NAMAZI LÂYIKI - Mace - Namazzlayiki
NAMAZI LÂYIKI VEÇHİLE EDA ETMEK VE ONDAKİ
SÜNNETLER KİTABI
ADAM GECE NAMAZINA KALKTIĞI ZAMAN (OKUYACAĞI) DUÂ
AKŞAM FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REK'AT HAKKINDA GELEN HADÎSLER BABI
AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ ALTI REKAT (SÜNNET) HAKKINDA GELEN (HADÎS) BABI
AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKAT (SÜNNET) TE (FÂTİHA'DAN SONRA) OKUNAN (SÛRELER) BABI
AKŞAM VE YATSI ARASINDA NAMAZ KILMAK
AYAKKABILARLA NAMAZ KILMAK BABI
AYAKKABININ NAMAZDA ÇIKARILACAĞI ZAMAN NEREYE KONULACAĞI HAKKINDA
AYAKTA NAMAZ KILANIN SEVABININYARISI KADARDIR BABI
BAYRAM GÜNÜ SİLÂH TAŞIMAK HAKKINDA GELEN (HADÎS) BABI
BAYRAM NAMAZINA YÜRÜYEREK ÇIKMAK HAKKINDA
BAYRAM NAMAZINDAN ÖNCE VE SONRA NAMAZ KILMAK
BAYRAM NAMAZINDAN SONRA HUTBEYİ (DİNLEMEK İÇİN BEKLEMEK HAKKINDA
BEŞ VAKİT NAMAZIN FARZİYETİ VE BUNLARI MUHAFAZA (= DEVAM) ETMEK
BİLMİYEREK KIBLEDEN BAŞKA BİR YÖNE DOĞRU NAMAZ KILANIN BABI
BİNEK DEVESİ ÜZERİNDE VİTİR NAMAZI KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
BİR GÜNDE İKİ BAYRAM (BAYRAM VE CUMA) TOPLANDIĞI ZAMAN HAKKINDA
BİR KAVİM, İMAMLIĞINDAN HOŞLANMADIĞI HALDE ONLARA İMAMLIK EDENİN BABI
BİR ŞEY OLURSA İMAM NAMAZI HAFİFLETİR BABI
CUMA FARZINDAN SONRA (KILINACAK) NAMAZ HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
CUMA GÜNÜ CEMÂATİN ÜSTÜNDENATLAMAKTAN NEHİY HAKKINDA
CUMA GÜNÜ NAMAZDAN ÖNCE HALKAHALİNDE OTURMAK VE İMAM HUTBE OKURKEN İHTİBÂ BİÇİMİNDE OTURMAK HAKKINDA
CUMA GÜNÜ SABAH NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI
CUMA GÜNÜNDE (DUANIN MAKBUL OLDUĞU)UMULAN BELİRLİ SAAT HAKKINDA
CUMA NAMAZINA NE KADAR MESAFEDEN GELİNECEĞİNE DAİR VARİD OLAN HADÎS
CUMA NAMAZINDAKİ KIRAAT HAKKINDA vGELEN (HADÎSLER) BABI
DÖRT REK'ATU NAMAZDA SEHVEN İKİNCİ VEYA ÜÇÜNCÜ REK ATTEN SELÂM VEREN HAKKINDAKİ BÂB
DUA EDERKEN ELLERİNİ KALDIRAN VE (SONUNDA) ELLERİNİ YÜZÜNE SÜRENİN BABI
EŞİNİ GECELEYİN (NAMAZ İÇİN) UYANDIRAN HAKKINDA
FARZ NAMAZIN KILINDIĞI YERDE NAFİLE NAMAZIN KILINMASI
FARZ NAMAZI (İHTİYAR) VAKTİNDEN TEHİR ETTİKLERİ ZAMAN HAKKINDA
GECE NAMAZINI İKİ (ŞER) REK'AT KILMAK HAKKINDA
GECE VE GÜNDÜZ (NAFİLE) NAMAZIN İKİŞER İKİŞER (REKAT) KILINMASI HAKKINDA
GECELEYİN KAÇ BEK'AT NAMAZ KILINACAĞI
GECENİN EVVELİNDE VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN HADİSLER BÂBI
GECENİN HANGİ SAATLERİNİN EFDAL OLDUĞU
GECENİN SONUNDA VİTİR (NAMAZINI) KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
GÜCÜN YETTİĞİ KADAR GEÇENİ DEFET BABI
GÜNDÜZ KILINMASI MÜSTEHAP OLAN SÜNNET HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
HASTANIN NAMAZI HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
HER İKİ BAYRAM NAMAZI VAKTİ HAKKINDAKİ BÂB
HER İKİ BAYRAMDA BOY ABDESTI ALMAK HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
HUMRE (KÜÇÜK HASIR) ÜZERİNDE NAMAZ KILMAK BABI
HUTBEYİ DİNLEMEK VE ONUN İÇİN SUSMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
İKİ BAYRAM NAMAZ1NDAKİ KIRAAT HAKKINDA
İKİ BAYRAM NAMAZINDA İMAMIN KAÇ TEKBİR ALACAĞI HUSUSUNDA
İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞ BABI
İKİNCİ REKATTEN (SONRA TEŞEHHÜDE OTURMADAN) SEHVEN KALKAN KİŞİ HAKKINDA
İMAM (NAMAZDA) YALNIZ KENDİ NEFSİNE DUÂ ETMESİN, BABI
İMAM HUTBE OKURKEN CEMÂATİN ONA YÖNELMESİ HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)
İMAM HUTBE OKURKEN MESCİDE GİREN HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
İMAM MİNBERDEN İNDİKTEN SONRA KONUŞMAK HAKKINDA
İMAM OKUDUĞU ZAMAN SUSUNUZ BABI
İMAM, KENDİSİNE UYULSUN, DİYEİMAM EDİLİR (HÜKMÜ) HAKKINDA
İMAMDAN ÖNCE RÜKU' VE SECDE ETMEKTEN NEHİY BABI
İMAMIN ARKASINDA İKEN OKUMAK BABI
İSTİSKA = YAĞMUR DİLEME) NAMAZI HAKKINDA
KADINLARIN BAYRAMLARDA NAMAZA ÇIKMALARI HAKKINDA
KİM MESCİDE GİRERSE NAMAZ KILMADIKÇA OTURMASIN, BABI
KİŞİNİN, RÜKU'DAN BAŞINI KALDIRDIĞI ZAMAN SÖYLEYECEĞİ SÖZ BABI
KÜBA MESCİDİNDE KILINAN NAMAZ..
KUDÜS'TEKİ MESCÎD-İ AKSÂ'DA NAMAZ KILMAK..
KULUN İLK HESABA ÇEKİLECEĞİ ŞEY NAMAZDIR
KUNUTTA ELLERİNİ KALDIRMAYANIN (BEYÂNI) BABI
KUR'AN'IN KAÇ GÜNDE HATMEDİLMESİNİN MÜSTAHAB OLDUĞU
KÜSÛF (güneş ve ay tutulması) NAMAZİ HAKKINDA
MEKKE'DE HER VAKlT NAMAZ KILINABİLECEĞİ HAKKINDA
MESCİDDE MUAYYEN BİR YERİ YURT EÜINİP DÂİMA ORADA NAMAZ KILMAK
MESCİD-İ HARÂM'DA VE MESCİD-İ NEBEVÎ'DE KILINAN NAMAZIN FAZİLETİ
MESCİD-İ NEBEVİYE MİNBER KONULMA BABI
NAFİLE NAMAZI OTURARAK KILMAK HAKKINDA BİR BÂB
NAMAZ İÇİN İKAMETE BAŞLANACAĞIZAMAN FARZDAN BAŞKA NAMAZ KILINAMAZI HAKKINDA
NAMAZ İÇİNDE APDESTİ BOZULANKİMSENİN NASIL AYRILIP GİDECEĞİ HAKKINDA
NAMAZ İÇİNDEYKEN TÜKÜRENİN BABI
NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEK BABI
NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEKLE) NAMAZI KESEN ŞEYLER BABI
NAMAZ KILMANIN MEKRUH OLDUĞU SAATLAR HAKKINDA
NAMAZ ÜZERİNE BİNA ETMEK (130) HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
NAMAZDA SÜBHANALLAHDEMEK ERKEKLERE, EL ÇIRPMAK DA KADINLARA UYGUNDUR, BABI
NAMAZDA İKEN KENDİSİNE SELÂM VERİLEN KİŞÎ NASIL SELÂM ALIR BABI
NAMAZDA İSTİAZE (EÛZÜ) ÇEKMEK BABI
NAMAZDA SAÇ VE ELBİSEYİ TOPLAMAK BÂBI
NAMAZDA SAĞ ELİ SOL ELİN ÜZERİNE KOYMAK BABI
NAMAZDA SEHİV ETMEK (UNUTMAK) BABI
NAMAZDA YILAN VE AKREBİ ÖLDÜRMEK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
NAMAZDA (YAPILMASI) MEKRUH OLAN ŞLYLER BABI
NAMAZDA (SECDE YERİNDEKİ) ÇAKILLARA EL SÜRMEK BABI
NAMAZ'DAN ÇIKARKEN BİR DEFA SELÂM VERMEK BABI
NAMAZ'DAN ÇIKMAK İÇİN SELÂM VERMEK BABI
NAMAZIN (REK'AT SAYISIN) DA ŞEK EDİP DOĞRUYU TAHARRİ EDEN (ARAŞTIRAN) HAKKINDA
NAMAZIN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLDUĞUNA DÂİR
ÖĞLE (NAMAZI) FARZINDAN ÖNCEKÎDÖRT REKAT (NAMAZ) HAKKINDA
ÖĞLE FARZINDAN ÖNCE DÖRT,SONRA DA DÖRT (REK'AT) KILAN HAKKINDA
ÖĞLE FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKATI KAÇIRAN HAKKINDA BİR BÂB
ÖĞLE NAMAZINI SEHVEN BEŞ REKAT KILANIN BABI
ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDA ZAMAN ZAMAN ÂYETİ AÇIKTAN OKUMA BABI
ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDAKİ KIRAAT BABI
ÖĞLEDEN ÖNCEKİ DÖRT REKATI KAÇIRAN HAKKINDAKİ BAB
ÖLÜNÜN GÖZLLERİNİ KAPATMAK HAKKINDA
ON İKİ REK'AT SÜNNET HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
ÖZÜRSÜZ OLARAK CUMA NAMAZINI TERKEDEN HAKKINDAKİ BÂB
PEYGAMBER (SAS) E SALÂVAT GETİRME BABI
RAMAZAN AYI KIYAM (= TERAVİHLE İHYASI)
RESÛLULLAH (SALLALLAHÜ ALEYHÎ VE SELLEMJtİN,ÜMMETİNDEN BİR ADAMIN ARKASINDA NAMAZ KILMASI
RÜKU DA ELLERİ DİZ KAPAKLARI ÜZERİNE KOYMAK BABI
RÜKU' VE SECDEDEKİ TEŞBİH BABI
RÜKÛ'DAN ÖNCE VE SONRA KUNUT OKUMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
SABAH FARZINDAKİ KUNÛT HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT (SÜNNET) HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT(SÜNNET) 1 KAÇIRAN KİMSENİN BUNU NE ZAMAN KAZA EDECEĞİNE DÂİR
SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİREK'ATTE OKUNAN (SÛRELER) HAKKINDA
SABAH NAMAZINDAN SONRA VE İKİNDİ NAMAZINDAN SONRA NAMAZ KILMAKTAN NEHİY
ŞABAN AYININ ONBEŞİNCİ GECESİ HAKKINDA
SAFFIN ARKASINDA YALNIZ BİR KİŞİNİN NAMAZA DURMASI BABI
SAFFIN SAĞ (KISMI) NIN FAZİLETİ BABI
SARIMSAK YİYEN KİMSE MESCİDE YAKLAŞMASIN BABI
SAVAŞTA-TEHLİKE ZAMANINDA NAMAZ KILMAK HAKKINDA
SEHİV SECDELERİNİ SELÂMDAN SONRA YAPAN HAKKINDA GELEN (HADİSLER) EÂBI
SEHİV SECDELERİNİN SELÂMDAN ÖNCE OLDUĞU HAKKINDA..
SELÂMDAN SONRA OKUNAN (ZİKİR VE DUÂ) BABI
SICAKTA VE SOĞUKTA ELBİSE ÜZERİNDE SECDE ETMEK BABI
SON HASTALIĞINDA RESÛLULLAH (SAS)İN NAMAZ KILIŞI HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
SÜTUNLAR ARASINDA SAFF (OLUP) DA NAMAZ KILMAK BÂBI
TEŞEHHÜD HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI
TEŞEHHÜD VE PEYGAMBER (SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEM) E SALÂVÂT GETİRİLDİKTEN SONRA OKUNAN DUÂ BABI
TEŞEHHÜD'DE (PARMAKLA) İŞARET BÂB1
ÜÇ, BEŞ, YEDİ VE DOKUZ REKAT OLARAK VİTİR (NAMAZINI) KILMAK HAKKINDA
VİTİR KILMADAN ÜYUYAKALAN VEYA UNUTANIN BABI
VİTİR NAMAZINDA (FÂTÎHA'DAN SONRA) OKUNAN SÛRELER HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
VİTİR NAMAZINI BİR REKAT OLARAK KILMAK HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI
VİTİRDEN SONRA OTURARAKİKİ REK'AT (NAMAZ) KILMAK HAKKINDA
YAĞIŞLI GECEDE CEMÂAT (A GİTMEMEK) BABI
YAĞMUR OLDUĞU ZAMAN BAYRAM NAMAZINI MESCİDDE KILMAK HAKKINDA
YEMEK KONUP NAMAZ (İÇİN) İKÂMET EDİLDİĞİ ZAMAN (HANGİSİNE ÖNCELİK VERİLECEĞİ) BABI
YETERLİ OLDUĞU UMULAN GECE İBÂDETİ
YOLCULUKTA VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN (HADİSLE-R) BABI
NAMAZA BAŞLAMAK BABI
803) "... Ebû Hümeyd es-Sâidî (Radtyallâkü awA)'den:
Şöyle söylemiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
namaza kalktığı zaman kıbleye doğru durup ellerini
kaldırır ve: «Allahu ekber.» derdi.1*
804) "... KIjû Saîd-i Hurlrı (Radıyatlöhu
uiıh)\\cw:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(Tahar-rüm tekbirinden sonra) namazındaki kırâata şu dua ile
başlardı:
-Allahım! Senin hamdine bürünerek, Seni bütün eksikliklerden tenzih
ederim. İsmin çok büyüktür. Azametin de çok yücedir. Senden başka
ibâdete lâyık hiç bir ma'bud yoktur.»"
805) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namaza
başlarken) tekbir aldığı zaman, tekbir ile (açıktan)
okuyuşu arasında sükût ederdi. (Açıktan bir şey
okumazdı). Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Ben :
Babam annem Sana feda olsun. Tekbîr ile kıraat arasındaki sükûtundan
bana haber verir misin? Ne dediğini bana söyle, dedim. O da :
'Allah'ım! Şark ile garbı birbirinden
uzaklaştırdığın gibi beni ile hatalarımı
birbirinden uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbise kirden
temizlendiği gibi beni hatalarımdan pâk eyle. Allah'ım! Su, kar
ve dolu (ya benzer mağfiretinin çeşitleri) ile beni hatalarımdan
yıka.' söylerim.» buyurdu."
806) :.. Âişe (Radıyaİiâhü anfıâ)'den
rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza
başladığı zaman (taharrüm tekbirinden sonra) şunu
söylerdi;
NAMAZDA İSTİAZE (EÛZÜ) ÇEKMEK BABI
807) -... Cübeyr bin Mufîm (Radtyallâhü anh)\\en:
Şöyle demiştir: Ben, Resûlullah (Sallaİlahü
Aleyhive Sellem)'i namaza girdiği zaman gördüm. Şunu okudu ı
Üç defa «Allah her şeyden büyüktür. Allah her şeyden büyüktür.» üç
defa «Allah'a çokça hamd olsun. Allah'a çokça hamd olsun.- üç defa «Sabah,
akşam, Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim.»
«Allah'ım! Şüphesiz ben taşlanmış şeytandan, onun
hemzinden, onun nefhinden ve onun nefsinden sana
sığınırım.»
Râvi Amr demiştir ki: Şeytanın hemzi, mute
hastalığıdır. Şeytanın nefsi şiirdir.
Şeytanın nefhi de kibirdir."
808) "... Abdullah İbn-i Mesud (Rathyailâhü anh)\\en:
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem)
: diye istiaze etti.
Ravi demiştir ki: Şeytanın hemzi mutedir. Onun nefsi
şiirdir. Onun nefhi de kibirdir."
NAMAZDA SAĞ ELİ SOL ELİN ÜZERİNE KOYMAK BABI
809) "... Hüllı (hin Adi)
(Radtyallâhü anh)\\cw (1) : Şöyle demiştir : Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Sağ
eliyle sol elini tutardı."
810 '... Vâil hin Hiicr (Radıyallâhii
anh)\\en\
Şöyle demiştir: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem )'i
namaz kılarken gördüm. Sağ eliyle sol elini tutmuştu."
:
811 "... Abdullah hin Mes'ud (k'aâıyaljahü ımh)\\ex\
:
Şöyle demiştir : Ben namazda sol elimi sağ elimin üzerine
koymuş iken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımdan geçti ve
sağ elimi tutup sol elimin üzerine koydu. "
KIRÂATA BAŞLAMAK BABI
812) "... Âişe (Radtyallöhü anhâ)'âen;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(na mazda); crdUJI vo ^ -^' ile kıraat a
başlardı."
813) <;... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'<\en :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekir
ve Ömer (Radıyallâhü anhümâ) (namazda); ile
kıraata başlarlardı."
814) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
(namazda); în^&l Vj *^ -^"' "e Ziraata
başlardı."
815 ... Abdullah bin el-Mugaffel'in oğlu
(Yezîd) (Radtyallâhü anhü-mâ J'dan :
Şöyle demiştir: İslâm dinine yeni bir şey sokmak hususunda
babamdan daha hassas ve sert bir adamı çok az gördüm. Bir defasında
ben namazda; diye kıraata başlarken sesimi işitti. Bunun
üzerine: Ey oğulcuğum! (Dinde) bir şey ihdas etmekten
sakın. Çünkü ben Hesûlullah (Sallallahîi Aleyhi ve Sellem) ile beraber?
Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) ile beraber; Ömer (Radıyallâhü anh) ile
beraber ve Osman (Radıyallâhü anh) ile beraber namaz kıldım.
Bunlardan hiç birisinden, kıraata başlarken besmeleyi çektiğini
işitmedim. Bunun için sen kıraata başlarken;
[jıİLİJI ;"_/ diyerek başla, dedi."
SABAH NAMAZ1NDAKİ KIRAAT BABI
816) "... Kutbe bin Mâlik (3)
(Radıyallâkü anbyden rivayet edildiğine . kendisi. Peygamber
(Sallallakü Aleyhi ve SeJlem)'İn sabah namazının (ilk rekatinde)
:
= -Ve tomurcukları birbiri üzerine dizil-
miş (semâye doğru) uzayan hurma ağaçları...» (4) âyetitnin
içinde, bulunduğu sûreyi) okurken işittiğini
söylemiştir.»"
817) "... Amr bin Hüre vs (Radıyallâhü anhyöen rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazında: ,jm&i\
jljJ-l -^ (**-*t ^ = «Şimdi yemin ederim
(geceleyin görünüp gündüz} sönen yıldızlara, dolaşıp
yuvasına giren gezegenlere.- (5) âyetleri (nin bulunduğu sûreyi)
okurken ben Onunla beraber namaz kılmışımdır. Şu
anda Onun kıraatim işitiyor gibiyim.»
818) *... Ebû herze (Radıyallâkü anh)\\cn rivayet
edildiğine j<örc : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah
namazında altmış ile yüz âyet arası okurdu."
819) "... Ebû Katâde (Radtyallâhü anh)\\ç.x\ :
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı.
Öğle ve ikindi farzlarının birinci rek'atinde kıraati
uzatırdı. İkinci rekat te kısaltırdı. Sabah namazı
da öyleydi."
820) "... Abdullah bin es-Sâib (RaatyaUâhü anhütnâ) dan :
Şöyle söylemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazında Mü-minûn'
sûresini okudu. İsâ (Aleyhi's-Seldm) nın zikredildiği yere
geÜnce onu bir şarka (6) tuttu. Bunun üzerine hemen rükû 'etti. Yani
öksürük (tuttu.)"
CUMA GÜNÜ SABAH NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI
821) "... İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhüma
)'dan: Şöyle elemiştir: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah
namazın (in ilk rek'atin)det j-i jP ^ ve
(ikinci rek'atinde); Ji- ^"1 J* sûrelerini
okurdu."
822) "... Mus'ab'ın babası
Sa'd bin Ebî \'akkas
(Radtyallâhü anhü-mû/dan: Şöyle söylemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah na-
mazındn ilk rek'atin)de Jjjtf ^1 vp (ikinci rek'atinde) :
sürelerini okurdu."
823) ... Ebû II ü rey re (Radtyallâhü anft)'ûen : Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah namazın (in ilk
rek'atin)de; ve (ikinci rek'atinde) sûrelerini
okurdu."
824) "... Abdullah bin Mes'ud (Radıyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü sabah na-mazın (in ilk
rek'atin)de: dtjr' (*"
ve (ikinci rek'atinde) : surelerini okurdu.
İshak demiştir ki: Amr, bize Abdullah'tan böylece tahdis etti. Bunda
şüphem yoktur."
^
ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDAKİ KIRAAT
BABI
825) "... Kaz'a (7) (Radtyallâhü anh)'âen :
Şöyle söylemiştir: Ben, Ebü Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)'ye
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum. Ebû Saîd
(Radıyallâhü anh) : Onda senin için bir hayır yoktur, dedi. Ben -.
Allah sana rahmet eylesin (Onu) açıkla, dedim. Kendisi:
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) için öğle farzının
ikâmeti getirildi de birimiz el Bakî'a çıkardı. Kaza-i hacet ederdi.
Sonra (evine) gelerek abdest alır (mescide döner) di. ResûluIIah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i Öğle farzının ilk rek'atinde
bulurdu, demiştir."
826) -... Ebû Ma'mer ( (Radıyallâhü anh>'den :
Şöyle demiştir : Ben, Habbâb (Radıyallâhü anh)'a:
Siz, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi
namazlarında kıraat ettiğini hangi şeyle biliyordunuz? diye
sordum. O dedi ki: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in mübarek
sakalının hareketiyle (kıraat ettiğini) biliyorduk."
827) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir :
Namaz kılma şekli bakımından Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem)'e falan adamdan daha ziyade benzeyen hiç bir kimseyi görmedim.
(Süleyman bin Yesâr) demiştir ki s O zât, öğle namazının
ilk iki rekatını uzatırdı. Son iki rekatı de
hafifletirdi ve ikindi namazını hafif kılardı."
828) "... Ebû Saîd-i Hudrî
(Radıyallâhü anh)"den :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem)'in
ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zât
toplanarak birbirlerine :
Geliniz Resûlullah (Sallallahü Alevin ve Sellem) in açıktan
okumadığı namazdaki kıraatinin tahminen (kaç âyet kadar
olduğunu) hesaplayalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilâfa
düşmeyerek Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in öğle
namazının birinci rek*a-tindeki kıraatim otuz âyet kadar ve son
rek'atindeki kıraatini onun yarısı kadar olarak tahmin ettiler
İkindi namazındaki kıraatini da öğle namazına âit'son
iki rek'atin (kıraatinin) yansı kadar tahmin ettiler."
ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDA ZAMAN ZAMAN
ÂYETİ AÇIKTAN OKUMA BABI
829) "... Ebû Katâde (Hadtyaliâhü anh )'<kn rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir :
«Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize
kıldırdığı öğle namazının ilk iki
rek'atinde (Fatihadan sonra) Kur'an okurdu ve (gizli okuduğu âyetlerden)
bâzısını zaman zaman bize duyururdu.»"
830) "... Berâ' bin Azib (RadtyalUhü anh)'den rivayet edildiğine göre
şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını
kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zâriyat sûresinden olan
âyetlerden bâzısını Ondan işitirdik."
AKŞAM NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI
831) ... İbn-İ Abbâs (Radıyallâhü anhümâydan, O da annesi (Ebû
Bekir bin Şey be demiştir ki: Annesinin adı Lübâbe'dir.) (10)
(Rod%y<ülûhü an-hd)'dan rivayet ettiğine göre annesi;
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in, akşam namazında;
ti/. o^Cjİlj (sûresini) okuduğunu işitmiştir."
832) "... Cübeyr bin Mut'im
(RadıyaUûkü anh)'den rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir :
«Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in, akşam
namazında-. jjJ2İ\j (sûresini) okuduğunu işittim.»
Cübeyr (Radıyallâhü anh), bu hadîsten başka bir hadîste şöyle
demiştir:
-Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in; ece pUaL; yfeLU CjÜi Jy Jj
oJû)İ.S ^ ^İ ffJ, °j& '& \Ji£. J.İ
Âyetlerini okuduğunu İşittiğim zaman, az kaldı kalbim
uçuyordu.»"
833) "... Ikn-i Ö.ıkt (Radıyallâhü an A J'den:
Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
akşam namazında tyk Iİ*ve
."j^Vİty^j (sûrelerini) okurdu."
YATSI NAMAZINDAKİ KIRAAT BABI
834) "... Berâ' bin Âzib (Radtyallâkü <mA)'den rivayet edildiğine
göre kendisi, Peygamber (Şallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber (bir
yolculukta) yatsı namazını kılmıştır ve :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in, (o namazın bir
rek'atinde} oJi^J 0^"j (sûresini) okuduğunu İşittim,
demiştir."
835) "... Herâ" hin Azih (Radıyallâhü
anh)'(\en rivayet edildiğine yöre yukarıdaki hadisin
mislini söylemiş ve bu arada sunu da söylemiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den güzel sesli yahut
kırâatlı (11) hiç bir insanı dinlemiş değilim."
836) "... Câbir (Radtyatlâhü anh)\\ex\ rivayet
edildiğine «(üre: Muâz bin Cebel (Radıyallâhü anh)
arkadaşlarına yatsı namazını kıldırdı
da onlara namazı uzattı. (Durum, Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'e iletilince) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sel-lem) (Muâz'a) :
*(Halka imamlık ettiğin zaman) Şems, A'lâ, Leyi ve Alâk
sürelerini oku.- buyurmuştur."
İMAMIN ARKASINDA İKEN OKUMAK BABI
837 . . I'bade bin
es-Sânıit (Radtyallâhü anh)\\ex\
rivayet edildİRUie «öre: Peygamber (Sallallahü
Aleyhi m<• ScMeın) şöyle buyurdu, demiştir :
«Namazda Fatiha (sûresini) okumayanın hiç bir namazı yoktur.»"
838) "... Ebü's-Sâib (13) (Radtyallâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre kendisi Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh))den
şunu îşitmİştir: Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Kim, içinde Fatiha okumadığı bir namaz kılarsa o namaz
noksandır, tamam değildir.» buyurmuştur. Ben:
«Yâ Ebâ Hüreyrel Şüphesiz ki ben zaman zaman imamın arkasında
olurum.» dedim. Bunun üzerine Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh), kolumu tutup
bastırdı ve :
«Yâ Fârislit Fatihayı gizli oku.» diye cevap verdi.
839) ... Ebû Saîd-i Hudrî (R attı yat lâhü
anh) den:
Şöyle demiştir: ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve Sel|em) buyurdu ki:
«Farz veya diğer namazların her rekaünde Fâtiha'yı ve bir sûreyi
okumayanın hiç bir namazı yoktur.»"
840) "... Aişe (Radtyallâhü anhâ/den :
Şöyle demiştir: Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den
şöyle buyururken işittim:
«İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır.»"
841) "... Amr bin Şuayb'm dedesi (Abdullah bin Amr bin
el-As (Radtyallâhü anhümyâen rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t «İçinde Fatiha
okunmayan her namaz noksandır, her namaz noksandır.»"
842) "... Kl;ıûl Drrdâ (Ratltyallâhii
<tnfı)'(\en rivayet ('(indiğine yıırı- bir
adam ona (namazda okumanın hükmünü) sor;ır;ik
:
'İmam okuduğu halde ben (de) okuyacağım (mı)?'
demiş. Ebü'd Derdâ demiştir ki: 'Bir adam, her namazda okumak var
mı?' diye Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) e (soru) sordu.
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de;
«Evet! (Her namazda okumak vardır.)» buyurdu. Bunun üzerine kavimden
bir zât: 'Bu, vâcib oldu." dedi."
843) "... Câbir hin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'âan
rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir :
Süneni tbn-i Mâce — C. : 3• P.: 5
Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk
iki rekat lerinde Fatiha ve bir sûre: son iki rek'atlerinde Fatiha
okurduk."
İMAMIN İKİ SEKTESİ BABI
844) ... Seımıre hin Citndüb (15)
(Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den bellediğim iki sekte
vardır. İmrân bin el-Husayn (Radıyallâhü anh) bunu kabul etmedi.
Bunun üzerine, biz Medine'de bulunan Übeyy bin Ka'b (Radıyallâhü anh) a
mektub yazarak durumu sorduk. Übeyy (Radıyallâhü anh), Semure
(Radıyallâhü anh) in Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den
alınanı iyice hıfzettiğini, yazılı cevabla
bildirdi.
Râvi Said demiştir ki: Biz, bu iki sekteyi (yer
bakımından) Ka-tâde'ye sorduk. Katâde dedi ki: Adam namaza
girdiği zaman ve ki râattan boşaldığı zaman' Katâde
daha sonra dedi ki: 'Ve
845) "... Hasan(-i Basrî) (16) (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre: Semûre (bin Cündüb) (Radtyallâhü anh)'ün şöyle
dediğini söylemiştir:
Ben, kırâattan önce bir sekte ve rüku' zamanı bir sekte olmak üzere
namazda iki sekteyi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-den
hıfzettim/ İmrân bin el-Husayn (Radıyallâhü anh), onun bu sözünü
kabul etmedi. Bunun üzerine (durumu) Medine'ye, Übeyy bin Ka*b
(Radıyallâhü anh)'a yazdılar. Übeyy (Radıyallâhü anh), Semûre
(Radıyallâhü anh)'ı tasdik etti."
İMAM OKUDUĞU ZAMAN SUSUNUZ BABI
846) "... Ebû Hüreyre (Radtyailâhu anh)\\ç\\ rivayet edildiğine göre:
Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir ;
«İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır.
Bundan dolayı, imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir
alınız, okuduğu zaman su-
sunuz; dediği zaman ı Âmîn, deyiniz, rü-kua gittiği zaman siz de
rüku'a gidiniz, dediği zaman : deyiniz. Secde ettiğiniz
zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz
oturarak namaz kılınız.»'
Not : Sindi : Müslim, bu hadisi sahih saymıştır. Bunu zayıf
gösterenlerin sözlerine itibar edilmez, demiştir.
847) "... Ebû Musa el-Eş'âri (Radtyalfâhiİ anh)'(\en rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
İmam okuduğu zaman, siz susunuz. İmam oturduğu zaman her
hangi birinizin ilk zikri teşehhüd olsun.»"
848) "... îbn-i Ükeyme (el-Leysî) (İS) (Rtuhyattâhü anh)'(\ew rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Ebû Hüreyre (Badıyallâhü anh)'den şunu söylerken işittim :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ashâbma bir namaz
kıldırdı. O namazın sabah namazı
olduğunu zannediyorum. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdan sonra:
— «Sizden her hangi bir kimse (benimle beraber) okudu mu?» diye
sordu. Bîr adam ;
— Ben (okudum) dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
— «Ben, (içimde) : Bana ne oluyor ki Kur'an
(okumuşum) da benimle münazaa ediliyor, diyorum»
buyurdu."
849) "... İbn-i Ükeyme (Radtyallâhü anh)'den : O(nun) da Ebû Hüreyre
(Radtyallâhü anh)'âen rivayet ettiğine göre Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)
:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı
diyerek, yukarıdaki hadîsin mislini söyledi ve ona şu ilâveyi
yaparak,' dedi ki: Bundan sonra saha biler, imamın açıktan
okuduğu namazlarda sustular."
850) "... Câbir (Radtyallâhü «n/r/den rivayet edildiğine
«öre; Kesûlul-lah (Sallallahü Mevki ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«Namaz kılan bir kimsenin imamı bulunursa, imamın kıraati,
onun için kıraattir.»"
851) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyâen. rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyih ve Sellcm) şöyle buyurdu, demiştir :
«Okuyucu •• Âmin demek istediği zaman siz de âmîn deyiniz. Çünkü melekler:
Âmîn derler. Her kim ki, onun 'Âmin' demesi, meleklerin âmin demesine denk
gelir, onun geçmiş günahı bağışlanmış
olur.»*'
852) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Okuyucu, âmîn demek istediği zaman siz de âmîn deyiniz. Çünkü herkim ki
âmîn demesi meleklerin âmîn demesine denk gelirse, onun geçmiş günahı
bağışlanmış olur.»"
853) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü
aıth)'den rivayet edildiğine göre,
şöyle demiştir:
Halk, âmin demeyi terk etmiştir. Halbuki Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem); . dediği zaman, birinci
saftakilerin işiteceği seste âmin derdi ve mescid âmin sesiyle
dalgalanırdı."
854) •'... Ali (bin Ebî Talib) (Radtyaîlâkü atıh)'den :
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem)'den; LirüC-âJI
Vj dediği zaman öy>! dediğini işittim.'
855) "... Vâil (bin Hücr) (Radıyallâhü ank)'dcn:
Şöyle demiştir:
Beri, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz
kıldım. tjOUaJI Vj dediği zaman: <jyl dedi. Biz de ûy1 »esini
işittik."
856) "... Âişe (Radtyallâhü anhâ)'âen rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Yahudiler, sizin selâmınızdan ve âmin deyişinizden dolayı
size hased ettikleri kadar, hiç bir şeyinizden hased etmezler.»"
857) "... İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâydan rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) şöyle buyurdu, demiştir
:
«Yahudiler, âmin (deyişiniz) den dolayı size hased ettikleri kadar
hiç bir şeyden dolayı size hased etmezler. Bunun için çokça âmin
deyiniz.»"
858) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'âen rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhive SellemH namazda iftitah tekbiri
aldığı, rükûa gittiği ve rükûdan mübarek
başını kaldırdığı zaman her iki elini
omuzlarının hizasına kad&r kaldırırken gördüm.
İki secde arasında (ellerini) kaldırmazdı.'
859) "... Mâlik bin el-Hüveyris (19) (Radıyattâkü anh)'den rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namaz için) iftitah tekbirini
aldığı zaman kulaklarının yakınına kadar
ellerini kaldırırdı. Rüku'a gittiği zaman aynı
şeyi yapardı. Ve rüku'dan başını
kaldırdığı zaman onun gibi yapardı."
860) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'<\en :
Şöyle demiştir;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in namazda iftitah tekbiri
aldığı zaman, rükûa gittiği zaman ve secde etmek üzere
rükû'dan kalktığı zaman, ellerini omuzları hizasına
kadar kaldırdığını gördüm."
861) "... Umeyr bin Habîb (20) (Radıyallâhü
a»A)'den :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), farz
namazda her tekbir ile beraber ellerini kaldırırdı."
862) "... Muhammet! bin Anır bin Alâ (21)
(Radıyallâhü anhümyâcn :
Şöyle demiştir: Ben, Ebû Hümeyd es-Sâidî (22) (Radıyallâhü
anh)'den işittim. Kendisi Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in
ashabından on zâtın arasındaydı. On sahâbiden birisi Ebû
Katâde bin Rib'i idi. Ebû Hümeyd, orada bulunan on sahâbi'ye =
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namaz
kılışını hepinizden daha iyi bilirim Resülullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza durmak istediği zaman dimdik
doğrulurdu ve ellerini omuzları hizasına kadar
kaldırdıktan sonra: -Allahü ekber» derdi, rükû'a varmak istediği
zaman da ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı.
dediği zaman da ellerini kaldırırdı, sonra tam
doğru-
lurdu. İki rek'atten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman tekbir
alırdı ve iftitah tekbîrini aldığı zaman
yaptığı gibi ellerini omuzlarının hizasına kadar
kaldırırdı."
863) "... Abbâs bin Sehl-i Sâidî (2İ)
(Radıyallâhü anhümâ)'âan :
Şöyle demiştir: (Sahâbilerden) Ebû Hümeyd (es-Sâidİ), Ebû Üseyd
es-Sâidî, Sehl bin Sa'd (es-Sâîdi) ve Muhammed bin Mesleme (Radıyallâhü
anhüm) toplanmıştılar. Bir ara Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
SellemJin namazını anlattılar. Ebû Hümeyd (Radıyallâhü
anh) :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SeüemJ'in namazını hepinizden
daha iyi bilirim. Muhakkak ki Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza
kalktı, tekbîr alarak ellerini kaldırdı. Sonra rü-kü'a varmak
için tekbîr aldığı zaman ellerini kaldırdı.
Sonra rükû'dan kalktı da ellerini kaldırdı ve her kemik
yerine dönünceye kadar tam doğruldu, dedi."
864) ... Alî bin Ebî Talib (Radtyattdhü <in*J'den :
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî farz namaza
kalktığı zaman tekbir getirirdi ve ellerini
omuzlarının hizasında oluncaya kadar kaldırırdı.
Rükû'a gitmek istediği zaman bunun mislini yapardı. Rükû'dan
başını kaldırdığı zaman da bunun mislini
yapardı. Ve iki rekatten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman
bunun mislini yapardı."
805) "... Abdullah bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)yfrd\\:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem), her tekbir getirişinde ellerini
kaldırırdı."
866) "... Enes (bin Mâlik) (Radtyallâkü anh)'den
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), namaza
girdiği zaman ve rükû'a gittiği zaman ellerini
kaldırırdı."
867) "... Vâİl bin Hücr (Radtyallâhü
Şöyle demiştir: Ben (kendi kendime) dedim ki:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e muhakkak ve İyice bakayım,
nasıl namaz kılıyor? Bunun üzerine (baktım) Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kalktı, kıbleye doğru durdu. Sonra
ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdı. Sonra
rükû'a gittiği zaman ellerini bu şekilde kaldırdı.
Başını rüku'dan kaldırınca ellerini böylece
kaldırdı"
868) "... Ebü'z-ZüİH'yr (24) (Radıyailâhii anh)\\tn rivayet
edildiğine »öre:
Câbir bin Abdillah (Radıyailâhii anhümâ) namaza başlarken ellerini
kaldırdı ve rükû'a gittiği zaman ile rükû'dan
başını kaldırdığı zaman bunun mislini
yapardı. Ve: 'Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i gördüm.
Böyle yaptı,' derdi.
Ebû Zübeyr (Radıyailâhii anhJ'in râvisi ibrahim bin Tahmân (25) da
ellerini kulaklarına kadar kaldırmıştır"
NAMAZDA RÜKÛ BABI
869) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydtn:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), rükû'a
vardığı zaman başını ne yukarıya
kaldırır, ne de aşağıya indirir, ikisinin
arasında tutardı."
870) "... Ebû Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensârî) (Radtyallâhü an
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Meyhive Sellem) şöyle
buyurdu demiştir :
«Rükû1 ve secdede belini düzgün tutmayan adamın
kıldığı namaz, kâfi değildir.-"
871) "... Ali bin Şeybân (26) (Radtyallâhü anh), kavmi
tarafından Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)^ elçi olarak gönderilen
heyetten idi. Kendisi şöyle demiştir :
Biz yola çıktık. Nihayet Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in
yanına vardıktan sonra Ona biat ettik. Ve arkasında namaz
kıldık. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), namazını
düzgün kılmayan, yâni rükû' ve secde de belini düzgün tutmayan bir adama
kulaktan yana göz ucuyla baktı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
namazını bitirince .-
«Ey Müslümanlar cemâati! Rükû' ve secdede belini düzgün tutmayanın
namazı yoktur.» buyurdu."
872) ... Vâbısîi bin Ma'bed (27) (Radtyallâhü
anh)'\n şöyle dediği rivayet edilmiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i namaz kılarken gördüm.
Rüku' ettiği zaman, belini Öyle düzgün tutuyordu ki, eğer üzerine su
dökülmüş olsaydı, orada kalacaktı."
RÜKU DA ELLERİ DİZ KAPAKLARI ÜZERİNE KOYMAK BABI
873) "... Mus'ab bin Sa'd (bin Ebî Vakkâs) (Radtyallâhü anhümâ)'dan :
Şöyle demiştir: Ben, babam yanında rüku' ettim de tatbik ettim.
(Her iki elimin parmaklarını birleştirerek ellerimi iki diz
kapağımın arasına koyup diz kapaklarımı
birleştirdim.) Babam elime vurdu ve: Biz böyle yapardık. Sonra
ellerimizi diz kapaklarımızın üzerine kaldırmakla
emrolunduk. dedi."
874) "... Aişe (Radtyallâkü anhâyden :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) rüku* ederdi
de ellerini diz kapakları üzerine koyardı. Pazılarını
(yanlarından) uzaklaştırırdı."
KİŞİNİN, RÜKU'DAN BAŞINI
KALDIRDIĞI ZAMAN SÖYLEYECEĞİ SÖZ BABI
875) • Ebû Hüreyre (Radıyallâhü
ankyden rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü 'Aleyhi ve Sellem) :
zaman i . j derdi."
