İŞÇİLERİN ÜCRETİNİN (ZAMANINDA VE EKStKSÎZ) ÖDENMESİ BABI - Isci Bahce
ADAM BEHER KOVAYI BİR ADET KURU İYİ HURMA(ÜCRET) ÎLE SU ÇIKARIR VE KURU HURMAYI(ALMAYI) ŞART KOŞAR
AĞAÇSIZ ARAZİ (TARLA)Yİ ALTIN VE GÜMÜŞ KARŞILIĞI KİRAYA VERMEYE DÂİR RUHSAT
BİR RİKÂZ'A (DEFİNE1 YE) RASTLAYAN KİMSEYE ÂİT
DEVELER, SIĞIBLAB VE KOYUNLAR İLE KEÇİLER DÂLLESÎ (YtTÎGÎ)
HAYVANLARINDAN) ESİRGEMEK YÜZÜNDEN (BUNLARIN) MERADAN (YARARLANMALARINA) ENGEL OLMANIN YASAKLIĞI
HURMA AĞAÇLARINI TELKİH (DÖLLENDİRME)
İŞÇİLERİN ÜCRETİNİN (ZAMANINDA VE EKStKSÎZ) ÖDENMESİ
İSÇİYÎ KARNINI DOYURMAK ÜCRETİYLE TUTMAK
MAHSÛLÜN ÜÇTE BİRİ VE DÖRTTE BİRİKARŞILIĞINDA MÜZÂRAA (ARÂZİYÎ KÎRAYA VERME) RUHSATI
MÜSLÜMANLAR ÜÇ ŞEYDE ORTAKTIRLAR
ORTAK AKAR TAKSİM EDÎLÎP SINIRLAR TÂYİN EDİLİNCE ARTIK ŞUF'A (HAKKI) OLMAZ
İŞÇİLERİN
ÜCRETİNİN (ZAMANINDA VE EKStKSÎZ) ÖDENMESİ
2442) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre
ResuluHah (SatlaÜahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«Üç (sınıf insan) vardır ki, kıyamet günü ben bunların
hasmıyım. Ve ben kimin hasmı oldu isem
kıyamet günü onu mağlûb ederim t (Birincisi) o kimse ki, bana (benim
adımı anarak) söz verir de
sonra ahdini bozar. (İkincisi) o kimsedir ki hür
bir kimseyi (köle diye) satar da pahasını yer. (Üçüncüsü) o adamdır ki, bir İşçi tutup
çalıştırır da Ücretini tam vermez."
2443) ''... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'ûan rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurdu,
demiştir:
İşçiye, ücretini teri kurumadan Önce veriniz.»*'
İSÇİYÎ KARNINI DOYURMAK
ÜCRETİYLE TUTMAK
2444) "... Utbe bin en-Nüdder (2) (Radtyallâkü anhyden; ŞÖyîc
demiştir:
Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Tâsinmim (Kasas) sûresini okudu. Nihayet Musa'nın
kıssa'sına (âid ayetlere) gelince buyurdu ki:
«Müsâ (Aleyhisselâm) (Şuayb'ın kızıyla) nikâhlanmaya ve
karnının doyurulmasına karşılık
(Şuayb'ın yanında) işçi olarak sekiz veya on yıl
çalışmayı kabullendi.»"
2445) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anhyden; Şöyle
demiştir:
Ben yetim büyüdüm, fakir olarak hicret ettim. Karnımı doyurmak ve
(yolculukta) ayağımın (dinlenmesi için binit hayvanına
ba-zen binmeme imkân verme) nöbeti karşılığında
Ğazvan kızı (Büsre) '-nin
işçisiydim. (Yolculukta bir yerde)
konakladıkları zaman onlara odun toplardım. Binit hayvanlarına binip yolculuk ettikleri zaman da onlar
için develerini şarkı söylemek suretiyle hızlı yürütmeye
teşvik ederdim. İslâm dînini bir nizam
kılan, Ebû Hüreyre'yi de imâm (emîr-Vâli) kılan Allah'a hamd
olsun."
ADAM BEHER KOVAYI BİR ADET KURU İYİ HURMA(ÜCRET) ÎLE SU
ÇIKARIR VE KURU HURMAYI(ALMAYI) ŞART KOŞAR
2446) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü ankümâydsn; Şöyle demiştir :
Allah'ın Nebisi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e (bir ara) yiyecek
ihtiyacı ve maddî yokluk geldi. Sonra bu durumdan Ali
(Radıyallâhü anh) in haberi oldu. Bunun üzerine Ali çıktı
ve çalışıp Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e bir
yiyecek vermek üzere bir iş aradı. Yahudilerden bir
adamın bahçesine vardı ve beher kova bir adet kuru hurma
karşılığı olmak Üzere ona on yedi kova su çekti.
Yahudi de kuru hurmalarından on yedi adet acve (denilen
iyi nevi) kuru hurmayı ona seçti. O da bunu
Allah'ın Nebisi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) *e getirdi."
2447) "... Alî (Radtyallâhü a»*)'den; Şöyle
demiştir: Ben bir adet kuru hurma karşılığında
bir kova su çıkarırdım ve hurmanın kuru, iyi
olmasını şart koşardım."
