BİR MÜSLÜMANI ZULMEN ÖLDÜRMENİN AĞIR VEBAL OLDUĞUNU BEYÂN EDEN HADÎSLER BABI - Diyetler - Mace
BİR MÜSLÜMANI ZULMEN ÖLDÜRMENİN AĞIR VEBAL OLDUĞUNU BEYÂN EDEN HADÎSLER BABI
BABA, OĞLUNU ÖLDÜRMESİ SEBEBİYLE KISAS EDİLMEZ
BAŞKASINI YARALAYAN KİŞİ KISAS (MİSİLLEME) OLMASI CEZASİ YERİNE FİDYE (TAZMİNAT) VERİR
BİR ADAMA CAN TEMİNATI VERİP SONRA ONU ÖLDÜREN KİMSE (HAKKINDA GELEN HADÎSLER)
BÎR MÜ'MÎNÎ HATÂEN (YANLIŞLIKLA) ÖLDÜRME DİYETİ
BİR MÜ'MÎN'İ (KASDEN VE BÎLE BİLE) ÖLDÜREN KİMSE İÇİN TEVBE (KABULÜ) VAR MI?
BÎR MÜSLÜMANI TEAMMÜDEN, KASDEN) ÖLDÜREN KİŞİYİ BAĞIŞLAMAK (KISAS OLARAK ÖLDÜRMEKTEN VAZGEÇMEK)
BİR YAKINI ÖLDÜRÜLEN (MİRASÇI DURUMUNDAKİ) KİMSE ÜÇ ŞEYDEN BİRİSİNİ SEÇMEKTE SERBESTTİR
BİR MUÂHED (KENDİSİNE TEMİNAT VERİLENZÎMMÎYJİ ÖLDÜREN KİMSE (HAKKİNDA GELENHADİSLER)
HAKKINDA KISAS (MİSİLLEME) OLMAYAN (YARALAMALAR)
HİÇ BİR MÜSLÜMAN HER HANGİ BİR KÂFİR (ÖLDÜRMESİ) KARŞILIĞI OLARAK (YÂNİ KISAS OLARAK) ÖLDÜRÜLMEZ
HİÇ KİMSE HİÇ BİR KİMSENİN GÜNAHINDAN DOLAYI MUAHAZA EDİLMEZ
HÜR KİMSE, KÖLE (Yİ ÖLDÜRMESİ) SEBEBİYLE (KISAS OLARAK) ÖLDÜRÜLÜR MÜ?
KATİL (MAKTULÜ) NE ŞEKİLDE ÖLDÜRMÜŞ İSE AYNİ ŞEKİLDE KISAS EDİLİR
KISAS (CEZASI) YALNIZ KILIÇLA ÎNFAZ EDİLİR
KISAS OLARAK ÖLDÜRÜLMESİ GEREKLİ HÂMİLE KADIN (HAKKİNDA GELEN HADÎS)
MAKTULÜN VELİSİ İLE KÎSÂS VEYA DİYET ARASINA GİREN (YÂNÎ ONA MANÎ OLAN) KİMSE
MUDIHA (YÂNİ KEMİĞE VARAN BAŞ VE YÜZDEKİ YARANIN DİYETİ)
BİR MÜSLÜMANI ZULMEN ÖLDÜRMENİN AĞIR
VEBAL OLDUĞUNU BEYÂN EDEN HADÎSLER BABI
2615) ... Abdullah (bin
Mes'ûd) (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kıyamet günü insanlar arasında verilen ilk hüküm
2616) "-.. Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü
anh)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Zulüm ile öldürülen her insanın kamdım günahı)ndan bir pay Âdem
(Peygamber)'in ilk oğlu (Kabil hesabı) na olur. Çünkü adam öldürme çığırını ilk açan
odur. (Kardeşi Hâbil'i öldürdü).»"
2617) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Kıyamet günü insanlar arasında verilen ilk hüküm
2618) "... Ukbe bin Âmir ei-Cühenî (Radtyallâhü atth)'den
rivayeti edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim Allah'a ortak koşmayarak ve haram bir kana bulaşmamış
olarak O'na kavuşursa (Yâni bu durumda ölürse) cennete girecektir.-"
2619) "... el-Berâ bin Âzib (Radtyaltâhü anhyden rivayet edildiğine
göre: Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Şüphesin dünyanın yok olması Allah katında, haksız
yere bir mü'mini öldürmekten daha ehvendir.»"
2620) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine
göre; Resûllulah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Kim bir mü'min'i öldürmeye yarım kelime ile (olsun) yardım ederse
alnında "Allah'ın rahmetinden ümitsizdir." ibaresi
yazıh olduğu halde o kimse Allah Azze ve Celle'nin huzuruna
çıkacaktır."
BİR
MÜ'MÎN'İ (KASDEN VE BÎLE BİLE) ÖLDÜREN KİMSE İÇİN
TEVBE (KABULÜ) VAR MI?
2621) ■'... Salim bin Ebi'1-Ca'd (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Bir mü'mini kasden (ve bile bile) öldürüp, sonra tevbe ederek îman
Ona yazıklar olsun, nerde onun için hidâyet? Ben sizin Peygamberiniz
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den:
«Kıyamet günü katil, maktul onu yakalayıp kafasından
tuttuğu halde (Allah'ın huzuruna) gelir ve maktul: (Yâ) Rabbi buna
sor, niçin beni öldürdü, diyecektir,» -hadîsini işittim.
Allah'a yemin ederim Allah Azze ve Celle Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'inize (katilin ebedi cehennemlik olduğuna
dâir) âyeti indirdi ve bu âyeti indirdikten sonra (hükmünü) neshet-medi,
demiştir."
2622) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir:
(Ey mü'minler) dikkat ediniz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in
Cmübârek) ağzından işittiğim (şu) şeyi size haber
vereceğim hadîsi kulaklarım işitti ve kalbim hıfzetti:
*(îsrâil oğullarından) bir adam doksan dokuz insan öldürdükten sonra
tevbe etmek istedi. Yer yüzünün en bilgin adamını
soruşturdu. Bunun üzerine kendisine (rahip) bir
kimse gösterildi. O da kalkıp ona gitti ve:
— Ben doksan dokuz insan Öldürdüm. Acaba benim için
tevbe-(den yararlanma ihtimâli) var mı? diye
sordu. (Râhib) adam:
— Doksan dokuz insan (m katlin) den sonra (mi? Yâni
yararlanman ihtimâli yoktur), diye cevâb verdi. Râvi
demiştir ki, katil
(bu olumsuz cevab üzerine) kılıcını kınından
çekip rahibi (de) öldürdü ve böylece öldürdüğü insan
sayısını bununla yüze çıkardı. Sonra
(yine) tevbe etme arzusu belirdi. Bunun üzerine yer
yüzünün en bilgin adamım soruşturdu. Kendisine bir (âlim) adam gösterildi. (Bu kere) ona giderek;
Ben yüz insan öldürdüm, acaba benim için tevbe (den istifâde etmem ihtimâli)
var mı? diye sordu. Adam
•.
