Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

BİR MÜSLÜMANI ZULMEN ÖLDÜRMENİN AĞIR VEBAL OLDUĞUNU BEYÂN EDEN HADÎSLER BABI - Diyetler - Mace

BİR MÜSLÜMANI ZULMEN ÖLDÜRMENİN AĞIR VEBAL OLDUĞUNU BEYÂN EDEN HADÎSLER BABI. 2

BABA, OĞLUNU ÖLDÜRMESİ SEBEBİYLE KISAS EDİLMEZ. 18

BAŞKASINI  YARALAYAN KİŞİ KISAS  (MİSİLLEME)  OLMASI CEZASİ YERİNE FİDYE (TAZMİNAT) VERİR.. 10

BİR ADAMA CAN TEMİNATI VERİP SONRA ONU ÖLDÜREN KİMSE (HAKKINDA GELEN HADÎSLER) 26

BİR KİMSE BİR ADAMI(N ELİNİ)  ISIRIR, ÂDÂM DA: ELİNİ (ONUN AĞZINDAN HIZLA) ÇEKER VE (BU ISIRIR ÖN DİŞLERİ DÜŞER.. 16

BÎR MÜ'MÎNÎ  HATÂEN   (YANLIŞLIKLA) ÖLDÜRME DİYETİ. 7

BİR MÜ'MÎN'İ  (KASDEN VE BÎLE BİLE)  ÖLDÜREN KİMSE İÇİN TEVBE   (KABULÜ)   VAR MI?  3

BÎR MÜSLÜMANI TEAMMÜDEN, KASDEN) ÖLDÜREN KİŞİYİ BAĞIŞLAMAK  (KISAS OLARAK ÖLDÜRMEKTEN VAZGEÇMEK) 26

BİR YAKINI ÖLDÜRÜLEN  (MİRASÇI DURUMUNDAKİ) KİMSE ÜÇ ŞEYDEN BİRİSİNİ SEÇMEKTE SERBESTTİR.. 4

BİR   MUÂHED   (KENDİSİNE TEMİNAT  VERİLENZÎMMÎYJİ ÖLDÜREN KİMSE   (HAKKİNDA GELENHADİSLER) 25

DİŞLERİN DİYETİ. 14

HAKKINDA KISAS (MİSİLLEME) OLMAYAN (YARALAMALAR) 9

HİÇ BİR MÜSLÜMAN HER HANGİ BİR KÂFİR (ÖLDÜRMESİ)   KARŞILIĞI  OLARAK   (YÂNİ  KISAS OLARAK)  ÖLDÜRÜLMEZ. 17

HİÇ KİMSE HİÇ BİR KİMSENİN GÜNAHINDAN DOLAYI MUAHAZA EDİLMEZ  20

HÜR KİMSE, KÖLE (Yİ ÖLDÜRMESİ)  SEBEBİYLE (KISAS OLARAK)  ÖLDÜRÜLÜR MÜ?  18

KADININ   (CİNAYET İŞLEMESİNDEN DOLAYIÖDENECEK)  DİYETİ ONUN ASABASI  (BABA) TARAFINDAN OLAN ERKEK YAKINLARI)  ÜZERİNDEDİRVE KADININ MİRASI EVLÂDINADIR   13

KÂFİRÎN DİYETİ (KAN BAHASI) 12

KATİL (MAKTULÜ)  NE ŞEKİLDE ÖLDÜRMÜŞ İSE AYNİ ŞEKİLDE KISAS EDİLİR   19

KISAS (CEZASI) YALNIZ KILIÇLA ÎNFAZ EDİLİR.. 19

KISAS (DÂVASIN) DA BAĞIŞLAMA.. 28

KISAS OLARAK ÖLDÜRÜLMESİ GEREKLİ HÂMİLE KADIN (HAKKİNDA GELEN HADÎS) 28

MAKTULÜN VELİSİ İLE KÎSÂS VEYA DİYET ARASINA GİREN  (YÂNÎ ONA MANÎ OLAN)  KİMSE   9

MUDIHA  (YÂNİ KEMİĞE VARAN BAŞ VE YÜZDEKİ YARANIN DİYETİ) 15

PARMAKLARIN DİYETİNİN.. 15

 

BİR MÜSLÜMANI ZULMEN ÖLDÜRMENİN AĞIR VEBAL OLDUĞUNU BEYÂN EDEN HADÎSLER BABI

2615)      ... Abdullah  (bin Mes'ûd)   (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kıyamet günü insanlar arasında verilen ilk hüküm kan dâvaları hakkındadır.»"

2616) "-.. Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anh)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Zulüm ile öldürülen her insanın kamdım günahı)ndan bir pay Âdem (Peygamber)'in ilk oğlu (Kabil hesabı) na olur. Çünkü adam öldürme çığırını ilk açan odur.  (Kardeşi Hâbil'i öldürdü).»"

2617) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kıyamet günü insanlar arasında verilen ilk hüküm kan dâvâ-lan hakkındadır.»"

2618)    "... Ukbe bin Âmir ei-Cühenî (Radtyallâhü atth)'den rivayeti edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim Allah'a ortak koşmayarak ve haram bir kana bulaşmamış olarak O'na kavuşursa (Yâni bu durumda ölürse) cennete girecektir.-"

2619) "... el-Berâ bin Âzib (Radtyaltâhü anhyden rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Şüphesin dünyanın yok olması Allah katında, haksız yere bir mü'mini öldürmekten daha ehvendir.»"

2620) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre; Resûllulah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim bir mü'min'i öldürmeye yarım kelime ile (olsun) yardım ederse alnında "Allah'ın rahmetinden ümitsizdir." ibaresi yazıh olduğu halde o kimse Allah Azze ve Celle'nin huzuruna çıkacaktır."

 


BİR MÜ'MÎN'İ  (KASDEN VE BÎLE BİLE)  ÖLDÜREN KİMSE İÇİN TEVBE   (KABULÜ)   VAR MI?

2621)   
■'... Salim bin Ebi'1-Ca'd (Radıyallâhü anh)'den;  Şöyle demiştir:
Bir mü'mini kasden (ve bile bile) öldürüp, sonra tevbe ederek îman eden, iyi amel işleyen, sonra hidâyet yolu üzerinde duran kimsenin hükmü (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) 'ya sorulmuştur. İbn-i Abbas (buna cevaben) :
Ona yazıklar olsun, nerde onun için hidâyet? Ben sizin Peygamberiniz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den:
«Kıyamet günü katil, maktul onu yakalayıp kafasından tuttuğu halde (Allah'ın huzuruna) gelir ve maktul: (Yâ) Rabbi buna sor, niçin beni öldürdü, diyecektir,» -hadîsini işittim.
Allah'a yemin ederim Allah Azze ve Celle Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'inize (katilin ebedi cehennemlik olduğuna dâir) âyeti indirdi ve bu âyeti indirdikten sonra (hükmünü) neshet-medi, demiştir."

