alim-satim - Alimsatim - Mace
![]()
AŞILANMIŞ HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA
YAŞ MEYVALARI ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI ÜSTÜNDE VE AĞAÇTAN AYRİ) SATMANIN YASAĞI BABI
BELİRLİ AĞAÇLARIN GELECEK BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI HELAK EDEN ÂFET BABI
ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK)
ALIM SATIMLARDA HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI
MÜCÂZEFE SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞ BABI
ZAHİREYİ ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI
GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET BABI
MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ SAGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN HAYVAN)! SATMAK
AKRABA OLAN ESİRLERİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI
GÜMÜŞ YERİNE ALTIN (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK
VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK
FAİZİN AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI
KİM SELEM USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN
ÇOCUĞUNUN MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI
KOCASININ MALINDAN KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA
MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİNYASAKLIĞI
MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME
AŞILANMIŞ HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA
BELİRLİ AĞAÇLARIN GELECEK BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI HELAK EDEN ÂFET BABI
ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK)
ALIM SATIMLARDA HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI
MÜCÂZEFE SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞI
ZAHİREYİ ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI
GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET
MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ AGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN HAYVAN)! SATMAK
AKRABA OLAN ESİRLERİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI
GÜMÜŞ YERİNE ALTIN (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK
VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK
FAİZİN AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI
KİM SELEM USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN
ÇOCUĞUNUN MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI
KOCASININ MALINDAN KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA
MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİN YASAKLIĞI
MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME
AŞILANMIŞ
HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA
2210) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ) dan rivayet edil
diğine göre; Peygamber (Sal fail ahu Aleyhi ve SeUcm) şöyle
buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satın
alırsa onun (o yılkı) meyvesi satıcının
hakkıdır. Meğer ki, müşteri (meyvenin de kendisine âit
olmasını) şart koşa.»
CNftfi* aracılığı ile İbn-i Ömer'den
merfu* olarak rivayet olunan bu hadisi, müellifimiz Hişâm
vasıtası ile Mâlik'den ve Muhammect vasıtası Ue el-Leys'den
rivayet etmiştir.)"
2211) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyatlâhü anhümâydun rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satarsa (o
yük i) meyvesi, ağaçlan satanın hakkıdır. Ancak müşteri (meyvenin kendisine âid olmasını)
şart ettiği takdirde meyve kendisine ait olur. Kim de malı olan bir kaleyi satın alırsa, kölenin
mab satıcının hakkıdır. Meğer ki, müşteri
(kölenin malının kendisine âit olmasını) şart
ede.*"
(Salim aracılığı Ue îbn-i Ömer'den merfû olarak rivayet
olunan bu hadisi müellifimiz, Muhammed vasıtası Ue el-Leys'den ve
Hİsam vâsıtası ile Süfyândan rivayet etmiş, el-Leys ile
Süfyân'ın ikisi de Zühri vasıtası ile Sâlim'den... rivayet
etmişlerdir.)
2212) "... Abd-ı Rabbıh'in Nâfr
aracılığı ile İbn-i Ömer (Radıyallâhü an-en
rivayet ettiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (aşılanmış) hurma
ağaçlarım satan ve (
2213) "... Ubâde bin es-Sâmit (Radtyallâkü anh)'den;
Şöyle elemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müşteri (kendisine âit
olmasını) şart koşmadığı zaman, (satılan)
hurma ağaçlarının meyvesinin, ağaçları
aşılayanın hakkı olduğuna ve (yine) müşteri
(kölenin malının kendisine âit olmasını) şart
etmediği zaman kölenin malının satıcıya âit
olduğuna hükmetti."
YAŞ MEYVALARI
ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI
ÜSTÜNDE VE AĞAÇTAN AYRİ) SATMANIN YASAĞI BABI
2214) " (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü anhümâ)âm rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu,
demiştir:
•Yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye)
elverişliliği be-Urinceye kadar (ağacı üstünde ve
ağaçtan ayrı) satmayınız.»
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) satıcıyı da
alıcıyı dft (bundan) menetmiştir."
2215 "... Ebû Hiireyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Re-sûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Yaş meyvayı (kızarmak, sararmak suretiyle yenilmeye)
elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve
ağaçtan ayrı) satmayınız.»"
2216) "... Câbir (bin Abdillah) (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yaş meyvayı (kızarmak,
sararmakla yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar
(ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı
yasaklamıştır."
2217) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ankyden; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), meyvayı, kızanncaya veya
saranncaya kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı)
satmayı, yaş üzümü yenilebilirliği belirtisi görülünceye kadar
(ağacı üzerinde ve ağaçtan ayrı) satmayı ve hububata,
taneleri sertleşip kuvvet-leninceye kadar satmayı
yasakladı."
BELİRLİ AĞAÇLARIN
GELECEK BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI
HELAK
2218) "... Câbİr bin Abdillah (RaHtyatâhü
anhümâ)'dan; Şöyle demîşiir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Sinin bey'i (denilen muayyen
ağaçların gelecek bir kaç yıllık meyvalarım önceden
satma işOni yasaklamıştır."
2219) "\.. Câbir bin Abdillah (Radtyallâhii anhümâydan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim (ağaç üstündeki) meyvaları satıp sonra (henüz
kesilmemiş iken) meyvalara bir âfet gelirse, satıcı, sakın
kardeşi (olan müşterisi) nden bir mal (yâni meyva bedelinden bir
şey) almasın. Sizden birisi (satıcı) müslüman
kardeşinin (müşterinin) malım neyin karşılığında
alacaktır?»1'
TARTIYI AĞIR
YAPMAK
2220) ''... Süveyd bin Kays (Radıyalîâkü anh)'âen; Şöyle
demiştir:
Ben ile Mahrefe el Abdı Hacer'den bir mikdar satılık elbiseyi
(Mekke'ye) getirdik. (Minâ'da satıyorduk) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (bu arada) yanımıza geldi ve bir uzun içdonunu bizimle
pazarlık etti. (Biz O'na içdonunu sattık) Bizim yanımızda
ücretle tartan bir tartıcı vardı.
(Sattığımız elbise karşılığında
aldığımız bedeli tartan) bu tartıcıya Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ tartıcı! (İçdonu bedelini) tart ve tartını
ağır yap,» buyurdu."
2221) "... Mâlik Ebû Safvân bin Umeyre (Radtyallâhü anh)'âtn; Şöyle
demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e hicret'ten önce (Mekke'de) bir
aded uzun içdonu parçasını sattım. Bunun üzerine O, benim
İçin (içdonu bedelini) tarttı ve benim
lehimde tartıyı ağır
yaptı."
2222) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle
buyurdu, demiştir.
«(Vereceğiniz şeyi) tartacağınız zaman
tartınızı ağır yapınız.»"
ÖLÇÜ VE TARTI (İŞİN) DE
TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK)
2223) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâyâsm rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medîne-i Münevvere'ye geldiği
zaman Medîneliler Ölçü yönünden en bozuk insanlardan idiler. Sonra Allah
Sübhânehu ve Teâlâ; ıjjiikJJ J* j âyetini indirdi. Bu âyet indirildikten
sonra Medineliler ölçü işini iyi yaptılar."
ALIM SATIMLARDA
HİYLE VE ALDATMADAN NEHİY BABI
2224) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre;
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir (küme) zahire satan bir
adamın yanından geçti de mübarek elini kümenin içine sok-tu.
Baktı ki küme hiylelidir (= içi ıslaktır). Bunun üzerine
Resûlul-Iah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Hiyle
2225) "... Ebü'I-Hamrâ1 (16) (Radtyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm: Kendisi, yanında
bir kab içinde bir mikdar (satılık) zahire bulunan bir adamın
yakınlarından geçti ve mübarek elini o zahirenin içine soktu. Sonra
adama:
«Sen galiba hiyle etmişsin. Kim bize hiyle eder — aldatır —sa, o
bizden değildir,» buyurdu."
SATIN ALINAN
ZAHİRENİN (MÜŞTERÎTARAFINDAN) TESLİM ALINMASINDAN ÖNCE (BÎR
KİMSEYE) SATILMASININ YASAKLIĞI BABI
2226) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyaüâhü
anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi satın alırsa bunu (satıcıdan)
teslim alıncaya kadar satmasın.»"
2227) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyattâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi salın alırsa bunu (satıcıdan) teslim
alıncaya kadar satmasın.»
Râvî Ebû Avâne kendi rivayetinde şu ilâveyi yapmıştır:
İbn-i Abbâs demiştir ki: Ben her şeyin (bu hükümde) zahire gibi
olduğunu sanıyorum."
2228) •"-.. Câbir (Radtyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
satıcının ölçeği ve müşterinin Ölçeği olmak üzere
iki ölçekle ölçülmedikçe bir zahireyi satmayı
yasaklamıştır."
MÜCÂZEFE
SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞ BABI
2229) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydan
rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Dışardan eşya getiren) kervandan ölçüp tartmadan götürü usul le
erzak alırdık. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) s
aldığımız erzakı olduğu yerden başka yere
nakletmeden önce satmamızı yasakladı."
2230) -... Osman bin Affân (Radtyallâhü ankyâen; Şöyle demiştir:
Bferr çarşıda fturü hurma satardım ve (müşterilerime) : Ben
(satın alırken) bu ölçekle ölçtüm bu kadardır, derdim ve (tekrar
ölçmeden) o ölçme (hesabı) ile kablar dolusu kuru hurmaları
(müşterilerime) verirdim ve kârımı alırdım. Sonra
böyle satış yapmam hakkında İçime bir şüphe girdi.
Bunun üzerine (durumu) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m)'e sordum.
Buyurdu ki.*
«Sen (satarken) ölçmeyi söz konusu edince hurmayı (yeniden)
ölç.-"
ZAHİREYİ
ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI
2231) "... Abdullah bin Rüsr el-Mâzînî (Radtyallâhü
ankümâyden; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî'den
işittim, buyurdu ki;
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"
2232) "... Ebû Eyyub (el-Ensârî) (Radtyallâhü anh)'âen
rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) :
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"
2233) "... Ebû Üseyd es-Sâidî (17)
(Ra&tyallâfrü <«*>'*«; mistir:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) Nebıyt çarşuma gitti, oraya
baktı. Sonra i
«Burası siz tmü'minler)e (uygun) bir çarşı değildir,»
buyurdu. Sonra başka bir çarşıya gitti. Oraya da baktıktan
sonra:
«Burası (da) size (münâsib) bir çarşı değildir,» buyurdu.
Sonra dönüp bu çarşıya geldi ve burada dolaştı. Sonra:
«Burası sisin çarşınızdır. Sakın bu
çarşı İptal edilmesin ve bu çarşı
(satıcıları ve alıcıları) üzerine vergi
yükletilmesin,» buyurdu.*'
2234) "... Selmân(-i Fârisî —18 — ) (Radıyallâhü a«A)'den; Şöyle
de-miftir:
Be« Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemKden işittim buyurdu fci i
«
2235) "... Sâlim'in dedesi (Ömer bin el-Hattâb) (Radtyallâhü ankümâ)'-dan
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir;
«Kim çarşıya girdiği zaman i
zikrini okursa Allah ona bir milyon hasene (sevab) verir, onun bir milyon
seyyie (küçük hatâ) sini siler ve onun için cennette bir köşk
yaptırır.»"
GÜNDÜZÜN İLK
VAKTİNDE BULUNDUĞU UMULAN BEREKET BABI
2236) "... Sahr el-Gâmidî (RadtyaUâhü ank)'ten rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem).Allahım! Ümmetim için
gündüzün ilk vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti
eyle,- buyurdu, demiştir.
Sahr demiştir ki: ve Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir
askeri birlik veya bir orduyu savaşa gönderdiği zaman gündüzün ilk
vaktinde gönderirdi.
(Râvî) demiştir ki: ve Sahr ticâretle iştigal
2237) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'d*n rivayet
edildiğine göre-ResnluUah (Sallallahü Aleyhi ve S eli em) :
-Attanım! Ümmetim için Perşembe gününün ük vaktini (yâni bu vakitte
yaptıkları işi) bereketti eyle,» buyurmuştur."
2238) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan
rivâytt «dediğine göre; Peygamber (SaUaüahü Aleyhi ve Sellcm) şöyle
dua etnûçtir:
«Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte
yaptıkları işi) bereketli eyle.»"