Yazıklar olsun
(Râvi) Hammâm demiştir ki: Humeyd et-Tavil, Bekr bin Abdil-lah
aracılığıyla Ebû Râfi (Radıyallâhü anh)'den bana
rivayet ettiğine göre Ebû Râfi' şöyle demiştir: (Rahmet
melekleri ile azab meleklerinin ihtilâfa düşmeleri üzerine) Allah Azze ve
(Râvi) Katâde demiştir ki: El-Hâsan (el-Basrî) bize şu hadîsi rivayet
etti: Bu adama (yolun yarısında) Ölüm erişince, adam kendini (iyi köye doğru) itti ve böylece iyi köye
yaklaştı .ve kötü köyü kendisinden uzaklaştırdı. Melekler de kendisini iyi köy halkının hükmüne tabi
tuttular (yâni iyi insanlardan saydılar).
Müellifimiz demiştir ki: Ebü'l-Abbâs bin Abdillah bin İsmail
el-Bağdadî (de) Affân aracılığıyla Hammâm'dan naklen
bu hadîsin benzerini bize rivayet etti."
BİR YAKINI ÖLDÜRÜLEN (MİRASÇI DURUMUNDAKİ) KİMSE ÜÇ
ŞEYDEN BİRİSİNİ SEÇMEKTE SERBESTTİR
2623) "... Ebû Şürayh el-Huzâî (Radtyallâhü «»A)'den
rivayet edildiğine göre ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
•Yakınının öldürülmesi veya bir uzvunun kesilmesi musibeti
başına gelen (mirasçı durumundaki) kimse (şu) üç
şeyden birisini seçmekte serbesttir.
2624) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre; ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Bir yakını öldürülen (mirasçı durumundaki) kimse, katili
öldürmek veya fidye (tazminat) almaktan uygun gördüğünü seçmeye
yetkilidir.»"
2625) "... Zeyri bin (Sa'cl bin) Dumayra (Radıyallâhü anhümyden; Şöyle demiştir :
Babam (Sa'd) ve amcam bana (şu) hadisi anlattılar. —İkisi de
Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in beraberinde Huneyn
savaşına katılmışlar idi. — İkisi dediler ki:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını
kıldırdı. Sonra bir ağacın
altında oturdu. Hındıf kabilesi başkanı
el-Akra' bin Habis O'nun huzuruna çıkarak (katil durumundaki) Muhallim bin
Cessâme'nin kanını (yâni öldürülmemesini)
savunmaya başladı. Uyeyne bin Hısn da
ayağa kalkarak (maktul) Âmir bin el-Edbat'ın kanını (yâni
katili olan Mu halli m'in Öldürülmesini) taleb etmeye başladı.
(Maktu!) Âmir el-Eşca'
kabilesinden idi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
maktulün adamlarına:
«Diyeti (=
Yâ Resûlallah Allah'a yemin ederim ki, ben İslâmiyet'in ilk günlerinde
öldürülen bu maktul (un
«Size elli (deve) bu yolculuğumuzda (peşin), elli (deve) de
(Me-dîne-i Münevvere'ye) döndüğümüz zaman (diyet olarak verilsin)-buyurdu.
Onlar da diyeti
2626) •... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As)
(Ro-dtyallâhü anhüm)'c\en rivayet edildiğine jjöre Resûliillah (Saltaltahü
Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim (bir mü'mini) kasden öldürürse o kimse maktulün velîlerine teslim edilir.
Maktulün velîleri dilerlerse onu öldürürler, dilerlerse diyet (
2627) "... Abdullah bin Amr {bin el-Âs) (Rodtyallâhü anhümâ)\\m\ rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeHcrn) şöyle
buyurmuştur:
«Kasden öldürmeye benzeyen hatâen (yanlışlıkla) Öldürme
olayının maktulü, kamçı ve sopa ile öldürülen kimsedir. (Bunun
diyeti), kırk tanesi hâmile olan yüz devedir.»
Müellifimiz bu hadisin bir mislini ikinci bir senedle de
Abdullah bin Amr'den merfû olarak rivayet etmiştir."
2628) !;... (Abdullah) bin Ömer (Radiyallâhü
anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke fetih günü Kabe merdiveni
üzerinde ayağa kalkarak Allah'a hamu" ve sena ettikten sonra
şöyle buyurdu;
«Hamd (Mekke'nin fethine dâir) va'dini yerine getiren, kuluna — Muhammed
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e— yardım
BÎR MÜ'MÎNÎ HATÂEN (YANLIŞLIKLA)
ÖLDÜRME DİYETİ (4)
2629) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîîem), öldürme diyetini on iki bin (dirhem
gümüş) kıldı."
2630) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Ra-dtyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) :
(4) Hatâen öldürmeye misal olarak: Bir ava ateş ederken
yanlışlıkla bir insanı öldürmek, yüksekçe bir yerden
düşerken bir adama çarpıp öldürmek, av sanarak ateş etmekle
insan öldürmek.
Kim hatâen (= yanlışlıkla) öldürülürse onun develerden diyeti
otuz bint-i Madhâd (iki yaşma giren dişi deve), otuz bint-i Lebûn (üç
yaşma giren dişi deve), otuz hıkka (dört yaşma basan
dişi deve) ve. on ibn-i Lebûn (üç
yaşına giren erkek deveîdir, buyurmuştur.
BesûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), köylülerin
ödeyeceği bu diyet için dört yüz dinar (altın) veya buna denk
gümüş kıymet takdir ederdi. Deve
sahiplerinin ödeyeceği bu diyet için de kıymet takdir ederdi. Develer pahalanınca, (deve sahiplerinin ödeyeceği)
diyetin bedelini de artırırdı ve develerin fiatı
düşünce diyetin bedelini de eksiltirdi. Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (deve sahiplerinin ödeyeceği bu nevî
diyetin kıymetini) zamanın (rayiç) durumuna göre ayarlardı.
Böylece bu nevî diyetin kıymeti Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) hayatta olduğu dönemde, dört yüz dinar (altın) ile
sekiz yüz dinar (altın) arasındaki meblâğlara veya bunun (yâni
sekiz yüz dinarın) gümüşten dengi olan sekiz bin dirheme
ulaştı.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sığır sürüsü sahipleri
tarafından diyeti sığırdan ödenecek maktulün diyetinin iki
yüz sığır olduğuna ve koyun sürüsü sahipleri
tarafından diyeti koyundan ödenecek maktulün diyetinin iki bin koyun
olduğuna hükmetti."
