Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

NAMAZI LÂYIKI - Mace - Namazzlayiki


NAMAZI LÂYIKI VEÇHİLE EDA ETMEK VE ONDAKİ SÜNNETLER KİTABI

ADAM GECE NAMAZINA KALKTIĞI  ZAMAN  (OKUYACAĞI)  DUÂ.. 138

AKŞAM FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REK'AT HAKKINDA GELEN HADÎSLER BABI 87

AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ ALTI REKAT (SÜNNET) HAKKINDA GELEN (HADÎS) BABI 88

AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKAT (SÜNNET) TE   (FÂTİHA'DAN SONRA) OKUNAN (SÛRELER) BABI 87

AKŞAM NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI 12

AKŞAM VE YATSI ARASINDA NAMAZ KILMAK.. 143

AYAKKABILARLA NAMAZ KILMAK BABI 57

AYAKKABININ NAMAZDA ÇIKARILACAĞI ZAMAN NEREYE KONULACAĞI HAKKINDA.. 163

AYAKTA NAMAZ KILANIN SEVABININYARISI KADARDIR BABI 104

BAYRAM GÜNÜ SİLÂH TAŞIMAK HAKKINDA GELEN  (HADÎS)   BABI 128

BAYRAM NAMAZINA YÜRÜYEREK ÇIKMAK HAKKINDA.. 124

BAYRAM NAMAZINDAN ÖNCE VE SONRA NAMAZ KILMAK.. 123

BAYRAM NAMAZINDAN SONRA HUTBEYİ (DİNLEMEK İÇİN BEKLEMEK HAKKINDA.. 123

BEŞ VAKİT NAMAZIN FARZİYETİ VE BUNLARI MUHAFAZA   (= DEVAM)  ETMEK.. 152

BİLMİYEREK KIBLEDEN BAŞKA BİR YÖNE DOĞRU NAMAZ KILANIN BABI 54

BİNEK DEVESİ ÜZERİNDE VİTİR NAMAZI KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI 95

BİR GÜNDE İKİ BAYRAM  (BAYRAM VE CUMA) TOPLANDIĞI ZAMAN HAKKINDA.. 127

BİR KAVİM, İMAMLIĞINDAN HOŞLANMADIĞI HALDE ONLARA İMAMLIK EDENİN BABI 42

BİR ŞEY OLURSA İMAM NAMAZI HAFİFLETİR BABI 46

ÇOK SECDE ETMEK HAKKINDA.. 160

CUMA FARZINDAN SONRA  (KILINACAK) NAMAZ HAKKINDA GELEN (HADİSLER)  BABI 78

CUMA GÜNÜ CEMÂATİN ÜSTÜNDENATLAMAKTAN NEHİY HAKKINDA.. 75

CUMA GÜNÜ NAMAZDAN ÖNCE HALKAHALİNDE OTURMAK VE İMAM HUTBE OKURKEN İHTİBÂ BİÇİMİNDE OTURMAK HAKKINDA.. 79

CUMA GÜNÜ SABAH NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI 10

CUMA GÜNÜNDE (DUANIN MAKBUL OLDUĞU)UMULAN BELİRLİ SAAT HAKKINDA.. 80

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ BABI 68

CUMA NAMAZINA NE KADAR MESAFEDEN GELİNECEĞİNE DAİR VARİD OLAN HADÎS.. 77

CUMA NAMAZINDAKİ KIRAAT HAKKINDA vGELEN   (HADÎSLER)   BABI 75

DÖRT REK'ATU NAMAZDA SEHVEN İKİNCİ VEYA ÜÇÜNCÜ REK ATTEN SELÂM VEREN HAKKINDAKİ BÂB   99

DUA EDERKEN ELLERİNİ KALDIRAN VE (SONUNDA) ELLERİNİ YÜZÜNE SÜRENİN BABI 91

DUHÂ(KUŞLUK) NAMAZI 145

EŞİNİ GECELEYİN  (NAMAZ İÇİN) UYANDIRAN HAKKINDA.. 133

FARZ NAMAZIN KILINDIĞI YERDE NAFİLE NAMAZIN KILINMASI 162

FARZ NAMAZI (İHTİYAR)  VAKTİNDEN TEHİR ETTİKLERİ ZAMAN HAKKINDA.. 113

GECE HİZBİNE UYANMAYAN.. 135

GECE İBÂDETİNE KALKMAK.. 132

GECE NAMAZINDAKİ KIRAAT.. 137

GECE NAMAZINI İKİ (ŞER)  REK'AT KILMAK HAKKINDA.. 129

GECE VE GÜNDÜZ (NAFİLE)   NAMAZIN İKİŞER İKİŞER (REKAT) KILINMASI HAKKINDA.. 130

GECELEYİN KAÇ BEK'AT NAMAZ KILINACAĞI 140

GECENİN EVVELİNDE VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN HADİSLER BÂBI 96

GECENİN HANGİ SAATLERİNİN EFDAL OLDUĞU.. 141

GECENİN SONUNDA VİTİR   (NAMAZINI) KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)  BABI 92

GÜCÜN YETTİĞİ KADAR GEÇENİ DEFET BABI 39

GÜNDÜZ KILINMASI MÜSTEHAP OLAN SÜNNET HAKKINDA GELEN  (HADİSLER)   BABI 86

HACET NAMAZI 146

HASTANIN NAMAZI HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI 103

HER İKİ BAYRAM NAMAZI  VAKTİ HAKKINDAKİ  BÂB.. 129

HER İKİ BAYRAMDA BOY ABDESTI ALMAK HAKKINDA GELEN  (HADİSLER)   BABI 128

HUMRE (KÜÇÜK HASIR)  ÜZERİNDE NAMAZ KILMAK BABI 55

HUTBEYİ DİNLEMEK VE ONUN İÇİN SUSMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI 73

İKİ BAYRAM NAMAZ1NDAKİ KIRAAT HAKKINDA.. 121

İKİ BAYRAM NAMAZI HAKKINDA.. 120

İKİ BAYRAM NAMAZINDA İMAMIN KAÇ TEKBİR ALACAĞI HUSUSUNDA.. 121

İKİ BAYRAMDAKİ HUTBE HAKKINDA.. 122

İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞ BABI 25

İKİNCİ REKATTEN (SONRA TEŞEHHÜDE OTURMADAN) SEHVEN KALKAN KİŞİ HAKKINDA.. 97

İMAM (NAMAZDA) YALNIZ KENDİ NEFSİNE DUÂ ETMESİN, BABI 31

İMAM HUTBE OKURKEN CEMÂATİN ONA YÖNELMESİ HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) 80

İMAM HUTBE OKURKEN MESCİDE GİREN HAKKINDA GELEN   (HADÎSLER)  BABI 74

İMAM MİNBERDEN İNDİKTEN SONRA KONUŞMAK HAKKINDA.. 75

İMAM OKUDUĞU ZAMAN SUSUNUZ  BABI 15

İMAM, KENDİSİNE UYULSUN, DİYEİMAM EDİLİR  (HÜKMÜ)  HAKKINDA.. 109

İMAMDAN ÖNCE RÜKU' VE SECDE ETMEKTEN NEHİY BABI 40

İMAMIN ARKASINDA İKEN OKUMAK BABI 13

İMAMIN İKİ SEKTESİ  BABI 15

İMAMIN SELÂMINI ALMAK BABI 31

İSTİHARE NAMAZI 146

İSTİSKA = YAĞMUR DİLEME) NAMAZI HAKKINDA.. 117

İSTİSKADAKİ DUÂ HAKKINDA.. 118

KADINLARIN BAYRAMLARDA NAMAZA ÇIKMALARI HAKKINDA.. 126

KIBLE BABI 50

KİM MESCİDE GİRERSE NAMAZ KILMADIKÇA OTURMASIN, BABI 52

KIRÂATA BAŞLAMAK BABI 8

KİŞİNİN, RÜKU'DAN BAŞINI KALDIRDIĞI ZAMAN SÖYLEYECEĞİ SÖZ BABI 21

KÜBA MESCİDİNDE KILINAN NAMAZ.. 157

KUDÜS'TEKİ MESCÎD-İ AKSÂ'DA NAMAZ KILMAK.. 156

KULUN İLK HESABA ÇEKİLECEĞİ ŞEY NAMAZDIR.. 161

KUNUTTA ELLERİNİ KALDIRMAYANIN (BEYÂNI)  BABI 91

KUR AN I GÜZEL SESLE OKUMAK.. 134

KUR'AN'IN KAÇ GÜNDE HATMEDİLMESİNİN MÜSTAHAB OLDUĞU.. 136

KÜSÛF  (güneş ve ay tutulması)  NAMAZİ HAKKINDA.. 116

MEKKE'DE HER VAKlT NAMAZ KILINABİLECEĞİ HAKKINDA.. 113

MESCİDDE MUAYYEN BİR YERİ YURT EÜINİP DÂİMA ORADA NAMAZ KILMAK.. 162

MESCİD-İ HARÂM'DA VE  MESCİD-İ NEBEVÎ'DE KILINAN NAMAZIN FAZİLETİ 155

MESCİD-İ NEBEVİYE MİNBER KONULMA BABI 158

NAFİLE NAMAZI OTURARAK KILMAK HAKKINDA BİR BÂB.. 103

NAFİLEYİ EVDE KILMAK.. 144

NAMAZ İÇİN İKAMETE BAŞLANACAĞIZAMAN FARZDAN BAŞKA NAMAZ KILINAMAZI HAKKINDA   83

NAMAZ İÇİNDE APDESTİ BOZULANKİMSENİN NASIL AYRILIP GİDECEĞİ HAKKINDA.. 102

NAMAZ İÇİNDEYKEN TÜKÜRENİN BABI 54

NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEK BABI 37

NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEKLE) NAMAZI KESEN ŞEYLER BABI 38

NAMAZ KILMANIN MEKRUH OLDUĞU SAATLAR HAKKINDA.. 112

NAMAZ ÜZERİNE BİNA ETMEK (130) HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI 102

NAMAZA DURANIN SÜTRESt BABI 36

NAMAZA BAŞLAMAK BABI 7

NAMAZDA SÜBHANALLAHDEMEK ERKEKLERE, EL ÇIRPMAK DA KADINLARA UYGUNDUR, BABI 57

NAMAZDA İKEN KENDİSİNE SELÂM VERİLEN KİŞÎ NASIL SELÂM ALIR BABI 53

NAMAZDA İSTİAZE (EÛZÜ)  ÇEKMEK BABI 7

NAMAZDA RÜKÛ BABI 20

NAMAZDA SAÇ VE ELBİSEYİ TOPLAMAK BÂBI 58

NAMAZDA SAĞ ELİ SOL ELİN ÜZERİNE KOYMAK BABI 8

NAMAZDA SEHİV ETMEK (UNUTMAK) BABI 96

NAMAZDA UYKUSU GELEN ADAM... 143

NAMAZDA YILAN VE AKREBİ ÖLDÜRMEK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI 111

NAMAZDA   (YAPILMASI)   MEKRUH OLAN ŞLYLER BABI 41

NAMAZDA  (SECDE YERİNDEKİ) ÇAKILLARA EL SÜRMEK BABI 55

NAMAZ'DAN ÇIKARKEN  BİR DEFA SELÂM VERMEK BABI 30

NAMAZ'DAN ÇIKMAK İÇİN SELÂM VERMEK BABI 29

NAMAZDAN DÖNMEK BABI 33

NAMAZIN (REK'AT SAYISIN) DA ŞEK EDİP DOĞRUYU TAHARRİ EDEN  (ARAŞTIRAN) HAKKINDA   99

NAMAZIN (REK'AT SAYISIN)DA ŞEK (= TEREDDÜT) EDİP ŞÜPHESİZ BİLDİĞİ (REKAT ADEDİ)NE DÖNEN KİŞİ HAKKINDA   98

NAMAZIN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLDUĞUNA DÂİR.. 151

ÖĞLE (NAMAZI) FARZINDAN ÖNCEKÎDÖRT REKAT (NAMAZ) HAKKINDA.. 84

ÖĞLE FARZINDAN ÖNCE DÖRT,SONRA DA DÖRT (REK'AT)  KILAN HAKKINDA.. 86

ÖĞLE FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKATI KAÇIRAN HAKKINDA BİR BÂB.. 85

ÖĞLE NAMAZINI SEHVEN BEŞ REKAT KILANIN BABI 97

ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDA ZAMAN ZAMAN ÂYETİ AÇIKTAN OKUMA BABI 12

ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDAKİ KIRAAT BABI 11

ÖĞLEDEN ÖNCEKİ DÖRT REKATI KAÇIRAN HAKKINDAKİ BAB.. 85

ÖLÜNÜN GÖZLLERİNİ KAPATMAK HAKKINDA.. 159

ÖLÜYÜ YIKAMAK HAKKINDA.. 159

ON İKİ REK'AT SÜNNET HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI 81

ÖZÜRSÜZ OLARAK CUMA NAMAZINI TERKEDEN HAKKINDAKİ BÂB.. 77

PEYGAMBER (SAS) E SALÂVAT GETİRME BABI 27

RAMAZAN AYI KIYAM   (= TERAVİHLE İHYASI) 131

RESÛLULLAH (SALLALLAHÜ ALEYHÎ VE SELLEMJtİN,ÜMMETİNDEN BİR ADAMIN ARKASINDA NAMAZ KILMASI 108

RÜKU DA ELLERİ DİZ KAPAKLARI ÜZERİNE KOYMAK BABI 21

RÜKU' VE SECDEDEKİ TEŞBİH BABI 24

RÜKÛ'DAN ÖNCE VE SONRA KUNUT OKUMAK HAKKINDA GELEN  (HADÎSLER)   BABI 91

SABAH FARZINDAKİ KUNÛT HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)  BABI 110

SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT (SÜNNET) HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI 82

SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT(SÜNNET) 1 KAÇIRAN KİMSENİN BUNU NE ZAMAN KAZA EDECEĞİNE DÂİR   83

SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİREK'ATTE OKUNAN (SÛRELER) HAKKINDA.. 82

SABAH NAMAZ1NDAKİ KIRAAT BABI 9

SABAH NAMAZINDAN SONRA VE İKİNDİ NAMAZINDAN SONRA NAMAZ KILMAKTAN NEHİY   111

ŞABAN AYININ ONBEŞİNCİ GECESİ HAKKINDA.. 149

SAFFIN ARKASINDA YALNIZ BİR KİŞİNİN NAMAZA DURMASI BABI 49

SAFFIN SAĞ (KISMI) NIN FAZİLETİ BABI 49

SARIMSAK YİYEN KİMSE MESCİDE YAKLAŞMASIN BABI 52

SAVAŞTA-TEHLİKE ZAMANINDA  NAMAZ KILMAK HAKKINDA.. 114

SECDE BABI 22

SECDEDE İTİDAL BABI 24

SEHİV SECDELERİNİ SELÂMDAN SONRA YAPAN HAKKINDA GELEN (HADİSLER) EÂBI 101

SEHİV SECDELERİNİN SELÂMDAN ÖNCE OLDUĞU HAKKINDA.. 101

SELÂMDAN SONRA OKUNAN (ZİKİR VE DUÂ) BABI 31

SICAKTA VE SOĞUKTA ELBİSE ÜZERİNDE SECDE ETMEK BABI 56

SON HASTALIĞINDA RESÛLULLAH (SAS)İN NAMAZ KILIŞI HAKKINDA GELEN (HADİSLER)  BABI 105

ŞÜKÜR NAMAZI VE SECDESİ 150

SÜTUNLAR ARASINDA SAFF (OLUP) DA NAMAZ KILMAK BÂBI 49

TEŞBİH  NAMAZI 147

TEŞEHHÜD HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI 26

TEŞEHHÜD VE PEYGAMBER   (SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEM) E SALÂVÂT GETİRİLDİKTEN SONRA OKUNAN DUÂ BABI 28

TEŞEHHÜD'DE   (PARMAKLA)   İŞARET BÂB1. 29

ÜÇ, BEŞ, YEDİ VE DOKUZ REKAT OLARAK VİTİR (NAMAZINI)  KILMAK HAKKINDA.. 93

VİTİR KILMADAN ÜYUYAKALAN VEYA UNUTANIN BABI 92

VİTİR NAMAZINDA (FÂTÎHA'DAN SONRA) OKUNAN SÛRELER HAKKINDA GELEN (HADİSLER)  BABI 89

VİTİR NAMAZINI BİR REKAT OLARAK KILMAK HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI 89

VİTİRDEN SONRA OTURARAKİKİ REK'AT (NAMAZ)  KILMAK HAKKINDA.. 94

YAĞIŞLI GECEDE CEMÂAT (A GİTMEMEK) BABI 35

YAĞMUR OLDUĞU ZAMAN BAYRAM NAMAZINI MESCİDDE KILMAK HAKKINDA.. 128

YATSI NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI 13

YEMEK KONUP NAMAZ (İÇİN)  İKÂMET EDİLDİĞİ ZAMAN (HANGİSİNE ÖNCELİK VERİLECEĞİ)  BABI 34

YETERLİ OLDUĞU UMULAN GECE İBÂDETİ 142

YOLCULUKTA VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN (HADİSLE-R)  BABI 94

 

NAMAZA BAŞLAMAK BABI

803)    "... Ebû Hümeyd es-Sâidî (Radtyallâkü awA)'den:
Şöyle söylemiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  namaza kalktığı zaman kıbleye doğru durup ellerini kaldırır ve: «Allahu ekber.» derdi.1*

804)    "... KIjû Saîd-i Hurlrı (Radıyatlöhu uiıh)\\cw:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  (Tahar-rüm tekbirinden sonra) namazındaki kırâata şu dua ile başlardı:
-Allahım! Senin hamdine bürünerek, Seni bütün eksikliklerden tenzih ederim. İsmin çok büyüktür. Azametin de çok yücedir. Senden başka ibâdete lâyık hiç bir ma'bud yoktur.»"

805)    "...  Ebû Hüreyre (Radıyallâhü
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namaza başlarken) tekbir aldığı zaman, tekbir ile (açıktan) okuyuşu arasında sükût ederdi. (Açıktan bir şey okumazdı). Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Ben : Babam annem Sana feda olsun. Tekbîr ile kıraat arasındaki sükûtundan bana haber verir misin? Ne dediğini bana söyle, dedim. O da :
'Allah'ım! Şark ile garbı birbirinden uzaklaştırdığın gibi beni ile hatalarımı birbirinden uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi beni hatalarımdan pâk eyle. Allah'ım! Su, kar ve dolu (ya benzer mağfiretinin çeşitleri) ile beni hatalarımdan yıka.' söylerim.» buyurdu."

806)   :.. Âişe  (Radıyaİiâhü anfıâ)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   namaza başladığı zaman (taharrüm tekbirinden sonra) şunu söylerdi;

 

NAMAZDA İSTİAZE (EÛZÜ)  ÇEKMEK BABI

807)    -... Cübeyr bin Mufîm (Radtyallâhü anh)\\en:
Şöyle demiştir:   Ben, Resûlullah  (Sallaİlahü Aleyhive Sellem)'i namaza girdiği zaman gördüm. Şunu okudu ı
Üç defa «Allah her şeyden büyüktür. Allah her şeyden büyüktür.» üç defa «Allah'a çokça hamd olsun. Allah'a çokça hamd olsun.- üç defa «Sabah, akşam, Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim.» «Allah'ım! Şüphesiz ben taşlanmış şeytandan, onun hemzinden, onun nefhinden ve onun nefsinden sana sığınırım.»
Râvi Amr demiştir ki: Şeytanın hemzi, mute hastalığıdır. Şeytanın nefsi şiirdir. Şeytanın nefhi de kibirdir."

808)    "... Abdullah İbn-i Mesud (Rathyailâhü anh)\\en: Şöyle demiştir :   Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) : diye istiaze etti.
Ravi demiştir ki: Şeytanın hemzi mutedir. Onun nefsi şiirdir. Onun nefhi de kibirdir."

 

NAMAZDA SAĞ ELİ SOL ELİN ÜZERİNE KOYMAK BABI

809)    "...  Hüllı   (hin  Adi)   (Radtyallâhü anh)\\cw (1) : Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Sağ eliyle sol elini tutardı."

810    '...  Vâil hin  Hiicr  (Radıyallâhii anh)\\en\
Şöyle demiştir: Ben, Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem )'i namaz kılarken gördüm. Sağ eliyle sol elini tutmuştu."
:
811    "... Abdullah hin Mes'ud (k'aâıyaljahü ımh)\\ex\ :
Şöyle demiştir : Ben namazda sol elimi sağ elimin üzerine koymuş iken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımdan geçti ve sağ elimi tutup sol elimin üzerine koydu. "


KIRÂATA BAŞLAMAK BABI

812)    "... Âişe (Radtyallöhü anhâ)'âen;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)     (na mazda);    crdUJI vo ^ -^' ile kıraat a başlardı."
 
813)    <;... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'<\en :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekir ve Ömer (Radıyallâhü anhümâ)  (namazda);    ile kıraata başlarlardı."
814)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir:   Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (namazda);   în^&l Vj *^ -^"'  "e Ziraata başlardı."

815      ... Abdullah  bin  el-Mugaffel'in  oğlu   (Yezîd)   (Radtyallâhü anhü-mâ J'dan :
Şöyle demiştir: İslâm dinine yeni bir şey sokmak hususunda babamdan daha hassas ve sert bir adamı çok az gördüm. Bir defasında
ben namazda; diye kıraata başlarken sesimi işitti. Bunun üzerine: Ey oğulcuğum! (Dinde) bir şey ihdas etmekten sakın. Çünkü ben Hesûlullah (Sallallahîi Aleyhi ve Sellem) ile beraber? Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) ile beraber; Ömer (Radıyallâhü anh) ile beraber ve Osman (Radıyallâhü anh) ile beraber namaz kıldım. Bunlardan hiç birisinden, kıraata başlarken besmeleyi çektiğini işitmedim. Bunun için sen kıraata başlarken; [jıİLİJI ;"_/ diyerek başla, dedi."

 

SABAH NAMAZ1NDAKİ KIRAAT BABI

816)    "...  Kutbe bin Mâlik (3)   (Radıyallâkü anbyden rivayet edildiğine . kendisi. Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve SeJlem)'İn sabah namazının (ilk rekatinde) :
=  -Ve tomurcukları birbiri üzerine dizil-
miş (semâye doğru) uzayan hurma ağaçları...» (4) âyetitnin içinde, bulunduğu sûreyi) okurken işittiğini söylemiştir.»"

817)    "... Amr bin Hüre vs (Radıyallâhü anhyöen rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazında: ,jm&i\ jljJ-l   -^ (**-*t ^   =  «Şimdi yemin ederim (geceleyin görünüp gündüz} sönen yıldızlara, dolaşıp yuvasına giren gezegenlere.- (5) âyetleri (nin bulunduğu sûreyi) okurken ben Onunla beraber namaz kılmışımdır. Şu anda Onun kıraatim işitiyor gibiyim.»

818)    *... Ebû herze (Radıyallâkü anh)\\cn rivayet edildiğine j<örc : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazında altmış ile yüz âyet arası okurdu."

819)    "... Ebû  Katâde (Radtyallâhü anh)\\ç.x\ : Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Öğle ve ikindi farzlarının birinci rek'atinde kıraati uzatırdı. İkinci rekat te kısaltırdı. Sabah namazı da öyleydi."

820)    "... Abdullah bin es-Sâib (RaatyaUâhü anhütnâ) dan : Şöyle söylemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazında Mü-minûn' sûresini okudu. İsâ (Aleyhi's-Seldm) nın zikredildiği yere geÜnce onu bir şarka (6) tuttu. Bunun üzerine hemen rükû 'etti. Yani öksürük (tuttu.)"

 

CUMA GÜNÜ SABAH NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI

821)    "... İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhüma )'dan:  Şöyle elemiştir: Resûlullah     (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)     Cuma günü sabah
namazın (in  ilk  rek'atin)det   j-i jP ^ ve   (ikinci rek'atinde);  Ji- ^"1 J*   sûrelerini okurdu."

822)    "...  Mus'ab'ın   babası   Sa'd   bin   Ebî  \'akkas     (Radtyallâhü anhü-mû/dan: Şöyle söylemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah na-
mazındn ilk rek'atin)de Jjjtf ^1 vp   (ikinci rek'atinde) :
sürelerini okurdu."

823)    ...  Ebû II ü rey re (Radtyallâhü anft)'ûen : Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah namazın (in ilk rek'atin)de;       ve (ikinci rek'atinde) sûrelerini okurdu."

824)    "... Abdullah bin Mes'ud (Radıyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah na-mazın (in ilk rek'atin)de:         dtjr' (*"       ve (ikinci rek'atinde) : surelerini okurdu.
İshak demiştir ki: Amr, bize Abdullah'tan böylece tahdis etti. Bunda şüphem yoktur."                                        ^

 

ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDAKİ KIRAAT BABI

825)    "... Kaz'a (7)   (Radtyallâhü anh)'âen :
Şöyle söylemiştir: Ben, Ebü Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'ye Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum. Ebû Saîd (Radıyallâhü anh) : Onda senin için bir hayır yoktur, dedi. Ben -. Allah sana rahmet eylesin (Onu) açıkla, dedim. Kendisi:
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) için öğle farzının ikâmeti getirildi de birimiz el Bakî'a çıkardı. Kaza-i hacet ederdi. Sonra (evine) gelerek abdest alır (mescide döner) di. ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i Öğle farzının ilk rek'atinde bulurdu, demiştir."

826)    -...  Ebû Ma'mer (  (Radıyallâhü anh>'den : Şöyle demiştir : Ben, Habbâb (Radıyallâhü anh)'a:
Siz, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarında kıraat ettiğini hangi şeyle biliyordunuz? diye sordum. O dedi ki: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in mübarek sakalının hareketiyle (kıraat ettiğini) biliyorduk."

827)    "...  Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir :
Namaz kılma şekli bakımından Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e falan adamdan daha ziyade benzeyen hiç bir kimseyi görmedim. (Süleyman bin Yesâr) demiştir ki s O zât, öğle namazının ilk iki rekatını uzatırdı. Son iki rekatı de hafifletirdi ve ikindi namazını hafif kılardı."

828)   "...  Ebû Saîd-i   Hudrî  (Radıyallâhü anh)"den :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem)'in ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zât toplanarak birbirlerine :
Geliniz Resûlullah (Sallallahü Alevin ve Sellem) in açıktan okumadığı namazdaki kıraatinin tahminen (kaç âyet kadar olduğunu) hesaplayalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilâfa düşmeyerek Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in öğle namazının birinci rek*a-tindeki kıraatim otuz âyet kadar ve son rek'atindeki kıraatini onun yarısı kadar olarak tahmin ettiler İkindi namazındaki kıraatini da öğle namazına âit'son iki rek'atin (kıraatinin) yansı kadar tahmin ettiler."

 

ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDA ZAMAN ZAMAN ÂYETİ AÇIKTAN OKUMA BABI

829) "... Ebû Katâde (Hadtyaliâhü anh )'<kn rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
«Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize kıldırdığı öğle namazının ilk iki rek'atinde (Fatihadan sonra) Kur'an okurdu ve (gizli okuduğu âyetlerden) bâzısını zaman zaman bize duyururdu.»"

830) "... Berâ' bin Azib (RadtyalUhü anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zâriyat sûresinden olan âyetlerden bâzısını Ondan işitirdik."

 

AKŞAM NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI

831) ... İbn-İ Abbâs (Radıyallâhü anhümâydan, O da annesi (Ebû Bekir bin Şey be demiştir ki: Annesinin adı Lübâbe'dir.) (10) (Rod%y<ülûhü an-hd)'dan rivayet ettiğine göre annesi;
Resülullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in, akşam namazında; ti/. o^Cjİlj  (sûresini) okuduğunu işitmiştir."

832)    "... Cübeyr bin  Mut'im   (RadıyaUûkü  anh)'den   rivayet  edildiğine göre şöyle demiştir :
«Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında-.    jjJ2İ\j (sûresini)  okuduğunu işittim.»
Cübeyr (Radıyallâhü anh), bu hadîsten başka bir hadîste şöyle demiştir:
-Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in; ece pUaL; yfeLU CjÜi Jy Jj oJû)İ.S ^ ^İ ffJ, °j& '& \Ji£. J.İ
Âyetlerini okuduğunu İşittiğim zaman, az kaldı kalbim uçuyordu.»"

833)    "... Ikn-i Ö.ıkt (Radıyallâhü an A J'den: Şöyle demiştir : Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akşam namazında  tyk Iİ*ve        ."j^Vİty^j      (sûrelerini)  okurdu."

 

YATSI NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI

834) "... Berâ' bin Âzib (Radtyallâkü <mA)'den rivayet edildiğine göre kendisi, Peygamber (Şallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber (bir yolculukta) yatsı namazını kılmıştır ve :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in, (o namazın bir rek'atinde}  oJi^J 0^"j (sûresini) okuduğunu İşittim, demiştir."

835)    "...  Herâ" hin Azih (Radıyallâhü  anh)'(\en  rivayet  edildiğine yöre yukarıdaki hadisin mislini söylemiş ve bu arada sunu da söylemiştir :
Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den güzel sesli yahut kırâatlı (11) hiç bir insanı dinlemiş değilim."

836)     "...  Câbir (Radtyatlâhü anh)\\ex\ rivayet edildiğine «(üre: Muâz bin Cebel (Radıyallâhü anh) arkadaşlarına yatsı namazını kıldırdı da onlara namazı uzattı.     (Durum, Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'e iletilince) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem)   (Muâz'a) :
*(Halka imamlık ettiğin zaman) Şems, A'lâ, Leyi ve Alâk sürelerini oku.- buyurmuştur."

 

İMAMIN ARKASINDA İKEN OKUMAK BABI


837       . .   I'bade   bin   es-Sânıit   (Radtyallâhü   anh)\\ex\   rivayet   edildİRUie «öre:  Peygamber (Sallallahü Aleyhi m<• ScMeın)  şöyle buyurdu, demiştir :
«Namazda Fatiha (sûresini) okumayanın hiç bir namazı yoktur.»"

838)    "... Ebü's-Sâib (13)   (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh))den şunu îşitmİştir: Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Kim, içinde Fatiha okumadığı bir namaz kılarsa o namaz noksandır, tamam değildir.» buyurmuştur. Ben:
«Yâ Ebâ Hüreyrel Şüphesiz ki ben zaman zaman imamın arkasında olurum.» dedim. Bunun üzerine Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh), kolumu tutup bastırdı ve :
«Yâ Fârislit Fatihayı gizli oku.» diye cevap verdi.

839)      ... Ebû Saîd-i  Hudrî  (R attı yat lâhü anh) den:
Şöyle demiştir: ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve Sel|em) buyurdu ki:
«Farz veya diğer namazların her rekaünde Fâtiha'yı ve bir sûreyi okumayanın hiç bir namazı yoktur.»"

840)    "... Aişe (Radtyallâhü anhâ/den :
Şöyle demiştir: Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim:
«İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır.»"

841)    "... Amr bin Şuayb'm dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As (Radtyallâhü anhümyâen rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır, her namaz noksandır.»"

842)    "...  Kl;ıûl Drrdâ (Ratltyallâhii <tnfı)'(\en rivayet ('(indiğine yıırı-  bir adam ona  (namazda okumanın  hükmünü)   sor;ır;ik :
'İmam okuduğu halde ben (de) okuyacağım (mı)?' demiş. Ebü'd Derdâ demiştir ki: 'Bir adam, her namazda okumak var mı?' diye Re-sûlullah   (Sallallahü  Aleyhi   ve  Sellem) e   (soru)   sordu.   Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de;
«Evet!  (Her namazda okumak vardır.)» buyurdu. Bunun üzerine kavimden bir zât: 'Bu, vâcib oldu." dedi."

843)    "... Câbir hin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir :
Süneni tbn-i Mâce — C. : 3• P.: 5
Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekat lerinde Fatiha ve bir sûre: son iki rek'atlerinde Fatiha okurduk."

 

İMAMIN İKİ SEKTESİ  BABI

844)       ... Seımıre hin Citndüb (15) (Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den bellediğim iki sekte vardır. İmrân bin el-Husayn (Radıyallâhü anh) bunu kabul etmedi. Bunun üzerine, biz Medine'de bulunan Übeyy bin Ka'b (Radıyallâhü anh) a mektub yazarak durumu sorduk. Übeyy (Radıyallâhü anh), Semure (Radıyallâhü anh) in Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den alınanı iyice hıfzettiğini, yazılı cevabla bildirdi.
Râvi Said demiştir ki:  Biz, bu iki sekteyi (yer bakımından) Ka-tâde'ye sorduk. Katâde dedi ki:  Adam namaza girdiği zaman ve ki râattan boşaldığı zaman' Katâde daha sonra dedi ki: 'Ve

845) "... Hasan(-i Basrî) (16) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre: Semûre (bin Cündüb) (Radtyallâhü anh)'ün şöyle dediğini söylemiştir:
Ben, kırâattan önce bir sekte ve rüku' zamanı bir sekte olmak üzere namazda iki sekteyi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-den hıfzettim/ İmrân bin el-Husayn (Radıyallâhü anh), onun bu sözünü kabul etmedi. Bunun üzerine (durumu) Medine'ye, Übeyy bin Ka*b (Radıyallâhü anh)'a yazdılar. Übeyy (Radıyallâhü anh), Semûre (Radıyallâhü anh)'ı tasdik etti."

 

İMAM OKUDUĞU ZAMAN SUSUNUZ  BABI

846) "... Ebû Hüreyre (Radtyailâhu anh)\\ç\\ rivayet edildiğine göre: Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir ;
«İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı, imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız, okuduğu zaman su-
sunuz; dediği zaman ı Âmîn, deyiniz, rü-kua gittiği zaman siz de rüku'a gidiniz, dediği zaman : deyiniz.   Secde ettiğiniz zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılınız.»'
Not : Sindi : Müslim, bu hadisi sahih saymıştır. Bunu zayıf gösterenlerin sözlerine itibar edilmez, demiştir.

847) "... Ebû Musa el-Eş'âri (Radtyalfâhiİ anh)'(\en rivayet edildiğine göre;  Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
İmam okuduğu zaman, siz susunuz. İmam oturduğu zaman her hangi birinizin ilk zikri teşehhüd olsun.»"

848) "... îbn-i Ükeyme (el-Leysî) (İS) (Rtuhyattâhü anh)'(\ew rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Ebû Hüreyre (Badıyallâhü anh)'den şunu söylerken işittim : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ashâbma bir namaz kıldırdı.   O namazın sabah namazı olduğunu zannediyorum.   Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  namazdan sonra:
—  «Sizden her hangi bir kimse  (benimle beraber) okudu mu?» diye sordu. Bîr adam ;
—  Ben (okudum) dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
—  «Ben,  (içimde) : Bana ne oluyor ki Kur'an   (okumuşum)  da benimle münazaa ediliyor, diyorum» buyurdu."

849) "... İbn-i Ükeyme (Radtyallâhü anh)'den : O(nun) da Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet ettiğine göre Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh) :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı diyerek, yukarıdaki hadîsin mislini söyledi ve ona şu ilâveyi yaparak,' dedi ki: Bundan sonra saha biler, imamın açıktan okuduğu namazlarda sustular."

850)    "... Câbir (Radtyallâhü «n/r/den rivayet edildiğine «öre;  Kesûlul-lah (Sallallahü Mevki ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Namaz kılan bir kimsenin imamı bulunursa, imamın kıraati, onun için kıraattir.»"

851) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyâen. rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyih ve Sellcm) şöyle buyurdu, demiştir :
«Okuyucu •• Âmin demek istediği zaman siz de âmîn deyiniz. Çünkü melekler: Âmîn derler. Her kim ki, onun 'Âmin' demesi, meleklerin âmin demesine denk gelir, onun geçmiş günahı bağışlanmış olur.»*'

852) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Okuyucu, âmîn demek istediği zaman siz de âmîn deyiniz. Çünkü herkim ki âmîn demesi meleklerin âmîn demesine denk gelirse, onun geçmiş günahı bağışlanmış olur.»"

853)    "... Ebû   Hüreyre   (Radtyallâhü aıth)'den   rivayet   edildiğine  göre, şöyle demiştir:
Halk, âmin demeyi terk etmiştir. Halbuki Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); . dediği zaman, birinci
saftakilerin işiteceği seste âmin derdi ve mescid âmin sesiyle dalgalanırdı."

854)    •'... Ali (bin Ebî Talib)  (Radtyaîlâkü atıh)'den : Şöyle demiştir:
Resûlullah   (Sallallahü  Aleyhive Sellem)'den;  LirüC-âJI Vj dediği zaman   öy>! dediğini işittim.'

855)    "... Vâil (bin Hücr)  (Radıyallâhü ank)'dcn: Şöyle demiştir:
Beri, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kıldım. tjOUaJI Vj dediği zaman: <jyl dedi. Biz de ûy1 »esini işittik."

856)    "... Âişe (Radtyallâhü anhâ)'âen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Yahudiler, sizin selâmınızdan ve âmin deyişinizden dolayı size hased ettikleri kadar, hiç bir şeyinizden hased etmezler.»"

857) "... İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Yahudiler, âmin (deyişiniz) den dolayı size hased ettikleri kadar hiç bir şeyden dolayı size hased etmezler. Bunun için çokça âmin deyiniz.»"

858) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'âen rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhive SellemH namazda iftitah tekbiri aldığı, rükûa gittiği ve rükûdan mübarek başını kaldırdığı zaman her iki elini omuzlarının hizasına kad&r kaldırırken gördüm. İki secde arasında (ellerini) kaldırmazdı.'

859) "... Mâlik bin el-Hüveyris (19) (Radıyattâkü anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namaz için) iftitah tekbirini aldığı zaman kulaklarının yakınına kadar ellerini kaldırırdı. Rüku'a gittiği zaman aynı şeyi yapardı. Ve rüku'dan başını kaldırdığı zaman onun gibi yapardı."

860)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'<\en : Şöyle demiştir;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in namazda iftitah tekbiri aldığı zaman, rükûa gittiği zaman ve secde etmek üzere rükû'dan kalktığı zaman, ellerini omuzları hizasına kadar kaldırdığını gördüm."

861)    "... Umeyr bin Habîb (20)  (Radıyallâhü a»A)'den :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), farz namazda her tekbir ile beraber ellerini kaldırırdı."

862)    "... Muhammet! bin Anır bin Alâ (21) (Radıyallâhü anhümyâcn :
Şöyle demiştir: Ben, Ebû Hümeyd es-Sâidî (22) (Radıyallâhü anh)'den işittim. Kendisi Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in ashabından on zâtın arasındaydı. On sahâbiden birisi Ebû Katâde bin Rib'i idi. Ebû Hümeyd, orada bulunan on sahâbi'ye =
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışını hepinizden daha iyi bilirim Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza durmak istediği zaman dimdik doğrulurdu ve ellerini omuzları hizasına kadar kaldırdıktan sonra: -Allahü ekber» derdi, rükû'a varmak istediği zaman da ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı.
 dediği zaman da ellerini kaldırırdı, sonra tam doğru-
lurdu. İki rek'atten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman tekbir alırdı ve iftitah tekbîrini aldığı zaman yaptığı gibi ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı."

863)    "... Abbâs bin Sehl-i Sâidî (2İ)  (Radıyallâhü anhümâ)'âan :
Şöyle demiştir: (Sahâbilerden) Ebû Hümeyd (es-Sâidİ), Ebû Üseyd es-Sâidî, Sehl bin Sa'd (es-Sâîdi) ve Muhammed bin Mesleme (Radıyallâhü anhüm) toplanmıştılar. Bir ara Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJin namazını anlattılar. Ebû Hümeyd (Radıyallâhü
anh) :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SeüemJ'in namazını hepinizden daha iyi bilirim. Muhakkak ki Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı, tekbîr alarak ellerini kaldırdı. Sonra rü-kü'a varmak için tekbîr aldığı zaman ellerini kaldırdı.    Sonra rükû'dan kalktı da ellerini kaldırdı ve her kemik yerine dönünceye kadar tam doğruldu, dedi."

864)   ... Alî bin Ebî Talib (Radtyattdhü <in*J'den :
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî farz namaza kalktığı zaman tekbir getirirdi ve ellerini omuzlarının hizasında oluncaya kadar kaldırırdı. Rükû'a gitmek istediği zaman bunun mislini yapardı. Rükû'dan başını kaldırdığı zaman da bunun mislini yapardı. Ve iki rekatten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman bunun mislini yapardı."

