HAC MENASIKI KİTABI l.BÂB—KİM HAC YAPMAK İSTERSE ACELE ETSİN! 6 - Darimi
![]()
l.BÂB—KİM HAC YAPMAK İSTERSE ACELE ETSİN!
2.BÂB—HAC YAPMAMIŞ OLARAK ÖLEN KİMSE
3.BÂB—HZ. PEYGAMBER'İN, BİR KERE HAC YAPMIŞ OLMASI HAKKINDA
4.BÂB—HACCIN FARZLIĞI (VACİBLÎĞİ) NASILDIR?
7.BÂB—HAC VE UMRENİN FAZİLETİ HAKKINDA
8.BÂB—HANGİ HAC DAHA FAZİLETLİDİR?
9.BÂB—İHRAMLININ GİYECEĞİ ELBİSELER
10.BÂB—İHRAMA GİRME ESNASINDA GÜZEL KOKU
11.BÂB—NÎFASLI VE HAYIZLI KADINLAR HAC YAPMAK İSTEYİP DE MİKÂTA VARDIKLARINDA (NE YAPARLAR?)
12.BÂB—HANGİ VAKİTTE İHRAMA GİRMEK MÜSTEHABDIR?
14.BÂB—TELBİYEDE SESİ YÜKSELTMEK HAKKINDA
16.BÂB—SADECE HAC YAPMAK (İFRÂD-I HAC) HAKKINDA
17. BÂB—KIRAN (HACCI) HAKKINDA
18.BÂB—TEMETTÜ1 (HACCI) HAKKINDA
19.BÂB—İHRAMLININ, İHRAMINDA İKEN ÖLDÜREBİLECEĞİ ŞEYLER
20.BÂB—İHRAMLININ KAN ALDIRMASI ("HACAMAT"!)
21.BÂB—İHRAMLININ EVLENDİRMESİ VEYA EVLENDİRİLMESİ
22.BAB—İHRAMLININ, KENDİSİ AVLAMADIĞINDA AV ETİNDEN YEMESİ HAKKINDA
23.BÂB—HAYATTA OLAN BİRİNİN YERİNE HACCETMEK HAKKINDA
24.BÂB—ÖLMÜŞ BİRİNİN YERİNE HACCETMEK
25.BÂB—HACER-İ (ESVED't) İSTİLÂM HAKKINDA
26.BÂB—HACER-İ (ESVED'İN) İSTİLÂMINDAKİ FAZİLET
27.BÂB—ÜÇ (ŞAVTTA) REMEL YAPAN, DÖRT (ŞAVTTA) YÜRÜYEN KİMSE
28. BAB—REMEL (YAPILAN TAVAFTA) IZTIBA1 YAPMAK
29.BÂB—HACC-I KIRAN YAPANIN TAVAFI
30.BÂB—BİNİT DEVESİ ÜZERİNDE TAVAF ETMEK
31.BÂB—HAC YAPMAKTA OLAN KADIN HAYIZ OLDUĞUNDA NE YAPAR?
32.BÂB—TAVAF ESNASINDA KONUŞMAK
33.BÂB—MAKAM-I (İBRAHİM'İN) ARKASINDA NAMAZ KILMAK
34.BÂB—HACCIN SÜNNETE (UYGUN YAPILIŞI) HAKKINDA
35.BAB—İHRAMLI KİMSE ÖLDÜĞÜNDE ONA NE YAPILACAĞI
36. BAB—TAVAFTA VE SAFA İLE MERVE ARASINDAKİ SA'YDA (ALLAH'I) ANMAK
37.BÂB—HACCI BOZMAK (FESİH) HAKKINDA
38. BÂB—HAC AYLARINDA UMRE YAPAN KİMSELER
39. BAB—HZ. PEYGAMBER KAÇ UMRE YAPTI?
40.BÂB—RAMAZAN AYINDA YAPILAN UMRENİN FAZİLETİ
41.BÂB—UMREDE İHRAMA GİRME YER VE ZAMANLARI: "MİKÂTLAR"
42.BÂB—HACER-İ (ESVED'İ) ÖPMEK HAKKINDA
43.BÂB—KABE'NİN İÇİNDE NAMAZ KILMAK
45.BÂB—MUHASSAB'DA KONAKLAMAK HAKKINDA
46. BAB—MİNA'DA, ARAFAT'A GİDİLİNCEYE KADAR KAÇ VAKİT NAMAZ KILINIR?
47.BAB—MİNA'DA NAMAZLARIN KISALTILMASI
48. BAB—MİNADAN ARAFAT'A GİDİLİRKEN NASIL HAREKET EDİLİR?
49.BÂB—ARAFAT'TA DURMAK: "VAKFE"
50.BÂB—ARAFAT'IN HEPSİ VAKFE YERİDİR
51.BÂB—ARAFAT'TAN AKIN AKIN DÖNME ESNASINDA NASIL GİDİLİR?
52.BÂB—MÜZDELİFE'DE İKİ NAMAZI BİRLEŞTİRMEK
53.BAB—MÜZDELİFE'DEN GECELEYİN AYRILMA (NEFR) HUSUSUNDA KOLAYLIK
55.BÂB—MÜZDELİFE'DEN AYRILMA VAKTİ
56.BÂB—MUHASSİR VADİSİNDE (BİNEK HAYVANLARININ) HIZLANMASI
57.BÂB—(HAC YAPMASI) DÜŞMAN TARAFINDAN ENGEL OLUNAN KİMSE HAKKINDA.. 100
58.BÂB—AKABE CEMRE'SİNİN HANGİ VAKİTTE ATILACAĞI HAKKINDA
59.BÂB—(CEMRELERİ) FİSKE TAŞI GİBİ TAŞLARLA ATMAK HAKKINDA
60.BÂB—CEMRELERİ (TAŞLARI), BİNEK ÜZERİNDEN ATMAK HAKKINDA
61.BÂB—(TAŞLARI) VADİNİN İÇİNDEN ATMAK VE HER TAŞ (ATMADA) TEKBİR GETİRMEK
62.BÂB—SIĞIR, KURBANLIK DEVENİN YERİNE GEÇER
63. BAB—"KADINLARIN, (SAÇLARINI) TIRAŞ ETMELERİ GEREKMEZ" DİYEN KİMSELER
64.BÂB—TIRAŞ ETMENİN KISALTMAYA ÜSTÜNLÜĞÜ
65.BÂB—HAC İBADETLERİNDE BİR ŞEYİ BİR ŞEYDEN ÖNE ALAN KİMSELER HAKKINDA
67.BÂB—"HAREM'DE KESİLECEK KURBANLARDA KOYUN YETERLİ OLUR" DİYEN KİMSELER
68.BÂB—KURBANLIK HAYVANA BİR BELİRTİ KOYMANIN NASIL YAPILACAĞI HAKKINDA.. 107
69. BÂB—BEDENE'YE BİNİLMESİ HAKKINDA
71.BÂB—(HAC) MEVSİMİNİN HUTBESİ HAKKINDA
72.BÂB—KURBAN BAYRAMININ BİRİNCİ GÜNÜNDEKİ HUTBE HAKKINDA
73.BAB—KADIN ZİYARET (TAVAFINDAN) SONRA HAYIZ OLABİLİR?
74. BAB—KABE'Yİ HİÇBİR ÇIPLAK TAVAF ETMEYECEK
5.BÂB—(HACI) KÂBETE VEDA ETTİĞİNDE ELLERİNİ KALDIRMAZ
76.BÂB—MÜSLÜMANIN (CANININ) HAHAMLIĞI HAKKINDA
77.BÂB—SAFA İLE MERVE ARASINDA SAY ETMEK HAKKINDA
78. BÂB—KIRAN (HACCI) HAKKINDA
79. BÂB—NAMAZ VAKTİNİN DIŞINDA TAVAF YAPMAK
80.BÂB—KABE'YE GÜNDÜZ GİRMEK HAKKINDA
81. BAB—(HACI) MEKKE'YE HANGİ YOLDAN GİRER?
82.BÂB—(HAC YAPACAK OLAN) KİMSE NE ZAMAN YÜKSEK SESLE TELBİYE GETİRMEYE (BAŞLAR?)
83. BAB—İHRAMLI, GÖZLERİNDEN RAHATSIZ OLDUĞUNDA / NE YAPAR?
84. BAB—KİŞİ TAVAFTAN SONRA NEREDE NAMAZ KILAR?
86. BAB—BELDESİNDE MUKÎM OLDUĞU HALDE HEDY'İNİ (MEKKE'YE) GÖNDEREN KİMSE HAKKINDA
87.BÂB—MİNA'DA BİNA YAPMANIN MEKRUHLUĞU
88. BAB—MEKKE'YE NE HAC, NE DE UMRE İHRAMI OLMAKSIZIN GİRMEK HAKKINDA
89.BÂB—KASABA, KURBANLARDAN HİÇBİR ŞEY VERİLMEZ
90.BÂB—SIRTLAN (AVLAMANIN) CEZASI HAKKINDA
91.BAB—MİNA GECELERİNDE BİR SEBEPTEN DOLAYI MEKKE'DE GECELEYEN KİMSE HAKKINDA
HAC MENASIKI KİTABI
l.BÂB—KİM HAC YAPMAK İSTERSE ACELE ETSİN!
1791. Bize Abdullah b. Saîd rivayet edip (dedi ki), bize Ebu Muaviye rivayet edip (dedi ki), bize el-Hasan b. Amr el-Fukaymi, Mihran Ebu Safvan'dan, (O da) ibn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sel-hm) şöyle buyurdu: "Kim hac yapmak isterse, acele etsin!"
2.BÂB—HAC YAPMAMIŞ OLARAK ÖLEN KİMSE
1792. Bize Yezid b. Hârûn, Serik'ten, (O) Leys'ten, (O) Ab-durrahman b. Sabit1 ten, (O da) Ebu Umâme'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kimi hac yapmaktan; ortaya çıkan, galib gelen bir ihtiyaç veya zalim bir hükümdar, yahut engelleyici bir hastalık me-netmez de o, hac yapmamış olarak ölürse, ister yahudi olarak, isterse hıristiyan olarak ölsün!"
3.BÂB—HZ. PEYGAMBER'İN, BİR KERE HAC YAPMIŞ OLMASI HAKKINDA
1793. Bize Mücahid b. Musa haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Adem rivayet edip (dedi ki), bize Zuheyr, Ebu İshak'tan, O'nun şöyle dediğini rivayet etti: Zeyd b. Erkam'ı şöyle derken işittim: "Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Medine'ye) hicretinden sonra bir kere hac yaptı." (Zuheyr) dedi ki; Ebu İshak, şöyle de dedi: "(Hz. Peygamber) hicretinden önce bir kere hac yapmıştı."
1794. Bize Ebu'l-Velid et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Hemmâm rivayet edip (dedi ki), bize Katâde rivayet edip (dedi ki), Enes'e; 'Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaç hac yapmıştı?" diye sordum, (O) şöyle cevap verdi: "Bir kez hac ve dört umre yapmıştı: Birinci umresi, müşriklerin O'nu Kabe'den me-nettikleri (umre); ikinci umresi, O'nunla anlaşma yapıp da geri dönünce ertesi yıl (yapmış olduğu umre); (üçüncü) umresi, de Huneyn ganimetini taksim edince Cirâne (Ci'irrâne)'den (yapmış olduğu umre); (dördüncü) umresi, haccıyla birlikte (yapmış olduğu umredir)."
4.BÂB—HACCIN FARZLIĞI (VACİBLÎĞİ) NASILDIR?
1795. Bize Muhammed b. Kesir rivayet edip (dedi ki), bize Süleyman b. Kesir, ez-Zühri'den, (O) (Ebu) Sinan'dan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah
(Sallallahu Akyhi ve Sellem); "üzerinize hac farz kılındı" buyurmuştu da; "ya Rasulullah! Her yıl mı?" diye sorulmuştu. O da şöyle buyurmuştu: "Hayır. Bunu (yani her yıl farz olduğunu) söyleseydim, (her yıl) farz (vacib) olurdu. (Ama) hac (ömürde) bir kere (farzdır). Daha fazlası ise, nafiledir!"
1796. Bize Ubeydullah b. Musa, Serik'ten, (O) Simâk'tan, (O) Ikrime'den, (O da) Ibn Abbas'tan (naklen), onun (yani bir önceki Hadisin) benzerini haber verdi.
5.BÂB—HACDA MİKÂTLAR
1797. Bize Ahmed b. Abdillah b. Yunus haber verip (dediki), bize Malik, Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Me-dineliler için Zul-Huleyfe'yi, Şam'hlar için el-Cuhfe'yi ve Necd'liler için Karn1! mikât tayin etti." (Nafi1) dedi M; İbn Ömer (sözüne devamla) şöyle dedi: "Bu üçüne gelince, ben onları Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bizzat) duymuştum. Diğer taraftan bana ulaştı ki; O, Yemenliler için Yelemlem'i mikât tayin etmiş.
1798. Bize Ahmed b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Malik, Abdullah b. Dinar'dan, (O da) İbn Ömer'den (naklen), onun (yani bir önceki Hadisin) aynısını rivayet etti.
1799. Bize Müslim b. İbrahim rivayet edip (dedi ki), bize Vuheyb rivayet edip (dedi ki), bize İbn Tavus, babasından, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Seüem), Medineliler için Zu'1-Huleyfe'yi, Şam'hlar için el-Cuhfe'yi, Necd'liler için Karnu'l-Menâzil'i, Yemen'liler için Ye-lemlem'i mikât tayin etmişti. Bu (yerler), hac ve umre yapmak isteyen ora ahalisi ile başka (yerler)den oralara gelen herkes içindir. Bu (yerlerin) berisinde olanların (mikâtı) ise, (hacca gitmeye) başladığı yerdendir; hatta Mekke'lilerin (mikâtı) Mekke'dendir.
6.BÂB—İHRAMDA YIKANMAK
1800. Bize Muhammed b. Yusuf rivayet edip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, Zeyd b. Eslem'den, (O) İbrahim b. Abdillah b. Hu-neyn'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: El-Misver b. Mahrame ile İbn Abbas, ihramlımn başını yıkaması konusunda şüpheye düştüler. Bunun için beni; "Rasulullah'ı {Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihramh olduğu halde başını yıkarken nasıl gördün?" (diye sormak üzere) Ebu Eyyûb el-Ensari'ye gönderdiler. Ben de Ebû Eyyûb'a, bir kuyunun iki çıkrık direği arasında, üzerine bir bez örtmüş olduğu halde (yıkanıyorken) vardım ve selâm verdim. O hemen bezi kendisine doğru çekti. O zaman ben dedim ki, "beni sana yeğenin İbn Abbâs, "Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), başım yıkarken nasıl gördün?" (diye sormak üzere) gönderdi!" Bunun üzerine O, ellerini başının üzerinde, ileri-geri çekerek yürüttü.
1801. Bize Abdullah b. Ebi Ziyâd haber verip (dedi ki), bize Abdullah b. Ya'kub el-Medeni, İbn Ebiz-Zinâd'dan, (O) babasından, (O) Harice b. Zeyd b. Sabit'ten, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki; Hz. Peygamber {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüksek sesle telbiye getirmek (yani ihrama girmek) için soyundu ve gusül yaptı.
