Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Iman ve Islam - Hanife

 

1- Ömer Ibni ef-Hattâb'in söyle dedigi rivayet edildi:

Allah'in Resulü buyurdu ki:

«— Ameller niyetlerle ölçülür. Ve herkes niyetine göre [isinin) kar­siligini alir. Bu nedenle, Hicreti Aüah ve Resulüne olan kisinin- muhacir­ligi Allah'a ve Resülünedif, ulasacagi dünya (nimetine) veya niikâhiiyacagi kadin için hicret eden kimsenin de hicreti onlardan birinedir.»

1- (...) Yahya bin Yamür'ün söyle dedigi rivayet edildi: «— Bir arkadasimla beraber Resuiüliah «s.a.»in seyrindeyken ansizin Abdullah ibn Ömer'i gördük. Arkadasima dönerek:

«— Ne dersin, O'na gidip kaderden soralim mi?» dedim. O da: «Evet» karsiligini verdi.

Ben: «— O halde birak ben sorayim, çünkü ben onu senden daha çok tanirim,» dedim.

Böylece yamna yaklastik, sordum :

«— Ey Ebu Abdurrahmân, bizler bu yerlere sik sik gelir gideriz ve «Kader diye bir sey yoktur» diyen birtakim insanlarin bulundugu yerlere çok kez variriz. Böylelerine nasil bir cevap verelim?»

Ibnî Ömer:

•—Benden taraf onlara de ki, ben kendilerinden uzagim. Eger bana ar^ka olacak yardimcilar bulsaydim, onlarla savasirdim» I'bni Ömer, Hz. Pey­gamberden, su olayi bize anlatmaga basladi:

*— Birgün biz, iblf gurup sahabe, Peygamber (s.a.) in yanindayd/t;. O sirada, yakisikli, beyaz tenli, saçlari omuzlarina kadar inmis, güzel ko­kulu, üzerinde beyaz bir elbise olan bir genç çika geldi ve Peygamber (s.a.) . e «Selam <sana ey Allah'in Resulü» dedi. Sonra yaninda bulunanlara dö­nerek «Selâm sizlere» diye selâm verdi. Peygamber (s.a.) ile birlikte biz­ler de selam aldik.

- Genç, Hz. Peygambere : .

«— Ey Allah'in Resulü yaklasabilir miyim?» diye sorunca, Peygam­ber (s.a.) :

«— Yaklas cevabini verdi. Genç bir veya üki adim yaklasip oturdu. Sonra:

Peygamber (s.a.)'e tâzîmen tekrar kalkip,

«— Yaklasabilir miyimi ey Allah'in Resulü,» diye sordu.

Peygamber (s.a.) ona:

«— Yaklas,» deyince akadar yaklasti ki diz kapaklarini onun diz ka­paklarina dayadi ve :

«— Bana imandan haber ver,» dedi. Peygamber (s.a.):

«— Iman, Allah'a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine, Allah'a kavusmaya, âhiret gününe, hayir ile serrin Allah'in takdir* ile olduguna inanmaktir,» diye cevap verdi.

Genç:

«— Dogru söylüyorsun,» dedi.

[Abdullah Ibn Ömer) diyor kî, «Biz, adamin Peygamber, (s.a.)'e sanki biliyormus gibi «Dogru söylüyorsu'n.» demesine hayret ettik.

Adam devamla:

«— Bana, Islâmin farzlari nelerdir, onlari söyle» dedi.

Peygamber (s.a.):

«—. Namaz kilmak, zekât vermek, yol 'bakimindan gücü yetmesi halin­de hac etmek, ramazan ayinda oruç tutmak, ve bir de boy atbdesti almaik-tarc ibarettir,» karsiligini verdi.

Genç adam :

«— Dogru söylüyorsun,» dedi.

(Ibn i Ömer) diyor ki:

«Biz bu gencin, «dogru söylüyorsun,' 'demesine 'hayret etti'k.»

Adam devam etti:

«— Bana ihsan nedir haber ver.»

Hz. Peygamber:

*— Ihsan, Allah'i görür gibi Allah için is yapmandir (Ibadet etmen­dir). Çünkü sen O'nu görrnesen de o seni görür,» buyurdu.

Adam:

«— O halde, bu sekilde yaparsam ben islerimde ihsan ediciyim (öy-le mi?) diye sorunca, Peygamber (s.a.):

«— Evet» buyurdular.

Adam:

«—Dogru söylüyorsun, dedi ve devam etti: Bana Saat'ten (kiyame­tin zamanindan) haber ver?»

Hz. Peygamber söyle cevap verdi:

«— Bu konuda, kendisine sorulan kimse, sorandan daha bilgili degil­dir. Ancak, onun belirtileri vardir.» Peygamber (s.a.) buna deül olarak su mealdeki âyeti okudu:

«Muhakkak kî, o saatin (kiyametin) Ilmî Allah teâl'anin nezdindedir. Yagmuru (diledigi zaman ve mekânda) O yagdirir. Rahimlerde ne var (di­si mi, erkek mi) O bilir. Kisi yarin (hayir veya ser, ne îsliyecegini) ne ka­zanacagini bilmez. Ve hiç bir kimse (zamanini bilmedigi gibi) nerede öle­cegini de bilmez, süphesiz Ailah-ü azîmüssân âlimdir, habîrdir. (Herseyin iç yüzünü ve dis yüzünü bilir.» [2]

*— Dogru söylüyorsun,» dedi ve gözümüzün önünde çikip gitti.

