Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

KUDÂT (= KADILAR) İN DURUMLARININ ANLATILDIĞI BÂB - Hakimler - Mace

 ADAM KOMŞUSUNUN DUVARININ ÜZERİNE AĞAÇ (TAN HATtL BAŞINI)  KOYABİLİR BABI  9

ADAMIN GÖRGÜ TANIKLIĞI VARDIR DA İLGİLİ KİŞİ BU DURUMU BİLMEZ  17

ALIM SATIMDA ALDATILMAKLA MÂLINI ZARARA SOKAN KİMSEYİ MALINDA TASARRUF ETMEKTEN MENİTME BABI. 14

BİR MAL KOPARMAK İÇİN YALAN YERE YEMİN EDENİN  (VEBALİNİ BEYÂN EDEN HADÎSLER) 5

BİR ŞÂHİD VE YEMİN İLE HÜKMETME.. 18

BORÇLARI ŞÂHİDLENDİRMEK.. 17

ÇOCUĞU   (BİRÎBİRÎNDEN  AYRILAN)   BABA VEANASINDAN DİLEDİĞİNİ SEÇMEKTE SERBESTBIRAKMAK.. 13

EHLİ KİTÂB (YÂNİ HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER) E ETTİRİLEN YEMİN (ŞEKLİNİN BEYÂNI) 6

EHLİ KİTABIN BİRBİRLERİ ALEYHİNDE ŞÂHİDLİK ETMELERİ. 19

HALÂS'I  (SATILAN MALI KURTARMAYI)ŞART KILAN SATICI (NIN SATIŞ AKDi HÜKMÜNÜN BEYÂNI) BABI. 11

İKÎ ADAM BİR HUSS   <= SAZLIKTAN YAPILAN KULÜBE) NİN MÜLKİYETİNİ İDDİA EDENLER   10

KAİFLER   ( = ÎZ TÂKÎBİ MÜTEHASSISLARI) 12

KOMŞUSUNA ZARAR VEREN BİR ŞEYİ KENDİ MÜLKÜNDE İNŞÂ EDEN ADAMIN BABI  10

KUDÂT (= KADILAR) İN DURUMLARININ ANLATILDIĞI. 1

KUR'A iLE HÜKÜM VERMEK.. 11

MÂŞİYE  (YÂNİ KOYUN, KEÇÎ, SIĞIR VE DEVESÜRÜLERİ) NİN  (EKİNLERE VE BENZERLERİNE)VERDİĞİ ZARAR HAKKINDAKİ HÜKÜM BABI. 7

ŞÂHİDLİK ETMESİ TALEB EDİLMEYEN BİR KİMSENİN ŞÂHİDLİK ETMESİNİN YASAKLIĞI BABI. 16

YOL  (GENlŞtlGt)  MÎKDARI HAKKINDA İHTfcjfcF ETTÖCLEIÜ ZAMAN (VERİLECEK HÜKMÜN BEY AHİ) BABI. 10

 

KUDÂT (= KADILAR) İN DURUMLARININ ANLATILDIĞI

2308)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sdlallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
-İnsanlar arasında kadı (yâni hükmedici)  kılınan kimse, bıçak sız boğazlanmış olur.»"

2309) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâkü anhyden rivayet edildiğine göre: Resuluİlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«(Halk arasında) hâkimlik etmeyi taleb eden kimse kendi nefsi ile başbaşa bırakılır (Allah tarafından kendisine yardım edilmez). Kim de buna icbar edilirse (yâni isteği dışında bu göreve atanırsa) bir melek ona iner ve onu doğru yola yöneltir.»"

2310)    "... Ali (bin Ebî Tâlib) (Radtyallâhü ank)'dtn; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) beni Yemen'e (kadı olarak) gönderdi. (Beni göndereceği zaman) Ben t
Yâ Resûlallah! Beni gönderiyorsun. Halbuki ben (tecrübesiz) bir gencim, onlar arasında hükümler vereceğim, hüküm nedir, bilmem? dedim. Ali demiştir ki: Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhive Sellem), mübarek elini göğsüme vurdu, sonra:
«Allahımt Bunun kalbine (hakkaniyetle hüküm etmek) hidâyetini ver ve dilini (doğru sözlülük üzerine) sabit kıl» buyurdu. Ali demiştir ki:
Bu duadan sonra iki kişi arasında hüküm vermek hususunda hiç bir tereddüd duymadım."

2311) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîent) şöyle buyurdu, demiştir:
-İnsanlar arasında hüküm eden her hâkim kıyamet gönü geldiğinde bir melek onun ensesinden tutar. Sonra melek başını semâya kaldırır. Eğer (meleğe) : Onu at, diyen olursa melek, onu (cehennemin) öyle derin bir çukuruna atar ki kırk yılda o çukurun dibine varabilir.»"