MUSARRÂT (=
MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK İÇÎN)SÜTÜ SAGlLMAYIP GÖĞSÜNDE
BİRİKTİRİLEN
HAYVAN)! SATMAK
2239) "... Ebû Hüreyre (Radtyatlâhü anhyden rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
•Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü
sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın
alan bir kimse (hayvanı
2240) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydaa rivayet edildi'
ğine göre; Resûlullah (SallaHahü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Ey insanlar! Muhaffele (~ müşteriyi aldatmak amacıyla sütü
sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın
alan bir kimse (hayvanı geri vermek hususunda) üç güne kadar serbesttir.
Müşteri onu geri verecekse onunla beraber, sağdığı
sütünün iki mislini (Veya eldeki) bir mislini (n kıymeti kadar)
buğday da versin.»"
2241) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü <m*)'den;
Şöyle demiştir:
Sadık ve masdûk olan Ebü'I-Kasım (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) üzerinde
çehâdet ederim ki O, bize şöyle buyurdu 1
-Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp
göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve
aldatmak, hiç bir müslümana helâl değildir."
2242) !t... Aişe (Radtyallâhü ankâyâstn; Şöyle demiştir
: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (satın
alınan*) kölenin
gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu olması neden, ile
(muş
terinin hakkı) olduğuna hükmetti."
2243) "Âişe (Radıyallâhü a»Aâ/dan; Şöyle
demiştir:
Bir adam bir köleyi satın aldı ve çalıştırıp
ondan gelir sağladı. Sonra kölede bir kusur bulup
(satıcıya) geri verdi. Bunun üzerine satıcı: Yâ Resülallah!
Adam, benim kalemi çalıştırıp ondan gelir
sağladı, dedi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu
olması nedeni ile (müşterinin hakkı) dır.»
buyurdu."
2244) "... Semüre bin Cündüb (Radıyattâhü anh)'den
rivayet edildiğine ; Resûlullah (Sattallahü Aleyhi ve Seltem), şöyle
buyurdu, demiştir: • (Satılan) kölenin uhdesi (yâni
alıcısının muhayyerliği veya
satıcısının zimmetinde olduğu süre) üç
gündür.-"
2245) "... Ukbe bin Âmir (RadtyaUâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakii Aleyhi ve Seîlem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Dört günden sonra uhde yoktur.»"
2246) "... Ukbe bin Âmir (Radtyallâhü anhyâen rivayet edildiğine
göre, kendisi Resûlullah (SaHaîlahü Aleyhi ve SeMem y den şunu
işitmiştir r
«Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir
2247) "... Vasile bin el-Eska' (Radıyallâhü onftj'den;
Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki:
«Kusurunu açıklamadığı bir mah satan bir kimse, dâima
Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona
lanet ederler.»"
AKRABA OLAN ESİRLERİ
BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI
2248) "„. Abdullah bin Mes'ûd (Radtyollâhü an A)'den;
Şöyle demiştir
Esirler getirildiği zaman Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem), ayni
ev halkını biribirinden ayırmak istemediği için hepsini
toplu halde (bir kişiye) verirdi."
2249) "... Ali (bin Ebî Tâlib) (Radtyaltâhü <mA)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
bana/kardeş ve gence-cik iki köle hibe etti. Ben bunların birisini
sattım. Sonra Resûl-ı Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
.O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)* buyurdu.
Bent
Bunların birisini sattım, dedim. ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
•Onu geri al,» buyurdu."
2250) "... Ebû Mûsâ (el-Eş'ârî) (Radtyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
câriye üe çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden
ayıran kimseye lanet etmiştir.
2251) "... Abdülmecîd bin Vehb (Radtyallâhü onAJ'den; Şöyle
demiştir: El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (Radıyallâhü anh) bana dedi
ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in benim için
yazdığı (yazdırdığı) bir yazıyı
Bu, el-Addâ' bin Hâlid bin Hevze'nin, Allah'ın BesûlÜ Muham-med
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den satın aldığı maltın
satışına âit yazı)dır. El-Addâ1, Ondan bir köle veya
bir câriye satın aldı. (Bu satış) müslümanın müslümana
satışıdır. (Satılan malda) hiçbir hasta-hk yok, hiçbir
aldatma yok ve hiçbir huysuzluk yoktur."
2252) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin
Amr) (Radtyallâkü an-y&m rivayet edildiğine göre; Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun
hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve
vasıflar) in hayırlısını şüphesiz senden
diliyorum. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın (huylarla
vasıflar) m şerrinden de şüphesiz
SARF (ALTINI
ALTINLA, GÜMÜŞÜ GÜMÜŞLEDEĞİŞTİRMEK) VE
BİRİSİ DİĞERİNDEN MİKDARCAFAZLA İKEN.
PEŞİN DE OLSA MÜBADELESİ CAİZ OLMAYAN MALLAR
2253) "... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anAJ'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«(Tartı bakımından eşit .de olsalar) altını
altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine;) Al bunu, (diyerek elindeki altına peşin vere) ve
(diğeri de ona :î Al bunu, (deyip elindeki altını peşin
vere). (Ölçü bakımından eşit de olsalar) buğdayı buğdayla
(satmak) da faizdir- Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;)
Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere) ve
(diğeri de ona:) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı
peşin vere). Arpayı arpa ile (mik-darları ayni de olsa satmak)
de faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek
yanındaki arpayı peşin vere) ve (diğeri de buna:) Al bunu
(diyerek yanındaki arpayı peşin vere). Hurmayı (ayni miktar
da olsa) hurma ile (satmak) da faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine:) Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere) ve
(diğeri de ona); Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin
vere).*"
2254) "... Müslim bin Yesâr ve Abdullah bin Ubeyd'den;
Şöyle demiştir :
Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (Radıyallâhü anhüm) (bir gün) bir
kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin es-Sâmıt, onlara
(orada bulunan müslümanlara) şu hadisi nakletti:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) bizi gümüşü gümüşle,
altını altınla, buğdayı buğdayla, arpayı
arpayla ve hurmayı hurmayla (Müslim ile Abdullah'dan birisi demiştir
ki: Ve tuzu tuz ile, — diğeri bunu söylememiş —) satmaktan nehiy
etti. (Meğer ki biribiri ile satılmak istenen bu iki şey
biribirine eşit olup ikisi de peşin ola.), Buğdayı arpa ile
ve arpayı buğday ile elden ele (yâni ikisi de peşin olmak
kaydı ile) dilediğimiz gibi (yâni mikdarlan eşit olmasa bile)
satmamıza izin verdi.'*
2255) "... Ebû Hüreyre (Radıyalİâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü
gümüşle, altım altınla, arpayı arpayla ve buğdayı
buğdayla (satabilirsiniz.)-"
2256) "... Ebû Saîd(-i Hudri) (Radıyallâhü anhyâen;
Şöyle demiştir!
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) biz (mücâhidlerJe (hazinedeki) kanşık
hurmalardan (tayin) verirdi. Biz de bunu iyi kaliteli hurma ile
değiştirirdik ve iyi hurmanın değer farkına
karşılık olmak üzere aldığımız mikdardan
fazla mikdarda hurma verirdik. (Bunun iki saını bir sâ hurmaya
satardık). Bunun üzerine Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İki sâ (hurmayı) bir sâ hurmaya ve iki dirhem (gümuşu) bir
dirhem (gümüş) e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve tartıca
eşit olmakkaydı ile) dirhem, dirhemle dinar da dinarla
(satılabilir) iki dirhem arasında ve iki dinar arasında
(satışı bozucu) fazlalık ancak tartı
bakımından olan (fazlalık) dır.»"
2257) "... Ebû Hüreyre (Radtyattâhü anh)'den; Şöyle
demiştir:
Ben Ebû Sald-i Hudri (Radıyallâhü anh)'den: Bir dirhem (gümüş) ancak
bir dirhem (gümüş) ile ve bir dinar (altın) da ancak bir dinar
(altın) ile (yâni fazlalıksız satılır), sözünü
işittim. Bunun üzerine ben kendisine:
Ben îbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) 'dan başka şey (Yâni
veresiye olmazsa mübadele edilen gümüşlerin veya altınların
ağırlığının eşit olmamasında faiz yoktur)
dediğini işittim, dedim. Ebû Saîd şöyle cevab verdi:
Ben İbn-i Abbas'a rastladım ve ona: Sarf (yâni peşin olarak
altını fazla altınla ve gümüşü fazla gümüşle
değiştirmenin câizliği) hakkında söylemekte olduğun
sözün mesnedinden bana haber veri Bu, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'den işittiğin bir şey mi, yoksa Allah'ın
kitabında bulduğun bir hüküm mü? diye sordum. İbn-i Abbâs i
Ben bu hükmü Allah'ın kitabında bulmadım ve Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den de işitmedim ve lâkin Üsâme bin Zeyd
bana dedi ki i Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Faiz, ancak veresiyede bulunur.» buyurdu.1'
2258) "... Ebü'l-Cevzâ (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir:
Ben Ondan yâni İbn-i Abbâs'dan işittim: Sarf (yâni peşin olmak
kaydı ile ağırlığı eşit olsun, olmasın
gümüşü gümüşle ve altmı altınla satma) işine fetva
veriyordu ve kendisinden bu fetva naklediliyordu. Sonra bu fetvadan rucû
(dönüş) ettiği haberi bana ulaştı. Bir sûre sonra Mekke'de
kendisine rastladım ve t
Senin bu hükümden rucû ettiğin haberi bana ulaştı, dedim.
Kendisi:
Evet. O hüküm benim bir görüşüm idi. Halbuki işte Ebû Saîd (-i
Hudrî), Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in sarf işini
yasakladığını heber veriyor, dedi."
2259) "... Ömer bin el-Hattâb (RadtyaUâhii anh)'dea rivayet
edildiğine göre; ResÛlullah (Sallaüakv Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir
«Altını gümüşle (satmak ve gümüşü altınla satmak) ribâ
(= faiz)dır. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al,
(diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:) bunu al,
(diyerek vereceğini peşin vere).»
(Müellifin şeyhi) Ebû Bekir bin Ebİ Şey be dedi ki: Ben S
üfyandan şunu söylerken işittim: «Altını gümüşle»
(buyurulmuştur). îyi-ce hıfzediniz."
2260) ;>... Mâlik bin Evs bin el-Hadesân (Radtyallâhü anh)'den: Şöyle
demiştir:
Ben (bir gün sahabîler meclisine) gelerek: Kim dirhemlerini (altınla)
değiştirmek ister? diye sordum. (Cennetle müjdelenen 10 zâttan) Talha
bin Ubeydillah, Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anhü-mâ)'mn yanında
iken (bana) :
Altınını bize ver. Sonra kesedarımız (Gabe'den)
gelince sen bize gel, dirhemlerini vereceğiz, dedi. Bunun üzerine Ömer
(Radıyallâhü anh) Talha (Radıyallâhü anh)'a hitaben:
Hayır, (böyle olmaz) vallahi. Sen ya ona dirhemlerini şimdi
vereceksin veya onun altınını kendisine geri vereceksin. Çünkü
Resü-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Gümüşü altınla satmak faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve
(diğeri de ona:) Bunu al, (diyerek vereceğini peşin
vere.)» buyurdu."
2261) "... Ali bin Ebî Tâlib (Radtyallâkü ank)'âen rivayet
edildiğine göre; Resûluliah (Sallattakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Aralarında ağırlık farkı olmaksızın
altın altınla, gümüş de gümüşle
(değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan bîr kimse,
altın im on un-la değiştirsin. Altına ihtiyacı olan
da, gümüşünü onunla değiştirsin. Sarf (yâni bu
değiştirmelerin hepsi) şöyle olur: (Taraflardan birisi
diğerine:) Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir) ve
(diğeri de ona.
Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir.)»"
GÜMÜŞ
YERİNE ALTIN (ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK
2262) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaltâhü o**ümâ)*da*i
Şöyle de-mistir:
Ben deve satardım. (Bazen deve bedeli olan) «^
JV
tm ahrdun. (Bazen deve bedeli olan) alto yerine gümtt, atatan. (Bazen)
dirhemler yerme dinarlar ve (bazen) dinarlar yertae dirhemler aurdun. Sonra (bu
durumu) Peygamber (Sallallahü Alev hi ve Sellem)'e sordum. O s
Süneni Hwti M»<»
•Sen altın ve gümüşten birisini alıp diğerini verdiğin
zaman senin ile (alış veriş ettiğin) arkadaşın
arasında (alınıp, verilenden ötürü) bir
karışıklık (yâni Ödenmemiş bir şey) varken
sakın ondan ay-nlma,- buyurdu.
Bu hadis ikinci bir senedle de yine İbn-i Ömer vasıtasıyla
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den rivayet edilmiştir."
2263) "... Alkame'nin babası Abdullah (bin Sinan
el-Müzenî) (Radtyal-lahü ankümâ)'öan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müslümanlann tedavüldeki sikkeli
(altın ve gümüş) paralarını bir ihtiyaç (ve gerek) yok iken
kesip kırmayı yasakladı."
