Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

2715) " - Miras - Mace

BEBEK   (DOĞDUĞUNDA)  İSTİHLAL EDİNCE (BAĞIRINCA)   MİRASÇI OLUR   13

ÇOCUĞUN   (KENDİSİNE ÂİT OLDUĞUNU) İDDİA ETMEK.. 11

ÇOCUĞUNUN KENDİSİNDEN OLMADIĞINI İDDİA  EDENİN.. 10

HİÇ BİR MİRASÇISI BULUNMAYAN (ÖLÜNÜN MALININ KİME VERİLECEĞİNE DÂİR   9

KADIN ÜÇ  (ÇEŞİT) MİRAS TOPLAR.. 10

KÂFİR ADAM (MÜSLÜMAN)  ADAMIN ELLERİ ÜZERİNE MÜSLÜMAN OLUR  13

KATİLİN   (ÖLDÜRDÜĞÜ YAKININA)   MİRASÇI OLMASI. 8

MİRAS. 1

MİRASLARIN TAKSİM NEVÎLERİ. 12

MÜSLÜMANLARIN MÜSLÜMAN OLMAYANLARA MİRASÇI OLMALARI (HÜKMÜNÜN BEYÂNI) 6

VEL  (YÂNÎ AZADLAYANIN AZADLANANA MİRASÇI OLMA HAKKI) NIN SATILMASININ VE HİBE EDİLMESİNİN YASAKLANMASI. 12

 

 

MİRAS

 

2715)    "... Alî (bin Ebî Tâlib) (Radıyallâhü anhyûen; Şöyle demiştir: Resülullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vasiyyet (in infazın) -dan Önce (ölüye ait) borcun ödenmesine hükmetti. Siz;
«Edilen vasiyyetten veya borçtan artakalanının...» âyetini de okuyorsunuz. Ve Resul i Ekrem (Aleyhi's-salâ-tü ve's-selâm) ana baba bir erkek kardeşlerin birbirlerine mirasçı olduklarına, fakat (bunların beraberinde bulunan) yalnız baba bir erkek kardeşlerinin mirasçı .olmadıklarına da hükmetti."

2716)    "... Ebû Hüreyre (RadıyaHâhü anh)\\er\; Şöyle demiştir:
Bir adam Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e : Babam öldü. Mal da bırakmıştır. Ve vasiyyet etmemiştir. Onun yerine benim sadaka vermem günahlarına keffâret olur mu? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «Evet.» buyurdu."

2717)    "... Âişe (Radtyaîlâhİl an/tâ)'(\an; Şöyle demiştir:
Bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek i
(Yâ Resûlallah!)  Annem aniden öldü.    Vasiyyet de etmemişti.
Zannımca annem konuşabilseydi sadaka (verilmesini vasiyyet) ederdi. Şimdi ben onun ad m a sadaka verirsem ona da bana da sevap olur mu? diye sordu. Bunun üzerine ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Seîlem,:
«Evet  (olur),» buyurdu."

2718) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-dıyallâhü anhümâ)'den; Şöyle demiştir :
Bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek: (Geçimime vesile olacak) hiç bir şey bulamıyorum ve malım (da) yoktur. Malı bulunan bir yetimim vardır, dedi.
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (adama) : «İsraf etmeyerek ve bir sermaye edinmeyerek yetiminin malından ye,» buyurdu. Amr'in dedesi dedi ki: ve Resûl-i Ekrem  (Saîlal-lahü Aleyhi ve Sellem) in şunu da buyurduğunu zannediyorum: «Ve sen malını yetiminin malıyla koruma.»"

2719) "... Ebı) Hu rey re (Rıidıyullâhii (iııJı)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selimi) şöyle buyurdu, demiştir :
«Yâ Ebâ Hüreyre, Ferâiz (ilmin)i Öğreniniz ve öğretiniz. Çünkü ilmin yansıdır ve bu ilim unutulur. Ümmetimden çekilip çıkarılacak ilk şey bu İlimdir.»"