7.BÂB—HAC VE UMRENİN FAZİLETİ HAKKINDA
1802. Bize Ubeydullah b. Musa, Süfyân'dan, (O) Sü-meyy'den, (O) Ebu Salih'ten, (O da) Ebu Hüreyre'den (naklen) haber verdi ki, Hz. Peygamber {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Günah karıştırılmamış "makbul" bir haccın karşılığı ancak Cennet'tir. İki umre ise, aralarındaki günahları örter, affettirir.
1803. Bize Ebu 1-Velid et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip (dedi ki), bana Mansur rivayet edip dedi ki; ben Ebu Hazim'i, Ebu Hüreyre'den, (O da) Hz. Peygamber'den {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet ederken işittim ki, O (yani Hz. Peygamber) şöyle buyurmuş: "Kim Kabe'yi hacceder (ziyaret eder) de çirkin söz söylemez, günah iş işlemez ve (başkalarını) korkutmazsa,130 annesinin doğurduğu (gündeki) gibi (günahsız olarak) geri döner."
8.BÂB—HANGİ HAC DAHA FAZİLETLİDİR?
130- Bu kelime, Sünen-i Darimi'nin Hindistan baskısı ile, hadisin verilecek kaynaklarının hiçbirinde yoktur. Kelimenin aslı muhtelif şekillerde okunabildiği gibi, farklı manalara da gelmektedir. Manalarından biri de "sakınmak", "birbirinden sakınmak, çekinmek"tir. Bu hadisin muhtevasına yakın bir ayet vardır (Bkz. Bakara Sûresi, 197). Bu ayette, sözkonusu kelime yerinde, "münakaşa etme, tartışma, kavga etme" gibi manalara gelen "cidal" kelimesi bulunmaktadır.
1804. Bize Muhammed İbnu'I-Alâ' rivayet edip (dedi ki), bize Muhammed b. İsmail b. Ebi Fudeyk, ed-Dahhâk b. Osman'dan, (O) Muhammed ibnu'l-Munkedir'den, (O) Ab-durrahman b. Yerbû'dan, (O da) Hz. Ebû Bekr'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), "Hangi hac (ameli) daha faziletlidir?" diye soruldu. O da; "el-Acc ve es-Secc!" buyurdu.132 "El-Acc", "Telbiye getirmek" demektir. "Es-Secc" ise, "Kan akıtmak" manasına gelir.
9.BÂB—İHRAMLININ GİYECEĞİ ELBİSELER
1805. Bize Yezid b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Yahya -ki O, İbn Saîd'dir-, Ömer b. Nâfı'den, (O) babasından, (O da) ibn Ömer'den (naklen) haber verdi ki; bir adam Hz. Pey-gamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); "İhrama girdiğimizde hangi elbiseleri giyelim? diye sormuştu da, (Hz. Peygamber) şöyle buyurmuştu: "Ne gömlek, ne iç donu (şalvar), ne sarık, ne bornoz (başlığı kendisine bitişik cübbe, elbise), ne de mest giymeyin. Şu kadar var ki, pabuçları olmayan bir kimse olursa, o mest giysin ve onların (boyunlarını, üst taraflarını keserek) topuklardan aşağı yapsın. Elbiselerden, kendisine ne ala çehre, ne de za'ferân (boyası) sürünmüş olan hiçbir şey de giymeyin!"
1806. Bize Efou Asım, İbn Cüreyc'den, (O) Amr b. Dinar'dan, (O da) Ebu'ş-Şa'sâ'dan (naklen) haber verdi (ki, O şöyle demiş:) Bana ibn Abbas haber verdi ki; O, Hz. Peygamber'i (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyururken işitmiş: "Kim izâr (peştemal) bulamazsa şalvar giysin. Kim de pabuç bulamazsa mest giysin!" (Ebu'ş-Şa'sâ sözüne devamla) şöyle dedi: (O zaman) ben dedim ki -veya, denildi ki-, "O, (mestlerin boyunlarını, topuk altında kalacak şekilde) kesecek mi?" "Hayır" cevabım verdi.
1807. Bize Hâlid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Mâlik, Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihramhnın giyeceği şeyler sorulmuştu da, (Rasûlullah) şöyle buyurmuştu: "O; ne gömlek, ne sarık, ne iç donu (şalvar), ne bornoz (başlığı kendisine bağlı cübbe, elbise), ne de mest giymesin. Şu kadar var ki, o, pabuç bulamazsa, mest giysin ve onları, topuklardan aşağıda kessin!"
10.BÂB—İHRAMA GİRME ESNASINDA GÜZEL KOKU
1808. Bize Haccâc b. Minhâl haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Hişâm b. Urve'den, (O) babasından, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Ben, Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihrama girmesinden Önce en güzel kokuyu sürerdim.137 (Hişâm, sözüne devamla) şöyle dedi: Urve de bize şöyle derdi: "ihrama girmenizden önce ve kurban kesme günü (yevm-i nahr) "ifâda tavafı" yapmanızdan önce güzel koku sürünün!"
1809. Bize Abdullah b. Salih rivayet edip (dedi ki), bana el-Leys, Hişâm'dan, (O) Osman b. Urve'den, (O) Urve'den, (O da)Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Andolsun ki, ben Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihrama girmesi esnasında bulduğum en güzel kokuyu sürerdim."
1810. Bize Yezid b. Hârûn ve Ca'fer b. Avn haber verip dediler ki, bize Yahya b. Saîd rivayet etti ki, Abdurrahman İbnu'l-Kasım, kendisine, babasından (naklen) haber vermiş
ki, O şöyle demiş: Hz. Aişe'yi -Allah O'ndan razı olsun!-, şöyle derken işittim: "Rasûlullah'a {Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihrama girmesi esnasında, güzel koku sürmüştüm. O"na, Mina'da, (Mekke'ye inip) ifâda tavâfinı yapmasından önce de güzel koku sürmüştüm."
11.BÂB—NÎFASLI VE HAYIZLI KADINLAR HAC YAPMAK İSTEYİP DE MİKÂTA VARDIKLARINDA (NE YAPARLAR?)
1811. Bana Osman b. Muhammed rivayet edip (dedi ki), bize Abde, Ubeydullah b. Ömer'den, (O) Abdurrahman Ibnu'l-Kasım'dan, (O) babasından, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "(Hz. Ebû Bekr'in hanımı) Esma', (hacca giderlerken) eş-Şecere'de140 Muhammed b. Ebi Bekri doğurmuştu. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekr'e emretmişti ki, Esmâ'ya gusül yapmasını ve telbiye getirmesini (yani ihram yapıp hacca başlamasını söylesin)."
1812. Bize Osman b. Muhammed haber verip (dedi ki), bize Cerir, Yahya b. Saîd'den, (O) Cafer b. Muhammed'den, (O) babasından, (O da) Câbir'den (naklen) rivayet etti ki; (O), Esma' bint. Umeys'in, Zu'1-Huleyfe'de çocuk doğurması ile ilgili haberde (şöyle demiş): "Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)Ebû Bekr'e emretmişti ki, O'na (yani Esmâ'ya) gusül yapmasını ve telbiye getirmesini (yani ihram yapıp hacca başlamasını) emretsin."
12.BÂB—HANGİ VAKİTTE İHRAMA GİRMEK MÜSTEHABDIR?
1813. Bize Amr b. Avn haber verip (dedi ki), bize Ab-dusselâm b. Harb, Husayf tan, (O) Saîd b. Cübeyr'den, (O da) İbn Abbas'tan -Allah O'ndan razı olsun!- (naklen) haber verdi
ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), namazın ardından ihrama girmişti.
1814. Bize İshak haber verip dedi ki, bize en-Nadr -ki O, İbn Şumeyl'dir- haber verip (dedi ki), bize Eş'as, el-Hasan'dan, (O da) Enes b. Mâlik'ten (naklen) haber verdi ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), namazın ardından ihrama girip telbiye getirmişti.
13.BÂB—TELBİYE HAKKINDA
1815. Bize Yezid b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Yahya -yani İbn Saîd-, Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), telbiye getirdiğinde şöyle derdi: "Lebbeyk, Allahumme lebbeyk! Lebbeyk, la şerike leke lebbeyk! İnne'l-hamde, ve'n-ni'mete, leke ve'l-mülk! Lâ şerike lek!" (= Enirine amadeyim, Allah'ım, enirin başüstüne! Yönelişim, sevgim ve tâat-u ibadetim yalnız sanadır! Emrine amadeyim, seninhiçbir ortağın yoktur, emrin başüstüne! Hiç şüphe yok ki, hamd ve nimet senindir, mülk de! Senin hiçbir ortağın yoktur!) Yahya (sözüne devamla) şöyle dedi: Nafi, şunu da bildirdi ki, İbn Ömer, (telbiye getirirken) şu cümleleri de ilave ederdi: "Lebbeyk, ve'r-rağbau ileyke ve'1-amel! Lebbeyk, lebbeyk!" (= Emrine amadeyim, bütün samimi dua ve niyazlar sanadır, ameller de! Emrine amadeyim, emrin başüstüne!)"
14.BÂB—TELBİYEDE SESİ YÜKSELTMEK HAKKINDA
1816. Bize Hâlid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Mâlik, Abdullah b. Ebi Bekrden, (O) Hallâd İbnu's-Sâib'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bana Cebrail gelip şöyle dedi: Ashabına -veya beraberinde olan kimselere-, telbiye ve ihlâlde146 seslerini yükseltmelerini emret"
1817. Bize Osman b. Muhammed rivayet edip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, Abdullah b. Ebi Bekr'den (naklen), kendi senediyle onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.
15.BÂB—HACDA ŞART KOŞMAK
1818. Bize Ebu'n-Numân haber verip (dedi ki), bize Sabit b. Yezid rivayet edip (dedi ki), bize Hilâl b. Habbab rivayet edip dedi ki, (ben Saîd b. Cübeyr'e, şart koşarak haccedecek adamın durumunu sordum da O; "şart koşma, halk arasında dolaşan (asılsız bir şeydir!)" dedi. Ben de bu sözünü) İkrime'ye anlattım. O da bana İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, Dubâa bintu'z-Zübeyr b. Abdilmuttalib, Hz. Peygamber'e (Sallcdlahu Aleyhi ve Sellem) gelip şöyle demiş: "Ya Rasulullah, hakikat ben hac yapmak istiyorum (ama hastayım. Haccımı tamamlayamayacağımdan endişeliyim). Binaenaleyh, nasıl demeliyim?" (Hz. Peygamber de) şöyle buyurmuş: "Şöyle deyin: "Lebbeyk, Allahumme lebbeyk, lebbeyk! İhramdan çıkış yerim, (hastalığım sebebiyle) senin beni alıkoyacağın yerdir!" Zira istisna ettiğin şey, Rabb'ine karşı senin hakkındır!"
16.BÂB—SADECE HAC YAPMAK (İFRÂD-I HAC) HAKKINDA
1819. Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Abdurrahman İbnu'l-Kasım'dan, (O) babasından, (O da) Hz. Aişe'den -Yüce Allah O'ndan razı olsun!- (naklen) rivayet etti ki, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Veda Haccı'nda) sadece hac (ifrâd-ı hac) yapmıştı.
17. BÂB—KIRAN (HACCI) HAKKINDA
1820. Bize Süleyman b. Harb haber verip (dedi ki), bize Ebu Hilâl haber verip (dedi ki), bize Kata de, Mutarrif ten, O'nun şöyle dediğini rivayet etti: İmran b. Husayn (bana) şöyle demişti: "Doğrusu ben sana bir haber nakledeceğim. Belki Allah (Celle Ce-laluhu), daha sonra seni ondan faydalandırır: Gerçekten vakıa şu ki, (önceleri) bana (melekler tarafından) selam verilirdi. Derken İbn Ziyad bana tavsiyede bulunmuş, ben de dağlama yapmıştım. Bunun üzerine dağlama yerlerinin izi yok oluncaya kadar (meleklerin selâmı) benden kesilmişti. Şunu da bil ki, "mut'a" (haccı) Allah'ın Kitabında helâldir. Ne bir Peygamber onu yasaklamıştır, ne de hakkında (yasaklayıcı) bir hüküm inmiştir. (Sadece) bir adam (bu konuda), kendisine sonradan beliren şeyi (şahsi) görüşü olarak söylemiştir."
18.BÂB—TEMETTÜ1 (HACCI) HAKKINDA
1821. Bize Ahmed b. Hâlid haber verip (dedi ki), bize Mu-hammed b. İshak, ez-Zühri'den, (O da) Muhammed b. Abdillah b. Nevfel'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Muaviye'nin hac yaptığı sene, O'nu, Sa'd b. Mâlike; "hacca kadar umreden faydalanma (temettü1) hakkında görüşün nasıldır?" diye sorarken işittim. O; "güzel bir ibadet!" cevabını vermişti. Bunun üzerine (Mu-aviye); "Ömer ondan men'ediyordu. O halde sen, Ömer'den daha hayırlısın?" demişti de O, şöyle karşılık vermişti: "Ömer benden daha hayırlıdır. Ama muhakkak ki bunu Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yapmıştı. O da Ömer'den daha hayırlıdır!"
1822. Bize Sehl b. Hammâd rivayet edip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip (dedi ki), bize Kays b. Müslim, Tarık'tan, (O da) Ebu Musa'dan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: (Yemen'deki görevimi bitirip geri dönmüş ve) Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanma, hac yaptığında devesini el-Batha denilen yere çöktürmüş iken gelmiştim. O zaman (Hz. Peygamber) bana; "Hacca niyet ettin mi?" buyurmuş, ben de, "evet" demiştim. (Sonra); "Nasıl telbiye getirerek (ihrama girdin?)" buyurmuş, ben de; "Lebbeyk! Hz. Peygamber'in telbiye getirip (ihrama girişi) gibi, (diyerek) telbiye getirip (ihrama girdim)" demiştim. Bunun üzerine; "İyi yaptın! (Peki beraberinde kurbanlık getirdin mi?" buyurmuş, ben; "hayır, ge-tirmedim" deyince de, şöyle buyurmuştu): "Git, Kabe'yi tavaf et, Safa ile Merve arasında sa'y yap. Sonra ihramdan çık." Ben de (gidip) Kabe'yi tavaf etmiş, Safa ile Merve arasında sa'y yapmış, sonra Kay-soğulları'nın kadınlarından, (mahremim olan) bir kadının yanına gelmiştim. O da, bit var mı yok mu diye başımı incelemeye koyulmuştu. Ondan sonra ben halka, bu şekilde (yapabileceklerine dair) fetva vermeye başlamıştım. Derken (Hz. Ömer'in Halifeliği esnasında) bir adam; "ey Abdullah b. Kays, bazı fetvalarında acele etme! Çünkü sen, (hac) ibadetinde, Emiru'l-Mü'mininİn senden sonra ne ortaya çıkardığını bilmiyorsun!" demişti. Bunun üzerine ben (halka hitaben); "ey insanlar! Kime (hac konusunda) bir fetva verdiysek, o acele etmesin. Çünkü Emiru'l-Mü'minin yanınıza gelecektir. Artık O'na uyarsınız", demiş ve (Emiru'1-Mü'minin Hz. Ömer) gelince, yanına gidip bu (meseleyi) O'na zikretmiştim. O da şöyle karşılık vermişti: "Eğer Allah'ın Kitâb'ım kabul edersek, şüphe yok ki Allah'ın Kitâb'ı, (başlanılmış olan hac ve umrenin) tamamlatılmasım emrediyor.157 Rasulullah'ın Sünnet'ini kabul edersek, muhakkak ki Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kurban, (kurban kesme) yeri (olan Mina'ya) ulaşıncaya kadar ihramdan çıkmamıştı."