2264) "... Züher oğullarının mevlâsı Zeyd
Ebû Ayyaş (Radıyallâhü anh)'~ den rivayet edildiğine göre;
Kendisi arpanın, süit (peygamber arpası) ile satın
alınmasının hükmünü Sa'd bin Ebî Vakkas (Radıyallâhü anh)'a
sormuştur. Sa'd kendisine: Bunlardan hangisi (hacım ölçüsü
bakımından diğerinden) fazla olur? diye sormuş. Kendisi -.
Arpa (fazla olur), diye cevab vermiştir. (Zeyd demiş ki:) Bunun
üzerine Sa'd (Radıyallâhü anh) beni bu alım satımdan menetti ve
şöyle dedi: Ben şu olaya şâhid oldum i Yaş hurmayı
kuru hurma ile satın almanın hükmü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) e soruldu. Bunun üzerine O;
«Yaş hurma kuruduğu zaman (hacım ölçüsü bakımından)
eksilir mi?» buyurdu. Sahâbîler -.
Evet, dediler. Bunun üzerine O, bundan (yâni yaş hurmayı kuru hurma
ile satın alınmasını) nehiy buyurdu."
2265) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü atthümâ)'âan;
Şöyle demiş-
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Müzâbene*yi
yasaklamıştır. Müzâbene; Adamın, hurmalıgındaki
yaş hurmayı (ağacında) ölçekle (tahmin ederek) kuru hurma
ile satmasıdır. (Keza) bagın-daki yaş üzümü (dalmda,
tahmini) ölçekle kuru üzüm ile satmasıdır ve tarlasında bulunan
başağındaki taze buğdayı (yine tahmini) ölçekle safi
buğday ile satmasıdır. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) bunların hepsinden nehiy buyurmuştur."
2266) "... Câbîr bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâyâzn; Şöyle
demiştir:
Resûlullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Münâkale ve Müzâ-bene'den
nehiy buyurmuştur."
2.267) "... Râü' bin Hadîc (Radtyallâhü an A)'den; Şöyle
demiştir:
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Münakale ve Müzâbe-ne'den nehiy
buyurmuştur."
ARÂYÂ (BELİRLİ BÎR KAÇ
AĞACIN ÜSTÜNDEKİ YAS HURMAYI) KURU HURMA OLARAK
TAHMİNEN TAKDİR ETMEK SURETİYLE CPEŞÎN KURU HURMA ÎLE)
SATMAK
2268) "... Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (Radıyallâhü
anhümyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî 'in Ariyye (yâni belirli bir kaç
ağacın üstündeki yaş hurmayı kuru hurma olarak tahminen
takdir etmek suretiyle, tahmin edilen mikdardaki peşin kuru hurma ile
satılması) hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana
haber verdi."
2269) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâkü an/tsimâ^dan;
Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in Ariyye (yâni belirli
bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru hurma olarak
mikda-
nnı tahmin etmek suretiyle (o mikdardaki peşin kuru hurma ile)
satılmasına ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi.
(Râvi) Yahya demiştir ki t Ariyye, kişinin aile ferdlerinüı
azığı olan kuru hurmasını verip bununla birkaç hurma
ağacının (üstündeki) yaş hurmayı kuru hurma olarak
tahminen takdir etmek Suretiyle satın almasıdır."
VERESİYE
OLARAK HAYVANI HAYVANLA SATMAK
2270) "... Semûre bin Cündüb (Radtyallâhü oflAJ'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), veresiye
olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladı.*'
2271) "... Câbir (bin Semûre) (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (SalldUahü Aleyhi ve Sellem) :
«Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta
bîr beis (sakınca) yoktur,» buyurdu ve bu satışın veresiye
olarak yapılmasından kerahet etmiştir."
2. Veresiye olursa hayvanı hayvanla satmak yasaktır. Satılan ve
satın alınan hayvanların sayısı eşit olsun
olmasın hüküm aynidir. Yukarda anlattığım gibi bu
görüş Ebû Hanîfe, Küfe' nin diğer âlimleri ve A h m e d'in
görüşüdür. İhtiyata en uygun olan görüşün bu görüş
olduğu söylenmiştir.
Cumhura göre peşin bir hayvanı veresiye bir veya birden fazla
hayvanla satmak caizdir. Ancak satılan ve satın alınanın
ikisi de veresiye olursa satış caiz değildir. Bu hususta da
gereken bilgi yukarda verildi.
ELDEN ELE (YÂNÎ SATILAN VE ALINANIN
ÎKÎSÎ DE PEŞÎN OLARAK) HAYVANLARI SAYICA FAZLA HAYVANLARLA MUBAYAA ETMEK
2272) Enes (bin Mâlik) (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (mü'minlerin anası) Safiyye (bint-i
Huhey) 'yi yedi baş (cariye - köle) ile satın aldı.
(Râvî Abdurrahman dedi ki: (Peygamber, Safiyye'yi)
Dihye el-Kelbrden (satın aldı.)"
FAİZİN
AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI
2273) "... Ebû Hüreyre (Rodıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan
bir kavmin üzerine vardım. Bunların karınlarında
dışardan görülen yılanlar vardı. Ben: Bunlar kimlerdir? Yâ
Cebrail! diye sordum. Cebrail dedi ki: Bunlar faiz yiyicileridir.»"
2274) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anAJ'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Faiz, yetmiş çeşit günahtır. Bunların en
hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi)
günahı kadardır.»"
2275) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anA)'den rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur :
«Faiz yetmişüç kapı (çeşit) dir.»"
Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi sahihtir. Râvl îbn-i
Adl'nin adı Muhammed bin ibrahim olup sıka bir zâttır. Bu hadisi
Şutıe'den yalnız kendisi rivayet etmiştir.
2276) "... Ömer Mn el-Hattâb (Radtyallâhü
anhydetı; Şöyle demiştir:
Son inen âyet, faiz âyetidir. Resülullah (Sallallahâ Aleyhi ve Sel-lem) de bu
âyeti (teferruatı ile) tefsir etmeden vefat etti. Artık siz faizi de
faiz şüphesi bulunan muameleyi de bırakınız."
2277) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü ank)'den rivayet
edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene,
şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz lanet etti."
2278) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Saltallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir:
(And olsun), şübhesiz İnsanlar üzerine Öyle bir zaman gelecek ki,
onlardan, faiz yemeyen (yâni almayan) hiç kimse kalmıyacaktır.
Artık faiz yemeyene de faizin tozu konacaktır.1'
2279) "... (Abdullah) bin Mes'ûd (Radıyallâkü a»*)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu,
demiştir:
-Faizden mal çoğaltan hiç bir kimse yoktur ki İsinin âkibeti
malın azalmasına dönüşmesin.»
SELEF
(DENİLEN SATIŞ NEVÎ) BİLİNEN BİR ÖLÇEK VE
BİLİNEN BÎR TARTI İLE VE MALÛM BİR VÂDEYE BAĞLANARAK
YAPILIR
2280) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyaliâkü anhümâydan; §öyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine-i Münevvere'ye)
geldiğinde, halk iki, üç yıllık vâdede hurma (yi teslim etmek ve
bedelini peşin ödemek üzere) selef muamelesini yaparlardı. Bunun
üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t
«Kim selef usûlü İle hurma (gibi bir şey) almak isterse (taraflarca)
bilinen bir ölçek veya bilinen bir tartıyla ve muayyen bir vadeye değin
akid yapsın.»"
2281) "... Abdullah bin Selâm (21) (Radtyaltâkü anh)'âen; Şöyle
demiştir :
Bir adam (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geldi ve
(Yahudilerden bir kavmi kasdederek) :
Falanın oğulları müslüman oldular. Fakat cidden aç kaldılar.
Bundan dolayı dinden dönmelerinden korkuyorum, dedi. Bunun üzerine
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :«Kimin yanında (bir şey)
vardır?» buyurdu. Yahudilerden bir adam t
Benim yanımda bu kadar Cnakid) vardır, (Zannımca üç yüz dinar,
dedi) falanın oğullarının bahçesinden (alınacak meyva
üzerine) şu ve bu fiyatla (selem akdini yaparım,) dedi. Bunun üzerine
Resû-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Şu ve bu fiyatla ve şu şu vâdeyle (olur). Fakat falanın
oğullarının bahçesinden (elde edilecek meyva kaydı) olmaz,»
buyurdu.
2282) "... Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid (Radıyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir :
Selem (usûlü ile yapılan akid esnasmda satıcının
yanında mal yoksa bu akdin caiz olup olmadığı) hususunda
Abdullah bin Şeddâd (bin el-Hâd) ile (Küfe kadısı Âmir bin Ebî
Müsâ el-Eş arî) Ebû Bür-de arasında ihtilâf çıktı. Bunun
üzerine (Tabii olan bu zâtlar) beni (Sahâbîlerden) Abdullah bin Ebi Evfâ
(Radıyallâhü anhüml'a gönderdiler Ben de (gidip) ona sordum. (Soruma cevaben)
:
Biz, (gerek) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta İken ve
(gerekse) Ebû Bekir'in ve Ömer'in (halifelikleri) zamanın-da buğday,
arpa, kuru üzüm ve kuru hurma için, yanlarında bu mallar bulunmayan bir
kavimle selem muamelesini yapardık, dedi.
(Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid demiştir ki:) Sonra ben (bu soruyu
sahâbilerden) İbn-i Ebzâ (el-Huzâi) (Radıyallâhü anh) a (da) sordum.
O da böyle (Yâni Abdullah bin Ebi Evfâ gibi) cevab verdi"
KİM SELEM
USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU
BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN
2283) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Sen selem usûlü İle bir mal satın aldığın zaman
(teslim almadan önce) onu başka bir mal İle değiştirme.»
(İbn-i Mâceh demiştir ki:) Abdullah bin Said de Ebû Said-i Hudrî
(Radıyallâhü anh)'m bu hadisini merfû olarak, ayni metin ve ayni senedle
rivayet etti. Ancak kendisi râvî Sa'd'ı zikretmedi.'*
MUAYYEN BİR HURMA
BAHÇESİNİN AĞAÇLARIMEYVA ÇİÇEKLERİNİ ÇIKARMAMIŞ
İKEN BUNUNMAHSÛLÜ OLACAK HURMALARIN SELEM USÛLÜ İLE MUBAYAASI
2284) "... Necrân'lıdan rivayet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Ben Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ) 'ya;
Muayyen bir hurmalığın ağaçlan hurma çiçeklerini
çıkarmadan
önce onun hurmalarını selem usûlü ile satın alırım?
(Bu caiz mi?) dedim. Abdullah bin Ömer:
Hayır, (Böyle yapma,) dedi. Ben t
Niçin? diye sordum. Kendisi:
Resûluilah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam, henüz hurma
çiçeklerini çıkarmamış olan hurma ağaçlarımı
oah-çesinün vereceği hurmalar) da selem yaptı. (Yâni peşin bedel
ödeyerek alınacak hurma mahsûlünü satın aldı). Sonra o
hurmalık o yıl hiç mahsul çıkarmadı. Bunun üzerine müşteri:
Bu hurmalık mey-va verinceye kadar bana aittir, dedi. Satıcı da:
Ben sana bunun yalnız bu yılki meyvalannı sattım, dedi.
Sonra müşteri ile satıcı ihtilâflarını Hesûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e arz ettiler. Bunun Üzerine Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), satıcıya:
«Müşteri senin hurmalığından bir şey (mahsul)
aldı (mı)?» buyurdu. Satıcı i
Hayır, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «O halde sen
müşterinin malını ne hakla kendine helâl adeder-sin? Kendisinden
aldığını iade et ve (Ey mü'minler) yenilmeye
elverişliliği bel irine ey e kadar hurma ağaçları (in mey
vasin) da selem muamelesini yapmayınız,- buyurdu."
2285) *'... (Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve SeHem)'\n azadh kölesi) Ebû Râfi'
(Radtyallâhü anh)'<\en\ Şiiyle demiştir;
Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) bir adamdan bir bekr (denilen gencecik
deve) ödünç aldı ve: «Zekât develeri geldiğinde (onunla) senin
borcunu öderiz,» buyurdu. Sonra zekât develeri geldi. Resül-i Ekrem
(Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ Ebâ Râfi! Bu adama, alacağı olan bekr*ini (= gencecik devesini)
öde,» buyurdu. Ben (getirilen zekât develeri içinde) ancak rebâi (ismi verilen
yedi yaşındaki deve) ve daha yüksek yaştaki (üstün) develeri
buldum. Bunun üzerine (adamın devesine denk deveyi bulamayıp daha
üstün develerin bulunduğunu) Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem)'e
haber verdim. Ot
«Adama (devesinden üstün olanı) ver. Çünkü insanların en
hayırlısı, borcunu en güzel şekilde verenidir,-
buyurdu."