2312) "... Abdullah bin Ebî Evfâ (Radtyallâhü anhümöJ'dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Hâkim zulüm etmedikçe, şüphesiz Allah onunla beraberdir. Hakim zulüm edince Allah onu kendi nefsi ile (başbaşa) bırakır. (Yâni ona yardımcı olmaz.)"

2313) "... Abdullah bin Amr (bin el-Âs) (Radtydlâkü onkümâydan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir:
«Allah'ın laneti rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerindedir (veya üzerinde olsun.)»"

2314)    "... Amr bin el-Âs (Radıyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)' den işittim, buyurdu ki t
«Hâkim, hüküm vereceği zaman ictihâd edip (yâni olanca gücüyle hakkı arayıp) isabetli karar verince iki sevab kazanır (ictihâd ve isabetli hüküm sevab lan). Hükmedeceği zaman ictihâd edip (yani olanca gücüyle hakkı arayıp) hatalı hüküm verince ona bir sevab vardır (îctihad sevabı.)»
(Kavi) Yezîd demiştir ki Ben bu hadisi Ebû Bektr bra Asır Mn Kazma naklettim. Kendisi dedi ki: Bana Ebü Setenj, Bfan Httaeyn (Radıyalâhü anh) 'den bu hadîsi naklettirin şekilde rivayet ««ti."

2315) "... Ebü Hâsım (Radtyaüâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Abdullah) bin Büreyde'nin, babası (Büreyde bin el-Husayb) (Radıyallâhü anhüm)'den merfû olarak rivayet ettiği Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in ı
«Hâkimler üçe ayrılır. îkisi ateş (yâni cehennem) dedir. Birisi de cennettedir. Hakkı bilip bununla hükmeden adam cennettedir. Hakkı bilmediği halde insanlara hâkimlik eden adam ateştedir. Hükmünde zulüm eden (yâni hakkı bildiği halde bâtıl ile hükmeden) adam da ateştedir» hadîsi olmasaydı biz diyecektik ki: Hâkim içti-had ettiği zaman şüphesiz cennet'tedir."

2316) "... Ebû Bekre (Radtyaüâhü animden rivayet eâiküğfes güre; R«-sûlullah (Saİlallakü Aleyhi ve Sellem) :
Hâkim sinirli bir halde iken iki kimse   arastada bükten (etmesin) buyurdu.
Hişâm'ın rivayetinde hadîsin metni şöyledir » Sinirli bir halde iken Hâkim'İn iki kimse arasında hflküm si münâsib olmaz."

2317)    "... (Mü'minlerin analarından)   Ümmü Seleme  (Radıyallâhü an-an rivayet edildiğine göre Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Selletn), şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz siz dâvalarınızı bana getiriyorsunuz. Ben ancak bir beşerim (Allah bildirmedikçe gaybı bilemem). Bâzınızın meramını bâzınızdan daha iyi anlatması umulur. Ben şüphesiz sizden işittiğim sözlerinize göre aranızda hükmederim. Artık kimin lehinde kardeşi (yâni hasmı) nın hakkından bir şeye hükmedersem sakın o kimse (aslında hakkı olmayan) o şeyi (kardeşinden) almasın. Çünkü ben o kimse için ateşten bir parça kesmiş olurum. O kimse o parçayı kıyamet günü getirir.»11

2318) "... Ebû Hüreyre {Radıyallâhü anh)Jden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sali alla kü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Ben ancak bir beşerim (Her gaybı bilemem). Bazınızın ifadesi bagınızmkinden daha iyi olması umulur. Bu itibarla, ben kimin lehinde kardeşi (yâni hasmı) nın baklandan bir parça kesersem. Şüphesiz o kimseye ateşten bir parça kesmiş olurum.»"

2319) "... Ebû Zer(-i Gifâri) (Radıyallâhü anft)'den rivayet edildiğine göre; kendisi Resûl-i Ekrem (SaUoHaİM Aleyhi ve Selient)'den çunu buyururken işîtnugtir:                                  -
«Kim, hakkı olmayan bir şeyi iddia ederse bizden değildir ve ateşten oturağını (cehennemdeki yerini) hazırlasın.*"

2320) ''... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'ûan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sailallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim, haksız bir mücâdele (ve dâvaya) yardım eder (veya zulü-me yardım eder) ise (bundan tevbe ©dip) vazgeçinceye kadar dâima Allah'ın gazabı altındadır.-"

2321) '... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâkü anhümâyâsa rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
•Eğer İnsanlara (şâhidsiz ve sırf) iddialarıyla (hak) verilmiş ol-saydı bâza insanlar, bâzı adamların kanlarını ve mallarım dâva ede-cc&ierdi. Lâkin yemin dâvâlıya düşer."

