50- HÂKİMLİK ADABI KİTABI (Bölümleri) - Hakimlik
50- HÂKİMLİK ADABI KİTABI (Bölümleri)
1- HÜKMÜNDE ADİL OLAN HAKİMİN DEĞERİ
2- ARŞIN GÖLGESİNDE KİM GÖLGELENECEK?
3- HÜKÜMDE İSABET EDİB ETMEMEK
4- DEVLET İŞİ ALMAYA HIRSLI OLMAMAK
5- İDARECİLİK İSTEMEK YASAKTIR
6- İDARECİ SEÇMEK İÇİN SESLER YÜKSELTİLİR Mİ?
8- KADINLARI İDAREYE ÇEÇİRMEK YASAKTIR
9- HÜKÜM VERİRKEN KIYAS VE BENZERİ ŞEYLERDEN İSTİFADE ETMEK
10- BU KONUDA DEĞİŞİK RİVAYETLER
11- HÜKÜM VERİRKEN NELERE DAYANMAK GEREKİR?
13- HÂKİM GÖRDÜĞÜNE VE BİLDİĞİNE GÖRE HÜKÜM VERİR
14- HÂKİM KENDİ BİLGİ VE İCTİHADIYLA HÜKÜM VERİR
15- HÂKİM GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN YAPMAYACAĞI BİR ŞEYİ YAPACAĞIM DEMESİ
16- HÂKİM KENDİSİNDEN BÜYÜK OLAN BİRİNİN HÜKMÜNÜ BOZABİLİR
17- HAKSIZ HÜKÜM VEREN HÂKİME İTİRAZ EDİLEBİLİR
18- HÂKİM’İN KAÇINMASI GEREKEN ŞEYLER
19- HÂKİM BAZAN ÖFKE İLE DE HÜKÜM VEREBİLİR
20- HÂKİM EVİNDEN DE HÜKÜM VEREBİLİR
21- HÂKİME DİLEKÇE VEREREK HAKKINI ARAMAK
22- KADINLAR MAHKEMEYE GETİRİLMEMELİ
23- HÂKİM SUÇLUYU HUZURUNA GETİRTEBİLİR
24- HÂKİM BARIŞTIRMAK İÇİN SUÇ YERİNE GİDEBİLİR
25- HÂKİM TARAFLARA SULH TEKLİF EDER
26- HÂKİM DAVACIYA AFFETMESİNİ TEKLİF EDER
27- HÂKİM DAVACILARA İYİ DAVRANMAYI TAVSİYE EDER
28- HÂKİM HÜKÜM VERMEDEN DAVALILAR ARASINDA ARACI OLUR
29- HÂKİM MUHTAÇ OLANLARA MALINI MUHAFAZA ETMESİNİ TAVSİYE EDER
30- HAK AZ DA OLSA ÇOK DA OLSA MUTLAKA ÖDENMELİDİR
31- HÂKİM BİLDİĞİ KİMSENİN GIYABINDA DA HÜKÜM VERİR
32- BİR DÂVADA ÇELİŞKİLİ İKİ HÜKÜM VERİLEMEZ
33- HAKİM GÖRDÜĞÜNE VE BİLDİĞİNE GÖRE HAREKET EDER
34- DAVACILAR BİRBİRİNİ SERT ELEŞTİRMEMELİ
35- DELİLLERİ OLMAYAN DAVACILARIN DAVASI NASIL HALLEDİLİR?
36- HÂKİM HÜKÜM VERMEDEN ÖNCE NASİHAT EDEBİLİR
37- HÂKİM NASIL YEMİN TEKLİF EDER
50- HÂKİMLİK ADABI KİTABI (Bölümleri)
1- HÜKMÜNDE ADİL OLAN HAKİMİN DEĞERİ
5284- Abdullah b. Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adaletle hüküm verenler Allah’ın huzurunda nurdan minberler üzerinde Rahman’ın sağ tarafında olacaklardır. Onlar ki verecekleri her hükümlerde yakınlarına ve velisi oldukları kimselere bile adil olup doğrudan ayrılmazlar.” (Müslim, İmara: 5; Müsned: 6204)
2- ARŞIN GÖLGESİNDE KİM GÖLGELENECEK?
