KUDÂT (= KADILAR) İN DURUMLARININ ANLATILDIĞI BÂB - Hakimler - Mace
ADAM KOMŞUSUNUN DUVARININ ÜZERİNE AĞAÇ (TAN HATtL BAŞINI) KOYABİLİR BABI
ADAMIN GÖRGÜ TANIKLIĞI VARDIR DA İLGİLİ KİŞİ BU DURUMU BİLMEZ
ALIM SATIMDA ALDATILMAKLA MÂLINI ZARARA SOKAN KİMSEYİ MALINDA TASARRUF ETMEKTEN MENİTME BABI
BİR MAL KOPARMAK İÇİN YALAN YERE YEMİN EDENİN (VEBALİNİ BEYÂN EDEN HADÎSLER)
BİR ŞÂHİD VE YEMİN İLE HÜKMETME
ÇOCUĞU (BİRÎBİRÎNDEN AYRILAN) BABA VEANASINDAN DİLEDİĞİNİ SEÇMEKTE SERBESTBIRAKMAK
EHLİ KİTÂB (YÂNİ HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER) E ETTİRİLEN YEMİN (ŞEKLİNİN BEYÂNI)
EHLİ KİTABIN BİRBİRLERİ ALEYHİNDE ŞÂHİDLİK ETMELERİ
HALÂS'I (SATILAN MALI KURTARMAYI)ŞART KILAN SATICI (NIN SATIŞ AKDi HÜKMÜNÜN BEYÂNI) BABI
İKÎ ADAM BİR HUSS <= SAZLIKTAN YAPILAN KULÜBE) NİN MÜLKİYETİNİ İDDİA EDENLER
KAİFLER ( = ÎZ TÂKÎBİ MÜTEHASSISLARI)
KOMŞUSUNA ZARAR VEREN BİR ŞEYİ KENDİ MÜLKÜNDE İNŞÂ EDEN ADAMIN BABI
KUDÂT (= KADILAR) İN DURUMLARININ ANLATILDIĞI
ŞÂHİDLİK ETMESİ TALEB EDİLMEYEN BİR KİMSENİN ŞÂHİDLİK ETMESİNİN YASAKLIĞI BABI
YOL (GENlŞtlGt) MÎKDARI HAKKINDA İHTfcjfcF ETTÖCLEIÜ ZAMAN (VERİLECEK HÜKMÜN BEY AHİ) BABI
KUDÂT (= KADILAR) İN DURUMLARININ ANLATILDIĞI
2308) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den rivayet
edildiğine göre: Peygamber (Sdlallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
-İnsanlar arasında kadı (yâni hükmedici) kılınan
kimse, bıçak sız boğazlanmış olur.»"
2309) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâkü anhyden rivayet edildiğine
göre: Resuluİlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«(Halk arasında) hâkimlik etmeyi taleb
2310) "... Ali (bin Ebî Tâlib) (Radtyallâhü ank)'dtn;
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) beni Yemen'e (kadı olarak)
gönderdi. (
Yâ Resûlallah!
«Allahımt Bunun kalbine (hakkaniyetle hüküm etmek) hidâyetini ver ve
dilini (doğru sözlülük üzerine) sabit kıl» buyurdu. Ali demiştir
ki:
Bu duadan sonra iki kişi arasında hüküm vermek hususunda hiç bir
tereddüd duymadım."
2311) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîent) şöyle
buyurdu, demiştir:
-İnsanlar arasında hüküm
2312) "... Abdullah bin Ebî Evfâ (Radtyallâhü anhümöJ'dan rivayet edildiğine
göre: Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Hâkim zulüm etmedikçe, şüphesiz Allah onunla beraberdir. Hakim zulüm edince Allah onu kendi nefsi ile (başbaşa)
bırakır. (Yâni ona yardımcı
olmaz.)"
2313) "... Abdullah bin Amr (bin el-Âs) (Radtydlâkü onkümâydan rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu. demiştir:
«Allah'ın laneti rüşvet verenin ve rüşvet alanın
üzerindedir (veya üzerinde olsun.)»"
2314) "... Amr bin el-Âs (Radıyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)' den işittim, buyurdu ki t
«Hâkim, hüküm vereceği zaman ictihâd edip (yâni olanca gücüyle hakkı
arayıp) isabetli karar verince iki sevab kazanır (ictihâd ve isabetli
hüküm sevab lan). Hükmedeceği zaman ictihâd edip (yani olanca gücüyle
hakkı arayıp) hatalı hüküm verince ona bir sevab vardır
(îctihad sevabı.)»