2286) "... Irbâd bin Sâriye (Radtyallâhü an/r J'den;
Şöyle demiştir:
Ben, Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bör bedevi
gelip Resul-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) 'e ı Ala-CB&b
olduğum bekrimi (= gencecik devemi) öde, dedi. Resûl-i Ek-mm
{Şallallahü. Aleyhi ve Sellem) ona yüksek yaşta (yâni devesinden
üstün) bir deve verdi. Bedevi *
Yâ Resûlallah! Bu, benim devemden yaşça üstün (yâni daha kıymetli)
dir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İnsanların en hayırlısı, borcunu en iyi şekilde
ödeyenidir.» buyurdu/'
2287) "... Es-Sâib (Radtyallâkü a«A)'den rivayet edildiğine gör»;
Bey-gamber (Sallallahü Aleyhi ve SeUem)'e şöyle demiştir:
Câhiliyet devrinde sen benim ortağım idin. Sen ortafcfom ©İfc
hayırlısı idin. Sen bana ne muhalefet ederdin, ne de
münakaşa ederdin."
2288) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâkü ank)'den;
Şöyle demiştir: Ben, Sa'd ve Ammâr Bedir (savaşı) günü elde
edeceğimiz (ganimet) de ortaklık (akdini) yaptık. Sonra
(savaş bitiminde) ne ben ne de Ammâr bîr şey getirdik. Sa'd (ise)
İki erkek (esir) getirdi."
2289) "... Suheyb (26) (bin Sinan) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Üç şey vardır ki bereket onlardadır: Vadeli satış,
mukarada (denilen ortaklık) ve satmak için değil de ev (zahiresi)
için arpa ile
buğdayın karışımları.»"
ÇOCUĞUNUN
MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI
2290) "... Aîşe (Radtyallâhü ankâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz sizin yediğinizin en helâli, (meşru)
kazancınızdan olan (lokma) dır. Şüphesiz sizin
çocuklarınız da sizin kazancınızdandır.»"
2291} "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâ)'dan rivayet
edildiğine göre bîr adam:
Ya Resûlaüah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da
cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine
Resûİ-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (adama) :
«Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal)
dır.» buyurdu."
2292) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Radtyallâhü anhüm)'dGn rivayet edildiğine göre:Bir adam Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geıerek t Babam cidden benim
malımı kökünden tüketti, dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;
«Sen babanın (kazancı) sın, senin malm da ona (helâl) dır.»
buyurdu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Öyle de buyurdu ı
«(Ey mü'minler:) Şüphesiz sizin evladınız sizin en helal
kazan-cuuzdandır. Bunun için onların mallarından y ey
iniz.-"
KOCASININ MALINDAN
KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA
2293) "... Âişe (Radtyallâhü û»Aâ/dan; Şöyle
demiştir: Hind (Radıyallâhü anhâ), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'e gelerek t
Ya Resûlallahl (Kocam) Ebû Süfyân cimri bir kimsedir. Bana ve çocuğuma
yetecek kadar nafaka vermiyor. Ancak kendisinin bilgisi olmaksızın
malından aldığım mikdar bize yetiyor, dedi. (Ve bunun
sakıncalı olup olmadığını sordu.) Bunun üzerine
Resûl-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Örfe göre kendine ve çocuğuna yetecek mikdan (onun malından) al»
buyurdu."
2294) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydzn rivayet edildiğine göre;
Resûlul-lah (Saliallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kadın, israf etmeyerek (örf ve âdeta uygun olarak) kocasının
evinden (onun rızasıyla) infak (ve ikram) ettiği zaman, (râvi
Mu-hammed dedi ki: Babam — Abdullah — kendi rivayetinde: «Kadın
yedirdiği zaman» ifâdesini söyledi.) kadının sevabı
kendisine olur. Kocası da bu malı kazandığı için o
kadar sevab kazanır. Kadın İse infak ettiği için sevab
kazanır. Hizmetçiye de bu kadar sevab olur. Allah bunların
sevablarından hiç bir şey eksiltmez (veya kocanuı sevabı,
karısının ve hizmetçinin sevablarından bir şey
eksiltmez.)»"
2295) "... Ebû Ümâme el-Bâhilî (Radıyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu kiı
«Kadın kocasının (açık veya kapalı) izni
olmaksızın evinden (yâni kocasının malından) hiç bir
şey infak (ve sadaka) edemez.» Oradakiler :
Yâ Resûlallah! Yemeği de infak edemez (mi) ? diye sordular. Re-sûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yemek en üstün mallannızdandır.» buyurdu."
2296) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'dtn;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kölenin
dâvetine icabet ederdi.
2297) "... Umeyr mevlâ Âbî'1-Lahm (Radıyallâhü anhümâ)'dan;
Şöyle demiştir :
Benim efendim (Âbi'1-Lahm) bana yiyecek verirdi. Ben de bundan yedirirdim.
Efendim beni (bundan) menetti veya (Umeyr) dedi ki t (Efendim) beni dövdü.
Bunun üzerine (bu durumu) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e ben sordum
veya o (yâni efendim) sordu. Ben i
(Başka adama yedirme işinden) vazgeçmem veya bunu bırakmam,
dedim. Resûl-i Ekrem (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) de:
«(Başkasına yedirmeye ait) sevab ikinizin arasındadır.»
buyurdu."
BİR KAVME ÂÎT MÂŞİYE
(KOYUN. KEÇİ, İNEK, MANDA VE DEVELER) VEYA BAĞ - BAHÇE
ÜZERİNDEN GEÇEN BİR KİMSE ONDAN BİR ŞEY
ALABİLİR Mİ?
2298) "... (Guber oğullarından) Abbâd bin Şürahbîl
(Radıyattâhü anh)*-den rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Başımıza bir açlık ve kıtlık yılı
geldi. Ben de Medİne-i M üne v ve-re'ye gittim ve bu yerin bahçelerinden
birisine vardım. Bir miktar başak alıp oğarak tanelerini
çıkardım. Birazını yedim. Kalanını da elbisemin
içine koydum. (Bu arada) bahçe sahibi geldi, beni dövdü ve elbisemi aldı.
Ben de Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanma varıp O'na (bu
durumu) anlattım. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bahçe
sahibi olan) adama: "O, aç iken sen ona (bir şey) yedirmedin ve o,
câhil iken sen ona (bir şey) öğretmedin," buyurdu. Sonra
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in emri ile bahçe sahibi, Abbâd'm
elbisesini kendisine geri verdi ve Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Abbâd'a bir veya yarım vesk yiyecek verilmesi için emir buyurdu."
2299) *'... Râfi' bin Amr el-Ğifârî (Radtyallâhü o»A/den; Şöyle
demiştir:
Ben erginlik çağma yaklaşmış bir yaşta İken
(meyvasını düşürüp yemek için) hurma ağaçlarımıza
—veya demiş ki— Ensâr'ın hurma ağaçlarına taş
atardım. Sonra (bir defa yakalanıp) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'e getirildim. Resûl-i Ekrem (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) de bana t
— «Yâ ğulâm (yetişkin çocuk)! — Râvî tbn-İ Kâsib
demiş ki, Re-sûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Yâ
oğulcuğum! —Sen niçin hurma ağaçlarına taş
atıyorsun?» buyurdu. Râfi' demiş ki ı Ben:
— (Düşürdüğüm hurmayı) yiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem t
— «Bundan sonra hurma ağaçlarına taş atma da yere
düşmüş olan hurmaları ye.» buyurdu. Râfi' demiş kii Sonra
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) elini başıma sürdü ve
ı
«Allahım bunun karnını doyur.» buyurdu."
2300) "... Ebû Saîd(-i Hudrî) (Radtyallâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur:
«Sen bir çobanlın sürüsünün) üzerine vardığınız zaman
çobanı üç defa yüksek sesle çağır. Eğer çoban cevab
verirse, (ondan izin alıp süt içersin). Eğer çobandan bir ses
çıkmazsa (yâni görülemez-se) bozgunculuk etmeksizin (sütü sağıp
götürmeksizin)" sürüsünün sütünden içebilirsin. Bir bahçenin
duvarının üzerine vardığın zaman da bahçe sahibini üç
defa yüksek sesle çağır. Eğer sana cevab verirse, (ondan izin
alarak mahsulden yersin). Şayet bahçe sahibinden bir ses çıkmazsa,
bozgunculuk etmeksizin (mahsûlü götürmek-fcizin) yiyebilirsin.»"
2301) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydzn rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi bir bahçenin üzerinden geçtiği zaman (meyvala-nndan) yesin.
Fakat ondan bir şeyi elbisesinin içine koyup götürmesin.."
MÂŞİYE
(YÂNÎ KOYUN, KEÇf, İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ
OLMADIKÇA SÜTÜNDEN İÇMENİNYASAKLIĞI
2302) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâyâan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Salon herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın mâşiye
(koyun, keçi, inek, manda ve deve) sinin sütünü sağmasın. Birinizin
kilerine gidilip kapısı kırılarak zahiresinin
çıkarılması onun hoşuna gider mi? (Bu da böyledir.) Çünkü
onların (süt veren) hayvanlarının memeleri şüphesiz onlar için
(kiler gibi) gıda maddelerini saklar. Bu itibarla, sakın herhangi
biriniz, bir adamın izni olmaksızın maşiyesinin sütünü
sağmasın.»"
2303) '... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'der\ ; Şöyle demiştir: Biz
(bir defa) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'İn berinde yolculuk
ederken, memeleri ıdâ (denilen bitki) fle bağh bir deve sürüsü ile
karşılaştık. Biz (sütünü saj£ıp içmek üzere) develerin
olduğu yerde toplandık. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) bizi çağırdı. Biz de O'nun yanına döndük. BartH
Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Şüphesiz bu deve sürüsü müslümanlardan bir ev halkının
malıdır. Sütü de onların azığı ve Allah'tan sonra
(muhtaç oldukları) bereket (ve hayırlı malı)dır.
İçinde yol azığınız bulunan
kablarınızın yanına döndüğünüzde, içindeki
azıklarınızın götürülmüş olduğunu
anlamanız sizi sevindirir mi? Bunu adalet olarak görüyor musunuz-?
buyurdu. Sahâbîler:
— Hayır, dediler. Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Şüphesiz bu da öyledir.» buyurdu. Biz:
— Eğer yiyeceğe ve içeceğe muhtaç olursak ne emredersin?
dedik. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«— Ye de götürme ve iç de götürme.» buyurdu."
MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN, KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME
2304) "... Ümmü Hâni' (Radtyallâhü anhâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisine :
«Koyun ve keçi edin. Çünkü bu hayvanlarda bereket vardır.»
buyurmuştur."
2305) "... Urve el-Bârıkî (Radtyallâhü anh)'den merfû olarak rivayet
edildiğine göre şöyle buyurulmuştur :
«Develer, sâhibleri için bir izzettir. Koyun ile keçi de berekettir ve
hayır, kıyamet gününe kadar atların alınlarında
düğümlüdür.»"
2306) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydân
rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir: «Koyun ve keçi cennet
hayvanlarındandır.*"
2307) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) zenginlere
koyun ve keçi edinmelerini ve fakirlere tavuk edinmelerini emretti ve buyurdu
ki i
.Zenginler, tavuk edindiklerinde Allah köylerin helak olmasını
diler.-
AŞILANMIŞ
HURMA AĞAÇLARINI VEYA MALIOLAN KÖLEYİ SATAN KİMSE HAKKINDA
2210) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ) dan rivayet edil
diğine göre; Peygamber (Sal fail ahu Aleyhi ve SeUcm) şöyle
buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satın
alırsa onun (o yılkı) meyvesi satıcının
hakkıdır. Meğer ki, müşteri (meyvenin de kendisine âit
olmasını) şart koşa.»
CNftfi* aracılığı ile İbn-i Ömer'den merfu* olarak
rivayet olunan bu hadisi, müellifimiz Hişâm vasıtası ile
Mâlik'den ve Muhammect vasıtası Ue el-Leys'den rivayet
etmiştir.)"
2211) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyatlâhü anhümâydun rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Kim aşılanmış hurma ağaçlarını satarsa (o
yük i) meyvesi, ağaçlan satanın hakkıdır. Ancak
müşteri (meyvenin kendisine âid olmasını) şart ettiği
takdirde meyve kendisine ait olur. Kim de malı olan bir kaleyi satın
alırsa, kölenin mab satıcının hakkıdır.
