İman Ve Tevhid Bölümü - Iman - Aliyye
La İlahe İllallah Diyen Kimsenin Kanını Akıtmanın Haram Oluşu Ve Onu Öldürmekten Nehiy:
Müslüman Olmak Amellerin Kabul Edilmesi İçin Şarttır:
Öldükten Sonra Mümine Verilecek Şeyler:
Cenenete Girmeye Vesile Olan Hasletler:
Kelime-i Şehadet'i Getirip Onun Salih Amellerle İspatlanması:
Küfre Zorlanan Kişinin İmanı Baki Kalır:
Eşyalarda Asıl Olan Mübahlıktır:
Amelin İmandan Olduğunun İzahı:
Ehli Kıbleyi Tekfir Etmeyi Terk Etmek:
Dünyada Tekrar Dirilmenin Olacağına İnanan Kişinin Yalanlanması:
Şirkten Başka Günahların Affedilmesi:
İtaat İşlerinde Gelen Vesveselere İtibar Etmemeye Teşvik:
İMAN VE TEVHİD BÖLÜMÜ
La İlahe İllallah Diyen Kimsenin Kanını Akıtmanın Haram Oluşu Ve Onu Öldürmekten Nehiy:
2835-Cerir'den Rasuiullah beni Yemen'e İslam'a davet için gönderdi kabul etmedikleri takdirde onlarla savaşmamı emretti ve: "Eğer 'la ilahe illallah' derlerse onların malları ve kanları artık bana haram olur" dedi.[1]
2836- Cabir'den Rasuiullah şöyîe buyurdu: "Kim "la ilahe illallah muhammedun Rasuiullah' derse kanı bana haram olur üç şey hariç: dinini terkeden, zina eden evli ve haksız yere birini öldüren bunların kanı hariç." îbn [2]
2837- Cabir'den Rasulullah'ın yanına bir adam geldi ve benim münafık bir komşum vardır şöyle şöyle yapıyor dedi. Rasuiullah: "La ilahe illallah diyor mu?" dedi. Adam: "Evet" dedi. Rasuiullah: "İşte o kimseleri öldürmekten nehyedildim." [3]
2838- Ebu Hureyre ve ibn Abbas'tan Rasuiullah bize bir hutbesinde bize şöyle dedi: "Şunu iyi biliniz ki Allah Teala bana insanlara 'la ilahe illallah' deyinceye kadar savaşmakla emretti. Bunu dedikleri takdirde kanlarını banden korurlar. Hesapları Allah'a aittir."[4]
2839- Cündüp b. Süfyan'dan ben Rasulullah'ın yanında iken ona gönderdiği seriyelerden bir müjde geldi ve Allah Taalanm onlara zaferini Rasulullah'a bildirdi ve: Ya Rasulallah biz düşmanın peşinden koşarken ki Allah onları mağlup etmişti bir adama yetiştim. Kılıcımı tam çektiğim esnada koştuğu halde arkasını dönerek: "Ben müslümamm" dedi. Buna rağmen onu Öldürdüm ve o kendisini benden korumak için böyle söyledi, dedi. Rasuiullah: "Onun kalbini yardın mı ki doğru veya yalan söylediğini bilesin?"dedi. Adam: "Eğer kalbim yarsaydım bunu yine bilemeyecektim çünkü kalp bir parça ettir" dedi. Rasuiullah: "Onun kalbindekini bilmediğin halde dilinin söylediğini tastik etmedin ve onu öldürdün ha" dedi. Adam: "Ya Rasulallah benîm için Allah'tan af dile" dedi. Raslullah: "Senin için af dilemem" dedi. Adam sonra öldü ve onu defnettiler. Fakat yer onu üç defada kabul etmedi ve dışarı çıkardı. Kavmi bunu görünce ondan utandılar ve ondan korunmak için onu alıp dağ başında bir yere attılar. [5]
2840- Harun b. Riab'dan Rasuiullah bir seriye gönderdi. Seriye galip olunca müjdecilerini Rasulullah'a (s.a.v.) gönderdiler. Müjdeci Rasulullah'ın (s.a.v.) yanına gelip Allah'ın onlara verdiği yardımı ve öldürdüklerinin sayısını Rasulullah'a bildirirken şöyle anlattı: "Ben bir adamı öldürmek için peşinden koştum adam onu öldüreceğimden korkunca; 'müslüman oldum' dedi. Ama buna rağmen onu öldürdüm" dedi. Rasuiullah: "Müslüman birini mi öldürdün?" dedi. Adam: "Ya Rasulallah benden korunmak için böyle söyledi" dedi. Rasuiullah:"Kalbini yardın mı?" diye sordu. Adam:"Bunu biliyordum ya Rasulallah" dedi. Rasuiullah:
"Ne kalbindekini bildin ne de dilinin söylediğine inandın. Sen onu haksız yere öldürdün yanımdan çık ve bana arkadaşlık etme" dedi. Daha sonra adam öldü ve defnetmek istediklerinde yer onu iki defa dışarı attı. Akrabaları bunun üzerine onu alıp vadilerden birine attılar. İlim ehli derki: "Yer daha çirkin kokan şeyleri bile gizler ama bu bir öğüttür."[6]
2841- Abdullah'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Bîriniz bir adama mızrağını batırmaya başladığı an adama ilahe illallah' derse mızrağını kaldır" dedi. Ebu Ubeyde der ki: "Allah Teala bu sözü müslümanın güvende olması ve kanının haramlılığına delalet olarak gösterdi cizyeyi de kafirlerin güveni ve kanının haramlılığına delalet olarak gösterdi."[7]
La İlahe İllallahın Fazileti:
2842- Şakik'dan Ebubekir Talha'yla karşılaşınca ona: "Neden yüzün asık olarak sabahladığını görüyorum?" dedi. O: "Hayır fakat Rasulullah'dan işittiğim bir sözü ona sormadım ki o söz mucebedendi (gerekli kılan)." Ebubekir: "Fakat ben o sözü biliyorum 'la ilahe illallah'tır" dedi[8]
2843- Abdurrahman b. Ziyad'dan Ukbe b. Amir Mu-aviye'nin yanına geldi o İliya denilen yerde idi. Fazla geçmeden onu aradılar fakat bulamadılar sonra çölde bir arazide namaz kılarken gördüler. Muaviye: "Neden geldiniz?" diye sordu. Ukbe: "Ahdimizi yenilemek ve hakkını eda etmek için geldik" dediler. Muaviye:"Yanımda sizden haber verecek olan kimse var" dedi. Bizler Rasulullah'ın yanında iken Ebubekir Talha'yla karşılaştı. Rasulullah şöyle buyurdu dedi: "Kim lailahe illallah derse ve kalbi de dilini doğrularsa cennetin kapılarından dilediğinden içeri girer." [9]
2844- Ebu Hureyre ve İbn Abbas'tan Rasulullah bir hutbesinde bize şöyle seslendi: "Ey insanlar! Kim ihlasla lailahe illallah diyerek Allah'la karşılaşırsa cennete girer." Ali kalkarak: "Annem babam sana feda olsun ya Rasulallah ihlasla söylemek nasıldır. Başkasını ona ortak etmemek midir? Bunu bize açıklaki bilelim" dedi. Rasulullah: "Kim dünyaya karşı hırslı ve hakkı olmayan şeyleri toplar ve hakkına razı olmaz seçkinlerin sözlerini söyleyen kimselerin arasında bulunur, facirlerin işlediği amelleri işlerse kim bu hasletlerden biri olmadan la ilahe illallah diyerek ölür ve Allah'la karşılaşırsa cennete girer." [10]
2845- Selim b. Amir'den Ebubekir Rasulullah'tan şöyle rivayet etti:"Kim 'la ilahe illallah'a şahitlik ederse cennete girmek ona vacip olur."Bu sözden ben dışarı çıkınca Ömer'le karşılaştım: "Bana ne oldu ey Ebubekir" diye sordu. Ben Ömer'e Rasulullah bana şöyle şöyle dedi dedim. Ömer:"Geri dön Rasulullah'ın yanma git çünkü insanların bununla yetinip amel etmemelerinden korkarım" dedi. Ben de geri Rasulullah'ın yanma döndüm bana "Neden geri geldin" diye sordu ona Ömer'in sözünü söyledim. Rasulullah:"Doğru söyledi" dedi.[11]
2846- Ebu Musa'dan kim, "La ilahe illallah vahdehula şerikeleh ve enne Muham-meden abduhu ve rasuluh" sözüne şahitlik ederse ateş ona haram olur."[12]
2847- Amr b. Abese'den asasına dayanarak yürüyen bir ihtiyar Rasulullah'ın yanma gelerek önünde durdu ve: Ya Rasulallah ben daha önce sözünde durmadığım ve işlediğim günahlar var affedilir miyim?" diye sordu. Rasulul-lah: "La ilahe illallah demiyor musun?" dedi. Adam: "Evet ve senin de Allah'ın rasulu olduğuna inanıyorum" dedi. Rasulullah:"İşte işlediğin günahlar ve sözünde durmadıkların affedildi" dedi.[13]
2848- Ömer'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim Allah'a ve ahiret gününe inanarak ölürse ona cennetin sekiz kapısından dilediğinden içeri gir denilir."[14]
2849- Süfyan b. Vehb'den Muaz b. Cebel Yemen'den dönerek Hemedan'da yanımıza geldi ve şöyle dedi. Ben Allah rasulunun size gönderdiği elçisiyim. Sadece Allah'a ibadet edin ve ona hiç bir şeyi ortak koşmayın bana da itaat edin. Hepimizin dönüşü Allah'adır varacağımız yer ya cennet veya ateştir. Orada ebedi olarak kalınacak ve asla ölüm de olmayacaktır.[15]
2850- Enes'ten bir adamı Rasulullah'ın yanma geldi ve: "Ya Rasulallah büyük küçük bütün ihtiyaçlarımı bırakıp yanma geldim." dedi. Rasulullah:"Sen 'la ilahe illallah ve Muhamemdun rasulullah' sözüne şahedet edenlerden değilmisin" dedi ve bunu üç def tekrarladı.Adam:"Evet" deyince "İşte bu herşeyden daha ağırdır."dedi. [16]
2851- Enes'ten bizler Rasulullah ile birlikte iken üç grup geldi..'. hadis aslında bir beyazlı var.