(Kavi) Yezîd demiştir ki Ben bu hadisi Ebû Bektr bra
Asır Mn Kazma naklettim. Kendisi dedi ki: Bana Ebü Setenj, Bfan
Httaeyn (Radıyalâhü anh) 'den bu hadîsi naklettirin şekilde rivayet
««ti."
2315) "... Ebü Hâsım (Radtyaüâhü ank)'âen rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir:
(Abdullah) bin Büreyde'nin, babası (Büreyde bin el-Husayb)
(Radıyallâhü anhüm)'den merfû olarak rivayet ettiği Resulullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in ı
«Hâkimler üçe ayrılır. îkisi ateş (yâni
cehennem) dedir. Birisi de cennettedir. Hakkı
bilip bununla hükmeden adam cennettedir. Hakkı
bilmediği halde insanlara hâkimlik
2316) "... Ebû Bekre (Radtyaüâhü animden rivayet eâiküğfes güre;
R«-sûlullah (Saİlallakü Aleyhi ve Sellem) :
Hâkim sinirli bir halde iken iki kimse arastada bükten (etmesin)
buyurdu.
Hişâm'ın rivayetinde hadîsin metni şöyledir »
Sinirli bir halde iken Hâkim'İn iki kimse arasında hflküm si münâsib
olmaz."
2317) "... (Mü'minlerin analarından) Ümmü
Seleme (Radıyallâhü an-an rivayet
edildiğine göre Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Selletn), şöyle
buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz siz dâvalarınızı bana getiriyorsunuz. Ben ancak bir beşerim (Allah bildirmedikçe gaybı
bilemem). Bâzınızın meramını
bâzınızdan daha iyi anlatması umulur. Ben
şüphesiz sizden işittiğim sözlerinize göre aranızda
hükmederim. Artık kimin lehinde kardeşi (yâni hasmı) nın hakkından bir şeye hükmedersem sakın
o kimse (aslında hakkı olmayan) o şeyi (kardeşinden)
almasın. Çünkü ben o kimse için ateşten bir parça
kesmiş olurum. O kimse o parçayı kıyamet günü getirir.»11
2318) "... Ebû Hüreyre {Radıyallâhü anh)Jden
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sali alla kü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Ben ancak bir beşerim (Her gaybı bilemem). Bazınızın
ifadesi bagınızmkinden daha iyi olması umulur. Bu
itibarla, ben kimin lehinde kardeşi (yâni hasmı) nın
baklandan bir parça kesersem. Şüphesiz o kimseye ateşten bir parça
kesmiş olurum.»"
2319) "... Ebû Zer(-i Gifâri) (Radıyallâhü
anft)'den rivayet edildiğine göre; kendisi Resûl-i Ekrem (SaUoHaİM
Aleyhi ve Selient)'den çunu buyururken işîtnugtir:
-
«Kim, hakkı olmayan bir şeyi iddia ederse bizden değildir ve
ateşten oturağını (cehennemdeki yerini) hazırlasın.*"
2320) ''... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'ûan rivayet
edildiğine göre; Resulullah (Sailallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim, haksız bir mücâdele (ve dâvaya) yardım eder (veya zulü-me
yardım eder) ise (bundan tevbe ©dip) vazgeçinceye kadar dâima
Allah'ın gazabı altındadır.-"
2321) '... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâkü anhümâyâsa rivayet edildiğine
göre: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
•
2322) "... El-Eş'as bin Kays (Radtyallâhü ankyâen;
Şöyle demiştir:
Benimle yahûdîlerden bir adam arasında bir arazî vardı. Ya-hûdi benim hakkımı inkâr etti. Ben onu Peygamber (SalIaBahü Aleyhi ve SellemJ'in huzuruna
götürdüm. Bunun üzerine ResûluBah
(Sallaîlahü Aleyhi ve Seîlem) bana i
«Senin şahidin var mı?» buyurdu. Ben t
Hayır, dedim. Bunun üzerine ResûM Ekrem yahûdî'ye:
«Yemin et» buyurdu. Ben i
Yemin ona düşünce o yemin eder ve
malımı götürür, dedim. Bunun Üzerine Allah sübhâneh:
Allah'ın ahdini vekendi yeminlerini az bir değerle
değişenlerin, işte onların âhirette hiç bir nasibi yoktur. Allah kıyamet günü onlara hitab (iltifat) etmeyecek» onlara
bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici
azab da onlar içindir.» (i) âyetini
indirdi."