2448) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü a»/r)'den: Şöyle
demiştir: Ensâr'dan bir adam gelerek ı
Yâ Resûlallah! Ben senin rengini değişmiş görüyorum, ne oldu? dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Seli e m) :
«Açlık.» buyurdu. Bunun üzerine Ensâri zat hemen
eşyasının olduğu yere gitti. Eşyası
arasında (yiyecek) bir şey bulamadı. Sonra
(yiyecek) aramaya çıktı. Bir
hurmalığı sulayan bir yahüdî ile karşılaştı.
Ensâri zât, yahûdîye i
Senin hurmalığım suvarayım (mı)? dedi. Yahudi:
Evet (sula) dedi. Ensâri:
Her kova (su) bir adet kuru hurma (ücret) ile, dedi. Ve Ensâri. ne içi kararmış, ne sertleşmiş kuru ve
ne de kötü olan hurmayı almamayı ve kuru iyi hurmadan başka
hurmayı almamayı şart koştu. Sonra iki sâ kadar (kuru hurma) karşılığı su
çıkardı ve aldığı hurmayı Peygamber (Sallalîahü
Aleyhi ve Sellemî'e getirdi.*1
2449) "... Râfi bin Hadîc (3) (Radtyallâkü anh)'den;
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sal 1 allan ü Aleyhi ve Sellem) münakale ve müzâbe-ne'den nehiy
etti ve t
Ancak üç kişi araziyi ekebiliri Arazisi olan adam, kendi arazisini eker.
Kendisine minha (yâni karşılıksız yararlanma) yolu ile bir
arazi verilen adam da, kendisine verilen bu araziyi
eker. Bir araziyi altın veya gümüş ile kiralayan adam da (bunu
ekebilir.)»"
2450) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü ankümâ)'dwn rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Biz muhabere işlemini (yâni mahsûlünün üçte biri, dörtte biri gibi belirli
bir mikdara karşılık arazimizi kiraya verme işini)
yapardık ve bunda bir beis görmezdik. Nihayet Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'in bunu yasakladığını Râfi' bin Hadic'ten
işittik. Artık biz bu muameleyi Râfi'in bu sözünden
dolayı terkettik."
2451) "... Câbir bin Abdi İlah (Radtyallahü anhümâ)
'dan; Şöyle demiştir: Bizden bâzı adamların (ihtiyaçlarından) fazla arazileri var
İdi. Onlar bu arazilerini (mahsullerinin) üçte
biri ve dörtte biri karşılığında kiraya verirlerdi.
Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Kimin (ihtiyacından) fazla arazisi varsa bunu eksin veya (din)
kardeşine (karşıhKsız) ektirsin. Şayet
(kardeşine karşılıksız vermekten) imtina ederse
arazisini (elinde) tutsun (kiraya vermesin.)*"
2452) "... Ebû Hüreyre (Radtyallahü
anh)'âen rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir:
«Kimin arazisi varsa bunu eksin veya (din) kardeşine
(karşılıksız) ektirsin.
ARAZİYİ KİRAYA VERMEK
2453) "... îbn-i Ömer'in (mevlâsı) Nâfi (Radtyallâhü anhümyâen
rivayet edildiğine göre Nâfi şöyle demiştir :
(Abdullah) bin Ömer kendisine âit bir araziyi ekilmek üzere kiraya veriyordu.
Sonra (bir gün) bir adam onun yanına gelerek t
Râ-fi bin Hadîc, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in tarlalan ekilmek
üzere kiraya vermey? yasakladığını
söyledi» diye ona haber verdi. Bunun üzerine İbn-i Ömer
(Râfi'in yanma) gitti. Ben de onunla beraber gittim.
Nihayet (Mescid-i Nebevi ile çarşı arasında
bulunan) el-Belât (denilen yer) de Râfi*in yanına vardı ve bunu ona
sordu. Râfi de Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'İn
tarlaları (ekilmek üzere) kiraya vermeyi yasakladığını
ona haber verdi. Bunun üzerine
Abdullah (bin Ömer) tarlalarını kiraya vermeyi ter-ketti."
2454) "... Câbir bin AbdİlIah (Radtyallâhü
anhümâydan; Şöyle demiştir:
flfesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) bize bir httfte
trtid ederken buyurdu ki t
«Kimin arazisi varsa onu (kendine) eksin veya (din kardeşine bedelsiz)
ektirsin. Onu kiraya vermesin.»'*
2455)"... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü ankyâen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Muhâkale'den *«My etti.
Münakale arazinin (ekilmek üzere) kiralanmasıdır.*'
AĞAÇSIZ ARAZİ (TARLA)Yİ ALTIN VE GÜMÜŞ KARŞILIĞI KİRAYA
VERMEYE DÂİR RUHSAT
2456) "... Tâvûs'darı rivayet edildiğine
göre :
Ibn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) halkın, araziyi kiralama
hakkında (ileri geri) çok konuştuklarını işitince:
Sübhânallah. Resûlul lah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) ancak:
«Herhangi biriniz arazisini menfaat:uz ve geçici olarak (din) kardeşine
vermeli idi», buyurdu ve araziyi kiraya vermeyi yasaklamadı, dedi."