2631) "... Abdullah bin Mes'üd (Radıyallâhü
anh)'âen rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyîe buyurdu, demiştir:
«Hatâen (yanlışlıkla) öldürme diyetinde
yirmi hıkka (beş yaşı na giren dişi deve),
yirmi cezaa (dört yaşına giren dişi deve), yirmi bint-i
mahad (iki yaşına giren dişi deve), yirmi bint-i Lebûn (üç
yaşma giren dişi deve) ve yirmi ibn-i mahad (iki
yaşma giren erkek deve lâzım)dır.»"
2632) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü
anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öldürme diyetini on iki bin
(dirhem gümüş) kıldı. İbn-i Abbâs dedi
ki: Allah Teâlâ'mn:«Allah ve Resulü
bol nimetinden onları zenginleştirdi de öç almaya kalktılar,»
(5) buyruğu, bunun hakkındadır. İbn-i Abbâs dedi ki: Âyette
sözü edilenler diyet almakla (zenginleştiler.)"
2633) "... El-Muğîre bin Şu'be (6)
(Radtyallâhü ankyden; Şöyle
demiştir :
BesûluUah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) diyetin (katilin) âkilesi
tarafından ödenmesine hükmetti."
2634) ... El-Mıkdâm eş-Şâmî (bin
Madîkerib) (7) (Radtyallâhü anh)'-den. rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
-Mirasçısı olamayan (nıüslüman)ın mirasçısı
benim. (Yâni malım beytü'1-mala korum). Onun diyetini Öderim ve ona mirasçı olu-rum. Dayı, mirasçısı olmayan (yeğenin) in
mîrasçısıdır. Onun yerine diyet öder ve onun mirasını
alır.»"
MAKTULÜN
VELİSİ İLE KÎSÂS VEYA DİYET ARASINA GİREN (YÂNÎ ONA MANÎ OLAN) KİMSE
2635) ''.,. (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâydan rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurmuştur:
«Kim nasıl olduğu belirsiz bir karışıklık içinde
veya yakutlarını savunma esnasında bir taş veya bir
kamçı ya da bir sopa ile (öldürme kasdı olmaksızın)
öldürürse o kimse üzerine hatâen (yanlışlıkla) öldürme diyeti
(vâcib) dir. Kim (bu ortamda) kasden öldürürse bu (öldürme) kısasta
sebebidir. Kim de katil ile kısas araşma girer
(yâni katilin öldürülmesine engel olur) ise, Allah'ın, meleklerin ve bütün
insanların laneti o kimse üzerine olsun (veya üzerinedir). O
kimseden ne tevbe
HAKKINDA KISAS (MİSİLLEME) OLMAYAN
(YARALAMALAR)
2636) "... Câriye (bin Zafar) ( (Radtyallâhü j«*)'den :
Bir adam başka bir adamın alt koluna kılıç vurup mafsal
olmayan bir yerden kesip kopardı. Kolu koparılan adam
Peygamber (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellemî'e müracaatla, kolunu kesenden
hakkını almasını İstedi. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kolu kesilene diyet ödemeyi emretti. Adam i
( Câriye bin Zafar âî-Hanafi el-Kûfl, sahâbidir. Raviai
oğlu Nlmrân'&r. İbn-i Mâceh onun hadisini rivayet etmiştir.
(Hülâsa : 60)
— Yâ Resûlallah ben kısas istiyorum (yâni kolumu kesen hasmımın
kolunun kesilmesini istiyorum), dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (adama) :
«Diyeti al. Allah diyeti
2637) "... EI-Abbâs bin Abdilmuttalib (Radıyallâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selimi) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Ne me'mûne (beyin zarına ulaşan yara) da, ne câife (bedenin iç
kısmına ulaşan yara) da ne de münakkıla (kemiği
kırıp yerinden kaydıran yara) da kısas (yâni misilleme)
vardır. (Yâni başkasını böyle yaralayan kimseye ceza olarak
misilleme yapılmaz.)»"
BAŞKASINI YARALAYAN KİŞİ KISAS (MİSİLLEME) OLMASI CEZASİ YERİNE FİDYE (TAZMİNAT) VERİR
2638) "... Âîşe (Radıyallâhü anhây'dan; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Cehm bin Huzey-fe (9)
(Radıyallâhü anh)'i zekât tahsildarı olarak (taşraya) gönderdi.
Bir adam zekâtı hakkında Ebû Cehm ile
münâkaşa ediyor. Bunun üzerine Ebû Cehm onu dövüp
başını kırıyor. Sonra adamın yalanlan
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek i
— Yâ Resûlallah! Kısas
(yâni misilleme istiyoruz), dediler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (onlara) :
— «Size şu kadar (mal verilsin), buyurdu. Adamlar
razı olmadılar. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «(Ödenecek tazminat mikdannı artırarak) size şu kadar
(mal verilsin)» buyurdu. Adamlar razı oldular.
Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (adamlara)
:
(») Bu sahâbl'nin hâl tercemesi 1869 nolu hadis bölümünde geçti.
— «Ben (öğleden sonra)
halka hitabede bulunacağım ve sizin razı
olduğunuzu onlara bildireceğim,» buyurdu. Adamlar: Evet, dediler.
Buna binâen Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) (cemaata) bir konuşma yaptı ve (bu
arada) :
«Şu Leysîler kısas talebinde bulunmak üzere bana baş vurdular.
Ben onlara (kısas yerine) şu kadar (tazminat) teklif ettim,» buyurdu. (Sonra onlara.dönüp) :
Razı oldunuz mu? dedi. Adamlar;
Hayır, dediler. Bunun üzerine muhacirler onları
menetmek istediler. Fakat Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem}
muhacirlerin vazgeçmelerini emretti. Muhacirler de
vazgeçtiler. Sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) onları çağırdı ve kendilerine verilecek mal
miktarını artırdı. Sonra (onlara)
;
— «Razı oldunuz mu?» buyurdu.
Adamlar: Evet, deyince. Re-sûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
— «Ben halka konuşma yapacağım ve sizin razı
olduğunuzu onlara haber vereceğim,» buyurdu. Adamlar;
— Peki, dediler. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) halka konuşma yaptı. Sonra (adamlara)
:
— «Razı oldunuz mu?» buyurdu. Adamlar da:
— Evet, dediler.
İbn-i Mâceh dedi ki: Ben, Muhammed bin Yahya'dan şu sözleri
işittim t Bu hadîsi yalnız Ma'mer rivayet etti. Kendisinden
başka kimselerin bunu rivayet ettiklerini bilmiyorum."
