İlim Bölümü - Ilim - Aliyye
Gerçekleşmemiş Şeylerde Soru Sormaktan Nehiy:
Kur'an'm Dışındaki Şeylerin Yazılmasından Nehiy:
Hadisleri Yazmak İsteyenlere Rasulullah'ın İzin Vermesi:
Allah'tan Gelenleri Tastık Etmeye Teşvik:
Güzel Susmak Kişinin İlmindendir (Fakihliğindendir):
Birşeyi Hatırlamak İçin Eline Birşeyler Bağlamak:
Kitap Ehlinin Kitaplarına Bakmaktan Nehiy:
İlim Tahsil Etmede İhlaslı Olmaya Teşvik:
İlim İddia Etmenin Kerahiyeti:
Yalan Söylemenin Ve Vaadi Bozmanın Kerahiyeti:
Güzel Amellerde Zayıf Hadisle Amel Etmek:
İyi Haber Veya Kötü Haberle Gelin:
Hadisin Sağlamlığını Araştırmak;
Hadislerin Mana İle Rivayet Edilmesi:
Kur'an'ın Sünneti Doğrulaması;
Kur'an Bütün Hükümleri Kapsar:
Hadis Kur'an'ın Mücmel Ayetlerini Açıklar:
İLİM BÖLÜMÜ
2998- Abdullah b. Abdurrahman'dan Lokman Hekim 'in oğluna şöyle tavsiyede bulunduğu bana ulaştı:
"Ey oğul alimlere karşı övünmek, cahillerle tartışmak meclislerde insanlara hava atmak ve gösteriş yapmak için i-lim Öğrenme ve zühd için cahil kalmak için de ilim öğrenmeyi bırakma. Ey oğul Allah'ı zikreden bir topluluk bulursan onlarla birlikte otur. Çünkü eğer alimsen ilmin sana fayda verir, eğer cahilsen sana öğretirler ve belki Allah Te-ala onlara rahmet nazarıyla bakar sana o rahmetten ulaşır."[1]
2999- Antere'den îbn Abbas'ın yanına girdik bize şöyle söyledi:
"Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse Allah Teala ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Kimin ameli kendisini geri bırakırsa nesebi onu ileriye götürmez." [2]
Alimin Fazileti:
3000- Abdullah anlatıyor. Ben Rasulullah'ın yanına girdim bana:
"Ey İbn Mes'ud" dedi. Ben: "Buyur Ya Rasulallah" dedim. Rasulullah: "İmanın en sağlam direği hangisidir biliyor musun?" dedi. Ben: "Allah ve rasulu daha iyi bilir" dedim. Bu sorusunu üç defa tekrarladı sonra da:
"İmanın en sağlam direği Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir" dedi. Sonra: "Ey İbn Mes'ud" dedi. Ben: "Buyur ya Rasulallah" dedim. Rasulullah: "İnsanların en faziletlisi ve üstünü kimdir?" diye sordu. Ben:
"Allah ve Rasulu daha iyi bilir" dedim. Bu sorusunu da üç defa tekrarladı sonra şöyle dedi: "Onların en faziletlisi dinlerinde fakih olup onu öğrenenlerdir" dedi. Sonra: "Ey İbn Mes'ud" dedi. Ben: "Buyur ya Rasulallah" dedim. Rasulullah: "İnsanların en bilgini kimdir biliyor musun?" diye sordu ve bu sorusunu üç defa tekrarladı. Ben:
"Allah ve Rasulu daha iyi bilir" dedim. Rasulullah: "Onların en bilginleri amelde eksiklikleri olsa bile insanlar ihtilaf ettikleri zaman hakkı görenlerdir." [3]
İcmanın İsmeti:
3001- Beşir b. Amr'dan İbn Mesud şöyle dedi: "Allah Teala Muhammed ümmetini delalet üzerinde toplayacak değildir." [4]
3002- Kays b. Beşir'den îbn Mesud şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki o Muhammed ümmetini delalet
üzerinde bir araya getirmez. İnşaallah onların hepsini fitne zamanında bir araya getirir." [5]
3003- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala sizi üç şeyden korumuştur hepinizin
delalet üzerinde toplanması, ehli batılın ehli hakka galip gelmesi, size bir beddua edip helak olmanız. Ancak bu üç şeyi sizin için sununla değiştirdi kıyamet kopmadan Dabbetu'1-Arz, Deccal ve Duman çıkacak." [6]
Rivayette İsnatı İstemek:
3004- Ameş'den İbrahim'e bana hadis rivayet ediyorsun senetlerini de bana söyle dedim. İbrahim:"Sana senetsiz hiçbir şey rivayet etmedim" dedi. [7]
Sahabenin İhtilafı:
3005- Avf b. Abdullah'tan Ömer b. Abdulaziz bana şöyle söyledi: "Rasulullah'ın sahabesinin ihtilaf etmesi beni sevindirmez bunların sözünü alırsak ta doğru yaparız bunların sözünü alırsak doğruya isabet ederiz." [8]
3006- Cabir b. Abdullah'tan İbn Mesud Ubey b. Kab namaz kılan bir kişi hakkında ihtilaf ettiler. İbn Ubey: "O bir elbise ile namaz kılmaktadır" dedi. İbn Mesud ise: "İki elbieseyle namaz kılmaktadır" dedi. Bu durum Ömer'e ulaşınca onları çağırdı ve: "Rasulullah'ın ashabından iki kişi bir fetvada ihtilaf ettiler insanlar hangi sözle amel edecekler" dedi. Sonra da Ubey'in sözünü aldı ve İbn Mesud'un sözüne bakmadı. [9]
Gerçekleşmemiş Şeylerde Soru Sormaktan Nehiy:
3007- Şabi'den Ammar'a bir konuda soru soruldu o bu daha gerçekleşmedi dedi. Onlar:
"Hayır" dediler. Ammar: "Gerçekleşinceye kadar bizi serbest bırakın eğer gerçekleşirse o zaman size fetvasını söyleriz." [10]
3008- Muaz b. Cebel'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Bela inmeden onun gelmesini istemeyin ve acele etmeyin. Çünkü eğer belanın gelmesinde acele ederseniz yollar sizi şuraya buraya götürür ve ihtilafa düşersiniz. O zaman müslümanların falan isabet etti filan yanıldı demelerine mani olamazsınız." [11]
3009- Sa'd b. Raşid'den Tavus'a bir soru sordum. Tavus "Bu gerçekleşmiş mi?" diye sordu. Ben: "Hayır" dedim. Bunun üzerine Tavus: "Muaz b. Cebel bize şöyle dedi. (Rasulullah'a isnad etmeden kendisinin bir sözü o) bela gelmeden önce onun gelmesinde acele davranmayın ve istemeyin. aynı hadis. [12]
Fetvanın Kısa Ve Öz Oluşu:
3010- Sümame b. Hazen'den Ubey b. Kab'ın yanında otururken bir adam geldi ve dün Abdullah b. Amr'ı gördim. Onun bana kızmış olacağından korkarım. Benim için ona birşey sormanı istiyorum" dedi. Ubey: "Kendin git ve ona sor" dedi. O sırada Abdullah b. Amr Mina'daki çadırının yanında duruyordu bir adam gelip onu aldı ve götürdü. Döndükten sonra ben: "Ey Abdullah bana fetva ver" dedim ve bu sözümü üç defa tekrarladım. Abdullah dilini göstererek: "Bununla sadece doğru olanı söyle." Elini işaret ederek "Bununla ancak iyi işler yap. O zaman cennete hesapsız ve azapsız girersin" dedi. Ben: "Ey Abdullah kısa konuştun" dedim. Abdullah: "Ben elbisemi giymiş Kabe'yi ziyarete giderken yanıma sen çıka geldin ve benden nasihat istedin. Rasulullah'a da işinin ortasında gelindi ve ona: "Kalk, kısa ve öz olarak anlat." O da kalktı kısa ve öz olarak konuştu. Rasulullah bu konuşması ile kendinden öceki ve sonraki herkesten daha öz ve kısa idi. Ben: "Ey Abdullah Allah Teala her günahtan tevbe etmeyi kabul eder mi?" dedim. Abdullah: "Evet" dedi. [13]
Kur'an'm Dışındaki Şeylerin Yazılmasından Nehiy:
3011- Ata b. Müslim'den Bişr b. Kays'a: "Şu hadisi bana yaz" dedim. Ata: "Hayır yazmam çünkü İbrahim en-Nehai şöyle söyledi: "Hadisleri yazıp ta ona güvenir ve hadis öğrenimini bırakırsınız. Bunun için yazmayın." Sonra Muaz b. Cebel*in' şöyle dediğini söyledi: "Bizler hadislerden bazı şeyler yazarken Rasulullah yanımıza çıka geldi ve: "Bu nedir ey Muaz?" diye sordu. Ben: "Biz senden işittiklerimizi yazıyoruz ya Rasulallah" dedik. O ise: "Bu Kur'an sîze başka şeylerden yeter" dedi ve bundan sonra hiç birşey yazmadık. [14]
3012- Ebu Berde'den Ubey'den bir kitap yazdı bana: "Eğer Allah'ın kitabından bir ayet bu yazdıklarımda olmasaydı hepsini yakardım." Sonra içinde su olan bir kab istedi ve onu yıkadı sonra da şöyle dedi: "Benden işittiklerini iyi şekilde ezberle ve koru çünkü ben Rasulullah'dan hiçbirşey yazmadım. Sen babanı nerede ise helak edecektin (yapmadığı birşeyi yaptı demekle)." [15]
3013- Halid b. Artafe'den ben Ömer'in yanında otururken Abdulkays oğullarından Süveyş'te oturan bir adam getirildi. Ömer ona:"Sen filan oğlu filan mısın?" diye sordu. Adam: "Evet" deyince Ömer asasıyla ona vurdu. Adam: "Ne yaptım ya Emirel mü'minin" dedi. Ömer: "Otur" dedi ve adam oturunca Kur'an'dan şu ayetleri
okudu:"Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla Elif Lam Ra bu ayetler apaçık bir kitabın ayetleridir. Anlayasımız
ve akledesiniz diye onu arapça olarak indirdik ve biz sana en güzel hikayeleri anlatırız." Ömer bunu üç defa okudu ve her üç defasında da adamı dövdü. Adam: "Ne yaptım ya Emirel mü'min" diye tekrar sordu. Ömer:
"Danyalın kitabını çoğaltan sen değil misin?" dedi. Adam: "Bana birşey emret onu yerine getireyim" dedi. Ömer:
"Git ve o yazdıklarını beyaz bir yün ve sıcak su ile sil sonra ne sen ne de müslümanlardan hiçbirisi onu okumasın. Eğer senin okuduğunu veya müslümanlardan birine okuttuğunu işitirsem sana şiddetli bir ceza veririm" dedi. Sonra ona: "Otur" dedi ve adam onun önünde oturdu. Ömer şöyle anlattı:
"Ben Rasulullah'ın yanından ayrılıp bir deri parçası üzerine yazılmış ehl-i kitabın bir kitabını aldım. Rasulullah bana: "Elindeki nedir ya Ömer?" diye sordu. Ben: "Ya kasulallah ilmimizin daha da artması için ehl-i kitabın kitabının bir nüshasıdir" dedim. Rasulullah buna Öyle bir şekilde kızdı ki gözleri kızardı sonra insanları namaza çağırdı." dedim. Ensar "Peygamberimizi kızdırdınız yanınıza silahlarınızı alınız." dedi. Hepsi gelip Rasulullah'ın minberinin etrafını kuşattılar. Rasulullah: "Ben size bu kitabı bembeyaz ve net olarak getirdim. O kitaptan şaşmayın ve şaşanlar da sizi aldatmasın" dedi. Ömer topluluğun arasından kalkarak şöyle dedi:
"Rab olarak Allah'a, din olarak İslam'a ve senin de Allah'ın elçisi olduğuna razı oldum ve şahit oldum." Rasulullah da minberden indi. [16]
Hadisleri Yazmak İsteyenlere Rasulullah'ın İzin Vermesi:
3014- Abdullah b. Amr'dan ben Rasulullah'a şöyle dedim: "Ya Rasulallah senin hadislerini anlayıp kavramak istiyorum fakat bunları bir türlü kavrayamıyorum. Yazmak ile kavramama yardımcı olayım mı?" Rasulullah:
"Dilersen yap" dedi. [17]
3015- Abdullah b. Amr'dan Rasulullah'a: "Ya Rasulallah ilmi kaydedeyim mi?" diye sordum. Rasulullah:
"Evet" dedi. [18]
3016- Yezid Rekkaşi'den Enes b. Malik'in yanma bize daha fazla hadis rivayet etmesi içn geldiğimizde içinde hikmetli sözler yazılı bir sahifeyi üzerimize atar ve: "İşteRasulullah'tan işittiğim ve yazdığım sonra da ona sunduğum hadisler bunlardır" derdi. [19]
3017- Beşir b. Nehik'ten Ebu Hureyre'nin yanında ötüyordum bize şöyle anlattı: "Ben Rasulullah'dan işittiklerimi yazıyor ve yanımdan ayrılmak isteyince de tekrar yazdıklarımdan ona okuyordum ve işte senden işittiklerim bunlardır diyordum. Rasulullah "evet" deyip kabul ediyordu." [20]
3018- Ebu Seleme'den ben Fatıma binti Kays'm ağzından hadisler yazdım. [21]
Allah'tan Gelenleri Tastık Etmeye Teşvik:
3019- Enes b. Malik'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Kime Allah'tan bir fazilet gelir ve ulaşırsa onu tas-
tik etmezse o fazilete ulaşamaz." [22]
Güzel Susmak Kişinin İlmindendir (Fakihliğindendir):
3020- Ebu Derda şöyle dedi:"Kişinin yürümesi, eve girmesi, çıkması onun fıkhiolunldan. [23]
Birşeyi Hatırlamak İçin Eline Birşeyler Bağlamak:
3021- Rasulullah birşeyi unutacağından korkacağından eline bir ip bağlar ve o iple o şeyi hatırlardı. [24]
3022- Muaviye b. Yahya'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Biriniz unutmaktan korkutuğu zaman şöyle desin.