2322)    "... El-Eş'as bin Kays (Radtyallâhü ankyâen; Şöyle demiştir:
Benimle yahûdîlerden bir adam arasında bir arazî vardı. Ya-hûdi benim hakkımı inkâr etti. Ben onu Peygamber (SalIaBahü Aleyhi ve SellemJ'in huzuruna götürdüm.    Bunun üzerine ResûluBah
(Sallaîlahü Aleyhi ve Seîlem) bana i
«Senin şahidin var mı?» buyurdu. Ben t
Hayır, dedim. Bunun üzerine ResûM Ekrem yahûdî'ye:
«Yemin et» buyurdu. Ben i
Yemin ona düşünce o yemin eder ve malımı götürür, dedim. Bunun Üzerine Allah sübhâneh:
Allah'ın ahdini vekendi yeminlerini az bir değerle değişenlerin, işte onların âhirette hiç bir nasibi yoktur. Allah kıyamet günü onlara hitab (iltifat) etmeyecek» onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab da onlar içindir.» (i) âyetini indirdi."


 

BİR MAL KOPARMAK İÇİN YALAN YERE YEMİN EDENİN  (VEBALİNİ BEYÂN EDEN HADÎSLER)

2323)    "... Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü ankyâen rivayet edildiğine göre; Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
Kim, müslüman bir adamın malım koparmak amacıyla bile bile yalancı olarak bir şey üzerine yemin ederse Allah'ın gazabına uğradığı bir halde O'nun huzuruna gider.»"

2324) ;... Ebû Ümâme el-Hârisî (Radtyattâkû <m*>den rivayet edildiğine göre; kendisi Resûlullah (SaUallahü Aleyhi ve. Settemyi şöyle buyururken işi t mistir:
«Müslüman Ur kimsenin hakkını yemin etmek suretiyle kopa-«oıı Wç bir adam yoktur ki Allah ona cenneti haram kılmasın v» oaa catwnaam ateşini vacib eylemesin.-
{Ebû Ümâme demiş kiJ  bunun üzerine sahâbîlerden bir adam: Yâ Resûlallah! Koparılan hak ve pek az bir şey olsa bile (mi)? dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Erâk ağacından bir misvak bile olsa (yine böyledir.)- buyurdu.*'

2325)    "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü ankümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim, bir yeşil misvak için bile olsa benim şu minber'i m yanında bile bile yalan yere yemin ederse, ateşten oturağını hazırlasın.-"

2326) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü a»*;ıden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
-Yaş bir misvak için bile olsa bu minber yanında bile bile yalan yere yemin eden hiç bir köle ve hiç bir câriye yoktur ki ona cehennem vacip olmasın.»"


 

EHLİ KİTÂB (YÂNİ HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER) E ETTİRİLEN YEMİN (ŞEKLİNİN BEYÂNI)

2327)    "... Berâ bin Âzib (Radtyallâhü a»*)'den; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yahûdîlerin âlimlerinden bir adamı (Abdullah bin Soriya'yı) çağırttı. Sonra (kendisine) :
«Musa'ya Tevrat indiren (Allah) ile sana yemin ettiriyorum (veya sana soruyorum),» buyurdu."

2328)    "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü anhümâyd&n; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki erkek yahûdTye:
«Mûsâ (Aleyhisselâm) a Tevrat indiren Allah ile ikinize yemin ettiriyorum (veya ikinize soruyorum),» buyurdu."

İKİ AYRI ADAM BİR MALIN KENDİSİNİN OLDUĞUNU İDDİA EDERLER (YÂNİ BİRİSİ: BU MAL BENİMDİR, DER. DİĞERİ: HAYIR SENİN DEĞİL BENİMDİR, DER)  VE HİÇ BİRİSİNİN ŞAHİDİ YOKTUR, BABI

2329)    "... Ebû  Hüreyre  (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre
şöyle demiştir:
İki adam (m her birisi) ayni hayvanın kendisinin (malı) olduğunu iddia ettiler. (Yâni birisi: Bu hayvan benimdir, dedi. Diğeri de: Hayır benimdir, dedi.) Aralarında şâhid de yoktu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yemin için kur'a etmelerini emretti."


2330)    "... Ebû Mûsâ (el-Eş'arî) (Radtyallâhü ank)1den; Şöyle demiştir:
İki adam, dâvalarını Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e İntikal ettirdiler, aralarında bir hayvan (in mülkiyeti ihtilâfı) var idi ve taraflardan hiç birisinin şahidi yoktu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hayvanı taraflar arasında yanladı."


 

ÇALINMIŞ OLAN BİR MALINI, SATIN ALAN BİR KİMSENİN ELİNDE BULAN
ADAM (İN HAKKINI BEYÂN EDEN HADÎS) BABI

2331) "... Semûre bin Cundüb (RadtyaUâhü oftAJ'den rivayet edildiğine göre; Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
Bir malı kaybolup veya çalınıp, sonra bir satıcının elinde bulunca adam Öncelikle bu malını alma hakkına sâhibtir. Müşteri (yâni başkasından satın alan satıcı) da verdiği bedeli, (kendisine bu malı) satan kişiden tahsil eder."