5285- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yedi gurup insanı Allah hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde arşının gölgesinde gölgelendirecektir: 1- Adaletli devlet başkanı. 2- Allah’a ibadet ederek yetişen genç. 3- Tenha yerlerde Allah’ı hatırlayarak gözlerinden yaş akıtan kimse. 4- Kalbi Allah’ın mescidlerine bağlı olan kimse, 5- Allah rızası için birbirini seven dostlar, 6- İtibarlı ve güzel bir kadının kendisine çağırdığı fakat Allah’tan korkarım diyerek ona yanaşmayan bir kimse, 7- Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse.” (Müslim, Zekat: 30; Tirmizî, Zühd: 53)
3- HÜKÜMDE İSABET EDİB ETMEMEK
5286- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hâkim hüküm vereceğinde gayret edip çabalar ve doğruya isabet ederse iki sevap alır hata edip yanlış hüküm verirse tek sevap alır.” (Müslim, Akdıye: 6)
4- DEVLET İŞİ ALMAYA HIRSLI OLMAMAK
5287- Ebu Musa (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yanıma kabilem olan Eş’arilerden bazı kimseler geldi ve bizi Rasûlullah (s.a.v)’in yanına götür, ihtiyaçlarımızı O’na ileteceğiz” dediler. Onlarla birlikte Rasûlullah (s.a.v)’in yanına varınca şöyle dediler: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bize yardımcı ol ve devlet işlerinden bize iş ver. Ebu Musa diyor ki: Onların bu isteklerinden dolayı Rasûlullah (s.a.v)’den özür diledim ve niçin geldiklerini bilmiyordum dedim. Bana inanıp özrümü kabul etti, onlara da: “Biz işlerimizin başına isteyenleri geçirmeyiz” buyurdu. (Müslim, İmara: 3; Ebû Davud, Akdiye: 3)
5288- Useyd b. Hudayr (r.a) anlatıyor: Ensardan bir adam Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelerek şöyle dedi: Falan kimseye vazife verdiğin gibi bana da vazife ver. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Benden sonra idarecilerin torpil yaparak vazifeleri ehil olmayanlara verdiklerini göreceksiniz. Kevser havuzunun başında bana kavuşuncaya kadar böyle şeylere sabrediniz.” (Buhârî, Fiten: 2; Tirmizî, Fiten: 25)
5- İDARECİLİK İSTEMEK YASAKTIR
5289- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İdarecilik istemeyin çünkü idareciliği ister ve vazifelendirilirsen kendi başına yalnız bırakılırsın. Eğer istemeden öyle bir idareciliğe tayin edilirsen Allah’ın yardımı seninle olur.” (Ebû Davud, Harac: 2; Müslim, İmara: 3)
5290- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İleride sizler büyük bir hırsla idarecilik isteyeceksiniz fakat o idarecilik sizin için pişmanlık ve kıyamet gününde de zarar olacaktır. O zamanlarda başkanlık ne kadar tatlıdır o başkanlık koltuğunu terk edip bırakmak ise ne kadar acı ve kötüdür.” (Buhârî, Ahkam: 7)
6- İDARECİ SEÇMEK İÇİN SESLER YÜKSELTİLİR Mİ?
5291- Abdullah b. Zübeyr (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna bir gurup Temim’li kimse geldi. Ebu Bekir Rasûlullah (s.a.v)’e, Ka’ka b. Ma’bedi başkan tayin et dedi. Ömer de: Akra b. Habisi başkan tayin et dedi. Aralarında münakaşa şiddetlenip sesler yükselince, Hucurat sûresi 1-5 ayetleri nazil oldu: “Ey İman edenler, Allah’ın ve elçisinin emrettiği ve yasakladığı şeyin önüne kendi arzu ve isteklerinizin geçmesine izin vermeyin, yolunuzu Allah’ın Kitab’ıyla bulmaya çalışın çünkü Allah her şeyi işiten ve bilendir. Ey iman edenler! Sesinizi Peygamber (s.a.v)’in sesinden fazla yükseltmeyin yani şahsi görüş ve tercihleriniz Peygamber (s.a.v)’in buyruklarının üzerine çıkmasın…” (Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 50; Müsned: 15548)
5292- Şüreyh’in babası Hani (r.a) anlatıyor: Elçi olarak Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna gittiğimizde Rasûlullah (s.a.v) arkadaşlarımın bana Ebu’l Hakem dediğini işitti ve beni çağırarak şöyle dedi: “Gerçek hakem Allah’tır. Hüküm onundur niçin Ebu’l Hakem diye künyeleniyorsun?” Ben de: “Kavmim bir meselede anlaşamayınca bana gelirler aralarında hakemlik yaparım, iki tarafta hükmüme razı olurlar” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Bu ne güzel bir iştir çoluk çocuk neyin var” dedi. Ben de: “Oğullarım; Şüreyh, Abdullah ve Müslim var” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “En büyükleri hangisidir?” dedi. Ben de: “Şüreyh” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “O halde sen Ebu Şureyh’sin” diyerek, bana ve oğluma hayır duada bulundu. (Ebû Davud, Edeb: 70)
