38- KAN DÖKMENİN HARAMLIĞI - Kandokmek
1- KAN DÖKMEK BÜYÜK GÜNAHLARDANDIR
3- DAHA BAŞKA BÜYÜK GÜNAHLAR HANGİLERİDİR?
4- ÖLDÜRÜLEBİLECEK ÜÇ KİMSE HANGİSİDİR
5- İSLÂM CEMAATİNİ BOZMAYA ÇALIŞANLAR ÖLDÜRÜLÜR
6- (Mâide 33. ayetinin) TEFSİRİ VE KİM İÇİN NAZİL OLDUĞU
7- DİNDEN ÇIKAN ALLAH VE RASÛLÜNE KARŞI GELENLERİN CEZASI
8- ELLER VE AYAKLAR KESİLİR Mİ GÖZ OYULUR MU?
9- MÜSLE (GÖZ ÇIKARMAK BURUN KULAK KESMEK) CAİZ DEĞİLDİR
11- KAFİR MEMLEKETİNE KAÇAN KÖLENİN DURUMU
12- MÜSLÜMANIN KÖLESİ KAFİRLERE KAÇAR VE ONLARA SIĞINIRSA NE OLUR?
13- MÜRTED (İSLÂM’DAN DÖNEN) KİMSENİN DURUMU
14- MÜRTED TEVBE EDERSE KABUL EDİLİR Mİ?
15- RASÛLULLAH (S.A.V)’E SÖVEN KİMSENİN DURUMU
16- BİR KİMSE KİME SÖVERSE ÖLDÜRÜLÜR?
17- APAÇIK DOKUZ AYET NELERDİR?
19- RASÛLULLAH (S.A.V) YAHUDİ SİHİRBAZINA NE YAPMIŞTI?
20- MALINA TAARRUZ EDİLEN NE YAPMALI?
21- MALINI MÜDAFA EDERKEN ÖLDÜRÜLEN NE OLUR?
22- AİLESİNİ MÜDAFA EDERKEN ÖLEN KİMSE DE ŞEHİDTİR
23- DİNİ UĞRUNDA ÖLDÜRÜLEN KİMSE ŞEHİDTİR
24- ZULME UĞRAYARAK ÖLDÜRÜLEN DE ŞEHİDTİR
25- MÜSLÜMANA KILIÇ ÇEKEN ÖLDÜRÜLÜR MÜ?
26- MÜSLÜMANLAR BİRBİRİYLE SAVAŞABİLİR Mİ?
27- CAHİLİYYE ÖLÜMÜ NASIL OLUR?
28- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANI ÖLDÜRMESİ HARAMDIR
3903- Enes b.
M
3904- Enes b.
M
3905- Humeyd
(r.a)’ten rivâyete göre, şöyle
demiştir: Meymun b. Siyah, Enes b. M
3906- Enes b.
M
3907- Ebu
Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat edince Ebu Bekir h
3908- Ebu
Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah
(s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanlar “Lâ ilâhe illallah” deyinceye
kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Bunu söyleyince
kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar ancak
haksızlık yaparlarsa Allah onların cezasını verir. Ebu
Bekir’in h
3909- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, Ebu Hüreyre şöyle haber vermiştir. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse, malını ve canını benden korumuş olur. Allah’ın hakkı Allah’a aittir. Ahirette hesabı o görür.” (Dârimi, Siyer: 10; İbn Mâce, Fiten: 1)
3910- Ebu
Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat edip te Ebu Bekir O’nun yerine h
3911- Ebu Hüreyre (r.a)’nin haber verdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse malını ve canını Benden kurtarmış olur diğer işleyeceği günahlardan dolayı hesabı Allah’a kalmıştır.” (Dârimi, Siyer: 10; İbn Mâce, Fiten: 1)
3912- Ebu
Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Ebu Bekir yeni h
3913- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum onu söylediklerinde Benden canlarını ve mallarını korumuş olurlar. Diğer işleyeceği günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
3914- Ebu S
3915- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum, onu dediklerinde kanlarını ve mallarını benden kurtarmış olurlar ancak diğer işleyecekleri günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
3916- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in yanında idik. Bir adam gelerek, Rasûlullah (s.a.v)’e bir şeyler fısıldadı. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Öğleyse öldürün onu” buyurdu. Sonra “Allah’tan başka ilâh olmadığına şahadet ediyor mu?” diye sordu. Adam: “Evet” dedi ve şöyle ekledi: “O canını kurtarmak için söylüyor.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Öldürmeyin onu, Ben insanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum, onu dedikleri takdirde kanlarını ve mallarını Benden kurtarmış olurlar. Ancak işleyecekleri diğer günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3917- Numan b. Sâlim (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Evs’ten işittim şöyle diyordu: “Sakif heyetiyle birlikte Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim. Rasûlullah (s.a.v) ile beraber bir gölgelikte idim. İkimizden başka herkes uyumuştu sonra da bir adam gelerek Rasûlullah (s.a.v)’e bir şey fısıldadı. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Git onu öldür” buyurdu. Ve hemen sonra o adama: “La ilâhe illallah Muhammed Rasûlullah” diyor mu?” buyurdu. O adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Bırak onu öyleyse” buyurdu ve şöyle devam etti: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum ne zaman onu söylerse mallarına ve canlarına dokunmak haram olur. Ancak diğer haklarından dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
3918- Evs (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söylerlerse mallarına ve canlarına dokunmak haram olur. Ancak diğer haklarından dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
3919- Ebu İdris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye’nin hutbesini dinledim, Rasûlullah (s.a.v)’den çok az hadis rivâyet ederdi. Hutbesinde Rasûlullah (s.a.v)’den şu hadisi işittiğini söyledi: “Her günahı Allah’ın bağışlayacağı ümid edilebilir ancak bile bile bir Mü’mini öldüren ve kafir olarak ölen kimse müstesna.” (Müsned: 16302)
3920- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Her suçsuz yere adam öldürüldüğünde Ademin ilk oğlu (Kabil)’e de ondan günah yazılır. Çünkü adam öldürmeyi ilk başlatan odur.” (Tirmizî, İlim: 15; Müslim, Kasame: 7)
1- KAN DÖKMEK BÜYÜK GÜNAHLARDANDIR
3921- Abdullah b. Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki, bir mü’mini öldürmek Allah katında tüm dünyanın harab olmasından daha büyük bir günahtır.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3922- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah katında dünyanın yok olması Müslüman bir kimsenin öldürülmesinden daha değersizdir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3923- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir Mü’minin öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir günahtır.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3924- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Mü’min’in öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir günahtır.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3925- Abdullah b. Büreyde (r.a) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir mü’minin öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir günahtır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3926- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde kul ilk önce namazından sorulacak, insanlar arasında da ilk olarak kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3927- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3928- Ebu Vail (r.a)’den rivâyete göre, Abdullah şöyle demiştir: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3929- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3930- Şurahbil (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3931- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
3932-
Abdullah b. Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre,
Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kıyamet
gününde bir adam diğer bir adamın elinden tutarak şöyle
diyecek: Rabbim, bu adam beni öldürdü. Bunun üzerine Allah katile: “Onu
niçin öldürdün” der. Katil, Allah’a: “Güç ve kuvvet sadece Senin
olduğunu bildirmek için İslâm dini uğruna öldürdüm” der.