 

MÂŞİYE  (YÂNİ KOYUN, KEÇÎ, SIĞIR VE DEVESÜRÜLERİ) NİN  (EKİNLERE VE BENZERLERİNE)VERDİĞİ ZARAR HAKKINDAKİ HÜKÜM BABI

2332) '•... (Haram) bin Muhayyısa el-Ensârî (Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir :
El-Berâ1 (bin ÂzibJ'in, ekinlere zarar vermeyi alışkanlık hâline getiren bir devesi vardı. Bu deve bir kavmin bostanına girip zarar verdi. Sonra bu husus hakkında Resulü Hah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile konuşuldu. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellern) şu hükmü verdi:
Mallan (yâni bostan ve benzerleri) gündüz korumak, sahihlerine aittir. Hayvanların geceleyin verdiği zarar da hayvan sahihlerine Ödettirilir.
... Haram bin Muhayyısa'dan rivayet edildiğine göre, el-Berâ, bin Azib (Radıyallâhü anh), şöyle demiştir! El-Berâın ev halkının bir devesi (bir bostana) zarar verdi. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunun misli ile hükmetti (Râvi, bundan önceki hadisin mislini rivayet etti.)"

2333)    "... Benî Sûe kabilesinden bir adamdan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben, Âişe (Radiyallâhü anhâ)'y»!
Bana, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huyundan haber ver, dedim. Âişe (Radiyallâhü anhâ), bana:
Sen Kur'an-ı Kerim* Ve şüphesiz sen
(Yâ Muhammed) yüce ahlâk sahibisin (3)  okumuyor musun? dedi. Âişe (sözüne devamla) dedi ki:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ, ashabı (arkadaşları) ile beraber (benim odamda) idi. Ben O'nun için yemek yaptım. (Kumam) Hafsa da O'nun için yemek yaptı. Âişe dedi ki: Hafsa (yemeği hazırlamak hususunda) beni geçti. Ben cariyeme •. Git de Hafsa'nın çanağındaki yemeği dök, dedim. Hafsa'nın cariyesi) yemeği Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in önüne tam koyacağı sırada benim cariyem ona yetişti ve (onun eline vurarak) çanağı düşürdü. Çanak kırıldı ve içindeki yemek de (deriden mamul sofra üzerinde) yayıldı. Âişe dedi kii Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), çanağın parçalarını birleştirdi ve deriden mamul sofra üzerine dökülen yemeği topladı. Sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) İle sahabîler o yemeği yediler. Bundan sonra da Resûİ-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) benim çanağımı (içindeki yemekle beraber} gönderip Hafsa'ya verdi ve t
«Kabınız yerine bir kab alınız ve içindeki yemeği (de) yeyiniz» buyurdu. Âİse dedi ki: Ben Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda işlediğim bu işin etkisini O'nun mübarek yüzünde görmedim. (Yâni hiddetlenme izini görmedim.)"

2334)    "... Enes bin Mâlik  {Radtyallâhü anh)'den;  Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir kere) kadınlarından birisi (yâni Âişe)nin yanında idi. Bu esnada, müminlerin analarından (yâni Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in kadınlarından) birisi, içinde yemek bulunan bir çanak gönderdi. Âişe, yeMek getiren elçi (hizmetçi) nin eline (bir taş parçası ile) vurdu. Çanak yere düşüp kırıldı. Bunun üz&rine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ikiye bölünen çanağın parçalarını alıp birleştirdi. Sonra yemeği toplayıp içine koymaya ve (sahabiier'e) : «Anana kıskandı. Yeyiniz,- buyurmaya başladı. Sahabîler yemeği yediler. Nihayet, Âişe evindeki (sağlam) çanağı getirdi. Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu sağlam çanağı (yemek getiren) elçiye (hizmetçiye) verdi ve kırık çanağı bunu kıranın evinde bıraktı."

 

ADAM KOMŞUSUNUN DUVARININ ÜZERİNE AĞAÇ (TAN HATtL BAŞINI)  KOYABİLİR BABI

2335) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sattallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurmuştur:
«Birinizin duvarının üzerine ağaç (tan hatil başını) koyma* içta komşusu izin istediği zaman duvar sahibi onu menetmesin.-
Ebû Hüreyre (Hadıyailâhü anh), bu hadîsi yanındakilere rivayet edince onlar, (bunu garipsiyerek) başlarını eğdiler. Ebû Hürey-re onları (n bu vaziyetlerini) görünce i Ne oluyor ki, ben sizi bu (sünnet) den yüz çevirir görüyorum. Vallahi ben duvarın üzerine konulacak hatil başını, (sonra) sizin omuzlarınızın araşma korum, dedi/*

2336)     "... İkrime bin Seleme'den rivayet edildiğine göre:
Belmüğire (Benü'l-Müğire)den iki kardeşten biri, evinin duvarının üzerine başkasının hatil başlarını koydurmamaya, köle azad-lamak üzere yemin etti. Sonra Mücemmi' bin Yezid ile Ensâr-İ Kİ-râm'dan çok sayıda adam (Radıyallâhü anhüm), geldiler ve dediler ki i Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve S eli e m) 'in:
«Sizden birisi, (evinin) duvarına, komşusunun ağaç (hatil başını) koymasını engellemesin,» buyurduğuna şehâdet ederiz. (Yemin eden kardeş) bunun üzerine (diğerine) şöyle dedi =
Ey kardeşim! Senin lehinde ve benim aleyhimde hüküm verilmiş oldu. Ben de (köle azadlamak üzere) yemin ettim. Bu itibarla sen benim duvarımın yanına bir direk koy ve batilini direğin Üzerine bırak (ki benim yeminim bozulmasın.)"