8- KADINLARI İDAREYE ÇEÇİRMEK YASAKTIR
5293- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Âişe tarafından yer alıp Ali’ye karşı savaşmak istediğimde, Rasûlullah (s.a.v)’den işittiğim şu hadisle Allah beni korumuştu. İran şahı Kisra ölünce, Rasûlullah (s.a.v): “Yerine kimi geçirdiler?” Diye sordu. Onlar da: “Kızını” dediler. O zaman Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İşlerinin başına kadın geçiren bir toplum asla kurtuluşa eremez.” (Buhârî, Fiten: 18; Tirmizî, Fiten: 75)
9- HÜKÜM VERİRKEN KIYAS VE BENZERİ ŞEYLERDEN İSTİFADE ETMEK
5294- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kurban bayramı sabahı Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında idim. Has’am kabilesinden bir kadın gelerek şöyle demişti: “Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babama çok ihtiyar durumda ulaştı, binite binemez ancak yatarak gidip gelebilir. Onun yerine ben hac görevini yapabilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet, onun yerine sen haccedebilirsin çünkü borcu olsa nasıl ödeyeceksen haccını da yaparsın” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
5295- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete
göre, Has’am kabilesinden bir kadın Rasûlullah (s.a.v)’den fetva almak için yanına geldi. Fadl da Peygamber (s.a.v)’in devesinin arkasında idi,
kadın şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü!
Allah’ın kullarına farz kıldığı hac babama çok
ihtiyar h
5296- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fadl b. Abbas Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında idi. Has’am kabilesinden bir kadın fetva sormak üzere geldi. Fadl da o kadına bakmaya başladı kadın da Fadl’a bakıyordu. Rasûlullah (s.a.v), Fadl’ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babama çok ihtiyar yaşında iken ulaşmış durumda, binit üzerinde durma imkanı yoktur. Onun adına ben haccedebilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet haccedebilirsin” buyurdu. Bu olay veda haccında olmuştu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
5297- İbn Abbas (r.a)’ın haber verdiğine göre, Has’am kabilesinden bir kadın şöyle dedi: “Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ibadeti babama çok ihtiyar yaşında iken ulaştı, binit üzerinde duracak halde değildir. Onun yerine ben haccedebilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v), o kadına: “Evet haccedebilirsin” buyurdu. Fadl o güzel kadına bakmaya başladı. Rasûlullah (s.a.v)’de Fadl’ın başını diğer tarafa çeviriyordu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
10- BU KONUDA DEĞİŞİK RİVAYETLER
5298- Abdullah b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e: “Babama hac farz oldu o çok ihtiyardır, binit üzerinde duramaz. Onu deveye bağlasam öleceğinden korkarım, onun yerine ben haccedebilir miyim?” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Babanın borcu olsa onu ödeyecek miydin?” Adam: “Evet” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öyleyse babanın yerine hacc ediver” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
5299- Fadl b. Abbas (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v)’in binitinin arkasında idim bir adam geldi ve: “Ey Allah'ın Rasûlü! Anam çok ihtiyardır binite binse tutunamaz, bağlasam da onu öldürürüm diye korkuyorum (dolayısıyla onun yerine ben haccedebilir miyim?) diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Annenin borcu olsa öder miydin?” Adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse ananın yerine haccet” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
5300- Fadl b. Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah'ın Peygamberi! Babam çok yaşlıdır hac yapmaya güç yetiremez, binite bindirsem tutunamaz onun yerine haccedebilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v): “Babanın yerine haccet” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
5301- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir adam Peygamber (s.a.v)’e geldi ve şöyle dedi: “Babam çok ihtiyar biridir. Onun yerine haccedebilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet haccet eğer babanın borcu olsaydı da sen ödeseydin borcunu ödemiş olmaz mıydın” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Menasik: 23)
11- HÜKÜM VERİRKEN NELERE DAYANMAK GEREKİR?