2457) •'... (Abdullah) Mn Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)\\nn rivayet
edildiğine göre Resûîullah (Sallallahü Aleyhi ve Selhm) şöyle
buyurdu, demiştir:
•Şüphesiz herhangi birinizin kendi arazisini (din) kardeşine
(işletmesi için) menfaatsız ve geçici olarak vermesi, arazi (yi
işletme) karşılığı) şunu ve bunu (yâni malûm
bir ücreti) almasından kendisi için daha iyidir.-
İbn-i Abbâs dedi ki: Bu (yâni araziyi malum bir ücret
karşılığında kiraya vermek) Hakl'dır .Ensâr
diliyle de Muhâkale'dir."
2458) "... Hanzala bin Kays'den (el-Ensârî) (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre:
Kendisi (araziyi altın ve gümüş karşılığında
kiraya vermenin hükmünü) Râfi bin Hadice sordum. Râfi dedi ki s Biz (müstecire) : Bu ki t'an in çıkaracağı (mahsûl)
2459) "... Râfi bin Hadîc (Radıyallâhü an/r)'den rivayet
edildiğine göre amcası Zuheyr (Radtyallâhü anh) :
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize kolay olan bir işten bizi
menetti, dedi. (Râfi demiştir ki) Ben de t
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in söylediği şey muhakkak bir
gerçektir, dedim.Bunun üzerine (amcam) Zuheyr dedi ki: ResûluUah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) (bize) :
«Tarlalarınızı ne yapıyorsunuz?» diye sordu. Biz t
Arazimizi (mahsûlünün) üçte birisi, dörtte birisi ve buğdaydan, arpadan
vesk (denilen ölçek) ler
karşılığında kiraya veriyoruz, dedik. Bunun üzerine
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Öyle yapmayınız. Bunları ya kendiniz ekiniz veya
(başkasına ücretsiz verip) ektiriniz-, buyurdu/*
2460) "... Râfi bin Hadîc'in yeğeni Üseyd bin
ZuHayr (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Birimizin arazisi ihtiyacından fazla olunca onu mahsûlünün üçte bir,
dörtte bir ve yarısı karşılığı (kiraya)
verir ve su arklarının kenarlarında yetişen mahsûlden üç
hisse, kusara (kapçıklar) ve tarlanın sulak kısmının
mahsûlünü (n kendisine verilmesini) şart ederdi. Geçim o
zaman zor idi. Ziraatçı kimse de arazide demirle
ve Allah'ın dilediği tarım âletleri ile çalışmak
suretiyle ondan yararlanabilirdi. (Bir gün) Râfi bin Hadic
yanımıza gelerek i ResûluUah (Saİ-lallahü Aleyhi ve Sellem) size
yararlı olan bir işten şüphesiz nehiy etti. Allah'a
itaat ve Onun Resulüne itaat sizin için daha yararlıdır.
Şüphesiz, Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sizi Haki muamelesinden
men e t ti ve buyuruyor ki .■
-Kim ki arazisi ihtiyacından fazla ise bunu (zirâat için etin)
kardeşine (karşılıksız) versin. (Yâni kardeşi
geçici olarak onu ekip yararlansın) ya da (tarlasını ekinsiz)
bıraksın- dedi."
2461) "... Vrve bin Zübeyr (Radıyallâhü anhümâ)'âan;
Şöyle demiştir:
Zeyd bin Sabit (Radıyallâhü anh) dedi ki: Allah Râfi bin Ha-dic'i
mağfiret eylesin. Vallahi ben (Müzâraa'ya ait) hadîsi
ondan daha iyi bilirim. (Müzâraa'dan dolayı) dögüşmüş
olan iki adam Pey-« gamber (Saliallahü Aleyhi ve
Sellemİ'e geldiler. Peygamber de: «Hâliniz böyle olursa tarlaları
kiraya vermeyiniz,» buyurdu. Râfi de Peygamber (Salfallahü
Aleyhi ve Sellem) 'İn (yalnız) :
«Tarlaları kiraya vermeyiniz» emrini işitmiş (olayın
evveliyatını işitmemiş) tir."
MAHSÛLÜN ÜÇTE BİRİ VE DÖRTTE
BİRİKARŞILIĞINDA MÜZÂRAA (ARÂZİYÎ KÎRAYA VERME) RUHSATI
2462) "... Amr bin Dinar'dan; Şöyle demiştir:
Ben Tavûs'a; Yâ Ebâ Abdirrahmân! Keşke şu muhabere
İşini bı-rakaydın. Çünkü Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'in bunu yasakladığını söylüyorlar, dedim.
Tavus (Radıyallâhü anh) :
Ey Amr! Ben (arazimi kiraya verdiğim) kimselere
yardım (kolaylık) ederek (arazimi) veriyorum. Şüphesiz
Muaz bin Cebel (Radıyallâhü anh) de bizim yanımızda (yâni
Yemen'de vali iken) halkı Muhabere İşlemi üzerinde tuttu (yâni
ruhsat verip destekledi). Ve (Muhabere hükmünden) herkesten ziyâde haberdar
olan zât (Yâ-ni lbn-i Abbâs) (Radıyallâhü anhümâ) bana haber
verdi ki, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Muhabere işlemini
yasaklamadı ve lâkin buyurdu ki
«Şüphesiz birinizin, arazisini ziraat için (din) kardeşine
karşılıksız vermesi, o arazi
karşılığında belirli bir ücret almasından kendisi
için hayırlıdır."