805)    "... Abdullah bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)yfrd\\:
Şöyle demiştir:   Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), her tekbir getirişinde ellerini kaldırırdı."

866)    "... Enes (bin Mâlik) (Radtyallâkü anh)'den
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), namaza girdiği zaman ve rükû'a gittiği zaman ellerini kaldırırdı."

867)    "... Vâİl bin Hücr (Radtyallâhü
Şöyle demiştir: Ben  (kendi kendime)  dedim ki:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e muhakkak ve İyice bakayım, nasıl namaz kılıyor? Bunun üzerine (baktım) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kalktı, kıbleye doğru durdu. Sonra ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdı. Sonra rükû'a gittiği zaman ellerini bu şekilde kaldırdı. Başını rüku'dan kaldırınca ellerini böylece kaldırdı"

868) "... Ebü'z-ZüİH'yr (24) (Radıyailâhii anh)\\tn rivayet edildiğine »öre:
Câbir bin Abdillah (Radıyailâhii anhümâ) namaza başlarken ellerini kaldırdı ve rükû'a gittiği zaman ile rükû'dan başını kaldırdığı zaman bunun mislini yapardı. Ve: 'Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i gördüm. Böyle yaptı,' derdi.
Ebû Zübeyr (Radıyailâhii anhJ'in râvisi ibrahim bin Tahmân (25) da ellerini kulaklarına kadar kaldırmıştır"

 

NAMAZDA RÜKÛ BABI

869)    "... Âişe (Radtyallâhü anhâydtn:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), rükû'a vardığı zaman başını ne yukarıya kaldırır, ne de aşağıya indirir, ikisinin arasında tutardı."

870)    "... Ebû Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensârî) (Radtyallâhü an rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Meyhive Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
«Rükû1 ve   secdede belini düzgün tutmayan adamın kıldığı namaz, kâfi değildir.-"

871)    "... Ali bin Şeybân (26) (Radtyallâhü anh), kavmi tarafından Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)^ elçi olarak gönderilen heyetten idi. Kendisi şöyle demiştir :
Biz yola çıktık. Nihayet Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardıktan sonra Ona biat ettik. Ve arkasında namaz kıldık. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), namazını düzgün kılmayan, yâni rükû' ve secde de belini düzgün tutmayan bir adama kulaktan yana göz ucuyla baktı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazını bitirince .-
«Ey Müslümanlar cemâati! Rükû' ve secdede belini düzgün tutmayanın namazı yoktur.» buyurdu."

872)   ... Vâbısîi bin Ma'bed (27)   (Radtyallâhü anh)'\n şöyle dediği rivayet edilmiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i namaz kılarken gördüm. Rüku' ettiği zaman, belini Öyle düzgün tutuyordu ki, eğer üzerine su dökülmüş olsaydı, orada kalacaktı."


RÜKU DA ELLERİ DİZ KAPAKLARI ÜZERİNE KOYMAK BABI

873) "... Mus'ab bin Sa'd (bin Ebî Vakkâs) (Radtyallâhü anhümâ)'dan : Şöyle demiştir: Ben, babam yanında rüku' ettim de tatbik ettim. (Her iki elimin parmaklarını birleştirerek ellerimi iki diz kapağımın arasına koyup diz kapaklarımı birleştirdim.) Babam elime vurdu ve: Biz böyle yapardık. Sonra ellerimizi diz kapaklarımızın üzerine kaldırmakla emrolunduk. dedi."

874)    "... Aişe  (Radtyallâkü anhâyden :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) rüku* ederdi de ellerini diz kapakları üzerine koyardı. Pazılarını (yanlarından) uzaklaştırırdı."

 

KİŞİNİN, RÜKU'DAN BAŞINI KALDIRDIĞI ZAMAN SÖYLEYECEĞİ SÖZ BABI

875)     •      Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ankyden rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü 'Aleyhi ve Sellem) :
zaman i   . j   derdi."

876)    "... Enes bin Mâlik (Radtyattâhü ank)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve StUem) :
«İmam dedigri zaman siz de niz.» buyurdu."

877)    "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)\\en rivayet edildiğine göre kendisi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem y\ şöyle buyururken işitmi$tir:
«İmam: - dediği zaman siz de: deyiniz.»"

878)    "... İbn-i Ebî Evfâ (Radıyallâhü anh)'fien:  Şöyle demiştir: Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  rüku'dan başını kaldır (maya başla) dığı  zaman: (ve tam  doğrulduktan sonram ^ derdi."

879) "... Ebû Cuhayfe (Radıyallâhü ank)"6sa\ Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdayken. Onun yanında nasiblerden bahsedildi. Bir adam: Falanın nasibi atlardadır, dedi. Bir başkası: Falanın nasibi develerdedir, dedi. Diğer birisi: Falanın nasibi koyunlardadır, dedi. Bir başka kişi: Falanın nasibi kölelerdedir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazını kılıp, son rek'atdn rüku'un)dan başını kaldırınca:
dedi ve Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem), onların dediklerinin doğru olmadığını bilmeleri için, sesini 'el-Ced = nasib, -kelimesi ile uzattı."

 

SECDE BABI

880)    "... Meymûne (Radtyallâhü an ha) 'den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) secde ettiği zaman kollarını (yanlarından) uzaklaştırırdı. Öyle ki, bir kuzu, kollarının arasından geçmek isteseydi geçebilirdi.»"

881)    "... Abdullah bin Ubeydillah bin Akranı el-Huzâi'nin babası L'bey-Hullah bin Akram el-Huzâi (Radıyallâhü anhümâyden;  Şöyle demiştir:
Ben, Nemire'nin (26) dağlardan ve tepelerden oldukça uzak bir düzlüğünde babamın beraberindeydim. Yakınımızdan bir süvari kafilesi geçti ve yolun kenarında <develerini) çökerttiler. Bunun üzerine babam (Akram) bana t Sen hayvanların yanında kal. Tâ ki ben şu topluluğun yanına vararak onlarla görüşüp durumlarını sorayım, dedi. Ve çıkıp gitti. Ben de vardım. Yâr.i yaklaştım. Baktım ki Resû lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ordadır.
(Namaza durdular.) Ben de namazda hazır bulunarak onlarla beraber namaz kıldım. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in her secde edişinde ben O'nun koltuk altlarının beyazlıklarına bakardım.
İbn-i Mâcete demiştir ki: Halk, Ubeydillah bin Abdullah der. Râvi Ebü Bekir bin Ebî Şeybe de dedi ki: Halk Abdullah bin Ubey-dilah der.
Bize Muhammed bin Beşşâr tahdis etti. (O da dedi ki:) Bize Ab-durrahman bin Mehdi, Safvân bin îsâ ve Ebû Dâvûd tahdis ederek dediler ki: Bize, Dâvûd bin Kays, UbeydiUah bin Abdillah bin Ak-ram'dan; O da babasından, O da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini tahdîs etti.»"

882) "... Vâil bin Hücr (Radıyatlâhü a»/r)'den rivayet edildiğine göre. şöyle demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in secdeye giderken ellerinden önce dizlerini yere koyduğunu ve secdeden kalktığı zaman, dizlerinden önce ellerini (yerden) kaldırdığını gördüm."

883)   ...  (Abdullah) İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâ/dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu demiştir :
-Ben, yedi kemik üzerinde secde etmekle emrolundum.»"

884)   ... İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâJ'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Ben, yedi   (kemik)   üzerinde secde etmekle ve   (secdeye giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.»

885) "... Abbâs bin Abdulmuttalib (Radtyallâhü anhyfan rivayet edildiğine göre kendisi; Resûlullah (Salluilahıı Afcvhi ve Sellem)'den şunu buyururken işitmiştir :
-Kul, secde ettiği zaman onunla beraber yedi uzuv secde eder: (etmelidir.) Yüzü, el avuçları, diz kapakları ve ayakları.»"


886) „. Resûlullah (Sallallahü Alryhi vv Sel/emy\n arkadaşı Ahmer (30) (Radıyallâhü anh /den :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) secde ettiği zaman ellerini yanlarından çok uzaklaştırdığından dolayı, biz gerçekten Ona çok acıyorduk."

 

RÜKU' VE SECDEDEKİ TEŞBİH BABI

887"... Ukbe bin Amir el-Cühenî (Radtyailâhü anh) den, şöyle demiştir :  —   •Öyleyse sen. Büyük Rabbinin adını teşbih et.» ) âyeti nazil olduğu zaman Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize :
«Bu (âyetin mefhurnu)nu rüku nuzda kılın.» buyurdu. Sonra; ^Wl 'dij pm\ £?*  _   «gen, Yüce Rabbinin adını teşbih et.-
âyeti nazil olunca Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  bize: «Bu   (âyetin mefhumu>nu secdenizde kılın.» buyurdu."

888) "... Huzeyfe bin el-Vemân (Radıyallâhü tinh)\\ç\\ rivayet edildiğine göre kendisi :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den; rüku'a gittiği zaman üç defa «Sübhâne Rabbiye'I-Azîm» ve secdeye gittiği zaman üç defa «Sübhâne Rabbiye'1-Alâ» dediğini (kulağıyla) işîtmiştir."

889"...  Aişe (Rtidtyallâhü anh)\\rw; Şöyle «itmiştir : Resftltaliah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), rüku' secdesinde:
zi^««i çok söyleyerek Kuranı tefsir ederdi."

890)    "...  (Abdullah) İbn-i Mes'ud (Radtyallâhü ««A/den rivayet edildi gme göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demişUr
-Biriniz rüku'a gittiği zaman rüku'unda üç defa 'Sübhane Hab-biye'1-Azîm' desin. Çünkü böyle yaptığı zaman rüku'u tamamlanmış olur. Ve biriniz secde ettiği zaman secdesinde üç defa 'Sübhane Rab-biye'1-A'lâ1 desin. Çünkü bunu yaptığı zaman serdesini tamamlamış olur. Bu (anılan) zikir, en azıdır.»"

 

SECDEDE İTİDAL BABI

891)    "... Câbir (Radıyattâhii anh)'den rivayet edildiğine göre:   Resûlul-lah (Sallattahü Aleyhi ve Seli em) şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz secde ettiği zaman i'tidâl etsin. Ve köpeğin yayılması gibi kollarını  (yere)  yaymasın.*"

892)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Secdede i'tidâl ediniz. Sakın herhangi biriniz köpek gibi kolla nnı yayarak secde etmesin.» buyurdu."

 

İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞ BABI

893) "... Aişe (Radıyallâhü anhâyûen; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), başını rüku'dan kaldırdığı zaman iyice doğrulup, ayakta durmadıkça secdeye gitmezdi ve secde edip başını kaldırdığı zaman, iyice doğrulup oturmadıkça (ikinci) secdeye gitmezdi. Oturduğu zaman sol ayağını iftirâş ederdi, (döşerdi.)"

894)   ... Alî (Radıyallâhü anhyâen; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana buyurdu ki: «İki secde arasında ik'â oturuşuyla oturma.»"

895    "... Alî (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Yâ Alî! Köpeğin ilf'â    (denilen)    oturuşu gibi ik'â oturuşuyla oturma.»"

896) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre kendisi; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu, demiştir :
«Sen başını secdeden kaldırdığın zaman köpeğin ik'â ettiği gibi ik'â etme. Sağrılarını ayaklarının arasına al ve ayaklarının üst kısmını yere yapıştır.»"



İKİ SECDE ARASINDA(Kİ OTURUŞTA) KİŞİNİN SÖYLEYECEĞİ ÜUÂ BABI

896..Peygamber  (Sallailahü Aleyhi ve Sellem)  iki secde arasında(ki
oturuşta) :
=  «(Ey)   Kabbim! Bnna  mağfiret eyle.   (Ey) Rabbim! Bana mağfiret eyle.» derdi."

897.."...  İbn-i Ahliiis (Radıyallâhü anhüuiü)\\ı\w rivâvt't <i\\\e demiştir :
ResûiuJlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece namazında iki sec-de arasında(ki oturuşta) «(Ey) Rabbim! Beni (m günahlarımı) bağışla, bana rahmet eyle. Beni (m kırıklarımı) düzelt. Beni nzıklandır ve beni (m derecelerimi) yükselt.» derdi."

 

TEŞEHHÜD HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI

899) "... Abdullah bin Mes'ud (Radtyallâhü an/rj'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Biz Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ ile beraber namaz kıldığımız zaman (teşehhüd için oturduğumuzda) «Selâm Allah'ın kullarına olsun» demeden önce «Selâm Allah'a olsun, Selâm Cebrail'e, Mikâil'e, falan ve falana olsun» derdik. İbn-i Mes'ud ve arkadaşları (falan ve falan sözü ile) melekleri kasdederler. Sonra Resû-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bizim böyle dediğimizi işitti bunun üzerine :
«Selâm Allah'a olsun demeyiniz. Çünkü şüphesiz Allah selâmın kendisidir. Bunun için (teşehhüde) oturduğunuz zaman;
deyiniz. Çünkü kişi bunu söylediği zaman selâm cümlesi gökte ve yerde bulunan her salih kula isabet eder.»"
"...  Abdullah bin  .Mes'ud  (Rarfivaliâhii <ın/t)'<\vn rivayet  edildiğine yöre: Kendisi, Peygamber    (Sallallahü Aleyhi ve SelleinJ'den    bunun mislini rivayet etmiştir."
"...  Abdullah bin  .Mes'ud  (Rmlıvallâhü an/t)\\en rivayet edildiğine ji«ire : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) onlara teşehhüdü öğretirdi. Abdullah (Radıyallâhü anh) bu hadisin mislini zikretmiştir."

900)     "...   (Abdullah)  İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'âan; Şöyle de-
ResûJullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  bize Kur'an'dan sûre öğrettiği gibi teşehhüdü öğretirdi. Ve teşehhüdü şöyle okurdu :

901)     "...  Ebû Musa el-Eş'ârî (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  bize hitabede bulundu ve bize yolumuzu beyan etti. Bize namazımızı öğretti ve bu arada buyurdu ki :
«Namaz kıldığınız zaman, biriniz (teşehhüd için)  oturduğunda ilk sözü şu olsun :                                                           

902)    "... tabir bin Abdillâh  (Radıyaiiâkü anh)'den;  Şöyle demiştir: Resûlullah  (SalJallahü Aleyhi ve Sellem)  bize Kurandan sûre Öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi:

 

PEYGAMBER (SAS) E SALÂVAT GETİRME BABI

903. . Kbfı Said-i Hınlrî (RadıyaMkii ank)'(]en; Şöyle demiştir
Biz: Yâ Resûlallah! Sana  (edilen)  bu selâm   Uâfzı)ı bildik. Sa-lât  (lâfzı) nasıldır? diye sorduk. O buyurdu ki: Şöyle deyiniz i

904) "... (Abdıırrahman) İbn-i Ebî Leylâ (,Î6) (Radıyallâhü anh)den: Şöyle demiştir :
Ka'b bin Ucre (37) (Radıyallâhü anh) bana rastlayarak şöyle dedi : Sana bir hediye vereyim mi? Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir defasında yanımıza çıkageldi. Biz (kendisine) : (Yâ Resûlallah!) Sana selâm etmeyi bilmiş olduk. Sana salât nasıl (getirilir.)? dİVP snrrlul*-   f~»   *■......-J     ' '
lir.)? diye sorduk. O, buyurdu ki: ($Öy)e) deyiniz:

905) "... Ebû Hiimeyd es-Saîdî (Radıyaltâhü ank)'Ğen rivayet edildiğine göre :
Sahâbiler Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e:
Yâ Resûlallah! Sana salâvât getirmekle emrolunduk. Sana nasıl salâvât getireceğiz, diye sordular. O da buyurdu kî:(Şöyle) Deyiniz :

906) "... Abdulliih bin Ales'ur] (Ratlıynlhîhü ank)\\en: Şöyle demidir: Resûlullah (Sallallahv Aleyhi ve Sellem)e salâvât getirmek istediğiniz zaman, O'na güzelce salâvât getiriniz. Çünkü şüphesiz siz bilemezsiniz. Umulur ki getirdiğiniz salâvât O'na arzedilir.' Râvi demiştir ki: İbn-i Mes'ud (ftadıyallâhü anh)'un yanındakiler kendisine: Şu halde (güzel salâvâtı) bize Öğret, dediler. İbn-i Mes'ud (Radı-yallâhü anh)   (onlara) dedi kî: Şöyle söyleyiniz:

907)    "... Amir bin Rahîa (4İ)   (Radtyallâhü anh)'<\en rivayet edildiğim" göre;  Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
 Âmir bin Rabia bin Ka'b bin Mâlik el-Anzî Ebû Abdillah, ilk muhacir terdendi. Habeşistan'a da hicret etmişti. Bedir ve diğer savaşlara katılmıştı. Peygamber (A.S.)'den ve Ebû Bekir (R.A.) İle Ömer (R.A.)'den rivayet etmiştir. Kendisinden de îbn-i Zübeyr, îbn-i Ömer ve başkaları rivayet etmiştir. Hz. Ömer (E.A. >
Câbİ'ye gittiğinde Onun sancaktarhğını yapmıştır. Hz. Osman (R.A > da hacca' gittiği zaman. Onu Medine'de vekil bırakmıştı. Hicretin 32. veya 34. yılında vefat etmiştir. (El-Menhel. CUd : 6, Sahife :  186)    .
«Benim üzerime salâvât getiren hiç bir müslüman yoktur ki üzerime salâvât getirdiği sürece, melekler onun üzerine salâvât getirmesin. (Ona duâ ve istiğfar etmesin.) Artık kul şu salâvâtı az getirsin, veya çok getirsin.»"

908)    "... İbn-i Abbâs (Radıyaliâhü ankümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  buyurdu ki: -Bana salâvât getirmeyi unutan   (terkeden)   kişi cennet yolunu terketmiştir.»"

 

TEŞEHHÜD VE PEYGAMBER   (SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEM) E SALÂVÂT GETİRİLDİKTEN SONRA OKUNAN DUÂ BABI

909) "... Ebû Hüreyre (RadtyallChü a«/r)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz son teşehhüdü bitirince dört şeyden Allah'a sığınsın : Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ile ölüm fitnesinden ve mesîh olan Deccâl'in fitnesinden.»"

910)    ., Ebû  Hüreyre (Radtyallâhii atı/ı)'<\en;   Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir adama: «Namazda (oturduğunda)  ne diyorsun?» diye sordu. Adam : Ben teşehhüdü okurum. Sonra Allah'tan cennet isterim ve ateşten O'na sığınırım.  Amma, Vallahi ben ne senin dendene   (gümül-denmelni ne de Muâz'ın dendenesîni bilirim, dedi.    Bunun üzerine Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Biz onun çevresinde gümüldeniriz.» buyurdu."


TEŞEHHÜD'DE   (PARMAKLA)   İŞARET BÂB1

911) "... Nümeyr eJ-Huzâî (4.S) (Radtynllâhü anh)\[tn rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhive Sellem)'i namazda (teşehhüd için oturduğunda) sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş iken ve şahadet parmağı ile işaret ederken gördüm."

912)    "... V'âil bin Hucr (Radtyallâhii anh)'den, Şöyle demiştir: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i, teşehhüd'de (sağ elinin) baş ve orta parmaklarını halka etmişken ve bu parmaklardan sonra gelen şehâdet parmağını kaldırıp onunla duâ ederken gördüm."


913)    "...   (Abdullah)   bin Ömer   (Radtyallâhii  unhümâ)'âiin;   Şöyle  demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazda (teşehhüd için) oturduğu zaman ellerini dizlerinin üzerine koyardı ve başparmaktan sonra gelen sağ (şahadet) parmağını kaldırıp onunla dua ederdi. Sol elini de dizi üzerine yayarak koyardı."

 

NAMAZ'DAN ÇIKMAK İÇİN SELÂM VERMEK BABI

914)    "... Abdullah (bin Mes'ud)  (Radtyaliâkü anh)'âen rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıfcafken) yanağının beyazlığı görülünceye kadar, sağına ve soluna (başını döndürüp) : «Es-Selâmü aleyküm ve rahmetüllah» (diyerek) selâm verirdi."

915)    "... Sa'd  (bin Ebî Vakkâs)  (Radtyaliâkü anh)'ûen rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (namazdan çıkarken) sağına ve soluna selâm verirdi."

916)    "... Ammâr bin Yâsir (Radtyallâhü a«*)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (namazdan çıkarken) yanağının beyazlığı görülünceye kadar sağına ve soluna (başını döndürüp) :  «Es-Selâmü aleyküm ve rahmetüllah. Es-Selâmü aleyküm ve rahmetüllah»  (diyerek) selâm verirdi."

917)    "... Ebû AJûsa (el-£ş'ârî)  (Radıyallâkü anh)'den; Şöyie demiştir: Alî (Radiyallâhü anh), Cemel olayı günü bize öyle bir namaz kıldırdı ki, onunla bize ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve SellemKin namaz kılışını hatırlattı. Artık biz, ya O (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-nun namazını unutmuş oluyoruz. Ya da terk etmiş oluyoruz.   Çünkü Ali (Radıyallâhü anh), (namazdan çıkarken) sağına da soluna da selâm verirdi."

 

NAMAZ'DAN ÇIKARKEN  BİR DEFA SELÂM VERMEK BABI

918) "... Sehl bin Sa'd es-Sâidî (Radıyallâkü anhyden rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sâllallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) önüne bir defa selâm verdi."

919..Âişe (Rathyullâhü ıınkâ)'(\en rivayet edildiğine göre:
Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (namazdan çıkarken) önüne bir defa selâm verirdi."

920)    "... Seleme bin e]-Ekvâ'  (46)     (Radıyallâhü anh)'ı\ex\;  Şöyle demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i, namaz kılarken gördüm. (Namazdan çıkarken) bir defa selâm verdi."

 

İMAMIN SELÂMINI ALMAK BABI

921)    "... Senıûre bin Cündüb (RadtyaUâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (Stillallahii Aleyhi ı>e Sellem) şöyle buyurmuştur": «İmam selâm verdiği zaman onun selâmını alınız.-*"


922)    "... Semûre bin Cündiib  (Radıyallâhü anh)den rivâyel edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), imamlarımıza selâm etmemizi ve birbirimizle selamlaşmamızı bize emretti."

 

İMAM (NAMAZDA) YALNIZ KENDİ NEFSİNE DUÂ ETMESİN, BABI

923) "... Sevbân (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Resûlul-Jah (SaUaUahv Aleyhi ve Sellem) şöyîe buyurdu, demiştir :
«Hiç bir kul imamlık yapıp, cemâati ortak etmeksizin (namazda) yalnız kendi nefsine duâ etmesin. Şayet (böyle) yaparsa cemaata hıyanet etmiş olur.*"

 

SELÂMDAN SONRA OKUNAN (ZİKİR VE DUÂ) BABI

924)    "...  Ai.şe (liadıyallâhü nnhâ)\\en\ Şöyle demiştir :
ResûJullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazın bitiminde) selâm verince ancak;
diyecek kadar otururdu."

925)     "...  Voınıü Seleme  (Radtyalldhü anhâ)'den:   Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah farzını kılıp selâm verdiği zaman şu duayı okurdu:
«Allah'ım! Ben Senden yararlı ilim, güzel (= helâl) rızık ve makbul amel dilerim.»"

926) "... Abdullah bin Amr (bin e)-As) (Rathyallâhü anküntâyâen rivayet edildiğine göre Resûlullah (SallaLlakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«İki şey vardır ki bunlara devam eden her m üs 1 uman adam behemehal Cennet'e girer. Bunlar kolay şeylerdir de bunlarla amel edenler azdır. (Birincisi şudur:) Müslüman kişi her namazdan sonra on defa teşbih eder, on defa tekbir getirir ve on defa hamd eder.) >
(Abdullah (Radıyallâhü anh) : 'Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i bu zikirlerin sayısını mübarek el (parmakları) ile zab-tederken (hesaplarken) gördüm,' demiştir. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyruğuna şöyle devam eylemiştir -.)
-İşte bunlar dille (söylenmesi) itibariyle yüzelli (cümle) dir. Mi-zân'da (ise) binbeşyüz cümle) dir. (İkincisi de şudur:) Müelüman kişi yatağına girdiği zaman yüz defa teşbih, hamd ve tekbir okur. İşte bunlar da dille söylenmesi bakımından yüz (cümle) dir. Lâkin mi-zân'da bin (cümle) dir. Şu halde hanginiz günde ikibin beşyüz kötülük işler?»
Sahâbîler (Radıyallâhü anhüm) :
—(Ya Resûlallah!) Müslüman adam nasıl bunlara devam ede-mesin? dediler. (Bunlara devam edememezliği garibsediler.)
Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem) :
— «Her hangi biriniz namazda iken şeytan ona gelerek: Falan şeyi ve şu şeyi hatırla, der. Tâ ki kul gafletle namazdan çıkıp gitsin ve her hangi biriniz yatağında (uzanmış) iken şeytan onun yanına varır ve kişi uyuyuncaya kadar şeytan durmadan onu uyutmaya çalışır.-"

927)    "... Ebû  Zerr(-i Gifârî)   (Radtynllâhü an*)'den rivayet edildiğine
göre kendisi $öyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e denildi ki: Süfyân'in rivayetine göre ise Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) şöyle
demiştir : Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e dedim ki:
—  Yâ Hesûlallah! Servet sahihleri sevabı alıp götürdüler. (Şöyle ki:) Bizim dediğimizi derler. Bir de mallarını Allah yolunda harcarlar. Halbuki elimizden infak gelmez.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana:
—  «Ben size öyle bir şey bildireyim ki onu yaptığınız zaman (fazilet bakımından)   sizi geçenlere yetişirsiniz ve  (fazilet yönünden) sizden sonra gelenler size yetişemezler. (O da şudur:)  Her namazdan sonra Allah'a otuzüç, otuzüç ve otuzdört defa hamd'e, teşbih ve tekbir getirirsiniz.» buyurdu."
Süfyân demiştir ki: Hamd, teşbih ve tekbîr'den hangisinin otuzdört (defa) olduğunu bilemiyecegim.

928)    "... Sevbân XRadtyallâkü anh)'(\en rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), namazdan çıktığı zaman üç defa istiğfar ederdi ve sonra:
'Estağfi-rullah estağfirullah' dersin.» diye istiğfar şekli bildirilmiştir.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) günahlardan tertemiz olup her türlü hatâdan masum olduğu hâlde istiğfar etmesinin hikmeti hususunda Tuhfetü'l-Ahvezi yazarı, İbn-i Seyyidi'n-N â s ' in şöyle dediğini nakletmiştir: 'Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in istiğfar etmesi kul hakkını vermek ve şükür görevini yapmaktır. Nitekim bir hadîste :
= *Ben niçin çok şükreden bir kul olmayayım?»
buyurmuştur. İstiğfar etmesinin diğer bir nedeni de duâ ve niyaz hususunda sözle olduğu gibi fiilen de müminlere sünnetini beyan etmesidir. Tâ ki onlar da zati nevebilerine iktida etsinler.'

 

NAMAZDAN DÖNMEK BABI

929)     ;. . Hülb  (bin Adî)   (Radtyallâhü a«A/den;  Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize imamlık etti. (namaz kıldırdı.) (Namazdan çıkınca) sağ tarafına da sol tarafına da dönüp giderdi."

930) -... Abdullah (bin .Mes'ud) (Radtyattâhü anh)'den rivayet edildiğine güre şöyle demiştir :
Herhangi biriniz (namazdan çıkarken) sağ tarafına dönmek mecburiyetinde olduğuna itikad ederek (bu yüzden) nefsinde şeytana bir hisse ayırmaya kalkışmasın. Çünkü ben. Resuluİlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Dönüşlerinin ekserisi sol tarafına idi."

931) "... Atnr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs) (Radt-yallâhü anhüm)'âen rivayet edildiğine <jöre şöyle demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i namazdan çıktığında (bazen) sağ tarafına (bazen de) sol tarafına dönüp giderken
gördüm.."

932) "... (Müminlerin annesi) Ümmii Seleme (Radiyaİlâkü anhâ )'<\en: Şöyle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdan selâm verdiğinde selâmını tamamlayınca kadınlar hemen kalkar (evlerine giderler) di. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de kalkmazdan önce oturduğu yerde biraz beklerdi."

 

YEMEK KONUP NAMAZ (İÇİN)  İKÂMET EDİLDİĞİ ZAMAN (HANGİSİNE ÖNCELİK VERİLECEĞİ)  BABI

933) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre Resûlullah (Satlallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Akşam yemeği konduğu ve namaz (için) ikâmet edildiği zaman siz Önce yemek yeyiniz.»"

934) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Akşam yemeği konduğu ve namaz (için) ikâmet edildiği zaman siz önce yemek yeyiniz.»
Hâvi demiştir ki: Bu emre binâen bir akşam, lbn-i Ömer (Radı-yallâhü anh) ikâmet sesini işittiği halde (namaza durmayıp önce) akşam yemeğini yedi."

935) "... Âişe (Radtyaliâhü anhâ)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Akşam yemeği hazırlanmış olduğu ve namaz (için) ikâmet edildiği zaman önce yemek yeyiniz.»"

 

YAĞIŞLI GECEDE CEMÂAT (A GİTMEMEK) BABI

936) "... Kbü'l-Melih (47) (Radıyallâhü aııh)'âen rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir :
Ben yağışlı bir gece (cemaatla namaz kılmak için evden) çıktım. Sonra (namazdan) dönünce evin kapısını açtırmak istedim. Babam (Üsâme bin Ümeyr) :
—  Kim O? dedi. Ben :
—  Ebü'l-Meh'h'dir, dedim. Babam:
—  Vallahi  iyi  bilirim  ki,  Hudeybiye (48)   günü  biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber idik Ayakkabılarımızın altlarını    ıslatmayan bir yağmur yağdı.     Bunun  üzerine     Resulü il ah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem)'in müezzini    «Namazınızı   olduğunuz yerlerde kılınız!» diye bağırdı, dedi."

937) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaüâhü anhümâ)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir :
Yağışlı gecede veya rüzgârlı soğuk gecede Resûlullah (Sallalla-hü Aleyhi ve Sellem)'in müezzini: Olduğunuz yerlerde namaz kılınız, diye bağırırdı."

938)    "...   (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhive Sellem) yağışlı bir Cuma günü buyurdu ki:
«Olduğunuz yerlerde namaz kılınız.»*'

939) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
Kendisi, yağışlı bir Cuma günü müezzine ezan okumasını emretti. Müezzin de Allahu ekber, AUahu ekber, eşhedü enlâilâhe illallah, eşhedü enne Muhammede'r-Resûlullah..., diyerek ezan okumaya başladı. Müezzin Eşhedü enne Muhammede'r-Resüluilah dedikten sonra İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ), müezzine:
(Hayye ale's-Salâh yerine) halka çağrıda bulun. Evlerinde namaz kılsınlar, dedi. Bunun üzerine halk İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anh)'a:
Nedir şu senin yaptığın?, dediler. Kendisi:
"Benden (çok) hayırlı olan bir zat şüphesiz bunu yaptı. —Bununla Peygamber Efendimizi kasdetmiştir. — Sen halkı evlerinden çıkartıp dizlerine kadar çamura batmış olarak yanıma gelmelerini bana emrediyorsun" dedi."

 

NAMAZA DURANIN SÜTRESt BABI

940) "... Musa bin Talha'nın babası (Talha bin Ubeydillah) (49) (Radı-yallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Fiz namaza dururduk. (Bu esnada) hayvanlar da önümüzden geçerdi. Bu durum Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'e anlatıldı. Bunun üzerine O:
«Birinizin önünde semerin arka kaşı gibi bir şey olsun. Artık önünden geçen ona zarar vermez.» buyurdu."

941 "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) için seferde bir harbe çıkarılırdı. O, (namaz kılmak istediği zaman) harbeyi yere dikerek ona doğru namaz kılardı."

942) "... Aişe (Radıyallâhü ankâ)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in bir hasırı vardı. Gündüz yere serilirdi. Peygamber (Aleyhi's-Selâm) geceleyin de o hasın hücre gibi yaparak ona doğru namaz kılardı."

943) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) jöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz namaza durmak istediği zaman (duvar gibi) bir şeye doğru dursun. Eğer bulamazsa yere bir asâ diksin. Şayet (bunu da) bulamazsa bir çizgi çizsin. Artık önünden geçen şeyler ona zarar vermez.»"
Bu hadîsi Ebü Dâvûd, Ahmed, İbn-i Hibbân ve   Beyhaki   de rivayet etmişlerdir.

 

NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEK BABI

944) '... Büsr bin Saîd (Radtyallâhü anhümâyden rivayet edildiğine göre demiştir kî:
Namaz kılanın önünden geçmenin hükmünü sormam İçin beni Zeyd bin Halid (Radıyallâhü anh)'m yanma gönderdiler. (Ben de gidip sordum.) Bunun üzerine Zeyd (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî'in şöyle buyurduğunu bana haber verdi:
«Kişinin kırk (zaman) yerinde beklemesi (zahmeti), namaz kılanın önünden geçmesi (günahın) dan onun için daha hayırlıdır.»
(Râvi) Süfyan demiştir ki: «Kırk yıl mı, kırk ay mı, kırk sabah mı, kırk saat mı? bilmiyorum."

945) "... BÜsr bin Saîd (Radtyallâhü anhümâ)'âen rivayet edildiğine göre Zeyd bin Hâlid (Radtyallâhü anh) (kendisini) Ebû Cüheym el-Ensârî (Radtyallâhü anh)'m yanma göndererek :
Namaza duran şahsın önünden geçen adam (m girdiği günah) hakkında Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den ne işittin? diye sordurmuş. Ebû Cüheym (Radıyallâhü anh) de: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu işittim, demiş tir:
«Sizden birisi, din kardeşi namaz kılarken onun önünden geçmesi sebebiyle kendisi için ne (kadar günah) bulunduğunu bilseydi, şüphesiz kırk (zaman) beklemesi (zahmeti), kendisinin geçmesinden (dolayı) yüklendiği günahtan) daha hayırlı olurdu.»
Râvi demiştir ki: «Kırk yıl mı, kırk ay mı, kırk gün mü? bilmiyo-

946) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'<\en rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Her hangi biriniz (din) kardeşi namazdayken önünden aykırı* geçmekte ne kadar günahı yüklendiğini bilse, yüz yıl yerinde durması, attığı adımdan, şüphesiz daha hayırlı olur.»"

 

NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEKLE) NAMAZI KESEN ŞEYLER BABI

947) -.,, (Abdullah) İbn-i Abbâs (Radtyattâhü anhütnâ)'dan; Şöyle de-mİştİr   :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Arafe'de (imam olarak) namaz kılıyordu. Bu esnada ben ve el-Fadl (bin Abbâs) (Radı-yallâhü anhümâ) bir dişi merkebe binmiş olarak oraya gelerek (birinci) saffın bir kısmının önünden geçtikten hemen sonra (saffin önünde) m erke bt en inerek saffa girdik."

948)    "... L'mmü's-Seleme  (Radtyallâhü anhâ)'den;  Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Ümmü Seleme (Radı-yallâhü anhâ)'nin odasında namaz kılıyordu. Abdullah veya Ömer bin Ebi Seleme (Radıyallâhü anhüm), Onun önünden geçmek istedi.


949) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir:
«(Namaz kılanın önünden geçen) siyah köpek ve hayızlı kadın, namazı keser.»"

950)    "... Ebû  Hüreyre (Radtyallâhü ank)'âen; Şöyle demiştir: Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  buyurdular ki: • (Namaz kılanın önünden geçen)  kadın, köpek ve merkep, namazı keser.»"

951)    "... Abdullah bin Muğaffel (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
«(Namaz kılanın önünden geçen).Kadın, köpek ve merkep namazı keser.»"


952)    "... Ebû Zerr(-i Gifâri)  (Radtyallâhü anAJ'den: Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
-(Namaza duran) Adamın önünde semerin arka kası kadar bir şey bulunmadığı zaman (onun önünden geçen) kadın, merkep ve siyah köpek namazı keser.»
(Râvi Abdullah bin Sâmit) Demiştir ki: Ben: Yâ Ebû Zerr! Siyah köpeğin kırmızı köpekten farkı nedir? diye sordum.. Ebû Zerr: Sen bana sorduğun gibi, ben de Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel lem)'e sordum da; bunun üzerine O:
-Siyah köpek şeytandır.» buyurdu."

 

GÜCÜN YETTİĞİ KADAR GEÇENİ DEFET BABI

953) "... Hasan el-Ureni (Radıyallâhü ank)'âer\ rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Namaz kılanın önünden geçmekle namazı kesen şeyler Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'ın yanında anlatıldı. (Konuşmacılar) köpek merkep, ve kadım zikrettiler. Bunun üzerine İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) : Oğlak hakkında ne dersiniz? Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün (imam olarak) namaz kılıyordu. Bir oğlak giderek Onun önünden geçmeye çalıştı. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (geçmesine mâni olmak için) ondan önce kıble tarafına gitti (geçiş yerini daralttı) dedi."

954) .,. Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi namaza durmak istediğinde bir sütreye doğru durup namaz kılsın, sütreye yakın dursun ve önünden hiç bir kims»yi geçirmesin. Eğer bir kimse (buna rağmen) gelerek geçmeye çalışırsa onunla mukatele etsin. (Onu şiddetle def etsin). Çünkü o ancak bir şeytandır.»"

955) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir:
«Biriniz namaz kılarken önünden her hangi bir kimseyi geçirmesin. Eğer geçmek isteyen kişi geçmemezlikten imtina ederse namazdaki adam onunla mukatele etsin. Çünkü geçmek isteyenin arkadaşı şeytan onun beraberindedir.»

956  "... Aişe  (RadtyaUâkü <in/tâ)<\en  rivayet  edildiğine «öre şöyle de-
miştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaz kılardı. Ben de kendisi ile k»b!e arasında cenaze gibi aykırı uzanmış bulunurdum."

95?)       ...   ("mmü Seleme (Radıyaüâhu ankâ)'(\en rivayet edildiğine «öre:
Onun yatağının Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in secde ettiği yerin hizasında olduğunu söylemiştir."

'958  i'eyyam her  (Satİalhıhii  Mryhi vr SeUrm)'\n  zevcesi   Meymûne (Radtyallâhü anhâ)\\en rivayet edildiğine »öre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaz kılardı. Ben de Onun hizasında bulunurdum. Secde ettiği zaman çok defa elbisesi bana dokunurdu."

959)     "...  Abdullah  hin Abbâ.s (Radtyallâhü anhibnâ)'<\an   rivayet ğine göre şöyle demiştir :
«Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) konuşan ve uyuyan kimsenin arkasında namaz kılmayı yasaklamıştır.»"

 

İMAMDAN ÖNCE RÜKU' VE SECDE ETMEKTEN NEHİY BABI

960)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü o«*/den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), imamdan önce rüku1 ve secde etmememizi bize öğretirdi ve ı
«tmam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız ve secde ettiği zaman siz de secde ediniz.- buyururdu."

961) "... Ebû Hüreyre (RadtyaJIâhü ankVĞtn rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir:
«Basını imamdan önce kaldıran kişi Allah'ın onun basını eşek basına çevirmesinden korkmaz mı?»

962) "... Ebû Musa (Radtyallâhü anh)'âan rivayet edildiğine ^üre: Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Ben hakikaten yaşlandım. Onun için ben rüku1 ettiğim zaman siz de rüku' ediniz ve ben secde ettiğim zaman siz de secde ediniz. Penden önce ne rükua ne de secdeye gidene rastlamıyayim.»"

963)    »... Muâviye  bin  Ebî  Süfyân   (Radıyallâkü anhümâ)dan   rivayet lıjfine göre;   Resûlullah (Sallallahü Alevhi ve Seilem)  sövle buvurdu   demiştir :                                                                           "
«Benden önce rükû' ve secde etmeye kalkışmayınız. (Çünkü sizden önce) rükû ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise, rükû'dan kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz ve (sizden önce) secde ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise secdeden kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz. Ben hakikatan yaşlandım.-"


NAMAZDA   (YAPILMASI)   MEKRUH OLAN ŞLYLER BABI

964)     „.  Ebû Hürfcyre (Radıyallâhü a?ıh)\\en; Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:«Henüz namazdan çıkmamış iken kişinin çokça alnını meshet-mesİ cefânın bir çeşididir.-"

965) .. Ali (bin Ebi Tâlib) {Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (kendisine) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Yâ Ali!) Sen namazda iken parmaklarını çıtlatma.»"