19.BÂB—İHRAMLININ, İHRAMINDA İKEN ÖLDÜREBİLECEĞİ ŞEYLER
1823. Bize Yezid b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Yahya, Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki, Hz.Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Beş (hayvan) var ki, Öldürülmelerinde hiçbir günah yoktur: Karga, fare, çaylak, akrep ve ısırıcı, yırtıcı köpek/"
1824. Bize İshak haber verip (dedi ki), bize Abdurrezzak haber verip (dedi ki), bize Ma'mer, ez-Zühri'den, (O) Urve'den, (O da) Hz. Aişe'den -Allah O'ndan razı olsun!- (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş kötü (hayvanın), yani çaylak, karga, fare, akrep ve ısırıcı, yırtıcı köpeklerin "hıll'de ve "harem'de öldürülmesini emretti." Abdullah (ed-Dârimî) dedi ki: "(Bu Hadisin ravilerinden çoğu) "ısırıcı, yırtıcı köpek", bazıları ise; "siyah (köpek)" demişlerdir."
1825. Bize Abdurrezzâk haber verip (şöyle dedi): Arkadaşlarımızdan biri dedi ki, Ma'mer bunu (yani bir önceki Hadisi) ez-Zühri'den, (O) S al i m'den, (O da) babasından ve (yine ez-Zühri'den, (O) Urve'den, (O da) Hz. Aişe'den -Allah Ondan razı olsun!-, (Sâlim'in babası ile Hz. Aişe de) Hz. Pey-gamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) zikrederdi.
20.BÂB—İHRAMLININ KAN ALDIRMASI ("HACAMAT"!)
1826. Bize Muhammed b. Yûsuf, Süfyân'dan, (O) Abdullah b. Osman'dan, (O) Saîd b. Cübeyr'den, (O da) Ibn Abbâs'tan (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: "Rasûlullah, ihramlı iken kan aldırmıştı."
1827. Bize Mervân b. Mu ham m e d rivayet edip (dedi ki), bize Süleyman b. Bilâl rivayet edip (dedi ki), bize Alkame b. Ebi Alkame, Abdurrahman el-A'rec'den, (O da) Abdullah b. Buhayne'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Lahyu Cemel'de163 ihrâmlı iken kan aldırmıştı."
1828. Bize İshâk rivayet edip (dedi ki), bize Süfyan, Amr'dan, (O) Atâ ve Tâvûs'tan, (onlar da) İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet ettiler ki, Rasûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihranılı iken kan aldırmıştı. İshak dedi ki, Sufyan bir defa "Atâ'dan (naklen)", bir defa "Tâvûs'tan (naklen)" demiş, bir defa da onları birlikte söylemiştir.
21.BÂB—İHRAMLININ EVLENDİRMESİ VEYA EVLENDİRİLMESİ
1829. Bize Hâşim İbnu'l-Kasım rivayet edip (dedi ki), bize Şu'be, Amr. b. Dinar'dan, (O) Cabir b. Zeyd'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ihramlı iken evlenmişti."
1830. Bize Süleyman b. Harb rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Eyyub'dan, (O) Nâfi'den, (O da) Nubeyh b. Vehb'den (naklen) rivayet etti ki, Kureyş'li bir adam, Ebân b.Osman'ı, (hac) mevsimi emiri iken, (oğlunun evlenme törenine) çağırmıştı. Bunun üzerine O şöyle demişti: "Hayır, (bu caiz değil). Ben bu (adamın) câhil ve kaba bir Irak'h olduğunu zannediyorum! Muhakkak ki ihramlı ne evlenebilir, ne de evlendirebilir. Bize bunu Osman, Rasulullah'tan (Saiîallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) haber vermişti." Ebû Muhammed (ed-Dârimi'ye); "bu (Hadisin zahirinin delâlet ettiği) görüşü kabulleniyor musun?" diye soruldu, O da; "evet" cevabını verdi.
1831. Bize Amr. b. Asım rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Habib İbnu'ş-Şehid'den, (O) Meymûn b. Mihrân'dan, (O da) Yezid İbnu'l-Esamm'dan (naklen) rivayet etti ki, Hz. Meymûne şöyle dedi: "Rasulullah (Saiîallahu Aleyhi ve Sellem) benimle, Mekke'den dönmesinden sonra Şerif denilen yerde, ikimiz de "helal" (ihramdan çıkmış) iken evlenmişti."
1832. Bize Ebü Nuaym rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Matar el-Verrak'tan, (O) Rebia b. Ebi Ab-dirrahman'dan, (O) Süleyman b. Yesâr'dan, (O da) Ebû Râfi'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasullullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) Meymûne ile "helal" (ihramdan çıkmış) iken evlenmiş, O'nunla, "helal" (ihramdan çıkmış) iken gerdeğe girmişti. (Evlenmelerinde) aralarında ben elçi olmuştum."
22.BAB—İHRAMLININ, KENDİSİ AVLAMADIĞINDA AV ETİNDEN YEMESİ HAKKINDA
1833. Bize Yezid b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Hişam ed-Destüvâî, Yahya'dan, (O da) Abdullah b. Ebi Katâde'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Babam, Hudeybiye yılında (H. 6. yıl) Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber gitmiştide, arkadaşları ihrama girmiş; (babam) Ebû Katâde ihrama girmemişti. Derken O, yabani bir eşeğe yetişip onu yaralamış (ve kesip pişirerek) etinden yemişti. (Babam, sonrasını şöyle anlatmıştı:) O zaman; "ya Rasûlullah! Ben yabani bir eşeğe yetişip onu yaraladım (ve kesip etini pişirdim)" demiştim. Bunun üzerine (Hz. Peygamber de) oradaki topluluğa, ihramlı oldukları halde, "yiyin!" buyurmuştu.
1834. Bize Ebu'1-Veüd haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Osman b. Abdillah b. Mevheb'den, (O) Abdullah b. Ebi Katâde'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Bir ara biz; onlar (yani Sahabe) ihramlı, Ebû Katâde (yani kendisi) ihramsız olduğu halde yürüyüp gidiyorduk. Ansızın (yabani) bir eşek gördüm ve hemen bir ata binip ona yetiştim. (Onu yaralayarak yakalayıp kestim ve pişirdim). Onlar da, ihramlı oldukları halde, onun etinden yediler. Ben (önce) yemedim. Sonra onlar, Hz. Pey-gamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelip O'na (bu durumu) sordular. O zaman O; "Siz (ona hayvanı) işaret ettiniz mi? Siz öldürdünüz mü?" buyurdu; -veya "Siz vurdunuz mu?" buyurdu-. Onlar; "Hayır!" dediler. Bunun üzerine O; "Öyleyse yiyin!" buyurdu.
1835. Bize Muhammed b. İsa haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Salih b. Keysan'darı, (O) Ubeydullah b. Abdi İlah'tan, (O) İbn Abbas'tan, (O da) es-Sa'b b. Cessame'den (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygambere (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), yabani eşek eti getirilmişti de O, onu geri çevirmiş ve "Gerçekten biz ihramlıyız. Av eti yiyemeyiz!" buyurmuştu.
1836. Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den, (O) İbnu'l-Munkedir'den, (O) Muâz b. Abdirrahman b. Osman et-Teymi'den, (O da) babasından (naklen) haber verdi ki, O şöyle
dedi: Biz Talha b. Ubeydillah'la beraber bir yolculukta idik. Derken, (arkadaşları) ihramh, kendisi uyumakta iken O'na (avlanmış) bazı kuşlar hediye edildi. Bunun üzerine kimimiz (o kuş etlerinden) yedi, kimimiz (yemekten) kaçındı. Bu esnada Talha uyandı ve O'na (bu durumu) haber verdiler. O da, (kuş etlerinden) yiyenleri isabetli buldui.
1837. Bize M uh amme d b. Yusuf haber verip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, ez-Zühri'den, (O) Ubeydullah b. Abdillah'tan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti (ki, O şöyle dedi:) Bana es-Sa'b b. Cessâme rivayet edip dedi ki; ben el-Ebva' veya Veddan'da iken Rasulullah bana uğradı, ben de kendisine yabani eşek eti hediye ettim. Fakat O, onu bana geri çevirdi. Sonra yüzümdeki hoşnutsuzluğu görünce de şöyle buyurdu: "Hakikat şu ki, biz (hediyeni) sana geri çevirmek istemezdik. Fakat bizler ihramlıyız."
23.BÂB—HAYATTA OLAN BİRİNİN YERİNE HACCETMEK HAKKINDA
1838. Bize Muhammed b. Abdillah er-Rekaşi haber verip (dedi ki), bize Vuheyb, Ma'mer'den, (O) ez-Zühri'den, (O) Süleyman b. Yesâr'dan, (O) İbn Abbâs'tan, (O da) el-Fadl b. Abbâs'tan (naklen) rivayet etti ki, O (yani el-Fadl); Veda Haccı'nda Hz. Peygamberin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) terkisinde idi. (Derken) Has'am'lı bir kadın gelip şöyle dedi: "Muhakkak ki Allah'ın, hac hakkında kullarına kıldığı farzı, babama, ihtiyar ve yaşlı iken ulaştı. O, deveye binemiyor, haccım da yapmamış. Binaenaleyh onun yerine ben hac yapayım mı?" (Hz. Peygamber de); "Evet" buyurdu. Ebû Muhammed (ed-Dârimî'ye); "bu (Hadisin zahirinin delâlet ettiği) görüşü kabullenir misin?" diye soruldu, O da; "evet" buyurdu.
1839. Bize Ebû Asım, İbn Cüreyc'den, (O) İbn Şihâb'dan, (O) Süleyman b. Yesâr'dan, (O) İbn Abbas'tan, (O da) el-Fadl'dan -ki O, Abbas'ın oğludur - (naklen) haber verdi ki, bir kadın Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sorup şöyle dedi: "Hakikaten babam ihtiyardır. Deveye binemiyor. Kendisine de Allah'ın (hac) farizası ulaşmış. (Ne buyurursunuz?)" Rasulullah (Sailallahu Aleyhi ve Sellem) de; "Onun yerine sen hac yap" buyurdu.
1840. Bize Muhammed b. Yusuf rivayet edip (dedi ki), bize el-Evzaî rivayet edip (dedi ki), bana Süleyman b. Yesâr, Ibn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, Has'am'lı bir kadın Veda Haccı'nda, el-Fadl b. Abbas Rasulullah'ın {Sailallahu Aleyhi ve Sellem) terkisinde iken, Rasulullah'tan (Sailallahu Aleyhi ve Sellem) fetva sorup şöyle dedi: "Ya Rasulullah! Muhakkak ki Allah'ın, (hac hakkında) kullarına kıldığı farzı, babama, ihtiyar ve yaşlı iken ulaştı. O, deveye (bile) binemiyor. Bu sebeple, onun yerine hac yapmam, (onun hac borcunu) Öder mi?" Rasulullah {Sailallahu Aleyhi ve Sellem); "Evet!" buyurdu.
1841. Bize Muhammed b. Yusuf rivayet edip (dedi ki), bize îbn Uyeyne, ez-Zühri'den, (O) Süleyman b. Yesâr'dan, (O) İbn Abbas'tan, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen), el-Evzaî'nin (bir önceki) rivayetinin benzerini rivayet etti.
1842. Bize Musedded rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Yahya b. Ebi İshâk'tan, (O da) Süleyman b. Yesâr'dan (naklen) haber verdi (ki, O şöyle dedi:) Bana el-Fadl b. Abbâs veya Ubeydullah İbnu'l-Abbas rivayet etti ki, bir adam şöyle dedi: "Ya Rasulullah! Gerçekten babam -veya "annem"- ihtiyar ve yaşlıdır. Onu ben yüklensem, (sırtımda) duramaz. Onu (bir bineğin üzerine) bağlasam, Öldürmekten korkarım. (Bu durumda onun haccı için ne yapmamı emredersiniz?)" (Bunun üzerine Hz. Peygamber) şöyle buyurdu: "Ne dersin, şayet babanın -veya "annenin"- borcu olsa, onu öder misin?" (Adam), "evet" dedi. (Hz. Peygamber de;) "O halde babanın "-veya "annenin"- yerine hac yap!" buyurdu.
24.BÂB—ÖLMÜŞ BİRİNİN YERİNE HACCETMEK
1843. Bize Muhammed b. Humeyd rivayet edip (dedi ki), bize Cerîr, Mansûr'dan, (O) Mücahid'den, (O) Zü-beyroğullarının bir azadlısı olan Yusuf ibnu'z-Zübeyr'den, (O da) Abdullah İbnu'z-Zübeyr'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi : Has'am'h bir adam, Rasûlullah'a gelip şöyle demişti: "Muhakkak ki müslümanlık babama; o deveye binemez, yaşlı ve ihtiyar biri iken ulaştı. Hac da üzerine farzdır. Bu sebeple onun yerine hac yapayım mı?" (Hz. Peygamber;) "Sen onun en büyük çocuğu musun?" buyurmuştu. O da; "evet" demişti. (O zaman Hz. Peygamber) şöyle buyurmuştu: "Ne dersin, şayet babanın bir borcu olsaydı da sen onu adeseydin, bu onun yerine geçer, (onu borçtan kurtarır) mıydı?" (Adam) "evet" demişti. (Bunun üzerine Hz. Peygamber de); "O halde onun yerine hac yap!" buyurmuştu.
1844. Bize Ebû Salih b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Abdulaziz -ki O, Ibn Abdissamed'dir-, Mansûr'dan» (O) Mü-cahid'den, (O) İbnu'z-Zübeyr'in azadlısından -ki O'na, Yusuf ibnu'z Zübeyr veya ez-Zübeyr b. Yusuf denir-, (O da) Şevde bint Zem'a'dan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Bir adam Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelip şöyle dedi: "Hakikaten babam ihtiyar ve yaşlıdır, hac yapamaz. (Ne yapmamı emredersiniz?)" (Hz. Peygamber de) şöyle buyurdu: "Ne dersin, şayet babanın bir borcu olsaydı da, sen onu adeseydin, ondan kabul edilir miydi?" (Adam) "evet" dedi. (Bunun üzerine Hz. Peygamber de;) "Allah daha merhametlidir. Babanın yerine hac yap!" buyurdu.
25.BÂB—HACER-İ (ESVED't) İSTİLÂM HAKKINDA
1845. Bize Müsedded rivayet edip (dedi ki), bize Yahya, Ubeydullah'tan, (O) Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu iki rükn'ü istilâm ettiğini gördüğünden beri, onları istilâm etmeyi ne darbkta, ne genişlikte (hiç) terketmedim." (Ubeydullah dedi ki,) Nafie; "İbn Ömer, bu iki rükün arasında (remel yapmayıp) yürür müydü?" dedim. Şöyle karşılık verdi: "O sadece istilâmının daha kolay olması için yürürdü."
26.BÂB—HACER-İ (ESVED'İN) İSTİLÂMINDAKİ FAZİLET
1846. Bize Haccâc b. Minhâl ve Süleyman b. Harb rivayet edip dediler ki, bize Hammâd b. Seleme rivayet edip (dedi ki), bize Abdullah b. Osman b. Hüseyin, Saîd b. Cübeyr'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, Rasulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sûllem) şöyle buyurdu: "Andolsun ki, Allah Hacer-i (Esved'i) Kıyamet Günü, kendileriyle göreceği iki gözü ve kendisiyle konuşacağı bir dili olduğu halde, kendisini hakkıyla istilâm edenleri kesin olarak bildirmek üzere muhakkak diriltecektir!" Süleyman (rivayetinde); "...kendisini istilâm edenlere (tanıklık etmek üzere...)" demiştir.