BİR MAL KOPARMAK İÇİN YALAN YERE YEMİN
EDENİN (VEBALİNİ BEYÂN
2323) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü ankyâen
rivayet edildiğine göre; Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir:
Kim, müslüman bir adamın malım koparmak amacıyla bile bile
yalancı olarak bir şey üzerine yemin ederse Allah'ın
gazabına uğradığı bir halde O'nun huzuruna gider.»"
2324) ;... Ebû Ümâme el-Hârisî
(Radtyattâkû <m*>den rivayet edildiğine göre; kendisi Resûlullah
(SaUallahü Aleyhi ve. Settemyi şöyle buyururken işi t mistir:
«Müslüman Ur kimsenin hakkını yemin etmek suretiyle
kopa-«oıı Wç bir adam yoktur ki Allah ona cenneti haram
kılmasın v» oaa catwnaam ateşini vacib eylemesin.-
{Ebû Ümâme demiş kiJ bunun üzerine sahâbîlerden bir adam: Yâ
Resûlallah! Koparılan hak ve pek az bir şey
olsa bile (mi)? dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) :
«Erâk ağacından bir misvak bile olsa (yine böyledir.)- buyurdu.*'
2325) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü ankümâ)'dan
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem)
şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim, bir yeşil misvak için bile olsa benim şu minber'i m
yanında bile bile yalan yere yemin ederse, ateşten
oturağını hazırlasın.-"
2326) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü a»*;ıden
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir:
-Yaş bir misvak için bile olsa bu minber yanında bile bile yalan yere
yemin
EHLİ KİTÂB (YÂNİ HIRİSTİYAN VE
YAHUDİLER)
2327) "... Berâ bin Âzib (Radtyallâhü a»*)'den; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yahûdîlerin âlimlerinden bir
adamı (Abdullah bin Soriya'yı) çağırttı. Sonra
(kendisine) :
«Musa'ya Tevrat indiren (Allah) ile
2328) "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü anhümâyd&n;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki erkek
yahûdTye:
«Mûsâ (Aleyhisselâm) a Tevrat indiren Allah ile ikinize yemin ettiriyorum (veya
ikinize soruyorum),» buyurdu."
İKİ AYRI ADAM BİR MALIN KENDİSİNİN OLDUĞUNU
İDDİA EDERLER (YÂNİ BİRİSİ: BU MAL
BENİMDİR, DER. DİĞERİ: HAYIR SENİN
DEĞİL BENİMDİR, DER) VE
HİÇ BİRİSİNİN ŞAHİDİ YOKTUR, BABI
2329) "... Ebû Hüreyre
(Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre
şöyle demiştir:
İki adam (m her birisi) ayni hayvanın kendisinin (
2330) "... Ebû Mûsâ (el-Eş'arî) (Radtyallâhü ank)1den; Şöyle demiştir:
İki adam, dâvalarını Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
İntikal ettirdiler, aralarında bir hayvan (in mülkiyeti
ihtilâfı) var idi ve taraflardan hiç birisinin şahidi yoktu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
hayvanı taraflar arasında yanladı."
ÇALINMIŞ OLAN BİR MALINI, SATIN
ALAN BİR KİMSENİN ELİNDE BULAN
ADAM (İN HAKKINI BEYÂN
2331) "... Semûre bin Cundüb (RadtyaUâhü oftAJ'den rivayet edildiğine
göre; Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir:
Bir
MÂŞİYE (YÂNİ
KOYUN, KEÇÎ, SIĞIR VE DEVESÜRÜLERİ) NİN (EKİNLERE VE
BENZERLERİNE)VERDİĞİ ZARAR HAKKINDAKİ HÜKÜM BABI
2332) '•... (Haram) bin Muhayyısa el-Ensârî (Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir :
El-Berâ1 (bin ÂzibJ'in, ekinlere zarar vermeyi alışkanlık hâline
getiren bir devesi vardı. Bu deve bir kavmin bostanına girip zarar verdi. Sonra bu husus hakkında Resulü
Hah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile konuşuldu. Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellern) şu hükmü verdi:
Mallan (yâni bostan ve benzerleri) gündüz korumak, sahihlerine aittir. Hayvanların geceleyin verdiği zarar da hayvan sahihlerine
Ödettirilir.
... Haram bin Muhayyısa'dan rivayet edildiğine göre, el-Berâ, bin
Azib (Radıyallâhü anh), şöyle demiştir! El-Berâın ev halkının bir devesi (bir bostana) zarar verdi. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunun misli ile hükmetti
(Râvi, bundan önceki hadisin mislini rivayet etti.)"