2852- İsmail b. Ebi Halid'den Mervan b. Hakem Yemen b.Hureyre "Bizimle birlikte çıkıp savaşmıyor musun?" diye sordu. Yemen "Benim babam ve amcam Rasulullah İle birlikte Bedir savaşına katılanlardandı bana la ilahe illallah diyen kimse ile asla savaşmamamı emrettiler. Eğer ateşten korunduğuma dair bir belge bana getirirsen seninle birlikte savaşırım." dedi. Mervan: "Git sana ihtiyacımız yoktur" dedi.[17]
2853- Amir'den Mervan b. Dehhak b. Kays ile savaşınca Eymen b.Hureyme bir elçi göndererek ona Bizimle birlikte savaşmanı istiyoruz" dedi. Eymen "Babam ve amcam bedir savaşına katılanlardandı bana la ilahe illallah diyen kimselerle savaşmamı emrettiler. Eğer bana cehenemden bir beraat getirirsen seninle birlikte savaşırım" dedi. Mervan ona kötü sözler söyleyip gitti. Ey-men'de şöyle söyledi: "Namaz kılan kimse ile savaşacak değilim. Bana yaşadığım sürece fayda vermeyecek bir şey için müslüman mı öldüreyim?" [18]
Müslüman Olmak Amellerin Kabul Edilmesi İçin Şarttır:
2854- Mücahid'den Ümmü Seleme şöyle dedi: "Ya Rasulallah müşriklerden olan Hişam b. Muğire yemek yedirir, misafir kabul edip ona ikramlarda bulunur, akraba ile ilişiğini kesmez, esirleri fidye ile kurtarır ve köle azat ederdi. Eğer sana ulaşsaydı müslüman olurdun o yaptığı bu amellere karşılık sevab alır mı?" diye sordu. Rasulullah "Amcasının oğlu dünyalık için ve riya için iyilikler yapardı hiç bir gün: 'Ey Allah'ım kıyamet günü beni affet' demedi" dedi. [19]
2855- Ebu Hureyre'den kıyamet günü İslam gelir Allah Teala sen islamsın ve ben ise selamım ancak bugün senin ile alıp senin ile vereceğim der. [20]
2856- Haris b. Malik Rasulullah'm yanından geçince Rasuhıllah ona: "Ey Haris nasıl sabahladın?" diye sordu. Haris: "Gerçekten bir mümin olarak sabahladım" dedi. Rasuiullah: "Söylediğin şeye iyi bak her şeyin bir hakikati vardır senin imanının hakikati nedir?" dedi. Haris: "Dünyadan yüz çevirdim gündüzümü susuz (oruç tuttum) geçirdim. Geçmişde ibadetle geçirdim ve şu an sanki ben Allah Tealanın Arş'ına bakıyor gibiyim sanki ben cennet ehlini görüp ziyaretleştiklerini ve cehenmem ehlini de görüp feryat ettiklerini görüyorum" dedi. Rasulullah: "Ey Haris bildin o halde buna sarıl" ve bunu üç defa tekrarladı. [21]
İman Ve İslamın Tarifi:
2857- Ebu Gilabe'den Şam tarafından bir adam babasından rivayetle Rasulullah bana şöyle dedi: "Müslüman ol kurtulursun" Ben: "Ya Rasulallah İslam nedir?" diye sordum. Rasulullah:
"Kalbinin Allah'a teslim oluşu ve müslümanların senin elinden ve dilinden güvende olmalarıdır" dedi. Ben:"İslamm hangisi en faziletlidir" diye sordum, Rasulullah: "İmandır" dedi. Ben: "İman nedir?" dedim. Rasulullah: "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine, ölümden sonra dirilmeye inanmandır" dedi. Ben: "İmanın en faziletlisi hangisidir?" diye sordum. Rasulullah: "Hicrettir" dedi. Ben: Hicret nedir?" diye sordum. Rasulullah:"Günahları terketmendir" dedi. Ben: "Hicretin en faziletlisi hangisidir" diye sordum. Rasulullah:
"Cihattır" dedi. Ben: "Cihat nedir?" diye sordum. Rasulullah: - "Kafirleri görünce onlarla savaşman sonra da aldığın ganimetlere ihanet etmemen ve korkmamandır. İki amel vardır ki amellerin en faziletlisi di r. Kabul edilen hac veya umre ziyareti." dedi.[22]
2858- Eyyub,un rivayet ettiği hadiste de şu fazlalık vardır Öldükten sonra tekrar dirilmeye, cennetin ve cehennemin varlığına inanmandır. [23]
2859- Cabir'den Rasulullah'a: "îslamdaki amellerin en faziletlisi hangisidir" diye soruldu. Rasulullah: "Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu ameldir." dedi. Sonra:
"İmanın en faziletlisi hangisidir?" diye soruldu. Rasulullah: "Sabır ve hoş görü, müsamahakarlıktır" dedi. Sonra:"İmanları en çok olan müminler kimlerdir?" diye soruldu. Rasulullah: "Ahlakı en güzel olanlardır" dedi. Sonra: Hangi cihat daha faziletlidir?" diye soruldu. Rasulullah:"Atı boğazlanan ve kanı akıtılan kimsedir" dedi. Sonra: "Hangi namaz daha faziletlidir?" denildi. Rasulullah: "Kunutu en uzun olandır" dedi. Sonra: "Sadakaların en faziltelisi hangisidir" diye soruldu. Rasulullah: "Az yorucu olandır" dedi. Sonra:"Hicretlerin en faziletlisi hangisidir?" diye soruldu. Rasulullah:
"Allah'ın sana haram ettiği şeylerden kaçınmakdır" dedi[24]
2860- Cabir'den Rasulullah'a:"İmanın en faziletlisi hangisidir?" diye soruldu. Rasulul-Iah:
"Barış ve müsamahakarlıktır" dedi.[25]
2861- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: İslam açıkta olandır iman ise kalpte bulunandır. Sonra göğsüne işaret
ederek takva işte buradadır. Takva işte buradadır takva işte buradadır" dedi. [26]
2862- Ali b. Ebi Talib'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "İmanın dört şartı vardır islam ise ona tabidir. İmanın şartları sadece Allah'a inanman, Muhammed'in peygamber olduğuna inanman, getirdiklerine inanman ve öldükten sonra diriltileceğine innmandır. İslam ise namaz kılman, zekat vermen, ramazan orucunu tutman, hac etmen ve Allah yolunda cihad etmendir."[27]
2863- İbni Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "İslamın şartı ve dinin direkleri üç tanedir. İslam o direkler üzerine kuruludur. Kim onlardan bir tanesini terkederse küfre girer ve kanı helal olur. La ilahe illallah sözüne şehadet etmek farz namazları kılmak ve ramazan orucunu tutmaktır." Sonra İbni Abbas şöyle dedi: "Malı çok nice insanlar görüyoruz ki zekat vermiyorlar. O bununla kafir olur ancak kanı helal olmuyor. Malı çok olan nice kimseler görüyoruz ki hacca gitmiyor. O bununla kafir oluyor ancak kanı helal olmuyor."[28]
2864- Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Tealanın önünde bir levha vardır. Orada yüzonbeş tane şeriat bulunur. Allah Teala: "İzzet ve celalime yemin olsunki kullarımdan bana hiçbirşeyi ortak koşmayan herkesi cennete koyarım" der."[29]
2865- Enes b. Malik'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim ihlas ile dünyadan ayrılır, ibadetinde Allah'a hiçbirşey ortak koşmaz, namazını kılar ve zekatını verirse Allah Teala ondan razı olarak o kimse dünyadan ayrılır. Aynı şekilde sözler karıştırılıp hevalara uyulmadan önce gönderilen peygamberlerin ümmetlerine de aynı şeyi söyler. Allah Teala kitabında eğer tevbe eder ve namaz kılarlarsa yani putlarını ve onlara ibadetlerini bırakırlarsa zekat verirlerse onların önünü bırak." Haris[30]
Öldükten Sonra Mümine Verilecek Şeyler:
2866- Enes'ten Rasululîah şöyle buyurdu: "Allah Teala her mü'min kula amellerini yazacak iki melek vekil kılmıştır. Aİlah Teala o mü'min kulunun ruhunu alınca melekler: "Ey rabbimiz bizi mü'min bir kulunun işledikleri amelleri yazmamamız için vekil kılmıştın. Ama şimdi onun ruhunu aldın. Bize izin verki göğe çıkalım" derler. Allah Teala: "Gökyüzü meleklerimle doludur beni hep teşbih ediyorlar" der. Melekler: "O halde bize izin ver yeryüzünde oturalım" derler. Allah Teala: "Yeryüzü de yaratıklarımla doludur onlar da beni teşbih ediyorlar fakat kulumun kabrinin yanına gidin ve orada durun orada beni teşbih edin (Subhanallah deyin) beni tehlil edin (La ilahe illallah deyin) beni tekbir edin (AlIahu ekeber deyin) ve bana hamdedin (Elhamdülillah deyin). Kıyamete kadar bu şekilde durun ve kuluma da aynı sevabı yazın" der . [31]
Allah İçin Sevmek İmandandır:
2867- Abdullah b. Mesud'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Ey Abdullah İslam'ın direklerinden hangisi en sağlamdır biliyor musun?" dedi. Ben: "Allah ve Rasulu daha iyi bilir" dedim. Rasulullah: "Allah için dostluk Allah için sevgi ve Allah için bu-ğuz en sağlam temelidir" dedi . [32]
Cenenete Girmeye Vesile Olan Hasletler:
2868- Zübeyr b. Avvam'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim altı şeyi bana garanti ederse ben de onu cennete garanti ederim." "Onlar nedir" diye soruldu. Rasulullah: "Konuştuğunda doğru konuşmak, söz verdiğinde sözünde durmak, emanet verildiğinde emanete hıyanet etmemek, gözünü haramdan sakındırmak, ırzını korumak ve eliyle başkalarına eziyet etmemek."[33]
2869- Ebu Zer'den Rasulullah'a: "Kişiyi ateşten koruyacak şeyler nelerdir?" diye sordum. Allah Rasulu: "Allah'a iman etmektir" dedi. Ben: "İmanla birlikte amel gerekli mi?" diye sordum. Rasulullah (s.a.v.): "Allah Tealanm sana rizık olarak verdiğini sen yere-mi atıyorsun veyahutta Allah'ın kendisine verdiği rızkı yeremi atıyor." Ben: "Ey Allah'ın Rasulu eğer fakir olur ve yere atacağı bir şey bulamazsa" dedim. Rasulullah: "İyiliği emreder kötülükten nehyeder"dedi.Ben:"Ya Rasulallah eğer güçsüz olduğundan iyiliği emredip kötülüğü nehyedemiyorsa" diye sordum. Rasulullah :Güçsüz olana iyilik yapsın;dedi.Ben: “Ya Rasulullah eğer iyilik yapacak gücü de yoksa” diye sordum. Rasulullah “Mazluma yardım etsin”dedi.Ben “Ya” Rasulallah eğer mazluma yardım edecek gücü yoksa”dedim.Rasulullah: “Sen arkadaşına hiçbir hayır bırakmak istemiyormusun? Ozaman insanlara eziyet etmekten kaçınsın”dedi.Ben Ya Rasulullah eğer böyle yaparsa cennete girermi? Diye sordum.Rasulullah: “Bu hasletlerden birini yapan bir mümin işlediği haslet onu elinden tutup cennete götürür.” [34]