Allah’ta: “Güç kuvvet sadece benimdir dolayısıyla haklı olarak
öldürmüşsün” der. Yine bir adam birinin elinden tutarak gelir ve
şöyle der: “Bu adam beni öldürdü.” Allah’ta: “Onu niçin
öldürdün” der. “G
3933- Cündüb (r.a)’ten rivâyete göre, filan kimsenin rivâyetine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü öldürülen kimse öldüren kimse ile gelerek: “Ya Rabbi! Bu adama beni niçin öldürdüğünü sor” der. Allah, katile sorunca; katil: “Falan kimsenin saltanatı için öldürdüm” der. Cündüb: “Kıyamet günü seni bu tür müşkil duruma düşürecek işlerden sakın!” (Müsned: 16005)
3934- Sâlim b. Ebil Ca’d (r.a)’dan rivâyete göre, İbn Abbas’a, bile bile bir mü’mini öldüren ve tevbe edip iyi ameller isteyen ve doğru yolu bulan bir kimsenin durumu soruldu. O da şöyle dedi: “Onun tevbesi nerede kabul olunacak!” Peygamber (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Haksız yere bile bile öldürülen bir kimse şah damarından kanlar akarak katili tutar getirir” Allah’a: Ey Rabbim! Bu adama beni niçin öldürdüğünü sor der.” İbn Abbas: Daha sonra Allah, haksız yere bile bile adam öldürenin cezasını bildiren ayet olan Nisâ 93. ayetini indirdi. (Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5; Müslim, Tefsir: 1)
3935- Said b. Cübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kufeliler Nisâ sûresi 93. ayeti hakkında ihtilafa düştüler. Ben de İbn Abbas’ın yanına gidip ayetin hükmünü sorunca, bu ayet bu konuda inen son ayet olup başka bir ayet bunu neshetmedi. (Furkân sûresi 68-70 ayetleri de aynı hükmü belirtir). (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
3936- Said b. Cübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Abbas’a: “Bir mü’mini bile bile öldüren kimsenin tevbesi kabul edilir mi?” diye sordum. O da: “Hayır” dedi. Ben de Furkân sûresi 68-71 ayetlerini okudum. Bunun üzerine İbn Abbas bu okuduğun ayetler Mekke’de nazil oldu. Medine’de nazil olan Nisâ sûresi 93. ayet bu ayetin hükmünü kaldırdı dedi. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
3937- Said b. Cübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdurrahman b. Ebî Leyla İbn Abbas’tan Nisâ 93 ve Furkân 68-71. ayetlerinin hükmünü sormamı bana emretmişti. Ben de Nisâ 93. ayetini sordum. İbn Abbas hiçbir ayet bunun hükmünü kaldırmadı dedi. Furkân 68-71. ayetlerini sorunca: “Bu ayetler müşrikler hakkında nazil olmuştur” dedi. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
3938- Said b.
Cübeyr (r.a) İbn Abbas’tan naklediyor. Müşriklerden bir topluluk pek
çok adam öldürmüşler, çok zina etmişler ve pek çok günahlar
işlemişlerdi ve Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek şöyle
demişlerdir: Ey Muhammed gerçekten anlattığın ve
insanları davet ettiğin din ne güzeldir. Eğer
işlediğimiz bu günahlara keffaret olduğunu söylersen bu
dine gireriz dediler. Bunun üzerine Allah, Furkân sûresi 68-71.
ayetlerini indirdi. İbn Abbas diyor ki: Böylece Allah onların
şirklerini imana, zinalarını meşru münasebete çevirdi ve
Allah, Zümer sûresi 53. ayetini indirdi: “Deki Allah
şöyle buyurdu: “Ey
kendileri zararına sınırları aşan kullarım,
Allah’ın rah
3939- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, müşriklerden bir gurup Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna gelerek; gerçekten anlattığın ve insanları çağırdığın din pek güzeldir. Eğer istediğimiz günahlara keffaret olacağını söylersen İslâm’a gireriz dediler. Bunun üzerine Furkân sûresi 68-71. ayetleri nazil oldu. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
3940-
İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre,
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kıyamet
günü öldürülen kimse şah damarından kanlar akarak öldüren
şahsın başından ve alnından tutarak: Ey Rabbim! bu beni öldürdü der ve o kimse arşın
yanına yaklaşıncaya kadar böylece devam edip gider.” İbn
Abbas’a katilin tövbesi kabul olunur mu?” diye sorulduğunda Nisâ sûresi 93. ayetini okudu “Fakat her
kim de bir Mü’mini bile bile öldürürse, onun cezası içinde
devamlı kalacağı Cehennemdir. Allah ona dünyada gazap etmiş
öteki dünyada da rah
3941- Zeyd b. Sabit (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Nisâ 93. ayeti Furkân sûresi 68-71 ayetlerinden altı ay sonra nazil oldu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3942- Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, Nisâ 93. ayeti Furkân 68-71 ayetinden sekiz ay sonra nazil olmuştur. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3943- Harice b. Zeyd b. Sabit babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Nisâ sûresi 93. ayeti nazil olduğunda ayetin şiddetinden korktuk bunun üzerine Allah, Furkân sûresi 68-71 ayetlerini indirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3944- Ebu Eyyub el Ensarî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Hep Allah’a kulluk edip hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayan, namaz kılan, zekat veren ve büyük günahlardan sakınan kimse Cennetliktir” buyurdu. Kendisine: “Büyük günahlar nelerdir” diye sorduklarında: “Allah’a ortak koşmak, Müslüman kimseyi haksız yere öldürmek ve savaş anında savaştan kaçmaktır.” (Müsned: 22403)
3945- Abdullah b. Ebu Bekir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Büyük günahlar: Allah’a ortak koşmak, ana babaya asi olmak, haksız yere Müslüman kimseyi öldürmek ve yalancı şahitlik yapmaktır.” (Müslim, İman: 38; Tirmizî, Büyü’: 3)
3946- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana babaya isyan edip saygısızlık etmek, haksız yere Müslüman canına kıymak ve yalan yere yemin etmektir.” (Müslim, İman: 38; Dârimi, Diyat: 10)
3947- Ubeyd b. Umeyr (r.a) Sahabi olan babasından naklederek şöyle diyor: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah'ın Rasûlü! Büyük günahlar nelerdir” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Büyük günahlar yedi tanedir. Bunların da en büyükleri Allah’a ortak koşmak, haksız yere Müslüman öldürmek, savaş anında savaştan kaçmaktır.” (Ebû Davud, Vesaya: 10)
3- DAHA BAŞKA BÜYÜK GÜNAHLAR HANGİLERİDİR?