966)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kişinin, namazda ağzını (bir şeyle) örtmesini yasaklamıştır."

967)    "... Kâ'b bin Ücra (Radıyallâhü  anh) (51)'den  rivayet edildiğinegöre:
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem). bir adamı namazda el-lerinfn parmaklarını birbirisinin arasına geçirmiş olduğu halde gördü ve ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun parmaklarım birbirinden ayırdı.''

968)    "... Ebû   Hüreyre  (Had t yalla hu anh)\\en   rivayet   edildiğine  «öre ResûluIIah (Salhıllahü Aleyhi vr Srl/rın) $üyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz esniyeceği zaman elini ağzının üstüne koysun ve (Haaa diyerek) bağırmasın. Çünkü şeytan, onun bağırmasından dolayı güler.»"

969) "... Adîyy bin Sâbit'in dedesi (Radıyallâhü anhüm)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Namazda iken tükürmek, sümkürmek, hayız hâline girmek ve uyuklamak şeytandandır.»"

 

BİR KAVİM, İMAMLIĞINDAN HOŞLANMADIĞI HALDE ONLARA İMAMLIK EDENİN BABI

970) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radtyallâhü anhumâ)'âzm rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Üç kişi vardır ki; hiç bir namazı makbul değildir: Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, namaza hep arkasından (yâni vakti kaçırdıktan sonra) gelen adam ve azat edilmiş olan şahsı köle olarak kullanan adam.»"

971) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtya/lâhü anhümâ)dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir:
-Üç kişi vardır ki namazları başlarından bir karış yükselemez; Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, kocası kendisine kızgın olduğu halde geceleyen kadın ve birbirine küs duran iki kardeş.-"

972) "... Ebû Mûse'l-Kş'arî (RadıyaUâhü anh)\\en rivayet edildiğine ı<«-re; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sclle.m) $öyle buyurdu, demiştir:
-İki kişi ve yukarısı (fazlası) bir cemâattir.-"

973)    "...  (Abdullah)   bin Abbâs  (Radtyallâhü  ankümâydan;   Şöyle de-
Ben bir gece teyzem Meymûne (Efendimizin hanımı) (Radıyallâ-hü anhâ)'nın yanında (= odasında) yattım. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir süre yattıktan sonra) kalkıp gece namazını kılmaya başladı. Ben de Onun sol tarafında namaza durdum. Bunun Üzerine O benim elimden tutup sağ tarafına (çekerek) durdurdu.*'

974) •'... Câbir bin Abdillah (Radıyallâkü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi veSellem), akşam namazını (n farzını) kılıyordu. Ben gelip O'nun solunda namaza durdum. O, beni (çekerek) sağ tarafına durdurdu."

975) "... Enes (bin Mâlik) (RadtyaUâhü anh)'fex\ rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akrabasından bir kadına ve bana namaz kıldırdı. (Namaza durulacağı zaman) beni sağ tarafında durdurdu. Kadın da bizim arkamızda namaza durdu."

976)    "... Ebû Mes'ud el-Ensârî (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Namaz (a durduğumuz) da    tSaffuı düzgünlüğünü bilmeli   için) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) omuzlarımızı ellerdi ve:
«(Saflarda) karışık durmayınız ki kalbleriniz de karmakarışık olmasın. Sizden en akıllı olanlar (namazda) bana yakın dursun. Sonra (akıllılık bakımından) onlara yakın olanlar dursunlar. Daha sonra, oldukça onlara yakın olanlar dursun.» buyururdu."

977) "... Enes (bin Mâlik) (Radtyallâhü antı)\\en rivayet edildiğine güre şöyle demiştir:
Resul ui I ah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), muhacirlerin ve Ensa-rın, (namaz hükümlerini) kendisinden almaları için (namazda) zâtına yakın durmalarından hoşlanırdı."

978) "... Kbû Saîd(-i Hudrî) (Radtyal/âhü anh)'<\en rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ashabında bir gerileme (= Ön safta durmaktan kaçınma) gördü ve onlara:
«İleri geliniz ve bana uyunuz. Sizden sonrakiler de size uysunlar. (Ön saftan) geri durmaya devam eden bir kavmi nihayet Allah geriletir.»"

979'...   Mâlik bin el-Huveyris (52)   (RadtyaÜâhü anh)'tien;  Şöyle söy-
lemiştir :
Ben bir arkadaşımla beraber Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in yanına vardık. Geri dönmek istediğimiz zaman O, bize ı
«Namaz vakti olunca ezan okuyunuz, ikamet ediniz ve (yavaşça) büyük olanınız size namaz kıldırsın.» buyurdu."

980)    "... Ebû Mes'ud (el-Bedrî) (53) (RadtyaUâhü anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
ftesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Allah'ın kitabını en çok bilen kişi kavmine imamlık eder. (= etsin) Eğer onların Kur'an bilgisi eşit ise (Mekke'den Medine'ye) önce hicret eden imamlık etsin. Şayet hicretleri beraber ise yaşça büyük olanı imamlık etsin. Evinde ve hükmü altındaki yerde adama imamlık edilmesin. Oturması için evinde kendisine tahsis edilmiş olan yerinde de oturulmasın. Ancak onun izni ile (bu işler) olur.»"

981) "... Khû Hazmı (54) (Hadtyallâhu ntıh)'&di\ rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Sehl bin Sa'd-i Sâidî (Radıyallâhü anh) (55) kavminin gençlerini namaz kıldırmak için Öne geçirirdi. Kendisine :
İslâmiyet'te yüce bir kıdemin bulunduğu halde sen (niçin böyle) yapıyorsun? (Kendin namaz kıldırmıyorsun) denildi. O şöyle dedi:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel)em)'i şöyle buyururken işittim :
-İmam zâmin (kefil)dir. Eğer namazı iyi kıldırırsa sevap hem onadır hem cemaatadır. Şayet fena kıldırırsa vebali onadır. Yâni cemaata değildir.»"

982)    "...  Haraşa  kardeşi Selâmet  binti'1-Hür (56)   (Rafityallâhü anhâ)'-den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i şöyle buyururken işittim:
«İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki ayakta bîr saat bek-liyecekler de onlara namaz kıldıracak bir imam bulamıyacaklardır.»"

983) "... Ebû Ali el-Hemedânî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre:
Bir vapurla yolculuğa çıkmış, vapurda Ukbe bin Âmir el-Cüheni
(Radıyallâhü anh) da varmış. (Ebû Ali şöyle der) :
Farz namazlardan birisinin vakti oldu. Biz Ukbe (Radıyallâhü anh) den bize namaz kıldırmasını istedik ve i Şüphesiz imamlık hepimizden fazla senin hakkındır, sen Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'ın sohbeti ile müşerref olmuş bir sahâbîsin, dedik. Ama o bundan imtina etti ve şöyle dedi: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selem) den şöyle buyururken işittim:
«Kim insanlara namaz kıldırır da isabetli (— eksiksiz) kildınr-sa namaz (in sevabı) hem onadır, hem cemaatadır. Ve kim şu namazdan bir şey eksiltirse vebal onun üzerinedir. Cemâatin üzerinde değildir.-"

984) ... Ebû Mes'uH (el-Hedrİ el-Ensârî) (Radtyallâkü ankyten rivayet edildiğine «ore bir adanı (57) Peygamlıer (Sallaltakü Aleyhi ve Srtlcm)'? gelerek :
—  Yâ Resûlallah!  Ben falanca   (imam)   yüzünden sabah namazında bile bile (cemaattan) geri kalıyorum. Çünkü çok uzatıyor, dedi. (Fbû Mrs'ûd)   (Radıypllahıi nnh)   (demiştir ki )
Ben, Resûlullah (Salîailahü Aleyhi ve Sellem)'i hiç bir vaazında o günkü kadar hiddetli görmt iniştim. O (Sullallahu Aleyhi ve Sellem) :
—  -Ey insanlar! İçinizden bâzı kimseler (cemaatı)   nefret ettiri cidir. Hanginiz cemaata namaz kıldırırsa hafif kıldırsın. Çünkü onların içinde zayıf olanı, yaşlı olanı ve is - güç sahibi olanı vardır.- buyurdu."


985)    "...  Enes bin Mâlik (Radtyallâkü anh)\\^\: Şöyle demiştir: Resûlullah (Salîailahü Aleyhi ve Sellem), namazı kısa ve tam olarak kıldırırdı."

986) "... Câbir (bin Abdİllâh el-Ensârî) (Radtyallâhü ö«A«mâ>'den; ŞÖy-Je demiştir :
Muaz bin Cebel el-Ensârî (Radıyallâhü anh) arkadaşlarına yatsı namazım kıldırdı. Namazı bir hayli uzattı. Bu sebeple cemaatımızdan bir adam ayrıldı ve namazı yalnız kıldı. Muaz (Radıyallâhü anh) a durum bildirilince, Muaz: O, münafıktır, dedi. Adama bu söz ulaşınca Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in huzuruna girerek, aleyhinde Muaz (Radıyallâhü anh) m söylediği sözü nakletti. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Muaz (Radıyallâhü anh)'a-:
«Yâ Muâz! Sen Fettan mı olmak istiyorsun? Halka namaz kıldırdığın zaman Eş-Şems, El-A'la, El-Leyl ve el-AIak sûreleri ile kıldır.» buyurdu."

987) ... Osman bin ebi'l-As (58) (Radıyallâhii anhyden rivayet edildiğine Köre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) beni Taife vali olarak görevlendirdiği zaman bana yaptığı son tavsiye ve emir şu idi: Buyurdu ki:
«Yâ Osman! Namazı hafif kıldır ve halkın hepsini, içlerindeki en zayıf adama göre hesapla. Çünkü şüphesiz onların içinde büyük, küçük, hasta, (evi) uzak ve iş-güç sahibi olanlar vardır.-'

988)    "... Osman  bin  Ebi'l-As (Radıyallâhii anh)'dan  rivayet edildiğine Köre şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhıve Sellem) in bana buyurduğu son sözü budur:
«Sen bir kavme namaz kıldırdığın zaman hafif kıldır.»"

 

BİR ŞEY OLURSA İMAM NAMAZI HAFİFLETİR BABI

989) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ü«A>'den rivayet edildiğine göre. Resûlullah (SaUaüahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Çok defa) ben namaza girerim ve uzatmak isterim de bir çocuğun ağladığını duyunca, ağlaması nedeni ile anasının üzüntüsünü bildiğim için kıraatimi hafifletirim.*'1

990)    "... Osman bin Ebi'l-Âs (RadtyaUâhü anh)'den rivayet edildiğine göre. Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Se.'lent) şöyle buyurdu, demiştir:
«Ben (namaz kıldırırken) bir çocuğun ağladığını duyarım. Bunun üzerine kıraatimi hafifletirim.»"

991)    "... Ebû Katâde (RadtyaUâhü anM)'den; Şöyle demiştir
Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Gerçekten  (çok kere) ben namaza  (kıraati)  uzatmak niyetiyle
dururum da bir çocuğun ağladığını işitince, anasına zahmet olmasın
diye (kıraatimi) kısa keserim.»"

992)     ... Câbir bin Semûre es-Süvâî (Rıuhyatlâhü anh)'deı\ rivayet edildiğine göre: Resûlullah (SaHallahü Aleyhi ve Se/tent) şöyle buyurdu, demiştir ;
•Melekler, Rabb'ları katında saf oldukları gibi niçin sizler de saf o 1 m u yorsun uz? -
Câbir (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Biz -. — Melekler, Rabb'ları katında nasıl saf olurlar? dedik. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) .
-Melekler ön safları tamamlarlar (doldururlar) ve safta boşluk bırakmıyacak şekilde birbirlerine sımsıkı yapışırlar.» buyurdu."

993)     ... Kııes bin Mâlik  (RadıyaMâhü anh)'(\eı\ rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Salla/fahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
- (Namazda) saflarınızı dftzgün tutunuz. Çünkü safları düzeltmek namazın, mükemmelliğinden (güzelliğinden) bir parçadır.»"

994) "... Nu'man bin Beşîr (Ensârî) (59) (Radıyallâhü ank)'<\exi; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellern) namaz saffını mızrak veya ok ağacı gibi kılıncaya kadar düzeltirdi. Râvî demiştir ki: (Efendimiz bir defa) bir adamın göğsünü saff tan ileri çıkmış olarak görünce, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Saflarınızı düzeltiniz. Yoksa şüphesiz Allah yüzlerinizi birbiri-ne muhalif kılacaktır.» buyurdu."



995) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'(\en rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Şüphesiz, (namazda) saffları dolduranlara Allah rahmet eyler. Melekler de dua ederek günahlarının bağışlanmasını dilerler. Kim safftaki bir boşluğu doldurursa, bu davranışından dolayı Allah onu bir derece yükseltir.»"

996)    ... trbâd bin Sâriye (60) (Radtyallâkü anh)'âen: Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ön saff (tâ ki cemâat) İçin üç defa ve ikinci saff (takiler) için bir defa İstiğfar ederdi."

997)    "... Berâ' bin Azib (Radtyallâhü anh)\\w. Şöyle demiştir: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu işittim:
Şübhesiz Allah ve melekleri ilk saff (takilere) salât ederler.»"

998)    "... Ebû Hüreyre  (Radtyallâhü a«AJ'den rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Eğer ilk saffta bulunan (hayır ve bereket) 'i buseydiler (bu saff* ta yer alabilmek için) kura atmak tahakkuk edecekti.»"

999) "... Abdurrahman bin Avf (Radıyallâhü aw/r)'den rivayet edildiğine göre, ResûJullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurdu, demiştir :
«Şüphesiz Allah ve melekleri ilk safftta duranlarla salât ederler.»"

1000)    "... Ebû Hüreyre  (Radtyaltâhü anh)'den  rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kadınların şaftlarının en hayırlısı en gerideki saf fidir. Sevabı en az olanı da en öndeki saf fidir. Erkeklerin safflar inin en hayırlısı en öndeki saf fidir. Sevabı en az olanı da en gerideki saffıdır.."

1001) "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü anhümâ)>dan rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Erkeklerin safflarimn en hayırlısı öndeki safftır, sevabı en az olanı da en geridekidir. Kadınlarının safflarının en hayırlısı en son saffıdır. Sevabı en az olanı da en öndeki saffıdır.»"

 

SÜTUNLAR ARASINDA SAFF (OLUP) DA NAMAZ KILMAK BÂBI

1002) ... Kurre (bin Eyâs bin Hilâl) (61) (Hadtyallâhü anh)'r\en; Şöyle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken sütunlar arasında saff olmaktan menedilirdik ve sütunlardan cidden kovulurduk.'

 

SAFFIN ARKASINDA YALNIZ BİR KİŞİNİN NAMAZA DURMASI BABI

1003) "... Kavmi tarafından elçi olarak Peygamber (Sallaltakü Aleyhi ve Seliem)'e gönderilen hey'etten olan Ali bin Şeybân (Radtyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir :
Biz (Medine'ye gitmek üzere Yemâme'den yola) çıktık. Nihayet Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna vardık. Ve O'na biat ettik. Arkasında namaz kıldık. Sonra arkasında diğer bir namazı kıldık. O, namazı bitirince saffın arkasında tek duran bir adamı gördü. Râvi demiştir ki: O adam dönüp gideceği zaman Allah'ın Peygamberi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun başına dikilerek ona:
«Namazına yönel. (Çünkü) Saffın arkasında tek duranın namazı yoktur.» buyurdu."

1004)    -... Vâbisabin Ma'bed (62) (Radtyallâhüa«A>'den; Şöyle demiştir:
Bir adam, saffın arkasında tek olarak namaza durdu. Namazdan sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ona (namazını) iade etmesini emretti."

 

SAFFIN SAĞ (KISMI) NIN FAZİLETİ BABI

1005) "... Âişe (Radıyalâhü anhâ)'dex\ rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallattahü Aleyhi ve Seilem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Şüphesiz Allah ve melekleri (namazdaki) saflfarın sağ taraflarına (öncelikle) salât ederler.»lerdir.

1006)    "... Herâ bin Azib (Radıyalıâhii anh)'den; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kıl-diğimiz zaman (Mis'ar'ın dediğine göre) bizi çok sevindiren veya beni çok sevindiren şeylerden birisi de O'nun sağ tarafında durmamızdı."

1007) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallûhü ankümâ)\\en: Şöyle demiştir :
Mescidin sol kısmının muattal (cemâatsız) kaldığı Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e söylendi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Mescidin solunu (orada namaza durmak suretiyle) imar eden kimseye iki kat sevap yazılır.» buyurdu."

 

KIBLE BABI

1008) ... Tâbir (bin Abrlillah) (Rtıdı yatla kii amkümfyâen; Şöyle demiştir :
(Veda haccımta) Resû4ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Kâ'be tavafını tamamlayınca (Hz.) İbrahim (Aleyhisselâm)'in makamına geldi. Ömer (bin Hattâb)   (Radıyallâhü anh) :
Yâ Resûlallah! Allah'ın:       'JL2* j**»Q   {& &>ip\j     =   -İbra-
him'in makamından bir namazgah ittihaz ediniz- âyetinde (63)  buyurduğu babamız İbrahim'in makamı burasıdır, dedi.
Râvi el-Velîd demiştir ki ben Mâlik (bin Enesl'e:
Ömer (Radıyallâhü anh) :   'j-^b naam-ı celîlini şöyle mi  (yâni
ittihaz ediniz, anlamını ifâde eden emir fiili ofcuraJc mı) okumuştur? diye sordum. Mâlik : Evet, dedi."

1009)    "... Enes hin Mâlik (RadıyaUâini unb)'<ien rivayet edildiğine göre Ömer (bin eJvHattâb)  (Radıyallâhü anh) şöyle demiştir :
Ben: 'Yâ Resûlallah! İbrahim'in makamından bir namazgah ittihaz etsen?' dedim. Arkasında :   kü sâlih ve fâsık adamlar onlarla konuşabiliyor.' dedim. Arkasından Hicab, âyeti nazil oldu. (64) Keza Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve SellemTin hanımları (bir defa) ona karşı kıskançlık göstermek üzere ittifak ettiler. Ben onlara :
si ö" - dedim. Sonra bu ayet indi. (65) Meali: «Eğer O sizi bozarsa umulur İd Rabbi sizin yetinize Ona sizden daha hayırlı eşler verir...»"
İnen âyetlere uygun olarak    Hz.   Ömer    (Radıyallâhü anh) tarafından daha önce beyan edilen görüşler yalnız bunlar değildir. Bedir   savaşı esirleri, içkilerin yasaklanması ve münafıkların ce naze namazının kılınmama.sı gibi hususlar da    H / .    Ömer    (Ra dıyaüâhü anh) 'in bu tür görüşlerindendir. Bu görüşlerin sayısının on-beşe ulaştığı rivayet olunmuştur. Bu görüşleri   İmam   Celâled-din   S w y û i i,    Katfü's-'Simer fi Muvafakati Ömer (Radıyallâhü anh) adlı kitabında toplamıştır.
(64)    Kastalâni ve Ayninin beyanlarına söre Hicab âyeti şudur
- «Ey Nebî! üşteriıte, kızlarma ve mü'minlerin hanmüanııa de ki. Üzerlerin* fe-rııeı terini sıkı örtünsünh'r   » (Ahzab :  5Û)

1010) "... Berâ" (bin Azib) (Radıyallâhü anAJ'den; Şöyle demiştir: •Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber onse-kiz ay (Kudüs'teki) Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kıldık. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Medine'ye girişinden iki ay sonra Kıble (Beytü'l-Makdisten) Kâ'be'ye çevirildi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kıldığı sürede yüzünü göğe doğru çok çevirirdi. Allah da Nebisi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in Kâ'be'yi sevdiğini kalbinden bilirdi. Cebrail (bir gün göğe doğru) çıktı ve yerle gök arasında yükselirken Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), gözü ile onu takip etmeye başlıyarak Cebrail'in ne emir getireceğine bakıyordu. Allah:
= «Biz senin yüzünün göğe doğru çevi-
rilip durduğunu muhakkak görüyoruz...» âyetini indirdi. Biz (farzın) iki rek'atını Beytü'l-Makdis e doğru kılarak ruku'da iken bize bir adam gelerek Kıblenin Kâ'be'ye çevirildiğini söyledi. Biz de hemen Kâ'be'ye doğru döndük ve evvelce kıldığımız rek'atler üzerine (kalan rek'atleri ekliyerek) namazımızı tamamladık. Kıble'nin Kâ'be'ye çe-virilmesinden sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Cebrail (Aleyhisselâm)a:
«Yâ Cibril!  Beytü'l-Makdis'e doğru   (şimdiye kadar kıldığımız) namaz hususundaki durumumuz nasıldır?» diye sordu. Bunun akabin-
de Allah (Azze ve Celle) =■ "ve Allah sizin (vaktiyle Beytü'l-Makdis'e doğru kılmış olduğunuz) namazı zayi (sevabtan mahrum) kılacak değildir.» (66) âyetini indirdi."

1011)    "... Ebû Hüreyre(Radtyallâhü (inh)'(len rivayet edildiğine göre Re-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir: «Doğu ile batının arası kıbledir.»

 

KİM MESCİDE GİRERSE NAMAZ KILMADIKÇA OTURMASIN, BABI

1012) ... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anAJ'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Biriniz mescide gireceği zaman iki rek'at namaz kılmadıkça oturmasın.»"

1013)       ...  Kbû katâde (Radtyallâhü anh)\Ww rivayet «(İldiğine ^öıe IVy-yamber (Sallatluhü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurmuştur:
"Piriniz mescide gireceği zaman, oturmadan önce iki rekat namaz kılsın.»"

 

SARIMSAK YİYEN KİMSE MESCİDE YAKLAŞMASIN BABI

1014) "... Ma'dân bin Ebî Talha el- Ya 'merî (Radıyallâhü anh)'<ien; Şöyle demiştir :
Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh), Cuma günü hutbe İra eletmek üzere ayağa kalktı veya Cuma günü hutbe iradetmek istedi. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra:
Ey İnsanlar! Benim ancak habis sandığım şu sarımsak ve soğan (denilen) iki yeşilliği gerçekten yiyorsunuz. Halbuki Resülullah (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken, (mescidde) kendisinden mezkûr yeşillik konusu hâsıl olan adam görürdüm. (Mescidden) uzaklaştırılarak) Baki tarafına çıkarılıncaya kadar elinden tutuluyor (götürülüyor) du. Şu halde kim bunu behemehal yiyecek (niyetinde) ise bari pişirmek suretiyle kokusunu gidersin, dedi."

1015) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâkü anh)'6en rivayet edildiğine göre; Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
-Sarmısak (denilen) şu yeşillikten yiyen kimse, bu mescidimizde onun (kokusu) ile bize eziyet etmesin.-
Râvi demiştir ki: Babam, sarmısak hakkındaki Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'nin Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği bu hadîsine pırasa ve soğanı ilâve ederdi."

1016)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü ankümâ)'den rivayet edildiğine göre Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim şu yeşillikten (sarımsaktan) bir şey yerse (kokusu gidinceye kadar) sakın mescide gelmesin.-"

 

NAMAZDA İKEN KENDİSİNE SELÂM VERİLEN KİŞÎ NASIL SELÂM ALIR BABI

1017) "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü atıhümâ)\\en: Şöyle demiştir: Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Küba (68) mescidine uğrayarak içinde namaz kılarken Ensar-ı Kiram'dan bir kaç zât gelip O'na selâm vermişler. (Orada) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde bulunan Suhayb (69) (Radıyallâhü anh)'a: Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), onların selâmını nasıl alırdı? dedim. Suhayb:
Efendimiz eli ile işaret ederdi, dedi."

1018)   '... Câbir   (bin Abdillah)   (Hadtyallâkü  anhümâ)'ûen;   Şöyle de-
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), beni bir işe gönderdi. Sonra (dönüşümde) O, namaz kılarken yanma vardım ve O'na selâm verdim. Bana (elile) işaret etti. Namazını bitirince beni çağırdı. Ve:
«Sen demin bana selâm verdin.    Ben namaz kılıyordum.»  bu
yurdu."

1019)    "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radıyallâhü a«A)'den: Şöyle demiştir: Biz namaz içinde (bulunanlara) selâm verirdik. Bilâhere bize bu-yuruldu ki:
«Şüphesiz namaz içinde (önemli) meşguliyet vardır.»"

 

BİLMİYEREK KIBLEDEN BAŞKA BİR YÖNE DOĞRU NAMAZ KILANIN BABI

1020) "... Amir bin Rebîa (70) (Radtyaltâha anh)'der\; Şöyle demiştir: Biz bir yolculukta Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde idik. Hava bulutlandı ve kıble yönünü bilemedik. Nihayet namaz kıldık ve (durduğumuz yönün doğru olup olmadığını anlamak için) bir işaret koyduk. Sonra güneş doğunca kıble'den başka bir yöne doğru namaz kılmış olduğumuz anlaşıldı. Biz bu durumu Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlattık. Bunun akabinde Allah Teâlâ:
  = «Nereye dönerseniz Allah'ın yönü orasıdır.»
âyetini indirdi." (71)

 

NAMAZ İÇİNDEYKEN TÜKÜRENİN BABI

1021)    "... Târik bin  Abdillah  el-Muhâribi (72)   (Radıyallâhü  a«/r,)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (Sollallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu
demiştir :
«Namaz kıldığın zaman sakın önüne ve sağına tükürme. Lâkin solun (boş ise o taraf) a veya (sol) ayağm altına tükür.»"

1022)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)\\en: Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescidin kıble duvarında bir balgam gördü. Bunun üzerine orada kilere yönelerek:
«Sizden birisine ne oluyor ki kalkıp Rabb'ine yönelir (namaza) durur sonra önüne balgam atar? Sizden herhangi birisi kendisine dönülüp yüzüne karşı balgam atılmasından hoşlanır mı? biriniz tükürdüğü zaman soluna tükürsün. Yahut (mendil gibi bir) elbisesi içine şöylece tükürsün.» buyurdu.
Râvi demiştir ki: (Bu hadisi bana rivayet eden râvi) İsmail elbisesi içine tükürüp elbisesini ovalamak suretiyle yapılacak işi bana gösterdi."

1023) "... Huzeyfe (Radıyallâhü ank)'(\en rivayet edildiğine göre Şebes (73) bin Reb'î önüne tükürürken kendisi görmüş ve :
Yâ Şebes! Önüne tükürme. Çünkü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bunu menediyordu ve şöyle buyurmuş, demiştir:
«Şüphesiz adam kalkıp namaza başladığı zaman, namazdan çıkıp gidinceye veya fena bir şey işleyinceye kadar Allah Teâlâ ona yönelir, (rahmeti ile ona) teveccüh eder.»"

1024)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)    (bir defa)   namazda iken elbisesinin içine tükürdü. Sonra ovaladı.'

 

NAMAZDA  (SECDE YERİNDEKİ) ÇAKILLARA EL SÜRMEK BABI

1025)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'<\en rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Namaz içinde çakıllara el süren kimse abesle iştigal etmiş olur.»"

1026)    "... Muaykıb (74)   (Radıyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre :
Namaz esnasında çakıllara el sürmek hakkında Resûlullah (Sal-Jallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Eğer çakıllara (mecburen) el sürecek olursan tek bir defa (el sür).»"

1027)    "... Ebû Zerr  (Radıyallâhü ü«A,)'den rivayet edildiğine göre Re-sûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz namaza başladığı zaman, şüphesiz ona rahmet yönelir. Bu nedenle sakın (secde yerindeki) çakıllara el sürmesin.»1'

 

HUMRE (KÜÇÜK HASIR)  ÜZERİNDE NAMAZ KILMAK BABI

1028) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemy'm eşi Meymûne (Radtyallâhü anhâ) şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) humre üzerinde namaz kılardı."

1029)    "... Ebû Saîd(-i Hudrî (RadıyaHâhii üwAJ'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hasır üzerinde namaz kılmıştır."

!030)    "... Amr (75) bin Dînâr (Radıyallâhü a»*;'deri; Şöyle demiştir: (Abdullah) bin Ab bas (Radıyallâhü anhümâ), Basra'da iken yaygısı üzerinde namaz kılmış ve sonra arkadaşlarına : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yaygısı üzerinde namaz kılardı, demiştir

 

SICAKTA VE SOĞUKTA ELBİSE ÜZERİNDE SECDE ETMEK BABI

1031) "... Abdullah bin Abdirrahman (Radtyallâhü anh) (babası vasıtasıyla dedesinden naklen) şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize geldi. Beni Abdfl-Eşhel mescidinde namaz kıldırdı. Secde ettiği zaman ellerini elbisesinin üzerine koyduğunu gördüm."

İO32) "... Abdullah bin Abdirrahman bin Sabit bin es-Sâmi'ten. O da babası (Abdurnthman)dan, O da dedesi (Sabit) (Raıityullâhü tirtfıüm)'(\en rivâ-yel ettiğine yöre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir elbiseye bürünmüş olarak, Benî Eşhel kabilesi içinde namaz kılmış, (secde ederken) ellerini elbisesinin üzerine koyup çakılların soğukluğundan korunmuştur."

I033) "... Enes bin Mâlik (Radtvaüâhü <ıw//)'den: Şöyle demiştir: Sıcaklığın şiddetli zamanlarında Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kılardık. Birimiz (secde yerinin hararetinden dolayı) alnını yere iyice koymaya muktedir olmadığı zaman (büründüğü) elbisesinin bir tarafını yere yayarak üzerinde secde ederdi.1'



(İKAZ İÇİN)   NAMAZDA SÜBHANALLAHDEMEK ERKEKLERE, EL ÇIRPMAK DA KADINLARA UYGUNDUR, BABI

1034) "... Ebû Hüreyre (Radıvallâhii anh)\\en rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Sübhânallah demek erkeklere, el çırpmak da kadınlara uygundur.»"

1035)    "... Sehl bin Sa'd es-Sâirlî (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallatlahü Afcvfıİ ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir :
«Sübhânallah demek erkeklere; el çırpmak da kadınlara uygun-
dur.»"

1036)    "...   (Abdullah)   bin  Ömer  (Radıyaliâkü anküınâ)'iVdu;   Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), el çırpmak hakkında kadınlara ve sübhânallah demek hakkında erkeklere ruhsat vermiştir."

 

AYAKKABILARLA NAMAZ KILMAK BABI

1037)     .,. İbn-i Ebî Evs (Radıyallâhü anft)'den; Şöyle demiştir: Dedem Evs (es-Sakafi) namaz kılarken zaman zaman namaz esnasında bana işaret ederdi. Ben de ayakkabılarını kendisine verirdim ve derdi ki i
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i ayakkabıları ile namaz kılarken gördüm."

1038) "... Amr bin Şuayb (bin Muhaınmed bin Abdi İlah bin Amr bin el'Â$)'dan, O da babası (Şuayb)'den, O da dedesi (Abdullah bin Amr) (Radt-yallâkü anhümyden; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i (bazen) yalın ayak ve (başka zamanlarda) ayakkabılarım giymiş olarak namaz kılarken gördüm.'*

1039,,, Abdullah (bin Mes'ud) (Radtyatlâhü mıh )den; ^öyle demiştir: Şüphesiz biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i ayakkabılarla ve mestlerle namaz kılarken gördük."

 

NAMAZDA SAÇ VE ELBİSEYİ TOPLAMAK BÂBI

1040)    "...   (Abdullah) bin Abbâs (Radıyailâhü anhümâ)fdan rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Namaz kılarken) saç ve elbiseyi (durumu bozulmasın veya tozlanmasın diye) toplamamakla emrolundum.*"

1041)       ... AUlullnh (bin Mes'ud) (Radıyallilhü a«A^'den; Şöyle demiştir: (Namaz kılarken) saç ve elbiseyi toplamamakla ve pis yere basmaktan dolayı abdest almamakla emrolunduk."

1042)    "... Medîne-i   Münevvere halkından  Ebû  Sa'd (77)   (künyeli)   bir adanı (Radıyallâhü ««/f^'den rivayet edildiğine göre ben şunu gördüm demiştir:

I043 "... (Abdullah) bin Ömer (RadtyaUâkü anhümâ)'dtn rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Gözlerinizin hızla kör olmaması için (namaz içinde) onları semâya dikmeyiniz.»"

1044)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûiullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir gün ashabına namaz kıldırdı. Namazı bitirince cemaata mübarek yüzünü döndürerek :
-Bâzı kimselere ne oluyor ki (namaz kılarken) gözlerini semâya dikerler.» buyurdu. Bu husustaki (uyarıcı) sözleri o kadar şiddetlendi ki nihayet: Böyle yapanlar ya yaptıklarından kesinlikle vazgeçecekler ya da Allah onların gözlerini muhakkak kör edecektir.» buyurdu."

1045)      ... Câbir bin Senıûre {Radiyallâhİi anh)'(\en: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
«Namazda gözlerini göğe diken bir takım kimseler ya (bundan) kesinlikle vaz geçecekler, yahut gözleri, kör olmadan kendilerine dön miyecek.-"

1046) '... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü atıhümâ)'<\an\ Şöyle demiştir :
İnsanların en güzellerinden olan güzel bir kadın. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılardı. Bâzı kimseler, o kadını görmesinler diye ön saffa geçerlerdi. Bir takım kimseler de en son saffta olsun diye geri kalırlardı ve rükû'a vardığı zaman koltuğu altından (kadına) şöyle bakarlardı. Bunun üzerine Al lah Teâlâ o kadınla ilgili durum hakkında:
«Andolsun ki sizden Öne geçenleri biliriz. Andolsun ki geri kalanları da biliriz.»  (Hicr: 24) âyetini indirdi."

1047)    "... Kbû Hüreyre (Radtvallâhü anh)\ien:  Şöyle demiştir: Eir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelip:
Yâ Resul al lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! Birimiz bir tek elbise içinde namaz kılar, dedi. (Bunun hükmünü sordu.) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Herbiriniz ikişer elbise bulur mu?» buyurdu."

1048)    "... Ehû  Saîd-i  Hudrî   (Radıyallâhü  anh)'den  rivayet  edildiğine
Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), boynuna doladığı tek bir elbise içinde namaz kılarken kendisi O'nun yanma girmiştir."
demiştir :

1049)    '... Ömer (78)  bin Ebî Seleme (Radıyallâhü anhümây&en; Şöyle
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i (bir defa) iki ucunu çapraz olarak omuzları üzerine koyduğu bir tek elbise içinde namaz kılarken gördüm."

1050)    "... Keysân (79) (Radtyallâhü anhy'den; Şöyle demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i Bi'r-i Ulyâ'da bir elbise içinde namaz kılarken gördüm."

1051)    ;:... Keysân (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî'i (mübarek göğü-sü üzerinde) topladığı bir tek elbise içinde öğle ve ikindi namazlarını kılarken gördüm."

1052) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
Âdem oğlu secde âyetini okuyup secde ettiği zaman şeytan ağ-Uyarak ve, Vay hâlime! Âdem oğlu secde etmekle emrolundu. (Emre uyup) Secde etti. Bu nedenle Cennet Onadır. Ben de secde etmekle emrolundum da secde etmekten imtina ettim. Cehennem ateşi banadır, diyerek (oradan) uzaklaşır.»"

1053)    "... (Abdullah)  bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâydan; Şöyle demiştir :
Ben (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in yanında idim. Bir adam O'na gelerek: Ben bu gece rüyamda gördüm ki. Ben bir ağacın gövdesine doğru namaz kılıyorum. Secde âyetini okuyup secde ettim. Benim secde etmem nedeni ile ağaç da secde etti. Ağacın (secdede) :
= «Ali a hım bu (secde.) ile benim bir günahımı düşür, bununla bana bir ecir yaz ve bunu benim için (yüce) katında azık (sevap) kıl dediğini işittim.
İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Fundan sonra ben Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i secde âyetini okuyup secde ederken gördüm ve efendimizi secdede, adamın ağaçtan nakletmiş olduğu (mezkûr) sözün mislini okurken işittim."

1054)    "... Ali bin Ebî Tâlib (Radtyallâkü ank)'âen; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), secde ettiği zaman:
derdi."

1055)    "... Ebü'd-Derdâ' (Kadtyalİâhü anhyden rivayet edildiğine göre: Kendisi Peygamber    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)    ile beraber (Kur'an tilâveti münâsebetiyle) on bir secde etmiştir. En-Necm (süresindeki secde) onlardan birisidir."

1056) ı... Ebüd-Derdâ' (Radıyallâhü anhyûen; Şöyle demiştir: Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber on bir secde ettim. Onlar içinde el Mufassal (bölümün) den hiç bir âyet yoktu. Onlar (in bulunduğu sûreler:) El-A'raf, er-Ra'd, en-Nahl, Benî İsrail (= İsrâ), Meryem, el-Hac, el-Furkan, en-Nemi, es-Secde, Sad ve Fussilat sûrelerinin secdeleridir."

1057)    "... Amr bin el-As (Radıyalühü anh)'den rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Şallallahü Aleyhi ve Sellem), O'na Kur'an-ı Kerîm'-de bulunan onbeş secde âyetini öğretmiştir. Bunlardan üç tanesi Mufassal bölümünde, iki tanesi de Hac sûresindedir."

1058)    "... Ebû  Hiireyre (Radıyallâhü ««/r/den:   Şöyle demiştir: Biz Resülullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber:
sûreîerindeki secde âyetlerinde secde ettik."

1059)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir: Şüphesiz Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem);
süresindeki secde âyetinde secde etti.

1060)    "... Ebû Hüreyre (Radtyaltâhü ö»/f/den; Şöyle demiştir: (Bir gün) Bir adam (80) Mescid'e girerek (iki rek'at) namaz kılmış. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de mescidin bir tarafında imiş.   Adam namaz kıldıktan sonra    (Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e) gelerek selâm vermiş. O, da:
«Ve aleyke'(s-Selâm) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın.» buyurmuş. Adam dönüp (tekrar) namaz kıldıktan sonra gelerek Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e selâm vermiş. O, da:
-Ve aleyke'(s-Selâm) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen hâlâ namaz kılmış olmadın.» buyurmuş. (Adam tekrar namaz kılıp gelmiş. Selamlaşmadan sonra kıldığı namazın yine olmadığını anlayınca) üçüncü (görüşme)de adam:
Şu halde bana öğret Yâ Resülallah! demiş. O, da :
«Namaza kalkacağın zaman abdestini tam al. Sonra kıbleye doğru durup tekbir al. (Namaza böylece başladıktan) sonra Kurandan sana kolay olanı oku. Sonra rükû* edip uzuvların yatışıncaya kadar rükû hâlinde kal. Sonra (başını) kaldırıp kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar ayakta dik dur. Sonra secdeye vararak uzuvlar yatışmcaya kadar secdede dur. Sonra başını kaldır ve kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar otur. Sonra (tekbir hâriç) bunu namazının bütün rek'atlerinde yap.» buyurmuştur."

1061)    "... Muhammed bin Amr bin Atâ' (Radtyallâhü a«/r)'den; Şöyle
demiştir:
İçlerinde Ebû Katâde (Radıyallâhü anh)'nin bulunduğu on sa-hâbî'nln bulunduğu bir yerde Ebû Humeyd es-Sâidî  (Radıyallâhü anhüm)'den şöyle söylerken işittim i Ebû Humeyd oradaki sahâ-bîlere i
—  Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışını hepinizden daha iyi bilirim, dedi. Sahâbîler On a >
— Neden (sen daha iyi bilirsin)? Sen hepimizden daha çok Onun izini takip etmiş değilsin. Hepimizden önce Onun sohbetinde bulunmuş da değilsin, dediler. Ebû Humeyd  (Radıyallâhü anh) :
—  Hayır, ben Onun kılışını hepinizden daha iyi bilirim, dedi. Sahâbîler, Ona:
—  Öyle ise anlat (bakalım), dediler. Ebû Humeyd  (Radıyallâhü anh) :
—  Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) namaza kalktığı zaman tekbir alırdı. (Tekbir alırken) ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırarak biraz öyle durdururdu. Sonra okurdu. Sonra tekbir alır ve ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra rükû ederek, avuçlarının içini diz kapaklarının üzerine bırakır, onlara dayanırdı. Basını ne bel hizasından aşağı indirir, ne de yukarı kaldırır,
ense İle beli bir hizada tutardı. Sonra:     *'•&• 'd 4»! £*~     diyerek el-
lerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı. (Omurganın) bütün kemikleri mafsallarında yerleşinceye kadar (ayakta dururdu.) Sonra (secde için) yere inerdi. (Secdede) kollarını yanlarından uzak tutardı. Sonra (secdeden) başını kaldırırdı ve sol ayağını yere yatırarak üstünde otururdu. Secde ettiği zaman her iki ayağının parmaklarını, (uçları kıbleye ve altları yere gelecek şekilde) eğerdi. Sonra (ikinci defa) secde ederdi. Sonra tekbir alarak sol ayağı (m yere yatırarak) üstünde ve (omurganın) her kemiği yerine dönünceye kadar otururdu. Sonra ayağa kalkardı. Ve ikinci rek'atte bunun mislini yapardı. Sonra ikinci rek'atten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman namaza başlarken yaptığı gibi ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra namazının kalan re k'ati er ini böylece kılardı. Nihayet ardından selâm verilecek secdeyi yaptıktan sonra sol ayağını geri çekerek (= altından sağ tarafına doğru çıkararak) sol yanı üstünde müteverrik olarak otururdu, dedi. Sahâbiler:
— Doğru söyledin. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), anlattığın şekilde namaz kılardı, dediler.