2463) '■... Tâvûs'dan rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir: Şüphesiz Muâz bin Cebel (Radıyallâhü anh) Resûlullah
(Sallal-tahü Aleyhi ve Sellem)'İn, Ebû Bekir'in, Ömer'in ve Osman
(Radıyallâhü anhüm)'ün devirlerinde araziyi (mahsûlünün) Üçte biri ve
dörtte biri karşılığında kiraya vermiştir. (O
dönemlerden) bu güne kadar anılan kira
işlemi uygulanmaktadır."
2465) "... Râfi bin Hadîc (Radtyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir:
Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Münakale ederdik
(Yâni tarlalarımızı malum bir ücret
karşılığında kiraya verirdik.) Râfi'in
anlattığına göre amcalanndan birisi onların yanına
varmış ve şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) buyurdu ki:
«Kimin arazisi varsa onu belirli bir mikdar zahire
karşılığı kiraya vermesin.»"
2466) ... Râfi bin Hadîc (Radtyallâhü anhyâen rivayet
edildiğine göre Resûlullah (SaHallnhü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim bir kavmin arazisini onların izni olmaksızın ekerse,
ziraattan ona bir şey yoktur ve onun masrafı (arazi sâhiblerince)
ödenir.."
2467) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâkü ankümâydan; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî (Hayber
arazisinden) çıkan meyvadan ve ekinden yansı Hayber (in yahûdi)
halkına âît olmak üzere onlarla (müsâkat ve müzâraa) muamelesini
yaptı."
2468) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâkü anhümâ)'dzn; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hayber hurmalıklarını
ve arazisini bundan alınacak meyva ve ekinin yarısı
karşılığında
Hayber (m yahûdî) halkına (müsâkat ve müzâraa muamele usûlü
ile) verdi."
2469) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hayber*! fethedince
burayı (yâni buranın hurmalıklarını ve
tarlalarını yerli halkına) meyva ve ekinin yansı
karşılısında (Müsâkat ve müzâraa usûlü ile) verdi."
HURMA AĞAÇLARINI TELKİH
(DÖLLENDİRME)
2470) "... Talha bin Ubeydillah (5) (Radtyallâhü anh)'den; ŞÖyl^ demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in beraberinde bir hurma
bahçesinin yanından geçtik. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
hurma ağaçlarını döllendirmekte olan bir topluluk gördü ve:
«Şu adamlar ne yapıyorlar?» diye sordu. (YanmdakÜer) :
Onlar erkek hurma ağacın (m çiçeğin) den (bir parça) alıp
dişi hurma ağacı (çiçeği) ne koyuyorlar (döllendiriyorlar),
dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahâ Aleyhi ve
Sellem) :
«Bunun bir yarar sağlıyacağını sanmıyorum»
buyurdu. Resûl-i
Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bu sözü onlara ulaştı. Onlar da bu işi bıraktılar ve hurma
ağaçlarından indiler. Durum Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca şöyle buyurdu:
«O (söylediğim) söz ancak bir zandır.
2471) "... Aişe (Radiyallâhü
anhâ)\\i\n\ Şöyle demiştir:
peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün) bâzı sesler işitti
ve :
«Bu ses nedir?» buyurdu. (O'nun yanında)
olanlar: Hurma ağaçları (sesi)dir.
Bunları döllendiriyorlar, diye
cevab verdiler. Bunun üzerine Resûl-i
Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«(Bunu) yapmasaydılar (kanımca meyvasi) iyi olurdu.» buyurdu. Bunun üzerine (ilgililer) o yıl döllendirme işini
yapmadılar. (Fakat ağaçların verdiği)
mahsûl şıys (yâni çekirdeği
pekişmemiş, âdi
hurma) oldu. Sahâbiler (bu durumu) Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'e anlattılar. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) de:
«(Yapmak istediğiniz) bir şey dünyanız işinden olursa onunla
ilgili bilginiz (esas) dır. O şey dininizin işlerinden olursa
(onun hükmü) bana âiddir.»
MÜSLÜMANLAR ÜÇ ŞEYDE ORTAKTIRLAR
2472) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü ankümâ)'âan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, otta ve ateşte. Bunun
(satılmak suretiyle alman) bedeli de haramdır.»
Ebû Saîd demiş ki:
2473) "... Kbû Hüreyre (Radıya/Iâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellcnt) şöyle
buyurmuştur :
«Üç şey vardır ki vermemezlik edilmezler: Su, ot ve ateş.»"
2474) "... Âişe (Radtyatlâhü
anhâ)\\-An rivayet edildiğine göre kendisi (bir
gün Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e) :
Yâ Resûlallah! Vermemezlik edilmesi helâl olmayan şey
nedir? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Su, tuz ve ateş», diye cevab verdi, Âişe dedi ki: Ben:
Yâ Resûlallah! (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Şu suyu (esirge-
memeyi) anladık. Peki, tuz ve
ateşin durumu nedir? diye sordum.