Unutanlara unuttuklarını hatırlatan Allah'a hamd olsun." [25]
İlim tahsilinin edebi
3023- Ebu Zer anlatıyor: Mescide girdiğimde Rasu-lullah'm yalnız başına oturduğunu gördüm kalktım ve beni görmeden ona bakmaya başladım. Kendi kendime Rasu-lullah'la hiç böyle tek başına kalmadım ya bir ihtiyacı veya vahiyden dolayı yalnız kaldı dedim. Sonra kendi kendime onun yanına gelip nasihat talebinde bulunmayı istedim. Fakat içimden bazen gitmek bazen de gitmemek vardı sonunda yanma geldim selam verip oturdum. Uzun bir süre oturduğum halde o bana dönüp bakmadı ve konuşmadı ben kendi kendime herhalde Rasulullah benim gelip oturmamı hoş görmedi dedim. Rasulullah bana döndü ve: "Ey Ebu Zer" dedi. Ben:"Buyur ya Rasulallah" dedim. Rasulullah: "Namaz kıldın mı (nafile namaz)?" dedi. Ben: "Hayır" dedim. Rasulullah: "Kalk ve namaz kıl" dedi. Ben de kalktım ve Allah'ın dilediği kadar namaz kıldım sonra tekrar dönüp oturdum. Uzun süre geçtiği halde Rasulullah yine benimle konuşmadı ben yine kendi kendime herhalde Rasulullah benim burada oturmamı hoş görmedi dedim. Sonra bana dönerek: "Ey Ebu Zer insanların ve cinlerin şeytanlarının şerrinden Allah'a sığın" dedi. Ben: "Annem babam sana feda olsun ya Rasulallah insanların da şeytanları olur mu?" dedim. Rasulullah: "Allah Teala Kur'an'da şöyle buyurmuyor mu?" dedi. "İnsan ve cinlerin şeytanları birbirlerine vahyeder fısıldarlar" Sonra tekrar bana döndü ve: "Ey Ebu Zer sana cennetin hazinelerinden bir hazine olan bir kelime öğreteyim mi?" dedi. Ben: "Annem babam sana feda olsun ya Rasulallah" dedim. Rasulullah:
"La havle vela kuvvete illa biilah. "Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur" sözüdür" dedi. Sonra aradan uzun bir zaman geçti ve konuşmadım. Ben tekrar söze başlamak istedim ve: "Ya Rasulallah bana namaz kılmamı emrettin. Bu ne demektir?" dedim. Rasulullah: "Bu büyük bir hayırdır dileyen az kılar dileyen çok kılar." dedi. Ben: "Ya Rasulallah oruç nedir?" diye sordum. Rasulullah: "Allah'ın bol mükafat verdiği bir farzdır" dedi. Ben:
"Ya Rasulallah sadaka nedir?" diye sordum. Rasulullah: "Allah Teala onun ecrini kat kat verir ve Allah katında daha da fazlası vardır" dedi. Ben: "Ya Rasulallah amellerin en faziletlisi hangisidir?" diye sordum. Rasulullah:
"Allah'a iman ve onun yolunda cihatır" dedi. Ben: "Ya Rasulallah şehitlerin en üstünü ve faziletlisi hangisidir?" diye sordum. Rasulullah"Allah yolunda kan akıtılıp atı boğazlanandir" dedi. Ben: "Ya Rasulallah kölelerin en üstünü hangisidir?" diye sordum. Rasulullah: "Fiyatı pahalı olan ve ehli katında değerli olan köledir." dedi. Ben:
"Ya Rasulallah sadakanın en faziletlisi hangisidir?" diye sordum. Rasulullah: "Yorucu gayret ve fakiri gizli olarak verilendir" dedi. Ben: "Ya Rasulallah sadaka verecek birşey bulamazsan" dedim. Rasulullah:
"Çalışana yardım edersin" dedi. Ben: "Ya Rasulallah buna da gücüm yetmezse" dedim. Rasulullah:
"Diline işaret ederek bunu insanlara eziyet vermekten alikoymandır. Çünkü bu güzel bir sadakadır. İnsan onunla kendi nefsine tasadduk eder" dedi. Ben: "Ya Rasulallah sana indirilenler arasında en büyük ayet hangisidir?" diye sordum. Rasulullah: "Ayete'l kürsi'dir" dedi ve: "Göklerin ve yerin kürsiye göre büyüklüğü ne kadardır biliyor musun?" diye sordu. Ben: "Hayır ya Rasulallah Allah'ın sana öğrettiğinden bana-da öğret" dedim. Rasulullah: "Göklerin ve yerin kürsiye göre büyüklüğü çöle atılmış bir halka gibidir. İşte kürsünün göklere Ve yere olan üstünlüğü çölün o halkaya olan üstünlüğü kadardır" dedi. Ben: "Ya Rasulallah nebilerin sayısı ne kadardır?" diye sordum. Rasulullah: "Yüzyirmidörtbin nebidir" dedi. Ben: "Ya Rasulallah hepsi peygamber miydi?" diye sordum. Rasulullah: "Hayır onlardan peygamber olanlar yüzondört kişiydi" dedi. Ben: "Ya Rasulallah ilk peygamber olan kimdir?" dedim. Rasulullah: "İlk peygamber olanı Adem'dir. Allah Teala onu topraktan ve kendi eliyle yaratıp sonrada kendi ruhundan ona üflemiş ve onunla konuşmuştur." Sonra insanlar Rasulullah'm (s.a.v.) etrafına çoğaldı ve Rasulullah şöyle dedi: "İnsanların en cimrisini size haber vereyim mi?" dedi. Ben: "Evet ya Rasulallah" dedim. Rasulullah: "Yanında zikredildiğim halde bana salatu salam getirmeyendir" dedi. "Allah Tealanın selamı onun üzerine bol bol olsun" [26]
Kitap Ehlinin Kitaplarına Bakmaktan Nehiy:
3024- Zühri anlatıyor: Hafsa Yusuf'un (a.s.) hikayesini anlatan kitap ehlinin bir kitabıyla Rasulullah'm yanına geldi ve onu okumaya başladı Rasulullah ise yüzündeki rengi değişiyordu ve şöyle dedi:
"Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki Yusuf gelse ve siz beni bırakıp ona tabi olsaydınız sapıklardan olurdunuz." [27]
Kitapları Çoğaltmak:
3025- Yezid babasından rivayetle Rasulullah şöyle buyurdu : "Kitapları çoğaltın bu daha iyidir." [28]
İlmi Gizlemekten Nehiy:
3026- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Söylenilmeyen ve anlatılmayan ilmin örneği Allah yolunda infak edilmeyen hazineye benzer." [29]
3027- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kime bir ilimden sorulur ve o da gizlerse kıyamet günü ağzına ateşten bir gem vurulduğu halde gelir. Kim ilmi olmadan Kur'an hakkında konuşursa kıyamet günü ağzına ateşten bir gem vurularak gelir."[30]
İlim Tahsil Etmede İhlaslı Olmaya Teşvik:
3028- Abdullah b. Mesud'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Alimlere karşı övünmek cahil ve beyinsizlerle tartışmak ve insanların gözünde bir makam sahibi olmak için ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa o kimse ateştedir." [31]
