Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Giriş - Giris - Ahmed

 

MÜSNED.. 2

KISALTMALAR.. 2

SUNUŞ. 2

ÖNSÖZ.. 3

Terceme Çalışmasına Ait Bazı Hususlar. 4

Tahric Çalışmasına Ait Bazı Hususlar. 4

Takriz. 5

İmam Ahmed B. Hanbel. 6

İmam Ahmed B. Hanbel'in Müsnedi. 8

*Müsned Üzerine Yapılan Şerh Ve Tahric Çalışmaları:. 10

Ahmed B. Abdurrahman El-Bennâ. 10

Hadis Okumada Yöntem... 11

Hadis Ve Sünnet. 11

Rasûlullah Döneminde Hadislerin Bağlayıcılığı. 12

Rasûlullah Sonrası Dönemde Hadislerin Bağlayıcılığı. 12

Hz. Peygamber'in Uygulamalarındaki Bağlayıcılık. 13

Hadislerin Getirdiği Hükümler. 13

Hadis Okurken Dikkat Edilecek Noktalar. 14

Hadislerden Uzaklaşmanın Zararları. 15

Yeniden Sahih Sünnet'e Dönüş Çalışması. 15

Hadis Anlatımı Önündeki Zorluklar Ve Tehlikeler. 15

İslâm Akaidinde Hadislerin Belirleyici Rolü. 16

Dua İle. 17

Duanın Tercemesi:. 18


MÜSNED

 

KISALTMALAR

 

Age.   : Adı geçen eser

b.        : Bin

bk.      : Bakınız

bt.       : Bint

çvr.     : Çeviren

DÎA    : Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi

h.        : Hicrîyi]

H.no   : Hadis numarası

Hz.      : Hazreti

i.          : İmam

m.        : Milâdî yıl

md.      : Maddesi

Nşr.     : Neşreden

Thk.     : Tahkik

Thr.      : Tahric

Trc.      : Terceme

Trc.no  : Terceme numarası

Ts.       : Tarihsiz

s.          : Sayfa numarası

thk.      : Tahkik eden

ts.        : Tarihsiz

V.        : Vefat tarihi

vb.       : Ve benzeri

vd.       : Ve devamı

yy-       : Baskı yeri yok

z.         : Oğlu Abdullah'ın Müsned'e ziyâdeleri

 

SUNUŞ

 

Sahibimiz, yaratıcımız, servetlerin geçici sahipleri elleri boş olarak yokluğa döndükten sonra varlığı devam eden, şanı büyük, pek güçlü, her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, keremi bol olan Allah Teâlâ'nın selâmı, rahmeti ve bereketi onun yoluna İslama Ittiba edenlerin üzerine olsun.

Cümle hayra vasıl olmaya, her müşkülün halline, her zorluğun kolaylaştırılmasına sebep olan, cennete ilk girecek, şefaat ve yüksek makamlar sahibi, Alalı 'in temiz kulu, arşının nuru ve takva sahiplerinin imamı Peygamber Efendimizin şefaat ve sevgileri onun yolunda gidenlere olsun.

Muhterem okuyucu, her mü 'min şu fâni dünyadan ayrıldıktan sonra amel defterinin hayırla devam etmesini arzu eder ve gerekli olan sal/h amelin içinde bulunur. İşte mü'min bu salih amelini genişletmeye, bu ııhrevi hayrı insanlığın menfaati için yaymaya çalışır, gayret eder, kötülüklerin ve yanlışlıkların düzeltilmesiyle meşgul olur. Onun bu doğrultuda menfaati Allah Teâlâ 'nın rızası ve hoşnutluğudur.

Fikren, bir nokta hâlinde bulunan niyetlerimiz, değerli hoca nefendilerimizin istikametleri doğrultusunda bu eseri ortaya çıkardı. Bu eser onların eseri olmakla beraber onların amel defterini hayırla devam ettireceği inancındayım.

Böyle bir eserin tercüme, şerh ve tahric çalışması tarihi bir vaha olup, ömürlerinin en güzide dönemlerini bu hizmete ayıran, fedakâr, sahalarında titiz birer uzman olan Rıfat ORAL ve Süleyman SAR/ hocalarımıza, ayrıca bu eserin kontrolünde emeği geçen Dr. Nurettin BOYACILAR, Prof. Dr. Orhan ÇEKER ve İbrahim DEMİRCİ hocalarıma şükranlarımı arz ederim. Eserde katkıları bulunan İsimlerini tek tek aktaramadığım değerli dostlarıma, ilgi/i arkadaşlarıma da candan teşekkür ederim.

Eserin neşrinde, imkan Ölçüsünde, tüm gayretlerimizle en güzeli sunmaya çalıştık. Eserin tüm hatlarıyla herkese hitap edebilmesi için geniş istişarede bulunduk ve en sıhhatli bir şekilde tamamlanabilmesi için aceleye getirmedik. Hizmetin de aksamaması ve okumırluluğunu artırmak için eseri, fasiküller hâlinde belirli periyodlarla yayınlama kararı aldık.

Muhakkak ki kusursuz olmak Allah Teâlâ 'ya mahsustur. İstemeden, bilmeden düşmüş olduğumuz hatalardan dolayı Rabbimize sığınırız. Eksik ve yanlışlıkların Önüne geçebilmenin en güzel yolu olan yapıcı tenkitlere açık olduğumuzu bildirir, görüş ve eleştirilerinizi bekleriz.

Yayının hayırla tamamlanması için dualarınızı bekler, sunmuş olduğumuz eserdeki ilimle hemhal olmamızı, onları yaşamamızı, kurtuluşa erenlerden olmamızı ve vefatımızla amel defterlerimizin hayırla devam etmesini Allah-u Teâlâ 'dan niyaz eder, dualarımızın kabulünü umarım.[1]

Editör

 

ÖNSÖZ

 

Yeryüzü toplumlarına vahyi kitap ve peygamberle gönderen ve onları doğru yola/hayata çağıran Allah'a hamd, O'nun yüce Rasûlü Hz. Muhammed'e, Ehl-i beytine ve ashabına salât ve selâm ederiz.

İnsanların Allah Rasûlüne hadis olup olmadığını bilmeden sözler isnad ettiği ya da Sünnet'i küçümseyerek dini tahrif ve sulandırma gayreti içinde bulundukları bir dünyada yaşıyoruz. Şüphesiz her Müslüman gibi bizim de idealimiz Kur'ân ve Sünnet'in çağımız toplumlarına ulaşması ve onların yolunu aydınlatmasıdır. Bu bağlamda yayıncı kardeşimiz Mustafa Kenan Candan'dan bize gelen çalışma teklifi üzerine önceden beri aklımızda olan kütübü sitte musanniflerinden Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvûd gibi meşhur muhaddislerin hocası İmam Ahmed b. Hanbel'in Miisned'mi terceme etmeye karar verdik. Ancak daha faydalı olacağını düşünerek Müsned'in konulara göre düzenlenen Ahmed Abdurrahman el-Bennâ'nın eseri el-Fethu'r-Rabbâm tertibini esas aldık; zira değerli âlim el-Bennâ uzun yıllar çalışması sonucunda Müsned'i yaklaşık otuz bin hadisin tekrarlarını çıkararak konularına göre yeniden düzenlemişti. Bu önemli gayetin sebebi herhalde Müsned'deki hadis hazinesini İslâm toplumuna sunmak, belli bir disiplin altında Sünnet boyutunu yakalamak ve yaşanır hâle getirmekti. Biz de tercemeye bu düşünceleri esas alarak başladık ve Müsned'i el-Fethu'r-Rabbânî tertibinde terceme etmeye karar verdik. Bu çalışmaya teberrüken Peygamber Efendimizin doğum gününde, ayrıca Ahmed b. Hanbel'in de doğum ve vefat ayı olan rebîülevvelde başladık.

Müsned gibi dev bir hadis külliyâtının sadece tercemesi yetersiz olacağı için, gerekli yerlerde şerh/açıklama yapılması, notlar ilâve edilmesi, ayrıca o konudaki hadislerin tekrarlarıyla birlikte rahnemin yapılması ve sıhhatinin zikredilmesi konusu üzerinde de çalıştık. Tabii ki bunlar çok fazla ve titiz çalışma disiplini yanında zengin bir kütüphane gerektiriyordu. Selçuk Eğitim Merkezi'nin kütüphanesi bizim için büyük bir nimetti ve biz de bu nimetten hem kendimizin hem de başkalarının faydalanması gayesi ile değerli hocalarımız ve arkadaşlarımızla istişare ederek ve Allah'a tevekkül ederek bu çalışmaya başladık. Bu noktada Selçuk Eğitim Merkezi'nin ve kütüphanesinin kurulmasında büyük emeği geçen değerli hocamız Dr. Ahmed Baltacı'yı takdirle anıyor ve kütüphanedeki çalışmalarda bize her zaman yardımcı olan Eğitim Merkezi Müdürü Hasan Kük beye de şükranlarımızı sunuyoruz.

Her hadis üzerinde dikkatle çalıştık, başta doğru tercemesi olmak üzere, açıklaması ve tahrici üzerinde günlerce, bazen haftalarca durduk. Zira hadislerin   bir  kısmının   anlaşılması   kolay  olduğu   hâlde,   bir  kısmında zorluklar/problemler bulunmaktadır ve bunların doğru olarak insanlara ulaştırılması gerekmektedir. Hadislerin anlaşılmasında gücümüzün son noktasına kadar gayret sarf ettik. İnanıyoruz ki Allah insanları gücü/takati üstündeki şeylerle sorumlu tutmayacaktır ve biz de okuyucularımızın olumlu ya da olumsuz tenkitlerini her zaman değerlendireceğiz.

Bu çalışmaları çağımızın hadis âlimlerinden değerli hocamız Dr.Nureddin Boyacılar'a kontrol ettirdik, kendisiyle problemli konuları istişare ettik, konuştuk.Bu kıymetli insan bizi hiçbir zaman kırmadan yardımcı oldu, kendisini saygı ile anıyoruz. Ayrıca bazı arkadaşlarımızdan bu dokümanları bir okuyucu gözüyle okumalarını istedik. Dipnotlarda hadisler hakkında kısaca hükümler verilerek asli kaynaklardaki yerlerine İşaret edildi, mükerrer hadislerin yerleri gösterildi. Tenkide maruz kalan râviler hakkında cerh-ta'dîl âlimlerinin görüşleri zikredilerek sonuca varıldı. Daha sonra kendimiz de metin-terceme-şerh, terceme-şerh ve sadece tahric olmak üzere birkaç kere kontrol ettik, amacımız hatasız bir çalışmaya ulaşmak ve bunu değerli okuyuculara sunmaktı. Tercemede Türkçeyi bilen her insanın anlayacağı bir dil seçildi ve teknik konular daha çok dipnotlarda verilmeye çalışıldı.

Bu terceme çalışması okuyucuya belirli periyotlarda fasiküller hâlinde ulaşacaktır. Gayemiz bu kitapların kitaplıkları doldurması değil, bilâkis okuyucuların zihnini ve kalbini doldurması/süslemesi ve hayatlarını

değiştirmesidir.

Birinci fasikülün başında İmam Ahmed b. Hanbel ve Müsned'i hakkında bilgi verildi. Ancak Müsned ve sahibi hakkında geniş çalışma müstakil bir cildde sizlere ulaştırılacaktır. Bu bölüme ayrıca günümüz toplumunun bir eksiği olarak görülen "Hadis Okumada Yöntem" konusu ve fasiküldeki hadislerle irtibatı olduğu için "îslâm Akaidinde Hadislerin Belirleyici Rolü" yazısı eklendi.

Bu ilk fasiküldeki hadisler İslâm Akaidi ile ilgili olup insanın yaratılışı, Allah'a, âhiret gününe ve kadere iman gibi temel konular yanında ilmin fazileti konusunu da ihtiva etmektedir. Konu başlarına ilgili âyetler eklenerek meseleler okuyucuya Kur'ân ve Sünnet boyutuyla aktarılmaya çalışıldı. Fasiküllerm bibliyografyası cilt sonlarında verilecektir. Umarız ki bütün bunlar İslâm toplumu için faydalı olur, toplumsal bilgi kirlenmesini izale eder ve daha güzel/güvenli günlere katkıda bulunur. Gayret bizden, başarı Allah'tandır.[2]

Terceme Heyeti

 

Terceme Çalışmasına Ait Bazı Hususlar

 

1- Arapça isimlerin Türkçeye uyarlanmasında her iki dile de titizlikle riâyet edildi. Ancak terceme telaffuzunda garip karşılanabilecek kelimelerde Türk Dili esas alındı. Meselâ:

a- Nidâlarda: "Yâ Ebâ Bekir!" yerine "Ey Ebû Bekir!",

b- Neseblerde:"Abdurrahman b. Abdi ilah" yerine "Abdurrahman b. Abdullah",

c- Belirlilik takılarında meşhur olan söyleniş tercih edildi: "Ömer b. el-Hattab" yerine "Ömer b. Hattab" "Ebû Mûsâ Eş'arî" yerine "Ebû Mûsâ el-Eş'arî"

2- Kur'an ve Sünnet metinlerinde, orijinallerine sâdık kalınarak hürmet İfade eden cümleler eklenmedi.

3- Rivâyetlerdeki aynı veya benzer lafızların bulunduğu farklılıklar, dipnotta Müsneddeki yerleri ile birlikte gösterildi.

4- Duâ ve zikir ifade eden cümlelerin orijinal lafızları Türk alfebesiyle kaydedilip akabinde tercemesi verildi.

5- "Kâle" lafızlarına söyleyenin konumuna göre "dedi, söyledi, buyurdu" gibi kelimeler seçilerek tercemeye yansıtıldı.

6- Dipnotlarda kaynağıyla beraber hadislerin (Ahmed el-Bennâ'nın tercih ettiği rivayetin) senedine de yer verildiği için, ilk (bazen ikinci) râvisinin isminden sonra dipnot numarası verildi.

7- Ayetlerin yerleri dipnotlarda değil, mealin akabinde gösterildi.

8- Metin içinde geçen râvî isimleri ve rivayet farklılıklarından doğan sözleri, okuyucuyu sıkmamak için çoğu kere dipnota indirildi.

9- Aslı Arapça olan bazı kelimeler galat-ı meşhur olarak kulanıldığı için değiştirilmedi. Ancak bazı kelimelerin doğrusunun kullanımı yagmlaşmakta olduğu için, aslına uygun olan tercih edildi.