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (bana hitaben) :
«Yâ Humeyrâ! Kim bir (parça)
ateş verirse, o ateşin pişirdiği yemeğin
tamamını sadaka etmiş gibi (sevab kazanmış) olur. Ve kim
bir (parça) tuz verirse, o tuzun güzelleştirdiği yemeğin
tamâmını sadaka etmiş gibi (sevab kazanmış) olur. Kim
Su bulunan yerde bir müslümana bir içim su içirirse bir rakaba (köle - câriye)
yi âzadla-nuş gibi (sevab kazanmış) olur ve kim su bulunmayan
yerde bir müslümana bir içim su içirirse onu ihya etmiş gibi (sevab
sahibi) olur.»"
2475) "... Ebyad bin Hammâl (RadtyaUâhü <mJı)'<\en rivayet edildiğine göre :
Kendisi Me'rib Şeddi Tuzlası denilen tuzlayı
(bağış veya satış yoluyla Resûl-i Ekrem
CAleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'den) istedi. (Re~ sûl-i Ekrem (Aleyhi's-saiâtü
ve's-selâm) de) bu tuzlayı kendisine verdi. Sonra
el-Akra' bin Habis et-Temîmî (Radıyallâhü anh) Resûlul-lah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'in yanma vararak:
Yâ Resûlallah! Ben câhiliyet devrinde (yâni müslüman olmadan
önce) o tuzlaya vardım (gördüm). O
Anılan tuzlayı (ben(im tarafım)dan bir sadaka kılman üzere
tahsis akdini kaldırmak hususunda senin isteğini
«O (
(Müellifimizin şeyhinin şeyhi) Ferec (bin Saîd) :
O
(Râvî) demiştir ki:
Ebyad bin Hammâl tuzlanın tahsis akdini kaldırmakla Resûl-i Ekrem
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in isteğini
2476) "... İyâs bin Abd {Ebû
Avf) el-Müzenî (Radıyattâhü anlı) bâzı
insanların su sattığını görünce
(onlara) şöyle dediği rivayet
olunmuştur:
Su satmayınız. Çünkü ben Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sel-lem)den (ihtiyaç fazlası) suyun
satılmasını yasakladığını
işittim."
2477) "... Câbir (bin Abdillah) (Radıyallâhü
anhümâ)\\an\ Şöyle demiştirResûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
suyun fazlasını satmayı yasakladı."
HAYVANLARINDAN) ESİRGEMEK YÜZÜNDEN
(BUNLARIN) MERADAN (YARARLANMALARINA)
ENGEL OLMANIN YASAKLIĞI
2478) . Ebû Hüreyre (Radıyallâkü a«/t)'den rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur :
«Herhangi biriniz (ihtiyacından) artan suyu (başkalarının
hayvanlarından) esirgemek yüzünden (bunların) meradan
(yararlanmalarına) engel olmasın.» "
2479) "... Âişe (Radıyallâhü <wAâ/dan rivayet edildiğine
göre; Resûlul-)ah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«(İhtiyaçtan) artan su (başkasından) esirgenemez ve kuyunun
(ihtiyaçtan) artan suyu (kimseden) esirgenemez.»"
20 — DERELERDE (AKAN SULARDA) N
ŞİRB (YÂNÎZİRAATI SULAMAK İÇİN
2480) ''...Abdullah bin Zübeyr (Radıyallâhü anhümâ)'da.n; Şöyle
demiştir: Ensâr'dan bir adam Harre mevkiindeki hurmalıkları
suladıkları su yollarından ve su nöbetinden dolayı
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) katında Zübeyr (bin
el-Avvam)'ı şikâyet etti. (Bu arklardan geçen su
önce Zübeyr'in hurmalıklarına uğruyordu. Sonra şikâyetçinin tarlasına varıyordu. Bir
defa Zübeyr hurmalığım sulamak üzere suyu tuttuğu
sıralarda) Ensârî (Zübeyr'e) :
Suyu serbest bırak ki (bize) geçsin, demişti. Fakat
Zübeyr kendi hurmalığını sulamadan suyu bırakmak ve
nöbetini ona vermekten imtina etmişti. Sonra
taraflar Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda muhakeme
oldular. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Zübeyr'e) :
«Yâ Zübeyr! (Hurmalığını) sula, sonra
suyu komşuna salıver» buyurdu. Bunun üzerine
Ensârî hiddetlendi ve •.
Yâ Resûlallah! Zübeyr halan oğlu olduğu için mi?
dedi. (Onu tarafgirlikle itham etmek
istedi. Bu sözünden üzülen)
Resûlullah
tSallallahü Aleyhi ve Sellem)'in mübarek yüzünün rengi değişti. (Çünkü müşteki O'nu tarafgirlikle itham etmek suretiyle
saygısızlıkta bulunmuştu.) Sonra Resûl-i
Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sel-
lem) :
«Yâ Zübeyr! (Hurmalığını) sula, sonra suyu hurma
ağaçlarının köklerine —veya duvara— erişinceye kadar hapset
(Su hakkını tam kullan)» buyurdu.
Râvî demiştir ki: (Bu olayı anlatan) Zübeyr (Radıyallâhü anh) ; Vallahi öyle sanıyorum ki şu âyet bu olay
hakkında indi: dedi.