Meğer ki, müşteri (kölenin malının kendisine âit
olmasını) şart ede.*"
(Salim aracılığı Ue îbn-i Ömer'den merfû olarak rivayet
olunan bu hadisi müellifimiz, Muhammed vasıtası Ue el-Leys'den ve
Hİsam vâsıtası ile Süfyândan rivayet etmiş, el-Leys ile
Süfyân'ın ikisi de Zühri vasıtası ile Sâlim'den... rivayet
etmişlerdir.)
2212) "... Abd-ı Rabbıh'in Nâfr
aracılığı ile İbn-i Ömer (Radıyallâhü an-en
rivayet ettiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (aşılanmış) hurma
ağaçlarım satan ve (malı olan) köleyi satanla ilgili (bir önceki
hadiste anılan) hükümlerin İkisini de buyurmuştur. (Râyî
Abd-ı Rab-bıh hurma ağaçlan ve köle meselelerinin ikisini de
birlikte rivayet etmiştir.)"
2213) "... Ubâde bin es-Sâmit (Radtyallâkü anh)'den;
Şöyle elemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müşteri (kendisine âit
olmasını) şart koşmadığı zaman,
(satılan) hurma ağaçlarının meyvesinin, ağaçları
aşılayanın hakkı olduğuna ve (yine) müşteri
(kölenin malının kendisine âit olmasını) şart
etmediği zaman kölenin malının satıcıya âit
olduğuna hükmetti."
YAŞ MEYVALARI
(YENİLMEYE)
ELVERİŞLİLİĞİBELİRMEDEN ÖNCE (AĞACI
ÜSTÜNDE VE AĞAÇTANAYRİ) SATMANIN YASAĞI
2214) " (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü anhümâ)âm rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu,
demiştir:
•Yaş meyvayı (kızarmak, sararmakla yenilmeye)
elverişliliği be-Urinceye kadar (ağacı üstünde ve
ağaçtan ayrı) satmayınız.»
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) satıcıyı da alıcıyı
dft (bundan) menetmiştir."
2215 "... Ebû Hiireyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Re-sûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Yaş meyvayı (kızarmak, sararmak suretiyle yenilmeye)
elverişliliği belirinceye kadar (ağacı üstünde ve
ağaçtan ayrı) satmayınız.»"
2216) "... Câbir (bin Abdillah) (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yaş meyvayı (kızarmak,
sararmakla yenilmeye) elverişliliği belirinceye kadar
(ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı
yasaklamıştır."
2217) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ankyden; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), meyvayı, kızanncaya veya
saranncaya kadar (ağacı üstünde ve ağaçtan ayrı) satmayı,
yaş üzümü yenilebilirliği belirtisi görülünceye kadar
(ağacı üzerinde ve ağaçtan ayrı) satmayı ve hububata,
taneleri sertleşip kuvvet-leninceye kadar satmayı
yasakladı."
BELİRLİ AĞAÇLARIN
GELECEK BİRKAÇYILLIK MEYVALARINI SATMAK VE MEYVAYI
HELAK EDEN ÂFET BABI
2218) "... Câbİr bin Abdillah (RaHtyatâhü
anhümâ)'dan; Şöyle demîşiir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Sinin bey'i (denilen muayyen
ağaçların gelecek bir kaç yıllık meyvalarım önceden
satma işOni yasaklamıştır."
2219) "\.. Câbir bin Abdillah (Radtyallâhii anhümâydan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim (ağaç üstündeki) meyvaları satıp sonra (henüz
kesilmemiş iken) meyvalara bir âfet gelirse, satıcı, sakın
kardeşi (olan müşterisi) nden bir mal (yâni meyva bedelinden bir
şey) almasın. Sizden birisi (satıcı) müslüman
kardeşinin (müşterinin) malım neyin
karşılığında alacaktır?»1'
TARTIYI AĞIR
YAPMAK
2220) ''... Süveyd bin Kays (Radıyalîâkü anh)'âen; Şöyle
demiştir:
Ben ile Mahrefe el Abdı Hacer'den bir mikdar satılık elbiseyi
(Mekke'ye) getirdik. (Minâ'da satıyorduk) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (bu arada) yanımıza geldi ve bir uzun içdonunu bizimle
pazarlık etti. (Biz O'na içdonunu sattık) Bizim yanımızda
ücretle tartan bir tartıcı vardı.
(Sattığımız elbise karşılığında
aldığımız bedeli tartan) bu tartıcıya Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ tartıcı! (İçdonu bedelini) tart ve tartını
ağır yap,» buyurdu."
2221) "... Mâlik Ebû Safvân bin Umeyre (Radtyallâhü anh)'âtn; Şöyle
demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e hicret'ten önce (Mekke'de) bir
aded uzun içdonu parçasını sattım. Bunun üzerine O, benim
İçin (içdonu bedelini) tarttı ve benim
lehimde tartıyı ağır
yaptı."
2222) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle
buyurdu, demiştir.
«(Vereceğiniz şeyi) tartacağınız zaman
tartınızı ağır yapınız.»"
ÖLÇÜ VE TARTI
(İŞİN) DE TEVAKKİ ETMEK (HİYLEDEN SAKINMAK)
2223) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâyâsm rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medîne-i Münevvere'ye geldiği
zaman Medîneliler Ölçü yönünden en bozuk insanlardan idiler. Sonra Allah
Sübhânehu ve Teâlâ; ıjjiikJJ J* j âyetini indirdi. Bu âyet indirildikten
sonra Medineliler ölçü işini iyi yaptılar."
ALIM SATIMLARDA HİYLE VE
ALDATMADAN NEHİY BABI
2224) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre;
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir (küme) zahire satan bir
adamın yanından geçti de mübarek elini kümenin içine sok-tu.
Baktı ki küme hiylelidir (= içi ıslaktır). Bunun üzerine
Resûlul-Iah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Hiyle eden - aldatan kimse, bizden değildir,» buyurdu."
2225) "... Ebü'I-Hamrâ1 (16) (Radtyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm: Kendisi, yanında
bir kab içinde bir mikdar (satılık) zahire bulunan bir adamın
yakınlarından geçti ve mübarek elini o zahirenin içine soktu. Sonra
adama:
«Sen galiba hiyle etmişsin. Kim bize hiyle eder — aldatır —sa, o
bizden değildir,» buyurdu."
SATIN ALINAN ZAHİRENİN
(MÜŞTERÎTARAFINDAN) TESLİM ALINMASINDAN ÖNCE (BÎR KİMSEYE)
SATILMASININ YAŞAĞI
2226) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyaüâhü
anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi satın alırsa bunu (satıcıdan)
teslim alıncaya kadar satmasın.»"
2227) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyattâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim bir zahireyi salın alırsa bunu (satıcıdan) teslim
alıncaya kadar satmasın.»
Râvî Ebû Avâne kendi rivayetinde şu ilâveyi yapmıştır:
İbn-i Abbâs demiştir ki: Ben her şeyin (bu hükümde) zahire gibi
olduğunu sanıyorum."
2228) •"-.. Câbir (Radtyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
satıcının ölçeği ve müşterinin Ölçeği olmak üzere
iki ölçekle ölçülmedikçe bir zahireyi satmayı
yasaklamıştır."
MÜCÂZEFE
SATIŞI (GÖTÜRÜ OLARAK YAPILAN SATIŞI
2229) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydan
rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Dışardan eşya getiren) kervandan ölçüp tartmadan götürü usul le
erzak alırdık. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) s
aldığımız erzakı olduğu yerden başka yere
nakletmeden önce satmamızı yasakladı."
2230) -... Osman bin Affân (Radtyallâhü ankyâen; Şöyle demiştir:
Bferr çarşıda fturü hurma satardım ve (müşterilerime) : Ben
(satın alırken) bu ölçekle ölçtüm bu kadardır, derdim ve (tekrar
ölçmeden) o ölçme (hesabı) ile kablar dolusu kuru hurmaları
(müşterilerime) verirdim ve kârımı alırdım. Sonra
böyle satış yapmam hakkında İçime bir şüphe girdi.
Bunun üzerine (durumu) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m)'e sordum.
Buyurdu ki.*
«Sen (satarken) ölçmeyi söz konusu edince hurmayı (yeniden)
ölç.-"
ZAHİREYİ
ÖLÇMEKTE UMULAN BEREKET BABI
2231) "... Abdullah bin Rüsr el-Mâzînî (Radtyallâhü
ankümâyden; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî'den
işittim, buyurdu ki;
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"
2232) "... Ebû Eyyub (el-Ensârî) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) :
«Zahirenizi ölçünüz ki sizin için bereketli olsun.»"
2233) "... Ebû Üseyd es-Sâidî (17)
(Ra&tyallâfrü <«*>'*«; mistir:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) Nebıyt çarşuma gitti, oraya
baktı. Sonra i
«Burası siz tmü'minler)e (uygun) bir çarşı değildir,»
buyurdu. Sonra başka bir çarşıya gitti. Oraya da baktıktan
sonra:
«Burası (da) size (münâsib) bir çarşı değildir,» buyurdu.
Sonra dönüp bu çarşıya geldi ve burada dolaştı. Sonra:
«Burası sisin çarşınızdır. Sakın bu
çarşı İptal edilmesin ve bu çarşı
(satıcıları ve alıcıları) üzerine vergi
yükletilmesin,» buyurdu.*'
2234) "... Selmân(-i Fârisî —18 — ) (Radıyallâhü a«A)'den; Şöyle
de-miftir:
Be« Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemKden işittim buyurdu fci i
«Sabah namazına giden bir kimsö îman bayrağı ile gitmiş
olur ve çarşıya giden bir kimse şeytan bayrağı ile
gitmiş olur.»'*
2235) "... Sâlim'in dedesi (Ömer bin el-Hattâb) (Radtyallâhü ankümâ)'-dan
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir;
«Kim çarşıya girdiği zaman i
zikrini okursa Allah ona bir milyon hasene (sevab) verir, onun bir milyon
seyyie (küçük hatâ) sini siler ve onun için cennette bir köşk
yaptırır.»"
GÜNDÜZÜN İLK VAKTİNDE
BULUNDUĞU UMULAN BEREKET
2236) "... Sahr el-Gâmidî (RadtyaUâhü ank)'ten rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem).Allahım! Ümmetim için
gündüzün ilk vaktini (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketti
eyle,- buyurdu, demiştir.
Sahr demiştir ki: ve Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir
askeri birlik veya bir orduyu savaşa gönderdiği zaman gündüzün ilk
vaktinde gönderirdi.
(Râvî) demiştir ki: ve Sahr ticâretle iştigal eden bir adam idi. (Bu
emre uyarak) ticâret mallarını sabah erken gönderirdi ve bu sayede
servet sahibi oldu, malı çoğaldı."
2237) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'d*n rivayet
edildiğine göre-ResnluUah (Sallallahü Aleyhi ve S eli em) :
-Attanım! Ümmetim için Perşembe gününün ük vaktini (yâni bu vakitte
yaptıkları işi) bereketti eyle,» buyurmuştur."
2238) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan
rivâytt «dediğine göre; Peygamber (SaUaüahü Aleyhi ve Sellcm) şöyle
dua etnûçtir:
«Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte
yaptıkları işi) bereketli eyle.»"
MUSARRÂT (= MÜŞTERÎYÎ ALDATMAK
İÇÎN)SÜTÜ AGlLMAYIP GÖĞSÜNDE BİRİKTİRİLEN
HAYVAN)! SATMAK
2239) "... Ebû Hüreyre (Radtyatlâhü anhyden rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
•Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü
sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın
alan bir kimse (hayvanı kabul veya satıcıya iade etmek
hususunda) üç güne kadar serbesttir. Eğer onu İade ederse onunla
beraber bir sâ semrâ (yâni buğday) değil bir sâ kuru hurmayı da
(sağılan süte karşılık) versin.»'*
2240) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydaa rivayet edildi'
ğine göre; Resûlullah (SallaHahü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Ey insanlar! Muhaffele (~ müşteriyi aldatmak amacıyla sütü
sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın
alan bir kimse (hayvanı geri vermek hususunda) üç güne kadar serbesttir.
Müşteri onu geri verecekse onunla beraber, sağdığı
sütünün iki mislini (Veya eldeki) bir mislini (n kıymeti kadar)
buğday da versin.»"
2241) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü <m*)'den;
Şöyle demiştir:
Sadık ve masdûk olan Ebü'I-Kasım (Sallallahü Aleyhi ve Selle m)
üzerinde çehâdet ederim ki O, bize şöyle buyurdu 1
-Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp
göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve
aldatmak, hiç bir müslümana helâl değildir."