2333) "... Benî Sûe kabilesinden bir adamdan rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben, Âişe (Radiyallâhü anhâ)'y»!
Bana, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huyundan haber
ver, dedim. Âişe (Radiyallâhü anhâ), bana:
Sen Kur'an-ı Kerim* Ve şüphesiz sen
(Yâ Muhammed) yüce ahlâk sahibisin (3) okumuyor musun? dedi.
Âişe (sözüne devamla) dedi ki:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ, ashabı (arkadaşları)
ile beraber (benim odamda) idi. Ben O'nun için yemek
yaptım. (Kumam) Hafsa da O'nun için yemek
yaptı. Âişe dedi ki: Hafsa (yemeği hazırlamak
hususunda) beni geçti. Ben cariyeme
•. Git de Hafsa'nın çanağındaki
yemeği dök, dedim. Hafsa'nın cariyesi)
yemeği Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in önüne tam
koyacağı sırada benim cariyem ona yetişti ve (onun eline
vurarak) çanağı düşürdü. Çanak
kırıldı ve içindeki yemek de (deriden mamul sofra üzerinde)
yayıldı. Âişe dedi kii Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem), çanağın parçalarını birleştirdi ve deriden
mamul sofra üzerine dökülen yemeği topladı. Sonra
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) İle sahabîler o yemeği
yediler. Bundan sonra da Resûİ-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) benim çanağımı (içindeki yemekle beraber} gönderip
Hafsa'ya verdi ve t
«Kabınız yerine bir kab alınız ve içindeki yemeği (de)
yeyiniz» buyurdu. Âİse dedi ki: Ben Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in huzurunda işlediğim bu işin etkisini O'nun mübarek
yüzünde görmedim. (Yâni hiddetlenme izini görmedim.)"
2334) "... Enes bin Mâlik {Radtyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir kere) kadınlarından
birisi (yâni Âişe)nin yanında idi. Bu esnada,
müminlerin analarından (yâni Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in
kadınlarından) birisi, içinde yemek bulunan bir çanak gönderdi.
Âişe, yeMek getiren elçi (hizmetçi) nin eline
(bir taş parçası ile) vurdu. Çanak yere düşüp
kırıldı. Bunun üz&rine Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ikiye bölünen çanağın
parçalarını alıp birleştirdi. Sonra yemeği
toplayıp içine koymaya ve (sahabiier'e) : «Anana
kıskandı. Yeyiniz,- buyurmaya
başladı. Sahabîler yemeği yediler. Nihayet, Âişe evindeki (sağlam) çanağı getirdi.
Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu sağlam
çanağı (yemek getiren) elçiye (hizmetçiye) verdi
ve kırık çanağı bunu kıranın evinde
bıraktı."
ADAM KOMŞUSUNUN DUVARININ ÜZERİNE AĞAÇ (TAN HATtL
BAŞINI) KOYABİLİR BABI
2335) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sattallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurmuştur:
«Birinizin duvarının üzerine ağaç (tan hatil
başını) koyma* içta komşusu izin istediği zaman duvar
sahibi onu menetmesin.-
Ebû Hüreyre (Hadıyailâhü anh), bu hadîsi yanındakilere rivayet edince
onlar, (bunu garipsiyerek) başlarını eğdiler. Ebû Hürey-re onları (n bu vaziyetlerini) görünce i Ne oluyor
ki, ben sizi bu (sünnet) den yüz çevirir görüyorum. Vallahi ben
duvarın üzerine konulacak hatil başını, (sonra) sizin
omuzlarınızın araşma korum, dedi/*
2336) "... İkrime bin Seleme'den rivayet
edildiğine göre:
Belmüğire (Benü'l-Müğire)den iki kardeşten biri, evinin duvarının
üzerine başkasının hatil başlarını koydurmamaya,
köle azad-lamak üzere yemin etti. Sonra Mücemmi' bin Yezid ile Ensâr-İ
Kİ-râm'dan çok sayıda adam (Radıyallâhü anhüm), geldiler ve dediler
ki i Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve S eli e m) 'in:
«Sizden birisi, (evinin) duvarına, komşusunun ağaç (hatil
başını) koymasını engellemesin,» buyurduğuna
şehâdet ederiz. (Yemin eden kardeş) bunun
üzerine (diğerine) şöyle dedi =
Ey kardeşim! Senin lehinde ve benim aleyhimde hüküm
verilmiş oldu. Ben de (köle azadlamak üzere)
yemin ettim. Bu itibarla sen benim duvarımın
yanına bir direk koy ve batilini direğin Üzerine bırak (ki benim
yeminim bozulmasın.)"