Peygamber (s.a.) bize :

«—O'nu bana çagirin?» diye emredince, biz de kalktik, arkasindan çiktik, fakat hangi yöne gittigini bilemedik ve hiçbir* sey de göremedik. Geri dönüp, Peygamber'e (s.a.) durumu anlattik. Hz. Peygamber de: «Bu, Genç adam. Cebrail aieyhfeselâmdir, sizlere {flitinizin genel esaslarini ögretmek üzere geldi. Allah’a yemin ederim ki, o bana kimin kiliginda geldiyse muhakkak tanidim. Yalniz bu sefer ki kiliginda taniyamadim.” buyurdular.

 

2- Abdullah b. Mesud’un söyle dedigi rivayet olundu:

«—Cibril aleyhisselam, genç bir adam kiliginda Hz. Peygamber’e geldi. Ashabdan hiçbiri onu tanimadi. Üzerinde beyaz bir elbise vardi.

«—Selam sana ey Allah’in elçisi» dedi.

Peygamber (s.a.) de onun selamini aldi. Genç tekrar konustu:

«—Ey Allah’in elçisi, dedi. Yaklasabilir miyim?»

Peygamber (s.a.):

«—Yaklas.» buyurdu.

Genç yaklasarak, Hz. Peygamber’in ta yanina gelip, diz kapaklarini (O’nun diz kapaklarina dayadi). Ellerini Rasulullah’in dizlerine koydu ve sordu:

«—Ey Allah’in elçisi, iman nedir?»

Hz. Peygamber cevap verdi:

«—Iman, Allah’a, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine, hayir ile ser (her seyin) Allah’in takdiri ile olduguna inanmadan ibarettir.»

Genç:

«—Dogru söylüyorsun», dedi.

Onun «dogru söylüyorsun» demesine hayret ettik, sanki bunlari biliyormus gibiydi.

Genç yine Peygamber (s.a.)’e:

«—Ey Allah’in Rasulü, Islam’in temelleri nelerdir?» diye sordu.

Hz. Peygamber buna su cevabi verdi:

«—Namaz kilmak, zekat vermek, ramazan ayinda oruç tutmak ve cünüplükten temizlenmektir.»

Genç:

«—Dogru söylüyorsun», dedi.

Bunlari sanki bilmiyormus gibi Hz. Peygamberi tasdik etmesine hayret ettik. Bundan sonra genç:

«—Ihsan nedir?» diye sordu.

Peygamber (s.a.):

«—Allah’i görür gibi kendisi için amel etmendir. Çünkü, sen onu görmesen de O seni görür.» buyurdu.

«—Kiyamet saati ne zamandir?» diye sordu.

Peygamber (s.a.):

«—Bu konuda, kendisine sorulan kimse, sorandan daha bilgili degildir.» cevabini verdi ve genç kalkip gitti.

Hz. Peygamber, «onu bana getirin» deyince, aradik, fakat hiçbir sey göremedik ve gelip Hz. Peygamber’e durumu bildirdik. O zaman bize:

«—O Cebrail’dir, dininizin esaslarini ögretmek üzere size geldi.» buyurdu.

 

3- Atâ, Peygamber (s.a.)'in ashabindan bazi kimselerin kendisine söyle dediklerini rivayet etti:

Abdullah bin Revâhe'nin davar güden bir kadin çobani vardi. Abdul­lah, «Bu davarlarin içerisinde bir koyuna özellikle iyi bakmasini çobana söylemisti. Çobanda geregince Ilgilenmis, koyun iyice etlenmis ve yag­lanmisti. Bir gün Çoban diger koyunlarla, mesgul oldugu sirada, kurt ge­lerek, gizliden koyunu kapip öldürmüstü. Daha sonra Abdullah geldi. Ko­yunun yok oldugunu gördü. Çoban O'na olanlari anlattt. Bunun üzerine ço­bani tokatladi. Fakat yaptigina,pisman oldu. Bunu Peygamber (a.s.)'e anlat­ti. Hz. Peygamber, bunun bu davranisini çok agir buldu.»

Ve Ona:

«— Inanan bir kadinin yüzüne vurdun,» diye çikisti. Abdullah:

«— O, Allah'i tanimaz bir zencidir,» diye cevap verdi. Bunun üze­rine Hz. Peygamber, kadini getirtti. Ve ona:

«— Allah nerededir?» diye sorunca, kadin: «— Göktedir,» dedi. «— Ben kimim?»

«— Allah'in elçisi,» diye cevap verince,

«— Iste kadin mü'rmnedir, derhal azad et,» emrini verdi. Abdullah da ona hürriyetini verdi.

 

4- Ibn-i Büreyde'nm babasi söyle rivayet etti:

Biz fbirgün) Hz. Peygamber'in yaninda oturuyorduk. Arkadaslarina

«— Kalkiniz, beraberce komsumuz hasta yahudiyî sormaga gidelim.» buyurdular.

Peygamber (s.a.), hastanin yanma vardiginda, onu can- çekismekte bul­du ve hatirini sorduktan sonra:

«— Allah'in birligine, benim de O'nun elçisi olduguma sahadet eder mi'sin?» dedi.

