Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tefsir Bolümü - Aliyye

 

TEFSİR BOLÜMÜ.. 2

Fatiha Suresi:. 2

Bakara Suresi:. 2

Ayet'el-Kürsi'nin Fazileti:. 7

Ali İmran Suresi:. 7

Nisa Suresi:. 9

Maide Süresi:. 12

En'am Suresi:. 14

A'raf Suresi:. 16

Enfal Suresi:. 17

Tevbe Suresi:. 18

Yunus Suresi:. 20

Hud Suresi:. 20

Yusuf Suresi:. 21

Rad Suresi:. 22

Hicr Suresi:. 22

Nahl Suresi:. 22

İsra Suresi:. 23

Kehf Suresi:. 23

Taha Suresi:. 24

Hacc Suresi:. 25

Mü'minun Suresi. 25

Şuara Suresi:. 25

Nur Suresi. 26

Furkan Suresi. 27

Kassas Suresi:. 27

Rum Suresi:. 27

Secde Suresi:. 27

Müsedded:. 28

Müsedded. 29

Sad Suresi:. 29

Fusilet Suresi:. 31

Şura Suresi:. 31

Zuhruf Suresi:. 32

Duhan Suresi:. 32

Ahkaf Suresi:. 33

Muhammed Suresi:. 34

Fetih Suresi:. 34

Hucurat Seresi:. 35

Zariyat Suresi:. 36

Tur Suresi:. 37

Necm Suresi:. 38

Kamer Suresi:. 38

Rahman Suresi:. 38

Vakıa Suresi:. 39

Hadid Ve Mücadele Sureleri:. 39

Haşr Suresi:. 40

Talak Suresi:. 42

Tahrim Suresi:. 42

Mülk Suresi:. 43

Nun Suresi:. 43

Mearic Suresi:. 43

Cin Suresi:. 43

Müzemmil Suresi:. 44

Müddessir Suresi:. 44

Mürselat Suresi. 44

Nebe Suresi. 44

Tekvir Suresi. 45

İnşikak Suresi:. 45

Beled Suresi:. 45

Zilzal Suresi:. 46

Maun Suresi:. 46

Kafirun Suresi:. 46

Nasr Suresi:. 46

Tebbet Suresi:. 47

İhlas Suresi:. 47

Muavezeteyn (Koruyanlar) Sureleri:. 48

 

TEFSİR BOLÜMÜ

 

3527-  Ebubekir Siddık şöyle dedi:"Allah'ın kitabı hakkında bilmediğim ve işitmediğim birşeyi söylediğimde hangi gök beni gölgelendirir ve han­gi yer beni kaldırır ve taşır." [1]

 

3528-  Aişe'den Rasulullah (s.a.v,) şöyle buyurdu: "Ümmetimden öyle kimseler olacak ki Kur'an'ı oku­yacaklar ve kötü hurmaların atıldığı şekilde onu atacak­lar Kur'an'ı istenmeyen şekilde yorumlayacaklar." [2]

 

Fatiha Suresi:

 

3529- Ali'ye Fatiha suresinden soruldu şöyle dedi: "Rasulullah bize Fatiha suresini anlattı sonra rengi değiş­ti ve onu bir sure tekrar etti. Sonra da şöyle dedi: "Fatiha Arş'in altındaki hazinelerden inmiştir" dedi. [3]

 

3530- İbn Mesud şöyle dedi: Fatiha suresi sebul mesanidir.  [4]

 

3531- Ebu Said'den Rasulullah Ubey b. Kab'ı namaz kıl­dığı sırada çağırdı. Ubey ona döndü fakat cevap vermedi. Na­mazı bitirdikten sonra Rasulullah'ın yanma gitti ve elini eli­ne koydu. Sonra da Rasulullah şöyle dedi: "Mescidden çıkmadan önce sana İncil'de ve Tevrat'ta misli olmayan bir sure öğreteceğim" dedi. Sonra Ubey Ra­sulullah'ın peşinden yürümeye başladı bana hangi sureyi söyleyeceğini umarak yürüdüm. Sonra mescidde çıkacağı sı­rada: "Ya Rasulallah bana vadettiğin şey neydi?" diye sor­dum. Rasulullah: Namaza başladığın zaman neyi okuyorsun?" dedi  Ben:"Elhamdulillahi rabbil alemin Fatiha suresini okuyo­rum" dedim. Rasulullah: "İşte o Sebu'l Mesani ve bana verilen büyük Kur'an'dır."dedi. [5]

 

3532- İbni Abbas'tan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Fatiha suresi Kur'an'm üçte ikisine eşittir.[6]

Bakara Suresi:

 

3533- Abdurrahman b. Esved'den kim bir gecede Baka­ra suresini okursa cennette başına bir taç giydirilir. [7]

 

3534-  Şabi'den Ömer Revha denilen yerde konakladı insanların taşları topladığını gördü: "Bunlar nedir" diye sor­du. Oradakiler:"Rasulullah bu taşların üzerine geldiğini söylüyor" de­diler. Ömer: "Subhanallah Rasulullah buralardan ancak binek üzerin­de geçerdi" dedi. Sonra namaz vakti geldi ve namaz kıldı. Namazdan sonra da şöyle konuştu:"Yahudiler Tevrat'ı okudukları zaman ben de onların yanına gelirdim onlar bana: "Arkadaşların arasında seni daha çok seviyoruz çünkü ya­nımıza geliyorsun" dediler. Ben de:"Sizin yanınıza Allah'ın kitapları nasıl birbirlerini doğ­ruluyor diye öğrenmek için geliyorum. Nasıl Tevrat Ku­r'an'ı, Kur'an'da Tevrat'ı doğruluyor bunun için geliyorum" dedim. Bu arada birgün ben onlarla konuşurken Rasulullah yanımızdan geçti. Ben:"Allah için söyleyin okuduğunuz kitapta bu kişinin Al­lah Rasulu olduğunu bilmiyor musunuz?" dedim. Onlar:"Evet" dediler. Ben:"Allah'a yemin olsun ki eğer onun Allah'ın Rasulu oldu­ğunu biliyorsanız ve tabi olmuyorsanız helak oldunuz" de­dim. Onlar:"Hayır helak olmayız biz ona sana peygamberliği kim ge­tiriyor?" diye sorduk"Cebrail" dediler. Biz de"Cebrail'i düşman biliriz çünkü o katı sert harp ve helak gibi kötü şeylerle geliyor" dediler. Ben:"Meleklerden kimi seviyorsunuz?" dedim. Onlar:"Mikail'i seviyoruz çünkü o rahmet ve yağmurla geliyor" dediler. Ben:"Her ikisinin rablerine karşı olan konumu nasıldır?" di­ye sordum. Onlar:"Biri sağında diğeri de öteki tarafmdadır" dediler. Ben:"Cebrail'in Mikail'e düşman olması helal değildir. Ve Mİkail'in düşmanınız Cebrail'e barışık olması da helal de­ğildir. Ben şahitlik ederim ki Cebrail ve Mikail rableriyle ba­rışıktırlar ve onlar kendileriyle barışık olanlarla da barı­şıktır, harp edenlerle de harp halindedirler" dedim. Sonra­da Rasulullah'm yanma geldim olanları ona bildirmek isti­yordum. Ben Rasulullah'm yanına gelince Rasulullah:"Bana şu an vahyedilen ayetleri sana haber vereyim mi?" dedi. Ben:"Evet ya Rasulallah" dedim. Rasulullah:"Kim Cebrail'e düşman ol,ursa elbette Cebrail vahyi sana getirmektedir ve kendinden önce inen kitapları tas­dik etmektedir. O kitap kendisine tabi olanlara yol gös­terici ve mü'minler için bir müjdedir. Kim Allah'a, me­leklerine, peygamberlerine, Cebrail ve Mikail'e düş­man olursa elbette Allah kafirlerin düşmanıdır." (Bakara: 2/97-98) ayetlerini okudu. Ben:"Ya Rasulallah Allah'a yemin olsun ki yahudilerin yanın­dan kalkıp yanma gelip sana olanları ve söylediklerini sa­na bildirmek istedim ama Allah Teala benden daha önce dav­randı" dedi. Ömer daha sonra şöyle dedi: "Ben artık herkesten daha çok onlardan kaçıyordum ve onlara karşı katı davramyordum."                          [8]

 

3535-  Ali anlatıyor. Zühre yıldızının üzerinde insanlar arasında hükmeden iki melek vardır. Biri diğerinin haberi ol­madan yanına geldi ve ona:"Ey kardeş sana hatırlatmak isteğim bir şey var" dedi. Ar­kadaşı:"Anlat belki bana söylediğin şeyi ben de sana söylemek istiyorum" dedi. İkisi bir iş üzerinde anlaştılar. Zühre yıldı­zı hayır göğe ne ile çıktığınızı ve ne ile indiğinizi bildirme­den size söylemem" dedi. Melekler"Allah'ın ismi azamıyla iner ve ismi azamıyla çıkarız" de­diler. Zühre"Bana ismi azamı öğretmediğiniz sürece niçin yanınıza geldiğimizi size söylemem" dedi. Meleklerden biri diğeri­ne:"Ona öğret" dedi. Melek:"Allah'ın azabının şiddetini ne yapalım" dedi. Diğeri:"Allah'ın rahmeti geniştir ve onu umarız onu ona öğret" dedi ve ismi azamı söyledi. Sonra göğe uçtu melek onun yük­selmesinden korktu ve başını eğdi fazla kalmadan Allah Teala onu yoketti ve gökte bir yıldız oldu. [9]

 

3536- Ali b. Ebi Talib'ten Rasulullah (s.a.v.) şöyle bu­yurdu: "Allah Teala Süheyl'e lanet etsin Yemen'de insanın zekatını topluyordum. Fakat Allah onu helak etti. Ve Allah Zühre'ye de lanet etsin. Çünkü iki meleği helak et­ti." [10]

 

3537- İbn Abbas'tan Allah Tealanın Kur'an'da geçen "İçi ateşdolu bir kasırga" İşar şiddetli rüzgar demektir dedi. İbn Abbas "Faiz yiyenler şeytanın çarptığı gibi kabirlerinden kalkarlar" ayeti hakkında onlar kıyamet günü bununla ta­nınırlar ve o şekilde olmadan kalkamazlar (çünkü onlar; "alış verişte faiz gibidir" dediler) Allah ve rasulunu ya­lanlayarak, ."Allah alış verişi helal faizi helal kıldı kime rabbinden bir öğüt gelir ve faizden vazgeçerse onun ana parası kendisine ait olup işi Allah'a kalmıştır. Kim de sınırı aşarsa (yani faiz yerse) işte o kimseler cehenneme girecek­lerdir ve orada ebedi kalırlar."

Allah'a yemin olsun ki bu ayet beni Amr b. Avf ve mah-zunlu beni Muğire hakkında nazil oldu. Beni Muğire Sakif'lilere faizle mal veriyorlar Rasulullah Mekke'yi fethe­dince o gün faizin her çeşidini yasakladı. Taif'liler faizlerinin kendilerine ait olduğunu ve verecekleri faizin de kaldırıla­caklarını zannettiler. Rasulullah onlara gönderdiği mektubun sonunda şöyle yazdı: "Müslümanların lehine veya aleyhine olan herşey on­ların da lehine veya aleyhinedir. Müslümanlar, faiz ye­mek haram olunca onlar da faizi almamak zorunda kal­dılar." Bunun üzerine Beni Amr b. Avf beni Muğire'leri yanla­rına alıp Mekke'nin emiri Attab b. Useyd'in yanına getirdi­ler. Beni Muğire'ler "Biz ne yapalım insanlar bizden alacakları faizlerini al­dılar bizim alacağımız faizleri de sildiler" dediler. Beni Amrb. Avf ise "Bizler faizlerimiz verilmek üzere anlaştık" dediler. Bu­nun üzerine Mekke emiri Attab b. Useyd Rasulullah'a mektup yazdı ve durumu ona bildirdi. Allah Teala şu ayeti nazil etti: "Eğer faizden vazgeçmezseniz bu Allah'a ve rasulu-ne harp ilan etmektir." Beni Amr Allah ve rasulünden kendilerine savaş açılma­ması için faizlerinden vazgeçtiler. Ancak ayette "Eğer faizi bırakırsanız ana paralarınız sizindir ve zulmedilmezsiniz." denildi ve ana paralarını aldılar. Sonra: "Ve zulümde etmeyin" yani cimrilik yapıp ana parala­rını eksik ödemeyin "eğer darda iseler" yani ana paranızı hemen almayın mühlet verin. "Kolay bir zamana kadar onlara mühlet verin ancak sadaka vermeniz daha hayır­lıdır. Bilirseniz Allah'a döneceğiniz günden sakının." Bu ayet nisa suresinden sonra en son inen ayettir. [11]

 

3538- Mücahid anlatıyor. İsrailoğullan kırk yıl oniki fersah içerisinde başıboş dolaştılar aralarına öküzün başı gi­bi bir taş diktiler ve o taştan on iki pınar fışkırdi. İşte, "Onların üzerini bulutlarla gölgelendirdik" Bu ayet çölde onların bulutlarla gölgelendiğini bildiriyor. [12]

 

3539- Ebu Derda'dan bir adam karısını boşarveya kölesi­ni azat eder, sonra 'şaka yaptım, oyun oynadım' der. Allahu teala da şu ayeti inzal etti. "Allah'ın ayetlerini eğlence yap­mayınız." Rasulullah bunun üzerine şöyle buyurdu:"Kim karısını boşar veya kölesini azad eder, sonra da *şaka yaptım, oynadım' derse bu sözüne itibar edilmez ve üzerine düşen kendisine lazım olur. Yani karısı boşanır, kölesi azad olur." [13]

 

3540- Ubey b. Kab, "Kemiklere bak onları nasıl birbirinin üstüne koyu­yor sonra da onları etle kaplıyoruz" Ayetini okuduğunda "neşeze" kelimesindeki "zal" har­fini keskin okuyordu. [14]

 

3541- İbn Abbas, "Yemeğine ve içeceğine bak daha bozulmamış" ayetini okuduğunda buna "tadı değişmemiş" derdi.[15]

 

3542- Mücahid'den Ebu Zer Rasulullah'dan imanın ne demek olduğunu sordu. Rasulullah da: "İyilik yönünüzü doğuya ve batıya çevirmeniz değil­dir asıl iyilik; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap­lara, peygamberlere iman etmeniz, hoşunuza gittiği halde yakın akrabalarınıza, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, kölelere mallarınızdan infak etmeniz, na­maz kılmanız, zekat vermeniz, verdiğiniz sözlerde dur­manız, sıkıntıda bollukta ve savaşta sabretmenizdir. İş­te böyle kimseler doğru söyleyenlerdir. İşte o kimseler muttekilerdir."  (Bakara: 2/177) ayetini okudu [16]

 

3543- İkrime'den Hasan Şam'dan dönünce ona imanın ne demek olduğu soruldu. Hasan da Bakara: 2/177'yi okudu.[17]

 

3544- Said b. Müseyyeb'den Rasulullah (s.a.v.) şöyle bu­yurdu:"Bir mülümanın başına bir musibet gelir ve o musi­beti kırk yıl sonra da andığında onun Allah'tan geldiği ve tekrar ona döneceğini ona söylerse Allah Teala o ki­şiye musibetin başına geldiği gün gibi sevap verir." [18]

 

3545-  Cabir'den bir adam Rasulullah'ın yanma geldi ve: "Ya Rasulallah gecenin başlangıcında Kur'an okuyan sonra da hırsızlık yapan bir komşum var" dedi. Rasulullah: "Eğer gecenin başında Kur'an okuyorsa gecenin so­nunda da hırsızlık yapmaktan onu engeller." buyurdu. [19]

 

3546- İbn Abbas'tan "gökten boşanan" ayetinde yağmur diye mana verirdi. [20]

 