2622)    "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
(Ey mü'minler) dikkat ediniz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Cmübârek) ağzından işittiğim (şu) şeyi size haber vereceğim hadîsi kulaklarım işitti ve kalbim hıfzetti:
*(îsrâil oğullarından) bir adam doksan dokuz insan öldürdükten sonra tevbe etmek istedi. Yer yüzünün en bilgin adamını soruşturdu. Bunun üzerine kendisine (rahip) bir kimse gösterildi. O da kalkıp ona gitti ve:
—  Ben doksan dokuz insan Öldürdüm. Acaba benim için tevbe-(den yararlanma ihtimâli) var mı? diye sordu. (Râhib) adam:
—  Doksan dokuz insan (m katlin) den sonra   (mi? Yâni yararlanman ihtimâli yoktur), diye cevâb verdi. Râvi demiştir ki, katil
(bu olumsuz cevab üzerine) kılıcını kınından çekip rahibi (de) öldürdü ve böylece öldürdüğü insan sayısını bununla yüze çıkardı. Sonra (yine) tevbe etme arzusu belirdi. Bunun üzerine yer yüzünün en bilgin adamım soruşturdu. Kendisine bir (âlim) adam gösterildi. (Bu kere) ona giderek;
Ben yüz insan öldürdüm, acaba benim için tevbe (den istifâde etmem ihtimâli) var mı? diye sordu. Adam  •.
Yazıklar olsun sana! Kim senin ile tevbe arasına girebilir (tev-beden yararlanamazsın diyebilir)? Oturduğun (Kefre isimli) kötü köyden çıkıp iyi olan falan köye (Nasra köyüne) git ve orada Rab-bine ibâdet et, dedi. Bunun üzerine (tevbekâr) katil, tavsiye edilen iyi köye gitmek üzere yola çıktı ve yolda eceli geldi. Rahmet melekleri ile azab melekleri onun hakkında münâkaşa etmeye başladılar : Şeytân! Bu adama ben herkesten fazla yakınım, çünkü hiç bir an bana isyan etmedi (dâima bana uydu) dedi. Rahmet melekleri de: Bu adam tevbe ederek yola çıktı, dediler.»
(Râvi) Hammâm demiştir ki: Humeyd et-Tavil, Bekr bin Abdil-lah aracılığıyla Ebû Râfi (Radıyallâhü anh)'den bana rivayet ettiğine göre Ebû Râfi' şöyle demiştir: (Rahmet melekleri ile azab meleklerinin ihtilâfa düşmeleri üzerine) Allah Azze ve Celle (ihtilâfın halli için) bir melek gönderdi. Melekler ihtilâfın Ijalli için buna baş vurup döndüler. Hakem olan melek: Bakınız. îki köy (yâni ölünün çıktığı kötü köy ile gitmek istediği iyi köy) den hangisi ölünün bulunduğu yere daha yakın ise ölüyü o köy halkının hükmüne tabi tutunuz, diye hüküm verdi.
(Râvi) Katâde demiştir ki: El-Hâsan (el-Basrî) bize şu hadîsi rivayet etti: Bu adama (yolun yarısında) Ölüm erişince, adam kendini (iyi köye doğru) itti ve böylece iyi köye yaklaştı .ve kötü köyü kendisinden uzaklaştırdı. Melekler de kendisini iyi köy halkının hükmüne tabi tuttular (yâni iyi insanlardan saydılar).
Müellifimiz demiştir ki: Ebü'l-Abbâs bin Abdillah bin İsmail el-Bağdadî (de) Affân aracılığıyla Hammâm'dan naklen bu hadîsin benzerini bize rivayet etti."


 

BİR YAKINI ÖLDÜRÜLEN  (MİRASÇI DURUMUNDAKİ) KİMSE ÜÇ ŞEYDEN BİRİSİNİ SEÇMEKTE SERBESTTİR

2623)    "... Ebû Şürayh el-Huzâî (Radtyallâhü «»A)'den rivayet edildiğine göre ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
•Yakınının öldürülmesi veya bir uzvunun kesilmesi musibeti başına gelen (mirasçı durumundaki) kimse (şu) üç şeyden birisini seçmekte serbesttir. Eğer dördüncü bir şey isterse manî olunuz. (Üç şey) : Katili öldürmesi veya onu afıv etmesi ya da diyet (tazminat) alması (dır.) Kim bunlardan birisini yaptıktan sonra (diğer bir şeye) dönüş ederse şüphesiz o kimseye, içinde ebedî olarak kalacağı ve ibka edileceği cehennem ateşi vardır.»"

2624)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Bir yakını öldürülen (mirasçı durumundaki) kimse, katili öldürmek veya fidye (tazminat) almaktan uygun gördüğünü seçmeye yetkilidir.»"

2625) "... Zeyri bin (Sa'cl bin) Dumayra (Radıyallâhü anhümyden; Şöyle demiştir :
Babam (Sa'd) ve amcam bana (şu) hadisi anlattılar. —İkisi de Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in beraberinde Huneyn savaşına katılmışlar idi. — İkisi dediler ki: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırdı. Sonra bir ağacın altında oturdu. Hındıf kabilesi başkanı el-Akra' bin Habis O'nun huzuruna çıkarak (katil durumundaki) Muhallim bin Cessâme'nin kanını (yâni öldürülmemesini) savunmaya başladı. Uyeyne bin Hısn da ayağa kalkarak (maktul) Âmir bin el-Edbat'ın kanını (yâni katili olan Mu halli m'in Öldürülmesini) taleb etmeye başladı. (Maktu!) Âmir el-Eşca' kabilesinden idi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) maktulün adamlarına:
«Diyeti (=kan bahasını) kabul ediyor (mu) sunuz?» buyurdu. Adam!ar (bundan) imtina ettiler (ve katili öldürmek istediler.) Sonra Benî Leys kabilesinden Mükeytil denilen bir adam ayağa kalkarak t
Yâ Resûlallah Allah'a yemin ederim ki, ben İslâmiyet'in ilk günlerinde öldürülen bu maktul (un kan durumun) u ancak (şöyle olan) bir koyun sürüsü (nün hâli) ne benzetirim-. Sürü su içmeye gelir de (baş kısmı) taşlanıp kovalanır, taşlanmayanı da (korkup) kaçar, (yâni ibret için katil öldürülmelidir), dedi. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (maktulün velîlerine) :
«Size elli (deve) bu yolculuğumuzda (peşin), elli (deve) de (Me-dîne-i Münevvere'ye) döndüğümüz zaman (diyet olarak verilsin)-buyurdu. Onlar da diyeti kabul ettiler."

2626) •... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Ro-dtyallâhü anhüm)'c\en rivayet edildiğine jjöre Resûliillah (Saltaltahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim (bir mü'mini) kasden öldürürse o kimse maktulün velîlerine teslim edilir. Maktulün velîleri dilerlerse onu öldürürler, dilerlerse diyet (kan bahası) alırlar. Bu da otuz (aded) hikka (dört yaşına giren dişi deve), otuz aded cezaa (beş yaşma b&san dişi deve) ve kırk aded halıfa (hâmile deve) dir. Bu diyet, kasden öldürme tazminatıdır. Maktulün velîleri ile ne (meblâğ) üzerine sulh yapılırsa bu (meblâğ) onların hakkıdır. Bu da diyetin ağırlaştırılmış olanıdır."

2627) "... Abdullah bin Amr {bin el-Âs) (Rodtyallâhü anhümâ)\\m\ rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeHcrn) şöyle buyurmuştur:
«Kasden öldürmeye benzeyen hatâen (yanlışlıkla) Öldürme olayının maktulü, kamçı ve sopa ile öldürülen kimsedir. (Bunun diyeti), kırk tanesi hâmile olan yüz devedir.»
Müellifimiz bu hadisin bir mislini ikinci bir senedle de Abdullah bin Amr'den merfû olarak rivayet etmiştir."