İçi
Hayır (Resulüm)! Rabbına and olsun ki onlar (yâni
mü'miniz diyenler) aralarında çıkan anlaşmazlıkta seni
hakem yapıp sonra verdiğin hükümden nefislerinde hiç bir güçlük
duymayarak tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça îman etmiş
olmazlar." (Nisa: 65)
2481) "... Sa'lebe bin Ebî Mâlik (Radıyallâhü ank)'den:
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mehzûr (isimli dere) suyu (ile
arazilerin sulanması sırası) hakkında şöyle hükmetti:
(Arazisi) yukarda olan kimse (arazisi) aşağıda olan kimsenin
üstündedir (yâni öncelik hakkına sâhibtir.) Yukardaki kimse (arazisini) su
ayak topuklarına varıncaya kadar sular. Sonra suyu kendisinden aşağıda olana
salıverir."
2482) ;'... Anır bin Şuayb'in dedesi
(Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-dryallâhü atıhümâ)\\er\ rivayet
edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mehzûr (isimli dere) suyu
hakkında (arazisi olan) kişinin suyu, ayak topuklarına
varıncaya kadar hapsetmesi ve suyu bundan sonra sahvermesiyle
hükmetti."
2483) "... übâde bin es-vSâmit
(Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) hurmalıkların akar
2484) "... Kesîr bin Abdillah hin
Amr bin Avf el-Müzenî'nin dedesi
(Amr bin Avf el-Müzenî) (Radtyallâhü anhümyden rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Atîar sulama gününde (diğer hayvanlardan) önce sulanır.»"
2485) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü ankümâyâan rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallaüahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Câhiliyet devrinde taksim edilmiş olan her şey, taksim edildiği
şekil üzerine (geçerli) dir. İslâmiyet devrinde taksim edilen her
şey d© İslâmiyet'in taksim (hükümler) i üzerine (geçerli)
dir.»*'
.
2486) "... Abdullah bin Muğaffel (6) (Radıyallâhü ank)'de.n
rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Settem) şöyle
buyurmuştur:
«Kim (mevât —sahipsiz— bir arazide) bir kuyu kazarsa kendi mâşiyesî
(koyun, keçi, sığır ve deve sürüsü) için yatak olmak üzere (kuyu
çevresinden) kırk arşındık saha) onun
(hakkı)dır.»"
2487) "... Ebû Saîd-z Hudrî (Radtyaüâhü
anhyâen rivayet edildiğine göre Resûîullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir:
«Kuyunun harîmi (ondan su çekmek işinde kullanılan)
ipinin uzunluğu (kadar çevresindeki yer3 dir.»"
AĞAÇLARIN HARÎMİ (NÎN
BEYÂNI)
2488) "... Ubâde bin es-Sâmit (Radtyallâhü anhydtn; Şöyle demiştir:
Hurma bahçesi (yakın) ında (ki sahipsiz arazide başka bir)
adamın bir, iki, üç tane hurma ağacı bulunup, sonra (bahçe
sahipleri ile adam) bu ağaçların haklan hususunda ihtilâfa
düştüler. Resûlul-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemi bunun hakkında
şöyle hüküm verdiî
Ağaçların bulunduğu araziden beher ağacın boyu kadar olan çevresi o ağacın harım i d
îr."
2489) /;... (Abdullah) bin Ömer
(Radtyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: ■Hurma
ağacının harı mi onun dallarının uzunluğu
(kadar) dır.»"
BİR TAŞINMAZ
2490) "... Saîd bin Hureys
(Radıyallâhü anh)'den. Şöyle demiştir: Ben
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu ki t
*Kim bir ev veya akar satıp da bedelini bunun misline koymaz (yatirmaz)
ise o kimse, (aldığı) bedelin kendisine mübarek olmamasına
müstahak olur.»
Bu hadîs kısmen değişik ikinci bir sened ile
ayni sahâbîden mer-fû olarak müellife intikal etmiştir."
2491) "... Huzeyfe bin el-Yemân (RadtyaUâkü ank)'âen rivayet
edildiğine göre ResûluHah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Kim bir ev satıp da bedelini onun misline koymaz (yatırmaz)
ise ev (in bedeli) o kimse için mübarek olmaz.
2492) "... Câbir (bin AbdÜlah) (Radıyallâkü
anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre Resûluilah (Sallattahü Aleyhi ve.
Selîem) şöyle buyurdu, demiştir ;
«Hurma bahçesi veya arazisi, arsası olan bir kimse bunu (satın
almayı) ortağına teklif etmedikçe
(başkasına) satamaz.»"
2493) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü
anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi've
Seltem) şöyle buyurmuştur:
«Bir arazisi, arsası olup da satmak isteyen bir kimse bımu
(satın almayı) komşusuna teklif etsin.»"
KOMŞULUK SEBEBİYLE OLAN ŞUF'A
2494) "... Câbir (bin Abdîllah) (Radıyallâhü anhümây&an rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellevı) şöyle
buyurdu, demiştir :
«İki akarın yolu bir olduğu zaman (biFisinin sahibi olan)
komşu hazır olmasa bile komşusunun (akarının)
şuf'a'sına en fazla hak sahibidir. Komşunun şuf'a
hakkı (m kullanması müşteri tarafından)
beklenir.»"
2495) "... Ebû Râfi1 (Radtyallâhü a«A)'den rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Komşu (şuf'a açısından), sekabine (yâni
bitişiğindeki akara) öncelikle hak sahibidir,»"
2496) "... Şerîd (1) bin
Süveyd (RadtyaUâhü anhyâen :
Ben; Yâ Eesûlallah! Bir arazi (var) dır. Onda hiç kimsenin hissesi yoktur. Ancak komşuluk
(hakkı) vardır (yâni bunda şuf'a hakkı var mı?) dedim.