2337)    "...  (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâkü anhümâydan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Herhangi biriniz, duvarının üzerine komşusunun ağaç (tan ha-til başım) koymasını menetmesin.»"


 

YOL  (GENlŞtlGt)  MÎKDARI HAKKINDA İHTfcjfcF ETTÖCLEIÜ ZAMAN (VERİLECEK HÜKMÜN BEY AHİ) BABI

2338)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre Kesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Yolu yedi zira (geniş) ediniz.»"

2339) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâyâan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Yol (genişliği) hakkında ihtilâf ettiğiniz zaman, yolu yedi zira (geniş) ediniz."


 

KOMŞUSUNA ZARAR VEREN BİR ŞEYİ KENDİ MÜLKÜNDE İNŞÂ EDEN ADAMIN BABI

2340)      ... Ubâde bin es-Samit  (Radtyallâhii ank)'(\en rivayet edildiğine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), zarara sokmanın ve zarara karşı intikam almanın yasak lığına hükmetmiştir."

2341)    "...  (Abdullah) bin Abbâs (RadtyaUâkü ankünıâ)'Ann rivayet edil-diğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Zarara sokmak ve zarara karşı intikam almak yoktur.»"

2342) "... Ebü Sırma (Radryattâkü anh)'<\en rivayet edildiğine güre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
■Kim, (müslüman bir adama) zarar verirse Allah da onu zarara sokar ve kim (müslüman bir adama) eziyet ederse Allah da o kimseyi incitir.*"


 

İKÎ ADAM BİR HUSS   <= SAZLIKTAN YAPILAN KULÜBE) NİN MÜLKİYETİNİ İDDİA EDENLER

2343)    "... Câriye   (bin  Zafer el-Hanefî)   (Radtyallâkü  w«A)'den;   Şöyle demiştir   :
Bir kavim, aralarında bulunan ve sazlıktan mamul bir kulübenin mülkiyeti hakkındaki ihtilâflarının halli için Peygamber (S ali al lahü Aleyhi ve SellemVe müracaat ettiler. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunlar arasında hüküm vermek için Huzeyfe (Radıyallâhü anh)'ı gönderdi. Huzeyfe de  (gidip)  evleri kulübe kamışları iplerinin bağlı olduğu yere bitişik olanlar lehinde hükmetti (Yâni kulübeyi onlara verdi).   Huzeyfe Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanına dönünce (durumu ve hükmü) O'na arzetti. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de (Huzeyfe'ye) : «İsabetli hüküm verdin ve iyi ettin, buyurdu.*" Not:   Zevâid'de : RâvI Nimran bin Câriye'yl İbn-i Hibbân sikalar arasında anmış ve tbnü'l-Kattân da demiş ki : Onun hâli meçhuldür, diye bilgi verilmiştir. Sindi de : Ben derim ki : Âlimler, Dehsem bin Kurran'ı terketmişler ve tbn-İ Hibbân, onu sikalar arasında anmakla âlimlerden ayrılmıştır, der.


 

HALÂS'I  (SATILAN MALI KURTARMAYI)ŞART KILAN SATICI (NIN SATIŞ AKDi HÜKMÜNÜN BEYÂNI) BABI

2344)    "... Semûre bin Cündüb (Radtyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Bir mal iki ayrı adama satıldığı zaman, mal ilk müşterinin hakkıdır.»


 

KUR'A iLE HÜKÜM VERMEK

2345)    "... tmrân bin Husayn (Radtyallâhü anhyâen; Şöyle demiştir:
(Ensârdan) bir adamın altı kölesi vardı. Ve bundan başka malı yoktu. Adam Öleceği zaman bunların hepsini azadladı. Sonra (durumdan haberdar edilen) flesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (köleleri çağırttı ve) onları (üçe) böldü. (Aralarında kur'a çekti. Kur'ayı kazanan) iki köleyi azadladı ve (kalan) dört kölenin kölelik hükmünü İbka eyledi."

2346)    •'... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ankyden: Şöyle demiştir:
İki adam bir malın satışı hakkında nizâlaştılar (Yâni birisi mal benimdir, dedi. Diğeri de hayır benimdir, dedi). Hiç birisinin şâhid-leri de yoktu. Bunun üzerine Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem), onlara, yemin etmeye gönüllü olsunlar veya olmasınlar yemin etmek üzere aralarında kur'a çekmelerini emretti."