876) "... Enes bin Mâlik (Radtyattâhü ank)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve StUem) :
«İmam dedigri zaman siz de niz.» buyurdu."
877) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radıyallâhü anh)\\en rivayet
edildiğine göre kendisi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem y\
şöyle buyururken işitmi$tir:
«İmam: - dediği zaman siz de: deyiniz.»"
878) "... İbn-i Ebî Evfâ (Radıyallâhü
anh)'fien: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) rüku'dan başını kaldır (maya başla)
dığı zaman: (ve tam doğrulduktan sonram ^
derdi."
879) "... Ebû Cuhayfe (Radıyallâhü ank)"6sa\ Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdayken. Onun
yanında nasiblerden bahsedildi. Bir adam: Falanın nasibi
atlardadır, dedi. Bir başkası: Falanın nasibi develerdedir,
dedi. Diğer birisi: Falanın nasibi koyunlardadır, dedi. Bir
başka kişi: Falanın nasibi kölelerdedir, dedi. Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazını kılıp,
son rek'atdn rüku'un)dan başını kaldırınca:
dedi ve Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem), onların dediklerinin
doğru olmadığını bilmeleri için, sesini 'el-Ced =
nasib, -kelimesi ile uzattı."
SECDE BABI
880) "... Meymûne (Radtyallâhü an ha) 'den; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) secde ettiği zaman
kollarını (yanlarından) uzaklaştırırdı. Öyle
ki, bir kuzu, kollarının arasından geçmek isteseydi
geçebilirdi.»"
881) "... Abdullah bin Ubeydillah bin Akranı
el-Huzâi'nin babası L'bey-Hullah bin Akram el-Huzâi (Radıyallâhü anhümâyden;
Şöyle demiştir:
Ben, Nemire'nin (26) dağlardan ve tepelerden oldukça uzak bir
düzlüğünde babamın beraberindeydim. Yakınımızdan bir
süvari kafilesi geçti ve yolun kenarında <develerini) çökerttiler.
Bunun üzerine babam (Akram) bana t Sen hayvanların yanında kal. Tâ ki
ben şu topluluğun yanına vararak onlarla görüşüp
durumlarını sorayım, dedi. Ve çıkıp gitti. Ben de
vardım. Yâr.i yaklaştım. Baktım ki Resû lullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) ordadır.
(Namaza durdular.) Ben de namazda hazır bulunarak onlarla beraber namaz
kıldım. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in her secde
edişinde ben O'nun koltuk altlarının beyazlıklarına
bakardım.
İbn-i Mâcete demiştir ki: Halk, Ubeydillah bin Abdullah der. Râvi Ebü
Bekir bin Ebî Şeybe de dedi ki: Halk Abdullah bin Ubey-dilah der.
Bize Muhammed bin Beşşâr tahdis etti. (O da dedi ki:) Bize
Ab-durrahman bin Mehdi, Safvân bin îsâ ve Ebû Dâvûd tahdis ederek dediler ki:
Bize, Dâvûd bin Kays, UbeydiUah bin Abdillah bin Ak-ram'dan; O da
babasından, O da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini
tahdîs etti.»"
882) "... Vâil bin Hücr (Radıyatlâhü a»/r)'den rivayet
edildiğine göre. şöyle demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in secdeye giderken ellerinden
önce dizlerini yere koyduğunu ve secdeden kalktığı zaman,
dizlerinden önce ellerini (yerden) kaldırdığını
gördüm."
883) ... (Abdullah) İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâ/dan
rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em)
şöyle buyurdu demiştir :
-Ben, yedi kemik üzerinde secde etmekle emrolundum.»"
884) ... İbn-i Abbâs (Radtyallâhü anhümâJ'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Ben, yedi (kemik) üzerinde secde etmekle ve
(secdeye giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.»
885) "... Abbâs bin Abdulmuttalib (Radtyallâhü anhyfan rivayet
edildiğine göre kendisi; Resûlullah (Salluilahıı Afcvhi ve
Sellem)'den şunu buyururken işitmiştir :
-Kul, secde ettiği zaman onunla beraber yedi uzuv secde eder: (etmelidir.)
Yüzü, el avuçları, diz kapakları ve ayakları.»"
886) „. Resûlullah (Sallallahü Alryhi vv Sel/emy\n arkadaşı Ahmer
(30) (Radıyallâhü anh /den :
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) secde
ettiği zaman ellerini yanlarından çok
uzaklaştırdığından dolayı, biz gerçekten Ona çok
acıyorduk."
RÜKU' VE SECDEDEKİ TEŞBİH BABI
887"... Ukbe bin Amir el-Cühenî (Radtyailâhü anh) den, şöyle
demiştir : — •Öyleyse sen. Büyük Rabbinin
adını teşbih et.» ) âyeti nazil olduğu zaman Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize :
«Bu (âyetin mefhurnu)nu rüku nuzda kılın.» buyurdu. Sonra; ^Wl 'dij
pm\ £?* _ «gen, Yüce Rabbinin adını teşbih
et.-
âyeti nazil olunca Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize:
«Bu (âyetin mefhumu>nu secdenizde kılın.»
buyurdu."
888) "... Huzeyfe bin el-Vemân (Radıyallâhü tinh)\\ç\\ rivayet
edildiğine göre kendisi :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den; rüku'a gittiği zaman üç defa
«Sübhâne Rabbiye'I-Azîm» ve secdeye gittiği zaman üç defa «Sübhâne
Rabbiye'1-Alâ» dediğini (kulağıyla) işîtmiştir."
889"... Aişe (Rtidtyallâhü anh)\\rw; Şöyle «itmiştir
: Resftltaliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), rüku' secdesinde:
zi^««i çok söyleyerek Kuranı tefsir ederdi."
890) "... (Abdullah) İbn-i Mes'ud (Radtyallâhü
««A/den rivayet edildi gme göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demişUr
-Biriniz rüku'a gittiği zaman rüku'unda üç defa 'Sübhane Hab-biye'1-Azîm'
desin. Çünkü böyle yaptığı zaman rüku'u tamamlanmış
olur. Ve biriniz secde ettiği zaman secdesinde üç defa 'Sübhane
Rab-biye'1-A'lâ1 desin. Çünkü bunu yaptığı zaman serdesini
tamamlamış olur. Bu (anılan) zikir, en azıdır.»"
SECDEDE İTİDAL BABI
891) "... Câbir (Radıyattâhii anh)'den rivayet
edildiğine göre: Resûlul-lah (Sallattahü Aleyhi ve Seli em)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz secde ettiği zaman i'tidâl etsin. Ve köpeğin
yayılması gibi kollarını (yere)
yaymasın.*"
892) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Secdede i'tidâl ediniz. Sakın herhangi biriniz köpek gibi kolla nnı
yayarak secde etmesin.» buyurdu."
İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞ BABI
893) "... Aişe (Radıyallâhü anhâyûen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), başını rüku'dan
kaldırdığı zaman iyice doğrulup, ayakta
durmadıkça secdeye gitmezdi ve secde edip başını
kaldırdığı zaman, iyice doğrulup oturmadıkça
(ikinci) secdeye gitmezdi. Oturduğu zaman sol ayağını
iftirâş ederdi, (döşerdi.)"
894) ... Alî (Radıyallâhü anhyâen; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana buyurdu ki: «İki secde
arasında ik'â oturuşuyla oturma.»"
895 "... Alî (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
«Yâ Alî! Köpeğin ilf'â (denilen) oturuşu
gibi ik'â oturuşuyla oturma.»"
896) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anhyâen rivayet edildiğine
göre kendisi; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu,
demiştir :
«Sen başını secdeden kaldırdığın zaman köpeğin
ik'â ettiği gibi ik'â etme. Sağrılarını
ayaklarının arasına al ve ayaklarının üst
kısmını yere yapıştır.»"
İKİ SECDE ARASINDA(Kİ OTURUŞTA)
KİŞİNİN SÖYLEYECEĞİ ÜUÂ BABI
896..Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Sellem) iki secde
arasında(ki
oturuşta) :
= «(Ey) Kabbim! Bnna mağfiret eyle.
(Ey) Rabbim! Bana mağfiret eyle.» derdi."
897.."... İbn-i Ahliiis (Radıyallâhü anhüuiü)\\ı\w
rivâvt't <i\\\e demiştir :
ResûiuJlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece namazında iki sec-de
arasında(ki oturuşta) «(Ey) Rabbim! Beni (m günahlarımı)
bağışla, bana rahmet eyle. Beni (m
kırıklarımı) düzelt. Beni nzıklandır ve beni (m
derecelerimi) yükselt.» derdi."
TEŞEHHÜD HAKKINDA GELEN HADİSLER BABI
899) "... Abdullah bin Mes'ud (Radtyallâhü an/rj'den rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir :
Biz Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ ile beraber namaz
kıldığımız zaman (teşehhüd için
oturduğumuzda) «Selâm Allah'ın kullarına olsun» demeden önce
«Selâm Allah'a olsun, Selâm Cebrail'e, Mikâil'e, falan ve falana olsun» derdik.
İbn-i Mes'ud ve arkadaşları (falan ve falan sözü ile) melekleri
kasdederler. Sonra Resû-lullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bizim böyle
dediğimizi işitti bunun üzerine :
«Selâm Allah'a olsun demeyiniz. Çünkü şüphesiz Allah selâmın
kendisidir. Bunun için (teşehhüde) oturduğunuz zaman;
deyiniz. Çünkü kişi bunu söylediği zaman selâm cümlesi gökte ve yerde
bulunan her salih kula isabet eder.»"
"... Abdullah bin .Mes'ud (Rarfivaliâhii
<ın/t)'<\vn rivayet edildiğine yöre: Kendisi,
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SelleinJ'den bunun
mislini rivayet etmiştir."
"... Abdullah bin .Mes'ud (Rmlıvallâhü an/t)\\en
rivayet edildiğine ji«ire : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) onlara
teşehhüdü öğretirdi. Abdullah (Radıyallâhü anh) bu hadisin
mislini zikretmiştir."
900) "... (Abdullah) İbn-i Abbâs
(Radtyallâhü anhümâ)'âan; Şöyle de-
ResûJullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sûre
öğrettiği gibi teşehhüdü öğretirdi. Ve teşehhüdü
şöyle okurdu :
901) "... Ebû Musa el-Eş'ârî
(Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) bize hitabede bulundu ve bize yolumuzu beyan etti. Bize
namazımızı öğretti ve bu arada buyurdu ki :
«Namaz kıldığınız zaman, biriniz (teşehhüd
için) oturduğunda ilk sözü şu olsun :
902) "... tabir bin Abdillâh (Radıyaiiâkü
anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (SalJallahü Aleyhi
ve Sellem) bize Kurandan sûre Öğretir gibi teşehhüdü
öğretirdi:
PEYGAMBER (SAS) E SALÂVAT GETİRME BABI
903. . Kbfı Said-i Hınlrî (RadıyaMkii ank)'(]en; Şöyle
demiştir
Biz: Yâ Resûlallah! Sana (edilen) bu selâm
Uâfzı)ı bildik. Sa-lât (lâfzı) nasıldır?
diye sorduk. O buyurdu ki: Şöyle deyiniz i
904) "... (Abdıırrahman) İbn-i Ebî Leylâ (,Î6)
(Radıyallâhü anh)den: Şöyle demiştir :
Ka'b bin Ucre (37) (Radıyallâhü anh) bana rastlayarak şöyle dedi :
Sana bir hediye vereyim mi? Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir
defasında yanımıza çıkageldi. Biz (kendisine) : (Yâ
Resûlallah!) Sana selâm etmeyi bilmiş olduk. Sana salât nasıl
(getirilir.)? dİVP snrrlul*- f~»
*■......-J ' '
lir.)? diye sorduk. O, buyurdu ki: ($Öy)e) deyiniz:
905) "... Ebû Hiimeyd es-Saîdî (Radıyaltâhü ank)'Ğen rivayet
edildiğine göre :
Sahâbiler Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e:
Yâ Resûlallah! Sana salâvât getirmekle emrolunduk. Sana nasıl salâvât
getireceğiz, diye sordular. O da buyurdu kî:(Şöyle) Deyiniz :
906) "... Abdulliih bin Ales'ur] (Ratlıynlhîhü ank)\\en: Şöyle
demidir: Resûlullah (Sallallahv Aleyhi ve Sellem)e salâvât getirmek
istediğiniz zaman, O'na güzelce salâvât getiriniz. Çünkü şüphesiz siz
bilemezsiniz. Umulur ki getirdiğiniz salâvât O'na arzedilir.' Râvi
demiştir ki: İbn-i Mes'ud (ftadıyallâhü anh)'un
yanındakiler kendisine: Şu halde (güzel salâvâtı) bize
Öğret, dediler. İbn-i Mes'ud (Radı-yallâhü anh)
(onlara) dedi kî: Şöyle söyleyiniz:
907) "... Amir bin Rahîa (4İ) (Radtyallâhü
anh)'<\en rivayet edildiğim" göre; Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
Âmir bin Rabia bin Ka'b bin Mâlik el-Anzî Ebû Abdillah, ilk muhacir
terdendi. Habeşistan'a da hicret etmişti. Bedir ve diğer
savaşlara katılmıştı. Peygamber (A.S.)'den ve Ebû
Bekir (R.A.) İle Ömer (R.A.)'den rivayet etmiştir. Kendisinden de
îbn-i Zübeyr, îbn-i Ömer ve başkaları rivayet etmiştir. Hz. Ömer
(E.A. >
Câbİ'ye gittiğinde Onun sancaktarhğını
yapmıştır. Hz. Osman (R.A > da hacca' gittiği zaman. Onu
Medine'de vekil bırakmıştı. Hicretin 32. veya 34.
yılında vefat etmiştir. (El-Menhel. CUd : 6, Sahife :
186) .
«Benim üzerime salâvât getiren hiç bir müslüman yoktur ki üzerime salâvât
getirdiği sürece, melekler onun üzerine salâvât getirmesin. (Ona duâ ve
istiğfar etmesin.) Artık kul şu salâvâtı az getirsin, veya
çok getirsin.»"
908) "... İbn-i Abbâs (Radıyaliâhü ankümâ)'dan;
Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: -Bana salâvât
getirmeyi unutan (terkeden) kişi cennet yolunu
terketmiştir.»"
TEŞEHHÜD VE PEYGAMBER (SALLALLAHÜ ALEYHİ
VE SELLEM) E SALÂVÂT GETİRİLDİKTEN SONRA OKUNAN DUÂ BABI
909) "... Ebû Hüreyre (RadtyallChü a«/r)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz son teşehhüdü bitirince dört şeyden Allah'a
sığınsın : Cehennem azabından, kabir azabından,
hayat ile ölüm fitnesinden ve mesîh olan Deccâl'in fitnesinden.»"
910) ., Ebû Hüreyre (Radtyallâhii
atı/ı)'<\en; Şöyle demiştir: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir adama: «Namazda (oturduğunda) ne
diyorsun?» diye sordu. Adam : Ben teşehhüdü okurum. Sonra Allah'tan cennet
isterim ve ateşten O'na sığınırım. Amma,
Vallahi ben ne senin dendene (gümül-denmelni ne de Muâz'ın
dendenesîni bilirim, dedi. Bunun üzerine Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Biz onun çevresinde gümüldeniriz.» buyurdu."
TEŞEHHÜD'DE (PARMAKLA)
İŞARET BÂB1
911) "... Nümeyr eJ-Huzâî (4.S) (Radtynllâhü anh)\[tn rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhive Sellem)'i namazda (teşehhüd için
oturduğunda) sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş iken
ve şahadet parmağı ile işaret ederken gördüm."
912) "... V'âil bin Hucr (Radtyallâhii anh)'den, Şöyle
demiştir: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i, teşehhüd'de
(sağ elinin) baş ve orta parmaklarını halka etmişken
ve bu parmaklardan sonra gelen şehâdet parmağını
kaldırıp onunla duâ ederken gördüm."
913) "... (Abdullah) bin Ömer
(Radtyallâhii unhümâ)'âiin; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazda (teşehhüd için) oturduğu
zaman ellerini dizlerinin üzerine koyardı ve başparmaktan sonra gelen
sağ (şahadet) parmağını kaldırıp onunla dua
ederdi. Sol elini de dizi üzerine yayarak koyardı."
NAMAZ'DAN ÇIKMAK İÇİN SELÂM VERMEK BABI
914) "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radtyaliâkü anh)'âen
rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıfcafken)
yanağının beyazlığı görülünceye kadar,
sağına ve soluna (başını döndürüp) : «Es-Selâmü
aleyküm ve rahmetüllah» (diyerek) selâm verirdi."
915) "... Sa'd (bin Ebî Vakkâs) (Radtyaliâkü
anh)'ûen rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken)
sağına ve soluna selâm verirdi."
916) "... Ammâr bin Yâsir (Radtyallâhü a«*)'den; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan
çıkarken) yanağının beyazlığı görülünceye
kadar sağına ve soluna (başını döndürüp) :
«Es-Selâmü aleyküm ve rahmetüllah. Es-Selâmü aleyküm ve rahmetüllah»
(diyerek) selâm verirdi."
917) "... Ebû AJûsa (el-£ş'ârî) (Radıyallâkü
anh)'den; Şöyie demiştir: Alî (Radiyallâhü anh), Cemel olayı
günü bize öyle bir namaz kıldırdı ki, onunla bize ResuluHah
(Sallallahü Aleyhi ve SellemKin namaz kılışını
hatırlattı. Artık biz, ya O (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-nun
namazını unutmuş oluyoruz. Ya da terk etmiş oluyoruz.
Çünkü Ali (Radıyallâhü anh), (namazdan çıkarken)
sağına da soluna da selâm verirdi."
NAMAZ'DAN ÇIKARKEN BİR DEFA SELÂM VERMEK BABI
918) "... Sehl bin Sa'd es-Sâidî (Radıyallâkü anhyden rivayet edildiğine
göre :
Resûlullah (Sâllallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) önüne bir
defa selâm verdi."
919..Âişe (Rathyullâhü ıınkâ)'(\en rivayet edildiğine göre:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazdan
çıkarken) önüne bir defa selâm verirdi."
920) "... Seleme bin e]-Ekvâ' (46)
(Radıyallâhü anh)'ı\ex\; Şöyle demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i, namaz kılarken gördüm.
(Namazdan çıkarken) bir defa selâm verdi."
İMAMIN SELÂMINI ALMAK BABI
921) "... Senıûre bin Cündüb (RadtyaUâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre Peygamber (Stillallahii Aleyhi ı>e Sellem)
şöyle buyurmuştur": «İmam selâm verdiği zaman onun
selâmını alınız.-*"
922) "... Semûre bin Cündiib (Radıyallâhü anh)den
rivâyel edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), imamlarımıza selâm etmemizi
ve birbirimizle selamlaşmamızı bize emretti."
İMAM (NAMAZDA) YALNIZ KENDİ NEFSİNE DUÂ
ETMESİN, BABI
923) "... Sevbân (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine göre Resûlul-Jah
(SaUaUahv Aleyhi ve Sellem) şöyîe buyurdu, demiştir :
«Hiç bir kul imamlık yapıp, cemâati ortak etmeksizin (namazda)
yalnız kendi nefsine duâ etmesin. Şayet (böyle) yaparsa cemaata
hıyanet etmiş olur.*"
SELÂMDAN SONRA OKUNAN (ZİKİR VE DUÂ) BABI
924) "... Ai.şe (liadıyallâhü nnhâ)\\en\
Şöyle demiştir :
ResûJullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (namazın bitiminde) selâm verince
ancak;
diyecek kadar otururdu."
925) "... Voınıü Seleme
(Radtyalldhü anhâ)'den: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) sabah farzını kılıp selâm verdiği
zaman şu duayı okurdu:
«Allah'ım! Ben Senden yararlı ilim, güzel (= helâl) rızık
ve makbul amel dilerim.»"
926) "... Abdullah bin Amr (bin e)-As) (Rathyallâhü anküntâyâen rivayet
edildiğine göre Resûlullah (SallaLlakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur :
«İki şey vardır ki bunlara devam eden her m üs 1 uman adam
behemehal Cennet'e girer. Bunlar kolay şeylerdir de bunlarla amel edenler
azdır. (Birincisi şudur:) Müslüman kişi her namazdan sonra on
defa teşbih eder, on defa tekbir getirir ve on defa hamd eder.) >
(Abdullah (Radıyallâhü anh) : 'Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'i bu zikirlerin sayısını mübarek el (parmakları)
ile zab-tederken (hesaplarken) gördüm,' demiştir. Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) buyruğuna şöyle devam eylemiştir -.)
-İşte bunlar dille (söylenmesi) itibariyle yüzelli (cümle) dir.
Mi-zân'da (ise) binbeşyüz cümle) dir. (İkincisi de şudur:)
Müelüman kişi yatağına girdiği zaman yüz defa teşbih,
hamd ve tekbir okur. İşte bunlar da dille söylenmesi
bakımından yüz (cümle) dir. Lâkin mi-zân'da bin (cümle) dir. Şu
halde hanginiz günde ikibin beşyüz kötülük işler?»
Sahâbîler (Radıyallâhü anhüm) :
—(Ya Resûlallah!) Müslüman adam nasıl bunlara devam ede-mesin? dediler.
(Bunlara devam edememezliği garibsediler.)
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Her hangi biriniz namazda iken şeytan ona gelerek: Falan şeyi ve
şu şeyi hatırla, der. Tâ ki kul gafletle namazdan
çıkıp gitsin ve her hangi biriniz yatağında (uzanmış)
iken şeytan onun yanına varır ve kişi uyuyuncaya kadar
şeytan durmadan onu uyutmaya çalışır.-"
927) "... Ebû Zerr(-i Gifârî) (Radtynllâhü
an*)'den rivayet edildiğine
göre kendisi $öyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e denildi ki: Süfyân'in rivayetine göre
ise Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) şöyle
demiştir : Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e dedim ki:
— Yâ Hesûlallah! Servet sahihleri sevabı alıp götürdüler.
(Şöyle ki:) Bizim dediğimizi derler. Bir de mallarını Allah
yolunda harcarlar. Halbuki elimizden infak gelmez.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana:
— «Ben size öyle bir şey bildireyim ki onu
yaptığınız zaman (fazilet bakımından)
sizi geçenlere yetişirsiniz ve (fazilet yönünden) sizden sonra
gelenler size yetişemezler. (O da şudur:) Her namazdan sonra
Allah'a otuzüç, otuzüç ve otuzdört defa hamd'e, teşbih ve tekbir
getirirsiniz.» buyurdu."
Süfyân demiştir ki: Hamd, teşbih ve tekbîr'den hangisinin otuzdört
(defa) olduğunu bilemiyecegim.
928) "... Sevbân XRadtyallâkü anh)'(\en rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), namazdan çıktığı
zaman üç defa istiğfar ederdi ve sonra:
'Estağfi-rullah estağfirullah' dersin.» diye istiğfar şekli
bildirilmiştir.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) günahlardan tertemiz olup her türlü
hatâdan masum olduğu hâlde istiğfar etmesinin hikmeti hususunda
Tuhfetü'l-Ahvezi yazarı, İbn-i Seyyidi'n-N â s ' in şöyle
dediğini nakletmiştir: 'Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in
istiğfar etmesi kul hakkını vermek ve şükür görevini
yapmaktır. Nitekim bir hadîste :
= *Ben niçin çok şükreden bir kul olmayayım?»
buyurmuştur. İstiğfar etmesinin diğer bir nedeni de duâ ve
niyaz hususunda sözle olduğu gibi fiilen de müminlere sünnetini beyan
etmesidir. Tâ ki onlar da zati nevebilerine iktida etsinler.'
NAMAZDAN DÖNMEK BABI
929) ;. . Hülb (bin Adî) (Radtyallâhü
a«A/den; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize imamlık etti. (namaz
kıldırdı.) (Namazdan çıkınca) sağ tarafına
da sol tarafına da dönüp giderdi."
930) -... Abdullah (bin .Mes'ud) (Radtyattâhü anh)'den rivayet edildiğine
güre şöyle demiştir :
Herhangi biriniz (namazdan çıkarken) sağ tarafına dönmek
mecburiyetinde olduğuna itikad ederek (bu yüzden) nefsinde şeytana
bir hisse ayırmaya kalkışmasın. Çünkü ben. Resuluİlah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Dönüşlerinin ekserisi sol
tarafına idi."
931) "... Atnr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-Âs)
(Radt-yallâhü anhüm)'âen rivayet edildiğine <jöre şöyle
demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i namazdan
çıktığında (bazen) sağ tarafına (bazen de) sol
tarafına dönüp giderken
gördüm.."
932) "... (Müminlerin annesi) Ümmii Seleme (Radiyaİlâkü anhâ
)'<\en: Şöyle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdan selâm verdiğinde
selâmını tamamlayınca kadınlar hemen kalkar (evlerine
giderler) di. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de kalkmazdan önce
oturduğu yerde biraz beklerdi."
YEMEK KONUP NAMAZ (İÇİN) İKÂMET EDİLDİĞİ
ZAMAN (HANGİSİNE ÖNCELİK VERİLECEĞİ) BABI
933) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine
göre Resûlullah (Satlallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Akşam yemeği konduğu ve namaz (için) ikâmet edildiği zaman
siz Önce yemek yeyiniz.»"
934) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Akşam yemeği konduğu ve namaz (için) ikâmet edildiği zaman
siz önce yemek yeyiniz.»
Hâvi demiştir ki: Bu emre binâen bir akşam, lbn-i Ömer
(Radı-yallâhü anh) ikâmet sesini işittiği halde (namaza
durmayıp önce) akşam yemeğini yedi."
935) "... Âişe (Radtyaliâhü anhâ)'den rivayet edildiğine göre
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Akşam yemeği hazırlanmış olduğu ve namaz (için)
ikâmet edildiği zaman önce yemek yeyiniz.»"
YAĞIŞLI GECEDE CEMÂAT (A GİTMEMEK) BABI
936) "... Kbü'l-Melih (47) (Radıyallâhü aııh)'âen rivayet
edildiğine yöre şöyle demiştir :
Ben yağışlı bir gece (cemaatla namaz kılmak için
evden) çıktım. Sonra (namazdan) dönünce evin kapısını
açtırmak istedim. Babam (Üsâme bin Ümeyr) :
— Kim O? dedi. Ben :
— Ebü'l-Meh'h'dir, dedim. Babam:
— Vallahi iyi bilirim ki, Hudeybiye (48)
günü biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber idik
Ayakkabılarımızın altlarını
ıslatmayan bir yağmur yağdı. Bunun
üzerine Resulü il ah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem)'in
müezzini «Namazınızı olduğunuz
yerlerde kılınız!» diye bağırdı, dedi."
937) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaüâhü anhümâ)'den rivayet
edildiğine göre şöyle söylemiştir :
Yağışlı gecede veya rüzgârlı soğuk gecede
Resûlullah (Sallalla-hü Aleyhi ve Sellem)'in müezzini: Olduğunuz yerlerde
namaz kılınız, diye bağırırdı."
938) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü
anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhive Sellem) yağışlı bir Cuma
günü buyurdu ki:
«Olduğunuz yerlerde namaz kılınız.»*'
939) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre :
Kendisi, yağışlı bir Cuma günü müezzine ezan
okumasını emretti. Müezzin de Allahu ekber, AUahu ekber, eşhedü
enlâilâhe illallah, eşhedü enne Muhammede'r-Resûlullah..., diyerek ezan
okumaya başladı. Müezzin Eşhedü enne Muhammede'r-Resüluilah
dedikten sonra İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ), müezzine:
(Hayye ale's-Salâh yerine) halka çağrıda bulun. Evlerinde namaz
kılsınlar, dedi. Bunun üzerine halk İbn-i Abbâs
(Radıyallâhü anh)'a:
Nedir şu senin yaptığın?, dediler. Kendisi:
"Benden (çok) hayırlı olan bir zat şüphesiz bunu
yaptı. —Bununla Peygamber Efendimizi kasdetmiştir. — Sen halkı
evlerinden çıkartıp dizlerine kadar çamura batmış olarak
yanıma gelmelerini bana emrediyorsun" dedi."
NAMAZA DURANIN SÜTRESt BABI
940) "... Musa bin Talha'nın babası (Talha bin Ubeydillah) (49)
(Radı-yallâhü anhümâydan rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Fiz namaza dururduk. (Bu esnada) hayvanlar da önümüzden geçerdi. Bu durum
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selleml'e anlatıldı. Bunun üzerine
O:
«Birinizin önünde semerin arka kaşı gibi bir şey olsun.
Artık önünden geçen ona zarar vermez.» buyurdu."
941 "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre şöyle söylemiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) için seferde bir harbe
çıkarılırdı. O, (namaz kılmak istediği zaman)
harbeyi yere dikerek ona doğru namaz kılardı."
942) "... Aişe (Radıyallâhü ankâ)'den rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in bir hasırı vardı.
Gündüz yere serilirdi. Peygamber (Aleyhi's-Selâm) geceleyin de o hasın
hücre gibi yaparak ona doğru namaz kılardı."
943) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) jöyle buyurdu, demiştir:
«Biriniz namaza durmak istediği zaman (duvar gibi) bir şeye
doğru dursun. Eğer bulamazsa yere bir asâ diksin. Şayet (bunu
da) bulamazsa bir çizgi çizsin. Artık önünden geçen şeyler ona zarar
vermez.»"
Bu hadîsi Ebü Dâvûd, Ahmed, İbn-i Hibbân ve Beyhaki
de rivayet etmişlerdir.
NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEK BABI
944) '... Büsr bin Saîd (Radtyallâhü anhümâyden rivayet edildiğine göre
demiştir kî:
Namaz kılanın önünden geçmenin hükmünü sormam İçin beni Zeyd bin
Halid (Radıyallâhü anh)'m yanma gönderdiler. (Ben de gidip sordum.) Bunun
üzerine Zeyd (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî'in
şöyle buyurduğunu bana haber verdi:
«Kişinin kırk (zaman) yerinde beklemesi (zahmeti), namaz
kılanın önünden geçmesi (günahın) dan onun için daha
hayırlıdır.»
(Râvi) Süfyan demiştir ki: «Kırk yıl mı, kırk ay
mı, kırk sabah mı, kırk saat mı? bilmiyorum."
945) "... BÜsr bin Saîd (Radtyallâhü anhümâ)'âen rivayet edildiğine
göre Zeyd bin Hâlid (Radtyallâhü anh) (kendisini) Ebû Cüheym el-Ensârî
(Radtyallâhü anh)'m yanma göndererek :
Namaza duran şahsın önünden geçen adam (m girdiği günah)
hakkında Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den ne işittin? diye
sordurmuş. Ebû Cüheym (Radıyallâhü anh) de: Ben Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu işittim,
demiş tir:
«Sizden birisi, din kardeşi namaz kılarken onun önünden geçmesi
sebebiyle kendisi için ne (kadar günah) bulunduğunu bilseydi,
şüphesiz kırk (zaman) beklemesi (zahmeti), kendisinin geçmesinden
(dolayı) yüklendiği günahtan) daha hayırlı olurdu.»
Râvi demiştir ki: «Kırk yıl mı, kırk ay mı,
kırk gün mü? bilmiyo-
946) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'<\en rivayet
edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Her hangi biriniz (din) kardeşi namazdayken önünden aykırı*
geçmekte ne kadar günahı yüklendiğini bilse, yüz yıl yerinde
durması, attığı adımdan, şüphesiz daha
hayırlı olur.»"
NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEKLE) NAMAZI KESEN ŞEYLER BABI
947) -.,, (Abdullah) İbn-i Abbâs (Radtyattâhü anhütnâ)'dan; Şöyle
de-mİştİr :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Arafe'de (imam olarak) namaz
kılıyordu. Bu esnada ben ve el-Fadl (bin Abbâs) (Radı-yallâhü
anhümâ) bir dişi merkebe binmiş olarak oraya gelerek (birinci)
saffın bir kısmının önünden geçtikten hemen sonra (saffin
önünde) m erke bt en inerek saffa girdik."
948) "... L'mmü's-Seleme (Radtyallâhü anhâ)'den;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ümmü
Seleme (Radı-yallâhü anhâ)'nin odasında namaz kılıyordu.
Abdullah veya Ömer bin Ebi Seleme (Radıyallâhü anhüm), Onun önünden geçmek
istedi.
949) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu demiştir:
«(Namaz kılanın önünden geçen) siyah köpek ve hayızlı
kadın, namazı keser.»"
950) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'âen; Şöyle
demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular
ki: • (Namaz kılanın önünden geçen) kadın, köpek ve
merkep, namazı keser.»"
951) "... Abdullah bin Muğaffel (Radtyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular
ki:
«(Namaz kılanın önünden geçen).Kadın, köpek ve merkep
namazı keser.»"
952) "... Ebû Zerr(-i Gifâri) (Radtyallâhü anAJ'den:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular
ki:
-(Namaza duran) Adamın önünde semerin arka kası kadar bir şey
bulunmadığı zaman (onun önünden geçen) kadın, merkep ve
siyah köpek namazı keser.»
(Râvi Abdullah bin Sâmit) Demiştir ki: Ben: Yâ Ebû Zerr! Siyah
köpeğin kırmızı köpekten farkı nedir? diye sordum..
Ebû Zerr: Sen bana sorduğun gibi, ben de Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sel lem)'e sordum da; bunun üzerine O:
-Siyah köpek şeytandır.» buyurdu."
GÜCÜN YETTİĞİ KADAR GEÇENİ DEFET BABI
953) "... Hasan el-Ureni (Radıyallâhü ank)'âer\ rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Namaz kılanın önünden geçmekle namazı kesen şeyler Abdullah
bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ)'ın yanında anlatıldı.
(Konuşmacılar) köpek merkep, ve kadım zikrettiler. Bunun üzerine
İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) : Oğlak hakkında ne
dersiniz? Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün (imam olarak) namaz kılıyordu.
Bir oğlak giderek Onun önünden geçmeye çalıştı. Resülullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (geçmesine mâni olmak için) ondan önce kıble
tarafına gitti (geçiş yerini daralttı) dedi."
954) .,. Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi namaza durmak istediğinde bir sütreye doğru durup namaz
kılsın, sütreye yakın dursun ve önünden hiç bir kims»yi
geçirmesin. Eğer bir kimse (buna rağmen) gelerek geçmeye
çalışırsa onunla mukatele etsin. (Onu şiddetle def etsin).
Çünkü o ancak bir şeytandır.»"
955) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu demiştir:
«Biriniz namaz kılarken önünden her hangi bir kimseyi geçirmesin.
Eğer geçmek isteyen kişi geçmemezlikten imtina ederse namazdaki adam
onunla mukatele etsin. Çünkü geçmek isteyenin arkadaşı şeytan
onun beraberindedir.»
956 "... Aişe (RadtyaUâkü <in/tâ)<\en
rivayet edildiğine «öre şöyle de-
miştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaz kılardı. Ben
de kendisi ile k»b!e arasında cenaze gibi aykırı
uzanmış bulunurdum."
95?) ... ("mmü Seleme
(Radıyaüâhu ankâ)'(\en rivayet edildiğine «öre:
Onun yatağının Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in secde
ettiği yerin hizasında olduğunu söylemiştir."
'958 i'eyyam her (Satİalhıhii Mryhi vr
SeUrm)'\n zevcesi Meymûne (Radtyallâhü anhâ)\\en rivayet
edildiğine »öre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaz kılardı. Ben de Onun
hizasında bulunurdum. Secde ettiği zaman çok defa elbisesi bana
dokunurdu."
959) "... Abdullah hin Abbâ.s (Radtyallâhü
anhibnâ)'<\an rivayet ğine göre şöyle demiştir :
«Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) konuşan ve uyuyan kimsenin
arkasında namaz kılmayı yasaklamıştır.»"
İMAMDAN ÖNCE RÜKU' VE SECDE ETMEKTEN NEHİY BABI
960) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü o«*/den; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), imamdan önce rüku1 ve secde etmememizi
bize öğretirdi ve ı
«tmam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız ve
secde ettiği zaman siz de secde ediniz.- buyururdu."
961) "... Ebû Hüreyre (RadtyaJIâhü ankVĞtn rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu,
demiştir:
«Basını imamdan önce kaldıran kişi Allah'ın onun
basını eşek basına çevirmesinden korkmaz mı?»
962) "... Ebû Musa (Radtyallâhü anh)'âan rivayet edildiğine ^üre:
Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Ben hakikaten yaşlandım. Onun için ben rüku1 ettiğim zaman siz
de rüku' ediniz ve ben secde ettiğim zaman siz de secde ediniz. Penden
önce ne rükua ne de secdeye gidene rastlamıyayim.»"
963) »... Muâviye bin Ebî Süfyân
(Radıyallâkü anhümâ)dan rivayet lıjfine göre;
Resûlullah (Sallallahü Alevhi ve Seilem) sövle buvurdu
demiştir :
"
«Benden önce rükû' ve secde etmeye kalkışmayınız. (Çünkü
sizden önce) rükû ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise, rükû'dan
kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana
yetişmiş olursunuz ve (sizden önce) secde ettiğimde sizi geçtiğim
süre ne ise secdeden kalktığım zaman zarfında siz onun
(ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz. Ben hakikatan
yaşlandım.-"
NAMAZDA (YAPILMASI) MEKRUH OLAN
ŞLYLER BABI
964) „. Ebû Hürfcyre (Radıyallâhü a?ıh)\\en;
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu
ki:«Henüz namazdan çıkmamış iken kişinin çokça
alnını meshet-mesİ cefânın bir çeşididir.-"
965) .. Ali (bin Ebi Tâlib) {Radtyallâkü anh)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (kendisine) şöyle buyurdu,
demiştir :
«(Yâ Ali!) Sen namazda iken parmaklarını çıtlatma.»"
966) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kişinin, namazda
ağzını (bir şeyle) örtmesini
yasaklamıştır."
967) "... Kâ'b bin Ücra (Radıyallâhü anh)
(51)'den rivayet edildiğinegöre:
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem). bir adamı namazda el-lerinfn
parmaklarını birbirisinin arasına geçirmiş olduğu
halde gördü ve ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun parmaklarım
birbirinden ayırdı.''
968) "... Ebû Hüreyre (Had t yalla hu
anh)\\en rivayet edildiğine «öre ResûluIIah
(Salhıllahü Aleyhi vr Srl/rın) $üyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz esniyeceği zaman elini ağzının üstüne koysun ve
(Haaa diyerek) bağırmasın. Çünkü şeytan, onun
bağırmasından dolayı güler.»"
969) "... Adîyy bin Sâbit'in dedesi (Radıyallâhü anhüm)'den rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Namazda iken tükürmek, sümkürmek, hayız hâline girmek ve uyuklamak
şeytandandır.»"
BİR KAVİM, İMAMLIĞINDAN
HOŞLANMADIĞI HALDE ONLARA İMAMLIK EDENİN BABI
970) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radtyallâhü anhumâ)'âzm rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«Üç kişi vardır ki; hiç bir namazı makbul değildir: Bir
kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde
onlara imamlık eden adam, namaza hep arkasından (yâni vakti
kaçırdıktan sonra) gelen adam ve azat edilmiş olan
şahsı köle olarak kullanan adam.»"
971) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtya/lâhü anhümâ)dan rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle
buyurdu, demiştir:
-Üç kişi vardır ki namazları başlarından bir
karış yükselemez; Bir kavim, imamlığından
hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam,
kocası kendisine kızgın olduğu halde geceleyen kadın
ve birbirine küs duran iki kardeş.-"
972) "... Ebû Mûse'l-Kş'arî (RadıyaUâhü anh)\\en rivayet
edildiğine ı<«-re; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sclle.m) $öyle
buyurdu, demiştir:
-İki kişi ve yukarısı (fazlası) bir cemâattir.-"
973) "... (Abdullah) bin Abbâs
(Radtyallâhü ankümâydan; Şöyle de-
Ben bir gece teyzem Meymûne (Efendimizin hanımı) (Radıyallâ-hü
anhâ)'nın yanında (= odasında) yattım. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir süre yattıktan sonra) kalkıp gece
namazını kılmaya başladı. Ben de Onun sol
tarafında namaza durdum. Bunun Üzerine O benim elimden tutup sağ
tarafına (çekerek) durdurdu.*'
974) •'... Câbir bin Abdillah (Radıyallâkü anhümâ)'âan rivayet edildiğine
göre şöyle söylemiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi veSellem), akşam namazını (n
farzını) kılıyordu. Ben gelip O'nun solunda namaza durdum.
O, beni (çekerek) sağ tarafına durdurdu."
975) "... Enes (bin Mâlik) (RadtyaUâhü anh)'fex\ rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir :
Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akrabasından bir kadına ve
bana namaz kıldırdı. (Namaza durulacağı zaman) beni
sağ tarafında durdurdu. Kadın da bizim arkamızda namaza
durdu."
976) "... Ebû Mes'ud el-Ensârî (Radtyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Namaz (a durduğumuz) da
tSaffuı düzgünlüğünü bilmeli için) Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) omuzlarımızı ellerdi ve:
«(Saflarda) karışık durmayınız ki kalbleriniz de
karmakarışık olmasın. Sizden en akıllı olanlar
(namazda) bana yakın dursun. Sonra (akıllılık
bakımından) onlara yakın olanlar dursunlar. Daha sonra, oldukça
onlara yakın olanlar dursun.» buyururdu."