1062)    "... Amrete (Radıyallâkü cm/ra/dan; Şöyle demiştir: Ben, Âişe  (Radıyallâhü anhâ)'ye, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in namaz kılışı nasıl idi? diye sordum. Dedi ki ı
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), abdest almak İstediğinde ellerini su kabına koyduğu zaman Allah'ın ismini anardı ve ab-destini tam (ve mükemmel) alırdı. Sonra kıbleye doğru ayakta durarak tekbir alır ve ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra rükû ederdi. (Rükûda) ellerini diz kapaklarının üzerine koyar ve kollarını (yanlarından) uzak tutardı. Sonra başını kaldırıp belini doğrultu rdu ve ayakta kalışı sizinkinden biraz daha uzun sürerdi. (Secdede) ellerini kıbleye doğru (yere) koyar, gördüğüm kadarıyla olanca gücüyle kollarını (yanlarından) uzaklaştırırdı. Sonra başını kaldırıp (yere döşediği) sol ayağı üzerinde oturur, sağ ayağını da dikerdi. Sol yanı üzerine eğilmek (oturmak) ten kerahet ederdi."

1063)    "... Ömer (bin el-Hattâb) (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: "Muhammed (Sallailahü Aleyhi ve Sellem)'in diliyle sabit Olduğu üzere (dört rek'atlı)   farz namaz yolculukta iki rek'attir, Cuma farzı iki rek'attir, Bayram namazı iki rek'attir. Bu tamamdır, kasır değildir."

1064)    "... Ömer (bin el-Hattâb) (Radtyattâhü ank)'den: Şöyle demiştir:
Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve SellemVin diliyle sabit olduğu
üzere (dört rek'atli) farz namaz yolculukta iki rekattır. Cuma farzı
iki rek'attir, iki bayram namazı ikişer rekattır. Bu tamamdır, kasır
değildir."

1065)    "... Ya'lâ bin Ümeyye (Radtyallâhü anh'den (82) ; Şöyle demiştir Ben, Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh)'a! Allah î
= -Yer yüzünde yolculuk ettiğiniz zaman kâfirlerin size eziyet ve zarar vermelerinden korkarsanız namazınızı kısaltmanızdan dolayı size günah yoktur.- (83) (buyurmuştur.) Halbuki şimdi halk gü-ven içindedir. (Halkın güvenlik içindeyken namazı kıseltmalarına) ne dersin? diye sordum. Ömer (Radıyallâhü anh) : Senin şaştırın şu işe ben de şaşmıştım da bunu Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem)'e sormuştum. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöylo buyurmuştu:
«Bu, Allah'ın size verdiği bir sadakadır. Onun için siz Allah'ın sadakasını kabul ediniz.» dedi."

1066)    "... Ümeyye bin Abdillah bin  Hâlid (84)   (Radıyallâhü a»AJ'den rivayet edildiğine göre kendisi Abdullah bin Ömer (Radtyattâkü anhümâyya.:
Biz hazerdeki namazın ve korku hükmünü Kur an'da buluyoruz. Fakat yolculuk (hâlindeki) namazın hükmünü Kur'an'da bulamıyoruz, diye sormuş, Abdullah (Radıyallâhü anh) kendisine:
Biz hiç bir şey bilmezken Allah bize Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i Peygamber olarak gönderdi. Bunun için Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   nasıl yaparsa, biz de ancak Ondan gördüğümüz gibi yaparız, diye cevap vermiştir."

1067) "... (Abdullah) İbn-i Ömer (Radtyallâhü anhümâyâen; Şöyle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şu belde (Medîne-i Münevvere)'den çıktığı zaman Ona dönünceye kadar (akşam farzı hariç hiç bir farzı) İki rekatten fazla kılmazdı."

1068) "... (Abdullah) İbn-i Abbâs (Radtyallâhü ankümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Allah, sizin Peygamberiniz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in lisa-niyle hazerde dört rek'at ve seferde iki rek'at olarak (dört rek'atli namazı) farz kılmıştır."

1069) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dan: Şöyle demiştir :
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hiç bir düşman O'nu takip etmezken, hiç bir düşman korkusu yokken ve O'na acele ettirecek hiç bir sebep yokken yolculukta akşam ile yatsı farzlarını beraber kılardı."

1070)    "...  Mtıâz bin Cebel (Radtyallâhü anh )'den; Şöyle demiştir: Tebük savaşı yolculuğunda Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lenı) öğle ile ikindi farzlarını keza akşam ile yatsı farzlarını beraber kılmıştır."
1071)    "... Hafs bin Asım bin Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anhum)'-den; Şöyle demiştir:
Biz yolculukta (amcam Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anh)'in beraberin dey dik. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anh) bize namaz kıldırdı. Farzdan sonra  (sünnet kılmadan)  kendisi de,  biz de dönüp gittik. İbn-i  Ömer  (Hadıyallâhü  anh),  dönüşünde  cemâatin bir kısmının (kalkıp)  namaza durduklarını görünce: Bunlar ne yapıyorlar? diye sordu. Ben de: Sünnet kılıyorlar, dedim. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anh) : 'Eğer ben (yolculukta) Sünnet kılmış olsaydım farzımı (ka-sırlı değil) tam kılardım. Ey kardeşimin oğlu! Ben Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile arkadaşlık ettim. Vefat edinceye kadar yolculukta iki rek'at  (farz) dan fazla (sünnet namaz) kılmadı. Sonra Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) ile arkadaşlık ettim. O da iki rek-atten fazla kılmadı. Sonra Ömer (Radıyallâhü anh) ile arkadaşlık ettim. Kendisi de iki rek'atten fazla kılmadı. Ondan sonra Osman (Hadıyallâhü anh) ile arkadaşlık ettim. O da iki rek'atten fazla kılmadı. Pu zâtlar vefat edinceye kadar durum böyleydi. Allah Teâlâ da:
"Ey Mü'minler! Andolsun ki sizin için Resûlullah en güzel örnektir.- (35) buyuruyor' dedi."

1072) "... (Ahriullah) bin Abhâs (Hudt\nUâhü <ıtthünıâ)\\an: Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hazer namazını ve sefer namazını farz kılmıştır. Biz hazerde farzdan önce ve sonra sünnet kılardık. Seferde de farzdan önce ve sonra sünnet kılardık."

1073) "... Abdurrahnıaıı bin Iluıncyd ez-Zührî (Kathyaliûhiı anhümıi)'-den ; Şöyle demiştir :
Ben es-Sâib bin Yezîd (Radıyallâhü anh) a :
Mekke'de ikamet etmek hakkında ne (hüküm) işitmişsin? diye sordum. Dedi ki t Ben el-Alâ' bin el-Hadramî (Radıyallâhü anh)'den şöyle söylerken işittim: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;
«Sadır tavâfmdan sonra muhacir için (Mekke'de) üç (gece ikâmet etmeye ruhsat vardır.)»"

1074)    "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir;
(Veda haccı seferinde) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) Zilhicce ayının dördüncü günü sabahı Mekke'ye vardı."

1075) "... Abdullah İbn-i Abbâs (Radtyallâhü ankümâyd&n; Şöyle demiştir :
(Mekke fethinde) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke'de ondokuz gün ikâmet ederek (dört rek*atli farz namazları) ikişer rek'at olarak kıldı. Biz de ondokuz gün kalacağımız zaman namazımızı ikişer rek'at kılarız. Bundan fazla kıldığımız zaman dörder rek'at kılarız."

1076)    "... Abdullah  İbn-i Abbâs  (Radıyallâhü anhümâydan:  Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Fetih yılı Mekke'de on-beş gece ikâmet ederek namazı kasır yapardı."

1077)    "... Enes bin Mâlik (Radtyalâhü ank)'<\en; Şöyle demiştir: Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde Medine'den Mekke'ye  (Veda haccı için yola)  çıktık. Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (dört rek'atli farz namazları)    Medine'ye dönüşümüze kadar ikişer rek'at olarak kıldı.
Râvi demiştir ki: Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Mekke'de kaç gün kaldığını sordum. Enes (Radıyallâhü anh) : On gün diye cevap verdi."


1078) "... Câbir bin Abdillah (Radıyailâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallollahü Aleyhi ve Seüem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kul ile küfür arasında (yalnız) namazı terketmek vardır.»"

1079) "... Büreyde («(>) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Alevhi ve Scllrm) şöyle buyurdu, demiştir:
«Bizimle onlar arasında (aktediJen) ahit, namazdır. Kim namazı terkederse küfre gitmiş olur.»"

1080) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} şöyle buyurmuştur :
«Kul ile şirk arasında namazı bırakmaktan başka hiç bir şey yoktur. Bu itibarla kul namazı bıraktığı zaman şirk etmiş olur.»"

1081)    "... Câbir bin Abdillah (Radtyaliâhü anhümâ)'f\an ; Şöyle demiştir : Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   bize şu hutbeyi irad buyurdu:
«Ey İnsanlar! Ölmeden Önce Allah'a tevbe ediniz. Meşgul olmadan önce sâlih amellere koşunuz. Rabbinizi çok anmakla ve gizli -açık bol sadaka (vermek) ile O'nun, sizin üzerinizdeki hakkı yerine ulaştırınız ki nzıklan asınız, yardım olunasınız ve İslah olunasınız. Bilmiş olunuz ki içinde bulunduğum bu yılın bu ayının bu gününde ve burada kıyamet gününe kadar Allah size Cuma namazını şüphesiz farz kıldı. Ben hayatta İken veya benden sonra, başında âdil veya zâlim bir devlet başkanı varken kim Cuma namazını küçüm-siyerek veya farziyetini inkâr ederek bırakırsa Allah onun işini düzene sokmasın ve işinde ona bereket vermesin. Bilmiş olunuz ki tevbe etmedikçe böylesinin ne namazı, ne zekâtı, ne haccı, ne orucu, ne de hiç bir hayrı (sahihtir.) Kim de tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder (veya kabul eylesin). Bilmiş olunuz ki, hiç bir kadın hiç bir erkeğe namaz kıldıranı az. Hiç bir bedevi hiç bir muhacire imam olamaz. Hiç bir fâsık, hiç bir mü'm in (= fâsık olmayan) e namaz kıldı-ramaz. Meğer ki fâsık zor kullanır, mümin de onun kılıcından ve copundan korktuğu zaman (mü'min uyar.)-"

1082)     "... Abdurrahman bin Ka'b bin Mâlik (Radtyallökü ankümâ)'dan, Şöyle demiştir :
Babam (Kâ'b)ın gözleri kaybolunca onu ben yederdim. Onu Cuma namazına (her) götürdüğümde Cuma ezanını işitince Ebû Ümâ-me Es'ad bin Zürâre için istiğfar ve duâ ederdi. Ben ondan bunu işittiğim halde bir süre bekledim. (Hikmetini sormadım.) Sonra içimden dedim ki = Vallahi benim bu bekleyişim bir acizliktir. Kendisi ne zaman Cuma ezanını işitirse Ebû Ümâme için istiğfar ve duâ ettiğini hep işitiyorum da: 'Nedir bu.*? diyerek hikmetini sormuyorum. Sonra daha önce kendisini her Cuma günü götürdüğüm gibi yine götürdüm. Ezanı işitince her zaman yaptığı gibi yine (Ebû Ümâme için) istiğfar etti. Ben de ona :
Babacığım! Cuma ezanını ne zaman işitirsen Es'ad bin Zürâre için duâ ediyorsun. Bunun sebebinin ne olduğunu bana bildiriver, dedim. Kendisi:
Ey oğulcuğum! Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), henüz Mekke'den teşrif etmemiş İken, Nakiü'l Hadamât (mıntıkasın)daki Beni Peyâda'ya âit Harrr (köyü)nün Hezm (denilen semtinlde bize ilk Cuma namazını kıldıran zât odur. dedi. Ben:
Ogün (Cuma nanıa/ında) kaç kişi idiniz? diye sordum. Dedi ki: Kırk erkek (idik.)*'

1083) "... Huzeyfe ve Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhümâ)'<\en rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Allah bizden öncekilerini Cuma gününden sapıttırdı. (İbâdet günü olarak) Yahudiler için Cumartesi günü var. Pazar günü da Hristiyanlarındır. Artık bunlar kıyamet gününe kadar bizden geri kalmış oldular. Biz dünya ehlinin en sona kalanlarıyız. Ve (kıyamet günü) başa geçip bütün yaratıklardan evvel haklarında hüküm verilecek olanlarız.»"

 

CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ BABI

1084) "... Ebû Lübâbe (90) bin Abdilmünzir (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selletn), şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz Cuma günü, Allah katında günlerin büyüğü ve en azamet lisidir. Allah katında Kurban bayramı ve Ramazan bayramı günlerinden daha büyüktür. Onda beş meziyet vardır. Allah, Âdem (Aleyhisselâm) ı o gün yarattı, Allah, Âdem (Aleyhisselâm)'ı (Cennetten) yere o gün indirdi, Allah, Âdem (Aleyhisselâm)'ı o gün öldürdü. O günde öyle bir saat vardır ki, (mü'min) kul haram bir şey istemedikçe Allah Teâlâ'dan ne isterse mutlaka Allah verecektir. Kıyamet o günde kopacaktır. Yüce makama erişen melekler, gök, yer, rüzgârlar, dağlar ve deniz Cuma gününden korkarlar. (Anılan varlıklardan) bu günden korkmayan tek bir ferd yoktur.»"

1085) "... Şeddâd (92) bin Evs (Radtyallâhü ank)'6en rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz Cuma günü en faziletli günlerinizdendir. Âdem (Aley-hisselâm) onda yaratılmıştır. Nefha (ikinci sûr üfürülmesi) ondadır. Ve sa'ka (birinci sûr üfürülmesi) ondadır. Artık onda benim üzerime bol bol salavât getiriniz. Çünkü (o günkü) salavâtınız bana sunulur.» Bir adam i
Ya Resûlallah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), senin bedenin yer tarafından yenmişken (Şeddâd dedi ki) yâni çürümüşken bizim sala vatımız nasıl sana sunulur, diye sordu. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Allah, Peygamberlerin cesetlerini yemesini yere yasak etmiştir.»
buyurdu."

1086) Ebû Hüreyre (Radtyattâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Büyük günahlar işlenmedikçe iki Cuma arasında işlenen (küçük) günahlara Cuma (namazı) keffâret olur.»

1087) "... Evs (93) bin Evs es-Sakafî (Radtyallâhü anA/den rivayet edildiğine göre kendisi demiş ki; Ben Resûlullah (SaiiaUakü Aleyhi ve Seltemi'den işittim, buyurdu ki:
«Kim Cuma günü eşi ile cinsî temas edip boy abdestini alır, (Cuma namazı için camiye) erken gider; (orada) ibâdetle meşgul olur (veya hutbenin başına yetişir); yürüyerek gider ve bineğe hiç binmez; imama yakın oturur; (hutbeyi) dinler ve hiç konuşmazsa, (attığı) her adıma karşılık (gündüzü) oruçlu ve gecesi ibâdetle geçirilen bir yıllık amelin sevabı kazanmış olur.»"
1088)    "...  (Abdullah)  bin Ömer  (Radtyaüâhü ankümâydan;  Şöyle demiştir :
fien, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den, minber üzerinde şöyle buyururken işittim:
-Kim Cuma namazına gelirse (önce) gusül etsin.»

1089)    -,.. Ebû Saîd-İ Hudrî (Radıyallâhü anhyûen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle buyurmuştur :
"İhtilâm olma çağına gelmiş olan herkese Cuma günü guslü vacibtir.»"

1090.. fbÛ HÜreyre <Radt>ıallâhü ™*)'ten rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim güzelce abdest aldıktan sonra Cuma namazına gidip (imama) yakın durur ve (hutbe okunurken) susup (hutbeyi) dinlerse o Cuma ile diğer Cuma arasındaki (küçük) günahları bağışlanır. Buna ilaveten üç günlük (küçük) günahı da bağışlanır. (Hutbe okunurken) çakıl taşlarım elleyen kimse şüphesiz sevabtan mahrum olmuş olur.»"

1091) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Cuma günü abdest alan kimse bu (abdest ruhsatı) ile yetinmiş olur, fazilet kazanmış olur. Bu (ruhsat) ne güzeldir. Farzı yeterince yapmış olur. Kim de guslederse gusül daha faziletlidir.»"

1092) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'ûen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SeUem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Cuma günü olunca mescidin kapılarının her birisinde melekler bulunur. Bunlar- (mescide gelen) insanları, ilk geleni, ondan sonra ilk geleni (birinci, ikinci, üçüncü diye) gelişleri sırasına göre yazarlar. İmam (minbere) çıkacağı zaman melekler defterleri dürerek hutbeyi dinlerler. Artık namaza tehcir eden (erken gelen), bir deve, ondan sonra gelen, bir sığır, ondan sonra gelen, bir koç sadaka etmiş gibidir. (Nihayet bir tavuk ve bir yumurtayı zikretti. Râvi Sehl, rivayetinde şunu da ilâve etti.) İmam minbere çıktıktan sonra mescide gelen, artık yalnız namaz sevabını almak için gelmiş olur.»"

1093)    "... Semûre bin Cündüb (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah   (Saîlallahü  Aleyhi ve Sellem), Cuma'yı ve   (buna) erken gitme misâlini, (sadaka olarak) deveyi boğazhyana, sığırı bo-ğazlıyana, koyunu boğazhyana, benzeterek beyan buyurdu. Bu benzetmeyi yaparken nihayet tavuğu da zikretti."

1094)    "... Alkarna (Radıyallâkü anh)'âen; Şöyle (İtmiştir :
»en Abdullah (bin Mes'ûd) (Radıyallâhü anh) iie beraber Cuma namazına gittim. Kendisinden önce gitmiş olan üç kişiyi (mescidde) bulunca: (Ben) dört kişinin dördüncüsüyüm. Dördüncü olan (ilâhi ikram ve rahmetten) uzak değildir. Şüphesiz ben Resûlullah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) den şöyle buyururken işittim, dedi:
«İnsanlar Cumalara birinci, ikinci ve üçüncü olarak erken gidiş sırası ölçüsüne göre kıyamet günü Allah'a yakın (rahmet ve ik-ramına yakın) makam sahibi olurlar.» Sonra Abdullah: (Ben) dört kişinin d ördü ne usuyum, dördüncü olan (ilâhi ikram ve rahmetten) uzak değildir, dedi."

1095) "... Abdullah (94) bin Selâm (Radıyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir Cuma günü minber üzerinde şöyle buyururken, kendisi (kulağı) ile) işitmiştir :
«Herhangi birinizin, iş elbisesinden başka Cuma günü için bir takım elbise satın almasında hiç bir sakınca yoktur.»"

1096)    "... Âişe (Radtyallâhü ankâyden; Şöyle demiştir:
Peygamber (Salİallahü Aleyhi ve S^Uem) Cuma günü halka hutbe okumuş da onların üzerinde nimâr (95) hırkalarını görmüş ve Re-sülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurmuştur:
«Her hangi biriniz maddî imkân bulursa iş elbisesinden başka Cuma günü için bir takım elbise edinmesinde hiç bir sakınca yoktur."

1097) "... Ebû Zerr (Radtyallâhü ankyâen rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sallaltahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim Cuma günü (usulüne uygun olarak) iyice gusleder, güzelce temizlenir, en güzel elbiselerinden bir takım giyer, ev halkına ait güzel kokudan Allah'ın yazdığı payı sürünür, sonra Cuma namazına varır, usulünce hutbeyi dinler ve yan yana oturan iki kişinin arasını açmaz ( — eziyet etmez) ise o Cuma ile diğer (geçmiş) Cuma arasındaki (küçük) günahları bağışlanır.»"


1098) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü nahiimâ)'âan rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Şüphesiz bu Cuma, Allah'ın müslumanlara tahsis buyurduğu bir bayram günüdür. Artık Cuma namazına gelmek istiyen kimse boy abdesti alsın. Ve eğer güzel koku varsa ondan sürünsün. Misvak kullanmayı hiç bırakmayınız.»"

1099)    "... Sehl (96) bin Sa'd (Radtyallâhü anhümâ)'dan şöyle demiştir: Biz Kaylûlet istirahatı ve gada yemeği işini dâima cuma namazından sonra yapardık."

1100)    '... Seleme (97) bin el-Ekvâ' (Radtyallâhüanh)'den; Şöye demiştir:
Biz Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in beraberinde cuma namazını kılardık. Namazdan sonra döndüğümüzde bizi gölgeliyecek kadar duvarlar gölgesini göremezdik.

1101) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sdlem)'in müezzini Sa'd (98) el-Karaz (Radtyailâhü anky&en rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Sa'd (Ra-dıyallâhü anh), cuma günü gölge nalın tasması kadar olunca ezan okurdu."

1102    "...  Enes (bin Mâlik) (RadtyaUühü anhyûen: Şöyle demiştir:
Biz cuma namazını kılar, sonra  (evlerimize)  döner ve Kaylûiet istirahatını yapar idik."

1103) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (cuma namazından önce) iki hutbe okurdu. İki hutbe arasında biraz otururdu (bu oturuşunda konuşmazdı). Bişr, rivayetinde: i;Ü>y>j = "ayakta iken" cümlesini İlâve etmiştir."

1104)    ı\.. Amr (99) bin Hüreys (Radıyallâhü anh)'den;  Şöyle demiştir: Een Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde
tıutbe okurken ve   (mübarek)  başında siyah bir sarık varken gördüm."

1105)    "... Câbir bin Semûre (Radıyallâhü «»///den; Şöyle elemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ayakta hutbe okurdu. Ancak şu var ki biraz otururdu. Sonra kalkardı."

1106)    "... Câbîr bin Semûre (Radıyollâhü ö«/r^'den; Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ayakta hutbe okurdu. Sonra otururdu. Daha sonra ayağa kalkardı,  (ikinci hutbede)  âyetler okurdu ve Allah'ı anardı. Onun hutbesi ne uzundu ne kısa idi. Cuma namazı da ne uzundu ne de kısaydı."

1107)    "... Sa'd  (el-Karaz)  (RadıyaUâhü «n/r^'den:  Şöyle demiştir : Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) savaşta hitabede bulunurken (eline) yay (alarak on) a dayanırdı ve Cumada hutbe okuduğu zaman (eline aldığı) asaya dayanırdı."

1108)    "... Alkarna (Radtyaİlâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ayakta mı, oturarak mı hutbe okurdu? diye Abdullah  (bin Mes'ud)   (Radıyallâhü anh)'a soru sorulmuş. Abdullah (Radıyallâhü anh)  da (soru sahibine) :
Sen : yU £j$jj = «ve seni ayakta bıraktılar» âyetini okumuyorsun, diye cevap verdi."
Ebû Abdi 11 ah (yâni müellifimiz) demiştir ki; Bu hadîs garibtir. ÇÜnkÜ râvi İbn-i Ebi Şeybe'den başka hiç kimse bunu rivayet etmiyor."

1109)    "... Câbir bin Abdillah (RadıyaUdhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) minbere çıkacağı zaman (oradakilere) selâm verirdi."

.
 

HUTBEYİ DİNLEMEK VE ONUN İÇİN SUSMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI

1110) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ankyden rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) çöylc buyurdu, demiştir:
«Cuma günü imam hutbe okurken sen arkadaşına (sadece) 'sus' dediğin zaman (yine) lağv  (=: Abes ile iştigal) etmiş olursun.»*1

1111)    "... Übeyy bin Ka'b (Radıyallâkü an/rj'den: Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü  (hutbesinde) 'Tebâreke' sûresini ayakta okudu. Allah'ın günleri (nde vuku bu lacak büyük olaylardan bahis) ile bize (uyarıcı)  nasi hatta bulunda. Ebü'd-Derdâ veya Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) beni dürterek:
Bu sûre ne zaman indirildi. Ben bu ana kadar bu sûreyi işitmedim, dedi. Übeyy  (Radıyallâhü anh) Ona:
Sus! diye işaret etti. Bunlar namazdan dönüp gidince soru sahibi (Übeyy (Radıyallâhü anh) 'a) ı
Ben bu sûre ne zaman indirildi diye sana soru sordum.   Sen bana bildir m edin? dedi. Übeyy (Radıyallâhü anh) :
Bu günkü namazından senin için bu sorudan başka hiç bir kazancın yoktur, dedi. Soru sahibi Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)"e giderek kendisiyle Übeyy (Radıyallâhü anh) arasında hutbe esnasında geçeni anlattı ve Übeyy (Radıyallâhü anh)'in namazdan sonra kendisine söylediği sözü nakletti. Übeyy (Radıyallâhü anh) demiştir ki t Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel I em) :
«Übeyy doğru söylemiştir.» buyurmuştur."

 

İMAM HUTBE OKURKEN MESCİDE GİREN HAKKINDA GELEN   (HADÎSLER)  BABI

1112)    "... Câbir bin Abdülah (Radtyallâhü anhümâ/dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (cuma günü) hutbe okurken Süleyk (100) el-Catafâni (Radıyallâhü anh) mescide girdi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Süleyk (Radıyallâhü anh) :
—  Hayır! dedi. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «O halde iki rek'at kıl» buyurdu.
Râvi Amr. rivayetinde Süleyk (Radıyallâhü anh)'ı ismen zikret-memiştir. (101)"

1113)    '"... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyalâhü anh)'den; Şöyle demiştir : Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (cuma günü)  hutbe
okurken bir adam geldi. Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Ona:
—  «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Adam:
—  Hayır! dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «İki rek'at kıl» buyurdu."

1114)    "... Ebû Hüreyre ve Câbir (Radtyallâhü anhiimâ)'dan; Şöyle söylemişlerdir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken Süleyk el-Ğatafânî (Radıyallâhü anh) geldi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   Ona:
—  «Sen gelmeden Önce iki rek'at namaz kıldın mı?» diye sordu. Süleyk  (Radıyallâhü anh) :
—  Hayır, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  "İki rek'at namaz kıl ve bunları hafif tut» buyurdu."

 

CUMA GÜNÜ CEMÂATİN ÜSTÜNDENATLAMAKTAN NEHİY HAKKINDA

1115)    "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü anhümâydan; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cuma günü hutbe okurken bir adam mescide girdi ve cemâatin üstünden atlamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  (Ona) :
«(Artık) otur! Sen hem (cemaata) eziyet ettin hem de geç kaldın.» buyurdu."

1116)    "... Muâz(102) bin Enes (el-Cühenî) (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştin
-Kim Cuma günü (mescidde oturan) halkın üzerinden atlayıp geçerse, o kimse cehennem yolu üzerinde köprü ittihaz edilir.-"

 

İMAM MİNBERDEN İNDİKTEN SONRA KONUŞMAK HAKKINDA

1117)    "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü <tnh)'den. Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü (hutbeden sonra) minberden indiği zaman ihtiyaç olduğunda konuşurdu."

 

CUMA NAMAZINDAKİ KIRAAT HAKKINDA vGELEN   (HADÎSLER)   BABI

1118) '•... Ubeydullah (103) bin Ebî Râfi' (Radıyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
(Medine-i Münevvere valisi)  Mervân (104)   (bin el-Hakem)   (Ra-
U03) Medlnelidir Babasından, anasından, Ali'den ve Ebû Hüreyre <R.A.)'den rivayet etmiştir. R&vileri ise îbrâhim ve Abdullah ismindeki iki oğlu Muhainnıed bin el-Münke'dir, el-Mutemir bin Süleyman, El-A'rac ve çok kimsedir. Sıka bir râ-vidir.  Hadisçüer onun rivayetlerini almışlardır.  (El-Menhel:   Cilt 5, Sah. 150)
104) Mervân Sahâbtdir. Fakat Peygamber (S.A.V.)'den rivayeti sabit değildir. Hicri 2. yıh doğmuş, Hz. Osman halife İken kâtipliğini yapmış, fıkıhçılardan sayılmıştır Ömer, Osman, Ali, Zeyd bin Sabit ve başka sahâbllerden rivayet etmiştir. Kendisinden de sahâbllerden Sehl bin Sa'd ve Tabiilerden oğlu Abdülme-lik. Ali bin el-Hüseyn, Urve bin Zübeyr. Saİd bin el-Müseyyeb (R.A.) ve başkaları rivayet etmişlerdir. Muâviye (R.A.) devrinde Medine valiliği yapmıştır. Muaviye bin Yezfd Öldüğünde Şam'da bulunan Merv&n'a bazıları biat etti. Bir ara Mısır'ı da kendine bağladı. O'nun halifeliği 6 ay sürdü. Hicri 65. yılı Ramazan ayında vefat etti < El-Menhel :  Cild 2, Sah. 191)
dıyallâhü anhümâ), Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'a Medine valiliği vekâletini vererek Mekke'ye gitti. Bunun üzerine Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) bize Cuma namazım kıldırdı. (Fatihadan) sonra birinci rekatta el-Cumua, sûresini ve son rek'atte, el-Münafikûn sûresini okudu*                                                                                 '
Ubeydullah demiştir ki t Ebu Hüreyre (Radıyallâhü anh) namazdan dönüp gidince ben ona yetişerek dedim ki: Ali  (Radıyallâhü anh) in Küfede Cuma namazında devamlı okuduğu iki sûreyi oku dum. Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) dedi ki: Ben Resûlullah (Sal lallahü Aleyhi ve Sellem)'den bu iki sûreyi (cumada)  okurken işit tim."

1119)    "... Ubeydullah bin AbdiIIah (bin Utbe)  (Radtyallâhü ankümâ)'-dan, rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Dahhâk (105) bin Kays (Radıyallâhü anh), Numan (106) bin Be-şîr (Radıyallâhü anhümâ)'ya mektup yazarak Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Cuma namazında (birinci rek'atte okuduğu) Cuma sûresi ile beraber (ikinci rek'atte) ne okuduğunu bize bildirin diye sordu? Numan:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma namazı (mn ikin-ci rekatında;      İ^UJI ^J> iJUl J*      (sûresini okurdu, diye cevap
verdi."

1120)    "... Ebû İnebe el-Havlânî  (Radtyallâhü tf«/r/den: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma namazında (birinci rek'atte)!   'Ji.Vt *&j p-*'   £r*   sûresini ve  (ikinci rek'atte); Ji   sûresini okurdu."

1121)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Cuma namazının bir re k'atine yetişen kimse o rek'ate bir rek'at eklesin.»"

1122)    "... Ebû Hüreyre  (Radıyallâhü ««/f/den  rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Namazın bir rek'atine yetişen kimse, (o namaza) yetişmiş olur.»"
 

1123) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaüâhü anhümâ)'&dr\ rivayet edildiğine göre. Resûluüah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Cuma namazının veya başka namazın bir rek'atine yetişen kimse o namaza yetişmiş olur.»

 

CUMA NAMAZINA NE KADAR MESAFEDEN GELİNECEĞİNE DAİR VARİD OLAN HADÎS

1124) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü önA«wiö)'dan; Şöyle demiştir :
Küba ehli Cuma günü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in (mescidine gelerek)  beraberinde Cuma namazını kılarlardı.'1

 

ÖZÜRSÜZ OLARAK CUMA NAMAZINI TERKEDEN HAKKINDAKİ BÂB

1125) "... Sahâbîlik şerefine mazhar olmuş olan EbiTl-Ca'd ed-Demrî (107) (RadıyaUâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
«Her kim pek önemsemediğinden dolayı Cuma namazını üç defa t erkede rse kalbi mühürlenir.-"

1126) "... Câbİr bin Abdillah (RadıyaUâhü anküvtâydan rivayet edildiğine göre; Resûlulah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Zaruret (şer'î özür) olmaksızın üç defa Cuma namazını terke-denin kalbini Allah mühürler.»"

1127) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhii anh)'(\en rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) $öyle buyurdu, demiştir :
«Herhangi birinizden hiç umulur mu ki: (Şehirden) bir iki mit uzakta, davar sürüsünü ittihaz etsin, orada ot temin imkansızlaşır da daha uzaklara gitsin, sonra Cuma namazı vakti olur da kendisi gelip kılmasın, (ikinci) Cuma olur da (yine) kılmasın, (üçüncü) Cuma olur da gelip kılmasın. (Hiç birinizden umulmayan bu hareket) nihayet (sahibinin) kalbinin mühürlenmesine sebep olur.»

1128) "... Semûre bin Cündüb (RadtyaUâhü anh)'ûen rivayet edidiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Bile bile (bir) Cuma namazına gitmeyen kimse bir altını sadaka olarak versin, (buna) gücü yetmezse yarım altın tasadduk etsin.»"


1129) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü ankümâ)'da.n \ Şöyle demiştir :
ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Cuma farzından önce dört rek'at namaz kılardı. Bu dört rekatın arasında selâm vermezdi."

 

CUMA FARZINDAN SONRA  (KILINACAK) NAMAZ HAKKINDA GELEN (HADİSLER)  BABI

1130) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
Cuma farzını kılınca (mesciddenî dönüp giderdi de evinde İki rek'at namaz kılardı. Sonra demiştir ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), böyle yapardı."

1131)    "... Sâlinvin babası (tbn-i Ömer) (Radıyallâhü anhümâyâan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem). Cuma farzından sonra (evinde) iki rek'at namaz kılardı."

1132)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre-Resûlullah (Sallaliahü Aleyhi ve Sefam) şöyle buyurdu; demiştir : '
«Cuma farzından sonra namaz kıldığınızda dört rek'at kılınız.»"
 


CUMA GÜNÜ NAMAZDAN ÖNCE HALKAHALİNDE OTURMAK VE İMAM HUTBE OKURKEN İHTİBÂ BİÇİMİNDE OTURMAK HAKKINDA

1133) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Ra-dtyattâhü anhüm)'den: Şöyle demiştir :
Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü namazdan önce mescidde halka biçiminde oturmaktan nehly etmiştir."

1134)    " Amr bin Şuayb'ın dedesi  (Abdullah bin Amr bin el-Âs)  (Radt-yallâkü anküm)'den ; Şöyle demiştir :
Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü ihtibâ biçiminde oturmaktan nehiy etmiştir.* Râvi demiştir ki: Yâni imam hutbe okurken."

1135)    '... Sâib bin Yezîd (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yalnız bir tek müezzini vardı.   Resûiullah    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (cuma günü minbere) çıktığı zaman müezzin ezan okurdu ve  (hutbeden sonra minberden) indiği zaman ikamet getirirdi. Ebû Bekir ve Ömer (Ra-dıyalâhü anhümâ) da (halifeyken) beyleydiler. Osman (Radıyallâhü anh)  (halîfe) olunca ve cemâat çoğalınca çarşıdaki Zevrâ adlı bina üstünde üçüncü çağrıyı (şimdi okunmakta olan ilk ezanı) ilâve etti. Osman (Radıyallâhü anh) minbere çıktığı zaman müezzin ezan okurdu ve minberden indiği zaman müezzin ikâmet ederdi."

 

İMAM HUTBE OKURKEN CEMÂATİN ONA YÖNELMESİ HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)

1136) "... Adiyy bin Sâbit'in babası (Sabit) (Radtyallâhü anhümâ)>âan\ Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde hutbe için ayakta durduğu zaman Ashabı, yüzlerini O'na döndürürlerdi."

 

CUMA GÜNÜNDE (DUANIN MAKBUL OLDUĞU)UMULAN BELİRLİ SAAT HAKKINDA

1137)    "...  Ebû Hüreyre (RadtyaUâhü ünh)\\en; Şöyle demiştir:
ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Cuma gününde öyle bir saat vardır ki O saata rastlıyarak onda namaz kılıp Allah'tan hayır dileyen her müslüman adamın dileğini Allah bahşeder.» buyurdu. Ve (O saatin) kısa olduğunu anlatmak için  (mübarek)  eliyle işaret etti."

1138) ... Amr bin Avf el-Müzeni (Radtyallâhü unh)\\en. Şöyle demiştir :
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den işittim. Buyurdu ki:
—  «Cuma günü gündüzünde bir saat vardır. Mü'min kul onda Allah'dan ne isterse behemehal onun dileği verilir.»
—  Hangi saattir? diye soruldu. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Cuma namazına ikamet edildiği zamandan, namazdan çıkı-lıncaya kadardır.» buyurdu."
Süneni îbn-i Mftce — C. :  3 ■ P. : Sİ

1139) "... Abdullaiı bin Selâm (Radtyallâhü anh)>den; Şöyle demiştir ■ Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in oturduğu bir mecliste Den dedim ki, Şüphesiz biz Allah'ın Kitabında (Tevrat'ta) şunu buluyoruz : Cuma gününde öyle bir saat vardır ki onu denk getirerek onda namaz kılıp Allah'tan bir şey dileyen her mü'min kulun dileğini Allan bahşeder.'
SeIâm demiStir ki:    Bu sözüm üzerine Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Yahut bir saatin bir parçasıdır.» diye bana işaret buyurdu. Ben i
^ Doğru söyledin, (veya bir saatin bir parçasıdır) diye sözümü tashih ettim. (Bu arada) Ben:
—  Bu saat hangi saattir? diye sordum. O:
—  «Gündüz saatlarınm sonuncusudur.» buyurdu. Ben:
—  Gündüzün son saati namaz saati değildir, dedim. O:
—  «Hayır (namaz saatidir.)   Çünkü mü'min kul namaz kıldığı ve namazdan sonra gelecek namaz vaktini beklemek niyetiyle yerinde oturduğu sürece şüphesiz o fazilet bakımından namaz içinde sayılır.» buyurdu."

 

ON İKİ REK'AT SÜNNET HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI

1140) "... Âîşe (Radıyallâhü anhâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlul-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim (her gün şu) on iki rekat sünnet kılmaya devam ederse cennette onun için bir ev yapılır, öğle farzından önce dört rekat, öğle farzından sonra iki rekat, akşam farzından sonra iki rekat, yatsı farzından sonra iki rek'at ve sabah farzından önce iki rek'at.-"

1141) "... (Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)"m muhterem eşlerinden) Ümmâ Habîbe bint-i Ebî Süfyân (Radtyallâhü anhümâ)'daxı rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhive Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Kim (her) gün ve gecede on İki rek'at (sünnet) kılarsa cennette onun için bir ev yapılır.»"

1142) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü oMÂ)*den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim (her) günde (farzdan başka şu) on iki rek'at (sünneti) kılarsa cennette onun için bir ev yapılır. İki rek'at sabah farzından önce, ikişer rek'at Öğle farzından önce ve sonra, iki rek'at (zan ediyorum dedi ki) ikindi farzından önce, iki rek'at akşam farzından sonra ve iki rek'at (zan ediyorum dedi ki) yatsı farzından sonra.»"

 

SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT (SÜNNET) HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI

1143)    "... İbn-i Ömer (Radtyallâkü a«A«mâ)'dan; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şafak (yeri) aydınlanınca (sabah farzından önce) iki rekat kılardı."

1144)    "... İbn-i Ömer (Radıyaüâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah (farzın) dan önce ezan sesi Onun kulaklarında imiş gibi (çarçabuk) iki rek'at kılardı,"

1145)    "... (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyin muhterem eşlerinden Hafsa bint-i Ömer (Radtyallâhü anhümâydan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah namazı için ezan okunduğu zaman, farza kalkmadan önce hafif tuttuğu iki rek'at kılardı."

1146)    "... Âişe (Radtyallâhü anhâyâan; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) abdest aldığı zaman iki rek'at kıldıktan sonra namaza çıkar (gider) di."