5302- Abdurrahman b. Yezid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün
Abdullah b. Mes’ud’a çözülmesi gereken pek çok
fetva sordular. Bunun üzerine Abdullah şöyle söyledi: “Bir
zamanlar biz hiçbir hüküm vermezdik daha sonraları Allah bu seviyeye
gelmemizi takdir etti de gördüğünüz bu seviyeye ulaştık.
Bundan sonra sizden biriniz hüküm verilmesi gereken bir sorunla
karşılaşırsa, Allah’ın Kitab’ındaki
hükümlere göre hükmünü versin. Allah’ın Kitab’ında
bulunmayan bir işle karşılaşırsa, Peygamber (s.a.v)’in
hadisleriyle meseleyi çözmeye çalışsın. Allah’ın Kitab’ında ve Rasûlullah
(s.a.v)’in sünnetinde hükmü bulunmayan bir mesele ile
karşılaşırsa, s
5303-
Abdullah b. Mes’ud (r.a)’tan rivâyete
göre, şöyle demiştir: Bir zamanlar oldu ki biz hiçbir hüküm
vermezdik hüküm verecek durumda değildik. Allah taktir
etti de bu gördüğünüz derecelere ulaştık. Bu günden sonra
bir kimseye hüküm vermesi için bir mesele arz olursa o konuda Allah’ın Kitab’ında bulunmayan bir sorunla
karşılaşırsa, Peygamber (s.a.v)’in verdiği hükme uysun
ve ona göre sorunu çözüme kavuştursun. Ne Allah’ın Kitab’ında ne de Rasûlün
sünnetinde bulunmayan bir meseleyle karşılaşırsa, s
5304- Şüreyh (r.a) anlatıyor: Ömer’e Mektup
yazarak bazı şeylerin hükmünü sordum. O da bana şunu yazdı:
“Davaları Allah’ın Kitab’ındaki
hükümlerle hükümlendir. Allah’ın Kitab’ında bulamaz isen Rasûlullah
(s.a.v)’in sünnetiyle hükümlendir. Ne Allah’ın Kitab’ında ne de Peygamber (s.a.v)’in sünnetinde
hükmünü bulamaz isen s
5305- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre,
şöyle demiştir: İsa (r.a)’dan
sonra bir takım krallar çıktı. Tevrat ve İncil’i
değiştirenler aralarında gerçek Mü’min
olanlar ve değiştirmeden Tevrat’ı okuyanlar da vardı.
Tevrat’ı tahrif edenler doğru okuyanlar hakkında krallarına
dediler ki bunların bizi kötülemelerinden daha şiddetli hiç
kınanmamıştık. Baksana bunlar şöyle okuyorlar: “Kim
Allah’ın hükmü ile hükmetmezse onlar kafirlerdir.”
Zaten okuduklarıyla yaptığımız amelleri de
kötülüyorlar, onları çağır bizim okuduğumuz gibi
okusunlar bizim inandığımız gibi inansınlar. Bunun
üzerine hükümdar onları toplayarak ya değiştirilmiş
şekliyle Tevrat ve İncil’i okumalarını yoksa öldürmeyi
hak edeceklerini teklif etti. Onlardan bir kısmı: “Bizden ne
istiyorsunuz? Bizi h
Yine onlardan bir diğer gurup: “Yüksek sütunlar yapın sonra bizi onların tepesine çıkarın yiyecek ve içeceğimizi orada yapabilecek imkan hazırlayın sizin yanınıza hiç inmeyiz” dediler.
Yine onlardan üçüncü bir gurup: “Bırakın bizi yeryüzünde dolaşıp hayvanlar gibi bulduğumuzu yer ve içeriz bizi topraklarınızda bulursanız öldürün” dediler.
Diğer bir gurup ise: “Vadilerde bize evler yapın, biz orada kuyular kazar. Sebzeler yetiştirir ne şehrinize iner ne de yanınıza uğrarız” dediler. Bunların arasında her kabilenin yakın bir dostu vardı. Onlar için bu denilenleri yaptılar ve öldürmeden vazgeçtiler. Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi. (Hadîd 27.) “…Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu Biz onlara gerekli kılmamıştık. Yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri uydurdular fakat ona da gereği gibi uymadılar.”
Hükümdarın
yanında kalanlar ise şöyle dediler. Filanların ibadeti gibi
ibadet ederiz, falanlar gibi gezer dolaşır seyahat ederiz.