İlmi Tebliğ Etmeye Teşvik:
3029- Salim b. Abdullah'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kişi kıyamet günü fazla malından sorulduğu gibi
ilminin fazlasından da sorulacaktır [32]
İlim İddia Etmenin Kerahiyeti:
3030- Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Bu din ortaya çıkar öyleki denizleri aşar ye Allah yolunda atlar denizlere dalarlar. Onlardan sonra bazı kimseler gelir Kur'an okurlar ve: "Biz kuran okuyoruz kim bizden daha çok ve daha iyi okuyabilir kim bizden daha çok bilgilidir. Kim bizden daha çok fakihtir derler." dedi. Sonra Rasulullah ashabına dönerek: "Böyle kimselerde bir hayır var mıdır?" diye sordu. Sahabeler: "Hayır" dediler. Rasulullah: "İşte o kimseler sizdendir ve bu ümmettendirler. Fakat onlar cehennemin azığıdırlar." [33]
Yalan Söylemenin Ve Vaadi Bozmanın Kerahiyeti:
3031- Enes b. Malik'ten Ebu Musa bana: "Eşyalarımı hazırla falan falan gün yolculuğa çıkıyorum" dedi. O gün geldiğinde eşayalan daha hazırlanmamıştı. Bazı hazırlıkları daha vardı. Bana: 'Hazırlıkları bitirdin mi?" diye sordu. Ben: "Az birşey kaldı" dedim. Ebu Musa: "Ben yolculuğa çıkıyorum" dedi. Ben: "Allah seni salih etsin biraz daha kalsan ve kalan hazırlıklarını da tamamlasak" dedim. Ebu Musa: "Hayır ben ailemin beni yalanlamasından hoşlanmıyorum ve onlara verdiğim sözü bozmak istemiyorum ki onlar da bana verdikleri sözü bozmasınlar ve bana yalan söylemesinler. Onlara hıyanet etmek istemiyorum ki onlar da bana hıyanet etmesinler." [34]
Yalanlamaktan Sakındırmak:
3032- Ebu Hureyre ve İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim batıl bir hadisi araştırırsa o hadisi anlatan gibidir." Biz: "Onu nasıl araştırırız ya Rasulallah?" diye sorduk. Rasulullah:
"Adam birisiyle karşılaşır ve ona böyle böyle idi ve oldu der ve adamın konuşmaya başlamasına sebep olur. Hiçbiriniz kötülüğün ve batılın kapısını açanlardan olmayın." [35]
3033- Hammad b. Zeyd'den Seleme b. Alkame'ye bir hadis telkin ettim bana hadisi anlattıktan sonra dönerek
şöyle dedi: "Arkadaşının yalan söylemesini istiyorsan ona telkinde bulun dedi. [36]
Muhaddisin Edebi:
3034- Muhammed b. Şirin konuşur ve gülerdi ancak bir hadis geldiği zaman hemen huşuluğa bürünürdü.[37]
3035- Sabit anlatyor. Enes'in yanına geldiğinde güzel kokuyu ister, eline ve omuzlarına sürerdi. [38]
Fetvadan Kaçınmak:
3036- Ebu Miclez'den Abdullah b. Amr şöyle derdi: "Ey insanlar benden uzak durun ben benden daha bilgili olanların yanındaydım. Eğer böyle bana muhtaç olacağınızı ve bu kadar yaşayacağımı bilseydim sizin için onlardan ilim öğrenirdim fakat siz benden uzak durun." [39]
Güzel Amellerde Zayıf Hadisle Amel Etmek:
3037- Enes b. Malik'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Kime Allah'tan bir fazilet gelirse onu doğrulamazsa o fazilete erişemez." [40]
İyi Haber Veya Kötü Haberle Gelin:
3038- Enes b. Malik'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Güzel haberi ancak güzel kişi getirir kötü haberi de ancak kötü adam getirir." [41]
3039- Rasulullah şöyle buyurdu: "Kişi ancak iyi veya kötü haberle yürür." [42]
Hadisin Sağlamlığını Araştırmak;
3040- İmran b. Hüseyn'den Rasulullah'dan hadisler işittim ve onları ezberledim. Onları sizlere anlatmaktan beni menedecek kimse yoktur. Ancak arkadaşlarımın onları benden alıp korumalarını istiyorum. [43]
Müzakere:
3041- Ebu Nadre'den Ebu Said şöyle diyordu: "Birbirinize hadis anlatın. Çünkü hadisler birbirlerini hatırlatır. [44]
3042- Ebu Nadre'den biz Ebu Said'in yanına gelir ve bize şöyle derdi: "Hadi anlatın. Çünkü hadis hadisi getiri [45]
3043- Ebu Nadre'den Ebu Said'e bana hadis yazdır dedim. O: "Kesinlikle sana yazdırmayacağım bizler Rasulullah'tan alığımız gibi siz de bizlerden alacaksınız" derdi ve şöyle eklerdi: "Birbirinize hadis rivayet edin. Çünkü hadislerin bir kısmı diğer kısmını hatırlatır." [46]
3044- Alkame şöyle dedi. Hadis rivayetini uzatın. Taki unutulmasın. [47]
Rey İle Fetva Vermenin Zemmi:
3045- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Bu ümmet bir müddet Allah'ın kitabıyla, sonra Rasulu-
nun sünnetiyle amel eder. Daha sonra da rey ile amel ederler İŞte rey ile amel edince hem sapıtırlar hem de saptırırlar. [48]
Hadislerin Mana İle Rivayet Edilmesi:
3046- Yezid b. Ebi Malik'ten Ebu Derda Rasulullah'tan bir hadis rivayet edince: "Bunun gibi veya bu şekilde diyerek rivayet ederdi." [49]
3047- Ubeyd b. Ümeyr İbn Ömer de oradayken hadis rivayet ediyordu. Rasulullah şöyle buyurdu:
"Münafığın misali iki otlar arasındaki koyun gibidir. İbn Ömer "Hadis böyle değildir. Hadis münafığın misali iki koyun sürüsü arasındaki koyun gibidir" dedi. Ubeyd "Otlak ile koyun sürüsü aynıdır", deyince İbni Ömer;
"Eğer Rasulullah'dan böyle işitmeseydim kesinlikle böyle demezdim" dedi. [50]
3048- Halid b. Dureyk'ten Rasulullah'm ashabından birisi Rasulullah'tan şöyle rivayet etti: "Kim söylemediğim birşeyi söyledi derse veya babasından başkasına intisab ederse veya efendilerinden başkalarına katılırsa cehennemin iki gözü arasında konumunu hazırlasın"dedi. Ona: "Ya Rasulallah cehennemin iki gözü mü var?" diye soruldu. Rasuiullah: "Evet sizler Allah Teala'nın şu ayetini işitmediniz mi?: "Cehennem onları uzak bir yerden görünce onun aşın sıcaklık ve soğukluğunu işitirler." Biz bunu işitince artık hadis rivayet etmekten kaçındık. Bunun üzerine Rasulullah bize: "Neden birbirinize hadis dinletmiyor sunuz?" dedi. Biz: "Ya Rasulallah senin söylediklerini işittikten sonra nasıl hadis anlatalım. Biz hadise pek değer veremiyoruz kimisini öne kimisini arkaya atıyoruz. Kimisini fazla kimisini noksan rivayet ediyoruz" dedik. Rasulullah: "Ben böyle kastetmedim. Benim kastım kim beni ayıplamak ve kötülemek için yaparsa ve söylerse" dedi. [51]