2242) !t... Aişe (Radtyallâhü ankâyâstn; Şöyle
demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(satın alınan*) kölenin
gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu olması neden, ile
(muş
terinin hakkı) olduğuna hükmetti."
2243) "Âişe (Radıyallâhü a»Aâ/dan; Şöyle
demiştir:
Bir adam bir köleyi satın aldı ve çalıştırıp
ondan gelir sağladı. Sonra kölede bir kusur bulup
(satıcıya) geri verdi. Bunun üzerine satıcı: Yâ Resülallah!
Adam, benim kalemi çalıştırıp ondan gelir
sağladı, dedi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu
olması nedeni ile (müşterinin hakkı) dır.»
buyurdu."
2244) "... Semüre bin Cündüb (Radıyattâhü anh)'den
rivayet edildiğine ; Resûlullah (Sattallahü Aleyhi ve Seltem), şöyle
buyurdu, demiştir: • (Satılan) kölenin uhdesi (yâni
alıcısının muhayyerliği veya satıcısının
zimmetinde olduğu süre) üç gündür.-"
2245) "... Ukbe bin Âmir (RadtyaUâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakii Aleyhi ve Seîlem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Dört günden sonra uhde yoktur.»"
2246) "... Ukbe bin Âmir (Radtyallâhü anhyâen rivayet edildiğine
göre, kendisi Resûlullah (SaHaîlahü Aleyhi ve SeMem y den şunu
işitmiştir r
«Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı (din)
kardeşine satan hiç bir müslümanalbu satış) helal olmaz.
Meğer ki (satarken) bu kusuru ona açıklaya.»
2247) "... Vasile bin el-Eska' (Radıyallâhü onftj'den;
Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki:
«Kusurunu açıklamadığı bir mah satan bir kimse, dâima
Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona
lanet ederler.»"
AKRABA OLAN ESİRLERİ
BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN YASAKLIĞI
2248) "„. Abdullah bin Mes'ûd (Radtyollâhü an A)'den;
Şöyle demiştir
Esirler getirildiği zaman Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem), ayni
ev halkını biribirinden ayırmak istemediği için hepsini
toplu halde (bir kişiye) verirdi."
2249) "... Ali (bin Ebî Tâlib) (Radtyaltâhü <mA)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
bana/kardeş ve gence-cik iki köle hibe etti. Ben bunların birisini
sattım. Sonra Resûl-ı Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
.O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)* buyurdu.
Bent
Bunların birisini sattım, dedim. ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
•Onu geri al,» buyurdu."
2250) "... Ebû Mûsâ (el-Eş'ârî) (Radtyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
câriye üe çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden
ayıran kimseye lanet etmiştir.
2251) "... Abdülmecîd bin Vehb (Radtyallâhü onAJ'den; Şöyle
demiştir: El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (Radıyallâhü anh) bana dedi
ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in benim için
yazdığı (yazdırdığı) bir yazıyı
sana okutmayalım mı? Abdülmecîd demiştir ki: Ben: Okutunuz,
dedim. Bunun üzerine el-Adda* bana bir yazı çıkardı. Baktım
ki yazıda şu ifâde vardır t
Bu, el-Addâ' bin Hâlid bin Hevze'nin, Allah'ın BesûlÜ Muham-med
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den satın aldığı maltın
satışına âit yazı)dır. El-Addâ1, Ondan bir köle veya
bir câriye satın aldı. (Bu satış) müslümanın müslümana
satışıdır. (Satılan malda) hiçbir hasta-hk yok, hiçbir
aldatma yok ve hiçbir huysuzluk yoktur."
2252) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin
Amr) (Radtyallâkü an-y&m rivayet edildiğine göre; Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun
hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve
vasıflar) in hayırlısını şüphesiz senden
diliyorum. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın (huylarla
vasıflar) m şerrinden de şüphesiz sana
sığınırım, desin ve mübarek olması için dua
etsin. Biriniz bir deve satın aldığı zaman da hörgücü-nün
en yüksek yerinden tutup mübarek olması için duâ etsin ve bu duayı
söylesin.»"
SARF (ALTINI
ALTINLA, GÜMÜŞÜ GÜMÜŞLEDEĞİŞTİRMEK) VE
BİRİSİ DİĞERİNDEN MİKDARCAFAZLA İKEN.
PEŞİN DE OLSA MÜBADELESİ CAİZ OLMAYAN MALLAR
2253) "... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anAJ'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«(Tartı bakımından eşit .de olsalar) altını
altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine;) Al bunu, (diyerek elindeki altına peşin vere) ve
(diğeri de ona :î Al bunu, (deyip elindeki altını peşin
vere). (Ölçü bakımından eşit de olsalar) buğdayı
buğdayla (satmak) da faizdir- Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine;)
Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere) ve
(diğeri de ona:) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı
peşin vere). Arpayı arpa ile (mik-darları ayni de olsa satmak)
de faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek
yanındaki arpayı peşin vere) ve (diğeri de buna:) Al bunu
(diyerek yanındaki arpayı peşin vere). Hurmayı (ayni miktar
da olsa) hurma ile (satmak) da faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine:) Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere) ve
(diğeri de ona); Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin
vere).*"
2254) "... Müslim bin Yesâr ve Abdullah bin Ubeyd'den;
Şöyle demiştir :
Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (Radıyallâhü anhüm) (bir gün) bir
kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin es-Sâmıt, onlara
(orada bulunan müslümanlara) şu hadisi nakletti:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) bizi gümüşü gümüşle,
altını altınla, buğdayı buğdayla, arpayı
arpayla ve hurmayı hurmayla (Müslim ile Abdullah'dan birisi demiştir
ki: Ve tuzu tuz ile, — diğeri bunu söylememiş —) satmaktan nehiy
etti. (Meğer ki biribiri ile satılmak istenen bu iki şey
biribirine eşit olup ikisi de peşin ola.), Buğdayı arpa ile
ve arpayı buğday ile elden ele (yâni ikisi de peşin olmak
kaydı ile) dilediğimiz gibi (yâni mikdarlan eşit olmasa bile)
satmamıza izin verdi.'*
2255) "... Ebû Hüreyre (Radıyalİâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü
gümüşle, altım altınla, arpayı arpayla ve buğdayı
buğdayla (satabilirsiniz.)-"
2256) "... Ebû Saîd(-i Hudri) (Radıyallâhü anhyâen;
Şöyle demiştir!
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) biz (mücâhidlerJe (hazinedeki)
kanşık hurmalardan (tayin) verirdi. Biz de bunu iyi kaliteli hurma
ile değiştirirdik ve iyi hurmanın değer farkına
karşılık olmak üzere aldığımız mikdardan
fazla mikdarda hurma verirdik. (Bunun iki saını bir sâ hurmaya
satardık). Bunun üzerine Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İki sâ (hurmayı) bir sâ hurmaya ve iki dirhem (gümuşu) bir
dirhem (gümüş) e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve tartıca
eşit olmakkaydı ile) dirhem, dirhemle dinar da dinarla
(satılabilir) iki dirhem arasında ve iki dinar arasında
(satışı bozucu) fazlalık ancak tartı
bakımından olan (fazlalık) dır.»"
2257) "... Ebû Hüreyre (Radtyattâhü anh)'den; Şöyle
demiştir:
Ben Ebû Sald-i Hudri (Radıyallâhü anh)'den: Bir dirhem (gümüş) ancak
bir dirhem (gümüş) ile ve bir dinar (altın) da ancak bir dinar
(altın) ile (yâni fazlalıksız satılır), sözünü
işittim. Bunun üzerine ben kendisine:
Ben îbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) 'dan başka şey (Yâni
veresiye olmazsa mübadele edilen gümüşlerin veya altınların
ağırlığının eşit olmamasında faiz
yoktur) dediğini işittim, dedim. Ebû Saîd şöyle cevab verdi:
Ben İbn-i Abbas'a rastladım ve ona: Sarf (yâni peşin olarak
altını fazla altınla ve gümüşü fazla gümüşle
değiştirmenin câizliği) hakkında söylemekte olduğun
sözün mesnedinden bana haber veri Bu, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'den işittiğin bir şey mi, yoksa Allah'ın
kitabında bulduğun bir hüküm mü? diye sordum. İbn-i Abbâs i
Ben bu hükmü Allah'ın kitabında bulmadım ve Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den de işitmedim ve lâkin Üsâme bin Zeyd
bana dedi ki i Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Faiz, ancak veresiyede bulunur.» buyurdu.1'
2258) "... Ebü'l-Cevzâ (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir:
Ben Ondan yâni İbn-i Abbâs'dan işittim: Sarf (yâni peşin olmak
kaydı ile ağırlığı eşit olsun, olmasın
gümüşü gümüşle ve altmı altınla satma) işine fetva
veriyordu ve kendisinden bu fetva naklediliyordu. Sonra bu fetvadan rucû
(dönüş) ettiği haberi bana ulaştı. Bir sûre sonra Mekke'de
kendisine rastladım ve t
Senin bu hükümden rucû ettiğin haberi bana ulaştı, dedim.
Kendisi:
Evet. O hüküm benim bir görüşüm idi. Halbuki işte Ebû Saîd (-i
Hudrî), Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in sarf işini
yasakladığını heber veriyor, dedi."
2259) "... Ömer bin el-Hattâb (RadtyaUâhii anh)'dea rivayet
edildiğine göre; ResÛlullah (Sallaüakv Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir
«Altını gümüşle (satmak ve gümüşü altınla satmak) ribâ
(= faiz)dır. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al,
(diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:) bunu al,
(diyerek vereceğini peşin vere).»
(Müellifin şeyhi) Ebû Bekir bin Ebİ Şey be dedi ki: Ben S
üfyandan şunu söylerken işittim: «Altını gümüşle»
(buyurulmuştur). îyi-ce hıfzediniz."
2260) ;>... Mâlik bin Evs bin el-Hadesân (Radtyallâhü anh)'den: Şöyle
demiştir:
Ben (bir gün sahabîler meclisine) gelerek: Kim dirhemlerini (altınla)
değiştirmek ister? diye sordum. (Cennetle müjdelenen 10 zâttan) Talha
bin Ubeydillah, Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anhü-mâ)'mn yanında
iken (bana) :
Altınını bize ver. Sonra kesedarımız (Gabe'den)
gelince sen bize gel, dirhemlerini vereceğiz, dedi. Bunun üzerine Ömer
(Radıyallâhü anh) Talha (Radıyallâhü anh)'a hitaben:
Hayır, (böyle olmaz) vallahi. Sen ya ona dirhemlerini şimdi
vereceksin veya onun altınını kendisine geri vereceksin. Çünkü
Resü-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Gümüşü altınla satmak faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi
diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve
(diğeri de ona:) Bunu al, (diyerek vereceğini peşin
vere.)» buyurdu."
2261) "... Ali bin Ebî Tâlib (Radtyallâkü ank)'âen rivayet
edildiğine göre; Resûluliah (Sallattakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Aralarında ağırlık farkı olmaksızın
altın altınla, gümüş de gümüşle
(değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan bîr kimse,
altın im on un-la değiştirsin. Altına ihtiyacı olan
da, gümüşünü onunla değiştirsin. Sarf (yâni bu
değiştirmelerin hepsi) şöyle olur: (Taraflardan birisi
diğerine:) Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir) ve
(diğeri de ona.
Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir.)»"
GÜMÜŞ YERİNE ALTIN
(ALMAK) VE ALTIN YERİNE GÜMÜŞ ALMAK
2262) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaltâhü
o**ümâ)*da*i Şöyle de-mistir:
Ben deve satardım. (Bazen deve bedeli olan) «^
JV
tm ahrdun. (Bazen deve bedeli olan) alto yerine gümtt, atatan. (Bazen)
dirhemler yerme dinarlar ve (bazen) dinarlar yertae dirhemler aurdun. Sonra (bu
durumu) Peygamber (Sallallahü Alev hi ve Sellem)'e sordum. O s
Süneni Hwti M»<»
•Sen altın ve gümüşten birisini alıp diğerini verdiğin
zaman senin ile (alış veriş ettiğin) arkadaşın
arasında (alınıp, verilenden ötürü) bir
karışıklık (yâni Ödenmemiş bir şey) varken
sakın ondan ay-nlma,- buyurdu.
Bu hadis ikinci bir senedle de yine İbn-i Ömer vasıtasıyla
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den rivayet edilmiştir."