Tevbe (Arapça aslı) - Tövbe (Türkçe kullanımı)

Terceme (Arapça aslı) - Tercüme/Terceme (Türkçe kullanımı)

10- Başlıklarda eî-Fethu 'r-Rabbânî tertibi alındı, ancak bazen konunun önemine dikkat çekmek için ek başlıklar konuldu, (19/19 numaralı hadiste olduğu gibi: Tevhidin Düşmanı: Vesvese ve Şeytan).

11- Ahmed el-Beıınâ, bazı uzun hadislerin metninden konu ile ilgili kısmı ayırıp nakletmektedir. Bu husus, Ebû Dâvûd gibi bazı muhaddislerin de metodudur. Bu çalışmada uzun hadislerin -el-Fethu'r-Rabbânî tertibine uyularak- konu ile igili kısmı terceme edildi. Ancak orta uzunluktaki hadislerin tam metni nakledilerek tamamı terceme edildi. Bezen de "mislehû" ve "nahvehû" gibi kısaltmalar yapan Bennâ, hadisin tam metnini vermemiş, şerhinde sadece senedini vermekle yetinmiştir. Biz bu tür hadislerin metinlerini de vererek tercemesini yaptık.

12- Hadislerin kendi içindeki konu numarası yanında, genel hadis numarası da verildi ki göndermeler sırasında rivayetlere rahatlıkla ulaşılabilsin ve el-Bennâ'nın konu gereği tekrarladığı hadisler dışında Müsned'in mükerrersiz hadis sayısı tespit edilebilsin.

13- Dua cümlesi ifade eden kısaltmalar "sav", "ra" şeklinde verilmedi. Bunun yerine: (Salialfohü aleyhi ve seiiem) ve (Radıyallaha anh) lafızları tercih edildi. Çünkü gayemiz; okuyucuyu bu dua ve saygı ifade eden cümlelere alıştırmaktı, "cc" kısaltmasının ise sadece Türkçesi verildi.

14- İmlâda geçerli kurallara uyuldu. Ancak Arapça kaynaklı kelimelerin genellikle aslına uygun okunuşu esas alındı. "ResulııIIah" yerine "Rasûlııllah" gibi. Zira özel isimlerde aslı korumak önemlidir.[3]

 

Tahric Çalışmasına Ait Bazı Hususlar

 

1- Ahmed Abdurrahman el-Bennâ'nnı el-Fethıı'r-Rabbânî isimli tertibinde tercih ettiği metinlerin öncelikle 6 ciltlik Müsned'deki yerleri cilt ve sayfa olarak tespit edildi. Ahmed Muhammed Şâkir'in başlattığı ve Hamza Ahmed ez-Zeyn'in devam ettirdiği çalışmadan ise hadis numaraları verildi. Hadisin mükerrer ve benzer rivayetleri aynı üslûpla kaç yerde geçerse geçsin mutlaka işaret edildi.

Bennâ'nın verdiği munkatı senedleri tercih etmedik. Hadisin Müsned'de muttasıl olarak da nakledildiği bir rivayet varsa tespit ederek onu verdik. Meselâ 13 3/441 .hadiste birinci rivayetin (V/213, H.no: 21753.hadiste) isnadı munkatı, aynı sayfadaki ikinci rivayetin ise (V/213, H.no: 21758.hadiste) isnadı muttasıldır. Biz muttasıl olan bu rivayetin senedini verdik.

Müsned'in dışındaki kaynaklar gösterilirken, kitap/bölüm isimlerinden sonra Buhârî'nin Sahih'\ için bab, Müslim'in Sahih \ ve Mâlik'in Muvatta'ı için hadis numarası verildi. Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce ve Dârimî'nin Sünen'leri için bab numarası (ve genel hadis numaralan) verildi. Diğer eserlerde ise cild ve sayfa numarası, varsa bazen hadis numaraları belirtildi. Eserlerin sıralamasında genellikle önce vefat edenler başa alındı. Tirmizî ve Hâkim gibi hadisler hakkında hüküm veren âlimlerin kanaatleri, parantez içinde kısaca verildi.

2- Âlimler arasında kabul görmüş Buhârî ve Müslim'in Sahih'lerinde de rivayet edilen hadisler için sahih hükmü araştırmaya gerek duyulmadan verildi. Ebû Davud'un Sünen'inde geçen hadisler için, Ebû Dâvûd ve Münzirî sükût etmişse onların sükûtu hadisin ceyyid, hasen veya zayıf olup da yükselmeye açık, yahut ihticâca uygun anlamına gelmesi hasebiyle araştırması ayrıca yapıldı. Tenkitleri de kaynak olarak verildiği yerlerde parantez içinde açıklandı. Aynı zamanda cerh-ta'dîl âlimi olan Tirmizî'nin hükümleri parantez içinde gösterildi, verdiği şâhidlere de işaret edildi. İbn Mâce'nin Sünen'1 inde geçen hadislerde ise Bûsırî'nin Zevâid'inde geçen hükümler aynı üslupla verildi.

Buhârî ve Müslim dışında sahih hadis derleme niyeti ile eser kaleme alan İbn Hıbbân, İbn Huzeyme, İbnü'I-Cârûd, Makdisî, İbnü's-Seken ve Hâkim gibi ulemanın hadisleri (Hâkim'in Müstedrek'inde geçen bazı hadisler dışında) makbul rivayet olarak alındı. Meselâ Bennâ, İbn Huzeyme tarafından nakledilmesi sebebiyle bir hadisi sahih olarak değerlendirir ve şunları ekler: "İbn Huzeyme kitabında sahih hadisleri toplamayı hedeflemiştir. Sehâvî der ki: 'Buharı ve Müslim'in Sahih'lerinden sonra en sahih eser, İbn Huzeyme'nin, daha sonra da îbn Hibbân'ın Sahihleridir.' ”[4]

Başta Heysemî, İbn Hacer ve Bûsırî'nin eserleri olmak üzere kütübü sittede bulunmayıp da diğer hadis mecmualarında bulunan eserleri derleyen ve zevâid edebiyatında kaleme alınan eserler gözden geçirildi. Bu âlimlerin verdimi hükümlere riâyet edildi. Özellikle Heysemî'nin Mecmau'z-zevâid'i baştan sona tarandı. Yine Heysemî'nin İbn Hibbân'm Sahih'i için yazdığı Mevâridü'z'zam'ân isimli zevâidi ve Hüseyin Selim Esed ed-Dârânî ile Abdûh Ali'nin tahkik ve tahricİ incelendi. Verdikleri hükümlerden istifade edildi. Çelişkiye düştükleri hususlarda kendi araştırmamız neticesinde ulaştığımız verilere göre birini tercih etme durumunda kaldığımız zamanlar oldu. Meselâ, Şehr b. Havşeb ve İbn Lehîa'nın rivayetlerini genellikle sahih olarak değerlendirdik.

3- Tahric çalışmaları ki başta Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inin ilk iki cildine büyük emek veren Ahmed Muhammed Şâkir ve onun bu değerli çalışmasının mütemmimi Hamza Ahmed ez-Zeyn'in yaptığı tahric ile tertibini esas aldığımız ve şerhinden faydalandığımız Ahmed el-Bennâ'nm Bulûğu'l-emânî isimli eserinde yapmış olduğu tahric tek tek incelendi. Ayrıca Tirmizî'nin Stinen'inin 616.hadisine kadar Ahmed Muhammed Şâkir'in yaptığı tahric de tek tek gözden geçirildi.

Tahric çalışmalarından istifade ettiğimiz şu eserlerin de isimlerini vermeden geçemeyiz: Hüseyin Selim Esed'İn Ebû Ya'lâ'nm Müsned'ine yaptığı tahric ve Muhammed b. Abdülmuhsin et-Türkî'nin Tayâlisî'nin Müsned* u\q yaptığı tahric çalışması. Tahric bölümünde cilt ve sayfa olarak verdiklerimiz bu tahkikten istifade ettiğimiz hadislerdir. Sadece sayfa ve hadis numarası verdiklerimiz ise tahkik ve tahricsiz nüshadır.

Şevkânî'nin Neylü'l-evtâr'ı ile Emir San'ânî'nin Sübülü"s-selânî\ da hadis değerlendirmelerimizde başvurduğumuz kaynaklar arasındaydı.

4- İbn Hacer'in Fethu'l-BârVdek\ değerlendirmeleri, Suyûtî'nin el-Câmiu's-sağîr isimli eserindeki tahric ve rumuz/işaret yolu ile verdiği hükümler ile Münâvî ve Gumârî'nin tenkitleri, ayrıca Münzirî'nin verdiği hükümler çalışmamızın en büyük destekçileri oldular.

5- Yer yer Müsned'deki farklı rivayetlerin metinleri de verildi. Ayrıca hadisi açıklar mâhiyette görülen Müsned dışındaki farklı hadis kitaplarında rivayet edilen farklılıklara da işaret edildi.

6- Benzer lafizla tekrar edilen uzun hadislerin sadece farklı kısımları terceme edildi. Bu rivayetlerin metinleri araştırmacılara yardımcı olması için tahricleri ile beraber verildi.

7- Hasen veya sahih derecesine yükselen bazı hadisler, liğayrihî olarak ayrıca belirtilmedi. Ancak, şâhid ve mütâbileri verilmek suretiyle kuvvetlenme sebebi zikredildi.

8- Mükerrerler için olan açıklamalar parantez içinde verildi.

9- Hadislerin Arapça metinlerinde noktalama işaretleri kullanılarak okuyucuya vurgulu, etkili ve akıcı bir telaffuz imkânı sağlandı.

10- HadisIer, Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ'nın Müsned için yaptığı el-Fethu'r-Rabbânî tertibindeki numaralara göre numaralandırıldı. Konu başlıkları altında o konuyu ilgilendiren hadislerin numaralandırılması ile son bulan bu sisteme ek olarak, genel bir numaralama da tarafımızdan yapıldı. Bunun sonunda el-Fethu'r-Rabbânrdekİ hadis sayısı da tespit edilmiş olacaktır. Meselâ ilk fasikül için:

Tevhîd, 1/1, 2/ 2, ....42/42; İmân, 1/43, 2/44,... 109/151; Kader, 1/152, 2/153,...46/197; İlim, 1/198, 2/199,... 81/278 şeklinde bir numara verilmiştir.

11-Bennâ'mn tertibinde tekrar eden hadislere işaret edildi. Göndermelerde bulunularak okuyucuya hadisler arası bağlantı kurma, karşılaştırma ve konu bütünlüğü sağlama imkânı tanındı.

12- AbdulIah b. Ahmed b. Hanbel'in MüsnecPe yaptığı ilâvelere (z.) kısaltması ile işaret edildi. Bu konuda da Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ'nın verdiği kısaltmalara uyuldu. Ancak onun ziyade olduğuna işaret etmediği (İkinci fasiküldeki 212/520.hadiste olduğu gibi) bazı hadisleri de biz gösterdik.[5]

                                                                                                                                                           Terceme Heyeti

Takriz

 

Cenab-ı Hakka  hamd ü  senalardan  sonra   Rasûfü  zîşân efendimize salât ve selâmlar ederek sözüme başlarım.

 (Dün talebelerim, Bugün ise Biri Tıkıh ve Tıkılı Vsulü, diğeri Jfadis, Jfadis Vsûlü ve Tladis Tahriri hocası ve 6u sahalarda araştırmalarına devam eden Rıfat ORAL ve Süleyman SA'SJ (Beylerin Jllımed 6. JlanbeCin Müsnedini Türbeye terceme etmeye başladıklarını öğrendim ve bir (iısmtna da muttali oldum. (Böyle Süyül bir hadis külliyatının Türbemize kazandırılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim.

Üstâd JLhmed abdurrahman   6.   elSennâ'nın    "el-Tetlıu'r- (Rabbani" adlı eserindeki hizmetlerini takdirle karşılıyor, kendisini rahmetle anıyorum. Allalı 6u hizmetinden dolayı ondan razı olsun.

Jincafi eserde 9Ausnedin hadislerinin tamamının nakjedilmediği zannındayım. (Bir kısım hadislerin zikredilmediğini hocalarımdan işittim. ayrıca hadislerin tafsilatlı talıriclerinin yapılmasını, hadislerden çıkarılacak , hüküm ve faydaların açıklanmasını beklemekteyim.

 (Bu değerli arkadaşların söz konusu noksanları tamamlayacakları ve esere gereken önemi verecekleri inancındayım. Kendilerine   sabırlar  diler,   her  ikisine   de   muvaffak, olmaları, ilimlerini artırmaları için "Yüce Allah'a dua ve niyaz eylerim.[6]

                                                                                                                                         Dr. Nurettin BOYACILAR

 

“Bu kitabı bir rehber/hadisler fihristi olarak hazırladım ki Hz. Peygamber 'in Sünnet'inde ihtilafa düşenler bu esere müracaat etsinler."

                                                                                                                                                       Ahmed b. Hanbel[7]

 

"Onun gayesi, ne tümüyle sahih hadisleri toplamak, ve ne de belli bir görüşü destekleyen hadis/erden bir eser oluşturma/di. Onun tek hedefi, kendi kanâatına göre sıhhatinin isbatı mum/din olan ve kendi çağı için tartışma/ara ışık tutabilecek hadisleri bir araya getirmekti."

                                                                                                                                                                       Siddîkî[8]

İmam Ahmed B. Hanbel

(164-241 i 780-855)

 

1-Nesebi:

Ebû Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel b. Hilâl eş-Şeybânî el-Mervezî.

 

2-Doğumu:

164/780 yılında rebîtilevvel ayında Bağdat'ta doğdu.[9]

 

3 -Eğitim-öğretimi:

Ahmed b. Hanbel henüz doğmadan muhterem babası[10] vefat ettiği İçin annesi Safîyye bt. Meymûne'nin gözetimi ve himayesinde hafızlığını ve ilk öğrenimini tamamladı.

 

a-Hocaları:

Eğitim ve öğretiminde etkili olan hocalarının başında meşhur fakih ve muhaddisler yer almaktadır: İmam Ebû Yûsuf, Şâfİî (Muhammed b. İdris), Abdürrezzâk b. Hemmâm, Ebû Dâvûd Süleyman b. Dâvûd et-Tayâlisî, Süfyân b. Uyeyne, Yalıya b. Saîd el-Kattân, Ebû Abdullah Abdurrahman b. Mehdî, Abdullah b. Muhammed b. Ebî Şeyhe, Hüşeym b. Beşîr, Vekî' b. Cerrah, İbn Uleyye, Bişr b. es-Serî' ve Yalıya b. Adem... Ayrıca İmam Mâlik'in talebelerine de öğrencilik yapmıştır.