2870-Carul el Abti’den Rasulullah’a beyat etmek için geldim ona: “Eğer dinimi terkeder ve senin dinine girersem Allah Teala ahirette bana azap edermi?”dedim.Rasulullah:Hayır etmez” dedi. [35]
2871-Huzeyfe ‘den Rasulullah ğöğsüme yaslanmıştı ve şöyle dedi: “Kimin son sözü ‘la ilahe illalah’olursa cennete girer.”[36]
2872-Bişr b. Sahhar ‘dan Rrasulullah bir seriye gönderdi bazı arap kardeşleriyle tartıştılar .Rasullulah: “Bunu kim biliyor “dedi.Onlar: “İyaz biliyor”dediler.Rasulullah : “Ey İyaz sen onların işittin veya şahit oldunmu? Dedi.İyaz: “Evet ya Rasulullah la ilahe illallah dediklerini işittim.” Rasulallah ganimetlerden onlarada pay verdi. [37]
2873-Hasan derki “cennetin pahası la ilahe illallah ‘dır [38]
2874- Said b. Rumane'den Vehb b. Münebbih'e "la ilahe illallah cennetin anahtarı değilimdir" diye soruldu. Vehb: "Evet ancak hiçbir anahtar yoktur ki o anahtarın dişleri olmasm. Kim dişleri olan bir anahtarla kapıya gelirse kapı ona açılır kim dişleri olmayan anahtarla kapıya gelirse ona kapı açılmaz . [39]
2875- Vehb b. Münebbihe'den şöyle dedi: "Eman komutan, amel İse sürücüdür. Nefis ise bunlara tabi olandır. Eğer komutan idare eder fakat sürücü sürmeze bu hiç bir fayda sağlamaz. Eğer sürücü sürerse nefis te ister istemez ona tabi olur." [40]
2876- Ebu Deylem'den Muaz'a hizmet eden üç kişiden birisi ölüm döşeğine yatınca ona:
"Ölümün yaklaştı" dedi. O: "Evet işte burada yalan söylemek daha çok kötüdür. Kim ölür ve üç şeye kesin olarak inanırsa günahı bağışlanır. Allah'ın (c.c.) gerçekten var olduğuna, kıyametin gerçekten kopacağına ve kabirdekilerin tekrar dirilteceklerine inanırsa günahları bağışlanır." [41]
2877- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala kudsi hadiste şöyle buyurdu: "Sizden kim günahları affedeceğime kadir olur ve inanırsa şirk hariç onun bütün günahlarını affederim, bu bana hiç dokunmaz." [42]
2878- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: Üç şey vardır ki onlar kimde olmazsa onların dışında Allah Teala dilediği kimseyi affeder kim ölür ve Allah'a şirk koşmazsa, kim sihir yapmaz ve sihirbazlara uymazsa ve müslüman kardeşine kin ve haset beslemezse bu üç şeyin dışında Allah Teala dilediği kimselerin bü-' tün günahlarını affeder." [43]
Kelime-i Şehadet'i Getirip Onun Salih Amellerle İspatlanması:
2879- Mabet el-Cuheni'den Yezid b. Umeyra denilen ve Muaz b. Cebel'in öğrencisi olan bir adam şöyle anlattı: "MuaZ'b. Cebel vefat edince Yezid Kufe'ye yerleşti. Abdullah b. Mes'ud'un ilim halkasına katıldı. Orada imanı müzakere etmeye başladılar. Kimisi "Ben mümin olduğuma şehadet edersem cennette olduğuma şahitlik ederim" dedi. Ben: "Mü'min olduğuma şahitlik ediyorum ancak cennette olacağıma şahitlik edemiyorum" dedim. Bu arada İbn Mesud geldi ve durum ona bildirildi. İbn Mesud"Yezid'e böyle mi söyledin gerçekten de bunu nereden öğrendin" diye sordu.Yezid: "Ey Ebu Abdurrahman. (İbn Mes'ud'un künyesi) Allah Teala şöyle buyuruyor: "İman edenler (müslümanlar), sabiiler, hiristiyanlar, mecusiler ve müşrikler arasında kıyamet günü Allah hüküm verecektir. Allah şüphesiz herşeye şahittir." (Hacc: 22/17)
Sen bunlardan hangi gruptansın ey Ebu Abdurrahman?" İbnMes'ud: "İman edenlerdenim" dedi. Yezid: "Evet gerçekten iman edenlerdensin" dedi. Sonra İbn Mes'ud: "Allah için söyle sen Muaz b. Cebel'in öğrencisimiydin?" dedi. Yezid: "Evet" deyince İbn Mes'ud: "Muaz gerçekten Allah'a ihlasla ibadet eden tek başına bir ümmetti" dedi. [44]
2880- İbn Abbas'tan bir adam Rasulullah'ın yanına gelerek şöyle dedi:
"Annem mümin bir cariyeyi azat edeceğine söz verdi fakat benim de yanımda yabancı siyahi bir cariyem var." Rasulullah:"Onu getir" dedi ve "Sen 'la ilahe illallah' sözüne şahitlik edenlerden misin?" diye sordu. Cariye:
"Evet" dedi. Rasulullah: "Benim de Allah'ın R as ulu olduğuma şahitlik ediyor musun?" diye sordu. Cariye: "Evet" deyince Rasululah onu azat etti. [45]
2881- Ebu Rezin'den Rasulullah bana: "Ben ve sen rengi değişmemiş bir sütten içeceğiz" dedi. Ben: "Allah Teala ölüleri nasıl diriltir" diye sordum. Rasulullah:"Sen çorak bir araziden geçmedin mi sonra da otlak bir araziden geçmedin mi sonra tekrar çorak bir araziden geçip sonra da otlak bir araziden geçmedin mi?" dedi. Ben:"Evet" deyince Rasulullah: "İşte tekrar diriltme budur" dedi. Ben: "Mü'min olduğumu nasıl bileyim" diye sordum. Rasulullah: "Bu ümmetimden hiç kimse yoktur ki güzel bir amel işlesin ve onun güzel bir amel olduğunu bilmesin. Allah Teala o iyi amelle onu mükafatlandırır. Ve bu ümmetten hiç kimse yoktur ki işlediği bir kötlüğü kötülük olduğunu bilmesin ve Allah Teala onun kötülüğüne karşılık ceazalandırsın veya o kötülüğünü affetsin. İşte o kişi mümin kimsedir." [46]
Küfre Zorlanan Kişinin İmanı Baki Kalır:
2882- Ebu Ubeyde'den o da Ammar b. Yasir'den şöy rivayet etti. Müşrikler beni aldılar ve işkence ettiler bunun için ben de onların istedikleri bazı şeyleri söyledim sonra bunu Rasulullah'a gelip haber verdi. Rasulullah:"Kalbin nasıl?" diye sordu. Ben:"Allah ve rasulune imanla dopdoludur." dedim. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Eğer tekrar işkence ederlerse sen de aynı şeyleri tekrar söyle."[47]
İmanın Özellikleri:
2883- Minval el-Behzi'den Rasulullah'a: "Bana tavsiyelerde bulun" dedim. Rasulullah: "Namazını kıl, zekatını ver, ramazan orucunu tut, hacca git ve umre yap, iyiliği emret, kötülükten de nenyet" dedi. [48]
2884- Zühri'den yukardaki hadiste geçen ve kendisine tavsiye edilen kişi Sevban'dir.[49]
2885- Abdullah b. Selam'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Haya imandandır."[50]
2886- Amir'den: Sabır imanın yarısı, şükür de imanın üçte biridir, yakin ise imanın hepsidir. [51]
2887- Mabed b. K'ab'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Güzel amel işlemek imandandır." [52]
Din Kolaylıktır:
2888- İbni Evka'dan bir gece Rasulullah'm korumalığını yapıyordum. Ben kalkınca elimden tuttu ve ona yaslandı. Sonra yüksek sesle namaz kılan bir adamın yanma geldik. Rasulullah:
"Belki bu riyakar birisidir" dedi. Ben: Ya Rasulallah o namaz kılıp rabbine yalvarıyor" deyin-ce Rasulullah beni iterek şöyle dedi: "Siz dinde şiddetli davranmakla ona yetişemezsiniz." dedi. Sonra başka bir akşam çıkıp ve yine sesini yükselterek namaz kılan bir adamın yanından geçtik. Ben: "Ya Rasulallah belki bu adam riyakardır" dedim. Rasulullah: "Fakat o çok dua etmekle inleyen birisidir" dedi. Sonra birinci adam iki yamalı elbiseli Abdullah, diğeri de bedevi birisiydi. [53]
2889- Ziyad b. Mihrak'tan Eşlem kabilesinden bir adam anlatıyor. Yanımızda Rasulullah'a arkadaşlık etmiş üç kişi bulunuyordu. Bureyde Mihcen ve Sekebe. Mihcen, Bureyde'ye: "Sekebe'nin namaz kıldığı gibi sen de namaz kılmıyor musun?" diye sordu. Bureyde: "Hayır Uhut'tan Rasulullah'la birlikte dönerken beraber yürüdüğümüzü görmedin mi? Eli elimde idi namaz kılan bir adam görünce bana onu riyakar birisi mi yoksa gerçekten sadık birisi mi olduğumu düşünüyorsun?" dedi. Ben gittim ve oradakilere soru sordum. Onu övdüler biz oraya yaklaşınca Rasulullah elini Eslem'den çekip: "Yazıklar olsun sana sus, onu insanlara bildirip helakına sebep olma, dinimizin en hayırlısı en kolay olandır."[54]
Kefaretler:
2890- Amr b. Şuayb'dan Rasulullah'a (s.a.v.) Allah'a (c.c.) hiçbirşey ortak koşmayacağımıza, hırsızlık yapmayacağımıza, zina etmeyeceğimize, haksız yere adam öldürmeyeceğimize beyat ettik. Rasulullah şöyle buyurdu: "Sizden kim bunlardan birine bulaşırsa cezası bu dünyada verilirse bu onun kefaretidir (had uygulanırsa) kim de bunlardan birine bulaşır fakat Allah Teala onu örterse onun işi de Allah'a kalmıştır dilerse ona azab eder, dilerse rahmet eder. Kim bunlardan bir şeye bulaşmazsa ona cenneti garantilerim." Müsedded
Hammad'ın rivayetinde ise: Siz neye beyat ettiğinizi biliyor musunuz? diye sordu. Oradakiler:
"Allah ve rasulu daha iyi bilir" dediler. Rasulullah: Allah'a hiçbir şey koşmayacağımıza... aynı hadis sonunda da "İşte bu günahının kefaretidir hesabı da Allah'a kalmıştır."