2628) !;... (Abdullah) bin Ömer (Radiyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke fetih günü Kabe merdiveni üzerinde ayağa kalkarak Allah'a hamu" ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu;
«Hamd (Mekke'nin fethine dâir) va'dini yerine getiren, kuluna — Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e— yardım eden ve düşman topluluklarım yenilgiye yalnızca uğratan Allah'a mahsustur. Bilmiş olunuz ki: (Kasden işlenene benzeyen) hatâen öldürme olayı maktulü, kamçı ve sopa ile öldürülen kimsedir. Bunun diyeti yüz devedir. Develerin kırk tanesi karınlarında yavruları bulunan haîifa (hâmile) develerdir. Bilmiş olunuz ki ı Câhüiyet devrinde iftihar vesilesi edilen her şey ve bütün kan dâvaları şu iki ayağımın altındadır, (yâni bâtıldır, düşmüştür). Ancak olagelen Kâ'be siçtâne-si (hizmet ve bakımı) ve hacı sıkayesi (sulaması) bu hükmün dışındadır. Bilmiş olunuz ki: Bu iki işi evvelce olduğu gibi ellerinde bulunanlara vermeyi onaylıyorum.»"

 


BÎR MÜ'MÎNÎ  HATÂEN   (YANLIŞLIKLA) ÖLDÜRME DİYETİ (4)

2629) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîîem), öldürme diyetini on iki bin (dirhem gümüş) kıldı."

2630) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-dtyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
(4) Hatâen öldürmeye misal olarak: Bir ava ateş ederken yanlışlıkla bir insanı öldürmek, yüksekçe bir yerden düşerken bir adama çarpıp öldürmek, av sanarak ateş etmekle insan öldürmek.
Kim hatâen (= yanlışlıkla) öldürülürse onun develerden diyeti otuz bint-i Madhâd (iki yaşma giren dişi deve), otuz bint-i Lebûn (üç yaşma giren dişi deve), otuz hıkka (dört yaşma basan dişi deve) ve. on ibn-i Lebûn  (üç yaşına giren erkek deveîdir, buyurmuştur.
BesûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), köylülerin ödeyeceği bu diyet için dört yüz dinar (altın) veya buna denk gümüş kıymet takdir ederdi. Deve sahiplerinin ödeyeceği bu diyet için de kıymet takdir ederdi. Develer pahalanınca, (deve sahiplerinin ödeyeceği) diyetin bedelini de artırırdı ve develerin fiatı düşünce diyetin bedelini de eksiltirdi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (deve sahiplerinin ödeyeceği bu nevî diyetin kıymetini) zamanın (rayiç) durumuna göre ayarlardı. Böylece bu nevî diyetin kıymeti Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta olduğu dönemde, dört yüz dinar (altın) ile sekiz yüz dinar (altın) arasındaki meblâğlara veya bunun (yâni sekiz yüz dinarın) gümüşten dengi olan sekiz bin dirheme ulaştı.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sığır sürüsü sahipleri tarafından diyeti sığırdan ödenecek maktulün diyetinin iki yüz sığır olduğuna ve koyun sürüsü sahipleri tarafından diyeti koyundan ödenecek maktulün diyetinin iki bin koyun olduğuna hükmetti."

2631)    "... Abdullah bin Mes'üd  (Radıyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyîe buyurdu, demiştir:
«Hatâen   (yanlışlıkla)   öldürme diyetinde yirmi hıkka   (beş yaşı na giren dişi deve), yirmi cezaa  (dört yaşına giren dişi deve), yirmi bint-i mahad (iki yaşına giren dişi deve), yirmi bint-i Lebûn (üç yaşma giren dişi deve)  ve yirmi ibn-i mahad   (iki yaşma giren erkek deve lâzım)dır.»"

2632)    "...  (Abdullah)  bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öldürme diyetini on iki bin   (dirhem gümüş)   kıldı. İbn-i Abbâs dedi ki: Allah Teâlâ'mn:«Allah ve Resulü
bol nimetinden onları zenginleştirdi de öç almaya kalktılar,» (5) buyruğu, bunun hakkındadır. İbn-i Abbâs dedi ki: Âyette sözü edilenler diyet almakla (zenginleştiler.)"

2633)    "... El-Muğîre bin Şu'be (6)   (Radtyallâhü ankyden;    Şöyle demiştir :
BesûluUah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) diyetin (katilin) âkilesi tarafından ödenmesine hükmetti."

2634) ... El-Mıkdâm eş-Şâmî (bin Madîkerib) (7) (Radtyallâhü anh)'-den. rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Mirasçısı olamayan (nıüslüman)ın mirasçısı benim. (Yâni malım beytü'1-mala korum). Onun diyetini Öderim ve ona mirasçı olu-rum. Dayı, mirasçısı olmayan (yeğenin) in mîrasçısıdır. Onun yerine diyet öder ve onun mirasını alır.»"

 


MAKTULÜN VELİSİ İLE KÎSÂS VEYA DİYET ARASINA GİREN  (YÂNÎ ONA MANÎ OLAN)  KİMSE

2635) ''.,. (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurmuştur:
«Kim nasıl olduğu belirsiz bir karışıklık içinde veya yakutlarını savunma esnasında bir taş veya bir kamçı ya da bir sopa ile (öldürme kasdı olmaksızın) öldürürse o kimse üzerine hatâen (yanlışlıkla) öldürme diyeti (vâcib) dir. Kim (bu ortamda) kasden öldürürse bu (öldürme) kısasta sebebidir. Kim de katil ile kısas araşma girer (yâni katilin öldürülmesine engel olur) ise, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti o kimse üzerine olsun (veya üzerinedir). O kimseden ne tevbe kabul olunur, ne de fidye (veya o kimsenin ne nafile ibâdeti ne de farz ibâdeti kabul olunur.»)"


 

HAKKINDA KISAS (MİSİLLEME) OLMAYAN (YARALAMALAR)

2636)    "... Câriye (bin Zafar) (   (Radtyallâhü j«*)'den :
Bir adam başka bir adamın alt koluna kılıç vurup mafsal olmayan bir yerden kesip kopardı. Kolu koparılan adam Peygamber (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellemî'e müracaatla, kolunu kesenden hakkını almasını İstedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kolu kesilene diyet ödemeyi emretti. Adam i
(   Câriye bin Zafar âî-Hanafi el-Kûfl, sahâbidir. Raviai oğlu Nlmrân'&r. İbn-i Mâceh onun hadisini rivayet etmiştir. (Hülâsa : 60)
— Yâ Resûlallah ben kısas istiyorum (yâni kolumu kesen hasmımın kolunun kesilmesini istiyorum), dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (adama) :
«Diyeti al. Allah diyeti sana mübarek eylesin,» buyurdu ve onun için hasmının kısas edilmesine hükmetmedi."

2637) "... EI-Abbâs bin Abdilmuttalib (Radıyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selimi) şöyle buyurdu, demiştir :
«Ne me'mûne (beyin zarına ulaşan yara) da, ne câife (bedenin iç kısmına ulaşan yara) da ne de münakkıla (kemiği kırıp yerinden kaydıran yara) da kısas (yâni misilleme) vardır. (Yâni başkasını böyle yaralayan kimseye ceza olarak misilleme yapılmaz.)»"


