Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

5 AV KİTABI. 1 1. Sopa Ve Taşla Vurulan Avın Yenmesi 1 2. Eğitilmiş - Muvatta

25 AV KİTABI. 1

1. Sopa Ve Taşla Vurulan Avın Yenmesi 1

2. Eğitilmiş Hayvanlarla Av Yapılması 2

3. Deniz Avıyla İlgili Rivayetler. 3

4. Yırtıcı Hayvanlardan Köpek Dişleri Olanların Etini Yeme Yasağı 4

5. Binek Hayvanlarını Yemenin Mekruhluğu. 4

6. Murdar Olarak Ölen Hayvanların Derisini Kullanmak. 4

7. Ölmüş Hayvan Eti Yemek Mecburiyetinde Kalınması 5

 

 

25 AV KİTABI

 

1. Sopa Ve Taşla Vurulan Avın Yenmesi

 

1. Nafi anlatıyor: Cüruf te bulunuyordum, iki kuşa taş attım, ikisini de vurdum. Biri ölmüştü, onun için Abdullah b. Ömer onu attı. Diğerini de Abdullah b. Ömer keserle kesmeye götürmüştü, kesemeden o da ölmüştü, bunun üzerine Abdullah b. Ömer onu da attı.[1]

 

2. îmam Malik'ten: Duyduğuma göre Kasım b. Muhammed sopa ve saçma ile av vurmayı hoş karşilamazmış.

 

3. imam Malik'ten; Bana gelen rivayetlere göre Said b. Mü-seyyeb vahşileşen ehli hayvanların da av hayvanları gibi vurula­rak veya benzer şekilde öldürülmelerinden hoşlanmazdı.

îmam Malik'ten: Sopa bir av hayvanına isabet eder de onu öldürürse, bana göre yenmesinde bir sakınca yoktur. Çünkü Kur'an-ı Kerimde: «Ey iman edenler! Ellerinizle ve okları­nızla yakaladığınız av hayvanları ile de Allah sizi dener.»[2] buyuruyor. Demek ki insanoğlu eli, oku ve silah cinsinden mevcut aletleriyle elde ettiği her şeyi vurup öldürebilir. Çünkü bunlar av­dır. Ayeti Kerimede öyle buyuruluyor.

 

4. imam Malik, âlimlerden bazılarının şöyle dediğini nakledi­yor: Bir adam bir av vursa, kendisine de bu esnada bir başkası, su cinsinden bir şey veya eğitilmemiş köpek yardım etse, bu av yen­mez. Ancak bir şartla yenir, hayvan oku atan adamın vurup öldür­mesi veya okun avın öldürüldüğü yere ulaşması ve hayvanı o okun öldürdüğüne ondan sonra hayvanın yaşamadığına dair kimsenin şüphesi olmaması lâzımdır. Onun avın başına gelişiyle hayvan için artık yaşamak söz konusu olmamalıdır.

îmam Malik'ten:

Senin vuruşunla yıkıldıktan sonra gözden kaybettiğini, biraz sonra onda köpeğinden bir iz ve okundan bir yara ile bulursan ve aradan da bir gece geçmemişse, bu hayvanın etini yemende bir mahzur yoktur. Eğer onu yere yıkıp gözden kaybettikten sonra ya-kalayamadan aradan gece geçmişse yenmez.

 

2. Eğitilmiş Hayvanlarla Av Yapılması

 

5. Abdullah b. Ömer, eğitilmiş köpeğin avladığıyla ilgili ola­rak: «Senin için yakaladığı her şeyi ölmüş veya ölmemiş olsun ye!» derdi.[3]

 

6. Abdullah b. Ömer'den: Eğitilmiş hayvanın getirdiğim yemiş de yememiş de olsa al.[4]

 

7. imam Malik'ten: Bana gelen rivayete göre Sa'd b. Ebî Vak-kas'a eğitilmiş köpek, avı Öldürürse ne yapılır? diye sorulmuş Sa'd da şu cevabı vermiş: Bir parça et bile kalsa onu ye.

 

8. îmam Malik bazı âlimlerin şunları söylediklerini duyduğu­nu naklediyor: Şahin, kartal, doğan ve bunlara benzeyen diğer ba­zı hayvanlar eğitilmiş köpek gibi yetiştirilirse onların öldürdükle­ri av etlerini yemekte bir sakınca yoktur. Ancak bu hayvanlar av üzerine gönderilirken besmele çekilmelidir.

imam Malik der ki: Avcı avı doğanın pençesinden veya köpe­ğin ağzından kurtarıp da, ölünceye kadar beklese, onu yemek he­lal olmaz.. Duyduğum en güzel hüküm budur.»[5]

Yine imam Malik der ki: Şahinin pençesinden veya köpeğin ağzında iken kesmek mümkün olan bir av hayvanını kesmeyip onu doğan veya köpek öldürünceye kadar beklemek doğru değil­dir. Bu şekilde ölen hayvanın etini yemek helâl değildir.