2720)    "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümây'dan; Şöyle demiştir:
(Ensâr'ın Hazreç kabilesinden) Sa'd bin er-Rabi (Radıyallâhü anh)'m karısı (kocası) Sa'd'ın iki kızım Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanına getirerek:
Yâ Resûlallah! Bunîar Sa'd'ın kızlarıdır. Sa'd, seninle beraber katıldığı Uhud (savaşı) günü şehîd edildi. Bu kızların amcası, Sa'd'ın bıraktığı malın hepsini aldı    (yâni kızlara hiç bir şey bırakmadı).
Şüphesiz kadın (genellikle) ancak malına tamaen nikahlanır (Yâni malı.olmayan kadınlara pek rağbet edilmez). .Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (bu müracaata cevap vermeyip) sustu. Ni-
hâyet mîras'a âit; ...pS/ifjl   j *»1 ^ir^Ji    âyeti indirildi. Bunun üzeri-
ne Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Sa'd bin er-Rabfin erkek kardeşini çağırttı ve:
«Sa'd'ın malının üçte ikisini onun iki kızma ver. Karısına da sekizde birini ver. Sen de kalanı al,» buyurdu.

2721) "... el-Hüzeyl bin Süıahbîl (1) (Rarhyallâhii an/ı)\\en; Şöyle demiştir :
Bir adam (Küfe valisi) Ebû Mûsâ el-Eş'arî ile (Küfe kadısı) Sel-mân bin Rebîa el-Bâhilî (Radıyallâhü anhümâ)'nın yanlarına gelerek, ölen kimsenin bir kızına, bir oğlunun kızına ve ana baba bir tek kız kardeşine ait miras hisselerini sordu. Ebû Mûsâ ile Selmân :
Ölünün kızına terekenin yarısı vardır. Kalan (yarısı) da ölünün kız kardeşinedir. (Böylece ölünün oğlunun kızına bir şey yoktur), dediler. (Ebû Mûsâ, soru sahibine:) Sen (Abdullah) bin Mes'ûd'a da git (Ona da sor) O da (kanaatımca) bizim fetvamıza uygun cevap verecektir, dedi. Bunun üzerine adam Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü anh)'a giderek meseleyi ona sordu ve Ebû Mûsâ ile Selmân'in söyledikleri sözleri ona anlattı. Abdullah ; Ben onların verdikleri fetvaya uygun cevap verdiğim zaman delâlete gitmiş olurum ve hidâyet üzerinde onlardan olmam. Ve lâkin ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in hükmü ile hükmedeceğim. (O da şudur:) ölünün kızına terekenin yarısı var. Ölünün oğlunun kızına, terekenin üçte ikisini tamamlamak üzere altıda bir var. Kalan (üçte biride ölünün kızkardeşinedir."

2722)    "... Ma'kil bin Yesâr el-Müzenî (Radtyaüâkü anhyâen; Şöyle de mistir:
T*teygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'den işittim ki  (miras crfar)  içinde bir ced   (baba babasm)ın bulunduğu bir ferâiz meşe
leşi O'na arz edilmiş ve O, cedd'e üçte bir veya altıda bir hisse vermiştir  (buna hükmetmiştir)."

2723)       M a'kil   bin   Yesâr   (Rathyallûlıİi  <//;//,) >len ;   Şöyle   demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî, bizde olan bir cedddn mirası)  hakkında altıda bir hisse ile hükmetti."