3547- İbn Abbas şöyle dedi: "Belirli bir süreye kadar selem aktini "Paranın önce verilip ürünün sonradan alınması" Allah Teala helal kılıp izin verdiğine şahitlik ederim. Son­ra şu ayeti okudu: "Ey iman edenler birbirinize belirli bir süreye kadar borçlandığınız zaman onu yazınız"[21]

 

3548- Salim şöyle dedi: "Abdullah orta namazın sabah namazı olduğunu söyler­di." [22]

 

3549- Ali şöyle dedi: "Rasulullah'a orta namazın hangisi olduğunu sordum. "İkindi namazıdır" dedi.[23]

 

3550- Ebu Cafer'den Ömer Rasulullah'ın hanımları döneminde mushaflara şöyle yazardı: "Hafsa bir mushafın yazılmasını benden istedi ve baka­ra suresinden filan ayet ulaşınca bana gelip sormadan o ayeti yazma ta ki onu Rasulullah'tan ezberlediğim şekilde sana yazdırayım" dedi. Sonra o ayete gelince, "Namazlara ve orta namaza, ikindi namazına devam edin ve koruyun ve Allah'a samimiyetle ibadet edin" diye yazdırdı .[24]

 

3551- İbn Abbas'tan ayette geçen (fela refese) cima (vela fusuke) günahlar (vela cidale fil hac) hacda tartışmak demektir.  [25]

 

3552- Said b. Müseyyeb anlatıyor. Süheyb Rasulullah'ın yanına hicret etti. Kureyş'ten bir grup onu takip ettiler. Bu­nun üzerine Süheyb bineğinden indi arkasındaki oklarını ve mızraklarım çıkardı ve sonra da şöyle dedi: "Ey Kureyş topluluğu sîz çok iyi biliyorsunuz ki ben aranızda çok güzel bir atıcıyım. Allah'a yemin olsunki beni takip ederseniz yanımdaki bütün oklarıve mızrakları size at­madan sonra da yanımdaki kılıçla sizinle savaşmadan asla bana ulaşamayacaksınız.İstediğinizi yapınız, dilerseniz si­ze bütün mallarımı vereyim. Mekke'deki herşeyim sizin olur, eğer yolumu bırakırsanız" dedi. Kureyş'liler: "Evet" dediler ve yolunu bıratılar. O da bütün malını on­lara verdi. Süheyb Medine'ye Rasulullah'ın yanına gelince Rasulullah ona: "Alış verişin daha karlı oldu ey Ebu Yahya" ve bunu üç defa tekrarladı, sonra da şu ayet nazil oldu: "İnsanlardan kimi vardır ki Allah rızası için nefsini ve malım satar Allah kullarına lütüfkardır." (Bakara: 2/107) [26]

 

3553- Ebu Meysele'den Ömer şöyle dedi:"Ya Rasulallah îbarahim'in şu makamını namazgah edin­meyelim mi?" dedi. Şu ayet nazil oldu: "İbrahim'in makamından namazgah edininiz." [27]

 

3554- Bakara 210'da geçen "zelel" kelimesi bulut anla­mındadır. Bunu İbni Abbas söyler. [28]

 

3555- İbni Abbas "İnsanlar tek bir ümmetti" ayeti hakkında şöyle dedi: "İnsanların hepsi İslam üzere idi kalbi ise hepsi küfür üze­rine idi" dedi. [29]

 

3556- Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah döneminde bir adam hanımına arkadan yaklaştı bu insanlar arasında duyu­lunca Allah Teala şu ayeti nazil etti: "Kadınlarınız ekin tarlalarınızdır tarlanıza dileği­niz yerden yanaşınız." [30]

 

3557- Üseyd b. Hudayr'dan bir gece ben namaz kılarken gökyüzünden nur gibi kandiller indiğini gördüm. Bunu gö­rünce hemen secdeye kapandım sonra da gelip Rasulullah'a haber verdim. Rasulullah: "Devam etseydin ya" dedi. Ben:"Ya Rasuallah onu gördüğüm gibi kendimi tutup secde­ye kapandım" dedim. Rasulullah: "Eğer onlara bakmaya devam etseydin daha ne garip­likler görecektin. O melekler Kur'an dinlemek için iniyorlar" dedi.[31]

 

3558- Ebu Seleme'den Useyd b. Hudayr bir gece namaz kılarken şöyle dedi:"Bir bulut gibi birşey beni kapladı içinde lambalar olup yanımda da hanımım vardı. Fakat o hamileydi ve atım da ev­de bağlı duruyordu. Atın kaçmasından ve karımın korkup ço­cuğunu atmasından (düşük yapmasından) korktum. Bunun için namazı ereken bitirdim. Sabahladığım zaman bunu Ra­sulullah'a anlattim şöyle dedi: "Oku ey Useyd o gelen melekti Kur'an dinliyordu."[32]

 

3559- Aişe'den Rasulullah Bakara suresini iki rekatta okuyordu.[33]

 

3560- Sehl b. Sad'dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Herşeyin bir zirvesi vardır Kur'an'ın zirvesi de Ba­kara süresidir. Kim bir gecede onu okursa şeytan üç gün o eve giremez."[34]

 

3561- Ömer şöyle dedi: Bakara suresinin son ayetlerini okumadan yatan hiçbir akıllı kimse görmedim. Çünkü o ayetler Arş'm altındaki ha­zinelerden indi." [35]

 

Ayet'el-Kürsi'nin Fazileti:

 

3562-  Avf b. Malik'ten Ebu Zer Rasulullah'ın yanına oturdu ve bundan önceki hadis gibi bir hadis rivayet etti. Ben:"Ya Rasulallah Allah'm sana indirdiği kitap arasında en büyük ayet hangisidir" dedim. Rasulullah: "Ayet'el Kürsi'dir" dedi. [36]

 

3563- Abdullah b. Ubeyd'den Abdurrahman b. Avf evi­ne girdiği zaman evinin köşelerinde Ayet'el Kürsi okur. [37]

 

3564- Hasan'dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'an'ın en faziletli suresi Bakara'dır. Bakara'daki en büyük ayet Ayet'el Kürsi'dir. Elbette şeytan Baka­ra suresinin okunduğu evden kaçar." [38]

 

Ali İmran Suresi:

 

3565- Halid b. Arare'den Osman şehit edilince, "Doğrusu insanlara mabed olarak kurulan ilk ev Mekke'de olandır."Ayetini okuyordu sonra, "Ancak o ilk ev değildir. Çünkü İbrahim'den önce Nuh vardı. Ve onlar kendi evlerindedirler. Daha sonra İbrahim za­manında insanalar için mübarek ve yol gösterici bir ev ya­pıldı. Orada açık ayetler ve İbrahim'in makamı vardır. Ora­ya girenler güvendedirler" dedi [39]

 

3566- Mücahid şöyle dedi: "Kim Kabe'ye girerse o güvendedir" ayeti eve gir gü­vendesin anlamındadır.    [40]

 

3567- Abdullah şöle dedi: "Rasulullah'in ashabından dünyayı isteyen kimse görme­dim. Taki şu ayet nazil oluncaya kadar,"Kiminiz dünyayı kiminiz de ahireti istiyor" [41]

 

3568-  Hüceyr b. Beyan'dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim yanma gelip Allah'ın kendisine fazlasıyla verdiği şeyden İsteyen akrabasına cimrilik edip vermezse kıyamet günü Allah Teala onun malından bir yılan çıkartır ve o yı­lan adamın boynuna dolanır. Sonra şu ayeti okudu: "Allah'ın kereminden kendilerine vermiş olduğu mal­lardan cimrilik edip onu Allah yolunda harcamayan kimseler bunun kendileri için hayırlı olduğunu zannet­mesinler. Aksine bu hareketleri onlar için bir serdir. Cimrilik ettikleri şeyler kıyamet günü boyunlarına do­lanacaktır." Al-i İmran: 3/180 }[42]

 

3569- Mücahid şöyle dedi: Haris b. Süveyd müslüman olmuştu ancak daha sonra irtidat edip tekrar kavmine katıldı Allah Teala şu ayeti nazil etti: İman ettikten sonra tekrar küfre sapan ve Rasulun hak olduğuna şehadet eden kimseyi Allah Teala tekrar nasıl hidayet eder." (Al-i İmran: 3/86) O kavimden bir adam bu ayetleri alıp götürdü ona oku­du. Haris şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki senin doğru sözlü biri olduğu­nu bilmiyorum ancak Allah rasulu senden daha sadık ve doğ­ru sözlüdür. Allah Teala da bu üçünden daha sadık ve doğ­ru sözlüdür." Sonra Haris tekrar müslüman oldu ve güzel bir şekilde hayatını devam ettirdi. [43]

 

3570- İbn Abbas,"Siz insanlar arasında çıkarılmış en hayırlı ümmetsi­niz." (Ali İmran3/110) Ayeti hakkında: "Burdaki insanlardan kasıt Medine'ye hicret eden kimselerdir" dedi. [44]

 

3571- Abdullah şöyle dedi: "Savaşta uyuklamak güven ve emniyettir, namazdaki uyuklama ise şeytandandır."                            [45]

 

3572- Ebu'l Huveyris'ten Hakem b. Mina şöyle diyordu "Rasulullah Ömer'e; "burada bulunan Kureyş'lileri ba­na topla ... 3300 nolu hadise bakınız. [46]

 

3573- Ebu Abdurrahman İbn Abbas'a şöyle dedi: "İbni Mesud, "Hiç bir nebiye hıyanet edilmesi yakışmaz." (Al-i İmran: 3/161) ayetini "yuğalle" olarak okuyor dedim. Halbuki meş­hur olan kıraatte "yağulle" yani peygamberin kendisinin ganimetlere hıyanet etmesi olarak geçer. İbn Abbas bana Al­lah bir peygamberi hain kılacak değildir diyerek İbni Me-s'ud'un kıraatini doğru buldu.[47]

 

Nisa Suresi:

 

3574- Ebu Mlilheb'ten Aişe, "İş ne sizin ne de kitap ehlinin sandığı gibi değildir kö­tülük yapan onunla cezalandırılır ve Allah'tan başka kendisine ne bir dost ne de bir yardımcı bulunur. (Nisa: 4/123) Ayetini okuduğu sırada içeri girdim. Aişe; "Ayette geçen 'kim bir kötülük yaparsa onunla cezalandırılır' yani bu dünyada başına musibetler gelir." dedi.  [48]

 

3575- Abdullah b. Amr'dan büyük günahlar yedi tane­dir. Allah'a şirk koşmak, haksız yere Allah'ın öldürülmesi­ni haram kıldığı bir canı öldürmek, anne baba hukukuna ri­ayet etmemek, savaş meydanından kaçmak, iffetli kadınla­ra zina iftirasında bulunmak, faiz yemek, yetim malı yemek." [49]

 

3576- Taylese b. Miyas'dan Necd'lilerle birlikte iken bir günah işledim ve işlediğim günahın büyük günahlardan ol­duğunu düşündüm. İbni Ömer'e sorunca,"Büyük günalar dokuz tanedir: Allah'a şirk koşmak, haksız yere bir nefsi öldürmek, savaştan kaçmak, iffetli ka­dına iftira etmek, fazi yemek, yetim malı yemek, mescidi ha­ramda inkar olmak, sihir yapmak, anne baba hukukuna ri­ayet etmemek." İbni Ömer benim sıkıntılı olduğumu görün­ce bana: "Ateşe girmekten korkuyor musun?" diye sordu. Ben: "Evet" dedim. Yine bana: "Cennete girmeyi seviyor musun?" dedi. Ben yine: "Evet" dedim. Bunun üzerine bana: "Anne baban hayatta mıdırlar?" diye sordu. Ben: "Sadece annem var" dedim. Ömer: "O halde ona yumaşak söz söyler ve yemeğini yedirirsen, büyük günahlardan kaçınırsan muhakkak cennete girersin"dedi. [50]

 

3577- Said b, Cübeyr anlatıyor. Mikdat b. Esved bir se­riye ile çıktı müşrik bir kavmin yanından geçince onlardan kaçtılar. Ancak bir adam ailesinin ve malının başında kal­dı ve: "Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur." dedi. Buna rağmen Mikdat adamı öldürünce ona: "Adam la ilahe illallah dediği halde onu öldürdün mü?" dediler. Mikdat: "O malını ve ailesini korumak için öyle söyledi" dedi. Bu­nun üzerine seriyedekiler:"Rasulullah'm yanına dönelim ve ona durumu bildirelim" dediler. Rasulullah'm yanına gelince Rasulullah: "O adam la ilahe illallah dediği halde onu öldürdün öyle mi?" diye sordu. Mikdat: "Evet ya Rasulallah fakat o malını ve ailesini korumak için böyle söyledi" dedi. Bunun üzerine, "Ey iman edenler yeryüzünde Allah yolunda savaşma­ya çıktığınızda iyi araştırın ve size selam verene dünya hayatının geçici menfaatinden dolayı müslüman değilsi­niz demeyin. Çünkü Allah'ın yanında çok ganimetler vardır siz de önceden öyle idiniz Allah sizede lütfetti ve imana girdiniz o halde iyice araştırın peşin hüküm ver­meyin çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa: 4/94) (Yani sizler de müşriklerle beraberken imanınızı gizliyor­dunuz Allah size lütfetti de İslam'ınızı açığa çıkardınız bunun için peşin hükümlü olmayın iyice araştırın.) ayeti nazil oldu. [51]

 

3578- Filtan b. Asim anlatıyor. Bizler Rasulullah'm yanında otururken ona vahiy nazil oldu. Rasulullah'a vahiy nazil olduğu zaman gözleri açık dik olarak biryere bakar, ku­lağını ve kalbini Allah'tan gelene tamamen açardı. Vahiy bitince katibine;  "Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri, otu­ranlara, derece itibariyle üstün kılmıştır." (Nisa: 4/9S) Bunun üzerine ama olan Abdullah b. ÜmmÜ Mektum kalktı ve: "Ya Rasulallah bizim günahımız nedir ki" dedi. Bunun üzerine Allah Teala Rasulune tekrar vahiy indirdi. Biz kö­leye; "Rasulullah'a vahiy iniyor" deyince o da ayakta bek­ledi ve: "Ey Allah'ım sana tevbe ediyorum" dedi. Vahiy bitince Rasulullah vahiy katibine; "Özürlü olanlar hariç" diye yazdırdı.[52]

 

3579- Muhammed b. Müneşire'den bir adam Ömer'e: "Ben Allah'ın kitabındaki en şiddetli ayeti biliyorum" de­di. Bunun üzerine Ömer kamçısıyla ona vurdu ve: "Onu bildiğin halde neden şimdiye kadar gorünmedİn?" dedi. Ertesi gün olunca Ömer adama:"Dünkü söylediğin ayet hangisidir" dedi. Adam: "Dün sana söylememe fırsat vermedin ki" Ömer: "Dün hiç uyuyamadım" dedi. Bunun üzerine Adam ey Emir'el mü'minin Allah Teala Kur'an'da, "Kim bir kötülük işlerse onun cezası verilir" Diyor dedi. Bizden her kötülük işleyen cezasını buluyor dedi. Ömer: "Bu ayet nazil olduğunda yeme ve içmeden kesilip bize hiç fayda vermedi. Ancak bundan sonra Allah Teala şu ayeti nazil etti ve bize ruhsat verdi:"Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmederse son­ra da Allah'a tevbe edip istiğfar ederse Allah'ı merha­metli ve günahları affedici olarak bulur." (Nisa: 4/110)  [53]

 