977) "... Enes (bin Mâlik) (Radtyallâhü antı)\\en rivayet
edildiğine güre şöyle demiştir:
Resul ui I ah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), muhacirlerin ve Ensa-rın,
(namaz hükümlerini) kendisinden almaları için (namazda) zâtına
yakın durmalarından hoşlanırdı."
978) "... Kbû Saîd(-i Hudrî) (Radtyal/âhü anh)'<\en rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir ;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ashabında bir gerileme (= Ön
safta durmaktan kaçınma) gördü ve onlara:
«İleri geliniz ve bana uyunuz. Sizden sonrakiler de size uysunlar. (Ön
saftan) geri durmaya devam eden bir kavmi nihayet Allah geriletir.»"
979'... Mâlik bin el-Huveyris (52) (RadtyaÜâhü
anh)'tien; Şöyle söy-
lemiştir :
Ben bir arkadaşımla beraber Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
in yanına vardık. Geri dönmek istediğimiz zaman O, bize ı
«Namaz vakti olunca ezan okuyunuz, ikamet ediniz ve (yavaşça) büyük
olanınız size namaz kıldırsın.» buyurdu."
980) "... Ebû Mes'ud (el-Bedrî) (53) (RadtyaUâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
ftesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Allah'ın
kitabını en çok bilen kişi kavmine imamlık eder. (= etsin)
Eğer onların Kur'an bilgisi eşit ise (Mekke'den Medine'ye) önce
hicret eden imamlık etsin. Şayet hicretleri beraber ise yaşça
büyük olanı imamlık etsin. Evinde ve hükmü altındaki yerde adama
imamlık edilmesin. Oturması için evinde kendisine tahsis edilmiş
olan yerinde de oturulmasın. Ancak onun izni ile (bu işler)
olur.»"
981) "... Khû Hazmı (54) (Hadtyallâhu ntıh)'&di\ rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir :
Sehl bin Sa'd-i Sâidî (Radıyallâhü anh) (55) kavminin gençlerini namaz
kıldırmak için Öne geçirirdi. Kendisine :
İslâmiyet'te yüce bir kıdemin bulunduğu halde sen (niçin böyle)
yapıyorsun? (Kendin namaz kıldırmıyorsun) denildi. O
şöyle dedi:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel)em)'i şöyle buyururken
işittim :
-İmam zâmin (kefil)dir. Eğer namazı iyi
kıldırırsa sevap hem onadır hem cemaatadır. Şayet
fena kıldırırsa vebali onadır. Yâni cemaata
değildir.»"
982) "... Haraşa kardeşi Selâmet
binti'1-Hür (56) (Rafityallâhü anhâ)'-den rivayet edildiğine
göre şöyle demiştir :
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i şöyle buyururken
işittim:
«İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki ayakta bîr saat bek-liyecekler
de onlara namaz kıldıracak bir imam
bulamıyacaklardır.»"
983) "... Ebû Ali el-Hemedânî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine
göre:
Bir vapurla yolculuğa çıkmış, vapurda Ukbe bin Âmir
el-Cüheni
(Radıyallâhü anh) da varmış. (Ebû Ali şöyle der) :
Farz namazlardan birisinin vakti oldu. Biz Ukbe (Radıyallâhü anh) den bize
namaz kıldırmasını istedik ve i Şüphesiz imamlık
hepimizden fazla senin hakkındır, sen Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem)'ın sohbeti ile müşerref olmuş bir sahâbîsin, dedik.
Ama o bundan imtina etti ve şöyle dedi: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Selem) den şöyle buyururken işittim:
«Kim insanlara namaz kıldırır da isabetli (— eksiksiz)
kildınr-sa namaz (in sevabı) hem onadır, hem cemaatadır. Ve
kim şu namazdan bir şey eksiltirse vebal onun üzerinedir. Cemâatin
üzerinde değildir.-"
984) ... Ebû Mes'uH (el-Hedrİ el-Ensârî) (Radtyallâkü ankyten rivayet
edildiğine «ore bir adanı (57) Peygamlıer (Sallaltakü Aleyhi ve
Srtlcm)'? gelerek :
— Yâ Resûlallah! Ben falanca (imam)
yüzünden sabah namazında bile bile (cemaattan) geri kalıyorum.
Çünkü çok uzatıyor, dedi. (Fbû Mrs'ûd) (Radıypllahıi
nnh) (demiştir ki )
Ben, Resûlullah (Salîailahü Aleyhi ve Sellem)'i hiç bir vaazında o günkü
kadar hiddetli görmt iniştim. O (Sullallahu Aleyhi ve Sellem) :
— -Ey insanlar! İçinizden bâzı kimseler (cemaatı)
nefret ettiri cidir. Hanginiz cemaata namaz kıldırırsa
hafif kıldırsın. Çünkü onların içinde zayıf
olanı, yaşlı olanı ve is - güç sahibi olanı
vardır.- buyurdu."
985) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâkü anh)\\^\:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Salîailahü Aleyhi ve Sellem), namazı
kısa ve tam olarak kıldırırdı."
986) "... Câbir (bin Abdİllâh el-Ensârî) (Radtyallâhü ö«A«mâ>'den;
ŞÖy-Je demiştir :
Muaz bin Cebel el-Ensârî (Radıyallâhü anh) arkadaşlarına
yatsı namazım kıldırdı. Namazı bir hayli
uzattı. Bu sebeple cemaatımızdan bir adam ayrıldı ve
namazı yalnız kıldı. Muaz (Radıyallâhü anh) a durum
bildirilince, Muaz: O, münafıktır, dedi. Adama bu söz
ulaşınca Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in huzuruna
girerek, aleyhinde Muaz (Radıyallâhü anh) m söylediği sözü nakletti.
Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Muaz (Radıyallâhü
anh)'a-:
«Yâ Muâz! Sen Fettan mı olmak istiyorsun? Halka namaz
kıldırdığın zaman Eş-Şems, El-A'la, El-Leyl
ve el-AIak sûreleri ile kıldır.» buyurdu."
987) ... Osman bin ebi'l-As (58) (Radıyallâhii anhyden rivayet
edildiğine Köre şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) beni Taife vali olarak
görevlendirdiği zaman bana yaptığı son tavsiye ve emir
şu idi: Buyurdu ki:
«Yâ Osman! Namazı hafif kıldır ve halkın hepsini,
içlerindeki en zayıf adama göre hesapla. Çünkü şüphesiz onların
içinde büyük, küçük, hasta, (evi) uzak ve iş-güç sahibi olanlar
vardır.-'
988) "... Osman bin Ebi'l-As (Radıyallâhii
anh)'dan rivayet edildiğine Köre şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhıve Sellem) in bana buyurduğu son sözü
budur:
«Sen bir kavme namaz kıldırdığın zaman hafif
kıldır.»"
BİR ŞEY OLURSA İMAM NAMAZI HAFİFLETİR
BABI
989) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ü«A>'den rivayet edildiğine
göre. Resûlullah (SaUaüahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir
:
«(Çok defa) ben namaza girerim ve uzatmak isterim de bir çocuğun
ağladığını duyunca, ağlaması nedeni ile
anasının üzüntüsünü bildiğim için kıraatimi
hafifletirim.*'1
990) "... Osman bin Ebi'l-Âs (RadtyaUâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre. Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Se.'lent) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Ben (namaz kıldırırken) bir çocuğun
ağladığını duyarım. Bunun üzerine kıraatimi
hafifletirim.»"
991) "... Ebû Katâde (RadtyaUâhü anM)'den; Şöyle
demiştir
Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Gerçekten (çok
kere) ben namaza (kıraati) uzatmak niyetiyle
dururum da bir çocuğun ağladığını işitince,
anasına zahmet olmasın
diye (kıraatimi) kısa keserim.»"
992) ... Câbir bin Semûre es-Süvâî (Rıuhyatlâhü anh)'deı\
rivayet edildiğine göre: Resûlullah (SaHallahü Aleyhi ve Se/tent)
şöyle buyurdu, demiştir ;
•Melekler, Rabb'ları katında saf oldukları gibi niçin sizler de
saf o 1 m u yorsun uz? -
Câbir (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Biz -. — Melekler,
Rabb'ları katında nasıl saf olurlar? dedik. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) .
-Melekler ön safları tamamlarlar (doldururlar) ve safta boşluk
bırakmıyacak şekilde birbirlerine sımsıkı
yapışırlar.» buyurdu."
993) ... Kııes bin Mâlik (RadıyaMâhü
anh)'(\eı\ rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Salla/fahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
- (Namazda) saflarınızı dftzgün tutunuz. Çünkü safları
düzeltmek namazın, mükemmelliğinden (güzelliğinden) bir
parçadır.»"
994) "... Nu'man bin Beşîr (Ensârî) (59) (Radıyallâhü
ank)'<\exi; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellern) namaz saffını mızrak
veya ok ağacı gibi kılıncaya kadar düzeltirdi. Râvî
demiştir ki: (Efendimiz bir defa) bir adamın göğsünü saff tan
ileri çıkmış olarak görünce, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
«Saflarınızı düzeltiniz. Yoksa şüphesiz Allah yüzlerinizi
birbiri-ne muhalif kılacaktır.» buyurdu."
995) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'(\en rivayet edildiğine
göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir
:
«Şüphesiz, (namazda) saffları dolduranlara Allah rahmet eyler.
Melekler de dua ederek günahlarının
bağışlanmasını dilerler. Kim safftaki bir
boşluğu doldurursa, bu davranışından dolayı Allah
onu bir derece yükseltir.»"
996) ... trbâd bin Sâriye (60) (Radtyallâkü anh)'âen: Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ön saff (tâ ki cemâat)
İçin üç defa ve ikinci saff (takiler) için bir defa İstiğfar
ederdi."
997) "... Berâ' bin Azib (Radtyallâhü anh)\\w. Şöyle
demiştir: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle
buyurduğunu işittim:
Şübhesiz Allah ve melekleri ilk saff (takilere) salât ederler.»"
998) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü a«AJ'den rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Eğer ilk saffta bulunan (hayır ve bereket) 'i buseydiler (bu saff*
ta yer alabilmek için) kura atmak tahakkuk edecekti.»"
999) "... Abdurrahman bin Avf (Radıyallâhü aw/r)'den rivayet
edildiğine göre, ResûJullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Şüphesiz Allah ve melekleri ilk safftta duranlarla salât ederler.»"
1000) "... Ebû Hüreyre (Radtyaltâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir:
«Kadınların şaftlarının en hayırlısı en
gerideki saf fidir. Sevabı en az olanı da en öndeki saf fidir.
Erkeklerin safflar inin en hayırlısı en öndeki saf fidir.
Sevabı en az olanı da en gerideki saffıdır.."
1001) "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü anhümâ)>dan rivayet
edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Erkeklerin safflarimn en hayırlısı öndeki safftır,
sevabı en az olanı da en geridekidir. Kadınlarının
safflarının en hayırlısı en son saffıdır.
Sevabı en az olanı da en öndeki saffıdır.»"
SÜTUNLAR ARASINDA SAFF (OLUP) DA NAMAZ KILMAK BÂBI
1002) ... Kurre (bin Eyâs bin Hilâl) (61) (Hadtyallâhü anh)'r\en; Şöyle
demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken sütunlar arasında
saff olmaktan menedilirdik ve sütunlardan cidden kovulurduk.'
SAFFIN ARKASINDA YALNIZ BİR KİŞİNİN
NAMAZA DURMASI BABI
1003) "... Kavmi tarafından elçi olarak Peygamber (Sallaltakü Aleyhi
ve Seliem)'e gönderilen hey'etten olan Ali bin Şeybân (Radtyallâhü
ank)'den; Şöyle demiştir :
Biz (Medine'ye gitmek üzere Yemâme'den yola) çıktık. Nihayet
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in huzuruna vardık. Ve O'na biat
ettik. Arkasında namaz kıldık. Sonra arkasında diğer
bir namazı kıldık. O, namazı bitirince saffın
arkasında tek duran bir adamı gördü. Râvi demiştir ki: O adam
dönüp gideceği zaman Allah'ın Peygamberi (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) onun başına dikilerek ona:
«Namazına yönel. (Çünkü) Saffın arkasında tek duranın
namazı yoktur.» buyurdu."
1004) -... Vâbisabin Ma'bed (62) (Radtyallâhüa«A>'den;
Şöyle demiştir:
Bir adam, saffın arkasında tek olarak namaza durdu. Namazdan sonra
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ona (namazını) iade etmesini
emretti."
SAFFIN SAĞ (KISMI) NIN FAZİLETİ BABI
1005) "... Âişe (Radıyalâhü anhâ)'dex\ rivayet edildiğine
göre Resûlullah (Sallattahü Aleyhi ve Seilem) şöyle buyurdu, demiştir
:
«Şüphesiz Allah ve melekleri (namazdaki) saflfarın sağ
taraflarına (öncelikle) salât ederler.»lerdir.
1006) "... Herâ bin Azib (Radıyalıâhii anh)'den;
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz
kıl-diğimiz zaman (Mis'ar'ın dediğine göre) bizi çok
sevindiren veya beni çok sevindiren şeylerden birisi de O'nun sağ
tarafında durmamızdı."
1007) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallûhü ankümâ)\\en: Şöyle
demiştir :
Mescidin sol kısmının muattal (cemâatsız)
kaldığı Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e söylendi.
Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Mescidin solunu (orada namaza durmak suretiyle) imar eden kimseye iki kat
sevap yazılır.» buyurdu."
KIBLE BABI
1008) ... Tâbir (bin Abrlillah) (Rtıdı yatla kii amkümfyâen;
Şöyle demiştir :
(Veda haccımta) Resû4ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Kâ'be
tavafını tamamlayınca (Hz.) İbrahim (Aleyhisselâm)'in
makamına geldi. Ömer (bin Hattâb) (Radıyallâhü anh) :
Yâ Resûlallah! Allah'ın: 'JL2* j**»Q
{& &>ip\j = -İbra-
him'in makamından bir namazgah ittihaz ediniz- âyetinde (63)
buyurduğu babamız İbrahim'in makamı burasıdır,
dedi.
Râvi el-Velîd demiştir ki ben Mâlik (bin Enesl'e:
Ömer (Radıyallâhü anh) : 'j-^b naam-ı celîlini şöyle
mi (yâni
ittihaz ediniz, anlamını ifâde eden emir fiili ofcuraJc mı)
okumuştur? diye sordum. Mâlik : Evet, dedi."
1009) "... Enes hin Mâlik (RadıyaUâini unb)'<ien
rivayet edildiğine göre Ömer (bin eJvHattâb) (Radıyallâhü anh)
şöyle demiştir :
Ben: 'Yâ Resûlallah! İbrahim'in makamından bir namazgah ittihaz
etsen?' dedim. Arkasında : kü sâlih ve fâsık adamlar
onlarla konuşabiliyor.' dedim. Arkasından Hicab, âyeti nazil oldu.
(64) Keza Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemTin hanımları
(bir defa) ona karşı kıskançlık göstermek üzere ittifak
ettiler. Ben onlara :
si ö" - dedim. Sonra bu ayet indi. (65) Meali: «Eğer O sizi bozarsa
umulur İd Rabbi sizin yetinize Ona sizden daha hayırlı
eşler verir...»"
İnen âyetlere uygun olarak Hz. Ömer
(Radıyallâhü anh) tarafından daha önce beyan edilen görüşler
yalnız bunlar değildir. Bedir savaşı esirleri,
içkilerin yasaklanması ve münafıkların ce naze
namazının kılınmama.sı gibi hususlar da H
/ . Ömer (Ra dıyaüâhü anh) 'in bu tür
görüşlerindendir. Bu görüşlerin sayısının on-beşe
ulaştığı rivayet olunmuştur. Bu görüşleri
İmam Celâled-din S w y û i i,
Katfü's-'Simer fi Muvafakati Ömer (Radıyallâhü anh) adlı kitabında
toplamıştır.
(64) Kastalâni ve Ayninin beyanlarına söre Hicab âyeti
şudur
- «Ey Nebî! üşteriıte, kızlarma ve mü'minlerin
hanmüanııa de ki. Üzerlerin* fe-rııeı terini
sıkı örtünsünh'r » (Ahzab : 5Û)
1010) "... Berâ" (bin Azib) (Radıyallâhü anAJ'den; Şöyle
demiştir: •Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber
onse-kiz ay (Kudüs'teki) Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kıldık.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Medine'ye girişinden iki ay
sonra Kıble (Beytü'l-Makdisten) Kâ'be'ye çevirildi. Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kıldığı
sürede yüzünü göğe doğru çok çevirirdi. Allah da Nebisi (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) in Kâ'be'yi sevdiğini kalbinden bilirdi. Cebrail (bir
gün göğe doğru) çıktı ve yerle gök arasında
yükselirken Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), gözü ile onu takip etmeye
başlıyarak Cebrail'in ne emir getireceğine bakıyordu.
Allah:
= «Biz senin yüzünün göğe doğru çevi-
rilip durduğunu muhakkak görüyoruz...» âyetini indirdi. Biz (farzın)
iki rek'atını Beytü'l-Makdis e doğru kılarak ruku'da iken
bize bir adam gelerek Kıblenin Kâ'be'ye çevirildiğini söyledi. Biz de
hemen Kâ'be'ye doğru döndük ve evvelce kıldığımız
rek'atler üzerine (kalan rek'atleri ekliyerek) namazımızı
tamamladık. Kıble'nin Kâ'be'ye çe-virilmesinden sonra Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Cebrail (Aleyhisselâm)a:
«Yâ Cibril! Beytü'l-Makdis'e doğru (şimdiye kadar
kıldığımız) namaz hususundaki durumumuz
nasıldır?» diye sordu. Bunun akabin-
de Allah (Azze ve Celle) =■ "ve Allah sizin (vaktiyle
Beytü'l-Makdis'e doğru kılmış olduğunuz) namazı
zayi (sevabtan mahrum) kılacak değildir.» (66) âyetini indirdi."
1011) "... Ebû Hüreyre(Radtyallâhü (inh)'(len rivayet
edildiğine göre Re-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sel/em) şöyle buyurdu,
demiştir: «Doğu ile batının arası kıbledir.»
KİM MESCİDE GİRERSE NAMAZ KILMADIKÇA OTURMASIN,
BABI
1012) ... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anAJ'den rivayet edildiğine göre
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Biriniz mescide gireceği zaman iki rek'at namaz kılmadıkça
oturmasın.»"
1013) ... Kbû katâde (Radtyallâhü anh)\Ww
rivayet «(İldiğine ^öıe IVy-yamber (Sallatluhü Aleyhi ve Sel/em)
şöyle buyurmuştur:
"Piriniz mescide gireceği zaman, oturmadan önce iki rekat namaz
kılsın.»"
SARIMSAK YİYEN KİMSE MESCİDE YAKLAŞMASIN
BABI
1014) "... Ma'dân bin Ebî Talha el- Ya 'merî (Radıyallâhü
anh)'<ien; Şöyle demiştir :
Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh), Cuma günü hutbe İra eletmek
üzere ayağa kalktı veya Cuma günü hutbe iradetmek istedi. Allah'a
hamd ve sena ettikten sonra:
Ey İnsanlar! Benim ancak habis sandığım şu
sarımsak ve soğan (denilen) iki yeşilliği gerçekten
yiyorsunuz. Halbuki Resülullah (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken,
(mescidde) kendisinden mezkûr yeşillik konusu hâsıl olan adam
görürdüm. (Mescidden) uzaklaştırılarak) Baki tarafına
çıkarılıncaya kadar elinden tutuluyor (götürülüyor) du. Şu
halde kim bunu behemehal yiyecek (niyetinde) ise bari pişirmek suretiyle
kokusunu gidersin, dedi."
1015) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâkü anh)'6en rivayet edildiğine
göre; Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir:
-Sarmısak (denilen) şu yeşillikten yiyen kimse, bu mescidimizde
onun (kokusu) ile bize eziyet etmesin.-
Râvi demiştir ki: Babam, sarmısak hakkındaki Ebû Hüreyre
(Radıyallâhü anh)'nin Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den rivayet
ettiği bu hadîsine pırasa ve soğanı ilâve ederdi."
1016) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü ankümâ)'den
rivayet edildiğine göre Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim şu yeşillikten (sarımsaktan) bir şey yerse (kokusu
gidinceye kadar) sakın mescide gelmesin.-"
NAMAZDA İKEN KENDİSİNE SELÂM VERİLEN
KİŞÎ NASIL SELÂM ALIR BABI
1017) "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü atıhümâ)\\en:
Şöyle demiştir: Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Küba (68)
mescidine uğrayarak içinde namaz kılarken Ensar-ı Kiram'dan bir
kaç zât gelip O'na selâm vermişler. (Orada) Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem)'in beraberinde bulunan Suhayb (69) (Radıyallâhü anh)'a:
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), onların selâmını
nasıl alırdı? dedim. Suhayb:
Efendimiz eli ile işaret ederdi, dedi."
1018) '... Câbir (bin Abdillah)
(Hadtyallâkü anhümâ)'ûen; Şöyle de-
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), beni bir işe gönderdi. Sonra
(dönüşümde) O, namaz kılarken yanma vardım ve O'na selâm verdim.
Bana (elile) işaret etti. Namazını bitirince beni
çağırdı. Ve:
«Sen demin bana selâm verdin. Ben namaz
kılıyordum.» bu
yurdu."
1019) "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radıyallâhü a«A)'den:
Şöyle demiştir: Biz namaz içinde (bulunanlara) selâm verirdik.
Bilâhere bize bu-yuruldu ki:
«Şüphesiz namaz içinde (önemli) meşguliyet vardır.»"
BİLMİYEREK KIBLEDEN BAŞKA BİR YÖNE
DOĞRU NAMAZ KILANIN BABI
1020) "... Amir bin Rebîa (70) (Radtyaltâha anh)'der\; Şöyle
demiştir: Biz bir yolculukta Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in
beraberinde idik. Hava bulutlandı ve kıble yönünü bilemedik. Nihayet
namaz kıldık ve (durduğumuz yönün doğru olup
olmadığını anlamak için) bir işaret koyduk. Sonra
güneş doğunca kıble'den başka bir yöne doğru namaz
kılmış olduğumuz anlaşıldı. Biz bu durumu
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e anlattık. Bunun akabinde Allah
Teâlâ:
= «Nereye dönerseniz Allah'ın yönü orasıdır.»
âyetini indirdi." (71)
NAMAZ İÇİNDEYKEN TÜKÜRENİN BABI
1021) "... Târik bin Abdillah el-Muhâribi
(72) (Radıyallâhü a«/r,)'den rivayet edildiğine
göre Peygamber (Sollallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu
demiştir :
«Namaz kıldığın zaman sakın önüne ve sağına
tükürme. Lâkin solun (boş ise o taraf) a veya (sol) ayağm altına
tükür.»"
1022) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)\\en: Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescidin kıble duvarında bir
balgam gördü. Bunun üzerine orada kilere yönelerek:
«Sizden birisine ne oluyor ki kalkıp Rabb'ine yönelir (namaza) durur sonra
önüne balgam atar? Sizden herhangi birisi kendisine dönülüp yüzüne
karşı balgam atılmasından hoşlanır mı?
biriniz tükürdüğü zaman soluna tükürsün. Yahut (mendil gibi bir) elbisesi
içine şöylece tükürsün.» buyurdu.
Râvi demiştir ki: (Bu hadisi bana rivayet eden râvi) İsmail elbisesi
içine tükürüp elbisesini ovalamak suretiyle yapılacak işi bana
gösterdi."
1023) "... Huzeyfe (Radıyallâhü ank)'(\en rivayet edildiğine
göre Şebes (73) bin Reb'î önüne tükürürken kendisi görmüş ve :
Yâ Şebes! Önüne tükürme. Çünkü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
bunu menediyordu ve şöyle buyurmuş, demiştir:
«Şüphesiz adam kalkıp namaza başladığı zaman,
namazdan çıkıp gidinceye veya fena bir şey işleyinceye
kadar Allah Teâlâ ona yönelir, (rahmeti ile ona) teveccüh eder.»"
1024) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (bir defa) namazda iken elbisesinin içine
tükürdü. Sonra ovaladı.'
NAMAZDA (SECDE YERİNDEKİ) ÇAKILLARA EL SÜRMEK
BABI
1025) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'<\en rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Namaz içinde çakıllara el süren kimse abesle iştigal etmiş
olur.»"
1026) "... Muaykıb (74) (Radıyallâhü
ank)'âen rivayet edildiğine göre :
Namaz esnasında çakıllara el sürmek hakkında Resûlullah
(Sal-Jallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Eğer çakıllara (mecburen) el sürecek olursan tek bir defa (el
sür).»"
1027) "... Ebû Zerr (Radıyallâhü ü«A,)'den rivayet
edildiğine göre Re-sûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Biriniz namaza başladığı zaman, şüphesiz ona rahmet
yönelir. Bu nedenle sakın (secde yerindeki) çakıllara el sürmesin.»1'
HUMRE (KÜÇÜK HASIR) ÜZERİNDE NAMAZ KILMAK BABI
1028) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemy'm eşi Meymûne
(Radtyallâhü anhâ) şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) humre üzerinde namaz
kılardı."
1029) "... Ebû
Saîd(-i Hudrî (RadıyaHâhii üwAJ'den; Şöyle demiştir: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hasır üzerinde namaz
kılmıştır."
!030) "... Amr (75) bin Dînâr (Radıyallâhü a»*;'deri;
Şöyle demiştir: (Abdullah) bin Ab bas (Radıyallâhü anhümâ),
Basra'da iken yaygısı üzerinde namaz kılmış ve sonra
arkadaşlarına : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
yaygısı üzerinde namaz kılardı, demiştir
SICAKTA VE SOĞUKTA ELBİSE ÜZERİNDE SECDE ETMEK
BABI
1031) "... Abdullah bin Abdirrahman (Radtyallâhü anh) (babası
vasıtasıyla dedesinden naklen) şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize geldi. Beni Abdfl-Eşhel
mescidinde namaz kıldırdı. Secde ettiği zaman ellerini
elbisesinin üzerine koyduğunu gördüm."
İO32) "... Abdullah bin Abdirrahman bin Sabit bin es-Sâmi'ten. O da
babası (Abdurnthman)dan, O da dedesi (Sabit) (Raıityullâhü
tirtfıüm)'(\en rivâ-yel ettiğine yöre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir elbiseye bürünmüş olarak,
Benî Eşhel kabilesi içinde namaz kılmış, (secde ederken)
ellerini elbisesinin üzerine koyup çakılların soğukluğundan
korunmuştur."
I033) "... Enes bin Mâlik (Radtvaüâhü <ıw//)'den: Şöyle
demiştir: Sıcaklığın şiddetli zamanlarında
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kılardık.
Birimiz (secde yerinin hararetinden dolayı) alnını yere iyice
koymaya muktedir olmadığı zaman (büründüğü) elbisesinin bir
tarafını yere yayarak üzerinde secde ederdi.1'
(İKAZ İÇİN) NAMAZDA SÜBHANALLAHDEMEK
ERKEKLERE, EL ÇIRPMAK DA KADINLARA UYGUNDUR, BABI
1034) "... Ebû Hüreyre (Radıvallâhii anh)\\en rivayet edildiğine
göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
-Sübhânallah demek erkeklere, el çırpmak da kadınlara
uygundur.»"
1035) "... Sehl bin Sa'd es-Sâirlî (Radıyallâhü
anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallatlahü
Afcvfıİ ve Sel/em) şöyle buyurdu, demiştir :
«Sübhânallah demek erkeklere; el çırpmak da kadınlara uygun-
dur.»"
1036) "... (Abdullah) bin
Ömer (Radıyaliâkü anküınâ)'iVdu; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), el çırpmak hakkında
kadınlara ve sübhânallah demek hakkında erkeklere ruhsat
vermiştir."
AYAKKABILARLA NAMAZ KILMAK BABI
1037) .,. İbn-i Ebî Evs (Radıyallâhü anft)'den;
Şöyle demiştir: Dedem Evs (es-Sakafi) namaz kılarken zaman zaman
namaz esnasında bana işaret ederdi. Ben de
ayakkabılarını kendisine verirdim ve derdi ki i
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i ayakkabıları ile namaz
kılarken gördüm."
1038) "... Amr bin Şuayb (bin Muhaınmed bin Abdi İlah bin
Amr bin el'Â$)'dan, O da babası (Şuayb)'den, O da dedesi (Abdullah
bin Amr) (Radt-yallâkü anhümyden; Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i (bazen) yalın ayak ve
(başka zamanlarda) ayakkabılarım giymiş olarak namaz
kılarken gördüm.'*
1039,,, Abdullah (bin Mes'ud) (Radtyatlâhü mıh )den; ^öyle demiştir:
Şüphesiz biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i ayakkabılarla
ve mestlerle namaz kılarken gördük."
NAMAZDA SAÇ VE ELBİSEYİ TOPLAMAK
BÂBI
1040) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyailâhü
anhümâ)fdan rivayet edildiğine göre Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«(Namaz kılarken) saç ve elbiseyi (durumu bozulmasın veya
tozlanmasın diye) toplamamakla emrolundum.*"
1041) ... AUlullnh (bin Mes'ud) (Radıyallilhü
a«A^'den; Şöyle demiştir: (Namaz kılarken) saç ve elbiseyi
toplamamakla ve pis yere basmaktan dolayı abdest almamakla
emrolunduk."
1042) "... Medîne-i Münevvere
halkından Ebû Sa'd (77) (künyeli) bir
adanı (Radıyallâhü ««/f^'den rivayet edildiğine göre ben
şunu gördüm demiştir:
I043 "... (Abdullah) bin Ömer (RadtyaUâkü anhümâ)'dtn rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
-Gözlerinizin hızla kör olmaması için (namaz içinde) onları
semâya dikmeyiniz.»"
1044) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir
gün ashabına namaz kıldırdı. Namazı bitirince cemaata
mübarek yüzünü döndürerek :
-Bâzı kimselere ne oluyor ki (namaz kılarken) gözlerini semâya
dikerler.» buyurdu. Bu husustaki (uyarıcı) sözleri o kadar
şiddetlendi ki nihayet: Böyle yapanlar ya yaptıklarından
kesinlikle vazgeçecekler ya da Allah onların gözlerini muhakkak kör
edecektir.» buyurdu."
1045) ... Câbir bin Senıûre {Radiyallâhİi
anh)'(\en: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
buyurdular ki:
«Namazda gözlerini göğe diken bir takım kimseler ya (bundan)
kesinlikle vaz geçecekler, yahut gözleri, kör olmadan kendilerine dön
miyecek.-"
1046) '... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü atıhümâ)'<\an\
Şöyle demiştir :
İnsanların en güzellerinden olan güzel bir kadın. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılardı.
Bâzı kimseler, o kadını görmesinler diye ön saffa geçerlerdi.
Bir takım kimseler de en son saffta olsun diye geri kalırlardı
ve rükû'a vardığı zaman koltuğu altından (kadına)
şöyle bakarlardı. Bunun üzerine Al lah Teâlâ o kadınla ilgili
durum hakkında:
«Andolsun ki sizden Öne geçenleri biliriz. Andolsun ki geri kalanları da
biliriz.» (Hicr: 24) âyetini indirdi."
1047) "... Kbû Hüreyre (Radtvallâhü anh)\ien:
Şöyle demiştir: Eir adam Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
gelip:
Yâ Resul al lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! Birimiz bir tek elbise içinde
namaz kılar, dedi. (Bunun hükmünü sordu.) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
-Herbiriniz ikişer elbise bulur mu?» buyurdu."
1048) "... Ehû Saîd-i Hudrî
(Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), boynuna doladığı
tek bir elbise içinde namaz kılarken kendisi O'nun yanma
girmiştir."
demiştir :
1049) '... Ömer (78) bin Ebî Seleme (Radıyallâhü
anhümây&en; Şöyle
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) i (bir defa) iki ucunu çapraz
olarak omuzları üzerine koyduğu bir tek elbise içinde namaz
kılarken gördüm."
1050) "... Keysân (79) (Radtyallâhü anhy'den; Şöyle
demiştir :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i Bi'r-i Ulyâ'da bir elbise
içinde namaz kılarken gördüm."
1051) ;:... Keysân (Radtyallâhü anhyden; Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemî'i (mübarek göğü-sü üzerinde)
topladığı bir tek elbise içinde öğle ve ikindi
namazlarını kılarken gördüm."
1052) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
Âdem oğlu secde âyetini okuyup secde ettiği zaman şeytan
ağ-Uyarak ve, Vay hâlime! Âdem oğlu secde etmekle emrolundu. (Emre
uyup) Secde etti. Bu nedenle Cennet Onadır. Ben de secde etmekle
emrolundum da secde etmekten imtina ettim. Cehennem ateşi banadır,
diyerek (oradan) uzaklaşır.»"
1053) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü
anhümâydan; Şöyle demiştir :
Ben (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in yanında idim. Bir
adam O'na gelerek: Ben bu gece rüyamda gördüm ki. Ben bir ağacın
gövdesine doğru namaz kılıyorum. Secde âyetini okuyup secde
ettim. Benim secde etmem nedeni ile ağaç da secde etti. Ağacın
(secdede) :
= «Ali a hım bu (secde.) ile benim bir günahımı düşür,
bununla bana bir ecir yaz ve bunu benim için (yüce) katında azık
(sevap) kıl dediğini işittim.
İbn-i Abbâs (Radıyallâhü anh) demiştir ki: Fundan sonra ben
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i secde âyetini okuyup secde ederken
gördüm ve efendimizi secdede, adamın ağaçtan nakletmiş
olduğu (mezkûr) sözün mislini okurken işittim."
1054) "... Ali bin Ebî Tâlib (Radtyallâkü ank)'âen;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), secde
ettiği zaman:
derdi."
1055) "... Ebü'd-Derdâ' (Kadtyalİâhü anhyden rivayet
edildiğine göre: Kendisi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) ile beraber (Kur'an tilâveti münâsebetiyle) on bir secde
etmiştir. En-Necm (süresindeki secde) onlardan birisidir."
1056) ı... Ebüd-Derdâ' (Radıyallâhü anhyûen; Şöyle
demiştir: Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber on bir
secde ettim. Onlar içinde el Mufassal (bölümün) den hiç bir âyet yoktu. Onlar
(in bulunduğu sûreler:) El-A'raf, er-Ra'd, en-Nahl, Benî İsrail (=
İsrâ), Meryem, el-Hac, el-Furkan, en-Nemi, es-Secde, Sad ve Fussilat
sûrelerinin secdeleridir."
1057) "... Amr bin el-As (Radıyalühü anh)'den rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Şallallahü Aleyhi ve Sellem), O'na
Kur'an-ı Kerîm'-de bulunan onbeş secde âyetini öğretmiştir.
Bunlardan üç tanesi Mufassal bölümünde, iki tanesi de Hac sûresindedir."
1058) "... Ebû Hiireyre (Radıyallâhü
««/r/den: Şöyle demiştir: Biz Resülullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber:
sûreîerindeki secde âyetlerinde secde ettik."
1059) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle
demiştir: Şüphesiz Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem);
süresindeki secde âyetinde secde etti.
1060) "... Ebû Hüreyre (Radtyaltâhü ö»/f/den; Şöyle
demiştir: (Bir gün) Bir adam (80) Mescid'e girerek (iki rek'at) namaz
kılmış. Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de mescidin bir
tarafında imiş. Adam namaz kıldıktan
sonra (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e) gelerek
selâm vermiş. O, da:
«Ve aleyke'(s-Selâm) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen namaz
kılmış olmadın.» buyurmuş. Adam dönüp (tekrar) namaz
kıldıktan sonra gelerek Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
selâm vermiş. O, da:
-Ve aleyke'(s-Selâm) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen hâlâ namaz kılmış
olmadın.» buyurmuş. (Adam tekrar namaz kılıp gelmiş.
Selamlaşmadan sonra kıldığı namazın yine
olmadığını anlayınca) üçüncü (görüşme)de adam:
Şu halde bana öğret Yâ Resülallah! demiş. O, da :
«Namaza kalkacağın zaman abdestini tam al. Sonra kıbleye doğru
durup tekbir al. (Namaza böylece başladıktan) sonra Kurandan sana
kolay olanı oku. Sonra rükû* edip uzuvların
yatışıncaya kadar rükû hâlinde kal. Sonra
(başını) kaldırıp kemikler mafsallarında
yerleşinceye kadar ayakta dik dur. Sonra secdeye vararak uzuvlar
yatışmcaya kadar secdede dur. Sonra başını kaldır
ve kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar otur. Sonra (tekbir
hâriç) bunu namazının bütün rek'atlerinde yap.»
buyurmuştur."
1061) "... Muhammed bin Amr bin Atâ' (Radtyallâhü a«/r)'den;
Şöyle
demiştir:
İçlerinde Ebû Katâde (Radıyallâhü anh)'nin bulunduğu on
sa-hâbî'nln bulunduğu bir yerde Ebû Humeyd es-Sâidî
(Radıyallâhü anhüm)'den şöyle söylerken işittim i Ebû Humeyd
oradaki sahâ-bîlere i
— Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışını
hepinizden daha iyi bilirim, dedi. Sahâbîler On a >
— Neden (sen daha iyi bilirsin)? Sen hepimizden daha çok Onun izini takip
etmiş değilsin. Hepimizden önce Onun sohbetinde bulunmuş da
değilsin, dediler. Ebû Humeyd (Radıyallâhü anh) :
— Hayır, ben Onun kılışını hepinizden daha
iyi bilirim, dedi. Sahâbîler, Ona:
— Öyle ise anlat (bakalım), dediler. Ebû Humeyd
(Radıyallâhü anh) :
— Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) namaza kalktığı
zaman tekbir alırdı. (Tekbir alırken) ellerini
omuzlarının hizasına kadar kaldırarak biraz öyle
durdururdu. Sonra okurdu. Sonra tekbir alır ve ellerini
omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra rükû
ederek, avuçlarının içini diz kapaklarının üzerine
bırakır, onlara dayanırdı. Basını ne bel
hizasından aşağı indirir, ne de yukarı
kaldırır,
ense İle beli bir hizada tutardı. Sonra: *'•&•
'd 4»! £*~ diyerek el-
lerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı.
(Omurganın) bütün kemikleri mafsallarında yerleşinceye kadar
(ayakta dururdu.) Sonra (secde için) yere inerdi. (Secdede) kollarını
yanlarından uzak tutardı. Sonra (secdeden) başını
kaldırırdı ve sol ayağını yere yatırarak
üstünde otururdu. Secde ettiği zaman her iki ayağının
parmaklarını, (uçları kıbleye ve altları yere gelecek
şekilde) eğerdi. Sonra (ikinci defa) secde ederdi. Sonra tekbir
alarak sol ayağı (m yere yatırarak) üstünde ve (omurganın)
her kemiği yerine dönünceye kadar otururdu. Sonra ayağa
kalkardı. Ve ikinci rek'atte bunun mislini yapardı. Sonra ikinci rek'atten
(üçüncü rek'ate) kalktığı zaman namaza başlarken
yaptığı gibi ellerini omuzlarının hizasına kadar
kaldırırdı. Sonra namazının kalan re k'ati er ini
böylece kılardı. Nihayet ardından selâm verilecek secdeyi yaptıktan
sonra sol ayağını geri çekerek (= altından sağ
tarafına doğru çıkararak) sol yanı üstünde müteverrik
olarak otururdu, dedi. Sahâbiler:
— Doğru söyledin. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
anlattığın şekilde namaz kılardı, dediler.
1062) "... Amrete (Radıyallâkü cm/ra/dan; Şöyle
demiştir: Ben, Âişe (Radıyallâhü anhâ)'ye, Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in namaz kılışı nasıl
idi? diye sordum. Dedi ki ı
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), abdest almak İstediğinde
ellerini su kabına koyduğu zaman Allah'ın ismini anardı ve
ab-destini tam (ve mükemmel) alırdı. Sonra kıbleye doğru
ayakta durarak tekbir alır ve ellerini omuzlarının hizasına
kadar kaldırırdı. Sonra rükû ederdi. (Rükûda) ellerini diz
kapaklarının üzerine koyar ve kollarını (yanlarından)
uzak tutardı. Sonra başını kaldırıp belini
doğrultu rdu ve ayakta kalışı sizinkinden biraz daha uzun
sürerdi. (Secdede) ellerini kıbleye doğru (yere) koyar, gördüğüm
kadarıyla olanca gücüyle kollarını (yanlarından)
uzaklaştırırdı. Sonra başını
kaldırıp (yere döşediği) sol ayağı üzerinde
oturur, sağ ayağını da dikerdi. Sol yanı üzerine
eğilmek (oturmak) ten kerahet ederdi."
1063) "... Ömer (bin el-Hattâb) (Radtyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: "Muhammed (Sallailahü Aleyhi ve Sellem)'in
diliyle sabit Olduğu üzere (dört rek'atlı) farz namaz
yolculukta iki rek'attir, Cuma farzı iki rek'attir, Bayram namazı iki
rek'attir. Bu tamamdır, kasır değildir."
1064) "... Ömer (bin el-Hattâb) (Radtyattâhü ank)'den:
Şöyle demiştir:
Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve SellemVin diliyle sabit olduğu
üzere (dört rek'atli) farz namaz yolculukta iki rekattır. Cuma farzı
iki rek'attir, iki bayram namazı ikişer rekattır. Bu
tamamdır, kasır
değildir."
