmalığından bir şey (mahsul) aldı (mı)?» buyurdu. Satıcı i
Hayır, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «O halde sen müşterinin malını ne hakla kendine helâl adeder-sin? Kendisinden aldığını iade et ve  (Ey mü'minler)  yenilmeye elverişliliği bel irine ey e kadar hurma ağaçları (in mey vasin) da selem muamelesini yapmayınız,- buyurdu."

2285) *'... (Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve SeHem)'\n azadh kölesi) Ebû Râfi' (Radtyallâhü anh)'<\en\ Şiiyle demiştir;
Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) bir adamdan bir bekr (denilen gencecik deve) ödünç aldı ve: «Zekât develeri geldiğinde (onunla) senin borcunu öderiz,» buyurdu. Sonra zekât develeri geldi. Resül-i Ekrem  (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ Ebâ Râfi! Bu adama, alacağı olan bekr*ini (= gencecik devesini) öde,» buyurdu. Ben (getirilen zekât develeri içinde) ancak rebâi (ismi verilen yedi yaşındaki deve) ve daha yüksek yaştaki (üstün) develeri buldum. Bunun üzerine (adamın devesine denk deveyi bulamayıp daha üstün develerin bulunduğunu) Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem)'e haber verdim. Ot
«Adama (devesinden üstün olanı) ver. Çünkü insanların en hayırlısı, borcunu en güzel şekilde verenidir,- buyurdu."

2286)    "... Irbâd bin Sâriye (Radtyallâhü an/r J'den; Şöyle demiştir:
Ben, Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bör bedevi gelip Resul-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) 'e ı Ala-CB&b olduğum bekrimi (= gencecik devemi) öde, dedi. Resûl-i Ek-mm {Şallallahü. Aleyhi ve Sellem) ona yüksek yaşta (yâni devesinden üstün) bir deve verdi. Bedevi *
Yâ Resûlallah! Bu, benim devemden yaşça üstün (yâni daha kıymetli) dir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İnsanların en hayırlısı, borcunu en iyi şekilde ödeyenidir.» buyurdu/'

2287) "... Es-Sâib (Radtyallâkü a«A)'den rivayet edildiğine gör»; Bey-gamber (Sallallahü Aleyhi ve SeUem)'e şöyle demiştir:
Câhiliyet devrinde sen benim ortağım idin. Sen ortafcfom ©İfc hayırlısı idin. Sen bana ne muhalefet ederdin, ne de münakaşa ederdin."

2288)    "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâkü ank)'den; Şöyle demiştir: Ben, Sa'd ve Ammâr Bedir (savaşı) günü elde edeceğimiz (ganimet) de ortaklık (akdini) yaptık. Sonra (savaş bitiminde)  ne ben ne de Ammâr bîr şey getirdik. Sa'd (ise) İki erkek (esir) getirdi."

2289) "... Suheyb (26) (bin Sinan) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Üç şey vardır ki bereket onlardadır: Vadeli satış, mukarada (denilen ortaklık) ve satmak için değil de ev (zahiresi) için arpa ile
buğdayın karışımları.»"

 

ÇOCUĞUNUN MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI

2290)   "... Aîşe (Radtyallâhü ankâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz sizin yediğinizin en helâli, (meşru) kazancınızdan olan (lokma) dır. Şüphesiz sizin çocuklarınız da sizin kazancınızdandır.»"


2291} "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâ)'dan rivayet edildiğine göre bîr adam:
Ya Resûlaüah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine Resûİ-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (adama) :
«Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal) dır.» buyurdu."

2292) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Radtyallâhü anhüm)'dGn rivayet edildiğine göre:Bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geıerek t Babam cidden benim malımı kökünden tüketti, dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;
«Sen babanın (kazancı) sın, senin malm da ona (helâl) dır.» buyurdu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Öyle de buyurdu ı
«(Ey mü'minler:) Şüphesiz sizin evladınız sizin en helal kazan-cuuzdandır. Bunun için onların mallarından y ey iniz.-"



 

 

KOCASININ MALINDAN KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA

2293)    "... Âişe (Radtyallâhü û»Aâ/dan; Şöyle demiştir: Hind (Radıyallâhü anhâ), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek t
Ya Resûlallahl (Kocam) Ebû Süfyân cimri bir kimsedir. Bana ve çocuğuma yetecek kadar nafaka vermiyor. Ancak kendisinin bilgisi olmaksızın malından aldığım mikdar bize yetiyor, dedi. (Ve bunun sakıncalı olup olmadığını sordu.) Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Örfe göre kendine ve çocuğuna yetecek mikdan (onun malından) al» buyurdu."