27.BÂB—ÜÇ (ŞAVTTA) REMEL YAPAN, DÖRT (ŞAVTTA) YÜRÜYEN KİMSE
1847. Bize Ahmed b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Malik b. Enes, Ca'fer b. Muhammed'den, (O) babasından, (O da) Câbir'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hacer-i (Esved'den) Hacer-i (Esved'e) kadar üç şavtta remel yapmıştı."
1848. Bize Abdullah b. Saîd rivayet edip (dedi ki), bize Ukbe b. Halid, Ubeydullah'tan,O Nafî'den, O da ibn Ömer'den rivayet etti ki, Rasulullah (Satlallaku Aleyhi ve Sellem), Kabe'yi ilk defa tavaf ettiğinde üç (tavafta) remel yapar, dört (tavafta) yürürdü. Safa ile Merve arasında gidip glediğinde ise, (bu iki tepenin orta yerindeki) "Batn-ı Mesil"de187 koşardı. (Ubeydullah şöyle demiştir:) Bunun üzerine Nâfi'e; "Abdullah (İbn Ömer), Rükn-i Yemâni'ye ulaştığı zaman (remel yapmayı bırakıp) yürür müydü?" dedim. O da şöyle cevap verdi: "Hayır. Ancak bu Rüku'de sıkıştırılır idiyse, (remel yapmayı bırakırdı). Çünkü O, kendisini istilam etmedikçe bu (Rükn'ü) terketmezdi."
1849. Bize Abdullah b. Ömer b. Ebân rivayet edip (dedi ki), bize Abdullah İbnu'l-Mubarek rivayet edip (dedi ki), bize Ubeydullah b. Ömer, Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: "Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selkm), Hacer-i (Esved'den) Hacer-i (Esved'e) kadar üç (tavafta) remel yapmış, dört (tavafta) ise yürümüştü."
28. BAB—REMEL (YAPILAN TAVAFTA) IZTIBA1 YAPMAK
1850. Bize Muhammed b. Yusuf haber verip (dedi ki), bize Süfyan, İbn Cüreyc'den, (O) Abdulhamid'den -ki O, İbn Cü-beyr'dir-, (O) İbn Ya'lâ'dan, (O) babasından, (O da) Hz. Pey-gamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki, (Hz. Peygamber) ıztıba' yapmış olarak tavaf etmişti.
29.BÂB—HACC-I KIRAN YAPANIN TAVAFI
1851. Bize Saîd b. Mansûr haber verip (dedi ki), bize Ab-dulaziz b. Muhammed, Ubeydullah b. Ömer'den, (O) Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, Rasulullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim hac ile umre için telbiye getirip (ihrama girerse), ona bu ikis (yani hac ve umre) için bir tavaf yapmak kafi gelir. (Ama) o, bu ikisinin ihramından (tamamen) çıkmadıkça, ihramdan çıkmaz."
30.BÂB—BİNİT DEVESİ ÜZERİNDE TAVAF ETMEK
1852. Bize Amr b. Avn, Halid b. Abdillah'tan, (O) Halid el-Hazza'dan, (O) İkrime'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Kabe'yi bir deve üzerinde tavaf etmişti. O, (Hacer-i Esved) köşesine her geldiğinde, ona elindeki bir şeyle işaret etmiş ve tekbir getirmişti.
31.BÂB—HAC YAPMAKTA OLAN KADIN HAYIZ OLDUĞUNDA NE YAPAR?
1853. Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Abdurrahman Ibnu'l-Kasım'dan, (O) babasından, (O da) Hz. Aişe'den -Allah O'ndan razı olsun!- (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Mekke'ye hayızlı iken gelmiştim. Safa ile Merve arasında da sa'y yapmamıştım. Bunun üzerine bu derdimi Rasulullah'a (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) söylemiştim de O, şöyle buyurmuştu: "Sen, hac yapanın yaptığı şeylerin (hepsini) yap. Şu kadar var ki, Kabe'yi tavaf eime.
32.BÂB—TAVAF ESNASINDA KONUŞMAK
1854. Bize el-Humeydi haber verip (dedi ki), bize el-Fudayl b. Iyâd, Atâ İbnu's-Saîb'den, (O) Tâvûs'tan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sal* lallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kabe'yi tavaf etmek, namaz kılmaktır. Ancak Allah, onun (tavafı) esnasında konuşmayı helâl kılmıştır. Yine de, onun (tavafı) esnasında konuşan kimse, sadece hayırlı şeyleri konuşsun!"
1855. Bize Ali b. Saîd, Musa b. A'yen'den, (O) Atâ İbnu's-Saîb'den, (O) Tâvûs'tan, (O) İbn Abbas'tan, (O da) Hz. Pey-gamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini haber verdi.
33.BÂB—MAKAM-I (İBRAHİM'İN) ARKASINDA NAMAZ KILMAK
1856. Bize Yezid b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Hu-meyd, Enes'ten rivayet etti ki, O şöyle demiş: Ömer İbnu'l-Hattâb dedi ki; "Üç şeyde Rabb'imin (vahyine, inişinden önce) uygun görüş söyledim. (Bunlardan biri şudur:) "Ya Rasulullah", demiştim, "İbrahim'in Makamı'ndan kendine bir namazgah edinsen..." Bunun üzerine Allah; "Siz de 'İbrahim'in Makamı'ndan kendinize bir namazgah edinin!"195 (mealindeki âyeti) indirmişti."
34.BÂB—HACCIN SÜNNETE (UYGUN YAPILIŞI) HAKKINDA
1857. Bize İsmail b. Ebân haber verip (dedi ki), bize Hatim b. İsmail b. Ebân, Ca'fer b. Muhammed'den, (O) babasından, (O da) Câbir b. Abdillah'tan (naklen) rivayet etti. Cafer'in babası dedi ki: (Bir gün) Câbir b. Abdillah'ın yanma girdik de O, (âmâ olduğu için, yanına giren) toplulukta (bulunanların kim olduklarını) sordu, nihayet (sıra) bana geldi. Ben de; "-ben, Ali'nin oğlu Hüseyin'in oğlu Ali'nin oğlu Muhammed'im" dedim. Bunun üzerine elini (gömleğimin) üst düğmesiyle alt düğmesine uzattı (ve onları açtı), sonra ağzım göğsümün ortasına koydu -ki, ben o zaman genç bir delikanlıydım- ve "-hoş geldin yeğenim, dilediğini sor!" dedi. Ben de O'na (bazı şeyler) sordum. O, (o vakit) âmâ idi. Derken namaz vakti geldi ve dokuma (bir örtüye) bürünerek kalktı. Bu (örtüyü) omuzlarına her koyduğunda, küçüklüğünden dolayı, etrafı (omuzlarından aşağı) düşüyordu. Halbuki kaftanı (ridâsı) yanıbaşmda, çatma elbise askılığının üzerinde idi. Neyse, (bize) namazı kıldırdı. Ardından ben; "-bana, Rasûlullah'ın haccından haber verin" dedim. O da, eliyle işaret edip dokuz (parmağını) yumdu ve şöyle dedi:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Medine'de) dokuz sene, hac-cetmeksizin kaldı. Sonra onuncu yılda, hac sebebiyle insanlara ilan ettirdi ki, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bu yıl) hac yapacaktır. Bunun üzerine Medine'ye çok kimse geldi. Onların hepsi Rasûlullah'a {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uymanın ve O'nun yaptığı gibi yapmanın peşindeydi. Neyse, biz O'nunla yola çıktık. Nihayet Zu'l-Huleyfe'ye200 geldik. (Orada) (Hz. Ebu Bekr'in hanımı) Esma' bint Umeys, Muhanımed b. Ebi Bekri doğurdu ve Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); "-nasıl (ihram) yapacağım?" diye (bir haberci) gönderdi. (Hz. Peygamber) de; "-(Temizlik için) gusül yap, kan akıntı yerine bir bez bağla ve ihrama gir" buyurdu. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (orada bir gece kalıp) mescidinde (ikindi -iki rekat olarak-., akşam, yatsı -iki rekat olarak- ve sabah) namazlarını kıldırdı. Sonra el-Kasva' (denilen devesine) bindi. Devesi O'nu el-Beydâ' mevkiine20' çıkardığında, gözümün görebildiğince (Hz. Peygamber'in) önündeki binekli ve yayalara, aynı şekilde sağındakilere, aynı şekilde so-lundakilere ve aynı şekilde arkasındakilere baktım. (O zaman) Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aramızda idi. Kur'an O'na iniyor, yorumunu da O biliyordu. (Binaenaleyh, hac amellerini, O'nun yaptığı gibi yapıyorduk).
Sonra O, yüksek sesle, Tevhid'i (ihtiva eden şu cümleleri, tel-biyeyi) söyleyip ihrama girdi. "-Lebbeyk, Allahumme lebbeyk! Lebbeyk, lâ şerike leke lebbeyk! İnne'l-hamde, ve'n-ni'mete, leke ve'l-mülk! Lâ şerike lek!" (= Emrine amadeyim, Allah'ım, emrin ha-şüstüne! Yönelişim, sevgim, tâat-u ibadetim yalnız sanadır. Emrine.
1858. Bize Muhammed b. Saîd el-Isbehâni haber verip (dedi ki), bize Hatim b. İsmail, Ca'fer'den, (O) babasından, (O da) Câbir'den (naklen), bunu (yani bir önceki Hadisi) haber verdi.
35.BAB—İHRAMLI KİMSE ÖLDÜĞÜNDE ONA NE YAPILACAĞI
1859. Bize Süleyman b. Harb haber verip (dedi ki), bize Hammâd -ki O, İbn Zeyd'dir-, Eyyûb'dan, (O) Saîd b. Cü-beyr'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Bir ara bir adam Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Arafat'ta Vakfe yapıyordu. Derken ansızın devesinden düştü (de, devesi onun boynunu kırdı) -veya (Hadisin râvisi); "(Devesi) onu hemen olduğu yerde öldürdü" demiştir-. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ağacı (yap-rağıyla) yıkayın, iki bezle kefenleyin, (ancak) ona ne güzel kokular sürün, ne de onun başını örtün. Çünkü yüce Allah onu Kıyamet Günü, telbiye getirirken diriltecektir!"
36. BAB—TAVAFTA VE SAFA İLE MERVE ARASINDAKİ SA'YDA (ALLAH'I) ANMAK
1860. Bize Ebû Asım, Ubeydullah b. Ebi Ziyâd'dan, (O) el-Kasım'dan, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) haber verdi ki, 0 şöyle dedi: "Kabe'yi tavaf etme, (şeytanlara) çakıl taşları atma ve Safa ile Merve arasında sa'yetme (vecibeleri) ancak Allah'ın anılmasını devam ettirmek için konulmuştur!" Ebû Asım demiştir ki, "(Ubeydullah) bu (Hadisi bazan Hz. Pey-gamber'e) nisbet ederdi."
1861. Bize Ebû Nuaym ve Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) Ubedullah b. Ebi Ziyâd'dan, (O) el-Kasım'dan, (O) Hz. Aişe'den, (O da) Hz. Peygamber'den (naklen); bunun (yani bir önceki Hadisin) benzerini haber verdiler.
37.BÂB—HACCI BOZMAK (FESİH) HAKKINDA
1862. Bize Nuaym b. Hammâd haber verip (dedi ki), bize Abdulaziz b. Muhammed, Rebia b. Ebi Ab di rr ah m an'dan, (O) el-Hâris b. Bilâl İbni'l-Hâris'ten, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Ya Rasûlullah", demiştim, "haccı bozup (umre yapmak) sadece bizim için mi (meşru kılınmıştır), yoksa bizden sonrakiler için de (meşru mudur?)" Şöyle buyurmuştu: "Hayır, sadece bizim için (meşru kılınmıştır)."
38. BÂB—HAC AYLARINDA UMRE YAPAN KİMSELER
1863. Bize Sehl b. Hammâd haber verip (dedi ki), bize Şu'be, el-Hakem'den, (O) Mücahid'den, (O) İbn Abbas'tan, (O da) Hz. Peygamber'den (Saîlallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki, O şöyle buyurdu: "Bu, kendisinden faydalandığımız bir umredir. Binaenaleyh, kimin beraberinde kurbanlık yoksa, o ihramdan tamamen çıksın. Artık umre, Kıyamet Gününe kadar hac (aylarına) girmiştir."
1864. Bize Ca'fer b. Avn haber verip (dedi ki), bize Ab-dulaziz b. Ömer b. Abdilaziz, Rebi1 b. Sebre'den (naklen) rivayet etti ki, babası kendisine anlatmış ki» onlar (yani Sa-habiler) Hz. Peygamber ile birlikte yol almışlar, nihayet Usfân'a214 varmışlar. O zaman, Mudlicoğullarından Mâlik b. Suraka veya Su-raka b. Malik isimli bir adam Ona; "Bize (haccın hükümlerini) bugün doğmuş (yani o konuda hiçbir şey bilmeyen) bir topluluğa açıklanacak şekilde (net ve tam olarak) açıklayın" demiş. (Hz. Peygamber de) şöyle buyurmuş: "Muhakkak ki Allah sizin için bu hac-cmıza umre sokmuştur. Binaenaleyh (Mekke'ye) geldiğinizde, yanlarında kurbanlık olanlar hariç, kim Kabe'yi tavaf eder, Safa ile Merve arasında sa'y yaparsa, ihramdan çıkmış olur."
39. BAB—HZ. PEYGAMBER KAÇ UMRE YAPTI?
1865. Bize Şihâb b. Abbâd haber verip (dedi ki), bize Davud b. Abdirrahman, Amr. b. Dinar'dan, (O) Ikrime'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dört umre yapmıştı: (Hicri 6. yılm Zilkade ayında teşebbüs ettiği, ancak yapamadığı) Hudeybiye Umresi; ertesi yıl (Zilkade ayında yaptığı) Kaza Umresi -veya (ravi), "Kısas (Umresi)" demiştir. (Bu kelimelerin hangisinin söylendiğinde) Şihâb b. Abbâd şüpheye düşmüştür-; üçüncüsü (Hicri 8. yıhn Zilkade ayında) Cirâne (veya Ci'irrâne mevkiinden gidip yaptığı umre); dördüncüsü ise (Hicri 10. yılda, Veda) Haccı'yla beraber (yaptığı umre).
40.BÂB—RAMAZAN AYINDA YAPILAN UMRENİN FAZİLETİ
1866. Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den, (O) Atâ'dan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir kadına şöyle buyurdu: "Ramazan'da umre yap. Çünkü Ramazanda yapılan bir umre, bir hacca denktir."
1867. Bize Ahmed b. Halid haber verip (dedi ki), bize Mu-hammed b. İshak, Huzeyme Kabilesinin Esed boyundan olan İsa b. Ma'kıl b. Ebi Ma'kıl el-Ese di'den rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Yusuf b. Abdillah b. Selam, ninesi Ümraü Ma'kıl'dan rivayet etti ki, O şöyle demiş: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Ramazanda yapılan bir umre, bir hacca denktir."