1065) "... Ya'lâ bin Ümeyye (Radtyallâhü anh'den (82) ;
Şöyle demiştir Ben, Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh)'a!
Allah î
= -Yer yüzünde yolculuk ettiğiniz zaman kâfirlerin size eziyet ve zarar
vermelerinden korkarsanız namazınızı
kısaltmanızdan dolayı size günah yoktur.- (83)
(buyurmuştur.) Halbuki şimdi halk gü-ven içindedir. (Halkın
güvenlik içindeyken namazı kıseltmalarına) ne dersin? diye
sordum. Ömer (Radıyallâhü anh) : Senin şaştırın
şu işe ben de şaşmıştım da bunu Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem)'e sormuştum. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) şöylo buyurmuştu:
«Bu, Allah'ın size verdiği bir sadakadır. Onun için siz
Allah'ın sadakasını kabul ediniz.» dedi."
1066) "... Ümeyye bin Abdillah bin Hâlid (84)
(Radıyallâhü a»AJ'den rivayet edildiğine göre kendisi Abdullah
bin Ömer (Radtyattâkü anhümâyya.:
Biz hazerdeki namazın ve korku hükmünü Kur an'da buluyoruz. Fakat yolculuk
(hâlindeki) namazın hükmünü Kur'an'da bulamıyoruz, diye sormuş,
Abdullah (Radıyallâhü anh) kendisine:
Biz hiç bir şey bilmezken Allah bize Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'i Peygamber olarak gönderdi. Bunun için Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) nasıl yaparsa, biz de ancak Ondan gördüğümüz gibi
yaparız, diye cevap vermiştir."
1067) "... (Abdullah) İbn-i Ömer (Radtyallâhü anhümâyâen; Şöyle
demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şu belde (Medîne-i
Münevvere)'den çıktığı zaman Ona dönünceye kadar
(akşam farzı hariç hiç bir farzı) İki rekatten fazla
kılmazdı."
1068) "... (Abdullah) İbn-i Abbâs (Radtyallâhü ankümâ)'dan;
Şöyle demiştir :
Allah, sizin Peygamberiniz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in lisa-niyle hazerde
dört rek'at ve seferde iki rek'at olarak (dört rek'atli namazı) farz
kılmıştır."
1069) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü anhümâ)'dan: Şöyle
demiştir :
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hiç bir düşman O'nu takip
etmezken, hiç bir düşman korkusu yokken ve O'na acele ettirecek hiç bir
sebep yokken yolculukta akşam ile yatsı farzlarını beraber
kılardı."
1070) "... Mtıâz bin Cebel (Radtyallâhü anh )'den;
Şöyle demiştir: Tebük savaşı yolculuğunda Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sel-lenı) öğle ile ikindi farzlarını
keza akşam ile yatsı farzlarını beraber
kılmıştır."
1071) "... Hafs bin Asım bin Ömer bin el-Hattâb
(Radıyallâhü anhum)'-den; Şöyle demiştir:
Biz yolculukta (amcam Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü anh)'in beraberin
dey dik. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anh) bize namaz
kıldırdı. Farzdan sonra (sünnet kılmadan)
kendisi de, biz de dönüp gittik. İbn-i Ömer
(Hadıyallâhü anh), dönüşünde cemâatin bir
kısmının (kalkıp) namaza durduklarını
görünce: Bunlar ne yapıyorlar? diye sordu. Ben de: Sünnet kılıyorlar,
dedim. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anh) : 'Eğer ben (yolculukta)
Sünnet kılmış olsaydım farzımı
(ka-sırlı değil) tam kılardım. Ey kardeşimin
oğlu! Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile
arkadaşlık ettim. Vefat edinceye kadar yolculukta iki rek'at
(farz) dan fazla (sünnet namaz) kılmadı. Sonra Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh) ile arkadaşlık ettim. O da iki rek-atten fazla
kılmadı. Sonra Ömer (Radıyallâhü anh) ile arkadaşlık
ettim. Kendisi de iki rek'atten fazla kılmadı. Ondan sonra Osman
(Hadıyallâhü anh) ile arkadaşlık ettim. O da iki rek'atten fazla
kılmadı. Pu zâtlar vefat edinceye kadar durum böyleydi. Allah Teâlâ
da:
"Ey Mü'minler! Andolsun ki sizin için Resûlullah en güzel örnektir.- (35)
buyuruyor' dedi."
1072) "... (Ahriullah) bin Abhâs (Hudt\nUâhü <ıtthünıâ)\\an:
Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hazer namazını ve sefer
namazını farz kılmıştır. Biz hazerde farzdan önce
ve sonra sünnet kılardık. Seferde de farzdan önce ve sonra sünnet
kılardık."
1073) "... Abdurrahnıaıı bin Iluıncyd ez-Zührî
(Kathyaliûhiı anhümıi)'-den ; Şöyle demiştir :
Ben es-Sâib bin Yezîd (Radıyallâhü anh) a :
Mekke'de ikamet etmek hakkında ne (hüküm) işitmişsin? diye
sordum. Dedi ki t Ben el-Alâ' bin el-Hadramî (Radıyallâhü anh)'den
şöyle söylerken işittim: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
buyurdu ki;
«Sadır tavâfmdan sonra muhacir için (Mekke'de) üç (gece ikâmet etmeye
ruhsat vardır.)»"
1074) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhümâ)'dan;
Şöyle demiştir;
(Veda haccı seferinde) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seli em) Zilhicce
ayının dördüncü günü sabahı Mekke'ye vardı."
1075) "... Abdullah İbn-i Abbâs (Radtyallâhü ankümâyd&n;
Şöyle demiştir :
(Mekke fethinde) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke'de ondokuz gün
ikâmet ederek (dört rek*atli farz namazları) ikişer rek'at olarak
kıldı. Biz de ondokuz gün kalacağımız zaman
namazımızı ikişer rek'at kılarız. Bundan fazla
kıldığımız zaman dörder rek'at
kılarız."
1076) "... Abdullah İbn-i Abbâs
(Radıyallâhü anhümâydan: Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Fetih yılı Mekke'de
on-beş gece ikâmet ederek namazı kasır yapardı."
1077) "... Enes bin Mâlik (Radtyalâhü ank)'<\en;
Şöyle demiştir: Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in
beraberinde Medine'den Mekke'ye (Veda haccı için yola)
çıktık. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(dört rek'atli farz namazları) Medine'ye
dönüşümüze kadar ikişer rek'at olarak kıldı.
Râvi demiştir ki: Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Mekke'de
kaç gün kaldığını sordum. Enes (Radıyallâhü anh) : On
gün diye cevap verdi."
1078) "... Câbir bin Abdillah (Radıyailâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallollahü Aleyhi ve Seüem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Kul ile küfür arasında (yalnız) namazı terketmek
vardır.»"
1079) "... Büreyde («(>) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Alevhi ve Scllrm) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Bizimle onlar arasında (aktediJen) ahit, namazdır. Kim namazı
terkederse küfre gitmiş olur.»"
1080) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} şöyle buyurmuştur :
«Kul ile şirk arasında namazı bırakmaktan başka hiç
bir şey yoktur. Bu itibarla kul namazı bıraktığı
zaman şirk etmiş olur.»"
1081) "... Câbir bin Abdillah (Radtyaliâhü anhümâ)'f\an ;
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) bize şu hutbeyi irad buyurdu:
«Ey İnsanlar! Ölmeden Önce Allah'a tevbe ediniz. Meşgul olmadan önce
sâlih amellere koşunuz. Rabbinizi çok anmakla ve gizli -açık bol
sadaka (vermek) ile O'nun, sizin üzerinizdeki hakkı yerine
ulaştırınız ki nzıklan asınız, yardım
olunasınız ve İslah olunasınız. Bilmiş olunuz ki
içinde bulunduğum bu yılın bu ayının bu gününde ve
burada kıyamet gününe kadar Allah size Cuma namazını
şüphesiz farz kıldı. Ben hayatta İken veya benden sonra,
başında âdil veya zâlim bir devlet başkanı varken kim Cuma
namazını küçüm-siyerek veya farziyetini inkâr ederek
bırakırsa Allah onun işini düzene sokmasın ve işinde
ona bereket vermesin. Bilmiş olunuz ki tevbe etmedikçe böylesinin ne
namazı, ne zekâtı, ne haccı, ne orucu, ne de hiç bir hayrı
(sahihtir.) Kim de tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder (veya kabul
eylesin). Bilmiş olunuz ki, hiç bir kadın hiç bir erkeğe namaz
kıldıranı az. Hiç bir bedevi hiç bir muhacire imam olamaz. Hiç
bir fâsık, hiç bir mü'm in (= fâsık olmayan) e namaz
kıldı-ramaz. Meğer ki fâsık zor kullanır, mümin de
onun kılıcından ve copundan korktuğu zaman (mü'min
uyar.)-"
1082) "... Abdurrahman bin Ka'b bin Mâlik (Radtyallökü
ankümâ)'dan, Şöyle demiştir :
Babam (Kâ'b)ın gözleri kaybolunca onu ben yederdim. Onu Cuma namazına
(her) götürdüğümde Cuma ezanını işitince Ebû Ümâ-me Es'ad
bin Zürâre için istiğfar ve duâ ederdi. Ben ondan bunu işittiğim
halde bir süre bekledim. (Hikmetini sormadım.) Sonra içimden dedim ki =
Vallahi benim bu bekleyişim bir acizliktir. Kendisi ne zaman Cuma
ezanını işitirse Ebû Ümâme için istiğfar ve duâ
ettiğini hep işitiyorum da: 'Nedir bu.*? diyerek hikmetini sormuyorum.
Sonra daha önce kendisini her Cuma günü götürdüğüm gibi yine götürdüm.
Ezanı işitince her zaman yaptığı gibi yine (Ebû Ümâme
için) istiğfar etti. Ben de ona :
Babacığım! Cuma ezanını ne zaman işitirsen Es'ad
bin Zürâre için duâ ediyorsun. Bunun sebebinin ne olduğunu bana
bildiriver, dedim. Kendisi:
Ey oğulcuğum! Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), henüz
Mekke'den teşrif etmemiş İken, Nakiü'l Hadamât
(mıntıkasın)daki Beni Peyâda'ya âit Harrr (köyü)nün Hezm
(denilen semtinlde bize ilk Cuma namazını kıldıran zât
odur. dedi. Ben:
Ogün (Cuma nanıa/ında) kaç kişi idiniz? diye sordum. Dedi ki:
Kırk erkek (idik.)*'
1083) "... Huzeyfe ve Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhümâ)'<\en
rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur :
«Allah bizden öncekilerini Cuma gününden sapıttırdı.
(İbâdet günü olarak) Yahudiler için Cumartesi günü var. Pazar günü da
Hristiyanlarındır. Artık bunlar kıyamet gününe kadar bizden
geri kalmış oldular. Biz dünya ehlinin en sona
kalanlarıyız. Ve (kıyamet günü) başa geçip bütün
yaratıklardan evvel haklarında hüküm verilecek olanlarız.»"
CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ BABI
1084) "... Ebû Lübâbe (90) bin Abdilmünzir (Radtyallâhü anhyden rivayet
edildiğine göre: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selletn), şöyle
buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz Cuma günü, Allah katında günlerin büyüğü ve en azamet
lisidir. Allah katında Kurban bayramı ve Ramazan bayramı
günlerinden daha büyüktür. Onda beş meziyet vardır. Allah, Âdem
(Aleyhisselâm) ı o gün yarattı, Allah, Âdem (Aleyhisselâm)'ı
(Cennetten) yere o gün indirdi, Allah, Âdem (Aleyhisselâm)'ı o gün
öldürdü. O günde öyle bir saat vardır ki, (mü'min) kul haram bir şey
istemedikçe Allah Teâlâ'dan ne isterse mutlaka Allah verecektir. Kıyamet o
günde kopacaktır. Yüce makama erişen melekler, gök, yer, rüzgârlar,
dağlar ve deniz Cuma gününden korkarlar. (Anılan varlıklardan)
bu günden korkmayan tek bir ferd yoktur.»"
1085) "... Şeddâd (92) bin Evs (Radtyallâhü ank)'6en rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz Cuma günü en faziletli günlerinizdendir. Âdem (Aley-hisselâm)
onda yaratılmıştır. Nefha (ikinci sûr üfürülmesi)
ondadır. Ve sa'ka (birinci sûr üfürülmesi) ondadır. Artık onda
benim üzerime bol bol salavât getiriniz. Çünkü (o günkü) salavâtınız
bana sunulur.» Bir adam i
Ya Resûlallah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), senin bedenin yer tarafından
yenmişken (Şeddâd dedi ki) yâni çürümüşken bizim sala
vatımız nasıl sana sunulur, diye sordu. Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) :
«Allah, Peygamberlerin cesetlerini yemesini yere yasak etmiştir.»
buyurdu."
1086) Ebû Hüreyre (Radtyattâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre;
Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Büyük günahlar işlenmedikçe iki Cuma arasında işlenen (küçük)
günahlara Cuma (namazı) keffâret olur.»
1087) "... Evs (93) bin Evs es-Sakafî (Radtyallâhü anA/den rivayet
edildiğine göre kendisi demiş ki; Ben Resûlullah (SaiiaUakü Aleyhi ve
Seltemi'den işittim, buyurdu ki:
«Kim Cuma günü eşi ile cinsî temas edip boy abdestini alır, (Cuma
namazı için camiye) erken gider; (orada) ibâdetle meşgul olur (veya
hutbenin başına yetişir); yürüyerek gider ve bineğe hiç
binmez; imama yakın oturur; (hutbeyi) dinler ve hiç konuşmazsa,
(attığı) her adıma karşılık (gündüzü) oruçlu
ve gecesi ibâdetle geçirilen bir yıllık amelin sevabı
kazanmış olur.»"
1088) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyaüâhü
ankümâydan; Şöyle demiştir :
fien, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den, minber üzerinde şöyle
buyururken işittim:
-Kim Cuma namazına gelirse (önce) gusül etsin.»
1089) -,.. Ebû Saîd-İ Hudrî (Radıyallâhü anhyûen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seltem) şöyle
buyurmuştur :
"İhtilâm olma çağına gelmiş olan herkese Cuma günü
guslü vacibtir.»"
1090.. fbÛ HÜreyre <Radt>ıallâhü ™*)'ten rivayet edildiğine
göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} şöyle buyurdu,
demiştir:
«Kim güzelce abdest aldıktan sonra Cuma namazına gidip (imama)
yakın durur ve (hutbe okunurken) susup (hutbeyi) dinlerse o Cuma ile
diğer Cuma arasındaki (küçük) günahları
bağışlanır. Buna ilaveten üç günlük (küçük) günahı da
bağışlanır. (Hutbe okunurken) çakıl taşlarım
elleyen kimse şüphesiz sevabtan mahrum olmuş olur.»"
1091) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Cuma günü abdest alan kimse bu (abdest ruhsatı) ile yetinmiş olur,
fazilet kazanmış olur. Bu (ruhsat) ne güzeldir. Farzı yeterince
yapmış olur. Kim de guslederse gusül daha faziletlidir.»"
1092) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh)'ûen rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SeUem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Cuma günü olunca mescidin kapılarının her birisinde melekler
bulunur. Bunlar- (mescide gelen) insanları, ilk geleni, ondan sonra ilk
geleni (birinci, ikinci, üçüncü diye) gelişleri sırasına göre
yazarlar. İmam (minbere) çıkacağı zaman melekler defterleri
dürerek hutbeyi dinlerler. Artık namaza tehcir eden (erken gelen), bir
deve, ondan sonra gelen, bir sığır, ondan sonra gelen, bir koç
sadaka etmiş gibidir. (Nihayet bir tavuk ve bir yumurtayı zikretti.
Râvi Sehl, rivayetinde şunu da ilâve etti.) İmam minbere
çıktıktan sonra mescide gelen, artık yalnız namaz sevabını
almak için gelmiş olur.»"
1093) "... Semûre bin Cündüb (Radıyallâhü ank)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Saîlallahü Aleyhi ve
Sellem), Cuma'yı ve (buna) erken gitme misâlini, (sadaka
olarak) deveyi boğazhyana, sığırı
bo-ğazlıyana, koyunu boğazhyana, benzeterek beyan buyurdu. Bu
benzetmeyi yaparken nihayet tavuğu da zikretti."
1094) "... Alkarna (Radıyallâkü anh)'âen; Şöyle
(İtmiştir :
»en Abdullah (bin Mes'ûd) (Radıyallâhü anh) iie beraber Cuma namazına
gittim. Kendisinden önce gitmiş olan üç kişiyi (mescidde) bulunca:
(Ben) dört kişinin dördüncüsüyüm. Dördüncü olan (ilâhi ikram ve rahmetten)
uzak değildir. Şüphesiz ben Resûlullah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem)
den şöyle buyururken işittim, dedi:
«İnsanlar Cumalara birinci, ikinci ve üçüncü olarak erken gidiş
sırası ölçüsüne göre kıyamet günü Allah'a yakın (rahmet ve
ik-ramına yakın) makam sahibi olurlar.» Sonra Abdullah: (Ben) dört
kişinin d ördü ne usuyum, dördüncü olan (ilâhi ikram ve rahmetten) uzak
değildir, dedi."
1095) "... Abdullah (94) bin Selâm (Radıyallâhü ank)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir Cuma günü minber üzerinde
şöyle buyururken, kendisi (kulağı) ile) işitmiştir :
«Herhangi birinizin, iş elbisesinden başka Cuma günü için bir
takım elbise satın almasında hiç bir sakınca yoktur.»"
1096) "... Âişe (Radtyallâhü ankâyden; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Salİallahü Aleyhi ve S^Uem) Cuma günü halka hutbe okumuş
da onların üzerinde nimâr (95) hırkalarını görmüş ve
Re-sülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurmuştur:
«Her hangi biriniz maddî imkân bulursa iş elbisesinden başka Cuma
günü için bir takım elbise edinmesinde hiç bir sakınca yoktur."
1097) "... Ebû Zerr (Radtyallâhü ankyâen rivayet edildiğine göre:
Peygamber (Sallaltahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim Cuma günü (usulüne uygun olarak) iyice gusleder, güzelce temizlenir, en
güzel elbiselerinden bir takım giyer, ev halkına ait güzel kokudan
Allah'ın yazdığı payı sürünür, sonra Cuma
namazına varır, usulünce hutbeyi dinler ve yan yana oturan iki
kişinin arasını açmaz ( — eziyet etmez) ise o Cuma ile
diğer (geçmiş) Cuma arasındaki (küçük) günahları
bağışlanır.»"
1098) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyallâhü nahiimâ)'âan rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Şüphesiz bu Cuma, Allah'ın müslumanlara tahsis buyurduğu bir
bayram günüdür. Artık Cuma namazına gelmek istiyen kimse boy abdesti
alsın. Ve eğer güzel koku varsa ondan sürünsün. Misvak
kullanmayı hiç bırakmayınız.»"
1099) "... Sehl (96) bin Sa'd (Radtyallâhü anhümâ)'dan
şöyle demiştir: Biz Kaylûlet istirahatı ve gada yemeği
işini dâima cuma namazından sonra yapardık."
1100) '... Seleme (97) bin el-Ekvâ' (Radtyallâhüanh)'den;
Şöye demiştir:
Biz Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in beraberinde cuma
namazını kılardık. Namazdan sonra döndüğümüzde bizi
gölgeliyecek kadar duvarlar gölgesini göremezdik.
1101) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sdlem)'in müezzini Sa'd (98)
el-Karaz (Radtyailâhü anky&en rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Sa'd (Ra-dıyallâhü
anh), cuma günü gölge nalın tasması kadar olunca ezan okurdu."
1102 "... Enes (bin Mâlik) (RadtyaUühü anhyûen:
Şöyle demiştir:
Biz cuma namazını kılar, sonra (evlerimize) döner ve
Kaylûiet istirahatını yapar idik."
1103) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (cuma namazından önce) iki hutbe
okurdu. İki hutbe arasında biraz otururdu (bu oturuşunda
konuşmazdı). Bişr, rivayetinde: i;Ü>y>j = "ayakta
iken" cümlesini İlâve etmiştir."
1104) ı\.. Amr (99) bin Hüreys (Radıyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir: Een Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'i minber üzerinde
tıutbe okurken ve (mübarek) başında siyah bir
sarık varken gördüm."
1105) "... Câbir bin Semûre (Radıyallâhü «»///den;
Şöyle elemiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ayakta hutbe okurdu. Ancak şu var
ki biraz otururdu. Sonra kalkardı."
1106) "... Câbîr bin Semûre (Radıyollâhü ö«/r^'den;
Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ayakta
hutbe okurdu. Sonra otururdu. Daha sonra ayağa kalkardı,
(ikinci hutbede) âyetler okurdu ve Allah'ı anardı. Onun hutbesi
ne uzundu ne kısa idi. Cuma namazı da ne uzundu ne de
kısaydı."
1107) "... Sa'd (el-Karaz) (RadıyaUâhü
«n/r^'den: Şöyle demiştir : Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) savaşta hitabede bulunurken (eline) yay (alarak on) a
dayanırdı ve Cumada hutbe okuduğu zaman (eline aldığı)
asaya dayanırdı."
1108) "... Alkarna (Radtyaİlâhü anh)'den; Şöyle
demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ayakta mı,
oturarak mı hutbe okurdu? diye Abdullah (bin Mes'ud)
(Radıyallâhü anh)'a soru sorulmuş. Abdullah (Radıyallâhü
anh) da (soru sahibine) :
Sen : yU £j$jj = «ve seni ayakta bıraktılar» âyetini okumuyorsun,
diye cevap verdi."
Ebû Abdi 11 ah (yâni müellifimiz) demiştir ki; Bu hadîs garibtir. ÇÜnkÜ
râvi İbn-i Ebi Şeybe'den başka hiç kimse bunu rivayet
etmiyor."
1109) "... Câbir bin Abdillah (RadıyaUdhü anhümâ)'dan;
Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) minbere çıkacağı zaman
(oradakilere) selâm verirdi."
.
HUTBEYİ DİNLEMEK VE ONUN İÇİN SUSMAK
HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1110) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ankyden rivayet edildiğine
göre Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) çöylc buyurdu, demiştir:
«Cuma günü imam hutbe okurken sen arkadaşına (sadece) 'sus'
dediğin zaman (yine) lağv (=: Abes ile iştigal) etmiş
olursun.»*1
1111) "... Übeyy bin Ka'b (Radıyallâkü an/rj'den:
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma
günü (hutbesinde) 'Tebâreke' sûresini ayakta okudu. Allah'ın günleri
(nde vuku bu lacak büyük olaylardan bahis) ile bize (uyarıcı)
nasi hatta bulunda. Ebü'd-Derdâ veya Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) beni
dürterek:
Bu sûre ne zaman indirildi. Ben bu ana kadar bu sûreyi işitmedim, dedi.
Übeyy (Radıyallâhü anh) Ona:
Sus! diye işaret etti. Bunlar namazdan dönüp gidince soru sahibi (Übeyy
(Radıyallâhü anh) 'a) ı
Ben bu sûre ne zaman indirildi diye sana soru sordum. Sen bana bildir
m edin? dedi. Übeyy (Radıyallâhü anh) :
Bu günkü namazından senin için bu sorudan başka hiç bir kazancın
yoktur, dedi. Soru sahibi Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)"e
giderek kendisiyle Übeyy (Radıyallâhü anh) arasında hutbe
esnasında geçeni anlattı ve Übeyy (Radıyallâhü anh)'in namazdan
sonra kendisine söylediği sözü nakletti. Übeyy (Radıyallâhü anh)
demiştir ki t Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel I em) :
«Übeyy doğru söylemiştir.» buyurmuştur."
İMAM HUTBE OKURKEN MESCİDE GİREN HAKKINDA
GELEN (HADÎSLER) BABI
1112) "... Câbir bin Abdülah (Radtyallâhü anhümâ/dan;
Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (cuma günü) hutbe okurken Süleyk (100)
el-Catafâni (Radıyallâhü anh) mescide girdi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) :
— «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Süleyk (Radıyallâhü
anh) :
— Hayır! dedi. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «O halde iki rek'at kıl» buyurdu.
Râvi Amr. rivayetinde Süleyk (Radıyallâhü anh)'ı ismen
zikret-memiştir. (101)"
1113) '"... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyalâhü anh)'den; Şöyle
demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (cuma
günü) hutbe
okurken bir adam geldi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Ona:
— «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Adam:
— Hayır! dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «İki rek'at kıl» buyurdu."
1114) "... Ebû Hüreyre ve Câbir (Radtyallâhü anhiimâ)'dan;
Şöyle söylemişlerdir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken Süleyk el-Ğatafânî
(Radıyallâhü anh) geldi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Ona:
— «Sen gelmeden Önce iki rek'at namaz kıldın mı?» diye
sordu. Süleyk (Radıyallâhü anh) :
— Hayır, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— "İki rek'at namaz kıl ve bunları hafif tut»
buyurdu."
CUMA GÜNÜ CEMÂATİN ÜSTÜNDENATLAMAKTAN NEHİY HAKKINDA
1115) "... Câbir bin Abdillah (Radtyallâhü anhümâydan;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cuma günü
hutbe okurken bir adam mescide girdi ve cemâatin üstünden atlamaya
başladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(Ona) :
«(Artık) otur! Sen hem (cemaata) eziyet ettin hem de geç kaldın.»
buyurdu."
1116) "... Muâz(102) bin Enes (el-Cühenî) (Radıyallâhü
anh)'den rivayet edildiğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştin
-Kim Cuma günü (mescidde oturan) halkın üzerinden atlayıp geçerse, o
kimse cehennem yolu üzerinde köprü ittihaz edilir.-"
İMAM MİNBERDEN İNDİKTEN SONRA KONUŞMAK
HAKKINDA
1117) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü <tnh)'den.
Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü
(hutbeden sonra) minberden indiği zaman ihtiyaç olduğunda
konuşurdu."
CUMA NAMAZINDAKİ KIRAAT HAKKINDA vGELEN
(HADÎSLER) BABI
1118) '•... Ubeydullah (103) bin Ebî Râfi' (Radıyallâhü anhümâydan rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
(Medine-i Münevvere valisi) Mervân (104) (bin el-Hakem)
(Ra-
U03) Medlnelidir Babasından, anasından, Ali'den ve Ebû Hüreyre
<R.A.)'den rivayet etmiştir. R&vileri ise îbrâhim ve Abdullah ismindeki
iki oğlu Muhainnıed bin el-Münke'dir, el-Mutemir bin Süleyman,
El-A'rac ve çok kimsedir. Sıka bir râ-vidir. Hadisçüer onun
rivayetlerini almışlardır. (El-Menhel: Cilt 5,
Sah. 150)
104) Mervân Sahâbtdir. Fakat Peygamber (S.A.V.)'den rivayeti sabit değildir.
Hicri 2. yıh doğmuş, Hz. Osman halife İken kâtipliğini
yapmış, fıkıhçılardan sayılmıştır
Ömer, Osman, Ali, Zeyd bin Sabit ve başka sahâbllerden rivayet
etmiştir. Kendisinden de sahâbllerden Sehl bin Sa'd ve Tabiilerden
oğlu Abdülme-lik. Ali bin el-Hüseyn, Urve bin Zübeyr. Saİd bin
el-Müseyyeb (R.A.) ve başkaları rivayet etmişlerdir. Muâviye
(R.A.) devrinde Medine valiliği yapmıştır. Muaviye bin
Yezfd Öldüğünde Şam'da bulunan Merv&n'a bazıları biat
etti. Bir ara Mısır'ı da kendine bağladı. O'nun halifeliği
6 ay sürdü. Hicri 65. yılı Ramazan ayında vefat etti <
El-Menhel : Cild 2, Sah. 191)
dıyallâhü anhümâ), Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'a Medine
valiliği vekâletini vererek Mekke'ye gitti. Bunun üzerine Ebû Hüreyre
(Radıyallâhü anh) bize Cuma namazım kıldırdı.
(Fatihadan) sonra birinci rekatta el-Cumua, sûresini ve son rek'atte,
el-Münafikûn sûresini okudu*
'
Ubeydullah demiştir ki t Ebu Hüreyre (Radıyallâhü anh) namazdan dönüp
gidince ben ona yetişerek dedim ki: Ali (Radıyallâhü anh) in
Küfede Cuma namazında devamlı okuduğu iki sûreyi oku dum. Ebû
Hüreyre (Radıyallâhü anh) dedi ki: Ben Resûlullah (Sal lallahü Aleyhi ve
Sellem)'den bu iki sûreyi (cumada) okurken işit tim."
1119) "... Ubeydullah bin AbdiIIah (bin Utbe)
(Radtyallâhü ankümâ)'-dan, rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir :
Dahhâk (105) bin Kays (Radıyallâhü anh), Numan (106) bin Be-şîr
(Radıyallâhü anhümâ)'ya mektup yazarak Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in Cuma namazında (birinci rek'atte okuduğu) Cuma sûresi ile
beraber (ikinci rek'atte) ne okuduğunu bize bildirin diye sordu? Numan:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma namazı (mn ikin-ci
rekatında; İ^UJI ^J> iJUl J*
(sûresini okurdu, diye cevap
verdi."
1120) "... Ebû İnebe el-Havlânî (Radtyallâhü
tf«/r/den: Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Cuma namazında (birinci rek'atte)! 'Ji.Vt *&j p-*'
£r* sûresini ve (ikinci rek'atte); Ji
sûresini okurdu."
1121) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Cuma namazının bir re k'atine yetişen kimse o rek'ate bir
rek'at eklesin.»"
1122) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ««/f/den
rivayet edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Namazın bir rek'atine yetişen kimse, (o namaza) yetişmiş
olur.»"
1123) "... (Abdullah) bin
Ömer (Radtyaüâhü anhümâ)'&dr\ rivayet edildiğine göre. Resûluüah
(SaUallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Cuma namazının veya başka namazın bir rek'atine
yetişen kimse o namaza yetişmiş olur.»
CUMA NAMAZINA NE KADAR MESAFEDEN GELİNECEĞİNE
DAİR VARİD OLAN HADÎS
1124) "... (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü önA«wiö)'dan; Şöyle
demiştir :
Küba ehli Cuma günü Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in (mescidine
gelerek) beraberinde Cuma namazını kılarlardı.'1
ÖZÜRSÜZ OLARAK CUMA NAMAZINI TERKEDEN HAKKINDAKİ BÂB
1125) "... Sahâbîlik şerefine mazhar olmuş olan EbiTl-Ca'd
ed-Demrî (107) (RadıyaUâhü anh)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
«Her kim pek önemsemediğinden dolayı Cuma namazını üç defa
t erkede rse kalbi mühürlenir.-"
1126) "... Câbİr bin Abdillah (RadıyaUâhü anküvtâydan rivayet
edildiğine göre; Resûlulah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Zaruret (şer'î özür) olmaksızın üç defa Cuma namazını
terke-denin kalbini Allah mühürler.»"
1127) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhii anh)'(\en rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) $öyle buyurdu, demiştir :
«Herhangi birinizden hiç umulur mu ki: (Şehirden) bir iki mit uzakta,
davar sürüsünü ittihaz etsin, orada ot temin imkansızlaşır da
daha uzaklara gitsin, sonra Cuma namazı vakti olur da kendisi gelip
kılmasın, (ikinci) Cuma olur da (yine) kılmasın, (üçüncü)
Cuma olur da gelip kılmasın. (Hiç birinizden umulmayan bu hareket)
nihayet (sahibinin) kalbinin mühürlenmesine sebep olur.»
1128) "... Semûre bin Cündüb (RadtyaUâhü anh)'ûen rivayet edidiğine
göre; Peygamber (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Bile bile (bir) Cuma namazına gitmeyen kimse bir altını sadaka
olarak versin, (buna) gücü yetmezse yarım altın tasadduk
etsin.»"
1129) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü ankümâ)'da.n \
Şöyle demiştir :
ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Cuma farzından önce dört rek'at
namaz kılardı. Bu dört rekatın arasında selâm
vermezdi."
CUMA FARZINDAN SONRA (KILINACAK) NAMAZ HAKKINDA GELEN
(HADİSLER) BABI
1130) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre :
Cuma farzını kılınca (mesciddenî dönüp giderdi de evinde
İki rek'at namaz kılardı. Sonra demiştir ki: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), böyle yapardı."
1131) "... Sâlinvin babası (tbn-i Ömer)
(Radıyallâhü anhümâyâan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem). Cuma farzından sonra (evinde) iki
rek'at namaz kılardı."
1132) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre-Resûlullah (Sallaliahü Aleyhi ve Sefam) şöyle
buyurdu; demiştir : '
«Cuma farzından sonra namaz kıldığınızda dört
rek'at kılınız.»"
CUMA GÜNÜ NAMAZDAN ÖNCE HALKAHALİNDE OTURMAK VE İMAM
HUTBE OKURKEN İHTİBÂ BİÇİMİNDE OTURMAK HAKKINDA
1133) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As)
(Ra-dtyattâhü anhüm)'den: Şöyle demiştir :
Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü namazdan önce mescidde
halka biçiminde oturmaktan nehly etmiştir."
1134) " Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin
Amr bin el-Âs) (Radt-yallâkü anküm)'den ; Şöyle demiştir :
Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Cuma günü ihtibâ biçiminde oturmaktan
nehiy etmiştir.* Râvi demiştir ki: Yâni imam hutbe okurken."
1135) '... Sâib bin Yezîd (Radıyallâhü ank)'den; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yalnız bir tek
müezzini vardı. Resûiullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (cuma günü minbere) çıktığı zaman müezzin
ezan okurdu ve (hutbeden sonra minberden) indiği zaman ikamet getirirdi.
Ebû Bekir ve Ömer (Ra-dıyalâhü anhümâ) da (halifeyken) beyleydiler. Osman
(Radıyallâhü anh) (halîfe) olunca ve cemâat çoğalınca
çarşıdaki Zevrâ adlı bina üstünde üçüncü çağrıyı
(şimdi okunmakta olan ilk ezanı) ilâve etti. Osman (Radıyallâhü
anh) minbere çıktığı zaman müezzin ezan okurdu ve minberden
indiği zaman müezzin ikâmet ederdi."
İMAM HUTBE OKURKEN CEMÂATİN ONA YÖNELMESİ
HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)
1136) "... Adiyy bin Sâbit'in babası (Sabit) (Radtyallâhü
anhümâ)>âan\ Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde hutbe için ayakta
durduğu zaman Ashabı, yüzlerini O'na döndürürlerdi."
CUMA GÜNÜNDE (DUANIN MAKBUL OLDUĞU)UMULAN BELİRLİ
SAAT HAKKINDA
1137) "... Ebû Hüreyre (RadtyaUâhü ünh)\\en; Şöyle
demiştir:
ResuluHah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
-Cuma gününde öyle bir saat vardır ki O saata rastlıyarak onda namaz
kılıp Allah'tan hayır dileyen her müslüman adamın
dileğini Allah bahşeder.» buyurdu. Ve (O saatin) kısa
olduğunu anlatmak için (mübarek) eliyle işaret
etti."
1138) ... Amr bin Avf el-Müzeni (Radtyallâhü unh)\\en. Şöyle demiştir
:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den işittim. Buyurdu ki:
— «Cuma günü gündüzünde bir saat vardır. Mü'min kul onda Allah'dan
ne isterse behemehal onun dileği verilir.»
— Hangi saattir? diye soruldu. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Cuma namazına ikamet edildiği zamandan, namazdan
çıkı-lıncaya kadardır.» buyurdu."
Süneni îbn-i Mftce — C. : 3 ■ P. : Sİ
1139) "... Abdullaiı bin Selâm (Radtyallâhü anh)>den; Şöyle
demiştir ■ Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in oturduğu
bir mecliste Den dedim ki, Şüphesiz biz Allah'ın Kitabında
(Tevrat'ta) şunu buluyoruz : Cuma gününde öyle bir saat vardır ki onu
denk getirerek onda namaz kılıp Allah'tan bir şey dileyen her
mü'min kulun dileğini Allan bahşeder.'
SeIâm demiStir ki: Bu sözüm üzerine Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Yahut bir saatin bir parçasıdır.» diye bana işaret
buyurdu. Ben i
^ Doğru söyledin, (veya bir saatin bir parçasıdır) diye sözümü
tashih ettim. (Bu arada) Ben:
— Bu saat hangi saattir? diye sordum. O:
— «Gündüz saatlarınm sonuncusudur.» buyurdu. Ben:
— Gündüzün son saati namaz saati değildir, dedim. O:
— «Hayır (namaz saatidir.) Çünkü mü'min kul namaz
kıldığı ve namazdan sonra gelecek namaz vaktini beklemek
niyetiyle yerinde oturduğu sürece şüphesiz o fazilet
bakımından namaz içinde sayılır.» buyurdu."
ON İKİ REK'AT SÜNNET HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1140) "... Âîşe (Radıyallâhü anhâ)'dan rivayet edildiğine göre;
Resûlul-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim (her gün şu) on iki rekat sünnet kılmaya devam ederse cennette
onun için bir ev yapılır, öğle farzından önce dört rekat,
öğle farzından sonra iki rekat, akşam farzından sonra iki rekat,
yatsı farzından sonra iki rek'at ve sabah farzından önce iki
rek'at.-"
1141) "... (Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)"m muhterem
eşlerinden) Ümmâ Habîbe bint-i Ebî Süfyân (Radtyallâhü anhümâ)'daxı
rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallakü Aleyhive Sellem) şöyle
buyurmuştur:
«Kim (her) gün ve gecede on İki rek'at (sünnet) kılarsa cennette onun
için bir ev yapılır.»"
1142) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü oMÂ)*den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Kim (her) günde (farzdan başka şu) on iki rek'at (sünneti)
kılarsa cennette onun için bir ev yapılır. İki rek'at sabah
farzından önce, ikişer rek'at Öğle farzından önce ve sonra,
iki rek'at (zan ediyorum dedi ki) ikindi farzından önce, iki rek'at
akşam farzından sonra ve iki rek'at (zan ediyorum dedi ki) yatsı
farzından sonra.»"
SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT (SÜNNET)
HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1143) "... İbn-i Ömer (Radtyallâkü a«A«mâ)'dan;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şafak
(yeri) aydınlanınca (sabah farzından önce) iki rekat
kılardı."
1144) "... İbn-i Ömer (Radıyaüâhü anhümâ)'dan;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah
(farzın) dan önce ezan sesi Onun kulaklarında imiş gibi (çarçabuk)
iki rek'at kılardı,"
1145) "... (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyin
muhterem eşlerinden Hafsa bint-i Ömer (Radtyallâhü anhümâydan; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah namazı için ezan
okunduğu zaman, farza kalkmadan önce hafif tuttuğu iki rek'at
kılardı."
1146) "... Âişe (Radtyallâhü anhâyâan; Şöyle
demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) abdest
aldığı zaman iki rek'at kıldıktan sonra namaza
çıkar (gider) di."
1147) "...Alî (Radtyallâhü üKA)'den; Şöyle demiştir
: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ikâmet edileceği zaman iki
rek'at kılardı."
SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİREK'ATTE OKUNAN
(SÛRELER) HAKKINDA
1148) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü an*/den; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah farzından önceki iki
rek'atte (Fatihadan sonra) : ve; sûrelerini okurdu.'*
1149) "... İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümây&dn:
Şöyle demiştir: Ben bir ay Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'e baktım.
Sabah farzından önceki iki rek'atte (Fatihadan sonra); Jj»I^I^>
Jj L^l h J* sûrelerini okurdu."
1150) ... A işe (Radt yatla fıü anhâ)'dan ;
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah
farzından Önce iki rek'at kılardı ve şöyle buyururdu :
«Bu iki sûre ne güzeldir. Sabah farzından önceki iki rek'atte
(Fatihadan sonra) okunur. (Bu sûreler); j>l ^il
*> ,15 ve^ jj^lxîl LfI L Jî (sûreleri)dir.»"
NAMAZ İÇİN İKAMETE BAŞLANACAĞIZAMAN
FARZDAN BAŞKA NAMAZ KILINAMAZI HAKKINDA
1151) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ankyâen rivayet
edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Namaz için ikâmet edileceği zaman (O) farzdan başka hiç bir namaz
kılınmasın (veya kılınmaz.)»"
1152) "... Abdullah bin Sercîs(lll) Radtyallâhü
anh)'den rivayet edil-e eöre:
diğine göre:
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün) sabah farzını
kılmakta iken: bir adamı,sabah farzından Önceki iki rekatı
kılmakla meşgul olarak görmüş ve namazı kıldıktan
sonra adama:
«(Ey Filân)! Sen bu iki namazından hangisini namaz sayıyorsun?»
buyurdu."
SABAH FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REKAT(SÜNNET) 1
KAÇIRAN KİMSENİN BUNU NE ZAMAN KAZA EDECEĞİNE DÂİR
1154) -... Kays bin Amr(ll2) (Rad,yallahü
anh)\\,n: Şöyle demdir: Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) (bir *ün) bir adam.sabah
farzından sonra iki rek'at namaz kılarken görmüş ve Peygamber
{Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona:
— «Sabah namazını iki defa mı (kılıyorsun)?»
buyurmuş, adam da O'na :
— Ben sabah namazından Önceki iki rek'atı
kılmamış idim de onu kıldım, cevabını
vermiştir. Râvi demiştir ki, Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), (bu cevabtan sonra) susmuştur."
1155) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü tzn/tj'den; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), uykuda kalarak sabah sünnetini
kaçırmış ve güneş doğduktan sonra bunları kaza
etmiştir."