3580- Ka'b b. Zühel'den ben babamla birlikte Ebu Der-da'nın yanma giderdim. Rasulullah'tan şöyle rivayet ettiğini işittim:"Az önce rabbimden bana şu ayet nazil oldu: "Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmederse son­rada rabbine dönüp istiğfar ederse Allah'ı rahim ve ga­fur olarak bulur." Çünkü şu ayet "Kim bir kötülük işlerse cezasını bu­lur" onlara çok ağır gelmişti bunun için ashabımı yeni ge­len ayetle müjdelemek istedim" dedi. Ben: "Ya Rasulallah o kişi ziyan etse ve hırsızlık yapsa son­ra da rabbine dönüp istiğfar ederse işlediği günahı affolonur mu?" dedim. Rasulullah: "Evet" dedi. Ben tekrar aynı soruyu sordum. Rasulullah yine: "Evet" dedi. Ben üçüncü defa sorunca Rasulullah: "Evet Ebu Derda kabul etmese de bu böyledir" dedi. Kab der ki; "Ebu Derda parmağıyla burnuna vurarken gördüm."[54]

 

3581- Halid b. Arare'dan Osman şehid edilip Alı halife olunca, "Eğer bir kadın kocasının huysuzluğundan yahut kendisinden yüz çevirmesinden korkarsa anlaşma ile aralarını düzeltmekte ikisine de günah yoktur barış da­ima iyidir. Zaten nefisler cimriliğe hazır duruma getiril­miştir."  (Nisa: 4/128) Ali şöyle dedi: "Bir adamın iki karısı olur birinin ilişkiye takadı kalma­yınca veyahutta kınayıcı olursa kocasıyla anlaşmasında ve­ya kendisine iki veya üç gecede bir gelmesi üzere anlaşır­larsa bunda bir sakınca yoktur" dedi. [55]

 

3582- Zübeyr b. Avvam'dan biradam Rasulullah'm ya­nına gelerek bir adamı şikayet etti. Rasulullah birinden ra­zı olunca ve onun lehinde karar verince diğeri: Amcasının oğlu olduğu için onun lehinde karar verdi" dedi. Bunun üzerine Aallah Teala:"Hayır, rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çe­kişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hük­me içlerinde bir burukluğu duymadan teslim olmadık­ça inanmış olamazlar." (Nisa: 4/65)

 

3583-  Amr b. Dinar'dan Ümmü Selem'in çocukların­dan bir adam şöyle dedi: "Zübeyr bir adam ile olan anlaşmazlığından dolayı Rasulullah'ın yanına geldi Rasulullah Zübeyr'in lehine hü­küm verince adam şöyle dedi: "Zübeyr amcasının oğlu olduğu için onun lehinde karar verdi ve onu kayırdı." Sonra da ağzıyla ayıpladı. Yahudi bi­ri: "Şuna bakın ağzıyla adamı ayıplıyor, halbuki bizim pay-gamberimiz birbirimizi öldürmemizi bize emretmişti." de­di.[56]

 

3584- İbn Mesud şöyle dedi: "Allah yolunda şehitlik emanet hariç bütün günahları örter ve yokeder. Kıyamet günü Allah yolunda şehit olan kimse getirilir ve ona emanetini iade et denilir. Şehit onu na­sıl iade edeyim dünyada gitti der. Bunun üzerine onu cehen­neme götürün denilir. Taki cehennemin başına getirilince emeneti gittiği gün şeklinde gelir onun sırtına biner ve boy­nuna dolanır ve onu cehennemin ortasına atar ve ebedi ola­rak orada kalır. Sonrada şu ayeti okudu: "Allah Teala emaneti sahiplerinize iade etmenizi em­reder." [57]

 

3585- Huzeyfe şöyle dedi: "Nisa suresinin son ayeti nazil olunca Rasulullah onu Hu-zeyfe'ye okudu sonra Huzeyfe de Ömer'e okudu Ömer ha­life olunca miras konusunda bir hüküm vermek istedi. Hu­zeyfe ile karşılaştı ve ona sordu ve Huzeyfe'de Rasulullah'ın kendisine okuduğu ayeti ona okudu. [58]

 

3586- Ebu Berze'den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah Teala kıyamet günü ağızlarından ateşler fışkı­ran bir kavmi diriltir.""Onlar kimdir ya Rasulallah" diye soruldu. Rasulullah: "Haksız yere yetimlerin mallarını yiyenler karınları­na ancak ateş doldururlar." (Nisa: 4/10) Ayetini okuyarak Allah Tealanm şöyle dediğini gör­müyor musunuz?" dedi. [59]

 

3587- Enes b. Malik şöyle dedi: "Allah'tan korkun ve emaneti sahiplerine iade edin. Çünkü Allah Teala emanet sahiplerine iade etmenizi emre­diyor" dedi ve:"Allah size, emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman da adaletle hükmetmeni­zi emrediyor. Allah bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphe yoktur ki Allah, herşeyi hakkıyla işiten, hakkıy­la görendir." (Nisa: 4/58)  Ayetini okudu. [60]

 

3588-  îbn Abbas anlatıyor. Demura b. Cundub hicret etmek için evinden çıktı ve ailesine: Yol azığımı hazırlayın ve beni şirk topraklarından çıka­rın Rasulullah'ın yanına gönderin" dedi. Sonra yolda Rasullah'a ulaşmadan önce vefat etti. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Kim Allah yolunda muhacir olarak evinden çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun mükafatı Allah'a düşer."(Nisa: 4/100)  [61]

 

Maide Süresi:

 

3589- Amr b. Şuayb'dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyur­du:"Kendileriyle anlaştığınız kimselerle sözünüzde durunuz ve yaptığınız akitleri yerinize getiriniz"[62]

 

3590- Mücahid'den Musa her gruptan iki kişi seçti ye zorbaların şehrine girdi. Yuşa (a.s.) hariç diğerleri seçilen iki adamın şehre girmelerine mani oldular ve girmemeleri­ni söylediler. [63]

 

3591- Reka'dan aynı manada bir hadis rivayet eder an­cak sonunda şöyle der: "Seçilen adamlara şehre girmeyip tekrar yanlarına dön­melerini emrederler."[64]

 

3592- Fadl b. Atiyye'den îsrailoğulları'nın oniki grubu kırk yıl oniki fersah içerisinde çölde dolaştılar. Aralarına öküz başı gibi bir taş dikdiler. Oraya geldiklerinde oradan on iki pınar fışkırdı. Tih çölünden çıkınca onu yanından taşıdılar ancak su kurudu ve akmadı.[65]

 

3593- Atiyye el-Avfi'den İsrailoğulları kırk yıl Tih çö­lünde dolaştılar. Bir öküzün üzerinde taşıdıkları bir öküzün başı kadar bir taş diktiler. Herhangi bir yerde durup ko­nakladıklarında o taşı indiriyorlar Musa o taşa vurunca taş­tan oniki pınar su fışkırıyordu yürüyünce de onu öküzün üze­rinde taşıyorlardı. Ancak o durumda su akmıyordu. [66]

 

3594- İkrime, "Orası onlara kırkyil haram kılındı yeryüzünde (çöl­de) şaşkın şaşkın dolaşacaklar."  (Maide: 5/26)Ayeti hakkında şöyle dedi:"Oraya asla giremeyecekler ve kırk yıl çölde başı boş do­laşacaklar."[67]

3595- Ümmü Amr'dan halam anlatıyor. Rasulullah ile birlikte bir yerde idik kendisine Maide suresi nazil olduğun­da ona vahyin geldiğini anladık surenin ağırlığından hayva­nı yere çöktü .[68]

 

3596- İbn Abbas şöyle dedi: "Rasulullah'in ashabından daha hayırlı bir kimse görmedim. Rasulullah vefat edinceye kadar ona sadece onüç ko­nuda soru sordular hepsi de Kur'an'da mevcuttur. [69]

 

3597- Cabir,"Yalana kulak veriyorlar" Ayeti hakkında "Medine Yahudileri'dir dedi. "Başkalarına da kulak veriyorlar" Onlar da fedek ehlidir dedi. [70]

 

3598- îyad el-Eş'ari'den Rasuîullah Ebu Musa'ya, "Allah öyle bir kavim getirecek ki onlar onu, o da on­ları sever.(Maide: 5/56) "İşte onlar bu kavimdir. Yani Muhammed ümmeti­dir."  [71]

 

3599- Katade şöyle dedi: "Onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet." (Maide: 5/49) Ayeti nazil olunca Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Artık biz bugün yahudi ve hristiyanlara ve onların dışındaki dînlerin bağlılarına Allah'ın indirdiğiyle hük­mederiz." dedi.[72]

 

3600- Hamiye b. Riab'dan Selman'a) "Çünkü onlardan kıssisler ve ruhbanlar vardı." (Maide: 5/82) Ayeti hakkında sordum şöyle dedi: "Kıssisleri havralarında bırak bana Rasulullah şöyle okuttu: "Onlardan doğru davrananlar ve ruhbanlar var­dır."  [73]

 

3601- Yahya b. Abdulhamit aynı manada bir hadis riva­yet eder ve manastırlarında ve havralarında olan ruhbanla­rı yerlerinde bırakınız ve onlara karışmayın. Selman der ki; "Ben Maide seksenikide "kissisine" diye okudum Rasulullah bana "sıddıkine" diye okuttu. [74]

 

3602- Eera b. Azib'ten bir sene geçtiği halde Rasulullah'a bir şey sormak istiyordum fakat hep ondan kaçıyordum biz araplar çok hayal kuran kimseleriz. [75]

 

3603- Ebu'l Aliye'den Ömer'in yanındaydık bir yahudi ("Bugün dininizi kemale erdirdim." Ayetini işitince şöyle dedi ve hadisi zikretti. Ömer: "Sonunda Allah Teala bizim işimizi tamamladı biz de bil­dik ki artık bundan sonra iş hep gerilemeye gidecek" dedi. [76]

 

3604-  İbn Abas'tan Rasulullah hutbesinde Maide ve Tevbe surelerini okurdu. Sonra da bu iki suredeki helalları helal, haramı da haram kılınız. [77]

 

3605- Aİşe insanların 'pençeli her yırtıcı hayvan haram­dır' dediklerini işitince şu ayeti okudu: "De ki; bana vahyolunanda bu haram dediklerimizi yiyen kimse için haram edinmiş birşey bulamıyorum ancak leş veya kan veya domuz eti veya Allah'tan başka­sı adına kesilenler haramdır. Çünkü bu pislik veya fısk-tır. Kim sıkıntıya düşer ve haddi aşmadan bunlardan yerse elbette rabbin gafur ve rahimdir." (En'am: 6/145) Sonra da Kasım şöyle dedi: "Kazanda kaynayan suda sarılık olduğu halde (tam kay­namadan ve pişmeden) bunu haram saymıyor." [78]

 

3606- Udeyf b. Haris'ten bir valisi Ömer'e Samiriler'den komşularımız var Tevrat'ı ve İncil'in bir kısmım okuyup te-kar dirilmeye inanıyorlar, onların kestikleri hakkında ne dersin diye yazdı. Ömer ona eğer Tevrat'ın ve İncil'in bir kısmını okuyor ve kestiklerinin başına da besmele çeki­yorlarsa o halde onların kestikleri ehli kitabınki gibidir. [79]

 

3607- Cabir b. Abdullah'tan ehli kitaptan bir adam zina etti. Oradakiler Medine'de bulunan yahudilerden bazısına mektup gönderip onlara: "Zina eden kimsenin durumunu Muhammed'e sorunuz eğer size kamçılayın derse onun uygulayın eğer size recmetmenizi emrederse onud a uygulamayın" dediler. Bunu Ra-sullulah'a sordular. Rasulullah: "Aranızda en alim olan iki adamı bana gönderin" dedi. Şaşı bir adam ve başka birisini getirdiler ona İbni Surya deniliyordu. Rasulullah onlara: "Siz topluluğunuz içinde en bilgili kimeler misiniz?" diye sordu. Onlar:"Kavmimiz bizi seçti" dediler. Rasulullah onlara: "Denizi İsrailoğulllarma yaran sizi çölde bulutla göl­gelendiren ve sizi Firavun'un zulmünden kurtaran ve size gökten bıldırcın ve helva indiren Allah'ın adıyla söyle­yin recm konusunda Tevrat'ta ne yazılıdır" diye sordu. Biri diğerine bizi bu şekilde doğruya çağıran kimse görme­dik. Sonra da şöyle dediler: "Zinakar kimseye dört kişi şahitlik eder ve bunlar milin sürmeliğe girdiği gibi kişiyi kadınla bulurlarsa recm vacip olur" dediler. Rasulullah: "İşte zinakar adamın hükmü budur." dedi ve recmedilmesini emretti ve adam recmedüdi sonra şu ayet nazil ol­du: "Eğer yanına gelirlerse aralarında Allah'ın indiri-ğiyle hükmet." (Maide: 5/42)  [80]

 

3608-Süfyan, "Eğer isteğiniz verilirse onu alın, eğer isteğiniz veril­mezse ondan da kaçının." (Maide: 5/41) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Bu ayet İbni Şuraya hakkında indi. Rasulullah onların yanma geldi ve aynı manada hadisi zikretti.  [81]

 

3609- Nafi'den İbni Ömer'e denize atılmış birçok balıklardan soruldu ve: "Leş midir" dediler. İbni Ömer: "Evet" dedi ve onlardan yenilmesinden nehyetti. Sonra içeri girdi ve mushafı istedi. Sonra da, "Deniz avı ve onun yemeği size halal kılındı." (Maide: 5/96) Ayetini okudu. Ayette geçen "yemek" kelimesi denizden çıkan herşeydir. Ve onu yiyiniz bunda bir beis yoktur. On­dan çıkan her ölü ve diri şey yenilir" dedi. [82]

 

3610-  Said b. Cübeyr'den Necaşi Rasulullah'a bazı adamlarını gönderdi ve onlar hakkında,"İnsanlar arasında iman edenlere en çok düşmanlık eden yahudilerdir onlara en yakın olanlar ise hristiyanlardır."  (Maide: 5/82) Ayeti nazil oldu. [83]

 

En'am Suresi:

 

3611- Şehr b. Havşed'den En'am suresi ile birlikte bir­çok melekler yeryüzüne indiler. İki ayet hariç hepsi Mek­ke'de nazil olmuştur.  [84]

 

3612- Ebubekr Siddık arkadaşlarına: Rabbimiz Allah'tır deyip sonra da istikamet eden­ler." (Fussilet: 30/41) ve "İman edip imanlarına zulüm karıştırmayanlar." (En'am: 6/82) "Şu iki ayet hakkında ne düşünüyor sunuz?" diye sordu. Orada bulunan sahabeler ilk ayet hakkında: "Rabbimiz Allah'tır deyip sonra da onun emrettiklerini yapan ve bunda devam edenler." İkinci ayet hakkında ise: "İman edip imanlarına zulum karıştırmayanlar yani gü­nah işlemeyenler" dediler bunun üzerine Ebubekir:

 "Siz ayeti yapılması çok zor olan şeye yorumladınız" de­di ve şöyle devam etti: İman edip imanına zulum karıştırmayanlar yani şirki imanına bulaştırmayanlar. Diğer ayette ise rabbimiz Al­lah'tır deyip sonra da istikamet edenler yani şirk koşup imanlarından ayrılanlar" dedi. [85]

 

3613- Mücahid, "Çeşitli yollara uymayın ki o yollar sizi tek yoldan ayırmasın."  (En'am: 6/153) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Yani bidat ve şüphelerle."  [86]

 

3614- Manan anlatıyor. Bir grup Rasulullah'm yanma gelip: "Ya Rasulallah biz büyük günahlar işledik bunları ne gi­derir" dediler. Rasulullah onlara sırtını döndü ve cevap vermedi. Sonra şu ayet nazil oldu "Ayetlerimize inananlar sana geldiklerinde onlara size selam olsun rabbiniz nefsine merhameti yazmıştır. Ve o merhametlidir de." (En'am: 6/54) Bunun üzerine Rasulullah onları çağırdı ve onlara bu ayeti okudu. [87]

 

3615- İbn Abbas, "Düşen her yaprağı bilir."  (En'am: 6/59) Ayetinde geçen "Denizde ve karada bulunan her ağaçta^ melek bulunur ve o ağaçtan düşen yaprakları yazarlar. [88]

 

3616- Ümmü Seleme şöyle dedi: "Rasulullah'm sünnetine uymayan şeylerden kaçının" Sonra da şu ayeti okudu:

"Dinlerini bölük bölük yapıp parçalayanlarla senin bir alakan yoktur." [89]

 

3617- Halit Uzai Rıdvan bey atında bulunan kimseler­dendi şöyle anlattı. Rasulullah'm etrafına insanlar oturduğunda Rasulullah hafif bir şekilde namaz kılar rüku ve sec­desini tam yapardı.bir gün secde etti. Ancak secdesini uzat­tı öyleki bazımız bazımıza susun diye ima ettik. Çünkü ona vahiy iniyordur dedik. Rasulullah namazı bitirince bazıları: "Ya Rasulallah bu sefer secdeyi uzattın. Öyleki biz sa­na vahiy iniyor diye birbirimize ima ettik" dediler. Rasulul­lah: "Hayır fakat o korku ve istek namazı idi. Onda Allah'­tan üç şey istedim, İkisini bana verdi diğerini vermedi. Birincisi Allah Teala'dan size eski ümmetler gibi azap edip yok etmemesini diledim. Bunu kabul etti. Sonra ikncisi Allah Teala'dan bütün ümmetime düşmanları musallat edip yok etmemesini istedim bunu da kabul etti. Üçüncüsü Allah'tan sizi bölük bölük yapıp birbiri­nize eziyet etmemenizi rabbimden diledim fakat bunu ka­bul etmedi." Ve ravi bunu Rasulullah'tan on defa kadar işittiğini par­maklarıyla sayarak söyledi. [90]

 

3618- Habbab b. Eret'ten Enam 52ayeti okurken şöyle dedi. "Sabah akşam rablerine yalvaran ve rablerinin rıza­sını isteyen kimseleri yanından kovma, onların hesa­bından sana hiçbirşey yoktur, eğer onları kovarsan za­limlerden olursun."  (En'am: 6/52) Akra b. Habis ve Uyeyne b. Hısın Rasulullah'm Bilal, Süheyb, Habbab ve müminlerin zayıflanyla birlikte oturduğu­nu görünce onları hakir gördüler ve Rasulullah'm yanma ge­lip onu aldılar ve yanlız oturdular ve şöyle dediler:"Senin bize has bir şekilde oturup araplara üstünlüğümü­zü görstermeni istiyoruz. Çünkü bütün araplar sana bakmak­ta seni bu kölelerle ve basitlerle görmelerinden utanıyo­ruz. Biz geldiğimiz zaman bizimle birlikte kal ve bizimle işin bitince onlarla dilediğin kadar otur" dediler. Rasulullah ta "Evet tamam" dedi. Bunun üzerine onlar: "O halde bunu bize yaz" dediler ve bir sayfa istedi. Ali dediklerini yazması için çağırdı. Bizler de bir köşede oturu­yorduk bu arada Cebrail indi ve,

"Sabah akşam rablerine dua edip yalvaran ve onun rı­zasını isteyenleri yanından kovma eğer onları kovar­san zalimlerden olursun." (En'am: 6/52) Ayeti nazil oldu. Bunun üzerine biz Rasulullah'a yaklaş­tık öyleki dizlerimizi onun dizlerine dayandırdık Rasulullah bizimle birrlikte otuyor kalkmak istediği zaman kalkıp bi­zi yanlız bırakıyordu ve Allah Teala şu ayeti nazil etti: "Sabah akşam rablerine dua edip yalvaran ve onun rızasını talep eden kimselerle birlikte ol ve onlarla sab­ret gözlerini onlardan ayırma sen dünya hayatının süsü­nü mü istiyorsun (yani zengin ve ileri gelenlerle oturmak­la)? Kalbi bizim zikrimizden gafil olan kimselere itaat et­me (yani Uyeyne ve Akra'ya itaat etme) hevasına tabi olup darmadağındır." (Kehf: 18/28) Rasulullah artık fakirlerle birlikte oturdu ve devam. etti. Kalkacağı zaman yaklaşınca kalkar ve giderdi.  [91]

 

A'raf Suresi:

 

3619-Sabit ve Ali, "Buzağıyı kendilerine ilah edinen kimselere Allah'ın gazabı ve dünya hayatında zillet onlara ulaşır. İşte biz if­tira edenleri bu şekilde cezalandırırız."   (A'raf: 17/52)  Ayetini okuduklarında Allah'a iftira eden hiçbir kimse yoktur ki Allah Teala'dan onlara dünya hayatında zillet ve gazab ulaşmasın. [92]

 

3620- Eyyub'dan Ebu Galebe bu ayeti okudu ve şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki ona iftira eden kimseye kıyamet- gününe kadar dünya hayatında zillet vardır." [93]

 

3621-  İbn Abbas Musa'nın kavminin arasından seçtiği yetmiş kişiyi sarsıntı almasının sebebi buzağıya tapmaları­na engel olmamaları ve iman etmemeleridir .[94]

 

3622- Kab'ın karısı, "Orada dirilir ve orada ölürsünüz" ayeti hakkında şöyle dedi: "Yani yeryüzünde çünkü Adem ondan yaratıldı ve öldük­lerinde tekrar oraya defnediliyorlar ve tekrar oradan çıkar­tılacaklar o zaman gökyüzü kırk gece yağmur yağdırır ve ölüler topraktan çıkarılır." [95]

 

3623- Abdurrahman Medine'den Rasulullah'a A'raf'ta "Cennetle cehennem aramdaki yer" bulunacak kimse­lerden soruldu. Rasulullah: "Onlar babalarına isyan edip Allah yolunda öldürü­lenlerdir. Allah yolunda öldürülmelerinden dolayı cehen­neme giremezler fakat babalarına isyandan dolayı da cennete giremezler." [96]

 

3624- Haris A'raf takiler hakkında şöyle dedi: "Onlar kötülüklerîyle iyilikleri eşit olan kimselerdir. Bunun için ne cennete ne de cehenneme girerler. Allah on­ları kendi rahmetinde bırakacak."[97]

 

3625- Malik el-Hilali'den. Ya Rasulallah kimler A'raf eh­lidir dedi. Rasulullah: Babalarından izinsiz Allah yoluna çıkıp şehit olan kimselerdir. Şehadetleri onları cehenneme girmekten babalarına isyanı da onları cennete girmekten meneder." [98]

 

3626- Haris te aynı manada Ebu Hureyre'den bir rivayet nakleder.

 

3627-ÜmmüSeleme'denRasulullah'a:"Hayvanlaştırılminsanlarınsoyuvarmıdır?"sordu.Rasulullah:"Hayvanlaştırılmış kimselerin ne soyu ne de sopu vardır" dedi.[99]

 

Enfal Suresi:

 

3628- Ebu Eyyub el-Ensari'den Allah Rasulu bir seriye gönderdi Allah o seriyeye yardım etti ve fethe kavuştular. O zaman kim ganimetlerden birşey getirirse beşte birinden sonrası onundur ancak bazı kimseler savaşta ilerledikle­rinde esir edildiklerine veya öldürüldüklerinde ganimetle­ri arkalarında bıraktılar ve ganimetlerden hiçbirşey onlara ulaşmadı. Bunun için: "Ya Rasulallah bizden savaşan, esir edilen kimselere ganimet kalmıyor savaşmayan kimselere ganimetler ulaşı­yor ve ganimetlerden ona pay veriyorsun" dediler. Rasulul­lah sustu ve cevap vermedi. Sonra Cebrail inerek şöyle vahyetti: "Sana savaş ganimetlerinden soruyorlar. De ki gani­metler Allah'ın ve Rasulunundur siz gerçekten inanan kimselerseniz Allah'tan korkun ve aranızı düzeltin Al­lah'a ve de Rasulune itaat edin." (Enfal: 1/8) Rasulullah onları çağırdı ve onlara: "Aldıklarınızı geri iade edin ve aranızda onu adalet­le bölüştürün" dedi. Bunun üzerine onlar: "Ya Rasulallah biz onları harcadık ve yedik" dediler. Bu­nun üzerine Rasulullah: "O halde bunun sevabını Allah'tan bekleyin" dedi. [100]

 

3629-  Kasım anlatıyor. Bir adam İbni Abbas'a savaş ganimetlerinden sordu. İbn Abbas: "At ve savaşçıların beraberindeki şeyler ganimettendir" dedi. Adam tekrar aynı soruyu sorunca İbni Abbas: "Bu adam gizliliklerden soran ve Ömer'in dövdüğü ve sürgüne gönderdiği sabiğ gibi bir kimsedir" dedi. [101]

 

3630- El-Müleyki babasından, Rasulullah şu ayet hak­kında "Onların dışında sizin onları bilmediğiniz kimse­ler..." (Enfal: 8/60): "O kimseler cinlerdir." dedi. Sonra da şöyle buyurdu: "İçinde azad edilmiş bir at bulunan evde onlar kim­seye zarar veremez." [102]

 

3631- Ukbe b. Sehban'dan Zübeyr, "Öyle bir fitneden sakınınız ki o aranızda sadece za­limlere ulaşmaz."  (Enfal: 8/25) Ayetini okurken şöyle dedi: "Bu ayeti bir aralar okuyor ve o kimselerden kendimi zan­netmiyordum ama şimdi o kimselerden olduk" dedi. [103]

 

3632- Ebu Salih'ten Rasulullah'ın kızı Fatıma Ebubekr'in yanma gelip Rasulullah'ın akrabalarına dağıttığı paydan istedi. Ebubekr ona: "Rasulullah'tan şöyle işittim: "Benim akrabalarıma verdiğim bu pay hayatta oldu­ğum sürecedir. Vefatımdan sonra onlara bir pay yoktur." [104]

 

3633- îbn Abbas'tan Allah Teala müminlerden bir ki­şinin kafirlerden on kişeye bedel olduğunu onlara farz kıl­dı. Ancak bu müminlere ağır geldi Allah ta onların yükünü hafifletti taki mümin bir kişi kafir iki kişiyle savaşmayı emretti. Enfal altmışıncı ayet nazil oldu.[105]

 

Tevbe Suresi:

 

3634- Ubaey b. Ka'b Kur'an'dan en son inen, "İçinizden öyle bir rasul geldiki sıkıntıya uğrama­nız ona ağır gelir. Size düşkündür müminlere karşı şef­katli ve merhametlidir."  (Tevbe: 9/28) ayetidir. [106]

 

3635- Ahmed b. Men'i'de aynı manada bir hadis nakleder.

 

3636- Ebu Seleme'den Ömer bir adamın yanından geç­ti. "Muhacirlerden ve ensardan İslam'a girmede ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar, Allah onlardan razı olmuştur onlar da Allah'tan razı olmuştur. Allah on­lara altlarından ırmaklar akan içinde ebedi kalacakla­rı cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur." (Tevbe: 9/100) Adam yukardaki ayeti okuyordu. Ömer: "Tamam tamam" dedi ve "Bu sureyi kim sana okuttu" di­ye sordu. Adam:"Ubey b. Kab bana okuttu" dedi. Ömer:"Onun yanma gidinceye kadar benden ayrılma" dedi. Ve Ubey'in yanma gelip içeri girmek için izin istedi. Ubey yaslanmış ve ona içeri girmesi için izin verdi. Ömer: "Bu adam senin ona şu şu ayeti okuttuğunu iddia ediyor" dedi. Ubey:

"Evet doğru söylüyor" dedi. Ömer: "Peki sen bunu Rasulullah'tan mı aldın?" diye sordu. Ubey: "Evet" dedi. Ömer bu sorusunu üç defa tekrarladı ve Ubey her defasında: "Evet" dedi ve sonuncusunda: "Ben şehadet ederim ki Allah Teala bu ayeti Muhammed'e nazil etmiş ve Cebrail de bunu Allah'tan ona getirmiş­tir. Ömer b. Hattab ve oğlu bunu kabul etmese de" dedi. Ve Ömer tekbir getirerek dışarı çıktı. [107]

 

3637- Ebu Hureyre'den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyur­du: "Dinar üzerine dinar, dirhem üzerine dirhem olmaz ancak kıyamette ciltleri dağlanır. "Mallarıyla kıyamet­te alınları, yanları ve sırtları dağlanır." [108]

 

3638- Ebu'l Sevde'den Rasulullah'a Tevbe 108'de geçen "Arınmak isteyen kimseler vardır ve Allah arınmak

isteyenleri sever."  (Tevbe: 9/108) Ayetinde geçen için "Kimlerdir ya Rasulallah" diye soruldu. Rasulullah ta: "Su ile istinca edenler ve gecenin hepsini uyumayan­lar bir kısmında ibadete kalkanlardır." dedi. [109]

 

3639-Ubeyd b. Umeyr Rasulullah'a: "Salihler (dolaşanlar) kimlerdir?" diye sordu. Rasulullah ta:"Oruç tutanlardır" dedi. [110]

 

3640- Enes'ten Rasulullah münafıkların başı Abdullah b. Übey'in cenaze namazını kılmak istediğinde Cebrail gelip onu elbisesinden tuttu, çekti ve ona: "Onlardan ölen hiçbirinin namazını asla kılma ve kabrinin başında da durma."  (Tevbe: 9/84) ayetini söyledi.  [111]

Bu hadis gerçekten çok zayıftır. Çünkü sahihi Buhari ve Müslim'de İbni Ömer'in hadisinde Rasulullah'ın onun üze­rine namaz kıldığı rivayet edilir ve bu ayet bu olaydan son­ra nazil olmuştur.

 

3641- Zeyd b. Vehp'ten Huzeyfe şöyle diyordu: "Münafıklardan birisi öldü ve ben üzerine cenaze nama­zı kılmadım. Ömer bana:"Neden üzerine namaz kılmadın" diye sordu. Ben: O da onlardandır (münafıklardan) dedim. Ömer: "Allah için söyle ben de onlardan mıyım?" dedi. Ben: "Hayır dedim ve Ömer ağladı." [112]

 

3642- Hâsan'dan, "Ey peygamber kafirlerle ve manfıklarla cihat et" (Tevbe: 9/73) Ayeti hakkında şöyle dedi:

"Kafirlerle cihat, kılıç iledir münafıklarla cihat ise dil ile­dir." [113]

 

3643- Cabir b. Abdullah şöyle dedi: "Ben Mecscid-i Dırar'ın üzerinde gündüz açık olarak duman çıktığını gördüm. [114]

 

3644- İbni Abbas'tan, "Altını ve gümüşü saklayanlar." (Tevbe: 9/34) Ayeti nazil olunca bu müslümanlara ağır geldi ve: "Hiçbirimiz arkasında çocuklarına bırakacak bir mal bı­rakamaz" dediler. Ömer: "Ben sizi bundan kurtarırım" dedi ve hep birlikte Rasulul­lah'ın yanma geldiler ve İbn Ömer: "Ya Rasulallah bu ayet ashabına ağır geldi" dedi. Rasulul­lah şöyle dedi:

"Bizler zekatı fazla mallarınızın üzerine farz kıldık. Sizler öldükten sonra da mallarınıza mirası farz kıldık ve dilediğiniz kadar bırakın." Bunun üzerine Ömer tekbir getirdi. Rasulullah ona: "Kişinin sakladığı en güzel şeyi size haber vereyim mi?" dedi ve: "Safiha bir kadın kişinin sakladığı en güzel bir hayır­dır. Ona baktığı zaman onu sevindirir ona emrettiği za­man ona itaat eder. Ve yanında olmadığında izzetini ve namusunu korur."  [115]

 

3645- Seleme b. Ekva'dan Rasulullah:"Allah rasulu ve müminler sizin yaptıklarınızı göre­ceklerdir."                                               (Tevbe: 9/105) ayetini okudu.  [116]

 

3646- Enes'ten Ebu Talha Tevbe 41 okudu "Hafif ve ağır olarak yani silahlı ve silahsız binekli ve bineksiz kolay ve zor ne durumda olursa olsun topluca savaşa çıkın mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (Tevbe: 9/41) Ayetini okudu ve şöyle dedi"Allah Teala bu ayette hiç kimseyi mazur bırakma­mıştır."dedi ve Şam'a doğru çıktı. Orada ölünceye kadar Allah yolunda cihat etti. [117]

 

3647- Ebu Akil geceleyin kuyudan su çekti. Bunu hurma­dan iki sa'a karşılığı yaptı. Birisini ailesine, diğerini de Rasulullah'a getirdi ve bununla rabbinin rızasını istedi. Bu­nu Rasulullah'a söyledim bana şöyle dedi:

"Hurmaları mescide saç" Bunun üzerine münafıklar onunla dalga geçtiler ve alay ettiler. Ve Allah bu fakir miskinin bir sa'a hurmasına ihti­yacı yoktur dediler. Onların bu sözleri üzerine Allah Teala "Gönlünden sadaka veren müminleri çekiştiren ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlarla alay edenleryokmu işte asıl Allah onlarla alay eder ve onlar için acıklı bir azap vardır."  (Tevbe: 9/79)  ayetini nazil etti. [118]

 

Yunus Suresi:

 

3648- Abdullah b. Amr'dan Rasuhıllah şöyle buyurdu: "Kim Allah yolunda bir tekbir getirirse güneşi gördüğü­nüz gibi sabah akşam ikram ve izzet sahibi rabbinize bakar­sınız onu görmekte asla şüpheye düşmezsiniz. Onun ni­metleri ve ikram ettiği şeyler çoktur. Allah Tealanın, "İhsan sahipleri için (yani la ilahe illallah diyenler için) güzellikler (yani cennet) ve fazlası (yani Allah'ın yüzüne bakmak) vardır."   (Yunus: 10/62)  ayetinde dediği gibi.  [119]

 

3649- İbn Ömer'den Rasulullah, "İşte bunun ile sevini­niz" yani bu topladıklarınızdan daha hayırlıdır demektir. [120]

 

Hud Suresi:

 

3650- İkrime'denEbubekir: "Ya Rasulallah seni ihtiyarlatan nedir?" diye sordu. Ra­sulullah: "Beni ihtiyarlatan, Hut, Vakıa, Murselat, Nebe ve Kuvviret sureleridir" dedi [121]

Bir diğer rivayette: "Beni hud suresi ve kardeşleri ihtiyarlattı."  dedi.