Bunun üzerine hasta dönüp babasina bakti, babasi susuyordu.

Hz. Peygamber tekrar sordu:

«— Allah'in birligine, benimde O'nun elçiöi olduguma sahadet eder misin?»

Hasta yine babasina bakti, babasi ogluna:

«— Sehadet et,» diye izin verince.

Genç:

«— Allah'dan baska hiçbir ilâh olmadigina Muhammed'in O'nun Resu­lü olduguna sahadet ederim,» deyince,

Peygamber (s.a.î söyle dua etti:

*— Harnd O Allah'a ki, bir canliyi Atesten kurtarmasina sebep ol­dum.»

Diger bir rivayette söyle dendi:

Hz. Peygamber birgün arkadaslarina:

«— Kalkiniz, beraberce komsumuz yahudiyl sormaga gideHm,» bu­yurdu.

Gittiklerinde, Peygamber ts.a.), onu can çekismede buldu.

Ona: «Aliah'dan baska hiçbir ilâh olmadigina sahedet eder misin» diye sordu.

Hasta:

«— Evet,» dedi,

Hz. Peygamber:

«— Benim Allah'in Resulü, olduguma sahadet eder misin?» deyince hasta babasina bakti. Hz, Peygamber tekrar ayni soruyu sordu. Râvl, olayi bundan sonra yukaridaki hadiste geçtigi giibi anlatti ve sonunda, Hz Pey­gamber söyle dua etti:

*— Hamd O Allah'a iki, bir canliyi atesten 'kurtarmasina sebep oldum.»

 

5- Ebû Hureyre [r.a.Viin söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.a.), buyurdu ki:

«CInsan soyundan) Her dogan, (Islâm) yaratilisi üzerine dogar. Sonra, anasi ve babasi onu yahudi veya nasranî yaparlar.»

Hz. Peygambere soruldu:

«— Ya Resûlâllah, çocukken ölenler ne olacak?»

Peygamber (s.a.) buna:

«— Hayatta kafsaydilar neler yapmis olacaklardi, tamlari Allah ha<k-kiyle bMir.»

 

6- CabrrUrr söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamiber (s.a.) buyurdu, ki:

«— insanlar Allah'dan baska ilah olmadigina sa'hactet edinceye kadar kendileriyle dövüsmekle emrolundum. Bunu dedikleri zaman, kan ve mal­larini benden korurlar. Ancak bu sözün hakki müstesnadir. Ve on'larin giz-ledi'kleri seye dair olan hesaplari Allah'a aittir.

 

7- Ebû Zübeyr'in söyle dedigi rivayet edildi. Cabiribin Abdiliah:

«— Sizin sirk saydiginiz günahlar hangileridir?» diye sordum. Cevap verdi:

«Ebû Saîd dedi 'ki: Peygamber (s.aj'e sordum: Ey Allah'in Resulü de­dim. Bu ümmette iküfre varan Ibir igünaih varmidir?»

Cevap verdi:

«— Allah'a ortak kosmanin disinda, (küfre varan bir günah) yok­tur.»

 

8- Tavûs'un söyle dedigi rivayet edildi:

Bir adam Ibn Ömer'e gelerek sordu:

«— Ey Ebû Abdurrahman ne dersiniz, kistlerimizi kiranlar, duyarlari­mizi delenler, mallarimiza tecavüz edenler, yaptiklari bu islerle kâfir oldu­lar mi?

Ibn Ömer, «Hayir» diye cevap verince, ada-m tekrar sordu: «— Degersiz görüslerle, fasit te'viilerie kanimizin helâl olduguna ina­nip, kanimizi dökenler hakkinda ne ders kriz, kâfir oldular mi?»

Ibn Ömer cevabinda söyle dedi:

«— Allah'a herhangi bir sey ortak kosmadiklari müddetçe, hayir.»

Tavus dedi ki, bu sirada ben Ibn Ömer'in parmagini salladigini gör­düm, söyle diyordu:

«Muhammed (s.a.)'i spnneti budur.»

Bu hadîs (distan mevkuf görünürse de) diger bir topluluk tarafindan dogrudan Peygamber (s.a.)'den rivayet edilmistir.

 

9.-Abdullah fen Haibî'b'in söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.aj'in arkadasi Ebû-d-Derdâ anlatirken- isttiim. Dedi ki-: B'irgün, Hz. Peygamber ibemi 'bineginin ardina alimis gidiyordu'k. iB'ir ara bana:

«— Ey Ebû-d-Derdâ, Allah'dan baska Allah olmadigina, benim de Al­lah'in Resulü olduguma sahadet eden cennete girmege hak kazanir.» diye buyurunca, ben:

«— Zina etse, çalsa da mi? dedim. Buna Peygamber (s.a.) bir müddet cevap vermeden yoluma devam etti ve sonra:

«— Allah "dan baska Allah olmadigina, benim de Allah'in Resûiü ol­duguma sahadet eden, cennete girmege hak kazanir,» buyurdu.

Ben:

«— Zina etse ve çalsa da mi?» diye sordum. Bir müddet benimle ko­nusmadan yola devam etti, ve barca:

«— AHah'dan baska Allah olmadigina, benim de Allah'in Res&I'ü ol­duguma sehadet eden cennete girmege hak kazanir,» buyurdu. Ben tekrar ettim: «— Zina etse çalsa da mi?»

