2715) " - Miras - Mace
BEBEK (DOĞDUĞUNDA) İSTİHLAL EDİNCE (BAĞIRINCA) MİRASÇI OLUR
ÇOCUĞUN (KENDİSİNE ÂİT OLDUĞUNU) İDDİA ETMEK
ÇOCUĞUNUN KENDİSİNDEN OLMADIĞINI İDDİA EDENİN
HİÇ BİR MİRASÇISI BULUNMAYAN (ÖLÜNÜN MALININ KİME VERİLECEĞİNE DÂİR
KÂFİR ADAM (MÜSLÜMAN) ADAMIN ELLERİ ÜZERİNE MÜSLÜMAN OLUR 13
KATİLİN (ÖLDÜRDÜĞÜ YAKININA) MİRASÇI OLMASI
MÜSLÜMANLARIN MÜSLÜMAN OLMAYANLARA MİRASÇI OLMALARI (HÜKMÜNÜN BEYÂNI)
MİRAS
2715) "... Alî (bin Ebî Tâlib) (Radıyallâhü
anhyûen; Şöyle demiştir: Resülullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), vasiyyet (in infazın) -dan Önce (ölüye ait) borcun
ödenmesine hükmetti. Siz;
«Edilen vasiyyetten veya borçtan artakalanının...» âyetini de
okuyorsunuz. Ve Resul i Ekrem (Aleyhi's-salâ-tü ve's-selâm)
ana baba bir erkek kardeşlerin birbirlerine mirasçı olduklarına,
fakat (bunların beraberinde bulunan) yalnız baba bir erkek
kardeşlerinin mirasçı .olmadıklarına da hükmetti."
2716) "... Ebû Hüreyre (RadıyaHâhü anh)\\er\; Şöyle
demiştir:
Bir adam Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e : Babam öldü. Mal da bırakmıştır. Ve
vasiyyet etmemiştir. Onun yerine benim sadaka
vermem günahlarına keffâret olur mu? diye
sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Evet.» buyurdu."
2717) "... Âişe (Radtyaîlâhİl an/tâ)'(\an;
Şöyle demiştir:
Bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek i
(Yâ Resûlallah!) Annem aniden öldü.
Vasiyyet de etmemişti.
Zannımca annem konuşabilseydi sadaka (verilmesini
vasiyyet) ederdi. Şimdi ben onun ad m a sadaka
verirsem ona da bana da sevap olur mu? diye
sordu. Bunun üzerine ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Seîlem,:
«Evet (olur),» buyurdu."
2718) "... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Ra-dıyallâhü anhümâ)'den; Şöyle demiştir :
Bir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e gelerek: (Geçimime vesile
olacak) hiç bir şey bulamıyorum ve malım (da) yoktur. Malı
bulunan bir yetimim vardır, dedi.
Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (adama) : «İsraf etmeyerek ve bir sermaye edinmeyerek
yetiminin malından ye,» buyurdu. Amr'in dedesi dedi ki: ve Resûl-i Ekrem (Saîlal-lahü Aleyhi ve Sellem) in şunu da
buyurduğunu zannediyorum: «Ve sen malını yetiminin malıyla
koruma.»"
2719) "... Ebı) Hu rey re (Rıidıyullâhii
(iııJı)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Selimi) şöyle buyurdu, demiştir :
«Yâ Ebâ Hüreyre, Ferâiz (ilmin)i Öğreniniz ve öğretiniz. Çünkü ilmin yansıdır ve bu ilim unutulur.
Ümmetimden çekilip çıkarılacak ilk şey bu İlimdir.»"
2720) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümây'dan;
Şöyle demiştir:
(Ensâr'ın Hazreç kabilesinden) Sa'd bin er-Rabi (Radıyallâhü anh)'m
karısı (kocası) Sa'd'ın iki kızım Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanına getirerek:
Yâ Resûlallah! Bunîar Sa'd'ın kızlarıdır.