2724)    "... Kabîsa bin Züeyb (Radıyallâhü a»A)'den; Şöyle demiştir:
(Sahîh) cedde (Yâni ölünün anne annesi) Ebû Bekir es-Sıddîk (Radıyallâhü anh) 'a müracaat ederek mîrasçıhk hakkını sormuş, Ebû Bekir de kendisine:
Allah'ın kitabında senin (nıîrasçılık hakkın) için bir şey yoktur. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in sünnetinde (hadîsinde) senin (mirasçılık hakkın) için bir şeyin bulunduğunu da bilmiyorum. Bu itibarla ben (durumu) sahâbilere soruncaya kadar sen git, diye cevap vermiş ve sonra (durumu) sahâbilere sormuştur. (Soruşturma neticesinde) el-Müğîre bin Şu'be (Radıyallâhü anh) : Resûlullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona (yâni sahîh neneye) altıda bir hisse verirken ben O'nun huzurunda bulundum, demiş. Bunun üzerine Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) el-Müğîre'ye: Senin beraberinde başka şâhid, var mı? diye sorunca Muhammed bin Mesleme el-Ensâri (Radıyallâhü anh) ayağa kalkarak, el-Müğîre bin Şu'be'nin dediğinin mislini söylemiş. Sonra Ebû Bekir o neneye altıda bir miras hissesinin verilmesine hükmetmiştir.
Daha sonra baba tarafından olan diğer nene (yâni ölünün baba annesi) Ömer (Radıyallâhü anh)ıa başvurarak mîrasçıhk hakkını sormuştur. Ömer de kendisine :
Allah'ın kitabında senin (mirasçılık hakkın) için bir şey yoktur. (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) devirlerinde) neneye altıda bir miras hissesine dâir verilen hüküm ancak senden başkası (yâni diğer nene) için idi. Ben miras paylarına bir şey ilâve edici de değilim. Ve lâkin (sahîh) nenenin miras hissesi o südüstür (altıda bir nisbetindeki paydır). Artık bu hissede ikiniz içtima ederseniz bu hisse ikiniz arasmdadır (eşit bölüşürsünüz) .İkinizden hangisi tek basma bu hisseye mirasçı olursa (yâni diğeriniz yok ise) bu hisse onadır, demiştir."

2725)    ".,,  (Abdullah)  hin Abbâs  (Radıyallâhü anhümâ)'dan;  Şöyle demiştir :
Resûlullah  (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)   (sahih)  neneyi altıda bir hisseye mirasçı kıldı."

2726)    "... Ma'dân bin Ebî Talha el-Ya'mürî (Radtyallâhü anhüm)'âen] Şöyle demiştir:
Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh) Cuma günü hutbe okumak üzere ayağa kalktı veya Cuma günü onlara hutbe okudu. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi:
Allah'a yemin ederim ki ben şüphesiz kelâle işinden daha Önemli hiç bir şeyi kendimden;, sonraya bırakmıyorum. (Yâni arkama bırakacağım en önemli mesele kelâle meselesidir). Ben (Kelâle meselesini) Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellemî'e şüphesiz sordum. Bana karşı bu meselede sert davrandığı kadar hiç bir meselede böyle sert davranmadı. Hattâ (bu meseleyi sorduğum zaman) benim yanıma veya göğsüme mübarek parmağıyla dürttü. Sonra:
«Yâ Ömer! Nisa sûresinin sonunda inen yaz mevsimi âyeti (176. âyet) sana kâfidir.» buyurdu."

2727)    "... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anh)Jdtn; Şöyle demiştir:
> Üç mesele vardır ki Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) onları (açıklamış olsaydı O'nun) açıklaması bana dünyadan ve dünyadaki bütün şeylerden daha sevimli (olacak)ti: Kelâle, faiz ve hilâfet."

2728) "... Câbir bin Abdillah (Radıyailâhü anhümâ)'(\an; Şöyle demiştir: Ben (bir ara) hastalandım. ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem) ve Ebû Bekir (Radıyailâhü anh) birlikte yaya olarak beni hastalığım nedeniyle ziyarete gelmişler. Ben bu esnada baygın imişim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) abdest almış sonra abdest suyundan bir mikdarmı benim üzerime serpmiş. (Ben hemen ayıldım) ve;
Yâ Resûlallah! Nasıl yapayım? Malım hakkında nasıl hükmedeyim? dedim. Nihayet Nisa sûresinin sonundaki miras âyeti indi. (Ke-lâle mirasına dâir Nisa sûresinin);   



 

MÜSLÜMANLARIN MÜSLÜMAN OLMAYANLARA MİRASÇI OLMALARI (HÜKMÜNÜN BEYÂNI)


2729) "... Csâme bin Zeyd (Radıyallâhü ankümâ), Peygamber (Sallat-faJıü A ley ki ve Sellem)!Ğen rivayet ettiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimiz:
«Müslüman, kâfire mirasçı olamaz ve kâfir de müslümana vâris olamaz» buyurmuştur."                                                   