«— Zina etse ve çalsa da, buyurdu, ve Bbü d-Derdâ'nin inat ve Isra­rina ragmen,» diye ilâve etti.

Râvî, Abdullah dedi ki:

«— Ebû-d-Derdâ bunu söylerken, sahadet parmagiyla burnunun ucunu gösterdigini hâlâ görür gabiyim.»

 

10.-Ebû Müslim el-Hevlânî'nin söyle dedigi rivayet olundu.

Muaz [Ibn Cebel) Himis'ta konakladigi zaman genç bir adam gelerek sordu :

«— Yakinlarinin hallerini soran, herkese karsi iyi olan-, dogru söyliyen, emaneti koruyan, yemesinde, içmesinde, namusunu ^korumada temiz ve arik olarak yasayan, gücü oraninda iyi isler yapmakta olan, ancak bü-tür bunlarin yanisira Allah'in birligi ve -sifatlari ve onun elçisi hakkinda kuskusu bulunan bir kimsenin durumuna ne dersin?

Muaz: ,

«— Bu cusfcu, onun yaptigi bütün bu isleri netices'iz birakir,» diye ce­vap verdi.

Soru sahibi yine sordu :

«— Bir jnsan .ki, her çesit günahi isler, kan döker, namuslara ve hal­kin mallanma tecavüz eder. Bununla beraber Allah'dan baska Allah olma­digina, Miiharnmed'in O'nun Icudu ve elçisi olduguna, kusku ve gösteristen uzak olarak inanir. Böylesi hakkinda ne dersin?»

Muaz su cevabi verdi:

«— {'Imanindan ötürü {'kurtulacagini) umarim ve (bu 'azginliklarindan dolayi da ateste yanacagindan 'korkarim.» Bunun üzerine «onu sahibi :

«—Allah'a yemin ederim ki, yapulan bütün iyi isleri silip süpüren o kusku ise, gösteristen ve kuskudan uzak olan bu imana, bütün bu yasak­lara uymamak zarar vermez,» dedi ve oradan ayrildi.

Muaz arkasindan söyle konustu:

«— Sünneti (Allah ve Resulünün yolunu) bu gençten daha iyi bilenin bulunacagini sanmam,»

 

11-Huzeyfenin söyle dedigi rivayet edildi:

Elbise eskidiginde nasil rengini atar yok olursa, Islâmda silinip gide­cek. Geride ihtiyar adamin- veya ihtiyar bir kadinin, «Bundan önce, Allah1-dan baska Allah yoktur» diyen bir takim insanlar vardi. Seklindeki konus­malari kalacak. Fakat kendileri de «Allah'dan ba-ska Allah yoktur,» demi-yecekJer.

(Huzeyfe'nin bu sözlerini duyan) Sila bin Züfer dedi* ki:

«— Ey Abdullah. Oruç tutmadiklari, namaz kilmadiklari, hac yapma­diklari, zekât vermedikleri* haide, yalnizca, «Alla'h'dan baska Mân yoktur» demeleri onlarin- isine yarayacak?»

Cevap verdi:

«— Bununla onlar, atesten kurtulacaklar,» dedi ve ikinci bir sefer se­sini yükselterek, «ey Sila, bununla onlar atesten kurtulacaklar,» diye ko­nustu.

 

12-Yezîd'in söyle dedigi» rivayet olundu :

Bir zamanlar ben de Haricîlerim inançlarini benimsiyordum. Birgün, Peygamber (s.a.)'in ashabindan birine sordugumda, Nebi {s.aj'in dedik­leri', benimkinin tam tersi oldugunu açiklayinca; ona, «Allah, beni sayeniz­de kurtardi» dedim.

 

13-Ebû Hanife (r.a.î'a söyle dedi:

Biz. Alkame ile birlikte Atâ bin Ebî Rebâh'in yarimdaydik. Alkame, Atâ1-ya sordu:

«— Ey Bbû Muhammed», dedi, «ibizim ülkemizde», insanlar:

«— biz mü'miniz» denken kesinlik bildiren bir dil kullanmaktan çeki­nerek, «Ibiz ancak Allah dilerse, mü'miniz,» derler.

Atâ:

«— Onlarin, biz gerçekten mü'm'iniz» dememelerinde ne sakinca var?» diye sordu:

Alikame :

«— Diyorlar ki, eger kendimizde imanin varligini kesinlikle söyHye-cekolursak, kendimizi cerrnetli'k yapmis oluruz.»

Atâ:

«— SüfohanelIah. Bu düsünce, seytanin hîle, düzen ve oyunlari, olup inançlarinda kusku içeri'sine düsmeleri için kurdugu tuzaklardir. Ve Allah1 m en büyük lütuf ve Ihsani olan i'slâmdan onlari uzaklastirmaya ve Pey­gamber (s.a.)'in gittigi yoldan gitmemege zorlar. Hz. Peygamberin arka­daslarini gördüm, imantannm varligini kat'iyetle ifade ediyorlar, ve bunu böyle oldugunu da Alla'h'in- elçisinden naklediyorlardi. Onlara de ki: «Biz gerçekten mü'min 'kimileriz,» desinler, fakat; «Biz süphesiz cennetlikler­deniz,» demesinler. Çünkü, Allah teâlâ, gö'klerdeki ve yerdeki yaratikla­rini cezalandirmayi dilerse, cezalandirir. Bundan ötürü yine de onlara zul-, medici olmaz.»