1147)    "...Alî (Radtyallâhü üKA)'den; Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ikâmet edileceği zaman iki rek'at kılardı."

 

SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİREK'ATTE OKUNAN (SÛRELER) HAKKINDA

1148)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü an*/den; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah farzından önceki iki rek'atte (Fatihadan sonra) : ve;  sûrelerini okurdu.'*

1149)    "... İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümây&dn: Şöyle demiştir: Ben bir ay Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e baktım.
Sabah farzından önceki iki rek'atte (Fatihadan sonra); Jj»I^I^> Jj  L^l h J* sûrelerini okurdu."

1150)      ... A işe (Radt yatla fıü anhâ)'dan ; Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah farzından Önce iki rek'at kılardı ve şöyle buyururdu :
«Bu iki sûre ne güzeldir.    Sabah farzından önceki iki rek'atte
(Fatihadan sonra) okunur.   (Bu sûreler);    j>l ^il *> ,15    ve^ jj^lxîl LfI L Jî    (sûreleri)dir.»"

 

NAMAZ İÇİN İKAMETE BAŞLANACAĞIZAMAN FARZDAN BAŞKA NAMAZ KILINAMAZI HAKKINDA

1151)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ankyâen rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Namaz için ikâmet edileceği zaman (O) farzdan başka hiç bir namaz kılınmasın   (veya kılınmaz.)»"


1152)    "... Abdullah bin Sercîs(lll)  Radtyallâhü anh)'den rivayet edil-e eöre:
diğine göre:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün) sabah farzını kılmakta iken: bir adamı,sabah farzından Önceki iki rekatı kılmakla meşgul olarak görmüş ve namazı kıldıktan sonra adama:
«(Ey Filân)! Sen bu iki namazından hangisini namaz sayıyorsun?» buyurdu."
 


SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT(SÜNNET) 1 KAÇIRAN KİMSENİN BUNU NE ZAMAN KAZA EDECEĞİNE DÂİR

1154)  -...  Kays bin Amr(ll2)   (Rad,yallahü anh)\\,n:   Şöyle demdir: Peygamber   (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem)   (bir *ün)   bir adam.sabah farzından sonra iki rek'at namaz kılarken görmüş ve Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona:
—  «Sabah namazını iki defa mı (kılıyorsun)?» buyurmuş, adam da O'na :
—  Ben sabah namazından Önceki iki rek'atı kılmamış idim de onu kıldım, cevabını vermiştir. Râvi demiştir ki, Peygamber   (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), (bu cevabtan sonra) susmuştur."

1155)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü tzn/tj'den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), uykuda kalarak sabah sünnetini kaçırmış ve güneş doğduktan sonra bunları kaza etmiştir."

 

ÖĞLE (NAMAZI) FARZINDAN ÖNCEKÎDÖRT REKAT (NAMAZ) HAKKINDA

1156) "... Kaabûs(113) (bin ebi'l-Mahârık) (Radtyallâhü anh), babası Ebü'l-Mahânk (Radtyallâhü anh)'den rivayetle şöyle demiştir:
Babam (Ebü'l-Mahârık), Âişe (Radıyallâhü anhâl'ya haber göndererek: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in (sünnetlerden) devamlı kılmaktan en çok hoşlandığı namazın hangisi olduğunu sormuş ve Âişe (Radıyallâhü anhâ) şöyle cevap vermiştir: Resûlullah (Sallallahü AJeyhi ve SeJlem) öğle farzından önce dört rek'at kılardı. Bundaki kıyamı (= Kıraati) uzun tutardı ve rüku' ile secdelerini güzel yapardı."

1157) "... Ebû Eyyub (el-Ensârî) (Radıyallâhü anh)'âen: Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), öğle vakti girince öğle namazının farzından önce dört rek'at (namaz) kılardı, dört rek'a-tın arasında selâm vermezdi. Ve şöyle buyurdu =
«Güneş, gök'ün ortasından batıya kaydığı zaman şüphesiz semânın kapıları (o dört rek'at için) açılır.»"

 

ÖĞLEDEN ÖNCEKİ DÖRT REKATI KAÇIRAN HAKKINDAKİ BAB

1158)    "... Aişe (Radtyallâhü ankâ)ydan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öğle farzından önceki
dört rek'at  (sünnet) i kaçırdığı zaman, öğle farzının sonundaki iki
rek'atten sonra onu kılardı."
Ebû AbdiIIah (Müellifimiz) demiştir ki: Bu hadîsi Şubeden yalnız Kays rivayet etmiştir.
 


ÖĞLE FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKATI KAÇIRAN HAKKINDA BİR BÂB

1159) "... Abdullah bin el-Hâris (Radıyallâhü anh)'t\en) ; Şöyle demiştir: Muâviye (Radıyallâhü anh), (bir gün Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in muhterem eşi) Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâ)'ya (bir elçi) gönderdi. Ben elçi ile beraber gittim. Elçi Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâ)ya sordu. Ümmü Seleme (Radıyallâhü an-hâ) şöyle cevap verdi:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (zekât toplamak üzere) bir memur göndermiş idi. (Bir gün) öğle namazı için benim odamda abdest alıyordu. Onun yanında çok muhacir vardı. Onların hâline çok ihtimam gösteriyordu. Bu esnada kapı çalındı. O da kapıya çıktı. Sonra öğle farzını kıldırdı ve tahsildarın getirdiği zekâtı taksim etmeye oturdu. Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki: O, ikindi namazına kadar bu işle meşgul oldu. İkindi farzını kıldırdıktan sonra odama girdi ve iki rek'at (namaz) kıldı. Sonra buyur du ki:
-Tahsildarın işi ile meşguliyetim dolayısı ile bu iki rek'atı Öğle namazından sonra kılmadım, ikindiden sonra kıldım.»"
 


ÖĞLE FARZINDAN ÖNCE DÖRT,SONRA DA DÖRT (REK'AT)  KILAN HAKKINDA

1160) '... (Mü'minlerin anası) Ümmü Habîbe (Radtyallâkü anttaydım rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu demiştir :
"Kim öğle farzından önce dört (rek'at) ve öğle farzından sonra dört (rek'at sünnet) kılarsa Allah onu cehennem ateşine haram eder."

 

GÜNDÜZ KILINMASI MÜSTEHAP OLAN SÜNNET HAKKINDA GELEN  (HADİSLER)   BABI

1161) "... Asım bin Damra es-Selûlî (Radtyallâhü ö«A/den; Şöyle demiştir :
Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemt'in gündüz kıldığı sünnet namazı Ali  (Radıyallâhü anh)'den sorduk. O:
—  Bu sünneti (devamlı) kılmaya gücünüz yetmez dedi. Biz Ona i
—  Sen bize bildir, biz bundan gücümüzün yettiği miktarı alırız, dedik. O dedi ki:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) sabah farzını kılınca, artık namaz kılmayı tehir ederdi. Nihayet güneş ikindi namazı vaktinde şuradan yâni batı ufkundan ne kadar (irtifada) ise güneş o kadar şuradan yâni doğu ufkundan yüksek olunca kalkar iki rek'at (sünnet) kılardı. Bundan sonra namaz kılmayı geciktirirdi. Ta öğle namazı vaktinde güneş şuradan (yâni batı ufkundan) uzak olduğu miktar şuradan yâni doğu ufkundan yüksek olunca kalkıp dört rek'at (sünnet) kılardı. Güneş gök ortasından ayrılınca (= öğle vakti girince) de öğle farzından önce dört rek'at (sünnet) kılardı. Öğle farzından sonra da iki rek'at (sünnet) kılardı ve ikindi farzından önce dört rek'at (sünnet) kılardı. Bu dört rekatın ilk iki rek'atı ile son iki rek'a-tını, Mukarrabîn meleklere. Peygamberlere ve bunlara tâbi olan müs-lümanlarla mü'minlere selâm vermekle birbirinden ayırırdı.
Ali (Radıyallâhü anh) : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lemt'in gündüz sünneti işte şu on altı rek'attır. Buna devam eden azdır, dedi.

 

AKŞAM FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REK'AT HAKKINDA GELEN HADÎSLER BABI

1162) "... Abdullah bin Muğaffel (el-Müzenî) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Her iki ezan (yâni her iki ezan ile ikâmet) arasında bir namaz vardır.»
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunu üç defa buyurdu. Üçüncü defasında : -Dileyen kimse için- buyurdu."

1163)     "...  Enes bin Mâlik (Radtyaiiâhü anh)\\en. Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken (akşam farzı için) müezzin gerçekten ezan okurdu. (Ama) kalkıp akşam farzından önceki iki rek'at (nafileyi) kılanların çokluğu nedeni ile okunanın ikâmet olduğu sanılırdı."

1164)    "... Aîşe (Radtyallâhü onkâ)'âan; Şöyle demiştir • Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akşam namazını(n farzını mescidde) kılardı sonra odama dönüp ik. rek'at (sünneti) kı-
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem}, Benî Abdil-Eşhel kabilesinde bizim yanımıza teşrif etmişti. Mescidimizde bize akşam namazını kıldırdı. Sonra:
«Bu iki rek'at (sünnet) i evlerinizde kılınız.» buyurdu."
 


AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKAT (SÜNNET) TE   (FÂTİHA'DAN SONRA) OKUNAN (SÛRELER) BABI

1166)    "... Abdullah bin Mes'ud (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akşam farzından sonraki iki rek'atte  (Fâtiha'dan sonra) :  ^ <&' j* J*     ve; &)\   f-İL Ji   (sürelerin)i okurdu."

 

AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ ALTI REKAT (SÜNNET) HAKKINDA GELEN (HADÎS) BABI

1167) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Setlem), şöyle buyurmuştur :
«Kim akşam namazın (in farzın) dan sonra altı rekat (sünnet) i, arasında fena söz söylemeden kılarsa bu (sünnet), onun için on iki yıllık ibâdete denk tutulur.»"

1168)  "... Hârice bin Huzâfe el-Adevî (115) (Radtyallâhü an*)'den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (sabah namazı için evinden çıkıp) yanımıza geldi ve:
«Şüphesiz Allah, hakkınızda dünya ve içindekilerin tümünden daha hayırlı olan bir namaz ile size ihsanda bulunmuştur. Bu, vitir namazıdır. Allah Teâlâ bu namazı yatsı namazıyla fecrin doğuşu arasında kılmayı size meşru etmiştir.» buyurdu.1'

1169)    "... Alî bin Ebî Ta'lib (Radtyallâhü a«A>'den; Şöyle demiştir:
Şüphesiz vitir namazı behemahal yapılması gerekli değildir. Farz namazlarınız gibi de değildir. Lâkin Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir namazı kılmış, sonra buyurmuştur ki:
«Ey Kur'an ehli! Vitir namazını kılınız. Çünkü Allah vitirdir t= birdir) ve vitri sever.»"

1170) "... Abdullah bin Mes'ud (Radıyallahü anh)yden rivayet edildiğine göre (kendisi) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/emyin şöyle buyurduğunu söylemiş :
«Şüphesiz Allah vitirdir (tekdir), vitri sever. Ey Kur'an ehli! Vitir namazınızı kılınız.»
Bir a'râbi, Abdullah (Radıyallahü anh)'a: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sallem) ne buyuruyor? diye sormuşi Abdullah (Radıyallahü anh) .-
— Bu hüküm ne sanadır, ne de arkadaslarınadır. (Hafızlara mahsustur) demiştir."

 

VİTİR NAMAZINDA (FÂTÎHA'DAN SONRA) OKUNAN SÛRELER HAKKINDA GELEN (HADİSLER)  BABI

1171)    "... Übeyy bin Kâ'b (Radtyallâhü unA/den: Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir namazını (Fâtiha'
süreleriyle kılardı."

   
1172)    "... îbn-i Abbâs (Radtyallâhü anh)'âan; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir namazını (Fatiha'-
dan sonra  ve;süreleriyle kılardı.

1173) "... Abdülaziz bin Güreye (116) (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazında (Fâtiha'dan sonra) ne okuduğunu Âişe  (Radıyallâhü anhâl'ya sorduk. Dedi ki: O Fâtiha'dan sonra ilk rekattej]dnci rek'atte; j ve üçüncü rek'atte; sûrelerini okurdu, diye cevap verdi."

 

VİTİR NAMAZINI BİR REKAT OLARAK KILMAK HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI

1174)    "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü ankümâ)'âan; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece namazını ikişer ikişer rek'at olarak kılardı ve bir rek'at vitir kılardı."

1175) "... Ebû Miclez (Radıyallâhü anh)'m, (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet ettiğine göre; İbn-i Ömer, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir :
•Gece namazı ikişer, ikişer (rek'at) dır, vitir (namazı) da bir rek'-attir."
Ebû Miclez: Ben, İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâî'ya:
—  Söyleyiver! Eğer uykudan gözümü aç am azsa m,. Söyle bakalım! Yâ eğer uyuya kalsam? dedim. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhü-mâ), bana:
—  (Vitrini) Şu yıldızın (gözükmesi) vaktinde kılı versene, dedi.
—  Ben başımı (semâya) kaldırdım. Baktım ki (işaret ettiği)  Si-mâk (12i) yıldızı (görülüyor.) Sonra İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhü-mâ) hadîsi tekrarlıyarak: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, dedi:
•Gece namazı ikişer ikişer rek'attir. Vitir (namazı) da fecirden önce (kılınan) bir rek'attir.»"

1176)    "... El-Muttaüb bin Abdülah   (Radtyallâhü anhümâ)'dan;  Şöyle demiştir :
Bir adam, İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'ya :
—  Ben vitir namazını nasıl kılayım? diye sordu. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ) :
—  Tek bir rek'at vitir kıl, diye cevap verince, adam:
—  Halkın  (kılacağım tek rek'atli namaza)  büteyrâ  ( = güdük) demelerinden korkarım, dedi. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ) :
Hyjj -tül <ü«     dedi. Yâni: (Tek bir rek'atli) bu namaz, Allah ve Resulünün sünnetidir. ( = Meşru kıldıkları bir ibâdettir.)"

1177)    "... Âişe (Radıyallâhü ankâyûzn; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her iki rek'atın sonunda selâm verirdi ve bir tek rek'at olarak vitir kılardı."

1178)    "... Hasan bin Ali   (bin Ebî Tâlib)   (Radtyattâkü ankümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Vitir (namazı)  kunutunda okumakta olduğum şu cümleleri bana, dedem ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), öğretmiştir:
= Allah'ım! Dünyada ve âhirette dertten âzâd eylediklerin me yânında beni de azat eyle. (Veya sevdiğin) adamlar meyânında benim işlerimi de düzenle (veya beni de sev), hidâyete erdirdiklerinle beraber beni de erdir. Kaderin şerrinden beni sen koru. bana verdiğin nimetleri bereketlendir. Şüphesiz (dilediğinle) hükmedersin, sana hükmedilemez. Şüphesiz sevdiğin (kul) zelil olmaz, sen her tür eksikliklerden paksın. Ey Rabbimiz! İhsan (ve iyiliğin) boldur, zâtına lâyık olmayan her şeyden nezih ve temizsin."

1179)     "... Ali bin Ebî Tâlib (Radıyattâhü anhyden; Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vitir namazındn selamın) dan sonra şöyle derdi:
^ «Allah'ım! Senin öfkenden, senin rızâna sığınırım. Senin asabından senin afvine sığınırım, sentin cezan)dan sana sığınırım. Şana Iâyıkı veçhile hamd-ü sena edemem. Sen zâtını övdüğün yüce vasıflara ve üstün kemalâta sahipsin.»

 

KUNUTTA ELLERİNİ KALDIRMAYANIN (BEYÂNI)  BABI

1180)    "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anhyûen; Şöyle demiştir: Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),  yağmur duasından başka hiç bir duasında ellerini (havaya) kaldırmazdı. (Yağmur duasında) koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini    (havaya) kaldırırdı."

 

DUA EDERKEN ELLERİNİ KALDIRAN VE (SONUNDA) ELLERİNİ YÜZÜNE SÜRENİN BABI

1181) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümây&a.n rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selietn) şöyle buyurdu, demiştir :
«Sen duâ ettiğin zaman avuçlarının içitni havaya kaldırmak) ile duâ et. Avuçlarının dışları (nı havaya kaldırmak) ile duâ etme. Duaya son verdiğin zaman avuçlarının içlerini, yüzüne sür.»"

 

RÜKÛ'DAN ÖNCE VE SONRA KUNUT OKUMAK HAKKINDA GELEN  (HADÎSLER)   BABI

1182)    "... Übeyy bin Kâ'b (Radtyallâhü anAJ'den: Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vitir namazını kılardı, (vitrin son rek'atinde)  rükû'dan önce Kunut okurdu."

1183)    "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ankyâen rivayet edildiğine göre : Kendisine sabah namazındaki Kunut hakkında soru sorulmuş;
Kendisi: Biz rükû'dan önce de sonra da Kunut okurduk, diye cevap
vermiştir."

1184 "... Muhammed (bin Şîrîn) (Radtyallâhü anh)\\en rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'a (sabah namazındaki) Kunüt durumunu sordum. Dedi ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vs Sellem) rükû'dan sonra Kunût okumuştur."

 

GECENİN SONUNDA VİTİR   (NAMAZINI) KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)  BABI

1185) "... Mesrûk (Radıyallâkü ank)'den: Şöyle demiştir: Ben, Âişe (Radıyallâhü anhâî'ye, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazını (ne vakit kıldığını) sordum. Âişe (Ra-dıyallâhü anhâ) dedi ki j O, gecenin evvelinde, ortasında, her vaktinde vitir kılmıştır. Ömrünün sonlarında vitir namazı seher vaktine doğru biterdi."

1186)    "... Alî (bin Ebî Tâlib)   (Radtyallâhü anft)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), gecenin her vaktinde,
gecenin evvelinde ve ortasında vitir namazını kılmıştır. Vitri seher
vaktine doğru sona ermiştir."

1187 "... Câbir (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre, Resûlul-lalı (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Gece uyanamıyacağından korkanlarınız, gecenin evvelinde vitir namazını kılsın, sonra uyusun. Gece sonunda uyanacağını umanlarınız vitir namazını gecenin sonunda kılsın. Çünkü gece sonundaki Kuran okumada melekler hazır olur. Gece sonunda Kuran okumak ef daldır.»*'
 


VİTİR KILMADAN ÜYUYAKALAN VEYA UNUTANIN BABI

1188) "... Kbû Saîd-i Hurin (Radtyallûkü anh)\\en rivayet edildiğine uü-re. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Set/em) şiiyle buyurdu, demiştir:
-Her kim vitir namazını kılmadan {fecir doğuncaya kadar) uyu-yakalırsa veya unutursa, sabahladığı zaman veya hatırına geldiği zaman kılsın.»"

1189)    "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâkü anh)'âen rivayet edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle buyurdu, demiştir:
«Henüz sabahlamamışken (= fecir doğmamışken) vitir namazım kılınız.»
 


ÜÇ, BEŞ, YEDİ VE DOKUZ REKAT OLARAK VİTİR (NAMAZINI)  KILMAK HAKKINDA

1190)      ... Ebû Eyyııb-i Ensârî (Radıyallâhü a«A>'den rivayet edildiğine göre. Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sel/em) $Öyle buyurdu, demiştir :
-Vitir (namazı ilâhi) bir haktır. Artık dileyen beş rek'at vitir kılsın, dileyen üç rek'at vitir kılsın, dileyen bir rek'at vitir kılsın.»"

1191) "... SaVl bin Hişâm (bin Âmir el-Ensârî) (123) (Radıyallâhü an-hutnâ)'(\an rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
— Ben Âişe (Radıyallâhü anhâ)'ya:
Ey Müzminlerin anası! Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem)'in vitir namazını(n keyfiyetini, vaktini ve rek'at sayısını) an-latıver, diye dilekte bulundum. Dedi ki:
Biz Onun için misvakini ve abdest suyunu hazırlardık. Geceleyin Allah dilediği zaman Onu uykudan kaldırırdı. (Uykudan uyanınca) misvak kullanır, abdest alır ve dokuz rek'atı (üst üste ve aralarında selâm vermeden) kılardı. Sekizinci rek'ate kadar teşehhüde oturmazdı. Sekizinci rek'atten sonra (teşehhüde) oturup, Rabbine duâ ederdi. Allah'ı zikreder, ham d eder ve Ona duâ ederdi. Sonra selâm vermeden ayağa kalkarak, ayakta dururdu. Dokuzuncu rek'atı kıldıktan sonra oturup Allah'ı anar, Ona hamdeder, Rabbine duâ eder ve Pey-gamber'ine salâvat getirirdi. Sonra bize duyuracak şekilde selâm verirdi. Selâmdan sonra iki rek'atı oturarak kılardı. İşte hepsi on bir rek'attir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşlanıp etlenince yedi rek'at vitir kılardı. Ve bundan selâm verdikten sonra iki rek'atı (oturarak) kılardı."

1192    "... Cm mü Seleme (RadtyaUâhü ankâ)'ı\ar\; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yedi veya beş (rek'at) olarak vitir kılardı. Bu rek'atler arasında ne selâm ne de konuşmakla ara verirdi."

 

YOLCULUKTA VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN (HADİSLE-R)  BABI

1193  bahası   (Abdullah  bin   Ömer)      (Hadivalfâhü  anhü-
mâ)'dan; Şöyle dernijtir :
''Resûlullah fS.i.. tJlahü Aleyhi ve Sellem) yolculukta (dört rek'at-lı farzları) iki rek'ut olarak kılardı. Bu iki rek'ate bir şey ilâve etmezdi. Geceleyin teheccüd namazını kılardı.' (Salim diyor ki) ben (babama) dedim ki: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (yolculukta vitir namazını da kılıyor (mu) du? Pabam : Evet, dedi."

1194) "... (Abdullah) bin Abbâs ve (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâyûan: Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallailahü Aleyhi ve Sellem), (dört rek'atlı farzları) yolculuk hâlinde iki rek'at olarak meşru kılmıştır. İki rek'at, tamdır, kısaltılmış değildir. Yolculukta vitir namazını kılmak sünnettir."
 


VİTİRDEN SONRA OTURARAKİKİ REK'AT (NAMAZ)  KILMAK HAKKINDA

1195)    "... t'mmii Seleme (Radıyallâh üanhâ)'dan\ Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Sellem), vitirden sonra hafif tuttuğu iki rek'at (nafileyi) oturarak kılardı."
Not : Zevâid'de şöyle denmiştir : Bunun isnadı aleyhinde konuşulmuştur. Çünkü seneddeki râvilerden Meymûn bin Musa hakkında Ahmed : Ben bunun rivayetinde bir beis görmüyorum, demiş, Ebû Hatim : O çok doğru sözlüdür, demiş. Ebû Dâvûd : Bunun rivayetinde beis yoktur, demiştir. Bâzıları ise onu gevşek görmüştür. İbn-i Hibbân onu hem sikalar arasında hem de zayıflar arasında zikretmiş ve : Yalnız rivayet ettiğinde onun hadîsleri hüccet olmaz, hadisleri mün-kerdir, demiştir.

1196) .. Âişe (Radtyailâhü ankAyAsn-, Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vitrin tek rek'atını kılardı. Sonra İki rekatı kılardı. Bu iki rek'atın kıraatim oturarak ederdi. Kıraatten sonra rüku' etmek istediği zaman uyağa kalkar, sonra rüku'a varırdı."


VİTİRDEN SONRA VE SABAH SÜNNETİNDENSONRA (SAG) YAN ÜSTÜNDE YATMAK HAKKINDA

1197)    "... Âişe (Radtyallâhü anhq)'dan; Şöyle demiştir: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gecenin sonunda ancak yanımda yatmış olarak bulurdum.    (Veya —Ona— rastlardım.) (124)
 

1198)    "... Âişe (Radtyallâhü d«/râ)'dan; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman sağ yanı Üstünde yatardı."

1199)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anA/den;  Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman (sağ) yanı üstünde yatardı."

 

BİNEK DEVESİ ÜZERİNDE VİTİR NAMAZI KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI

1200) "... Saîd bin Yesâr (125) (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: (Mekke'ye yapılan bir yolculukta) ben (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'nın beraberinde idim. (Gece sonuna doğru) geride kalarak vitrimi kıldım. Sonra (Ona yetişince) niçin geri kaldın? diye sordu. Ben: Vitir namazını kıldım, diye cevap verince kendisi; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), senin için bir güzel örnek değil mi? dedi. Ben, evet (güzel örnektir.) dedim. Kendisi: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), devesi üstünde vitir kılardı, dedi."

1201)    "...  (Abdullah)  bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'dan;  Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir namazını devesi üstünde kılardı."

 

GECENİN EVVELİNDE VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN HADİSLER BÂBI

1202) "... Câbir bin Abdillâh (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir (Radıyallâhü
anh)'a:
«Sen vitrini ne zaman kılarsın?» diye sordu. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) : Yatsıdan sonra, gecenin evvelinde diye cevap verdi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Sen Yâ Ömer! (ne zaman kılarsın?)» diye sordu. Ömer (Radıyallâhü anh) : Gecenin sonunda, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
-Yâ Ebâ Bekir! Sen mazbut (ihtiyatlı) olanı tutmuşsun. Yâ Ömer! Sen de kuvvet (yolunu) tutmuşsun.»
İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre; rc'-flramber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekir (Radıyallâhü anlı)'a şöyle buyurdu, demiş ve bunun mislini anlatmıştır."

 

NAMAZDA SEHİV ETMEK (UNUTMAK) BABI

1203)    ''... Abdullah   (bin  Mes'ud)   (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle söylemiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdı. Ya fazla yaptı, yâ eksik yaptı. (Râvi İbrahim : Bu tereddüt bendendir, demiştir.) Bunun üzerine:
— Yâ Resûlallah! Namaza bir şey mi ilâve edildi? denildi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapı versin- buyurdu. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kıble ye dönerek iki secde etti.» buyurdu."

1204) "... İyâz (126) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre, kendisi Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anh)'a :
Birimiz namaz kılıyor da kaç rek'at kıldığını bilemiyor, diyerek soru sormuş. Ebû Said-i Hudrî (Radıyallâhü anh.) da: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi namaz kılacağı zaman kaç rek'at kıldığını bilemezse, (kesin bildiği rek'at sayısına göre namazım tamamlasın ve selâmdan önce) oturduğu halde iki secde etsin.»"
 


ÖĞLE NAMAZINI SEHVEN BEŞ REKAT KILANIN BABI

1205)    "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bize öğle namazını beş
rek'at olarak kıldırdı. Selâm verince kendisine:
— Namaz (rek'atlerin) da ilâve mi yapıldı? denildi. Efendimiz: «Ne o?» diye sordu.   Kendisine durum anlatıldı.   Bunun üzerine
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bacağını bükerek (secdeye
hazırlandı), iki secde etti."
 


İKİNCİ REKATTEN (SONRA TEŞEHHÜDE OTURMADAN) SEHVEN KALKAN KİŞİ HAKKINDA

1206)    "...   (Abdullah)  bin Buhayne (128)  (Radtyallâhü anh)'den:  Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bize) bir namaz kıldırdı. Zannımca öğle namazıydı. İkinci rek'atte olunca (teşehhüde) oturmadan ayağa kalktı. Sonra selâm vermeden önce iki secde etti."

1207) "... (Abdullah) bin Buhayne (Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öğle namazının İkinci rek'atinde oturmayı unutarak ayağa kalktı. Namazını bitirip selâm vereceği zaman iki sehiv secdesi yaptı ve selâm verdi."

1208) "... El-Muğîre bin Şube (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre:  Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Selîem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz (ilk teşehhüde oturmadan) ikinci rek'atten (üçüncü rek'-ate) kalktığı zaman tam doğrulmadan (farkına varırsa) hemen otu-ruversin. Ve tam doğrulunca (farkına varırsa) artık oturmasın. (Namazın sonunda) sehvin iki secdesini yapsın.-"
 


NAMAZIN (REK'AT SAYISIN)DA ŞEK (= TEREDDÜT) EDİP ŞÜPHESİZ BİLDİĞİ (REKAT ADEDİ)NE DÖNEN KİŞİ HAKKINDA

1209) ;... Abdurrahman bin Avf (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine göre kendisi:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim, demiştir:
«Biriniz (namaz kılarken) bir (rek'at mi) iki rek'at mi) üç (rek*at mi kıldığın) da şek edince kıldığını İki rek'at saysın. Ve üç (rek'at mi) dört (rek'at mi kıldığın) da şek ettiği zaman onu üç rek'at saysın. Sonra (bütün bu hallerde) namazından kalan (rek'atler)ı tamamlasın. Ta ki fazla kıldığında şüphesi olsun. Sonra selâm vermeden Önce oturduğu yerde iki secde etsin.»"

1210) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz namazının rek'atlerinde şek ettiği zaman şekki atsın ve şüphesiz bildiği (rek'atleri)ne bina etsin. (Rek'atlerin) tamam olduğuna inandığı zaman (selâmdan Önce) iki secde etsin. Eğer namazı tam idiyse (fazla) (iki sehiv secdesi ile beraber) bir nafile olur. Eğer namazı noksan idiyse o rek'at, namazını tamamlamak için olmuş olur. Ve namaz sonunda yaptığı iki (sehiv) secdesi de şeytan burnunun toprağa sürünmesi için olmuş olur.»"
 


NAMAZIN (REK'AT SAYISIN) DA ŞEK EDİP DOĞRUYU TAHARRİ EDEN  (ARAŞTIRAN) HAKKINDA

1211) '... Abdullah bin .Mes'ud (Radıyattâhü anhyden: Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) (bize) bir namaz kıldırdı. Fazla mı kıldı, eksik mi kıldı bilemJyeceğim. Efendimiz, namazdan sonra (durumu bize) sordu. Biz O'na (durumu) anlattık. Bunun üzerine Efendimiz bacağını büktü ve kıble'ye dönerek iki secde etti. Sonra selâm verdi. Selâmdan sonra yüzünü bize çevirerek :
«Eğer namaz hakkında yeni bir şey olsaydı ben size onu haber verirdim. Ben de ancak bir insanım sizin gibi unuturum. Bunun için ben unuttuğum zaman bana hatırlatınız. Ve hanginiz namaz (rek'at-lerin)da şek ederse doğruya en yakın olanı taharri etsin (araştırsın) de namazını onun üzerine tamamlasın. Selâm versin ve iki defa secde etsin» buyurdu."

1212)     "... Abdullah bin Mes'ud (Radtyallâkü ü«A)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  şöyle buyurmuştur t
«Biriniz namaz rek'atleri sayısında şek ettiği zaman doğruyu taharri etsin, sonra iki secde etsin.»
Tan afisi; Asıl olan budur. Bunu reddetmeye kimsenin gücü yetmez, demiştir."
 


DÖRT REK'ATU NAMAZDA SEHVEN İKİNCİ VEYA ÜÇÜNCÜ REK ATTEN SELÂM VEREN HAKKINDAKİ BÂB

1213) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyattâhü anhümâ)'dan: Şöyle demiştir :
Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (öğle veya ikindi namazında) iki rek'attefn sonra) unutarak selâm verdi. Zülyedeyn denilen bir adam. Efendimize:
—  Yâ Resûlallah! Namaz kısaldı mı, yoksa unuttun mu? diye sordu. Efendimiz:
—  «Ne namaz kısaldı, ne de ben unuttum.» buyurdu. Zülyedeyn: Efendimize t
—  O halde (arzedeyim) : Sen İki rekat namaz kıldın!, dedi. Efendimiz, (bu kere orada bulunanlara) :
—  «Zülyedeynin dediği gibi midir?» diye sordu.  (Sahâbiler:)
—  Evet diye cevap verdiler. Bunun üzeıine Peygamber  (Sallal-lâhü Aleyhi ve Sellem) öne geçerek iki rek'at (daha) kıldırdı. Sonra sehvin iki secdesini etti."
1214) "... İbn-i Şîrîn (Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre; Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh) şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir defa) bize öğle ve ikindi namazlarından birisini iki rek'at olarak kıldırıp selâm verdi. Sonra mescidin içinde bulunan ve (hutbe okunurken) dayandığı hurma kütüğüne doğru kalkıp ona dayandı. Cemaatın acele edenleri: Namaz kısaldı dedikleri halde mescidden çıktılar. Cemâatin içinde Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) ile Ömer (Radıyallâhü anh) de vardı. Bu iki zât. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e birşey söylemekten çekindiler. Cemâat arasında Zûlyedeyn ismi verilen elleri uzun bir adam da bulunuyordu. Bu adam:
—  Yâ Resûlallah!    Namaz kısaldı mı?    Yoksa sen unuttun mu diye sordu. Bunun Üzerine Efendimiz:
—  «Namaz kısalmadı, ben de unutmadım» diye cevap buyurdu. Zûlyedeyn (Radıyallâhü anh) :
—  Şüphesiz sen ancak iki rek'at kıldın, dedi.   (Bu defa)  Efendimiz  :
—  «Zülyedeyn'in dediği gibi midir?» diye   (oradakilere)   sordu. (Onlar:)
—  Evet, dediler, Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) demiştir ki i Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı. İki rek'at daha kıldı, sonra selâm verdi, sonra iki secde etti, sonra selâm verdi."

1215)    "... İmrân bin el-Husayn (RadtyaUâhü anhyden; Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (birgün)  ikindi farzının Üç rek'atinde selâm verdi. Sonra kalkıp evine girdikten sonra elleri uzun bir adam olan el-Hırbâk ayağa kalkarak:
Yâ Resûlallah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! namaz kısaldı mı? diye seslendi. Bunun üzerine Efendimiz hiddetli ve izarını (120) sürükleyerek hemen çıkıverdi de (ne olduğunu) sordu. (Durum) anlatılınca, efendimiz, terk etmiş olduğu o rek'atı kıldı. Sonra selâm verdi. Sonra İki secde etti. Sonra selâm verdi."

 

SEHİV SECDELERİNİN SELÂMDAN ÖNCE OLDUĞU HAKKINDA

1216) "... Ebû Hüreyre (RadtyaUâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Şüphesiz, şeytan birinize namaz esnasında gelerek, kendisi İle kalbi arasına girer (—namazım karıştırır.) Hattâ (biriniz) fazla veya noksan kıldığını bilemez. Artık bu hâl olacağı zaman selâm vermeden-önce iki secde ediversin. Sonra selâm versin.»

1217) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Şüphesiz şeytan âdemoğlu ile kalbi arasına girer. (Maksadından uzaklaştırır.) Artık, kaç rekat kıldığını bilemez. Bu hâl adamın başına geleceği zaman selâm vermeden önce iki secde etsin.»'1

 

SEHİV SECDELERİNİ SELÂMDAN SONRA YAPAN HAKKINDA GELEN (HADİSLER) EÂBI

1218)    "... Alkame (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre: (Abdullah) bin Mes'ud  (Radıyallâhü anh), sehiv secdelerini selâmdan sonra yapmış ve Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in öyle yaptığını anlatmıştır."

1219)    "... Sevbân (Radtyallâhü anh)'ûen rivayet edildiğine göre kendisi : Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Şöyle buyurdu, demiştir:
«Her sehiv için selâmdan sonra iki secde vardır.»"

 

NAMAZ ÜZERİNE BİNA ETMEK (130) HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI

1220)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) <bir defa) namaza geldi. İftitah tekbirini aldıktan sonra cemaata (vaziyetlerini bozmadan yerlerinde beklemeleri için mübarek elile) işaret etti. Bunun üzerine cemâat durum bekledi. O, da gidip boy abdestini aldıktan sonra (mübarek) başından su damladığı halde (gelip) cemaata namaz kıldırdı. Namazdan dönüp gidince cemaata •
«Ben (evden) yanınıza cünüp olarak geldim ve namaza girinceye kadar (durumu) hatırlamadım.» buyurdu."

1221)     "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)\ian rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Namaz içinde iken bulantısız kusma, burun kanaması, bulantı-)ı kusma ve mezi çıkması hallerinden birisi kimin basma gelirse he-men dönüp abdest alsın. Sonra  (gelip) namazının üzerine bina etsin (kalan kısmını tamamlasın) ve bu esnada hiç konuşmasın.»

 

NAMAZ İÇİNDE APDESTİ BOZULANKİMSENİN NASIL AYRILIP GİDECEĞİ HAKKINDA

1222) "... Aîşe (Radıyallâhü anhâ)\\ım rivayet edildiğine jföre: Peygamber (Sa/laJlahü Aleyhi ve Sellem) $üyle buyurmuştur:
«Biriniz namaz kılarken abdesti bozulunca elile burnunu tutsun sonra ayrılıp gitsin.»
... Senedi ile Âişe (Radıyallâhü anhâ) bunun mislini Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den rivayet etmiştir."

 

HASTANIN NAMAZI HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI

1223)    "... İmrân bin Husayn (Radıyallâhü anhydan: Şöyle demiştir :
Ben nâsûr hastalığına mübtelâ idim. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e namazı (nasıl kılacağımı) sordum. Buyurdu ki:
«Ayakta kıl. gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan yatarak ki!.-"

1224)    "... Vâil bin Hiicr (RadıyaHâhü anh)\\et\, Şöyle demiştir:
Ben Peygamber    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i    hastalığında oturduğu yerde sağ yana eğilmiş vaziyette namaz kılarken gördüm."

 

NAFİLE NAMAZI OTURARAK KILMAK HAKKINDA BİR BÂB

1225)    "... İ'nımü Seleme (Radıyallâhü anhâ)'dan;  Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in mübarek ruhunu kabzeden (Allah) a yemin ederim ki Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vefatına doğru kıldığı namazların ekserisini oturarak kılardı. Ve kendisince en sevimli amel, az bile olsa kulun devamlı işlediği sâlih amel idi."

1226)    "... A işe (Radıyallâhü anhâ)'r\an; .Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (nafileyi kıldığında) oturarak kıraat ederdi. Rüku' etmek istediği zaman, kalkarak bir insanın kırk  âyet kadar okuyacağı bir süre ayakta dururdu,   (sonra rüku' ederdi.)"

1227) "... Âişe (Radıyallâhü a»hâ)'dar\: Şöyle demiştir: Resûlullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i yaşlanıncaya kadar gece namazının tümünü ayakta kılarken gördüm. Başka durumda kıldığım hiç görmedim. O, yaşlandıktan sonra oturarak kılmaya başladı. Kırâatmdan kırk âyet veya otuz âyet kalınca kalkar, onu ayakta okurdu. Sonra rüku' ederdi."

1228) "... Abdullah bin Şakîk el-Ukaylî (Radıyallâhü ank)'den: Şöyle demiştir :
Ben Âîşe (Radıyallâhü anhâ)'ya Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in gece namazının durumunu sordum. Âişe (Radıyallâhü anhâ) dedi ki: O, uzun bir gece ayakta, başka bir uzun gece oturarak (gece namazı) kılardı. Ayakta okuduğu zaman ayakta rüku' ederdi. Ve oturarak okuduğu zaman oturarak rüku' ederdi."

 

AYAKTA NAMAZ KILANIN SEVABININYARISI KADARDIR BABI

1229)    "... Abdullah bin Amr (Radtyallâhü anhümâ)\\nx\ rivayet edildiğine göre :
Kendisi  (bir gün)  oturarak namaz kılarken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun yanından geçmiş, sonra :
«Oturarak kılınan namaz, ayakta kılınan namazın yarısı kadardır.» buyurmuştur."

1230)    "... Enes bin Mâlik {Radtyallâhü ank)'âen; Şöyle demiştir:
ResuluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün evden) çıktı da bir kaç kişinin oturarak namaz kıldıklarını gördü. Bunun üzerine :
 (Sevab bakımından) oturarak kılınan namaz, ayakta kılınan namazın yarısıdır» buyurdu."