ÖĞLE (NAMAZI) FARZINDAN ÖNCEKÎDÖRT REKAT (NAMAZ) HAKKINDA
1156) "... Kaabûs(113) (bin ebi'l-Mahârık) (Radtyallâhü anh),
babası Ebü'l-Mahânk (Radtyallâhü anh)'den rivayetle şöyle
demiştir:
Babam (Ebü'l-Mahârık), Âişe (Radıyallâhü anhâl'ya haber
göndererek: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in (sünnetlerden)
devamlı kılmaktan en çok hoşlandığı namazın
hangisi olduğunu sormuş ve Âişe (Radıyallâhü anhâ)
şöyle cevap vermiştir: Resûlullah (Sallallahü AJeyhi ve SeJlem)
öğle farzından önce dört rek'at kılardı. Bundaki
kıyamı (= Kıraati) uzun tutardı ve rüku' ile secdelerini
güzel yapardı."
1157) "... Ebû Eyyub (el-Ensârî) (Radıyallâhü anh)'âen: Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), öğle vakti girince öğle
namazının farzından önce dört rek'at (namaz) kılardı,
dört rek'a-tın arasında selâm vermezdi. Ve şöyle buyurdu =
«Güneş, gök'ün ortasından batıya kaydığı zaman
şüphesiz semânın kapıları (o dört rek'at için)
açılır.»"
ÖĞLEDEN ÖNCEKİ DÖRT REKATI KAÇIRAN HAKKINDAKİ BAB
1158) "... Aişe (Radtyallâhü ankâ)ydan; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öğle farzından önceki
dört rek'at (sünnet) i kaçırdığı zaman, öğle
farzının sonundaki iki
rek'atten sonra onu kılardı."
Ebû AbdiIIah (Müellifimiz) demiştir ki: Bu hadîsi Şubeden yalnız
Kays rivayet etmiştir.
ÖĞLE FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKATI KAÇIRAN
HAKKINDA BİR BÂB
1159) "... Abdullah bin el-Hâris (Radıyallâhü anh)'t\en) ; Şöyle
demiştir: Muâviye (Radıyallâhü anh), (bir gün Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'in muhterem eşi) Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâ)'ya
(bir elçi) gönderdi. Ben elçi ile beraber gittim. Elçi Ümmü Seleme
(Radıyallâhü anhâ)ya sordu. Ümmü Seleme (Radıyallâhü an-hâ)
şöyle cevap verdi:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (zekât toplamak üzere) bir memur
göndermiş idi. (Bir gün) öğle namazı için benim odamda abdest
alıyordu. Onun yanında çok muhacir vardı. Onların hâline
çok ihtimam gösteriyordu. Bu esnada kapı çalındı. O da
kapıya çıktı. Sonra öğle farzını kıldırdı
ve tahsildarın getirdiği zekâtı taksim etmeye oturdu. Ümmü
Seleme (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki: O, ikindi namazına kadar
bu işle meşgul oldu. İkindi farzını
kıldırdıktan sonra odama girdi ve iki rek'at (namaz)
kıldı. Sonra buyur du ki:
-Tahsildarın işi ile meşguliyetim dolayısı ile bu iki
rek'atı Öğle namazından sonra kılmadım, ikindiden
sonra kıldım.»"
ÖĞLE FARZINDAN ÖNCE DÖRT,SONRA DA DÖRT (REK'AT) KILAN
HAKKINDA
1160) '... (Mü'minlerin anası) Ümmü Habîbe (Radtyallâkü anttaydım
rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
şöyle buyurdu demiştir :
"Kim öğle farzından önce dört (rek'at) ve öğle
farzından sonra dört (rek'at sünnet) kılarsa Allah onu cehennem
ateşine haram eder."
GÜNDÜZ KILINMASI MÜSTEHAP OLAN SÜNNET HAKKINDA GELEN
(HADİSLER) BABI
1161) "... Asım bin Damra es-Selûlî (Radtyallâhü ö«A/den; Şöyle
demiştir :
Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemt'in gündüz
kıldığı sünnet namazı Ali (Radıyallâhü
anh)'den sorduk. O:
— Bu sünneti (devamlı) kılmaya gücünüz yetmez dedi. Biz Ona i
— Sen bize bildir, biz bundan gücümüzün yettiği miktarı
alırız, dedik. O dedi ki:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) sabah farzını
kılınca, artık namaz kılmayı tehir ederdi. Nihayet
güneş ikindi namazı vaktinde şuradan yâni batı ufkundan ne
kadar (irtifada) ise güneş o kadar şuradan yâni doğu ufkundan
yüksek olunca kalkar iki rek'at (sünnet) kılardı. Bundan sonra namaz
kılmayı geciktirirdi. Ta öğle namazı vaktinde güneş
şuradan (yâni batı ufkundan) uzak olduğu miktar şuradan
yâni doğu ufkundan yüksek olunca kalkıp dört rek'at (sünnet)
kılardı. Güneş gök ortasından ayrılınca (=
öğle vakti girince) de öğle farzından önce dört rek'at (sünnet)
kılardı. Öğle farzından sonra da iki rek'at (sünnet)
kılardı ve ikindi farzından önce dört rek'at (sünnet)
kılardı. Bu dört rekatın ilk iki rek'atı ile son iki rek'a-tını,
Mukarrabîn meleklere. Peygamberlere ve bunlara tâbi olan müs-lümanlarla
mü'minlere selâm vermekle birbirinden ayırırdı.
Ali (Radıyallâhü anh) : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lemt'in
gündüz sünneti işte şu on altı rek'attır. Buna devam eden
azdır, dedi.
AKŞAM FARZINDAN ÖNCEKİ İKİ REK'AT HAKKINDA
GELEN HADÎSLER BABI
1162) "... Abdullah bin Muğaffel (el-Müzenî) (Radtyallâhü anh)'den
rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Her iki ezan (yâni her iki ezan ile ikâmet) arasında bir namaz
vardır.»
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bunu üç defa buyurdu. Üçüncü
defasında : -Dileyen kimse için- buyurdu."
1163) "... Enes bin Mâlik (Radtyaiiâhü anh)\\en.
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken (akşam farzı
için) müezzin gerçekten ezan okurdu. (Ama) kalkıp akşam
farzından önceki iki rek'at (nafileyi) kılanların çokluğu
nedeni ile okunanın ikâmet olduğu sanılırdı."
1164) "... Aîşe (Radtyallâhü onkâ)'âan; Şöyle
demiştir • Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akşam
namazını(n farzını mescidde) kılardı sonra odama
dönüp ik. rek'at (sünneti) kı-
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem}, Benî Abdil-Eşhel kabilesinde
bizim yanımıza teşrif etmişti. Mescidimizde bize akşam
namazını kıldırdı. Sonra:
«Bu iki rek'at (sünnet) i evlerinizde kılınız.» buyurdu."
AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ İKİ REKAT (SÜNNET)
TE (FÂTİHA'DAN SONRA) OKUNAN (SÛRELER) BABI
1166) "... Abdullah bin Mes'ud (Radtyallâhü anhyden;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), akşam
farzından sonraki iki rek'atte (Fâtiha'dan sonra) : ^
<&' j* J* ve; &)\ f-İL Ji
(sürelerin)i okurdu."
AKŞAM FARZINDAN SONRAKİ ALTI REKAT (SÜNNET) HAKKINDA
GELEN (HADÎS) BABI
1167) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Setlem), şöyle buyurmuştur :
«Kim akşam namazın (in farzın) dan sonra altı rekat
(sünnet) i, arasında fena söz söylemeden kılarsa bu (sünnet), onun
için on iki yıllık ibâdete denk tutulur.»"
1168) "... Hârice bin Huzâfe el-Adevî (115) (Radtyallâhü an*)'den;
Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (sabah namazı için evinden
çıkıp) yanımıza geldi ve:
«Şüphesiz Allah, hakkınızda dünya ve içindekilerin tümünden daha
hayırlı olan bir namaz ile size ihsanda bulunmuştur. Bu, vitir
namazıdır. Allah Teâlâ bu namazı yatsı namazıyla
fecrin doğuşu arasında kılmayı size meşru
etmiştir.» buyurdu.1'
1169) "... Alî bin Ebî Ta'lib (Radtyallâhü a«A>'den;
Şöyle demiştir:
Şüphesiz vitir namazı behemahal yapılması gerekli
değildir. Farz namazlarınız gibi de değildir. Lâkin
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir namazı
kılmış, sonra buyurmuştur ki:
«Ey Kur'an ehli! Vitir namazını kılınız. Çünkü Allah
vitirdir t= birdir) ve vitri sever.»"
1170) "... Abdullah bin Mes'ud (Radıyallahü anh)yden rivayet
edildiğine göre (kendisi) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/emyin
şöyle buyurduğunu söylemiş :
«Şüphesiz Allah vitirdir (tekdir), vitri sever. Ey Kur'an ehli! Vitir namazınızı
kılınız.»
Bir a'râbi, Abdullah (Radıyallahü anh)'a: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sallem) ne buyuruyor? diye sormuşi Abdullah (Radıyallahü anh) .-
— Bu hüküm ne sanadır, ne de arkadaslarınadır. (Hafızlara
mahsustur) demiştir."
VİTİR NAMAZINDA (FÂTÎHA'DAN SONRA) OKUNAN SÛRELER
HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
1171) "... Übeyy bin Kâ'b (Radtyallâhü unA/den: Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir
namazını (Fâtiha'
süreleriyle kılardı."
1172) "... îbn-i Abbâs (Radtyallâhü anh)'âan; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir
namazını (Fatiha'-
dan sonra ve;süreleriyle kılardı.
1173) "... Abdülaziz bin Güreye (116) (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir :
Biz Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in vitir namazında
(Fâtiha'dan sonra) ne okuduğunu Âişe (Radıyallâhü anhâl'ya
sorduk. Dedi ki: O Fâtiha'dan sonra ilk rekattej]dnci rek'atte; j ve üçüncü
rek'atte; sûrelerini okurdu, diye cevap verdi."
VİTİR NAMAZINI BİR REKAT OLARAK KILMAK HAKKINDA
GELEN HADİSLER BABI
1174) "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü ankümâ)'âan;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece
namazını ikişer ikişer rek'at olarak kılardı ve
bir rek'at vitir kılardı."
1175) "... Ebû Miclez (Radıyallâhü anh)'m, (Abdullah) bin Ömer
(Radıyallâhü anhümâ)'âan rivayet ettiğine göre; İbn-i Ömer,
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir :
•Gece namazı ikişer, ikişer (rek'at) dır, vitir
(namazı) da bir rek'-attir."
Ebû Miclez: Ben, İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâî'ya:
— Söyleyiver! Eğer uykudan gözümü aç am azsa m,. Söyle bakalım!
Yâ eğer uyuya kalsam? dedim. İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhü-mâ),
bana:
— (Vitrini) Şu yıldızın (gözükmesi) vaktinde
kılı versene, dedi.
— Ben başımı (semâya) kaldırdım. Baktım ki
(işaret ettiği) Si-mâk (12i) yıldızı
(görülüyor.) Sonra İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhü-mâ) hadîsi
tekrarlıyarak: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle
buyurdu, dedi:
•Gece namazı ikişer ikişer rek'attir. Vitir (namazı) da
fecirden önce (kılınan) bir rek'attir.»"
1176) "... El-Muttaüb bin Abdülah (Radtyallâhü
anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Bir adam, İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'ya :
— Ben vitir namazını nasıl kılayım? diye sordu.
İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ) :
— Tek bir rek'at vitir kıl, diye cevap verince, adam:
— Halkın (kılacağım tek rek'atli namaza)
büteyrâ ( = güdük) demelerinden korkarım, dedi. İbn-i Ömer
(Radıyallâhü anhümâ) :
Hyjj -tül <ü« dedi. Yâni: (Tek bir rek'atli) bu namaz,
Allah ve Resulünün sünnetidir. ( = Meşru kıldıkları bir
ibâdettir.)"
1177) "... Âişe (Radıyallâhü ankâyûzn; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her iki rek'atın
sonunda selâm verirdi ve bir tek rek'at olarak vitir kılardı."
1178) "... Hasan bin Ali (bin Ebî Tâlib)
(Radtyattâkü ankümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Vitir (namazı) kunutunda okumakta olduğum şu cümleleri
bana, dedem ResûluUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), öğretmiştir:
= Allah'ım! Dünyada ve âhirette dertten âzâd eylediklerin me yânında
beni de azat eyle. (Veya sevdiğin) adamlar meyânında benim
işlerimi de düzenle (veya beni de sev), hidâyete erdirdiklerinle beraber
beni de erdir. Kaderin şerrinden beni sen koru. bana verdiğin
nimetleri bereketlendir. Şüphesiz (dilediğinle) hükmedersin, sana hükmedilemez.
Şüphesiz sevdiğin (kul) zelil olmaz, sen her tür eksikliklerden
paksın. Ey Rabbimiz! İhsan (ve iyiliğin) boldur, zâtına
lâyık olmayan her şeyden nezih ve temizsin."
1179) "... Ali bin Ebî Tâlib (Radıyattâhü anhyden;
Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vitir
namazındn selamın) dan sonra şöyle derdi:
^ «Allah'ım! Senin öfkenden, senin rızâna
sığınırım. Senin asabından senin afvine
sığınırım, sentin cezan)dan sana
sığınırım. Şana Iâyıkı veçhile hamd-ü
sena edemem. Sen zâtını övdüğün yüce vasıflara ve üstün
kemalâta sahipsin.»
KUNUTTA ELLERİNİ KALDIRMAYANIN (BEYÂNI) BABI
1180) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü anhyûen; Şöyle
demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yağmur
duasından başka hiç bir duasında ellerini (havaya)
kaldırmazdı. (Yağmur duasında) koltuk altlarının
beyazlığı görülecek kadar ellerini (havaya)
kaldırırdı."
DUA EDERKEN ELLERİNİ KALDIRAN VE (SONUNDA)
ELLERİNİ YÜZÜNE SÜRENİN BABI
1181) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümây&a.n rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selietn) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Sen duâ ettiğin zaman avuçlarının içitni havaya kaldırmak)
ile duâ et. Avuçlarının dışları (nı havaya
kaldırmak) ile duâ etme. Duaya son verdiğin zaman avuçlarının
içlerini, yüzüne sür.»"
RÜKÛ'DAN ÖNCE VE SONRA KUNUT OKUMAK HAKKINDA GELEN
(HADÎSLER) BABI
1182) "... Übeyy bin Kâ'b (Radtyallâhü anAJ'den: Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vitir
namazını kılardı, (vitrin son rek'atinde) rükû'dan
önce Kunut okurdu."
1183) "... Enes bin Mâlik (Radtyallâhü ankyâen rivayet
edildiğine göre : Kendisine sabah namazındaki Kunut hakkında
soru sorulmuş;
Kendisi: Biz rükû'dan önce de sonra da Kunut okurduk, diye cevap
vermiştir."
1184 "... Muhammed (bin Şîrîn) (Radtyallâhü anh)\\en rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'a (sabah namazındaki) Kunüt
durumunu sordum. Dedi ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vs Sellem) rükû'dan
sonra Kunût okumuştur."
GECENİN SONUNDA VİTİR (NAMAZINI)
KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1185) "... Mesrûk (Radıyallâkü ank)'den: Şöyle demiştir:
Ben, Âişe (Radıyallâhü anhâî'ye, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in vitir namazını (ne vakit
kıldığını) sordum. Âişe (Ra-dıyallâhü anhâ)
dedi ki j O, gecenin evvelinde, ortasında, her vaktinde vitir
kılmıştır. Ömrünün sonlarında vitir namazı seher
vaktine doğru biterdi."
1186) "... Alî (bin Ebî Tâlib) (Radtyallâhü
anft)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
gecenin her vaktinde,
gecenin evvelinde ve ortasında vitir namazını
kılmıştır. Vitri seher
vaktine doğru sona ermiştir."
1187 "... Câbir (Radıyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre,
Resûlul-lalı (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Gece uyanamıyacağından korkanlarınız, gecenin
evvelinde vitir namazını kılsın, sonra uyusun. Gece sonunda
uyanacağını umanlarınız vitir namazını
gecenin sonunda kılsın. Çünkü gece sonundaki Kuran okumada melekler
hazır olur. Gece sonunda Kuran okumak ef daldır.»*'
VİTİR KILMADAN ÜYUYAKALAN VEYA UNUTANIN BABI
1188) "... Kbû Saîd-i Hurin (Radtyallûkü anh)\\en rivayet edildiğine
uü-re. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Set/em) şiiyle buyurdu,
demiştir:
-Her kim vitir namazını kılmadan {fecir doğuncaya kadar)
uyu-yakalırsa veya unutursa, sabahladığı zaman veya
hatırına geldiği zaman kılsın.»"
1189) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâkü anh)'âen rivayet
edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selletn) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Henüz sabahlamamışken (= fecir doğmamışken) vitir
namazım kılınız.»
ÜÇ, BEŞ, YEDİ VE DOKUZ REKAT OLARAK VİTİR
(NAMAZINI) KILMAK HAKKINDA
1190) ... Ebû Eyyııb-i Ensârî (Radıyallâhü
a«A>'den rivayet edildiğine göre. Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve
Sel/em) $Öyle buyurdu, demiştir :
-Vitir (namazı ilâhi) bir haktır. Artık dileyen beş rek'at
vitir kılsın, dileyen üç rek'at vitir kılsın, dileyen bir
rek'at vitir kılsın.»"
1191) "... SaVl bin Hişâm (bin Âmir el-Ensârî) (123)
(Radıyallâhü an-hutnâ)'(\an rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir:
— Ben Âişe (Radıyallâhü anhâ)'ya:
Ey Müzminlerin anası! Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem)'in
vitir namazını(n keyfiyetini, vaktini ve rek'at
sayısını) an-latıver, diye dilekte bulundum. Dedi ki:
Biz Onun için misvakini ve abdest suyunu hazırlardık. Geceleyin Allah
dilediği zaman Onu uykudan kaldırırdı. (Uykudan
uyanınca) misvak kullanır, abdest alır ve dokuz rek'atı
(üst üste ve aralarında selâm vermeden) kılardı. Sekizinci
rek'ate kadar teşehhüde oturmazdı. Sekizinci rek'atten sonra
(teşehhüde) oturup, Rabbine duâ ederdi. Allah'ı zikreder, ham d eder
ve Ona duâ ederdi. Sonra selâm vermeden ayağa kalkarak, ayakta dururdu.
Dokuzuncu rek'atı kıldıktan sonra oturup Allah'ı anar, Ona
hamdeder, Rabbine duâ eder ve Pey-gamber'ine salâvat getirirdi. Sonra bize
duyuracak şekilde selâm verirdi. Selâmdan sonra iki rek'atı oturarak
kılardı. İşte hepsi on bir rek'attir. Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaşlanıp etlenince yedi rek'at vitir
kılardı. Ve bundan selâm verdikten sonra iki rek'atı (oturarak)
kılardı."
1192 "... Cm mü Seleme (RadtyaUâhü ankâ)'ı\ar\;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), yedi veya
beş (rek'at) olarak vitir kılardı. Bu rek'atler arasında ne
selâm ne de konuşmakla ara verirdi."
YOLCULUKTA VİTİR KILMAK HAKKINDA GELEN
(HADİSLE-R) BABI
1193 bahası (Abdullah bin Ömer)
(Hadivalfâhü anhü-
mâ)'dan; Şöyle dernijtir :
''Resûlullah fS.i.. tJlahü Aleyhi ve Sellem) yolculukta (dört rek'at-lı
farzları) iki rek'ut olarak kılardı. Bu iki rek'ate bir şey
ilâve etmezdi. Geceleyin teheccüd namazını kılardı.' (Salim
diyor ki) ben (babama) dedim ki: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
(yolculukta vitir namazını da kılıyor (mu) du? Pabam :
Evet, dedi."
1194) "... (Abdullah) bin Abbâs ve (Abdullah) bin Ömer (Radıyallâhü
anhümâyûan: Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallailahü Aleyhi ve Sellem), (dört rek'atlı farzları)
yolculuk hâlinde iki rek'at olarak meşru kılmıştır.
İki rek'at, tamdır, kısaltılmış değildir.
Yolculukta vitir namazını kılmak sünnettir."
VİTİRDEN SONRA OTURARAKİKİ REK'AT
(NAMAZ) KILMAK HAKKINDA
1195) "... t'mmii Seleme (Radıyallâh üanhâ)'dan\
Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Sellem), vitirden sonra hafif tuttuğu iki
rek'at (nafileyi) oturarak kılardı."
Not : Zevâid'de şöyle denmiştir : Bunun isnadı aleyhinde
konuşulmuştur. Çünkü seneddeki râvilerden Meymûn bin Musa
hakkında Ahmed : Ben bunun rivayetinde bir beis görmüyorum, demiş,
Ebû Hatim : O çok doğru sözlüdür, demiş. Ebû Dâvûd : Bunun rivayetinde
beis yoktur, demiştir. Bâzıları ise onu gevşek
görmüştür. İbn-i Hibbân onu hem sikalar arasında hem de
zayıflar arasında zikretmiş ve : Yalnız rivayet
ettiğinde onun hadîsleri hüccet olmaz, hadisleri mün-kerdir,
demiştir.
1196) .. Âişe (Radtyailâhü ankAyAsn-, Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vitrin tek rek'atını
kılardı. Sonra İki rekatı kılardı. Bu iki
rek'atın kıraatim oturarak ederdi. Kıraatten sonra rüku' etmek
istediği zaman uyağa kalkar, sonra rüku'a varırdı."
VİTİRDEN SONRA VE SABAH SÜNNETİNDENSONRA (SAG)
YAN ÜSTÜNDE YATMAK HAKKINDA
1197) "... Âişe (Radtyallâhü anhq)'dan; Şöyle
demiştir: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gecenin sonunda
ancak yanımda yatmış olarak bulurdum. (Veya —Ona—
rastlardım.) (124)
1198) "...
Âişe (Radtyallâhü d«/râ)'dan; Şöyle demiştir: Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman
sağ yanı Üstünde yatardı."
1199) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anA/den; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini
kıldığı zaman (sağ) yanı üstünde
yatardı."
BİNEK DEVESİ ÜZERİNDE VİTİR NAMAZI
KILMAK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1200) "... Saîd bin Yesâr (125) (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir: (Mekke'ye yapılan bir yolculukta) ben (Abdullah) bin Ömer
(Radıyallâhü anhümâ)'nın beraberinde idim. (Gece sonuna doğru)
geride kalarak vitrimi kıldım. Sonra (Ona yetişince) niçin geri
kaldın? diye sordu. Ben: Vitir namazını kıldım, diye
cevap verince kendisi; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), senin için bir
güzel örnek değil mi? dedi. Ben, evet (güzel örnektir.) dedim. Kendisi:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), devesi üstünde vitir
kılardı, dedi."
1201) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü
anhümâ)'dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vitir namazını devesi üstünde
kılardı."
GECENİN EVVELİNDE VİTİR KILMAK HAKKINDA
GELEN HADİSLER BÂBI
1202) "... Câbir bin Abdillâh (Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir (Radıyallâhü
anh)'a:
«Sen vitrini ne zaman kılarsın?» diye sordu. Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh) : Yatsıdan sonra, gecenin evvelinde diye cevap
verdi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Sen Yâ Ömer! (ne zaman kılarsın?)» diye sordu. Ömer
(Radıyallâhü anh) : Gecenin sonunda, diye cevap verdi. Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
-Yâ Ebâ Bekir! Sen mazbut (ihtiyatlı) olanı tutmuşsun. Yâ Ömer!
Sen de kuvvet (yolunu) tutmuşsun.»
İbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre;
rc'-flramber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekir (Radıyallâhü
anlı)'a şöyle buyurdu, demiş ve bunun mislini
anlatmıştır."
NAMAZDA SEHİV ETMEK (UNUTMAK) BABI
1203) ''... Abdullah (bin Mes'ud)
(Radtyallâhü anh)'den; Şöyle söylemiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaz kıldırdı. Ya
fazla yaptı, yâ eksik yaptı. (Râvi İbrahim : Bu tereddüt
bendendir, demiştir.) Bunun üzerine:
— Yâ Resûlallah! Namaza bir şey mi ilâve edildi? denildi. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz
unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapı versin- buyurdu.
Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kıble ye dönerek iki secde
etti.» buyurdu."
1204) "... İyâz (126) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre, kendisi Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anh)'a :
Birimiz namaz kılıyor da kaç rek'at
kıldığını bilemiyor, diyerek soru sormuş. Ebû
Said-i Hudrî (Radıyallâhü anh.) da: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Sizden birisi namaz kılacağı zaman kaç rek'at
kıldığını bilemezse, (kesin bildiği rek'at
sayısına göre namazım tamamlasın ve selâmdan önce)
oturduğu halde iki secde etsin.»"
ÖĞLE NAMAZINI SEHVEN BEŞ REKAT KILANIN BABI
1205) "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radıyallâhü anh)'âen;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bize
öğle namazını beş
rek'at olarak kıldırdı. Selâm verince kendisine:
— Namaz (rek'atlerin) da ilâve mi yapıldı? denildi. Efendimiz: «Ne
o?» diye sordu. Kendisine durum anlatıldı.
Bunun üzerine
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bacağını bükerek
(secdeye
hazırlandı), iki secde etti."
İKİNCİ REKATTEN (SONRA TEŞEHHÜDE OTURMADAN) SEHVEN
KALKAN KİŞİ HAKKINDA
1206) "... (Abdullah) bin Buhayne
(128) (Radtyallâhü anh)'den: Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bize) bir namaz
kıldırdı. Zannımca öğle namazıydı.
İkinci rek'atte olunca (teşehhüde) oturmadan ayağa kalktı.
Sonra selâm vermeden önce iki secde etti."
1207) "... (Abdullah) bin Buhayne (Radıyallâhü anh)'âen; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öğle namazının
İkinci rek'atinde oturmayı unutarak ayağa kalktı.
Namazını bitirip selâm vereceği zaman iki sehiv secdesi
yaptı ve selâm verdi."
1208) "... El-Muğîre bin Şube (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre: Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Selîem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Biriniz (ilk teşehhüde oturmadan) ikinci rek'atten (üçüncü rek'-ate)
kalktığı zaman tam doğrulmadan (farkına varırsa)
hemen otu-ruversin. Ve tam doğrulunca (farkına varırsa)
artık oturmasın. (Namazın sonunda) sehvin iki secdesini
yapsın.-"
NAMAZIN (REK'AT SAYISIN)DA ŞEK (= TEREDDÜT) EDİP
ŞÜPHESİZ BİLDİĞİ (REKAT ADEDİ)NE DÖNEN
KİŞİ HAKKINDA
1209) ;... Abdurrahman bin Avf (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre kendisi:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken
işittim, demiştir:
«Biriniz (namaz kılarken) bir (rek'at mi) iki rek'at mi) üç (rek*at mi
kıldığın) da şek edince
kıldığını İki rek'at saysın. Ve üç (rek'at
mi) dört (rek'at mi kıldığın) da şek ettiği zaman
onu üç rek'at saysın. Sonra (bütün bu hallerde) namazından kalan
(rek'atler)ı tamamlasın. Ta ki fazla kıldığında
şüphesi olsun. Sonra selâm vermeden Önce oturduğu yerde iki secde
etsin.»"
1210) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine
göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurdu,
demiştir:
«Biriniz namazının rek'atlerinde şek ettiği zaman
şekki atsın ve şüphesiz bildiği (rek'atleri)ne bina etsin.
(Rek'atlerin) tamam olduğuna inandığı zaman (selâmdan Önce)
iki secde etsin. Eğer namazı tam idiyse (fazla) (iki sehiv secdesi
ile beraber) bir nafile olur. Eğer namazı noksan idiyse o rek'at,
namazını tamamlamak için olmuş olur. Ve namaz sonunda
yaptığı iki (sehiv) secdesi de şeytan burnunun toprağa
sürünmesi için olmuş olur.»"
NAMAZIN (REK'AT SAYISIN) DA ŞEK EDİP DOĞRUYU
TAHARRİ EDEN (ARAŞTIRAN) HAKKINDA
1211) '... Abdullah bin .Mes'ud (Radıyattâhü anhyden: Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seilem) (bize) bir namaz
kıldırdı. Fazla mı kıldı, eksik mi
kıldı bilemJyeceğim. Efendimiz, namazdan sonra (durumu bize)
sordu. Biz O'na (durumu) anlattık. Bunun üzerine Efendimiz
bacağını büktü ve kıble'ye dönerek iki secde etti. Sonra
selâm verdi. Selâmdan sonra yüzünü bize çevirerek :
«Eğer namaz hakkında yeni bir şey olsaydı ben size onu
haber verirdim. Ben de ancak bir insanım sizin gibi unuturum. Bunun için
ben unuttuğum zaman bana hatırlatınız. Ve hanginiz namaz
(rek'at-lerin)da şek ederse doğruya en yakın olanı taharri
etsin (araştırsın) de namazını onun üzerine
tamamlasın. Selâm versin ve iki defa secde etsin» buyurdu."
1212) "... Abdullah bin Mes'ud (Radtyallâkü ü«A)'den;
Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur t
«Biriniz namaz rek'atleri sayısında şek ettiği zaman
doğruyu taharri etsin, sonra iki secde etsin.»
Tan afisi; Asıl olan budur. Bunu reddetmeye kimsenin gücü yetmez,
demiştir."
DÖRT REK'ATU NAMAZDA SEHVEN İKİNCİ VEYA ÜÇÜNCÜ
REK ATTEN SELÂM VEREN HAKKINDAKİ BÂB
1213) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyattâhü anhümâ)'dan: Şöyle
demiştir :
Resul ullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (öğle veya ikindi
namazında) iki rek'attefn sonra) unutarak selâm verdi. Zülyedeyn denilen bir
adam. Efendimize:
— Yâ Resûlallah! Namaz kısaldı mı, yoksa unuttun mu? diye
sordu. Efendimiz:
— «Ne namaz kısaldı, ne de ben unuttum.» buyurdu. Zülyedeyn:
Efendimize t
— O halde (arzedeyim) : Sen İki rekat namaz kıldın!, dedi.
Efendimiz, (bu kere orada bulunanlara) :
— «Zülyedeynin dediği gibi midir?» diye sordu. (Sahâbiler:)
— Evet diye cevap verdiler. Bunun üzeıine Peygamber
(Sallal-lâhü Aleyhi ve Sellem) öne geçerek iki rek'at (daha)
kıldırdı. Sonra sehvin iki secdesini etti."
1214) "... İbn-i Şîrîn (Radtyallâkü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Ebû Hüreyre (Radtyallâkü anh) şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir defa) bize öğle ve ikindi
namazlarından birisini iki rek'at olarak kıldırıp selâm
verdi. Sonra mescidin içinde bulunan ve (hutbe okunurken)
dayandığı hurma kütüğüne doğru kalkıp ona
dayandı. Cemaatın acele edenleri: Namaz kısaldı dedikleri
halde mescidden çıktılar. Cemâatin içinde Ebû Bekir (Radıyallâhü
anh) ile Ömer (Radıyallâhü anh) de vardı. Bu iki zât. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e birşey söylemekten çekindiler. Cemâat
arasında Zûlyedeyn ismi verilen elleri uzun bir adam da bulunuyordu. Bu
adam:
— Yâ Resûlallah! Namaz kısaldı mı?
Yoksa sen unuttun mu diye sordu. Bunun Üzerine Efendimiz:
— «Namaz kısalmadı, ben de unutmadım» diye cevap buyurdu.
Zûlyedeyn (Radıyallâhü anh) :
— Şüphesiz sen ancak iki rek'at kıldın, dedi.
(Bu defa) Efendimiz :
— «Zülyedeyn'in dediği gibi midir?» diye
(oradakilere) sordu. (Onlar:)
— Evet, dediler, Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) demiştir ki i
Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaza kalktı.
İki rek'at daha kıldı, sonra selâm verdi, sonra iki secde etti,
sonra selâm verdi."
1215) "... İmrân bin el-Husayn (RadtyaUâhü anhyden;
Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(birgün) ikindi farzının Üç rek'atinde selâm verdi. Sonra
kalkıp evine girdikten sonra elleri uzun bir adam olan el-Hırbâk
ayağa kalkarak:
Yâ Resûlallah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)! namaz kısaldı mı? diye
seslendi. Bunun üzerine Efendimiz hiddetli ve izarını (120)
sürükleyerek hemen çıkıverdi de (ne olduğunu) sordu. (Durum)
anlatılınca, efendimiz, terk etmiş olduğu o rek'atı
kıldı. Sonra selâm verdi. Sonra İki secde etti. Sonra selâm
verdi."
SEHİV SECDELERİNİN SELÂMDAN ÖNCE OLDUĞU
HAKKINDA
1216) "... Ebû Hüreyre (RadtyaUâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Şüphesiz, şeytan birinize namaz esnasında gelerek, kendisi
İle kalbi arasına girer (—namazım
karıştırır.) Hattâ (biriniz) fazla veya noksan
kıldığını bilemez. Artık bu hâl olacağı
zaman selâm vermeden-önce iki secde ediversin. Sonra selâm versin.»
1217) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«Şüphesiz şeytan âdemoğlu ile kalbi arasına girer.
(Maksadından uzaklaştırır.) Artık, kaç rekat
kıldığını bilemez. Bu hâl adamın başına
geleceği zaman selâm vermeden önce iki secde etsin.»'1
SEHİV SECDELERİNİ SELÂMDAN SONRA YAPAN HAKKINDA
GELEN (HADİSLER) EÂBI
1218) "... Alkame (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre: (Abdullah) bin Mes'ud (Radıyallâhü anh), sehiv
secdelerini selâmdan sonra yapmış ve Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in öyle yaptığını anlatmıştır."
1219) "... Sevbân (Radtyallâhü anh)'ûen rivayet
edildiğine göre kendisi : Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'den işittim. Şöyle buyurdu, demiştir:
«Her sehiv için selâmdan sonra iki secde vardır.»"
NAMAZ ÜZERİNE BİNA ETMEK (130) HAKKINDA GELEN
(HADİSLER) BABI
1220) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anhyden; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) <bir defa) namaza geldi.
İftitah tekbirini aldıktan sonra cemaata (vaziyetlerini bozmadan
yerlerinde beklemeleri için mübarek elile) işaret etti. Bunun üzerine
cemâat durum bekledi. O, da gidip boy abdestini aldıktan sonra (mübarek)
başından su damladığı halde (gelip) cemaata namaz
kıldırdı. Namazdan dönüp gidince cemaata •
«Ben (evden) yanınıza cünüp olarak geldim ve namaza girinceye kadar
(durumu) hatırlamadım.» buyurdu."
1221) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)\ian
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«Namaz içinde iken bulantısız kusma, burun kanaması,
bulantı-)ı kusma ve mezi çıkması hallerinden birisi kimin
basma gelirse he-men dönüp abdest alsın. Sonra (gelip)
namazının üzerine bina etsin (kalan kısmını
tamamlasın) ve bu esnada hiç konuşmasın.»
NAMAZ İÇİNDE APDESTİ BOZULANKİMSENİN
NASIL AYRILIP GİDECEĞİ HAKKINDA
1222) "... Aîşe (Radıyallâhü anhâ)\\ım rivayet
edildiğine jföre: Peygamber (Sa/laJlahü Aleyhi ve Sellem) $üyle
buyurmuştur:
«Biriniz namaz kılarken abdesti bozulunca elile burnunu tutsun sonra
ayrılıp gitsin.»
... Senedi ile Âişe (Radıyallâhü anhâ) bunun mislini Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den rivayet etmiştir."
HASTANIN NAMAZI HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1223) "... İmrân bin Husayn (Radıyallâhü anhydan:
Şöyle demiştir :
Ben nâsûr hastalığına mübtelâ idim. Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem)'e namazı (nasıl kılacağımı) sordum.
Buyurdu ki:
«Ayakta kıl. gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan yatarak
ki!.-"
1224) "... Vâil bin Hiicr (RadıyaHâhü anh)\\et\,
Şöyle demiştir:
Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i
hastalığında oturduğu yerde sağ yana eğilmiş
vaziyette namaz kılarken gördüm."
NAFİLE NAMAZI OTURARAK KILMAK HAKKINDA BİR BÂB
1225) "... İ'nımü Seleme (Radıyallâhü
anhâ)'dan; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in mübarek ruhunu kabzeden (Allah) a
yemin ederim ki Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vefatına
doğru kıldığı namazların ekserisini oturarak
kılardı. Ve kendisince en sevimli amel, az bile olsa kulun devamlı
işlediği sâlih amel idi."
1226) "... A işe (Radıyallâhü anhâ)'r\an;
.Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
(nafileyi kıldığında) oturarak kıraat ederdi.
Rüku' etmek istediği zaman, kalkarak bir insanın kırk âyet
kadar okuyacağı bir süre ayakta dururdu, (sonra rüku'
ederdi.)"
1227) "... Âişe (Radıyallâhü a»hâ)'dar\: Şöyle
demiştir: Resûlullah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i
yaşlanıncaya kadar gece namazının tümünü ayakta
kılarken gördüm. Başka durumda kıldığım hiç
görmedim. O, yaşlandıktan sonra oturarak kılmaya
başladı. Kırâatmdan kırk âyet veya otuz âyet kalınca
kalkar, onu ayakta okurdu. Sonra rüku' ederdi."
1228) "... Abdullah bin Şakîk el-Ukaylî (Radıyallâhü ank)'den:
Şöyle demiştir :
Ben Âîşe (Radıyallâhü anhâ)'ya Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in gece namazının durumunu sordum. Âişe
(Radıyallâhü anhâ) dedi ki: O, uzun bir gece ayakta, başka bir uzun
gece oturarak (gece namazı) kılardı. Ayakta okuduğu zaman
ayakta rüku' ederdi. Ve oturarak okuduğu zaman oturarak rüku'
ederdi."
AYAKTA NAMAZ KILANIN SEVABININYARISI KADARDIR BABI
1229) "... Abdullah bin Amr (Radtyallâhü anhümâ)\\nx\ rivayet
edildiğine göre :
Kendisi (bir gün) oturarak namaz kılarken Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun yanından geçmiş, sonra :
«Oturarak kılınan namaz, ayakta kılınan namazın
yarısı kadardır.» buyurmuştur."
1230) "... Enes bin Mâlik {Radtyallâhü ank)'âen; Şöyle
demiştir:
ResuluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün evden) çıktı da bir
kaç kişinin oturarak namaz kıldıklarını gördü. Bunun
üzerine :
(Sevab bakımından) oturarak kılınan namaz, ayakta
kılınan namazın yarısıdır» buyurdu."
1231) "... İmrân bin Husayn (Radtyallâkü an/r/den rivayet
edildiğine göre:
Kendisi, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemVe oturarak namaz kılan
adamın durumunu sormuş; bunun üzerine efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
«Kim ayakta namaz kılarsa efdal olanı odur. Kim oturarak namaz
kılarsa ona ayakta namaz kılanın sevabının
yarısı vardır. Ve kim yatarak namaz kılarsa onun
sevabı, oturarak namaz kılanın sevabının
yarısı kadardır.» buyurdu/1
SON HASTALIĞINDA RESÛLULLAH (SAS)İN NAMAZ KILIŞI
HAKKINDA GELEN (HADİSLER) BABI
1232) "... Aişe (Radtyallâkü anhâ)'âun; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), vefat
ettiği hastalığa tutulduğu zaman (Ebû Muâviye
demiştir ki: Hastalığı
ağırlaştığı zaman) Bilâl (Radıyallâhü
anh), O'na namaz vaktinin geldiğini haber vermek üzere geldi. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Ebû Bekir'e emrimi iletiniz. Cemaata namaz kıldırsın»
buyurdu. Biz:
— Yâ Resûlallah! Ebû Bekir cidden yufka yüreklidir. Senin yerine
geçtiği vakit ağlar ve bu yüzden (sesini cemaata)
işittiremez. Bu nedenle Ömer'e emretsen de o namaz kıldırsa,
diye ricada bulunduk. (Efendimiz bu sözümüzden) sonra :
— -Ebû Bekir'e emrimi iletiniz. Cemaata namaz kıldırsın.
Ha-kîkatan siz, Yûsuf (Peygamber)'in günündeki kadınlarsınız»
buyurdu." Âişe (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki:
Bunun üzerine biz Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) a emr-i nebevî'yi
ilettik. Kendisi de (bu emir üzerine) cemaata namaz kıldırdı.
(Ebû Bekir namaza başlayınca) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) kendinde bir hafiflik hissetti de iki adam
arasında ve onlara dayanarak namaza gitti. Ayakları yerde
sürünüyordu. Ebû Pekir (Radıyallâhü anh), O'nun geldiğini
hissedince geri çekilmeye davrandı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) Ona:
— «Yerinden ayrılma» diye işaret etti. Râvi demiştir ki
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ileriye geldi. Nihayet O'na
yardım eden adamlar, onu Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) in yanına
oturttular. Artık Ebû Bekir (Radıyallâhü anh), Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) e uyuyordu, cemâat da Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in
namazına uyuyorlardı."