Aikame:

«— Ebû Mühammed. Melekler ki, Allah'a karsi biran bile karsi gel­medikleri halde, Allah, onlari cezalandirmis oluyorsa yine de onlara zul­metmis olmuyor Öyle mi?»

Atâ :

«— Evet.»

Alikame :

«— su açi'klamamiz bizim için gerçekten önemli. Bunlari daha ayrin­tili nasil ögrenelim?»

Atâ:

«— Ey kardesim oglu. Iste kaderciler, bu yüzden sapittilar. Aman ne onlarin dediklerini demeyesin. Çünkü onlar, Allah'in düsmanlari, Allah'in ve Resulünün bu konudaki sözlerini kabul etmeyenlerdir. Allah Teâlâ Ne­bisine söyle demedimi: «De ki öyleyse (mademki böyle bir hüccetiniz yok) tam ve kat'î burhan Allah teâlânindir. Deseydi hepinize imam tevfik ve hidayet ederdi.» [3]

A ikame:

«—Ya Ebû Muhammetl. Burayi bize öyle açtkia ki, kalplerimizdeki kuskuyu tamamen giders'in.»

Atâ:

«— Allah tealâ meleklerine, kendisin-e itaat etmeyi hidayet ederek, bunu yapmaga muvaffak kilip, onlari bu hususta kararli, ve azimli yaptik­tan sonra, emir ve yasaklarina uyacak sekilde zorlamadi mi?

Alikame:

«— Evet.» . Atâ:

«— Iste bütün bunlar, Allah'in onlara lütuf ve ihsani midir?»

Alkamie :

«— Evet.»

Atâ:

«— bu * nimetlerin karsiligini Allah onlardan istemis olsa buna güç­leri yetmez. Iste Allah onlari sü'kürl erindeki bu noksanliktan dolayi cezs-landirsa zulmetmis olmaz.»

 

14 -Cabir'in söyle dedigi rivayet edildi:

Surâkâ bin Malik, Peygamber (s.a.)'e sordu:

«— £y Allah'in elçisi,» dedi. «Bize dinimizin esaslarini açiklayin. Sanki biz simdi yaratilmisiz gibi, su konuda hiçbir sey bilmiyoruz. Bugün yapmakta oldugumuz bir isr kalemlerin yazip, mürekkeplenin kurudugu isler arasinda mi, yoksa karsilayacagimiz [yeniden meydana gelecek) isler için­de midir?»' ,

Peygamber (s.a.) :

«— Hayir, kalemlerin yazip, mürekkeplerin kurudugu isler içindedir,» cevabini verdi.

Sürâka :

«— Su halde iyi amel islemeye çaba göstermenin ne anlami kah-yor?» diye sordu.

Peygamber (s.a.):

«— Iyi ameller yapmaya çalisiniz. Çünkü herkese islemesi takdir edi­len isi yapmak yollari kolaylastirilmistir,» diye açikladiktan- sonra su âyeti okudu: (meali) :

«— Sundan sonra kim verir ve sakinirsa o en güzeli de tasdik eder­se, biz de onu en kolaya hazirlariz. Ama kim Cimrilik eder, kendisini müs­tagni görür ve en güzeli yalan sayarsa, biz de onu en güç oian Için hazir-yacagiz.»[4].

 

15-Sâd (bin Ebî Vakkas)'in söyle dedigi- rivayet edildi.

Peygamber (s.a.) buyurdu ki:

«— Her insanin dünyaya geldiginden ölümüne kadar yapacagi herseyi ve sonra da ne ile karsilasacagini, azîz ve ceiîl olan Allah muhakkak yaz­mistir.»

Denildi ki:

«— Su halde, iyf is yapmakta çaba göstermenin* anlami nedir, ey Al­lah'in Resulü.»

Hz. Peygamber:

«— Iyi is yapmaga çalisiniz. Çünkü herkese yapmasi takdir edilmis olan is kolaylastirilmis oluyor. Cennetlik olanlara, cennete gideceklerin yapmasi gereken isleri yapmak kolaylastirildigi gi'bL Cehenneme gidecek olanlara da cehennemliklerin yapacagi isler kolaylastirir,» diye açikladi.

Ensârdan biri söyle konustu:

«— Iste simdi iyi davranislarda bulunmakla yükü-mlü tutulmanin hik­meti ortaya erkti,» (veya ameiin hakki verü'di.)

 

16-Sâd bin Ebî Vakkas'm söyle dedigi Oglu Musâb tarafrndan rivayet edildi.

Peygamber (s.a.) buyurdu ki:

«— Her insan dogumundan ölümüne kadar ne yapacagini, sonra da nelerle karsilasacagini Allah süphesiz yazmistir.»

Ensârdan biri:

« Su halde, iyi yahut kötü is yapmanin anlami nedir, ey A'IIah'rn el-çfsi?» diye sordu.

Peygamber (s.a.)

«— Iyi is yapmayi birakmayiniz. Çünkü herkese yapmasi takdir edi­len isi yapmak kolay! astiril ir. Nitekim sakilerden olan kimseye, onlarin yaptigi isleri yapmak kolaylastinlir; Sakilerden olan kimseye de sakilerin yaptigi isleri yapma'k kolaylastinlir,» buyurdu.