 

BAŞKASINI  YARALAYAN KİŞİ KISAS  (MİSİLLEME)  OLMASI CEZASİ YERİNE FİDYE (TAZMİNAT) VERİR


2638)    "... Âîşe (Radıyallâhü anhây'dan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Cehm bin Huzey-fe (9) (Radıyallâhü anh)'i zekât tahsildarı olarak (taşraya) gönderdi. Bir adam zekâtı hakkında Ebû Cehm ile münâkaşa ediyor. Bunun üzerine Ebû Cehm onu dövüp başını kırıyor. Sonra adamın yalanlan Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek i
—  Yâ Resûlallah! Kısas (yâni misilleme istiyoruz), dediler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (onlara) :
—  «Size şu kadar (mal verilsin), buyurdu. Adamlar razı olmadılar. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «(Ödenecek tazminat mikdannı artırarak) size şu kadar (mal verilsin)» buyurdu. Adamlar razı oldular. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  (adamlara) :
(»)   Bu sahâbl'nin hâl tercemesi 1869 nolu hadis bölümünde geçti.
—  «Ben   (öğleden sonra)   halka hitabede bulunacağım ve  sizin razı olduğunuzu onlara bildireceğim,» buyurdu. Adamlar: Evet, dediler. Buna binâen Peygamber  (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem)   (cemaata) bir konuşma yaptı ve  (bu arada) :
«Şu Leysîler kısas talebinde bulunmak üzere bana baş vurdular. Ben onlara (kısas yerine) şu kadar (tazminat) teklif ettim,» buyurdu. (Sonra onlara.dönüp) :   Razı oldunuz mu? dedi.    Adamlar;
Hayır, dediler. Bunun üzerine muhacirler onları menetmek istediler. Fakat Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} muhacirlerin vazgeçmelerini emretti. Muhacirler de vazgeçtiler. Sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onları çağırdı ve kendilerine verilecek mal miktarını artırdı. Sonra (onlara) ;
—  «Razı oldunuz mu?»  buyurdu.  Adamlar:  Evet, deyince.  Re-sûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Ben halka konuşma yapacağım ve sizin razı olduğunuzu onlara haber vereceğim,» buyurdu. Adamlar;
—  Peki, dediler. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) halka konuşma yaptı. Sonra (adamlara) :
— «Razı oldunuz mu?» buyurdu. Adamlar da:
—  Evet, dediler.
İbn-i Mâceh dedi ki: Ben, Muhammed bin Yahya'dan şu sözleri işittim t Bu hadîsi yalnız Ma'mer rivayet etti. Kendisinden başka kimselerin bunu rivayet ettiklerini bilmiyorum."

2639) "... Ebû Htüreyre (Radıyallâhü atıfı)'(\er\ rivayet edildiğine göre; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenin Cin tazminatı) hakkında bir ğurre ile hükmetti. Ğurre, köle veya câriyedir. Aleyhinde (yâni ğurre ödemesine) hüküm verilen adam (kafiyeli, seci'lî cümlelerle : Yâ Resûlallah) Henüz içmeyen, yemeyen, bağırmayan, doğarken ses vermeyen cenîn için diyet verecek miyiz. Halbuki bunun misli hederdir (öcü alınmaz)? dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} :
Şüphesiz bu adam (kafiyeli cümleler sıralayarak) bir şâirin sö-ZÜ ile hükmediyor. Cenîn (in diyeti) bir ğurredir; Bir köle veya bir câriye- buyurdu."

2640) "... El-Misver bin Mahrama (Radıyallâhü anhyden: Şöyle demiştir :
Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh), kadının karnından darbe yemekle Ölü cenîn düşürmesi (tazminatı) hakkında sahâbîlere danıştı. Bunun üzerine el-Müğîre bin Şu'be  (Radıyallâhü anh) :
Ben, Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem}'in bunun hakkında bir ğurre (yâni) bir köle veya bir câriye (tazminat) ile hükmettiğine şah id oldum, dedi. Ömer (el-Müğîre'ye) :
Seninle beraber (bu hükme) şâhidlik edecek bir sahâbî getir, dedi. Sonra Muhammed bin Mesleme (Radıyallâhü anh) de el-Müğîre ile beraber (bu hükme) şâhid olduğunu söyledi."

2641) .*'... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre:
Kendisi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in bu meselede, yâni cenin (in diyeti) hakkındaki hükmünü sahâbîlere sordu. Bunun üzerine Hami bin Mâlik bin en-Nâbiğa ayağa kalkarak : Ben iki  karımın arasında idim. Bunlardan birisi diğerini bir çadır direğiy-le dövüp öldürdü ve ceninini (yâni karnındaki bebeğini) de öldür-cjü. Eesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenîn (in tazminatı) hakkında ğurre olan bir kölenin ödenmesine ve Öldürülen kadına karşılık katile kadının öldürülmesine hükmetti."

2642)    "... Saîd bin el-Müseyyeb'den rivayet edildiğine yöre:  Ömer  (hin eî-Hattâb) (RadıyaUâhü anlı) :
Diyet âkile'nin (yâni maktulün baba tarafından olan yakınlarının) hakkıdır ve kadın (öldürülen) kocasının diyeti (kan bahası) n-dan hiç bir şeye vâris olmaz, diyordu. Nihayet ed-Dahhâk bin Süf-yân (Radıyallâhü anh) :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SelIemVin, Eşyem ed-Dıbâbi'-nin karısını kocasının diyetine mirasçı kıldığını Ömer'e yazdı. (Bunun üzerine Ömer görüşünden dönüş yaptı.)"

2643) "... Ubâde bin es-Sâmıt (Radıyallâhü anh)'<\en rivayet edildiğine göre :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Hami bin Mâlik el-Hü-aselî el-Lihyânî'yi kuması tarafından öldürülen karısına mirasçı kıldı."


 

KÂFİRÎN DİYETİ (KAN BAHASI)

2644)    "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)  (Ra-dtyallâhü ankütn)'den rivayet edildiğine göre:Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) iki kitâb (yâni Tevrat ve İncil) ehlinin diyetinin müslümanların diyetinin yarısı olduğuna hükmetmiştir. İki kitâb ehli, yahüdîler ve hristiyanlardır."
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bu hadisin senedi hasendir, çünkü sahih senedin derecesinden noksandır. Sebebi de şudur : Râvî Abdurrahman bin Ayyâş'ı zayıf sayanı da sıka sayanı da görmedim. Amr bin Şuayb'in dedesi, havlunda da ihtilâf vardır
14 — KATİL  (MAKTULA)  VÂRİS OLMAZ, BABI
2645)    **... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den  rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Selîem) :
«Kati! (öldürdüğü yakınının malına) vâris olmaz» buyurmuştur."

2646)    "... Amr bin Şuayb'den rivayet edildiğine göre :
Müdlic oğullarından Ebû Katâde denilen bir adam oğlunu öldürdü. Ömer (Radıyallâhü anh) kendisinden otuz hikka (beş yaşına basmış dişi deve), otuz cezaa (dört yaşına basmış dişi deve) ve kırk hahfa (hâmile deve) olmak üzere yüz deve aldı. Sonra:
Maktulün erkek kardeşi nerdedir? Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim buyurdu ki:
«Kâtü'e   (maktulün malına)   vâris olma hakkı yoktur,» dedi."

 


KADININ   (CİNAYET İŞLEMESİNDEN DOLAYIÖDENECEK)  DİYETİ ONUN ASABASI  (BABA) TARAFINDAN OLAN ERKEK YAKINLARI)  ÜZERİNDEDİRVE KADININ MİRASI EVLÂDINADIR

2647) '.., Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amre bin el-As) (Ra-âtyallâhü anhüvı)'öen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Kadının mevcud asa-bası (yâni baba tarafından erkek, akıllı akrabası)nm onun (cinayet işlemesi hâlinde ödenmesi gerekli) diyetini vermelerine ve bunların, kadının vereselerinden (belirli hisse sahiplerinden) artan mal dışında onun hiç bir malına mirasçı olmamalarına hükmetti. (Ayrıca şuna da hükmetti:) Kadın öldürülürse diyeti (kan bahası), onun mirasçıları arasındadır (Farâiz hükümlerine göre aralarında taksim edilir). Bu itibarla katilini onlar öldürür,"

2648)    ",., Câbir (bin Abdillah)   (Radıyallâhü anhümâ)'dan;    Şöyle demiştir :
Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   diyeti, katile kadının âkilesi (baba tarafından erkek ve akıllı yakınları) üzerine yükledi.
Bunun üzerine öldürülmüş olan kadının âkilesi (baba tarafından olan erkek ve akıllı yakınları) :
Yâ Resûlallah! Öldürülen kadının mirası bizedir, dediler. Resûl-i Ekrem  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Hayır. Mirası kocasına ve çocukların ad ir» buyurdu.