2263) "... Alkame'nin babası Abdullah (bin Sinan
el-Müzenî) (Radtyal-lahü ankümâ)'öan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müslümanlann tedavüldeki sikkeli
(altın ve gümüş) paralarını bir ihtiyaç (ve gerek) yok iken
kesip kırmayı yasakladı."
2264) "... Züher oğullarının mevlâsı Zeyd
Ebû Ayyaş (Radıyallâhü anh)'~ den rivayet edildiğine göre;
Kendisi arpanın, süit (peygamber arpası) ile satın
alınmasının hükmünü Sa'd bin Ebî Vakkas (Radıyallâhü anh)'a
sormuştur. Sa'd kendisine: Bunlardan hangisi (hacım ölçüsü
bakımından diğerinden) fazla olur? diye sormuş. Kendisi -.
Arpa (fazla olur), diye cevab vermiştir. (Zeyd demiş ki:) Bunun
üzerine Sa'd (Radıyallâhü anh) beni bu alım satımdan menetti ve
şöyle dedi: Ben şu olaya şâhid oldum i Yaş hurmayı
kuru hurma ile satın almanın hükmü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) e soruldu. Bunun üzerine O;
«Yaş hurma kuruduğu zaman (hacım ölçüsü bakımından)
eksilir mi?» buyurdu. Sahâbîler -.
Evet, dediler. Bunun üzerine O, bundan (yâni yaş hurmayı kuru hurma
ile satın alınmasını) nehiy buyurdu."
2265) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü atthümâ)'âan;
Şöyle demiş-
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Müzâbene*yi
yasaklamıştır. Müzâbene; Adamın, hurmalıgındaki
yaş hurmayı (ağacında) ölçekle (tahmin ederek) kuru hurma
ile satmasıdır. (Keza) bagın-daki yaş üzümü (dalmda,
tahmini) ölçekle kuru üzüm ile satmasıdır ve tarlasında bulunan başağındaki
taze buğdayı (yine tahmini) ölçekle safi buğday ile satmasıdır.
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunların hepsinden nehiy
buyurmuştur."
2266) "... Câbîr bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâyâzn;
Şöyle demiştir:
Resûlullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Münâkale ve Müzâ-bene'den
nehiy buyurmuştur."
2.267) "... Râü' bin Hadîc (Radtyallâhü an A)'den; Şöyle
demiştir:
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Münakale ve Müzâbe-ne'den nehiy
buyurmuştur."
ARÂYÂ (BELİRLİ BÎR KAÇ
AĞACIN ÜSTÜNDEKİ YAS HURMAYI) KURU HURMA OLARAK
TAHMİNEN TAKDİR ETMEK SURETİYLE CPEŞÎN KURU HURMA ÎLE)
SATMAK
2268) "... Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (Radıyallâhü
anhümyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî 'in Ariyye (yâni belirli bir kaç
ağacın üstündeki yaş hurmayı kuru hurma olarak tahminen
takdir etmek suretiyle, tahmin edilen mikdardaki peşin kuru hurma ile
satılması) hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana
haber verdi."
2269) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâkü an/tsimâ^dan;
Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in Ariyye (yâni belirli
bir kaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru hurma olarak
mikda-
nnı tahmin etmek suretiyle (o mikdardaki peşin kuru hurma ile)
satılmasına ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi.
(Râvi) Yahya demiştir ki t Ariyye, kişinin aile ferdlerinüı
azığı olan kuru hurmasını verip bununla birkaç hurma
ağacının (üstündeki) yaş hurmayı kuru hurma olarak
tahminen takdir etmek Suretiyle satın almasıdır."
VERESİYE OLARAK HAYVANI HAYVANLA
SATMAK
2270) "... Semûre bin Cündüb (Radtyallâhü oflAJ'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), veresiye
olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladı.*'
2271) "... Câbir (bin Semûre) (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (SalldUahü Aleyhi ve Sellem) :
«Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta
bîr beis (sakınca) yoktur,» buyurdu ve bu satışın veresiye
olarak yapılmasından kerahet etmiştir."
2. Veresiye olursa hayvanı hayvanla satmak yasaktır. Satılan ve
satın alınan hayvanların sayısı eşit olsun
olmasın hüküm aynidir. Yukarda anlattığım gibi bu
görüş Ebû Hanîfe, Küfe' nin diğer âlimleri ve A h m e d'in
görüşüdür. İhtiyata en uygun olan görüşün bu görüş
olduğu söylenmiştir.
Cumhura göre peşin bir hayvanı veresiye bir veya birden fazla
hayvanla satmak caizdir. Ancak satılan ve satın alınanın
ikisi de veresiye olursa satış caiz değildir. Bu hususta da
gereken bilgi yukarda verildi.
ELDEN ELE (YÂNÎ
SATILAN VE ALINANIN ÎKÎSÎ DE PEŞÎN OLARAK) HAYVANLARI SAYICA FAZLA
HAYVANLARLA MUBAYAA ETMEK
2272) Enes (bin Mâlik) (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (mü'minlerin anası) Safiyye
(bint-i Huhey) 'yi yedi baş (cariye - köle) ile satın aldı.
(Râvî Abdurrahman dedi ki: (Peygamber, Safiyye'yi)
Dihye el-Kelbrden (satın aldı.)"
FAİZİN
AĞIR BİR GÜNAH OLDUĞUNUN BEYÂNI BABI
2273) "... Ebû Hüreyre (Rodıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan
bir kavmin üzerine vardım. Bunların karınlarında
dışardan görülen yılanlar vardı. Ben: Bunlar kimlerdir? Yâ
Cebrail! diye sordum. Cebrail dedi ki: Bunlar faiz yiyicileridir.»"
2274) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anAJ'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Faiz, yetmiş çeşit günahtır. Bunların en
hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi)
günahı kadardır.»"
2275) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anA)'den rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur :
«Faiz yetmişüç kapı (çeşit) dir.»"
Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi sahihtir. Râvl îbn-i
Adl'nin adı Muhammed bin ibrahim olup sıka bir zâttır. Bu hadisi
Şutıe'den yalnız kendisi rivayet etmiştir.
2276) "... Ömer Mn el-Hattâb (Radtyallâhü
anhydetı; Şöyle demiştir:
Son inen âyet, faiz âyetidir. Resülullah (Sallallahâ Aleyhi ve Sel-lem) de bu
âyeti (teferruatı ile) tefsir etmeden vefat etti. Artık siz faizi de
faiz şüphesi bulunan muameleyi de bırakınız."
2277) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radtyallâhü ank)'den rivayet
edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene,
şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz lanet etti."
2278) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Saltallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir:
(And olsun), şübhesiz İnsanlar üzerine Öyle bir zaman gelecek ki,
onlardan, faiz yemeyen (yâni almayan) hiç kimse kalmıyacaktır.
Artık faiz yemeyene de faizin tozu konacaktır.1'
2279) "... (Abdullah) bin Mes'ûd (Radıyallâkü a»*)'den rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Settem) şöyle
buyurdu, demiştir:
-Faizden mal çoğaltan hiç bir kimse yoktur ki İsinin âkibeti
malın azalmasına dönüşmesin.»
SELEF (DENİLEN SATIŞ NEVÎ)
BİLİNEN BİR ÖLÇEK VE BİLİNEN BÎR TARTI İLE VE
MALÛM BİR VÂDEYE BAĞLANARAK YAPILIR, BABI
2280) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyaliâkü anhümâydan; §öyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine-i Münevvere'ye)
geldiğinde, halk iki, üç yıllık vâdede hurma (yi teslim etmek ve
bedelini peşin ödemek üzere) selef muamelesini yaparlardı. Bunun
üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t
«Kim selef usûlü İle hurma (gibi bir şey) almak isterse (taraflarca)
bilinen bir ölçek veya bilinen bir tartıyla ve muayyen bir vadeye
değin akid yapsın.»"
2281) "... Abdullah bin Selâm (21) (Radtyaltâkü anh)'âen; Şöyle
demiştir :
Bir adam (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geldi ve
(Yahudilerden bir kavmi kasdederek) :
Falanın oğulları müslüman oldular. Fakat cidden aç
kaldılar. Bundan dolayı dinden dönmelerinden korkuyorum, dedi. Bunun
üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :«Kimin yanında (bir
şey) vardır?» buyurdu. Yahudilerden bir adam t
Benim yanımda bu kadar Cnakid) vardır, (Zannımca üç yüz dinar,
dedi) falanın oğullarının bahçesinden (alınacak meyva
üzerine) şu ve bu fiyatla (selem akdini yaparım,) dedi. Bunun üzerine
Resû-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Şu ve bu fiyatla ve şu şu vâdeyle (olur). Fakat falanın
oğullarının bahçesinden (elde edilecek meyva kaydı) olmaz,»
buyurdu.
2282) "... Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir :
Selem (usûlü ile yapılan akid esnasmda satıcının
yanında mal yoksa bu akdin caiz olup olmadığı) hususunda
Abdullah bin Şeddâd (bin el-Hâd) ile (Küfe kadısı Âmir bin Ebî
Müsâ el-Eş arî) Ebû Bür-de arasında ihtilâf çıktı. Bunun
üzerine (Tabii olan bu zâtlar) beni (Sahâbîlerden) Abdullah bin Ebi Evfâ
(Radıyallâhü anhüml'a gönderdiler Ben de (gidip) ona sordum. (Soruma
cevaben) :
Biz, (gerek) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta İken ve
(gerekse) Ebû Bekir'in ve Ömer'in (halifelikleri) zamanın-da buğday,
arpa, kuru üzüm ve kuru hurma için, yanlarında bu mallar bulunmayan bir
kavimle selem muamelesini yapardık, dedi.
(Abdullah bin Ebi'l-Mücâlid demiştir ki:) Sonra ben (bu soruyu
sahâbilerden) İbn-i Ebzâ (el-Huzâi) (Radıyallâhü anh) a (da) sordum.
O da böyle (Yâni Abdullah bin Ebi Evfâ gibi) cevab verdi"
KİM SELEM
USULÜ İLE BİR MAL SATIN ALIRSA(TESLİM ALMADAN ÖNCE) ONU
BAŞKA BİR MAL İLEDEĞİŞTİRMESİN
2283) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Sen selem usûlü İle bir mal satın aldığın zaman
(teslim almadan önce) onu başka bir mal İle değiştirme.»
(İbn-i Mâceh demiştir ki:) Abdullah bin Said de Ebû Said-i Hudrî
(Radıyallâhü anh)'m bu hadisini merfû olarak, ayni metin ve ayni senedle
rivayet etti. Ancak kendisi râvî Sa'd'ı zikretmedi.'*
MUAYYEN BİR HURMA BAHÇESİNİN AĞAÇLARIMEYVA ÇİÇEKLERİNİ ÇIKARMAMIŞ İKEN BUNUNMAHSÛLÜ OLACAK HURMALARIN SELEM USÛLÜ İLE MUBAYAASI
2284) "... Necrân'lıdan rivayet edildiğine göre
şöyle demiştir:
Ben Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ) 'ya;
Muayyen bir hurmalığın ağaçlan hurma çiçeklerini
çıkarmadan
önce onun hurmalarını selem usûlü ile satın alırım?
(Bu caiz mi?) dedim. Abdullah bin Ömer:
Hayır, (Böyle yapma,) dedi. Ben t
Niçin? diye sordum. Kendisi:
Resûluilah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam, henüz hurma
çiçeklerini çıkarmamış olan hurma ağaçlarımı
oah-çesinün vereceği hurmalar) da selem yaptı. (Yâni peşin bedel
ödeyerek alınacak hurma mahsûlünü satın aldı). Sonra o
hurmalık o yıl hiç mahsul çıkarmadı. Bunun üzerine
müşteri: Bu hurmalık mey-va verinceye kadar bana aittir, dedi.
Satıcı da: Ben sana bunun yalnız bu yılki meyvalannı
sattım, dedi. Sonra müşteri ile satıcı
ihtilâflarını Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e arz ettiler.
Bunun Üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), satıcıya:
«Müşteri senin hurmalığından bir şey (mahsul)
aldı (mı)?» buyurdu. Satıcı i
Hayır, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «O halde sen
müşterinin malını ne hakla kendine helâl adeder-sin? Kendisinden
aldığını iade et ve (Ey mü'minler) yenilmeye
elverişliliği bel irine ey e kadar hurma ağaçları (in mey
vasin) da selem muamelesini yapmayınız,- buyurdu."