2337) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâkü
anhümâydan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Herhangi biriniz, duvarının üzerine komşusunun ağaç (tan
ha-til başım) koymasını menetmesin.»"
YOL (GENlŞtlGt)
MÎKDARI HAKKINDA İHTfcjfcF ETTÖCLEIÜ ZAMAN (VERİLECEK HÜKMÜN BEY
AHİ) BABI
2338) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre Kesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir : «Yolu yedi zira (geniş)
ediniz.»"
2339) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâyâan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Yol (genişliği) hakkında ihtilâf ettiğiniz zaman, yolu
yedi zira (geniş) ediniz."
KOMŞUSUNA ZARAR VEREN BİR ŞEYİ KENDİ
MÜLKÜNDE İNŞÂ
2340) ... Ubâde bin es-Samit (Radtyallâhii
ank)'(\en rivayet edildiğine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), zarara sokmanın ve zarara
karşı intikam almanın yasak lığına
hükmetmiştir."
2341) "... (Abdullah) bin Abbâs (RadtyaUâkü
ankünıâ)'Ann rivayet edil-diğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Zarara sokmak ve zarara karşı intikam almak yoktur.»"
2342) "... Ebü Sırma (Radryattâkü anh)'<\en rivayet
edildiğine güre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
■Kim, (müslüman bir adama) zarar verirse Allah da onu zarara sokar ve kim
(müslüman bir adama) eziyet ederse Allah da o kimseyi incitir.*"
İKÎ ADAM BİR HUSS <= SAZLIKTAN YAPILAN
KULÜBE) NİN MÜLKİYETİNİ İDDİA EDENLER
2343) "... Câriye (bin
Zafer el-Hanefî) (Radtyallâkü w«A)'den;
Şöyle demiştir :
Bir kavim, aralarında bulunan ve sazlıktan mamul bir kulübenin
mülkiyeti hakkındaki ihtilâflarının halli için Peygamber (S ali
al lahü Aleyhi ve SellemVe müracaat ettiler. Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunlar arasında hüküm vermek için Huzeyfe
(Radıyallâhü anh)'ı gönderdi. Huzeyfe de
(gidip) evleri kulübe kamışları iplerinin
bağlı olduğu yere bitişik olanlar lehinde hükmetti (Yâni
kulübeyi onlara verdi). Huzeyfe Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) 'in yanına dönünce (durumu ve hükmü) O'na arzetti.
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de (Huzeyfe'ye) :
«İsabetli hüküm verdin ve iyi ettin, buyurdu.*" Not:
Zevâid'de : RâvI Nimran bin Câriye'yl İbn-i Hibbân sikalar
arasında anmış ve tbnü'l-Kattân da demiş ki : Onun hâli
meçhuldür, diye bilgi verilmiştir. Sindi de : Ben
derim ki : Âlimler, Dehsem bin Kurran'ı terketmişler ve tbn-İ
Hibbân, onu sikalar arasında anmakla âlimlerden
ayrılmıştır, der.
HALÂS'I (SATILAN
2344) "... Semûre bin Cündüb (Radtyallâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Bir mal iki ayrı adama satıldığı zaman, mal ilk
müşterinin hakkıdır.»
KUR'A iLE HÜKÜM VERMEK
2345) "... tmrân bin Husayn (Radtyallâhü anhyâen; Şöyle
demiştir:
(Ensârdan) bir adamın altı kölesi vardı. Ve bundan başka
2346) •'... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ankyden: Şöyle
demiştir:
İki adam bir malın satışı hakkında
nizâlaştılar (Yâni birisi mal benimdir, dedi. Diğeri de
hayır benimdir, dedi). Hiç birisinin şâhid-leri de
yoktu. Bunun üzerine Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sel-lem), onlara, yemin etmeye gönüllü olsunlar veya olmasınlar yemin
etmek üzere aralarında kur'a çekmelerini emretti."
2347) "... Âişe (Radıyaliâhü ankâ)'dan rivayet
edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir sefere çıkmak istediği
zaman kadınları arasında kur'a çekerdi, (ve kur'ayı
kazananı beraberinde götürürdü.)"