 

3651- Dahhak b. Kays'dan, "Bizim mallarımızda sen dilediğin şekilde tasarruf edersin."  (Yunus: 10/87) ayetini okudu.

 

Yusuf Suresi:

 

3652- Sad,"Biz sana en güzel hikayeleri anlatırız." (Yusuf: 12/3) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Allahu teala rasulüne Kur'an'ı indirdi aradan bir sure geçtikten sonra: "Ya Rasulallah bize hikayeler de anlatsan" dediler. Al­lah Teala da Yusuf suresini indirdi. Daha sonra Rasulullah bunu sahabelerine okudu aradan bir müddet geçtikten son­ra: "Ya Rasulallah bize bir şeyler anlatsan" dediler. Allah Te­ala ayetini nazil etti. "Allah en güzel sözleri indirdi bütün bunları Kur'an anlattı."   (Zümer: 39/23) Ayetini nazil etti. Sonra aradan bir zaman geçti sahabe­ler; "Bize öğütler versen" dediler. Allah Teala da, "Ne zaman iman edenlerin Allah'ın zikri ile kalpleri  titreyecek."  (Hadid: 57/13) Ayetini indirdi. [122]

 

3653- Cabir'den Yahudi'lerden bir adam Rasulullah'ın yanma geldi ve: "Ya Muhammet Yusuf'un gökyüzünde gördüğü kendi­sine secde eden yıldızlardan bana haber ver. İsimleri neler­dir" diye sordu. Rasulullah o gün ona cevap vermedi. Son­ra Cebrail ona geldi haber verdi. Rasulullah da yahudiye bir adam göndererek ona yanma gelmesini söyledi. Yahudi ge­lince ona: "Sana isimlerini söylediğim zaman müslüman ola­cak mısın?" diye sordu. Sonra da şöyle dedi: "Yusuf'un rüyada gördüğü yıldızların isimleri Tarık, Zeyal, Ceryan, Ketfan, Kabis, Vesab, Amudan, Felik, Mesbah, Deruh ve Zulvereh'dir." Yahudi adam: "Allah'a yemin olsunki gerçekten bunlar isimleridir" dedi. Rasulullah: "Yusuf bunları rüyasında görünce babasına anlattı. Bababsı ona bu dağınık bir iştir Allah daha sonra onla­rı bir araya getirecektir" dedi. Sonra da:"Güneş Yusuf'un babası ay da anası olarak yoru­mlandı."  [123]

 

3654- îbni Abbas Yusuf kirkdörtte geçen "Karışık rü­yalar" in yalan rüyalar olduğunu söyler. [124]

 

3655- İbni Abbas, "Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı." (Yusuf: 12/31) Ayeti hakkında; "yani onların eline turunç meyvesi ver­di." dedi. [125]

 

3656- Said b. Cübeyr Yusuf yetmişikide geçen "Padi­şahın tası" "yani farsların içinden su içtiği taslar" dedi.[126] 

 

3657- Hasan tas ve su kabı aynı şeylerdir onlarda su içilir dedi.  [127]

 

3658- îbn Abbas şöyle dedi: "Yusuf üç şey ile ayıplandı, Bir "Beni rabbinin yanında an ancak şeytan adama Yusuf'u anmayı unutturdu" diğeri "Eğer o çaldı ise daha önce onun kardeşi de çalmıştı" Üçün­cüsü "Bu ona gıyabında ihanet etmediğimi bilmesi için­dir" Cebrail ona ne de kadınla başbaşa kaldığın zaman de­di ve "ben nefsimi arındırmıyorum" [128]

 

Rad Suresi:

 

3659- Ameş Şuayb'm şöyle dediğini söyledi: "Ey Allah'ım eğer bizi kadında şakilerden yazmışsan bizi sil ve saidlerden eyle eğer bizi mutlulardan yazmışsan bizi onda sabit kıt çünkü sen dilediğini siler dilediğni bıra­kırsın senin katında kitapların anası vardır.  [129]

 

3660-  Salim babasından rivayetle Rasulullah şu ayeti okudu: "Onun yanında kitap ilmi vardır." [130]

 

3661- Kelbi'den, "Allah dilediğini siler, dilediğini de bırakır ve onun katında kitabın da aslı vardır."      (Rad:13/39)Ayeti hakkında şöyle dedi: "Allah ecel gibi dilediği şeyleri siler veya arttırır." [131]

 

Hicr Suresi:

 

3662- îbn Abbas ayette geçen "ömrün" kelimesine haya­tın manası verdi.[132]

 

3663-  İbn Abbas'tan Allah Teala'nm yarattıkları ara­sında Muhammed kadar değerli kimse yoktur. Çünkü ben Al­lah in onun hayatından başka kimsenin hayatına yemin et­tiğini görmedim ve işitmedim. "Senin ömrüne yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayacaklardır ve kalacaklardır." (Hicr: 15/72) [133]

 

Nahl Suresi:

 

3664- Ebu'l Mütevekkil'den. Rasulullah Ammar b. Yasir'i müşriklerin kuyusundan su alması için gönderdi. Etra­fında sıraya dizili üç saf vardı. Ammar testisini doldurdu son­ra döndü. Birinci sıraya gelince onu aldılar. Ammar: "Beni bırakın arkadaşlarınıza su götürüyorum" dedi ve onu bıraktılar. İkinci sıraya gelince onlar da onu tuttular ve Ammar onlara ilk söyledikleri gibi söyledi ve onlar da bı­raktılar üçüncüsüne gelince küfür kelimesini söyleyinceye kadar onu bırakmadılar. Sonra Rasulullah atlı kimseler gön­derdi ve onu müşriklerin elinden kurtardı sonra da: "İnandıktan sonra Allah'a nankörlük eden kalbi iman dolu olduğu halde inkara zorlanan kimse hariç." (Nahl: 16/106) Ayeti nazil oldu. [134]

 

3665- Mesruk Abdullah'tan anlatıyor. Muaz b. Cebel tek başına Allah'a samimiyetle beyat eden bir ümmetti. Ferve der ki;"O İbrahim'i unuttu. Fakat Abdullah "Hayır unutmadım biz onu İbrahim'e benzetiyorduk" dedi. Abdullah'a: "Ümmet nedir?" diye soruldu. O: "Hayrı öğreten ve samimiyetle rabbine kulluk eden kim­sedir" dedi.  [135]

 

3666- Abdullah, "Onlara azap üzerine azap arttırırız." (Nahl: 16/88) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Kuyrukları hurma ağaçlan gibi uzun olan, akrepleri  çoğaltırız." [136]

 

3667- îbn Abbas, "Onlara azap üzerine azap arttırırız." (Nahl: 16/88) Ayeti hakkında şöyle dedi:

"Gündüzleri kaynar su geceleri birbirleriyle azap ettiri­riz" dedi.  [137] 

 

İsra Suresi:

 

3668- İbn Abbas'tan Allah Teala bu Kur'an'ı nebisinin dili üzere indirdi. "Rabbin ona hiçbirşeyi ortak koşmamanı emretti."[138]

 

3669- Muğire, "Biz Musa'ya açık dokuz mucize verdik." (İsra: 17/101) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Elini koynuna koyup beyazlaşması, asasının yılana dö­nüşmesi, kıtlık, tufan, çekirge, bit, pire, kurbağa, kan ve ürü­nün eksilmesi."[139]

 

 3670- Ebu Salih yukardaki ayeti aynı manada tefsir eder.

 

3671- İbni Abbas,"Namazında pek bağırma pek de sesini kısma." (İsra: 17/110) ayeti hakkında şöyle dedi: "Sahabeler:"Ey Allah'ım bana merhamet et" diyerek yaptıkları du­ada seslerini yükseltiyorlardı. Bu ayet nazil olunca sesleri­ni kıstılar.[140]

 

Kehf Suresi:

 

3672- Ömer b. Hattab'tan Rasulullah şöyle buyurdu: "Bana vahyedildiki kim bir gecede Kehf suresinin son ayetini okursa Aden'den (YemenMen) Mekke'ye ka­dar ona bir nur olur ve meleklerle doludur. Kehf'in son ayeti: "Kim rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa iyi iş işle­sin ve rabbine yaptığı ibadette hiçbirşeyi ortak koşma­sın.» (Kehf: 18/110) [141]

 

3673- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Allah kime mal çocuk gibi nimetler verir ve o da ma-şa'allah la küvette illa bilah (Allah'ın dilediği olur Allah'­tan başka hiçbir kudret ve kuvvet sahabi yoktur) derse ölüm hariç onlara hiçbir afet ve musibetin ulaştığını görmez.""Bahçene girdiğin zaman maşaallah la kuvvete illa billah deseydin."  (Kehf: 18/29)Bunu yukarda geçen ayete bianaen söyledi. [142]

 

3674- Enes'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim hoşuna giden bir şey görür ve maşaallah la kuvvete illa billah derse o şeye bir zarar dokunmaz." [143]

 

3675- Abdullah b. Amr'dan Rasulullah güneşin battığı­nı görünce şöyle dedi: "O Allah'ın kızgın ateşindedir. O Allah'ın kzgın ate­şindedir. Eğer Allah'ın emrinden dışarı çıksa yeryü­zündeki herşey helak olurdu." [144]

 

3676- Hişam b. Yusuf'tan, "Nihayet iki set arasına ulaşınca onların önünde hiç söz anlamayan kavim buldu."  (Kehf: 18/93) ayeti hakkında şöyle dedi: "Öyle bir şehir ki onikibin kapısı vardır. Eğer oradakilerin sesleri olmasaydı güneş battığı zaman insanlar onların seslerini işitirdi. Rasulullah şöyle buyurdu: "Orada hiç görmediği binaların yapıldığını görür­sün. Güneş doğduğu zaman batıncaya kadar içeriye ka­panırlar."  [145]

 

Taha Suresi:

 

3677-  Ebu Said'den ayette geçen sıkıntılı yaşam kabir azabıdır. [146]

 

3678- Ebu Hureyre'den aynı manada bir söz rivayet edi­lir. [147]

 

3679- İbn Abbas "Taha" ey adam anlamındadır dedi. [148]

 

3680-  İbn Abbas'tan buzağı böğürdüğünde ona secde ederler sustuğunda da başlarını kaldırırlardı. [149]

 

3681- Dahhak onlara böğüren bir buzağı heykeli yaptı de­di. Görmüyor musun buzağı onlarla konuşmuyor ve onlara yol götermiyor dedi.  [150]

 

3682- Ebu Rafi'den Rasulullah'rn yanma misafir geldi bi­risini bir yahudinin yanına gönderip ona: "Rasulullah sana diyor ki; "Bize Receb'e kadar birşeyler ver diyor" dedi. Ben ona Rasulullah'm sözünü söyleyince o: "Allah'a yemin olsun ilk bana rehin birşey vermeden ona hiçbirşey vermem." Ben tekrar Rasulullah'm yanma dö­nüp söylediklerini ona söyledim. Rasulullah: "Allah'a yemin olsun ki eğer bana satsaydı veya borç verseydi elbette borcunu öderdi. Çünkü ben gökte de gü­venilir biriyim yeryüzünde de. Benim şu demirden yapı­lı zırhımı götür" dedi. Ben zırhı alıp gittikten sonra Rasu-lullah'a sabrı teşvik ederek şu ayet nazil oldu: "Onlardan bazı zümrelere denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rız­kı daha hayırlı ve daha süreklidir."  (Taha: 20/131) [151]

 

Hacc Suresi:

 

3683- Abdullah şöyle dedi: "Kim bir kötülük işlemeye azmederse ancak yapmazsa a-leyhine hiçbir şey yapzılmaz sonra da,"Kim Kabe'de zulüm ile haktan satmak isterse ona acı bir azap tattırırız."  (Hacc: 22/25)ayetini okudu. [152]

 

3684- Mücahid'den Selman anlatıyor. Rasulullah'a da­ha önce beraber olduğumuz bazı dindar kimselerden bahset­tim. Namaz, oruç ve ibadet şekillerini anlattım. Bunun üze­rine, "İnananlar, yahudüer, hristiyaniar, sabiiler ve mecu-siler ile Allah'a ortak koşan müşrikler arasında hükmü Allah kıyamet günü verecek hak ile haksızı ortaya çıka­racaktır. Şüphesiz Allah herşeye şahittir."  (Hacc: 22/17) ayeti nazil oldu.  [153]

 

3685- Mücahid'den İbni Ömer biri Mekke'de, diğeri dı­şında iki kubbe yaptı. Ona "Amcaoğulların ile ailenin yanında onlarla beraber olsan" dediler. O: "Hayır Mekke'de kalacağım" dedi ve şöyle ekledi: "Bize Mekke'de (hayır) demek bile haktan yüz çevirmek ve satmak olduğu haberi verildi." [154]

 

Mü'minun Suresi

 

 3686-  Amir'den Zeyd b. Sabit anlatıyor. Ben mü'minun suresi oniki ile ondört ayetlerini yazıyor Rasulullah da bana okuyordu: "Andolsun biz insanı çamurdan yarattık. Sonra onu bir nutfe olarak sağlam bir karar yerine koyduk (sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık)." Ayetine gelince Muaz b. Cebel şöyle dedi: "Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir." Muaz'ın bu sözü üzerine Rasulullah güldü ona: "Neden güldün ya Rasulallah" diye sorulunca. Rasulul­lah: "Bu ayet Muaz'ın dedikleri sözler Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir) ile bitti" dedi. [155]

 

3687- Sevri Mü'minun yüzaltıda geçen "şikvetuna" ke­limesi kaza ve kader anlamındadır. Sevri'ye göreayet meali "yarabbi kaderimiz bize galip geldi"  [156]

 

Şuara Suresi:

 

3688- İbrahim,"Şehre insanları toplaycılar gönder" (Şuara: 26/36) "Ayetini yani askerler gönder" dedi. [157]