3948- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah'ın Rasûlü! Hangi günah daha büyüktür diye sordum, şöyle buyurdu: “Seni yarattığı halde Allah’a ortak koşmandır.” “Daha sonra hangisidir?” deyince; “Besleyememek korkusuyla çocuğunu öldürmendir” diye cevap verdi. “Daha sonra hangisidir” dedim. “Komşu karısıyla zina etmektir” buyurdu. (Müslim, İman: 37; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 26)
3949- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Hangi günah daha büyüktür?” diye sordum. “Seni yarattığı halde Allah’a ortak koşmandır” buyurdu. Ben: “Daha sonra hangisidir?” dedim. “Yemeğine ortak olup seni fakirliğe düşüreceğinden korkup çocuğunu öldürmendir” buyurdu. Daha sonra: “Başka hangisidir?” dedim. “Komşunun hanımıyla zina etmendir” buyurdu. (Müslim, İman: 37; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 26)
3950- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e sordum: “Hangi günah daha büyüktür” diye. O da şöyle buyurdu: “Allah’a ortak ve eş koşmaktır. Komşunun hanımıyla zina etmektir. Fakirlik korkusuyla çocuğunu öldürmektir.” Sonra Abdullah şu ayeti okudu: (Furkân sûresi 68-71 ayet). (Müslim, İman: 37; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 26)
4- ÖLDÜRÜLEBİLECEK ÜÇ KİMSE HANGİSİDİR
3951- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kendinden başka ilâh olmayan Allah’a yemin ederim ki, Allah’tan başka ilâh olmadığına, Benim de Allah’ın Rasûlü olduğuna şahadet eden hiçbir Müslüman’ın öldürülmesi caiz değildir. Ancak şu üç kişinin kanı helaldir. 1. İslâm’ı terk edip Müslümanlardan ayrılan 2. Evli iken zina eden 3. Haksız yere Müslüman birini öldüren.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3952- Amr b.
G
3953- Ebu
Umâme b. Sehl ve Abdullah b. Âmir b. Rabia (r.anhüma) şöyle
demişlerdir: Osman, evinde muhasara altında iken onunla beraberdik. H
5- İSLÂM CEMAATİNİ BOZMAYA ÇALIŞANLAR ÖLDÜRÜLÜR
3954- Arfece
b. Şüreyh el Eşcaî (r.a)’ten rivâyete
göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i minberde cemaate
hitab ederken gördüm şöyle diyordu: “Benden
sonra fesat çıkacak, kötülükler olacaktır. Kimin cemaatten
ayrıldığını (İslâm cemaatine
karşı geldiğini) veya
Muhammed üm
3955- Arfece
b. Şüreyh (r.a)’ten rivâyete göre,
şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden
sonra fitne, fesat ve kötülükler olacaktır.” Ellerini kaldırarak: “Kimin,
bir gaye uğrunda birleşen Muhammed üm
3956- Arfece
(r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu. “Benden
sonra fitneler ve bozgunculuklar ortaya çıkacaktır. Kim bir gaye
uğrunda birleşen Muhammed üm
3957- Üsâme b. Şerik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Herhangi bir kimse çıkarda ümmetimin arasını açmak isterse onun boynunu vurun.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
6- (Mâide 33. ayetinin) TEFSİRİ VE KİM İÇİN NAZİL OLDUĞU
3958- Enes b.
M
3959- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Ukl kabilesinden bir gurup Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldiler. Medine’nin havası onlara ağır geldi. Peygamber (s.a.v)’de Medine dışındaki zekat develerin bulunduğu yere gitmelerini orada develerin sütlerinden ve idrarlarından içerek orada eyleşmelerini emir buyurdu. Öylece yaptılar sıhhat bulunca, çobanı öldürüp develeri alıp götürdüler. Peygamber (s.a.v) onların yakalanıp getirilmelerini emretti. Enes diyor ki: O adamlar getirildi elleri ayakları kesildi, gözlerine mil çekildi, kesilen yerleri dağlanmadı ve öylece bırakılarak ölüp gittiler. Bunun üzerine Allah, Mâide sûresi 33. ayetini indirdi: “Allah’a ve elçisine karşı savaş açanların ve yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların döneklik ve sapıklıkları yüzünden cezaları; öldürülmeleri, asılmaları veya ellerinin ayaklarının çaprazvari kesilmesi ve sürgün edilmeleridir. Bu onların bu dünyadaki uğradıkları zillettir. Öteki dünyada da korkunç bir azap bekler onları.” (Buhârî, Tefsir: 104; Ebû Davud, Hudud: 3)
3960- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’e Ukl veya Ureyne kabilesinden bir gurup insan gelmişti. Onlar Medine’nin havasından rahatsız onunca, “Peygamber (s.a.v) onları Medine dışındaki zekat develerinin sağmal olanlarının sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Onlar da sıhhat bulunca çobanı öldürüp develeri alıp kaçtılar. Peygamber (s.a.v) onların getirilmesini emretti ve ellerini ayaklarını kestirip gözlerini oydurdu.” (Buhârî, Tefsir: 104; Ebû Davud, Hudud: 3)
7- DİNDEN ÇIKAN ALLAH VE RASÛLÜNE KARŞI GELENLERİN CEZASI
3961- Enes b.
M
3962- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Ureyne kabilesinden bir gurup insan geldi ve Rasûlullah (s.a.v)’in yanında kaldılar. Medine havasından rahatsız olduklarında “Peygamber (s.a.v) onlara Medine dışındaki develerin bulundukları yayla bölgesine çıkmalarını ve develerin sütlerinden içerek sıhhat bulmalarını önerdi. Böylece Rasûlullah (s.a.v)’in Medine dışındaki develerin ağıllarına gittiler. Orada sıhhat bulunca İslâm’dan dönüp irtidat ettiler. Rasûlullah (s.a.v)’in çobanını öldürüp develeri alıp kaçtılar. Müslümanlara savaş açmak üzere muharib toplumlara iltica ettiler. Rasûlullah (s.a.v)’de onların getirilmesini emretti ve gelince ellerini, ayaklarını kestirip gözlerini oydurdu.” (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
3963- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ureyne’den bir gurup insan gelmişti. Medine’nin havası onlara iyi gelmediği için rahatsız oldular. Peygamber (s.a.v) onları Medine dışında yayla durumunda olan develerin yanına çıkmalarına ve orada develerin sütlerinden içmelerini (Katade idrarlarından da içmelerini ilavesini yapmıştır) onlar da Rasûlullah (s.a.v)’in Medine dışındaki deve ağıllarının bulunduğu yere çıktılar, sıhhat bulunca İslâm’dan döndüler. Peygamber (s.a.v)’in mü’min çobanını öldürüp Rasûlullah (s.a.v)’in develerini alıp götürdüler ve Müslümanlarla savaşmak üzere düşman güçlerine iltica ettiler. Rasûlullah (s.a.v) onların getirilmesini emretti. Getirildiklerinde elleri, ayakları kesildi ve gözleri de oyuldu. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
3964- Yine Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ureyneden bir gurup insan gelip Müslüman oldular. Fakat Medine’nin havası onlara ağır geldi ve hastalandılar. Rasûlullah (s.a.v) onlara: “Deve ağıllarımızın bulunduğu bölgeye çıksanız ve deve sütlerinden (Humeyd, Katade’den ve Enes’ten rivâyetinde idrarlarından da ilavesini yapar) içseniz sıhhat bulursunuz” dedi. Onlarda aynen yaptılar. Sıhhat bulunca İslâm’dan çıkıp küfre döndüler. Rasûlullah (s.a.v)’in mü’min çobanını öldürerek, Rasûlullah (s.a.v)’in develerini alıp götürdüler. İslâm’a savaş açan düşman güçlerine iltica ettiler. Rasûlullah (s.a.v)’de onların getirilmelerini emretti, onlar getirilince elleri, ayakları kesildi, gözleri oyuldu Harre denilen yere terk edildiler ve orada ölüp gittiler. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
3965- Enes b. M
3966- Enes (r.a)’ten rivâyete göre: “Ureyne’den bir gurup insan geldi ve Harre denilen yere indiler sonra Peygamber (s.a.v)’e gelip Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara iyi gelmediği için rahatsız oldular da Peygamber (s.a.v) onları zekat develerinin bulunduğu yere gitmelerini ve orada o develerin sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Onlar da oraya gidip sıhhat bulunca çobanı öldürdüler, İslâm dininden döndüler ve develeri de alıp götürdüler. Rasûlullah (s.a.v) onların arkasından adamlarını gönderip onları yakalatıp getirtti. Elleri ayakları çaprazvari kesilip gözleri oyuldu ve Harre denilen yerde bırakıldılar ve ölüp gittiler.” Enes diyor ki güneşin altında bırakıldıklarından onlar susuzluktan ağızlarını yere sürüyorlardı böylece ölüp gittiler. (Ebû Davud, Hudud: 3; Buhârî, Tefsir: 104)
8- ELLER VE AYAKLAR KESİLİR Mİ GÖZ OYULUR MU?