 

b-Öğrencileri:

Kendisine talebe olan meşhur âlimler ise şunlardır: Kütübü sitte musanniflerinden İmâm Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd[11] ve iki oğlu Abdullah ile Salih...

Kendisinden hadis alanlar arasında bizzat kendi hocaları da yer almaktadır: "Haddeseni's-sika = bana güvenilir biri rivayet etti" lafzı ile İmam Şâfıî, el-Musannef isimli eserin sahibi Abdürrezzâk, İmam Mâlik'in talebesi Abdurrahman b. Mehdî ve Kuteybe b. Saîd bunlardan bazılarıdır.

 

c-İlmî Yolculukları:

İlim için çıktığı yolculuklarını ise döneminin ilim merkezleri sayılan Mekke, Medine, Küfe, Basra, Dımeşk, Vâsıt, Halep, Cezîre ve Yemen gibi şehirlere yapmıştır. Beş kez hacca gitmiş ve bu seferlerinin her birinde Hicaz âlimlerinden ilmen faydalanmayı da hedeflemiştir. Yemen yolculuğunda ise yol harçlığını kazanmak için deve bakıcılığı bile yapmıştır. Talebelik hayatı kırk yaşına kadar devam etmiş, hadis dersi vermeye başladığı zaman da çevresinde beş bin öğrenci toplanmıştır.

 

4-Hayat ve Fikir Mücâdelesi:

Abbasî halifeleri ile başı dertten kurtulamamıştır. Meselâ Me'mûn, Mu'tezile mezhebinin savunduğu Kur'ân'ın mahlûk (yaratılmış) olduğu fikrini benimsememesi sebebiyle onu hapse atmıştır. Yerine geçen kardeşi Mu'tasım da hapiste kalması kararını vermiş ve bizzat kendi gözetiminde işkencelere tabî tutmuştur. İki sene dört ay (Bir görüşe göre, on sekiz ay) süren bu sıkıntılı hayat Ahmed b. Hanbel'in serbest bırakılmasıyla son buldu zannedilirken, Mu'tasım'ın oğlu Vâsık ile farklı bir boyut kazanmış, evinde göz hapsinde tutularak cuma namazına gidişi bile engellenmiş ve sadece oğullarına hadis rivayet etme mecburiyetinde bırakılmıştır. Mütevekkil devrinde son bulan Kur'ân'ın mahlûk oluşu fikri yerini, Ahmed b. Hanbel'in şia yanlısı ve destekçisi olma ithamına bırakmış, bu sebeple evine baskın yapılmış, iddiaların yersiz ve asılsız olduğu anlaşılınca hediyelerle gönlü alınmaya çalışılmıştır. Verilen hediyeleri fakirlere dağıtan Ahmed b. Hanbel, kadılığı kabul eden oğlu Salih'e gücenmiştir. Yardımları kabul etmemesini eleştiren bu oğluna: "Allah'ın bahşedeceği rızkın daha bereketli ve daha kalıcı olduğunu" ifade eden Tâhâ 131. âyetini hatırlatmıştır. Amcasına ise "Buparalar, peşinde koşmadığımız için geliyor, şayet peşinde koşsaydık hiçbirine ulaşamazdık"' demiştir.

 

5-Şahsiyeti:

Ahmed b. Hanbel, orta boylu, koyu esmer tenli, ciddiyetini her zaman ve her yerde muhafaza eden, zühd ve takvası ile şöhret bulmuş âlimleri örnek alarak zâhidâne bir hayat süren, ibadetine düşkün büyük bir muhaddis ve ardında Hanbelî mezhebi gibi güçlü bir ekol bırakan değerli bir fakihtir.

 

6-îlmî Yönü:

Ahmed b. Hanbel büyük bir muhaddis ve mezhep imamıdır. Hayatını hadislere göre ayarlamış, yazdığı her hadis ile amel etmiş ve fetvalarını da hadislere dayanarak vermiştir. Kendisine sorulan altmış bin fetvayı "haddesenâ" ve "ahberanâ'' diye başlayarak hadisle cevaplandırmıştır. Ona göre, fakih sayılabifmek için, iyi bir muhaddis olmak, en az dört yüz bin hadisi ezbere bilmek ve şahinliğinden emin olunmayan rivayetlerle fetva vermekten kaçınmak gerekir.

Hadis rivâyetindeki üstünlüğünün sebepleri şunlar olabilir:

a- Rivâyet edeceği hadisleri ezberinde olduğu hâlde mutlaka kitaba / dosyaya bakarak okuması,

b- Hadisler arasındaki farklar cer ve atıf harfleri bile olsa, bunları titizlikle aynen nakletmesi,

c- Alî rivayetlere büyük önem vermesi,

d- Mânâ rivayetine taraftar olmaması,

e- Hadisleri konulara göre ayırmadan, bir bütün hâlinde nakletme arzusu ve bölümlere ayrılarak yapılan rivayeti tasvip etmemesi,

f- Garip kelimeler İçin, hadisler hakkında zan ile konuşmaktan sakınması ve o konunun uzmanlarına sorulması gerektiği gibi bir hassasiyete sahip olması,

g- Öğrencisi Ebû Zür'a er-Râzî (v.264/877) ile hadis müzâkeresi yaptığı sıralarda nafile ibâdete düşkün olduğu hâlde, farzların dışında hiçbir namaz kılmaması, hadisle uğraşmayı daha büyük ibadet saydığını göstermektedir.

h- Yatsı namazını mescidde kıldıktan sonra ilmine hayran olduğu hocası Vekî' b. Cerrah ile birlikte onun evine kadar yürüyerek bazı hadisleri müzâkere ederlerdi. Bir gece bu müzâkere, kapının önünde sabah namazına kadar devam etmiş, her ikisi de vaktin nasıl geçtiğini fark edememişlerdi.

Allah Rasülüne (Satlaiiaha aleyh ve selkm) sevgi ve özlemin bir göstergesi olarak, O'nun mübarek saçından teberrüken sakladığı üç parçayı arasıra öperek gözlerine koyar, suya batırarak o sudan şifa niyetine içerdi. Vefat ettiği zaman bu üç parçadan ikisinin gözlerine, diğerinin de diline konmasını vasiyet etti.

 

7-Vefatı:

Ahmed b. Hanbel (Rahmendiâin aleyh) 12 rebîülevvel 241 (31 temmuz 855) cuma günü Bağdat'ta Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesine büyük rakamlarla ifade edilebilen kalabalıkların iştirak ettiği ve bundan etkilenen birçok kişinin Müslüman olduğu rivayet edilmektedir.

 

8-Eserleri:

1- Müsned:[12]

2- Kitâbü's-Sünne (İ'tikâdü ehli's-sünne)

3- Kitâbü'z-Zühd

4- Kitâbü'l-Verâ'

5- Kitâbü'Mlel ve ma'rifeti'r-ricâl

6- Kitâbü Fezâili's-sahâbe

7- el-Mesâil

8- Kitâbü's-Salât(RisâIetü's-Salât)

9- Kitâbü'l-Eşribe

10- er-Reddü ale'z-zenâdika ve'1-cehmiyye

11- el-Akîde

12- KitâbüFezâili Ali

13- Kitâbü' 1-Vukûf ve'1-vasâyâ

I4- Bâbü Ahkâmi'n-nisâ

15- FCitâbü't-Teraccül

16- K.itâbü Ehli'l-milel ve'r-ridde...

17- Cevâbü'l-İmâm Ahmed b. Hanbel an suâli fî halki'l-Kur'ân

18- Kitâbü'l-İrcâ

19- Kitâbü'l-îmân

20- Kitâbü'l-Ferâiz

21- et-Tefsîr[13]

22- Kitâbü'n-Nâsih ve'1-mensûh

23- Kitâbü' 1-Menâsik

24- Kitâbü Tâati'r-Rasûl

25- et-Târîh

26- Hadîsü Şu'be

27- el-Mukaddem ve'1-muahhar fı'1-Kur'ân

28- Cevâbâtü'l-Kur'ân

29- Nefyü't-teşbîh

30- el-îmâme[14]

                                                                                                                                                           Süleyman SARI

 

İmam Ahmed B. Hanbel'in Müsnedi

 

Müsnedler, bilhassa İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i hadis külliyyâtının aslı, muhaddislerin ve fakihlerin istifade ettikleri güvenilir kaynaklardan biridir. İmam Ahmed, ezberlediği ve yazdığı yüzbinlerce hadisten bu miktarı sahih ve hasen addederek seçmiş ve eserinde toplamıştır. Bu hadisleri ilmî münakaşa ve münazaralarda kendisine uyulacak ve sığınılacak yegane kaynak saymıştır. Bu hususta oğlu Abdullah kendisine: "Müsned'den başka kitap telif etmekten niye hoşlanmıyorsun?" dediğinde, o "Ben bu Müsned'i imam/Önder olarak hazırladım. Şayet insanlar RasûlııUah 'tan (Saiiaihhü aleyhi ve selkm) nakledilen hadislerde ihtilafa düşerlerse, bu imama dönsünler/ona müracaat etsinler. Onda istediklerini bulacaklardır," diye cevap vermiştir.[15]

Müsnedde her sahâbînin Hz.Peygamber'den (AieyHsseiâm) işittiği hadisleri bir yerde toplamıştır. Mükerrer hadislerle beraber 30 bin civarındadır. Bunlar 800'e yakın sahabeden rivayet edilen hadislerdir.[16] Müsned, 18 müsnedden müteşekkildir:

1- Cennetle müjdelenen ve onlarla beraber olan sahabenin müsnedi,

2- Ehl-i beytin müsnedi,

3- İbn Mes'ûd'un müsnedi,

4- İbn Ömer'in müsnedi,

5- İbn Amr b. Âs'ın müsnedi,

6- Ebû Remse'nin müsnedi,

7- Abbas'ın ve oğullarının müsnedi,

8- İbn Abbbas'ın müsnedi,

9- Ebû Hüreyre'nin müsnedi,

10- Enes b. Mâlik'in

11- EhM Mekke'nin müsnedi,

12- Ehl-î Medine'nin müsnedi,

13- Ehl-i Kûfe'nin müsnedi,

14- Ehl-i Basra'nın müsnedi,

15- Ehl-i Şam'ın müsnedi,

16- Ensâr'ın müsnedi,

17- Hz.Âişe'nin ve Rasûlulahm (Akyhisselâm) diğer hanımlarının müsnedi,

18- Dİğer hanim Sahâbîlerİn müsnedi {RadıyallahU anhüm ecmaîn).

Böylece Ahmed b. Hanbel rivayete göre Müsned'ini 172 cüze taksim etmiştir. Bu taksîmâtı Hasan b. Ali b. Muzhib bildirmiş olup bu eseri Müsned'in râvîsi Ebû Bekr Ahmed b. Ca'fer el-Kafîî'den rivayet etmiştir. Oğlu Abdullah da babası öldükten sonra Müsned'in tertip ve tehzibini yapmıştır.[17]

Müsned'de yer yer, ismi belli olmayan veya sadece künyesi ve lakabı ile bilinebilen sahâbîlerin naklettiği hadislere rastlamak mümkündür. İlk dönem hadis külliyâtı arasında sayılan ve Sahîfe adı verilen eserlerin de Müsned içinde yer aldığı görülmektedir: Hemmâm b. Münebbih'in Ebû Hüreyre'den naklettiği eS'Sahîfetü's-sahîha'-'sı[18], Abdullah b. Amr b. Âs'm es-Sahîfetü's-sâdıka''sının bir bölümü[19], Semure b. Cündüb'ün sahifesinin büyük bir bölümü[20] ve Ebû Seleme'nin sahifesi[21]. İmam Ahmed b. Hanbel büyük tâbiûndan Hemmâm b. Münebbih'in (v.132/753) bizzat Ebû Hüreyre'den (RadıyaliaM amüm) işitip yazdığı en eski hadis eseri olan "es-Sahîfetü's-sahîhd" adlı 135 hadisi ihtiva eden sahîfe: "Ahmed b. Hanbel, Hafız Abdürrezzâk'tan; o, Mamer b. Râşid'den; Mamer, Hemmâm b. Münebbih'ten; Hemmâm, Ebû Hüreyre'den (Radn-aiiahü <mh)\ Ebû Hüreyre de, Rasûfullah'tan (Saiiaiiahü aleyhi ve seikmp işittiği hadislerdir. Muhammed Hamidullah, sahifeyi ayrı olarak tenkitii-tahkikli basımını yapmıştır.

Müsned'in h.200-228 yıllarında kaleme alındığı, ancak hapis ve işkence hayatının, ayrıca bu hayatın sebep olduğu hastalıklar ve rahatsızlıkların, eserin ve tertibinin tekrar gözden geçirilmesine engel olduğu da bir gerçektir. Bazı zayıf fakat çokça mükerrer rivayetlerin bulunması, hatta bazı sahâbîlerin tekrar ayrı bir başlıkta zikredilmesi ve bir kısmının hadislerinin de bir başka sahâbînin başlığı altında yer alması, Müsned'in değerini düşürmek bir tarafa, zor ve çetin şartlar, baskılar altında kalan Ahmed b. Hanbel'in ve eserinin kıymetini ifade eder. Sahih hadisleri bilmesi ve cerh-ta'dîl ilminde üstad olmasına rağmen eserinde zayıf hadis bulunması, eserine malzeme toplarken kabul ettiği şartlardan kaynaklanmaktadır. Yalancı olduğu kesinlik kazanmış kimselerden kesinlikle hadis nakletmemiştir. Ancak doğruluğu, dürüstlüğü ve dindarlığı ile tanınan râvilerin rivayetlerini kabul etmiştir. Zayıf hadislerin varlığı, herkesin aradığı zaman bulabileceği büyük bir hadis mecmuası vücuda getirme gayretinin bir sonucudur.