16 — DİŞ HAKKINDA KISAS  (MÎSÎLLEME) BABI
2649)    "... Enes (bin Mâlik) (Radtyallâhü anh)'den; .Şöyle demiştir: Enes'in (yâni kendisinin) halası er-Rubeyyi'  (Radıyallâhü anhâ) (bir kere) bir cariyenin ön dişini kırdı. Rubeyyi'in yakınları   (karşı taraftan)  afıv dilediler.  Fakat cariyenin  adamları   (afıv etmekten) imtina ettiler. Bunun üzerine Rubeyyi'in yakınları dişin tazminatını ödemeyi onlara teklif ettiler.   Onlar bunu da kabul etmeyerek Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e vardılar. Resûl-i Ekrem (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) de kısasın uygulanmasını emretti.  (Rubeyyi'in kardeşi) Enes bin en-Nadr  (Radıyallâhü anh) :
Yâ Resûlallah er-Rubeyyi'in ön dişi (misilleme olarak) kırılacak (mı?) Seni hak (din) ile gönderen Allah'a yemin ederim (ve Allah'ın yardımını umarak derim) ki er-Rubeyyi'in dişi kınlmıyacakür, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de :
«Yâ Enes (bin en-Nadr) Allah'ın farz kıldığı hüküm kısastır,» buyurdu.
Hâvi demiştir ki: (Enes'in umutlu yemininden) sonra cariyenin adamları (diyete) razı oldular ve (er-Rubeyyi'i kısas cezasından) afıv ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Şüphesiz, Allah'ın kullarından öyle kişi vardır ki, Allah'a yemin etse Allah onun yeminini yerine getirir» buyurdu."


 

DİŞLERİN DİYETİ

2650)    "...   (Abdullah) hin Abbâs (RadiyaUâhü an hü mâ y dan rivayet edildiğine göre:   Resûlullah (Sallalhıhü Aleyhi ve Sellenı)  şöyle buyurmuştur:
«Dişler (diyet mikdan bakımından) eşittir. Seniyye  (denilen ön) diş ve dırs  (denilen diğer dişler)  eşittir.»"

2651)    "...   (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhii atıhünıâ)\\nn rivayet edildiğine göre :                                                                                   
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) dişin diyetinin beş deve olduğuna hükmetti."


 

PARMAKLARIN DİYETİNİN


2652) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dax\ rivayet edildiğine s«re :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Şu ve şu» yâni küçük parmak, yüzük parmağı ve baş parmak (diyet mikdarı bakımından) «eşittir» buyurmuştur."

2653) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Ra-dıyaltâhü atthüın)'(\en rivayet edildiğine £Öre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vr Sellem)  şöyir buyurmuştur :
«Parmakların hepsi (diyet mikdarı bakımından) eşittir. Bunlarda onar deve  (diyeti) vardır.»"

2654) "... Ebû Mûs;ı el-Eş'arî (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine fîöre;  Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Parmaklar (diyet mikdarı bakımından)  eşittir» buyurmuştur."


 

MUDIHA  (YÂNİ KEMİĞE VARAN BAŞ VE YÜZDEKİ YARANIN DİYETİ)

2655)    "... Anır hin Şııayb'in dedesi  (Abdullah bin Amr bin el-Âs)   (Ra-
dtvaltâhü (whünı)'(\en rivayet edildiğine <*Öre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi vr Selimi)  şöyle buyurmuştur :
«Mevâdih (kemiğe dayanan baş ve yüzdeki yaralar) da beşer deve  (diyet)  vardır.»"                                                             


 

BİR KİMSE BİR ADAMI(N ELİNİ)  ISIRIR, ÂDÂM DA: ELİNİ (ONUN AĞZINDAN HIZLA) ÇEKER VE (BU ISIRIR ÖN DİŞLERİ DÜŞER

2656) "... tlmeyye oğulları Ya'lâ ve Seleme (Radıyaltâhü anlıümu )\hın rivayet edildiğine göre şöyle demişlerdir :
Biz Tebûk savaşında Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber yola çıktık. Bizim beraberimizde bir arkadaşımız da vardı. Biz yolda iken arkadaşımız ile diğer bir adam döğüştüler. Ya'lâ demiştir ki: Adam, (döğüştüğü) arkadaşının elini ısırdı. Arkadaşı da elini onun ağzından (hızla) çekti ve adamın Ön dişini düşürdü. Adam, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem)'in yanına vararak (düşürülen) ön dişinin diyetini istedi. Bunun üzerine Resulullah (Sal-lalîâhü Aleyhi ve Sellem) :
«Biriniz (din) kardeşine yönelerek erkek devenin ısırması gibi onu ısırır, sonra gelip (düşen dişine) diyet ister. Düşürülen dişe diyet yoktur,» buyurdu. Ya'lâ demiştir ki: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (dâvayı red ederek) dişin diyetinin bâtıl olduğuna hükmetti."

2657)    "... İmrân bin  Husayn   (RadıyaUâhü  anfı)'(\en rivayet  edildiğine
Bir adam (başka) bir adamın kolunu ısırdı. Işınlan adam da kolunu (hızla) çekti de ısıranın ön dişi düştü. Dâva Peygamber (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) 'e intikal ettirildi. Peygamber (Sallallahü ASeyhi ve Sellem) dişin diyetinin bâtıl olduğuna hükmetti ve:
-Biriniz erkek devenin dişleriyle sert yem yediği gibi (din kardeşinin kolunu) çatır çatır yiyer (ısırır), (ısıranın düşen dişinin diyeti yoktur), buyurdu."


 

HİÇ BİR MÜSLÜMAN HER HANGİ BİR KÂFİR (ÖLDÜRMESİ)   KARŞILIĞI  OLARAK   (YÂNİ  KISAS OLARAK)  ÖLDÜRÜLMEZ

2657)    "... Ebû Cühayfe (Veheb bin Abdillah es-Suvâî) (11)  (Radtyallâ-%,hü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben Ali bin Ebî Tâlib (Radiyalîâhü anh)'a :
(Allah'ın kitabından başka) halkın yanında bulunmayıp yalnız sizin yakınınızda (yazılı olarak ve vahya âit) bir bilgi var mıdır? diye sordum. Alî:
Ya'Iâ bin Ümeyye (R.A. )'m Hâl Tercemesi
Birinci hadisin râvîsi Ya'Iâ bin Ümeyye (R.A.)'ın hâl tercemesi 1065 nolu hadîs bölümünde geçmiştir. Diğer râvi Seleme bin Ümeyye (R.A.) ise Ya'lâ'nın kardeşidir. Kûfe'ye yerleşen sahâbilerdendir. Buhâri ile Müslim onun bir hadîsini rivayet etmişlerdir. Râvîsi de kardeşi Ya'lâ'nın oğlu Safvân'dır. îbn-i îshâk böyle demiştir. Fakat hıfzedilen rivayet şekli Safvân'ın kendi babası olan Ya'Iâ bin Ümeyye'den rivayetidir. (Hülâsa:  147)
(11)   Bu sahablnin hâl tercemesi 207 nolu hadîs bölümünde geçti.
Hayır! Vallahi halkın yanında bulunandan başka bir şey bizim yanımızda yoktur. Ancak (bizde) Allah'ın kişiye Kur'an hükümlerini anlamak kabiliyeti vermesi ve şu sahifede (yazılı) olan hükümler vardır. Şu sahifede Resûlullah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) tarafından buyurulan diyetlerin hükümleri ve hiç bir müslümanm herhangi bir kâfirfi öldürmesinle karşılık öldürülmemesi hükmü vardır, dedi."