41.BÂB—UMREDE İHRAMA GİRME YER VE ZAMANLARI: "MİKÂTLAR"
1868. Bize Muhammed b. Yezid el-Bezzar haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Zekeriyya rivayet edip (dedi ki), bize İbn Cureyc rivayet edip (dedi ki), bana Muzahim b. Ebi Muz ahi m, Abdulaziz b. Abdillah'tan, (O da) Muharriş el-Kabi'den (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Hicri 8. yılın Zilkade ayında) Cirâne'den219 çıktı. Nihayet umre yapmak niyetiyle ihrama girdi ve Mekke'ye geceleyin girip umresini yaptı. Sonra gecesinin sonunda (Mekke'den çıkıp Cirâne'ye geldi) ve Cirâne'de gecelemiş olarak sabahladı.
1869. Bize Sadaka İbnu'l Fadl rivayet edip (dedi ki), bize Uyeyne, Amr b. Evs'ten rivayet etti ki, O şöyle diyormuş: Bana Abdurrahman b. Ebi Bekr, şöyle diyerek haber verdi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana, Hz. Aişe'yi bineğimin terkisine ahp da O'na, Ten'im'den(ihrama girdirerek) umre yaptırmamı emretmişti. Süfyan demiştir ki, bu (Hadisin) senedi gibi (senedler) Şu'be'nin hoşuna giderdi.
1870. Bize Ahmed b. Yunus rivayet edip (dedi ki), bize Davud el-Attar, İbn Hüseyin'den, (O) Yusuf b. Mahek'ten, (O) Hafsa bint Abdirrahman b. Ebi Bekr es-Sıddik'ten, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Abdurrahman b. Ebi Bekr'e şöyle buyurmuştu: "Kız-kardeşini (yani Aişe'yi) bineğinin terkisine al ve O'na Ten'im'den umre yaptır. O, taşlık tepeden inince O'na emret de ihrama girsin. Çünkü (buradanyapılan umre) kabule şayan bir umredir."
42.BÂB—HACER-İ (ESVED'İ) ÖPMEK HAKKINDA
1871. Bize Musedded haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Eyyub'dan, (O) Nafi'den, (O da) îbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, Hz. Ömer (Hacer-i Esved'i öptüğünde) şöyle demişti: "Muhakkak ki ben seni öpüyorum. Ve yine muhakkak ki ben senin bir taş olduğunu da biliyorum. Fakat ben Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seni öperken görmüştüm."
1872. Bize Ebu Asım, Ca'fer b. Abdillah b. Osman'dan, O'nun şöyle dediğini haber verdi: Ben Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer'i, Hacer-i Esved'i istilâm eder (selâmlar), sonra Öpüp başını üzerine koyarken gördüm de, O'na; "nedir bu (yaptığın?)" dedim. O da şöyle karşılık verdi: "Dayın Abdullah b. Abbas'ı, bunu yaparken görmüştüm." O sonra şöyle demişti: "Ömer'in bunu yaptığını görmüştüm. O sonra şöyle demişti: -Şüphesiz ben biliyorum ki, sen bir taşsın. Fakat ben Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yaparken görmüştüm!"
43.BÂB—KABE'NİN İÇİNDE NAMAZ KILMAK
1873. Bize Haccâc b. Minhâl rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Eyyub'dan, (O) Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) (Mekke'nin fethinde) Mekke'ye, terkisinde Usâme b. Zeyd olduğu halde girmiş ve devesini Kabe'nin dibine çökertmişti... Sonra ibn Ömer sözüne şöyle devam etti: İnsanlar da (O'na doğru) yönelmişlerdi. Derken Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Bilal ve Usâme (Kabe'nin içine) girmişler (ve Kabe'nin kapısı kapatılmıştı. Onlar içerde bir müddet kalmışlar, sonra kapı açılmış, ben de hemen içeriye girmiştim). O zaman kapının arkasından Bilal'e; "Rasulullah nerede namaz kıldı?" demiştim de O; "iki direğin arasında!" cevabını vermişti.
1874. Bize Ahmed b. Abdillah b. Yunus haber verip (dedi ki), bize Leys, İbn Şihâb'dan, (O) Salim'den, (O da) Abdullah'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasulullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) ile Usâme b. Zeyd, Bilal ve Osman b. Talha el-Hacebi Kabe'nin içine girmişlerdi..." (Ravi) daha sonra onun, (yani bir önceki hadisin) benzerini zikretti.
44. BAB—HİCR, KABE'DENDİR
1875. Bana Ferve b. Ebi'l-Mağra' rivayet edip (dedi ki), bize Ali b. Mushir, Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O da) Hz. Aişeden (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasûlullah (Sal-laltahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurmuştu: "Senin kavminin zamanı küfür (dönemine) yakın olmasaydı, Kabe'yi yıkar, sonra onu İbrahim'in temeli üzerine bina ederdim. Çünkü Kureyş (onu, yıkıldığında yeniden) bina ettiklerinde (maddi imkânsızlıkları sebebiyle) tamamen asli temelleri üzerine bina etmekten) aciz kalmışlardı. Ayrıca ben ona, (ön kapısının karşısında) bir arka kapı yapardım.
1876. Bize Muhammed b. İsa haber verip (dedi ki), bize Ebul-Ahvas, el-Eşas b. Suleym'den, (O) el-Esved'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Hz. Pey-gamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "bu duvar (yani Hicr-i İsmail'in duvarı) Kabe'den midir?" diye sordum. "Evet" buyurdu. "Öyleyse", dedim, "onlar ne diye onu Kabe'ye katmamışlar?" Şöyle buyurdu: "Doğrusu (bunu yapmaktan, helâl) para ve malzeme (eksikliği) alıkoymuştu!" "Peki, kapısı neden yüksek?" dedim. Buyurdu ki, "Kabilen bunu, dilediklerini içeri sokmaları, dilediklerine engel olmaları için yapmışlardı. Kabilenin zamanı, cahiliye dönemine yakın olmasaydı, bu sebeple de ben, kalplerinin (bunu) yadırgayacağından endişe etmeseydim, ciddi olarak Hicr-i (İsmail'e) yönelir ve onu Kabe'ye katar, (Kabe'nin) kapısını da yer seviyesine indirirdim."
45.BÂB—MUHASSAB'DA KONAKLAMAK HAKKINDA
1877. Bize M uh amme d b. Ahmed haber verip (dedi ki), bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan, (O da) Atadan (naklen) rivayet etti (ki, O şöyle dedi): İbn Abbâs'ı, şöyle derken işittim: "Mu-hassab'da konaklamak, birşey değildir. O sadece, Rasûlullah'ın (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) (geride kalanların kavuşması ve topluca gitmeleri için) inmiş olduğu bir yerdir."Ebû Muhammed (ed-Dârimi) dedi ki: "Tahsib (Muhassab), Mekke'de bir yerdir. O Bathâ'da da bir yerdir."
46. BAB—MİNA'DA, ARAFAT'A GİDİLİNCEYE KADAR KAÇ VAKİT NAMAZ KILINIR?
1878. Bize el-Esved b. Amir haber verip (dedi ki), bize Ebû Kudeyne -ki O, Yahya İbnu'l-Muhelleb'dir-, el-A'meş'ten, (O) el-Hakem'den, (O) Miksem'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mina'da beş (vakit) namaz kıldı."
1879. Bize Muhammed b. Ahmed ile Ahmed b. Muhammed b. Hanbel, İshak b. Yûsuf tan rivayet ettiler (ki, O şöyle demiş): Bize Süfyân es-Sevri, Abdulaziz b. Rufey'den, O'nun şöyle dediğini rivayet etti: Enes b. Mâlik'e; "bana, Rasûlullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aklında kalan birşey anlat! O, terviye günü (yani arefeden önceki gün) öğle namazını nerede kılmıştı?" diye sordum. "Mina'da!" cevabını verdi. (Abdulaziz, sözüne devamla) dedi ki, "peki, nefr günü?3? ikindi namazım nerede kılmıştı?" dedim. O da; "Abtah'da!" dedi, sonra sözüne şöyle devam etti: "Sen, emirlerinin yaptığı şeyi yap!"
1880. Bize Abdullah b. Salih haber verip (dedi ki), bana el-Leys rivayet edip dedi ki; bana Hâlid, Said b. Ebi Hilâl'den, (O) Katâde'den, (O da) Enes'ten (naklen) rivayet etti ki, O kendisine anlatmış ki, Rasûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Veda Haccı'nda, bayramın 3., Zilhicce ayının 13. günü) Mina'da öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılmış ve iyice uyumuş, sonra bineğine binip Kabe'ye (gitmiş) ve (veda) tavafını yapmıştı.
47.BAB—MİNA'DA NAMAZLARIN KISALTILMASI
1881. Bize Muhammed İbnu's-Salt, Mansûr b. Ebi'I Esved'den, (O) Süleyman'dan, (O) İbrahim'den, (O da) Ab-durrahman b. Yezid'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Abdullah, Hz, Osman'la Mina'da namazları dört rekât olarak kıldığı halde, şöyle demiştir: "Andolsun ki, ben bu yerde (dört rekattı) namazları Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile iki rekat iki rekat olarak, Ebû Bekir ile iki rekat iki rekat olarak, Ömer ile iki rekat iki rekat olarak kılmıştım. Sonra (namazları eda) yollarınız ayrıldı. Keşke (burada kıldığım) dört rekattan, kabul edilen iki rekat nasibim olsa!"
1882. Bize Muhammed b. Yûsuf, el-Evzâi'den, (O) ez-Zühri'den, (O) S âli m'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Veda Haccı'nda) Mina'da (dört rekath) namazları iki rekat olarak kılmıştı. (Mina'da dört rekath namazları, Halifelikleri esnasında) Hz. Ebû Bekir de, Hz. Ömer de iki rekât olarak (kılmışlardı). Hz. Osman da Halifeliğinin başında iki rekât olarak kılmıştı. Ancak O, daha sonra onları tamamlamış, (yani dört rekât olarak kılmış) idi.
48. BAB—MİNADAN ARAFAT'A GİDİLİRKEN NASIL HAREKET EDİLİR?
1883. Bize Ubeydullah b. Musa, Süfyân'dan, (O) Yahya b. Saîd'den, (O) Abdullah b. Ebî Seleme el-Mâcişûn'dan, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: "Biz Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Mina'dan (yola) çıkmıştık da, kimimiz tekbir, kimimiz telbiye getiriyordu."
1884. Bize Ebû Nuaym rivayet edip (dedi ki), bize Malik rivayet edip (dedi ki), bana Muhammed b. Ebi Bekr es-Sakafi rivayet edip dedi ki; Enes b. Mâlik'e, "sabahleyin Mina'dan Arafat'a giderken, telbiyeyi Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile nasıl yapıyordunuz?" diye sormuştum. O da şöyle cevap vermişti: "Telbiye getiren telbiye getiriyordu, O (bunu) yadırgamıyordu. Tekbir getiren tekbir getiriyordu, O (bunu da) yadırgamıyordu."
49.BÂB—ARAFAT'TA DURMAK: "VAKFE"
1885. Bize Muhammed b. Yûsuf rivayet edip (dedi ki), bize İbn Uyeyne rivayet edip (dedi ki), bana Amr b. Dinar, Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im'den rivayet etti ki, O şöyle demiş: Cübeyr şöyle dedi: Bir devemi kaybetmiştim de onu aramaya çıkmıştım. Derken Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), halkla beraber Arafat'ta dururken (vakfe yaparken) görmüş ve bunun üzerine şöyle demiştim: "Vallahi hiç şüphesiz bu, dinlerine sıkı sıkıya bağlı olan Ku-reyş'tendir. Peki burada işi ne?"
50.BÂB—ARAFAT'IN HEPSİ VAKFE YERİDİR
1886. Bize Ubeydullah b. Musa, Usame b. Zeyd'den, (O) Atâ'dan, (O da) Cabir'den (naklen) rivayet etti ki, Rasullallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mina'da şeytana taş) atmış, sonra (halkın meselelerini dinlemek üzere) oturmuştu. Derken O'na bir adam gelip; "ya Rasulluİlah, doğrusu ben (kurban) kesmeden önce tıraş oldum, (ne buyurursunuz?)" demiş, (Hz. Peygamber de); "Hiçbir mahzuru yoktur!" buyurmuştu. Sonra O'na başkası gelip; "ya Rasullullah, (şeytana taş) atmadan önce tavaf yaptım, (ne buyurursunuz?)" demiş, (Hz. Peygamber yine); "Hiçbir mahzuru yoktur" buyurmuştu. Böylece (o gün Hz. Peygamber'e) hiçbir şey sorulmamıştı ki, O, "Hiçbir mahzuru yoktur!" buyurmuş olmasın. Sonra Rasullullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu: "Arafat'ın hepsi vakfe yeridir. Müzdelife'nin hepsi vakfe yeridir. Mina'nın hepsi (kurban) kesme yeridir! Mekke'nin dağ aralarının hepsi yol ve kurban kesme yeridir."
51.BÂB—ARAFAT'TAN AKIN AKIN DÖNME ESNASINDA NASIL GİDİLİR?
1887. Bize Haccâc b. Minhâl rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme rivayet edip (dedi ki), bize Hişam b. Urve, babasından, (O da) Usâme b. Zeyd'den (naklen) haber verdi
ki, 0 (yani Usâme), Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) terkisinde imiş de, (Hz. Peygamber) Arafat'tan (Müzdelife'ye) dönmüştü. 0 (bu yolculuğunda bineğini) orta bir hızla sürüyordu. Geniş bir yere gelince ise (bineğini) iyice hızlandırıyordu.
52.BÂB—MÜZDELİFE'DE İKİ NAMAZI BİRLEŞTİRMEK
1888. Bize Ebu Nuaym rivayet edip (dedi ki), bize Züheyr, İbrahim b. Ukbe'den rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Kü-reyb haber verdi ki, O, Usâme b. Zeyd'e sorup şöyle demiş: "Bana, Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) terkisine bindiğin öğle sonrasında nasıl hareket ettiğinizi -veya "nasıl yaptığınızı"- söyler misin?" O da şöyle cevap vermiş: "Şu insanların konaklamak için develerini çökerttikleri vadiye geldik ve Rasulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesini (orada) çökertti, sonra (gidip) işedi -(Ravi Züheyr, rivayetinde, "işedi" yerine) "su döktü" dememiştir-. Ardından abdest suyu istedi ve çok tam olmayan, (yani abdest uzuvlarını birer defa yıkayarak) bir abdest aldı. Sonra ben; "ya Rasulullah", dedim, "namaz mı (kılacaksın?)" "Namaz, önünde(ki Müzdelife'de kılınacaktır)" buyurdu. (Usâme) sözüne şöyle devam etti: Peşinden (Hz. Peygamber) bineğine bindi. Nihayet Müzdelife'ye geldik ve akşam (namazı için ezan okutup) kamet getirtti. Sonra O ve halk, bineklerini konak yerlerine çökerttiler. Ancak (hayvanlarının yüklerini) çözmediler. Nihayet yatsı için kamet getirtip (akşam ve yatsı namazlarını birlikte) kıldırdı. Ardından halk, (hayvanlarının yüklerini) çözdüler. (Küreyb) sözüne şöyle devam etti: (Ayrıca); "bana^ sabahladığınızda nasıl hareket ettiğinizi söyleseniz?" dedim, O da şöyle karşılık verdi: (Hz. Peygamber'in) terkisine el-Fadl b. Abbas bindi. Ben ise (Mina'ya) ilk önce varan Kureyşlilerin içinde yaya olarak (yola) koyuldum.