1233) "... Aîşe (Radıyallâhü unAâ)'dan; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (son) hastalığında
cemaata namaz kıldırmak için Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'a
emretti. Artık Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) cemaata namaz
kıldırıyordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir
hafiflik hissederek (evden mescide) çıktı. O anda Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh) cemaata namaz kıldırıyordu. Ebû Bekir
{Radıyallâhü anh) O'nu görünce geri çekilmek istedi. Bunun üzerine
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ona:
«Olduğun gibi dur.» diye işaret etti. Sonra Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) in yanında, onun
hizasında oturdu. Artık Ebû Bekir (Radıyallâhü anh), Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in namazına, cemâat da Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh)'in namazına uyarak
kılıyorlardı."
1234) "... Salim bin Ubeyrf (Radıyallâhü anh)'öen;
Şöyle demiştir : Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (son)
hastalığında bayıldı. Sonra ayılınca:
•Namaz vakti geldi mi?» diye sordu.
— Evet, dediler. O:
— «Bilâl'a emrimi iletin, ezan okusun, Ebü Bekir'e de emrimi iletin,
cemaata namaz kıldırsın» buyurdu. Sonra (yine)
bayıldı. Daha sonra ayıldı ve :
— «Namaz vakti geldi mi?» diye sordu.
— Evet, dediler. O:
— «Bilâl'a emredin ezan okusun. Ebü Bekir'e de emredin
cemaata namaz kıldırsın.» buyurduktan sonra tekrar bayıldı.
Sonra ayılınca s
— «Namaz vakti geldi mi?» diye sorri"
— Evet, dediler. O :
— «Bilâl'a emredin ezan okusun..Ebû Bekir'e de emredin cemaata namaz
kıldırsın.» buyurdu. Bunun üzerine A işe (Radıyallâhü
anhâ) . Gerçekten babam yufka yürekli bir adamdır. O makam (senin
mihrabın) da namaza duracağı zaman ağlıyacak,
(cemaata kıraat sesini) işittiremiyecektir. Keşke
başkasına emretsen, diye ricada bulundu. Sonra, Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) (yine) bayıldı. Piraz sonra
ayıldı ve:
— «Bilâl'a emredin ezan okusun. Ebü Bekir'e emredin cemaata namaz
kıldırsın. Gerçekten siz Yûsuf (Peygamber) un günündeki
kadınlarsınız.» buyurdu. Râvi demiştir ki ı Bunun
üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in emri Bilâl
(Radıyallâhü anh)'a iletildi, o ezan okudu. Ebû Bekir (Radıyallâhü
anh)'a da iletildi. O da cemaata namaz kıldırdı. Sonra
Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hafiflik duydu ve :
— «Benim için koltuğuma girip mescide götürecek adama
bakıverin* buyurdu. Bunun üzerine Berîre (Radıyallâhü
anhâ) ve bir adam geldiler. Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) onlara dayanarak gitti. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) Onu görünce
gerilemek istedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ona işaret ederek:
— «Yerinde dur!» demek istedi. Sonra Resûluliah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ileri geldi. Nihayet Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh)'in yanı başında oturdu ve Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh) namazını bitirinceye kadar, ( oturduğu yerde
durdu. Sonra Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefat etti.
Ebû Abdillah (yâni Müellifimiz) : Bu hadîs, garibtir. Nasr bin AH*den
başkası bunu tahdis etmemiş, demiştir."
Not : Bu hadîsin İsnadının sahih ve ricalinin
sıka oldukları Zevâid'de bildirilmiştir.
1235) "... Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhiİtnâ)'dan;
Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği
hastalığında Âişe (Radıyallâhü anhâ)'mn odasında
idi. Bu esnada:
— «Bana Alî'yi çağırın» buyurdu. Âişe
(Radıyallâhü anhâ) :
— Yâ Resûlallah! Sana Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'ı
çağıralım (mı) dedi. O:
— «Onu çağırın» buyurdu. Hafsa (Radıyallâhü anhâ) :
— Yâ Resûlallah! Sana Ömer (Radıyallâhü anh)'ı
çağıralım (mı) dedi.
O:
— -Onu çağırın- buyurdu. Ümmü'1-Fadl (Radıyallâhü
anhâ) :
— Yâ Resûlallah! Sana Abbâs (Radıyallâhü
anh)ı çağıralım (mı) dedi. O:
— «Evet» buyurdu.
Bu zâtlar (Onun yanında) toplanınca Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) mübarek başını kaldırıp baktı da bir
şey söylemedi. Biraz sonra Ömer (Radıyallâhü anh) :
— Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in yanından kalkıp
gidiniz, dedi. Bilâhere namaz vaktinin geldiğini Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'e bildirmek üzere Bilâl (Radıyallâhü
anh) geldi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Cemaata namaz kıldırması için Ebû Bekir'e emrediniz.»
buyurdu. Bunun üzerine Âişe (Radıyallâhü anhâ) :
— Yâ Resûlallah! Gerçekten Ebû Bekir (Radıyallâhü anh), yufka
yürekli, kırâattan tutuklu bir adamdır. Seni
(namazda) göremi-yeceği zaman ağlıyacak, cemâat da
ağlıyacak. Cemaata namaz kıldırması için keşke
Ömer (Radıyallâhü anh) a emretsen, dedi. Sonra Ebû Bekir (Radıyalâhü
anh) çıkıp cemaata namaz kıldırdı. Resûlullah
(Sallalahü Aleyhi ve Sellem) kendisinde bir hafiflik hissederek iki adam
arasında ve onlara dayanarak çıkıp (mescide) gitti. Onun
ayakları yerde sürünüyordu. Cemâat Onu görünce Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh)'ı teşbihle ikaz ettiler. Ebü Bekir
(Radıyallâhü anh) da geri çekilmek için davrandı. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ona işaret ederek :
— «Yerinde dur!» demek istedi.
Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ileriye
gelip Ebû Bekir (Radıyallâhü anhl'ın sağ tarafında oturdu.
Ebü Bekir (Radıyallâhü anh) ayakta durdu. Ebü Bekir
(Radıyailâhü anh) Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve
Selleml'e uyuyordu. Cemaat da.Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) in namazına
uyuyordu. İbn-i Abbas t Radıyallâhü anh) ; Resûlullah (Sallaiiahü
Aleyhi ve Sellrim), Ebû Bekir (Radıyallâhü anh)'in
ulaştığı yerden kırâata başladı,
demiştir. Râvî Vekî: Sünnet böyledir, demiştir.
Râvi demiştir ki: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu
hastalığında vefat etmiştir."
RESÛLULLAH (SALLALLAHÜ ALEYHÎ VE SELLEMJtİN,ÜMMETİNDEN
BİR ADAMIN ARKASINDA NAMAZ KILMASI
1236) "... Muğîre bin Şu'be (Radtyallâhü ank)'den; Şöyle
demiştir: (Tebuk savaşı yolculuğunda bir gün sabah
namazı vaktinde) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (sahâbilerden)
geride kalmıştı. Sonra ikimiz, kafileye yetiştik. O esnada
Abdurranman bin Avf (Radıyallâhü anh), cemaata (sabah farzından) bir
rek'at kıldırmış idi. Abdurrahman (Radıyallâhü anh),
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in geldiğini hissedince geri
çekilmeye davrandı. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazı
tamamlaması için ona işaret buyurdu. (Namazdan sonra)
efendimiz, Abdurrahman'a:
İyi ettin, böyle yap!» buyurdu."
İMAM, KENDİSİNE UYULSUN, DİYEİMAM
EDİLİR (HÜKMÜ) HAKKINDA
12.İ7) "... Âişe (Radtyallâhü anhâydan; Şöyle
demiştir: ftesülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (bir ara)
hastalandı ve ashabından bir grup Onu ziyaret etmek üzere yanına
girdiler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) oturduğu yerde namaza
başladı. Ziyaretçiler de ayakta Ona uydular. Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) oturun diye onlara işaret etti. Namazdan çıkınca
buyurdu ki:
«İmam, kendisine uyulsun diye imam edilir. Artık o, rüku'a
vardığı zaman siz de varınız (başını
rüku'dan) kaldırdığı zaman siz de
(başınızı) kaldırınız. Ve oturarak namaz kıldığı
zaman siz de oturarak namaz kılınız.
1238) ... Enes bin Mâlik (Radıynllâkü atık) den;
Şöyle demiştir;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir defa) attan düştü ve
vücûdunun sağ tarafı berelendi. Biz Onu ziyaret etmek üzere
yanına girdik. Bu arada namaz vakti geldi. Bize oturarak namaz
kıldırdı. Biz de oturarak arkasında namaz kıldık.
Namazı bitince:
-İmam, kendisine uyulsun diye imam edilir. Şu halde o, tekbir
aldığı zaman tekbir alınız, rükü'a
vardığı zaman rükû'a varınız:
dediği zaman: deyiniz. Secde et-
tiği zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı
zaman hepiniz oturarak namaz kılınız.» buyurdu."
1239) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü atth)'den rivayet edildiğine göre
kendisi; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir;
«İmam kendisine uyulsun diye imam edilir. Şu halde o iftitah tekbiri
aldığı zaman tekbir alınız, rükû'a
vardığı zaman rükû'a varınız,deyiniz. Eğer ayakta
namaz kılarsa, siz de ayakta kılınız ve eğer oturarak
namaz kılarsa siz de oturarak kılınız.»"
1240) " Câbir (Radtyallâhü a»*)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hastalandı. Biz Onun arkasında (farz)
namaza durduk. Kendisi oturarak kılıyordu. Ebû Bekir
(Radıyallâhü anh) de tekbir alarak Onun tekbirini cemaata duyuruyordu.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize baktı da bizi ayakta gördü.
Bunun üzerine bize işaret buyurdu. Biz de oturduk ve oturarak
namazımızı Onun namazına bağlıyarak
kıldık. O selâm verince ı
«Neredeyse siz İranlıların ve Romalıların
yaptığını yapacaksınız. Kralları otururken
onlar kralları huzurunda ayakta dururlar. Sakın siz öyle
yapmayınız, imamlarınıza uyunuz. Eğer imam ayakta
kılarsa siz de ayakta kılınız ve eğer oturarak
kılarsa siz de oturarak kılınız.» buyurdu."
SABAH FARZINDAKİ KUNÛT HAKKINDA GELEN (HADÎSLER) BABI
1241) "... Ebû Mâlik el-Eşcâî Said bin Tarık (133) (Radtyallâhü
an-hümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Ben babam (Tarık)'a:
Ey babam! Şüphesiz sen Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ebü
Bekir, Ömer ve Osman (Radıyallâhü anhüm) (arkasında) ve beş
yıl kadar burada Küfede Alî (Radıyallâhü anh) arkasında namaz
kıldın. Bu zâtlar sabah namazında Kunût
(duasını) okurlar (mı) di? dedim. Babam:
Ey oğulcuğum! Muhdestir (= sonradan icad edilmiştir.)
dedi."
1242) "... Ümmü Seleme (Radtyallâhü anhâ)'âan; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah namazında
Kunût okumaktan menedildi (veya Kunût okumayı menetti.)"
1243) "... Enes bin Mâlik (Radıyaiiâhü aitti )'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), sabah
namazında bir ay Kunût (duasını) okuyup (onda)
Arap topluluklarından bir topluluğa beddua ediyordu. Sonra
bıraktı."
1244) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)\\en:
Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sabah namazın (m ikinci
rükuun)dan başını kaldırınca:
-Allahım! El-Velîd bin el-Velîd'i, Seleme bin Hişâm'ı, Ayyaş
bin Ebî Rabîa'yı ve Mekke'de bulunan zayıf mü'minleri kurtar.
Allah'ım! Mudar kabilesine şiddetli baskı yap (= helak et, azap
ver.) Yûsuf (Aleyhisselâm)'ın kıtlık seneleri gibi onların
başına kıtlık yıllarını getirmekle tazip
et.» diye duâ etti."
NAMAZDA YILAN VE AKREBİ ÖLDÜRMEK HAKKINDA GELEN (HADÎSLER)
BABI
1245) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü ank)'den;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şu
siyah iki hayvanı, akrep ve yılanı namazda öldürmeyi
emretmiştir."
1246) "... Aişe (Radtyallâhü an/ta/dan; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} namaz kılarken Onu akrep soktu.
Bunun üzerine ı
«Allah akrebe lanet etsin. Namaza duranı ve başkasını
bırakmaz. Onu harem (mıntıkasın) da ve hill (harem
dışındaki yer) de öldürünüz.» buyurdu."
1247) ... Râfi' (Radtyallâhü a«A/den rivayet edildiğine
göre : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazdayken bir akrebi
öldürmüştür."
SABAH NAMAZINDAN SONRA VE İKİNDİ NAMAZINDAN SONRA
NAMAZ KILMAKTAN NEHİY
1248) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü atık
/den; Şöyle demiştir:
Şüphesiz, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), iki namazdan menetti
■. Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar ve ikindi
namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılmaktan
(men etti.)1'
1249) "... Ebû Saîd-i Hudri (Radtyaliâhü anh)yâen rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Salallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
«İkindi namazından sonra güneş batmcaya kadar hiç bir namaz
olmaz ve sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar hiç bir
namaz olmaz.*"
1250) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radtyaliâhü anhümâydan; Şöyle
demiştir :
İçlerinde Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh)'ın bulunduğu
merdi (= Güvenilir, doğru ve çok dindar) bir çok adam —ki bence en merdisi
Ömer (Radıyallâhü anh)'dır. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğuna benim yanımda şahadet ettiler
(= Bana bildirdiler) :
«Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar hiç bir namaz
olmaz ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar hiç bir
namaz olmaz.»"
NAMAZ KILMANIN MEKRUH OLDUĞU SAATLAR HAKKINDA
1251) "... Amr bin Abese (136) (Radıyallâhü
amaden; şöyle demiştir • Bentbırgün) Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem)'in yanına
(13«> 283 nolu hadis bahsinde hal tercemesi geçmiştir.
I2.52) '... Klıû Müreyre (Radıyallâhii
ıınh)\\cw. Şıiyle demiştir : Safvân bin
el-Muattal (RadryalJâhü anh), EesûlulJah (Sallalla hu
Aleyhi ve Sellem) C :
— Yâ Resûlallah! Senin bildiğin ve benîm bilmediğim
bir şeyi sana sormak istiyorum, dedi. Efendimiz t
— Nedir o?» buyurdu. Safvân (Radıyallâhü anh) :
— Gece ve gündüz saatlarından namaz kılmanın mekruh
olduğu bir saat var mıdır? diye sordu. Efendimiz :
— «Evet. Sabah namazını kıldığın zaman
artık güneş doğuncaya kadar namaz kılmayı bırak.
Çünkü güneş, şeytanın iki boynuzu ile beraber doğar.
Doğduktan sonra güneş senin başın üzerinde
mızrak gibi dik duruncaya kadar (geçen süre içinde) namaz kıl. Çünkü
bu sırada kılınan namazda melekler hazır bulunur ve o namaz
makbuldür. Güneş senin başın üzerinde mızrak gibi (dik)
olunca namaz kılmayı bırak. Çünkü o saat Öyle bir saattir ki,
onda cehennem tutuşturulur ve onda cehennem kapıları
açılır. Güneş senin sağ başından sapıncaya
kadar (devam eder). Güneş sapınca sen ikindi namazını
kılana kadar kılınan namaz makbuldür. Ve melekler onda
hazır bulunurlar. İkindi namazını kıldıktan sonra
güneş batıncaya kadar na m az kılmayı bırak»
buyurdu."
1253.._ El>û Abdillalı t-s-Sunâbihî (Kati t yallah it anh)\Wx\ rivayet
edildiğine »<ire : Resûlullah (Saltali ahu Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu demiştir.
«Şüphesiz güneş, şeytanın iki boynuzu arasında
doğar." (Yahut buyurdu ki:
«Şeytanın iki boynuzu güneşle beraber doğar.») Güneş
yükselince şeytan ondan ayrılır. Güneş semânın
ortasında olunca şeytan güneşle beraber olur. Güneş batıya
yönelince (yahut buyurdu ki : «ayrılınca») şeytan güneşten
ayrılır. Güneş guruba yaklaşınca şeytan onunla
beraber olur. Güneş batım a şeytan ondan ayrılır.
Bunun için bu üç saatta namaz kılmayınız»"
MEKKE'DE HER VAKlT NAMAZ KILINABİLECEĞİ HAKKINDA
1254) "... Cübeyr bin Mut'im (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Ey Abdi Menâf oğulları! Gece ve gündüzün herhangi bir saa-tında
bu beyti (Kâ'be'yi) tavaf eden ve namaz kılan hiç kimseye mâni
olmayınız.»"
(FARZ) NAMAZI (İHTİYAR) VAKTİNDEN
TEHİR ETTİKLERİ ZAMAN HAKKINDA
1255) "... Abdullah bin Mes'ûd (Radıyallâhü unh)\\en rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), şöyle
buyurdu, demiştir:
Namazı vaktinden sonra kılan cemaatlara yetişmeniz umulur.
Eğer onlara yetişirseniz, bildiğiniz vakitte evlerinizde
namazınızı kılınız. Sonra onlarla (tekrar)
kılınız ve onlarla kıldığınızı
nafile yapınız.»"
1256) ... Kbû /er (Hadıyatlâhü antr)'t\en rivayet edildiğine #üre;
Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur ;
«Sen namazını vaktinde kıl. Eğer imam, cemaata vaktinde
namaz kıldırırken sen ona yetişirsen namazını
onlarla beraber kıl. Bu durumda sen (vaktinde ve cemaatla)
namazını kılmış olursun. Eğer böyle olmazsa,
(yâni imam vaktinden sonra cemaata kıldıracaksa, sen vaktinde
namazını kıl. Sonra onlarla da kıl.) artık onlarla
(tekrar) kıldığın namaz senin için nafiledir.»"
1257) ... L'bade bin es-Niimit
(Radıydtlâhİİ anh)\Wn rivayet edildiğine güre;
Peygamber (Saİlallahii Aleyhi ve Seilem), şöyle buyurmuştur:
«Bâzı işlerle meşgul olup namazı vaktinden geciktiren bir
takım emirler olacaktır. (Siz namazınızı
vaktinde kılınız ve) onlarla bera ber
kıldığınız namazınızı nafile
yapınız.»"
SAVAŞTA-TEHLİKE ZAMANINDA NAMAZ KILMAK HAKKINDA
1258) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü atı/tHtıtâ)'(\un
rivayet edil-diğine göre :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) salât-ı havf hakkında
şöyle buyurdu, demiştir:
-İmam bir grubla namaza başlar, birlikte bir secde (rekat) ki Iarlar.
Bir grup da namaza duranlar ile düşman arasında bulunur. Sonra emirle
beraber bir rek'at kılmış olanlar gidip düşmana
karşı (bekliyen ve) henüz namaz kılmamış
olanların yerinde bulunacak. Bu defa namaz kılmamış olan
grup gelip emirleri ile beraber bir secde (rek'at) kılacaklar. Sonra emir,
kendi namazını bitirmiş olarak çıkıp gidecek ve her
grup kendi kendine kalan bir rek'ati kılacaktır. Eğer daha
şiddetli bir korku varsa herkes kendi kendine yaya veya binici olarak
namaz kılacaktır.»
Râvi demiştir ki: Secde ile rek'at kastediyor."
1259) '... Sehl bin Ebî Hasme (Radıyallâhü anh)\\en rivayet
edildiğine göre; salât-ı havf hakkında şöyle demiştir
:
İmam kıble'ye doğru namaza durur.
Cemaattan bir grup da onunla beraber durur. Diğer grup
düşmana karşı ve yüzleri namaz kılanlara dönük olarak
bekler. İmam, namaza duranlara bir rekat kıldırdıktan sonra
bunlar kendi kendilerine rüku' eder, secdelerini aynı yerde yapıp
(namazlarını bitirdikten) sonra düşmana karşı
bekliyenlerin yerine giderler ve oradakiler gelir. İmam gelenlere bir
rekat kıldırır ve birlikte iki secde ederler. Artık namaz
imam için iki ıek'at olmuş olur, gelenler için de bir rekat
olmuş olur. Sonra bunlar bir rek'at daha kılar ve secdelerini
yaparlar.
Muhammed bin Beşşâr demiştir ki -. Ben bu hadisi Yahya bin Saîd
el-Kattân'a sordum. Yahya bana Şu'be'den (rivayet etti.) O da Abdurrahman
bin el-Kâsım'dan (rivayet etti), O da babasından (rivayet etti), O da
Salih bin Havvât'tan (rivayet etti), O da Sehl bin Ebi Hasme'den (rivayet
etti.), O da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den Yahya bin Saîd
(el-Ensâri)'in hadîsinin mislini rivayet etti.
Muhammed bin Beşşâr demiştir ki: Yahya bin Saîd el Kattan bana
dedi ki: Şube'nin hadîsini Yahya bin Said el-Ensâri'nin hadîsinin
yanına yazıver.1 Een Şu'be'nin hadîsini hıfzetmiş
değilim. Lâkin Yahya'nın hadîsinin mislidir."
l260 "... Câbir bin AbdilJah (Radtyaltâhü anhümâ)'dan; Şöyle
demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), ashabına
salât-ı Havf'ı kıldırdı. Bütün cemaatla birlikte rüku'
ettikten sonra Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ve Onun
arkasındaki saf secde ettiler. Diğerleri ayaktaydılar. Efendimiz
ikinci rekata kalkınca bekliyenler kendi kendilerine iki secde
yaptılar. Sonra ön saf geriliyerek ikinci safın yerinde durdu ve
ikinci saftaki!er ilerliyerek ön saffın yerinde durdular. Sonra Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hepsiyle rüku, etti. Daha sonra Resûlullah (Sallalahü
Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler.
Başlarını secdeden kaldırınca diğerleri de secde
ettiler. Cemâatin tümü Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraber
rüku' etmiş o!du. Ve her grup bir rek'atin secdelerini kendi kendilerine
yapmış oldular. Düşman Kıble yönündeydi."
KÜSÛF (güneş ve ay tutulması) NAMAZİ
HAKKINDA
1261) "... Ebû Mes'ud (el-Ensârî)
(Radtyatlâhü ank)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah
(Sattattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz, güneş ve ay hiç bir insanın ölümünden dolayı
tutulmaz. Tutulduğunu gördüğünüz zamnn hemen
kalkıp namaz kılınız.'
1262..Numan bin Beşir (Raıityallâhu anh)\ien; Şöyle
demiştir:
Resûluilah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken güneş tutuldu.
Efendimiz (evinden) endişeli ve ridasmi sürükliye sürükliye mescide geldi.
Güneş açılıncaya kadar devamlı namaz kıldı. Sonra
şöyle buyurdu :
«Bâzı insanlar, güneş ve aym ancak büyük bir adamın öiümü
dolayısıyla tutulduğunu sanırlar. Halbuki öyle
değildir. Şüphesiz güneş ve ay ne kimsenin ölümü ne de kimsenin
hayatı için tutulur. Allah, yaratıklarından bir şeye
baktığı zaman o şey Ona karşı huşu
eder.»"
1263) "... Âişe (Radıyallâhü anhâyönn; Şöyle
demiştir
ResûJuUah CSallallahü Aleyhi wfeH.ni) hayattayken güne, tutuldü. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescide çıkarak namaza durdu ve tekbir
aldı. Cemâat da Onun arkasında saf oldular. Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) kıraatini uzun tuttu. Sonra tekbir alıp uzun bir
rüku' yaptı. Sonra başını kaldırıp;
dedi. Sonra ayakta durdu .ve uzun
kıraat yaptı. Bu kıraati ilk kıtaatından biraz az idi.
Sonra tekbir alıp uzun bir rüku' yaptı. Bu rüku' ilk rüku'dan biraz
kısa idi. Sonra (başını kaldırıp;
dedi. Sonra son rek'
atta bunun mislini yaptı. Böylece dört rüku' ve dört secdeyi
tamamladı. Ve henüz namazdan çıkıp gitmeden Önce güneş
açıldı. Namazdan sonra kalkıp halka hutbe okudu. (Hutbede)
Allah'a lâyık olduğu sözlerle hamd-ü sena ettikten sonra şöyle
buyurdu :
«Şüphesiz güneş ve ay, (azameti ilâhiye'ye delâlet eden)
Allah'ın âyetlerinden iki âyettir. Hiç bir kimsenin ölümü veya hayâtı
dolayısıyla tutulmazlar. Siz, bunları tutulmuş iken
gördüğünüz zaman namaza sığınınız.»1'
1264) "... Semûre bin Cündüb
(Radıyailahıt tmlt)'den; Şüyle demişür :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (güneş tutulması nedeni
ile) bize küsûf namazını kıldırdı. Namazda O'nun
sesini işitmedik."
1265) ... Ebû Bekir (Radtyallâhü anh)'\n kızı Esma (Radtyallâkü
an-hiimâ)'dan ; Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bize Küsûf namazını
kıldırdı, namaza durdu. Ayakta duruşu uzattı. Sonra
rüku' etti rü-kû'u da uzattı. (Rüku'dan başını)
kaldırıp doğruldu, ayaktaki duruşu uzattı. Sonra rüku1
etti. Rükuu (yine) uzattı. (Rüku'dan başım) kaldırdı.
Secde etti. Secdeyi (de) uzattı. (Secdeden başını)
kaldırıp (tekrar) secde etti. Secdeyi (yine) uzattı. Sonra
başını kaldırıp ayağa kalktı.
Kıyamı uzun tuttu. Rükua vardı. Bunu da uzun tuttu. (Rüku''
dan başını) kaldırdı.
Kıyamı (yine) uzattı.
(Tekrar) rüku'a vardı,
Rükuu (yine) uzattı. Sonra (bağını) kaldırdı ve
secdeye gitti. Secdeyi^ttı (Secdeden başın.) kaldırdı.
Sonra (tekrar) uzun secde yaptı. Sonra (namazı tamamlayıp)
döndükten sonra şöyle buyurdu.
-Cennet bana o kadar yaklaştı ki ona cür'et etseydim size onun
salkımlarından bir tanesini getirirdim. Cehennem ateşi de bana o
kadar yaklaştı ki: Ey Rabbim! Ben de bunlar arasındayım'
demeyi başladım.»
Nâfi demiştir ki: Zannımca îbn-i Ebî Müleyke : Peygamber (Sal lallahü
Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir:
-Ve (cehennemde) bir kedinin
tırmalayıp durduğu bir kadın
gördüm. 'Buna ne oluyor?' diye sordum. Dediler ki: Bu kadın bu kediyi
ölünceye kadar hapsetti. Ne ona yiyecek verdi, ne de yerin
haşaratından bir şey yesin diye salıverdi.»"
İSTİSKA = YAĞMUR DİLEME) NAMAZI HAKKINDA
1266) "... İshak bin Abdilluh bin Kinâne (138) (Radıyallâhü
anh)'den: Şöyle demiştir :
İstiska'daki namazı (n durumunu) (Abdullah) bin Abbas
(Radı-yallâhü anhümâ)'ya sormam için emirlerden birisi benî ona gönderdi,
(îshak gidip tbn-i Abbas (Radıyallâhü anhümâ)'ya sorunca) ibn-i Abbas
(Radıyallâhü anhümâ: O emîrin şahsen bana sormasına ne engel
var? dedikten sonra şöyle dedi: Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), (istiska namazına) mütevazı, önemsiz giyimli, huşu
içinde, yavaş yavaş yürüyerek ve boyun eğerek çıktı.
Bayramda kıldırdığı gibi iki rek'at namaz
kıldırdı. Ve şu (bayram ve Cumadaki) hutbeniz gibi hutbe
okumadı."
1267) "... Abbâd bin Temini "in
amca;.. (Abdullah bin Zeyd bin Asım) (140) (Radıyallâhü
anhümâ)'dan rivayet edildiğine göre :
Kendisi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in istiska için musallaya
(141) çıktığını, orada Kıbleye dönüp
ri d asını çevirdiğini
ve iki rek'at namaz kıldırdığını müşahede
etmiştir.
... Abbâd bin Temîm'in amcasından bunun misli
Peygamber (Sallallahü I/- vhi vf Sellenı)\\en rivayet
edilmiştir. Süfyân'ın el-3Ies'ûdî'den rivayet ettiğine göre'
el-Mes'ûdî:
Ben, Ebû Bekir bin Muhammed bin Amr (Radıyallâhü anh) e: Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ridâsının yukarı
tarafını mı aşağıya indirdi, yoksa
ridâsının sağ yanını mı sol cepkenine aldı?
diye sordum. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) : Hayır. Sağ yanını
sol cepkenine aldı, diye cevap verdi, demiştir."
1268) Ebû Hüreyre (Radıyallâhü a»A/den; Şöyle demiştir
:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı.
Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı.
Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye
döndürerek Allah'a duâ etti. Ridâsını çevirdi, sağ yanı sol
cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı."
İSTİSKADAKİ DUÂ HAKKINDA
1269) "... Şürahbîl bin es-Sımt (Radtyallâhü
ank)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ka'b (Radtyaliâhü anh
Yâ Ka'b bin Mürre! Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-den bize hadîs
rivayet et. Ve (yanlış sözden) sakın, demiş; Ka'b
(Ra-dıyallâhü anh) şöyle demiştir: Bir adam. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resûlallah! Allah Teâlâ'dan istiska
et. (Yağmur dile) dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) ellerini kaldırarak i
= "Allahım! Bize âkibeti hayırlı, bol, umumî, âcil, geç
kalmayan, yararlı ve zararsız bir yağmur ver.» diye duâ etti.
Râvi demiştir ki: İkinci Cuma namazını kılmadan evvel
bol bol yağmurla ihya edildiler. Râvi demiştir ki: Sahâbîler,
(tekrar) O'na gelerek (bu defa) yağmurun fazlalığından
şikâyetçi oldular ve: Yâ Resûlallah! evler yıkıldı,
dediler. Bunun üzerine Efendimiz:
«Allahım! Etrafımıza (yağsın). Üzerimize değil»
diye duâ etti. Râvi demiştir ki: Bu duâ üzerine bulut parçalanıp
şehrin sağına ve soluna çekildi."
1270) "... İbn-i Abbâs (Radıyallâhü
anhümâ)Y\ar\; Şöyle demiştir:
Bir arabi, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek-Ya Resûlallah!
Sana öyle bir kavmin yanından geliyorum ki- kuraklık dolayısıyla
çobanları hayvan gütmeye gitmez ve erkek develerinden hiç
birisi kuyruğunu kaldırıp indiremez, dedi. Bunun üzerine
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hemen minbere çıka rak Allah'a
hamd ettikten sonra;
= «Allah'ım! Eize can kurtaran, âkibeti hayırlı, umumi.bol,
sırsıklam eden, âcil ve gecikmesiz bir yağmur ver.» diye duâ
etti. Sonra minberden indi. Etraftan gelen herkes : (Bol yağmur ile) ihya
edildik, dedi."
1271) "... Ebû Hüreyre (Radtyaltâkü anhyâen; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yağmur için duâ etti. Ellerini
öyle kaldırdı ki; Ben Onun koltuk altlarının
beyazını gördüm. (Veya bu beyazlık görüldü.)
Râvi Mu'temir, bunun istiskada olduğunu sanırım,
demiştir."
1272) "... (Abdullah) İbn-i Ömer (Rad'yallâhü anhütnâ)'<\an;
Şöyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Medine'de minber üze rinde yağmur
duasını okurken ve henüz minberden inmeden Medine'deki bütün oluklar
gürül gürül akarken ben mübarek yüzüne baka baka şâirin; j^ıjSy iuLaf
sözünü defalarca hatırlamışımdır. Bu söz Ebû Talibe
aittir."
İKİ BAYRAM NAMAZI HAKKINDA
1273) "... (Abdullah) bin Abbâs
(RadtyaUâhü anhiimâyd&n; Şöyle demiştir :
Ben şahadet ederim ki Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) bayram
namazını hutbeden önce kıldırdı. Sonra hutbe okudu.
Sonra (hutbede) sesini kadınlara duyuramadığını
bildiğinden onlara yakın bir yere gidip onlara vaaz ve nasihat etti,
sadaka vermelerini emretti. Bilâl (Radıyallâhü anh) da (sadaka için
elbisesinin eteğini) elleri ile şöyle tutup açtı. Artık her
kadın küpesini, yüzüğünü ve neyi varsa (Bilâl'ın eteğine)
atmaya başladı."
1274) "... (Abdullah) bin Abbâs
(Uadtyaltâhü anhümâ) dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram günü bayram
namazını ezans<z ve ikametsiz olarak
kıldırdı."
1275) "... Ebû Saûi(-i Hudrî) (Kadıyaltâhü
anh)'den; Şöyle demiştir: (Medine valisi) Mervân (142) bayram günü
minberi (musallaya) çıkartarak bayram namazından önce (minber
üzerinde) hutbe okumaya başladı. Eir adam ayağa kalkarak :
Yâ Mervân! Sen sünnete muhalefet ettin. Bayram günü minberi (mescidden
musallaya) çıkarttın. Halbuki minber çıkarılmazdı.
Namazdan Önce hutbeye başladın. Halbuki hutbe
(namazdan) önce .okunmazdı, dedi. Ebû Saîd(-i
Hudrî) (Radıyallâhü anh) :
Bu adam kendisine düşen görevi ifâ etti, (çünkü) ben
Resûlııl-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim
buyurdu ki:
«Kim bir münkeri görüp onu elile değiştirmeye muktedir ise, eli-le
değiştirsin. Eğer buna gücü yetmezse dili ile
değiştirsin. Dili ile değiş tire mezse kalbi ile
değiştirsin.Kalb ile değiştirmek İman 'meyvesin) in en
zayıfıdır.»"
1276) "... Abdullah bin Ömer (Radtyallâhü anhümâ)'dan;
Şöyle demiştir: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ondan sonra
Ebû Bekir ve ondan sonra Ömer (Radıyallâhü anhümâ) bayram
namazını hutbeden önce kıldırırlardı."
İKİ BAYRAM NAMAZINDA İMAMIN KAÇ TEKBİR
ALACAĞI HUSUSUNDA
I277) ... Resûkıllah
(Sallallahiı M<yhi vr Sellem )'ln
müezzini Sa'd cl-k;u;ı/ ( Raılıyalldlni tinh)'dt%w,
Şiiylc «IcmMir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki bayramda (namazın) ilk
rekatında kırâattan önce yedi ve son rek'atta kırâattan önce
beş (defa) tekbir alırdı."
1278) ... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah
bin Amr bin el-Âs (Radı-vallâhii art küm)'dan: Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bayram
namazında (ilk rek'atta) yedi ve (son rek'atta) beş (defa) tekbir
aldı."
1279) "... Kesîr'in dedesi (Amr hin
Av!" cl-Mü/cni (1 U) (Radtvaltâhii ankümâ)'t\a.n :
Şöyle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhive Sellem), iki bayramda ilk rek'atta
(kırâattan önce) yedi ve son rekatta (kırâalran önce) beş (de
fa) tekbir aldı."
1280) "... Âişe (Radtyallâhü anhâyfan; Şöyle
demiştir:
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), fıtır ve kurban
bayramları namazında rükua âit iki tekbirden başka (ilk
rek'atta) yedi ve (son rek'atta) beş (defa) tekbir
aldı."
İKİ BAYRAM NAMAZ1NDAKİ KIRAAT HAKKINDA
1281) -... \uman bin Beşîr (Radıyallâhü an*)'den:
Şöyle demiştir: Resûhıllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} her iki
bayram nama
zinda (Fâtiha'dan sonra) : * sûrelerini okurdu."
1282) "... Ubeydullah bin Abdillah (RadtyaUâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre :
Ömer (Radıyallâhü anh) bir bayram günü (namaza) çıkmış ve
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bu gibi günlerde (Fatihadan sonra)
ne okuduğunu Ebû Vakıd el-Leysî (Radıyallâhü anh) a (adam)
göndererek sordurmuş ve Ebû Vakıd: (Efendimiz),
ve; cJj^! sûrelerini (okurdu) diye cevap vermiştir.
1283) "... (Abdullah) bin Abbâs
(Radtyallâhü anhümâ)'dan: Şöyle de-ir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), lıer iki bayram namazında
(Fâtiha'dan sonra); J*^' ^îj ^-1 «Jl> vejil^UJI £*■*> '•Aw J*
sûrelerini okurdu."
İKİ BAYRAMDAKİ HUTBE HAKKINDA
1284) •'... Ebû Kâhil (el-Ah(ncsi) (Raılıyuilâhü anhyfan rivayet
edildiğine göre şöyle demiştir:
Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i bir deve üstünde hutbe okurken ve
devesinin yularını t ir habeşi tutmuş olarak gördüm."
1285) "... Ebû Kâhil (el-Ahmesî) (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir :
Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i bir güzel deve üstünde hutbe
okurken ve devesinin yularını bir habeşî tutmuş olarak
gördüm."
1286) "... Nubayt (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre kendisi hacca gitmiş ve :
Ben Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i devesi
üzerinde hutbe okurken gördüm demiştir."
1287) "... Müezzin Sa'd (Radıyallâhü
atık)'den; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hutbede yer yer tekbir getirirdi.
İki bayram hutbesinde çok tekbir getirirdi."
1288) "... Ebû Saîd-i el-Hudrî (Radıyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem), bayram günü (musallaya) çıkardı cemaata iki rek'at bayram
namazı kıldırıp selâm verdikten sonra ayakta durup cemaata
yüzünü döndürürdü. Cemâat da oturmuş vaziyette olurdu Efendimiz
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : -Sadaka veriniz sadaka veriniz» buyururdu. En
çok sadaka verenler kadınlardı. Bunlar küpelerini, yüzüklerini
ve neleri varsa (verirlerdi.) Sonra Efendimiz savaş
için asker göndermek istese veya başka bir iş varsa cemaata
anlatırdı bir emri yoksa dönüp giderdi."
1289) "... Câbir (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Fıtır veya
Kurban bayramı günü (musallaya) çıkarak ayakta hutbe
okudu. Sonra biraz oturduktan sonra (tekrar) ayağa
kalktı (İkinci hutbeyi okudu.)"
Not: Zevâid'de şöyle denmiştir: Nesâi. Câbir
(R.A.)'in bu hadisini küçük
BAYRAM NAMAZINDAN SONRA HUTBEYİ (DİNLEMEK
İÇİN BEKLEMEK HAKKINDA
1290) "... Abdullah bin es-Sâib (146)
(Radıyallâhü a»*;'den: Şöyle demiştir :
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem) ile beraber bayram namazında
hazır bulundum. O( bize bayram namazım kıldırdıktan
sonra:
«Namazı bitirdik. Artık hutbe (yi dinlemek) için oturmak isteyen
otursun. Gitmek isteyen gitsin.» buyurdu."
BAYRAM NAMAZINDAN ÖNCE VE SONRA NAMAZ KILMAK
1291) "... (Abdullah) bin Abbas (Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (musallaya) çıkarak cemaata
bayram namazını kıldırdı. Bayram namazından önce
ve sonra namaz kılmadı."
1292) "... Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As)
(Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hiç bir bayram günü bayram
namazından önce ve sonra namaz kılmamış t ir."
1293) "... Kbû Saîd-i Hudrî
(Rudıyul/âhü anh)'den; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Se.llallahü Aleyhive Sellem) bayram namazından önce hiç namaz
kılmazdı. Bayram namazından sonra evine dönünce iki rekat namaz
kılardı.'
BAYRAM NAMAZINA YÜRÜYEREK ÇIKMAK HAKKINDA
1294) "... Sa'd (el-Karaz)
(Radıyallâhü anA/den; Şöyle demiştir: Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram namazına
(musallaya) yürüyerek çıkar ve yürüyerek dönerdi."
1295.. Ömer (Radıyaltâhü
anhümöJVlaıı: Şöyle de-
miştir :
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),
bayram namazına (musallaya) yürüyerek çıkar ve yürüyerek
dönerdi."
1296'
\i: (lıiıı IJıİ
IVılib) (Radıynllâhii anh)\\vn; Nı\
İr ık-ınişrir ;
Bayram namazına yürüyerek gitmek sünnettendir."
1297) ... E hû Kâfi
(Radıyallâhü anh)\\en; Şüyle demiştir : Hesûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram namazına yürüyerek gelirdi."
1298) "... Sa'd (el-Karaz)
(Radıya/lâhii atıh)'âen; Şöyle
demiştir:
Peygamber {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her iki bayram (da namaz için
musallayla çıktığı zaman (gidişte) Saîd bin Ebi'l-As
(Radı-yallâhü anh)'ın evinin yanından sonra çadırlarda
ikamet edenlerin bulunduğu yoldan giderdi. Bayram namazından sonra
başka bir yoldan, Benî Zurayk yolundan dönerek Ammar bin Yâsir
(Radıyallâhü anhJ'in ve Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhVnin evlerinin
yanından el-Belâta çıkardı."
1299 "... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü ank)'den rivayet
edildiğine
sure :
Kendisi bayram namazına bir yoldan giderdi ve başka bir yoldan
dönerdi ve RcsüJııUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) böyle
yaparlardı, derdi."
1300) "... Ebû Râfi (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir :
Peygamber (Salİallahü Aleyhi ve Sellem) bayram namazına yürüyerek
giderdi ve geldiği yoldan başka bir yoldan dönerdi."
1301) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen; Şöyle
demiştir: Peygamber (Salİallahü Aleyhi ve Sellem) bayram
namazına çıktığı zaman geldiği yoldan başka
bir yoldan dönerdi."
1302) "... Amir (Radtyallâhü arih)'<\çn rivayet edildiğine göre
Iyâz el-Eşarî(147) (Radıyallâhü anh) el-Enbar Resulullah (Salîallahü
Aleyhi ve Sellem) yanında taklis yapıldığı gibi niçin
sizlerin taklis yaptığınızı görmüyorum?
demiştir."