3967- Enes b.
M
3968- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Araplardan bir gurup Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldiler ve Müslüman oldular. Daha sonra onlar hastalanınca Rasûlullah (s.a.v) sağmal develerin bulunduğu yere onları gönderdi, sütlerinden içip şifa bulmaları için. Vardıkları yerde Rasûlullah (s.a.v)’in kölesi olan çobanı öldürüp develerini de sürüp götürdüler. Rasûlullah (s.a.v) bu olayın olduğu gece Allah’ım! Muhammed’in âlini susuz koyanı susuz bırak diye beddua etmişti. Bu olay üzerine Rasûlullah (s.a.v) onların yakalanmalarını emretti, getirildiklerinde elleri ve ayakları kesilip gözleri oyuldu.” Bazı rivâyetlerde şu ilave vardır: Muaviye bu hadiste: “Onlar şirk toplumlarına kaçıp sığındılar” demiştir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3969- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gurup isyan eden ve İslâm dinini terk eden mürtedler, zekat olarak toplanan develere baskın yapıp götürdüler. Rasûlullah (s.a.v) onların yakalanmalarını emretti, ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerine mil çektirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3970- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gurup isyan eden ve İslâm dinini terk eden mürted, zekat olarak toplanan develere baskın yapıp götürdüler. Rasûlullah (s.a.v) onların yakalanmalarını emretti ellerini ve ayaklarını kestirip gözlerine mil çektirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3971- Hişam (r.a)’ın babasından rivâyete göre: “Bir kavim Rasûlullah (s.a.v)’in develerini baskın yapıp götürdüler. Rasûlullah (s.a.v)’de onların ellerini ayaklarını kestirip gözlerine mil çektirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3972- Urve b. Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ureyne kabilesinden bazı kimseler Rasûlullah (s.a.v)’in sağmal develerini gasb ederek alıp götürdüler ve kölesini de öldürdüler. Rasûlullah (s.a.v) peşlerinden adam gönderdi, onlar da yakalayıp getirdiler. Getirildiklerinde elleri ve ayakları kesildi, gözlerine de mil çekildi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3973- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş açan bu tip kimselere muharebe ayeti denilen Mâide sûresi 33. ayeti nazil olmuştu.” (Ebû Davud, Hudud: 3)
3974- Ebu’z Zinad (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) çobanı öldürüp develeri götürenlerin ellerini, ayaklarını kestirip gözlerini ateşle dağladıktan sonra Allah Rasûlüne Mâide sûresi 33. ayetini indirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3975- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) çobanı öldüren ve develeri alıp götürenlerin gözlerine mil çektirmişti. (Ebû Davud, Hudud: 3; Tirmizî, Tahara: 55)
3976- Enes b.
M
3977- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, bir adam Ensar’dan bir kadının kolyesini almak için öldürmüş sonra da kalîb kuyusuna atmıştı, başını da taşla ezmişti. “Rasûlullah (s.a.v)’de onun taşla vurularak öldürülmesini emretti.” (Ebû Davud, Hudud: 3; Müslim, Kasame: 3)
3978- İkrime (r.a)’den rivâyete göre, Mâide sûresi 33. ayet hakkında İbn Abbas şöyle demiştir: Bu ayet müşrikler hakkında nazil olmuştur. Onlardan yakalanmadan önce tevbe edip İslâm’a girip tevbe edenlere dokunulmaz. Bu ayet Müslümanlar hakkında değildir. Kim adam öldürür ve yeryüzünde bozgunculuk yaparsa ve Allah’a ve Rasûlüne karşı harb ilân ederse daha sonra da kafirlere sığınırsa, suçuna karşılık ceza verilmesinde bir engel yoktur, yakalandığında cezası verilir. (Ebû Davud, Hudud: 3)
9- MÜSLE (GÖZ ÇIKARMAK BURUN KULAK KESMEK) CAİZ DEĞİLDİR
3979- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) hutbelerinde sadaka vermeyi teşvik eder ve göz çıkarmak, burun, kulak kesmek gibi şeyleri yasaklardı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
3980- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müslüman’ın kanı şu üç şeyden biriyle helâl olur değilse bir Müslüman asla öldürülmez. 1. Evli bir kimse zina ederse taşlanarak öldürülür. 2. Bir kimse bile bile birini öldürürse kısas olarak öldürülür. 3. İslâm dininden çıkarak irtidat eden, Allah ve Rasûlüne savaş açan ya öldürülür ya da asılır ya da sürgüne gönderilir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müsned: 24301)
11- KAFİR MEMLEKETİNE KAÇAN KÖLENİN DURUMU
3981- Cerir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Efendisinden kaçan kölenin namazı geri dönünceye kadar kabul olunmaz.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
3982- Şa’bî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir, Rasûlullah (s.a.v)’den şu hadisi rivâyet ederdi: “Efendisinden kaçan kölenin namazı kabul olunmaz eğer o durumda ölürse kafir olarak ölür. Cerir’in kölesi kaçmıştı onu yakaladı ve boynunu vurdu.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
3983- Cerir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir köle şirk memleketine iltica eder sığınırsa ona eman verilmez yakalanınca öldürülür.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
12- MÜSLÜMANIN KÖLESİ KAFİRLERE KAÇAR VE ONLARA SIĞINIRSA NE OLUR?