imam Malik'ten: Bir av hayvanına atıp onun yanına henüz daha canlı iken varan fakat onu kesmekte gevşek davranarak onu öldüren kimsenin durumu da aynıdır. Bu şekilde ölen hayvanın

eti de yenmez.

imam Malik'ten: Biz Medineliler şu hususta ittifak halinde­yiz: Bir müslüman bir ateşperestin eğitilmiş köpeğini bir av hay­vanı üzerine gönderse köpek de bu hayvanı öldürse, köpek eğitil­miş olduğu için bu avı yemekte bir sakınca yoktur. Her ne kadar müslüman o hayvanı kesmese de. Bu şuna benzer: Bir müslüman bir ateşperestin bıçağını alıyor, veya yayını alıyor veyahut da okunu alıp onunla avlanıyor. İşte bu av helâldir, yenmesinde bir sakınca yoktur.

Ateşperest (ateşe tapan) bir kimse de bir müslümanın eğitimli köpeğini bir av hayvanı üzerine gönderse, hayvan da bu avı yaka­lasa bu av yenmez. Ancak av hayvanı yakalanınca boğazlanırsa yenir. Bu da şuna benzer: Bir müslümanın yayını ve okunu bir ateşperest alıyor, bunlarla avlanıyor, müslümanın bıçağını alıp onunla hayvanı boğazlıyor. îşte bu durumda bu av etinden yemek helâl değildir.

 

3. Deniz Avıyla İlgili Rivayetler

 

9. Naiî' anlatıyor: Abdurrahman b. Ebî Hüreyre, Abdullah b. Ömer'e denizin karaya vurduğu şeylerle ilgili bir soru sordu. Ab­dullah b. Ömer de karaya vuran deniz hayvanlarını yemeyi me­ne tti.

Daha sonra Abdullah b. Ömer gitti ve mushafi getirterek: «Deniz avı ve oradaki yiyecekler size helâl kılındı.»[6]âyetini okudu. Bunun üzerine hemen beni, Abdurrahman b. Ebî Hürey-re'ye gönderdi. Sorduğu hayvanları yemesinde mahzur olmadığı­nı kendisine bildirdim.[7]

 

10. Ömer b. Hattab'ın azatlısı Sa'd el-Cari anlatıyor: Abdullah b. Ömer'e:

«— Birbirini öldüren veya soğuktan ölen balıkları yemekte bir sakınca var mı?» diye sordum. Sa'd:

«— Bir sakınca yoktur.» dedi. Daha sonra aynı meseleyi Ab­dullah b. As'a sordum, O da aym şeyi söyledi.[8]

 

11. Ebû Hüreyre ve Zeyd b. Sabit denizin dışarı attığı hayvan­ların yenmesinde bir sakınca görmezlerdi.

 

12. Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan: Medine'ye yakın bazı yerlerden bir grup insan gelerek Mervan b. Hakem'e denizin kara­ya vurduğu hayvanların yenip yenmeyeceğini sordular. O da ye­mekte bir sakınca yok, cevabını verdi. Ayrıca, bir de gidip Zeyd b. Sabit'e ve Ebû Hüreyre'ye de sormalarım söyledi. Onlar gidip iki­sine de sorduktan sonra ne dediklerini kendisine bildirmelerini ri­ca etti. Onlar da gidip ikisine de sordular:

«— Yemekte bir mahzur yoktur» cevabını aldılar. Hemen ge­lip durumu Mervan'a haber verdiler. Mervan da:

«— Size söylemiştim» dedi.

îmam Malik'ten: Mecusi birinin avladığı balığı yemekte bir mahzur yoktur. Çünkü Resûlullah (s.a.v.) deniz hakkında:

«— Onun suyu teiniz, ölüsü helâldir» buyurmuştur.[9]

îmam Malik der ki: Bu ölü olarak yenilince, avlayana bir zarar vermez.

 

4. Yırtıcı Hayvanlardan Köpek Dişleri Olanların Etini Yeme Yasağı

 

13.Ebû Sa'lebe el-Huşenî, Hz. Peygamberin şöyle buyurdu­ğunu aklediyor: «Yırtıcı hayvanlardan köpek dişi olanları yeme ^haramdır.»[10]

 

14. Ebû Hüreyre, Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu nak­lediyor: «Köpek dişi olan yırtıcılar yenmez.» îmam Malik der ki: Biz Medineliler arasında da durum aynıdır?[11]

 

5. Binek Hayvanlarını Yemenin Mekruhluğu

 

15. îmam Malik'ten: At, katır ve eşek hakkında duyduğum en güzel hüküm onların etlerinin yenmeyeceğidir. Çünkü Kur'an-ı Kerim de: «At9 katır ve eşek binmek ve süs içindir»[12] buyurul-maktadır. Başka bir ayeti kerimede de: «Onların bazıları bin-meniz, bazıları da yemeniz içindir»[13] denilmektedir. Şu âyet-i Kerimede de şöyle-duyuruluyor: «... ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar. (...) Onlardan yeyin fakire de isteyene de yedi-rin.»[14]

îmam Malik'ten: Allah, âyeti kerimede at, katır ve eşeği bin­mek vezinet için zikretti. En'am (deve, sığır vs.J'ı da binmek ve ye­mek için zikretti.

imam Malik der ki: Ayette geçen kani, (kanaat eden) fakir de­meti tır.