Mümin Kişinin Misali:
2891- Ibn Ömer'den mü'minin misali hurma ağacı gibidir onunla istişare ettiğin zaman sana fayda verir. Ona ortak olduğun zaman sana fayda verir, onunla birlikte yürüsen sana fayda verir. [55]
2892- Sehl b. Sad'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "İman ehlinden müminlerin örneği başın cesetteki konumu gibidir. Nasılki baş vücudun acılarına ortak olursa mü'min de iman ehli acılarına ortak olur." [56]
İmanın Alametleri
2893- Sad'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Mü'minin her huyu dürülür. Ancak ihanet ve yalan
asla ona yakışmaz." [57]
2894- Ebu Hureyre'den Rasulullah'a: "İman nedir?" diye sorulunca Rasulullah: "İman Allah'a ve Rasulune iman etmendir" dedi.Sonra aynı soru tekrar soruldu. Sonra üçüncü defa soruldu. Rasulullah her defasında aynı cevabı verdi ve: "Sana imanın açık olanından haber vermemi mi istiyorsun?" dedi. Ben: "Evet onu istiyorum?" dedim. Rasulullah: "İmanın açık olanı bir kölene veya cariyene veya müslümanlardan birine kötülük yaptığın zaman veya onlardan birine zülüm yaptığın zaman sadaka ver, oruç tut. Eğer onlara iyilik yaparsan sana müjdeler olsun" dedi. [58]
2895- Ömer b. Hattab'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kul sarih ve açık imana yalanı, şakayı ve haklı bile olsa tartışmayı bırakmadıkça ulaşamaz." [59]
2896- Huzeyfe'den 'İslamiyet sekiz paydır islam bir pay, namaz bir pay, zekat bir pay, hac bir pay, ramazanda oruç bir pay, iyiliği emir bir pay, kötülükten nehy bir pay, Allah yolundan cihad bir yapdır. Bunlardan hiçbir paya sahip olmayan zarar etmiştir," [60]
Gayba İman Etmenin Fazileti:
2897- Ömer b. Hattab'tan Rasulullah'ın yanında oturuyordum. Bize:"İman ehlinin en faziletlisi kimdir biliyor musunuz?" diye sordu. Biz: "Meleklerdir ya Rasulallah" dedik, Rasulullah: "Bu onlar için bir haktır. Allah Teala onları bilen konuma getirdi ve onları o konumdan menedecek birşey de yok." Rasulullah "Bunlardan başka kimdir?" diye sordu. Biz: "Peygmaberlerdir" dedik. Rasulullah:"Evet fakat başkaları" dedi. Biz: "Peki kimdir ya Rasulallah" diye sorduk. Rasulullah:"Benden sonra gelen görmedikleri halde bana iman eden ve evlerinde asılı olan yaprakları okuyup onlarla iman eden işte bu kimseler iman ehlinin en faziletlileridir." [61]
2898- Ömer b. Hattab'tan Rasulullah'la birlikte oturuyordum. Rasulullah:"İman ehlinden imanı en faziletli olanları bana söyleyin" dedi. Orada bulunanlar: "Meleklerdir ya Rasulallah" dedi. Rasulullah:"Hayır başkası" dedi. Etraftakiler: "Allah'ın kendilerine peygamberlik ve nübüvvet verdiği kimselerdir" dediler. Rasulullah:
"Hayır onlardan başka" dedi. Etrafındakiler: "Peygamberlerle birlikte şehit olan kimselerdir" dediler. Rasulullah: "Hayır başkaları" dedi. Etraftakiler: "Peki kimdir ya Rasulallah?" dediler. Rasulullah yukar-daki hadisi söyledi.[62]
2899- Abdurrahman b. Yezid'den Abdullah'ın yanında oturuyordu. Rasulullah'ın ashabını hatırlayıp onların sahip olduğu faziletleri saydılar onu görenlere Rasulullah'ın peygamber olduğu açıktı kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'a yemin olsunki gayba imandan daha faziletli birşey yoktur sonra da bakara birden beşinci ayete kadar okudu."[63]
Ehli İslamın Çokluğu:
2900- Attab b. Şemir'den Rasulullah'a: "Yaşlı bir babam ve kardeşi var onlara gideyim belki müslüman olurlar da alıp sana getireyim" dedim. Rasulullah:"Eğer müslüman olurlarsa bu onlar için daha hayırlıdır. Eğer kabul etmezlerse islamiyet geniştir" dedi. [64]
Büyük Günah İşlemek:
2901- Ebu Said el-Hudri'den Rusulullah şöyle buyurdu: "Zina eden zina ettiği halde mümin değildir. Hırsızlık eden hırsızlık ettiği esnada mümin değildir. Gasbeden kişi gasbettiği esnada mümin değildir." Bunu İbn Ömer söylerken işittim. [65]
2902- İmran b. Hasin'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Sizler zina eden, hırsızlık yapan, içki içen kişileri görürseniz onlar hakkında ne dersiniz?" Bizler: "Allah ve Rasulu daha iyi bilir" dedik. Rasulullah: "O fiiller kötü fiillerdir ve onların cezaları vardır. Size en büyük günahları söyleyeyim mi?" dedi. Biz: "Evet ya Rasulallah" dedik. Rasulullah: "Allah'a şirk koşmaktır. Çünkü Allah Teala Kur'an'da kim Allah'a şirk koşarsa Allah'a büyük bir iftira etmiş olur buyuruyor. Yine anne baba hakkına riayet etmemektedir. Çünkü Allah Teala Kur'an'm da bana ve anne babana şükret dönüşünüz banadır diyor." dedi. Sonra Rasulullah yaslanıyordu kalktı ve oturdu ve şöyle dedi: "Dikkatli olun yalan sözden kaçının yalan sözden kaçının." [66]
2903- Kays b. Ebi Hazim'den Ebubekir Sıddık Rasulul-lah'dan şöyle rivayet etti: "Kim bilinmeyen bir nesebe ait olduğunu iddia ederse Allah'ı inkar etmiş olur."[67]
2904- Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Beş kişi cennete giremez. İçkiye bağışıklık kazanan,
akrabayla ilişkisini kesen, sihire inanan, yaptığı iyiliği başa kakan ve kahin (gaybden haber veren)." [68]
2905- Büreyde'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim müslüman bir kişinin ailesini veya hizmetçisini aldatırsa bizden değildir." [69]
2906- Muhammed b. Sirin'den İbn Abbas'a büyük günahlardan soruldu, İbn Abbas Allah Teala'nın Kur'an'da yapılmasını nehyettiği herşuy büyük günahtır. Öyleki harama bakmayı bile büyük günahlardan saydı." [70]
2907- Ebu Eyyub'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah'a hiçbirşeyi ortak koşmadan ibadet eden, namazı kılan, zekatı veren, ramazan orucunu tutan ve büyük günahları işlemekten kaçınan hiçbir kul yoktur ki cennete girmesin." Ona: "Büyük günahlar nelerdir?" diye soruldu. Rasulullah: "Allah'a ortak koşmak ve haksız yere bir nefsi öldürmek" dedi.[71]
2908- İbn Abbas'tan Rasulullah insanlara hutbe okudu hutbesinde şöyle dedi:
"Allah Teala her hak sahibinin hakkını vermiştir. Allah Teala bazı şeyleri farz kılmış bazılarını sünnet kılmış hadler ve cezalar belirlemiş helali helal, haramı da haram belirlemiştir. İslam'ı kanun olarak koymuş ve onu dar kılmayip geniş ve bol kılmıştır. Ey insanlar emanete riayet etmeyenin imanı yoktur. Sözünde durmayanın dini yoktur. Kim Allah'ın ahdini bozarsa Allah Teala onu yakalar kim benim ahdimi bozarsa ona düşman olurum. Ve ben kime düşman olursam ona delillerimle galip olurum. Kim ahdimi bozarsa şefaatime nail olamaz. Havzımm başına gelemez şunu iyi biliniz ki Allah Teala sadece üç şeyde öldürmeyi hak olarak belirlemiştir, imandan sonra mürted olan, evlilikten sonra zina eden ve haksız yere birini öldürenden şahit ol yarab bunları tebliğ ettim."[72]
Eşyalarda Asıl Olan Mübahlıktır:
2909- Ebu Salebe'denRasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala bazı şeyleri farz kıldı. Onları yapmamaz-lık etmeyin ve bazı sınırlar belirledi o sınırları da aşmayın. Bazı şeylerin yapılmasını nehyetti. Onları da işlemeyin. Bazı şeyleri de unutmadığı halde hükmünü belirlemedi ve sustu. Size olan rahmetinden dolayı böyle yaptı siz de onları araştırmayınız."[73]
2910- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Müslüman kardeşinin yanma girdiğinde onun yemeğinden ye ve sorma, suyundan iç ve sorma." [74]
2911- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim yeryüzünde Allah'ın egemenliğini (kitabım ve sünnetini) zelil kılmak için yürür ve gayret ederse Allah Teala kıyamet günü onun boynunu zelil kılar ve ona şiddetli bir azab hazırlar." [75]
Dinin Temelleri:
2912- Ali b. Ebi Talib'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Üç şey dinin temelindendir iyi ve facir Herkesin arkasında cuma namazı kılmak. Ehl-i Kıbleden ölen herkesin cenaze namazını kılmak. Ve kimin hilafeti olursa olsun onun hilafetinde cihad etmek hepsinde de sana ecir vardır." [76]
2913- Ebu Said'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim Kur'an'ın haram kıldıklarını helal kılarsaKur'an'a iman etmemiştir" [77]
2914- Ebu Hureyre'den bir adam kardeşine: "Allah seni affetmesin" dedi. Rasulullah ona: "Hayır öyle söyleme" dedi. [78]
Muhammedin Milleti Üzerine:
2915- îbn Tavus'tan Muaviye İbn Âbbas'a: "Sen İbn Ebi Talib'in milletinden misin?" dedi. İbn Ab,-bas: "Hayır" dedi. Muaviye: "İbn Osman'ın milleti üzerine misin?" dedi. İbn Abbas:
"Hayır" dedi. Muaviye: "Peki kimin milleti üzerinesin?" dedi. İbn Abbas:
"Muhammed'in milleti üzerineyim" dedi. [79]
Amelin İmandan Olduğunun İzahı:
2916- Kasım'dan bir adam Ebu Zer'in yanma geldi ona imanın ne olduğunu sordu. Ebu Zer şu ayeti okudu: "Yüzünüzü doğuya veya batıya çevirmeniz iyilik değildir. Fakat asıl iyilik Allah'a ve ahiret gününe iman etmeniz işte onlar sadık kimselerdir ve muttakiler de onlardır..." (Bakara: 2/177) Adam: "Ben sana iyilikten sormadım." dedi. Ebu Zer: "Bir adam Rasulullah'm yanına gelerek bana sorduğun sorunun aynısını Rasulullah'a sordu. Rasulullah'da aynı bu ayeti okudu adam senin söylediğin şeyin aynısını Rasulullah'a söyledi." Adam buna razı olmak istemeyince Ebu Zer adama: "Bana yanaş" dedi. Adam Ebu Zer'e yanaşınca ona şöyle söyledi:
"Mümin bir iyilik işlediği zaman sevabını umduğundan bu onu sevindirir. Bir kötülük işlediği zaman cezasından korktuğundan bu da onu sıkar." [80]
Sonuca İtibar Edilir:
2917- Hasan'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Bir kişi hakkında karar verirken acele etmeyiniz. Çünkü amelinin neyle sonuçlanacağını bilemezsiniz." Hasan şöyle derdi: "Ey Allah'ım amellerimizin en hayırlısını sonuncusu kıl ve sevabını da cennet kıl." Rasulullah'da şöyle dua ederdi: "Ey Allah'ım amellerimizin en hayırlısını ecelimize yakın olanını kıl ve en hayırlı günümüzü de seninle karşılaştığımız gün yap."[81]
Kader:
2918- İbn Ömer'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala bir canı yaratmak istediği zaman rahim meleği yarab erkek mi dişi mi diye itiraz eder. Allah Teala karar verdikten sonra melek yarab şaki mi said mi der. Allah Teala o konuda da kararını verir sonra iki gözünün arasına hayatında karşılaşacağı şeyleri yazar. Öyleki başına gelecek en ufak bela bile yazılır." [82]