2639) "... Ebû Htüreyre (Radıyallâhü atıfı)'(\er\ rivayet
edildiğine göre; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenin Cin tazminatı)
hakkında bir ğurre ile hükmetti. Ğurre, köle
veya câriyedir. Aleyhinde (yâni ğurre ödemesine) hüküm verilen adam
(kafiyeli, seci'lî cümlelerle : Yâ Resûlallah) Henüz
içmeyen, yemeyen, bağırmayan, doğarken ses vermeyen cenîn için
diyet verecek miyiz. Halbuki bunun misli hederdir (öcü
alınmaz)? dedi. Bunun üzerine Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem} :
Şüphesiz bu adam (kafiyeli cümleler sıralayarak) bir şâirin
sö-ZÜ ile hükmediyor. Cenîn (in diyeti) bir ğurredir;
Bir köle veya bir câriye- buyurdu."
2640) "... El-Misver bin Mahrama (Radıyallâhü anhyden: Şöyle demiştir :
Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh), kadının karnından
darbe yemekle Ölü cenîn düşürmesi (tazminatı) hakkında
sahâbîlere danıştı. Bunun üzerine el-Müğîre bin Şu'be (Radıyallâhü anh) :
Ben, Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem}'in bunun hakkında bir
ğurre (yâni) bir köle veya bir câriye (tazminat) ile hükmettiğine
şah id oldum, dedi. Ömer (el-Müğîre'ye) :
Seninle beraber (bu hükme) şâhidlik edecek bir sahâbî getir, dedi. Sonra
Muhammed bin Mesleme (Radıyallâhü anh) de el-Müğîre ile beraber (bu
hükme) şâhid olduğunu söyledi."
2641) .*'... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre:
Kendisi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in bu meselede, yâni cenin (in
diyeti) hakkındaki hükmünü sahâbîlere sordu. Bunun üzerine Hami bin Mâlik
bin en-Nâbiğa ayağa kalkarak : Ben iki
karımın arasında idim. Bunlardan birisi
diğerini bir çadır direğiy-le dövüp öldürdü ve ceninini (yâni
karnındaki bebeğini) de öldür-cjü. Eesûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenîn (in tazminatı) hakkında
ğurre olan bir kölenin ödenmesine ve Öldürülen kadına
karşılık katile kadının öldürülmesine hükmetti."
2642) "... Saîd bin el-Müseyyeb'den rivayet edildiğine
yöre: Ömer (hin eî-Hattâb)
(RadıyaUâhü anlı) :
Diyet âkile'nin (yâni maktulün baba tarafından olan
yakınlarının) hakkıdır ve kadın (öldürülen)
kocasının diyeti (
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SelIemVin, Eşyem ed-Dıbâbi'-nin
karısını kocasının diyetine mirasçı
kıldığını Ömer'e yazdı. (Bunun
üzerine Ömer görüşünden dönüş yaptı.)"
2643) "... Ubâde bin es-Sâmıt (Radıyallâhü anh)'<\en rivayet edildiğine göre :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Hami bin Mâlik el-Hü-aselî
el-Lihyânî'yi
KÂFİRÎN DİYETİ (
2644) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin
el-Âs) (Ra-dtyallâhü ankütn)'den rivayet
edildiğine göre:Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) iki kitâb (yâni
Tevrat ve İncil) ehlinin diyetinin müslümanların diyetinin
yarısı olduğuna hükmetmiştir. İki
kitâb ehli, yahüdîler ve hristiyanlardır."
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bu
hadisin senedi hasendir, çünkü sahih senedin derecesinden noksandır.
Sebebi de şudur : Râvî Abdurrahman bin
Ayyâş'ı zayıf sayanı da sıka sayanı da görmedim.
Amr bin Şuayb'in dedesi, havlunda da ihtilâf vardır
14 — KATİL (MAKTULA) VÂRİS
OLMAZ, BABI
2645) **... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Selîem) :
«Kati! (öldürdüğü yakınının
malına) vâris olmaz» buyurmuştur."
2646) "... Amr bin Şuayb'den rivayet edildiğine
göre :
Müdlic oğullarından Ebû Katâde denilen bir adam oğlunu öldürdü.
Ömer (Radıyallâhü anh) kendisinden otuz hikka (beş
yaşına basmış dişi deve), otuz cezaa (dört
yaşına basmış dişi deve) ve kırk hahfa (hâmile
deve) olmak üzere yüz deve aldı. Sonra:
Maktulün erkek kardeşi nerdedir? Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'den işittim buyurdu ki:
«Kâtü'e (maktulün malına) vâris olma hakkı
yoktur,» dedi."
KADININ
(CİNAYET İŞLEMESİNDEN DOLAYIÖDENECEK)
DİYETİ ONUN ASABASI (BABA) TARAFINDAN OLAN ERKEK
YAKINLARI) ÜZERİNDEDİRVE KADININ MİRASI EVLÂDINADIR
2647) '.., Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amre bin el-As)
(Ra-âtyallâhü anhüvı)'öen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Kadının mevcud
asa-bası (yâni baba tarafından erkek, akıllı
akrabası)nm onun (cinayet işlemesi hâlinde ödenmesi gerekli) diyetini
vermelerine ve bunların, kadının vereselerinden (belirli hisse
sahiplerinden) artan mal dışında onun hiç bir malına
mirasçı olmamalarına hükmetti. (Ayrıca şuna da hükmetti:) Kadın öldürülürse diyeti (
2648) ",., Câbir (bin
Abdillah) (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) diyeti, katile
kadının âkilesi (baba tarafından erkek ve akıllı
yakınları) üzerine yükledi.
Bunun üzerine öldürülmüş olan kadının âkilesi (baba
tarafından olan erkek ve akıllı yakınları) :
Yâ Resûlallah! Öldürülen kadının mirası bizedir,
dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) :
«Hayır. Mirası kocasına ve çocukların ad
ir» buyurdu.
16 — DİŞ HAKKINDA KISAS (MÎSÎLLEME)
BABI
2649) "... Enes (bin Mâlik) (Radtyallâhü anh)'den;
.Şöyle demiştir: Enes'in (yâni kendisinin) halası er-Rubeyyi' (Radıyallâhü anhâ) (bir kere) bir cariyenin ön
dişini kırdı. Rubeyyi'in yakınları
(karşı taraftan) afıv
dilediler. Fakat cariyenin adamları
(afıv etmekten) imtina ettiler. Bunun üzerine
Rubeyyi'in yakınları dişin tazminatını ödemeyi onlara
teklif ettiler. Onlar bunu da
Yâ Resûlallah er-Rubeyyi'in ön dişi (misilleme olarak) kırılacak
(mı?) Seni hak (din) ile gönderen Allah'a yemin ederim (ve Allah'ın
yardımını umarak derim) ki er-Rubeyyi'in dişi
kınlmıyacakür, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de :
«Yâ Enes (bin en-Nadr) Allah'ın farz kıldığı hüküm
kısastır,» buyurdu.