Ensarî söyle konustu: ...

«— Simdi, iyi isfer yapmakla emroiunmanm hikmeti ortaya çikti.» dedi.

Diger bir rivayette söyle dendi:

«— Çalisiniz. Herkese {takdir olunani yapmak'te kolaylâstrr. Cennet­lik olan bir kimseye cennetliklerin yaptigi isleri yapmak, kolaylastirildigi gibi, Ates ehlinden olana da, Ates ehlinin yaptigi isleri yapmak kolaylas-trrilir.»

Ensârî söyle konustu;

«Iyi isler yapmakla emrolummanin hikmeti simdi ortaya çikti.»

 

17-.ibn Ömer'in söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.a.3 buyurdu ki:

«— Kader diye birsey yoktur» diyen bir takim insanlar gelecek. Bir müddet sonra, bu inançtan çikip zindikliga varacaklar. Onlarla karsilasti­ginizda, selâm vermeyiniz, hastalandiklari zaman sormaya gitmeyiniz; öl­dükleri zamanda namazlarini kilip, gömülürken hazir bulunmayiniz. Çünkü onlar Deccal'm partisinden olup, bu ümmetin mecûsîleridir. Ve onlari, Ates'te mecusîler arasina katmaga (takdir ve kazasi geregince) Allah'in hakkidir.

 

18.-Ibn Ömer'in söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.aj buyurdu ki:

«Kader diye bir sey yoktur diyen bir takim insanlar türeyecek. Daiia sonra onlar bu inançlarindan çikip zindikliga varacaklar. Onlara rastladigi­nizda, selam vermeyiniz; hastalairdi'klan zaman sormaya 'gitmeyiniz; öldük­leri vakit de cenazelerinde 'hazir 'bulunmayiniz. Çünkü oniar Deccâl'in' ta­raflaridir ve bu ümmetin mecusileridir. Onlari mecusiler arasina katmak (takdir ve kazasi geregince) Allah'in hakkidir.

 

19-Ibn Ömer'in öyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.a.) buyurdu ki:

«Kaderi inkâr edenlere Allah lanet etsin. Allah tarafindan benden ön­ce gönderilen her Peygamber, onlarin bu kötü inançlarindan, kendi üm­metlerini sakindirmislar ve Allah'in rahmetinden uzak kalmalari için on­lara beddua etmistir.»

 

20-Bürayde'nin söyle dedigi oglu tarafindan rivayet edildi:

Peygamber (s.a.) buyurdu ki:

«— Kaderi inkâr edenlere Allah lanet etsin. Hiç bir nebi resul yoktur ki, onlara lanet etmis ve kendi ümmetini onlarla konusmaktan sakindirmis olmasin.»

 

21-Ibn Ömer'in söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.a.) buyurdu ki:

«— Kaderi inkâr edenler bu ümmetin mecusileridir. Onlar Deccâl'in yai'd'mcilaridir.»

 

22.-Cabir Ibn Abdullah Hz. Peygamber'den rivayette söyle demistir:

«— Allah Teâlâ, Muhammed (s.a.) sefaatiyle bir kisim mü'minl&ri Atesten çikarir.»

(Râvi) Yezid Cabir'e söyle sordum dedi

«— Allah Teâlâ buyuruyor ki, onlar, ondan (cehennemden) hiç bir za­man çikacak degiller.» [5]

Cabi-r cevap verdi ve:

«— Âyeti bas tarafindan oku. Zira, «Küfredenler... diye baslayan âyet, ancak kâfirler hakkinda inmistir,» karsiligini verdi.

Diger bir rivayette söyle dedi:

(Günahlari sebebiyle cehennemde bulunan) mü'minlerin bir kismi Muhammed (s.a.Tin sefaatiyle oradan çikarlar.

(Râvî) Yezîd, Cabir'e söyle dedi:

«— Allah teâlâ buyuruyor ki: Onlar ondan hi'ç bir zaman çrkacak de­giller.»

Cabir cevap verdi:

«— Âyetin bas tarafini (yan'i) «Küfredenleri...' -oku; zira onlardan maksat kâfirlerdir.»

Diger bir rivayette Yezîd söyle demistir:

Cabir'e sefaat konusunda sordum dedi ki:

«— AIIah, bir kisim mü'minleri günahlarindan ötürü bir müddet ceza­landirdiktan sonra, Muhammed (s.aj'irr sefaatiyle oradan çikarir.» o zaman ben dedim.

«— Aziz ve Celîl olan Allah'in sözü nerede kalir...»

Bundan sonra konusmalar yukarida oldugu gibi sürdü.

 

23. Huzeyfe'nin söyle dedigi rivayet edildi:

Peygamber (s.a.) buyurdu:

«— Allah'in birligine iman edenlerden bir kismi, cehenn-ern atesinde yanip kömür giibi' olduktan sonra, Allah Teâlâ onlari orsdan çikartir, cen­nete yerlestirir. Cennetin yerlileri onlari bu yanrklariyle tanir. «Cehennemden gelenler» diye isim verirler. Onlar bu siiyahlrktan temizlenmek için Allah'a yalvarirlar, Allah da bunu onlardan giderir.

 

24 -Ebû Saîd'in söyle dedigi rivayet edildi.