2348) "... Zeyd bin Erkam (6) (Radtyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir:
Ali bin Ebî Tâlib (Radıyallâhü anh) Yemen'de (kadı) iken, (câriye)
bir kadınla bir temizlik hâlinde cinsel ilişkide bulunan üç
erkeğin dâvası kendisine intikal ettirildi. (Bu üç
adamın her biri, kadından doğan çocuğun kendisinden
olduğunu iddia ediyordu.) Bunun üzerine Ali bunlardan iki
kişiye:
Çocuğun buna (yâni üçüncü erkeğe) ait olduğunu ikrar Cyâni
Hayır, diye cevab verdiler. Sonra Ali (bu üç kişiden) ikisine
i Çocuğun şuna (yâni diğer
adama) âit olduğunu ikrar (
Hayır, dediler. Artık Ali, bunlardan iki kişiye:
İkiniz çocuğun şuna (yâni diğer adama) âit olduğunu
ikrar ediyor musunuz? demeye başladı ve her
defasında adamlar:
Hayır, dediler. Bunun üzerine Ali bu üç adam arasmda kura çekti,
çocuğu kur'ayı kazanan adama ilhak eyledi (yâni çocuğun ona âit
olduğuna hükmetti) ve diyet (yâni cariyenin değerin) in üçte ikisini
bu adama yükledi . Sonra, Ali'nin
verdiği hüküm Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
anlatıldı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) o kadar gülümsedi ki mübarek dişleri görüldü."
KAİFLER ( = ÎZ
TÂKÎBİ MÜTEHASSISLARI)
2349) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'dan; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün sevinçli olarak ve şöyle
buyurarak odama girdi-.
Yâ Âişe! Bildin mi (yâni bilmiş ol ki) Mücezziz el-Müdlicî
(isimli kaif) yanıma geldi. Üsâme ve
(babası) Zeyd'İ »başlarını örtmüş, üzerlerinde
saçaklı bir örtü olduğu vaziyette (uyurken) ve ayakları
açık olarak gördü. (Kaif şöyle baktı) Sonra i Bu
ayakların bâzısı öbürlerinden olmuştur, dedi."
2350) "... (Ahdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâJ'dan; Şöyle demiştir :
Kureyşler kâhin bir kadının yanına varıp ona t
(İbrahim (Aleyhisselâm)'in ayak izinin bulunduğu bilinen
taşı işaretle) bu makam sahibine İz bakımından
hangimizin daha çok benzediğini bize söyle, dediler. Kadın da;
Suyun götürdüğü kum gibi yumuşak olan şu toprağın
Üzerine bir yaygı çekip üstünde (çıplak) ayakla yürürseniz size
(istediğiniz) haberi veririm, diye cevab verdi. (Ravî) demiştir ki:
Bunun üzerine Kureyşler bir yaygı yaydılar. Sonra
herkes yaygının üstünde yürüdü. Kadın, Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve SellemVin ayak izini gördü ve bunun üzerine O'na
İşaretle t
Bu, benzerlik yönünden Makam sahibine (yâni İbrahim Aleyhis-selâm'a) en
yakın olamnızdır, dedi. Bundan sonra Kureyşler yirmi yıl
veya Allah'ın dilediği kadar beklediler. Daha sonra Allah, Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i elçi
olarak gönderdi."
ÇOCUĞU (BİRÎBİRÎNDEN
AYRILAN) BABA VEANASINDAN
DİLEDİĞİNİ SEÇMEKTE SERBESTBIRAKMAK
2351) -.., Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), henüz erginlik çağına
varmamış bir oğlan çocuğu (ayrılan) babası ile
anasından dilediğini seçmek hususunda serbest bıraktı ve:
«Yâ ğulâm! Bu senin anandır, şu da senin babandır
(Bunlardan hangisini diliyorsan onun elinden tut,»
buyurdu. (Oğlan anasının elinden tuttu.
Anası da onu götürdü)."
2352) "... Abdü'l-Hamîd bin
Seleme'nin dedesinden rivayet edildiğine
(Boşanan) babası ile anası kendisini yanlarında tutmak hususunda
nizaa düşüp Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e
(dâvalarının halli için) müracaat ettiler. Baba ile
anadan birisi kâfir, diğeri de müslüman idi. Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), onu (bunlardan birisini seçmek hususunda) serbest
bıraktı. O da kâfir olana yöneldi. Bunun üzerine Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ailahım ona hidâyet ver.» diye duâ eyledi. Bu duâ
üzerine o, müslüman olana yöneldi. Resul-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de onu müslüman olana vermeye hükmetti."
2353) "... Amr bin Avf (el-Müzenî — 8—) (Radıyallâkü
anhyden; Şöyle demiştir:
Ben Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve ŞellemJ'den şöyle buyururken
işittim:
«Sulh, müslümanlar arasında caizdir. Meğer ki bir helali haram
.