1303) "... Kays hin Sari (149) (RadtyaUâhii
tmh)'t\c\\. Şöyle demiştir : Resûlullah (Salîallahü
Aleyhi ve Sellem), hayatta iken ne oldu ise ben muhakkak hepsini gördüm.
Yalnız bir şey görmedim. (O da şudur:) Fıtır
(bayramı) günü O'na taklis yapılırdı."
1304) "... (Abdullah)
lıin Ömer (Huthyullâhü nıhn»tâ)\\an;
Şöyle demişi ir :
ResûluIIah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bayram günü sabahleyin musallaya
giderdi anaza (kısa mızrak) da Onun önünde götürülürdü. O, musallaya
vardığı zaman (götürülen) anaza (kısa mızrak) Onun
önüne dikilirdi. Anaza (kısa mızrak)ye doğru bayram
namazına dururdu. Böyle yapmanın sebebi şudur .• Musalla
boş bir meydan idi. Onda sütre yapılacak hiç bir şey
yoktu."
1305) "... (Abdullah) bin
Ömer (Radıyallâhü <mhumâ)\\ar\:
Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem), (açık yerde)
bayram günü (namazı) veya başka bir
namaz kıldığı zaman Onun Önüne harbe (kısa
mızrak) dikilirdi. Harbeye doğru namaza dururdu. Ce mâat da O'nun
arkasında bulunurdu.
(Râvi) Nâfi demiştir ki = Bunun içindir ki emirler de harbeyi itti haz
etmişlerdir."
1306) "... Eııes İtin Mâlik
(KadtyaUâhü anh)d?n\ Şöyle demiştir : Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), bir harbe'yi sütre edinerek musallada bayram
namazını kıldırdı."
KADINLARIN BAYRAMLARDA NAMAZA ÇIKMALARI HAKKINDA
1307) "... Ümmü Atiyye (İSI) (Radıyallâhü ankâ)'dan; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kadınları
Fıtır (Ramazan bayramı) ve Kurban (bayramı) günlerinde
(bayram namazına) çıkarmamızı emretti. Râvi dedi ki Ümmü
Atiyye (Radıyallâhü anhâ) şöyle demiştir: Biz: Kadınlardan
cilbabı (örtüsü) olmayan ne edecek? diye sorduk. Buyurdu ki:
«Onun kadın (din) kardeşi kendi cilbabından ona giydirsin.»"
1308) "... Ümmü Atiyye (Radıyallâhü anhâ)'6an rivayet edildiğine
göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir
:
«Atik (yetişkin) kadınları ve örtülü kadınları (evden)
çıkarınız. Bayram (namazın) da ve müslümanların
davetinde bulunsunlar. Hayız (ay başı âdeti) hâlindeki
kadınlar cemâatin (bayram namazı kıldıkları)
musallasından uzak dursunlar.»"
1309) "... (A'jdullah) bin Abbâs
(Radtyallâhü anhümâ)'dan; Şöyle de-
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her iki bayramda kızlarım ve
hanımlarım (bayram namazına)
çıkarırdı."
BİR GÜNDE İKİ BAYRAM (BAYRAM VE CUMA)
TOPLANDIĞI ZAMAN HAKKINDA
1310) "... İyas bin Ebî Ramla eş-Şâmî
(152) (Radtyallâhü ««A/den rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir :
Bir adam (benim bulunduğum bir mecliste) Zeyd bin Erkam (Ra nıyaJlahü
anh)'a :
Bir günde (toplanan iki bayramı - bayram
ve Cuma'yı) Kesti lullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) in beraberinde geçirdin mi? diye sordu. Zeyd (Radıyallâhü anh) :
Evet, diye cevap verdi. Adam :
Peki efendimiz (o gün) ne yapardı? diye sordu. Zeyd
iRadıytü lâhü anh) dedi ki :
Efendimiz, bayram namazını kıldırdı. Sonra Cuma
namazı hakkında ruhsat vererek buyurdu ki:
«Cuma namazını kılmak isteyen kılsın.»"
1311) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü ankümd)'dan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem.) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Sizin bu gününüzde iki bayram toplanmıştır. Artık kim
dilerse onun bayram namazı Cuma namazı yerinde de kâfidir. Biz
inşa-allah Cuma namazını da kılıcılarız.»
"... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir ve
bunun mislini zikretmiştir."
1312..Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hayatta iken iki bayram (bir
günde) toplandı. (= bayram, Cuma gününe rastladı). Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), cemaata bayram namazım
kıldırdıktan sonra buyurdu ki:
• (Bu günkü) Cuma namazına gelmek isteyen gelsin. Gelmeme yi isleyen
gelmesin.»"
YAĞMUR OLDUĞU ZAMAN BAYRAM NAMAZINI MESCİDDE
KILMAK HAKKINDA
1313.. Hürcyre (RadtyaUâhü anhyûen. Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), hayatta iken bir bayram günü halk
yağmurdan ıslandı. Bu sebeple efendimiz onlara bayram
namazını Mescid'de kıldırdı,"
BAYRAM GÜNÜ SİLÂH TAŞIMAK HAKKINDA GELEN
(HADÎS) BABI
1314) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü
anhüntâ)'dan; Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), (mü'minlere) düşman
karşısında olmadıkları müddetçe İslâm
memleketlerinde bayramlarda silâh taşımayı
yasaklamıştır.'1
HER İKİ BAYRAMDA BOY ABDESTI ALMAK HAKKINDA
GELEN (HADİSLER) BABI
1315) "... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâU'dan: Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) fıtır
bayramı günü ve kurban bayramı günü boy abdesti
alırdı."
1316) "... EI-Fakîh bin Sa'd — ki sahâbİHk şerefine
mazhar olmuştu — (Radıyallâhü anh) (153) şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) fıtır bayramı günü,
kurban bayramı günü ve arefe günü boy abdesti alırdı.
(Râvi demiştir ki) el-Fâkih de bugünlerde boy abdesti almayı ev
halkına emrederdi." Not : Bunun senedindeki râvi Yûsuf
bin Hâlid hakkında, İbn-i Mûin'in : 'O, kezzab'tir, habistir,
zındıktır' dediği Zevâid'de bildirilmiştir.
Sindi de : 'Ben derim ki, Yûsuf'u tekzib edenler çoktur. Ibn-i
Hİbban'ın dediğine göre hadis uydururdu,' demiştir.
HER İKİ BAYRAM NAMAZI VAKTİ
HAKKINDAKİ BÂB
1317)' ... Abdullah bin lîüsr (Ruıhyallâhu <ıtıhümö)'âan
rivayet edildiğine göre :
Kendisi Ramazan veya Kurban bayramı günü cemaatla beraber (musallaya)
çıkmış da, imamın gecikmesine karşı çıkarak:
Biz (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bu saatta
şüphesiz bayram namazından çıkmış olurduk. O saat,
nafilenin kılınabileceği (ilk) vakittir,
demiştir."
GECE NAMAZINI İKİ (ŞER) REK'AT KILMAK
HAKKINDA
1318) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyalâhü anhümâ)'dan; Şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin namazı
ikişer ikişer (rekat) kılardı."
1319) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü a«A«wd)'dan
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir : «Gece namazı ikişer ikişer
(rek'at)dır.»"
320) "... İbn-i Ömer (Radıvolâkü anhiimâ)'dan;
Şöyle demiştir:
Gece namazı(nın kaçar rekatından selâm verileceği)
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemKe soruldu. O buyurdu ki:
«(Kişi,) ikişer ikişer (rekat) kılar. Şafakın
doğmasından korkacağı zaman bir rek'at vitir kılar
(veya bir rekatla o gece namazını îekleştirir.)*"
1321) "... (Abdullah) bin Abbâs
(Raâıyailâhü ankümâ)'dan: Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), geceleyin namazı ikişer
rek'at kılardı."
GECE VE GÜNDÜZ (NAFİLE) NAMAZIN
İKİŞER İKİŞER (REKAT) KILINMASI HAKKINDA
1322) ... Abdullah bin Ömer (Radıyallâhü anhümâ)'dan
rivayet edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir : -Gece ve gündüz (nafile) namazı
ikişer ikişer (rek'at)dır.»"
"Ammâr, Ebû Zerr, Enes, Câbir
bin Zeyd, İkrime ve Zühri' nin tüm nafilelerde her iki rek'atm sonunda
selâm vermenin efdal olduğunu söyledikleri zikredilmiştir. Yahya bin
Saîd el-Ensâri demiştir ki: Memleketimizde benim yetiştiğim
bütün fıkıhçılar gündüz nafilelerinde her iki rek'atten sonra
selâm verirlerdi."
4. Mâliki mezhebine göre bütün nafilelerde her iki
rek'at-tan sonra selâm vermek matlubtur. Dört rek'atın sonunda selâm ver
mek ise mekruhtur. El-Menhel yazarı âlimlerin görüşlerine mesned olan
riolMleri "Gündüz namazı" babında zikretmiştir
I323 "... Ûiîinıü Hfnİ' binti Ebî Talih (154) (KadtyaUâhü
anhâ)'<\an: Şöyle demiştir :
lU'sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ (Mekke'nin) fetih günü kuşluk
nafilesini sekiz rek'at kıldı. Her iki rek'attan (sonra) selâm
verdi."
1324) "... Ebû Saîd (Radtyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
-(Nafilede) Her iki rek'atte selâm vermek vardır.»"
1325) ... El-Muttalib yâni İbn-i Ebî Vedâa (155) (RadıyaUâhii
anh)'-den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
-Gece namazı ikişer ikişer rek'attır. Sen her iki rek'atta
teşeh-hüd okursun. Fakr-u zaruratını yalvararak
açıklarsın, yoksulluğunu zilletle dile getirirsin. (Namazdan
sonra) duâ ederken ellerini kaldırırsın ve Allahım bana
mağfiret eyle, dersin. Kim bunu yapmazsa onun namazı (ecir ve
fazilet bakımından) noksandır.»"
RAMAZAN AYI KIYAM (= TERAVİHLE İHYASI)
1326) "... Ebû Hüreyre (Radıyailâhü anh)âen rivayet
edildiğine güre: Resûlullah (SallaÜakü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
-Kim inanarak ve sırf Allah rızasını dileyerek Ramazan
orucunu tutar ve gecesini teravihle (veya başka ibâdetle) ihya ederse,
onun geçmiş günahı bağışlanır.»"
1327) ... Ebû Xerr(-ı Gıfarî) (Radıyallâhü anh)"den:
Şöyle demiştir: Biz ResûluUah (Salla'lahü Aleyhi ve Sellem) ile
beraber bir Ramazan (ayı boyunca) oruç tuttuk. (Ramazan ayından) yedi
gece kalıncaya kadar hiç bir gecesinde bize teravih
kıldırmadı (veya) geceyi ihya ettirmedi. (Ay sonundan
başına doğru) yedinci gece olunca yaklaşık olarak
gecenin üçte birisi geçinceye kadar bize teravih kıldırdı. (Veya
gecenin o kısmını ihya ettirdi.) Sonra o geceyi takip eden
(sondan) altıncı gece oldu. (Ama) onda teravih kıldırmadı.
Nihayet (sondan) beşinci gece oldu. (Ondan) yaklaşık gecenin
yarısı geçinceye kadar bize teravih kıldırdı. Ben:
Yâ Hesûlallah! Bu gecemizin kalan yarısını da ihya etmemizi
buyurmanızı temenni ediyoruz, dedim. Buyurdular ki:
"Şüphesiz, imam namazdan dönünceye kadar onunla beraber (yatsı
farzını ve) teravihi kılan kimsenin bu ibâdeti bir geceyi
(tamamen) ihya etmeye denk olur."
Sonra o geceyi izleyen (sondan) dördüncü gece oldu da teravih
kıldırmadı. Nihayet, onu takip eden (sondan) üçüncü gece oldu.
O, (muhterem) eşlerini ve yakınlarını topladı. Cemâat
da toplandı. Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) demiştir ki efendimiz o
gece, bize kıldırdığı teravihi o kadar uzattı ki
biz sahur yemeğini kaçıracağımızdan korktuk.
Denilmiş ki: Felah nedir? Ebû Zerr (Radıyallâhü anh) : Felah, sahur
yemeğini yemektir, diye cevap vermiştir. Ebû Zerr (Radıyallâhü
anh) demiştir ki; O geceden sonra efendimiz Ramazan ayının kalan
iki gecesinde bize teravih namazından hiç bir şey
kıldırmadı."
1328) ... En-Xadr bin Şeyban (156) (Radıyallâhü ank)'den
; Şöyle demiştir:
Ben Abdurrahman (bin AvIVin oğlu Ebû Seleme (Radıyallâhü anhümâ)'ya
rastladım ve:
Ramazan ayı hakkında babandan dinlediğin bir hadisi bana zikret,
dedim. Ebû Seleme (Radıyallâhü anh) : Peki. Babam bana
anlattığına göre Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem) Ramazan
ayını anlatarak şöyle buyurmuştur:
«(Ramazan ayı) Öyle bir aydır ki Allah Teâlâ, onun orucunu üzerinize
farz kıldı. Ben de onun kıyamım gecelerini teravih (veya
başka ibâdetle ihya etmeyi) sünnet kıldım. Artık kim
inanarak ve sırf Allah rızâsını diliyerek orucunu tutar ve
gecelerini teravih (veya başka ibâdet) le ihya ederse, anası
kendisini doğurduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş
olur.»"
GECE İBÂDETİNE KALKMAK
1329) "... Ehû Hüreyre (Radıyallâhü ank)Wen rivayet edildiğine
göre; .Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«(Sizden birisi uyuyunca) şeytan geceleyin onun ensesine üç düğümlü
bir ip bağlar. O kimse uyanıp Allah'ı anarsa bir düğüm
çözümlenir. Kalkıp abdest aldığı zaman bir düğüm
(daha) çözülür. Namaza durduğu zaman bütün düğümler çözümlenir.
Artık (gece namazına kalkan) o kimse, düğümü çözük, hafif, gönlü
hoş ve hayra ulaşmış olarak sabahlar. Eğer
(Allah'ı anmayı, abdest almayı ve namaz kılmayı)
yapmazsa, uyuşuk, gönlü habis ve hiç bir hayra
ulaşmadığı bir halde sabahlar.»"
1330) "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radtyallâhü <w*)'den;
Şöyle demiştir: Sabaha kadar uyuyan ve (namaza kalkmayan bir
adamın bu hâli) Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e
anlatıldı. Efendimiz: «Bu adamın kulaklarına şeytan
işemiştir.» buyurdu."
İzahı
1331) "... Abdullah bin Aııır (bin el-As) (Radtyallâhü
anhiimâ)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem), şöyle buyurdu. demiştir :
-(Yâ Abdullah!) Sen falan adam gibi olma. O gece namazına kalkardı.
Sonra gece namazına kalkmayı bıraktı.»"
1332) "... Câbir bin AbdiUah (RadıyaUâhü anhümâ)'dan rivayet
edildiğine göre: Resûlullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir:
«Dâvûd (Aleyhisselâm) m oğlu Süleyman (Aleyhisselâm) in anası
Süleyman (Aleyhisselâm)'a s Ey oğulcuğum! Gece çok uyuma. Çünkü
geceleyin çok uyumak adamı kıyamet günü fakir bırakır.»''
1333) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü
anhiimâ)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu demiştir :
«Kim gece çok namaz kılarsa gündüz onun yüzü güzel (nurlu)
olur.»"
1334) "... Abdullah (158) bin Selâm (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle
demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhive Sellem), (hicrette) Medine'ye geldiği
zaman halk hızla O'na gittiler ve : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) geldi, denildi. Ben de O'na bakmak için halk arasında geldim.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yüzüne dikkat-la
baktığım zaman O'nun yüzünün yalancı yüzü
olmadığını bildim < = böyle tanıdım.) İlk
sözü şu oldu i
-Ey insanlar! Selamlaşmayı yaygmlaştırınız, yemek
yediriniz, geceleyin halk uyumuşken siz namaz kılınız.
(Böyle yaparsanız) selâmla cennete girersiniz.»"
EŞİNİ GECELEYİN (NAMAZ İÇİN)
UYANDIRAN HAKKINDA
1335) "... Ebû Saîd(-i Hudrî) ve Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anhümâ)'datı
rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur :
«Geceleyin adam uyandığı, eşini
uyandırdığı ve ikisi iki rek'at namaz
kıldıkları zaman
'Ve Allah'ı
çok anan erkeklerden ve kadınlardan'
(sayılırlar. Onlar arasında)
yazılırlar.-"
1336) "... Ebû Hüreyre (Radjyallâhü anhyâen rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Geceleyin (uykudan) kalkıp namaz kılan, eşini de
uyandırıp namaz kılmasına vesile olan adama Allah rahmet
eder (veya rahmet eylesin.) Eğer eşi kalkmamazlık ederse yüzüne
su serpsin. Geceleyin (uykudan) kalkıp namaz kılan ve eşini
uyandırıp namaz kılmasına
vesile olan kadına da Allah rahmet eylesin (veya rahmet eder.) Eğer
eşi kalkmamazhk ederse yüzüne su serpsin.»"
KUR AN I GÜZEL SESLE OKUMAK
1337) "... Abdurrahman bin es-Sâib (163) (Radtyallâhü ankümâ)'ûan;
Şöyle demiştir :
Sa'd bin Ebî Vakkas (Radıyallâhü anh) gözü kapanmış iken bize
(misafir olarak) geldi. Ben (yanına varıp) selâm verdim. 'Sen kimsin?
diye sordu. Ben (kim olduğumu) ona söyledim. Bunun üzerine ı Merhaba
kardeşimin oğlu! Kur'an-ı güzel sesle okur olduğunu haber
aldım. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken
işittim, dedi.
-Şüphesiz bu (yüce) Kur'an, tesirli olarak inmiştir. Artık onu
okuduğunuz zaman ağlayınız. Ağlamanız gelmezse
ağlamaya çalışınız. Onu okurken sesinizi
güzelleştirmeye gayret ediniz. Kim Kur'an'ı güzel sesle okumaya gayret
etmezse bizden değildir.»"
1338) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seİlem)'m zevcesi
Âişe (Ra-dtvallâkii- anhâ) 'den rivayet edildiğine göre şöyle
demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken bir gece yatsıdan
sonra (Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına gitmekte)
geciktim. Sonra gittim. Bana t
— «Nerede idin?» diye sordu. Ben :
— Senin ashabından bir adamın Kur'an okuyuşunu
dinliyordum. Onun okuyuşunun ve sesinin mislini hiç kimseden
işitmedim, dedim. Aişe (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki,
bunun üzerine efendimiz o sa-hâbîyi dinlemek için kalktı. Ben de Onunla
beraber kalktım. (Gidip onu dinledikten) sonra Efendimiz bana
dönerek şöyle buyurdu:
•Bu, Sâiim mevlâ Ebî Huzeyfe'dir. Allah'a hamd olsun ki bunun
mislini benim ümmetimde kılmıştır.»"
1339) ... Câbir (Radıyallâkü anh)'âen rivayet edildiğine göre:
Resûlul-]ah (Sallallahü Aleyhi ve Sellent), şöyle buyurdu, demiştir :
«Kur'an okurken sesini işittiğiniz zaman Allah'tan korktuğu
kanısına vardığınız adam şüphesiz
Kur'an'ı en güzel sesle okuyanlardandır.»"
1340) ''... Fadâla bin Ubeyd (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Sesi güzel cariyenin sesini efendisi nasıl iyice dinliyorsa güzel sesle
Kuranı açıktan okuyan adamın sesini Allah Teâlâ daha iyi
dinler.»"
1341) "... Kim Hüreyre
(Radıyallâhü atıh)\iex\; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescide
girdi ve bir adamın Kuran okuduğunu işitti. Bunun
üzerine:
-Bu (okuyucu) kimdir?» diye sordu. Abdullah bin Kays
(Radı-yallâhü anh)'dir denildi. Efendimiz:
-Gerçekten bu adama Dâvûd (Aleyhisselâm)'ın nağmelerinden bir
nağme verilmiştir.» buyurdu."
1342) "... Berâ bin Azib (Radtyaîlâhü an Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve
-Sesini güzelleştirmek suretiyle Kur'an
(okuyuşunu) süsleyi-niz.»"
GECE HİZBİNE UYANMAYAN
1343) "... Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Salhllahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
* (Gece) hizbini veya bir kısmını yapmadan uyuyakalıp bunu
sabah namazı ile öğle namazı arasında (ki vakitte) okuyan
kimse için geceleyin okumuş gibi (sevap)
yazılır.»"
1344) '-,.. Ebird-Derdâ (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi,ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
«Geceleyin kalkıp (nafile) namaz kılmak niyeti ile yatağına
giren ve sabah (namazı zamanın) a kadar uyuyakalan kimse için
niyet ettiği namazdn sevabı) yazılır ve onun
uykusu, Rabbı tarafın dan kendisine (verilen) bir
bağış olur.-"
KUR'AN'IN KAÇ GÜNDE HATMEDİLMESİNİN MÜSTAHAB
OLDUĞU
1345) "... Evs bin Huzeyfe (İM) (Kadıya!tâhü a>th)\\vı\\
Şöyle demiştir: Biz, Sakîf hey'eti içinde (Medine'ye) Resûluliah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldik. Hey'et
el-Ahlaf'ı Muğîre bin Su'be
(Radıyallâhü anh)'a misafir etti. Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
de Benî Mâlik'i kendisine âit bir çadıra yerleştirdi. Resûluliah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem), artık her gece yatsı namazından
sonra yanımıza gelir ve ayakları üzerinde dikilerek bizimle
konuşurdu.
(Ayakta yorulduğu için) sırayla ayaklarını dinlendirirdi.
(= Vücûdunun ağırlığını bir ayağına
verir, biraz sonra diğer ayağına verirdi.)
Konuşmasının ekserisi, kavmi olan Kureyş'ten başına
gelen şeylere aitti ve şöyle buyururdu :
«Bizim hicretten önceki hâlimiz ile hicretten sonraki hâlimiz bir
değildir. Biz hicretten önce zayıftık, hakarete mâruz
kalırdık. Biz Medine'ye çıktıktan sonra bizimle onlar
(Mekke müşrikleri) arasında savaş (her iki taraf için mukadder
olan) nasibleri cereyan ediyordu. Biz onlara galebe çalıyoruz, onlar bize
galebe çalıyorlardı.»
Resûluliah (Sallallahü Aleyhi ve Selem), bir gece yanımıza mutat
vaktinden sonra geldi. Ben : Yâ Resûlallah! Bu gece bize gelmekte geciktiniz,
dedim. O ;
«Kur'an'dan hizbimi (vaktinde okumadığımı
hatırlamakla) hemen okumam işi çıkıverdi. Ben de onu
tamamlamadan çıkmaktan hoşlanmadım,- buyurdu.
Evs (Radıyallâ.hü anh) demiştir ki: Ben Resülullah (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem)'in ashabına: Siz Kur'an'ı ne şekilde hiziblere
ayırıyorsunuz? diye sordum. Dediler ki: Üç, beş, yedi, dokuz,
onbir ve onüç (sûreyi birer hizib), el-Mufassai (165) da bir hizib
(yapıyoruz.)"
1346) "... Abdullah bin Anır (bin el-As) (Radıyallâhü
anhümâ)'d$n ; ŞÖy-le demiştir :
Ben Kuranı hıfzettim. Ve tamâmını bir gecede okudum. Bunun
üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), buyurdu ki:
-Senin üzerinden uzun zamanın geçmesi ile (her gece Kur'an'ın
tamâmını okumak âdetinden) usanmandan korkarım. Bunun için sen
ayda bir hatim indir.» Ben ; Yâ Hesûlallah!
Beni serbest bırak ki gücümden ve gençliğimden yararlanayım,
dedim. Buyurdu ki:
«O halde, on günde bir hatim indir.» Ben (yine) : Beni serbest bırak ki
kuvvetimden ve gençliğimden yararlanayım dedim. Buyurdu ki:
«O halde yedi günde hatmet.» Ben (tekrar) :
Beni serbest bırak ki gücümden ve gençliğimden faydalanayım,
dedim. (Bundan) imtina etti."
1347) "'.,. Abdullah bin Amr
(bin el-As) (Radıyallâhü anfıümâ)'da.n;
Şöyle demiştir :
«Üç geceden daha az bir sürede Kur'an'ın tamamını okuyan, onu
anlamamıştır.»"
1348) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)>6an;
Şöyle demiştir:
Ben Allah'ın nebisi (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in bir gecede sabaha
kadar Kuranın hepsini okuduğunu bilmiyorum."
GECE NAMAZINDAKİ KIRAAT
1349) "... Ümmü Hânı1 bint Ebî Tâlib (Radtyallâkü
anfıâ)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben evimin damında iken Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lem)'in
gece (namazmdaki) okuyuşunu
işitiyordum."
1350) "... Ebû Zer(r-ı Gıfârî)
(Radıyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir: Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gece) sabah oluncaya kadar
namazda bir âyeti tekrarladı. Âyet de şudur i
= «Eğer Sen onları tazip edersen şüphesiz onlar
senin kullarındır. Ve eğer onları mağfiret eylersen
şüphesiz Sen azizsin, hakimsin.»
1351) ... Huzeyfe (Radıyallâhü anh)'den:
Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), gece nafilesini kıldı.
(Namazdaki) kırâatında bir rahmet âyeti geçtiği zaman (rahmet)
diler, bir azap âyeti geçtiği zaman (azab'tan Allah'a)
sığınır ve Allah Teâlânın noksanlıklardan pâk
olduğundan bahsedilen bir âyet geçtiği zaman teşbih ederdi.1'
1352) ''... Ebû Leylâ (Radıyallâhü anhyden Şöyle
demiştir: Peygamber (Sallallahü Ale"yhi ve Sellem) geceleyin nafile
namaz
kılarken ben O'nun yanında namaz kıldım. O,
kırâatında bir azab
âyetini okudu. Âyetin bitiminde:
= «Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım.
Cehennemliklerin vay hâline.» buyurdu."
1353) "... Katâde (Radıyallâhü unh)\\en; Şöyle
demiştir:
Ben. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in
okuyuşunu Enes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'a sordum. Dedi
ki:
O, (uzatmaya elverişli harfleri okurken)
sesini uzatırdı."
1354) "... (Judayf bin el-Hâris (Radıyallâhü
anh)'den; Şöyle demiştir: Ben Âişe
(Radıyallâhü anhâl'nın yanına giderek:
Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (gece
namazında) Kur'an'ı açık mı
gizli mi okurdu? diye sordum. Dedi ki:
Bazen açık, bazen gizli okurdu. Ben :
Allahü Ekber. Bu dîne genişlik bahşeden Allah Teâlâ'ya hamd olsun,
dedim."
ADAM GECE NAMAZINA KALKTIĞI ZAMAN
(OKUYACAĞI) DUÂ
1355) ... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallâhü
anJtümâ)n; Süvle demiştir :
Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaza
kalktığı zaman şöyle dua ederdi:
«Allahım! Hamd Senin içindir. Sen göklerin, yerin ve bunlarda kilerin
nurusun. (Bunları aydınlatırsın.) Hamd senin içindir Sen
göklerin yerin ve bunlardakiierin yöneticisisin. Hamd Sana mahsustur. Sen
göklerin, yerin ve bunlardakiierin sahibisin. Hamd Sana mahsustur. Sen haksin.
Senin vadin haktır. Seni görmek haktır. Sözün haktır. Cennet
haktır. Cehennem haktır. Kıyamet günü haktır. Peygamber
haktır. Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) haktır. AUahım!
Sana itaat ettim. Sana inandım. Sana tevekkül ettim. Sana yöneldim. Senin
kuvvetine dayanarak (düşmanlarla) mücadele ettim. Aramızda
yalnız seni hakem kıldım. Artık evvelce
iş-ledıgım ve sonra işliyeceğimi
sandığım, gizli yaptığım ve açıktan
iş-ledıgım günahlarımı bağışla. (Âhiret
hayatında beni) Öne alan (dünya hayatında peygamberliğimi)
sonraya bırakan ancak sensin' Senden başka ibâdete lâyik ilâh yoktur.
Ancak Sen varsın Günahtan yuz çevirmek ve ibâdete kuvvet ancak Senin
yardımınladır.»"
1356 HÜmeyd (bİn Abdirrah^n bin Avf) (Radtyallâhü
antıuma) dan; Şöyle demiştir :
Ben Âişe (Radıyallâhü anhâ)'ya: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) ne ile gece namazına başlardı? diye sordum. Dedi ki:
Sen bana öyle bir şey sordun ki; senden önce hiç kimse bana onu
sormamıştır. O on defa tekbir alırdı. On defa hamd
ederdi. On defa teşbih ederdi, on defa istiğfar ederdi ve şöyle
derdi >
«Allah'ım! Bana mağfiret eyle. Beni hidâyette dâim eyle, beni
rızıklandır ve bana afiyet ver.» ve kıyamet günündeki
durdurul usun sıkıntısından Allah'a
sığınırdı."
1357) "... Ebû Seleme bin Abdirrahman (bin Avf) (Radtynllâhü
anhii-mâ)'&dn rivayet edildiğine göre şöyle demiştir :
Ben, Âişe (Radıyallâhü anhâ) 'ya Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) gece namazına kalktığı zaman namaza ne ile
başlardı? diye sordum. Dedi ki: O, (namaza
başlayınca) şu duayı okudu :
«Allah'ım! Cibrâil, Mikâil ve İsrafil'in Rabbi! Göklerin ve yerin
yaratıcısı, gizli ve aşikâr her şeyin âlimi!
Kullarının ihtilâfa düştükleri din konusunda onlar arasında
Sen hükmedersin. İhtilâf konusu edilen hakka irâdenle beni hidâyet eyle.
Şüphesiz sen dosdoğru yola hidâyet edersin.»
Râvi Abdirrahman bin Ömer demiştir ki: Cebrail kelimesini hem-zeli olarak
hıfzediniz. Çünkü Peygamber (Sall&llahü Aleyhi ve Sellem) den böyle
rivayet olunmuştur."
GECELEYİN KAÇ BEK'AT NAMAZ KILINACAĞI
1358) "... Aişe (Radıyallâhü anhâ)\\w. Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yatsı namazından
boşaldığı zaman ile şafağın sökeceği
zaman arasındaki süre içinde on-bir rek'at namaz kılardı. Bunun
her iki rek'atının sonunda selam verirdi. Ve sonundaki bir
rekatı tek kılardı. Bütün rek'atlerdekı secdeleri öyle
uzatırdı ki henüz başını secdeden
kaldırmamış iken biriniz elli âyet okuyabilirdi. Müezzin sabah
namazının ezanını bitirince kalkar, hafif iki rek'at
kılardı."
Not : İsnadının sabin ve ricalinin sıka olduğu
Zevâid'de bildirilmiştir. Müslim bu hadîsin bir parçasını
rivayet etmiştir.
1359) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'dan; Şöyle
demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) geceleyin on üç rek'at namaz
kılardı."
1360) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'6an;
Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
geceleyin dokuz rek'at namaz kılardı."
1361) "... Amîr eş-Şa'bî (Radtyallâhü
ank)'âen: Şöyle demiştir:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in gece namazını
Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Ömer (Radıyalâhü anhüm)'a sordum.
Dediler ki: On üç rek'at kılardı. Bundan sekiz rek'at
kılardı. Sonra üç rek'atı vitir olarak kılardı ve iki
rek'ati fecirden sonra kılardı."
1362) "... Zeyd bin Hâlid
el-Cühenî (Radtyallâhü anhyden: Şöyle
Ben bu gece ResûlulJah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in namazını
dikkatle izliyeceğim, dedim. Ve O'nun evinin eşiğinin veya
çadırının bir kenarını kendime yastık edindim.
Geceleyin Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kalktı. Hafif
tuttuğu iki rek'at kıldı. Sonra uzun tuttuğu hem de çok
uzun tuttuğu iki rek'at kıldı. Daha sonra iki rek'at
kıldı. Bunlar daha önceki rek'atlerden biraz kısaydı. Sonra
iki rek'at daha kıldı. Bunlar da bir önceki rek'atlerden biraz
kısaydı. Sonra iki rek'at kıldı. Bunlar da kendilerinden
önceki iki rek'atten biraz kısaydı. Sonra iki rekat daha
kıldı. Daha sonra bir rek'ati tek olarak kıldı.
İşte hepsi onüç rek'attir.
1363) •'... (Abdullah) İbn-İ Abbâs (Radıyallâhü atıhü mâ
)'<\an rivayet edildiğine göre kendisi teyzesi olan Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem )'in muhterem eşlerinden Meymune
(Radıyallâhü anhâ)'nın odasında bir gece yatmış ve
şovle demiştir :
Ben yastığın genişliği istikâmetinde uzandım.
Resülullah (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) ve eşi, yastığın
uzunluğu istikâmetinde uzandılar. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) uyudu. Gece yarısı veya biraz önce yahut biraz sonra
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyandı ve elini yüzüne sürerek
uykuyu kaçırdıktan sonra Al-i İmrân sûresinin sonundaki on âyeti
okudu. Sonra asılı olan bir su kırbasına doğru giderek
ondan güzelce abdest aldı ve namaz kılmaya başladı.
Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâ) demiştir ki:
Ben de kalktım ve Onun yaptığının mislini yaptım.
Sonra gidip Onun (sol) tarafında namaza durdum. Resülullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) sağ elini başıma koydu ve sağ
kulağımı tutup bükmeye başladı. İki rekat namaz
kıldı, §$&ra iki rek'at kıldı, sonra iki rek'at
kıldı, sonra iki rek'at kıldı, sonra iki rek'at
kıldı, sonra iki rek'at kıldı sonra tek rek'at olarak vitir
kıldı. Sonra müezzin Ona gelinceye kadar uzandı. (Müezzin
gelince) hafif iki rek'at kılarak sabah namazına
çıktı."
GECENİN HANGİ SAATLERİNİN EFDAL OLDUĞU
1364) "... Amr bin Abese (Radtyalldhü anh)'âen; Şöyle
demiştir: Ben Resûlullah (SalJallahü Aleyhi ve SellemVe gelerek: «Yâ
Resûlallah! Kim seninle beraber müslüman oldu? diye sordum. Buyurdu ki;
«Bir hür ve bir köle.» Ben: Allah katında bir saattan daha makbul
başka bir saat var mıdır? diye sordum. Buyurdu ki: «Evet. En
makbul vakit, gecenin son yarısıdır.»"
1365) "... Aişe (Radtyallâhii
ımhû)\\-AY\; Şiiyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gecenin evvelinde uyurdu ve sonunu
ibâdetle ihya ederdi."
1366) ... Ebû Hüreyre (RadtyaUâkü atıkyden rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vt Stilon) şüyle buy urdu. demiştir :
«Gecenin (üçte ikisi geçip) üçte birisi kalınca her gece Rabbimİz
Tebâreke ve Teâlâ keyfiyeti bizce meçhul bir durumda (birinci göğe) inerek
şafak sökünceye kadar buyurur ki:
Kim benden bir şey istiyor ki ben ona vereyim? Kim bana duâ ediyor ki onun
duasına icabet edeyim? Kim benden mağfiret diliyor ki ona
mağfiret edeyim?»
1367) "... Rıfâa (168) el-Cühenî (Radıyallâhü anh)\ien rivayet
edildiğine göre Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Allah Teâlâ, gecenin yarısı veya üçte ikisi gidinceye kadar talepte
bulunmaz. Bu sürenin bitiminden fecir doğuncaya kadar şöyle buyurur:
Sakın benim kullarım benden başkasından bir istekte
bulunmasınlar. Kim bana duâ ederse Ona icabet ederim. Kim benden bir hacet
isterse ona veririm. Kim günâhının mağfiretini benden dilerse
ona mağfiret ederim.-"
YETERLİ OLDUĞU UMULAN GECE İBÂDETİ
1368 "... Ebû Mes'ud (l'kbe bin Amr el-Ensârî el-liedrî) (
Radıyaltâhu iinh)'(U-n rivayet edildiğine «öre. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sc/lem) şöyle Uı\ unlu. demiştir :
«Bakara süresinin son iki âyetini bir gecede kim okursa bu âyetler ona
kâfidir.-
Râvi Hafs'ın kendi rivayetinde dediğine göre, râvi Abdurrahman
şöyle demiştir: Ben bilâhere Ebü Mes'ud (Radıyallâhü anh)'a
(Kabe'yi) tavaf ederken rastladım da bana bu hadîsi anlattı."
1369) "... Ebû Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensârî el-Bedrî) (Radtyallâhü
anh)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu demiştir :
«Kim bir gecede Bakara sûresinin sonundaki iki âyeti okursa, o âyetler ona
kâfidir.»"
NAMAZDA UYKUSU GELEN ADAM
1370) "... Âişe (Radıyalâhü anhâ)'dan rivayet edildiğine
göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu,
demiştir :
«Biriniz (namazda) uykusu geldiği zaman (namaza ara verip) kendisinden
uyku hâli gidinceye kadar uyusun. Çünkü uykusu geldiği halde namaz
kıldığı zaman ne söylediğini bilemez.
İstiğfar etmek isterken kendisine sövmesi umulur.»"
1371) ''... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü a«A)'den; Şöyle
demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bir gün) mescide
girmiş de İki sütün arasına gerilmiş bir ip görmüş ve:
-Bu ip nedir?» diye sormuş. (Orada bulunanlar) demişler ki: Bu
ip, (Efendimizin muhterem zevcelerinden) Zeynep (Radıyallâhü an
hâ)ya aittir. Burada namaz kılar. Ayakta yorulduğu zaman bu ipe
tutunur. Bunun üzerine Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
«İpi çözünüz, ipi çözünüz. Biriniz hafif ve kuvvetli olduğu müddetçe
namaz kılsın. Yorulunca otursun.» buyurmuştur."
1372) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellent) şöyle buyurdu demiştir
:
«Biriniz gece namazına kalktığı zaman (uyku basması
nedeniyle okuduğu) Kur'an onun dilinden anlaşılmaz olup ne
dediğini bilmez ise (namaza ara verip) yatsın.»"
AKŞAM VE YATSI ARASINDA NAMAZ KILMAK
1373) "... Âişe (Radıyallâhü anhâ)'den rivayet edildiğine
göre; Resûlul-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu
demiştir :
-Akşam ile yatsı namazları arasında yirmi rek'at (nafile)
kılan kimse için Allah Teâlâ cennette bir ev yaptırır.»"
1374) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Akşam namazından sonra altı rekat (nafile) kılan ve
aralarında fena söz söylemeyen kimse için bu namaz, on iki
yıllık ibâdete denk tutulur.»"
NAFİLEYİ EVDE KILMAK
1375) "... Asım bin Anır (169)
(Radıyaliâhü anh) den ; Şöyle demiştir :
Irak halkından bir nefer (170) halife Ömer (RadıyaJIâhü anh) in yanına
çıkmak üzere (Medine'ye) geldiler. Onun huzuruna varınca Ömer
(Radıyaliâhü anh) onlara =
Kimlerdensiniz? diye sordu. Irak halkindanız, dediler. Ömer
(Radıyaliâhü anh) :
Küfe emirinin izniyle ni geldiniz? diye sordu. Onlar: Evet, dediler. Râvî
demiştir ki ı
Gelenler, adamın kendi evinde (nafile) namaz kılmasının
hükmünü sordular. Ömer (Radıyaliâhü anh) dedi ki:
Ben (bunu) Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemTe sordum. Buyurdu ki:
-Adamın (nafile) namazı kendi evinde kılmasına gelince; bu
bir nurdur. Artık evlerinizi nurlandırımz.»
Ömer bin el-Hattâb (Radıyaliâhü anh) in mevlâsı Umeyr
(Radıyaliâhü anh) (171) Ömer bin el-Hattâb (Radıyaliâhü anhl'den
(tah-dis etmiştir.) O da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den bunun
mislini (tahdis) etmiştir.
1376) ... Ebû Said-i Hudri (Radtyaüâhü an/r/den rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Biriniz farz namazını (bir mescidde) kıldığı
zaman namazından bir payını evine versin. Çünkü Allah Teâiâ onun
evde kılacağı namazdan onun evine bir hayır verir.»"
1377) "... (Abdullah) bin Ömer (Radtyallâhü
anhümâ)'da.w rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SaUaltahii Aleyhi ve
Sellenı) şöyle buyurdu, demiştir : «Evlerinizi kabirler
yapmayınız.»"
1378) "... Abdullah bin Sa'd (Radıyalldhü anh y
den\ Şöyle demiştir:
Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e; Evimdeki namaz mı
mesciddeki namaz mı daha efdaldır? diye sordum. Buyurdu ki:
«Evime bakmıyor musun? Mescide ne kadar yakındır. Şüphesiz
evimde namaz kılmam, mescidde namaz kılmamdan bana daha sevimlidir.
Farz namaz bundan müstesnadır.»11
DUHÂ(KUŞLUK) NAMAZI
1379) ... AİMİullah bin rl-Hâris (172)
(Radıyallâhü anhümâ)'dan; Şöy-•mİıjtir :
Osman bin Affân (Radıyallâhü anh) zamanında halk çok veya tam iken
ben kuşluk namazını soruşturdum. O'nun yâni Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bu namazı
kıldığını haber veren Ümmü Hânı (Radıyallâhü
anhâ)dan başka hiç bir kimseyi bulamadım. Ümmü Hâni (Radıyallâhü
anhâ) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in kuşluk namazını
sekiz rek'at olarak kıldığını bana haber verdi."