Müsned ilk defa h.I313 yılında 6 cilt olarak Mısır Meymemyye matbaası, Ahmed b. el-Bâbî el-Halebî tarafından neşredilmiştir. Müsned'in bütün nüshalarında hadis isnadı: "Ebû Bekr el-Kaffi, Abdullah 'tan; Abdullah da babası Ahmed b. Hanbel'den" şeklinde nakledilmektedir. Müsneddeki Ahrî n" ekseris'ni °Slu Abdullah, babasından işiterek rivayet etmiştir; ancak bdullah kendi hocalarından ezberlediği veya yazdığı hadisleri babasının Musned'ıne eklemiştir. Ebû Bekr el-Katîî'nm kendi hocalarından naklettiği rivayetler -az miktarda da olsa- zevâidden sayılmıştır. İşte bu ziyâdelerde zayıf. münker, metruk ve mevzu hadisler mevcuttur. Ayrıca Abdullah, vicâde yoluyla babası öldükten sonra el yazmalarını bulmuş ve bunlardaki hadisleri de Müsnede eklemiştir. Dr. Âmir Hasan Sabri Abdullah, Abdullah'ın ziyâdelerini Müsned'den araştırmış, bunların sadece 173 hocasından rivayet ettiği toplamının 229 hadis olduğunu bildirmiştir.[22] Kısaca, Müsned'in rivayeti, çoğunlukla semâ, bazen de arz, vicâde, semâ-arz ve semâ-vicâde gibi yollarla gerçekleştirildi.

Müsned'deki râviler (rical) Ebû Davud'un Sünenindeki ravilerden daha sika (güvenilir) olduğunu, ayrıca ezberi zayıf olan bazı râvi rivayetleri ise, şâhid ve ınütâbî ile kuvvetlenen rivayetler olduğunu cerh ve ta'dîl âlimleri söylemiştir. Hafız İbn Hacer (v.852/1448) "Ta'cîIü'I-menfaa bi zevâidi rıcâü 'l-mesânîdi'l-erhacf adlı eserinde şöyle der: "Müsneddeki hadislerin ekserisi ciyâd (sahih veya hasen)dİr. Zayıf rivayetler ise, miitâbaat (kuvvetlenmesi mümkün olanlar) için zikredilmiştir. Yine az da olsa zayıf, garib ve ferd hadisler mevcuttur. İmam Ahmed bu tür hadisleri mütâlâa ettikçe çiziyor, iptal ediyordu. Yine de Müsned'de kalanlar oldu. Bazı kimselerin "Müsnedde mevzu hadisler vardır" iddiasında bulunmaları üzerine, şeyhimiz hadis hafızlarının imamı Ebu'1-Fadi ZeynÜddîn el-Irâkî, İbnü'l-Cevzî'nin Müsnedden 9 hadisi mevzu addederek çıkardığı hadisleri araştırmış, bunların hiçbirinin mevzu olmadığını ispat etmiştir. Ben de ("e/-KavliVl-müsedded fı'z-zebbi cmi'l-Müsned li'l-imâm Ahmed" isimli eserimde) hocamdan sonra Îbnü'l-Cevzî'nin {Kitâbü'î-Mevzûât adlı eserinde) mevzu dediği hadisleri araştırdım. Sayı 24'e ulaştı. Aslında Müsneddeki bu hadislerin ekserisinin ciyâd (sahih veya hasen) olduğu ortaya çıktı. Bunların hiçbirisine -tek kalmış rivayetler müstesna- katiyyetle mevzu denilemez; o tek kalmış rivayet de kuvvetlenebilecek   rivayetlerdendir."[23]  Daha   sonra  muhaddis   Sibğatullah   b. Muhommed Gavs b. Muhammed Nâsıruddin el-Midrâsî (v. 1281/1902) İbnü'l-Cevzî'nin mevzu dediği 22 hadisin aslında mevzu olmadığını "el-Kavlü'l-müsedded ve Zeylühû" adlı eserinde yazmış, bu eser İbn Hacer'in bildirdiklerinin dışında 3 5 hadisin de mevzu olmadığını ispata çalışmıştır.

Onun hadisteki usûlü, oğluna yaptığı hitapta görülebilir: "Aynı konuda zıttına bir hadis bulunmadıkça zayıf hadislere karşı çıkmamışımdırT Aldığı zayıf hadisler genellikle bir şâhid ve mütâbî ile kuvvetlenmiş yahut yükselmeye açık rivayetlerdir. Farklı rivayetleri, hatta bu farklılık bir harfte bile olsa mutlaka vermiştir. Mükerrerleri ile 'Wli senedleri tahdis ve ihbar gibi kuvvetli siğalarla kuvvetlendirmiştir. (Bk. 11/364, U/348, 11/179) Aynı senedle rivayet edilen hadisleri "Kale Rasûlullati\ "Kale Ebü'l-Kâsım" veya "bihâze'l-isnâd' vb. kısaltmalarla vermiştir. Bazı hadislerin metnini vermemiş, bunun yerine tahric ıstılahlarının menşeine de işaret eden kısaltmaları kullanmıştır. Meselâ "mislehû", "bimislihi", "nahvehû", "binahvihf\ "fe zekera ma'nahif "bi isnâdi hâze'l-hadis ve ma'nâhü" "misle hâze'I-hadîs ev nahvehû", "fe zekera 1-hadîse mislehû ev nahvenîC gibi lafızlar kullanmıştır. Buhârî ve Müslim'in Sahih'Ierinde yer alan 200 sahâbînin Müsned'de yer almaması, eserin bütün sahâbîleri derlemediğinin ispatıdır.[24]

 

*Müsned Üzerine Yapılan Şerh Ve Tahric Çalışmaları:

 

Sirâcüddîn Ömer b. Ali İbnü'l-Mülakkin (v.805/1402) Müsned'i ihtisar etmiştir.

Zeynüddîıı Ömer b. Ahmed eş-Şemmâ' el-Halebî Müsned'i ihtisar etmiş ve "Dürrii 'l-müntekâd min Müsnedi Ahmed' adını vermiştir.

Müsned'i, Ebü'l-Hasen b. Abdülhâdî es-Sindî (v.l 129/1750) şerh etmiştir.[25]

Ahmed b. Abdurrahman b. Muhammed el-Bennâ es-Sâatî, Müsneddeki hadislerin kolayca bulunabilmesi, ilim talebelerinin İstifade etmesi gayesiyle, Müsneddeki hadisleri fıkıh bablarına (konularına) göre hazırlamış; ancak hadis isnadlarını zikretmem iştir. Adını "el-Fethu'r-Rabbânî li tertibi Müsnedi'l-İmâm Ahmed b. Hanhel eş-Şeybânf koymuştur. Sonra "Bulûğu'l-emânî min esrâri'l-Fetht'r-Rabbânf adıyla şerh etmiş, şerhinde garip ve müşkil lafızların mânâlarını açıklamış, hadislerin senedlerini Müsned'de olduğu gibi nakletmiş, hadisin tahricini yani diğer hadis kaynaklarındaki yerlerine rumuzlarla işaret etmiş, az da olsa hadisin hükmünü vermeye çalışmıştır.

Allâme Muhammed es-Sefarînî, Müsned'deki sülâsiyyât (müellif ile Rasûlullah (Akyhtsseiâm) arasında -sahâbî, tabiî ve tâbiut't-tâbiîn şeklinde- üç râvî bulunan hadislerin) rivayetlerini şerh etmiştir. Üçlü rivayetlerin (sülâsiyyâtm) adedi 33l'dir.[26]

Ahmed Muhammed Şâkir, Müsned'in tahkik ve tahricini[27] yapmış, fennî fihristlerle 20 cüz olarak neşre hazırlamış, son cüzlerdeki tamamlamayı ise Hüseyin Abdülmecid yapmıştır.[28]

                                                                                                                                          Dr.Nurettin BOYACILAR

 

Ahmed B. Abdurrahman El-Bennâ

"es-SÂATÎ" (1301/1884-1378/1958)

 

1-Doğumu Ve Îlk Yılları:

Mısır'da I301/1884'de doğdu. Annesi onun doğumundan önce gördüğü bir rüyada kendisine: "Oğlunu doğurduğunda onaAhmed ismini ver ve Kur'ân hafızlığına teşvik et" denildi. Babası Abdurrahman çiftçilikle uğraşan sâlih biriydi. Önceleri babası, onun zirâat işlerinde kendisine yardım etmesini istedi. Ancak annesi, gördüğü rüyada ısrarlı olması sonucunda onu ilme yönlendirdi.

 

2-Tahsili ve İlmî Çalışmaları:

İlk olarak, Kur'ân eğitimini aldı ve hafızlığını tamamladı.

İkinci aşamada, tefsir, hadis ve fıkıhtan oluşan şer'î ilimlerin tahsili geliyordu ki bunlar da Ezher Üniversitesi ve diğer dînî enstitüler dışında mümkün değildi.

İlim için İskenderiye'ye gitti. Dînî okullar henüz inşâ edilmediği için öğrenciler Mescidü'ş-Şeyh'te dört mezhebe göre eğitim görüyorlardı. Bu öğrenciler mescidde kendilerine ayrılan bir yerde İkamet ediyorlardı.

İlmî eğitim alırken her âlim gibi, o da ileride rızkını kazanabileceği bir meslek elde edebilmek için saatçiliğe başladı. Her gün dersleri bitince çalıştığı yere gidiyor, tamircilik ve satış işlerine devam ediyordu. Bu sebeple kendisine "es-Sâatr lakabı verildi.

Üçüncü aşamada, kasabasına âlim ve sanatkâr olarak döndü ve orada evlendi. Sonra ailesini İskenderiye'ye gidip gelirken beğendiği Mahmudiye'ye götürdü ve oraya yerleşti. Oradaki âlim bir zât olan Muhammed Zehrân ile ilmî çalışmalara devam etti.

Dördüncü aşamada, 1340/1921'de kütübü sitte ve diğer muteber temel hadis kitaplarım okuduktan sonra Ahmed b. Hanbel'in Müsned'ini mütâlâa etmeye başladı, bunun kıymetli bir eser olduğunu gördü ve aklına bu eserin konularına göre tertip edilmesinin gerekli olduğu düşüncesi geldi. İlim adamlarıyla bu konuyu istişare etti. Her biri kendisine destek verince Allah'a tevekkül ederek bu işe başladı.

Bu çalışmayı tamamlayarak, 1351/1932 yılında dört kere okuduktan sonra temize çekti. Beşinci kez okumasını eserinin basım ânında 22. cüze kadar tashihi ile birlikte yaptı.

Diğer âlimlerle tanışmak üzere Kâhire'ye gitti. Evine yakın olan matbaaya gidip geliyor, tashihiyle bizzat kendisi uğraşıyordu. Aynı zamanda Ezher'den gelen birçok hoca ve telebe kensini ziyaret ediyor ve o da gelen misafirlerle istişarelere devam ediyordu. Sonunda müellif, okuyucuyu maddî ve manevî olarak daha cazip gelmesi için bir cildi dört fasiküle ayırdı.

 

3-Son günleri:

Müellif 22.cüzde bulunan Rasûlullah'ın sîreti ve ilgili konuların tashihini yaparken hastalandı. Oğlu Abdurrahman ona daha iyi hizmet edebilmek İçin onu eve götürmek istedi. Müellif özür beyan ederek menâkib bahsinde kaldığı yerden tashihe devam etti.

5 cemaziyelevvel 1378 / 16 kasım 1958 pazar günü yatsıdan sonra oğlu kendisini ziyaret etti. Ertesi günü sabah namazından sonra bir araba ile gelip onu götüreceğini söyledi. Yatsı namazını kılmak için abdest aldı. Namazın ilk rekatında "Her nefis ölümü tadacaktır", diğer rekatında da "mallarınız ve canlarınız hususunda mutlaka imtihan olunacaksınız" âyetlerini okudu. Oğlu bu âyetleri duyunca endişelendi. Pazartesi sabahı bir araba ile erkenden babasının evine geldi. Yazdığı el-Fethu'r-Rabbânî adlı eserin kendi el yazısı bulunan nüshalarını ve müracaat ettiği bazı hadis kitaplarını da yanına alarak oğlunun evine geldiler.

Bennâ gün boyunca ailesine hadisler anlattı. Oğlu da babasının bu neşeli hadis anlatımından dolayı bir önceki gece duyduğu endişelerden sıyrıldı.

Salı gününü tamamen ibâdetle geçirdi.

 

4-Vefâtı:

Çarşamba günü öğleden önce 8 cemaziyelevvel 1378 / 19 kasım 1958'de 77 yaşında iken Rabbine kavuştu.

Cenazesine çok sayıda insan iştirak etti. Cenaze namazını Rufâî Mescidünde Seyyid Sabık kıldırdı.[29]

                                                                                                   Abdurrahman b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ

 

Hadis Okumada Yöntem

 

Hadis ve Sünnet - Rasûlullah Döneminde Hadislerin Bağlayıcılığı -Rasûlullah Sonrası Dönemde Hadislerin Bağlayıcılığı - Hz. Peygamber'in Uygulamalarındaki Bağlayıcılık - Hadislerin Getirdiği Hükümler - Hadis Okurken Dikkat Edilecek Noktalar -Hadislerden Uzaklaşmanın Zararları/Tehlikeleri - Yeniden Sahih Sünnet'e Dönüş Çalışması - Hadis Anlatımı Önündeki Zorluklar -İslâm Akaidinde Hadislerin Belirleyicilik Rolü

İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'\ bir hadis kitabıdır ve içinde akâid, fıkıh ve sîret gibi değişik konularda hadisler bulunmaktadır. Hadis okumada yöntem başlığı altındaki bu çalışma, okuyucuya faydalı bazı noktalan dile getirmektedir/hatırlatmaktadır.[30]

 

Hadis Ve Sünnet

 

İslâmî literatürde hadis ve Sünnet kavramı önemli bir yer tutar. Bu kavramları doğru anlamak doğru kararlar verilmesini sağlayacaktır.

Hadis, Rasûlullah'in hayatından kesitler vermektir.

Sünnet, Rasûlullah*in İslâm'ı yaşama tarzıdır. Hadislerdeki kesitler doğru olarak yan yana getirildiğinde Sünnet ortaya çıkar.