ALIM SATIMDA ALDATILMAKLA MÂLINI ZARARA SOKAN KİMSEYİ
MALINDA TASARRUF ETMEKTEN MENİTME BABI
2354) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü ank)'âen
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken (kişisel
yararlarını koruma) açısından akıl ve görüşünde
zayıflık bulunan bir adam vardı ve alış veriş
ederdi. Onun aile ferdleri Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek:
Yâ Resûlallah! Onu malında tasarruf etmekten
menet, dediler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de
adamı çağırttı ve onu alım satım işinden
menetti. (Fakat) adam:
Yâ Resûlallah! Ben alım satımdan kendimi tutamam, dedi. Bunun üzerine
Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) adama şöyle buyurdu:
•O halde alım satım ettiğin zaman (muhatabına) : Bunu al
(veya, al ve ver) ve (İslâm dininde) aldatmak yoktur, de.»"
2355) "... Muhammed bin Yahya bin Habbân (Radtyallâkü
anhüm)'den; Şöyle demiştir :
O, benim dedem Münkız bin Amr'dır. (Bir savaşta) beynine kadar varan bir baş yarası almıştı
ve bu yara onun dilini kırmıştı
(ağır-laştırmıştı.) Kendisi
buna rağmen ticâreti bırakmazdı ve (alış verişte)
devamlı aldatıhrdı. (Bir gün) Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)*in yanına gelip durumunu O'na arzetti.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisine:
-Sen alış veriş ettiğin zaman •. (İslâm dininde) aldatmak yoktur, de. Sonra sen,
satın aldığın her maltı geri vermek) hususunda üç
geceye kadar muhayyersin. (Bu üç günlük süreden) sonra
nzan olursa
2356) ... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyailâhü anhyden; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adamın
satın aldığı meyvalara bir âfet geldi ve adam (ödeyemeyecek
mikdarda) çok borçlandı. Bun
«Bu adama sadaka veriniz,» buyurdu. Halk da ona
sadakalar verdi. Fakat verilen
sadaka da onun borcuna yetmedi. Bunun özerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
alacaklılara:
«Bulduğunuz (şu) mikdan alınız ve sizin için şu
mikdardan başka bir hak yoktur.» buyurdu."
2357) "... Câbir bin
Abdillah (Radtyallâhü anhümâ>'dan:
Şöyle de-. mistir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Mu âz. bin Cebeli
alacaklılarının elinden kurtardı. Sonra
onu Yemene âmil (vali) olarak atadı. Bunun üzerine Muâz şöyle
dedi: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (olan) malım
karşılığında beni
(alacaklılarımın elinden) kurtardı. Sonra
beni (Yemen'e) vali atadı."
2358) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'den rivayet
edildiğine göre. Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Selletn) şöyle
buyurdu, demiştir :«Malının aynisini
(yâni olduğu gibi), iflâs etmiş bir şahsın yanında
bulan bir kimse, o
2359) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sattallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle
buyurmuştur :
«Herhangi bir adam bir eşya satar, sonra iflâs etmiş durumda olan bir
adamın (yâni müşterisinin) yanında bu eşyaya aynisiyle
(yâni hiç değişmemiş olarak) yetişir ve eşyanın
bedelinden bir şey teslim almış değil ise, eşya o
adamın (hakkı) dır.
2360) "... Mcdîhe-i Münevvere kadısı (Ömer) bin Halde ez-Zurakî
(Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Biz iflas etmiş bir arkadaşımız (in elinde bulunan ve
bedelini Ödemediği bir mal) hakkında Ebû Hüreyre'nin yanına
gittik (O'na müracaat ettik). Ebû Hüreyre (Radıyallâhü
anh) söyle dedi.