İlmin Genişliği:
3049- Ebu'l Bahteri'den Selman'la birlikte Dicle nehrinin yanından geçtik bana: "İn ve git su iç" dedi. Ben de gidip içtim ve bunu üç defa tekrarlattı sonra da: "Senin bu içtiğin Dicle nehrini ne kadar azalttı" dedi. Ben: "Belki de Dicle'den hiçbirşey eksiltmedi" dedim. Selman: "İşte ilim de böyledir tükenmez sana fayda verecek şeyleri iyice öğren."dedi. [52]
3050- İbn Abbas şöyle dedi. Hırslı iki kişi vardır ki isteklerine ulaşamazlar. Birisi ilim tahsil eden diğeri de mal kazanma hırsına sahip olandır. Her ikisi de arzularına ulaşamaz. [53]
İlim Yaymaya Teşvik:
3051- Ebu Kesir babasından rivayetle anlatıyor: Ebu Zer evinde ve insanlar da etrafına toplanmış ona soru soruyor lardı. Bir adam geldi ve Ebu Zer'in başında durdu ona: "Emirel mü'minİn seni fetva vermekten alıkoymadı m?" diye sordu. Ebu Zer başını kaldırdı ve adama baktı ve: "Sen beni gözetleyen biri misin? Eğer keskin kılıcınızı boynuma vurar ve bunu uygulayacağınızı bilsem Rasulul-lah'ın bîr sözünü söyleyecek kadar vaktim olsa o anda bile Rasulullah'tan işittiğimi anlatınrm?" dedi. [54]
3052- Ebu Hureyre ve îbn Abbas'tan Rasulullah bize bir hutbesinde şöyle dedi: "Kim ilim öğrenir ve ilim öğrenmede tevazu gösterir sonra da onu Allah'ın kullarına öğretir ve bununla sadece Allah Tealanın katındakini isterse ondan daha üstün sevaba ve daha yüksek makama kimse ulaşamaz. Ve cennette yüksek hiçbir makam ve derece yoktur ki onun da orada nasibi olmasın. Şunu iyi biliniz ki ilim ibadetten mal ve mülke sahip olmaktan daha üstündür. Asıl i-lim az bile olsa amel ettiğiyle elde edilen ilimdir." [55]
3053- Abdullah Ebu Hüzeyl'den. İliya mescidine girdim ve sütunlarının birinin yanmda iki rekat namaz kıldım. Sonra yanıma bir adam geldi ve o da namaz kıldı. Namazını bitirdikten sonra insanlar etrafına toplandılar. O kişi Abdullah b. Amr idi. Bu arada Yezid b. Muaviye'nin elçisi ona geldi ve cevap vermesini istedi Abdullah bu adam size hadis anlatmamı nehyetmek istiyor. Nasıl ki babası beni nehlediyordu. [56]
Harflerin Manaları:
3054- Ebu Hureyre'den Osman'a soru soruldu şöyle dedi; "Ebcet kelimesindeki "ba" harfi Allah'ın parlaklığı, cıra Allah'ın güzelliği, dalı Allah'ın dini, melekleri, peygamberleri, Rasulleri ve salih kullandır. Hevvez kelimesindeki "ha" Allah Tealanın cehennem ehline değer vermemesi "ze" cehennem ateşinin Allah düşmanlarına ve günahkarlara olan nefesidir. Hutti kelimesindeki "ha" Allah'ın günahkarların günahlarını istiğfar etmelerinden dolayı silmesidir. Kelemen kelimesndeki *'kaf' harfi cennet ehlinin kemalidir. "Nun" harfi cennete girmede Önce cennet ehlinin yediği balık ciğerleridir. Safes kelimesindeki "sat" bir sa'ya bir sa' bir taneye bir tane anlamına gelir. Nasıl muamele edersen öyle muamele görürsün. "Karaşet" kelimesi ise hesaba çekilmektir. [57]
Kur'an'ın Sünneti Doğrulaması;
3055- İbn Abbas'tan size anlattığım bir hadisi Allah'ın kitabında doğrulandığını bulamazsanız ve onun insanların katında da güzel olduğunu bulamazsanız ben o hadisi yalanlıyorum ve kabul etmiyorum. [58]
Sünnetle Amel Etmeye Teşvik:
3056- Said b. Hüseyin'den ensardan bir adam şöyle dedi: "Rasulullah bir gün Öyle bir vaaz verdi ki derilerimiz o
vaazın etkisinden titredi. Gözlerimiz yaşardı ve kalplerimiz korktu. Biz: "Ya Rasulallah sanki bu vedalaşan birinin vaazıdır bize neler tavsiye edersin" dedik. Rasuİullah: "Allah'tan korkun benim ve hidayette oîan halifelerimin sünnetine uyun. O yola azı dişlerinizle sarılın. Çünkü her bid'at delalettir, sapıklıktır." [59]
3057- Zeyd b. Eslem'den İbn Ömer'i gömleğinin kuşağını çözmüş olarak gördüm. Bunu ona sorunca şöyle dedi:
"Rasulullah da böyle yapardı." [60]
3058- Kesir b. Abdullah'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim sünnetlerimden birini diriltir ve insanların o sünnetle amel etmesine sebep olursa o sünnetle amel edenlerin sevabı kadar o kişiye de sevap verilir. Ve sünneti işleyenlerin sevabından hiçbirşey eksilmez. Kim ki yeni bir bid'at ortaya çıkarır ve insanlar onunla amel ederse onunla amel edenlerin günahı kadar o kişiye de günah yazılır ve o bid'atla amel edenlerin günahlarından hiçbirşey eksilmez." [61]
İlim Tahsili İçin Yolculuk:
3059- Ata b. Ebi Riyah'tan Ebu Eyyub Mısır'da bulunan Abdullah b. Amir'in yanına rivayet ettiği bir hadisi ondan sormak için gitti. [62]
3060- Abdulmeki'den Ebu Seyyet anlatıyor. Bir gün Mesleme'nin yanındaydım. Yanına bir adam bineği üzerinde geldi ve Mesleme'nin yanına girmek için izin istedi. Mesleme bir cariyesine emredip: "Bak bu kimdir?" dedi. Cariye: "Bineğiyle birlikte gelen bir ihtiyardır ve bana Mesle-me'yi çağırın diyor" dedi. Mesleme cariyesine:
"Geri dön adamın kim olduğunu sor" dedi. Cariye gelip adama sordu ve:
"Ben filanım" dedi. Bunun üzerine Mesleme hızlıca yerinden kalktı çünkü gelen kimse sahabelerden birisi idi. Ben Rasulullah'dan bir hadis işittim o gün Rasulullah'a (s.a.v.) en yakın oturan Ukbe b. Amir'di. O hadisi sormak için yanına geldim: "Kalk beni Ukbe'nin yanına götür" dedi. Mesleme ona: "Haber göndereyim o gelsin" dedi fakat o da bunu kabul etmedi ve: "Senin emirliğin hoşuna gitmiş Eba Seyyad'a söyle beni Ukbe'nin yanına götürsün" dedi ve Ukbe onu görünce onu hoş karşıladı elinden tuttu ve: "Ben Rasulullah'tan şöyle şöyle işittim" dedi.[63]