1231) "... İmrân bin Husayn (Radtyallâkü an/r/den rivayet edildiğine göre:
Kendisi, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemVe oturarak namaz kılan adamın durumunu sormuş; bunun üzerine efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Kim ayakta namaz kılarsa efdal olanı odur. Kim oturarak namaz kılarsa ona ayakta namaz kılanın sevabının yarısı vardır. Ve kim yatarak namaz kılarsa onun sevabı, oturarak namaz kılanın sevabının yarısı kadardır.» buyurdu/1
 


SON HASTALIĞINDA RESÛLULLAH (SAS)İN NAMAZ KILIŞI HAKKINDA GELEN (HADİSLER)  BABI

1232)    "... Aişe (Radtyallâkü anhâ)'âun; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vefat ettiği hastalığa tutulduğu zaman   (Ebû Muâviye demiştir ki:  Hastalığı ağırlaştığı zaman)  Bilâl (Radıyallâhü anh), O'na namaz vaktinin geldiğini haber vermek üzere geldi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Ebû Bekir'e emrimi iletiniz. Cemaata namaz kıldırsın» buyurdu. Biz:
—  Yâ Resûlallah! Ebû Bekir cidden yufka yüreklidir. Senin yerine geçtiği vakit ağlar ve bu yüzden  (sesini cemaata)  işittiremez. Bu nedenle Ömer'e emretsen de o namaz kıldırsa, diye ricada bulunduk. (Efendimiz bu sözümüzden) sonra :
—  -Ebû Bekir'e emrimi iletiniz. Cemaata namaz kıldırsın. Ha-kîkatan siz, Yûsuf (Peygamber)'in günündeki kadınlarsınız» buyurdu." Âişe  (Radıyallâhü anhâ)  demiştir ki: Bunun üzerine biz Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) a emr-i nebevî'yi ilettik.    Kendisi de  (bu emir üzerine) cemaata namaz kıldırdı. (Ebû Bekir namaza başlayınca)  Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   kendinde bir hafiflik hissetti de iki adam  arasında ve onlara dayanarak namaza gitti. Ayakları yerde sürünüyordu. Ebû Pekir  (Radıyallâhü anh), O'nun geldiğini hissedince geri çekilmeye davrandı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Ona:
—  «Yerinden ayrılma» diye işaret etti. Râvi demiştir ki Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ileriye geldi. Nihayet O'na yardım eden adamlar, onu Ebû Bekir  (Radıyallâhü anh) in yanına oturttular. Artık Ebû Bekir (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e uyuyordu, cemâat da Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in namazına uyuyorlardı."

1233)    "... Aîşe (Radıyallâhü unAâ)'dan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (son) hastalığında cemaata namaz kıldırmak için Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'a emretti. Artık Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) cemaata namaz kıldırıyordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hafiflik hissederek (evden mescide) çıktı. O anda Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) cemaata namaz kıldırıyordu. Ebû Bekir {Radıyallâhü anh) O'nu görünce geri çekilmek istedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ona:
«Olduğun gibi dur.» diye işaret etti. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) in yanında, onun hizasında oturdu. Artık Ebû Bekir (Radıyallâhü anh), Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namazına, cemâat da Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in namazına uyarak kılıyorlardı."

1234)    "... Salim bin Ubeyrf (Radıyallâhü anh)'öen; Şöyle demiştir : Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  (son) hastalığında bayıldı. Sonra ayılınca:
•Namaz vakti geldi mi?» diye sordu.
—  Evet, dediler. O:
—  «Bilâl'a emrimi iletin, ezan okusun, Ebü Bekir'e de emrimi iletin, cemaata namaz kıldırsın» buyurdu. Sonra (yine) bayıldı. Daha sonra ayıldı ve :
—  «Namaz vakti geldi mi?» diye sordu.
—  Evet, dediler. O:
—  «Bilâl'a emredin  ezan okusun.  Ebü Bekir'e de emredin cemaata namaz kıldırsın.» buyurduktan sonra tekrar bayıldı.    Sonra ayılınca s
—  «Namaz vakti geldi mi?» diye sorri"
—  Evet, dediler. O :
—  «Bilâl'a emredin ezan okusun..Ebû Bekir'e de emredin cemaata namaz kıldırsın.» buyurdu. Bunun üzerine A işe (Radıyallâhü anhâ) . Gerçekten babam yufka yürekli bir adamdır. O makam (senin mihrabın) da namaza duracağı zaman ağlıyacak,  (cemaata kıraat sesini) işittiremiyecektir. Keşke başkasına emretsen, diye ricada bulundu. Sonra, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (yine) bayıldı. Piraz sonra ayıldı ve:
—  «Bilâl'a emredin ezan okusun. Ebü Bekir'e emredin cemaata namaz kıldırsın. Gerçekten siz Yûsuf (Peygamber) un günündeki kadınlarsınız.» buyurdu. Râvi demiştir ki ı Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in emri Bilâl  (Radıyallâhü anh)'a iletildi, o ezan okudu. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'a da iletildi. O da cemaata namaz kıldırdı. Sonra Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hafiflik duydu ve :
—  «Benim için koltuğuma girip mescide götürecek adama bakıverin* buyurdu. Bunun üzerine Berîre    (Radıyallâhü anhâ)    ve bir adam geldiler. Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onlara dayanarak gitti. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) Onu görünce gerilemek istedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ona işaret ederek:
—  «Yerinde  dur!»  demek istedi. Sonra Resûluliah     (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ileri geldi. Nihayet Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in yanı başında oturdu ve Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) namazını bitirinceye kadar, ( oturduğu yerde durdu. Sonra Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefat etti.
Ebû Abdillah  (yâni Müellifimiz) : Bu hadîs, garibtir. Nasr bin AH*den başkası bunu tahdis etmemiş, demiştir."
Not :   Bu hadîsin İsnadının sahih ve ricalinin sıka oldukları  Zevâid'de bildirilmiştir.
1235) "... Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhiİtnâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği hastalığında Âişe (Radıyallâhü anhâ)'mn odasında idi. Bu esnada:
—  «Bana Alî'yi çağırın» buyurdu. Âişe (Radıyallâhü anhâ) :
—  Yâ Resûlallah! Sana Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'ı çağıralım (mı) dedi. O:
—  «Onu çağırın» buyurdu. Hafsa (Radıyallâhü anhâ) :
—  Yâ Resûlallah! Sana Ömer (Radıyallâhü anh)'ı çağıralım (mı) dedi.
O:
—  -Onu çağırın- buyurdu. Ümmü'1-Fadl (Radıyallâhü anhâ) :
—  Yâ Resûlallah!     Sana Abbâs   (Radıyallâhü  anh)ı  çağıralım (mı) dedi. O:
—  «Evet» buyurdu.
Bu zâtlar (Onun yanında) toplanınca Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mübarek başını kaldırıp baktı da bir şey söylemedi. Biraz sonra Ömer (Radıyallâhü anh) :
—  Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in yanından kalkıp gidiniz, dedi. Bilâhere namaz vaktinin geldiğini Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e bildirmek üzere  Bilâl   (Radıyallâhü anh) geldi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Cemaata namaz kıldırması için Ebû Bekir'e emrediniz.» buyurdu. Bunun üzerine Âişe (Radıyallâhü anhâ) :
—  Yâ Resûlallah! Gerçekten Ebû Bekir (Radıyallâhü anh), yufka yürekli, kırâattan tutuklu bir adamdır. Seni   (namazda)  göremi-yeceği zaman ağlıyacak, cemâat da ağlıyacak. Cemaata namaz kıldırması için keşke Ömer (Radıyallâhü anh) a emretsen, dedi. Sonra Ebû Bekir (Radıyalâhü anh) çıkıp cemaata namaz kıldırdı. Resûlullah (Sallalahü Aleyhi ve Sellem)  kendisinde bir hafiflik hissederek iki adam arasında ve onlara dayanarak çıkıp (mescide)  gitti. Onun ayakları yerde sürünüyordu. Cemâat Onu görünce Ebû Bekir  (Radıyallâhü anh)'ı teşbihle ikaz ettiler. Ebü Bekir  (Radıyallâhü anh) da geri çekilmek için davrandı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ona işaret ederek :
—  «Yerinde  dur!»  demek   istedi.   Sonra  Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ileriye gelip Ebû Bekir (Radıyallâhü anhl'ın sağ tarafında oturdu. Ebü Bekir (Radıyallâhü anh)   ayakta durdu. Ebü Bekir  (Radıyailâhü anh)   Peygamber  (Sallailahü Aleyhi ve Selleml'e uyuyordu. Cemaat da.Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) in namazına uyuyordu. İbn-i Abbas t Radıyallâhü anh) ; Resûlullah (Sallaiiahü Aleyhi ve Sellrim), Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in ulaştığı yerden kırâata başladı, demiştir. Râvî Vekî: Sünnet böyledir, demiştir.
Râvi demiştir ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu hastalığında vefat etmiştir."
 


RESÛLULLAH (SALLALLAHÜ ALEYHÎ VE SELLEMJtİN,ÜMMETİNDEN BİR ADAMIN ARKASINDA NAMAZ KILMASI


1236) "... Muğîre bin Şu'be (Radtyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir: (Tebuk savaşı yolculuğunda bir gün sabah namazı vaktinde) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (sahâbilerden) geride kalmıştı. Sonra ikimiz, kafileye yetiştik. O esnada Abdurranman bin Avf (Radıyallâhü anh), cemaata (sabah farzından) bir rek'at kıldırmış idi. Abdurrahman (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in geldiğini hissedince geri çekilmeye davrandı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazı tamamlaması için ona işaret buyurdu.  (Namazdan sonra)  efendimiz, Abdurrahman'a:
İyi ettin, böyle yap!» buyurdu."

 

İMAM, KENDİSİNE UYULSUN, DİYEİMAM EDİLİR  (HÜKMÜ)  HAKKINDA

12.İ7) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydan; Şöyle demiştir: ftesülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (bir ara) hastalandı ve ashabından bir grup Onu ziyaret etmek üzere yanına girdiler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) oturduğu yerde namaza başladı. Ziyaretçiler de ayakta Ona uydular. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) oturun diye onlara işaret etti. Namazdan çıkınca buyurdu ki:
«İmam, kendisine uyulsun diye imam edilir. Artık o, rüku'a vardığı zaman siz de varınız (başını rüku'dan) kaldırdığı zaman siz de (başınızı) kaldırınız. Ve oturarak namaz kıldığı zaman siz de oturarak namaz kılınız.

1238)      ... Enes bin Mâlik (Radıynllâkü atık) den; Şöyle demiştir;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir defa) attan düştü ve vücûdunun sağ tarafı berelendi. Biz Onu ziyaret etmek üzere yanına girdik. Bu arada namaz vakti geldi. Bize oturarak namaz kıldırdı. Biz de oturarak arkasında namaz kıldık. Namazı bitince:
-İmam, kendisine uyulsun diye imam edilir. Şu halde o, tekbir aldığı zaman tekbir alınız, rükü'a vardığı zaman rükû'a varınız:
  dediği zaman:  deyiniz. Secde et-
tiği zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman hepiniz oturarak namaz kılınız.» buyurdu."

1239) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü atth)'den rivayet edildiğine göre kendisi; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir;
«İmam kendisine uyulsun diye imam edilir. Şu halde o iftitah tekbiri aldığı zaman tekbir alınız, rükû'a vardığı zaman rükû'a varınız,deyiniz. Eğer ayakta
namaz kılarsa, siz de ayakta kılınız ve eğer oturarak namaz kılarsa siz de oturarak kılınız.»"

1240) " Câbir (Radtyallâhü a»*)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hastalandı. Biz Onun arkasında (farz) namaza durduk. Kendisi oturarak kılıyordu. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) de tekbir alarak Onun tekbirini cemaata duyuruyordu. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize baktı da bizi ayakta gördü. Bunun üzerine bize işaret buyurdu. Biz de oturduk ve oturarak namazımızı Onun namazına bağlıyarak kıldık. O selâm verince ı
«Neredeyse siz İranlıların ve Romalıların yaptığını yapacaksınız. Kralları otururken onlar kralları huzurunda ayakta dururlar. Sakın siz öyle yapmayınız, imamlarınıza uyunuz. Eğer imam ayakta kılarsa siz de ayakta kılınız ve eğer oturarak kılarsa siz de oturarak kılınız.» buyurdu."

 

SABAH FARZINDAKİ KUNÛT HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)  BABI

1241) "... Ebû Mâlik el-Eşcâî Said bin Tarık (133) (Radtyallâhü an-hümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Ben babam (Tarık)'a:
Ey babam! Şüphesiz sen Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ebü Bekir, Ömer ve Osman (Radıyallâhü anhüm) (arkasında) ve beş yıl kadar burada Küfede Alî (Radıyallâhü anh) arkasında namaz kıldın.  Bu zâtlar sabah  namazında  Kunût   (duasını)  okurlar (mı) di? dedim. Babam:
Ey oğulcuğum! Muhdestir (= sonradan icad edilmiştir.) dedi."

1242)    "... Ümmü Seleme (Radtyallâhü anhâ)'âan; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah namazında Kunût okumaktan menedildi (veya Kunût okumayı menetti.)"

1243)    "... Enes bin Mâlik (Radıyaiiâhü aitti )'den; Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah namazında bir ay Kunût (duasını)  okuyup  (onda)   Arap topluluklarından bir topluluğa beddua ediyordu. Sonra bıraktı."

1244)    "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)\\en:  Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazın (m ikinci rükuun)dan başını kaldırınca:
-Allahım! El-Velîd bin el-Velîd'i, Seleme bin Hişâm'ı, Ayyaş bin Ebî Rabîa'yı ve Mekke'de bulunan zayıf mü'minleri kurtar. Allah'ım! Mudar kabilesine şiddetli baskı yap (= helak et, azap ver.) Yûsuf (Aleyhisselâm)'ın kıtlık seneleri gibi onların başına kıtlık yıllarını getirmekle tazip et.» diye duâ etti."

 

NAMAZDA YILAN VE AKREBİ ÖLDÜRMEK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI

1245)    "...  Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'den; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  şu siyah iki hayvanı, akrep ve yılanı namazda öldürmeyi emretmiştir."

1246)    "... Aişe (Radtyallâhü an/ta/dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} namaz kılarken Onu akrep soktu. Bunun üzerine ı
«Allah akrebe lanet etsin. Namaza duranı ve başkasını bırakmaz. Onu harem (mıntıkasın) da ve hill (harem dışındaki yer) de öldürünüz.» buyurdu."

1247)   ...  Râfi' (Radtyallâhü a«A/den rivayet edildiğine göre : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdayken bir akrebi öldürmüştür."
 

SABAH NAMAZINDAN SONRA VE İKİNDİ NAMAZINDAN SONRA NAMAZ KILMAKTAN NEHİY

1248)    "...  Ebû Hüreyre (Radıyallâhü atık /den; Şöyle demiştir:
Şüphesiz, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), iki namazdan menetti ■. Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılmaktan
(men etti.)1'

1249) "... Ebû Saîd-i Hudri (Radtyaliâhü anh)yâen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Salallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«İkindi namazından sonra güneş batmcaya kadar hiç bir namaz olmaz ve sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar hiç bir namaz olmaz.*"

1250) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyaliâhü anhümâydan; Şöyle demiştir :
İçlerinde Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh)'ın bulunduğu merdi (= Güvenilir, doğru ve çok dindar) bir çok adam —ki bence en merdisi Ömer (Radıyallâhü anh)'dır. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğuna benim yanımda şahadet ettiler (= Bana bildirdiler) :
«Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar hiç bir namaz olmaz ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar hiç bir namaz olmaz.»"
 


NAMAZ KILMANIN MEKRUH OLDUĞU SAATLAR HAKKINDA

1251)    "... Amr bin Abese (136)  (Radıyallâhü amaden; şöyle demiştir • Bentbırgün) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına
(13«>   283 nolu hadis bahsinde hal tercemesi geçmiştir.

I2.52)     '...  Klıû Müreyre (Radıyallâhii ıınh)\\cw.  Şıiyle demiştir : Safvân  bin el-Muattal   (RadryalJâhü anh), EesûlulJah   (Sallalla hu Aleyhi ve Sellem)   C :
—  Yâ Resûlallah! Senin bildiğin  ve benîm bilmediğim  bir şeyi sana sormak istiyorum, dedi. Efendimiz t
—  Nedir o?» buyurdu. Safvân   (Radıyallâhü anh) :
—  Gece ve gündüz saatlarından namaz kılmanın mekruh olduğu bir saat var mıdır? diye sordu. Efendimiz :
—  «Evet. Sabah namazını kıldığın zaman artık güneş doğuncaya kadar namaz kılmayı bırak. Çünkü güneş, şeytanın iki boynuzu ile beraber doğar.   Doğduktan sonra güneş senin başın üzerinde mızrak gibi dik duruncaya kadar (geçen süre içinde) namaz kıl. Çünkü bu sırada kılınan namazda melekler hazır bulunur ve o namaz makbuldür. Güneş senin başın üzerinde mızrak gibi (dik) olunca namaz kılmayı bırak. Çünkü o saat Öyle bir saattir ki, onda cehennem tutuşturulur ve onda cehennem kapıları açılır. Güneş senin sağ başından sapıncaya kadar (devam eder). Güneş sapınca sen ikindi namazını
kılana kadar kılınan namaz makbuldür. Ve melekler onda hazır bulunurlar. İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar na m az kılmayı bırak» buyurdu."

1253.._ El>û Abdillalı t-s-Sunâbihî (Kati t yallah it anh)\Wx\ rivayet edildiğine »<ire : Resûlullah (Saltali ahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir.
«Şüphesiz güneş, şeytanın iki boynuzu arasında doğar." (Yahut buyurdu ki:
«Şeytanın iki boynuzu güneşle beraber doğar.») Güneş yükselince şeytan ondan ayrılır. Güneş semânın ortasında olunca şeytan güneşle beraber olur. Güneş batıya yönelince (yahut buyurdu ki : «ayrılınca») şeytan güneşten ayrılır. Güneş guruba yaklaşınca şeytan onunla beraber olur. Güneş batım a şeytan ondan ayrılır. Bunun için bu üç saatta namaz kılmayınız»"

 

MEKKE'DE HER VAKlT NAMAZ KILINABİLECEĞİ HAKKINDA

1254) "... Cübeyr bin Mut'im (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Ey Abdi Menâf oğulları! Gece ve gündüzün herhangi bir saa-tında bu beyti (Kâ'be'yi) tavaf eden ve namaz kılan hiç kimseye mâni olmayınız.»"
 


(FARZ) NAMAZI (İHTİYAR)  VAKTİNDEN TEHİR ETTİKLERİ ZAMAN HAKKINDA

1255) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü unh)\\en rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir:
Namazı vaktinden sonra kılan cemaatlara yetişmeniz umulur. Eğer onlara yetişirseniz, bildiğiniz vakitte evlerinizde namazınızı kılınız. Sonra onlarla (tekrar) kılınız ve onlarla kıldığınızı nafile yapınız.»"                                                                     

1256) ... Kbû /er (Hadıyatlâhü antr)'t\en rivayet edildiğine #üre; Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur ;
«Sen namazını vaktinde kıl. Eğer imam, cemaata vaktinde namaz kıldırırken sen ona yetişirsen namazını onlarla beraber kıl. Bu durumda sen (vaktinde ve cemaatla) namazını kılmış olursun. Eğer böyle olmazsa, (yâni imam vaktinden sonra cemaata kıldıracaksa, sen vaktinde namazını kıl. Sonra onlarla da kıl.) artık onlarla (tekrar) kıldığın namaz senin için nafiledir.»"

1257)    ...   L'bade  bin  es-Niimit   (Radıydtlâhİİ anh)\Wn rivayet edildiğine güre;  Peygamber (Saİlallahii Aleyhi ve Seilem), şöyle buyurmuştur:
«Bâzı işlerle meşgul olup namazı vaktinden geciktiren bir takım emirler olacaktır.  (Siz namazınızı vaktinde kılınız ve)  onlarla bera ber kıldığınız namazınızı nafile yapınız.»"
 


SAVAŞTA-TEHLİKE ZAMANINDA  NAMAZ KILMAK HAKKINDA

1258) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü atı/tHtıtâ)'(\un rivayet edil-diğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salât-ı havf hakkında şöyle buyurdu, demiştir:
-İmam bir grubla namaza başlar, birlikte bir secde (rekat) ki Iarlar. Bir grup da namaza duranlar ile düşman arasında bulunur. Sonra emirle beraber bir rek'at kılmış olanlar gidip düşmana karşı (bekliyen ve) henüz namaz kılmamış olanların yerinde bulunacak. Bu defa namaz kılmamış olan grup gelip emirleri ile beraber bir secde (rek'at) kılacaklar. Sonra emir, kendi namazını bitirmiş olarak çıkıp gidecek ve her grup kendi kendine kalan bir rek'ati kılacaktır. Eğer daha şiddetli bir korku varsa herkes kendi kendine yaya veya binici olarak namaz kılacaktır.»
Râvi demiştir ki: Secde ile rek'at kastediyor."

1259)    '... Sehl bin Ebî Hasme (Radıyallâhü anh)\\en rivayet edildiğine göre; salât-ı havf hakkında şöyle demiştir :
İmam kıble'ye  doğru namaza durur.     Cemaattan bir grup  da onunla beraber durur. Diğer grup düşmana karşı ve yüzleri namaz kılanlara dönük olarak bekler. İmam, namaza duranlara bir rekat kıldırdıktan sonra bunlar kendi kendilerine rüku' eder, secdelerini aynı yerde yapıp (namazlarını bitirdikten) sonra düşmana karşı bekliyenlerin yerine giderler ve oradakiler gelir. İmam gelenlere bir rekat kıldırır ve birlikte iki secde ederler. Artık namaz imam için iki ıek'at olmuş olur, gelenler için de bir rekat olmuş olur. Sonra bunlar bir rek'at daha kılar ve secdelerini yaparlar.
Muhammed bin Beşşâr demiştir ki -. Ben bu hadisi Yahya bin Saîd el-Kattân'a sordum. Yahya bana Şu'be'den (rivayet etti.) O da Abdurrahman bin el-Kâsım'dan (rivayet etti), O da babasından (rivayet etti), O da Salih bin Havvât'tan (rivayet etti), O da Sehl bin Ebi Hasme'den (rivayet etti.), O da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den Yahya bin Saîd (el-Ensâri)'in hadîsinin mislini rivayet etti.
Muhammed bin Beşşâr demiştir ki: Yahya bin Saîd el Kattan bana dedi ki: Şube'nin hadîsini Yahya bin Said el-Ensâri'nin hadîsinin yanına yazıver.1 Een Şu'be'nin hadîsini hıfzetmiş değilim. Lâkin Yahya'nın hadîsinin mislidir."

l260 "... Câbir bin AbdilJah (Radtyaltâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ashabına salât-ı Havf'ı kıldırdı. Bütün cemaatla birlikte rüku' ettikten sonra Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler. Diğerleri ayaktaydılar. Efendimiz ikinci rekata kalkınca bekliyenler kendi kendilerine iki secde yaptılar. Sonra ön saf geriliyerek ikinci safın yerinde durdu ve ikinci saftaki!er ilerliyerek ön saffın yerinde durdular. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hepsiyle rüku, etti. Daha sonra Resûlullah (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler. Başlarını secdeden kaldırınca diğerleri de secde ettiler. Cemâatin tümü Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber rüku' etmiş o!du. Ve her grup bir rek'atin secdelerini kendi kendilerine yapmış oldular. Düşman Kıble yönündeydi."

 

KÜSÛF  (güneş ve ay tutulması)  NAMAZİ HAKKINDA

1261)    "...  Ebû Mes'ud   (el-Ensârî)   (Radtyatlâhü ank)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sattattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz, güneş ve ay hiç bir insanın ölümünden dolayı tutulmaz.    Tutulduğunu gördüğünüz   zamnn hemen kalkıp namaz kılınız.'

1262..Numan bin Beşir (Raıityallâhu anh)\ien;  Şöyle demiştir:
Resûluilah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken güneş tutuldu. Efendimiz (evinden) endişeli ve ridasmi sürükliye sürükliye mescide geldi. Güneş açılıncaya kadar devamlı namaz kıldı. Sonra şöyle buyurdu :
«Bâzı insanlar, güneş ve aym ancak büyük bir adamın öiümü dolayısıyla tutulduğunu sanırlar. Halbuki öyle değildir. Şüphesiz güneş ve ay ne kimsenin ölümü ne de kimsenin hayatı için tutulur. Allah, yaratıklarından bir şeye baktığı zaman o şey Ona karşı huşu eder.»"

1263)    "... Âişe (Radıyallâhü anhâyönn; Şöyle demiştir
ResûJuUah CSallallahü Aleyhi wfeH.ni) hayattayken güne, tutuldü. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescide çıkarak namaza durdu ve tekbir aldı. Cemâat da Onun arkasında saf oldular. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kıraatini uzun tuttu. Sonra tekbir alıp uzun bir rüku' yaptı. Sonra başını kaldırıp;
dedi. Sonra ayakta durdu .ve uzun
kıraat yaptı. Bu kıraati ilk kıtaatından biraz az idi. Sonra tekbir alıp uzun bir rüku' yaptı. Bu rüku' ilk rüku'dan biraz kısa idi. Sonra (başını kaldırıp;    dedi. Sonra son rek'
atta bunun mislini yaptı. Böylece dört rüku' ve dört secdeyi tamamladı. Ve henüz namazdan çıkıp gitmeden Önce güneş açıldı. Namazdan sonra kalkıp halka hutbe okudu. (Hutbede) Allah'a lâyık olduğu sözlerle hamd-ü sena ettikten sonra şöyle buyurdu :
«Şüphesiz güneş ve ay, (azameti ilâhiye'ye delâlet eden) Allah'ın âyetlerinden iki âyettir. Hiç bir kimsenin ölümü veya hayâtı dolayısıyla tutulmazlar. Siz, bunları tutulmuş iken gördüğünüz zaman namaza sığınınız.»1'

1264)     "...  Semûre bin  Cündüb (Radıyailahıt tmlt)'den;  Şüyle demişür :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (güneş tutulması nedeni ile) bize küsûf namazını kıldırdı. Namazda O'nun sesini işitmedik."

1265) ... Ebû Bekir (Radtyallâhü anh)'\n kızı Esma (Radtyallâkü an-hiimâ)'dan ; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bize Küsûf namazını kıldırdı, namaza durdu. Ayakta duruşu uzattı. Sonra rüku' etti rü-kû'u da uzattı. (Rüku'dan başını) kaldırıp doğruldu, ayaktaki duruşu uzattı. Sonra rüku1 etti. Rükuu (yine) uzattı. (Rüku'dan başım) kaldırdı. Secde etti. Secdeyi (de) uzattı. (Secdeden başını) kaldırıp (tekrar) secde etti. Secdeyi (yine) uzattı. Sonra başını kaldırıp ayağa kalktı. Kıyamı uzun tuttu. Rükua vardı. Bunu da uzun tuttu. (Rüku'' dan  başını)   kaldırdı. Kıyamı   (yine)   uzattı.   (Tekrar)   rüku'a  vardı,
Rükuu (yine) uzattı. Sonra (bağını) kaldırdı ve secdeye gitti. Secdeyi^ttı (Secdeden başın.) kaldırdı. Sonra (tekrar) uzun secde yaptı. Sonra (namazı tamamlayıp) döndükten sonra şöyle buyurdu.
-Cennet bana o kadar yaklaştı ki ona cür'et etseydim size onun salkımlarından bir tanesini getirirdim. Cehennem ateşi de bana o kadar yaklaştı ki: Ey Rabbim! Ben de bunlar arasındayım' demeyi başladım.»
Nâfi demiştir ki: Zannımca îbn-i Ebî Müleyke : Peygamber (Sal lallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir:
-Ve   (cehennemde)   bir kedinin  tırmalayıp  durduğu   bir  kadın gördüm. 'Buna ne oluyor?' diye sordum. Dediler ki: Bu kadın bu kediyi ölünceye kadar hapsetti. Ne ona yiyecek verdi, ne de yerin haşaratından bir şey yesin diye salıverdi.»"

 

İSTİSKA = YAĞMUR DİLEME) NAMAZI HAKKINDA

1266) "... İshak bin Abdilluh bin Kinâne (138) (Radıyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir :
İstiska'daki namazı (n durumunu) (Abdullah) bin Abbas (Radı-yallâhü anhümâ)'ya sormam için emirlerden birisi benî ona gönderdi, (îshak gidip tbn-i Abbas (Radıyallâhü anhümâ)'ya sorunca) ibn-i Abbas (Radıyallâhü anhümâ: O emîrin şahsen bana sormasına ne engel var? dedikten sonra şöyle dedi: Resûlullah  (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), (istiska namazına) mütevazı, önemsiz giyimli, huşu içinde, yavaş yavaş yürüyerek ve boyun eğerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi iki rek'at namaz kıldırdı. Ve şu (bayram ve Cumadaki) hutbeniz gibi hutbe okumadı."

1267)    "... Abbâd  bin Temini "in  amca;..   (Abdullah bin  Zeyd bin Asım) (140)  (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
Kendisi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in istiska için musallaya (141)   çıktığını, orada Kıbleye dönüp ri d asını çevirdiğini
ve iki rek'at namaz kıldırdığını müşahede etmiştir.
... Abbâd  bin Temîm'in  amcasından  bunun  misli Peygamber  (Sallallahü I/- vhi vf Sellenı)\\en rivayet edilmiştir. Süfyân'ın el-3Ies'ûdî'den rivayet ettiğine göre' el-Mes'ûdî:
Ben, Ebû Bekir bin Muhammed bin Amr (Radıyallâhü anh) e: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ridâsının yukarı tarafını mı aşağıya indirdi, yoksa ridâsının sağ yanını mı sol cepkenine aldı? diye sordum. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) : Hayır. Sağ yanını sol cepkenine aldı, diye cevap verdi, demiştir."

1268)    Ebû Hüreyre (Radıyallâhü a»A/den; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a duâ etti. Ridâsını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı."

 

İSTİSKADAKİ DUÂ HAKKINDA

1269)    "... Şürahbîl bin es-Sımt (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ka'b (Radtyaliâhü anh
Yâ Ka'b bin Mürre! Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-den bize hadîs rivayet et. Ve (yanlış sözden) sakın, demiş; Ka'b (Ra-dıyallâhü anh) şöyle demiştir: Bir adam. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resûlallah! Allah Teâlâ'dan istiska et. (Yağmur dile) dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ellerini kaldırarak i
= "Allahım! Bize âkibeti hayırlı, bol, umumî, âcil, geç kalmayan, yararlı ve zararsız bir yağmur ver.» diye duâ etti.
Râvi demiştir ki: İkinci Cuma namazını kılmadan evvel bol bol yağmurla ihya edildiler. Râvi demiştir ki: Sahâbîler, (tekrar) O'na gelerek (bu defa) yağmurun fazlalığından şikâyetçi oldular ve: Yâ Resûlallah! evler yıkıldı, dediler. Bunun üzerine Efendimiz:
«Allahım! Etrafımıza (yağsın). Üzerimize değil» diye duâ etti. Râvi demiştir ki: Bu duâ üzerine bulut parçalanıp şehrin sağına ve soluna çekildi."

1270)    "...  İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)Y\ar\;   Şöyle demiştir:
Bir arabi, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek-Ya Resûlallah! Sana öyle bir kavmin yanından geliyorum ki- kuraklık dolayısıyla çobanları hayvan gütmeye  gitmez ve  erkek develerinden hiç birisi kuyruğunu kaldırıp indiremez, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hemen minbere çıka rak Allah'a hamd ettikten sonra;

= «Allah'ım! Eize can kurtaran, âkibeti hayırlı, umumi.bol, sırsıklam eden, âcil ve gecikmesiz bir yağmur ver.» diye duâ etti. Sonra minberden indi. Etraftan gelen herkes : (Bol yağmur ile) ihya edildik, dedi."

1271)    "... Ebû Hüreyre (Radtyaltâkü anhyâen; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yağmur için duâ etti. Ellerini öyle kaldırdı ki; Ben Onun koltuk altlarının beyazını gördüm. (Veya bu beyazlık görüldü.)
Râvi Mu'temir, bunun istiskada olduğunu sanırım, demiştir."

1272)    "...  (Abdullah) İbn-i Ömer (Rad'yallâhü anhütnâ)'<\an; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medine'de minber üze rinde yağmur duasını okurken ve henüz minberden inmeden Medine'deki bütün oluklar gürül gürül akarken ben mübarek yüzüne baka baka şâirin; j^ıjSy iuLaf
sözünü defalarca hatırlamışımdır. Bu söz Ebû Talibe aittir."

 

İKİ BAYRAM NAMAZI HAKKINDA

1273)    "...   (Abdullah)   bin Abbâs (RadtyaUâhü anhiimâyd&n; Şöyle demiştir :
Ben şahadet ederim ki Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) bayram namazını hutbeden önce kıldırdı. Sonra hutbe okudu. Sonra (hutbede) sesini kadınlara duyuramadığını bildiğinden onlara yakın bir yere gidip onlara vaaz ve nasihat etti, sadaka vermelerini emretti. Bilâl (Radıyallâhü anh) da (sadaka için elbisesinin eteğini) elleri ile şöyle tutup açtı. Artık her kadın küpesini, yüzüğünü ve neyi varsa (Bilâl'ın eteğine) atmaya başladı."

1274)    "...   (Abdullah)   bin Abbâs (Uadtyaltâhü anhümâ) dan;  Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram günü bayram
namazını ezans<z ve ikametsiz olarak kıldırdı."

1275)    "... Ebû Saûi(-i Hudrî)   (Kadıyaltâhü anh)'den; Şöyle demiştir: (Medine valisi) Mervân (142) bayram günü minberi (musallaya) çıkartarak bayram namazından önce  (minber üzerinde)  hutbe okumaya başladı. Eir adam ayağa kalkarak :
Yâ Mervân! Sen sünnete muhalefet ettin. Bayram günü minberi (mescidden musallaya) çıkarttın. Halbuki minber çıkarılmazdı. Namazdan  Önce  hutbeye başladın. Halbuki  hutbe   (namazdan)   önce .okunmazdı, dedi. Ebû Saîd(-i Hudrî)   (Radıyallâhü anh) :
Bu adam kendisine düşen görevi ifâ etti, (çünkü) ben Resûlııl-lah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim buyurdu ki:
«Kim bir münkeri görüp onu elile değiştirmeye muktedir ise, eli-le değiştirsin. Eğer buna gücü yetmezse dili ile değiştirsin. Dili ile değiş tire mezse kalbi ile değiştirsin.Kalb ile değiştirmek İman 'meyvesin) in en zayıfıdır.»"

1276)    "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ondan sonra Ebû Bekir ve ondan sonra Ömer (Radıyallâhü anhümâ)  bayram namazını hutbeden önce kıldırırlardı."

 

İKİ BAYRAM NAMAZINDA İMAMIN KAÇ TEKBİR ALACAĞI HUSUSUNDA

I277)       ...  Resûkıllah     (Sallallahiı  M<yhi vr Sellem )'ln     müezzini Sa'd cl-k;u;ı/ ( Raılıyalldlni tinh)'dt%w, Şiiylc «IcmMir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki bayramda (namazın) ilk rekatında kırâattan önce yedi ve son rek'atta kırâattan önce beş (defa) tekbir alırdı."

1278)      ... Amr bin Şuayb'ın dedesi  (Abdullah bin Amr bin el-Âs (Radı-vallâhii art küm)'dan: Şöyle demiştir:
Peygamber    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)    bayram namazında (ilk rek'atta) yedi ve (son rek'atta) beş (defa) tekbir aldı."

1279)    "... Kesîr'in dedesi   (Amr hin  Av!"  cl-Mü/cni (1 U)   (Radtvaltâhii ankümâ)'t\a.n : Şöyle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhive Sellem), iki bayramda ilk rek'atta (kırâattan önce) yedi ve son rekatta (kırâalran önce) beş (de fa)  tekbir aldı."

1280)    "... Âişe (Radtyallâhü anhâyfan; Şöyle demiştir:
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), fıtır ve kurban bayramları namazında rükua âit iki tekbirden başka (ilk rek'atta) yedi ve (son rek'atta)  beş  (defa)  tekbir aldı."

 

İKİ BAYRAM NAMAZ1NDAKİ KIRAAT HAKKINDA

1281)    -... \uman bin Beşîr (Radıyallâhü an*)'den: Şöyle demiştir: Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} her iki bayram nama
zinda (Fâtiha'dan sonra) : * sûrelerini okurdu."

1282) "... Ubeydullah bin Abdillah (RadtyaUâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
Ömer (Radıyallâhü anh) bir bayram günü (namaza) çıkmış ve Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bu gibi günlerde (Fatihadan sonra) ne okuduğunu Ebû Vakıd el-Leysî (Radıyallâhü anh) a (adam)  göndererek sordurmuş ve Ebû Vakıd:   (Efendimiz),
ve; cJj^!  sûrelerini (okurdu)  diye cevap vermiştir.

1283)    "...   (Abdullah)  bin Abbâs  (Radtyallâhü anhümâ)'dan:  Şöyle de-ir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), lıer iki bayram namazında (Fâtiha'dan sonra); J*^' ^îj ^-1 «Jl> vejil^UJI £*■*> '•Aw J* sûrelerini okurdu."

 

İKİ BAYRAMDAKİ HUTBE HAKKINDA

1284) •'... Ebû Kâhil (el-Ah(ncsi) (Raılıyuilâhü anhyfan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i bir deve üstünde hutbe okurken ve devesinin yularını t ir habeşi tutmuş olarak gördüm."

1285) "... Ebû Kâhil (el-Ahmesî) (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i bir güzel deve üstünde hutbe okurken ve devesinin yularını bir habeşî tutmuş olarak gördüm."

1286)    "... Nubayt (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre kendisi hacca gitmiş ve :
Ben Peygamber   (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem)'i devesi  üzerinde hutbe okurken gördüm demiştir."

1287)    "...  Müezzin Sa'd (Radıyallâhü atık)'den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hutbede yer yer tekbir getirirdi. İki bayram hutbesinde çok tekbir getirirdi."

1288)    "... Ebû Saîd-i el-Hudrî  (Radıyallâhü anh)'den;  Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram günü (musallaya) çıkardı cemaata iki rek'at bayram namazı kıldırıp selâm verdikten sonra ayakta durup cemaata yüzünü döndürürdü. Cemâat da oturmuş vaziyette olurdu Efendimiz  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : -Sadaka veriniz sadaka veriniz» buyururdu. En çok sadaka verenler kadınlardı.    Bunlar küpelerini, yüzüklerini ve neleri    varsa (verirlerdi.)  Sonra Efendimiz savaş için asker göndermek istese veya başka bir iş varsa cemaata anlatırdı bir emri yoksa dönüp giderdi."

1289)    "... Câbir (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Fıtır veya Kurban bayramı günü  (musallaya)  çıkarak ayakta hutbe okudu.    Sonra biraz oturduktan sonra (tekrar) ayağa kalktı (İkinci hutbeyi okudu.)"
Not:   Zevâid'de şöyle denmiştir:  Nesâi. Câbir (R.A.)'in bu hadisini küçük
 


BAYRAM NAMAZINDAN SONRA HUTBEYİ (DİNLEMEK İÇİN BEKLEMEK HAKKINDA

1290)    "... Abdullah bin es-Sâib (146)   (Radıyallâhü a»*;'den:  Şöyle demiştir :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) ile beraber bayram namazında hazır bulundum. O( bize bayram namazım kıldırdıktan sonra:
«Namazı bitirdik. Artık hutbe (yi dinlemek) için oturmak isteyen otursun. Gitmek isteyen gitsin.» buyurdu."

 

BAYRAM NAMAZINDAN ÖNCE VE SONRA NAMAZ KILMAK

1291) "... (Abdullah) bin Abbas (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (musallaya) çıkarak cemaata bayram namazını kıldırdı. Bayram namazından önce ve sonra namaz kılmadı."

1292) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hiç bir bayram günü bayram namazından önce ve sonra namaz kılmamış t ir."

1293)    "...  Kbû Saîd-i   Hudrî (Rudıyul/âhü anh)'den;   Şöyle demiştir:
Resûlullah (Se.llallahü Aleyhive Sellem) bayram namazından önce hiç namaz kılmazdı. Bayram namazından sonra evine dönünce iki rekat namaz kılardı.'

 

BAYRAM NAMAZINA YÜRÜYEREK ÇIKMAK HAKKINDA

1294)    "... Sa'd  (el-Karaz)   (Radıyallâhü anA/den; Şöyle demiştir: Peygamber    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),    bayram namazına (musallaya)  yürüyerek çıkar ve yürüyerek dönerdi."

1295..   Ömer   (Radıyaltâhü   anhümöJVlaıı:   Şöyle   de-
miştir :
ResûluIIah     (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem),    bayram namazına (musallaya) yürüyerek çıkar ve yürüyerek dönerdi."

1296'                    \i:   (lıiıı   IJıİ   IVılib)   (Radıynllâhii anh)\\vn;  Nı\ İr ık-ınişrir ;
Bayram namazına yürüyerek gitmek sünnettendir."