2294) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydzn rivayet edildiğine göre; Resûlul-lah (Saliallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kadın, israf etmeyerek (örf ve âdeta uygun olarak) kocasının evinden (onun rızasıyla) infak (ve ikram) ettiği zaman, (râvi Mu-hammed dedi ki: Babam — Abdullah — kendi rivayetinde: «Kadın yedirdiği zaman» ifâdesini söyledi.) kadının sevabı kendisine olur. Kocası da bu malı kazandığı için o kadar sevab kazanır. Kadın İse infak ettiği için sevab kazanır. Hizmetçiye de bu kadar sevab olur. Allah bunların sevablarından hiç bir şey eksiltmez (veya kocanuı sevabı, karısının ve hizmetçinin sevablarından bir şey eksiltmez.)»"

2295) "... Ebû Ümâme el-Bâhilî (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu kiı
«Kadın kocasının (açık veya kapalı) izni olmaksızın evinden (yâni kocasının malından) hiç bir şey infak (ve sadaka) edemez.» Oradakiler :
Yâ Resûlallah! Yemeği de infak edemez (mi) ? diye sordular. Re-sûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yemek en üstün mallannızdandır.» buyurdu."

2296)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'dtn; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kölenin dâvetine icabet ederdi.

2297) "... Umeyr mevlâ Âbî'1-Lahm (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Benim efendim (Âbi'1-Lahm) bana yiyecek verirdi. Ben de bundan yedirirdim. Efendim beni (bundan) menetti veya (Umeyr) dedi ki t (Efendim) beni dövdü. Bunun üzerine (bu durumu) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e ben sordum veya o (yâni efendim) sordu. Ben i
(Başka adama yedirme işinden) vazgeçmem veya bunu bırakmam, dedim. Resûl-i Ekrem   (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem)   de:
«(Başkasına yedirmeye ait) sevab ikinizin arasındadır.» buyurdu."


 

 


BİR KAVME ÂÎT MÂŞİYE (KOYUN. KEÇİ, İNEK, MANDA VE DEVELER) VEYA BAĞ - BAHÇE ÜZERİNDEN GEÇEN BİR KİMSE ONDAN BİR ŞEY ALABİLİR Mİ?

2298) "... (Guber oğullarından) Abbâd bin Şürahbîl (Radıyattâhü anh)*-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Başımıza bir açlık ve kıtlık yılı geldi. Ben de Medİne-i M üne v ve-re'ye gittim ve bu yerin bahçelerinden birisine vardım. Bir miktar başak alıp oğarak tanelerini çıkardım. Birazını yedim. Kalanını da elbisemin içine koydum. (Bu arada) bahçe sahibi geldi, beni dövdü ve elbisemi aldı. Ben de Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanma varıp O'na (bu durumu) anlattım. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bahçe sahibi olan) adama: "O, aç iken sen ona (bir şey) yedirmedin ve o, câhil iken sen ona (bir şey) öğretmedin," buyurdu. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in emri ile bahçe sahibi, Abbâd'm elbisesini kendisine geri verdi ve Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Abbâd'a bir veya yarım vesk yiyecek verilmesi için emir buyurdu."