2659) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Anır bin el-Âs) (Ra-dtyallâhü anhünı)\len rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Hiç bir müslüman herhangi bir kâfir (i öldürmesin) e karşılık öldürülmez.»*1 '

2660) ".,. (Abdullah) bin Abbâs (Radıyaîlâhü anhümâ)Vlan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Hiç bir mü'min herhangi bir kâfirü öldürmesinle karşılık öldürülmez ve ahid (güvence) sahibi (kâfir) ahdi (süresi) içinde öldürülmez.»"

 

BABA, OĞLUNU ÖLDÜRMESİ SEBEBİYLE KISAS EDİLMEZ

2661)     (Abdullah)  bin Abbâs (Radıyallâhü anJtüwâ)\\an rivayet edildiğine tföro: Resûlullah  (SaUallahü Aleyhi ve Setimi) şöyle buyurmuştur:
«Baba, oğlunu öldürmesi sebebiyle kısas edilmez.»"

2662)     "...  Ömer bin el-Hattâb  <Radıyallâhü <mh)\\ex\\  Şiiyle demiştir:
Ben, Resûlullah   (SaUallahü Aleyhi ve SellemKi şöyle buyururken işittim :
«Baba oğlunu öldürmesi sebebiyle kısas edilmez.»"


 

HÜR KİMSE, KÖLE (Yİ ÖLDÜRMESİ)  SEBEBİYLE (KISAS OLARAK)  ÖLDÜRÜLÜR MÜ?

2663)    "... Semüre bin Cündeb (Radıyallâhü ank)'Aen rivayet edildiğine ; Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve Scllevi) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim kölesini öldürürse biz (deJ o kimseyi öldürürüz ve kim kölesinin burnunu keserse biz  (de)   o kimsenin burnunu keseriz.»"

2664) "... Amr bîn Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-dıyallâhü anhüm)\\en\ Şöyle demiştir:
Bir adam kölesini kasden ve teammüden öldürdü. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (de) o adama yüz sopa attırdı, onu bir yıl süreyle sürgün etti ve müslümanlann (hisselerinin) içinden onun hissesini sildi."


 

KATİL (MAKTULÜ)  NE ŞEKİLDE ÖLDÜRMÜŞ İSE AYNİ ŞEKİLDE KISAS EDİLİR

2665)    "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)\\ew rivayet edildiğine göre:
Yahudi bir adam (Ensâr'dan) bir kadının başım iki taş arasında ezerek onu öldürmüştü. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yahûdînin başını iki taş arasında ezdirdi (yâni bu şekilde kısas edilmesini emretti.)"

2666)    ••,.. Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'ûen rivayet edildiğine göre:
Yahudi bir adam (Ensârdan) genç bir kadını üzerindeki gümüş ziynet eşyasına temaen (başını iki taş arasında ezmek suretiyle) öldürdü. (Kadın henüz can vermemiş iken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna getirildi.) Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kadına:
—  «Falan kişi mi seni öldürdü?» diye sordu. Kadın i
—  Hayır, diye başıyla işaret etti. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (başka adamın ismini söyleyerek : «Falan adam mı seni öldürdü,» diye) ikinci kez sordu. Kadın:
(Yine) hayır, diye başıyla işaret etti. Sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir başka adamın ismini söyleyerek : «Falan adam mı seni öldürdü,» diye) üçüncü defa kadına soru sordu. Kadm t
Evet, diye başıyla işaret etti.
(Kadının işaret ettiği yahûdî adam yakalanarak huzura getirildi. Adam suçunu itiraf etti.) Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in emriyle katil (in başı)  iki taş arasında  (ezilerek)  öldürüldü."


 

KISAS (CEZASI) YALNIZ KILIÇLA ÎNFAZ EDİLİR

2667)    "... Numân bin   Beşîr   (Radıyallâhü a»A)'den  rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallaltakü Aleyhi ze ScUem) şöyle buyurmuştur :
«Kısas  (cezası)  ancak kılıçla yerine getiılllr.»"

2668) "... Ebû Eekre (Radıyallâhü anh)'(\en rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kılıçtan başka bir şeyle kısas  (cezasının)  infazı yoktur.»"


 

HİÇ KİMSE HİÇ BİR KİMSENİN GÜNAHINDAN DOLAYI MUAHAZA EDİLMEZ

2669)    "... Amr bin el-Ahvas (12)  (Rıi(/tyal!â/ıii an/ı)'(\en; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i Veda haccmda şöyle buyururken işittim :
«Bilmiş olunuz ki her cânî ancak şahsının işlediği günahtan sorumludur. Hiç bir baba oğlunun günahından sorumlu tutulamaz ve hiç bir oğul babasının günahından sorumlu tutulamaz.»"


2770)    "... Târik el-Mühâribî (13)  (Radıyallâhü au/ı)\\en Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i koltuk altlan beyazlığını gördüğüm derecede ellerini havaya kaldırarak şöyle buyururken gördüm :
«Bilmiş olunuz ki hiç bir anne oğlunun günahından sorumlu tutulamaz. Bilmiş oîunuz ki hiç bir anne oğlunun günahından sorumlu tutulamaz.»"

2671)     "...   El-Haşhâş  el-Anbarî  (Radıynllâhii  anh)\\er\;   Şöyle  demiştir:
Beraberimde oğlum bulunduğu halde ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in yanına vardım. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) :
«Sen oğlunun günahından sorumlu tutulamazsın, o da senin günahından sorumlu tutulamaz,» buyurdu.
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedindeki râvîlerin hepsi sıka zâtlardır. Fakat Hüşeym tedlisçi idi. El-Haşhâş'm bundan başka hadisi yoktur. Kütüb-i Sitte'nin kalanlarında onun hadisi yoktur.

2672) "... Üsâme bin Şerik (Radıyallâhii an/;)'den rivayet edildiğine göre : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Scllcm) şöyle buyurdu, demiştir :
«Hiç bir şahıs, başka bir şahsın günahından sorumlu tutulamaz.»"

2673) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Scllem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Acmâ (yâni yırtıcı olmayan dört ayaklı hayvanın verdiği zarar) hederdir, maden ocağı (nda uğranılan zarar) hederdir. Kuyu (da uğranılan zarar) hederdir. (Yâni bu zararlar kimseye ödettirüe-mez.)»"

2674) "... Amr bin Avf (el-Müzenî) (Radıyattâkü anh)'den; Şöyle demiştir :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemTden şöyle buyururken işittim:
*Acmâ (yâni dilsiz behîme)nin verdiği zarar hederdir. Maden ocağı(nda uğranılan zarar)  da hederdir.»"