«...Ümit edebilirsin, Rabtoin seni bir ma'kam-i mahmüd'a gönderecek­ i[6] (mealindeki) âyeti, Peygamber [s.a.] söyle açi'kladi:

«Makam*i mafomud, 'Sefaattir1 mü'rninlerden bir kismini günahlarindan ötürü Allah cezalandirir, sonunda da Muhammed (s.a.V'in sefaatiyle kurtu-ilurlar ve dogruca «ebedî hayat» adli bir nehre getirilerek orada yikanir­lar. Bundan sonra da Cennette yerlesirler. Cennette, onlara, «Cehennem­den gelenler» adiyle çagrilmalari nedeniyle, Allah'a dua ederler. Böylece, {onlarin da tasidiklari) bu isiim yok olur.»

Diger bir rivayette de söyledir:

«— Allah, iman ve kible sahibi olanlardan bir kismini, Muhammed (s.a.)'tn sefaatiyle, cehennem halkindan ayirarak kurtarir. Iste (âyette ge­çen) mökam-i mahmûd bu sefaattir. Dogruca, 'Ebedi hayat1 adli bir irma­ga getirilip atilirlar. Orada taptaze sebiller ve renkler alarak acur gibi içerisine (çarçabuk) yeserirler. Sonra irmaktan çikip cennete girerler. Ora­da «Cehennemden gelenler» diye çagrilirlar. Bu yüzden, bu ismin (alinla­rindan) siiln-mesi için Allah'a yalvarirlar. Allah Teâlâ da onlardan bu ismi kaldirir.»

Diger bir rivayette de yukaridalki hadimle ayni anlamda olup ancak so­nunda su ilâve vardir: «Onlara kaldirilan ' Isim yerine, Allah'in azadlilari» adi verilir.

 

25-Ebû Saîd el-Hudrî'nin söyle dedigi rivayet edîl'di:

Peygamber (s.a.)'i'n «...Ümit edebilirsin, Rafobin servi maikam-i mahmûd'a gönderecektir,» (mealindeki) âyeti okudu, ve buyurdu ki:

«— Allah Teâlâ iman ve kible sahibi olanlardan bir kismini, Muham-med (s.a.)'in sefaatiyle Ates'ten çikarir. Iste (âyette geçen) makam-i mah-mûd bu sefaattir. Bunlar, dogruca -Ebedî Hayat» adli bir irmaga getirilip atilirlar. Orada yepyeni sekiller ve renkler atarak acur gibi (çarçabuk) ye-serirler. O irmaktan çikip, cennete girerler. Orada «Cehenrrenrden gelen­ler» diye çagrilirlar, kendilerinden bu Ismin kaldirilmasi için Allah'a yal­varirlar. Isim de silinip gider.»

 

26-Ibn Abbâs'm söyle dedigi rivayet edildi: Peygamber (s.a.) buyurdu ki:

«— Bir kismi mü'nrmler kiyamet gününde, günahlari nedeniyle Ates'e atilirlar. Oradaki müsrikler bunlara:

«—• Allah'a Peygarrvber'e inanmaniz size ne yarar sagladi; biz ve siz bir evde cezalandirilmaktayiz,» derler.

Aziz ve Celîl olan Allah müsriklere kizarak:

«— Allah'dan baska ilâh yoktur,» diyen bir tek kisi, Ates'te kalma­sin emrini verir. Onlar da akarlar. Bu sirada, kömür gibi kabarincaya ka­dar yanmislardir. Ancak onlarin gözlen (müsrrklerinki gibi) ne gömgök ol­mus ne de yüzleri kararmistir. Oiadan dogruca cennet kapisi önünde akan bir irmaga getirilip, yikanirlar. Böylece hertüriü fesat, azginlik ve eziyet onlarda yok olur. Sonra da cennete girerler Melek onlara seslenir:

«— Tertemiz geldiniz; artrk hepiniz sonsuz kalmak üzere girin bura­ya.»

Cennete onlar, «Cehennemden gelenler» diye çagrilirlar, Allah'a dua ederler. Utanç verici bu ismi Allah onlardan kaldirir. Bundan böyle o isim­le hiç çagrilmazlar.

Cehennemden çukarlarken, kâfirler:

«Ah. Molaydi bizde müslüman alsaydik,» diye feryat ederler. Azîz ve Celîl olan Allah'in su sözü onlarin böyle diyeceklerini bildirir.

«— Çogu kâfirler bir zaman olur müslümar? olmayi temenni eder­ler."

 

27-Abdullah Ibn Mes'ûd'ün söyle dedigi rivayet edildi.

Bir adam, Peygamber (s.a.)'e gelerek sordu:

«— Ey Allah'in .elçi'Si, Tanri'n in birligine inanan'iardan hiç kimse ce­hennemde kalmayacak mi?»

Peygamber (s.a.) cevap verdi:

«— Evet, kalacak. O da, Cehennemin tâ dibinde olup:

«— Ey rahmeti ve ihsani sonsuz olan Allah'im,» diye feryâd eder, O kadar bagirir ki Cibrî (Aleyhi'sselâm) sesini duyar, ve bu biçfan yardim isteyise sasakalir. «Acaba ne oluyor, acaba, ne oluyor...» der. Nihayet da­yanamaz, Rahman'in arsinin önüne kadar giderek secdeye varir. Allah te-berake ve teâlâ:

«— Ey Cibril, kaldir basini,» der kaldirir.