Sa'd, seninle beraber katıldığı
Uhud (savaşı) günü şehîd edildi. Bu
kızların amcası, Sa'd'ın bıraktığı
malın hepsini aldı (yâni kızlara hiç bir şey
bırakmadı).
Şüphesiz kadın (genellikle) ancak malına
tamaen nikahlanır (Yâni malı.olmayan kadınlara pek rağbet
edilmez). .Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (bu müracaata cevap vermeyip) sustu. Ni-
hâyet mîras'a âit; ...pS/ifjl j *»1
^ir^Ji âyeti indirildi. Bunun üzeri-
ne Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Sa'd
bin er-Rabfin erkek kardeşini çağırttı ve:
«Sa'd'ın malının üçte ikisini onun iki kızma ver.
Karısına da sekizde birini ver. Sen de kalanı al,» buyurdu.
2721) "... el-Hüzeyl bin Süıahbîl (1) (Rarhyallâhii an/ı)\\en; Şöyle demiştir :
Bir adam (Küfe valisi) Ebû Mûsâ el-Eş'arî ile (Küfe kadısı)
Sel-mân bin Rebîa el-Bâhilî (Radıyallâhü anhümâ)'nın yanlarına
gelerek, ölen kimsenin bir kızına, bir oğlunun kızına
ve ana baba bir tek kız kardeşine ait miras hisselerini sordu. Ebû
Mûsâ ile Selmân :
Ölünün kızına terekenin yarısı vardır. Kalan (yarısı) da ölünün kız kardeşinedir.
(Böylece ölünün oğlunun kızına bir şey
yoktur), dediler. (Ebû Mûsâ, soru sahibine:)
Sen (Abdullah) bin Mes'ûd'a da git (Ona da sor) O da (kanaatımca) bizim
fetvamıza uygun cevap verecektir, dedi. Bunun üzerine adam
Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü anh)'a giderek meseleyi ona sordu ve Ebû
Mûsâ ile Selmân'in söyledikleri sözleri ona anlattı. Abdullah
; Ben onların verdikleri fetvaya uygun cevap verdiğim zaman
delâlete gitmiş olurum ve hidâyet üzerinde onlardan olmam. Ve lâkin ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'in hükmü ile
hükmedeceğim. (O da şudur:) ölünün
kızına terekenin yarısı var. Ölünün oğlunun
kızına, terekenin üçte ikisini tamamlamak üzere altıda bir var.
Kalan (üçte biride ölünün kızkardeşinedir."
2722) "... Ma'kil bin Yesâr el-Müzenî (Radtyaüâkü anhyâen;
Şöyle de mistir:
T*teygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'den işittim ki (miras
crfar) içinde bir ced (baba babasm)ın bulunduğu bir
ferâiz meşe
leşi O'na arz edilmiş ve O, cedd'e üçte bir veya altıda bir
hisse vermiştir (buna hükmetmiştir)."
2723) M a'kil bin Yesâr
(Rathyallûlıİi <//;//,)
>len ; Şöyle demiştir: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellemî, bizde olan bir cedddn mirası)
hakkında altıda bir hisse ile hükmetti."
2724) "... Kabîsa bin Züeyb (Radıyallâhü a»A)'den;
Şöyle demiştir:
(Sahîh) cedde (Yâni ölünün anne annesi) Ebû Bekir es-Sıddîk
(Radıyallâhü anh) 'a müracaat ederek mîrasçıhk hakkını
sormuş, Ebû Bekir de kendisine:
Allah'ın kitabında senin (nıîrasçılık hakkın)
için bir şey yoktur. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in sünnetinde (hadîsinde) senin (mirasçılık hakkın) için
bir şeyin bulunduğunu da bilmiyorum. Bu itibarla ben (durumu)
sahâbilere soruncaya kadar sen git, diye cevap vermiş
ve sonra (durumu) sahâbilere sormuştur. (Soruşturma neticesinde)
el-Müğîre bin Şu'be (Radıyallâhü anh) :
Resûlullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona (yâni sahîh neneye) altıda
bir hisse verirken ben O'nun huzurunda bulundum, demiş. Bunun üzerine Ebû
Bekir (Radıyallâhü anh) el-Müğîre'ye: Senin beraberinde başka
şâhid, var mı? diye sorunca Muhammed bin
Mesleme el-Ensâri (Radıyallâhü anh) ayağa kalkarak, el-Müğîre
bin Şu'be'nin dediğinin mislini söylemiş. Sonra
Ebû Bekir o neneye altıda bir miras hissesinin verilmesine
hükmetmiştir.