2730) "... Üsâme bin Zeyrî (Radıyallâhü anhümâ)'<\an rivayet edildiğine göre kendisi :
Yâ Resûlallah! Mekke'deki evine mi ineceksin? diye sormuş. Re-sûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Akıl (Mekke'de) bize evden, meskenden bir şey mi bıraktı?» diye cevâb vermiştir. Akil ve (kardeşi) Tâlib, (babaları) Ebû Tâlib'e vâris olmuşlardı. (Ebû Tâlib'in diğer oğullan) Ca'fer ve Alî (Radıyallâhü anhümâ) hiç bir şeye mirasçı olmamışlardı. Çünkü (Ebû Tâlib öldüğünde) bunlar müslüman idiler. Akil ile Tâlib ise kâfir idiler.
Ömer (Radıyallâhü anh) bunun için diyordu ki: Mü'min, kâfire mirasçı olamaz.
Üsâme (Radıyallâhü anh) da şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Müslüman, kâfire mirasçı olamaz. Kâfir de müslümana mirasçı olamaz.»"   '

2731) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-dıyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur ;
-İki milletin insanları biribirine mirasçı olamazlar.-"

 

2732) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Ra-dtyallâhü anhüm)'den; Şöyle demiştir:
Riyâb bin Huzeyfe bin Saîd bin Sehm, Ma'mer'in kızı Ümmü Vâil el-Cümehiyye ile evlendi ve ondan üç erkek çocuğu oldu. Sonra çocukların annesi öldü. Oğlan çocuklar, annelerinin bir evine ve annelerinin âzadhlannm velâ hakkına mirasçı oldular. Daha sonra Amr bin el-Âs (Radıyallâhü anh) bu çocukları Şam'a götürdü. Çocuklar Amvâs vebâsmda öldüler. Onların asabesi durumundaki Amr (bin el-Âs) onlara mirasçı oldu. Sonra Ma'mer'in oğulları gelip (halife) Ömer (bin el-Hattâb) (Radıyallâhü anh) 'a müracaat ederek kız-kardeşlerinîn velâ hakkı konusunda Amr'a dâvâcı oldular. Bunun üzerine Ömer (Radıyallâhü anh) :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seİlemî'den işittiğim hadîsle aranızda hükmedeceğim. Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den şöyle buyururken işittim, dedi:
«Veled (çocuk) ve vâlid (baba veya annen) in elde ettikleri mî-ras hakkı, o (çocuğun veya babası ile annesi) nin olan asabesinindir.»
Abdullah de$\ ki: Ömer (Radıyallâhü anh), (bu hadîse dayanarak) Ümmü vâü'in velâ hakkının bize ait olduğuna hükmetti ve bizim için bu hükme dâir bir yazı verdi. Bu yazıda Abdurrahman bin Avf, Zeyd bin Sabit ve diğer bir zâtın şâhidliği de vardı. Nihayet
Abdülmelik bin Mervân halîfe olduğu süre içinde Ümmü Vâil'in bir âzadlısı vefat etti ve iki bin dinar mâras bıraktı da (Ömer tarafından verilen) bu hükmün değiştirildiği haberi bana ulaştı.
Ma'mer'in oğulları, yâni Ümmü Vâil'in erkek kardeşleri bu kere (velâ hakkı için) Hişâm bin İsmail'e müracaatla (bize) dâvâcı oldular. Hişâm da bizi (halife) Abdülmelik'e havale etti. Biz de Ömer (Radıyallâhü anh) 'in yazılı hükmünü Abdülmelik'e götürdük. Abdülmelik:
Ben gerçekten bu hükmün şüphe götürmez hüküm nevinden olduğu görüşünde idim. Medine-i Münevvere halkının durumunun bu hükümde tereddüd edebilecek dereceye ulaştığını sanmıyordum, dedi.
Sonra Abdülmelik (de) Ümmü Vâii'in velâ hakkının bize âit olduğuna hükmetti. Biz bu ana kadar bu hakkımıza devam edegel-dik."

2733)   -£•,.. Âişe (RadıyaUâhü <ınhâ)'(\\\x\; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bir âzadlı kölesi bir hurma ağacından düşüp vefat etti. Geriye bir mikdar mal bıraktı. Ne çocuğu ne de başkaca yakım vardı. Bunun üzerine Peygamber (Sal-
iallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Onun mirasını, köylülerinden bir adama veriniz»  buyurdu."