3984- Cerir (r.a)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müşriklerin memleketine kaçan kölelerin öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
3985- Cerir (r.a)'den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir köle efendisinden kaçıp müşrik memleketine sığınırsa öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
3986- Cerir (r.a)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Herhangi bir köle efendisinden kaçıp müşrik memleketine sığınırsa kanı helâl olup öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
3987- Cerir (r.a)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Herhangi bir köle efendisinden kaçıp müşrik memleketine sığınırsa kanı helâl olup öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
3988- Cerir (r.a)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Efendisinden kaçıp düşman memleketine sığınan kimsenin öldürülmesi gerekir.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Müslim, İman: 31)
13- MÜRTED (İSLÂM’DAN DÖNEN) KİMSENİN DURUMU
3989- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Osman, Rasûlullah (s.a.v)’den şu hadisi işittiğini söylemiştir: “Şu üç durum dışında Müslüman’ı öldürmek caiz değildir. 1. Evli iken zina eden recm edilerek öldürülür. 2. Bile bile Müslüman’ı öldüren kısas yapılarak öldürülür. 3. Müslüman iken dinini değiştiren mürted olur ve öldürülür.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3990- Osman b. Affan (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Müslüman bir kimse şu üç durum dışında öldürülemez. 1. Evli iken zina eden 2. Bile bile Müslüman’ı öldüren. 3. Müslümanlıktan çıkıp irtidat eden kimse.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3991- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3992- İkrime (r.a)’den rivâyete göre, bir takım insanlar İslâm’dan çıkarak mürted oldular. Ali onları ateşle yakarak öldürdü. İbn Abbas diyor ki: Ben olsaydım onları yakmazdım. Çünkü Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kimseye Allah’ın azabıyla azap etmeyin.” (Yani ateşte yakmayın) Ben olsaydım onları öldürürdüm. Rasûlullah (s.a.v): “Dinini degiştireni öldürün” buyurmuştur. (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3993- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3994- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Diyet: 10)
3995- Hasan (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Hudud: 25)
3996- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dinini değiştireni öldürün.” (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Hudud: 25)
3997- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Ali’ye İslâm’ı terk edip puta tapmaya başlayan bir gurup zenciyi getirdiklerinde onları ateşle yakarak öldürmüştü. İbn Abbas, Rasûlullah (s.a.v): “Dinini değiştireni öldürün” buyurdu, dedi. (Ebû Davud, Hudud: 1; Tirmizî, Hudud: 25)
3998- Ebu Bürde b. Ebu Musa el Eş’arî (r.a)’nin babasından naklettiğine göre, Peygamber (s.a.v), Ebu Musa’yı Yemen’e gönderdi. Ondan sonra da Muaz b. Cebel’i gönderdi. Muaz, Yemen’e varınca oradakilere: Ey İnsanlar! Ben size Rasûlullah (s.a.v)’in elçisi olarak gönderildim. Ebu Musa Muaz’ın oturması için minder koymuştu. O sırada Müslüman olduktan sonra küfre dönen bir Yahudi getirildi. Bunun üzerine Muaz üç kere bu adam öldürülüp Allah ve Rasûlünün emri yerine getirilmeden o mindere oturmam dedi. Adam öldürüldü ve o da oturdu. (Buhârî, Meğazi: 62; Ebû Davud, Hudud: 1)
3999- Mus’ab b. Sa’d (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) Mekke fethi günü Mekkelilere eman verdi. Fakat dört erkekle iki kadına emân vermemişti. Onlar hakkında: “Onları Kâbe örtüsüne yapışmış halde bulsanız bile öldürün” buyurdu. Bunlar, Ebu Cehil’in oğlu İkrime, Hatal oğlu Abdullah, Subabe oğlu Mekîs, Sa’d b. ebi’s Serh oğlu Abdullah idi. Hatal oğlu Abdullah Kâbe’nin örtüsüne yapışmış olduğu halde öldürüldü. Bunu öldürmeye görevlendirilen Said b. Hureys ve Ammar b. Yasir idi. Bu iki görevliden daha genç olan Said önce giderek onu öldürdü. Subabe oğlu Mekîsi de Müslümanlar çarşıda yakalayıp öldürdüler. İkrime ise gemiye binerek kaçtı. Bir ara gemi fırtınaya yakalandı. Gemidekilerin hepsi birden: “İhlaslı ve samimi olun şu anda putlarınız ve ilâhlarınızın hiç birinin size bu gemide bir faydası olmaz” dediler. Bunun üzerine İkrime: “Vallahi denizde beni ihlâs ve samimiyetle Allah’a bağlanmaktan başka bir şey kurtarmazsa karada da kurtaramaz. Allah’ım sana söz veriyorum. Eğer beni şu anda içinde bulunduğum tehlikeden kurtarırsan Muhammed’e gidip O’nun eline yapışacak ve iman edeceğim, O’nu affedici ve ikram sahibi olarak bulurum” dedi. Gemiden kurtulan İkrime gelip Müslüman oldu. Sa’d b. ebi’s Serh oğlu Abdullah ise Osman b. Affan’ın yanında gizlendi. Rasûlullah (s.a.v) Mekkelileri biat etmek üzere çağırınca, Osman onu Rasûlüllaha getirdi. Ve Ey Allah'ın Rasûlü! Elini uzat da Abdullah biat etsin dedi. Bunun üzerine Abdullah üç defa başını kaldırıp Rasûlullah (s.a.v)’e baktı üçünde de Rasûlullah (s.a.v) elini uzatmadı üçüncüden sonra elini uzattı ve biat etti sonra da ashabına dönerek: “Biat etmesi için elimi uzatmadığımı gördüğünüz halde aranızdan aklı başında biri çıkıp ta niçin bunu öldürmedi” deyince Ashap: “Ey Allah'ın Rasûlü! Biz Senin kalbindekini ne bilelim, bize gözünle işaret ediverseydin” dediler. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Hiçbir Peygambere haince göz işareti yapmak yakışmaz.” (Buhârî, Meğazi: 62; Ebû Davud, Hudud: 1)
14- MÜRTED TEVBE EDERSE KABUL EDİLİR Mİ?