Hadisleri beş kısımda incelemek mümkündür: Rasûlullah'm söz, fiil, takrir, şemail ve sîreti:[31]

*Söz olarak hadis: Rasûlullah'm sahabe-i kiram ve diğer insanlarla olan konuşmaları.[32]

*Fiil olarak hadis: Rasûlullah'm uygulamaları.[33]

*Takrir (Onaylama) olarak hadis: Rasûlullah'm bir olay karşısında susması veya gülmesi şeklindeki olumlu tepkisi/onaylaması.[34]

*Şemail olarak hadis: Rasûlullah'm fizikî ve ahlâki yapısı.[35]

*Sîret olarak hadis: Rasûlullah'in doğumundan vefatına kadar süren hayatı.[36]

 

Rasûlullah Döneminde Hadislerin Bağlayıcılığı

 

Rasûlullah'a hayatmdayken itaat zorunluluğu vardı ve sahabe ona yürekten inanmış ve itaat etmişti. Sahabenin bu itaati müşriklerin bile dikkatini çekti.[37] Zira Allah, Peygamber'e itaati kesin olarak emretmektedir.[38]

Bu dönemde sahabenin Sünnet'e bakışı/anlayışı çok Önemlidir. Muhacir ve Ensar nöbetleşe Rasûlullah'm sohbetlerini takip ediyor, öğrendiklerini diğer insanlara aktarıyorlardı. Hz. Ömer ve Ümeyye b. Zeyd'in nöbetleşe Rasûlullah'm sohbetlerini takip etmeleri bu konuda en tipik örnektir.[39]

Ayrıca sahabe birçok konuda, hatta ailevî problemlerinde ve özel durumlarında bile Rasûlullah'a geliyor, ona danışıyorlardı.[40]

 

Rasûlullah Sonrası Dönemde Hadislerin Bağlayıcılığı

 

Öncelikle şu sorulara cevap bulmalıyız;

Rasûlullah hayattayken Müslümanlar için bağlayıcı olan Sünnet, ondan sonra gücünü yitirdi mi, yoksa sahabe ve tâbiûn onun Sünnet'ini hemen terk mi ettiler ya da günümüz moda tabiriyle Sünnet tarihsel olup Rasûlullah'tan sonra buharlaşıp gitti mi?

Hayır... Tarih ve kültür şahittir ki Müslümanlar yeryüzünde belki de eşine rastlanmayacak derecede aktif bir hayat yaşadılar; Kıır'ân ve Sünnet'i öğrenmek yanında, diğer ülkelerdeki insanlara onları öğretmek için on binlerce kilometre ötelere, denizaşırı ülkelere gittiler.[41]

Bu konuda farkh-harika uygulamalar da bulunmaktadır. Hz. Ömer, halifeliği döneminde bazı görevli kişiler dışında sahabenin Medine'yi terk etmesini yasaklamıştır.Bu uygulama geniş bir şûra heyetinden istifade, Sünnet'i onlarla istişare ve hadis birikiminin sahabe ve tâbiûn arasında dağılmasını/ yaygınlaşmasını sağlamak ve bu değerli hazinenin unutulup gitmesini önlemekti. Hz. Ömer'in bu uygulaması diğerleri gibi gerçekten şaheser bir uygulamadır/buluştur.[42]

Sahabe bildiği hadislerin mutlaka şahidini arar, sorardı;

Hz. Ebû Bekir bazı hadislerde şahit isterdi; meselâ miras ile ilgili hadisi onaylatması gibi... Hz. Ömer, rivayetin doğrulanması ve insanların daha dikkatli hadis nakletmeleri için şahit istediği olmuştu, ancak o tek kişinin rivayetlerini de almıştı; Gurre hadisi ve Mecusîlere Ehl-i kitap uygulaması gibi.[43]

Eğer Sünnet tarihseldir denirse, Kur'ân'daki ayetler ve özellikle 'Rasûle itaat edinl..' emirlerinin tarihselliği gibi korkunç bir hataya düşülecek, İslâm'ın en temel esaslarından biri olan risâletin tesiri İslâm toplumundan kaldırılacak ve Kur'ân yaşanmaz/anlaşılmaz bir kitap hâline vgelecektir. Hadisler olmadan Kur'ân'm yaşanamayacağını ve Kur'ân'ın Müslümanların gündeminden/hayatından kalkacağını her akıl sahibi bilmektedir. Şunu unutmamak gerekir ki hadisler İslâmî hayat hakkında tafsilatlı bilgi verir ve bu tafsîlat miktarı konusuna göre değişir. Meselâ, ibâdet konuları muamelâttan daha tafsilatlı ve aile hukuku devlet yönetimi ile ilgili düzenlemelerden daha detaylıdır.[44]

 

Hz. Peygamber'in Uygulamalarındaki Bağlayıcılık

 

Hz. Peygamber'in söz ya da fiillerinden oluşan tasarrufları İbn Hıbbân (v.354/965), Karâfi (v.684/1285), Şâtıbî (v.790/1388), Dehievî (v.l 176/1762) ve Tâhir b. Âşûr (v.1394/1973) gibi değerli âlimler tarafından incelenmiş, belli bir disiplin altında zikredilmiştir;

a- Hadisin muhatabına/mükellefine göre bağlayıcılığı; zengin-fakir, kadın-erkek, reis-tebea ya da bütün ümmete veya bölgeye yönelik olma durumuna göre taksimidir ki İbn Hıbbân'ın (v. 354/965) görüşleri bu noktada önemlidir.[45]

b- Hadisin konusuna göre bağlayıcılığı; terğîb-terhîb yanında zarûriyyât, hâciyyât ve tahsîniyyat açısından taksimidir ki Şâtıbî'nin (v.790/1388) çalışması bize ışık tutacaktır.[46]

c- Hadisi söyleyen, yani Rasûlullah 'in o andaki konumu ve sıfatına göre bağlayıcılığı; teşri (din ve hukuk normu koyma), iftâ, kaza (yargı), imaret (siyâsî otorite), hidâyet (irşâd), sulh, danışana tavsiye, nasihat, kalpleri en güzele yönlendirme, yüce hakikatleri (ideali) öğretme, te'dib (yola getirme)ve normal (cibillî) davranışlara göre taksimdir. Bu konuda Karâfî (v.684/1285)[47] ve Tahir b. Âşûr'un (v.1394/1973)[48] çalışmaları önemlidir.

d- Hz. Peygamber'in tebliğ sahasına göre bağlayıcığı; Peygamber veya beşer vasfıyla olan yetki durumu göz önünde bulundurularak yapılan taksimdir ve bu konuda Dehlevf nin (v. 1176/1762) tasnifi önemlidir.[49]

Sonuç olarak, hadisi doğru anlamak için şu sorulara cevap vermemiz gerekir: Kim? Kime? Ne sıfatla? Niçin? Neyi? Nasıl? Nerede? Ne zaman?.."[50]

 

Hadislerin Getirdiği Hükümler

 

Hadisler, Kur'ân'm anlaşılmasına yardım (beyan) eder, ayrıca yeni düzenlemelerde bulunur. Bu hükümlerden bazıları:

1- Evcil eşek etinin haram olması,

2- Kişinin karısı ile birlikte karısının halası, teyzesi gibi yakın akrabalarıyla da aynı anda evlenememesi, ikisinin aynı adamın nikahında bulunduramamasf,

3- Vitir namazı,

4- İbadetlerin sıhhati için niyet şartı,

5- Cinsî münasebetle oruç bozana keffâret cezası,

6- Mut'a ve muvakkat nikahın harami iği ve geçersizliği,

7- Mest üzerine mesh etme,

8- (Hac   yapmakta   olanların   dışındakilerin)   kurban   bayramında kurban kesmesi,

9- Bayram namazlarının vucûbiyeti,

10- Altin  ve  gümüşten   eşyaların,   ayrıca  altın  takıların  ve  ipek elbiselerin erkeğe haram olması,

11- Kabir azabı,

12- Allah'ın âhirette görüleceği, "   

13- Yolculuk esnasında namazların cem' edilebilmesi,

14- Önce mehdinin gelişi ve sonra mesih Hz. İsa'nın (Ahyhisselâm) inişi, :               

15- Altın, gümüş kaplarda yemek yemenin, su içmenin ve bu kapları kullanmanın kadın-erkek bütün Müslümanlara haram olması,

16- Namazlarm rekatı,

17- Zekâtm nisabı,

18- Cinayetlerde organların diyeti,

19- Sütten   doğan   haramlılığa  erkeklerin  de   dahil   edilmesi   (süt babası.) gibi...

İbâdet, muamelât, ukûbât ve sosyal konulardaki binlerce hüküm hadislerle sabit olmuştur.[51]

Hadis Okurken Dikkat Edilecek Noktalar

 

1- Hadis okurken saygılı olunmalı ve dikkatli okunmalıdır. Bu konuda en güzel örnek sahabenin davranışlarıdır; onlar başlarında kuş varmış da uçacakmış gibi Rasûlullah'ı dikkatle dinlerlerdi.[52]

2- Hadis okurken acele karar verilmemeli, önceki bilgilere zıt olan rivayetler diğerleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Şerh ve haşiyelerden konunun tafsilatına bakılmalı, ayrıca sahabe, tâbiûn ve imamların görüşleri incelenmelidir.

3- Hadisler amel etmek için okunmalıdır. Kültür kazanma ya da herhangi bir makale hazırlama yanında, Rasûlullah'tan dini öğrenmek ve amel etmek için ne zaman hadis okuyacağız ?..

4- Önceki mezhebine/görüşüne zıt bir hadis okunduğunda, karşı tarafın delili olan naslar incelenmeli ve kalbinin meylettiği tarafla amel etmelidir.

5- Hadis aktarılırken, onun Sünnet'teki yeri de aktarılmalıdır. Zira hadis tek başına nakledildiğinde yanlış anlamalar meydana gelebilir.[53] Metin, Sünnet'le bağlantılı olarak anlatılmalı, ayrıca delâlet, işaret, ânım (genel) ve hâss (özel) gibi konular doğru aktarılmalıdır.

6- Hadis naklinde öncelikle sahih ve hasen olanlar tercih edilmeli, zayıflarda İse bu hadislerle amel şartları[54] göz önünde bulundurulmalıdır.

7- Gaybî konularda yorum yapılmamalı, olduğu gibi iman edilmelidir.

8- Çok hadis okumak yerine anlayarak ve amel ederek okumak daha faydalıdır.

9- Unutulmamahdir ki hadis imamları güvenilir ve zeki İnsanlardır. Hata yapma ihtimalleri çok azdır ve bu hatalar da tespit edilmiş, cerh-ta'dîl şeklinde tenkitleri yapılmıştır.

10- Hadis düşmanı bazı zındıklardan[55] etkilenilmemelidir. Bunlardan bir kısmı hadis uydurmaya ve Sünnet'i tahrif etmeye çalışır, bir kısmı da Sünnet'i tümden inkâr ederek İslâm'ı yok etmeye kalkışır.

Müsteşriklerin Alois Sprenger (Ö.1893) ile başlayıp J. Schacht'la (Ö.1969) devam eden saldırı süreci,[56] Sünnet'i gündemden kaldırma çalışmalarından başka bir şey değildir ve bu kişilerin İslâm'ın/Müslümanların hayrına çalıştıklarını da herhalde aklı başında olan iddia edemez.

Değerli ilim adamları bunlara gerekli cevaplan vermiştir.[57] Ancak bazı kişiler hâlâ bunları görmezlikten gelmekte, sebebi bilinmeyen bir ısrarla bu zararlı fikirleri tekrar etmekte ve kendi orijinal fıkirleriymiş gibi sunmaktadırlar,[58] hâlbuki bu görüşler müsteşriklerin eski fikirlerinden başkası değildir.

Müslüman olan Avustralyalı ilim adamı Leopolde Weiss (Muhammed Esed v. 1992) şöyle der:

"Sünnet, on üç asırdan fazla bir zaman içinde vâki İslâmî kalkınmayı anlamanın anahtarı olmuştur. Şimdiki çöküş ve çözülüşümüzü anlamanın da anahtarı niçin olmasın?.., Rasûlullah 'in Sünnet 'ini tatbik, İslâm 'in varlığını ve ilerlemesini korumak demektir. Sünnet 'in terki ise İslâm 'in çökmesidir. Sünnet İslâm binasını tutan çelik iskelet idi, sen herhangi bir binanın iskeletini yok edince, kağıttan bir baraka gibi onun çökmesine niçin şaşarsın ?..."[59]

Maalesef İslâm dünyasında da bu akıma kendisini kaptıran kişiler bulunmuştur: Kadiyanîliğin öncüsü Seyyid Ahmed Han (1817-1898)[60], Mevlevi Çerağ Ali (1844-1898), Abdullah Çakralvî (1870-1914), Mevlevi Ahmed Emritseri (1861-1936), Ahmed Perviz, Mirza Bakır[61], M. Tevfık Sıtkı[62] (1881-1920)...[63]

Hadislerden Uzaklaşmanın Zararları

 

Hadisler Rasûlullah'ın naklettiği İslâm'ın büyük bir bölümünü teşkil eder. Kur'ân'ı bize bire bir anlatan ve açıklayan Hz. Peygamber olduğu için, onun dindeki yeri ve hükümlerinin bağlayıcılığı tartışılmaz. Bu nedenle Sünnet'ten uzaklaşmak bazı zararlar/tehlikeler oluşturur:

1- Kur'ân anlaşılmaz bir kitap olur. Zira Kur'ân'daki birçok konular mücmeldir ve beyana muhtaçtır. Namaz, oruç, hac vb...

2- Tevhîd inancının ve ibâdetin önemli bir kaynağı olan risâletle birtibat kesilir.

3- Kur'ân'ın Rasûlullah'a itaat emri, tarihsel olarak onun yaşadığı döneme indirgenir. Daha sonra yaşayan insanların peygambere itaatten muaf olmaları gibi saçma bir fikir gündeme gelir ki bu da İslâm dahil hiçbir dinde kabul edilmeyen bir olgudur.

4- İslâm düşmanlarının keyfî yorumlarına geniş bir kapı açılmış olur.

5- Hak dinin tahrifi noktasında önceki ümmetlerin düştüğü hataya düşülür.

6- Dînî normlarda objektif değerlendirmeler yerine, sübjektif (kişiye göre değişken) değerlendirmeler hakim olur ve sonunda her şey mubah şeklinde garip bir inanç ortaya çıkar...[64]

 

Yeniden Sahih Sünnet'e Dönüş Çalışması

 

1- Öncelikle Sünnet'in önemi anlatılmalıdır.

2- Doğru hadis eğitimi yapılmalıdır.

3- Halka düzenli hadis dersleri yapılmalı ve hadisler Sünnet boyutuyla aktarılmalıdır.

4- Hadisler nakledilirken düzgün bir Türkçe ile terceme edilmeli, gereken yerlerde kısa açıklamalar yapılmalıdır.