Daha sonra baba tarafından olan diğer nene (yâni ölünün baba annesi)
Ömer (Radıyallâhü anh)ıa başvurarak
mîrasçıhk hakkını sormuştur. Ömer de
kendisine :
Allah'ın kitabında senin (mirasçılık hakkın) için bir
şey yoktur. (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve
Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) devirlerinde) neneye altıda bir miras
hissesine dâir verilen hüküm ancak senden başkası (yâni diğer
nene) için idi. Ben miras paylarına bir şey
ilâve edici de değilim. Ve lâkin (sahîh) nenenin
miras hissesi o südüstür (altıda bir nisbetindeki paydır). Artık bu hissede ikiniz içtima ederseniz bu hisse ikiniz
arasmdadır (eşit bölüşürsünüz) .İkinizden hangisi tek basma
bu hisseye mirasçı olursa (yâni diğeriniz yok ise) bu hisse
onadır, demiştir."
2725) ".,, (Abdullah)
hin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) (sahih) neneyi
altıda bir hisseye mirasçı kıldı."
2726) "... Ma'dân bin Ebî Talha el-Ya'mürî (Radtyallâhü
anhüm)'âen] Şöyle demiştir:
Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh) Cuma günü hutbe okumak üzere
ayağa kalktı veya Cuma günü onlara hutbe okudu. Allah'a hamd ve sena
ettikten sonra şöyle dedi:
Allah'a yemin ederim ki ben şüphesiz kelâle işinden daha Önemli hiç
bir şeyi kendimden;, sonraya bırakmıyorum. (Yâni
arkama bırakacağım en önemli mesele kelâle meselesidir). Ben (Kelâle meselesini) Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellemî'e
şüphesiz sordum. Bana karşı bu meselede sert
davrandığı kadar hiç bir meselede böyle
sert davranmadı. Hattâ (bu meseleyi sorduğum zaman)
benim yanıma veya göğsüme mübarek parmağıyla dürttü.
Sonra:
«Yâ Ömer! Nisa sûresinin sonunda inen yaz mevsimi âyeti (176. âyet)
2727) "... Ömer bin el-Hattâb (Radtyallâhü anh)Jdtn; Şöyle demiştir:
> Üç mesele vardır ki Resûlullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem)
onları (açıklamış olsaydı O'nun) açıklaması
bana dünyadan ve dünyadaki bütün şeylerden daha sevimli (olacak)ti:
Kelâle, faiz ve hilâfet."
2728) "... Câbir bin Abdillah (Radıyailâhü anhümâ)'(\an; Şöyle
demiştir: Ben (bir ara) hastalandım.
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem) ve Ebû Bekir (Radıyailâhü anh)
birlikte yaya olarak beni hastalığım
nedeniyle ziyarete gelmişler. Ben bu esnada baygın
imişim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Selîem) abdest almış sonra abdest suyundan bir
mikdarmı benim üzerime serpmiş. (Ben hemen ayıldım)
ve;
Yâ Resûlallah! Nasıl yapayım? Malım hakkında nasıl hükmedeyim? dedim. Nihayet Nisa sûresinin sonundaki
miras âyeti indi. (Ke-lâle mirasına dâir Nisa sûresinin);
MÜSLÜMANLARIN MÜSLÜMAN OLMAYANLARA MİRASÇI OLMALARI (HÜKMÜNÜN BEYÂNI)
2729) "... Csâme bin Zeyd (Radıyallâhü ankümâ), Peygamber
(Sallat-faJıü A ley ki ve Sellem)!Ğen
rivayet ettiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) efendimiz:
«Müslüman, kâfire mirasçı olamaz ve kâfir de müslümana vâris olamaz»
buyurmuştur."