2299) *'... Râfi' bin Amr el-Ğifârî (Radtyallâhü o»A/den; Şöyle demiştir:
Ben erginlik çağma yaklaşmış bir yaşta İken (meyvasını düşürüp yemek için) hurma ağaçlarımıza —veya demiş ki— Ensâr'ın hurma ağaçlarına taş atardım. Sonra (bir defa yakalanıp) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e getirildim. Resûl-i Ekrem (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) de bana t
—  «Yâ ğulâm (yetişkin çocuk)! — Râvî tbn-İ Kâsib demiş ki, Re-sûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Yâ oğulcuğum! —Sen niçin hurma ağaçlarına taş atıyorsun?» buyurdu.    Râfi' demiş ki ı Ben:
—  (Düşürdüğüm hurmayı) yiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem t
—  «Bundan sonra hurma ağaçlarına taş atma da yere düşmüş olan hurmaları ye.» buyurdu. Râfi' demiş kii Sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) elini başıma sürdü ve ı
«Allahım bunun karnını doyur.» buyurdu."

2300)    "... Ebû Saîd(-i Hudrî)  (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Sen bir çobanlın sürüsünün) üzerine vardığınız zaman çobanı üç defa yüksek sesle çağır. Eğer çoban cevab verirse, (ondan izin alıp süt içersin). Eğer çobandan bir ses çıkmazsa (yâni görülemez-se) bozgunculuk etmeksizin (sütü sağıp götürmeksizin)" sürüsünün sütünden içebilirsin. Bir bahçenin duvarının üzerine vardığın zaman da bahçe sahibini üç defa yüksek sesle çağır. Eğer sana cevab verirse, (ondan izin alarak mahsulden yersin). Şayet bahçe sahibinden bir ses çıkmazsa, bozgunculuk etmeksizin (mahsûlü götürmek-fcizin) yiyebilirsin.»"

2301) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydzn rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi bir bahçenin üzerinden geçtiği zaman (meyvala-nndan) yesin. Fakat ondan bir şeyi elbisesinin içine koyup götürmesin.."


 

 


MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİN YASAKLIĞI

2302) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâyâan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Salon herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın mâşiye (koyun, keçi, inek, manda ve deve) sinin sütünü sağmasın. Birinizin kilerine gidilip kapısı kırılarak zahiresinin çıkarılması onun hoşuna gider mi? (Bu da böyledir.) Çünkü onların (süt veren) hayvanlarının memeleri şüphesiz onlar için (kiler gibi) gıda maddelerini saklar. Bu itibarla, sakın herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın maşiyesinin sütünü sağmasın.»"

2303) '... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'der\ ; Şöyle demiştir: Biz (bir defa) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'İn berinde yolculuk ederken, memeleri ıdâ (denilen bitki) fle bağh bir deve sürüsü ile karşılaştık. Biz (sütünü saj£ıp içmek üzere) develerin olduğu yerde toplandık. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bizi çağırdı. Biz de O'nun yanına döndük. BartH Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

—  «Şüphesiz bu deve sürüsü müslümanlardan bir ev halkının malıdır. Sütü de onların azığı ve Allah'tan sonra (muhtaç oldukları) bereket (ve hayırlı malı)dır. İçinde yol azığınız bulunan kablarınızın yanına döndüğünüzde, içindeki azıklarınızın  götürülmüş olduğunu anlamanız sizi sevindirir mi? Bunu adalet olarak görüyor musunuz-? buyurdu. Sahâbîler:
—  Hayır, dediler. Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Şüphesiz bu da öyledir.» buyurdu. Biz:
—  Eğer yiyeceğe ve içeceğe muhtaç olursak ne emredersin? dedik. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«— Ye de götürme ve iç de götürme.» buyurdu."


 

 


MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME

2304)    "... Ümmü Hâni' (Radtyallâhü anhâ)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisine :
«Koyun ve keçi edin. Çünkü bu hayvanlarda bereket vardır.» buyurmuştur."



2305) "... Urve el-Bârıkî (Radtyallâhü anh)'den merfû olarak rivayet edildiğine göre şöyle buyurulmuştur :
«Develer, sâhibleri için bir izzettir. Koyun ile keçi de berekettir ve hayır, kıyamet gününe kadar atların alınlarında düğümlüdür.»"

2306)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydân rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Koyun ve keçi cennet hayvanlarındandır.*"


2307)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  zenginlere koyun ve keçi edinmelerini ve fakirlere tavuk edinmelerini emretti ve buyurdu ki i
.Zenginler, tavuk edindiklerinde Allah köylerin helak olmasını
diler.-