Bu (mesele). Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in, hakkında şöyle hükmettiği (meselenin misli) dir*
Herhangi bir adam ölür veya iflâs ederse (bedelini ödemediği) eşya
sahibi, o eşyayı aynen (onun yanında) bulunca, kendi
eşyasını (diğer hak sâhibîerinden)
Öncelikle
2361) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir ;
«Herhangi bir kimse ölür de yanında (satın alıp bedelinin tamamını
ödemediği başka) bir adamın
ŞÂHİDLİK ETMESİ TALEB EDİLMEYEN
BİR KİMSENİN ŞÂHİDLİK ETMESİNİN
YASAKLIĞI BABI
2362) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü onAJ'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'e: (mü'min olan) insanların hangileri daha
hayırlıdır? diye soruldu. Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) :
«(En hayırlı insanlar) benim karn'ım (sahâbîlerim)dir. Sonra
onların hemen ardından gelen (Tabiî) lerdir. Sonra
bunların hemen ardından gelen (Tabiilerin Tabiî) leridir. Daha
sonra bir takım insanlar gelir ki onlardan birisinin şâhidliği
yeminini ve yemini şâhid-1 iğini geçer.»'1
2363) "... Câbir bin Semûre (RadıyaUâhü anh)'den:
Şöyle demiştir: Ömer bin el-Hattâb (RadıyaUâhü anh),
Câbiye (10) de bize bir hitabede bulundu ve şöyle söyledi: Ben
aranızda böyle ayakta durduğum gibi Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de aramızda ayağa
kalktı ve şöyle buyurdu ■■
■Benim ashabım, sonra onların hemen ardında gelen (Tabii)
ler ve sonra bunların ardında gelen (Tabiilerin Tâbü)Ieri(n
değerini takdir etmek) hakkında bana riâyet ediniz (yâni bana olan
hürmetinizi göz önünde bulundurup benim hatırım için onlara
saygılı olunuz). Daha sonra (ki kuşaklarda) yalancılık
o kadar yayılacak ki, adam, şâhidlik etmesi taleb edilmediği
halde şâhidlik edecek ve yemin etmesi teklif edilmediği halde yemin
edecektir.»"
ADAMIN GÖRGÜ TANIKLIĞI VARDIR DA İLGİLİ
KİŞİ BU DURUMU BİLMEZ
2364) "... Zeyd bin Hâlid el-Cühenî (Radıyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre; kendisi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyden,
şöyle buyururken işitmiştir:
«Şâhidlerin en hayırlısı, şâhidlik etmesi taleb
edilmeden önce tanıklık görevini ifâ edendir.»"
BORÇLARI ŞÂHİDLENDİRMEK
2365) "... Ebû Saîd-i
Hudrî (Radtylalâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre kendisi:
(Ey îman edenler birbirinize belirli bir süre için
borçlandığınız zaman) âyetini okudu ve nihayet — (
2366Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-ıj'den rivayet edildiğine göre;
Reaûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Seüem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Hâin erkeğin, hâin kadının, İslâmiyet'te had cezasına
çarptırılmış olan kimsenin şâhidiiği ve kin ile
husûmet sahibinin, husûmet beslediği kişi aleyhinde şâhidlik
etmesi caiz değildir."
2367) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)7dtn rivayet edildiğine göre, kendisi Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellemyden şu hadîsi işitmiştir:
«Bir bedevinin bir köy sahibi aleyhinde şâhidliği caiz
değildir.»"
BİR ŞÂHİD VE YEMİN İLE HÜKMETME
2368) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) bir şâhidle beraber (davacının) yemini ile (dâvanın sübûtüne)
hükmetmiştir."
2369) "... Câbir (Radıyallâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre:
Peygamber CSallallahü Aleyhi ve Sellem) bir
şâhidle beraber (davacının) yemini ile (dâvanın
sübûtuna) hükmetmiştir."
2370) '... (Abdullah) bin Abbas (Radtyallâhü
onhümâ)'d<m; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir şâhid ve
(davacı) mn) yemini ile hükmetti."
2371) "... Sürrak (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir erkeğin
şâhidliğini ve talibin (yâni davacının) yeminini geçerli
saydı."
YALAN ŞÂHİDLİK BABI
2372) "... Hureym bin Fâtik el-Esedî (Radtyallâhü ankyden:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün) sabah namazını kıldı.
Sonra (namazdan) dönünce ayakta durdu ve üç kez:
«Yalan yere şâhidlik etmek (günahlığı hususunda) Allah'a
ortak koşmaya denk kılınmıştır,» buyurdu. Sonra
şu âyeti okudu ı
(Ve Allah'a ortak koşmaksızm O'na yönelerek yalan yere şâhidlik
etmekten çekinin.)"
2373) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü anhümâ)7dan
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Allah yalancı şâhid için (cehennem) ateşi vâcib
kılmadıkça onun ayaklan (yerinden) aynlamıyacaktir."
EHLİ KİTABIN BİRBİRLERİ ALEYHİNDE
ŞÂHİDLİK ETMELERİ
2374) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü c«A«mâ)'dan
rivayet edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Kitab ehlinin birbirleri aleyhinde
şâhidlik etmelerini caiz kılmıştır."
İslami Okul Okulların En Önemlisi