2730) "... Üsâme bin Zeyrî (Radıyallâhü anhümâ)'<\an rivayet
edildiğine göre kendisi :
Yâ Resûlallah! Mekke'deki evine mi ineceksin? diye sormuş. Re-sûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
«Akıl (Mekke'de) bize evden, meskenden bir şey mi bıraktı?»
diye cevâb vermiştir. Akil ve (kardeşi) Tâlib,
(babaları) Ebû Tâlib'e vâris olmuşlardı. (Ebû Tâlib'in
diğer oğullan) Ca'fer ve Alî (Radıyallâhü
anhümâ) hiç bir şeye mirasçı olmamışlardı. Çünkü (Ebû Tâlib öldüğünde) bunlar müslüman idiler. Akil ile Tâlib ise kâfir idiler.
Ömer (Radıyallâhü anh) bunun için diyordu ki: Mü'min, kâfire mirasçı
olamaz.
Üsâme (Radıyallâhü anh) da şöyle demiştir: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Müslüman, kâfire mirasçı olamaz. Kâfir de müslümana mirasçı olamaz.»" '
2731) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Ra-dıyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah
(Sallattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur ;
-İki milletin insanları biribirine mirasçı olamazlar.-"
2732) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin
Amr bin el-Âs) (Ra-dtyallâhü anhüm)'den; Şöyle demiştir:
Riyâb bin Huzeyfe bin Saîd bin Sehm, Ma'mer'in kızı Ümmü Vâil
el-Cümehiyye ile evlendi ve ondan üç erkek çocuğu oldu. Sonra
çocukların annesi öldü. Oğlan çocuklar, annelerinin bir evine
ve annelerinin âzadhlannm velâ hakkına mirasçı oldular. Daha sonra Amr bin el-Âs (Radıyallâhü anh) bu çocukları
Şam'a götürdü. Çocuklar Amvâs vebâsmda öldüler.
Onların asabesi durumundaki Amr (bin el-Âs) onlara
mirasçı oldu. Sonra Ma'mer'in oğulları
gelip (halife) Ömer (bin el-Hattâb) (Radıyallâhü anh) 'a müracaat ederek
kız-kardeşlerinîn velâ hakkı konusunda Amr'a dâvâcı
oldular. Bunun üzerine Ömer (Radıyallâhü anh) :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seİlemî'den işittiğim
hadîsle aranızda hükmedeceğim. Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) 'den şöyle buyururken işittim, dedi:
«Veled (çocuk) ve vâlid (baba veya annen) in elde ettikleri mî-ras hakkı,
o (çocuğun veya babası ile annesi) nin olan asabesinindir.»
Abdullah de$\ ki: Ömer (Radıyallâhü anh), (bu hadîse dayanarak) Ümmü
vâü'in velâ hakkının bize ait olduğuna hükmetti ve bizim için bu
hükme dâir bir yazı verdi. Bu yazıda
Abdurrahman bin Avf, Zeyd bin Sabit ve diğer bir zâtın
şâhidliği de vardı. Nihayet
Abdülmelik bin Mervân halîfe olduğu süre içinde Ümmü Vâil'in bir
âzadlısı vefat etti ve iki bin dinar mâras bıraktı da (Ömer
tarafından verilen) bu hükmün değiştirildiği haberi bana
ulaştı. Ma'mer'in oğulları, yâni
Ümmü Vâil'in erkek kardeşleri bu kere (velâ hakkı için) Hişâm
bin İsmail'e müracaatla (bize) dâvâcı oldular. Hişâm da bizi (halife) Abdülmelik'e havale etti. Biz de Ömer (Radıyallâhü anh) 'in yazılı hükmünü
Abdülmelik'e götürdük. Abdülmelik:
Ben gerçekten bu hükmün şüphe götürmez hüküm nevinden olduğu
görüşünde idim. Medine-i Münevvere halkının durumunun bu hükümde
tereddüd edebilecek dereceye ulaştığını
sanmıyordum, dedi.