2675)    "... Ubâde bin es-Sâmıt  (Radıyallâhü anhyden;  Şöyle demiştir:
Resûlullah (Saîîallahü Aleyhi ve Sellem), maden ocağı (nda uğranılan zararın) hederliğine, kuyu (da uğranılan zararın) hederliği-ne ve acmâ (yâni dilsiz benime) nin verdiği zararın hederliğine hükmetti.
Acmâ: Deve, sığır ve koyun - keçi ve başka behime manasınadır. Cübâr da:   (Kimseye)  ödettirilemeyen heder manasınadır."

2676)    "... Ebû Hüreyre  (Radtyallâhü anh)'den  rivayet edildiğine göre; Resûîullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Ateşün yaptığı zarar) hederdir. Kuyu  (zararı)  da hederdir.»"

2677)    u... Sehl bin Ebî Hasme (Radtyallâkü anh)\n kendi kavminin ileri gelen adamlarından rivayetine göre :
  Abdullah   bin   Schl    (bin   Zcyd)    ve   Muhayyısa    (bin   Mes'ûd bin    Zeyd)     (Rathyallâhü    anhiımâ)     başlarına    gelen    fakirlikten
dolayı (bir hurma mevsiminde hurması bol olan) Hayber'e (dostları yanında hurma toplamaya) gittiler. (Ve Hayber'e vardıklarında kendi işlerine bakmak üzere birbirinden ayrıldılar. Bir süre) sonra Mu-hayyis'a gelinip, Abdullah bin Sehl'in öldürülüp bir kuyuya veya bir pınara atılmış olduğu haberi verildi. Bunun üzerine Muhayyısa Hayber yahûdîlerîne giderek:
—  Allah'a yemin ederim ki onu siz öldürdünüz, deyince yahû-dîler:
—  Allah'a and olsun ki onu biz öldürmedik, dediler. Sonra Muhayyısa ordan  (Medine'ye)  dönüp kavminin yanma varıyor ve durumu onlara anlatıyor. Daha sonra kendisi, ağabeyisi Muhayyısa ve Abdurrahmân bin Sehl kalkıp    (Peygamber)     (Sallallahü Aleyhi ve Sellem'e)   gittiler.   (Önce)   Muhayyısa söze başladı,   (maktul ile beraber) Hayber'de olan kendisi idi. Fakat Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Muhayyısa'ya yaşça büyüklüğü kasdederek:
«İlk sözü büyüğe bırak, ilk sözü büyüğe bırak», uyarısında bulundu. Bunun üzerine (Muhayyısa sustu ve ağabeyisi) Huvayyısa olayı anlattı. Ondan sonra da Muhayyısa konuştu. Neticede Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onlara:
«Hayber yahûdîleri ya (öldürülen) arkadaşınızın diyetini (kan bahasmı) öderler, veya onlara (karşı Allah ve Resulü tarafından) bir savaş ilân edilir,» buyurdu. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu konu hakkında (Hayber yahûdüerine) yazı yazdırdı. (Bu yazıya cevaben) onlar:
Allah'a yemin ederiz ki onu katiyyen biz öldürmedik, diye yazı gönderdiler. Bu cevab üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lum), Huvayyısa. Muhayyısa ve Abdurrahmân'a:
«Bu cinayetin Hayber yahûdîleri tarafından işlendiğine yemin eder (mi) siniz ve (bu takdirde) arkadaşınızın kan bedeline müstahak olursunuz?» buyurdu. Bunlar:
Hayır, (yanında) bulunmadığımız ve görmediğimiz bir cinayet hakkında nasıl yemin ederiz? dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Şu halde yahûdîler (bu cinayetten habersiz olduklarına dâir) size yemin ederler,» buyurdu. Bunlar:
Onlar müslüman değiller, (nasıl onların yeminlerine itibar ederiz), dediler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
maktulün diyetini kendi yanından verdi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) maktulün yakınlarına yüz adet dişi deve gönderip ta evin içinde onlara teslim ettirdi.
Râvî Sehl  (bin Ebi Hasme)  demiştir ki: O sürüden kırmızı bir dişi deve bana tekme attı."

2678) "'.., Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Ra-(fıyallâhü an/tüm /den; Şöyle demiştir :
Mes'üd'un oğullan Huvayyısa ve Muhayyısa ile Sehl'in oğullan Abdullah ve Abdurrahmân (Radıyallâhü anhüm), Hayber'de yiyecek temini maksadıyla, (Medîne-i Münevvere'den) çıkıp gittiler. (Hay-ber'de) Abdullah'a zulüm edilip öldürüldü. Sonra durum Hesülullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı. Resûl-i Ekrem  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (maktulün arkadaşlarına) =
—  «(Abdullah'ın Hayber yahûdîleri  tarafından öldürüldüğüne) yemin edersiniz ve  (kan bedeline)  müstahak olursunuz»? buyurdu. Onlar:
—  Yâ HesûlaHah yanında bulunmadığımız bir cinayet hakkında nasıl yemin ederiz? dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Şu halde yahûdiler  (yemin etmekle) isnad ettiğiniz suçtan beraet ederler.» buyurdu. Onlar;
— Yâ Resûlallah! Yahudiler yemin etmekle beraet edebilince bizi öldürürler, dediler. Râvî demiştir ki: Bunun sonucunda Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından verdi."

2679)    "... Zinbâ (Ebû Ravh)   (Radtyallâhü ank)'âtn rivayet edildiğine
Kendisi bir kölesinin yumurtalarım çekip çıkarmış (veya erkeklik organım kesmiş) oüarak Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem)'in huzuruna vardı.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu işkenceye karşı köleyi azadladı  (azadlığma hükmetti)."

2680) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Radtyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Köle) bir adam imdâd, diye bağırarak Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Bellem) ona:
-Neyin var?» buyurdu. Köle:
Efendim beni bir cariyesini öptüğüm esnada gördü, bu nedenle benim erkeklik organımı kesti, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (sahâbilere) :
«O herifi bana getiriniz,» buyurdu. Adam arandı. Fakat bulunamadı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (kö-
«Git.
Sen hürsün,» buyurdu.
(Râvî) demiştir ki -. Köle ı
Yâ Resülallah! Efendim beni köleleştirmek isterse bana yardımcı olmanın kimin üzerine (vâcib) olduğunu söyler misin? diye sordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de:
«Her mü'min veya her müslüman üzerine" (vâcib) dir,» buyurdu."

2681)    "... Abdullah  (bin Mes'ûd)   (Radıyallâhü tm/rj'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
-Ehli îman, öldürme tana yönünden insanların en iffetli   (merhametli) lerindendir.»"

2682) '*... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radıyallâhü onA/den rivayet edildiğine göre; Resûluîlah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellcnı) şöyle buyurdu, demiştir :
«Öldürme tarzı yönünden insanların en iffetlisi (merhametlisi) îman ehlidir.»"

2683)    "...  (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre; Peygamber (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Müslümanların kanlan (kısas ve diyet hususunda) eşittir. Ve onlar, başkalarına (yâni düşmanlarına) karşı tek el (gibi olmalı) dır. Onların (kâfirlere verebilecekleri mal, can ve namus) teminatım (mertebece) en düşük olanı akdedebilir (verebilir). Ve (savaşta alınan ganimet düşman saflanna en yakın olanlar tarafından) en uzak olana iade edilir  (yâni hissesi verilir),»"




2684)    '... Ma'kil bin Yesâr (15)   (Radıyallâhü a«//)'den  -ivâyet  edildiğine göre; Resûîullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
Bu sahâbî*nin hâl tercemesi 1448 nolu hadîs bölümünde geçti.
«Müslümanlar başkalarına (düşmanlarına) karşı tek el  (gibi olmalı) dır ve kanlan (kısas ve diyet hususunda)  eşittir.»"