2919- Salim'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Meni rahimde yaratılınca rahim meleği: "Ne yazayım yarabbi?" der. Allah Teala onun erkek veya dişi şaki veya said olduğunu yazmasını emreder." [83]
2920- Aişe'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim kader konusunda bir şey konuşursa kıyamette o konuştuğundan dolayı sorguya çekilir." [84]
2921- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Geçmiş milletlerin helakinin başlangıcını kader hak konuşmaya başlamalarıyla başlardı. Sizler de kader hakkında konuşmakla imtihan edileceksiniz. Eğer o zamana yetişirseniz veya o kimselerle karşılaşırsanız soru soranlar sizler olunuz ve onların soru sormalarına fırsat vermeyiniz." [85]
2922- İbn Ömer'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim kaderi yalanlarsa veya o konuda tartışırsa. Benim getirdiklerimi inkar etmiş olur." [86]
2923- Enes'ten Rasulullah evinin kapısından çıkıp odasına girmek istiyordu. Fakat aralarında kader konusunda tartışan bir grup işitti şöyle diyorlardı. Allah Teala şöyle söylemedi mi bunun üzerine Rasulullah odasının kapısını açtı sanki ekşi bir nar yemiş gibi yüzü ekşimiş ve onlara: "Siz bunun için mi gönderildiniz? Sizden önceki kimseler bu konudaki konuları konuşmakla helak oldular. Allah'ın kitabının bir kısmının yanına getirip birbiriyle çarpıştırdılar (çelişki bulmaya çalıştılar). Allah Tealanın size emrettiklerini yapınız ve nehyettiklerinizden de kaçınınız." dedi. Bundan sonra insanların kader konusunda konuştuğu hiç işitilmedi. Taki Mabed el-Cüheni gelinceye kadar. Haccac onu alıp öldürdü. [87]
2924- Ata'dan Rasulullah bir defasında ashabının yanına çıka geldi. Ashabı kader konusunu müzakere ediyorlardı. Onlara: "Siz bununla mı emredildiniz siz öyle bir vadiye daldınız ki onun derinliklerine ulaşamazsınız ve sizden öncekiler bundan dolayı helak oldular. Böyle konuşmalardan sakının."[88]
2925- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala yeryüzünden bir avuç alıp bu rahmetim ile cennet içindir. Sonra bir avuç daha alıp bu da gazabım ve ateş içindir ve hiç aldırmam" dedi. [89]
2926- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu "Ümmetimin kaderi yalanlamasından ve yıldızlara inanmasından korkuyorum." [90]
2927- Rebia'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Ümmetim üç şeyde helak olacaktır. Kadercilik, taassupçuluk ve sabit olmayan rivayet." [91]
2928- İbn Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Tealanın ilk yarattığı şeylerden birisi kalemdir. Ona
herşeyi yazmasını emretti." [92]
2929- İbn Ömer'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Ümmetimden Kureyş'in bu mahallesi varolmaya devam edecek taki siyah kafirler onları dinlerinden dön-dürünceye kadar." Sonra bir adam kalktı ve: "Ya Rasulallah ben cennetlik miyim yoksa cehennemlik miyim?" dedi. Rasulullah: "Cennetliksin" dedi. Sonra başka bir adam kalktı: "Ben cennetlik iniyim yoksa cehennimlik miyim?" diye sordu. Rasulullah: "Cehennemliksin" dedi. Sonra
"Sustuğum sürece siz de susun ve bana birşey sormayın. Eğer birbirinizi savunmayacağınızı bilseydim şu topluluğunuzda cehennemlikleri size bildirirdim. Taki ölüm anında onları bilesiniz ve ben böyle yapmakla eınrolunsaydım öyle yapardım." dedi. [93]
2930- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Zındıklar ilk olarak kaderi yalanlamakla başladılar." [94]
2931- Ebu Burde'den Aişe'nin yanma geldim bana Ra-sulullah'dan şöyle söyledi: "Gökte uçan kuş bile kader ile uçar ve hayır ummak onun hoşuna giderdi." [95]
2932- İbn Mesud'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kader zikredilince o konuda konuşmayın ve dilinizi tutun. Sahabelerim zikredilince onlar hakkında da konuşmayın dilinizi tutun."[96]
2933- Hasan'ın rivayetinde ise şu fazlalık vardır: "Yıldızlar zikredilince o konuda konuşmaktan vazgeçin ve dilinizi tutun." [97]
2934- Amr b. Şuayb'dan ben Said b. Müseyyeb'in yanında otururken şöyle denildi:
"Bazı adamlar diyorlarki Allah Teala kötülük hariç herşeyi takdir etmiştir." Said b. Müseyyeb bu sözü işitince o güne kadar hiç kızmadığı bir şekilde kızdı. Öyleki kalkmaya yeltendi ve şöyle dedi: "İşte yaptılar (kader hakkında konuştular.) Yazıklar olsun onlara eğer bilselerdi böyle yapmazlardı Allah'a yemin olsun ki onlar hakkında bir hadis işittim kötülük olarak bu onlara yeter." Ben: "O hadis nedir ya Ebu Muhammed?" diye sordum. Said bana baktı kızgınlığı gidince: "Rafi b. Hudeyc Rasulullah'ın şöyle dediğini bana rivayet etti:
"Ümmetimden bazı kimseler kader konusunda Allah'ı inkar ederler ve bunun farkına varmazlar. Yahudi veHristiyanlann küfre saptıkları gibi." Ben: "Sana feda olayım ya Rasulallah nasıl söylüyorlar?" dedim. Rasulullah: "Hayır Allah'tandır fakat kötülük şeytandandır diyorlar ve buna da Kur'an'dan deliller getiriyorlar. Fakat iman ve marifetten sonra onlar Allah'a ve Kur'an'a inanmıyorlar inkar ediyorlar. Ümmetim düşmanlık bu-ğuz ve tartışma konusunda onlar gibisiyle karşılaşmadı. Onlar bu ümmetin zındıklardırlar. Onların döneminde sultanların zulmü olacaktır. O zamanki zulüm intikam ve kendini beğenme ne kadar şiddetli olacak işte o zaman Allah Teala üzerlerine bir taun hastalığını gönderecek ve hepsini yok edecektir sonra da onları yerin dibine geçirecek kimilerini de hayvanlaştıracaktır. Onlardan pek azı kurtulan olur o gün müminin sevinci az, keder ve üzüntüsü çoktur. Sonra Allah onları çoğunu maymunlara ve domuzlara çevirecektir." Böyle söyledikten sonra Rasulullah ağladı, taki onun ağlayışına biz de ortak olduk. Ona: "Ya Rasulallah bu ağlama nedendir?" denildi. Rasulullah: "Şakilere olan rahmetimdendir. Çünkü onların arasında müçtehidler ve abidler vardır. Bu sözleri ilk söyleyenler olmamalarına rağmen yeryüzü onlara dar gelecektir. Çünkü İsrailoğullarının çoğunluğu bu tür şeylerden dolayı helak oldular" dedi. Sonra: "Ya Rasulallah kadere iman ne demektir?" diye soruldu. Rasulullah:
"Yalnız ve tek olan Allah'a iman etmen ve hiç bir kimsenin ondan başka zarar ve fayda sağlamayacağını bilmen, cennetin ve cehennemin varlığına inanmandır. Ve Allah Tealanın insanları yaratmadan önce cennet ve cehennemi yarattığını sonra insanları yarattığını bilmen ve kullarından dilediğini cennete, dilediğini de cehenneme koyacağına inanmandır" dedi.[98]
2935- İbn Abbas bir adamın: "Kötülük kader değildir?" dediğini iştti. Bunun üzerine îbn Abbas: "Bizimle kader ehli kimseler arasında Allah Tealanın şu ayeti vardır. "Allah'a eş koşanlar Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ona eş koşarlardı... eğer Allah dileseydi hepsine hidayet ederdi." Sonra Ibn Abbas: "Acizlik ve akıllılık kaderdendir" dedi. Tavus derki: "Kader hakkında konuşanlar cehaletlerinden dolayı konuşurlar ve kader konusunda konuşmaktan sakınınız. İblis İsa ile karşılaşınca ona: "Allah Tealanın taktir ettiğinden başkası sana dokunmayacağını bilmiyor musun? Şu dağın tepesine çık ve oradan atla bak bakalım yaşıyor musun yaşamıyor musun?" dedi. İsa: "Allah Teala şöyle buyuruyor: "Kul benimle isteğimin arasına girmesin" dedi. Bir diğer rivayette ise İsa (a.s.) şeytana şöyle der: "Kul rabbini imtihan etmesin ve edemez de. Allah Teala kulunu imtihan eder."[99]
2936- İbn Abbas'tan kader konusunda konuşan bir adam Mekke'ye geldi. İbn Abbas: "Onu bana gösterin başından tutayım" dedi. "Vallahi eğer boynu elime düşerse onun boynunu ezeceğim. Eğer burnu elime düşerse onun burnunu ısıracaiğim. Çünkü Rasulullah şöyle buyurdu: "Sanki ben Fehroğullarımn bazı kadınları hazreçli-ieri dolaşıp onlara hayrın Allah'tan olduğunu ve Allah Tealanın kötülüğü takdir etmediğini söylüyeceklerini zannediyorum. Allah Teala indirdiği kitabında; 'ben Allah'ım ve benden başka hiçbir ilah yoktur hayrı da şerri de ben takdir ederim' der." [100]
2937- Hişam b. Hakim'den bir adam:"Ya Rasulallah biz ameller işleyelim mi yoksa kaza ve kadere mi güvenelim?" dedi. Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala insanoğlunu yaratınca ve onları kendilerine şahit yapınca Allah Teala yeryüzünden bir avuç alıp; 'bunlar cennete, bir avuç daha alıp bunlar da cehennemedir' dedi. Cennet ehli kimselere cennet ehlinin amellerini işlemek kolaylaştırılmıştır. Cehennem ehline ise cehennem ehlinin amellerini işlemek kolaşlaştırılmıştır. [101]
2938- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: Namaz kılıp oruç tutsalar da bu ümmetin mecusileri kaderiye mezhebinde olanlardır." [102]
2939- Enes'ten Rasulullah duasında şöyle derdi "Ey islamın ve ehlinin dostu sana kavuşuncaya kadar beni bu dinde sabit kıl." [103]
2940- Bilal'dan Rasulullah şöyle dua ederdi: "Ey kalpleri evirip çeviren, kalbimi senin dinin üzerine sabit kıldım." [104]
2941- Ebu Umame'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala bütün mahlukatı yarattı ve hepsine bir kader çizdi. Arş'ı suyun üzerinde iken peygamberlerden misak aldı. Sağcılardan sağ tarafından, solculardan sol tarafından yeminlerini aldı. Allah Teala'nın her iki eli de sağdır. Sonra "Ey sağcılar" diye seslendi. Onlar: "Buyrun Yarab emrine itaat oluna" dediler. Allah Teala: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" buyurdu. Onlar: "Evet ey Yarab" dediler. Sonra solculara seslenerek: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" dedi. Onlar da: "Evet Yarab ancak sözleri birbirlerine karıştırdıla ve aralarından biri: "Yarabbi niçin bizi birbirine karıştırdın" dedi. Allah Teala: "Onların bundan başka yaptıkları amelleri vardır ve onlar o ameller için çalışırlar ayetini okudu sonra hepsini birlikte Adem'in sulbüne havale etti." Bir diğer rivayette ise sağclar ve solcular yerine cennet ehli ve cehennem ehli diye geçer ve ameller nedir diye Rasulullah'a sorulunca o da "Herkes hoşuna gittiği şekilde amel yapar." buyurdu. [105]
2942- Rasulullah'a amellerden s"Ya Rasulallah Allah'ın kastettiği o ameller aldığı misak gereği mi yoksa kader mi?" dediler. Rasulullah: "Biten amellerdir" diye cevap verdi. [106]
2943- Teyalisi yukardaki hadisle aynı manada bir hadis rivayet eder.