1889. Bize Haccâc haber verip (dedi ki), bize Hammâd rivayet edip (dedi ki), bize Musa b. Ukbe, Küreyb b. Ebi Müslim den, (O da) Usâme'den (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.
1890. Bize Ebul-Velid haber verip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip dedi ki, Adiyy b. Sabit bana haber verip dedi ki, Abdullah b. Yezid'i, Ebu Eyyub'dan (naklen anlatırken) işittim ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşam ile yatsı (namazlarım yatsı vaktinde) birleştirmişti. -O, Müzdelife'de (birleştirmesini) kastediyor.
1891. Bize Ubeydullah b. Abdilmecid haber verip (dedi ki), bize İbn Ebi Zi'b, İbn Şihâb'dan, (O) Salim'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygamber {Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de, bu (namazların) birinde (ezan okutmayıp) sadece kamet getirterek ve ne aralarında, ne de birisinin peşinde nafile namaz kılmayarak, (birlikte) kıl-dırmıştı.
53.BAB—MÜZDELİFE'DEN GECELEYİN AYRILMA (NEFR) HUSUSUNDA KOLAYLIK
1892. Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den (O) Atâ'dan, (O da) İbn Şevval'den (naklen) haber verdi ki, O (yani İbn Şevval) O'na haber vermiş ki, Hz. Ümmü Habibe kendisine haber vermiş ki, Rasulullah (Saltallahu Aleyhi ve Sellem) O'na, (yani Hz. Ümmü Ha-bibe'ye) Müzdelife'den geceleyin ayrılmasını emretmişti.
1893. Bize Ubeydullah b. Abdilmecid haber verip (dedi ki), bize Eflah rivayet edip dedi ki, el-Kasım b. Muhammedi, Hz. Aişe'den (naklen) şöyle rivayet ederken işittim: (Hz. Aişe) demiş ki: "Şevde bint Zem'a; Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (O'nun Müzdelife'den) ayrılmasından Önce kendisinin ayrılması için izin istemişti." -El-Kasım demiştir ki, O (yani Hz. Şevde) "sebte" bir hanım idi. El-Kasım sözüne şöyle devam etmiştir: "Sebte", "ağır, kilolu" demektir.- "(Hz. Peygamber de O'na izin vermiş), O da (geceleyin Müzdelife'den) ayrılmıştı. (Hz. Peygamber) bizi ise beraberinde alıkoymuştu. Nihayet biz de (Müzdelife'den), O'nun ayrılmasıyla ayrılmıştık." Hz. Aişe (sözünün devamında) şöyle demiş: "Şimdi ben de, Sevde'nin izin istemesi gibi, Rasulullah'tan izin istemiş olsaydım da (Müzdelife'den) halktan önce aynlabilseydim, (bu) bana, kendisiyle sevinilecek (her şeyden) daha sevimli gelirdi."
54.BÂB—HAC NE İLE TAMAM OLUR?
1894. Bize Ebu'l-Velid et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip (dedi ki), bize Bukeyr b. Atâ rivayet edip dedi ki, Abdurrahman b. Ya'mer ed-Dili'yi» şöyle derken işittim: Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hac sorulmuştu da O şöyle buyurmuştu: "Hac, Arafat'ta (vakfe yapmaktan) ibarettir." -veya O, "Arafe'de (vakfe yapmaktan) ibarettir" buyurmuştu.- "Kim Müzdelife (yani kurban bayramı) gecesine sabah namazından önce kavuşursa, (hacca) kavuşmuş demektir." (Hz. Peygamber şöyle) de buyurmuştu: "Mina'da (Allah'ı zikretme) günleri üç gündür. Artık kim iki günde (yani kurban bayramının 2. ve 3. günde) zikir ve ibadetlerini bitirip Mina'dan (dönmek için) acele ederse, ona hiçbir günah yoktur. (Kurban bayramının 4. gününün gecesi Mina'da geceleyip) geri kalana da hiçbir günah yoktur.
1895. Bize Ya'lâ haber verip (dedi ki), bize İsmail, Amir'den, (O da) Urve b. Mudarris'ten (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Bir adam (Müzdelife'deki) vakfe yerinde kalabalığın içinde Ra-sulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelip şöyle demişti: "Ya Ra-sulullah! Tayyi dağından geldim. Binek hayvanımı da yordum, kendimi de yordum. Vallahi, hiçbir dağ da kalmadı ki, üzerinde vakfe yapmış olmayayım! Şimdi benim haccım oldu mu?" (Hz. Peygamber de) şöyle buyurmuştu: "Kim bizimle (Müzdelife'deki) bu (sabah) namazında, daha önce -gece veya gündüz- Arafat'a gelmiş olduğu halde hazır bulunursa, o, hac ibadetlerini yerine getirmiş (yani saç ve tırnaklarını kesip temizlenerek ihramdan çıkma zamanına gelmiş), onun hacı da tamam olmuş demektir!"
1896. Bize Ebu'l-Velid haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Abdullah b. Ebi's-Sefer'den, (O) eş-Şabi'den, (O da) Urve b. Mu-darris b. Harise b. Lam'dan (naklen) rivayet etti ki, O; "Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldim..." dedi ve (devamında) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini zikretti.
55.BÂB—MÜZDELİFE'DEN AYRILMA VAKTİ
1897. Bize Ebu Gassan Malik b. İsmail haber verip (dedi ki), bize İsrail, Ebu İshak'tan, (O) Amr b. Meymûn'dan, (O da) Hz. Ömer Ibnu'l-Hattab'dan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi:Cahiliye dönemi insanları Müzdelife'den, güneşin doğuşundan sonra akın akın dönerler ve "aydınlan, Sebir dağı! Ta ki (bineklerimizi) seğirttirerek (gidelim!)" derlerdi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ise onlara muhalefet etmiş ve güneşin doğmasından önce, sabah namazını ortalık ağannca -veya O; "ortalık aydınlanınca" demiştir- kılanların sabah namazını (kılma zamanından) sonra (Müzdelife'den) ayrılmıştı.
56.BÂB—MUHASSİR VADİSİNDE (BİNEK HAYVANLARININ) HIZLANMASI
1898. Bize İshak b. İbrahim haber verip (dedi ki), bize İsa b. Yunus, İbn Cüreyc'den haber verdi ki, O şöyle demiş: Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi ki, İbn Abbas'ın az adlısı Ebu Ma'bed O'na, İbn Abbas'tan, (O da) el-Fadl'dan (naklen) haber vermiş ki, Hz. Peygamber' (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arefe akşamı ve Müzdelife sabahı (halk) yola çıktığında (onlara); "Sükûnetle, yavaş yavaş gidiniz!" buyurmuştu. Bu esnada kendisi de, devesinin (hızlanmasına) engel oluyordu. Nihayet Muhassir vadisine girdiğinde (devesini) hızlandırmıştı.
1899. Bize Ahmed b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Leys, Ebu'z-Zübeyr'den (naklen), kendi senediyle onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.Abdullah (ed-Dârimî) dedi ki: "El-îdâ: hızlandırmak" (fiili) develer için, "el-îcaf: yeldirmek, hızlandırmak" (fiili) atlar için kullanılır).
57.BÂB—(HAC YAPMASI) DÜŞMAN TARAFINDAN ENGEL OLUNAN KİMSE HAKKINDA
1900. Bize Abdullah b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Ebu Usâme, Ubeydillah'tan, (O da) Nafi'den (naklen) rivayet etti ki; Abdullah b. Abdullah ile Salim, el-Haccac'm İbnu'z-Zübeyr'le (savaşmaya) geldiği gecelerde, (İbnu'z-Zübeyr'in) öldürülmesinden Önce, (babaları) İbn Ömer'le konuşup şöyle demişlerdi: "Bu sene hac yapmaman sana zarar vermez. Biz seninle Kabe'nin arasına girilmesinden, (sana engel olmalarından) endişe ediyoruz!" (İbn Ömer) de şöyle cevap vermişti: "Biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber umre yapmak üzere çıkmıştık da, Kureyş kâfirleri Kabe'ye (gitmemize) engel olmuşlardı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kurbanını kesmiş, başını tıraş etmiş, sonra da geri dönmüştü. Binaenaleyh, ben sizi şahid tutarım ki, ben (kendime) bir umre vacip kıldım. Artık benimle Kabe'nin arası boş bırakılırsa, tavaf ederim. Benimle onun arasına girilirse, Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ben kendisiyle iken yapmış olduğu gibi yaparım!" (İbn Ömer) sonra da Zu'1-Huleyfe'den umre niyetiyle ihrama girmişti. Ardından (bir müddet) yürümüş, sonra şöyle demişti: "(Böyle bir sebeple engel olunma meselesinde) o ikisinin (yani hac ile umrenin) durumu aynıdır. Sizi şahid tutarım ki, ben (kendime) umremle beraber bir hac vacip kıldım, (yani hacc-ı kıran yapmaya niyet ettim!)"
Nafi' sözüne şöyle devam etti: (İbn Ömer) o ikisi için bir tavaf ve bir sa'y yapmış, sonra kurban kesme günü gelip de kurban kesinceye kadar "ihranV'dan çıkmamıştı. O şöyle derdi: "Umre ile haccı birleştirip de ikisi için birlikte ihrama giren kimse, kurban kesme günü ihramdan, bu ikisinden (yani umre ile hacdan) birlikte çıkıncaya kadar ihramdan çıkmamış olur!"
1901. Bize Ebu Asım, Haccac es-Savvaf tan, (O) Yayha b. Ebi Kes ir'den, (O) Ikrime'den, (O) el-Haccac b. Amr el-Ensari'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki, O şöyle buyurdu: "Kimin (bir yeri) kırıtırsa veya ayağına birşey isabet edip topal düşerse, (niyet etmiş olduğu haccın) ihramından çıkabilir. (Bu durumda) onun, (kaza olarak) başka bir hac yapması gerekir. " Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki: "Bu (Hadisi) Muaviye b. Sel-lam ile Ma'mer, Yahya b. Ebi Kesir'den, (O) ikrime'den, (0) Abdullah b. Rafi'den, (O) el-Haccac b. Amr'dan, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet ettiler."
58.BÂB—AKABE CEMRE'SİNİN HANGİ VAKİTTE ATILACAĞI HAKKINDA
1902. Bize Ubeydullah b. Musa haber verip (dedi ki), bize İbn Cüreyc, Ebu'z-Zübeyr'den, (O da) Cabir'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemreyi, kurban kesme günü kuşluk vaktinde, ondan sonraki (günler) güneşin tam tepeden batıya döndüğü (zeval) esnasında atmıştı.
1903. Bize Abdullah b. Mesleme haber verip (dedi ki), bize Malik, Abdullah b. Ebi Bekr'den, (O) Ebul-Beddah b. Asım'dan, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, Rasulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) deve çobanlarının, kurban kesme günü (yani bayramın 1. günü Akabe Cemresi'ni) atmalarına, sonra ertesi gün veya ertesi günden sonraki gün iki günün (cemrelerini birden) atmalarına, sonra da ayrılma ("nefr") günü (son cemrelerini) atmalarına izin vermişti. Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki: "(Kaviler) arasında (bu Hadisin senedinde), "Abdullah b. Ebi Bekr, babasından, (O da) Ebu'l-Beddah'tan (naklen)" diyenler vardır.
59.BÂB—(CEMRELERİ) FİSKE TAŞI GİBİ TAŞLARLA ATMAK HAKKINDA
1904. Bize Osman b. Ömer haber verip (dedi ki), bize Osman b. Murre, Ebu Seleme b. Abdirrahman'dan, (O) Ab-durrahman b. Osman et-Teymi'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Veda Haccı'nda Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize, cemreleri, fiske taşı gibi (taşlarla) atmamızı emretmişti.
1905. Bize Ubeydullah b. Musa, Süfyan'dan, (O) Ebu'z-Zübeyr'den, (O da) Cabir'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara emretmişti de, (cemreleri) fiske taşı gibi (taşlarla) atmışlardı. (Hz. Peygamber) Muhassir vadisinde (devesini) hızlandırmıştı. (Daha önce Müzdelife sabahı yola çıkıldığında ise, halka); "Sükûnet içinde olunuz, (yavaş yavaş gidiniz!)" buyurmuştu.
1906. Bize Amr b. Avn haber verip (dedi ki), bize Halid b. Humeyd el-A'rec, Muhammed b. İbrahim'den, (O da) Ab-durahman b. Muaz'dan (naklen) haber verdi ki, (O şöyle dedi): Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize cemreleri, fiske gibi (taşlarla) atmamızı emrederdi. Ebu Muhammed (ed-Darimi'ye); "Abdurrahman b. Muaz'm Sa-habiliği var mıdır?" diye soruldu, O da; "evet" dedi.
60.BÂB—CEMRELERİ (TAŞLARI), BİNEK ÜZERİNDEN ATMAK HAKKINDA
1907. Bize Ebu Asım, el-Muemmel ve Ebu Nuaym, Eymen b. Nabil'den, (O da) Kudâme b. Abdillah b. Ammar el-Kilabi'den (naklen) haber verdiler ki, O şöyle demiş: Ben Rasulullah'ı (Scü-lallahu Aleyhi ve Sellem), cemreleri, kırmızıya mail kumral bir deve üzerinde atarken görmüştüm. Orada ne vurma, ne itme-kakma, ne "çekil, çekil!" (gibi sözler) vardı.
1908. Bize Zekeriyya b. Abde haber verip (dedi ki), bize Ubeydullah b. Amr, Abdulkerim'den -ki O, el-Cezeri'dir-, (O) Saîd b. Cübeyr'den, (O) İbn Abbas'tan, (O da) el-Fadl'dan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: (Veda Haccı'nda) Ra-sulullah'm terkisindeydim. O, cemreyi atıncaya kadar telbiye getirmeye devam etmişti.
61.BÂB—(TAŞLARI) VADİNİN İÇİNDEN ATMAK VE HER TAŞ (ATMADA) TEKBİR GETİRMEK
1909. Bize Osman i>. Ömer haber verip (dedi ki), bize Yunus, ez-Zühri'den (naklen) haber verdi ki; Rasululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o mescide, yani Mina Mescidi'ne yakın olan Cemre'yi attığı zaman ona her bir taşta tekbir getirerek yedi taş atarmış. Sonra (bu Cemre'nin) önüne gelir ve kıbleye dönmüş bir halde ellerini kaldırarak dururmuş. O, bu duruşu uzatırmış. Ardından ikinci Cemre'ye gelip ona da, her bir taş attığında tekbir getirerek yedi taş atar, sonra dönüp gidermiş. Sonra vadi (kenarına) yakın olan sol tarafa iner, (ayakta durup) ellerini kaldırarak dua edermiş. Sonra Akabe'nin yanındaki Cemreye gelip ona da, her bir taş attığında tekbir getirerek yedi taş atarmış. Peşinden, yanında durmayarak dönüp gidermiş.Ez-Zühri demiştir ki; "Ben, Salim b. Abdillah'ı, bu Hadisi, babasından, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet ederken işittim." (Ez-Zühri, sözünün devamında) şöyle demiştir: "İbn Ömer de bunu yaparmış, (yani cemreleri böylece atarmış)."