2734) "... (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Scllem)'in amcası) Hamza (Radıyallâhü ank)'m kızı (ki Muhammed bin Ebî Leylâ'nın dediğine göre; Abdullah bin Şeddâd'ın ana bir kız kardeşidir) (Radıyallâhü a«/s<z)'dan; Şöyle demiştir :
Benim bir âzadlı kölem vefat etti ve geriye bir kız bıraktı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun malını benim ile kızı arasında taksim etti. Malının yarısını bana, yarısını da onun kızına hükmetti."

 



KATİLİN   (ÖLDÜRDÜĞÜ YAKININA)   MİRASÇI OLMASI

2735)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhii anhyâen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Katil (öldürdüğü kimseye) mirasçı olamaz,* buyurmuştur."

2736) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radıyallâhü ankümây dan; Şöyle demiştir :
Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke'nin fetih günü ayağa kalkarak şöyle buyurdu ■.
-Kadın, kocasının diyeti (kan bahası) ndan ve malından miras alır ve erkek de karısının diyetinden ve malından miras alır. Bunlardan birisi arkadaşını (yâni eşini) öldürmedikçe, (hüküm budur.) Karı ve kocadan birisi arkadaşını (eşini) kasden öldürdüğü zaman, diyetinden ve malından hiç bir şeye vâris olamaz. Eğer bunlardan birisi arkadaşını yanlışlıkla öldürürse onun malından mîras alır. Fakat diyetinden mîras alamaz."
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedinde bulunan Muhammed bin Sa'îd, asılarak öldürülen Said'dir. Ahmed : Onun hadîsleri mevzudur, demiştir ve bir defasında da : O, kasden ve bile bile hadis uydururdu, demiştir. Ebû Ahmed el-Hâkim de : O, hadîs uydururdu ve zındıklık suçundan dolayı asıldı, demiştir. El-Hâkim Ebû Abdillah da : O'nun rivayetinin düşüklüğünde ihtilâf yoktur, demiştir,                                                                       

2737) "... Ebû Ümâme (Es'ad) bin Sehl bin Huneyf (2) (Radtyallâhü anh) 'den rivayet edildiğine göre :
Bir adam (başka) bir adama bir ok atarak öldürdü. Öldürülen adamın bir dayıdan başka mirasçısı da yoktu. Ebû Ubeyde bin el-Cer-râh (Radıyallâhü anh) bu adamın miras işini (halîfe) Ömer (Radı-yallâhü anh) ra yaslı olarak sordu. Ömer (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur, diye Ebü Ubeyde'ye yazılı cevab verdi:
«Allah ve Resulü, hiç bir mirasçısı bulunmayan (müslüman)ın mirasçısıdır. Dayı da hiç mirasçısı bulunmayan (yeğenin) in mîras-çısıdır.»"

2738) "... Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemy'm sahabelerinden olup Şâm halkından ol.an Mikdâm Ebû Kerîme (bin Madîkerib) (3) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Resûîullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim  (ölüp de) bir mal bırakırsa o mal onun mirasçüaruıadır.
Ve kim (ölüp de) bir ağırlık (yâni yardıma muhtaç çoluk çocuk ve borç) bırakırsa o ağırlık (işini yüklenmek) bize aittir, (veya: O agır-İlk Allah'a ve Resulüne aittir, buyurmuştur). Ve ben hiç bir mirasçısı bulunmayanın mîrasçısıyım. Onun yerine diyet veririm ve onun mirasını alırım. Dayı da hiç bir mirasçısı bulunmayanın mîrasçısıdir. Onun yerine diyet öder ve ona mirasçı olur.»"

2739)    "... Alî bin Ebî Tâlib  (Radıyallâhü anh)\\en;  Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ana baba bir kardeşlerin biribirlerine mirasçı olduklarına, (bunlarla beraber bulunan) yalnız baba bir kardeşlerinin (bunlara) mirasçı olmadıklarına hükmetti. Adam, baba ve anne bir kardeşine mirasçı olur. Fakat o kardeşin (yalnız) baba bir kardeşleri mirasçı olmazlar."