1297)       ...   E hû Kâfi  (Radıyallâhü anh)\\en;  Şüyle demiştir : Hesûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram namazına yürüyerek gelirdi."

1298)    "... Sa'd   (el-Karaz)   (Radıya/lâhii  atıh)'âen;   Şöyle  demiştir:
Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her iki bayram (da namaz için musallayla çıktığı zaman (gidişte) Saîd bin Ebi'l-As (Radı-yallâhü anh)'ın evinin yanından sonra çadırlarda ikamet edenlerin bulunduğu yoldan giderdi. Bayram namazından sonra başka bir yoldan, Benî Zurayk yolundan dönerek Ammar bin Yâsir (Radıyallâhü anhJ'in ve Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhVnin evlerinin yanından el-Belâta çıkardı."

1299  "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü ank)'den rivayet edildiğine
sure :
Kendisi bayram namazına bir yoldan giderdi ve başka bir yoldan dönerdi ve RcsüJııUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) böyle yaparlardı, derdi."

1300)    "... Ebû Râfi (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Salİallahü Aleyhi ve Sellem) bayram namazına yürüyerek giderdi ve geldiği yoldan başka bir yoldan dönerdi."

1301)    "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir: Peygamber (Salİallahü Aleyhi ve Sellem) bayram namazına çıktığı zaman geldiği yoldan başka bir yoldan dönerdi."


1302) "... Amir (Radtyallâhü arih)'<\çn rivayet edildiğine göre Iyâz el-Eşarî(147) (Radıyallâhü anh) el-Enbar Resulullah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) yanında taklis yapıldığı gibi niçin sizlerin taklis yaptığınızı görmüyorum? demiştir."

1303)    "...  Kays hin Sari (149)   (RadtyaUâhii tmh)'t\c\\.  Şöyle demiştir : Resûlullah  (Salîallahü Aleyhi ve Sellem), hayatta iken ne oldu ise ben muhakkak hepsini gördüm. Yalnız bir şey görmedim.  (O da şudur:) Fıtır (bayramı) günü O'na taklis yapılırdı."

1304)     "...   (Abdullah)   lıin  Ömer   (Huthyullâhü nıhn»tâ)\\an;   Şöyle  demişi ir :
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram günü sabahleyin musallaya giderdi anaza (kısa mızrak) da Onun önünde götürülürdü. O, musallaya vardığı zaman (götürülen) anaza (kısa mızrak) Onun önüne dikilirdi. Anaza (kısa mızrak)ye doğru bayram namazına dururdu. Böyle yapmanın sebebi şudur .• Musalla boş bir meydan idi. Onda sütre yapılacak hiç bir şey yoktu."

1305)     "...   (Abdullah)   bin  Ömer   (Radıyallâhü  <mhumâ)\\ar\:   Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem),  (açık yerde)   bayram günü   (namazı)   veya başka bir namaz kıldığı zaman Onun Önüne harbe  (kısa mızrak) dikilirdi. Harbeye doğru namaza dururdu. Ce mâat da O'nun arkasında bulunurdu.
(Râvi) Nâfi demiştir ki = Bunun içindir ki emirler de harbeyi itti haz etmişlerdir."

1306)   "...   Eııes İtin Mâlik  (KadtyaUâhü anh)d?n\  Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir harbe'yi sütre edinerek musallada bayram namazını kıldırdı."

 

KADINLARIN BAYRAMLARDA NAMAZA ÇIKMALARI HAKKINDA

1307) "... Ümmü Atiyye (İSI) (Radıyallâhü ankâ)'dan; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kadınları Fıtır (Ramazan bayramı) ve Kurban (bayramı) günlerinde (bayram namazına) çıkarmamızı emretti. Râvi dedi ki Ümmü Atiyye (Radıyallâhü anhâ) şöyle demiştir: Biz: Kadınlardan cilbabı (örtüsü) olmayan ne edecek? diye sorduk. Buyurdu ki:
«Onun kadın (din) kardeşi kendi cilbabından ona giydirsin.»"

1308) "... Ümmü Atiyye (Radıyallâhü anhâ)'6an rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Atik (yetişkin) kadınları ve örtülü kadınları (evden) çıkarınız. Bayram (namazın) da ve müslümanların davetinde bulunsunlar. Hayız (ay başı âdeti) hâlindeki kadınlar cemâatin (bayram namazı kıldıkları) musallasından uzak dursunlar.»"

1309)    "...   (A'jdullah)   bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle de-
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her iki bayramda kızlarım ve hanımlarım  (bayram namazına)   çıkarırdı."
 


BİR GÜNDE İKİ BAYRAM  (BAYRAM VE CUMA) TOPLANDIĞI ZAMAN HAKKINDA

1310)    "... İyas bin Ebî Ramla eş-Şâmî (152)   (Radtyallâhü ««A/den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Bir adam (benim bulunduğum bir mecliste) Zeyd bin Erkam (Ra nıyaJlahü anh)'a :
Bir günde   (toplanan  iki  bayramı - bayram  ve  Cuma'yı)   Kesti lullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in beraberinde geçirdin mi? diye sordu. Zeyd (Radıyallâhü anh) :
Evet, diye cevap verdi. Adam :
Peki efendimiz (o gün)  ne yapardı? diye sordu. Zeyd   iRadıytü lâhü anh) dedi ki :
Efendimiz, bayram namazını kıldırdı. Sonra Cuma namazı hakkında ruhsat vererek buyurdu ki:
«Cuma namazını kılmak isteyen kılsın.»"

1311) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü ankümd)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem.) şöyle buyurdu, demiştir :
«Sizin bu gününüzde iki bayram toplanmıştır. Artık kim dilerse onun bayram namazı Cuma namazı yerinde de kâfidir. Biz inşa-allah Cuma namazını da kılıcılarız.»
"... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir ve bunun mislini zikretmiştir."

1312..Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hayatta iken iki bayram (bir günde) toplandı. (= bayram, Cuma gününe rastladı). Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), cemaata bayram namazım kıldırdıktan sonra buyurdu ki:
• (Bu günkü) Cuma namazına gelmek isteyen gelsin. Gelmeme yi isleyen gelmesin.»"

 

YAĞMUR OLDUĞU ZAMAN BAYRAM NAMAZINI MESCİDDE KILMAK HAKKINDA

1313.. Hürcyre (RadtyaUâhü anhyûen. Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hayatta iken bir bayram günü halk yağmurdan ıslandı. Bu sebeple efendimiz onlara bayram namazını Mescid'de kıldırdı,"

 

BAYRAM GÜNÜ SİLÂH TAŞIMAK HAKKINDA GELEN  (HADÎS)   BABI

1314)    "...  (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhüntâ)'dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (mü'minlere) düşman karşısında olmadıkları müddetçe İslâm memleketlerinde bayramlarda silâh taşımayı yasaklamıştır.'1

 

HER İKİ BAYRAMDA BOY ABDESTI ALMAK HAKKINDA GELEN  (HADİSLER)   BABI

1315) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâU'dan: Şöyle demiştir: Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) fıtır bayramı günü ve kurban bayramı günü boy abdesti alırdı."

1316)    "... EI-Fakîh bin Sa'd — ki sahâbİHk şerefine mazhar olmuştu — (Radıyallâhü anh) (153) şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) fıtır bayramı günü, kurban bayramı günü ve arefe günü boy abdesti alırdı.   (Râvi demiştir ki) el-Fâkih de bugünlerde boy abdesti almayı ev halkına emrederdi." Not :   Bunun senedindeki râvi Yûsuf bin Hâlid hakkında, İbn-i Mûin'in :  'O, kezzab'tir, habistir, zındıktır' dediği Zevâid'de bildirilmiştir.
Sindi de : 'Ben derim ki, Yûsuf'u tekzib edenler çoktur. Ibn-i Hİbban'ın dediğine göre hadis uydururdu,' demiştir.

 

HER İKİ BAYRAM NAMAZI  VAKTİ HAKKINDAKİ  BÂB

1317)' ... Abdullah bin lîüsr (Ruıhyallâhu <ıtıhümö)'âan rivayet edildiğine göre :
Kendisi Ramazan veya Kurban bayramı günü cemaatla beraber (musallaya) çıkmış da, imamın gecikmesine karşı çıkarak: Biz (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bu saatta şüphesiz bayram namazından çıkmış olurduk. O saat, nafilenin kılınabileceği (ilk)   vakittir, demiştir."
 


GECE NAMAZINI İKİ (ŞER)  REK'AT KILMAK HAKKINDA

1318) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyalâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   geceleyin namazı ikişer ikişer  (rekat)  kılardı."

1319)    "...  (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü a«A«wd)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Gece namazı ikişer ikişer (rek'at)dır.»"

320)    "... İbn-i Ömer (Radıvolâkü anhiimâ)'dan; Şöyle demiştir:
Gece namazı(nın kaçar rekatından selâm verileceği) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemKe soruldu. O buyurdu ki:
«(Kişi,) ikişer ikişer (rekat) kılar. Şafakın doğmasından korkacağı zaman bir rek'at vitir kılar (veya bir rekatla o gece namazını îekleştirir.)*"

1321)    "...   (Abdullah)   bin Abbâs (Raâıyailâhü ankümâ)'dan: Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), geceleyin namazı ikişer rek'at kılardı."
 


GECE VE GÜNDÜZ (NAFİLE)   NAMAZIN İKİŞER İKİŞER (REKAT) KILINMASI HAKKINDA

1322)     ... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : -Gece ve gündüz (nafile) namazı ikişer ikişer (rek'at)dır.»"
 

"Ammâr, Ebû Zerr, Enes, Câbir bin Zeyd, İkrime ve Zühri' nin tüm nafilelerde her iki rek'atm sonunda selâm vermenin efdal olduğunu söyledikleri zikredilmiştir. Yahya bin Saîd el-Ensâri demiştir ki: Memleketimizde benim yetiştiğim bütün fıkıhçılar gündüz nafilelerinde her iki rek'atten sonra selâm verirlerdi."
4.    Mâliki    mezhebine göre bütün nafilelerde her iki rek'at-tan sonra selâm vermek matlubtur. Dört rek'atın sonunda selâm ver mek ise mekruhtur. El-Menhel yazarı âlimlerin görüşlerine mesned olan riolMleri "Gündüz namazı" babında zikretmiştir

I323 "... Ûiîinıü Hfnİ' binti Ebî Talih (154) (KadtyaUâhü anhâ)'<\an: Şöyle demiştir  :
lU'sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ (Mekke'nin) fetih günü kuşluk nafilesini sekiz rek'at kıldı. Her iki rek'attan (sonra) selâm verdi."


1324)    "...  Ebû Saîd (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-(Nafilede)  Her iki rek'atte selâm vermek vardır.»"

1325) ... El-Muttalib yâni İbn-i Ebî Vedâa (155) (RadıyaUâhii anh)'-den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Gece namazı ikişer ikişer rek'attır. Sen her iki rek'atta teşeh-hüd okursun. Fakr-u zaruratını yalvararak açıklarsın, yoksulluğunu zilletle dile getirirsin. (Namazdan sonra) duâ ederken ellerini kaldırırsın ve Allahım bana mağfiret eyle, dersin. Kim bunu yapmazsa onun namazı  (ecir ve fazilet bakımından)  noksandır.»"

 

RAMAZAN AYI KIYAM   (= TERAVİHLE İHYASI)

1326)    "... Ebû Hüreyre (Radıyailâhü anh)âen rivayet edildiğine güre: Resûlullah (SallaÜakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Kim inanarak ve sırf Allah rızasını dileyerek Ramazan orucunu tutar ve gecesini teravihle (veya başka ibâdetle) ihya ederse, onun geçmiş günahı bağışlanır.»"

1327) ... Ebû Xerr(-ı Gıfarî) (Radıyallâhü anh)"den: Şöyle demiştir: Biz ResûluUah (Salla'lahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber bir Ramazan (ayı boyunca) oruç tuttuk. (Ramazan ayından) yedi gece kalıncaya kadar hiç bir gecesinde bize teravih kıldırmadı (veya) geceyi ihya ettirmedi. (Ay sonundan başına doğru) yedinci gece olunca yaklaşık olarak gecenin üçte birisi geçinceye kadar bize teravih kıldırdı. (Veya gecenin o kısmını ihya ettirdi.) Sonra o geceyi takip eden (sondan) altıncı gece oldu. (Ama) onda teravih kıldırmadı. Nihayet (sondan) beşinci gece oldu. (Ondan) yaklaşık gecenin yarısı geçinceye kadar bize teravih kıldırdı. Ben:
Yâ Hesûlallah! Bu gecemizin kalan yarısını da ihya etmemizi buyurmanızı temenni ediyoruz, dedim. Buyurdular ki:
"Şüphesiz, imam namazdan dönünceye kadar onunla beraber (yatsı farzını ve) teravihi kılan kimsenin bu ibâdeti bir geceyi (tamamen) ihya etmeye denk olur."
Sonra o geceyi izleyen (sondan) dördüncü gece oldu da teravih kıldırmadı. Nihayet, onu takip eden (sondan) üçüncü gece oldu. O, (muhterem) eşlerini ve yakınlarını topladı. Cemâat da toplandı. Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) demiştir ki efendimiz o gece, bize kıldırdığı teravihi o kadar uzattı ki biz sahur yemeğini kaçıracağımızdan korktuk. Denilmiş ki: Felah nedir? Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) : Felah, sahur yemeğini yemektir, diye cevap vermiştir. Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) demiştir ki; O geceden sonra efendimiz Ramazan ayının kalan iki gecesinde bize teravih namazından hiç bir şey kıldırmadı."

1328)    ... En-Xadr bin Şeyban (156) (Radıyallâhü ank)'den ; Şöyle demiştir:
Ben Abdurrahman (bin AvIVin oğlu Ebû Seleme (Radıyallâhü anhümâ)'ya rastladım ve:
Ramazan ayı hakkında babandan dinlediğin bir hadisi bana zikret, dedim. Ebû Seleme (Radıyallâhü anh) : Peki. Babam bana anlattığına göre Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) Ramazan ayını anlatarak şöyle buyurmuştur:
«(Ramazan ayı) Öyle bir aydır ki Allah Teâlâ, onun orucunu üzerinize farz kıldı. Ben de onun kıyamım gecelerini teravih (veya başka ibâdetle ihya etmeyi) sünnet kıldım. Artık kim inanarak ve sırf Allah rızâsını diliyerek orucunu tutar ve gecelerini teravih (veya başka ibâdet) le ihya ederse, anası kendisini doğurduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur.»"

 

GECE İBÂDETİNE KALKMAK

1329) "... Ehû Hüreyre (Radıyallâhü ank)Wen rivayet edildiğine göre; .Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Sizden birisi uyuyunca) şeytan geceleyin onun ensesine üç düğümlü bir ip bağlar. O kimse uyanıp Allah'ı anarsa bir düğüm çözümlenir. Kalkıp abdest aldığı zaman bir düğüm (daha) çözülür. Namaza durduğu zaman bütün düğümler çözümlenir. Artık (gece namazına kalkan) o kimse, düğümü çözük, hafif, gönlü hoş ve hayra ulaşmış olarak sabahlar. Eğer (Allah'ı anmayı, abdest almayı ve namaz kılmayı) yapmazsa, uyuşuk, gönlü habis ve hiç bir hayra ulaşmadığı bir halde sabahlar.»"

1330)    "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radtyallâhü <w*)'den; Şöyle demiştir: Sabaha kadar uyuyan ve (namaza kalkmayan bir adamın bu hâli) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı. Efendimiz: «Bu adamın kulaklarına şeytan işemiştir.» buyurdu."
İzahı

1331) "... Abdullah bin Aııır (bin el-As) (Radtyallâhü anhiimâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu. demiştir :
-(Yâ Abdullah!) Sen falan adam gibi olma. O gece namazına kalkardı. Sonra gece namazına kalkmayı bıraktı.»"

1332) "... Câbir bin AbdiUah (RadıyaUâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Dâvûd (Aleyhisselâm) m oğlu Süleyman (Aleyhisselâm) in anası Süleyman (Aleyhisselâm)'a s Ey oğulcuğum! Gece çok uyuma. Çünkü geceleyin çok uyumak adamı kıyamet günü fakir bırakır.»''

1333)     "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhiimâ)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
«Kim gece çok namaz kılarsa gündüz onun yüzü güzel  (nurlu) olur.»"

1334) "... Abdullah (158) bin Selâm (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem), (hicrette) Medine'ye geldiği zaman halk hızla O'na gittiler ve : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geldi, denildi. Ben de O'na bakmak için halk arasında geldim. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yüzüne dikkat-la baktığım zaman O'nun yüzünün yalancı yüzü olmadığını bildim < = böyle tanıdım.) İlk sözü şu oldu i
-Ey insanlar! Selamlaşmayı yaygmlaştırınız, yemek yediriniz, geceleyin halk uyumuşken siz namaz kılınız. (Böyle yaparsanız) selâmla cennete girersiniz.»"

 

EŞİNİ GECELEYİN  (NAMAZ İÇİN) UYANDIRAN HAKKINDA

1335) "... Ebû Saîd(-i Hudrî) ve Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhümâ)'datı rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Geceleyin adam uyandığı, eşini uyandırdığı ve ikisi iki rek'at namaz kıldıkları zaman
'Ve Allah'ı
çok anan erkeklerden ve kadınlardan'   (sayılırlar.  Onlar arasında) yazılırlar.-"

1336) "... Ebû Hüreyre (Radjyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Geceleyin (uykudan) kalkıp namaz kılan, eşini de uyandırıp namaz kılmasına vesile olan adama Allah rahmet eder (veya rahmet eylesin.) Eğer eşi kalkmamazlık ederse yüzüne su serpsin. Geceleyin (uykudan) kalkıp namaz kılan ve eşini uyandırıp namaz kılmasına
vesile olan kadına da Allah rahmet eylesin (veya rahmet eder.) Eğer eşi kalkmamazhk ederse yüzüne su serpsin.»"

 

KUR AN I GÜZEL SESLE OKUMAK

1337) "... Abdurrahman bin es-Sâib (163) (Radtyallâhü ankümâ)'ûan; Şöyle demiştir :
Sa'd bin Ebî Vakkas (Radıyallâhü anh) gözü kapanmış iken bize (misafir olarak) geldi. Ben (yanına varıp) selâm verdim. 'Sen kimsin? diye sordu. Ben (kim olduğumu) ona söyledim. Bunun üzerine ı Merhaba kardeşimin oğlu! Kur'an-ı güzel sesle okur olduğunu haber aldım. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim, dedi.
-Şüphesiz bu (yüce) Kur'an, tesirli olarak inmiştir. Artık onu okuduğunuz zaman ağlayınız. Ağlamanız gelmezse ağlamaya çalışınız. Onu okurken sesinizi güzelleştirmeye gayret ediniz. Kim Kur'an'ı güzel sesle okumaya gayret etmezse bizden değildir.»"

1338) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seİlem)'m zevcesi Âişe (Ra-dtvallâkii- anhâ) 'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir gece yatsıdan sonra (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına gitmekte)  geciktim. Sonra gittim. Bana t
—  «Nerede idin?» diye sordu. Ben :
—  Senin ashabından bir adamın Kur'an okuyuşunu dinliyordum. Onun okuyuşunun ve sesinin mislini hiç kimseden işitmedim, dedim. Aişe (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki, bunun üzerine efendimiz o sa-hâbîyi dinlemek için kalktı. Ben de Onunla beraber kalktım. (Gidip onu dinledikten)  sonra Efendimiz bana dönerek şöyle buyurdu:
•Bu, Sâiim mevlâ Ebî Huzeyfe'dir. Allah'a hamd olsun ki bunun
mislini benim ümmetimde kılmıştır.»"

1339) ... Câbir (Radıyallâkü anh)'âen rivayet edildiğine göre: Resûlul-]ah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent), şöyle buyurdu, demiştir :
«Kur'an okurken sesini işittiğiniz zaman Allah'tan korktuğu kanısına vardığınız adam şüphesiz Kur'an'ı en güzel sesle okuyanlardandır.»"

1340) ''... Fadâla bin Ubeyd (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Sesi güzel cariyenin sesini efendisi nasıl iyice dinliyorsa güzel sesle Kuranı açıktan okuyan adamın sesini Allah Teâlâ daha iyi dinler.»"

1341)     "...   Kim Hüreyre  (Radıyallâhü atıh)\iex\;  Şöyle demiştir: Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem)   mescide girdi  ve  bir adamın Kuran okuduğunu işitti. Bunun üzerine:
-Bu   (okuyucu)  kimdir?» diye sordu. Abdullah bin Kays   (Radı-yallâhü anh)'dir denildi. Efendimiz:
-Gerçekten bu adama Dâvûd (Aleyhisselâm)'ın nağmelerinden bir nağme verilmiştir.» buyurdu."

1342)    "...  Berâ bin Azib (Radtyaîlâhü an Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
-Sesini güzelleştirmek suretiyle Kur'an     (okuyuşunu)     süsleyi-niz.»"

 

GECE HİZBİNE UYANMAYAN

1343) "... Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Salhllahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
* (Gece) hizbini veya bir kısmını yapmadan uyuyakalıp bunu sabah namazı ile öğle namazı arasında (ki vakitte) okuyan kimse için geceleyin okumuş gibi  (sevap)   yazılır.»"

1344) '-,.. Ebird-Derdâ (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi,ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Geceleyin kalkıp (nafile) namaz kılmak niyeti ile yatağına giren ve sabah  (namazı zamanın) a kadar uyuyakalan kimse için niyet ettiği namazdn sevabı)   yazılır ve onun uykusu, Rabbı tarafın dan kendisine   (verilen)  bir bağış olur.-"

 

KUR'AN'IN KAÇ GÜNDE HATMEDİLMESİNİN MÜSTAHAB OLDUĞU

1345) "... Evs bin Huzeyfe (İM) (Kadıya!tâhü a>th)\\vı\\ Şöyle demiştir: Biz, Sakîf hey'eti içinde (Medine'ye) Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldik. Hey'et   el-Ahlaf'ı Muğîre bin Su'be
(Radıyallâhü anh)'a misafir etti. Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de Benî Mâlik'i kendisine âit bir çadıra yerleştirdi. Resûluliah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), artık her gece yatsı namazından sonra yanımıza gelir ve ayakları üzerinde dikilerek bizimle konuşurdu.
(Ayakta yorulduğu için) sırayla ayaklarını dinlendirirdi. (= Vücûdunun ağırlığını bir ayağına verir, biraz sonra diğer ayağına verirdi.) Konuşmasının ekserisi, kavmi olan Kureyş'ten başına gelen şeylere aitti ve şöyle buyururdu :
«Bizim hicretten önceki hâlimiz ile hicretten sonraki hâlimiz bir değildir. Biz hicretten önce zayıftık, hakarete mâruz kalırdık. Biz Medine'ye çıktıktan sonra bizimle onlar (Mekke müşrikleri) arasında savaş (her iki taraf için mukadder olan) nasibleri cereyan ediyordu. Biz onlara galebe çalıyoruz, onlar bize galebe çalıyorlardı.»
Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Selem), bir gece yanımıza mutat vaktinden sonra geldi. Ben : Yâ Resûlallah! Bu gece bize gelmekte geciktiniz, dedim. O ;
«Kur'an'dan hizbimi (vaktinde okumadığımı hatırlamakla) hemen okumam işi çıkıverdi. Ben de onu tamamlamadan çıkmaktan hoşlanmadım,- buyurdu.
Evs (Radıyallâ.hü anh) demiştir ki: Ben Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in ashabına: Siz Kur'an'ı ne şekilde hiziblere ayırıyorsunuz? diye sordum. Dediler ki: Üç, beş, yedi, dokuz, onbir ve onüç (sûreyi birer hizib), el-Mufassai (165) da bir hizib (yapıyoruz.)"

1346) "... Abdullah bin Anır (bin el-As) (Radıyallâhü anhümâ)'d$n ; ŞÖy-le demiştir :
Ben Kuranı hıfzettim. Ve tamâmını bir gecede okudum. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), buyurdu ki:
-Senin üzerinden uzun zamanın geçmesi ile (her gece Kur'an'ın tamâmını okumak âdetinden) usanmandan korkarım. Bunun için sen ayda bir hatim indir.» Ben ; Yâ Hesûlallah!
Beni serbest bırak ki gücümden ve gençliğimden yararlanayım, dedim. Buyurdu ki:
«O halde, on günde bir hatim indir.» Ben (yine) : Beni serbest bırak ki kuvvetimden ve gençliğimden yararlanayım dedim. Buyurdu ki:
«O halde yedi günde hatmet.» Ben (tekrar) :
Beni serbest bırak ki gücümden ve gençliğimden faydalanayım, dedim.  (Bundan) imtina etti."

1347)    "'.,. Abdullah   bin  Amr   (bin  el-As)   (Radıyallâhü anfıümâ)'da.n; Şöyle demiştir :
«Üç geceden daha az bir sürede Kur'an'ın tamamını okuyan, onu anlamamıştır.»"

1348)    "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)>6an; Şöyle demiştir:
Ben Allah'ın nebisi (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in bir gecede sabaha kadar Kuranın hepsini okuduğunu bilmiyorum."

 

GECE NAMAZINDAKİ KIRAAT

1349)    "... Ümmü Hânı1 bint Ebî Tâlib (Radtyallâkü anfıâ)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben evimin damında iken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem)'in gece   (namazmdaki)   okuyuşunu işitiyordum."

1350)    "... Ebû Zer(r-ı Gıfârî)   (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   (bir gece) sabah oluncaya kadar namazda bir âyeti tekrarladı. Âyet de şudur i
=   «Eğer Sen onları tazip edersen şüphesiz onlar senin kullarındır. Ve eğer onları mağfiret eylersen şüphesiz Sen azizsin, hakimsin.»

1351)      ... Huzeyfe  (Radıyallâhü anh)'den:  Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), gece nafilesini kıldı. (Namazdaki) kırâatında bir rahmet âyeti geçtiği zaman (rahmet) diler, bir azap âyeti geçtiği zaman (azab'tan Allah'a) sığınır ve Allah Teâlânın noksanlıklardan pâk olduğundan bahsedilen bir âyet geçtiği zaman teşbih ederdi.1'

1352)    ''... Ebû Leylâ (Radıyallâhü anhyden Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Ale"yhi ve Sellem) geceleyin nafile namaz
kılarken ben O'nun yanında namaz kıldım. O, kırâatında bir azab
âyetini okudu. Âyetin bitiminde:
=  «Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım. Cehennemliklerin vay hâline.» buyurdu."

1353)    "... Katâde (Radıyallâhü unh)\\en; Şöyle demiştir:
Ben. Peygamber    (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in    okuyuşunu Enes bin Mâlik   (Radıyallâhü anh)'a sordum. Dedi ki:
O,   (uzatmaya elverişli harfleri okurken)   sesini  uzatırdı."

1354)    "... (Judayf  bin el-Hâris (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Ben Âişe   (Radıyallâhü  anhâl'nın yanına  giderek:    Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve  Sellem)    (gece  namazında)   Kur'an'ı açık mı
gizli mi okurdu? diye sordum. Dedi ki:
Bazen açık, bazen gizli okurdu. Ben :
Allahü Ekber. Bu dîne genişlik bahşeden Allah Teâlâ'ya hamd olsun, dedim."
 


ADAM GECE NAMAZINA KALKTIĞI  ZAMAN  (OKUYACAĞI)  DUÂ

1355)    ...   (Abdullah)  bin Abbâs (Radıyallâhü anJtümâ)n;   Süvle demiştir :           Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaza kalktığı zaman şöyle dua ederdi:
«Allahım! Hamd Senin içindir. Sen göklerin, yerin ve bunlarda kilerin nurusun. (Bunları aydınlatırsın.) Hamd senin içindir Sen göklerin yerin ve bunlardakiierin yöneticisisin. Hamd Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve bunlardakiierin sahibisin. Hamd Sana mahsustur. Sen haksin. Senin vadin haktır. Seni görmek haktır. Sözün haktır. Cennet haktır. Cehennem haktır. Kıyamet günü haktır. Peygamber haktır. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) haktır. AUahım! Sana itaat ettim. Sana inandım. Sana tevekkül ettim. Sana yöneldim. Senin kuvvetine dayanarak (düşmanlarla) mücadele ettim. Aramızda yalnız seni hakem kıldım. Artık evvelce iş-ledıgım ve sonra işliyeceğimi sandığım, gizli yaptığım ve açıktan iş-ledıgım günahlarımı bağışla. (Âhiret hayatında beni) Öne alan (dünya hayatında peygamberliğimi) sonraya bırakan ancak sensin' Senden başka ibâdete lâyik ilâh yoktur. Ancak Sen varsın Günahtan yuz çevirmek ve ibâdete kuvvet ancak Senin yardımınladır.»"

1356 HÜmeyd  (bİn Abdirrah^n bin Avf)   (Radtyallâhü antıuma) dan; Şöyle demiştir :
Ben Âişe (Radıyallâhü anhâ)'ya: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ne ile gece namazına başlardı? diye sordum. Dedi ki:
Sen bana öyle bir şey sordun ki; senden önce hiç kimse bana onu sormamıştır. O on defa tekbir alırdı. On defa hamd ederdi. On defa teşbih ederdi, on defa istiğfar ederdi ve şöyle derdi >
«Allah'ım! Bana mağfiret eyle. Beni hidâyette dâim eyle, beni rızıklandır ve bana afiyet ver.» ve kıyamet günündeki durdurul usun sıkıntısından Allah'a sığınırdı."

1357) "... Ebû Seleme bin Abdirrahman (bin Avf) (Radtynllâhü anhii-mâ)'&dn rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Âişe (Radıyallâhü anhâ) 'ya Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece namazına kalktığı zaman namaza ne ile başlardı? diye sordum. Dedi ki: O,  (namaza başlayınca) şu duayı okudu :
«Allah'ım! Cibrâil, Mikâil ve İsrafil'in Rabbi! Göklerin ve yerin yaratıcısı, gizli ve aşikâr her şeyin âlimi! Kullarının ihtilâfa düştükleri din konusunda onlar arasında Sen hükmedersin. İhtilâf konusu edilen hakka irâdenle beni hidâyet eyle. Şüphesiz sen dosdoğru yola hidâyet edersin.»
Râvi Abdirrahman bin Ömer demiştir ki: Cebrail kelimesini hem-zeli olarak hıfzediniz. Çünkü Peygamber (Sall&llahü Aleyhi ve Sellem) den böyle rivayet olunmuştur."
 


GECELEYİN KAÇ BEK'AT NAMAZ KILINACAĞI

1358)    "... Aişe (Radıyallâhü anhâ)\\w. Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yatsı namazından boşaldığı zaman ile şafağın sökeceği zaman arasındaki süre içinde on-bir rek'at namaz kılardı. Bunun her iki rek'atının sonunda selam verirdi. Ve sonundaki bir rekatı tek kılardı. Bütün rek'atlerdekı secdeleri öyle uzatırdı ki henüz başını secdeden kaldırmamış iken biriniz elli âyet okuyabilirdi. Müezzin sabah namazının ezanını bitirince kalkar, hafif iki rek'at kılardı."
Not : İsnadının sabin ve ricalinin sıka olduğu Zevâid'de bildirilmiştir. Müslim bu hadîsin bir parçasını rivayet etmiştir.

1359)    "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin on üç rek'at namaz kılardı."

1360)     "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'6an; Şöyle demiştir   : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin dokuz rek'at namaz kılardı."

1361)   "... Amîr eş-Şa'bî (Radtyallâhü ank)'âen:  Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in gece namazını Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Ömer (Radıyalâhü anhüm)'a sordum. Dediler ki: On üç rek'at kılardı. Bundan sekiz rek'at kılardı. Sonra üç rek'atı vitir olarak kılardı ve iki rek'ati fecirden sonra kılardı."

1362)     "...  Zeyd   bin   Hâlid el-Cühenî  (Radtyallâhü  anhyden:   Şöyle
Ben bu gece ResûlulJah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in namazını dikkatle izliyeceğim, dedim. Ve O'nun evinin eşiğinin veya çadırının bir kenarını kendime yastık edindim. Geceleyin Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kalktı. Hafif tuttuğu iki rek'at kıldı. Sonra uzun tuttuğu hem de çok uzun tuttuğu iki rek'at kıldı. Daha sonra iki rek'at kıldı. Bunlar daha önceki rek'atlerden biraz kısaydı. Sonra iki rek'at daha kıldı. Bunlar da bir önceki rek'atlerden biraz kısaydı. Sonra iki rek'at kıldı. Bunlar da kendilerinden önceki iki rek'atten biraz kısaydı. Sonra iki rekat daha kıldı. Daha sonra bir rek'ati tek olarak kıldı. İşte hepsi onüç rek'attir.

1363) •'... (Abdullah) İbn-İ Abbâs (Radıyallâhü atıhü mâ )'<\an rivayet edildiğine göre kendisi teyzesi olan Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem )'in muhterem eşlerinden Meymune (Radıyallâhü anhâ)'nın odasında bir gece yatmış ve şovle demiştir :
Ben yastığın genişliği istikâmetinde uzandım. Resülullah (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) ve eşi, yastığın uzunluğu istikâmetinde uzandılar. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyudu. Gece yarısı veya biraz önce yahut biraz sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyandı ve elini yüzüne sürerek uykuyu kaçırdıktan sonra Al-i İmrân sûresinin sonundaki on âyeti okudu. Sonra asılı olan bir su kırbasına doğru giderek ondan güzelce abdest aldı ve namaz kılmaya başladı. Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) demiştir ki:
Ben de kalktım ve Onun yaptığının mislini yaptım. Sonra gidip Onun (sol) tarafında namaza durdum. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sağ elini başıma koydu ve sağ kulağımı tutup bükmeye başladı. İki rekat namaz kıldı, §$&ra iki rek'at kıldı, sonra iki rek'at kıldı, sonra iki rek'at kıldı, sonra iki rek'at kıldı, sonra iki rek'at kıldı sonra tek rek'at olarak vitir kıldı. Sonra müezzin Ona gelinceye kadar uzandı. (Müezzin gelince) hafif iki rek'at kılarak sabah namazına çıktı."

 

GECENİN HANGİ SAATLERİNİN EFDAL OLDUĞU

1364)    "... Amr bin Abese (Radtyalldhü anh)'âen; Şöyle demiştir: Ben Resûlullah  (SalJallahü Aleyhi ve SellemVe gelerek: «Yâ Resûlallah! Kim seninle beraber müslüman oldu? diye sordum. Buyurdu ki;
«Bir hür ve bir köle.» Ben: Allah katında bir saattan daha makbul başka bir saat var mıdır? diye sordum. Buyurdu ki: «Evet. En makbul vakit, gecenin son yarısıdır.»"

1365)     "...  Aişe (Radtyallâhii ımhû)\\-AY\;  Şiiyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gecenin evvelinde uyurdu ve sonunu ibâdetle ihya ederdi."


1366) ... Ebû Hüreyre (RadtyaUâkü atıkyden rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vt Stilon) şüyle buy urdu. demiştir :
«Gecenin (üçte ikisi geçip) üçte birisi kalınca her gece Rabbimİz Tebâreke ve Teâlâ keyfiyeti bizce meçhul bir durumda (birinci göğe) inerek şafak sökünceye kadar buyurur ki:
Kim benden bir şey istiyor ki ben ona vereyim? Kim bana duâ ediyor ki onun duasına icabet edeyim? Kim benden mağfiret diliyor ki ona mağfiret edeyim?»

1367) "... Rıfâa (168) el-Cühenî (Radıyallâhü anh)\ien rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Allah Teâlâ, gecenin yarısı veya üçte ikisi gidinceye kadar talepte bulunmaz. Bu sürenin bitiminden fecir doğuncaya kadar şöyle buyurur:
Sakın benim kullarım benden başkasından bir istekte bulunmasınlar. Kim bana duâ ederse Ona icabet ederim. Kim benden bir hacet isterse ona veririm. Kim günâhının mağfiretini benden dilerse ona mağfiret ederim.-"

 

YETERLİ OLDUĞU UMULAN GECE İBÂDETİ

1368 "... Ebû Mes'ud (l'kbe bin Amr el-Ensârî el-liedrî) ( Radıyaltâhu iinh)'(U-n rivayet edildiğine «öre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sc/lem) şöyle Uı\ unlu. demiştir :
«Bakara süresinin son iki âyetini bir gecede kim okursa bu âyetler ona kâfidir.-
Râvi Hafs'ın kendi rivayetinde dediğine göre, râvi Abdurrahman şöyle demiştir: Ben bilâhere Ebü Mes'ud (Radıyallâhü anh)'a (Kabe'yi) tavaf ederken rastladım da bana bu hadîsi anlattı."

1369) "... Ebû Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensârî el-Bedrî) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
«Kim bir gecede Bakara sûresinin sonundaki iki âyeti okursa, o âyetler ona kâfidir.»"
 


NAMAZDA UYKUSU GELEN ADAM

1370) "... Âişe (Radıyalâhü anhâ)'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz (namazda) uykusu geldiği zaman (namaza ara verip) kendisinden uyku hâli gidinceye kadar uyusun. Çünkü uykusu geldiği halde namaz kıldığı zaman ne söylediğini bilemez. İstiğfar etmek isterken kendisine sövmesi umulur.»"

1371)    ''... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü a«A)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  (bir gün) mescide girmiş de İki sütün arasına gerilmiş bir ip görmüş ve:
-Bu ip nedir?» diye sormuş. (Orada bulunanlar) demişler ki: Bu ip,  (Efendimizin muhterem zevcelerinden)  Zeynep (Radıyallâhü an hâ)ya aittir. Burada namaz kılar. Ayakta yorulduğu zaman bu ipe tutunur. Bunun üzerine Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«İpi çözünüz, ipi çözünüz. Biriniz hafif ve kuvvetli olduğu müddetçe namaz kılsın. Yorulunca otursun.» buyurmuştur."

1372) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurdu demiştir :
«Biriniz gece namazına kalktığı zaman (uyku basması nedeniyle okuduğu) Kur'an onun dilinden anlaşılmaz olup ne dediğini bilmez ise (namaza ara verip) yatsın.»"

 

AKŞAM VE YATSI ARASINDA NAMAZ KILMAK

1373) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'den rivayet edildiğine göre; Resûlul-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
-Akşam ile yatsı namazları arasında yirmi rek'at (nafile) kılan kimse için Allah Teâlâ cennette bir ev yaptırır.»"

1374) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Akşam namazından sonra altı rekat (nafile) kılan ve aralarında fena söz söylemeyen kimse için bu namaz, on iki yıllık ibâdete denk tutulur.»"

 

NAFİLEYİ EVDE KILMAK

1375)    "... Asım bin Anır (169)  (Radıyaliâhü anh) den ; Şöyle demiştir :
Irak halkından bir nefer (170) halife Ömer (RadıyaJIâhü anh) in yanına çıkmak üzere (Medine'ye) geldiler. Onun huzuruna varınca Ömer (Radıyaliâhü anh) onlara =
Kimlerdensiniz? diye sordu. Irak halkindanız, dediler. Ömer (Radıyaliâhü anh) :
Küfe emirinin izniyle  ni geldiniz? diye sordu. Onlar: Evet, dediler. Râvî demiştir ki ı
Gelenler, adamın kendi evinde (nafile) namaz kılmasının hükmünü sordular. Ömer (Radıyaliâhü anh)   dedi ki:
Ben (bunu) Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemTe sordum. Buyurdu ki:
-Adamın (nafile) namazı kendi evinde kılmasına gelince; bu bir nurdur. Artık evlerinizi nurlandırımz.»
Ömer bin el-Hattâb (Radıyaliâhü anh) in mevlâsı Umeyr (Radıyaliâhü anh) (171) Ömer bin el-Hattâb (Radıyaliâhü anhl'den (tah-dis etmiştir.) O da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini  (tahdis) etmiştir.

1376) ... Ebû Said-i Hudri (Radtyaüâhü an/r/den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz farz namazını (bir mescidde) kıldığı zaman namazından bir payını evine versin. Çünkü Allah Teâiâ onun evde kılacağı namazdan onun evine bir hayır verir.»"

1377)    "...   (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'da.w rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SaUaltahii Aleyhi ve Sellenı) şöyle buyurdu, demiştir : «Evlerinizi kabirler yapmayınız.»"