2347)    "... Âişe (Radıyaliâhü ankâ)'dan rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir sefere çıkmak istediği zaman kadınları arasında kur'a çekerdi, (ve kur'ayı kazananı beraberinde götürürdü.)"

2348)    "... Zeyd bin Erkam (6)  (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Ali bin Ebî Tâlib (Radıyallâhü anh) Yemen'de (kadı) iken, (câriye) bir kadınla bir temizlik hâlinde cinsel ilişkide bulunan üç erkeğin dâvası kendisine intikal ettirildi. (Bu üç adamın her biri, kadından doğan çocuğun kendisinden olduğunu iddia ediyordu.) Bunun üzerine Ali bunlardan iki kişiye:
Çocuğun buna (yâni üçüncü erkeğe) ait olduğunu ikrar Cyâni kabul) ediyor musunuz? diye sordu. Adamlar s
Hayır, diye cevab verdiler.
Sonra Ali (bu üç kişiden) ikisine i Çocuğun şuna  (yâni diğer adama)  âit olduğunu ikrar  (kabul) ediyor musunuz? diye sordu. Bunlar (da) :
Hayır, dediler. Artık Ali, bunlardan iki kişiye:
İkiniz çocuğun şuna (yâni diğer adama) âit olduğunu ikrar ediyor musunuz? demeye başladı ve her defasında adamlar:
Hayır, dediler. Bunun üzerine Ali bu üç adam arasmda kura çekti, çocuğu kur'ayı kazanan adama ilhak eyledi (yâni çocuğun ona âit olduğuna hükmetti) ve diyet (yâni cariyenin değerin) in üçte ikisini bu adama yükledi . Sonra, Ali'nin verdiği hüküm Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) o kadar gülümsedi ki mübarek dişleri görüldü."


 

KAİFLER   ( = ÎZ TÂKÎBİ MÜTEHASSISLARI)

2349)    "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'dan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün sevinçli olarak ve şöyle buyurarak odama girdi-.
Yâ Âişe! Bildin mi (yâni bilmiş ol ki) Mücezziz el-Müdlicî (isimli kaif) yanıma geldi. Üsâme ve (babası) Zeyd'İ »başlarını örtmüş, üzerlerinde saçaklı bir örtü olduğu vaziyette (uyurken) ve ayakları açık olarak gördü. (Kaif şöyle baktı) Sonra i Bu ayakların bâzısı öbürlerinden olmuştur, dedi."

2350) "... (Ahdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâJ'dan; Şöyle demiştir :
Kureyşler kâhin bir kadının yanına varıp ona t
(İbrahim (Aleyhisselâm)'in ayak izinin bulunduğu bilinen taşı işaretle) bu makam sahibine İz bakımından hangimizin daha çok benzediğini bize söyle, dediler. Kadın da;
Suyun götürdüğü kum gibi yumuşak olan şu toprağın Üzerine bir yaygı çekip üstünde (çıplak) ayakla yürürseniz size (istediğiniz) haberi veririm, diye cevab verdi. (Ravî) demiştir ki: Bunun üzerine Kureyşler bir yaygı yaydılar. Sonra herkes yaygının üstünde yürüdü. Kadın, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemVin ayak izini gördü ve bunun üzerine O'na İşaretle t
Bu, benzerlik yönünden Makam sahibine (yâni İbrahim Aleyhis-selâm'a) en yakın olamnızdır, dedi. Bundan sonra Kureyşler yirmi yıl veya Allah'ın dilediği kadar beklediler. Daha sonra Allah, Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i elçi olarak gönderdi."


 

ÇOCUĞU   (BİRÎBİRÎNDEN  AYRILAN)   BABA VEANASINDAN DİLEDİĞİNİ SEÇMEKTE SERBESTBIRAKMAK

2351)    -.., Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), henüz erginlik çağına varmamış bir oğlan çocuğu (ayrılan) babası ile anasından dilediğini seçmek hususunda serbest bıraktı ve:
«Yâ ğulâm! Bu senin anandır, şu da senin babandır (Bunlardan hangisini diliyorsan onun elinden tut,» buyurdu. (Oğlan anasının elinden tuttu. Anası da onu götürdü)."

2352)    "... Abdü'l-Hamîd  bin Seleme'nin dedesinden  rivayet     edildiğine
(Boşanan) babası ile anası kendisini yanlarında tutmak hususunda nizaa düşüp Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e (dâvalarının halli için) müracaat ettiler. Baba ile anadan birisi kâfir, diğeri de müslüman idi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), onu (bunlardan birisini seçmek hususunda) serbest bıraktı. O da kâfir olana yöneldi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ailahım ona hidâyet ver.» diye duâ eyledi. Bu duâ üzerine o, müslüman olana yöneldi. Resul-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de onu müslüman olana vermeye hükmetti."