 

3689-  İbni Mesud'dan İsrailoğulları Mısır'a yetmişüç kişi olarak girdiler. Çıktıklarında da altıyüzbin kişi idiler. Firavn bu nedenle onlara,"Şu İsrailoğulları küçük bir gruptur." (Şuara: 26/54)  [158]

 

3690- Mücahid, ve secde edenler arasında eğilip doğrulurken." (Şuara: 26/219) Ayeti için şöyle dedi:

"Rasulullah namazda önündekileri gördüğü gibi arkasın­dakileri de görürdü .[159]

 

3691-Ubeydullahb.Ka'b,"Şairlere ancak azgın kimseler uyar." (Şuara: 26/24) ayeti inince Rasulullah şöyle dedi: "Mümin kişi eliyle cihad ettiği gibi diliyle de cihad e-der Allah'a yemin olsun ki siz şairler sanki küfre oklar atıyorsunuz."  [160]

 

3692- Ümmü Ata anlatıyor. "Yakın akrabalarını korkut."  (Şuara: 26/214) Ayeti inince Rasulullah Ebu Kays tepesine çıktı ve:"Ey Abdümenafoğulları ben size gelen bir korkutu­cuyum" diye selendi. Sonra Kureyş geldi Rasulullah onları da ce­hennemle korkuttu ve oraya girmekten sakındırdı. Ancak Kureyş: "Sen peygamber olduğunu ve sana vahiy geldiğini mi sa­nıyorsun? Süleyman'a rüzgar ve dağlar emrine verildi. Mu­sa'ya deniz yarıldı. İsa ölüleri diriltti sen de peygambersen Allah'a dua et şu etrafımızdaki dağları düz bir ova haline ge­tirsin. Bize yerden pınarlar fışkırtsın ki bizler ekip biçelim ve yiyelim veya Allah Tealaya dua et te ölülerimizi dirilt­sin, biz onlarla onlar da bizimle konuşsun veya Allah'a dua et te şu altındaki kayayı altına çevirsin, ondan parçalar koparıp zengin olalım, yaz ve kış seferlerinden kurtulalım sen kendini geçmiş peygamberler gibi mi sanıyorsun?" de­diler. Bizler bu şekilde Rasulullah'ın etrafında iken ona vahiy belirtileri geldi sonra da mutluluğu yüzünden okun­du ve şöyle dedi: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki benden istediklerinizi Allah gerçekleştirecek ve eğer dilersem he­men gerçekleştirecek ancak bu isteklerinizi yerine getirir sonra da siz beni tastık etmeyip inkar ederseniz Allah hiç kimseyi cezalandırmadığı şekilde sizi en şiddetli azabla cezalandırır."

"Bizi mucizeler göndermekten alıkoyan şey öncekilere gelen mucizeleri yalanlamalarıdır. Semud kavmine açık bir mucize olarak dişi deveyi gönderdik. Ancak o zulmetmelerine neden oldu. Deveyi boğazlayıp kendile­rine yazık ettiler. Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz."  (İsra: 17/59) Ayeti nazil oldu. Rasulullah şöyle devam etti: "Allah Teala beni bu isteklerinizi yerine getrimekle rahmet kapısından içeri girip inananlarınızın inanması arasında serbest bıraktı sizler için rahmet kapısını seç­tim artık dileyen iman eder, dileyen inkar eder."

 

Nur Suresi

 

3693- Zufer'den, "Eğer size "dönün" denilirse siz de dönün bu sizin için daha temizdir. Ve Allah yaptıklarınızı bilendir."(Nur: 24/28) Ayetini okudu ve şöyle dedi:  "Rasulullah'dan şöyle işittim: "Eğer size dönün denilirse dönün ben bazı kardeşle­rimin yanına girmek için izin isterdim bana dönün denin­ce döner ve bundan sıkılmazdım."  [161]

 

3694-  İbni Abbas Nur kırküçde geçen "kisefen" keli­mesine parça parça kılıp birini diğerini üzerine koyan "vede" kelimesine yağmur anlamım "hilalinim" kelimesine de arasından diye mana verdi.   [162]

 

3695- Aişe anlatıyor ben ve Misteh'in annesi bir ihtiya­cımız için dışarı çıktık. Kadın kocasına "geberecise" deyin­ce Aişe ona: "Rasulullah'ı seven birisine böyle söylemen ne kadar çir­kindir" dedi. Sonra da şöyle dedi: "Benim beri olduğum hakkında ayet nazil olunca anne ve babam bana: "müjdeler olsun, müjdeler olsun" dediler ve kalkıp beni öpmeye başladılar. Ancak ben onları göğüslerin­den itip ne size ne de arkadaşınıza (peygambere) teşekkür ederim. Sadece benim temiz olduğumu bildiren Allah Tealaya hamdederim. Sizler benim hakkımda hüsnü zan etmeyip sui zan ettiniz" dedi. [163]

 

Furkan Suresi

 

3696- Hasan, "Size sevinmek yasaktır." (Furkan: 25/22) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Bir kadın hoşlanmadığı birşey gördüğünde 'bana se­vinmek haram olsun' derdi .[164]

 

Kassas Suresi:

 

3697-Ebu Said el-Hudri şöyle dedi: "Kassas seksenbeşte geçen 'meat' kelimesi ahiret anla­mındadır." [165]

 

Rum Suresi:

 

3698- Bera anlatıyor. "Yeryüzünde rumlar yenildiler ancak birkaç yıl içe­risinde onlar yenecekler."  (Rum: 30/1-3) Ayeti nazil olunca bazı müşrikler Ebubekir ile karşılaş­tılar ona: "Arkadaşını görmüyormusun Rum'ların Fars'ları yene­ceğini zannediyor" dediler. Ebubekir: "O dediyse doğru söylüyor" dedi. Müşrikler: "Bahse girelim mi?" dediler. Ebubekir: "Evet" dedi. Sonra da Rasulullah'ın yanına gitti ve ona durumu bildirdi. Rasulullah: "Bu bahse girişmekle neyi kastettin'.' dedi. Ebubekir: "Allah ve Rasulunun doğruluğunu tastik İçin yaptım" de­yince Rasulullah: "O halde onlarla bahse gir ve hisseyi oldukça üstün tut yıl olarak da üç ile dokuz arası belirle. Bu yıllar daha ol­madan Rumlar Fars'ları yeneceklerdir."dedi. Ebubekir bunun üzerine müşriklerin yanına geldi ve onlarla bahse girdi hisseyi oldukça büyük yaptılar daha bir­kaç yıl geçmeden Rum'lar Fars'ları yendiler ve Ebubekir bahse girişilen hisseyi alıp Rasulullah'a getirdi Rasulul­lah:"İşte asalet ve seçkin mal budur" dedi. [166]

Secde Suresi:

 

3699- Tavus şöyle dedi: "Secde ve Mülk sureleri Kur'an'daki diğer surelerden alt­mış derece daha faziletlidir.[167]

 

 3700- Aişe'den Rasulullah her gece secde suresini okur­du. [168]

 

Ahzab Suresi:

 

3701- Amr b. Dinar'dan Ömer bir himetçisinin yanın­da (Peygamber onların babalan, onun hanımları ise anala­rıdır) yazılı bir levha görünce ona (Peygamber onların ba­balarıdır) cümlesini silmesini emretti. Fakat hizmetçi: "Allah'a yemin ederim ki bunu asla silmeyeceğim çün­kü bu cümle Ubey b. Kab'ın yanındaki mushafta vardır" de­di. Ömer hemen Ubey'in yanına gitti Ubey: "Ya Ömer sen pazarda ticaretle meşkulken ben Kur'an'la meşgul oluyorum" dedi. [169]

 

3702- Bera, "Onlarla karşılaştıkları gün selamlaşmaları onlara se­lam demeleridir."  (Ahzab: 33/44) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Ölüm meleği herhangi bir müminin canını ona selam vermeden almaz."[170]

 

 3703- Ali şu ayet hakkında şöyle dedi: "Musaya eziyet edenler gibi olmayın Allah Musa'yı on­ların dedikleri iftiradan temize çıkardı." Yani Musa ve Ha­run'la birlikte dağa çıktılar orada Harun kendi eceli ile öl­dü İsrailoğulları Musa'ya kardeşini sen öldürdün diyerek if­tira ettiler   (3465 nolu hadise bakın) [171]

 

3704-  Ebu'I Hamra anlatıyor. Rasulullah ile sekiz ay beraber oldum her namaza çıktığında veya sabah namazına çıktığında Fatıma'nın yanından geçer ve: "Size selam ey ev halkı" derdi. Bununla "Ey peygamberin ev halkı ve ehli beyti Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor." (Ahzab: 33/33) Ayetini kastederdi. [172]

 

3705- Ebu Humra anlatıyor. Medine'de yedi ay Rasul­ullah döneminde gözcülük yaptım. Rasulullah her sabah namazına çıktığında Ali ile Fatırna'mn kapısının önünden ge­çer onlara: "Namaza namaza. Ey peygamberin ev halkı Aİlah Teala sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak isti­yor." Mealindeki ayeti okuyordu. [173]

 

3706- Ebu'I Hamra'dan Rasulullah yedi ay beraber oldum her sabahladığında Ali ile Fatıma'nın kapısına gelir ve on­lara:"Allah sîze merhamet etsin namaza kalkın" derdi. [174]

 

Müsedded:

 

3707- Ukbe b. Sehban anlatıyor. Aişe'ye Fatır 32 hakkın­da sordum. "Sonra kitabı kullarımız arasında seçtiklerimize mi­ras kıldık. Onlardan kimi nefsine zulmedenler, kimi or­ta yolda gidenler, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçenlerdir. İşte büyük lütuf ta budur."(Fatır: 35/32) Aişe bana şöyle dedi: "Ey oğul bütün bu sınıflar cennettedir. Hayırda öne ge­çenler Rasulullah döneminde yaşayıp Rasulullah kendileri­ne cennetle ve nimetlerle şehadet ettiği kimselerdir. Orta yol­da giden onun ashabının yolundan giden kimselerdir. Nef­sine zulmeden ise benim ve senin gibi kimselerdir" dedi Uk­be Aişe nefsini bizimle birlikte saydı.[175]

 

Müsedded

 

3708- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim bir gecede yasin suresini okursa günahı bağış­lanmış olarak sabahlar." [176]

 

3709- Ubey b. Kab'dan Rasuîullah şöyle buyurdu: "Kim Yasin suresini okur ve bununla Allah'ın rı­zasını dilerse Allah onun günahlarını affeder. Kim Ya­sin suresini okursa Kur'an'i oniki defa hatmetmiş gibi se­vap alır. Kim ölüm anında Yasin suresini okursa cennet bekçileri olan Rıdvan melekleri ona cennetten bir yudum su getirirler ve güzelce ölünceye kadar ona yatağının üzerinde içirirler, sonra da güzelce o kişi diriltilir." [177]

 

3710- Ebu Malik'ten Ubey b. Halef rengi değişmiş bir ke­mik Rasulullah'm yanına getirdi. Onu avııcuyla ufaladıktan sonra şöyle dedi: "Ey Muhammed bu kemikler çürüyüp ufaldıktan sonra Allah onları mı diriltecek?" dedi. Rasulullah: "Evet Allah onları diriltecek sonra da seni öldürecek ve tekrar seni diriltecek ve seni cehenenemine sokacak" dedi. Sonra da Yasin suresinin son ayetleri nazil oldu. "İnsan görmüyormu ki biz onu bir nutfeden yarattık. Şimdi de apaçık bir düşman kesiliyor. Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; "şu çürümüş kemikleri kim diriltecek" dedi. De ki "Onları ilk defa yaratan onu tekrar diriltmeye kadirdir ve o her yaratmayı bilir." (Yasin: 36/77-79)  [178]

 

3711- Ali'den Rasulullah bana şöyle dedi: "Ey Ali Yasin suresini oku çünkü Yasin suresinde on çeşit bereket vardır. Aç olan okursa doyar, susuz olan okursa susuzluğu gider, çıplak kimse okursa giyi­nir. Bekar kimse okursa evlenir. Korkan kimse okursa emniyete kavuşur. Hapisteki kimse okursa hapisten çı­kar. Yolculuğa çıkan kimse okursa Allah yolculuğunda ona yardım eder zorlukları kolaylaştırır. Bir şeyini kay­beden okursa kaybettiğini bulur. Hasta kimse okursa şi­fa bulur. Ölünün yanında okunursa azabı hafifler." [179]

 

Saffat Suresi:

 

3712- Ömer şöyle dedi: "Saffat ikide geçen "ezvacen" kelimesi benzerleri anla­mındadır."  [180]

 

Sad Suresi:

 

3713- İbni Abbas anlatıyor başımıza öyle bir zaman gel­di ki, "Akşam sabah onunla beraber teşbih eder." (Sad: 38/18) Ayetinin ne manaya geldiğini bilemiyorduk. Ta ki insan­ları kuşluk namazı görünce anladık.[181]

 

3714- İbni Ömer'den Ömer sad suresinde secde etti.[182]  

 

3715- Mücahid'den, "Onlardan bir grup yürüyün ilahlarınıza bağlı kalın çünkü bu sizden istenilen birşeydir." (Sad: 6/38)Ayeti Ukbe b. Ebu Muid hakkında nazil oldu.[183]  

 

3716- Mücahid Sad yedide geçen "millet'il ahire" den ka­sıt hristiyanlıktir. [184]

 

3717-  Sevban'dan Rasulullah'ın yanına geldim şöyle diyordu: "Bu gece rabbim en güzel bir surette bana geldi rü­yamda gördüm ve sonunda şöyle dedi: "Ey Allah'ım se­nin sevgini seni sevenlerin sevgisini ve sana ulaştıracak sevgiyi senden diliyorum."  [185]

 

3718- Ebu Umame'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Rabbim bu gece en güzel surette bana geldi ve: "Ey Muhammed" dedi. Ben: "Buyur yarab" dedim. Allah:"Biliyor musun melei ala'da melekler neden çekişi­yorlar" dedi. Ben: "Hayır bilmiyorum yarab" dedim. Bunun üzerine Allah elini göğsüme koydu onun soğukluğunu omuzla­rımda hissettim. Sonra elini omuzuma koydu onun da so­ğukluğunu göğsümde hisettim. Sonra:"Ey Muhammed" dedi. Ben: "Buyur Ey Allah'ım" dedim. O: "Mele-i aladaki melekler neden çekişiyorlar biliyor musun?"dedi. Ben: Dereceleri yükselten ve günahları örten şeylerde çekişiyorlar" dedim. Dereceleri yükselten zorluklara rağ­men güzelce abdest almak, cemaatlere yürümek ve na­mazdan sonra tekrar namazı beklemektir. Günahları örten ise yemek yedirmek, selamı yaymak ve insanlar uyurken geceleyin kalkıp namaz kılmak. İşte kim bun­ları yaparsa mutlu olarak yaşar ve annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınır. Sonra bana: "Ey Muhammed benden güzel ameller işlemeyi, kötü­lükleri terketmeyi, miskinleri sevmeyi ve bir kavmi he­lak etmek istediğinde bana ulaşmadan seni öldürmemi benden dile" dedi." [186]

 

Zümer Suresi:    .