5- Hadis naklinde sahih ve hasen hadisler tercih edilmeli, zayıf rivayetler ihtiyaç anında alınmalıdır.

6- îlim adamları ve din adamları temel hadis kitaplarına yönelmeli, kulaktan duyma ya da ikinci el kaynaklarla iktifa etmemeli ve rivayetlerden tahricleri yapılmış olanları almalıdırlar.

7- Fıkıh ve tefsir gibi temel İslâmî ilimlerde hadis ağırlıklı bir eğitim yapılmalıdır.

8- Hadis Enstitüleri açılmalı, terceme ve telif kitaplar belli bir kontrolden geçmelidir.

9- Hadis düşmanlığı ve ilgili saldırılar dikkate alınmalı, bunlara ilmî cevaplar verilmelidir.

10- RasûIııllah'ın hayatı doğru olarak anlatılmalıdır.

11- Kısa hadisler de olsa halk hadis öğrenmeye ve ezberlemeye teşvik edilmelidir.[65]

 

Hadis Anlatımı Önündeki Zorluklar Ve Tehlikeler

 

1- Anlatım sırasında kavramlar dışında insanların anlayamayacağı kelimelerde ısrar edilmemelidir.

2- Uzun açıklamalardan kaçınılmalı ve insanlar bıktınlmamalıdir.

3- Uzman olmayanlara geniş sened bilgisi, cerh ve ta'dîl konuları anlatılmamali, teknik detaydan Öte, Sünnet'in mesajı aktarılmalıdır. Hadislerin sıhhati kısaca verilmeli ve istek/ihtiyaç anında teknik konulara girilmelidir.

4- Hadis anlatımına 'bunlar mezhepten uzaklaştırır' şeklinde bilinçli ya da bilinçsiz bir saldırı/tenkit olabilir. Aynı şeyler Kur'ân anlatımında da söylenmektedir. Kur'ân ve Sünnet düzenli ve ilmî olarak aktan Ursa bunlar önlenir. Tabiîdir ki bazı cahillerin okudukları birkaç hadisle kendilerini müctehid görmeleri ve ictihad etmeleri (!) kabul edilemez. Bu kişiler her zaman bulunmaktadır ve bulunacaktır. Önemli olan Kur'ân ve Sünnet'i doğru anlatmaktır.

Ahkâm konusunda mezheblerin görüşleri delilleriyle beraber zikredilmelidir. Ancak bir mezhebin ya da imamın şaz görüşü varsa onda da ısrar edilmemelidir. Zira Allah ve Rasûlü dışında kimse masum değildir, hata yapabilir, ama o müctehidlerin hata oranı bize göre çok azdır, bu nedenle de ümmet tarafından yüzyıllarca görüşleri kabul görmüştür.

5- Terceme ve şerh yapan kişi, muhatap kitleyi ve bu kitlenin eğitim yapısını mutlaka göz önünde bulundurmalıdır.

6- Şerhsiz hadis kitabı okunmamalı, ciddi çalışmalar takip edilmelidir.

7- Alim olmayan kişiler hadislerden anladıkları farklı görüşleri toplumda yaymaya çalışmamah, bu işi uzmanına bırakmalıdır.[66]

8- Hadis anlatımı âlim kişilerce yürütülmeli ve temel eserler halkın anlayacağı şekilde terceme edilmeli, şerhleri yapılmalıdır. Türkçedeki birçok kıymetli eser anlaşılmadığı için okunmamaktadır.

9- Hadisin anlaşılmasında acele davranılmaması ve mutlaka Sünnet boyutu ile irtibatlandırılması tavsiye edilmelidir.

10- Hadisler, amel etmek için okunmalı ve Rasûlullah'ın sireti doğru anlaşılmalıdır.[67]

                                                                                                                                                                 Rıfat ORAL

İslâm Akaidinde Hadislerin Belirleyici Rolü

 

îslâm akaidi, dindeki inanç esaslarından bahseder. Bu nedenle naslann ışığı altında yapılan yorumlar kesin ya da kesine yakın bilgiler olmalıdır. Akâid ilmi dinin temel esaslarını ihtiva ettiği için "usûlü'd-dîn", "el-ftkhu'I-ekber" gibi isimlerle de anılmıştır.

İslâm akaidinin delilleri hiç şüphesiz ki Kur'ân ve Rasûlullah'ın hadisleridir. Kur'ân'da Allah'a, meleklerine , kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kaza ve kader gibi konulara değinen çok sayıda ayet bulunmaktadır, özellikle Mekke döneminde inen âyetler bu konulan genişçe açıklamıştır.

Hadis kitaplarında bu konular değişik başlıklar altında toplanmıştır: İman, Bedü'1-halk, Tevhîd, İ'tisam bi'1-kitâbı ve's-sünne, Kader, Fiten...

Rasûlullah döneminde insanlar, Kur'anMan âyetler ve Peygamberimiz' in açıklamalarından İslâm akaidini öğreniyorlardı. Sonraki nesiller, kendilerine hadislerin ulaşmasındaki farklılık ve sened probleminden dolayı akâid konularını bazı esaslar çerçevesinde anlamaya çalıştılar. Bu esasların en önemlisi söz konusu naslann kat'îlik (kesinlik) arz etmesiydi. Zira konu çoğu zaman iman-küfur meselesine taşınıyordu. Bu noktadan baktığımızda:

1- Kur'ân akâidde kesin delildir. Zira âyetlerin sübûtu mütevâtir olup kat'îlik ifade etmektedir.

2- Mütevâtir hadis: Sahabe döneminden itibaren yalan üzerinde birleşmeleri imkansız olan büyük topluluklar tarafından nesilden nesile nakledilen hadisler mütevâtir olup subût yönüyle kat'îlik ifader ederler. Akâidde bu tür hadisler de kesin delildir.

3- Alıâd hadis: Sübût yönüyle mütevâtir derecesine çıkamayan hadislerdir ki bir veya birden fazla kişi tarafından rivayet edilmiştir. Bu tür hadislerin akâidde delil olma konusunda bazı tartışmalar vardır ve bunlara açıklık getirilmelidir. Çünkü bu nokta ince-nazik bir konudur ve dikkatle incelenmelidir.[68]

Rasûlullah'ın hadislerinin büyük çoğunluğu bize âhâd yolla gelmiştir. Bu basit bir olay mıdır? Hayır... Zira Hz. Peygamber'in her hadisinin sahabeden itibaren senedleriyle toplanması dünya tarihinde yaşanan ilklerdendir ve benzeri bugüne kadar da görülmemiştir. Âhâd yolla ulaşan bütün hadislerin, bize mütevâtir yolla ulaşmasının ne kadar zor olduğunu tahmin etmek her hâlde fazla zor olmasa gerek O hâlde ne yapacağız, bu kadar büyük emeklerle ve güvenilir âlimlerce toplanan binlerce hadisi mütevâtir olmadığı için red mi edeceğiz, yok mu sayacağız? Elbette hayır! Bu hadisler üzerinde ciddi olarak düşüneceğiz, araştırma yapacağız ve doğru olarak anlamaya çalışacağız:

*Âhâd hadis sahih olur ve mütevâtir haberlere de    uygun olursa kabul edilir.

*Âhâd hadis sahih olur, yeni bir şey açıklar ve âlimler tarafından ittifakla kabul görürse delil olarak alınır.

*Âhâd hadis sahih olur, yeni bir şey açıklar ve anlaşılmasında âlimler arasında İhtilaf varsa, tarafların görüşleri incelenir ve biri tercih edilir.

*Âhâd hadis sahih olur, yeni bir şey açıklar ve anlaşılmasında zorluk varsa tevakkuf edilir ve anlaşılacağı zamana bırakılır.[69]

Âhâd hadislerin ortaya koyduğu esası inkâr edene tekfir açısından bakmak doğru olmaz. Belki o kişi, rivayetlerin senedini zayıf görmüş olabilir ya da temel esaslara uymadığını düşünebilir. Sakınılması gereken sahih Sünnet'i toptan inkâr etmenin bir usül/dînî metod olarak ortaya konmasıdır ki bu, tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarır. Önemli olan, kişilerle konuşabilmek ve doğruyu bulmak için bir müzâkere ortamı oluşturabilmektir.

Akâid ilmine delillerin sübûtu açısından bakıldığında iki durum ortaya çıkar:

a- Kat'î delillerle yani Kur'ân ve mütevâtir hadisle sabit olan konulardır ki inkârı küfürdür.

b- Kat'î olmayan delillerle sabit olan konulara gelince bunları inkâr eden tekfir edilmez.[70] Ancak bu noktada dikkatli olunmalı, zira sahih rivayetlerle gelen hadislerdeki konular âlimler tarafından ittifakla kabul edildiğinde inkâr eden kişinin küfre düşmesinden korkulur. Âhâd hadisleri kuvvetlendiren karineler çok önemlidir. Bunlar:

*Sahabeden sonra bu rivayetin çok sayıda kişi tarafından aktarılması,

*Mâiik-Nâfı-Abdullah b. Ömer silsilesi gibi es-silsiletü'z-zehebiyye (altın silsile) ile bize bu rivayetin ulaşması,

*Âlimlerin bu konudaki icmaı ya da ittifakı,

*Hadis metninin sıhhatinde şüphe olmaması[71] gibi işaretlerdir.[72]

Hadisler sahih olduğu ve karinelerle desteklendiği sürece onları kabul etmek gerekir. Bu konuda çok titiz davranan ve ciddi çalışmalar ortaya koyan Ehl-i sünnet mezhebidir. Onlar kadar hadise önem veren bir topluluk görülmemiştir. Hangi topluluk ki Sünnet'ten ayrılırsa mutlaka sapıtır. Daha Önceden de ifade edildiği gibi hadisler olmadan Kur'ân'ın anlaşılması mümkün değildir.

İbn Kayyim el-Cevziyye (v.751/1350) Sünnet'in ihmalini şöyle eleştirir:

"İmam Ahmed b. Hanbeî ve İshâk b. Râhûye gibi selef âlimleri nuzûî, ru'yet, vech, yedeyn ve Uyan gibi konuları Kur'ân ve Sünnet'in rehberliği ile tespit ettiler. Zira Kitap ve Sünnet tek parça ışık kaynağıdır.

Kur 'ân 'in mânâlarını; güvenilir[73] râvîlerin Rasûlullah ve onun vârislerinden aktardıkları bilgilerle anlamak en güzelidir. Selef âlimleri, hidâyet önderi olan- sahabe ve tâbiûnun görüşlerini de aldılar. Doğru düşünenler için Kur 'ân tefsirinde bu yolu izlemek herhalde; Müreysî, Cübbâî, Nazzâm ve Allâf gibi Cehmiyyenin ve Mutezilenin sapmış önderlerinin görüşlerini almaktan daha iyidir ki onlar dinde çeşitli sapıklıklar ve bid'atler ürettiler, temel esasları parçaladılar, kendi aralarında bölük pörçük oldular ve sonunda her grup kendi bilgisiyle müsterih oldu/yoluna devam etti.

Sahih Sünnetler, sahabe ve tabiîm görüşleri ile Kurân'ın anlaşılması caiz değil de, Cehmiyye ve taraftarlarının, Allâf Nazzâm, Müreysî ve Abdülcebbâr gibilerinin kalpleri ve dilleri körelmiş, Kur'ân ve Sünnet'ten uzak görüşleriyle mi anlamak caizdir, daha doğrudur?.. Rasûlullah'tan gelen hadisler ilim ifade etmez de, onların zikrettiği söz ve şiirler mi ilim ifade eder?"[74]"

Bu çalışmada hadisler öncelikle doğru olarak terceme edilmeye gayret edildi, doğru anlaşılması için âlimlerin görüşlerinden ve hadisin tahricinden istifade edildi. Gayret bizden, tevfık Allah'tandır.[75]

                                                                                                                                                                 Rıfat ORAL

 

Dua İle

 

• Hocamız, değerli muhaddis Nureddin b. Şükrü Boyacılar el-Burdûrî'nin Şeyh Abdülfettah Ebû Gudde yoluyla Şeyh Muhammed Yâsîn el-Fâdânî'den bize icâzeten rivayet ettiği müselsel[76] duâü'l-ferec (sıkıntılardan kurtuluş duası) hadisi:[77]

* Musa b.Sehl halife Mansûr'un[78]  hâcibi[79]  Rebî'den nakleder.[80]

Halifelik Ebû Cafer'e geçince bana şöyle dedi:

"Ey Rebî, Cafer b. Muhammed'i[81] bana gönder!"

Ben de huzurundan kalktım ve (kendi kendime):

"Bu (yine) hangi kötülüğü yapmak istiyor?" dedim.

Bu işi yapacağım vehmini verdim/hissettirdim. Bir müddet sonra tekrar yanma gelince bana:

"Sana, Cafer b. Muhammed'i huzuruma getir demedim mi? Vallahi onu bana mutlaka getireceksin ve en kötü şekilde onu öl dürteceği m," dedi.

Bunun üzerine ben Cafer'in yanına gittim ve dedim ki:

"Ey Ebû Abdullah, mü'minlerin emîrinin çağrısını kabul et! "

O da kalktı, benimle beraber geldi. Halifenin kapısına yaklaşınca dudaklarını hareket ettirdi (bir şeyler okudu). Sonra onun yanma girdi ve selâm verdi, ancak halife selâmını almadı, onu ayakta tuttu ve oturmasına da izin vermedi. Daha sonra başını kaldırıp dedi ki:

"Ey Cafer, sen insanları bana karşı kışkırtan ve çok ileri giden bir kişisin. Bana babam, dedesi aracılığı ile Hz. Peygamber'den (Saiiatiaha aleyhi ve seiiem) şunu nakletti:

'Kıyamet günü hainlik yapan kişinin yanına, tanınabileceği bir sancak dikilir/konur.'

Cafer b. Muhammed de şöyle cevap verdi:

"Bana da babam, babası ve dedesi aracılığı ile Hz, Peygamber'den (SaHallahü aleyhi ve sellem) ŞUYIU nakletti:

"Kıyamet günü Arşın içinden bir münâdî şöyle seslenir:  Dikkat!

Kimin  Allah'tan  alacağı  bir  ecir  varsa,  ayağa  kalksın!   Bunun   üzerine kullarından ancak seçkinler ayağa kalkar."

Cafer b.  Muhammed konuşmaya devam  etti ve sonunda halife sakinleşti, yumuşadı ve ona şöyle dedi:

"Ebû Abdullah otur, Ebû Abdullah yukarıya çık!"