2740) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
* (Ölenin) mabnı belirli hisse sahipleri arasında taksim ediniz. Hisselerden artakalanı  (ölüye)  en yakın erkeğe veriniz.»"



 

HİÇ BİR MİRASÇISI BULUNMAYAN (ÖLÜNÜN MALININ KİME VERİLECEĞİNE DÂİR


2741)    "...  (AbHııHah)  bin Abbâs  ( Radıyallâhii anhümâ)\\ar\\ Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam Öldü ve geriye hiç bir mirasçı bırakmadı. Fakat âzadlamış olduğu bir köle vardı. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) adamın mirasını o âzadlanmiş köleye verdi."



 

KADIN ÜÇ  (ÇEŞİT) MİRAS TOPLAR

 
2742) "... Vasile bin el-Eska' (4) (Radıyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre:  Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve. Sellem)  şöyle buyurmuştur:
■Kadın (şu) üç (çeşit) mirası toplar (alır) ; Âzadlısı, yolda (terk edilmiş olarak) bulup yetiştirdiği bebek ve üzerine, kocasıyla liânlaş-tığı çocuğu  (onun mirasları) .»
Muhammed bin Yezîd dedi ki: Bu hadisi Hişâm'dan başkası rivayet etmemiştir."



 

ÇOCUĞUNUN KENDİSİNDEN OLMADIĞINI İDDİA  EDENİN

2743)     "... Ebû Hüreyre (Radıyollâhü anh)*(]en;  ŞnySe demiştir:
Liân âyeti (Nûf sûresinin 6 - 9. âyetleri) indiği zaman Resulul-lah   CSallallahü Aleyhi ve Sellem)  şöyle buyurdu :
-Hangi kadın (doğurduğu gayri meşru çocuğun kocasından olduğunu ve meşruluğunu iddia etmek suretiyle) bir aileden olmayan bir kişiyi onlara ilhak eder (katar) sa o kadının Allah (in dini veya rahmeti) ile ilgisi yoktur ve Allah onu cennetine sokmayacaktır. Hangi erkek de çocuğunu tanıdığı (yâni kendisinden olduğunu bildiği) halde inkâr eder (yâni kendisinden olmadığım iddia eder) ise Allah kıyamet günü onu (rahmetinden veya cemâlini görmekten) mahrum edecek ve şâhidler (yâni mahşerdekilerHn huzurunda rezîl edecektir.»"

2744) i:... Amr hin Şuayb;in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Ra-dtyallâhü an/tüm)tâen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallatlahiî Aleyhi ve Sellcın) şöyle buyurmuştur :
«Kişinin, bilmediği bir nesebi iddia etmesi veya iç yüzü mechül olsa bile bir nesebi reddetmesi  (soy nimetine)  bir nankörlüktür.»"

 



ÇOCUĞUN   (KENDİSİNE ÂİT OLDUĞUNU) İDDİA ETMEK

 
2745} Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Radıyal-lâhü atıhüm)\\ew rivayet edildiğine tföre: Resûlulhıh (Sallallahü Aleyhi ve Sri-letn) şöyle buyurmuştur :
«Kim bir câriye veya hür kadınla zina ederse, ondan olma çocuk, zina çocuğudur. Çocuk (o kimseye) mirasçı olamaz ve kendisine mirasçı olunamaz.-"