 

6. Murdar Olarak Ölen Hayvanların Derisini Kullanmak

 

16. Abdullah b. Abbas'tan: Resûlullah (s.a.v.) ölmüş bir koyu­na rastladı. Koyunu hanımı Meymune'nin azatlısına vermişti. Oradakilere:

«— Derisinden faydalanmıyor musunuz?» diye sordu. Oradakiler:

«— Ya Resûlallah! O murdar ölmüş» dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber:

«— Sadece eti yenmez» buyurdu.[15]

 

17. Abdullah b. Abbas, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: «Hayvan derisi tabaklanınca temiz olur.»[16]

 

18. Hz. Aişe'den: Resûlullah (s.a.v.), murdar olarak ölmüş hay vanın derisinden tabaklanarak faydalanılmasını emretmiştir.[17]

 

7. Ölmüş Hayvan Eti Yemek Mecburiyetinde Kalınması

 

19. İmam Malik'ten: Ölü hayvan eti yemek zorunda kalan bir kimse için duyulan en güzel şey, onun bundan doyuncaya kadar yiyebileceği ve azık alabileceğidir. Şayet buna ihtiyacı kalmazsa atabilmesidir.

imam Malik'e şöyle bir mesele soruldu: Ölü hayvan eti yemek mecburiyetinde kalan bir kimse o civarda meyveler, ziraat ürünle­ri ve koyunlar görse, bu durumda ölü hayvandan yiyebilir mi, yi­yemez mi?

îmam Malik şu cevabı verdi:

Şayet bu kimse bulunduğu yerde rastladığı meyve, zirai ürün ve koyunların sahipleri onun zor durumda olduğuna inanırlar, o hırsız sayılmaz ve eli de kesilmez ise ne bulursa yer, karnını doyu­rur. Ancak onlardan yanına alamaz. Bu da ölü hayvan eti yeme­sinden daha iyidir,bence. Şayet kendisine inanmıyacaklarından, hırsız muamelesi yapılarak elinin kesilmesinden endişe ediyorsa, o zaman ölü hayvan eti yemesi onun için bence daha hayırlıdır. Zi­ra bu durumda onun ölü hayvan eti yemesine cevaz vardır. Ancak benim korkum, ölü hayvan eti yemek mecburiyetinde olmayanla­rın, bu cevaz ile halkın mallarını almaları, ziraî ürünleri ve mey­veleri koparmayı alışkanlık haline getirmeleridir.

İmam Malik'ten: Bu konuda duyduğum en güzel hüküm bu­dur.

 



[1] Şeybanî, 655.

[2] Maide,5/94.

Av yaratılış icabı vahşi olup insanlardan kaçan hayvandır. Bunların; eti, de­risi veya zararından kurtulmak için avlanması caiz ve mubahtır. Sırf keyif ve eğlence için hayvan avlamak iyi değildir. Kalbi katılaştırır. Hayvanlara karşı şefkat hissini öldürür.

[3] Şeybanî, 658.

[4] Hanefîlere göre, av hayvanı avını yiyorsa bu avın eti yenmez.

[5] Çünkü avcı, av Ölmeden yetişmiştir. Bu durumda avı kesmesi gerekirdi.

[6] el-Maide: 96.

[7] Hanefi Mezhebine göre, denizin karaya kurduğu ve suyun çekildiği balıklar yenir.

Hadis için bkz. Şeybanî, 649.

[8] Hanefi Mezhebi de bu görüştedir. Hadis için bkz. Şeybanî, 650.

[9] Müsned olarak, Taharet, 2/12'degeçmiş bir hadistir.

[10] îbn Abdilber der ki: "Yahya, hadis hakkında bunları söylemiştir. Ne Mu-vatta, ne de Îbn Şihab ravilerinden biri, ona mütâbeat etmiştir. Hepsinin rivayetindeki sözler Yırtıcı hayvanlardan köpek dişi olanların yenilmesi­ni yasaklamıştır." şeklindededir.

Buharı, ez-Zebâih ve's-Sayd, 72/29; Müslim, es-Sayd ve'z-zebâih, 34/14. Ayrıca bkz. Şeybanî, 643.

[11] Müslim, es-Sayd ve'z-Zebâih, 34/15; Şafiî, Risale, no: 562. Ayrıca bkz. Şeybanî, 644.

Hanefi Mezhebi de bu görüştedir.

[12] en-Nahl: 8.

[13] el-Gafır;79

[14] Hac, 22/34 ve 36.

[15] Buharı, Zekât, 24/61; Müslim, Hayd, 3/101.

[16] Müslim, Hayd, 3/105.

[17] Ebu Davud, Libas, 31/38; Tirmizî, Libas, 22/7; Nesaî, el-Fera' ve'1-Atîre, 41/6; îbn Mace, Libas, 32/25.