62.BÂB—SIĞIR, KURBANLIK DEVENİN YERİNE GEÇER
1910. Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Abdulaziz -ki O, el-Mâcişûn'dur-, Abdurrahman'dan -ki O, İbnu'l-Kasım'dir-, (O) el-Kasım'dan, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte aklımızdan sadece hac yapmayı geçirerek yola çıkmıştık. Derken Şerif denilen yere geldiğimizde ben hayız olmuştum. Sonra kurban kesme, (yani bayramın 1.) günü olduğunda temizlenmiştim. O zaman Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni göndermiş, ben de ifada tavan yapmıştım. Sonra bir sığır eti getirilmişti. Ben; "nedir bu?" demiştim. Onlar da: "Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hanımlarının yerine sığır kurban kesti" cevabını vermişlerdi.
63. BAB—"KADINLARIN, (SAÇLARINI) TIRAŞ ETMELERİ GEREKMEZ" DİYEN KİMSELER
1911. Bize Ali b. Abdillah el-Medini haber verip (dedi ki), bize Hişam b. Yusuf rivayet edip (dedi ki), bize İbn Cüreyc rivayet edip (dedi ki), bana Abdulhamid b. Cübeyr, Safiyye bint Şeybe'den haber verdi (ki, O şöyle demiş): Bana Ümmü Osman bint Ebi Süfyan haber verdi ki, İbn Abbas şöyle demiş: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kadınların (saçlarını) tıraş etmeleri gerekmez. Kadınların, (saçlarını) sadece kısaltmaları gerekir!"
64.BÂB—TIRAŞ ETMENİN KISALTMAYA ÜSTÜNLÜĞÜ
1912. Bize Muhammed b. Yusuf haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Abdullah'tan, (O) Nafi'den, (O) İbn Ömer'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki, O; "Allah (saçlarını) tıraş edenlere merhamet etsin!" buyurdu. "Kı-saltanlara da!" denildi. (Hz. Peygamber yine); "Allah (saçlarını) tıraş edenlere merhamet etsin!" buyurdu. O, dördüncüsü (defada) "Kı-saltanlara da (merhamet etsin!)" buyurdu.
65.BÂB—HAC İBADETLERİNDE BİR ŞEYİ BİR ŞEYDEN ÖNE ALAN KİMSELER HAKKINDA
1913. Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Abdulaziz -ki O, İbn Ebi Seleme el-Mâcişûn'dur-, ez-Zühri'den, (O) İsa b. Talha'dan, (O da) Abdullah b. Amr'dan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: {Veda Haccı'nda) Rasulullah'ı {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Akabe) Cemresi'nin yanında, kendisine (bazı şeyler) sorulurken görmüştüm. Derken bir adam; "ya Rasulullah, (cemreyi) atmadan kurban kestim, (ne buyurursunuz?)" demiş, (Hz. Peygamber de); "(Cemreni) at Hiçbir mahzuru yoktur!" buyurmuştu. Bir diğeri; "Ya Rasulullah, kurban kesmeden önce tıraş oldum, (ne buyurursunuz?)" demiş, (Hz. Peygamber yine); "Kurbanını kes. Hiçbir mahzuru yoktur!" buyurmuştu. (Abdullah b. Amr, sözünün devamında) şöyle dedi: Böylece (o gün Hz, Peygamber'e, sırasından) ne öne alınan, ne de sonraya bırakılan hiçbir şey sorulmamıştı ki, O; "Yap! Hiçbir muhzuru yoktur!" buyurmuş olmasın.
1914. Bize Musedded haber verip (dedi ki), bize Yahya rivayet edip (dedi ki), bize Malik b. Enes rivayet edip (dedi ki), bize ez-Zühri, İsa b. Ta İha'dan, (O da) Abdullah b, Amr'dan (naklen) rivayet etti ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Veda Haccı'nda halkın (meselelerini dinlemeye) durmuş. Derken bir adam O'na; "ya Rasulullah", demiş, "(kurban) kesmemden önce tıraş oldum, (ne buyurursunuz?)" "(Hz. Peygamber); "Hiçbir mahzuru yoktur!" buyurmuş. (Başka bîr adam); "bilmedim, (cemreyi) atmamdan önce (kurban) kestim, (ne buyurursunuz?/' demiş. (Hz. Peygamber yine); "Hiçbir mahzuru yoktur!*' buyurmuş. Böylece (o gün Hz. Pey-gamber'e, sırasından) önceye veya sonraya alınan hiçbir şey sorulmamış ki, O; "Hiçbir mahzuru yoktur!" buyurmuş olmasın.Abdullah (ed-Dârimî) dedi ki: "Ben bu (Hadisin zahirinin delalet ettiği) görüşü kabulleniyorum. Kûfeliler ise işi sıkı tutuyorlar."
66. BÂB—MEKKE'DE KURBAN EDİLMEK ÜZERE GÖNDERİLEN DEVE VEYA SIĞIR TELEF OLACAĞI ZAMAN SÜNNETE (UYGUN OLARAK YAPILACAK ŞEY)
1915. Bize Abdulvehhab b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Şuayb b. İshak, Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O da) Ra-sulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hedy'lerinin çobanı Naciye el-Eslemi'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (kesilme yerlerine ulaşmadan) telef olacak olan hedy'leri ne yapacağımı sormuştum da, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu: "Telef olacak olan (yani telef olacağı anlaşılan) her kurbanlık deveyi kes, sonra (kurbanlık alameti olarak boynuna takılan) pabucu kanının içine at, sonra da onu halkla baş-başa bırak da (etini alıp) yesinler!"
1916. Bize Muhammed b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Hafs b. Ğıyâs, Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O da) Naciye'den (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.
67.BÂB—"HAREM'DE KESİLECEK KURBANLARDA KOYUN YETERLİ OLUR" DİYEN KİMSELER
1917. Bize Ya'lâ b. Ubeyd ve Ebu Nuaym haber verip dediler ki, bize el-A'meş, İbrahim'den, (O) el-Esved'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defasında, Harem'de kurban edilmek üzere koyun göndermişti."
68.BÂB—KURBANLIK HAYVANA BİR BELİRTİ KOYMANIN NASIL YAPILACAĞI HAKKINDA
1918. Bize Ebu'l-Velid et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti ki, O şöyle demiş: Ben Ebu Hasan'ı, Ibn Abbas'tan (naklen) rivayet ederken işittim ki, Ra-
sulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Veda Haccı'na giderken) öğle namazını Zu'1-Huleyfe'de kılmış, sonra kurbanlık bir deve (getirilmesini) istemiş. (Getirilince) de, hörgücünün sağ tarafından bir çizik çizmiş, sonra (parmağıyla sıkıp) oradan kan çıkarmış, (ve böylece onu işaretlemiş). (Hz. Peygamber) onun boynuna iki pabuç da takmış. Ardından binek devesi getirilmiş. Üstüne oturup da (deve) el-Beydan'ın üzerine çıkınca ise, hac niyetiyle telbiye getirmiş.
69. BÂB—BEDENE'YE BİNİLMESİ HAKKINDA
1919. Bize Ebu'n-Nadr Haşini Ibnu'l-Kasım haber verip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip dedi ki, Katâde bana haber verip dedi ki, ben Enes'i, Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) anlatırken işittim ki, (Hz. Peygamber) bir "bedene" süren bir adam görmüş (ve adama); "Ona bin!" buyurmuş. (Adam); "şüphesiz o, bedenedir" demiş. (Hz. Peygamber tekrar), "Ona bin!" buyurmuş. (Adam yine); "şüphesiz o, bedenedir" demiş. (Hz. Peygamber tekrar); "Yazıklar olsun sana, ona bin!" buyurmuş.
70.BÂB—MEKKE'DE KURBAN EDİLMEK ÜZERE GÖNDERİLEN DEVELERİN AYAKTA OLDUKLARI HALDE BOĞAZLANMALARI HAKKINDA
1920. Bize Muhammed b. Yusuf haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Yunus b. Ubeyd'den, (O) Ziyad b. Cübeyr'den, (O da) Ibn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, O, bir adamın, bir be-deneyi, (kurban etmek için) yere çöktürdüğünü görmüş de, bunun üzerine şöyle demiş: "Onu salıver, (kalksın da), Hz. Muhammed'in (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) Sünnetine uyarak, (onu, bir bacağı) bağlı, (geri kalan üç ayağının üzerinde) ayakta olduğu halde (boğazla!)"
71.BÂB—(HAC) MEVSİMİNİN HUTBESİ HAKKINDA
1921. Bize İshak b. İbrahim haber verip dedi ki, bana Ebu Kurre -ki O, Musa b. Tarık'tır-, benim kıraatim yoluyla İbn Cüreyc'den haber vermiş ki, O şöyle demiş: Bana Abdullah b. Osman b. Huseyn, Ebu'z-Zübeyr'den, (O da) Cabir b. AbdUlah'tan (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), el-Cirâne Umresi'nden döndüğünde Ebu Bekr'i Hac (Emiri olarak) göndermiş, biz de O'nunla beraber gelmiştik. Nihayet el-Arc denilen yere geldiğimizde (bizi) sabah namazına çağırmıştı. Sonra, (namaza başlama) tekbiri almaya yöneldiği zaman, arkasında bir deve böğürtüsü işitmiş, bunun üzerine tekbir almayı bırakıp şöyle demişti: "Bu, Rasulullah'm (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinin, yani el-Ced'a'nın böğürtüsü! Muhakkak ki Rasulullah'm {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hac yapma hakkındaki kanaati değişti. Belki (gelen) Ra-sulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dİT de, biz O'nunla namaz kılarız." Bir de ne görelim, (devenin) üzerinde Ali var.
O zaman Ebu Bekr;"(Hac) emiri misin, yoksa elçi misin?" diye sormuş, O da şu cevabı vermişti: "Hayır. (Ben), Rasulullah'm (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), haccın durak yerlerinde insanlara okumak üzere Berâe (Tevbe) Sûresinin başından 30 küsur ayetle gönderdiği bir elçiyim!" Derken Mekke'ye gelmiştik. Sonra Terviye (gününden) bir önceki gün olunca Ebu Bekr kalkıp halka bir konuşma yapmış ve onlara hac ibadetlerinden bahsetmişti. O, (konuşmasını) bitirince Ali kalkmış ve halka, Berâe (Sûresinin baş tarafından 30 küsur ayeti) bitirinceye kadar okumuştu. Sonra kurban bayramının birinci günü gelmiş, biz de akın akın (Mekke'ye) dönmüştük. Ebu Bekr (Mekke'ye) döndüğünde (yine) halka bir konuşma yapmış ve onlara "ifâda" (ziyaret tavaflarından), kurban kesmelerinden ve (diğer) hac ibadetlerinden bahsetmişti. O, (konuşmasını) bitirince Ali (yine) kalkmış ve halka, Berâe'nin (söz-konusu ayetlerini) sonuna kadar okumuştu. Daha sonra "Nefr-i Evvel: Birinci Ayrılma" (yani bayramın üçüncü) günü olduğunda Ebu Bekr (yine) kalkıp halka bir konuşma yapmış ve onlara, nasıl ayrılacaklarını, (cemreleri) nasıl atacaklarını anlatmış, böylece onlara hac ibadetlerini öğretmişti. O, (konuşmasını) bitirince Ali (yine) kalkmış ve halka, Berâe'nin (sözkonusu ayetlerini) bitirinceye kadar okumuştu.
72.BÂB—KURBAN BAYRAMININ BİRİNCİ GÜNÜNDEKİ HUTBE HAKKINDA
1922. Bize Ebu Hatim Eşhel b. Hatim haber verip (dedi ki), bize İbn Avn, Muhammed'den, (O) Abdurrahman b. Ebi Bekre'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: O gün (yani kurban bayramının birinci günü) olduğunda Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), erkek deve mi, dişi deve mi olduğunu bilemediğim bir devenin üzerine oturdu. Bir insan da (devenin) hıtâmını=yularını -veya O, "zimâmmisyularun" demişti-, tutmuştu. Derken (Hz. Peygamber); "(Bu gün), hangi gün?" buyurdu. (Ebu Bekre) dedi ki, "o zaman biz, O'nun, bu (güne) isminden başka bir isim vereceğini zannettiğimiz için sustuk." Bunun üzerine; "(Bu gün) yevm-i nahr, (yani kurban bayramının birinci günü) değil mi?" buyurdu. Biz; "evet" dedik. Sonra; "Bu (ay), hangi aydır?" buyurdu. (Ebu Bekre) dedi ki; "biz (yine) O'nun, bu (aya) isminden başka bir isim vereceğini zannetiğimizden sustuk." O da; "(Bu ay) Zilhicce değil mi?" buyurdu. Biz; "evet" dedik. (Hz. Peygamber, sonra); "Bu (şehir), hangi şehirdir?" buyurdu. (Ebu Bekre) dedi ki; "biz (yine) O'nun, bu (şehre) isminden başka bir isim vereceğini zannederek sustuk." O da; "(Bu şehir), Belde-i (Tayyibe-i Mekke) değil mi?" buyurdu. Biz; "evet" dedik. (Hz. Peygamber de) sözüne şöyle devam etti: "İşte, muhakkak ki aranızda kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız; bu ayınızda, bu şehrinizde, bu gününüze hürmet edildiği gibi hürmete lâyıktırlar, (haramdırlar). Dikkat edin! Burada hazır bulunan, (duyduklarını, gördüklerini) hazır bulunmayana ulaştırsın! Çünkü burada kazır bulunan kimse, belki, (duyduklarını, gördüklerini) kendisinden daha anlayışlı, daha iyi koruyucu olan kimseye ulaştırır!"
73.BAB—KADIN ZİYARET (TAVAFINDAN) SONRA HAYIZ OLABİLİR?
1923. Bize Ya'lâ haber verip (dedi ki), bize el-A'meş, İbrahim'den, (O) El-Esved'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: (Hac esnasında) Safiyye hayız olmuştu. Sonra nefr-i (sani, yani bayramın 4. günü) gelip (de hâlâ temi zlenemeyince), kendilerine ait bir dil ile; "Hay boğazına acı sap-lanasıca! Hay kökü kesilesice!" diyerek (hayıflandı). Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); "Sen bayramın birinci günü (ziyaret) tavafı yapmamış miydin?" buyurdu. O; "Evet, (yapmıştık)" dedi. (Hz. Peygamber de); "Öyleyse (bineğine) bin!" buyurdu.
1924. Bize Sehl b. Hammâd, Şu'be'den, (O) el-Hakem'den, (O) İbrahim'den, (O) el-Esved'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.
74. BAB—KABE'Yİ HİÇBİR ÇIPLAK TAVAF ETMEYECEK
1925. Bize Muhammed b. Yezid el-Bezzar haber verip (dedi ki), bize Süfyan b. Uyeyne, Ebu Ishak'tan, (O da) Zeyd b. Yusey'den (naklen) rivayet etti ki, 0 şöyle dedi: (Hacca giderken, arkadan bize ulaştığında) Ali'ye; "ne ile, (hangi emirlerle) gön-derildin?" diye sorduk. O da şu cevabı verdi: "(Şu) dört şeyle gönderildim: Cennet'e sadece inanmış olan nefis girecektir; Kabe'yi hiçbir çıplak tavaf etmeyecektir; müslümanlar ve kâfirler hacda, bu yıllarından sonra bir araya gelmeyeceklerdir. Kiminle Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arasında (süresi belli) bir antlaşma varsa, onun antlaşması (bitiş) müddetine kadar (geçerlidir). Kimin (böyle) bir antlaşması yoksa, onun (serbest) dolaşma müddeti) dört aydır. -Yani bayramın birinci gününden sonra onlara Zilhicce ayından 20 gün mühlet verin ve onları dört aydan (yani Rebiulahir'in onundan)281 sonra da (bulduğunuz yerde) öldürün!-"
5.BÂB—(HACI) KÂBETE VEDA ETTİĞİNDE ELLERİNİ KALDIRMAZ
1926. Bize Ubeydullah b. Abdilmecid es-Sakafi rivayet edip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip (dedi ki), bana Ebu Kaza'a haber verip (dedi ki), Muhacir'i şöyle derken işittim: Cabir b. Abdillah'a Kabe'ye (veda edilmesi) esnasında ellerin kaldırılması sorulmuştu da O şöyle demişti: "Bunu sadece yahudiler yaparlardı. Biz Rasulullah (Sattatlahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte hac yapmıştık da, bu (el kaldırma işini) yapmamıştık."