Gördügü seyleri en iyi bilen Allah Teâlâ olmasina ragmen Cibril'e sorar:

«— Seni bu kadar sasirtan sey nedir?»

Cibril:

«Ya Ra'bbi. Cehennemin dibinden gelen bir ses duydum. Sesin sa-hiibi, «Ey rahmeti ve ihsani sonsuz olan Allah'im,» diye feryâd ediyordu. Iste beni çok çok sasirtan bu ses Idi,» dedi.

Allah Teâlâ, Cibril'e söyle der:

«— Ey Cibril, (Cehennem bekçisi) Mafik'e git, «el-Hannan ve el-Menn' ân.' diye feryâd eden kulumu çikarin.»

Cibril Aleyhisselam cehennemin kapilarindan birine giderek çalar. Ma-li'k çikar. Cibril Aleyhisselâm ona:

«— Allah tebârake ve Teâlâ emr ediyor. 'el-Hennân ve el-Mennân1 di­ye feryâd edeni çikaracaksin,» der.

Maiük cehenneme girerek çök ararsa da bulamaz. Halbuki Mli'k, cehen-nemdekHerini, annenin çocuklarini tanimasindan daha iyi tanimaktadir. Çi­kar getir. Cibril'le der'ki:

«— Dogrusu cehennem öyle bir çatirdiyIa patlayip fiskiriyor ki, ne tasi demirden ne de demiri insandan ayirt edebiliyorum.»

Cübrîl geri döner, Rahmân'm arsi önünde secdeye varir. Allah tebara-ke ve Teâlâ ona:

*«— ya Citbrîl kaldir basini. Niçir okulumu getirmedin?» diye sorar:

Cübrîl:

«— Ey AH ah mi, 'Malik -diyor ki, cehennem öyle b'tr çatirdiyIa patlayip fiskiriyor1 ki, tasi demirden, demiri de Insandan ayirt edemiyorum.»

Allah tebareke ve teâlâ su emri verir:

«—'Malik'e'söyle kulum; cehennemin su kadar derinliginde, gizli o bu faian yerin su kösesinde bulunmaktadir.»

Cibril tekrar Malike gelerelk haber verir. Malik yeniden cehenneme girer adami tarif edilen yerde basasagi atilmis, basi ayaklarina ön saçla-riyle baglanmis, elleri boynunda kenetli, üzerine yilanlar, akrepler toplan­mis bir durumda bulur. Onu tutup bütün kuvvetiyle çeker, yilanlar ve ak­replerden kurtarir. Tekrar'kuvvetle çeker zincirler ve bukagilar kopar. Son­ra onu atesten alip:

«— (Hayat suyuna sokar ve Cibril'e teslim eder. Cibrî! onun perçe­minden tutup. Rahman'm arsi önüne kadar sürükleyerek götürür. Yolda Cibril'in karsilastigi her melelk toplulugu, bu kulu görmekten sikilirlar. Cib­ril arsi Rahman'in önünde secde eder. Allah tebarake ve Teâlâ:

«— Ey Cibril kaldir basini,» diyerelk digerine döner:

«— 'Kulum. Seni güzel bir yaratilis He yaratmadim mi, sana elçi gön-dermedi<m mi; O, sana kitabimi okumadi mi; sana iyiyi yapmani emretme­di mi?» diye sorar. Kul da hepsinin dogru oldugunu söyler.

Cenab-i Hak, . .

«— O halde niçin su günahlari isledin?»

Kul,.

«— Tanrim. Günahlarimla kendi kendime zulmettim ve nihayet su su nedenlerle senelerce cehennemde birakildim. Buna ragmen senden asla üm'idimi kesmedim. Rabbhn. Sana «rahmeti ve ihsani sonsuz Allahim,» di­yerek yalvardim. Böylece beni bu ceza evinden kerem ve Ihsaninla kur­tardin. Bana merhamet et,» der. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

«— Meleklerim. SahId olunuz, bu kulumu yargiladim,» buyurur.

 

28 -Enes Ibn Mâlik'in söyle dedigi rivayet edildi:

«— Peygamber (s.a.)'e sorduk, Allah'in elçvsi,» dedlki «Kiyamet gü­nünde kimlere sefaat edersin?»

«— Büyük günah sahiplerine; pek çok günah islemis olanlara ve adam öldürenlere,» buyurdu.

 

29 -Kays bin Ebî Mâtim'in rivayetine göre Cerîr bin Abdullah söyle de­mistir:

Allah'in Elçisi buyurdu ki:

«— Sizler kiyamet gününde Rabbinizi, Bedir gecesinde su ayi iste­diginiz yerde apaçik gördügünüz gübi, göreceksiniz. O halde iyi düsünün. Günes dogmadan ve batmadan- önceki namazlarinizi kaçiripta (seytana) yemlrneyi'niz.» ERâvî) Hammâd'a göre bunlar sabah iie a'ksam namazla­ridir.

 

[1] Imam-i A'zam Ebû Hanîfe, Müsned, Emin Yayinlari:

[2] Lokman 31, 34.

[3] Enam: 149

[4] Leyi: 5-10. .

[5] Mâide: 37 30

[6] Hicr: 2