4000- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Ensar’dan bir adam Müslüman olduktan sonra dinini terk edip mürtet oldu ve müşriklerin arasına katıldı. Sonra pişman oldu. Toplumuna haber göndererek: “Benim için Rasûlullah (s.a.v)’e sorun tekrar İslâm’a gireceğim, benim tevbem kabul olunur mu?” dedi. Akrabaları Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Falan kimse İslâm'ı terk ettiğine pişman oldu ve tövbesinin kabul edilip edilmeyeceğini Senden sormamızı istedi dediler. Bu sırada Ali: İmran sûresi 86-89. ayetleri nazil oldu ve bu haber kendisine ulaştırıldı ve o kimse tekrar Müslüman oldu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4001- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Nahl sûresi 106. ayeti hakkında bu ayetin hükmü kaldırıldı ve 110. ayet bu hükmün dışında bırakıldı. Hakkında bu ayet inen kimse Rasûlullah (s.a.v)’in Mısır katipliğini yapan Sa’d b. ebi’s Serh oğlu Abdullah’tır. Şeytan onun ayağını kaydırarak dinden çıkmasına sebep olmuş o da Mekkeli müşriklere iltica etmişti. Bu yüzden Rasûlullah (s.a.v) Mekke fethi günü onun öldürülmesine emir vermişti. Osman b. Affan bu kimse hakkında Peygamber (s.a.v)’den emân dilemişti de Rasûlullah (s.a.v)’de ona emân vermişti. (Ebû Davud, Hudud: 1)
15- RASÛLULLAH (S.A.V)’E SÖVEN KİMSENİN DURUMU
4002- Osman eş Şehham (r.a) anlatıyor. A’ma bir adama rehberlik ediyordum. İkrime’nin yanına vardım bize bir hadis aktararak şöyle dedi: İbn Abbas’ın haber verdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) zamanında efendisinden çocuk sahibi olan bir cariye vardı ki onun efendisi a’ma idi. O kimsenin o cariyeden iki oğlu da olmuştu. O kadın Rasûlullah (s.a.v)’in aleyhinde çok konuşur ve O’na söverdi. A’ma olan efendisi bu yaptığından onu engellemeye çalışırdı fakat kadın dinlemezdi. Yasaklamasına rağmen devam ederdi. Yine o a’ma kimse bir gece Rasûlullah (s.a.v)’den bahsedince o kadın ileri geri söylenmeye başladı, bende dayanamayıp kalktım kargıyı alıp karnına sapladım, üzerine yüklendim ve onu öldürdüm. Sabahleyin bu ölüm haberini Rasûlullah (s.a.v)’e ilettiler. Rasûlullah (s.a.v) insanları topladı ve şöyle buyurdu. “Bu kadını öldüren Allah için bana inanıyorsa kalksın ve söylesin.” A’ma çekinerek kalktı ve şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü! O cariyenin sahibi benim, bana iyi davranan biriydi hatta ondan iki tane de inci gibi oğlum var. Fakat o Senin aleyhinde çok konuşur ve Sana söverdi, yasaklardım fakat dinlemezdi, engellemeye çalışırdım fakat engel dinlemezdi. Dün akşam Senden bahsettim yine Senin aleyhinde kötü konuşmaya başladı. dayanamadım ve kargımı alıp karnına sapladım ve öldürünceye kadar da ona yüklendim ve öldürdüm dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Dikkat edin ve şahit olun, o cariye öldürülmeyi hak etmiştir.” (Ebû Davud, Hudud: 1)
4003- Ebu Berze el Eslemi (r.a) anlatıyor. Bir adam Ebu Bekir’e ağır konuştu. Bunun üzerine ben onu öldüreyim mi dedim. Ebu Bekir beni engelledi ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’den başka bir kimseye sövülünce adam öldürülmez.” (Müsned: 51)
16- BİR KİMSE KİME SÖVERSE ÖLDÜRÜLÜR?
4004- Ebu
Berze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Ebu Bekir bir adama kızdı. Ben: “Ey Allah'ın
Rasûlünün h
4005- Yine
Ebu Berze (r.a)’den rivâyete göre,
şöyle demiştir: Ebu Bekir’e uğramıştım. O
adamlarından birine çok kızmıştı. Ben de: “Ey
Rasûlullah (s.a.v)’in h
4006- Ebu Berze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir bir adama çok kızmıştı. Ben de emredersen onun işini bitiriveririm dedim. O da: “Vallahi bu dediğin Muhammed (s.a.v)’den başkası için geçerli değildir” dedi. (Müsned: 51)
4007- Ebu
Berze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Ebu Bekir bir adama şiddetli bir şekilde
kızmıştı hatta rengi bile değişti. Ben de: “Ey
Rasûlullah (s.a.v)’in h
4008- Ebu Berze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir’in yanına gelmiştim. Bir adama ağır konuştu, o adamda ona karşılık verdi. Ben hemen: “Onun boynunu vurayım mı?” dedim. Bunun üzerine beni azarladı ve bu Rasûlullah (s.a.v) dışında hiç kimse için olamaz dedi. (Müsned: 51)
4009- Ebu
Berze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle
demiştir: Ebu Bekir es Sıddık’ın yanında idik.
Müslümanlardan bir adama kızdı ve ona iyiden iyiye öfkelendi. Bu
durumu görünce ben şöyle dedim: Ey Rasûlullah (s.a.v)’in h
17- APAÇIK DOKUZ AYET NELERDİR?
4010- Safvan b. Assan (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir Yahudi arkadaşına bizi şu Peygamber (s.a.v)’e götür dedi. Arkadaşı ona aman ha O’na, Peygamber (s.a.v) deme! Peygamber (s.a.v) dediğini duyarsa gözü dört olur, Peygamberliğini kabul ettiğini sanır ve sevinir dedi. Bundan sonra Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna giderek O’na dokuz açık ayetin ne olduğunu sordular. Rasûlullah (s.a.v)’de onlara şöyle buyurdu: “1. Hiçbir şeyi Allah’a ortak tanımayın. 2. Hırsızlık yapmayın. 3. Zina etmeyin. 4. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın. 5. Hâkim karşısında birine iftira edip yalan söylemeyin. 6. Sihir yapmayın. 7. Faiz yemeyin. 8. Namuslu kimseye iftira atmayın. 9. Savaştan kaçmayın ve Ey Yahudiler bilhassa siz Cumartesi yasağına uyun.” Bunları duyan Yahudiler Rasûlullah (s.a.v)’in ellerine ve ayaklarına kapanıp öptüler. Senin Peygamber (s.a.v) olduğuna şahitlik ederiz dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Öyleyse bana uymanıza engel olan nedir?” buyurdu. Onlar da şöyle dediler: “Davud (a.s) soyundan Peygamber geleceği hakkında dua etti. Bu yüzden sana uyarsak Yahudilerin bizi öldürmelerinden korkarız” dediler. (Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 17)
4011- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim düğümlere üflerse sihir yapmış olur. Kim de sihir yaparsa şirk koşmuş olur. Kim de kendisini koruması için nazarlık ve benzeri şeyler takarsa o taktığı şeye havale edilir. Allah’ın himayesinden çıkmış olur.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
19- RASÛLULLAH (S.A.V) YAHUDİ SİHİRBAZINA NE YAPMIŞTI?
4012- Zeyd b. Erkam (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yahudilerden bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e sihir yapmıştı. Bu yüzden Rasûlullah (s.a.v) birkaç gün rahatsız oldu. Nihayet Cibril gelerek Rasûlullah (s.a.v)’e şöyle dedi: “Yahudilerden bir adam sana sihir yaptı. Bir ipe düğümler atarak falan kuyuya attı.” Rasûlullah (s.a.v) hemen bir adam göndererek o ipi oradan çıkartıp getirtti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) sanki bağından çözülmüş gibi rahatladı. Bunu Yahudi’ye ne söyledi ne de o Yahudi ile yüz yüze geldi. (Müsned: 18467)
20- MALINA TAARRUZ EDİLEN NE YAPMALI?