2353)    "... Amr bin Avf (el-Müzenî — 8—) (Radıyallâkü anhyden; Şöyle demiştir:
Ben Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve ŞellemJ'den şöyle buyururken işittim:
«Sulh, müslümanlar arasında caizdir. Meğer ki bir helali haram eden veya bir haramı helâl eden sulh ola.»"
.

 

ALIM SATIMDA ALDATILMAKLA MÂLINI ZARARA SOKAN KİMSEYİ MALINDA TASARRUF ETMEKTEN MENİTME BABI

2354)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü ank)'âen Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken (kişisel yararlarını koruma) açısından akıl ve görüşünde zayıflık bulunan bir adam vardı ve alış veriş ederdi.   Onun aile ferdleri Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek:
Yâ Resûlallah! Onu malında tasarruf etmekten menet, dediler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de adamı çağırttı ve onu alım satım işinden menetti. (Fakat) adam:
Yâ Resûlallah! Ben alım satımdan kendimi tutamam, dedi. Bunun üzerine Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) adama şöyle buyurdu:
•O halde alım satım ettiğin zaman (muhatabına) : Bunu al (veya, al ve ver) ve (İslâm dininde) aldatmak yoktur, de.»"

2355)    "... Muhammed bin Yahya bin Habbân (Radtyallâkü anhüm)'den; Şöyle demiştir :
O, benim dedem Münkız bin Amr'dır. (Bir savaşta) beynine kadar varan bir baş yarası almıştı ve bu yara onun dilini kırmıştı (ağır-laştırmıştı.) Kendisi buna rağmen ticâreti bırakmazdı ve (alış verişte) devamlı aldatıhrdı. (Bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)*in yanına gelip durumunu O'na arzetti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisine:
-Sen alış veriş ettiğin zaman •. (İslâm dininde) aldatmak yoktur, de. Sonra sen, satın aldığın her maltı geri vermek) hususunda üç geceye kadar muhayyersin. (Bu üç günlük süreden) sonra nzan olursa malı tut ve arzulamazsan malı sahibine geri ver,» buyurdu,"

2356)      ... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyailâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adamın satın aldığı meyvalara bir âfet geldi ve adam (ödeyemeyecek mikdarda) çok borçlandı. Bun ur üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  (sahabüere:)
«Bu adama sadaka veriniz,» buyurdu. Halk da ona sadakalar verdi. Fakat verilen sadaka da onun borcuna yetmedi. Bunun özerine Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  alacaklılara:
«Bulduğunuz (şu) mikdan alınız ve sizin için şu mikdardan başka bir hak yoktur.» buyurdu."

2357)    "... Câbir  bin  Abdillah   (Radtyallâhü  anhümâ>'dan:     Şöyle de-. mistir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Mu âz. bin Cebeli alacaklılarının elinden kurtardı. Sonra onu Yemene âmil (vali) olarak atadı. Bunun üzerine Muâz şöyle dedi: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (olan) malım karşılığında beni (alacaklılarımın elinden) kurtardı. Sonra beni (Yemen'e) vali atadı."

2358)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir :«Malının aynisini (yâni olduğu gibi), iflâs etmiş bir şahsın yanında bulan bir kimse, o malı başka kimselere nazaran öncelikle alma hakkına sahihtir.-"

2359) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sattallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurmuştur :
«Herhangi bir adam bir eşya satar, sonra iflâs etmiş durumda olan bir adamın (yâni müşterisinin) yanında bu eşyaya aynisiyle (yâni hiç değişmemiş olarak) yetişir ve eşyanın bedelinden bir şey teslim almış değil ise, eşya o adamın (hakkı) dır. Eğer adam eşyanın bedelinden bir şey teslim almış İse kendisi diğer alacaklıların mislidir (Yâni öncelik hakkı yoktur.)»"

2360) "... Mcdîhe-i Münevvere kadısı (Ömer) bin Halde ez-Zurakî (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Biz iflas etmiş bir arkadaşımız (in elinde bulunan ve bedelini Ödemediği bir mal) hakkında Ebû Hüreyre'nin yanına gittik (O'na müracaat ettik). Ebû Hüreyre  (Radıyallâhü anh)  söyle dedi.
Bu (mesele). Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in, hakkında şöyle hükmettiği (meselenin misli) dir*
Herhangi bir adam ölür veya iflâs ederse (bedelini ödemediği) eşya sahibi, o eşyayı aynen (onun yanında) bulunca, kendi eşyasını (diğer hak sâhibîerinden)  Öncelikle alma hakkına sâhibtir."