Falanların yaptığı gibi kendimize evler yaparız. Halbuki bunlar şirk üzere idiler. Uymak istedikleri Mü’minlerin imanına ait hiç bilgileri yoktu. Allah,
Peygamber (s.a.v)’i gönderdiği sırada onlardan pek azı
vardı. Manastırlarda yaşayanlar manastırlarından indi.
Seyahatte olanlar seyahatinden döndü, kilisede yaşayanlar
kiliselerinden geldi ve Muhammed (s.a.v)’e iman ettiler ve onun dediklerini
doğruladılar. Bunun üzerine Allah onlar hakkında şu ayeti
kerimeyi indirdi. (Hadîd 28.) “…Ey
İman edenler! Yolunuzu Allah’ın Kitab’ıyla
bulmaya çalışın ve O’nun Elçisine inanın ki O size rah
13- HÂKİM GÖRDÜĞÜNE VE BİLDİĞİNE GÖRE HÜKÜM VERİR
5306- Ümmü Seleme (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Davalarınızla bana başvuruyorsunuz Benim de insan olduğumu unutmayın! Olur ki bazılarınız güzel konuşmasından dolayı davasını delillerle daha kuvvetli ispat edebilir şayet onun ifadesine bakarak onun lehine hüküm verirsem ve Mü’min kardeşi haksızlığa uğrarsa sakın onun hakkını almasın çünkü ona ateşten bir parça vermiş olurum.” (İbn Mâce, Ahkam: 5; Tirmizî, Ahkam: 11)
14- HÂKİM KENDİ BİLGİ VE İCTİHADIYLA HÜKÜM VERİR
5307- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah
(s.a.v) şöyle anlatıyor: “(Davud Peygamber zamanında) iki kadın vardı.
Bir kurt geldi ve birinin çocuğunu götürdü gitti. O kadınlardan
biri diğerine o kurt senin çocuğunu götürdü dedi. Diğeri de
hayır senin çocuğunu götürdü dedi. Böylece Davud Peygambere başvurdular. Davud
Peygamber de çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Bunun
üzerine kadınlar Davud’un yanından
çıkarak oğlu
15- HÂKİM GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN YAPMAYACAĞI BİR ŞEYİ YAPACAĞIM DEMESİ
5308- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “İki
kadın ellerinde çocuklarıyla dışarı
çıkmışlardı. Bir kurt onlara saldırıp bir
çocuğu alıp kaçırdı. Kalan çocuğun kime ait
olduğu konusunda anlaşamayıp Davud
(a.s) Peygamberin huzuruna çıktılar. Davud
Peygamber çocuğun yaşlı kadına ait olduğuna hükmetti.
Kadınlar geçip giderken
16- HÂKİM KENDİSİNDEN BÜYÜK OLAN BİRİNİN HÜKMÜNÜ BOZABİLİR
5309- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah
(s.a.v) şöyle buyurdu: “İki
kadın yanlarında çocuklarıyla yola
çıkmışlardı. Kurt onlardan birinin çocuğunu kapıp
götürdü. İki kadından her biri kalan çocuğun kendisine ait
olduğunu iddia ettiler ve Davud (a.s)’ın huzuruna gittiler. Davud
(a.s)’da çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetti.