2944- Ebu Salih'ten Allah Teala yeryüzünü ve göyüzü-nü cennet ve cehennemi ve Adem'i yarattı. Sonra Adem'in zürriyetini avucuna aldı bir kısmım bunlar bu tarafa cenneti işaret ederek bunlar da bu tarafa cehennemi kastederek dedi. Sonra da cennete girecek olanları ve yapacak amelleri yazdı. Ardından cehennem ehlini ve işleyecekleri amelleri yazdı. Sonra da kitabı dürüp kaldırdı. [107]
2945- Enes Rasulullah'tan şöyle rivayet etti: "Kişinin dininde başarılı olması ona mutluluk olarak yeter." [108]
2946- Muhammed b. Munkedir'den Rasulullah şöyle buyurdu: "İman eden bir kimse kaderin iyisine ve kötüsüne, tatlısına acısına, zararlısına fay da I asın a da iman etmedikçe imanı kamil olmaz." [109]
2947- Ebu Said'den Adem Musa ile karşılaştı Musa Adem'e: "Sen o kimsesinki Allah Teala seni kendi eliyle yarattı ve sana kendi ruhundan üfledi seni cennetinde oturttu buna karşılık sen bizi helak ettin ve saptırdın" dedi. Sonra Adem Musa'ya: "Sen o kimsesinki Allah Teala seni kendi kelimeleriyle seçti sana peygamberlik verdi buna karşılık sen Allah Teala-nın gökleri ve yerleri yaratmadan önce takdir ettiği birşey hakkında beni kınıyor musun?" dedi. Rasulullah: "Adem Musa'ya deliliyle üstün geldi. ve bunu iki defa tekrarladı. [110]
2948- Ebu Harun aynı manada bir hadis rivayet eder ancak onun rivayetinde şöyle geçer. Adem Musa'ya: "Ben yaratılmadan önce Allah'ın takdir ettiği bir konuda beni mi kınıyorsun" dedi ve Adem Musa'yı delil ile yendi. [111]
2949- Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Adem Musa ile karşılaştı. Musa Adem'e yukardaki hadiste geçen sözleri söyledi ve "Allah Teala melekleri sana secde ettirdi" ibaresini koydu. "Ancak bizi helak ettin ve saptırdın" ibaresini söylemedi.
2950- Adem ise Musa'ya:"Allah Teala seni kendine yaklaştırdı ve sana Tevrat kitabını verdi ve ben işlemeden önce üzerime yapmam yazılı olan bir şeyi yapmamdan dolayı neden beni kınıyorsun?" dedi." [112]
2951- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim kaderin hayrına ve şerrine inanmazsa ben ondan beriyim, uzağım." [113]
Çocuklar
2952- Said b. Ebi Sadaka'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Doğan her çocuk fıtrat üzere (islam dini) doğar." [114]
2953- Esved b. Seri'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Doğan her çocuk fıtrat üzere doğar ve kendi diliyle ifade edinceye kadar o fıtrat üzere kalır. Sonra anne babası onu yahudileştirir ve hristiyanlaştırir." [115]
Ümmetin Parçalanışı:
2954- Ebu Ğalib'ten ben Şam'da iken Harurilere ait yetmiş kiş"*m başı getirildi sonra Ebu Umame geldi ve mescide girdi iki rekat namaz kıldıktan sonra onların başında durdu ve bir saat kadar ibretle onlara baktı sonra da: "İblis İslam ehline daha ne yapsın?" dedi. Ve bunu üç defa tekrarladı. Sonra:"Ey Ebu Galib senin memleketinde uçurumlar çoktur vekorkuları büyüktür" dedi. Ben:"Evet" dedim. O:"Allah Teala seni onlardan korusun" dedi. Ben: "Neden onlara ibretle baktın?" dedim. O: "Onlara olan rahmetimden dolayı bu şekilde ibretle onlara baktım çünkü onlar da islam ehli kimselerdir" dedi. Sonra bana:"Ali îmran suresini okuyormusun?" diye sordu. Ben: "Evet" deyince. Bana şu ayeti oku dedi: "Sana indirdiği kitabın bir kısım ayetleri muhken (açık ve net tevil kabul etmez) bir kısmı da müteşabihtir (tevil kabul eden ve farklı şekilde yorumlanabilen ayetler)" dedi. Ben: "İşte bu kimseler mi?" diye sordum. O: "Evet müteşabihlere uyanlar bunlardır" dedi. Rasulullah şöyle buyurdu: "IsraÜoğulları yetmişbir fırkaya bölündüler. Hepsi de cehennemliktir sadece büyük çoğunluğu hariç/sevadül azam)." dedi. Yanımda bulunan bir adam: "Ey Ebu Umame büyük çoğunluk ne yapar acaba?" diye sordu. Rasulullah:"Sizin işledikleriniz size, onların işledikleri de onlaradır. Eğer Allah'a itaat ederseniz hidayete erersiniz." Ayetini okudu sonra da şöyle dedi: "Halifeye itaat etmek ona isyan edip ayrılmaktan daha iyidir. Evvela hakkımızda hüküm veriyorlar sonra da bizi öldürüyorlar." Ben ona: "Az önce söylediğin sözü Rasulullah mı söyledi ondan mı işittin yoksa senin bir görüşün müdür?" diye sordum. Ebu Umame: "Eğer Rasulullah'tan işitmediğimi size hadis diye akta-rırsam bu benim Rasulullah'a yalan söylemede çok cesur olduğumu göterir. Ama ben bunu RasuİuUah'dan iki veya üç defa işittim. [116]
2955- Ebu Galib'ten Abdulmelik zamanında ben Basra'daydım. Oraya Haricilerden öldürülmüş yetmiş baş getirildi. yukardaki hadisin aynısını zikretti. [117]
2956- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Musa'nın ümeti yetmişbir fırkaya bölündü.Yetmiş tanesi cehennemde bir tanesi de cennette'dir. İsa'nın ümmeti de yetmiş iki fırkaya bölündü yetmişbir fırkası ateşte bir tanesi cennettedir. Benim ümmetim ise onlardan bir fazlası fırkaya bölünecektir yetmiş iki tanesi ateşte, bir tanesi cennette olacaktır" dedi. Onlar: "Kimdir ya Rasulallah?" diye soruldu. Rasulullah (s.a.v.): "Sünnet ve cemaat ehli kimselerdir." [118]
2957- İbn Ömer'den Rasulullah'ın şöyle dediğini işittim: "Ümmetimden yetmiş iki davetçi bulunacaktır hepside ateşe davet ederler. Dileseydim onların kabilelerini ve babalarını sizlere haber verirdim."