1378)    "... Abdullah bin Sa'd (Radıyalldhü anh y den\  Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e; Evimdeki namaz mı mesciddeki namaz mı daha efdaldır? diye sordum. Buyurdu ki:
«Evime bakmıyor musun? Mescide ne kadar yakındır. Şüphesiz evimde namaz kılmam, mescidde namaz kılmamdan bana daha sevimlidir. Farz namaz bundan müstesnadır.»11



DUHÂ(KUŞLUK) NAMAZI

1379)    ... AİMİullah bin rl-Hâris (172)  (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöy-•mİıjtir :
Osman bin Affân (Radıyallâhü anh) zamanında halk çok veya tam iken ben kuşluk namazını soruşturdum. O'nun yâni Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bu namazı kıldığını haber veren Ümmü Hânı (Radıyallâhü anhâ)dan başka hiç bir kimseyi bulamadım. Ümmü Hâni (Radıyallâhü anhâ) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in kuşluk namazını sekiz rek'at olarak kıldığını bana haber verdi."

1380)    "...  Knes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'det\. Şöyle demiştir: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki :
-Kim oniki rek'at kuşluk namazı kılarsa Allah Teâla onun için Cennet'te altından bir köşk yaptırır.»"

1381..  Muâza el-Adevivye (173) (Radıyallâhü anh aydım. Şöyle demiştir :
Ben. Âişe  (Radıyallâhü anhâi'ya: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  kuşluk namazını kılar mıydı? diye sordum. Dedi ki:
Evet, dört rek'at olarak  (kılardı)   ve Allah'ın dilediği kadar fazlalaştı rırriı "
tırırdı.'

1382) ... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim kuşluk namazının çiftine (iki rek'atine) devam ederse günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır.-"
 


İSTİHARE NAMAZI

1383)    "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhüntâ)'dan; Şciyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sûre öğretir gibi istihare  (keyfiyet ve duasını)  öğreterek buyururdu ki:
-Sizden birisi bir işi yapmak istediği zaman farz değil (istihare niyetiyle nafile olarak) iki rek'at namaz kılsın. Namazdan sonra şöyle duâ etsin :
Allah'ım! Hakkımda hayırlısını Sen bildiğin için ben hayırlısına irşad edilmemi senden isterim ve gücünden yardım diliyerek hayırlısına gücümün yetmesini senden dilerim. Senin büyük fazl (ve ke-rem)ından isterim. Çünkü Sen (her şeye) kadirsin. Ben hiç bir şeye kadir değilim. Sen (her şeyi) bilirsin. Ben (bir şey) bilmem. Sen (herkese) gizli olan herşeyi çok bilicisin. Allah'ım! İstediğim bu iş (burada yapmak istediği şeyi belirtir) Senin ilminde benim için dînime, hayatıma ve âhiretime hayır ise (yahut şimdiki ve gelecekteki işlerim bakımından hayırlı ise) bunu bana mukadder kıl. (Buna gücümü yetiştir.) Bunu bana müyesser kıl. Ve bu işi bana mübarek eyle. Ve eğer senin ilminde (birinci defa söylediğinin mislini burada söyler) şer ise bu işi benden, beni (ve kalbimi) de bu işten çevir ve hayır nerede ise o hayrı bana mukadder eyle! Sonra nefsimi bu hay-re razı kıl.»"
 


HACET NAMAZI

1384) "... Abdullah bin Ebi Evfâ (176) el-Eslemî (Radtyallâhü anh)'den; ŞÖyie demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkıp gelerek buyurdu ki:
«Her hangi bir kimsenin Allah katında bir haceti veya Allah'ın mahlûkatından bir kimsenin yanında ihtiyacı olursa; abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra şöyle duâ etsin: 'Halim ve Kerim olan Allah'tan başka ilâh yoktur. Büyük arşın Rabbî olan Allah Teâlâ'yı teşbih ve tenzih ederim. Âlemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun.
Allah'ım! Şüphesiz ben Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini gerektiren hasletleri, her hayrin ganimetini ve her günahtan selâmette olmayı senden dilerim.
(Allah'ım!) Her günahımı bağışlamanı, her kederimi gidermeni ve rızâna uygun her hacetimi yerine getirmeni Senden isterim! Sonra dünya ve âhiretle ilgili dileğini Allah'tan iste. Çünkü şüphesiz O dilek takdir edilir.»"

1385)    "... Osman  bin  Huneyf(177)   (Radıyallâhü anh)'den;   Şöyle de-
Gözü kör veya çok az gören bir adam, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellernTe gelerek: Benim için Allah'a duâ et, bana afiyet versin. (Gözümü sıhhata kavuştursun.) diye dilekte bulundu. Efendimiz :
•Dilersen bu hastalığın mükâfatını kendin için âhirete bırakırsın. Bu daha hayırlıdır. Ve eğer dilersen ben duâ ederim.» buyurdu.
Adam t Duâ et, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seli e m) adama güzelce abdest almasını, iki rekat namaz kılmasını ve şu duâ İle duâ etmesini emretti:
«Allah'ım! Şüphesiz ben Senden isterim ve rahmet Peygamberi olan Muhammed  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Sana yönelirim.
 


TEŞBİH  NAMAZI

1386) "... Ebû Râfi' (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre, Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Abbâs (Radıyallâhü anh) 'a şöyle buyurmuştur •
muştur :
«Ey Amcam! Sana. bir hediye vermiyeyim mi? Sana yararlı mmıyayim mı? Sana karşı üzerime düşeni yapmıyayun mı?. Abbâs (Radıyallâhü anh) :
— Buyur yâ Resûlallah! dedi. Efendimiz:
— «Dört rek'at (nafile)  namaz kıl. Her rek'atta Fatihayı ve bir sûre oku. Kıraat bitince rüküa gitmeden önce onbeş defa;
Sübhanallahi velhamdülülâhi ve lâilâhe illâllahü vallahü ekber, deyiver. Sonra rükû et (Rükû teşbihinden sonra) bunu on defa söyle. Sonra (rükûdan) başını kaldır. Doğrulunca bunu on defa söyle. Sonra secde et. (Secdedeki teşbihten) sonra bunu on defa söyle. Sonra (başını) secdeden kaldır. (Bu oturuş teşbihinden sonra) da on defa söyle. Sonra secde et. (Yine ondaki teşbihten) sonra bunu on defa oku. Sonra başını kaldır ve ayağa kalkmadan önce (oturduğun yerde) bunu on defa söyle. İşte her rek'atta yetmiş beş defa olmuş olur. Bu zikir, dört rek'atte üçyüz defadır. Eğer artık günahların kum yığınları misli olmuş olsa Allah senin için onları bağışlar.» buyurdu. Abbâs   (Radıyallâhü anh) .
—  Bir kimsenin gücü bunu bir günde söylemeye yetmezse? diye sordu. Efendimiz:
—  «Bunu bir Cuma'da  (bir haftada)  söyle. Eğer  (Bir haftada) yapmaya gücün yetmezse bunu bir ayda söyle» buyurdu. Ve nihayet:
—  «Bunu bir yılda söyle» buyurdu."

1387) "... Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahn Aleyhi ve Sellem) Abbâs bin Abdi'l-Muttalib (RadtyaUâhü ank)'a şöyle buyurmuştur:
-Ey Abbâs! Ey Amcam! On haslet (on çeşit günahın keffaretinH sana vermiyeyim mi? Sana ikram etmiyeyim mi? Sana bildirmiye-yim mi? Sen onu (o keffareti) işlediğin zaman Cenabı Allah senin için günahını bağışlar. Günahının'evvelini, âhirini, eskisini, yenisini, hatâsını, kasıtlısını, küçüğünü, büyüğünü, gizlisini, açığını. (Bu günahlar) on haslet (çeşit)tir. (Bu on hasletin keffareti) dört rek'at namaz kılınandır. Her rek'atte Fatiha ve bir sûre okursun. İlk rek'at-te kıraati bitirince sen henüz ayakta iken onbeş defa;
,   zikrini okursun. Sonra rükû
edersin. Sen rükû1 hâlinde iken (bunu) on defa söylersin. Sonra rü-kû*dan başını kaldırırsın. Bunu on defa söylersin. Sonra secde için eğilirsin. Secde hâlinde iken bunu on defa söylersin. Sonra secdeden başını kaldırırsın. Bunu on defa söylersin. Sonra secde edersin, bunu on defa söylersin. Sonra başını secdeden kaldırırsın ve bunu on defa söylersin. İşte bunların toplamı her rek'atte yetmiş beş defadır. (Bunu) dört rek'atte yaparsın. Eğer her gün bir defa bu namazı kılmaya gücün yeterse yap. Eğer gücün yetmezse her Cuma'da (her haftada) bir defa yap. Eğer hjunu yapamazsan her ayda bir defa yap. Eğer bunu da yapamazsan ömründe bir defa yap.-"

 

ŞABAN AYININ ONBEŞİNCİ GECESİ HAKKINDA

1388) ... Ali bin Kbî Tâlib (Radıyallâhü atıfıf'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SaîlaUahii Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibâdete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü {onbeşinci günü) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: Benden mağfiret dileyen yok mu? ona mağfiret edeyim. Benden rı-zık isteyen yok mu? onu rızıklandırayim (bir belâ ile) mübtelâ olan yok mu? ona afiyet vereyim (belâdan kurtarayım.) Şöyle olan yok mu? böyle olan yok mu? buyurur.»"

1389)      ...  Aişe (Rudıyallâhii an ha)'dan: Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bir gece (Şa'ban'ın onbeşinci gecesi) odamdan ayrıldığının farkına vardım. Hemen Onu aramaya çıktım. Baktım ki Bakıyy'dedir. Başını semâya kaldırmıştır. Bana:
«Yâ Aişe! Allah ve Resulünün sana zulüm etmelerinden mi korkmuş idin?» buyurdu.
Âişe (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki: Bende bu (korku ve kötü zan) yoktur. Lâkin senin bâzı hanımlarının yanına gittiğini zan ettim, dedi. Bunun üzerine O buyurdu ki:
-Şüphesiz Allah Teâlâ Şaban ayının onbeşinci gecesi dünyay; en yakın olan semâya (keyfiyeti bizce meçhul bir şekilde) iner. Vı (Beni) Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok gü nahları  (veya günah sahiplerini)  bağışlar.»"
 i ş e (Radıyallâhü anhâ> Kemâl-i aklıyla en güzel cevabı vermiştir. Çünkü beslediği zannı gizlemiş olsaydı, hâşâ Ondan yalan söylemiş olacaktı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in sorusuna; Evet! diye cevap verseydi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'e haksızlık isnad etmiş olacaktı. Fakat öyle yapmayıp ayrıntılı cevap vermiştir. Kıskançlığını belirtmiş olmakla beraber, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in başka hanımlarının yanına gitmesinin Allah tarafından mubah kılındığı kanısını açıklamıştır. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve bellem) ise  i ş e (Radıyallâhü anhât'nin nöbetinde başka hanımlarının yanına gitmesinin haksızlık olduğunu ve bu haksızlığı yapmadığını bildirmiştir.
Koyunculukla meşhur olan Beni K e 1 b kabilesinin koyunlarının kıl sayısından daha çok günahların bağışlandığı veya kıl sayısı kadar günahkâr insanların bağışlandığı bildirilmiştir. Tuhfe yazarının e 1 - E b h e r i ' den naklen beyan ettiği yoruma göre maksat, mezkûr koyunların üzerindeki kıllar sayısından daha çok günahların o gece bağışlanmasıdır. Kıllar kadar günahkâr insanların bağışlanması değildir. Aliyyü-l'Kaari" nin dediğine göre B e y h a k i de böyle rivayet etmiştir.

1390) "... Khû Musa t'1-Kş'âri (Radıyallâhü anh)\\v\\ rivâytM edildiğine göre. Kesûlııllah (SuHultahü Aleyhi ve Srlh-nı) ^öyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz Allah Teâlâ Şa'ban ayının onbeşinci gecesi (kullarına rahmetle) bakar ve herkese mağfiret eder. Yalnız Ona şirk koşana veya müşahine mağfiret etmez.*"

 

ŞÜKÜR NAMAZI VE SECDESİ

1391)     ... Abdullah bin Ebî Evfâ (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Ebû Cehil'in başı İnin
kesilmesi)   ile müjdelendiği gün iki rek'at     (şükür olarak)    namaz
kıldı."

1392)     "...   Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anfi)\\en\ Şöyle demiştir : Peygamber   (Sallallahü  Aleyhi  ve Sellem)   büyük  bir ihtiyacın görüldüğü ile müjdelendi. Bunun üzerine hemen secdeye kapandı."

1393"... Kah bin Mâlik (179)  (Radtyattâhü anh)\\e\\ rivayet edildiğine göre :
Allah Teâlâ Onun tevbesini kabul edince (şükür olarak) secdeye kapandı."

(R.A.) ve Ali (R.A.)'dan da bunun misli rivayet edilmiştir.

1394)    "... Ebû Bekrete (RadtyaUâhü anh ) "dan Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisini sevindiren veya onunla sevindiği önemli bir şey Ona gelince Allah Tebâreke ve Teâlâ'ya şükür olarak secdeye  kapanırdı."

 

NAMAZIN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLDUĞUNA DÂİR

1395)    "... Alî bin Ebl Tâlib (Radtyallâhü a>th)'âen; Şöyle demiştir:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den bir hadis işittiğim zaman, Allah dilediği kadar beni o hadîsten yararlandırırdı. Ve başkası ondan bana hadîs rivayet ettiği zaman râviye yemin teklif ederdim. Yemin ettiği zaman onu tasdik ederdim. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) da bana bir hadîs rivayet etti. Ebü Bekir (Radı-yallâhü anh) doğru söyledi. Dedi ki: Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Bir günah işleyen hiç bir adam yoktur ki, günah işledikten sonra abdest alır, abdestini güzelce alır, sonra iki rek'at namaz kılar (Mîs'ar demiştir ki: Sonra namaz kılar) Ve günahının mağfiretini Allah'tan diler de Allah Ona mağfiret etmez.» buyurdu."

1396) "... Asım bin Süfyân es-Sakafî (Radıyullâhü ank)\Ww rivayet edildiğine göre :
Selâsil savaşına katılmak istemişler ise de savaşı kaçırmışlar da nöbet tutmuşlar (veya savaşın faziletini elde etmek için çokça zühd ve tâatla meşgul olmuşlar.) Sonra Muâviye (Radıyallâhü anh)'ın yanına dönmüşler. Bu esnada Muâviye (Radıyallâhü anh) in yanında Ebû Eyyûb ve-Ukbe bin Âmir (el-Cüheni) (Radıyallâhü anhümâ) bu-lunuyorlarmiş. Âsim  (Radıyallâhü anh) :
Ey Ebâ Eyyûb! Bu yıl savaşı kaçırdık. Bize haber verildiğine göre dört mescidde namaz kılanın günahı bağışlanır, demiş. Ebû Eyyûb (Radıyallâhü anh) :
Ey kardeşimin oğlu! Bundan daha kolayını sana göstereyim mi? Şüphesiz ben, Resûlutlah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i şöyle buyururken işittim :
-Kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu gibi (farz) namazları kılarsa, onun geçmişteki günah ameli bağışlanır.» Böyle midir yâ Ukbe? diye karşılık vermiştir. Ukbe (Radıyallâhü anh) da :
Evet  (diyerek Ebû Eyyûb  (Radıyallâhü anh)'ı doğrulamıştır.» '

1397) "... Osman bin Affân (Radtyallâhü atıh)'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir.:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den işittim. Buyurdu ki :
-Söyleyiver, sizden birisinin evinin yakınında akar bir nehir bulunur da ev sahibi her gün beş defa o suda yıkanırsa vücûdunun kirinden ne kalır?» Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in muhatabı : Adamın kirinden hiç bir şey kalmaz, dedi. Bunun üzerine Efendimiz :
«Şüphesiz suyun kiri giderdiği gibi namaz günahları giderir.» buyurdu."

1398) Abdullah bin Mes'ûd (Radıyalâhü an!ı)'(\en: Şöyle demiştir:
- Bir adam, bir kadına uygunsuz dokunmuş, yâni zinadan noksan bir şey yapmış, artık yaptığının nereye ulaştığını bilemiyeceğim. Ancak zina olmadığını biliyorum. Adam, bilâhere Peygamber (Sallalla-i Aleyh ive Sellem)'e gelerek başından geçeni anlatmış, bunun üzene Allah Sübhânehu  ve Teâlâ :etini indirmiş, o adam : Yâ Resûlallah!  Bu yalnız benim için mi? ye sormuş; Resûllulah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ümmetimden bunu tutan herkes içindir.» buyurmuştur."
Osman (Radıyallâhü anh) 'in hadisini Buhâri, Tirmi-I ve Nesâî, Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den ri-iyet etmişlerdir.
Finâ : Evin yakını demektir.
Deren : Kirdir.
 


BEŞ VAKİT NAMAZIN FARZİYETİ VE BUNLARI MUHAFAZA   (= DEVAM)  ETMEK

1399) "-.. Enes bin Mâlik (Rüdıyallâhii an/ı)'(\en rivayet edildiğine göre. Resûlullah  (Sallallahü Alcvhî ve Selle m) şöyle buyurdu, demiştir :
- (Mi'râc olayında) Allah Teâlâ, ümmetime elli namazı farz etti. Ben bu (teklifi) farziyeti yüklenerek döndüm. (Dönüşümde) Musa (AleyhisselâmTa rastladım. Musa (Aleyhisselâm) :
Senin Rabb'in Senin ümmetine neyi farzetti? diye sordu. Ben : -'Bana (ve ümmetime)  elli namazı farz etti' dedim. Musa (Aleyhis-selâm)  dedi ki:
Rabb'ine dön (de azaltılması için şefaat et.) Çünkü, Senin ümmetinin buna takati yetmez, dedi. Bunun üzerine Rabb'ime müracaat ettim de bunun bir şartım (= kısmını) indirdi. Ben Musa (Aleyhisselâm)'in yanına dönerek durumdan Ona haber verdim. Dedi ki:
Rabb'ine müracaat et. Çünkü Senin ümmetin buna takat getiremez. Ben de Rabb'ime müracaat ettim. (AUah Teâlâ) :
Onlar beştir, yine onlar ellidir. Benim katımda kaza hükmü değiştirilemez.' buyurdu. Sonra Musa   (Aleyhisselâm) a döndüm.  Tek rar Rabb'ime dönmemi söyledi. Ben :
(Artık) Rabb'imden utanır oldum.» dedim.»"

1400)   "... Abdullah İbn-i Abbâs (Rathyatlûhü anhümâ) dan ; Şöyle demiştir: Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  Mi'rac gecesi elli namazla emredildi. Sonra bunu beş namaz etmesi için Rabb'inize müracaat etti."
Not ; Zevâid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mâceh bu hadisi İbn-i Abbâs (R.A.i'den rivayet etmiştir. Doğrusu Ebû Davud'un rivayetinde olduğu gibi, bunu Ibn-i Ömer (R.A.)'den rivayet etmektir. Îbn-İ Abbâs <R.A.)'ın hadisine âit sened çok zayıftır. Çünkü râvi Abdullah bin Usm ve Ebü'l-Velid et-Tayâlisî, hıfz ve sağlamlık ehlinin derecesinden aşağıdır.

1401)    "... Ubâde bin es-Sâmit (Ho<hyallâkü anh)\\er\  rivayet edildiğine göre :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den işittim. Şöyle buyurdu, demiştir:
-Allah Teâlâ, kullarına beş namazı farzetmiştir. Kim bunların hakkını hafife tutmakla bunlardan en ufak bir şeyi noksan bırakmadan hakkıyla edâ ederse, şüphesiz Allah Teâlâ kıyamet günü (azap vermeden) Onu Cennet'e dâhil etmesine dâir va'dini yerine getiricidir. Kim bunların hakkını hafife tutarak bunlardan bir şey noksan bırakarak kılarsa Onun için Allah katında bir va'd yoktur. Dilerse Onu ta'zib eder, dilerse bağışlar.-"

1402)     "...  Enes  bin   Mâlik   (Radtyaltâhü anh)'den:   Şöyle demiştir: Biz bir gün mescidde oturmuş iken bir adam devesine binmiş azallah insanı küfre götürür. İstihfaftan maksad, pek önem vermemektir.
Allah Teâlâ noksansız olarak beş namaza vaktinde devam eden için bu va'adde bulunmuştur. Hadis, Allah'ın bu va'dini âhirette yerine getireceğini hükme bağlamıştır.

1402)     "...  Enes  bin   Mâlik   (Radtyallâhii anh) den :   Şöyle demiştir: Biz bir gün mescidde oturmuş iken bir adam devesine binmiş
olarak geldi. Devesini mescidin bir tarafında çökerterek ayağını bağladıktan sonra mescidde oturanlara:
—  Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hanginizdir? dedi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescidde oturanlar arasında yaslanmış vaziyette idi. Enes (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Oradakiler :
—  Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yaslanan bu beyaz adamdır, dediler. Adam Ona:
—  Ey Abdülmuttalibin oğlu!  (diye)  hitâb etti. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—   «Seni dinliyorum.» mealinde bir cevap buyurdu. Adam O'na:
—  Yâ Muhammed  (Sallallahü Aleyhive Sellem)! Ben sana (bir şeyler)  sormak istiyorum ve soru sormakta şiddetli davranacağım. Bana kızma, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  -Sormak istediğini sor» buyurdu. Adam O'na:
—  Senin Rabb'in ve senden öncekilerin Rabb'inin hakkı için sana soruyorum. Allah mı seni bütün insanlara Peygamber olarak gönderdi? diye sordu. Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  -Allah'ım!   (Sen şahitsin)   Evet»  buyurdu. Adam:
—  Allah hakkı için sana soruyorum. Allah mı sana hergün ve gecede beş namazı kılmanı emretti? diye sordu. Resûlullah   (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) :
—  -Allah'ım! Evet» buyurdu. Adam :
—  Peki, Allah hakkı için sana soruyorum. Allah mı senenin bu ayım (= Ramazana) oruçla geçirmeni emretti? diye sordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—   «Allah'ım! Evet» buyurdu. Adam :
—  Peki, Allah adıyla sana soruyorum. Bu sadakayı zenginlerimizden alıp fakirlerimize taksim etmeni Allah mı sana emretti? diye sordu. Resûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
—  «Allah'ım! Evet.» buyurdu. Bundan sonra adam :
—  Senin getirdiğin dine inandım ve ben arkamdaki kavmimin elçisiyim. Ben Beni Sa'd bin Bekr'in kardeşi Dımâm bin Sa'lebe'yim, dedi."

1403) "... Ebû Katâde bin Rib'! (18J) (Radtyallâhü anft)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vr Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Allah (Azze ve Celle) buyurdu ki: Ben senin ümmetine beş namazı farz ettim ve bunlara vakitlerinde devam edip sımsıkı sarılanları Cennet'e dâhil etmemi kendi katımda va'dettim. Bunları vaktinde kılmaya devam etmiyenler için benim yanımda hiçbir va'd yoktur.-"

 

MESCİD-İ HARÂM'DA VE  MESCİD-İ NEBEVÎ'DE KILINAN NAMAZIN FAZİLETİ

1404)     "...  Ebû   Hüreyre   (Rad.yallâhü  anh)'<\en   rivayet   edildiğine  göre, Kesulullah (Sallallahü Aleyhi ve Setlern) şöyle buyurdu, demiştir :«Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Mescidi Haram müstesna, başka mescidlerde kılınan bin namazdan (sevap bakımından)  hayırlıdır.-"

1405) "... Abdullah bin Ömer (Radiyalfâhü anhümâ)\\an. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve ScUcm)"\\\ şöyle buyurduğu rivayet  edilmiştir:
-Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Mescidi Haram müstesna başka mescidlerde kılınan bin namazdan (sevab bakımından) hayırlıdır.-"

1406) "... ('âhir (Rııütyatâhü anh)\h*n rivayet edildiğine göre. Resûlullah  (Satlallühu Alıv/ır vr Selhnı)  §üyle duyurdu, demiştir:
-Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Mescidi Haram müstesna, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan (sevab bakımından) hayırlıdır. (Mekke'deki) Mescidi Haram'da kılman bir namaz, başka mescidlerde kılman yüz bin namazdan (sevap bakımından) efdaldır.»"

 

KUDÜS'TEKİ MESCÎD-İ AKSÂ'DA NAMAZ KILMAK

1407) "... Peygamber (Salhıllahiİ tlrvhi ve Seilem)"\n mevlâsı Meymû-ne (182)  (RadtyaUâhii anhâ)'tkın; Şöyle demiştir :
Ben (bir gün) : Yâ Resûlallah! Beytül-Makdis (Mescîd-i Aksa) hakkında bize fetva ver, dedim. Buyurdu ki:
-(Orası) mahşer (kıyamet günü) yeridir. Oraya varıp içinde namaz kılınız. Çünkü Onda kılınan bir namaz, başka yerde kılınan bin namaz gibidir.» Ben -.
Eğer oraya kadar yolculuk etmeye gücüm yetmezse ne edeceğimi haber verir misin? diye sordum. Buyurdu ki :
«Sen Ona zeytin yağını hediye edersin, aydınlatılmasında kullanılır. Kim bunu yaparsa, oraya varmış gibi olur."
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Ebû Dâvûd bunun bir kısmını rivayet etmiş. İbn-i Mâceh'in senedi sahih, ricali de sıka zâtlardır. Bu sened Ebû Davud'un rivayet indeki senedden daha sıhhatlidir. Çünkü Ziyâd bin Ebî Sevdete ile Mey-mûne (R.A.) arasında Osman bin Ebî Sevdete vardır îbn-i Mâceh, senedinde bunu tasrih etmiştir. Selâhüddin de el-Merasil'de bunu anlatmıştır. Ebû Davud'un senedinde ise râvi Osman bin Ebi Sevdete terkedilmiştir.

1408) "... Abdullah bin Aınr (Radtyallûhü anh)\W\\ rivayet edildiğine yüre, Pe> »amber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Dâvüd (Aleyhisselâm)'ın oğlu Süleyman (Aleyhisselâm) Beytü'l-Makdis'in binasını bitirince Allah Teâlâ'dan üç dilekte bulunmuştur:
1   — İlâhî hükme uygun bir hüküm verme kudreti.
2  — Kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat.
3  — Yalnız namaz kılmak için Mescidi Aksâ'yi kastedip gelen kimsenin annesinden doğduğu gün gibi günahlarından çıkması.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Süleyman   (Aleyhisselâm) in dilediği ilk iki şey kendisine verilmiştir. Üçüncü dileğinin de kendisine verilmiş olmasını umarım.*" Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Ebû Dâvûd hadîsin baş kısmım rivayet etmiş
ve ilâvesini rivayet etmemiş, Nesâî de Sünen-i Suğra'sında
bu hadîsi Amr bin Mansûr'dan. Ebû Misher'den, Saîd bin Abdül-Azîz'den, Rabia bin Bureyd'den, Ebû İdris el-HÜlânî'den, İbnü'd-Deylemî'den... mislini rivayet etmiştir. İbn-i Mâceh'in târikine ait sened zayıftır.  Çünkü Ubeydullah bin el-Cehm'İn hâli bilinmemektedir. Ve Eyyûb bin Süveyd'in zayıflığı üzerinde ittifak vardır.

 

KÜBA MESCİDİNDE KILINAN NAMAZ

1411) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellrm)"ın ashabından olan Üseyd bin Züheyr el-Ensârî (Radıvallâhü anh)den rivayet edildiğine göre. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellrm) şöyle buyurdu, demiştir:
-Küba mescidinde kılınan bir namaz bir umre gibi (faziletli)dir.-"

1412)    "... Abdurrahman bin Ka'b bin Mâlik (Radıyalİâhü anhümâ)\\a.n; Oda babası (Ka'b bin Mâlik)  (Radıyallâhü an hy dan rivayet ettiğine &öre :
Ka'b (Rad;yallâhü anh) vefat edeceği zaman yanma gelen el-Be-râ bin Ma'rur'un kızı Ümmü Bişr  (Radıyallâhü anhâ) .
Ey Ebâ Abdurrahman! (Öldükten sonra) falan adama rastlarsan benden  ona selâm söyle,  demiş.  Ka'b   (Radıyallâhü  anh)   de:
Allah seni bağışlasın ey Ümmü Bişr! Biz (şu anda) başka şeylerle çok meşgulüz, demiş. Ümmü Bişr  (Radıyallâhü anhâ) :
Ey Ebâ Abdurrahman! Sen Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lemJ'den şöyle buyururken işitmedin mi?:
«Şüphesiz mü'minlerin ruhları, yeşil kuşların içindedir. Cennetin ağaçlarından rızıklamrlar.» Ka'b  (Radıyallâhü anh) :
Evet, (işittim) diye cevap verdi. Ümmü Bişr (Radıyallâhü anhâ) da : İşte bu odur, dedi."

 

MESCİD-İ NEBEVİYE MİNBER KONULMA BABI

1414)    ... Übeyy hin  Kâb  (Radtyailûhü an/t)'(\en:  Şöyle demiştir:
(Medine'deki) Mescid-i Nebevi çardak şeklinde iken Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Mescidin kıble tarafında bulunan) bir hurma kütüğüne doğru namaz kılıyor ve o kütüğe dayanarak hutbe okuyordu. Ashâb'uıdan bir adam Peygamber (Saliallahü Aleyhi ve Sellemî'es
Cuma günü üzerinde duracağın bir şey (minber) yapmamızı arzu eder misin? Tâ ki, cemâat seni görebilsin ve hutbeni ona duyura-bilesin.diye sordu.  Efendimiz:
-Evet,» buyurdu. Bunun üzerine adam onun için üç basamak yaptırdı. Minberin en yükseği odur. Minber konulmak istenince efendimizin (konuşunken) bulunduğu yere koydular. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) minbere doğru kalkmak isteyince evvelce yaslanarak hutbe okuyageldiği kütüğün yanından geçti. Kütüğü geçince; kütük, yarıhncaya kadar feryat etti. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kütüğün sesini işitince minberden indî ve kütük sesini kesinceye kadar mübarek elini ona sürdü. Sonra minbere döndü. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bundan sonra namaz kılmak istediği zaman kütüğe doğru namaz kılıyordu. Mescid yıkılıp değiştirilince Ubeyy bin Kâ'b (Radiyallâhü anh) bu kütüğü alıp götürdü. Ve çürüyünceye kadar onun evinde yanında idi. Sonra ağaç kurdu kütüğü yedi ve dağılmış oldu."

1415)     "...  Enes   bin   Mâlik   (Radtyalâhü  </>//>/den     .Şöyle  demiştir:
Peygamber  (Sallallahü Aleyhi  ve Sellem)   bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. O, minber ittihaz edilince minbere doğru
Hadis, muhtelif şekillerde yoııui^ıimıştu'. üu  konuda Tuhl'e'de
şöyle denilmiştir :
Hadîs, ölümün şiddetini ifâde eder, diyenler chr.uştur. Varı i se-kerâtta duyulan ıstırabın şiddetiyle, hastanın alnı terler.

1416    "...  Kbû Alûba (Rtuhyaİlâhü anh)\\it\\\ Şöyle demiştir: (Ölüm döşeğine giren) kulun insanları tanımasının ne zaman kesildiğini Besûlullah  (Sallallahü Aleyhi ve 3ellem)'e sordum. Buyurdu ki :
«(Ruh aimakJa görevli melekleri ve berzah âlemi iie ilgili şeyierii müşahede etliği zaman.»"
 


ÖLÜNÜN GÖZLLERİNİ KAPATMAK HAKKINDA

1417    "... İ'mmü Seîenıe  (Radiyat'ldhü anhây<\a.w;  Şöyle demiştir: Resulullah  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   Ebû Seîeme  (Radıyal-lâhü anh)'ın   (cenazesinin)   yanına girdi. Ebû Seleme   (Radiyalia.hu anh)'ın gözü açık (kalmış) idi. Efendimiz Onun gözünü kapadı. Sonra buyurdu ki:
«Şüphesiz ruh alındığı zaman göz onu tâkîb eder.»"
 


ÖLÜYÜ YIKAMAK HAKKINDA

1418)    "...  t'mnıii Aliyye (Radıyaîlâlıü anhû)\k\ı\; Şöyle demiştir: Resülullah   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), biz onun kızı Ümmii Gülsüm (Radıyallâhü anhâ)'vı yıkarken yanımıza girdi ve:
-Onu su ve sidr ile üç veya beş (defa) hattâ gerekirse daha fazla yıkayınız. Son defasında Kâfur yahut Kâfur nevinden bir koku kullanınız. Yıkama işini bitirdiğiniz zaman bana bildiriniz.» buyurdu. Biz yıkamayı bitirince Ona haber verdik. ResûluJIah (Sallallahü (Aleyhi ve SeJlemJ bize 'Hakv' denilen kendi izârını verdi ve: «Bunu kızıma İç gömleği yapınız.» buyurdu.

1419)     "...  El-Muğîre  (bin Şu'be)   (Radtyallûhü anfı)\len; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece namazında ayakta o  kadar durdu  ki  iki  ayağı   (veya   iki baldırı)   şişti.   Kendisine
(Âişe  (Radıyallâhü anhâ)  tarafından) :
Yâ Resûlallah! Allah senin geçmiş ve gelecekteki günahlarını mağfiret etmiştir. (İbâdet hususunda niçin bu derece güçlüğe katlanıyorsun?) denildi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bu ilâhi mağfirete karşı gece ibadetiyle) :
«Şükreder bir kul olmıyayım mı?» diye cevap buyurdu."

1420)    "...  Ebû Hüreyre (RadıyaUâhü anhyAen; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  ayakları  (veya baldırlan) şişene kadar (geceleyin) namaz kılardı. Kendisine: Şüphesiz Allah, senin geçmiş ve gelecek günâhını mağfiret eylemiştir. (Hâl böyleyken niçin bu kadar nafile namaz kılıyorsun?) denilmiş- kendisi
«Ben çok şükreden bir kul olmiyayım mı?» diye cevap vermiştir."

1421)    "... Câbır bin Abdülah (Radıyallâhü anhümâ )'dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellern)'e: Hangi nama£ ef'dal-dir? diye sorulmuş; kendisi:
«Kunutu (kıyamı)  uzun olan» buyurmuştur."
 


ÇOK SECDE ETMEK HAKKINDA

1422)    "... Kbû Fâtime{185)   (Radıyallâhü ankâ)'den; Şöyle demiştir:
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e: Yâ ftesûia İlahî Üzerine dosdoğru durup işliyeceğim bir ameli bana haber ver dedim. Buyurdu ki:
«Secdeye sarıl. Çünkü şüphesiz sen Allah Teâlâ'ya bir secde etmezsin ki, Allah onunla seni bir derece yükseltmesin. Ve senden bir hatâyı onunla düşürmesin

1423)     "...   Ma'dân   hin   Kbî  Talhâ  d-Yamıırî (186)   (Radiyallâhü  anh)'-den ; Şöyle demiştir :
Ben, Sevbân   (Radıyallâhü anh)'a rastladım. Ona dedim ki: Allah Teâlâ'nın  beni yararlandıracağı  umulan  bir hadîsi  bana anlat. Ma'dân (Radıyallâhü anhJ demiştir ki:
Sevbân (Radıyallâhü anh) sükût etti. Sonra ben dönüp söyleri?-ğimin mislini söyledim. O (yine) sustu. Üç defa tekrarladım. Ondan sonra Sevbân (Radıyallâhü anh)  bana dedi ki:
Allah için secdeye sarıl (bol secde et.) Çünkü ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'den işittim. Buyurdu ki:
«Allah'a secde eden bir kul yoktur ki, Allah onu secde ile bir derece yükseltmesin. Ve o secdeyle ondan bir günahı düşürmesin.» Ma'dân   (Radıyallâhü anh)   demiştir ki:
Sonra Ebü'd-Derdâ' (Radıyallâhü anh) a rastladım. Ona da aynı dilekte bulundum. O da Sevbân (Radıyallâhü anh) in sözünün mislisini söyledi."

1424) "... Ubâde bin.es-Sâmit (Radıyallâhü <z«/r/den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) şöyle buyururken işitmiştir :
-Allah'a bir secde eden hiç bir kul yoktur ki, Allah ona o secde ile bir hasene yazmasın, onun bir günahını silmesin ve onu o secde ile bir derece yükseltmesin. Artık çok secde ediniz.»"

 

KULUN İLK HESABA ÇEKİLECEĞİ ŞEY NAMAZDIR

1425) "... Knes bin Hakîm ed-Dabbî (187) (Rndıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir :
Ebû Hüreyre  (Hadıyallâhü anh) bana dedi kî : Sen şehrinin halkına vardığın zaman, benim Resûlullah (Sallal-lahü Aleyhi ve Sellem)'den şunu buyururken işittiğimi onlara haber
ver :
«Kıyamet günü müslüman kulun ilk hesaba çekileceği şey, farz namazdır. Eğer farz namazı tam yapmış ise (mesele yok.). Aksi takdirde  (Allah tarafından meleklere) :
Bakınız, onun nafile namazı var mı? buyurulacak. Eğer nafilesi varsa, farz namazları ondan ikmâl edilir. Sonra şâir farz ameller hakkında bunun misli işlenir,»"

1426) "... Temîm ed-Dârî (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre. Peygamber  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)   şöyle buyurdu, demiştir :
-Kıyamet günü kulun ilk hesaba çekileceği şey (farz) namazıdır. Eğer farzı tam yapmış ise ona sevap sayılır. Şayet farzı tam yapmamış ise Allah Sübhânehü ve Teâlâ meleklerine :
Bakınız!  Kulum için nafile namazdan bir şey bulur musunuz?
ikmâl edinTz   b: racaktır. Sonra dıger ameller buna göre ele alınır (hesaplanır) »
 


FARZ NAMAZIN KILINDIĞI YERDE NAFİLE NAMAZIN KILINMASI

1427) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü a«A/den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selİetn) şöyle buvurdu. demiştir :
«Sizden birisi namaz (yâni sünnet) kılacağı zaman (yerini değiştirmekten) ileri gitmekten veya geri çekilmekten veya sağına yahut soluna (çekilmekten)  âciz mi kalıyor?»"

1428)    "... El-Muğîre bin Şube (Radıyallâhü anh)\\cn rivayet edildiğine göre;   Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«İmam farz namazı kıldırdığı yerden başka bir yere geçmedikçe aynı yerde namaz kılamaz.»"

 

MESCİDDE MUAYYEN BİR YERİ YURT EÜINİP DÂİMA ORADA NAMAZ KILMAK

1429) "... Abdurrahman bin Şibl (188) (Radıyallâhü anft)'den; Şöyle demiştir :
Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) üç şeyden nehiy buyurdu :
Karganın gagalaması (gibi çabuk secde etmek)ten, yırtıcı hayvanın yayılışı (gibi secdede kollan yere yaymak) tan ve devenin (su çevresinde çökmek için) belirli bir yeri yurt edinmesi gibi adamın (mescidde)  namaz kıldığı yeri yurt edinmesinden."

1430)    "... Yezîd bin Ebî Ubeyd (RadtyaUâhü anh)'den rivayet edildiği-
ne
Seleme bin el-Ekvâ (Radıyallâhü anh), kuşluk namazını kılma-ya gelirdi. (Mescid-i Nebevî'deki Osman bin Affân (Radıyallâhü anh) a âit) Mushaf a yakın sütünün yanına giderek ona yakın bir yerde namaz kılardı. Ben ona :
Niçin şurada namaz kılmıyorsun? diyerek mescidin bâzı taraflarını işaret ederdim. O derdi ki:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. (Namaz kılmak için)   burayı arzulardı."
 


AYAKKABININ NAMAZDA ÇIKARILACAĞI ZAMAN NEREYE KONULACAĞI HAKKINDA

1431)    "... Abdullah bin es-Sâib (189)   (Radtyalâhü anhümâ)'dan:   Şöyle demiştir :
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i (Mekke) Fetih günü namaz kılarken gördüm. Ayakkabılarını sol tarafına bıraktı."

1432) "... Ebû Hüreyre (Radıyailâhü anh)\]en rivayet edildiğine yöre: Resülullah (Sallallahü Alevhi ve Scllem)  şövle buyurdu, demiştir :
«Ayakkabılarını ayaklarından çıkarma. Eğer çıkarırsan ayakla rının araşma koy. Onları ne sağ tarafına ne arkadaşının sağ; tarafına ne de arkana bırak ki, sen aradakilere eziyet etmiyesin.»"