Hâvi demiştir ki: (Enes'in umutlu yemininden) sonra cariyenin
adamları (diyete) razı oldular ve (er-Rubeyyi'i kısas
cezasından) afıv ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) :
«Şüphesiz, Allah'ın kullarından öyle kişi vardır ki,
Allah'a yemin etse Allah onun yeminini yerine getirir» buyurdu."
DİŞLERİN DİYETİ
2650) "... (Abdullah) hin Abbâs (RadiyaUâhü an hü
mâ y dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallalhıhü
Aleyhi ve Sellenı) şöyle
buyurmuştur:
«Dişler (diyet mikdan bakımından) eşittir. Seniyye (denilen ön) diş ve dırs (denilen
diğer dişler) eşittir.»"
2651) "... (Abdullah) bin Abbâs
(Radıyallâhii atıhünıâ)\\nn rivayet edildiğine göre :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) dişin diyetinin beş deve
olduğuna hükmetti."
PARMAKLARIN DİYETİNİN
2652) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dax\ rivayet
edildiğine s«re :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Şu ve şu» yâni küçük parmak,
yüzük parmağı ve baş parmak (diyet mikdarı
bakımından) «eşittir» buyurmuştur."
2653) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As)
(Ra-dıyaltâhü atthüın)'(\en rivayet edildiğine £Öre; Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi vr Sellem) şöyir buyurmuştur
:
«Parmakların hepsi (diyet mikdarı bakımından) eşittir.
Bunlarda onar deve (diyeti) vardır.»"
2654) "... Ebû Mûs;ı el-Eş'arî
(Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine fîöre; Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Parmaklar (diyet mikdarı bakımından) eşittir»
buyurmuştur."
MUDIHA (YÂNİ KEMİĞE VARAN BAŞ VE
YÜZDEKİ YARANIN DİYETİ)
2655) "... Anır hin Şııayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-
dtvaltâhü (whünı)'(\en rivayet edildiğine <*Öre: Peygamber
(Sallallahü Aleyhi vr Selimi) şöyle buyurmuştur :
«Mevâdih (kemiğe dayanan baş ve yüzdeki yaralar) da beşer
deve (diyet) vardır.»"
BİR KİMSE BİR ADAMI(
2656) "... tlmeyye oğulları Ya'lâ ve Seleme (Radıyaltâhü
anlıümu )\hın rivayet edildiğine göre şöyle
demişlerdir :
Biz Tebûk savaşında Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile
beraber yola çıktık. Bizim beraberimizde bir
arkadaşımız da vardı. Biz yolda iken
arkadaşımız ile diğer bir adam
döğüştüler. Ya'lâ demiştir ki: Adam, (döğüştüğü)
arkadaşının elini ısırdı. Arkadaşı
da elini onun ağzından (hızla) çekti ve adamın Ön
dişini düşürdü. Adam, Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve
Selîem)'in yanına vararak (düşürülen) ön dişinin diyetini
istedi. Bunun üzerine Resulullah (Sal-lalîâhü Aleyhi ve Sellem) :
«Biriniz (din) kardeşine yönelerek erkek devenin ısırması
gibi onu ısırır, sonra gelip (düşen dişine) diyet ister.
Düşürülen dişe diyet yoktur,» buyurdu. Ya'lâ
demiştir ki: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (dâvayı red
ederek) dişin diyetinin bâtıl olduğuna hükmetti."
2657) "... İmrân bin Husayn
(RadıyaUâhü anfı)'(\en rivayet edildiğine
Bir adam (başka) bir adamın kolunu ısırdı.
Işınlan adam da kolunu (hızla) çekti de
ısıranın ön dişi düştü. Dâva Peygamber (Sal-lallahü
Aleyhi ve Sellem) 'e intikal ettirildi. Peygamber (Sallallahü ASeyhi ve Sellem)
dişin diyetinin bâtıl olduğuna hükmetti ve:
-Biriniz erkek devenin dişleriyle sert yem yediği gibi (din
kardeşinin kolunu) çatır çatır yiyer (ısırır),
(ısıranın düşen dişinin diyeti yoktur), buyurdu."
HİÇ BİR MÜSLÜMAN HER HANGİ BİR
KÂFİR (ÖLDÜRMESİ) KARŞILIĞI OLARAK (YÂNİ KISAS OLARAK)
ÖLDÜRÜLMEZ
2657) "... Ebû Cühayfe (Veheb bin Abdillah es-Suvâî) (11) (Radtyallâ-%,hü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben Ali bin Ebî Tâlib (Radiyalîâhü anh)'a :
(Allah'ın kitabından başka) halkın yanında
bulunmayıp yalnız sizin yakınınızda (yazılı
olarak ve vahya âit) bir bilgi var mıdır? diye
sordum. Alî:
Ya'Iâ bin Ümeyye (R.A. )'m Hâl Tercemesi
Birinci hadisin râvîsi Ya'Iâ bin Ümeyye (R.A.)'ın hâl tercemesi 1065 nolu
hadîs bölümünde geçmiştir. Diğer râvi Seleme bin Ümeyye (R.A.) ise Ya'lâ'nın kardeşidir. Kûfe'ye
yerleşen sahâbilerdendir. Buhâri ile Müslim onun
bir hadîsini rivayet etmişlerdir. Râvîsi de
kardeşi Ya'lâ'nın oğlu Safvân'dır. îbn-i îshâk böyle demiştir. Fakat hıfzedilen
rivayet şekli Safvân'ın kendi babası olan Ya'Iâ
bin Ümeyye'den rivayetidir. (Hülâsa: 147)
(11) Bu sahablnin hâl tercemesi 207 nolu hadîs bölümünde geçti.
Hayır! Vallahi halkın yanında bulunandan
başka bir şey bizim yanımızda yoktur. Ancak (bizde) Allah'ın kişiye Kur'an hükümlerini anlamak
kabiliyeti vermesi ve şu sahifede (yazılı) olan hükümler
vardır. Şu sahifede Resûlullah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem)
tarafından buyurulan diyetlerin hükümleri ve hiç bir müslümanm herhangi
bir kâfirfi öldürmesinle karşılık öldürülmemesi hükmü
vardır, dedi."
2659) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Anır bin el-Âs)
(Ra-dtyallâhü anhünı)\len rivayet edildiğine göre; Resûlullah
(Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«Hiç bir müslüman herhangi bir kâfir (i öldürmesin) e karşılık
öldürülmez.»*1 '
2660) ".,. (Abdullah) bin Abbâs (Radıyaîlâhü
anhümâ)Vlan rivayet edildiğine göre; Peygamber
(Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Hiç bir mü'min herhangi bir kâfirü öldürmesinle karşılık
öldürülmez ve ahid (güvence) sahibi (kâfir) ahdi (süresi) içinde
öldürülmez.»"