Bidatlerden Sakınmak:
2958- Ebubekir Sıddık'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kaderiye ve mürcieler cennete girmeyeceklerdir." [119]
2959- Ebu Leyla'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Ümmetimden bazı kimseler havzımın başına gelmeyeceklerdir. Onlar kaderiye ve mürcielerdir." [120]
2960- Ömer'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kıyamet günü bir münadi şöyle seslenir; 'Allah'ın
düşmanları ayağa kalksın" onlar kaderiyelerdir." [121]
2961- Hasan şöyle dedi: Basra'dan Ömer'in yanma bir grup geldi aralarında Ahnef b. Kays da vardı. Ömer onu tutuklayıp diğerlerini serbest bıraktı sonra ona: "Neden seni tutukladığımı biliyor musun? Rasulullah bizi dili kuvvetli münafıklardan sakınmamızı emretti. Senin de onlardan olmandan korkuyorum. Ama onlardan olmamanı umarım. Çabuk ailenin yanına dön" dedi. [122]
2962- Said b. Huseyn'den Rasulullah bize vaaz verdi. Onlardan birisi ayağa kalkıp: "Ya Rasulallah sanki bu vedalaşanların vaazıdır. Bize ne tavsiyelerde bulunursun?" dedi. Rasulullah: "Allah'tan korkmanızı, sünnetime ve halifelerimin sünnetine yapışmanız ve uymanızı tavsiye ederim. Onlara dişlerinizle sarılın. Başınıza Habeş'li bir köle de idareci olsa onun sözünü dinleyip itaat edin ve her bid'at sapıklıktır." [123]
2963- Abdurrahman b. Yezid'den Rasulullah şöyle buyurdu:"Sünnette mutedil olmak bid'at ile amel etmekten daha hayırlıdır." [124]
2964- İbn Abbas'tan "insanların başına her yeni yıl geldikçe yeni bir bid'at çıkarıp bir sünneti öldürdüler. Ta-ki bid'atlarla amel edilip sünnetlerle amel etmek ortadan kalkar." [125]
2965- Salih b. Cübeyr'den İbn Mesud birbirlerine hikaye anlatan bir topluluğun başında durdu. Onlara: "Allah'a yemin olsunki siz ilim olarak Muhammed'in as-habınıgeçtiniz ancak sizler yeni bid'atlar ortaya çıkardınız. Onları bırakın ve Rasulunun sünnetine tabi olun. Yeni bid'atlar çıkarmayın Allah'a yemin olsun ki eğer sünnete tabi olursanız onları açık bir şekilde geçersiniz. Eğer yeni çıkardığınız bid'atlerle amel ederseniz büyük bir zülüm işlemiş olursunuz ve büyük bir sapıklığın içine düşmüş olursunuz." [126]
2966- Abdurrahman b. Bureyde'den Ömer yanma gelen bir gruptan dolayı insanları topladı ve Abdullah b, Ak-ram'a Muhammed'in ashabına bak ilk olarak herkesten ön-. ce onlara izin ver sonra araplara izin ver hepsi birlikte şehre girdiler ve saf oldular. Aralarında üzerinde hırka olan büyük bir adam gördü Ömer onu ima ederek yanına çağırdı. Ona üç defa: "Eh (anlat)" dedi. Adam da üç defa aynı sözü tekrarladı. Ömer: "Yazık sana kalk git" dedi ve adam kalktı ve gitti. Sonra kısa boylu ve zayıf bir adama işaret etti yanına gelmesini söyledi. Ömer ona: "Eh" dedi. Adam aynı sözü söyledi. Ömer tekrar aynı sözü söyledi adam: "Ey müminlerin emiri sor ve konuşmayı aç ve bana konuş" dedi. Ömer:"Yazık sana sen de kalk koyun çobanı sanad a fayda vermez" dedi. Sonra Ömer zayıf ve beyaz tenli bir adama baktı. Ona yanına gelmesi için işaret etti. Ömer ona: "Eh" dedi ve yerinden sıçrayıp Allah'a hamdu senadan sonra ona nasihatta bulundu sonra da sen bu ümmetin idaresini üstlendin idaresini üstlendiğin bu ümmet konusunda Allah'tan kork halkına ve özellikle de nefsine zulmetmekten kaçın. Çünkü sen himayendekilerden ve güttüklerinden hesaba çekileceksin sen güvenilir birisisin. Yanma emenat olarak aldığın şeyleri aynı şekilde iade et senin sevabın işlediğin ameller miktarınca olacaktır." dedi. Ömer adamın bu sözlerine karşılık şöyle dedi: "Halife olduğumdan beri senden başka bu şekilde bana doğru konuşan ve nasihat eden olmadı. Sen kimsin?" diye sordu-Adam: "Ben Rebi b. Ziyad'ım" dedi. Ömer: "Muhacir İbni Zayd'ın kardeşi mi?" dedi. Adam: "Evet" dedi. Sonra Ömer bir ordu hazırlayıp bu adamı o ordunun başına komutan yaptı ve ona şöyle dedi: "Ey Rebii bak eğer söylediklerinde doğru isen bu konuda sana yardımcı olanlar çıkacaktır ve onları kullanıp istifade et sana gelen her on kişinin amelini takip et ve işlerindeki çalışma hayatını bana yaz. Öyleki sanki ben onları görevlendirmiş olayım. Çünkü Rasulullah bize şu şekilde vasiyet edip emretti. Benden sonra sizin için en korktuğum kimse dili kuvvetli olan bilgili münafıktır. [127]
2967- İbn Abbas'tan Ömer şöyle söyledi: "İnsanlardan öyle kimseler geleceklerdir ki Deccalin çıkışını yalanlayacaklar, güneşin batıdan doğacağını yalanlayacaklar, kabir azabını yalan al ayacaklar, Rasulullah'ın şefaatini yalanlayacaklar, günahlarının cezasını çektikten sonra cehennemden çıkacaklarını yalanlayacaklar." [128]
2968- Ali b. Ebi Talib'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Benden sonra sizin için mümin mukin veya açık kafirden korkmuyorum. Mümin mukin olan kimse imanı onu kötülük etmekten alıkor. Küfrü açık olan kimse küfründen dolayı size zarar veremez. Fakat benden sonra sizin için dili kuvvetli, kalbi cahil, bildiğiniz şeyleri söyleyen ve sizin inkar ettiğiniz şeyleri işleyen bilgili münafıklardan korkuyorum." [129]
2969- Said b. Müseyyeb'ten Medine'de bir ilim halkasında bir adam şöyle söyledi:
"Sizlerden kim bana Rasulullah'tan bir hadis rivayet eder" dedi. Ali ona: "Ben Rasulullah'tan şöyle işittim:
"Ben ümmetime mümin veya küfrü açık kimseden korkmuyorum. Çünkü mümin kişinin imanı kafirin de küfrü zarar vermekten meneder. Fakat aralarında Kur'an okuyan, ayağı kaydığı zaman müminlerin tevilinden başka bir şekilde tevil eden, bildiğiniz şeyleri söyleyen, ancak inkar ettiğiniz şeyleri işleyen, sapıtan ve saptıran bilgili kimselerden korkuyorum." [130]
2970- Ümeyye b. Yezid'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim İslam'da olmayan bir şeyi İslam'daymış gibi ortaya çıkarırsa Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların laneti o kişinin üzerine olsun, onun tevbesi ve fidyesi kabul olunmaz." Orada bulunanlar: "Ya Rasulallah yeni ortaya çıkan şeyler nedir?" diye sordular. Rasulullah şöyle dedi: "Kim haksız yere bir kişiyi öldürürse veya kısas olmadan müsle yaparsa (kişiyi öldürdükten sonra organlarını keserse) veya sünnet olmadan yeni birşey ortaya çıkarırsa ve bunu kendine bir yol kabul edinirse." [131]
2971- Ebu Umame'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Gökyüzünün altında Allah Tealayı en çok kızdıran şey hevaya tabi olmaktır." [132]
2972- Tavus'tan Katade oturmak için yanıma geldi ona: "Eğer sen oturursan ben kalkarım" dedim. Orada bulunanlar: "Ey Tavus bu fakih bir kimsedir" dediler. Tavus: "Şeytan ondan daha fakihtir" dedi ve Hicr otuzdoku-zuncu ayeti okudu: "Şeytan ise şöyle demişti: Rabbim! Beni saptırmandan dolayı yeryüzünde onlara kötülükleri süsleyecek ve onların hepsini'azdıracağım. Ancak halis kulların müstesna.", (Hicr: 15/39-40) (Ahmed b. Men'i)
Müellif der ki: Tavus Katade'nin kader hakkında konuştuğundan dolayı böyle davranmıştır.
Rafiziler:
2973- Abdullah b. Abbas'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Son zamanda Rafizi diye isimlendirilen bir grup olacak İslam'ı kabul etmezler onlarla savaşın çünkü onlar müşriktirler." [133]
2974- Fatma binti Muhammed'den Rasulullah Ali'ye bakarak şöyle dedi: "Bu cennetliktir onun grubundan bir topluluk olacak İslam'ı bilecekler ancak kabul etmeyeceklerdir ve onlara rafizi denilecek. Kim onlara [enet ederse etsin çünkü onlar müşriktirler." [134]
Ehli Kıbleyi Tekfir Etmeyi Terk Etmek:
2975- Vehb anlatıyor. Cabir'e: "Tağutlardan namaz kılanlar var mıdır?" diye sordum. Cabir: "Hayır" dedi. Ben: "Peki onlardan müşrik olanlar var mıdır?" diye sordum. Cabir: "Yine hayır yoktur" dedi. [135]
2976- Ebu Süfyan'dan Cabir Mekke'de iken Beni Fehr kabilesinin yanına konaklardı. Bir adam ona: "Siz ehli kıbleden bir kimseyi müşrik olarak görür müsünüz?" diye sordu. Cabir bundan korktu ve: "Allah'a sığınırım" dedi. Adam: "Peki onlardan bir kimseyi kafir olarak görüyor muydunuz?" diye sordu. Cabir:"Asla" dedi. [136]
2977- Enes b. Malik'ten Ona: "Ey Ebu Hamza insanlardan bazıları bizim küfürde ve şirkte olduklarımıza şahitlik yapıyorlar" denildi. Enes: "Onlar mahrukatın en şerli kimseleridir" dedi. [137]
2978- Cafer el-Addi'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Ümmetimden fiian cennetliktir, filan kimse de cehennemliktir diyen kişelere yazıklar olsun." (Müsedded)
2979- İbn Abbas'tan Rasulullah Allah Teala'dan rivayetle şöyle dedi:"Kim kuluma üstünlük taslarsa o kulumu cennete, üstünlük taslayanı da cehenneme atarım." [138]
Vesvese:
2980- Ubey b. K'ab'dan ben: "Ya Rasulallah seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki göğsüme bazı şeyler geliyor onları sana söylemek istiyorum" dedi. Rasulullah: "Bu topraklarda bir daha putlara ibadet etmeyi şeytana umutsuz kılan Allah'a hamdolsun fakat o sizin basit kötü ameller işlemenize razı oldu." [139]
Bir değer rivayette ise Rasulullah "Şeytanın tuzağını vesveseye dönderen Allah'a hamdolsun." buyurdu.