3061- Yalıya b. Hişam'dan. Medine ehlinden bir adam Mısır'a gelip emirin kapıcısına: "Emire söyle yanıma gelsin" dedi. Kapıcı: "Biz bu ülkeye geldik geleli senden başka bu şekilde söyleyen kimseyi görmedik. Genellikle emirin yanma girmeme izin ver denilir" dedi. Adam: "Emire git ve ona filan kimse kapıda bekliyor de" dedi. Emir adamın yanına çıkınca ona: "Sana bir hadisi sormak için yanına geldim" dedi. [64]
3062- Cündüp anlatıyor. Medine'ye ilim tahsil için geldim. İnsanlar Rasulullah'in mescidinde halka halka oturmuş birbirlerine hadis rivayet ediyorlardı. Halkalardan birine geldim üzerinde iki elbise olan genç bir adamı gördüm. Şöyle diyordu; "Kabe'nin rabbine yemin olsun ki akit (idareciler) sahibi kimseler helak oldu ve onlara hiç de üzülmem." Bunu üç defa tekrarladı. Sonra yanma oturdum. Hadîs rivayet ettikten sonra kalktı sonra ben:
"Bu kimdir?" diye sordum ordakiler:"Müslümanların efendisi Ubey b. Kab'dir" dediler. Onu izledim evine girince baktım ki heyeti eskimiş eski elbiseleri giymiş ve birbirine benziyor. Ona selam verdim selamı aldıktan sonra bana: "Kimlerdensin?" diye sordu. Ben: "Irak ehlindenim" deyince o: "Çok soru soran kimselerdensin" dedi. Böyle söyleyince ben kızdım dizlerimin üzerine çöküp Kıble'ye yöneldim ellerimi kaldırarak şöyle dua ettim: "Ey Allah'ım bizler ilim tahsili için mallarımızı harcıyor bedenlerimizi yoruyor ve binekler üzerinde yolculuklar yapıyoruz. Fakat ilim ehlinle karşılaşınca yüzlerini bizlere karşı ekşitip bize şöyle şöyle diyorlar. Bu durumu sana şikayet ediyoruz" dedi. Bunun üzerine Ubey ağladı ve beni razı etmeğe çalıştı ve: "Buradan gitme Allah'a söz veriyorum ki eğer cuma gününe kadar yaşarsam Rasulullah'tan işittiğim hadisleri anlatacağım ve bunu yaparken de hiçbir kınamacının kınamasından korkmayacağım" dedi ve kalktı. O böyle söyleyince ben de kalktım ve cuma gününü beklemeye başladım taki söyleyeceği hadisleri işitmek için. Cuma günü olunca bazı ihtiyaçlarımı karşılamak için çarşıya çıktım baktım ki insanların suratları asık ve insanlardan bir grup bana doğru geliyor onlarla karşılaşınca onlara: "İnsanlara ne oldu?" dîye sordum şöyle söylediler: "Sen yabanıcı birisisin galiba" Ben: "Evet" deyince şöyle dediler: "Müslümanların efendisi Ubey b. Ka'b vefat etti" Ben Irak'ta Ebu Musa ile karşılaşınca ona olan olayı anlattım. O da şöyle dedi: "Keşke kalsaydı da bize Rasulullah'ın sözlerinden anlatsaydı" dedi. [65]
İlim Tahsil Etmeye Teşvik:
3063- Yahya b. Kesir'den Ubey şöyle dedi: "İlim altından daha hayırlıdır. Terbiye edilmiş nefis incilerden daha hayırlıdır." [66]
3064- Enes b. Malik'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "İlim tahsil eden -veya ilim sahibi herşey ona istiğfar eder. Denizdeki balıklar bile." [67]
3065- Abdullah'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "İlim tahsil etmek her müslümanın üzerine farzdır." [68]
3066- Vasile b. Eska'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim bir ilim tahsil eder ve onu elde ederse Allah Te-ala ona iki katı sevap verir. Kim de ilim tahsil eder fakat onu elde edemezse Allah Teala ona da bir pay sevap verir."
Rasulullah'ın bu sözünü şu şekilde tefsir etti: "Kim bir ilim tahsil eder ve onu elde ederse Allah Teala ona Öğrendiğinin ecirini ve öğrendiği ile amel etmenin ecrini verir. Kim ilim tahsil eder ve onu elde etmezse ona öğrendiğinin ecrini verir ve onunla amel etmemesinin ecri düşer." [69]
3067- Rakkaşi'den Enes şöyle diyordu: "Sahabeler sabah namazını kıldıktan sonra mescidde halka halka olurlar ve Kur'an okurlardı farzları ye sünnetleri öğrenirlerdi."[70]
3068- İbn Ömer'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Tealaya dinde fakih olmaktan daha üstün birşey
ile ibadet edilmedi." [71]
3069- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala'ya dinde fakih olmaktan daha üstün
birşey ile ibadet edilmedi. Bir tek fakih şeytan için bin abidden daha şiddetlidir." [72]
3070- Yine Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Herşeyin bir temeli vardır. Bu dinin temeli de fakih
(ilim sahibi olmaktır)." [73]
3071- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Öğreniniz ve öğretiniz ve şiddetli olmayınız. Çünkü
öğretmek şiddetli olmaktan daha hayırlıdır." Bir rivayete göre de öğrenmek ibadet etmekten daha hayırlıdır. [74]
3072- Abdullah b. Amr'dan Rasulullah mescide girdiğinde bir grup Allah'ı zikrediyordu diğer bir grup ta ilim tahsil ediyordu. Rasulullah şöyle buyurdu: "Her iki meclis te hayırdır ve güzeldir Allah Tealayı ananlar ve rablerinden dilekte bulunanlara Allah Teala diler se verir dilerse vermez. Bu ilim tahsil eden ve öğreten kimseler ise ben öğretici olarak gönderildim ve öğretmek daha eftal ve üstündür." Sonra da gidip onlarla birlikte oturdu."[75]
3073- Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Alimin abide olan üstünlüğü benim ümmetime olan
üstünlüğüm gibidir." [76]
3074- Ebu Seleme'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Alim abidden yetmiş derece daha üstündür her bir
derecenin arası yerle gök arası kadardır." [77]
3075- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Öğretiniz, kolaylaştırın, zorlaştırmaymız" ve bunu üç defa söyledi sonra da "kızdığın zaman sus." buyurdu. [78]