BABA, OĞLUNU ÖLDÜRMESİ SEBEBİYLE
KISAS EDİLMEZ
2661) (Abdullah) bin Abbâs
(Radıyallâhü anJtüwâ)\\an rivayet edildiğine tföro: Resûlullah
(SaUallahü Aleyhi ve Setimi) şöyle buyurmuştur:
«Baba, oğlunu öldürmesi sebebiyle kısas edilmez.»"
2662) "... Ömer bin el-Hattâb
<Radıyallâhü <mh)\\ex\\ Şiiyle demiştir:
Ben, Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve SellemKi şöyle buyururken
işittim :
«Baba oğlunu öldürmesi sebebiyle kısas edilmez.»"
HÜR KİMSE, KÖLE (Yİ ÖLDÜRMESİ) SEBEBİYLE (KISAS OLARAK) ÖLDÜRÜLÜR
MÜ?
2663) "... Semüre bin Cündeb (Radıyallâhü ank)'Aen
rivayet edildiğine ; Resûlullah (SaUallahü Aleyhi
ve Scllevi) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim kölesini öldürürse biz (deJ o kimseyi öldürürüz ve kim kölesinin burnunu
keserse biz (de) o kimsenin burnunu keseriz.»"
2664) "... Amr bîn Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Ra-dıyallâhü anhüm)\\en\ Şöyle demiştir:
Bir adam kölesini kasden ve teammüden öldürdü. Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (de) o adama yüz sopa
attırdı, onu bir yıl süreyle sürgün etti ve müslümanlann
(hisselerinin) içinden onun hissesini sildi."
KATİL (MAKTULÜ) NE ŞEKİLDE ÖLDÜRMÜŞ İSE AYNİ
ŞEKİLDE KISAS EDİLİR
2665) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)\\ew rivayet edildiğine
göre:
Yahudi bir adam (Ensâr'dan) bir kadının başım iki taş
arasında ezerek onu öldürmüştü. Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yahûdînin başını iki
taş arasında ezdirdi (yâni bu şekilde kısas edilmesini
emretti.)"
2666) ••,.. Enes bin Mâlik
(Radıyallâhü anh)'ûen rivayet edildiğine göre:
Yahudi bir adam (Ensârdan) genç bir kadını üzerindeki gümüş
ziynet eşyasına temaen (başını iki taş
arasında ezmek suretiyle) öldürdü. (Kadın henüz can vermemiş
iken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna getirildi.) Resûl-i
Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kadına:
— «Falan kişi mi seni öldürdü?» diye sordu. Kadın i
— Hayır, diye başıyla işaret
etti. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (başka
adamın ismini söyleyerek : «Falan adam mı
seni öldürdü,» diye) ikinci kez sordu. Kadın:
(Yine) hayır, diye başıyla işaret etti. Sonra Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir başka adamın ismini söyleyerek : «Falan adam mı seni öldürdü,» diye) üçüncü
defa kadına soru sordu. Kadm t
Evet, diye başıyla işaret etti. (Kadının
işaret ettiği yahûdî adam yakalanarak huzura
getirildi. Adam suçunu itiraf etti.) Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in emriyle katil (in başı) iki taş arasında (ezilerek)
öldürüldü."
KISAS (CEZASI) YALNIZ KILIÇLA ÎNFAZ EDİLİR
2667) "... Numân bin Beşîr
(Radıyallâhü a»A)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallaltakü Aleyhi ze ScUem) şöyle
buyurmuştur :
«Kısas (cezası) ancak kılıçla yerine
getiılllr.»"
2668) "... Ebû Eekre (Radıyallâhü anh)'(\en rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kılıçtan başka bir şeyle kısas
(cezasının) infazı yoktur.»"
HİÇ KİMSE HİÇ BİR
KİMSENİN GÜNAHINDAN DOLAYI MUAHAZA EDİLMEZ
2669) "... Amr bin el-Ahvas (12) (Rıi(/tyal!â/ıii
an/ı)'(\en; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i Veda haccmda şöyle
buyururken işittim :
«Bilmiş olunuz ki her cânî ancak şahsının
işlediği günahtan sorumludur. Hiç bir baba oğlunun
günahından sorumlu tutulamaz ve hiç bir oğul babasının
günahından sorumlu tutulamaz.»"
2770) "... Târik el-Mühâribî (13) (Radıyallâhü
au/ı)\\en Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i koltuk altlan beyazlığını
gördüğüm derecede ellerini havaya kaldırarak şöyle buyururken
gördüm :
«Bilmiş olunuz ki hiç bir anne oğlunun günahından sorumlu
tutulamaz. Bilmiş oîunuz ki hiç bir anne oğlunun günahından
sorumlu tutulamaz.»"
2671) "... El-Haşhâş el-Anbarî (Radıynllâhii
anh)\\er\; Şöyle demiştir:
Beraberimde oğlum bulunduğu halde ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Selleml'in yanına vardım. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) :
«Sen oğlunun günahından sorumlu tutulamazsın, o da senin
günahından sorumlu tutulamaz,» buyurdu.
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun
senedindeki râvîlerin hepsi sıka zâtlardır. Fakat
Hüşeym tedlisçi idi. El-Haşhâş'm
bundan başka hadisi yoktur. Kütüb-i Sitte'nin
kalanlarında onun hadisi yoktur.
2672) "... Üsâme bin Şerik (Radıyallâhii an/;)'den rivayet
edildiğine göre : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Scllcm) şöyle buyurdu, demiştir :
«Hiç bir şahıs, başka bir şahsın günahından
sorumlu tutulamaz.»"
2673) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Scllem)
şöyle buyurdu, demiştir:
«Acmâ (yâni yırtıcı olmayan dört ayaklı hayvanın
verdiği zarar) hederdir, maden ocağı (nda uğranılan
zarar) hederdir. Kuyu (da uğranılan zarar)
hederdir. (Yâni bu zararlar kimseye ödettirüe-mez.)»"
2674) "... Amr bin Avf (el-Müzenî) (Radıyattâkü anh)'den; Şöyle demiştir :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemTden şöyle buyururken
işittim:
*Acmâ (yâni dilsiz behîme)nin verdiği zarar hederdir. Maden ocağı(nda uğranılan zarar) da
hederdir.»"
2675) "... Ubâde bin es-Sâmıt (Radıyallâhü
anhyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Saîîallahü Aleyhi ve Sellem), maden ocağı (nda
uğranılan zararın) hederliğine, kuyu (da
uğranılan zararın) hederliği-ne ve acmâ (yâni dilsiz
benime) nin verdiği zararın hederliğine hükmetti.
Acmâ: Deve, sığır ve koyun - keçi ve başka behime
manasınadır. Cübâr da: (Kimseye)
ödettirilemeyen heder manasınadır."
2676) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü
anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûîullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Ateşün yaptığı zarar) hederdir. Kuyu
(zararı) da hederdir.»"