Kadınlar oradan ayrılıp
17- HAKSIZ HÜKÜM VEREN HÂKİME İTİRAZ EDİLEBİLİR
5310- Sâlim (r.a), babasından rivâyete göre,
şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) H
18- HÂKİM’İN KAÇINMASI GEREKEN ŞEYLER
5311- Abdurrahman b. Ebî Bekre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Babam Sicistan kadısı Ubeydullah b. Ebî Bekre’ye gönderilmek üzere bana şu mektubu yazdırdı: İki kişi arasında öfkeli iken hüküm verme. Çünkü Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle derken işittim: “Hiçbir kimse öfkeli durumda iki kişi arasında hükmetsin.” (Buhârî, Ahkam: 13; Müslim, Akdiye: 7)
19- HÂKİM BAZAN ÖFKE İLE DE HÜKÜM VEREBİLİR
5312- Urve b. Zübeyr (r.a) anlatıyor: Zübeyr b. Avvam ensardan Rasûlullah (s.a.v) ile beraber Bedir savaşına katılan bir adamla bahçe sulama konusunda münakaşa ettiler. Her ikisi de hurmalıklarını o su ile suluyorlardı. Ensarî diyordu ki: “Suyu bırak benim bahçeye aksın!” Zübeyr de bırakmak istemedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ey Zübeyr, bahçeni suladıktan sonra suyu bırak komşun da sulasın” buyurdu. Ensarî kızarak şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü! Halanın oğlu olduğu için mi Zübeyr’i kayırıyorsun?” Bu söz üzerine Rasûlullah (s.a.v)’in rengi değişti ve şöyle buyurdu: “Ey Zübeyr! bahçeni suladıktan sonra göl gibi oluncaya kadar ve su duvardan taşıncaya kadar suyu bırakma.” Böylece Rasûlullah (s.a.v) Zübeyr’in hakkını fazlasıyla verdi. Halbuki Rasûlullah (s.a.v) daha önce hem Zübeyr’e hem de ensari’ye uygun olan hükmü ortaya koymuştu. Ensarî, Rasûlullah (s.a.v)’i kızdırınca Zübeyr’in hakkını tamamen verdi. Zübeyr der ki: Nisâ sûresi 65. ayeti bu olay hakkında indirildi sanırım: “Hayır hayır Rabbine andolsun ki onlar aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda Sen Peygamberi hakem yapmadıkça ve sonra Senin kararına kalblerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle uymuş olmadıkça gerçekten inanmış olmazlar.” (Ebû Davud, Akdıye: 31; Tirmizî, Ahkam: 26)
20- HÂKİM EVİNDEN DE HÜKÜM VEREBİLİR
5313- Abdullah b. Ka’b (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: İbn Ebî Hadret’in Ka’b’a borcu vardı. Bu borcunu Rasûlullah (s.a.v)’in kapısının önünde istemişti ve ikisinin de sesleri yükselmişti, o derece ki Rasûlullah (s.a.v) bile evinden işitmiş ve odalarından perdeyi açarak: “Ey Ka’b!” diye seslendi. Ka’b: “Emret Ey Allah'ın Rasûlü!” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de, eliyle borcun yarısını işaret ederek indir deyince, Ka’b: “İndirdim” dedi. Bu sefer Rasûlullah (s.a.v), Ensarî’ye: “Haydi borcunu öde öyleyse” buyurdu. (Ebû Davud, Akdıye: 12; Müslim, Akdıye: 7)
21- HÂKİME DİLEKÇE VEREREK HAKKINI ARAMAK
5314- Abbad b. Şurahbil (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Amcalarımla Medine’ye gelmiştim. Medine bahçelerinden bir bahçeye girerek başaklarından bir miktar ufalayıp aldım. Bahçe sahibi geldi elimdeki torbamı aldı ve beni dövdü. Ben de Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna çıkarak onu şikayet ettim. Rasûlullah (s.a.v) hemen bir adam gönderdi ve bahçe sahibi getirildi. Rasûlullah (s.a.v) bahçe sahibine: “Bu adama neden böyle yaptın” dedi. Bahçe sahibi de: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bahçeme girdi başaklardan bir miktar alıp ufaladı” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Bilmiyorsa cahilse, öğretmen gerekirdi. Aç ise, doyurman gerekliydi. Bunları yapmadığına göre ver adamın torbasını buyurarak bir ölçek veya yarım ölçek buğday vermemi emretti.” (Ebû Davud, Cihad: 93; İbn Mâce, Ticarat: 67)
22- KADINLAR MAHKEMEYE GETİRİLMEMELİ
5315- Ebu Hüreyre ve Zeyd b. H
5316- Ebu Hureyre, Zeyd
b. H
23- HÂKİM SUÇLUYU HUZURUNA GETİRTEBİLİR
5317- Sehl b. Huneyf (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna zina yapan bir kadın getirildi. Rasûlullah (s.a.v): “Kiminle zina ettin” dedi. Kadın: “Sa’d’ın bahçesindeki oturan felçli adamla” dedi. Rasûlullah (s.a.v) adam gönderdi. O felçli kimseyi getirip Rasûlullah (s.a.v)’in önüne koydular, o da suçunu itiraf etti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), bir hurma sapı getirtti ve adama vurdu. Felçli olduğu için acıdı ve cezayı hafif tuttu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
24- HÂKİM BARIŞTIRMAK İÇİN SUÇ YERİNE GİDEBİLİR
5318- Sehl b. Sa’d es Saidî (r.a)’den rivâyete
göre, şöyle demiştir: Ensardan
iki kabile arasında tartışma çıktı hatta birbirlerine
taş atacak hale geldiler. Bunu haber alan Rasûlullah
(s.a.v) sulh etmek için onların yanına gitti. O sırada namaz
vakti gelmişti.