O:
«Komşu, sekabine (yâni bitişiğindeki akara) öncelikle hak
sahibidir,» buyurdu."
ORTAK AKAR TAKSİM EDÎLÎP SINIRLAR TÂYİN EDİLİNCE ARTIK ŞUF'A (HAKKI)
OLMAZ
2497) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü a«/e)'den; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (ortaklar arasında) taksim edilmemiş
(taşınmaz) mal hakkında şuf'a ile hükmetti.
(Taşınmaz mal taksim edilip her hisseye âid) sınırlar belli
olunca artık şuf'a (hakkı)
olmaz.
(Müellifimiz demiştir ki:) Bu hadîsi Muhammed bin
Hammâd et-Tahrânî de (ayni senedle) bize rivayet etmiştir.
(Râvî) Ebû Âsim demiştir ki: Saîd bin el-Müseyyeb(in
Ebû Hü-reyre'den rivayeti) mürseldir. Ebû Seleme'nin Ebû
Hüreyre'den rivayeti de muttasıldır."
2498) "... Ebû Râfi' (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre;
Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Komşu, (şuf'a açısından) sekabine (yâni bitişiğindeki
taşınmaz mala) ne ise (yâni o mal az olsun çok olsun) öncelikle hak
sahibidir.»"
2499) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)}dan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şuf'a hakkını
yalnız taksim edilmemiş (taşınmaz) bütün mallara koydu. (Taksim edilerek her hisseye âid) sınırlar konulup yollar
tâyin ve ayırt edilince artık şuf'a (hakkı) yoktur."
ŞUTA HAKKINI TALEP ETME
2500) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaîlâhü anhütnâ)'âan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Şuf'a (hakkı) devenin bağlı bulunduğu ipi çözmek
gibidir.»"
2501) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaîlâhü anhümâydan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
-Bİr ortak diğer bir ortaktan önce (üçüncü bir ortağın
hissesini şufa yoluyla) satın aldığı zaman, diğer
ortağın hisseyi satın alan ortak
aleyhinde bir şufa hakkı yoktur. Erginlik çağına
varmamış ortak ve gâib yâni hazır bulunmayan ortak için de
şufa hakkı yoktur.."
DEVELER, SIĞIBLAB VE KOYUNLAR İLE KEÇİLER
DÂLLESÎ (YtTÎGÎ)
2502) "... Abdullah bin eş-Şıhhîr (1)
(Radtyaltâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurdu, demiştir;
«Müslümanm d âli esi (yitik hayvanı veya yitik her nevi
2503) "... El-Münzir bin Cerîr (bin Abriillah el-Becelî) (Radtyallâhü
ankümâyûan; Şöyle demiştir:
Ben el-Bevâzîc'te babam (Cerir bin Abdullah —2—> İle beraberdim. (Babamın) sığır sürüsü akşama doğru
(meradan) geldi. Babam, (sürü içinde) yabancı bir
sığır gördü ve ı Bu nedir? diye
sordu. Ordakiler: Sığır sürüsüne İltihak
«Dâlle'yi (yâni yitik hayvanı) ancak sapık bir kimse kendi
malına karıştırır.»"
2504) "... Zeyd bin Hâlirî el-Cühenî (3) (Radtyallâkü anh)'Ğen
rivayet edildiğine göre :
Bir kere Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e yitik deve hükmü soruldu.
ResûM Ekrem {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hiddetlendi, yanakları
kırmızüaştı ve cevaben ;
«Ondan 3&ti& ne? Onun be/aberinde (uzak yolculuğa dayanan) ayaklar
ve (karnında) su tulumu vardır. Sahibi ona rastlaymeaya kadar o (hayvan kendi kendine) suya varır ve safî uzun
ot yer» buyurdu. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Seîlem)'e koyun - keçi yitiğinin hükmü de soruldu. Buna cevaben:
«Onu al. Çünkü o (hayvancağız) şüphesiz ya sanadır ya senin
kardeşinedir ya da kürtündür» buyurdu. Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) e lukata'nın hükmü de soruldu. Bunun
üzerine Re-sûlullah şöyle buyurdu :
2505) "... Iyâz bin Himâr (Radıyallâkü ank)sâea rivayet edildiğine gÖ-
m- P^füiûlsh (SaHallahü Aleyhi ve SeUem) şöyte
«Kim bir lukata (yitik mal) bulursa âdil bâr veya MÜ ilri şâînid kutsun.
Sonra bulduğu
2506) •*.., SüveycI hin GafeJe (RadıyaUâhü anhyden-.
Şöyle demiştir:
Bir kere ben Zeyd bin Sûhân ve Selmân bin Rebîa (Radıyallâ-hü anhümâ) üe
beraber (savaşa) çıktım. Nihayet hm
el-U^eyb*de olduğumuz zaman ben yitik bir kamçıya yerde bulup
aldım. £eyd üe Selmân bana: Onu at, dediler, Ben
(atmaktan) îmttaâ $ttim. Sonra Medîne-i Münevvere'yft
vardığımız zama^ ben Üfoey hin.