2677) u... Sehl bin Ebî Hasme (Radtyallâkü anh)\n kendi kavminin
ileri gelen adamlarından rivayetine göre :
Abdullah bin Schl (bin
Zcyd) ve Muhayyısa (bin
Mes'ûd bin Zeyd) (Rathyallâhü
anhiımâ) başlarına
gelen fakirlikten
dolayı (bir hurma mevsiminde hurması bol olan) Hayber'e
(dostları yanında hurma toplamaya) gittiler. (Ve
Hayber'e vardıklarında kendi işlerine bakmak üzere birbirinden
ayrıldılar. Bir süre) sonra Mu-hayyis'a gelinip, Abdullah bin
Sehl'in öldürülüp bir kuyuya veya bir pınara atılmış
olduğu haberi verildi. Bunun üzerine Muhayyısa Hayber yahûdîlerîne
giderek:
— Allah'a yemin ederim ki onu siz öldürdünüz, deyince yahû-dîler:
— Allah'a and olsun ki onu biz öldürmedik, dediler. Sonra Muhayyısa
ordan (Medine'ye) dönüp kavminin yanma
varıyor ve durumu onlara anlatıyor. Daha sonra
kendisi, ağabeyisi Muhayyısa ve Abdurrahmân bin Sehl
kalkıp (Peygamber) (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem'e) gittiler. (Önce) Muhayyısa söze başladı, (maktul ile
beraber) Hayber'de olan kendisi idi. Fakat Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) Muhayyısa'ya yaşça büyüklüğü kasdederek:
«İlk sözü büyüğe bırak, ilk sözü büyüğe bırak»,
uyarısında bulundu. Bunun üzerine (Muhayyısa
sustu ve ağabeyisi) Huvayyısa olayı anlattı. Ondan sonra da Muhayyısa konuştu. Neticede
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onlara:
«Hayber yahûdîleri ya (öldürülen) arkadaşınızın diyetini (
Allah'a yemin ederiz ki onu katiyyen biz öldürmedik, diye yazı
gönderdiler. Bu cevab üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sel-lum), Huvayyısa. Muhayyısa ve Abdurrahmân'a:
«Bu cinayetin Hayber yahûdîleri tarafından işlendiğine yemin
eder (mi) siniz ve (bu takdirde) arkadaşınızın
Hayır, (yanında) bulunmadığımız ve
görmediğimiz bir cinayet hakkında nasıl yemin ederiz? dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Şu halde yahûdîler (bu cinayetten habersiz olduklarına dâir) size yemin
ederler,» buyurdu. Bunlar:
Onlar müslüman değiller, (nasıl onların yeminlerine itibar
ederiz), dediler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
maktulün diyetini kendi yanından verdi. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) maktulün yakınlarına yüz adet dişi
deve gönderip ta evin içinde onlara teslim ettirdi.
Râvî Sehl (bin Ebi Hasme) demiştir
ki: O sürüden kırmızı bir dişi deve bana tekme
attı."
2678) "'.., Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As)
(Ra-(fıyallâhü an/tüm /den; Şöyle demiştir :
Mes'üd'un oğullan Huvayyısa ve Muhayyısa ile Sehl'in
oğullan Abdullah ve Abdurrahmân (Radıyallâhü anhüm), Hayber'de
yiyecek temini maksadıyla, (Medîne-i Münevvere'den) çıkıp
gittiler. (Hay-ber'de) Abdullah'a zulüm edilip öldürüldü.
Sonra durum Hesülullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (maktulün
arkadaşlarına) =
— «(Abdullah'ın Hayber yahûdîleri tarafından
öldürüldüğüne) yemin edersiniz ve (
— Yâ HesûlaHah yanında bulunmadığımız bir
cinayet hakkında nasıl yemin ederiz? dediler.
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Şu halde yahûdiler (yemin etmekle) isnad ettiğiniz
suçtan beraet ederler.» buyurdu. Onlar;
— Yâ Resûlallah! Yahudiler yemin etmekle beraet edebilince
bizi öldürürler, dediler. Râvî demiştir ki: Bunun sonucunda
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) maktulün diyetini kendi yanından verdi."
2679) "... Zinbâ (Ebû Ravh)
(Radtyallâhü ank)'âtn rivayet edildiğine
Kendisi bir kölesinin yumurtalarım çekip çıkarmış (veya
erkeklik organım kesmiş) oüarak Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sel-lem)'in huzuruna vardı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
bu işkenceye karşı köleyi azadladı
(azadlığma hükmetti)."
2680) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Radtyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Köle) bir adam imdâd, diye bağırarak Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in yanına geldi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Bellem) ona:
-Neyin var?» buyurdu. Köle:
Efendim beni bir cariyesini öptüğüm esnada gördü, bu nedenle benim
erkeklik organımı kesti, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (sahâbilere) :
«O herifi bana getiriniz,» buyurdu. Adam arandı. Fakat bulunamadı. Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (kö-
«Git. Sen hürsün,» buyurdu.
(Râvî) demiştir ki -. Köle ı
Yâ Resülallah! Efendim beni köleleştirmek isterse
bana yardımcı olmanın kimin üzerine (vâcib) olduğunu söyler
misin? diye sordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) de:
«Her mü'min veya her müslüman üzerine" (vâcib) dir,» buyurdu."
2681) "... Abdullah (bin
Mes'ûd) (Radıyallâhü tm/rj'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
-Ehli îman, öldürme tana yönünden insanların en iffetli
(merhametli) lerindendir.»"
2682) '*... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radıyallâhü onA/den rivayet
edildiğine göre; Resûluîlah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellcnı) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Öldürme tarzı yönünden insanların en iffetlisi (merhametlisi) îman
ehlidir.»"
2683) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü
anhümâydan rivayet edildiğine göre; Peygamber (SallaUahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur:
«Müslümanların kanlan (kısas ve diyet hususunda) eşittir. Ve onlar, başkalarına (yâni düşmanlarına)
karşı tek el (gibi olmalı) dır. Onların
(kâfirlere verebilecekleri mal, can ve namus) teminatım (mertebece) en
düşük olanı akdedebilir (verebilir). Ve (savaşta
alınan ganimet düşman saflanna en yakın olanlar tarafından)
en uzak olana iade edilir (yâni hissesi
verilir),»"
2684) '... Ma'kil bin Yesâr (15) (Radıyallâhü
a«//)'den -ivâyet edildiğine göre;
Resûîullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
Bu sahâbî*nin hâl tercemesi 1448 nolu hadîs bölümünde geçti.
«Müslümanlar başkalarına (düşmanlarına) karşı tek
el (gibi olmalı) dır ve kanlan
(kısas ve diyet hususunda) eşittir.»"