25- HÂKİM TARAFLARA SULH TEKLİF EDER
5319- Ka’b b. M
26- HÂKİM DAVACIYA AFFETMESİNİ TEKLİF EDER
5320- Vail (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in yanında şu olaya şahit oldum. Bir katili maktulun velisi urganla bağlı olarak Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirdi. Rasûlullah (s.a.v) maktulun velisine: “Onu affetmeyecek misin?” buyurdu. Adam: “Hayır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse diyet alırsın” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse onu öldüreceksin” deyince adam: “Evet” dedi. Rasûlullah (s.a.v) “Öyleyse onu götür” dedi. Adam katili götürüp giderken kendiliğinden döndü. Rasûlullah (s.a.v) ona seslenerek: “Onu affediyor musun?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse diyet alırsın” dedi. Adam yine: “Hayır” dedi. “Öyleyse onu öldüreceksin” deyince, adam: “Evet” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öyleyse onu götür” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer sen onu affedersen hem kendi günahını hem de ölen kardeşinin günahını temizlemiş olursun.” Adam, katili bırakıverdi katil bağlı olduğu urganı sürüyerek çekip gitti. (Ebû Davud, Diyat: 3; Ebû Davud, Kasame: 10)
27- HÂKİM DAVACILARA İYİ DAVRANMAYI TAVSİYE EDER
5321-
Abdullah b. Zübeyr (r.a)’den rivâyete
göre, Ensardan bir adam
hurmalıklarını suladıkları su yüzünden Zübeyr’i, Rasûlullah (s.a.v)’e
şikayet etti. Adam: “Suyu bırak benim bahçeme gelsin” dedi. Zübeyr de kabul etmedi böylece Rasûlullah
(s.a.v)’in huzurunda çekiştiler. Bunun üzerine Rasûlullah
(s.a.v) Zübeyr’e: “Ey Zübeyr! Bahçeni sula sonra suyu komşuna bırak”
dedi. Bunun üzerine Ensari kızdı ve: “Ey
Allah'ın Rasûlü! Zübeyr
hala oğlun olduğu için mi onu
kayırıyorsun?” deyince, Rasûlullah
(s.a.v)’in rengi değişti sonra şöyle buyurdu: “Ey Zübeyr! Bahçeni sula ve bahçen göl h
28- HÂKİM HÜKÜM VERMEDEN DAVALILAR ARASINDA ARACI OLUR
5322- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Berire’nin kocası Muğîs ismi verilen bir köle idi -Onu gözyaşları sakalından akarak Berire’nin arkasında dolaştığını görür gibiyim- Peygamber (s.a.v), Abbas’a: “Ey Abbas! Muğîsin Berire’yi ne kadar sevdiğine Berire’nin de Muğîs’e ne kadar buğz ettiğine hayret etmiyor musun?” dedi. Rasûlullah (s.a.v), Berire’ye de: “Kocana dönsen olmaz mı? O senin çocuğunun babasıdır” buyurdu. Berire: “Ey Allah'ın Rasûlü! Ona dönmemi emrediyor musun?” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hayır sadece aracı oluyorum ve aranızı bulmak istiyorum” buyurdu. Berire de: “Benim ona ihtiyacım yoktur” dedi. (Ebû Davud, Talak: 19; Buhârî, Talak: 15)
29- HÂKİM MUHTAÇ OLANLARA MALINI MUHAFAZA ETMESİNİ TAVSİYE EDER
5323- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ensardan bir adam ölünce kölesinin azâd olunmasını vasiyet etti. Kendisi gerçekten muhtaç ve borçlu birisiydi. Rasûlullah (s.a.v) onun kölesini sekiz yüz dirheme sattı ve parasını da adama vererek, “Bu parayla borçlarını öde ve çoluk çocuğuna harca” buyurdu. (Müslim, Eyman: 12; Ebû Davud, Itk: 9)
30- HAK AZ DA OLSA ÇOK DA OLSA MUTLAKA ÖDENMELİDİR
5324- Ebu Umâme (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bir Müslüman’ın hakkını bile bile yerse Allah ona Cenneti haram; Cehennemi vacip kılar.” Bir adam: “Azıcık bir şey olsa da mı? Ey Allah'ın Rasûlü!” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet erak ağacından bir çubuk olsa bile” buyurdu. (İbn Mâce, Ahkam: 8; Dârimi, Büyü’: 62)