Sonra Abdülmelik (de) Ümmü Vâii'in velâ hakkının
bize âit olduğuna hükmetti. Biz bu ana kadar
bu hakkımıza devam edegel-dik."
2733) -£•,.. Âişe (RadıyaUâhü
<ınhâ)'(\\\x\; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bir âzadlı kölesi bir hurma
ağacından düşüp vefat etti. Geriye bir mikdar
mal bıraktı. Ne çocuğu ne de
başkaca yakım vardı. Bunun üzerine Peygamber (Sal-
iallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Onun mirasını, köylülerinden bir adama veriniz» buyurdu."
2734) "... (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Scllem)'in amcası) Hamza
(Radıyallâhü ank)'m kızı (ki Muhammed bin Ebî Leylâ'nın
dediğine göre; Abdullah bin Şeddâd'ın ana bir kız
kardeşidir) (Radıyallâhü a«/s<z)'dan; Şöyle
demiştir :
Benim bir âzadlı kölem vefat etti ve geriye bir kız
bıraktı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) onun malını benim ile kızı arasında
taksim etti. Malının yarısını bana,
yarısını da onun kızına hükmetti."
KATİLİN (ÖLDÜRDÜĞÜ
YAKININA) MİRASÇI OLMASI
2735) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhii
anhyâen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
«Katil (öldürdüğü kimseye) mirasçı olamaz,* buyurmuştur."
2736) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radıyallâhü ankümây dan; Şöyle demiştir :
Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke'nin fetih günü ayağa
kalkarak şöyle buyurdu ■.
-Kadın, kocasının diyeti (
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun
senedinde bulunan Muhammed bin Sa'îd, asılarak öldürülen Said'dir. Ahmed : Onun hadîsleri mevzudur, demiştir ve bir
defasında da : O, kasden ve bile bile hadis uydururdu, demiştir. Ebû
Ahmed el-Hâkim de : O, hadîs uydururdu ve
zındıklık suçundan dolayı asıldı, demiştir.
El-Hâkim Ebû Abdillah da : O'nun rivayetinin
düşüklüğünde ihtilâf yoktur, demiştir,
2737) "... Ebû Ümâme (Es'ad) bin Sehl bin Huneyf (2) (Radtyallâhü anh)
'den rivayet edildiğine göre :
Bir adam (başka) bir adama bir ok atarak öldürdü. Öldürülen
adamın bir dayıdan başka mirasçısı da yoktu.
Ebû Ubeyde bin el-Cer-râh (Radıyallâhü anh) bu adamın miras
işini (halîfe) Ömer (Radı-yallâhü anh) ra yaslı olarak sordu.
Ömer (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur, diye Ebü Ubeyde'ye yazılı cevab verdi:
«Allah ve Resulü, hiç bir mirasçısı bulunmayan (müslüman)ın
mirasçısıdır. Dayı da hiç mirasçısı bulunmayan
(yeğenin) in mîras-çısıdır.»"
2738) "... Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemy'm sahabelerinden olup
Şâm halkından ol.an Mikdâm Ebû Kerîme (bin Madîkerib) (3)
(Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Resûîullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim (ölüp de) bir mal bırakırsa o mal onun
mirasçüaruıadır.