2285) *'... (Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve SeHem)'\n azadh kölesi) Ebû Râfi'
(Radtyallâhü anh)'<\en\ Şiiyle demiştir;
Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) bir adamdan bir bekr (denilen gencecik
deve) ödünç aldı ve: «Zekât develeri geldiğinde (onunla) senin
borcunu öderiz,» buyurdu. Sonra zekât develeri geldi. Resül-i Ekrem
(Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yâ Ebâ Râfi! Bu adama, alacağı olan bekr*ini (= gencecik devesini)
öde,» buyurdu. Ben (getirilen zekât develeri içinde) ancak rebâi (ismi verilen
yedi yaşındaki deve) ve daha yüksek yaştaki (üstün) develeri
buldum. Bunun üzerine (adamın devesine denk deveyi bulamayıp daha
üstün develerin bulunduğunu) Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem)'e
haber verdim. Ot
«Adama (devesinden üstün olanı) ver. Çünkü insanların en
hayırlısı, borcunu en güzel şekilde verenidir,-
buyurdu."
2286) "... Irbâd bin Sâriye (Radtyallâhü an/r J'den;
Şöyle demiştir:
Ben, Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bör bedevi
gelip Resul-i Ekrem (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) 'e ı Ala-CB&b
olduğum bekrimi (= gencecik devemi) öde, dedi. Resûl-i Ek-mm
{Şallallahü. Aleyhi ve Sellem) ona yüksek yaşta (yâni devesinden
üstün) bir deve verdi. Bedevi *
Yâ Resûlallah! Bu, benim devemden yaşça üstün (yâni daha kıymetli)
dir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
«İnsanların en hayırlısı, borcunu en iyi şekilde
ödeyenidir.» buyurdu/'
2287) "... Es-Sâib (Radtyallâkü a«A)'den rivayet edildiğine gör»;
Bey-gamber (Sallallahü Aleyhi ve SeUem)'e şöyle demiştir:
Câhiliyet devrinde sen benim ortağım idin. Sen ortafcfom ©İfc
hayırlısı idin. Sen bana ne muhalefet ederdin, ne de
münakaşa ederdin."
2288) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâkü ank)'den;
Şöyle demiştir: Ben, Sa'd ve Ammâr Bedir (savaşı) günü elde
edeceğimiz (ganimet) de ortaklık (akdini) yaptık. Sonra
(savaş bitiminde) ne ben ne de Ammâr bîr şey getirdik. Sa'd
(ise) İki erkek (esir) getirdi."
2289) "... Suheyb (26) (bin Sinan) (Radtyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Üç şey vardır ki bereket onlardadır: Vadeli satış,
mukarada (denilen ortaklık) ve satmak için değil de ev (zahiresi)
için arpa ile
buğdayın karışımları.»"
ÇOCUĞUNUN
MALINDAN ADAMIN OLAN HAKKI CNIN BEYÂNI
2290) "... Aîşe (Radtyallâhü ankâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz sizin yediğinizin en helâli, (meşru)
kazancınızdan olan (lokma) dır. Şüphesiz sizin
çocuklarınız da sizin kazancınızdandır.»"
2291} "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü ankümâ)'dan rivayet
edildiğine göre bîr adam:
Ya Resûlaüah! Benim (biraz) malım ve çocuğum vardır. Babam da
cidden benim malımı kökünden tüketmek ister, dedi. Bunun üzerine
Resûİ-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (adama) :
«Sen babanın (kazancı) sın, malın da babana (helal)
dır.» buyurdu."
2292) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Radtyallâhü anhüm)'dGn rivayet edildiğine göre:Bir adam Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geıerek t Babam cidden benim
malımı kökünden tüketti, dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;
«Sen babanın (kazancı) sın, senin malm da ona (helâl) dır.»
buyurdu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Öyle de buyurdu ı
«(Ey mü'minler:) Şüphesiz sizin evladınız sizin en helal
kazan-cuuzdandır. Bunun için onların mallarından y ey
iniz.-"
KOCASININ MALINDAN
KADININ YAPABİLECEĞİ HARCAMA
2293) "... Âişe (Radtyallâhü û»Aâ/dan; Şöyle
demiştir: Hind (Radıyallâhü anhâ), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'e gelerek t
Ya Resûlallahl (Kocam) Ebû Süfyân cimri bir kimsedir. Bana ve çocuğuma
yetecek kadar nafaka vermiyor. Ancak kendisinin bilgisi olmaksızın
malından aldığım mikdar bize yetiyor, dedi. (Ve bunun sakıncalı
olup olmadığını sordu.) Bunun üzerine Resûl-i Ekrem
(Salîallahü Aleyhi ve Sellem) :
•Örfe göre kendine ve çocuğuna yetecek mikdan (onun malından) al»
buyurdu."
2294) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydzn rivayet edildiğine göre;
Resûlul-lah (Saliallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kadın, israf etmeyerek (örf ve âdeta uygun olarak) kocasının
evinden (onun rızasıyla) infak (ve ikram) ettiği zaman, (râvi
Mu-hammed dedi ki: Babam — Abdullah — kendi rivayetinde: «Kadın
yedirdiği zaman» ifâdesini söyledi.) kadının sevabı
kendisine olur. Kocası da bu malı kazandığı için o
kadar sevab kazanır. Kadın İse infak ettiği için sevab
kazanır. Hizmetçiye de bu kadar sevab olur. Allah bunların
sevablarından hiç bir şey eksiltmez (veya kocanuı sevabı,
karısının ve hizmetçinin sevablarından bir şey
eksiltmez.)»"
2295) "... Ebû Ümâme el-Bâhilî (Radıyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu kiı
«Kadın kocasının (açık veya kapalı) izni
olmaksızın evinden (yâni kocasının malından) hiç bir
şey infak (ve sadaka) edemez.» Oradakiler :
Yâ Resûlallah! Yemeği de infak edemez (mi) ? diye sordular. Re-sûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Yemek en üstün mallannızdandır.» buyurdu."
2296) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'dtn;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kölenin
dâvetine icabet ederdi.
2297) "... Umeyr mevlâ Âbî'1-Lahm (Radıyallâhü anhümâ)'dan;
Şöyle demiştir :
Benim efendim (Âbi'1-Lahm) bana yiyecek verirdi. Ben de bundan yedirirdim.
Efendim beni (bundan) menetti veya (Umeyr) dedi ki t (Efendim) beni dövdü.
Bunun üzerine (bu durumu) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e ben sordum
veya o (yâni efendim) sordu. Ben i
(Başka adama yedirme işinden) vazgeçmem veya bunu bırakmam,
dedim. Resûl-i Ekrem (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) de:
«(Başkasına yedirmeye ait) sevab ikinizin arasındadır.»
buyurdu."
BİR KAVME ÂÎT MÂŞİYE
(KOYUN. KEÇİ, İNEK, MANDA VE DEVELER) VEYA BAĞ - BAHÇE
ÜZERİNDEN GEÇEN BİR KİMSE ONDAN BİR ŞEY
ALABİLİR Mİ?
2298) "... (Guber oğullarından) Abbâd bin Şürahbîl
(Radıyattâhü anh)*-den rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Başımıza bir açlık ve kıtlık yılı
geldi. Ben de Medİne-i M üne v ve-re'ye gittim ve bu yerin bahçelerinden birisine
vardım. Bir miktar başak alıp oğarak tanelerini
çıkardım. Birazını yedim. Kalanını da elbisemin
içine koydum. (Bu arada) bahçe sahibi geldi, beni dövdü ve elbisemi aldı.
Ben de Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanma varıp O'na (bu
durumu) anlattım. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bahçe
sahibi olan) adama: "O, aç iken sen ona (bir şey) yedirmedin ve o,
câhil iken sen ona (bir şey) öğretmedin," buyurdu. Sonra
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in emri ile bahçe sahibi, Abbâd'm
elbisesini kendisine geri verdi ve Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Abbâd'a bir veya yarım vesk yiyecek verilmesi için emir buyurdu."
2299) *'... Râfi' bin Amr el-Ğifârî (Radtyallâhü o»A/den; Şöyle
demiştir:
Ben erginlik çağma yaklaşmış bir yaşta İken
(meyvasını düşürüp yemek için) hurma ağaçlarımıza
—veya demiş ki— Ensâr'ın hurma ağaçlarına taş
atardım. Sonra (bir defa yakalanıp) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
getirildim. Resûl-i Ekrem (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) de bana t
— «Yâ ğulâm (yetişkin çocuk)! — Râvî tbn-İ Kâsib
demiş ki, Re-sûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Yâ
oğulcuğum! —Sen niçin hurma ağaçlarına taş
atıyorsun?» buyurdu. Râfi' demiş ki ı Ben:
— (Düşürdüğüm hurmayı) yiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem t
— «Bundan sonra hurma ağaçlarına taş atma da yere
düşmüş olan hurmaları ye.» buyurdu. Râfi' demiş kii Sonra
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) elini başıma sürdü ve
ı
«Allahım bunun karnını doyur.» buyurdu."
2300) "... Ebû Saîd(-i Hudrî) (Radtyallâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur:
«Sen bir çobanlın sürüsünün) üzerine vardığınız zaman
çobanı üç defa yüksek sesle çağır. Eğer çoban cevab
verirse, (ondan izin alıp süt içersin). Eğer çobandan bir ses
çıkmazsa (yâni görülemez-se) bozgunculuk etmeksizin (sütü sağıp
götürmeksizin)" sürüsünün sütünden içebilirsin. Bir bahçenin
duvarının üzerine vardığın zaman da bahçe sahibini üç
defa yüksek sesle çağır. Eğer sana cevab verirse, (ondan izin alarak
mahsulden yersin). Şayet bahçe sahibinden bir ses çıkmazsa,
bozgunculuk etmeksizin (mahsûlü götürmek-fcizin) yiyebilirsin.»"
2301) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydzn rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi bir bahçenin üzerinden geçtiği zaman (meyvala-nndan) yesin.
Fakat ondan bir şeyi elbisesinin içine koyup götürmesin.."
MÂŞİYE (YÂNÎ KOYUN, KEÇf,
İNEK VE DEVE)SAHİBİNİN İZNİ OLMADIKÇA SÜTÜNDEN
İÇMENİN YASAKLIĞI
2302) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâyâan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Salon herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın mâşiye
(koyun, keçi, inek, manda ve deve) sinin sütünü sağmasın. Birinizin
kilerine gidilip kapısı kırılarak zahiresinin
çıkarılması onun hoşuna gider mi? (Bu da böyledir.) Çünkü
onların (süt veren) hayvanlarının memeleri şüphesiz onlar
için (kiler gibi) gıda maddelerini saklar. Bu itibarla, sakın
herhangi biriniz, bir adamın izni olmaksızın maşiyesinin
sütünü sağmasın.»"
2303) '... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'der\ ; Şöyle demiştir: Biz
(bir defa) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'İn berinde yolculuk
ederken, memeleri ıdâ (denilen bitki) fle bağh bir deve sürüsü ile
karşılaştık. Biz (sütünü saj£ıp içmek üzere) develerin
olduğu yerde toplandık. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) bizi çağırdı. Biz de O'nun yanına döndük. BartH
Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Şüphesiz bu deve sürüsü müslümanlardan bir ev halkının
malıdır. Sütü de onların azığı ve Allah'tan sonra
(muhtaç oldukları) bereket (ve hayırlı malı)dır.
İçinde yol azığınız bulunan kablarınızın
yanına döndüğünüzde, içindeki azıklarınızın
götürülmüş olduğunu anlamanız sizi sevindirir mi? Bunu adalet
olarak görüyor musunuz-? buyurdu. Sahâbîler:
— Hayır, dediler. Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Şüphesiz bu da öyledir.» buyurdu. Biz:
— Eğer yiyeceğe ve içeceğe muhtaç olursak ne emredersin?
dedik. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«— Ye de götürme ve iç de götürme.» buyurdu."
MÂŞİYE (YÂNİ KOYUN,
KEÇİ, SIĞIR VE DEVE) EDİNME
2304) "... Ümmü Hâni' (Radtyallâhü anhâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisine :
«Koyun ve keçi edin. Çünkü bu hayvanlarda bereket vardır.»
buyurmuştur."
2305) "... Urve el-Bârıkî (Radtyallâhü anh)'den merfû olarak rivayet
edildiğine göre şöyle buyurulmuştur :
«Develer, sâhibleri için bir izzettir. Koyun ile keçi de berekettir ve
hayır, kıyamet gününe kadar atların alınlarında
düğümlüdür.»"
2306) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâydân
rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir: «Koyun ve keçi cennet hayvanlarındandır.*"
2307) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) zenginlere
koyun ve keçi edinmelerini ve fakirlere tavuk edinmelerini emretti ve buyurdu
ki i
.Zenginler, tavuk edindiklerinde Allah köylerin helak olmasını
diler.-
İslami Okul Okulların En Önemlisi