2981- Şehr b. Havşet'ten bir adam Aişe'ye şöyle dedi: "Bazılarımız kendi kendine içinden konuşuyor eğer diliyle o içindekilerini söylese ahireti gider eğer o içindekileri açığa çıkarılsa öldürülür" dedi. Aişe bunun üzerine üç defa tekbir getirdi ve şöyle dedi: "Rasulullah'a aynı soru soruldu Rasulullah ta üç defa te-bir getirdi ve şöyle dedi: "Ancak müminler imtihan edilir." [140]
2982- Zurare b. Evfa'dan bir adam kalktı ve Rasuluîlah'a: "Ya Rasulallah göğsümde öyle birşey var ki onu açığa çıkarırsam helak olurum. O şey göğsümde iken ben helak olur muyum? (günaha girer miyim?)." Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Teala ümmetimin kendi kendine içinden konuşmasını affetti. İçindekini diliyle söyleyip amel etmedikçe ona günah yazılmaz." [141]
Teskiyenin Kerahiyeti:
2983- Alkame'den bir adam Abdullah'ın yanında: "Ben müminim" dedi. Abdullah ona: "De ki ben cennetliğim" dedi. Adam:"Ben Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettim dedi. [142]
2984- Talha b. Ubeydullah'tan Ömer şöyle dedi: "Başınıza gelmesinden en çok korktuğum şey kişinin kendi görüşünü beğenmesidir ve kim; 'ben alimim' derse o kimse cahildir ve kim; 'ben cennetliğim' derse o da cehennemliktir" dedi. [143]
2985- Katade'den Ömer şöyle dedi: "Kim mümin olduğunu zannederse o kafirdir, kim cennetlik olduğunu zannederse o da cehennemliktir, kim alim olduğunu zannederse oda cahildir. Rasulullah şöyle buyurdu:
"Kim cennetlik olduğunu zannederse o kimse cehennemliktir» dedi." [144]
2986- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kişinin imanı her konuştuğunda istisna ettiği şeyler
olmadıkça imanı tamam olmaz." [145]
Dünyada Tekrar Dirilmenin Olacağına İnanan Kişinin Yalanlanması:
2987- Amr b. Asam'dan ben Hasan b. Ali'ye şöyle dedim: "Bu şiiler Ali'nin dünyada tekrar dirileceğini zannediyorlar" dedim. Hasan: "Yalan söylüyorlar ve onlar şii değildirler. Eğer tekrar dirilecek idiyse onun karılarını evlendirmez ve mirasını bölüştürmezdik." [146]
Şirkten Başka Günahların Affedilmesi:
2988- Enes b. Malik Rasulullah'tan şöyle buyurdu: "Allah Teala bir amele sevap vereceğini vaad ettiyse
onu muhakkak yerine getirir ve bir amele ceza vereceğini vaadettiyse bundada muhayyerdir dilerse cezalandırır dilerse affeder." [147]
Allah'ın Sıfatları ve Azameti:
2989- İkrime şu ayet hakkında şöyle dedi: "Şeytan şöyle dedi: Onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından yanaşacağım."(A'raf: 7/17) İbn Abbas "şeytan üstlerinden geleceğim diyemedi çünkü biliyorduki Allah Teala onların üzerindedir" dedi.[148]
2990- Bişr b. Ömer'den müfessirlerden bir çoğu, "Rahman Arş'm üzerine istiva etmiştir."Ayetini yükselmiştir demiştir. [149]
2991- Ebu Hureyre'den Rasulullah ashabından bir grup ile birlikte iken şöyle dedi:
"Allah Teala sur'u yaratınca onu İsrafil'e verdi ve İsrafü onu ağzına koydu ve gözlerini Arş'a dikti. Ne zaman üfürntekle emrolacağını beklemeye başladı. Sonra Allah Teala Arş'ını yeryüzünün dilediği yerine koydu. O gün Arş'ını sekiz melek taşıyordu. Bugün ise dört ayakları yerin en derinliğine dalar, yerler ve gökler onların sırlarında Ar§ ise onların omuzları üzerindedir. Dillerinde de hep teşbih vardır. Teşbihleri: "Ey bütün mülkün ve me-kutuıı sahibi bütün noksanlıklardan münezzehsin ey Ceberut sahibi ve Arş'm rabbi olan Allah bütün kemal sıfatlarıyla muttasifsın. Ey diri olan ve ölmeyen Allah şanın ne yücedir. Ey bütün mahlukatı öldürüp kendisi ölmeyen Allah şanın ne yücedir. Ey meleklerin ve Cebrail'in rabbi olan Allah şanın ne mukaddestir ve yücedir." [150]
2992- Aîşe anlatıyor: Yahudilerden bir grup Rasulul-lah'in yanma geldiler sadece nebilerin bildiği üç şeyi sana soracağız: "Arş 'ı taşıyanlar kimlerdir bize haber ver, erkeğin ve kadının menisinden bize haber ver" Rasululiah:
"Arş'i hayvanlar boynuzlarıyla taşıyorlar. Erkeğin menisi beyaz ve katıdır kadının ki ise sarı ve incedir" dedi ve üçüncü soruyu da cevapladı bunun üzerine gelen yahudiler: "Şehadet ederiz ki sen de peygambersin çünkü Tevrat'ta da aynı şeyler bulunuyor" dediler. [151]
2993- Mücahid'den İbn Abbas şöyle dedi: "Allah Teala mahlukatından dört şey ile gizlenmiştir. Evvela nur ile sonra karanlık ile sonra tekrar nur ile sonra tekrar karanlık ile." [152]
2994- Sehi b. Sad'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah Tealadan başka nurdan ve zulmetten yetmiş-
bin perde vardır. Hiç biri diğerinden birşey hissetmez ancak canı çıkınca hisseder." [153]
2995- Hasan b. Sabit Rasulullah'm yanında şöyle şiir okudu: "Allah'ın izniyle Muhammed'in Allah'ınRasulu olduğu-' nu göklerin üzerinde ve yükseklerden şehadet ederim. Ebu Yahya ve Yahya her ikisi de dinlerinde makbul olan amel sahibidirler Ahkaf'ın kardeşi (Şuayb (a.s.» onların arasında Allah'ın zatı ile ve celali ile hükmetti. Rasulullah ve ben de dedi. [154]
2996- Ebu Hureyre'den Rasulullah minberin üzerinde Musa'yı anlatıyordu şöyle diyordu: "Musa'nın hatırına Allah Tea!a uyuyor mu? diye geldi. Allah Teala ona bir melek göndererek onu üç defa uyuttu sonra eline camdan iki şişe verdi. Ve her bir eline bir şişe koydu ona bunları korumasını emretti. Musa uyumaya başlayınca nerede ise ellerinin yanyana geleceğini hisesediyor ve uyanıyordu sonra ellerini birbirinden uzaklaştıyordu. Taki tamamen uyudu ve elleri birbirine çarptı ve elindeki iki şişe kırıldı. Bunu bir Örnek olarak hatırladı ve eğer Allah Teala uyusaydı gökleri ve yerleri tutamazdı." [155]
İtaat İşlerinde Gelen Vesveselere İtibar Etmemeye Teşvik:
2997- İbn Müberek'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Şeytan insanoğlunun önüne birçok yollarla gelir. Önce onun müslüman olmasını engellemek için ona şöyle der, sen dinini, aileni, çocuğunu, vatanını bırakıp müslüman mı olacaksın? Kişi ona isyan eder ve müslüman olur, sonra şeytan hicret etmesine mani olmak için tekrar ona gelir ve sen hicret mi ediyorsun? O uzun bir yoldur, yorucudur, der. Kişi bundan da ona isyan eder ve hicret eder, sonra şeytan cihattan menetmek için tekrar ona gelir ve sen cihat mı edeceksin malını, canını onun için mi harcayakcaksın, onun için mi savaşıp öldü-rüeceksin, sonra arkandan karın evlenir bu malların bölüştürülür der. Kişi bundan da ona isyan eder ve cihada çıkar." Rasulullah şöyleder: "Bu hasletler biri kimsede olursa o Allah'ın koruması altındadır. Eğer ölür veya boğulur veya ateşte ya-narsa cennete girer." [156]
[1] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/6.
[2] Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/6.
[3] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/6.
[4] Haris , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/6.
[5] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/6-7.
[6] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/7-8.
[7] Haris , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/8.
[8] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/8.
[9] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/8-9.
[10] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/9.
[11] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları 3/9.
[12] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/9.
[13] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/9-10.
[14] İshak , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/10.
[15] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/10.
[16] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/10.
[17] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/10.
[18] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/10-11.
[19] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/11.
[20] Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/11-12.
[21] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/12.
[22] Müsedded , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/12-13.
[23] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/13.
[24] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/13-14.
[25] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/14.
[26] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/14.
[27] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/14.
[28] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/14.
[29] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/15.
[30] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/15.
[31] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/15.
[32] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/16.
[33] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/16.
[34] Ebu Ya’la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/16-/17.
[35] Ebu Ya’la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları :3/17.
[36] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3-17.
[37] Ebu Ya’la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/17.
[38] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/17.
[39] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/18.
[40] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/18.
[41] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/18.
[42] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/18.
[43] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/18.
[44] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/19.
[45] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/19/20.
[46] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/20.
[47] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/20/21.
[48] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/21.
[49] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/21.
[50] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/21.
[51] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/21.
[52] Humeydi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/21.
[53] Ishak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/21/22.
[54] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/22/23.
[55] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/23.
[56] îbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/23.
[57] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/23.
[58] Haris İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/24.
[59] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/24.
[60] Bezzar, Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 32/24
[61] İshak İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/24/25.
[62] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/25..
[63] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/25.
[64] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/25.
[65] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/26.
[66] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/26.
[67] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/26
[68] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/26.
[69] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/26/27.
[70] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/27.
[71] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/27.
[72] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/27.
[73] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/28.
[74] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3//28.
[75] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/28.
[76] İshak , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/28.
[77] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/28.
[78] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/28.
[79] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/29.
[80] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/29.
[81] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/30.
[82] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/30.
[83] Bezzar, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/30.
[84] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/30.
[85] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/30/31.
[86] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/31.
[87] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/31.
[88] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/31.
[89] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/31.
[90] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32.
[91] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32.
[92] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32.
[93] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32.
[94] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32.
[95] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32.
[96] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/32/33.
[97] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/33.
[98] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/33/34.
[99] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/34/35.
[100] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/35.
[101] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/35.
[102] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/35/36.
[103] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/36.
[104] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/36.
[105] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/36.
[106] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/36/37.
[107] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/37.
[108] îbn Ebi Öme, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/37.
[109] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/37.
[110] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/37.
[111] Abd,b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/38.
[112] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/38.
[113] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/38.
[114] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/38.
[115] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/38.
[116] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/39/40.
[117] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/40.
[118] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/40.
[119] Ebu Ya'la , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/40.
[120] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/40/41.
[121] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/41.
[122] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/41.
[123] Ahmed b. Men' İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/41.
[124] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/41.
[125] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/41.
[126] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/41/42.
[127] Îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/42/43.
[128] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/43.
[129] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/43.
[130] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/43/44.
[131] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/44.
[132] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/44.
[133] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları 3/44.
[134] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/45.
[135] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/45.
[136] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/45.
[137] EbuYa'Ia, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/46.
[138] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/46.
[139] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/46.
[140] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/46.
[141] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/46/47.
[142] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/47.
[143] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/47.
[144] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/47.
[145] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/47.
[146] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/48.
[147] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/48.
[148] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/48.
[149] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/48.
[150] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/48/49.
[151] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/49.
[152] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/49.
[153] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/49.
[154] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/50.
[155] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/50.
[156] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/50/51.
İslami Okul Okulların En Önemlisi