1380) "... Knes bin Mâlik (Radıyallâhü anh)'det\.
Şöyle demiştir: Ben Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den
işittim. Buyurdu ki :
-Kim oniki rek'at kuşluk namazı kılarsa Allah Teâla onun için
Cennet'te altından bir köşk yaptırır.»"
1381.. Muâza el-Adevivye (173) (Radıyallâhü anh aydım.
Şöyle demiştir :
Ben. Âişe (Radıyallâhü anhâi'ya: Peygamber (Sallallahü Aleyhi
ve Sellem) kuşluk namazını kılar mıydı?
diye sordum. Dedi ki:
Evet, dört rek'at olarak (kılardı) ve Allah'ın
dilediği kadar fazlalaştı rırriı "
tırırdı.'
1382) ... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre;
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :
«Kim kuşluk namazının çiftine (iki rek'atine) devam ederse
günahları deniz köpüğü kadar bile olsa
bağışlanır.-"
İSTİHARE NAMAZI
1383) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâhü anhüntâ)'dan;
Şciyle demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sûre öğretir gibi
istihare (keyfiyet ve duasını) öğreterek buyururdu
ki:
-Sizden birisi bir işi yapmak istediği zaman farz değil
(istihare niyetiyle nafile olarak) iki rek'at namaz kılsın. Namazdan
sonra şöyle duâ etsin :
Allah'ım! Hakkımda hayırlısını Sen bildiğin
için ben hayırlısına irşad edilmemi senden isterim ve
gücünden yardım diliyerek hayırlısına gücümün yetmesini
senden dilerim. Senin büyük fazl (ve ke-rem)ından isterim. Çünkü Sen (her
şeye) kadirsin. Ben hiç bir şeye kadir değilim. Sen (her
şeyi) bilirsin. Ben (bir şey) bilmem. Sen (herkese) gizli olan
herşeyi çok bilicisin. Allah'ım! İstediğim bu iş
(burada yapmak istediği şeyi belirtir) Senin ilminde benim için
dînime, hayatıma ve âhiretime hayır ise (yahut şimdiki ve
gelecekteki işlerim bakımından hayırlı ise) bunu bana
mukadder kıl. (Buna gücümü yetiştir.) Bunu bana müyesser kıl. Ve
bu işi bana mübarek eyle. Ve eğer senin ilminde (birinci defa
söylediğinin mislini burada söyler) şer ise bu işi benden, beni
(ve kalbimi) de bu işten çevir ve hayır nerede ise o hayrı bana
mukadder eyle! Sonra nefsimi bu hay-re razı kıl.»"
HACET NAMAZI
1384) "... Abdullah bin Ebi Evfâ (176) el-Eslemî (Radtyallâhü anh)'den;
ŞÖyie demiştir :
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkıp
gelerek buyurdu ki:
«Her hangi bir kimsenin Allah katında bir haceti veya Allah'ın
mahlûkatından bir kimsenin yanında ihtiyacı olursa; abdest
alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra şöyle duâ etsin: 'Halim
ve Kerim olan Allah'tan başka ilâh yoktur. Büyük arşın Rabbî
olan Allah Teâlâ'yı teşbih ve tenzih ederim. Âlemlerin Rabbı
olan Allah'a hamdolsun.
Allah'ım! Şüphesiz ben Senin rahmetine vesile olan sebepleri,
mağfiretini gerektiren hasletleri, her hayrin ganimetini ve her günahtan
selâmette olmayı senden dilerim.
(Allah'ım!) Her günahımı bağışlamanı, her
kederimi gidermeni ve rızâna uygun her hacetimi yerine getirmeni Senden
isterim! Sonra dünya ve âhiretle ilgili dileğini Allah'tan iste. Çünkü
şüphesiz O dilek takdir edilir.»"
1385) "... Osman bin Huneyf(177)
(Radıyallâhü anh)'den; Şöyle de-
Gözü kör veya çok az gören bir adam, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellernTe
gelerek: Benim için Allah'a duâ et, bana afiyet versin. (Gözümü sıhhata
kavuştursun.) diye dilekte bulundu. Efendimiz :
•Dilersen bu hastalığın mükâfatını kendin için âhirete
bırakırsın. Bu daha hayırlıdır. Ve eğer
dilersen ben duâ ederim.» buyurdu.
Adam t Duâ et, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seli e m)
adama güzelce abdest almasını, iki rekat namaz
kılmasını ve şu duâ İle duâ etmesini emretti:
«Allah'ım! Şüphesiz ben Senden isterim ve rahmet Peygamberi olan
Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Sana yönelirim.
TEŞBİH NAMAZI
1386) "... Ebû Râfi' (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine
göre, Re-sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Abbâs (Radıyallâhü anh) 'a
şöyle buyurmuştur •
muştur :
«Ey Amcam! Sana. bir hediye vermiyeyim mi? Sana yararlı mmıyayim
mı? Sana karşı üzerime düşeni yapmıyayun mı?.
Abbâs (Radıyallâhü anh) :
— Buyur yâ Resûlallah! dedi. Efendimiz:
— «Dört rek'at (nafile) namaz kıl. Her rek'atta Fatihayı ve bir
sûre oku. Kıraat bitince rüküa gitmeden önce onbeş defa;
Sübhanallahi velhamdülülâhi ve lâilâhe illâllahü vallahü ekber, deyiver. Sonra
rükû et (Rükû teşbihinden sonra) bunu on defa söyle. Sonra (rükûdan)
başını kaldır. Doğrulunca bunu on defa söyle. Sonra
secde et. (Secdedeki teşbihten) sonra bunu on defa söyle. Sonra
(başını) secdeden kaldır. (Bu oturuş teşbihinden
sonra) da on defa söyle. Sonra secde et. (Yine ondaki teşbihten) sonra
bunu on defa oku. Sonra başını kaldır ve ayağa
kalkmadan önce (oturduğun yerde) bunu on defa söyle. İşte her
rek'atta yetmiş beş defa olmuş olur. Bu zikir, dört rek'atte
üçyüz defadır. Eğer artık günahların kum
yığınları misli olmuş olsa Allah senin için
onları bağışlar.» buyurdu. Abbâs
(Radıyallâhü anh) .
— Bir kimsenin gücü bunu bir günde söylemeye yetmezse? diye sordu.
Efendimiz:
— «Bunu bir Cuma'da (bir haftada) söyle. Eğer (Bir
haftada) yapmaya gücün yetmezse bunu bir ayda söyle» buyurdu. Ve nihayet:
— «Bunu bir yılda söyle» buyurdu."
1387) "... Abdullah bin Abbâs (Radıyallâhü anhümâydan rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahn Aleyhi ve Sellem) Abbâs bin
Abdi'l-Muttalib (RadtyaUâhü ank)'a şöyle buyurmuştur:
-Ey Abbâs! Ey Amcam! On haslet (on çeşit günahın keffaretinH sana
vermiyeyim mi? Sana ikram etmiyeyim mi? Sana bildirmiye-yim mi? Sen onu (o
keffareti) işlediğin zaman Cenabı Allah senin için
günahını bağışlar. Günahının'evvelini,
âhirini, eskisini, yenisini, hatâsını,
kasıtlısını, küçüğünü, büyüğünü, gizlisini,
açığını. (Bu günahlar) on haslet (çeşit)tir. (Bu on
hasletin keffareti) dört rek'at namaz kılınandır. Her rek'atte
Fatiha ve bir sûre okursun. İlk rek'at-te kıraati bitirince sen henüz
ayakta iken onbeş defa;
, zikrini okursun. Sonra rükû
edersin. Sen rükû1 hâlinde iken (bunu) on defa söylersin. Sonra rü-kû*dan
başını kaldırırsın. Bunu on defa söylersin. Sonra
secde için eğilirsin. Secde hâlinde iken bunu on defa söylersin. Sonra
secdeden başını kaldırırsın. Bunu on defa
söylersin. Sonra secde edersin, bunu on defa söylersin. Sonra
başını secdeden kaldırırsın ve bunu on defa
söylersin. İşte bunların toplamı her rek'atte yetmiş
beş defadır. (Bunu) dört rek'atte yaparsın. Eğer her gün
bir defa bu namazı kılmaya gücün yeterse yap. Eğer gücün
yetmezse her Cuma'da (her haftada) bir defa yap. Eğer hjunu yapamazsan her
ayda bir defa yap. Eğer bunu da yapamazsan ömründe bir defa yap.-"
ŞABAN AYININ ONBEŞİNCİ GECESİ HAKKINDA
1388) ... Ali bin Kbî Tâlib (Radıyallâhü atıfıf'âen rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (SaîlaUahii Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde
ibâdete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü {onbeşinci günü) oruç tutunuz.
Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (keyfiyeti bizce meçhul bir halde)
dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: Benden
mağfiret dileyen yok mu? ona mağfiret edeyim. Benden rı-zık
isteyen yok mu? onu rızıklandırayim (bir belâ ile) mübtelâ olan
yok mu? ona afiyet vereyim (belâdan kurtarayım.) Şöyle olan yok mu?
böyle olan yok mu? buyurur.»"
1389) ... Aişe (Rudıyallâhii an ha)'dan:
Şöyle demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in bir gece (Şa'ban'ın
onbeşinci gecesi) odamdan ayrıldığının
farkına vardım. Hemen Onu aramaya çıktım. Baktım ki
Bakıyy'dedir. Başını semâya
kaldırmıştır. Bana:
«Yâ Aişe! Allah ve Resulünün sana zulüm etmelerinden mi korkmuş
idin?» buyurdu.
Âişe (Radıyallâhü anhâ) demiştir ki: Bende bu (korku ve kötü
zan) yoktur. Lâkin senin bâzı hanımlarının yanına
gittiğini zan ettim, dedi. Bunun üzerine O buyurdu ki:
-Şüphesiz Allah Teâlâ Şaban ayının onbeşinci gecesi
dünyay; en yakın olan semâya (keyfiyeti bizce meçhul bir şekilde)
iner. Vı (Beni) Kelb kabilesinin koyunlarının kılları
sayısından daha çok gü nahları (veya günah
sahiplerini) bağışlar.»"
 i ş e (Radıyallâhü anhâ> Kemâl-i aklıyla en güzel
cevabı vermiştir. Çünkü beslediği zannı gizlemiş
olsaydı, hâşâ Ondan yalan söylemiş olacaktı. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'in sorusuna; Evet! diye cevap verseydi Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'e haksızlık isnad etmiş
olacaktı. Fakat öyle yapmayıp ayrıntılı cevap
vermiştir. Kıskançlığını belirtmiş olmakla
beraber, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in başka
hanımlarının yanına gitmesinin Allah tarafından mubah
kılındığı kanısını
açıklamıştır. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve bellem) ise Â
i ş e (Radıyallâhü anhât'nin nöbetinde başka
hanımlarının yanına gitmesinin haksızlık
olduğunu ve bu haksızlığı
yapmadığını bildirmiştir.
Koyunculukla meşhur olan Beni K e 1 b kabilesinin koyunlarının
kıl sayısından daha çok günahların
bağışlandığı veya kıl sayısı kadar
günahkâr insanların bağışlandığı bildirilmiştir.
Tuhfe yazarının e 1 - E b h e r i ' den naklen beyan ettiği
yoruma göre maksat, mezkûr koyunların üzerindeki kıllar
sayısından daha çok günahların o gece
bağışlanmasıdır. Kıllar kadar günahkâr
insanların bağışlanması değildir.
Aliyyü-l'Kaari" nin dediğine göre B e y h a k i de böyle rivayet
etmiştir.
1390) "... Khû Musa t'1-Kş'âri (Radıyallâhü anh)\\v\\ rivâytM
edildiğine göre. Kesûlııllah (SuHultahü Aleyhi ve Srlh-nı)
^öyle buyurdu, demiştir:
«Şüphesiz Allah Teâlâ Şa'ban ayının onbeşinci gecesi
(kullarına rahmetle) bakar ve herkese mağfiret eder. Yalnız Ona
şirk koşana veya müşahine mağfiret etmez.*"
ŞÜKÜR NAMAZI VE SECDESİ
1391) ... Abdullah bin Ebî Evfâ (Radıyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) Ebû Cehil'in başı İnin
kesilmesi) ile müjdelendiği gün iki rek'at
(şükür olarak) namaz
kıldı."
1392) "... Enes bin Mâlik (Radıyallâhü
anfi)\\en\ Şöyle demiştir : Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) büyük bir ihtiyacın
görüldüğü ile müjdelendi. Bunun üzerine hemen secdeye kapandı."
1393"... Kah bin Mâlik (179) (Radtyattâhü anh)\\e\\ rivayet edildiğine
göre :
Allah Teâlâ Onun tevbesini kabul edince (şükür olarak) secdeye
kapandı."
(R.A.) ve Ali (R.A.)'dan da bunun misli rivayet edilmiştir.
1394) "... Ebû Bekrete (RadtyaUâhü anh ) "dan Şöyle
demiştir :
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kendisini sevindiren veya onunla
sevindiği önemli bir şey Ona gelince Allah Tebâreke ve Teâlâ'ya
şükür olarak secdeye kapanırdı."
NAMAZIN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLDUĞUNA DÂİR
1395) "... Alî bin Ebl Tâlib (Radtyallâhü a>th)'âen;
Şöyle demiştir:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den bir hadis işittiğim
zaman, Allah dilediği kadar beni o hadîsten
yararlandırırdı. Ve başkası ondan bana hadîs rivayet
ettiği zaman râviye yemin teklif ederdim. Yemin ettiği zaman onu
tasdik ederdim. Ebû Bekir (Radıyallâhü anh) da bana bir hadîs rivayet
etti. Ebü Bekir (Radı-yallâhü anh) doğru söyledi. Dedi ki: Resülullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Bir günah işleyen hiç bir adam yoktur ki, günah işledikten sonra
abdest alır, abdestini güzelce alır, sonra iki rek'at namaz
kılar (Mîs'ar demiştir ki: Sonra namaz kılar) Ve
günahının mağfiretini Allah'tan diler de Allah Ona mağfiret
etmez.» buyurdu."
1396) "... Asım bin Süfyân es-Sakafî (Radıyullâhü ank)\Ww
rivayet edildiğine göre :
Selâsil savaşına katılmak istemişler ise de
savaşı kaçırmışlar da nöbet tutmuşlar (veya
savaşın faziletini elde etmek için çokça zühd ve tâatla meşgul
olmuşlar.) Sonra Muâviye (Radıyallâhü anh)'ın yanına
dönmüşler. Bu esnada Muâviye (Radıyallâhü anh) in yanında Ebû
Eyyûb ve-Ukbe bin Âmir (el-Cüheni) (Radıyallâhü anhümâ)
bu-lunuyorlarmiş. Âsim (Radıyallâhü anh) :
Ey Ebâ Eyyûb! Bu yıl savaşı kaçırdık. Bize haber
verildiğine göre dört mescidde namaz kılanın günahı
bağışlanır, demiş. Ebû Eyyûb (Radıyallâhü anh) :
Ey kardeşimin oğlu! Bundan daha kolayını sana göstereyim
mi? Şüphesiz ben, Resûlutlah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i şöyle
buyururken işittim :
-Kim emrolunduğu gibi abdest alır ve emrolunduğu gibi (farz)
namazları kılarsa, onun geçmişteki günah ameli
bağışlanır.» Böyle midir yâ Ukbe? diye
karşılık vermiştir. Ukbe (Radıyallâhü anh) da :
Evet (diyerek Ebû Eyyûb (Radıyallâhü anh)'ı
doğrulamıştır.» '
1397) "... Osman bin Affân (Radtyallâhü atıh)'den rivayet
edildiğine göre, şöyle demiştir.:
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den işittim. Buyurdu ki :
-Söyleyiver, sizden birisinin evinin yakınında akar bir nehir bulunur
da ev sahibi her gün beş defa o suda yıkanırsa vücûdunun
kirinden ne kalır?» Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in
muhatabı : Adamın kirinden hiç bir şey kalmaz, dedi. Bunun
üzerine Efendimiz :
«Şüphesiz suyun kiri giderdiği gibi namaz günahları giderir.»
buyurdu."
1398) Abdullah bin Mes'ûd (Radıyalâhü an!ı)'(\en: Şöyle
demiştir:
- Bir adam, bir kadına uygunsuz dokunmuş, yâni zinadan noksan bir
şey yapmış, artık yaptığının nereye
ulaştığını bilemiyeceğim. Ancak zina
olmadığını biliyorum. Adam, bilâhere Peygamber (Sallalla-i
Aleyh ive Sellem)'e gelerek başından geçeni anlatmış, bunun
üzene Allah Sübhânehu ve Teâlâ :etini indirmiş, o adam : Yâ
Resûlallah! Bu yalnız benim için mi? ye sormuş;
Resûllulah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
«Ümmetimden bunu tutan herkes içindir.» buyurmuştur."
Osman (Radıyallâhü anh) 'in hadisini Buhâri, Tirmi-I ve Nesâî, Ebû Hüreyre
(Radıyallâhü anh)'den ri-iyet etmişlerdir.
Finâ : Evin yakını demektir.
Deren : Kirdir.
BEŞ VAKİT NAMAZIN FARZİYETİ VE BUNLARI
MUHAFAZA (= DEVAM) ETMEK
1399) "-.. Enes bin Mâlik (Rüdıyallâhii an/ı)'(\en rivayet
edildiğine göre. Resûlullah (Sallallahü Alcvhî ve Selle m)
şöyle buyurdu, demiştir :
- (Mi'râc olayında) Allah Teâlâ, ümmetime elli namazı farz etti. Ben
bu (teklifi) farziyeti yüklenerek döndüm. (Dönüşümde) Musa (AleyhisselâmTa
rastladım. Musa (Aleyhisselâm) :
Senin Rabb'in Senin ümmetine neyi farzetti? diye sordu. Ben : -'Bana (ve ümmetime)
elli namazı farz etti' dedim. Musa (Aleyhis-selâm) dedi ki:
Rabb'ine dön (de azaltılması için şefaat et.) Çünkü, Senin
ümmetinin buna takati yetmez, dedi. Bunun üzerine Rabb'ime müracaat ettim de
bunun bir şartım (= kısmını) indirdi. Ben Musa (Aleyhisselâm)'in
yanına dönerek durumdan Ona haber verdim. Dedi ki:
Rabb'ine müracaat et. Çünkü Senin ümmetin buna takat getiremez. Ben de Rabb'ime
müracaat ettim. (AUah Teâlâ) :
Onlar beştir, yine onlar ellidir. Benim katımda kaza hükmü
değiştirilemez.' buyurdu. Sonra Musa (Aleyhisselâm) a
döndüm. Tek rar Rabb'ime dönmemi söyledi. Ben :
(Artık) Rabb'imden utanır oldum.» dedim.»"
1400) "... Abdullah İbn-i Abbâs (Rathyatlûhü anhümâ) dan
; Şöyle demiştir: Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Mi'rac gecesi elli namazla emredildi. Sonra bunu beş namaz etmesi için
Rabb'inize müracaat etti."
Not ; Zevâid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mâceh bu hadisi
İbn-i Abbâs (R.A.i'den rivayet etmiştir. Doğrusu Ebû Davud'un
rivayetinde olduğu gibi, bunu Ibn-i Ömer (R.A.)'den rivayet etmektir.
Îbn-İ Abbâs <R.A.)'ın hadisine âit sened çok zayıftır.
Çünkü râvi Abdullah bin Usm ve Ebü'l-Velid et-Tayâlisî, hıfz ve
sağlamlık ehlinin derecesinden aşağıdır.
1401) "... Ubâde bin es-Sâmit (Ho<hyallâkü anh)\\er\
rivayet edildiğine göre :
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) den işittim. Şöyle
buyurdu, demiştir:
-Allah Teâlâ, kullarına beş namazı farzetmiştir. Kim
bunların hakkını hafife tutmakla bunlardan en ufak bir şeyi
noksan bırakmadan hakkıyla edâ ederse, şüphesiz Allah Teâlâ
kıyamet günü (azap vermeden) Onu Cennet'e dâhil etmesine dâir va'dini
yerine getiricidir. Kim bunların hakkını hafife tutarak
bunlardan bir şey noksan bırakarak kılarsa Onun için Allah
katında bir va'd yoktur. Dilerse Onu ta'zib eder, dilerse bağışlar.-"
1402) "... Enes bin Mâlik
(Radtyaltâhü anh)'den: Şöyle demiştir: Biz bir gün
mescidde oturmuş iken bir adam devesine binmiş azallah insanı
küfre götürür. İstihfaftan maksad, pek önem vermemektir.
Allah Teâlâ noksansız olarak beş namaza vaktinde devam eden için bu
va'adde bulunmuştur. Hadis, Allah'ın bu va'dini âhirette yerine
getireceğini hükme bağlamıştır.
1402) "... Enes bin Mâlik
(Radtyallâhii anh) den : Şöyle demiştir: Biz bir
gün mescidde oturmuş iken bir adam devesine binmiş
olarak geldi. Devesini mescidin bir tarafında çökerterek
ayağını bağladıktan sonra mescidde oturanlara:
— Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hanginizdir? dedi. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) mescidde oturanlar arasında
yaslanmış vaziyette idi. Enes (Radıyallâhü anh) demiştir
ki: Oradakiler :
— Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yaslanan bu beyaz adamdır,
dediler. Adam Ona:
— Ey Abdülmuttalibin oğlu! (diye) hitâb etti. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Seni dinliyorum.» mealinde bir cevap buyurdu. Adam O'na:
— Yâ Muhammed (Sallallahü Aleyhive Sellem)! Ben sana (bir
şeyler) sormak istiyorum ve soru sormakta şiddetli
davranacağım. Bana kızma, dedi. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) :
— -Sormak istediğini sor» buyurdu. Adam O'na:
— Senin Rabb'in ve senden öncekilerin Rabb'inin hakkı için sana
soruyorum. Allah mı seni bütün insanlara Peygamber olarak gönderdi? diye
sordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— -Allah'ım! (Sen şahitsin) Evet»
buyurdu. Adam:
— Allah hakkı için sana soruyorum. Allah mı sana hergün ve
gecede beş namazı kılmanı emretti? diye sordu.
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seliem) :
— -Allah'ım! Evet» buyurdu. Adam :
— Peki, Allah hakkı için sana soruyorum. Allah mı senenin bu
ayım (= Ramazana) oruçla geçirmeni emretti? diye sordu. Resûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Allah'ım! Evet» buyurdu. Adam :
— Peki, Allah adıyla sana soruyorum. Bu sadakayı
zenginlerimizden alıp fakirlerimize taksim etmeni Allah mı sana
emretti? diye sordu. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
— «Allah'ım! Evet.» buyurdu. Bundan sonra adam :
— Senin getirdiğin dine inandım ve ben arkamdaki kavmimin
elçisiyim. Ben Beni Sa'd bin Bekr'in kardeşi Dımâm bin Sa'lebe'yim,
dedi."
1403) "... Ebû Katâde bin Rib'! (18J) (Radtyallâhü anft)'den rivayet
edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi vr Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
«Allah (Azze ve Celle) buyurdu ki: Ben senin ümmetine beş namazı farz
ettim ve bunlara vakitlerinde devam edip sımsıkı
sarılanları Cennet'e dâhil etmemi kendi katımda va'dettim.
Bunları vaktinde kılmaya devam etmiyenler için benim yanımda
hiçbir va'd yoktur.-"
MESCİD-İ HARÂM'DA VE MESCİD-İ
NEBEVÎ'DE KILINAN NAMAZIN FAZİLETİ
1404) "... Ebû Hüreyre (Rad.yallâhü
anh)'<\en rivayet edildiğine göre,
Kesulullah (Sallallahü Aleyhi ve Setlern) şöyle buyurdu, demiştir
:«Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki)
Mescidi Haram müstesna, başka mescidlerde kılınan bin namazdan
(sevap bakımından) hayırlıdır.-"
1405) "... Abdullah bin Ömer (Radiyalfâhü anhümâ)\\an. Peygamber
(Sallallahü Aleyhi ve ScUcm)"\\\ şöyle buyurduğu rivayet
edilmiştir:
-Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki)
Mescidi Haram müstesna başka mescidlerde kılınan bin namazdan
(sevab bakımından) hayırlıdır.-"
1406) "... ('âhir (Rııütyatâhü anh)\h*n rivayet edildiğine
göre. Resûlullah (Satlallühu Alıv/ır vr Selhnı)
§üyle duyurdu, demiştir:
-Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki)
Mescidi Haram müstesna, diğer mescidlerde kılınan bin namazdan
(sevab bakımından) hayırlıdır. (Mekke'deki) Mescidi
Haram'da kılman bir namaz, başka mescidlerde kılman yüz bin
namazdan (sevap bakımından) efdaldır.»"
KUDÜS'TEKİ MESCÎD-İ AKSÂ'DA NAMAZ KILMAK
1407) "... Peygamber (Salhıllahiİ tlrvhi ve Seilem)"\n
mevlâsı Meymû-ne (182) (RadtyaUâhii anhâ)'tkın; Şöyle
demiştir :
Ben (bir gün) : Yâ Resûlallah! Beytül-Makdis (Mescîd-i Aksa) hakkında bize
fetva ver, dedim. Buyurdu ki:
-(Orası) mahşer (kıyamet günü) yeridir. Oraya varıp içinde
namaz kılınız. Çünkü Onda kılınan bir namaz,
başka yerde kılınan bin namaz gibidir.» Ben -.
Eğer oraya kadar yolculuk etmeye gücüm yetmezse ne edeceğimi haber
verir misin? diye sordum. Buyurdu ki :
«Sen Ona zeytin yağını hediye edersin,
aydınlatılmasında kullanılır. Kim bunu yaparsa, oraya
varmış gibi olur."
Not : Zevâid'de şöyle denilmiştir : Ebû Dâvûd bunun bir
kısmını rivayet etmiş. İbn-i Mâceh'in senedi sahih,
ricali de sıka zâtlardır. Bu sened Ebû Davud'un rivayet indeki
senedden daha sıhhatlidir. Çünkü Ziyâd bin Ebî Sevdete ile Mey-mûne (R.A.)
arasında Osman bin Ebî Sevdete vardır îbn-i Mâceh, senedinde bunu
tasrih etmiştir. Selâhüddin de el-Merasil'de bunu anlatmıştır.
Ebû Davud'un senedinde ise râvi Osman bin Ebi Sevdete terkedilmiştir.
1408) "... Abdullah bin Aınr (Radtyallûhü anh)\W\\ rivayet
edildiğine yüre, Pe> »amber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu, demiştir :
-Dâvüd (Aleyhisselâm)'ın oğlu Süleyman (Aleyhisselâm)
Beytü'l-Makdis'in binasını bitirince Allah Teâlâ'dan üç dilekte
bulunmuştur:
1 — İlâhî hükme uygun bir hüküm verme kudreti.
2 — Kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat.
3 — Yalnız namaz kılmak için Mescidi Aksâ'yi kastedip gelen
kimsenin annesinden doğduğu gün gibi günahlarından
çıkması.
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Süleyman
(Aleyhisselâm) in dilediği ilk iki şey kendisine
verilmiştir. Üçüncü dileğinin de kendisine verilmiş
olmasını umarım.*" Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir:
Ebû Dâvûd hadîsin baş kısmım rivayet etmiş
ve ilâvesini rivayet etmemiş, Nesâî de Sünen-i Suğra'sında
bu hadîsi Amr bin Mansûr'dan. Ebû Misher'den, Saîd bin Abdül-Azîz'den, Rabia
bin Bureyd'den, Ebû İdris el-HÜlânî'den, İbnü'd-Deylemî'den...
mislini rivayet etmiştir. İbn-i Mâceh'in târikine ait sened
zayıftır. Çünkü Ubeydullah bin el-Cehm'İn hâli
bilinmemektedir. Ve Eyyûb bin Süveyd'in zayıflığı üzerinde
ittifak vardır.
KÜBA MESCİDİNDE KILINAN NAMAZ
1411) "... Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellrm)"ın
ashabından olan Üseyd bin Züheyr el-Ensârî (Radıvallâhü anh)den
rivayet edildiğine göre. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellrm)
şöyle buyurdu, demiştir:
-Küba mescidinde kılınan bir namaz bir umre gibi
(faziletli)dir.-"
1412) "... Abdurrahman bin Ka'b bin Mâlik
(Radıyalİâhü anhümâ)\\a.n; Oda babası (Ka'b bin Mâlik)
(Radıyallâhü an hy dan rivayet ettiğine &öre :
Ka'b (Rad;yallâhü anh) vefat edeceği zaman yanma gelen el-Be-râ bin
Ma'rur'un kızı Ümmü Bişr (Radıyallâhü anhâ) .
Ey Ebâ Abdurrahman! (Öldükten sonra) falan adama rastlarsan benden ona
selâm söyle, demiş. Ka'b (Radıyallâhü
anh) de:
Allah seni bağışlasın ey Ümmü Bişr! Biz (şu anda)
başka şeylerle çok meşgulüz, demiş. Ümmü Bişr
(Radıyallâhü anhâ) :
Ey Ebâ Abdurrahman! Sen Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lemJ'den
şöyle buyururken işitmedin mi?:
«Şüphesiz mü'minlerin ruhları, yeşil kuşların
içindedir. Cennetin ağaçlarından rızıklamrlar.» Ka'b
(Radıyallâhü anh) :
Evet, (işittim) diye cevap verdi. Ümmü Bişr (Radıyallâhü anhâ)
da : İşte bu odur, dedi."
MESCİD-İ NEBEVİYE MİNBER KONULMA BABI
1414) ... Übeyy hin Kâb (Radtyailûhü an/t)'(\en:
Şöyle demiştir:
(Medine'deki) Mescid-i Nebevi çardak şeklinde iken Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) (Mescidin kıble tarafında bulunan) bir hurma
kütüğüne doğru namaz kılıyor ve o kütüğe dayanarak
hutbe okuyordu. Ashâb'uıdan bir adam Peygamber (Saliallahü Aleyhi ve
Sellemî'es
Cuma günü üzerinde duracağın bir şey (minber)
yapmamızı arzu eder misin? Tâ ki, cemâat seni görebilsin ve hutbeni
ona duyura-bilesin.diye sordu. Efendimiz:
-Evet,» buyurdu. Bunun üzerine adam onun için üç basamak yaptırdı.
Minberin en yükseği odur. Minber konulmak istenince efendimizin
(konuşunken) bulunduğu yere koydular. Sonra Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) minbere doğru kalkmak isteyince evvelce yaslanarak hutbe
okuyageldiği kütüğün yanından geçti. Kütüğü geçince; kütük,
yarıhncaya kadar feryat etti. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
kütüğün sesini işitince minberden indî ve kütük sesini kesinceye
kadar mübarek elini ona sürdü. Sonra minbere döndü. Peygamber (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) bundan sonra namaz kılmak istediği zaman
kütüğe doğru namaz kılıyordu. Mescid yıkılıp
değiştirilince Ubeyy bin Kâ'b (Radiyallâhü anh) bu kütüğü
alıp götürdü. Ve çürüyünceye kadar onun evinde yanında idi. Sonra
ağaç kurdu kütüğü yedi ve dağılmış oldu."
1415) "... Enes bin
Mâlik (Radtyalâhü </>//>/den
.Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hurma
kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. O, minber ittihaz edilince minbere
doğru
Hadis, muhtelif şekillerde yoııui^ıimıştu'.
üu konuda Tuhl'e'de
şöyle denilmiştir :
Hadîs, ölümün şiddetini ifâde eder, diyenler chr.uştur. Varı i
se-kerâtta duyulan ıstırabın şiddetiyle, hastanın
alnı terler.
1416 "... Kbû Alûba (Rtuhyaİlâhü anh)\\it\\\
Şöyle demiştir: (Ölüm döşeğine giren) kulun insanları
tanımasının ne zaman kesildiğini Besûlullah
(Sallallahü Aleyhi ve 3ellem)'e sordum. Buyurdu ki :
«(Ruh aimakJa görevli melekleri ve berzah âlemi iie ilgili şeyierii
müşahede etliği zaman.»"
ÖLÜNÜN GÖZLLERİNİ KAPATMAK HAKKINDA
1417 "... İ'mmü Seîenıe (Radiyat'ldhü
anhây<\a.w; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) Ebû Seîeme (Radıyal-lâhü
anh)'ın (cenazesinin) yanına girdi. Ebû
Seleme (Radiyalia.hu anh)'ın gözü açık (kalmış)
idi. Efendimiz Onun gözünü kapadı. Sonra buyurdu ki:
«Şüphesiz ruh alındığı zaman göz onu tâkîb
eder.»"
ÖLÜYÜ YIKAMAK HAKKINDA
1418) "... t'mnıii Aliyye (Radıyaîlâlıü
anhû)\k\ı\; Şöyle demiştir: Resülullah (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem), biz onun kızı Ümmii Gülsüm (Radıyallâhü
anhâ)'vı yıkarken yanımıza girdi ve:
-Onu su ve sidr ile üç veya beş (defa) hattâ gerekirse daha fazla
yıkayınız. Son defasında Kâfur yahut Kâfur nevinden bir
koku kullanınız. Yıkama işini bitirdiğiniz zaman bana
bildiriniz.» buyurdu. Biz yıkamayı bitirince Ona haber verdik.
ResûluJIah (Sallallahü (Aleyhi ve SeJlemJ bize 'Hakv' denilen kendi
izârını verdi ve: «Bunu kızıma İç gömleği
yapınız.» buyurdu.
1419) "... El-Muğîre (bin
Şu'be) (Radtyallûhü anfı)\len; Şöyle demiştir:
Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) gece namazında ayakta o
kadar durdu ki iki ayağı (veya
iki baldırı) şişti. Kendisine
(Âişe (Radıyallâhü anhâ) tarafından) :
Yâ Resûlallah! Allah senin geçmiş ve gelecekteki günahlarını
mağfiret etmiştir. (İbâdet hususunda niçin bu derece
güçlüğe katlanıyorsun?) denildi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve
Sellem) (bu ilâhi mağfirete karşı gece ibadetiyle) :
«Şükreder bir kul olmıyayım mı?» diye cevap buyurdu."
1420) "... Ebû Hüreyre (RadıyaUâhü anhyAen;
Şöyle demiştir: Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
ayakları (veya baldırlan) şişene kadar (geceleyin)
namaz kılardı. Kendisine: Şüphesiz Allah, senin geçmiş ve
gelecek günâhını mağfiret eylemiştir. (Hâl böyleyken niçin
bu kadar nafile namaz kılıyorsun?) denilmiş- kendisi
«Ben çok şükreden bir kul olmiyayım mı?» diye cevap
vermiştir."
1421) "... Câbır bin Abdülah (Radıyallâhü anhümâ
)'dan; Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellern)'e: Hangi nama£ ef'dal-dir? diye
sorulmuş; kendisi:
«Kunutu (kıyamı) uzun olan» buyurmuştur."
ÇOK SECDE ETMEK HAKKINDA
1422) "... Kbû Fâtime{185) (Radıyallâhü
ankâ)'den; Şöyle demiştir:
Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e: Yâ ftesûia İlahî Üzerine
dosdoğru durup işliyeceğim bir ameli bana haber ver dedim.
Buyurdu ki:
«Secdeye sarıl. Çünkü şüphesiz sen Allah Teâlâ'ya bir secde etmezsin
ki, Allah onunla seni bir derece yükseltmesin. Ve senden bir hatâyı onunla
düşürmesin
1423) "... Ma'dân hin
Kbî Talhâ d-Yamıırî (186)
(Radiyallâhü anh)'-den ; Şöyle demiştir :
Ben, Sevbân (Radıyallâhü anh)'a rastladım. Ona dedim ki:
Allah Teâlâ'nın beni yararlandıracağı
umulan bir hadîsi bana anlat. Ma'dân (Radıyallâhü anhJ
demiştir ki:
Sevbân (Radıyallâhü anh) sükût etti. Sonra ben dönüp söyleri?-ğimin
mislini söyledim. O (yine) sustu. Üç defa tekrarladım. Ondan sonra Sevbân
(Radıyallâhü anh) bana dedi ki:
Allah için secdeye sarıl (bol secde et.) Çünkü ben Resûlullah (Sallallahü
Aleyhi ve Selleml'den işittim. Buyurdu ki:
«Allah'a secde eden bir kul yoktur ki, Allah onu secde ile bir derece
yükseltmesin. Ve o secdeyle ondan bir günahı düşürmesin.»
Ma'dân (Radıyallâhü anh) demiştir ki:
Sonra Ebü'd-Derdâ' (Radıyallâhü anh) a rastladım. Ona da aynı
dilekte bulundum. O da Sevbân (Radıyallâhü anh) in sözünün mislisini
söyledi."
1424) "... Ubâde bin.es-Sâmit (Radıyallâhü <z«/r/den rivayet
edildiğine göre, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selle m) şöyle
buyururken işitmiştir :
-Allah'a bir secde eden hiç bir kul yoktur ki, Allah ona o secde ile bir hasene
yazmasın, onun bir günahını silmesin ve onu o secde ile bir
derece yükseltmesin. Artık çok secde ediniz.»"
KULUN İLK HESABA ÇEKİLECEĞİ ŞEY
NAMAZDIR
1425) "... Knes bin Hakîm ed-Dabbî (187) (Rndıyallâhü anh)'den;
Şöyle demiştir :
Ebû Hüreyre (Hadıyallâhü anh) bana dedi kî : Sen şehrinin
halkına vardığın zaman, benim Resûlullah (Sallal-lahü
Aleyhi ve Sellem)'den şunu buyururken işittiğimi onlara haber
ver :
«Kıyamet günü müslüman kulun ilk hesaba çekileceği şey, farz
namazdır. Eğer farz namazı tam yapmış ise (mesele
yok.). Aksi takdirde (Allah tarafından meleklere) :
Bakınız, onun nafile namazı var mı? buyurulacak. Eğer
nafilesi varsa, farz namazları ondan ikmâl edilir. Sonra şâir farz
ameller hakkında bunun misli işlenir,»"
1426) "... Temîm ed-Dârî (Radıyallâhü anh)'den rivayet
edildiğine göre. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
-Kıyamet günü kulun ilk hesaba çekileceği şey (farz)
namazıdır. Eğer farzı tam yapmış ise ona sevap
sayılır. Şayet farzı tam yapmamış ise Allah
Sübhânehü ve Teâlâ meleklerine :
Bakınız! Kulum için nafile namazdan bir şey bulur musunuz?
ikmâl edinTz b: racaktır. Sonra dıger ameller buna göre
ele alınır (hesaplanır) »
FARZ NAMAZIN KILINDIĞI YERDE NAFİLE NAMAZIN KILINMASI
1427) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâkü a«A/den rivayet edildiğine göre;
Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selİetn) şöyle buvurdu. demiştir
:
«Sizden birisi namaz (yâni sünnet) kılacağı zaman (yerini
değiştirmekten) ileri gitmekten veya geri çekilmekten veya
sağına yahut soluna (çekilmekten) âciz mi kalıyor?»"
1428) "... El-Muğîre bin Şube (Radıyallâhü
anh)\\cn rivayet edildiğine göre; Peygamber (SaUallahü Aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
«İmam farz namazı kıldırdığı yerden
başka bir yere geçmedikçe aynı yerde namaz kılamaz.»"
MESCİDDE MUAYYEN BİR YERİ YURT EÜINİP
DÂİMA ORADA NAMAZ KILMAK
1429) "... Abdurrahman bin Şibl (188) (Radıyallâhü anft)'den;
Şöyle demiştir :
Hesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) üç şeyden nehiy buyurdu :
Karganın gagalaması (gibi çabuk secde etmek)ten,
yırtıcı hayvanın yayılışı (gibi secdede
kollan yere yaymak) tan ve devenin (su çevresinde çökmek için) belirli bir yeri
yurt edinmesi gibi adamın (mescidde) namaz
kıldığı yeri yurt edinmesinden."
1430) "... Yezîd bin Ebî Ubeyd (RadtyaUâhü anh)'den rivayet
edildiği-
ne
Seleme bin el-Ekvâ (Radıyallâhü anh), kuşluk namazını
kılma-ya gelirdi. (Mescid-i Nebevî'deki Osman bin Affân (Radıyallâhü
anh) a âit) Mushaf a yakın sütünün yanına giderek ona yakın bir
yerde namaz kılardı. Ben ona :
Niçin şurada namaz kılmıyorsun? diyerek mescidin bâzı
taraflarını işaret ederdim. O derdi ki:
Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. (Namaz kılmak için)
burayı arzulardı."
AYAKKABININ NAMAZDA ÇIKARILACAĞI ZAMAN NEREYE
KONULACAĞI HAKKINDA
1431) "... Abdullah bin es-Sâib (189) (Radtyalâhü
anhümâ)'dan: Şöyle demiştir :
Ben, Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i (Mekke) Fetih günü namaz
kılarken gördüm. Ayakkabılarını sol tarafına
bıraktı."
1432) "... Ebû Hüreyre (Radıyailâhü anh)\]en rivayet edildiğine
yöre: Resülullah (Sallallahü Alevhi ve Scllem) şövle buyurdu,
demiştir :
«Ayakkabılarını ayaklarından çıkarma. Eğer
çıkarırsan ayakla rının araşma koy. Onları ne
sağ tarafına ne arkadaşının sağ; tarafına ne
de arkana bırak ki, sen aradakilere eziyet etmiyesin.»"
İslami Okul Okulların En Önemlisi