Ve kim (ölüp de) bir ağırlık (yâni
yardıma muhtaç çoluk çocuk ve borç) bırakırsa o
ağırlık (işini yüklenmek) bize aittir, (veya: O
agır-İlk Allah'a ve Resulüne aittir, buyurmuştur). Ve ben hiç bir mirasçısı bulunmayanın
mîrasçısıyım. Onun yerine diyet veririm
ve onun mirasını alırım. Dayı
da hiç bir mirasçısı bulunmayanın mîrasçısıdir.
Onun yerine diyet öder ve ona mirasçı olur.»"
2739) "... Alî bin Ebî Tâlib (Radıyallâhü
anh)\\en; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ana baba bir kardeşlerin
biribirlerine mirasçı olduklarına, (bunlarla beraber bulunan)
yalnız baba bir kardeşlerinin (bunlara) mirasçı
olmadıklarına hükmetti. Adam, baba ve anne
bir kardeşine mirasçı olur. Fakat o kardeşin
(yalnız) baba bir kardeşleri mirasçı olmazlar."
2740) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
* (Ölenin) mabnı belirli hisse sahipleri arasında taksim ediniz.
Hisselerden artakalanı (ölüye) en
yakın erkeğe veriniz.»"
HİÇ BİR MİRASÇISI
BULUNMAYAN (ÖLÜNÜN MALININ KİME VERİLECEĞİNE DÂİR
2741) "... (AbHııHah) bin Abbâs ( Radıyallâhii anhümâ)\\ar\\ Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir adam Öldü ve geriye
hiç bir mirasçı bırakmadı. Fakat
âzadlamış olduğu bir köle vardı. Bunun üzerine
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) adamın mirasını o
âzadlanmiş köleye verdi."
KADIN ÜÇ (ÇEŞİT) MİRAS TOPLAR
2742) "... Vasile bin el-Eska' (4) (Radıyallâhü anh)'âen rivayet
edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve. Sellem) şöyle buyurmuştur:
■Kadın (şu) üç (çeşit) mirası toplar (alır) ;
Âzadlısı, yolda (terk edilmiş olarak) bulup
yetiştirdiği bebek ve üzerine, kocasıyla
liânlaş-tığı çocuğu (onun mirasları) .»
Muhammed bin Yezîd dedi ki: Bu hadisi Hişâm'dan başkası rivayet
etmemiştir."
ÇOCUĞUNUN KENDİSİNDEN
OLMADIĞINI İDDİA EDENİN
2743) "... Ebû Hüreyre (Radıyollâhü anh)*(]en; ŞnySe demiştir:
Liân âyeti (Nûf sûresinin 6 - 9. âyetleri) indiği zaman Resulul-lah
CSallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu :
-Hangi kadın (doğurduğu gayri meşru çocuğun
kocasından olduğunu ve meşruluğunu iddia etmek suretiyle)
bir aileden olmayan bir kişiyi onlara ilhak eder (katar) sa o
kadının Allah (in dini veya rahmeti) ile ilgisi yoktur ve Allah onu
cennetine sokmayacaktır. Hangi erkek de çocuğunu
tanıdığı (yâni kendisinden olduğunu bildiği)
halde inkâr eder (yâni kendisinden olmadığım iddia eder) ise
Allah kıyamet günü onu (rahmetinden veya cemâlini görmekten) mahrum edecek
ve şâhidler (yâni mahşerdekilerHn huzurunda rezîl edecektir.»"
2744) i:... Amr hin Şuayb;in
dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Ra-dtyallâhü an/tüm)tâen rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallatlahiî Aleyhi ve Sellcın) şöyle
buyurmuştur :
«Kişinin, bilmediği bir nesebi iddia etmesi veya iç yüzü mechül olsa
bile bir nesebi reddetmesi (soy nimetine) bir nankörlüktür.»"