Sonra Mansur güzel koku şişesi getirtti ve eliyle tuttu, mü'minlerin emîrinin parmak aralarından güzel koku damlıyordu. Sonra da dedi ki: "Ebû Abdullah, Allah'ın koruması altında gidebilirsin!" (Cafer çıkınca) bana şöyle dedi:

"Ey Rebî, Ebû Abdullah'a hediyesini yetiştir ve fazlaca ver!" Ben ardından hemen çıktım ve ona (yetişip) dedim ki: "Ebû Abdullah! Sana olan muhabbetimi bilirsin." O:

"Sen bizdensin (Ehl-i beyttensin), Bana babam, babası ve dedesi aracılığı ile Hz. Peygamber'den (Salhlhhü aleyhi ve sellem) şunu nakletti: 'Bir topluluğa İltihak/iltica eden[82] onlardan olur.'"

"Ebû Abdullah! Senin görmediğini gördüm ve duymadığını duydum. Sen geldin ve (kapıdan) gireceğinde dudaklarını hareket ettirdin (bir şeyler okudun)."

"O benim devamlı ettiğim bir duaydı."

"Bu, içeri gireceğinde hazırladığın bir dua mı, yoksa temiz atalarından sana intikal eden bir rivayet mi?"

"Evet, bana babam, babası ve dedesi aracılığı ile Hz. Peygamber 'in (SallailaM aleyhi ve sellem) kendisine bir durum sıkıntı verdiğinde bu duayı okuduğunu nakletti. O, bu duaya; duaü'l-ferec (sıkıntıdan kurtulma duası) derdi ki (dua) şu şekildedir:

"Allahümmehrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüf nî bi kenefikellezî lâ yürâm, verham nî bi kudratike aleyye, Ente sikatî ve recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye, kaile leke biha şükrî, ve kem min beliyyetin İbteleytenî biha kaile leke bihâ sabrı, fe yâ men kaile inde ni'metihî şükrî felem yahrumnî, ve yâ men kaile inde belâihi sabrî fetem yahzülnî, ve yâ men raânî alelhatâyâ felem yefdahnî, es'elüke en tusalliye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed , kemâ sal ley te ve bârekte ve terahhamte alâ İbrâhîme, inneke hamîdün mecîd,

Allahümme eınnî alâ dînî bi dünyâye, ve alâ âhiratî bittakvâ, vehfaznî fî ma ğıbtü anhü ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü, yâ men lâ tedurruhû'z-zünûb, ve lâ tenkusuhii'l-mağfiratü, heb lî mâ lâ yengusuke, vağfirlî mâ lâ yedurruke.

Yâ İlâhî, es'elüke ferecen gariben ve sabran cemîlâ, ve es'elüke'l-âfiyete min külli beliyyetin, ve es'elüke'ş-şükre ale'l-âfiye, ve es'elüke devame'l-âfiye, ve es'elüke'l-ğina ani'n-nâs, velâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi'l-aliyyî'l-azîm.'"

Rebî dedi ki: "Ben bunu Cafer b. Muhammed'den yazdım. İşte o cebimdedir."

Musa b. Sehİ dedi ki: "Ben bunu Rebî'den yazdım. İşte o cebimdedir." Bütün râviler bu şekilde söyleyerek rivayet ettiler.[83]

 

Duanın Tercemesi:

 

Allahım' beni uyuklamaktan münezzeh olan zâtınla koru, sarsılmaz ^scegınie/rahmetinle bana yardımcı ol ve üzerimdeki gücünle bana merhamet

 S|?n be"'m güvencem ve umudumsun, bana nice nimetler bahşettin,  *arş mds   sana   şükrüm   az  oldu,   beni   nice   sıkıntılarla   denedin,  karşılında sabrım az oldu, etmeyen az şükretmeme rağmen beni bunlardan mahrum kesmeyen    F Svjıntllara   karŞ|!ik  az  sabretmeme  rağmen   benden   yardımını ty  beni   hatalarla  gördüğü  hâlde  rezil  etmeyen,  İbrahimi   nasıl yüceltip, bereketlendirip rahmet ettiysen aynı şekilde Muhammed ve ailesini de yüceltmeni istiyorum, şüphesiz sen hamde lâyık ve yüce olansın.

Allahım! Dünyama ve dinime yardımcı ol, takva ile de ahiretime yardımcı ol; görünmeyen belâlardan beni koru ve yaşadığım olaylarda beni nefsimin eline bırakma!

Ey kendisine (kulların) günahı zarar vermeyen ve affını noksanlaştırmayan! Sana noksanlık vermeyen şeyden bana ver! Beni bağışla ve sana zarar vermeyen konuda affet!

Yâ İlâhi! Senden yakın bir kurtuluş[84] ve (belâlara) güzelce sabretme duygusu isterim, her türlü sıkıntıdan kurtuluş isterim! verdiğin kurtuluşa karşılık şükretme (şuuru) isterim ve kurtuluşun devamını isterim. İnsanlara muhtaç olmamayı isterim!

O yüce ve büyük Allah'tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur.'

Bu dua ile çalışmamıza başlıyor, başarılı olmamız ve sıkıntılardan kurtulmamız için Rabbimizden yardım istiyoruz. Âmin...[85]

                                                                                                                                    Rıfat ORAL / Süleyman SARI

 



[1] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/VII.

[2] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/VIII-IX.

[3] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/X-XI.

[4] Bk. Bulûğu '1-emâni 1/306.

[5] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XII-XIV.

[6] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XV.

[7] İbnü'I-Cezerî, Hafız Şemsüddîn, el-Mas 'adü'l-Ahmedfi hatmi Müsnedi'l-imâm Ahmed, 751-833.

[8] Talâiu 'l-Müsned, 22 (Müsned'in Ahmed Muhammed Şâkir tahkikinin başında).

[9] Merv'den Bağdat'a göç esnasında annesinin kendisine hamile olduğu, Rebîulâlıir ayında doğduğu da nakledilir. Şeybân kabilesine mensuptur. Soyu, Nizâr b. Ma'd b. Adnan'da Allah RasûlÜ (Sallallahü aleyhi ve sellem) ile birleşir.

[10] Babası Abbasî ordusunda görev almış, dedesi ise Emevîler'de Serahs valiliği yapmıştır.

[11] Meselâ Ebû Dâvûd, Sünen'inde hocası Ahmed b. HanbeFden toplam 227 hadis nakletmiştir.

[12] Hadis edebiyatında Müsned: Konuianna bakılmaksızın ilk râvîsi olan sahabe ismine göre tertib edilen hadis mecmuasıdır. BöySe bir tertipten arzulanan hedef, kendisiyle hüküm çıkarabilmek için, Kur'ân'dan bir sûre ezberliyormıış gibi   bir sahâbîden rivayet edilen hadislerin bir bütün hâinde lafız ezberci! iğidir. Tayâlisî, Humeydî, Bakî' b. Mahled, Müsedded b. Müserhed, Bezzâr ve Ebû Yala gibi tanınmış muhaddisler de Müsned isimli eserler kaleme almışlardır. Fakat bunların arasında Ahmed b. Hanbel'in Müsned \ bu eserlerin en hacimlisi ve en meşhuru olarak kabul görmektedir. Bir sonraki makalede Müsned hakkında genişçe bilgi verilecektir.

[13] Bu son iki eserin günümüze kadar gelip gelmediği bilinmemekle beraber, Tefsirinin Müsned'den birkaç misli daha hacimli olduğu ve 120 bin hadis ihtiva ettiği söylenmektedir.

[14] Bk.lbn Asâkir, Tarîhu Dımaşk, V/252-34I, Trc.no:136; Mizzî, Tehzîbü't-kemât, 1/437-470, rrcno:96; Kettânî, er-Risâletü'l-müstatrafe (Trc. Yusuf Özbek, Hadis literatürü), 10-12; Oehlevî, Abdülaziz b. Şâh Veliyyullâh. Bustânü 'l-muhaddisin (Trc.Ali Osman Koçkuzu), 68-71; Ahmed Naîm, Sahîh-i Buharı Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, 1/265-267; Kandemir, M.Yaşar, DİA, Ahmed b. Hanbel maddesi; Çakan, İsmail Lütfi, Hadis Edebiyatı, 33-39.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XVI-XIX.

[15] İbnü'l-Cezerî, Hâfiz Şemsüddîn, el-Mas'adü'l-Ahmed fi hatmi Müsnedi"l-imâm Ahmed, 751-833.

[16] 904 sahâbiden, 280 kadar hocası kanalıyla nakilde bulunduğu Müsned, mükerrerleri ve zevâidi ile birlikte (Ahmed Muhammed Şâkir'in başlattığı Hamza ez-Zeyn'in devam ettirdiği tahric ve şerhli baskısına göre) 27.519 hadis içermektedir. Ahmed b. Hanbel bu sayıya 700-750 bin civarında senedli rivayetten seçerek ulaşmıştır.

[17] Ahmed Muhammed Şâkir, Müsned (tahkik ve tahric), 1/33.

[18] Müsned, II/312-319.

[19] Müsned, 11/158-227.

[20] Müsned, V/7-32.

[21] Müsned, IV/305-306.

[22] Bk.Zevâidü Abdillah b. Ahmed fı'1-Müsned, Dâru'l-Beşâiri'l-îslâmiyye, Mısır, 2.baskı, 1401/1981.

[23] İbn Hacer, Ta 'cîlü 'l-menfaa, 1/241.

[24] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XX-XXIII.

[25] Hülî,   Muhammed  Abdülaziz (v.1349/1930).   Tarîhu fümmil-hadîs,  Dfiru   İbn   Kesîr, Dımaşk, 1408/1988.

[26] Eser için bk.ei-MektebÜ'l-îslâmî,3.baski, 1399.

[27] Eser için bk.Dârirl-Meârİf, Mısır, İ9SÛ-1994.

[28] Diğer Çalışmalar: Şuayb  el-Arnavııt'un  tahkik ve  tahrici,  Ebû  Mûsâ  el-Medînî'nin  ]'85> Hosâisü'l-Müsned"\i Suyûtî'nin (v.911/1505) Ukûdü'z-zebercedalâ Miisnedi'l- 'le ez-Zey!ii'l-mÜmehhed ale'l-kavli'l~Müseddetf\, Ebû Bekir Muhammed ei- alfabetik Müsned tertibi,   İbn Zeknun Ali b.Hüseyin b. Urve el-Hanbelî'nin  vir ei-Kevâkibü 'd-derârîjî tertibi '1-Müsnedi 'l-lmam Ahmed alâ ebvâbi 'l-BuhârVs\, ^emsuddın Ebü'1-Hayr Muhammed b. Muhammed el-Cezerî;nin (v.833/1429) el-Mis'adü'l-Ahmedfî hatmi Müsnedi 1-İmâm Ahmed'i,..

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXIII.

[29] Bu makale Buluğu 1-Emânî, XXIV/232-237. sayfalardan özetlenmiştir.

Ayrıca Bennâ, İmam Şafii ve Tayâlisî'nin Müsned'lerinin de tertibini yapmıştır: "Dedâiu'l-nmıen fî cem ve terüh MüsnedVş-Şâfiî ve's-Sünen" , "Minhatü'l-Ma'bud fi tertibi7-Musnedi 't-Tayâlisî Ebî Dâvûd"

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXIV-XXV.

[30] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXVI.

[31] İbn Hacer, Fethu 1-Bârî bi şerhi Sahihi'l-Buhari, XIII/245; Şâtıbî, el-Muvâfakât fi Usuli'I-Ahkâm, IV/2-3.

[32] Örnek (I);

Rasûluliah (Saüallahii aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

"Nikahlanmak benim sünnetimdir, kim bununla amel etmezse benden değildir. Evlenin, zira ben diğer ümmetlere sizin çokluğunuzla galip gelirim." Buhârî, Nikah, 1; Müslim, Nikah, 5; Nesâî, Nikah, 4.

[33] Örnek (II);

Osman b. Affan (Radıyallahü anh) anlatıyor:

Kendisi abdest almak için su istedi; ağzına ve burnuna su aldı, (temizledi), sonra yüzünü üç kere ve kollarını üç kere yıkadı, başına mesh tti, ayaklarını topuklanyla yıkadı ve ardından gülümseyip yanındakilere şöyie dedi :

'Beni gülümseten şeyin ne olduğunu sormuyor musunuz ?' Onlar;

'Ey Mü'minlerin Emirİ, neden güliimsedin?' diye sorunca dedi ki:

'Rasûlullah'! (Sallallahü aleyhi ve sellem), buraya yakın bir bölgede, şimdi benim abdest aldığım gibi abdest almak için su isterken görmüştüm. O gün Rasûlullah (abdest aldıktan sonra) gülümsedi ve dedi ki:

"Beni gülümseten şeyin ne olduğunu sormuyor musunuz ?" Onlar da;

'Ey Allah'ın Rasûlü! Neden gülümsedin?' diye sorunca buyurdu ki : "Bir kul abdest suyu isteyip    onunla yüzünü yıkadığında, Allah onun yüzündeki günahları siler, kollarını yıkadığında yine böyle, başını mesh ettiğinde yine böyle ve ayaklarını topuklarla beraber yıkadığında yine böyle (günahlarını siler)." ' Bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, H.no: 391; Heysemî sahih olduğunu belitti. Ayrıca Ebû Ya'lâ ve Bezzar sahih isnadla rivayet ettiler.

[34] Örnek (III);

Çok soğuk bir havada gusül almadan, teyemmümle yetinerek arkadaşlarına namaz kıldıran Amr b. As Rasûlullah'a şikâyet edildi. Rasûlullah durumu Amr'a sorunca o şöyle cevap verdi: "Yüce Allah'ın şu ayetini hatırladım: '....ve canlarınızı katletmeyin, çünkü Allah size karşı çok merhametlidir.'(Nisa 4/29) (Buna dayanarak) teyemmüm edip namaz kıldım. Rasûİullah bunu duyunca güldü ve bir şey demedi." Bk. Ebû Dâvüd, Taharet, 126; Müsned, IV/203-2Û4.

[35] Örnek (IV);

Kâ'b b. Mâlik; "Hz. Peygamber sevinçli olduğunda yüzü sanki bir ay parçası gibi pariardı" dedi.

Bk.Buhârî, Menâkıb, 23; Müslim, Tevbe; 53 (Geniş bilgi için bk. Tirmizî, Şemail).