31- HÂKİM BİLDİĞİ KİMSENİN GIYABINDA DA HÜKÜM VERİR
5325- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Süfyan’ın karısı Hind, Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna gelerek: “Ey Allah'ın Rasûlü! Ebu Süfyan cimri bir adamdır ne bana ne de çocuklarına yeterli şekilde harcamada bulunmuyor. O görmeden malından alabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Kendine ve çocuklarına yetecek kadarını alabilirsin” buyurdu. (Müslim, Akdıye: 4; İbn Mâce, Ticarat: 65)
32- BİR DÂVADA ÇELİŞKİLİ İKİ HÜKÜM VERİLEMEZ
5326- Abdurrahman b. Ebi Bekre (r.a) anlatıyor: Sicistan
v
33- HAKİM GÖRDÜĞÜNE VE BİLDİĞİNE GÖRE HAREKET EDER
5327- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizler davalarınızın halledilmesi için Bana geliyorsunuz. Şüphesiz Ben de bir insanım olur ki bir kısmınız haksız da olsa daha güzel ve tesirli konuşarak durumu diğerinden daha iyi müdafaa edebilir. Ben de dinlediğime göre hüküm veririm. Dolayısıyla hakkı olmadığı halde birinize kardeşinin hakkını aktarmış olabilirim ve böylece de ona ateşten bir parça ayırmış olurum.” (Tirmizî, Ahkam: 11; Müslim, Akdıye: 3)
34- DAVACILAR BİRBİRİNİ SERT ELEŞTİRMEMELİ
5328- Âişe (r.anha)’dan
rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)
şöyle buyurdu: “Allah’ın
buğz edip en sevmediği kimseler davacı
olduğu kimselere çok sert olan kimselerdir.” (Buhârî, Mez
35- DELİLLERİ OLMAYAN DAVACILARIN DAVASI NASIL HALLEDİLİR?
5329- Ebu Musa (r.a)’dan rivâyete göre, iki kişi bir hayvan konusunda Rasûlullah (s.a.v)’e davacı olarak geldiler. Hiç birinin de delilleri yoktu. Bunları dinleyen Rasûlullah (s.a.v) hayvanın yarısı birinin yarısı da diğerinin olması için hüküm verdi. (Ebû Davud, Akdıye: 22; İbn Mâce, Ahkam: 11)
36- HÂKİM HÜKÜM VERMEDEN ÖNCE NASİHAT EDEBİLİR
5330- Ebu Müleyke (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Taifte iki cariye boncuk yapıyorlardı. Onlardan biri eli kanayarak geldi ve arkadaşının vurduğunu iddia etti. Öbürü ise inkar etti. Ben de bu davanın halledilebilmesini temin için İbn Abbas’a mektup yazdım. O da bana şu cevabı verdi: Rasûlullah (s.a.v), davalarda iddiada bulunan kimselere yemin teklif ederdi. Eğer her iddia eden davacıya istediği verilse herkes insanların kanları ve malları hakkında hak iddia eder hale gelirdi. (Dolayısıyla delil getirmek iddia edip dava edene yemin de, inkar edene düşer) İnkar eden ve yemin teklif edeceğin o cariyeyi çağır ve ona şu ayeti oku: “Doğrusu Allah’a verdikleri sözü ve yeminleri az bir menfaat karşılığında değiştirenler var ya işte onlar öteki dünyanın nimetlerinden faydalanamayacaklardır. Allah kıyamet günü onlarla ne konuşacak ne yüzlerine bakacak ne de onları günahlarından arındıracaktır ve onlar için acıklı bir azâb vardır.” (Ali İmran 72.) Onu çağırdım ve kendisine ayeti okudum. Ayeti dinleyince suçunu itiraf etti ve bu hal beni sevindirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
37- HÂKİM NASIL YEMİN TEKLİF EDER
5331- Muaviye (r.a)’den rivâyete
göre, Rasûlullah (s.a.v) halka h
5332- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Meryem oğlu İsa hırsızlık yapan bir adamı görünce ona dedi ki: “Çaldın mı?” Adam da: “Kendinden başka gerçek ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki hayır çalmadım” dedi. Bunun üzerine İsa (a.s): “Allah’a iman ettim ve gözümü yalanladım” dedi. (Tirmizî, Fedailü’l Kur’an: 11; Dârimi, Fedailü’l Kur’an: 25)
İslami Okul Okulların En Önemlisi