2685) Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Radtyal-lâhü a?ıküm)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve 5e/-lem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«Müslümanların (birlik ve beraberlik) eli onlardan olmayanlara
(düşmanlarına) karşı (olmalı) dır. Müslümanların kanları (kısas ve diyet hususunda) ve
malları eşittir. Müslümanların (mertebece) en
düşüğü hepsinin adına (kâfire mal, can ve namus) teminatı
verebilir ve (savaşta) müslümanlarm en uzak olanları (yâni
düşmana en yakın olanları ele geçirdikleri ganimeti düşmana
uzak olan) müslü-inanlara iade eder (yâni hisselerini verir).»"
BİR MUÂHED
(KENDİSİNE TEMİNAT VERİLENZÎMMÎYJİ ÖLDÜREN KİMSE (HAKKİNDA GELENHADİSLER)
2686) ''".,. Abdullah hin Amr (hin el-As) (Radıyallâhü anhiimâ,1'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Setlcm) şöyle buyurdu, demiştir ;
«(Müslümanlardan) kim bir muâhed (yâni zimmîyH (haksız yere) öldürürse o
kimse Cennet kokusu kokamaz. Halbuki Cennet kokusu kırk yıllık
mesafede bulunur.»"
2687) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Müslümanlardan) kim, Allah'ın teminatına ve Resulünün
teminatına (yâni dînen geçerli sayılan teminata) sahip olan bir muâd
(yâni zimmi'yH (haksız yere) öldürürse, o kimse Cennet kokusu kokamaz.
Halbuki Cennet kokusu yetmiş yıllık mesafede bulunur,»"
BİR ADAMA CAN TEMİNATI VERİP SONRA ONU ÖLDÜREN
KİMSE (HAKKINDA GELEN HADÎSLER)
2688) "... Rifâa bin Şeddâd el-Fityânî'den; Şöyle
demiştir:
Amr bin el-Hamık el-Huzâi (Radıyallâhü anh)'den işittiğim bir
kelime (hadis) olmasaydı, beri el-Muhtâr'm başı ile cesedi (ni
birbirinden ayırıp) arasında yürüyecektim. Ben
Amr bin el-Hamık'tan şöyle söylerken işittim. Resûlullah
(SaUallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Kim bir adama can teminatım verip sonra onu öldürürse şüphesiz o
kimse kıyamet günü bir gadir (zulüm) sancağını
taşıyacaktır.»"
2689) "... Rıfâa bin Şecîdâd
(RadıyaUâhii anhj'âen; ŞÖyle demiştir:
Ben Muhtâr'ın yanma kendisinin sarayında girdim. Kendisi: Cebrail
(Aleyhisselâm) bu saatta benim yanımdan kalktı, dedi. Süleyman bin
Sured {Radıyallâhü anh)'ın Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
den bana rivayet ettiği:
«Adam kanı hususunda
BÎR
MÜSLÜMANI TEAMMÜDEN, KASDEN) ÖLDÜREN KİŞİYİ
BAĞIŞLAMAK (KISAS OLARAK ÖLDÜRMEKTEN VAZGEÇMEK)
2690) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhıi anh)'den; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam (bir müslüman
kişiyi) öldürmüştü. Dâva Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
arzedildi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de katili
(kısas edilmek üzere) maktulün velîsine teslim etti. Bunun üzerine
katil:
Yâ Resûlallah Allah'a yemin ederim ki ben maktulü kasden öldürmedim, dedi.
Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ,
maktulün velîsine:«Bilmiş olki, katil
Ebû Hüreyre dedi ki: Bu buyruk üzerine maktulün velîsi katili serbest bıraktı. Ebû Hüreyre dedi ki: Katilin
elleri bir enli ve uzun kayışla arkasından bağlı idi. Katil, kayışını çekerek, yederek çıkıp
gitti. Bu nedenle kendisine Ze'n-Nis'a ( =
kayış sahibi) ismi verildi,"
2691) '... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre :
Bir adam, velisinin katilini Resûlullah CSallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
getirdi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (adama) :
«(Katili) bağışla,» buyurdu. Adam
bağışlamaktan imtina etti. Bunun üzerine Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Diyetini (
«Git katili öldür, şüphesiz sen (onu öldürür isen) onun mislisin,»
buyurdu. Enes dedi ki: Sonra adama arkadan yetişildi ve kendisine denildi
ki, Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) :
«Katili öldür. Şüphesiz sen (onu öldürürsen) onun mislisin,» buyurdu. Adam bunun üzerine katile yol verdi.
Enes (Radıyallâhü anh) dedi ki: Katil, (bağlı bulunduğu ve
son anda çözülen) kayışını yederek, ev
halkının yanma doğru gider vaziyette görüldü. Enes
(Radıyaliâhü anh) dedi ki; maktulün velîsi galiba katili
bağlamıştı.
(Müellifin şeyhi) Ebû Umeyr dedi ki: İbn-i Şevzeb, Abdurrah-man
bin eî-Kâsım'in şöyie söylediğini rivayet etti: Peygamber
(Sal-lallahü Aleyhi ve Seîleml'den sonra (yâni O'ndan başka) hiç kimse
(maktulün velisine) : «Katili Öldür, şüphesiz sen
de (onu öldürür-sen) onun mislisin» diyemez.
İbn-i Mâceh dedi ki: Bu, Kemlilerin hadîsidir. Yalnız onların
yanında bulunur, (onlardan başka hiç
kimsenin yanında bulunmaz.)"
KISAS (DÂVASIN) DA BAĞIŞLAMA
2692) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü ank)'âer\ rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e arzedilen kısasla
ilgili her dâvada O, bağışlamayı emir (yâni
teşvik) ederdi."
2693) "... Ebü'd-Derdâ (Radıyallâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki;
«Vücûdundan bir şey (yâni yaralanma veya bir tarafının
kesilmesi) ile başına bir musibet gelip de bunu sadaka
(Ebü'd-Derdâ demiştir ki) : Bu hadîsi iki
kulağım işitti ve kalbim iyice hıfzetti."
KISAS OLARAK ÖLDÜRÜLMESİ GEREKLİ
HÂMİLE KADIN (HAKKİNDA GELEN HADÎS)
2694) "... Muâz bin Cebel, Ebû übeyde bin el-Cerrâh, Ubâde bin es-Sâ-mit
ve Şeddâd bin Evs (Radıyalîâhü anhümyden rivayet edildiğine
göre; Re-sûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Scllcm) şöyle
buyurmuştur :
«Kadın teammüden (bir kimseyi) öldürdüğü zaman, hâmile olursa,
hamlini bırakıp bebeğini bir bakıcıya teslim edinceye
kadar öldürülmez ve hâmile kadın zina ederse, doğum yapıp
bebeğini bir bakıcıya teslim edinceye kadar recmedilmez.»"
İslami Okul Okulların En Önemlisi