76.BÂB—MÜSLÜMANIN (CANININ) HAHAMLIĞI HAKKINDA
1927. Bize Ebu'l-Velid ile Haccac haber verip dediler ki, bize Şu'be rivayet edip (dedi ki), bana Ali b. Müdrik haber verip dedi ki, Ebu Zur'a'yı, Cerir b. Abdillah'tan (naklen) rivayet ederken İşittim ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seltem), Veda Haccı'nda halkın susturulmasını istemiş, sonra şöyle buyurmuş: "Benden sora, birbirinin boynunu vuran kâfirler haline dönmeyin (veya, " birbirinin boynunu vuran kâfirler gibi olmayın!)"
77.BÂB—SAFA İLE MERVE ARASINDA SAY ETMEK HAKKINDA
1928. Bize Ca'fer b. Avn haber verip dedi ki, bize İsmail b. Ebi Halid rivayet edip dedi ki; ibn Ebi Evfa'yı şöyle derken işittim: "Rasulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem), Safa ile Merve arasında, biz kendisini, Mekke müşriklerinden birinin O'na bir taş ulaştırmasından (veya "atmasından") koruduğumuz bir halde sa'y etmişti."
78. BÂB—KIRAN (HACCI) HAKKINDA
1929. Bize Sehl b. Hammâd haber verip (dedi ki), bize Şu'be, el-Hakem'den, (O) Ali b. Hüseyin'den, (O da) Meryan ibnu'l-Hakem'den (naklen) rivayet etti ki, O (yani Mervan), Hz. Ali ile Hz. Osman'a Mekke ile Medine arasında tanık olmuştu. O sırada Hz. Osman (halkı) "mut'a" (haccmdan) menediyordu. Hz. Ali bunu görünce ikisi (yani hac ve umre) için birden niyet edip telbiye getirmiş ve "Hac ve Umre'ye birlikte niyetle lebbeyk!" demişti. Bunun üzerine (Hz. Osman); "Beni, bunu menederken görüyorsun. Sen yine onu yapıyorsun?" demiş, (Hz. Ali) de şöyle cevap vermişti: "Rasulullah'm (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sünnetini, insanlardan birinin sözüyle terkedecek değilim!"
1930. Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Huni ey d, Enes'ten rivayet etti ki, O, Hz. Peygamber1! (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); "Umre ve hac niyetiyle Lebbeyk!" buyururken işitmişti.
1931. Bize Saîd b. Amir, Habib ibnu'ş-Şehid'den, (O) Bekr b. Abdillah'tan, (O da) Enes'ten (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), o ikisine (yani umre ve hacca) birden niyet edip telbiye getirmişti. (Bekr b. Abdülah dedi ki): Sonra İbn Ömer'le karşılaştım ve O'na, Enes'in (bu) sözünü haber verdim de O; "(Hz. Peygamber) sadece hacca niyet edip telbiye getirmişti!" dedi. Bunun üzerine Enes'in yanına dönüp O'na, İbn Ömer'in sözünü haber verdim. O da şu karşılığı verdi: "Bizi çocuktan başka bir şey saymıyorlar!"
79. BÂB—NAMAZ VAKTİNİN DIŞINDA TAVAF YAPMAK
1932. Bize Âmr b. Avn rivayet edip (dedi ki), bize Süfyan b. Uyeyne, Ebu'z-Zübeyr'den, (O) Abdullah b. Babah'tan, (O da) Cübeyr b. Mut*im'den (naklen) rivayet etti ki, Hz. Peygamber
(Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş: "Abd-i Menafoğulları! Eğer size bu (devlet idaresi) işinden (bir görev) verilirse, gece veya gündüz, istediği saatte tavaf yapan veya namaz kılan hiç kimseyi (bunlardan) men etmeyin!"
80.BÂB—KABE'YE GÜNDÜZ GİRMEK HAKKINDA
1933. Bize Mussedded rivayet edip (dedi ki), bize Yahya b. Saîd rivayet edip (dedi ki), bize Ubeydullah rivayet edip (dedi ki), bana Nafî, İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem) (Veda Haccı'nı yapmak üzere Mekke'ye giderken) Zu Tuva'da gecelemiş, nihayet sabah olmuş, sonra Mekke'ye girmişti. İbn Ömer de bunu (böyle) yapardı.
81. BAB—(HACI) MEKKE'YE HANGİ YOLDAN GİRER?
1934. Bize Abdullah b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Ukbe b. Halici, Ubeydullah'tan rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Nafi', İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye, üst dağ yolundan girer, (oradan) alt dağ yolundan çıkarmış.
82.BÂB—(HAC YAPACAK OLAN) KİMSE NE ZAMAN YÜKSEK SESLE TELBİYE GETİRMEYE (BAŞLAR?)
1935. Bize Abdullah b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Ukbe b. Halid, Ubeydullah'tan, (O) Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağını (devesinin) üzengisine sokunca ve devesi tam doğrulunca Zu'1-Huleyfe Mescidi'nden yüksek sesle telbiye getirmeye (başlamıştı)."
83. BAB—İHRAMLI, GÖZLERİNDEN RAHATSIZ OLDUĞUNDA / NE YAPAR?
1936. Bize Osman b. Muhammed b. Ebi Şeybe ve Mu-hammed b. Alımed b. Ebi Halef haber verip dediler ki, bize Sufyan, Eyyub b. Musa'dan, (O) Nubeyh b. Vehb'dqp, (O) Ebân b. Osman'dan, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki, Hz.Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihramlı hakkında şöyle buyurdu: "(İhramlı) gözlerinden rahatsız olduğunda onlara sabır otu Özsuyu süre(büi)r"
84. BAB—KİŞİ TAVAFTAN SONRA NEREDE NAMAZ KILAR?
1937. Bize Haşim ibnu'l-Kasım haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Amr b. Dinar'dan rivayet etti ki, O şöyle demiş: Ben İbn Ömer'i, şöyle derken işittim: "Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Veda Haccında) gelip Kabeyi tavaf etmiş ve Makam-ı (İbrahim'in) yanında iki rekât namaz kılmış, sonra da Safa'ya dönmüştü." Şu'be demiş ki; bana Eyyub da, Amr b. Dinar'dan, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki, O; "Sünnet olan budur!" demiştir.
85.BÂB—VEDA TAVAFI HAKKINDA
1938. Bize Muhammed b. Yusuf, İbn Uyeyne'den, (O) Süleyman el-Ahve'den, (O) Tâvûs'tan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: (Eskiden) halk, (haccin sonunda hemen) etrafa dağılırlardı. Bunun için Rasulullah (Saltallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu: "Hiçkimse, son işi Kabe'ye (Veda Tavafı yapmak) olmadıkça sakın ayrılmasın!"
1939. Bize Müslim b. İbrahim haber verip (dedi ki), bize
Vu-heyb rivayet edip (dedi ki), bize İbn Tâvâs,
babasından, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi:
"Hayızlıkadının, ifâda (ziyaret) tavan yaptığında, (veda tavafı yapmadan
Mekke'den) ayrılmasına izin ("ruhsat") verildi." (Tâvûs, aynı senede göre) sözüne şöyle devam etmiştir: Önceki
sene İbn Ömer'i; "(hayızlı kadın, veda tavan yapmadan) ayrılmaz!"
(derken) işitmiştim. Sonra O'nu, şöyle derken işittim: "O ayrılır. Çünkü
Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara izin ("ruhsat"
vermiştir!
1940. Bize Abdullah b. Salih, şöyle diyerek haber verdi: Bana el-Leys rivayet edip (dedi ki), bana Ukayl, İbn Şihâb'dan rivayet etti ki, O şöyle demiş: Bana Tâvûs el-Ye mâni haber verdi ki, O; Abdullah b. Ömer'i, kendisine; kadınların, bayramın birinci günü ifâda (ziyaret) tavafını yaptıkları halde (daha sonra) hayız olduklarında (Mekke'den) ayrılmadan önce Kabe'ye (veda) tavafi yapmalarına engel olunması (meselesi) sorulurken işitmiş de O, (buna cevap olarak) şöyle demiş: "Muhakkak ki Aişe, (bu konuda) kadınlara tanınan bir kolaylıktan ("ruhsaf'tan) bahsederdi." Bu (soru-cevap Hadisesi), Abdullah b. Ömer'in ölümünden bir yıl önce olmuştu.
86. BAB—BELDESİNDE MUKÎM OLDUĞU HALDE HEDY'İNİ (MEKKE'YE) GÖNDEREN KİMSE HAKKINDA
1941. Bize Ya'lâ haber verip (dedi ki), bize İsmail -yani İbn Ebi Halid-, Amir'den, (O da) Mesrûk'tan (naklen) rivayet etti ki; O, Hz. Aişe'ye (şöyle) demiş: "Mü'minlerin annesi! Doğrusu bazı insanlar hedy'ini bir adamla (Mekke'ye) gönderiyor ve "şu şu yere ulaştığında onun boynuna (kurbanlık alâmeti olarak) bir gerdanlık tak" diyor, (adam) bu yere ulaştığında da o, hacılar ihamdan çıkıncaya kadar "ihramlı" olarak kalıyor, (buna ne buyurursunuz?)" (Mesrûk) sözüne şöyle devam etmiş: O zaman ben O'nun, perde arkasından el çırpışını duydum. Sonra şöyle dedi: "Andolsun ki ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İçin, (hedy'lerine takacağı) gerdanlıklar bükerdim. Sonra o hedylerini Kabe'ye gönderirdi. (Fakat) kendisine, hacılar dönünceye kadar, adama hanımından helâl olan şeylerden hiçbiri haram olmazdı!"
1942. Bize el-Hakem b. Nafi' haber verip (dedi ki), bize Şuayb, ez-Zühri'den haber verdi ki, O şöyle demiş: Bana Urve ibnu'z-Zübeyr ile Anara bint Abdirrahman haber verdiler ki, Hz. Aişe şöyle dedi:"Ben Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hedylerinin (kurbanlık alâmeti olan) gerdanlıklarım bükerdim de, O, hedylerini gerdanlıkları takılmış olarak gönderir, kendisi ise Medine'de kalır ve hedy'leri (Mekke'de) kesilinceye kadar hiçbir şeyden uzaklaşmazdı."
87.BÂB—MİNA'DA BİNA YAPMANIN MEKRUHLUĞU
1943. Bize İshak haber verip (dedi ki), bize Veki rivayet edip (dedi ki), bize İsrail, İbrahim b. Muhacir'den, (O) Yusuf b. Mahek'ten, (O) kendisini hayırla yadettiği annesi Mu-seyke'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: "Ya Rasulullah, senin için Mina'da, seni gölgelendirecek bir bina yapalım mı?" demiştim de, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu: "Hayır. Mina, (oraya) Önce varanların deve çökertme yeridir!"
88. BAB—MEKKE'YE NE HAC, NE DE UMRE İHRAMI OLMAKSIZIN GİRMEK HAKKINDA
1944. Bize Abdullah b. Halid haber verip (dedi ki), bize Malik b. Enes, îbn Şihâb'dan, (O da) Ene s b. Malik'ten (naklen) rivayet etti ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye fetih yılı, başında miğfer olduğu halde girmişti. Sonra onu (başından) çıkardığında bir adam yanma gelip; "ya Rasulullah! Bakın, şu İbn Hatal! Kabe'nin örtülerine tutunmuş. (Onu ne yapalım?)" demiş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de; "Onu öldürün!" buyurmuştu.
Abdullah b. Halid demiştir ki; Malik'ten kıraat yoluyla ise, O'nun şöyle dediği nakledildi: İbn Şihâb dedi ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o gün ihramlı da değilmiş.
1945. Bize İsmail b. Ebân haber verip (dedi ki), bize Mu-aviye b. Ammar ed-Duhni, Ebu'z-Zübeyr'den, (O da) Cabir'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'yi fethettiğinde oraya, başında siyah biı sarık var iken, ihramsız olarak girmişti. İsmail dedi ki, (Muaviye) bu (Hadisi), babasıyla birlikte olan Ebu'z-Zübeyr'den işitmişti.
89.BÂB—KASABA, KURBANLARDAN HİÇBİR ŞEY VERİLMEZ
1946. Bize Musedded rivayet edip (dedi ki), bize Yahya, İbn Cüreyc'den rivayet etti ki, O şöyle demiş: Bana el-Hasan b. Müslim ile Abdulkerim el-Cezeri haber verdiler ki, Mücahid onlara haber vermiş ki, Abdurrahman b. Ebi Leyla kendisine haber vermiş ki, Hz. Ali O'na haber vermiş ki, Rasulullah (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine, O'nun kurbanlık develerinin ("bedene'lerinin) başında durmasını ve "bedene"lerinden, kasaplıkları için hiçbir şey vermeyerek onların tamamını; etlerini, derilerini, çullarını dağıtmasını emretmişti.
90.BÂB—SIRTLAN (AVLAMANIN) CEZASI HAKKINDA
1947. Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Cerir b. Hazım rivayet edip dedi ki, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'i, Ab-durrahman b. Ebi Amir'den, (O da) Cabir'den (naklen anlatırken) işittim ki, (Cabir) şöyle demiş: Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sırtlan sorulmuştu da O; "(Sırtlan) bir av hayvanıdır, îhramlı kimse onu avladığında, onun için bir koç (kurban etmesi gerekir)" demişti.
1948. Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den, (O) Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, (O da) Abdurrahman b. Abdillah b. Ebi Ammar'dan (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Cabir b. Ab-dillah'a; "sırtlan (etini) yiyebilir miyim?" diye sordum. "Evet" dedi. "O, av hayvanı mıdır?" dedim. "Evet" dedi. "Bunu Rasulullah'tan (Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem) mı duydun?" dedim. "Evet" dedi. Ebu Muhammed (ed-Darimi'ye); "sırtlan hakkında ne dersin, onun (etini) yer misin?" denildi. O da; "ben onun (etini) yemeği kerih görüyorum" dedi.
91.BAB—MİNA GECELERİNDE BİR SEBEPTEN DOLAYI MEKKE'DE GECELEYEN KİMSE HAKKINDA
1949. Bize Abdullah b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Ebu Usame, Ubeydullah'tan, (O) Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki; el-Abbas b. Abdilmuttalib, (hacılara zemzem) suyu dağıtma işinden dolayı Mina geceleri Mekke'de gecelemesi için Rasulullah'tan {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) izin istemiş, (Hz. Peygamber) de O'na izin vermişti.
1950. Bize Saîd ibnu'l-Muğîre, İsa b. Yunus'tan, (O da) Ubey-dullah b. Ömer'den (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.
İslami Okul Okulların En Önemlisi