Kâ'b (Radı-yallâhü anhü'm yanma ıranp durunnu »na
ajnlflitftj.m. Übı^y şftyle $ed* c
Sen isabet ettin, Resûlnllah (Sallallabü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken ben
yerde yüz dinar bulup aldım ve tmrmn Mi^Tnü*?**
İResftl-î Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'9 satfdM**^ O-,
bir yıl Chalkm. toplandığı
yerlerde) illftın ©t» buyurdu. Bent de onu bir
yıl ilân ©ttim. Fakat onu bile** hiç' kimseye
rastlamadım. Sonra ResûM Ekrem (SallaUahü Aleyhi v& Sellem)'^
sorüSam»- O*
(bir yıl daha) ilân et» buyurdu. Ben de îbir yıl daha) îlftn ettim. Fakat onu bilen
kimseyi bulamadım (Durumu tekrar arz edince) Eesûl-i Ekrem şöyle
bıryürdıı s
*Bu (para)nın kesesini, ağız
bağım v% sayısını hıfset 'belle). Sonra bir
yıl (daha) ilân et.
2507} ',,. ZeyĞ bin Hâİid
eî-Cühenî {Radtyâtlâkü ûnftyâen rivayet ediî-ne göre:
tukata (yitik mal) hükmü Besûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem>se
soruldu. BesûM Ekrem şöyle buyurdu;
i bir yıl ilân et
2508) "... EI-Mıkdâd bin
Amr (Raâtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre :
Kendisi bir gün büyük abdestini bozmak için el-Bakî mezarlığı
dolaylarına gitti. Halk (o dönemde az ve kuru
yemek yedikleri için) iki üç günde ancak bir defa büyük abdest bozmaya gider ve
deve kığısı gibi büyük abdest yapardı. Sonra kendisi bir
harabeye girdi ve büyük abdestini yapmak için oturmuş iken baktı ki
erkek büyük bir fare yerdeki bir delikten bir dinar çıkardı. Fare o
deliğe girip bir dinar daha çıkardı. Sonra
böylece on yedi adet dinar çıkardı. Daha
sonra kırmızı bir bez parçasının kenarım delikten
çıkardı.
Mikdâd dedi ki: Sonra ben o bez parçasını çektim. Onun
(yâni bezin) içinde de bir dinar buldum. On sekiz adet
dinar tamamlandı. Ben bunlarla (harabeden)
çıktım ve bunları Kesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in
huzuruna getirip durumu O'na arz ettim. Sonra: Bunların
sadakasını (yâni humus—beşte bir— hakkını) al. Yâ
Resûlullah, dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bana):
— «Bunları götür. Bunda sadaka (humus) yoktur. Allah bunu
— «Bunları elinle delikten
çıkarmış olabilir ((mi)sin?» buyurdu.
Ben:
—
Râvî demiştir ki: Mikdâd ölünceye kadar bu
dinarların sonu gelmedi. (Yâni bitmedi.)"
BİR RİKÂZ'A
(DEFİNE1 YE) RASTLAYAN KİMSEYE ÂİT
2509) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (SaÜallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu demiştir:
•Rikâz'da (yâni definede) humus vardır.»"
2510) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü
anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Rikâz'da (yâni defîne'de) humus vardır.»"
Mıkdâd (R.A.)'ın Hâl Tercemesi
Mikdâd bin Amr bin Sulebe el-Behrânî el-Kindî Ebü Ömer bin bin el-Esved
sahâbîdir. Kırk iki hadîsi vardır. Buhârî ile Müslim onun. bîr
hadîsini birlikte rivayet etmişlerdir. Ayrıca
yalnız Müslim onun üç hadîsini rivayet etmiştir. Râvî-leri ibn-i Abbâs, Ubeydullah bin Adî bin el-Hiyâr ve bir cemaattır,
Bedir savaşının suvârîlerindendir. Habeşistan'a
hicret edenlerden olup bütün savaşlara katılmıştır.
Resûl-i Ekrem bir hadîste: «Allah rilört kişiyi sevmemi emretti,» buyurmuş ve saydığı bu zâtlar
arasında Mikdâd'i da saymıştır. Hicretin
33. yılı Medîne-i Münevvere'ye üç mil
mesafede bulunan el-Ceref'te vefat etmiş ve cenazesi Medine-i Münevvere'de
defnedilmiştir. (Hulâsa: 397-398)
2511) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre: Peygamber (Sallattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur
:
«Sizden önceki (ümmet) lerde bir akar (ev) alan bir adam vardı. (Satın aldığı) akarda içi altm dolu bir cürre
(küp veya testi) buldu. Bunun üzerine (satıcıya) :
— Ben senden toprak aldım, senden altın almadım,
dedi. (Satıcı) adam da (alıcıya) :
— Şüphesiz ben
— Sizin oğlunuz ve kızınız var mı? diye sordu. Bunlardan birisi (alıcı) :
— Benim bir oğlum
var, dedi. Diğeri (satici) dâ:
— Benim bir kızım var, dedi. Kendisine müracaat edilen adam: ^ — Şu halde oğlana
kızı nikâh ediniz. Oğlan ile kız bü altından
kendilerine harcasınlar ve sadaka versinler, diye hükmetti.»**
İslami Okul Okulların En Önemlisi