4013- Kâbûs (r.a), babasından rivâyet ederek şöyle dedi: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Bir adam bana gelip malımı zorla almak istiyor” dedi. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Allah’ı hatırlat” dedi. Adam: “Hatırlamak istemezse” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Yakınındaki Müslümanlardan yardım iste” buyurdu. Adam: “Çevremde Müslümanlardan kimse yoksa” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Devletten yardım iste” dedi. Adam: “Eğer devlet benden uzak ise” dedi. Peygamber (s.a.v): “Malının uğrunda dövüş ya ahiret şehidlerinden olursun veya malını kurtarırsın” buyurdu. (Müsned: 21475)
4014- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü bir adam malımı almak için saldırırsa ne yapmalıyım?” Rasûlullah (s.a.v) ona: “Allah’ı hatırlat” buyurdu. Adam: “Kabul etmezlerse” dedi. Rasûlullah (s.a.v) yine “Allah’ı hatırlat” buyurdu. Adam yine: “Kabul etmezlerse” deyince yine “Allah’ı hatırlat” buyurdu. Yine “Kabul etmezlerse” deyince, “Onlarla dövüş öldürülürsen Cennete girersin, onu öldürsen o da Cehenneme gider” buyurdu. (Müsned: 8120)
4015- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve: “Ey Allah'ın Rasûlü! Malım için bana saldırılsa ne yapmalıyım?” Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ı hatırlat!” Eğer kabul etmezlerse deyince yine “Allah’ı hatırlat” dedi. Adam: “Yine kabul etmezlerse” dedi. Rasûlullah (s.a.v), “Onlarla dövüş öldürülürsen Cennete girersin, eğer sen onu öldürürsen o Cehenneme gider.” (Müsned: 8120)
21- MALINI MÜDAFA EDERKEN ÖLDÜRÜLEN NE OLUR?
4016- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4017- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4018- Abdullah b. Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Malını müdafa ederken zulme uğrayarak öldürülen kişiye Cennet vardır.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4019- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4020- Abdullah b. Amr Peygamber (s.a.v)’den şöyle aktarıyor: “Kimin malını haksız yere almak isterler de o uğurda dövüşürse ve öldürülürse o kimse şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4021- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4022- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4023- Said b. Zeyd’in (r.a) Peygamber (s.a.v)’den aktardığına göre: “Malı uğruna dövüşürken öldürülen şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
4024-
4025- Ebu Cafer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gerçek Müslüman bir kimse zulme uğrayarak öldürülürse şehidtir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
22- AİLESİNİ MÜDAFA EDERKEN ÖLEN KİMSE DE ŞEHİDTİR
4026- Said b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gerçek Müslüman malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir, canını müdafa etmek uğruna öldürülürse yine şehidtir. Ailesini müdafa ederken öldürülürse şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
23- DİNİ UĞRUNDA ÖLDÜRÜLEN KİMSE ŞEHİDTİR
4027- Said b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Gerçek bir Müslüman malını müdafa uğrunda öldürülürse şehidtir. Ailesini koruma uğrunda öldürülürse yine şehidtir. Dinini yeryüzüne hâkim kılma yolunda öldürülen yine şehidtir. Canını korumak uğrunda öldürülen ise yine şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
24- ZULME UĞRAYARAK ÖLDÜRÜLEN DE ŞEHİDTİR
4028- Ebu Cafer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Süveyd b. Mukarrin’in yanında oturuyordum şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Saldırıya uğrayıp haksız yere öldürülen gerçek Müslüman şehidtir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
25- MÜSLÜMANA KILIÇ ÇEKEN ÖLDÜRÜLÜR MÜ?
4029- İbn Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim kılıcını Müslüman’a çeker ve saldırırsa öldürülür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4030- İbn Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kim Müslüman’a silahını çekerse o kimse öldürülür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4031- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bize silah çeken bizim gibi Müslüman değildir.” (İbn Mâce, Hudud: 19; Müslim: İman: 42)
4032- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Yemen’de bulunan Ali, Rasûlullah (s.a.v)’e bir miktar külçe altın göndermişti. Rasûlullah (s.a.v) o altınları Akra b. Habis el Hanzalî, Mücaşî oğullarından bir kimse, Uyeyne b. Bedr el Fezarî ve Alkame b. Ulâse el Âmirî, ve Kilaboğullarından bir kimse, ve zeyd el Hayl et Taî ve Nebhan oğullarından bir kimse arasında paylaştırmıştı. Ebu Said el Hudrî diyor ki: Bu paylaştırma işine Kureyş ve Ensar kızdılar ve şöyle dediler: “Gelen altını bizi bırakıp Necid büyüklerine dağıttı.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ben onların kalplerini İslâm’a ısındırmak için böyle yaptım.” Bu arada gözleri çukur, yanakları çıkık, sık sakallı başını usturaya vurdurmuş bir adam gelerek: “Ey Muhammed! Allah’a karşı sorumluluk bilinci duy” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Ben Allah’a isyan edersem ona başka kim itaat eder? Yeryüzündeki insanlar Bana güveniyor da siz niçin güvenmiyorsunuz?” Cemaatten bir adam o kimseyi öldürmek istedi de Rasûlullah (s.a.v) ona engel oldu. Adam dönüp gidince Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu adamın neslinden öyle kimseler çıkacak ki Kur’an okuyacaklar lakin Kur’an boğazlarından aşağıya geçmeyecek okun yaydan fırlayıp çıktığı gibi dinden çıkacaklar. Puta tapanları bırakırlar Müslümanlarla savaşırlar, onların zamanına ulaşırsam Ad kavminin yok oluşu gibi onları öldürürüm.” (Ebû Davud, Sünnet: 31; Müslim, Zekat: 47)
4033- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kıyamete yakın günlerde bir millet çıkar ki ömürleri kısa, akılları zayıf çok güzel sözler söyleyerek hayırlı şeyler konuşurlar. İmanları boğazlarından aşağıya inmez (yani söyledikleri yaşantılarında görülmez). Okun yaydan fırlayıp çıktığı gibi dinden çıkarlar, onlarla karşılaştığınızda onları öldürün! Kıyamet günü onları öldürene sevap vardır.” (Ebû Davud, Sünnet: 31; Müslim, Zekat: 47)
4034- Şerîk b. Şihab (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından biriyle karşılaşmayı ve ona hariciler konusunda bir şeyler sormayı çok arzu ederdim. O günlerde bir bayram günü arkadaşlarıyla birlikte Ebu Berze’ye rastladım ve ona: “Rasûlullah (s.a.v)’in, Haricilerden bahsettiğini işittin mi?” diye sordum. O da: “Evet” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’in söylediklerini kulaklarımla işittim ve gözlerimle gördüm. Rasûlullah (s.a.v)’e bir miktar mal gelmişti. Onu taksim edip sağındaki ve solundakilere vermişti fakat arkasındakilere vermemişti. Arkasındakilerden bir adam kalkıp şöyle demişti. Ey Muhammed, bu dağıtma işinde adaletli olmadın dedi. Bu kimse saçını usturaya vurdurmuş, iki beyaz elbise giyinmiş siyahî bir kimse idi. Bunu duyan Rasûlullah (s.a.v) çok kızdı ve şöyle dedi: “Vallahi benden sonra benden daha adil birini bulamayacaksınız sonra konuşmasını şöyle sürdürdü. Kıyamete yakın zamanlarda bir kavim çıkacak -sanki bu adam onlardan gibidir- Kur’an okuyacaklar okudukları Kur’an gırtlaklarından öteye geçmeyecek, okun yaydan çıktığı gibi İslâm’dan çıkacaklar. Onların görüntüleri başlarını kabak gibi traş etmeleridir. Mesih Deccal gelinceye kadar böyle kimseler çıkmaya devam edip gider ve sonuncuları Deccalle beraber olurlar. Onlarla karşılaştığınızda onları öldürün, onlar yaratıkların en şerlileridir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
26- MÜSLÜMANLAR BİRBİRİYLE SAVAŞABİLİR Mİ?