2361) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir ;
«Herhangi bir kimse ölür de yanında (satın alıp bedelinin tamamını ödemediği başka) bir adamın malı aynen duruyor ise, mal sahibi malının bedelinden bir şey teslim almış olsun veya (hiç bir şey) teslim almamış olsun, diğer alacaklıların mislidir (Yâni öncelik hakkı yoktur.)*"


 

ŞÂHİDLİK ETMESİ TALEB EDİLMEYEN BİR KİMSENİN ŞÂHİDLİK ETMESİNİN YASAKLIĞI BABI

2362)    "... Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü onAJ'den; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e:  (mü'min olan)  insanların hangileri daha hayırlıdır? diye soruldu. Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«(En hayırlı insanlar) benim karn'ım (sahâbîlerim)dir. Sonra onların hemen ardından gelen (Tabiî) lerdir. Sonra bunların hemen ardından gelen (Tabiilerin Tabiî) leridir. Daha sonra bir takım insanlar gelir ki onlardan birisinin şâhidliği yeminini ve yemini şâhid-1 iğini geçer.»'1

2363)    "... Câbir bin Semûre (RadıyaUâhü anh)'den: Şöyle demiştir: Ömer bin el-Hattâb  (RadıyaUâhü anh), Câbiye (10)  de bize bir hitabede bulundu ve şöyle söyledi: Ben aranızda böyle ayakta durduğum gibi Resûlullah    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)    de aramızda ayağa kalktı ve şöyle buyurdu ■■
■Benim ashabım, sonra onların hemen ardında gelen (Tabii) ler ve sonra bunların ardında gelen (Tabiilerin Tâbü)Ieri(n değerini takdir etmek) hakkında bana riâyet ediniz (yâni bana olan hürmetinizi göz önünde bulundurup benim hatırım için onlara saygılı olunuz). Daha sonra (ki kuşaklarda) yalancılık o kadar yayılacak ki, adam, şâhidlik etmesi taleb edilmediği halde şâhidlik edecek ve yemin etmesi teklif edilmediği halde yemin edecektir.»"


 

ADAMIN GÖRGÜ TANIKLIĞI VARDIR DA İLGİLİ KİŞİ BU DURUMU BİLMEZ

2364) "... Zeyd bin Hâlid el-Cühenî (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; kendisi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyden, şöyle buyururken işitmiştir:
«Şâhidlerin en hayırlısı, şâhidlik etmesi taleb edilmeden önce tanıklık görevini ifâ edendir.»"


 

BORÇLARI ŞÂHİDLENDİRMEK

2365)    "... Ebû  Saîd-i Hudrî   (Radtylalâhü  anh)'den   rivayet  edildiğine göre kendisi:
(Ey îman edenler birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman) âyetini okudu ve nihayet  — (Eğer bâzınız bâzınıza güvenirse — Yâni borcu sened, şâhidler veya rehinle tevsik etmeye gerek duymazsa— güvenilen (borçlu) kimse borcunu ödesin) âyetine gelince 1 Bu âyet, bundan Öncekini neshettti, dedi."

2366Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)  (Ra-ıj'den rivayet edildiğine göre; Reaûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Seüem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Hâin erkeğin, hâin kadının, İslâmiyet'te had cezasına çarptırılmış olan kimsenin şâhidiiği ve kin ile husûmet sahibinin, husûmet beslediği kişi aleyhinde şâhidlik etmesi caiz değildir."


2367)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)7dtn rivayet edildiğine göre, kendisi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyden şu hadîsi işitmiştir:
«Bir bedevinin bir köy sahibi aleyhinde şâhidliği caiz değildir.»"


 

BİR ŞÂHİD VE YEMİN İLE HÜKMETME

2368)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre: Resûlullah    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)    bir şâhidle beraber (davacının)  yemini ile  (dâvanın sübûtüne)  hükmetmiştir."

2369)    "... Câbir (Radıyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre:
Peygamber    CSallallahü Aleyhi ve Sellem)    bir şâhidle beraber (davacının) yemini ile  (dâvanın sübûtuna) hükmetmiştir."

2370)    '...  (Abdullah)   bin Abbas (Radtyallâhü onhümâ)'d<m;  Şöyle demiştir :
Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  bir şâhid ve (davacı) mn) yemini ile hükmetti."

2371)    "... Sürrak (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir erkeğin şâhidliğini ve talibin (yâni davacının) yeminini geçerli saydı."

 

YALAN ŞÂHİDLİK BABI

2372)    "... Hureym bin Fâtik el-Esedî (Radtyallâhü ankyden:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün) sabah namazını kıldı. Sonra (namazdan) dönünce ayakta durdu ve üç kez:
«Yalan yere şâhidlik etmek (günahlığı hususunda) Allah'a ortak koşmaya denk kılınmıştır,» buyurdu. Sonra şu âyeti okudu ı
(Ve Allah'a ortak koşmaksızm O'na yönelerek yalan yere şâhidlik etmekten çekinin.)"

2373) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü anhümâ)7dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Allah yalancı şâhid için (cehennem) ateşi vâcib kılmadıkça onun ayaklan (yerinden) aynlamıyacaktir."


 

EHLİ KİTABIN BİRBİRLERİ ALEYHİNDE ŞÂHİDLİK ETMELERİ

2374)    "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü c«A«mâ)'dan rivayet edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Kitab ehlinin birbirleri aleyhinde şâhidlik etmelerini caiz kılmıştır."