 

3 719- Osman b. Avfan'dan Rasulullah'a, "Göklerin ve yerlerin anahtarları onundur." (Zümer: 39/63) Ayeti hakkında sordum. Rasulullah: "Senden önce bu soruyu soran kimse yoktur. Onun tefsiri: "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, o en bü­yüktür, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. Ve sadece o hamde ve öğülmeye layıktır. Ondan günahlarımı bağış­lamasını dilerim, ondan başka hiçbir kuvvet ve kudret sahibi yoktur, o ilktir ve sondur. O açıktır ve gizlidir. Bü­tün iyilikler ve hayırlar onun elindedir, o diriltir ve o öl­dürür ve o herşeye gücü yetendir." Kim bunları her sa­bahladığında on defa okursa ona on haslet verilir. İlki İb­listen korunmaktır. İkincisi tonlarca sevap verilir. Üçün­cüsü cennetteki derecesi yükselir. Dördüncüsü Huru'l Ayn'ler ile evlenir. Beşincisi ona onikibin melek verilip ona istiğfar ederler. Altıncısı Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an'ı okuyan kimselerin sevabı gibi ona sevap veri­lir. Ona bu sevaplarla birlikte haccedip umre yapan ve hac ile umresi kabul olan kimselerin sevabı verilir. Ve eğer o gün ölürse ona şehitler gibi muamele yapılır." dedi.  [187]

 

3720- Ebu Hureyre'den Osman b. Afvan'a, "Göklerin ve yerin anahtarları onun elindedir." Ayeti hakkında soruldu şöyle dedi: "Rasulullah'tan şöyle işittim: "Allah bütün noksan sıfatlardan münezzeh olup bü­tün kemal sıfatlarla muttasıftır, hamde layık sadece odur ondan başka hiçbir ilah yoktur ve Allah en bü­yüktür." İşte göklerin ve yerin anahtarları budur, (La havle vela kuvvete illa billah). Allah'tan başka hiçbir kuvvet ve kudret sahibi yoktur cümlesi ise Arş'ın hazi­nelerinden bir hazinedir." [188]

 

3721- Ebu Hureyre'den Rasulullah Cebrail'e, "Sura üflenmiş, göklerde ve yerde olanlar yerde ba­yılmışlar. Ancak Allah'ı dilediği sarsılmamıştır. Sonra ona bir daha üflenmiştir sonra onlar ayağa kalkıp bakı­yorlar." (Zümer: 39/68) Ayetinin anlamım sordu. Rasulullah: "Ayette geçen Allah'ın kendilerini sarsmak istemedi­ği kimseler kimlerdir?" Cebrail: "Onlar kılıçlarını kuşanmış, Rahman'ın Arş'ı etrafında olan şehitlerdir. Kıyamet günü melekler mahşerde onları in­cilerle süslü, ipekten daha yumuşak elbiseler içinde karşı­larlar. Ve cennette dilediği kadar dolaştıktan sonra haydi rabbimizin yanına güdelim. Kullar arasında nasıl hüküm veri­yor bakalım derler. Allah'ın kullarına güldüğü bir esnada ge­lirler. Allah bir yerde kulunu gördü mü artık onu hesaba çek­mez  [189]

Fusilet Suresi:

 

3722- Ebubekir'den, "Rabbimiz Allah'tır deyip sonrada dosdoğru istika­met sahibi olanlar."  (Fussilet: 41/30)Ayeti hakkında şöyle dedi: "onlar Allah'a hiçbirşey şirk koşmayan kimselerdir."[190]

 

Şura Suresi:

 

3723- Ali'den Rasulullah bir ayeti okudu. Onu öyle gü­zel tefsir etti ki dünyadaki herşeyden daha tatlı idi. "Başınıza gelen musibet elinizle kazandıklarnızdandır ama çoğunu affeder."  (Şura: 42/30) Sonrada şöyle dedi: "Allah Teaîa dünyada kimi bir günahından dolayı muaheze ederse Allah Teala o kulunu tekrar o günahtan dolayı ahirette cezalandırmaz Allah'ın dünyada affe­dip cezalandırmadığı şeyi ahirette onu muaheze eder dilerse affeder  [191]

 

3724-  Zübab b. Murre'den Ali arkadaşlarıyla birlikte konşurken onlara şöyle dedi: "Rasulullah'dan işittim dedi sonra kalktı ve onlara izah etmedi. Ama sonra onlara acıdı ve şöyle dedi: "Size söyleyeyim mi?" dedi. Onlar: "Sen Rasulullah'tan işittiğini bize söylemedikçe senden ayrılmayız" dediler. Rasulullah şöyle buyurdu: "Başınıza gelen bir musibet elinizle kazandıklarınız-dandır. Ama işlediklerinizin çoğunu affeder. Allah bir şe­yi affetti mi artık tekrar dönüp o şeyden dolayı cezalan­dırmaz."  [192]

 

3725- Ebu Said'den,"Yakın akrabalarının hakkını ver." (İsra: 17/26) Ayeti nazil olunca Rasulullah Fatıma'yı çağırdı ve ona birşeyler verdi. [193]

 

3726- Seleme b. Sebure'den Muaz b. Cebel hutbesinde şöyle dedi: "Sizler müminsiniz ve sizler cennet ehli kimselersiniz. Ve ben Rumlar ve Fars'lardan cennete girecek kimseler umu­yorum. Sizden biriniz bir amel işlediği zaman sizler ona ne güzel yaptın Allah mübarek kılsın ve bereketini artırsın di­yorsunuz. Allah Teala da şöyle buyuruyor."İman edip salih amel işleyen kimselerin, dualarını Al­lah kabul eder ve onlara fazlı kereminden daha fazlasını verir."   (Şura: '42/26) [194]

 

3727- Şabi'den, "De ki ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ancak bununla Allah'a yaklaşmayı arzu ediyorum. Ve­ya sizden yalnız akrabamı sevmenizi istiyorum. Veya sizden yalnız Allah'a yaklaşmayı sevmenizi istiyorum." Bu ayetten dolayı insanlar bize çok yakınlık gösterdiler. Bunun için İbni Abbas'a mektup yazdım İbni Abbas bana gönderdiği mektubunda şöyle yazıyordu: "Rasuluilah Kureyş'te ortanca bir nesebe sahipti öyle kr­onlardan bütün kabilelerden kimseler bulunuyordu Allah Te­aîa şöyle nazil etti: "De ki ben sizden bir ücret istemiyorum." Yani beni akrabanız olmamdan dolayı beni sevmeniz ve korumanız için sizi davet etmiyorum" dedi. [195]

 

3728- Ebu Muaviye'den Ömer minbere çıktı ve: "Ey insanlar sizden kim (ha mim ayn sin ve kaf) m tef­sirini Rasulullah'tan işitti. Aralarından İbni Abbas sıçradı ve: "Ben işittim" dedi. İbni Abbas: "Ha mim; Allah'ın isimlerinden bir isimdir "ayn" müşrikler bedir günü azabı gözleriyle gördüler "sin" zulmedenler nasıl bir inkılapla devrileceklerini bilecek­lerdir" dedi. Sonra "kaf * dedi ve oturup sustu Ömer: "Tekrar Allah için söyleyiniz sizden kim bu kelimenin manasını işitti. Bu sefer Ebuzer sıçradı ve İbni Abbas'ın söy­lediklerinin aynısı söyledi "kaf için: "Gökten insanlara ulaşacak çarpıcı bir sestir" dedi. [196]

 

Zuhruf Suresi:

 

3729- Cünade b, Ebi Umeyye'den Ömer b. Hattab Şam'a gelince Muaz'a: "Bu iş için ne hazırlığı gerekir" diye sordu. Muaz:"İhlasla itaat" dedi. Sonra da Rasulullah'dan şöyle işit­tim: "Kim üç şeyi yaparsa günah işlemiş olur. Haksız yere birşeye inanan, anne babanın hukukuna riayet etmeyen ve za­limle beraber yürüdüğü halde onu zulmünden alıkoyma­yan kimseler mücrimdirler. Ve Allah Teala da şöyle buyu­rur: "Bizler elbette müşriklerden intikam alacağız." (Secde: 32/22) [197]

 

3730- İbni Abbas, "O kıyametin kopacağını gösteren bir ilimdir." (Zuhruf: 43/61) Ayeti hakkında, "İsa'nın inişidir" dedi.[198]

 

Duhan Suresi:

 

3731- Ubey b. Kab'dan kim cuma gecesi Duhan suresi­ni okursa günahları bağışlanır. [199]

 

3732- Yunus Hasan'dan aynı manada bir söz rivayet eder. [200]

 

3733-  Enes b. Malik'ten Rasulullah şöyle buyurdu: "Her kişinin gökte muhakkak iki kapısı vardır. Biri­sinden işlediği ameller girer, diğerinden de işlediği amel­ler ve söylediği sözler çıkar öldüğü zaman bu kapılar sa­hiplerini kaybedince ağlarlar."Yer ve gök onlara ağlamadı."  (Duhan: 44/29) Ayetini okudu ve: "Yani firavn ve taraftarlarının helak oluşuna ağlama­dılar. Çünkü onlar yeryüzünde iyi ameller işlemediler ki yer ve gök onlara ağlasın onların hiçbir iyi ameli ve sö­zü göğe yükselmedi ki o kapılar onları kaybedip ağlasın­lar."  [201]

 

Ahkaf Suresi:

 

3734- İbni Ömer'den Rasulullah şöyle dedi: "Ad kavminin helak oluşunda rüzgar çöldekileri mal­ları ve hayvanları bile birlikte taşıyıp onları göğe yükselt­ti. Taki onlar "İşte bize yağmur verecek olan bulut" de­diler. O esnada gök çölde kaldırdığı kimseleri onların ba­şına döktü." [202]

 

3735- Hasan'dan Abdullah b. Selam müslüman olmak is­teyince Rasulullah'm yanına geldi ve müslüman oldu. Se­nin Allah'ın rasulu olduğuna şehadet ederim Allah seni hi­dayet ve hak din üzere gönderdi. Yahudiler Tevrat'larında senin vasıflarını biliyorlar. Onlara filanlarının gelmesi için-haber gönder ve beni de evinde sakla onlara benim ve anne babamın isimlerini sor onlar beni sana anlatacaklar. Sonra ben de karşılarına çıkacağım ve senin Allah'ın rasulu oldu­ğuna şahitlik edecek ve seni hak din üzere gönderdiğini söyleyeceğim. Rasulullah Abdullah b. Selam'ın dediği gibi yaptı ve onlara bir grubun gelmesi için haber gönderdi. Grup Rasulullah'ın yanma gelince onlara: "Abdullah b. Selam'm ve babasının aranızdaki konu­mu nedir?" diye sordu. Onlar: "Efendimizdir ve efendimizin oğludur. Bir alimimizdir ve alimlerimizden birinin oğludur." Rasululla "Onun müslüman olduğunu görseniz siz de müslüman olur musunuz?" diye sorodu. Onlar: "Hayır o asla müslüman olamaz" dediler. Rasululİah: "Eğer onun müslüman olduğunu bilseniz müslüman olur musunuz?" diye tekrar sordu. Onlar: "Hayır o müslüman olamaz" dediler. Rasulullah:"Onun müslüman olduğunu görseniz siz de müslüman olur musunuz?" diye üçüncü defa sordu. Onlar: "Hayır o asla müslüman olmaz" dediler. Sonra Rasulul­lah: "Abdullah b. Selam'ı çağırdı ve Abdullah b. Selam ya-hudi grubun karşısına çıktı onlara Muhammed'in Allah'ın rasulu olduğuna şehadet ederim. Allah seni hidayetle ve hak din üzere göndersin. Benim bildiğim gibi onlar da iyi bi­liyorlar ki sen Allah'ın rasulusun" dedi. Bunun üzerine yahudüer:"Allah sana lanet etsin. Senin müslüman olacağından asla korkmazdık." ve yahudiler Rasulullah'ın yanından çık­tılar. Sonra, "De ki hiç düşündünüz mü eğer bu Kur'an Allah ka­tından olduğu halde siz onu tanımamışsaniz İsrailoğuliarından bir şahit te bunun bir benzerini görüp inandı­ğı halde siz tenezzül etmemişseniz haliniz nice olur." (Ahkaf: 46/10) Ayeti nazil oldu. [203]

 

Muhammed Suresi:

 

3736- İbni Abbas anlatıyor. Rasulullah Mekke'den çıka­rılınca şöyle dedi: "Elbette beni senden çıkarıyorlar ve ben bunu iyi bi­liyorum ki sen Allah'ın en sevimli bcldesisin ve onun Ka­tında değerlisin. Eğer sende yaşayan kimseler beni çikar-masalardi oradan asla çıkmazdım. Ey Abdümenafoğullan eğer buranın büyükleri sizler iseniz. Benden sonra gece veya gündüz herhangi bir saatte Allah'ın beytini ta­vaf eden kimseleri men etmeyin."  [204]

 

3737- İbni Abbas'tan Rasullulah Mekke'den çıkıp mağa­raya doğru yönelince arkasını dönüp Mekke'ye baktı ve şöyle dedi:

"Sen Allah'ın en sevimli bir beldesisin eğer oranın ehli beni çıkarmasaydılar asla oradan çıkmazdım. Fakat bana düş­manlık ettiler. Allah'ın haram bölgesinde kim düşmanlık ya­pabilir. Veyahut ta kim katilinden başkasını öldürebilir. Bunun üzerine Allah Teala, "Seni içinden çıkarmış olan kentten daha kuvvetli nice kent var ki biz onları yok ettik. Ve onlara yardım eden kimse de çıkmadı." (Muhammed: 47/13) Ayetini indirdi. [205]

 

3738- Urve anlatıyor. Rasulullah bir gence Kur'an oku­masını öğretiyordu. Muhammed 24 ayeti okuyunca "Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlarmı veyahut kalple­rinin üzerinde kilitler mi var."  (Muhammed: 47/24) Ayetine gelince genç şöyle dedi:"Onların kalplerinin üzerinde öyle kilitler var ki Allah on­ların hepsini yakacak" dedi. Rasulullah: "Doğru söyledin" dedi. Sonra Yemen taraflarından in­sanlar geldi ve kendilerine bir mektup yazmalarını istediler. Rasulullah Abdullah b. Erkam'a bir mektup yazmasını emretti. Abdullah onlara mektupu yazdı ve verdi. Rasulullah: "Doğru yaptın" dedi. Ömer insanların idaresini üstlene-cebileceğini düşünüyordu. Halife olunca genci çağırdı fakat o genç şehit oldu dediler. Ömer Rasulullah şöyle şöyle de­mişti. Genç te şöyle şöyle dedi. Rasulullah gence: "Doğru söyledin" dedi. Ben bundan anladım ki Allah Teaîa o gence hidayet edecek dedi. Sonra da Abdullah b. Erkam'i beytül malin sorumlusu yaptı. [206]

 

Fetih Suresi:

 

3739- Hasan, "Siz yakında çok kuvvetli bir kavimle karşı karşıya gelip savaşmaya davet edileceksiniz."       (Fetih: 48/16)Ayette geçen kuvvetli kavim Fars'lar ve Rum'lardır de­di. [207]

 

3740- Abdullah b. Avf'tan Eba Cuma anlatıyor. Rasulullah'la birlikte günün ilk yansında kafir olarak savaştım. Günün sonunda da müslüman olarak onunla birlikte savaş­tım. O zaman biz üç erkek yedi kadındık. Hakkımızda, Fe­tih yirmibeşinci ayet nazil oldu. [208]

 

Hucurat Seresi:

 

3741- İbrahim en-Nehai'nin yanına geldim ona: ' "Bir adam benimle çekişti" dedim. O şu ayeti okudu: "Bedeviler dediler ki biz iman ettik. De ki hayır iman ettik demeyiniz fakat müslüman olduk deyiniz." İbrahim teslim olmak anlamında değil. Bilakis müslüman olmak anlamındadır dedi.  [209]

 