ÇOCUĞUN (KENDİSİNE ÂİT
OLDUĞUNU) İDDİA ETMEK
2745} Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Radıyal-lâhü atıhüm)\\ew rivayet edildiğine tföre:
Resûlulhıh (Sallallahü Aleyhi ve Sri-letn) şöyle
buyurmuştur :
«Kim bir câriye veya hür kadınla zina ederse, ondan olma çocuk, zina
çocuğudur. Çocuk (o kimseye) mirasçı olamaz ve kendisine mirasçı
olunamaz.-"
2746) '... Amr bin Şuayb'in dedesi (Abdu!l;ıh
bin Amr bin el-As) (Rti-dtyallâhü anJwm)'r\en rivayet edildiğine tföre:
Resûlullah (Sal/aflatıü Aleyhi ve Settem) şöyle buyurmuştur :
«Nisbet edildiği babasının ölümünden sonra ilhak edilmesi
istenen çocuk, babası olduğu söylenen adamın Ölümünden sonra
mirasçılarının ilhak iddiasında bulundukları
kimsedir.»
Resül-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bu konuda) şöyle hükmetti:
«Adamın cinsel ilişkide bulunduğu zaman mâliki bulunduğu
bir cariyeden doğma kimse, onun adamm çocuğu olduğunu iddia
(Râvi) Muhammed bin Eâşid demiştir ki: Hadisteki
"İlhaktan önce taksim edilen miras" sözü ile İslâm'dan
önce, câhiliyet devrinde mirasçılar arasında taksim edilmiş olan
mal kasdedilmiştir."
VELÂ (YÂNÎ AZADLAYANIN AZADLANANA
MİRASÇI OLMA HAKKI) NIN SATILMASININ VE HİBE
EDİLMESİNİN YASAKLANMASI
2747) "... (Abflullah) bin Ömer (RadıyaHâhü anhümâ)'Ğa.n; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), velâ (yâni âzadlaya-nın,
âzadlariana mirasçı olma hakkı) nın satılmasını
ve hibe edilmesini yasaklamıştır."
2748) "... (Abdullah) bin Ömer (RadıyaUâhü anhum'â)'dan: Şöyle demiştir :
ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) velâ'nın
satılmasını ve hibe edilmesini
yasaklamıştır."
MİRASLARIN TAKSİM
NEVÎLERİ
2749) "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü ankümâ)'dan rivayet
edildi-ğine-gşrç; ReşûluUah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur: ,-•
«Câhiliyet devrinde taksim edilmiş olan miras
BEBEK
(DOĞDUĞUNDA) İSTİHLAL EDİNCE (BAĞIRINCA)
MİRASÇI OLUR
2750) "... Câbir (bin Abdillah} (Radıyallâhü
anhümâ)\\i\v\ rivayet edildiğine çöre; Resûlullah (Salla/lahü Aleyhi ve
Sellcm) şöyle buyurdu, demiştir:
«Bebek (doğduğunda) istihlâl edince
(bağırınca veya hayat belirtisi gösterince) cenaze
namazı kılınır ve mirasçı olur.»"
2751) "... Câbir bin Abdillah ve eî-Misver bin Mahrama (5)
(Radıyal-lâhü (whüm)'(\en rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Stili
ali akü Aleyhi ve Sefirin) şöyle buyurdu, demiştir
:
«Bebek (doğduğunda) bağırarak istihlâl etmedikçe (ses
çıkarmadıkça) mirasçı olmaz.»
(Râvî) demiştir ki: Bebeğin istihlâl'ı,
ağlaması, bağırması veya aksırmasidır."
KÂFİR ADAM
(MÜSLÜMAN) ADAMIN ELLERİ ÜZERİNE MÜSLÜMAN OLUR
2752) "... Temini ed-Dârî (6) (Radıyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir:
Ben (bir defa) : Yâ Resûlallah! (Müslüman) adamın elleri üzerine
müslümanlığı
«(Müslüman) adam, müslümanlığı
İslami Okul Okulların En Önemlisi