2746) '... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdu!l;ıh bin Amr bin el-As) (Rti-dtyallâhü anJwm)'r\en rivayet edildiğine tföre: Resûlullah (Sal/aflatıü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurmuştur :
«Nisbet edildiği babasının ölümünden sonra ilhak edilmesi istenen çocuk, babası olduğu söylenen adamın Ölümünden sonra mirasçılarının ilhak iddiasında bulundukları kimsedir.»
Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bu konuda) şöyle hükmetti:
«Adamın cinsel ilişkide bulunduğu zaman mâliki bulunduğu bir cariyeden doğma kimse, onun adamm çocuğu olduğunu iddia eden (mirasçılar) a katılmış olur. Fakat ilhak iddiasından önce (adamın mirasçıları arasında) taksim edilmiş olan miras malından o kimseye bir şey yoktur. Henüz taksim edilmemiş mirastan yetiştiği mikdar-dan hissesi kendisinedir. Nisbet edildiği babası (hayatta iken) onu inkâr etmiş (yâni çocuğu olmadığım söylemiş) olduğu zaman, artık (mirasçılar ilhak iddiasında bulunsa bile) o kimse mirasçılara katılmaz (ve adamın çocuğu sayılamaz). Eğer çocuk, adamın (cinsel ilişkide bulunduğu zaman) mâlik olmadığı bir cariyeden veya zina ettiği hür bir kadından olsa, (adamın mirasçıları ilhak iddiasında bulunsa bile) çocuk adamın evlâdından sayılamaz ve çocuğa mirasçı olunamaz. Kendisine nisbet edilen adam, çocuğun kendisinden olduğunu iddia etse bile hüküm böyledir. Çünkü o, bir zina çocuğudur, hür veya câriye olan annesinin mirasçılarına katılır.»
(Râvi) Muhammed bin Eâşid demiştir ki: Hadisteki "İlhaktan önce taksim edilen miras" sözü ile İslâm'dan önce, câhiliyet devrinde mirasçılar arasında taksim edilmiş olan mal kasdedilmiştir."



 

VEL  (YÂNÎ AZADLAYANIN AZADLANANA MİRASÇI OLMA HAKKI) NIN SATILMASININ VE HİBE EDİLMESİNİN YASAKLANMASI

2747) "... (Abflullah) bin Ömer (RadıyaHâhü anhümâ)'Ğa.n; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), velâ (yâni âzadlaya-nın, âzadlariana mirasçı olma hakkı) nın satılmasını ve hibe edilmesini yasaklamıştır."

2748) "... (Abdullah) bin Ömer (RadıyaUâhü anhum'â)'dan: Şöyle demiştir :
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) velâ'nın satılmasını ve hibe edilmesini yasaklamıştır."



 

MİRASLARIN TAKSİM NEVÎLERİ

2749) "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü ankümâ)'dan rivayet edildi-ğine-gşrç; ReşûluUah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: ,-•
«Câhiliyet devrinde taksim edilmiş olan miras malı, câhiliyet devrindeki taksim şekli üzerinde (geçerli) dir. İslâmiyet'in yetiştiği miras malı da İslâmiyet'in taksim şekli üzerinde  (geçerli)dir.»"



 

BEBEK   (DOĞDUĞUNDA)  İSTİHLAL EDİNCE (BAĞIRINCA)   MİRASÇI OLUR

2750)    "... Câbir (bin Abdillah}   (Radıyallâhü anhümâ)\\i\v\ rivayet edildiğine çöre; Resûlullah (Salla/lahü Aleyhi ve Sellcm) şöyle buyurdu, demiştir:
«Bebek  (doğduğunda)   istihlâl edince   (bağırınca veya hayat belirtisi gösterince) cenaze namazı kılınır ve mirasçı olur.»"

2751) "... Câbir bin Abdillah ve eî-Misver bin Mahrama (5) (Radıyal-lâhü (whüm)'(\en rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Stili ali akü Aleyhi ve Sefirin) şöyle buyurdu, demiştir :
«Bebek (doğduğunda) bağırarak istihlâl etmedikçe (ses çıkarmadıkça) mirasçı olmaz.»
(Râvî) demiştir ki: Bebeğin istihlâl'ı, ağlaması, bağırması veya aksırmasidır."



 

KÂFİR ADAM (MÜSLÜMAN)  ADAMIN ELLERİ ÜZERİNE MÜSLÜMAN OLUR

2752)    "... Temini ed-Dârî (6)   (Radıyallâhü anh)'den;  Şöyle demiştir:
Ben (bir defa) : Yâ Resûlallah! (Müslüman) adamın elleri üzerine müslümanlığı kabul eden Ehl-i Kitâb'tan olan adam hakkındaki sünnet (=şer'i hüküm) nedir? diye sordum. Resûl-i Ekrem (Sallal-lahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
«(Müslüman) adam, müslümanlığı kabul edene, hayatında ve ölümünde herkesten evlâ  (fazla yakın)dır.»"