3076- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim hadislerimden kırk tanesini ezberler ve ümmetimin faydalanacağı şeylerde bunu onlara ulaştırırsa kıyamette alimlerle birlikte diriltilir ve alimin abide o-lan üstünlüğü yetmiş derecedir. Her derecenin arasını da anacak Allah Teala bilir." [79]
3077- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Size cömertlerin kim olduğunu bildireyim mi? Cö-mertlüerin en cömertlisi Allah Teala'dır ben de insanoğlunun en cömert kişisiyim. Benden sora insanların en cömertlisi ilim öğrendikten sonra o ilmini yayanlardır ve kıyamet günü bir ümmet olarak diriltilirler. Diğeri de ölünceye kadar Allah yolunda cesurca çarpışandır ve nefsini Allah'a feda edendir." [80]
3078- Ebu Derda'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Alimin ölümü tedavi edilemeyen bir musibettir. Kapatılamayan bir deliktir, o sönen bir yıldızdır. Bir kabilenin ölüşü bir alimin ölüşünden daha kolay ve hafiftir."[81]
Kur'an Bütün Hükümleri Kapsar:
3079- Abdullah şöyle dedi: "Kim ilim istiyorsa Kur'an'ın üzerinde düşünsün ve tefekkür etsin. Çünkü Kur'an'da geçmişlerin geleceklerin ilmi vardır.[82]
Hadis Kur'an'ın Mücmel Ayetlerini Açıklar:
3080- Hasan anlatıyor. Imran b. Huseyn arkadaşlarıyla birlikte otururken bir adam bize:
"Kur'an'ı anlat ve biz Kur'an'dan başkasını istemiyoruz" dedi. İmran: "Düşün eğer sen ve arkadaşların sadece Kur'an'a terke-dilirseniz sen öğlen namazının dört, ikindinin dört, akşamın üç rekat olduğunu, ilk iki rekatlarda Kur'an okuyup sonra okumamayı, her iki yüz koyunda beş koyunun zekat olarak verilmesi gerektiğini, develerde şu kadarının zekat verilmesinin gerektiğini, sığırda şu kadar zekat verilmesinin gere-tiğini, Kabe'de tavafın yedi defa olacağını, Safa ve Merve-nin arasında ne kadar koşulacağını Kur'an'da bulabilir miydin?"dedi. [83]
3081- Cabir b. Abdullah'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Belki birisi koltuğuna yaslanıp beni yalanlar hadîslerim ona ulaşınca Rasulullah'm hadislerini kastederek onları bırak bize Kur'an'dan delil getir der." [84]
Rasulullah Adına Yalan Hadis Uydurmak:
3082- Muğni anlatıyor: Rasulullah'a develerimizin zekatını getirdim. Rasulullah develerin takim edilmesini emretti. Ben: "Ya Rasulallah o develer arasında sana verdiğimiz hedi-yerler de var" dedim. Rasulullah hediyeleri zekat mallarından ayırdı. Ben orada birkaç gün kalınca insanlar Rasulullah'm Halid b. Velid'i Mısır'a göndereceğini konuşuyorlardı ve onlardan zekat alacağını söylüyorlardı ben: "Bİz zengin kimseleriz ancak akrabalarımızın yanında mal yoktur onlara göndermeden Önce onlar adına zekat verelim mi?" dedim. Bunun için Rasulullah'm yanına geldim. O bir devenin üzerinde başını kucağına almış duruyordu. Ondan daha uzun kimse görmedim ona yaklaşınca bana yöneldi ona:"Ya Rasulallah insanlar senin Halid b. Velid'i zekat almak için Mısır'a göndereceğini söylüyorlar" dedim. Bunun üzerine Rasulullah ellerini kaldırdı öyleki koltuk altlarının beyazlığım gördük sonra da şöyle dedi: "Ey Allah'ım onların benim adıma yalan söylemelerini helal görmüyorum" dedi. Muğni der ki: "Bu sözden sonra Rasulullah'm konuşmadığı veya yazmadığı hiç birşey konuşmadı. Rasulullah hayattayken onun adına yalan söylendi o öldükten sonra nasıl yalan söylenmesin.' [85]
3083- Ebu Said'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim kasıtlı olarak benim adıma yalan söylerse ateşteki yerini hazırlasın."[86]
3084- Amr b. Şurahbİl'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim insanları saptırmak için kasıtlı olarak benim
adıma yalan söylerse ateşteki yerini hazırlasın."[87]
3085- Kays b. Sad'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim benim adıma yalan söylerse cehennemdeki evini veya yatağını hazırlasın." [88]
3085- Abdullah b. Kab'dan Ebu Katede yanımıza geldi ve Rasulullah'tan şöyle işittim dedi: "Kim söylemediğimi söyledi derse ateşteki yerini hazırlasın."[89]
3086- Düceyn b. Sabit'ten mescide girdiğimden minberin yanına oturmuş Salim denilen bir ihtiyar gördüm şöyle anlatıyordu: "Ben Ömer'le birlikte yolculuk yapıyordum. Rasulullah'dan hiçbir hadis anlatmıyordu. Ona:
"Bize hadis anlat" dediğimiz zaman şöyle derdi: "Rasulullah'dan işittim kim kasıtlı olarak benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın." [90]
3087- Riyah b. Haris'ten Muğire b. Şube mescitte ve yanında da Küfe ehlinden kimseler vardı Said b. Zeyd onun yanına gelince Muğire ona yer verdi ve:"Buraya otur" dedi. Onu yanındaki yere oturttu Said Rasulullah'dan şöyle işittim: "Benim adıma söylenen yalan başkası adına söylenen yalan gibi değildir. Kim benim adıma kasıtlı olarak yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın." [91]
Kalpleri Dinlendirmek:
3088-Kasame b.Züheyr'den şöyle dedi:"Kalpleri dinlendirinki söylediği zikri anlasın ve kavrası. [92]
3089- Hasan şöyle dedi:"Bu kalpleri Allah'ın zikriyle yıkayın çünkü kalpler çabuk kirlenir."[93]
3090- İbn Abbas'tan Rasulullah'ın yanında Kur'an okundu ve şiir söylendi ona:"Ya Rasulallah Kur'an ve şiir aynı mecliste okunulur" denildi. Rasulullah: "Evet" dedi. [94]
[1] Ahmed, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/52.
[2] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/52.
[3] İbn Ebi Şeybe, Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/52/53.
[4] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/53.
[5] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/53.
[6] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/53.
[7] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/53/54.
[8] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/54.