[36] Bk. Hadis ve sîret kitaplarındaki rivayetler...(Sîratü İbn İshâk, Sİratü İbn Hişam vd...)

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXVI-XXVII.

[37] Buhârî, Bedü'I-vahy 6.

[38] Âlü İmrân 3/38, Mâide 5/92, Enfâl S/20 ...

[39] Buhârî, İlim 27.

[40] Hayız konusunda Ensardan bir kadının sorusu için bk. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, (A.Muhammed Şakİr thr.) H.no: 24621; Buharı, Hayz, 314-315; İ'tisâm, 7357; Müslim, Hayz, 332; Ebû Dâvûd, Taharet,, H.no:314; Nesâî, Taharet, H,no:251; Ğusl, H.no:427; İbn Mâce, Taharet, H.no:642; Dârimt, Vudû', H.no:773;)

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXVII.

[41] Hiçbir liderin ve peygamberin sözleri böylesine sağlam senetlerle toplanmamış, tenkit süzgecinden    geçmemiştir.  O günkü    insanlar   yapılabileceklerin    en    mükemmelini gerçekleştirdiler. Bu konuda birçok eser bulunmaktadır; Hatîb el-Bağdâdî, er-RıhleJî talebi 7-hadîs vd...

[42] Mustafa Sıbâî, es-Sünnetü ve mekânetühafi 't-tesrii 'l-îslâmî, 86.

[43] Şafiî, Risale 427-430.

[44] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXVIII-XXIX.

[45] ibn Hıbbân, eMhsan bi tertibi Sahih-i İbn Hıbbân, 1/38-82.

[46] Şâtıbî, Muvafakat, II/2-2I.

[47] Karâfî, Furûk, 1/205, 36. fark.

[48] Tâhır b. Âşûr, Makâsıdü'ş-Şerîatil-İslâmî, 18-51.

[49] Dehlevî, Huccetullâhi'l-Bâliğa, 1/371-375.

[50] Görmez, Mehmet, Sünnet ve Hadisin Anlaşılması ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu, 205-207.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXIX.

[51] Şâtıbî, Muvafakat, IV/22-28.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXX.

[52] Buharı, Cihad, 38; Ebû Davûd, Tıb, 1, Sünnet, 38; Nesâî, Cenâiz. 81.

[53] Hz. Peygamber iyi bir tebliğciydi. Bir şey anlatırken, yanlış anlamaya meydan vermemek Sinkee,tekrar ederdi- (Bk. Buharı, İlim, 30) Hz. Aişe. onun yavaş konuşmayı tercih kelııneleri11 bi]e sayılabileceğini ifade etti. (Bk. Müslim, Zühd. 70).

[54] Zayıf hadis ile amel şartları için bk. Usûl kitapları...

[55] Zındık, farsçadan geçen muarreb bir kelimedir, İslam toplumunda yaşayan ve sapık  fikirlerin ' FysÇadan geçen rnuarreb bk kelimedir,  İslâm toplumunda yaşayan ve sapık yayılmasına sebep olan hasta kalpli/münafık kişiler için kullanılmıştır, nsan an sapıklığa davet eden zındık kişiler üç kısımdır: -Asılda şirk üzerinde bulunan ve küfrünü gizlemeyen zındîk. 3- Muslüman oIuP' sonradan zındıklaşan kişi, Buııfar sapılTfiî- ı""' müslim Vfltandaş) olup, sonradan zındıklaşan kişiler. (Qk. Muhammcd h ^u™ yanında' Kur>ân ve Rasûiullah gibi kutsal şeylere hakaret ederler. rfâ'd-Dürri'i Bekır er"Râzî' Muhtaru's-sıhah 276; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtar ı-muhtar (Mürted babı); Bennâ, Buluğu 'l-emârâ 1/141).

[56] Bazı müsteşrikler hadislerin tümüyle uydurulduğunu (!) ileri sürerek bütün sahabe, tabiûn

ve diğer nesiilerdeki âlimleri yalancılıkla suçlamışlardır: Alois Sprenger (Ö.1893), D.S.Margoliouth (o.1840) 'The Early Development of İslâm'da, Ignaz Goldziher (Ö.1921) 'Muhammedcınische Studien'de, P.H.Lammens (ö. 1937) 'İslâm Blief and Institutions'da, J.Schacht (Ö.1969) 'Origins of Mııhammadan Jurisprudence'de bu iddiada bulunsalar da gerek kendi meslektaşları ve gerekse Müslüman ilim adamları tarafından bu fikirleri çok saçma bulunmuş ve gereken cevaplar verilmiştir. Zira birkaç olayı ele alıp da binlerce hadisi inkâr etmek kolay/gerçekçi değildir.

[57] Bu konuda çok değerli çalışmalar bulunmaktadır.Bunlardan bazıları: M. Mustafa el-

Azamî'nin Studies in Early Hadiîh Literatüre (trc.İSk Devir Hadis Edebiyatı) ve On Schacht 's Origins of Muhammadan Jurisprudence (trc. İslâm Fıkhı ve Sünnet); Mustafa Sıbâî'nin, es-Sünne ve Mekânetüha fi 't-Teşrh 7- İslâmî adlı eserleridir.

M.Sıbâî'nin   müsteşrik   Schacht'İa  tanışması   ve   ona   Goldziher'in   ilmî/tarihi hatalarını delilleriyle aktarması ile ilgili bk. Sıbâî es-Sünne, 24.

[58] Meselâ,   Fazlurrahman 'in görüşleri  orijinal  olmayıp,  hocası   müsteşrik J.   Schacht'ın görüşlerinin tekrarıdır.

[59] Esed, Muhammed, Yolların Ayrılış Noktasında İslâm, 88-89.

[60] Hindistan'ın İngiliz sömürgesi olduğu bir dönemde, Müsteşrik Sprenger'in İslâmî İlimler Fakültesinin başına getirilirken Seyyid Ahmed Han'ın da Şcr'î Mahkemelerin başına tayin edilmesi dikkat çekicidir.

[61] Bu kişi İslâm'dan çıkıp Hristiyan olmuş, daha sonra Protestanlıktan İslama girmiş ve yeni ictihadlar peşinde koşmuştur. Bir süre sonra çalışmalarına İngiltere'de devam etti,   Mısır'da Sünnetsiz İslâm' anlayışını yaymaya çalıştı. (Menâr, X. sayı, VII, 54).

[62] Tıp doktoru olan bu kişi,  'İslâm Kur'ân'dan ibarettir'  başlıklı  makalesi  ile kendi döneminde (Kur'"t î nnet' '"kâr tartışmasını başlattı ve kendileri gibi olanlara da Kur'âniyyûn s* n,   " lslam'1 savunucuları) dedi. (Mcnâr IX. sayı VII. 510).

[63] Bk.Görmez, Mehmet, age., 89-91.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXXI-XXXII.

[64] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXXIII.

[65] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXXIII-XXXIV.

[66] Büyük râviler bile yorum yapmaktan kaçınmışlardır:

eş-Şâbî (v. II0/728) der ki: "Biz fakih değiliz, ancak hadisi dinler ve başkasına naklederiz'1. (Bk. İbn Abdİlber, Camiu beyanı 'l-ilm, H/127) Kendisine hadisin mânâ ve maksadı sorulunca e!-Verrak (v. 128/745) şöyle dedi: "Bilmiyorum, ben sadece nakled içiyim." (Bk. Hatîb el-Bağdadî, el-Fakîh ve 'l-Mütefekkîh, U/84 ).

[67] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXXIV-XXXV.

[68] Usûlü Fıkıh kitaplarındaki mütevâtir ve âhad ayırımı, Usûlü Hadis alanında yazılan kitaplarda önce Hattb el-Bağdâdî'ııin (v.463/1071) e!~Kifâye fi ilmi'r-rivâye isimli çalışmasında görüldü. Sonra diğer nıuhaddisler de bu taksimi aldılar. İbn Salah (v.643/1245) el-Mukaddime' sinde bunun üzerinde yoğunlaştı. îbn Ebi'd-Dem konuyu şöyle açıklar: " Bil ki miilevatir haber ismini usulcüler almıştır, ama muhaddislerden Hatib el-Bağdâdî dışında onu alan olmamıştır." Bk. Zebîdî, Lukatu'l-leâlîel-mütenâsiraft'l-ehâdîsi'l-mütevâtira, 17.

[69] Akâid konusunda ilk risaleleri yazan İmam Ebû Hanife, bu çalışmalarında âhad hadisleri de delil olarak zikretmiş ve onlardan çıkan hükümleri almıştır. Bk. (îmam-ı Âzam'in Beş bsennde) el-Fıkhu 'l-Ebsât, Vasiyyetü 'l-İmam Ebî Hanı/e, Risâletü Ebî Hanîfe ilâ Osman el-Bettı deki rivayetler ve el-Fıkhu V-Eft&er'deki görüşler...

imam Azam Ebû Hanîfe anlamadığı hadislerde tevakkuf ederdi. ( yorum yapmaz, ben unu anlayamadım derdi) ve inkâr yönüne gitmezdi. Bk. ei-Âlİm ve 'I-MüteaUim, 26-27 «ı -7 «-îüaT Maturidr nin aldığı hadisler için bk. et-Tevhîd (trc). 172. 439, 453. 473. 486, 503, 5i7< 529, 581, 585-586, 588                                                      

ÂhVI1 h5!?rî d'İbâne an "sûli'd-diyâne adiı eserinde 47 hadis nakletmektedir, müctchid ?, !erın "a>'Inm yapmaksızın her dini konuda- delil olduğunu kabul eden Zahirî Fairh tKM Sa^'S1 oldukÇa kabarıktır; İmam Şafiî, Ahmed b. Hanbel, Davûd ez-el-Kerâbisî H" k Ambî' Taftezânî'îbn Hazm> Cessas>Ibn Tahir el-Makdisî, Hüseyin b. Ali Teyrniwe 'sT ESCd eI"Muhâsibî' Ebû Bekir el-Mervezî, tbnü'l-Akîl. İbnü'l-Cevzî. İbn AhmedMfc         1'  Cemâieddin el-Kâsmrî, M.Zâhid el-Kevserî, Elmalılı  Hamdi Yazır.

nmed Mhammed Şâkir, Nâsıruddin el-Elbânî vd.

[70] Bk. Serahsi, Usül  1/112,321-329,332.

[71] Yani hadis metni her türlü şaz ve tenkide sebep olan İlletten (illet-i kâdİhadan) salim olması.

[72] Şafiî, er-Risâle 461-599; Hatib el-Bağdâdi, el-Fakîh ve't-mtitefakkîh 1/96; îbn Kudâme, Ravzatü'n-Nâzır   1/260-263;   Gazzâiî,   Mustesfâ  min   ilmi'l-usûl  I,   135;   İbn   Teymiyye, Mecmûu'l- Fetâvâ XIII/351, XVIII/41; İbn Kayyım, Muhtasarı* 's-Savâık el-mürsele ale'l-Cehmiyye ve 'l-Muattıla 11/356-359; İbn Hacer, Şerhu Nuhbeti 1-fıker 45-46.

[73] Sika, yani aklına ve ahlâkına güvenilen kişi, güvenilir râvî.

[74] İbn Kayyim, Muhtasarı* s-Savâtk, 11/335-336.

[75] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXXVI-XXXVIII.

[76] Bazı hadisler günümüzde teberrüken Rasûlullah'a kadar senediyle nakledilmekte, özellikle müselsel hadisler bu şekilde gelmektedir. Müselsel hadiste rivayetle ilgili bir durum/sıfat, bütün râvîler tarafından tekrar edilir/uygulanır.   Bu hadisin  râvîleri  de  söz konusu dua hadisinin metnini yanlarında taşımışlar ve rivayet sırasında:

"Ben bunu Cafer b. Muhammed'den yazdım, işte cebimdeki/yanımdaki metin o'dur", "Ben bunu Rebî 'den yazdım, işte cebimdeki/yanımdaki metin o 'dur" şeklînde aynı hareket ve davranışla rivayet etmişlerdir.

Günümüzde böyle nakiller yapabilen âlimlerin sayısı çok azdır. Biz de Nureddin Boyacılar gibi değerli bir âlime talebe olma şerefine ulaştık ve kendisi kurtuluş için okunan dua rivayetini, hocası Abdülfettah Ebû Gudde aracılığıyla Şeyh Muhammed Yâsîn el-Fâdânî'den bize (ikimize) musibetlerden korunmamız için nakletti. Biz de bu rivayeti her türlü sıkıntıdan korunmak için çalışmamızın girişine almayı uygun bulduk. Gayret ve duâ bizden, başarı ve koruma Allah'tandır.

[77] Sened:

[78] Ebû Ca'fer Mansûr (v.158/775), Abbasiler devrinde 136-158/754-775 yılları arasında halifelik yapmıştır.

[79] Hâcib (Baş Mâbeynci): Yabancı konukları, elçileri, prensleri ve memleketin ileri gelenlerini (eşrafı), ziyaret için geldiklerinde halifenin huzuruna âdabına uygun olarak getirme görevini yapan kişidir.

[80] îbn Asâkir, Tarîhu'd-Dımeşk, XVIII/86-89; Deylcmî, Müsmdü'l-Firdevs, V/321-322, H. no. 8317; İbn Ebi'd-Dünyâ, eUFerec ba'de'ş-şidde (burada rivayet müselsel değil); Mizzî, Tehzîbü'l-kemâl V/94-97 no.  950; Zelıebî, Siyent a'lâmi'n-nübelâ, VI/226-267; Zebîdî, îthâfu 's-sâde li'l-müttekîn VI/ 409; Ebii'l-Ferec İbmî'l-Cevzî, Safvetü 's-safve (Sıfatii 's-saffe), 11/171-173; Beyhakî, Şuabü'l-îmân, İV/140, H.no:4588; el-Fâdânî, el-Ocâie 89-91, Müsellel no. 84; Kevseri, Muhammed Zâhid b. Hasan, et-Tahrîru 'l-vecîzfî mâ yebteğîhi 'l-müstecîz 11-78; Abdülfettah Ebû Gudde , (Zehebî'nin el-Mûkız fi ilmi mustalehâti'l- hadîs adlı eserine ck)Telimmât, 105 .

[81] Ehl-i beytten.

[82] Yani mevle’l-muvalat.

[83] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XXXIX-XLIII.

[84] Afiyet, kurtuluş olarak terceme edildi.

[85] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/XLIII-XLIV.