4035- Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müslüman ile savaşmak küfürdür. Müslüman’a sövmek ise günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır.” (Müsned: 1455)
4036- Ebu İshak (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu’l Ahvas’tan işittim. O da Abdullah’tan aktararak şöyle demişti. “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4037- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4038- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4039- Abdurrahman b. Abdullah babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4040- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4041- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” Ebu Vaile dedim ki: Bu hadisi bizzat Abdullah’tan işittin mi diye sordum. O da: “Evet” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4042- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4043- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4044- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
27- CAHİLİYYE ÖLÜMÜ NASIL OLUR?
4045- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a itaatten çıkar ve İslâm cemaatinden ayrılırsa cahiliyye ölümü üzerine ölür. Kim ümmetime karşı ayaklanır, iyi kötü ayırmadan Mü’minlere silah çekerse ve İslâm cemaatine karşı sözünde durmazsa benden değildir. Kim İslâm cemaati dışında bir gurup tutar, ırkçılık yapar ve ırkçılık için de insanları çağırırsa veya tuttuğu gurup için kızar, taraf tutar ayaklanır ve çatışmaya girer öldürülürse, cahiliyye ölümü üzere ölmüş olur.” (Müslim, İmara: 13; Buhârî, Fiten: 2)
4046- Cündüb b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim İslâm cemaati dışında taraf tutar, tarafı için çatışır, ırkçılık yapar ve ırkçılık yapmayanlar için kızarsa o kimse cahiliyye ölümü üzere ölmüş olur.” (Müslim, İmara: 13; Buhârî, Fiten: 2)
28- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANI ÖLDÜRMESİ HARAMDIR
4047- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman birbirine silah çekerse ikisi de Cehennemin kenarındadırlar. Biri diğerini öldürürse ikisi de Cehenneme düşerler.” (Müslim, Fiten: 4; Buhârî, Fiten: 10)
4048- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “İki Müslüman birbirlerine kılıç çekerlerse ikisi de Cehennemin kenarındadırlar, biri diğerini öldürürse ikisi de Cehennemdedir.” (Müslim, Fiten: 4; Buhârî, Fiten: 10)
4049- Ebu Musa (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşır biri diğerini öldürürse ikisi de Cehennemdedirler.” Oradakiler: “Ey Allah'ın Rasûlü! Katili anladık peki maktülün suçu nedir?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v): “O da arkadaşını öldürmek istiyordu” buyurdu. (Buhârî, Fiten: 10; Müsned: 18845)
4050- Ebu Musa el Eş’arî (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşırlarsa biri diğerini öldürürse ikisi de Cehennemdedirler, ikisi de birbirinden farksızdır.” (Buhârî, Fiten: 10; Müsned: 18845)
4051- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman birbirini öldürmek üzere kılıçlarıyla karşılaşırlarsa ikisi de ateştedir.” Denildi ki: “Ey Allah'ın Rasûlü! Katilin Cehennemde olmasını anladık, peki maktül neden Cehennemdedir?” Rasûlullah (s.a.v): “O da arkadaşını öldürmeye hırslıydı” buyurdu. (Müslim, Fiten: 4; Buhârî, Fiten: 10)
4052-Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşır biri diğerini öldürürse, ikisi de Cehennemdedirler ikisi de birbirinden farksızdır.” (Buhârî, Fiten: 10; Müslim, Fiten: 4)
4053- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurdu: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşı karşıya gelir ve biri de diğerini öldürürse, ölen de öldüren de ateştedir.” Oradakiler “Ey Allah'ın Rasûlü! Katili bildik Cehennemde, ya öldürülen ne olacakta Cehenneme düşüyor?” dedik. Şöyle buyurdu: “O da arkadaşını öldürmeye niyetliydi.” (Buhârî, Fiten: 10; Müslim, Fiten: 4)
4054- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşır ve biri diğerini öldürürse, ikisi de Cehennemdedirler ikisi de birbirinden farksızdır.” (Buhârî, Fiten: 10; Müslim, Fiten: 4)
4055- Ebu Musa el Eş’arî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşır ve biri de diğerini öldürürse, katil de Maktul de ateştedir.” Bir adam: “Ey Allah'ın Rasûlü! Katili bildik ateştedir peki maktul neden ateştedir?” Rasûlullah (s.a.v): “O da arkadaşını öldürmek istiyordu” buyurdu. (İbn Mâce, Fiten: 5; Müsned: 18845)
4056- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirlerinizin boynunu vurarak kafirlere benzemeyin.” (İbn Mâce, Fiten: 5; Müsned: 18845)
4057- İbn ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak kafirliğe dönmeyin. Kişi babasının ve kardeşinin işlediği cinayetten dolayı sorumlu tutulmaz.” (İbn Mâce, Fiten: 5; Müsned: 18845)
4058- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak kafirliğe dönmeyin. Kişi babasının ve kardeşinin işlediği cinayetten dolayı sorumlu tutulmaz.” (İbn Mâce, Fiten: 5; Müsned: 18845)
4059- Mesrûk (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak kafirliğe dönmeyin. Kişi kardeşinin ve babasının işlediği suçtan dolayı sorumlu tutulamaz.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4060- Mesruk (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden sonra kafirler olarak dinimizden çıkmayın.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4061- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak sapıklığa dönmeyin.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
4062- Cerir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) veda haccında insanları susturdu ve şöyle buyurdu: “Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak sapıklığa dönmeyin.” (İbn Mâce, Fiten: 5; Buhârî, Diyat: 1)
4063- Cerir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana: “İnsanları sustur demişti ve şöyle buyurmuştu: “Benden sonra birbirinizin boyunlarını vurarak kafirliğe dönmeyin.” (İbn Mâce, Fiten: 5; Buhârî, Diyat: 1)
İslami Okul Okulların En Önemlisi