2685) Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Radtyal-lâhü a?ıküm)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve 5e/-lem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Müslümanların (birlik ve beraberlik) eli onlardan olmayanlara (düşmanlarına) karşı (olmalı) dır. Müslümanların kanları (kısas ve diyet hususunda) ve malları eşittir. Müslümanların (mertebece) en düşüğü hepsinin adına (kâfire mal, can ve namus) teminatı verebilir ve (savaşta) müslümanlarm en uzak olanları (yâni düşmana en yakın olanları ele geçirdikleri ganimeti düşmana uzak olan) müslü-inanlara iade eder (yâni hisselerini verir).»"


 

BİR   MUÂHED   (KENDİSİNE TEMİNAT  VERİLENZÎMMÎYJİ ÖLDÜREN KİMSE   (HAKKİNDA GELENHADİSLER)

2686) ''".,. Abdullah hin Amr (hin el-As) (Radıyallâhü anhiimâ,1'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Setlcm) şöyle buyurdu, demiştir ;
«(Müslümanlardan) kim bir muâhed (yâni zimmîyH (haksız yere) öldürürse o kimse Cennet kokusu kokamaz. Halbuki Cennet kokusu kırk yıllık mesafede bulunur.»"

2687) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Müslümanlardan) kim, Allah'ın teminatına ve Resulünün teminatına (yâni dînen geçerli sayılan teminata) sahip olan bir muâd (yâni zimmi'yH (haksız yere) öldürürse, o kimse Cennet kokusu kokamaz. Halbuki Cennet kokusu yetmiş yıllık mesafede bulunur,»"


 

BİR ADAMA CAN TEMİNATI VERİP SONRA ONU ÖLDÜREN KİMSE (HAKKINDA GELEN HADÎSLER)

2688)    "... Rifâa bin Şeddâd el-Fityânî'den; Şöyle demiştir:
Amr bin el-Hamık el-Huzâi (Radıyallâhü anh)'den işittiğim bir kelime (hadis) olmasaydı, beri el-Muhtâr'm başı ile cesedi (ni birbirinden ayırıp) arasında yürüyecektim. Ben Amr bin el-Hamık'tan şöyle söylerken işittim. Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Kim bir adama can teminatım verip sonra onu öldürürse şüphesiz o kimse kıyamet günü bir gadir (zulüm) sancağını taşıyacaktır.»"

2689)    "... Rıfâa bin Şecîdâd  (RadıyaUâhii anhj'âen;  ŞÖyle demiştir:
Ben Muhtâr'ın yanma kendisinin sarayında girdim. Kendisi: Cebrail (Aleyhisselâm) bu saatta benim yanımdan kalktı, dedi. Süleyman bin Sured {Radıyallâhü anh)'ın Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den bana rivayet ettiği:
«Adam kanı hususunda sana güvendiği zaman sen onu öldürme» hadîsinden başka hiç bir şey beni Muhtâr'ın boynuna (bu iftirasından dolayı kılıç) vurmakdan alakoymadı. İşte beni onun boynunu (kılıçla)  vurmaktan meneden şey bu hadistir."

 


BÎR MÜSLÜMANI TEAMMÜDEN, KASDEN) ÖLDÜREN KİŞİYİ BAĞIŞLAMAK  (KISAS OLARAK ÖLDÜRMEKTEN VAZGEÇMEK)

2690)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhıi anh)'den; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam (bir müslüman kişiyi) öldürmüştü. Dâva Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e arzedildi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de katili (kısas edilmek üzere) maktulün velîsine teslim etti. Bunun üzerine katil:
Yâ Resûlallah Allah'a yemin ederim ki ben maktulü kasden öldürmedim, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) , maktulün velîsine:«Bilmiş olki, katil eğer gerçekten doğru sözlü olup sonra sen onu öldürür isen Cehennem ateşine girersin,» buyurdu.
Ebû Hüreyre dedi ki: Bu buyruk üzerine maktulün velîsi katili serbest bıraktı. Ebû Hüreyre dedi ki: Katilin elleri bir enli ve uzun kayışla arkasından bağlı idi. Katil, kayışını çekerek, yederek çıkıp gitti. Bu nedenle kendisine Ze'n-Nis'a ( = kayış sahibi) ismi verildi,"


2691)    '... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre :
Bir adam, velisinin katilini Resûlullah CSallallahü Aleyhi ve Sellem)'e getirdi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (adama) :
«(Katili) bağışla,» buyurdu. Adam bağışlamaktan imtina etti. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Diyetini (kan bahasını) al,» buyurdu. Adam (bundan da) imtina etti.  (Bu kere) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Git katili öldür, şüphesiz sen (onu öldürür isen) onun mislisin,» buyurdu. Enes dedi ki: Sonra adama arkadan yetişildi ve kendisine denildi ki, Resûlullah  (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) :
«Katili öldür. Şüphesiz sen (onu öldürürsen) onun mislisin,» buyurdu. Adam bunun üzerine katile yol verdi.
Enes (Radıyallâhü anh) dedi ki: Katil, (bağlı bulunduğu ve son anda çözülen) kayışını yederek, ev halkının yanma doğru gider vaziyette görüldü. Enes (Radıyaliâhü anh) dedi ki; maktulün velîsi galiba katili bağlamıştı.
(Müellifin şeyhi) Ebû Umeyr dedi ki: İbn-i Şevzeb, Abdurrah-man bin eî-Kâsım'in şöyie söylediğini rivayet etti: Peygamber (Sal-lallahü Aleyhi ve Seîleml'den sonra (yâni O'ndan başka) hiç kimse (maktulün velisine) : «Katili Öldür, şüphesiz sen de (onu öldürür-sen) onun mislisin» diyemez.
İbn-i Mâceh dedi ki: Bu, Kemlilerin hadîsidir. Yalnız onların yanında bulunur,  (onlardan başka hiç kimsenin yanında bulunmaz.)"


 

KISAS (DÂVASIN) DA BAĞIŞLAMA

2692)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü ank)'âer\ rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e arzedilen kısasla ilgili her dâvada O, bağışlamayı emir  (yâni teşvik)  ederdi."

2693)    "... Ebü'd-Derdâ (Radıyallâhü anhyden;  Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki;
«Vücûdundan bir şey (yâni yaralanma veya bir tarafının kesilmesi) ile başına bir musibet gelip de bunu sadaka eden (yâni hasmını bağışlayıp misillemeden vazgeçen) hiç bir (müslüman) adam yoktur ki, bu (bağışlaması) ndan dolayı Allah onu bir derece yükseltmesin veya bundan dolayı onun bir günahını bağışlamasın.»
(Ebü'd-Derdâ demiştir ki) : Bu hadîsi iki kulağım işitti ve kalbim iyice hıfzetti."


 

KISAS OLARAK ÖLDÜRÜLMESİ GEREKLİ HÂMİLE KADIN (HAKKİNDA GELEN HADÎS)

2694) "... Muâz bin Cebel, Ebû übeyde bin el-Cerrâh, Ubâde bin es-Sâ-mit ve Şeddâd bin Evs (Radıyalîâhü anhümyden rivayet edildiğine göre; Re-sûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Scllcm) şöyle buyurmuştur :
«Kadın teammüden (bir kimseyi) öldürdüğü zaman, hâmile olursa, hamlini bırakıp bebeğini bir bakıcıya teslim edinceye kadar öldürülmez ve hâmile kadın zina ederse, doğum yapıp bebeğini bir bakıcıya teslim edinceye kadar recmedilmez.»"