[9] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/54.
[10] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/54.
[11] Îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/54.
[12] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/55.
[13] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/55.
[14] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3 /56.
[15] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/56.
[16] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/56/57.
[17] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/58.
[18] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/58.
[19] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/58.
[20] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/58.
[21] îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/58.
[22] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/58.
[23] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/59.
[24] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/59.
[25] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/59.
[26] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/59/62.
[27] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/62.
[28] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/62.
[29] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/63.
[30] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/63.
[31] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/63.
[32] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/63.
[33] İbni Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/63/64.
[34] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/64.
[35] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/64/65.
[36] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/65.
[37] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/65.
[38] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/65.
[39] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/65.
[40] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/65.
[41] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/66.
[42] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınlar:3/66.
[43] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/66.
[44] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/66.
[45] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/66.
[46] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/66.
[47] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/66.
[48] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/67.
[49] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/67.
[50] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/67.
[51] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:367/68.
[52] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/68.
[53] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/68.
[54] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/68/69.
[55] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/69.
[56] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/69
[57] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/39/70.
[58] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/70.
[59] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/70.
[60] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/70.
[61] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/71.
[62] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/71.
[63] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/71/72.
[64] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/72.
[65] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/72/73.
[66] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/73.
[67] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/73.
[68] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/73.
[69] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74.
[70] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74.
[71] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74.
[72] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74.
[73] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74.
[74] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74.
[75] Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/74/75.
[76] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75.
[77] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75.
[78] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75.
[79] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75.
[80] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75.
[81] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75.
[82] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/75/76.
[83] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/76.
[84] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/76.
[85] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/76/77.
[86] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/77.
[87] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/77.
[88]Ahmed Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/77.
[89] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/78.
[90] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/78.
[91] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/78.
[92] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/78.
[93] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/78.
[94] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/78.
İslami Okul Okulların En Önemlisi