3742- Ata el-Horasani'den Medine'ye geldim ve ensar-dan bir adamla karşılaştım ona: "Bana Sabit b. Kays'tan anlat" dedim. O: "Evet" dedi o halde benimle birlikte kalk ve onunla bir­likte kalktım. Taki Sabit b. Kays'ın kızının kapısında dur­duk. Bana "Dilediğini bu kıza sor" dedi. Ben "Bana Sabit b. Kays hakkında anlat" dedim. Kızı Allah Teala Rasulunun üzerine"Ey iman edenler seslerenizi Rasulullah'ın selerini üzerinde tutmayın ve yükseltmeyin." (Hucurat: 49/2)Ayeti nazil olunca sabit evine girdi kapısını kapattı ve ağalamaya başladı. Rasulullah onu görmeyince: "Sabit nerede?" diye sordu. Oradakiler: "Ya Rasulallah onun durumunu bilmiyoruz tek bildiği­miz kapısını kapattı ve ağlamaya başladı" dediler. Rasulul­lah onu çağırttı ve ona: "Durumun nedir?" diye sordu. Sabit: "Ya Rasulallah sana şu ayet nazil oldu, "Ey iman edenler seslerinizi Rasulullah'ın sesinden yüksek tutmayın." Benim ise sesim yüksektir. Amelimin boşa gitmesinden korkuyorum" dedi. Rasulullah: "Sen onlardan değilsin. Bilakis sen mutlu olarak yaşayıp mutlu olarak öleceksin. Daha sonra Rasulullah'a, "Elbette Allah Teala kibirlenen ve böbürlenen kim­seleri sevmez."   (Lokman: 31/18) Ayeti indi. Bunun üzerine Sabit tekrar evine kapandı ve kapılarını kapattı. Rasulullah tekrar onu göremeyince: "Sabit nerede?" diye sordu. Oradakiler: "Ya Rasulallah bilemiyoruz sadece kapısını kapatıp ağ­ladığını biliyoruz" dediler. Rasulullah tekrar ona haber gönderdi ve gelmesini söyledi. Sabit gelince Rasulullah ona: "Neden yoksun" diye sordu. Sabit: "Ya Rasulallah Allah Teala sana şu ayeti nazil etti: "Elbette Allah kibirlenen ve böbürlenenleri sevmez" Ben ise güzelliği sever ve kavmimi idare etmek hoşuma gider dedi. Rasulullah: "Sen onlardan değilsin aksine sen rabbini hamd ola­rak yaşayacak ve şehit olarak öldürüleceksin. Allah se­ni cennetine sokacak" dedi. Yemame savaşında Sabit Halid b. Velid'le birlikte sefere çıktı. Yalancı peygamberle sa­vaşmaya gittiler... hadisin devamı dördüncü ciltte gelecek 4118. hadis.[210]

 

3743- Zeyd b. Erkam anlatıyor. Bazı kimseler Rasulul-lah'ın yanına geldiler. Kendi aralarında: Şu adamın yanına gidelim. Eğer gerçekten peygamber ise ona inanalım. Eğer padişah ise hayatımızı onunla geçi­relim ve onunla birlikte yaşayalım" dediler. Ben de hemen Rasulullah'ın yanma geldim ve durumu ona bildirdim. On­lar Rasulullah'ın yanına gelip hücrelerinin gerisinden:"Ey Muhammed, ey Muhammed" diye seslendiler. Allah Teala hucurat 4. ayeti inzal etti. "Hücrelerin gerisinden sana seslenenlerin çoğu anla­mazlar."  (Hucurat: 49/4) Rasulullah benim kulağımdan tuttu ve çekti sonra da: "Allah Teala senin sözünü doğruladı ey Zeyd" dedi. [211]

 

3744- Ümmü Seleme'den Rasulullah ikindiden önce iki rekat namaz kılardı. Bu arada Beni Müstalik'den bir grup geldi. Rasulullah onlara Velid b. Ukbe'yi mallarının ze­katlarını almaları için göndermişti. Onlar bunu işitince Ra­sulullah'ın gönderdiği elçiyi karşılamaya çıktılar. Onlar Rasulullah'ın elçisine yaklaşınca Rasulullah'ın gönderdiği elçi geri dönerek Mekke'ye geldi ve: "Ya Rasulallah Beni Müstalik mallarının zekatını ver­mekten kaçındılar" dedi. Beni Müstalik Rasulullah'ın elçi­sinin döndüğünü haber alınca onlar da peşi sıra Medine'ye geldiler. Rasulullah'la birlite ilk safta namaz kıldılar. Rasu­lullah selam verince Beni Müstalik: "Bizler Allah'ın ve rasulunun gadabından Allah'a sığı­nırız. Sen bize bir elçi gönderip mallarımızın zekatını iste­din. Biz bununla pek mutlu olduk. Gözlerimiz bununla dol­du. Ancak gönderdiğin elçinin geri döndüğünün haberini alınca bunu Allah ve rasulunun kızgınlığından dolayı red­dettiğinden korktuk ve sana geldik. Allah'ın ve rasulunun ga­zabından Allah'a sığınırız. Rasulullah'a Öyle mazeretler getirdiler ki müezzin ikindi namazı için ezan okudu. Allah Teala şu ayeti nazil etti: "Ey iman edenler size bir fasik haber getirirse onu araştırın aksi halde bilmeden bir kavme zulmetmiş olur­sunuz."  (Hucurat: 49/6)  [212]

 

Kaf suresi:

 

3745- Ebu Miclez'den Ömer kafasını bir duvara daya­mış dinleniyordu bir ayağını da diğer ayağının üzerine atmış­tı yahudiler Allah'a iftira ediyorlardı ve:  "Allah Teala cumartesi günü mahlukatı yaratma işini bitirdi sonra da yoruldu ve dinlendi." Allah Teala şu ayeti nazil etti: "Biz gökleri, yeri ve arasında bulunan herşeyi altı günde yarattık ve bize hiçbir yorgunluk ta dokunmadı." (Kaf: 50/38) Bazı kimseler ayak ayak üzerine atmayı kerih gördüğü için Ömer o şekilde yapmıştı. [213]

 

3746- İkrime Kaf onuncu ayette geçen "basikat" keli­mesine uzun "nadid" kelimesinde birikmiş üst üste gelmiş manasını verdi.  Müsedded

 

3747- Ali Rasulullah'a yıldızların batmasından ve sec­denin arkasından sordu secdenin arkasında "akşam namazından sonraki iki rekat" dedi. Yıldızların batmasından sonra da "sabah namazından önce iki rekattır" dedi.      [214] 

 

Zariyat Suresi:

 

3748- Mücahid, "Onlardan yüz çevir kınanacak değilsin."(Zariyat: 51/54) Ayeti hakkında Ali şöyle söyledi: "Bu ayet kadar bize ağır gelen hiçbir ayet inmedi ve bu Allah'ın bize olan gazabından ve cezasından dolayıdır" de­dik. Taki, Zariyat 55 indi"Onlara öğüt ver çünkü öğüt müminlere fayda verir." (Zariyat: 51/55) Ayeti ininceye kadar. Yani onlara Kur'an ile öğüt ver. [215]

 

3749-  Mücahid Ali yanımıza bir hırka giymiş olduğu halde çıktı şöyle dedi: "Onlardan yüz çevir kmanacakdeğilsin."(Zariyat: 51/54) Ayeti nazil olunca bu ayet bize çok ağır geldi öyle ki he­lak olacağından kimsenin kuşkusu yoktu. Çünkü bizden yüz çevirmesi emredilmişti. Bunun üzerine şu ayet indi "Onlara öğüt ver çünkü öğüt müminlere fayda verir."(Zariyat: 51/55) Bunun üzerine nefislerimiz hoşnut oldu.   [216]

 

3750- Ahmed b. Men'i aynı manada bir hadis nakleder.

 

3751- Halid b. Arare'den Osman şehit edilince beni şiddetli bir korku sardı. Kılıcımı keskinleştirip evimde otur­dum. Sonra pazarda bir ihtiyacım oldu ihtiyacımı karşılamak için dışarı çıktım. Bu arada Osman'ın evinin gölgesinde oturan kırk kişilik bir grup gördüm. Onlara "içeri gireceğim" dedim ve girmek için çalıştım. Kapıcı beni içeri girmekten menetti fakat oradakiler kapıcıya sert çıkarak: "Onu bırak" dediler. Baktım ki insanların ileri gelenle­ri oturmuş güzel elbiseler içinde başında sarığı olmayan, gömleği olmayan bir kimse minbere oturmuş konuşuyor, on­lara selam verdim ve oturdum. O kimse

"Faydalı ve zararlı şeylerden dilediğinizi sorun." dedi. Bir adam ona: "Senin böyle demen ne kadar hoşuma gitti sana soru so­racağım" dedi. Bunun üzerine: "Adam dilediğini sor" dedi. Adam: "Zariyat ne demektir?" dedi. O: "Bundan başkasını sor" dedi. Adam: "Hayır sana istediğimi soracağım" dedi. O: "Rüzgarlardır" dedi. Adam: "Hamilat ne demektir?" dedi. O:

"Bulutlardır" dedi. Adam: "Cariyat ne demektir?" dedi. O: "Gemilerdir" dedi. Adam: "Mukkasimat nedir?" dedi. O: "Meleklerdir" dedi. Hadisin devamında sorulan kişi Ali idi.  [217]

 

3752- Ebu'I Esved'den insanlar birgün Ali'nin yanında oturuyorlardı. Onun mutlu olduğunu görünce ona: "Bize arkadaşlarından bahset ey Emirel mü'minin" di­ye sordular. Beni Bekir'den bir adam: "Ya Emirel mü'minin "zariyat" ne demektir diye sordu.., aynı hadis.... ancak şu ziyade vardır.Essemau zalet hubuk ne demektir" dedi. O: "Güzel yaratılıştır" dedi ve Ali "Bir daha bunun gibi sorulan bana sorma" dedi. [218]

 

3753- Ebu'I Ala'dan, "Göğün ve yerin rabbine andolsun ki sizin konuştuğunuz gibi bu Kur'an bir hakikattir." (Zariyat: 51/23) Ayeti nazil olunca bazı kimseler ellerinde asalarla dışa­rı çıktılar ve rabbimizin bize yükledikleri nerede dediler. [219]

 

Tur Suresi:

 

3754- Halid b. Arare'den bir adam bana "Dilediğini sor" dedi. Ben "Sana faydalı veya zararlı olacak şeylerden sor" dedim. "essakfulelmerfuyükseltilmiş tavan " ne demektirrO:"Gökyüzüdür" dedi. Adam: "El beytul memur: onarılmış bina ne demektir" dedi. AliArkadaşlanna: "Ne dersiniz?" dedi "Kabe'dir" dediler. Ali: "Hayır fakat o gökyüzünde Kabe'nin hizasında Kabe gibi bir yerdir. Oraya dara denir. Yeryüzünde Kabe'nin saygınlığı kadar o yer de gökyüzünde saygındır. Hergün ora­ya yetmişbin melek girer ve bir daha asla oraya dönmez.

 

Necm Suresi:

 

3755- Abdurrahman b. Nafi'den Ebu Hureyre'ye "Büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçinrlar yal­nız küçük bazı hatalar müstesna." (Necm: 53/32) Burada geçen küçük bazı hatalardan kasıt yabancı kadı­na bakmak, el kol işareti ile ayıplamak, öpmek, dokunmak­tır. Sünnet yeri içeri girince bu zina olur ve gusul vacip ge­lir. [220]

 

3756- Ebu Hureyre'den Ömer Necm suresini okudu ve secde etti. Sonra kalktı bir sure daha okudu. [221]

 

3757- ibn Abbas'tan, "Sidreyi kaplayan kaplıyordu." (Necm: 53/16) Ayeti hakkında Rasulullah şöyle dedi: "Onu öyle gördüm ki aramıza altından bir yatak gir­di."  [222]

 

3758- İbni Abbas'tan "ve entum samidun  sizler kibirli ve başkaldırıyorsunuz-" şöyle dedi: "Müşriklar Rasulullah'ın yanında kibirlenerek ve bö­bürlenerek geçiyorlardı. Görmüyor musun öküzler nasıl ki­birlenirler."   [223]

 

Kamer Suresi:

 

3759- Katade'den, "O topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklar­dır." (Kamer: 54/45) Ayeti hakkında acaba hangi topluluk yenilecek diye dü­şünüyordum. Bedir günü olunca Rasulullah zırhını giydi ve:"Topluluk yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacak­lar" dedi. Ben de anladım ki yenilecek toplum bu kimseler­dir.  [224]

 

3760- İbni Abbas,"Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı." (Kamer: 54/1) Ayeti hakkında ayın yarılması Mekke'de gerçekleşti.[225]   

 

3761- İbni Abbas Kamer kırkbeş hakkında: "Bedir günü o topluluk yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar" dedi. [226]

 

Rahman Suresi:

 

Köpek kendisine havladığı zaman ne diyeceği hakkında 2327 nolu ikinci ciltteki hadise bakınız

 

3762- Muhammed b. Sad'dan Ebu Derda, "Rabbinden korkan kimseye iki cennet vardır." (Rahman: 55/46) Ayetini okuyuca şöyle dedi:"Rasulullah bana "zina etse ve hırsızlık yapsa da" di­ye okuttu. [227]

 

3763- Muhammed b. Sad'dan Ebu Derda'nm yanınday­dım bize Rahman kırkaltıyı okudu. Ben "İnsanlar, "Rabbinden korkan kimse için iki cennet vardır zina etse ve hırsızlık yapsa da." Bu şekilde okumuyorlar" dedim. Ancak o bu şekilde üç defa tekrar etti ve okudu sonrada: "İşte Rasulullah bana bu şekilde okuttu" dedi.[228]

 

3764- Abdullah,a "Çadıra kapanmış ve gün yüzü görmemiş huriler." (Rahman: 55/72) Ayeti hakkında yani oyulmuş inciler gibi dedi.  [229]

 

Vakıa Suresi:

 

3765- İbni Mesud'dan Raulullah şöyle buyurdu: "Kim her gece vakıa suresini okursa ona asla fakirlik bulaşmaz."

Ve İbni Mesud bunu kızlarına ve çocuklarına her gece okumaları için tavsiye ederdi.  [230]

 

3766- Katade ve talhin mendudmeyve dizili muzlar-'5 (Vakaa: 56/29) "Ayeti hakkında Talh muz demektir" dedi.  [231]

 

3767- Seleme b. Yezid'den Rasulullah, "Biz cennetteki kadınları yeniden güzel bir şekilde inşa etmişiz ve onları bakireler yapmışız ve hepsi yaşıt sevgililerdir." (Vakıa: 56/35) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Onlardan dul olan ve olmayanları da vardır." [232]

 

3768- Ebu Bekre, "Birazı sonrakilerden çoğu da öncekilerdendir."(Vakaa: 56/14) Ayeti hakkında şöyle dedi:

"Her ikisi sınıf ta bu ümmettendir."  [233]

 

Hadid Ve Mücadele Sureleri:                                   

 

3769- Mücahid Ali'nin şöyle dediğin anlattı: "Allah'ın kitabında öyle bir ayet vardır ki benden önce onunla amel eden ve bendensonra onunla hiç amel edeme­yecek bir ayet vardır. Gizli konuşma ayeti: "Ey iman edenler siz peygamber ile gizli konuşacağı­mız zaman bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka ve­rin bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir, şayet bulamazsanız Allah bağışlayandır, esirgeyendir." (Mücadele: 58/12) Ali şöyle anlattı: "Yanımda bir dinar vardı onu on dirheme sattım. Sonra gidip Rasulullah'la gizli konuştum her gizli konuşmadan ev­vel bir dirhem sadaka verirdim. Sonra bu ayet neshedilip hükmü kaldırıldı ve benden sonra kimse bununla amel ede­meyecek.  [234]

 

3770- İbni Mesud'dan, "İnananların kalpleri hala Allah'ın zikrine ve inen hakka saygı duysun diye vakit gelmedi mi?" (Hadid: 57/16) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Birbirimize yöneldik ve acaba yine ne yaptık neyi orta­ya çıkardık" dediler. [235]

 

Haşr Suresi:

 

3771- Ali alatıyor. Manstırında Allah'a ibadet eden bir rahip vardı kardeşleri kızkardeşini onun yanına getirdiler. Kız kendini Rahibe süsledi ve rahibe cazip göründü rahip kendine hakim olamayıp onunla ilişki kurdu. Kadın hami­le kaldı şeytan rahibe gelip:"Onu ve çocuğunu Öldür çünkü eğer bunu bilirlerse re­zil olursun" dedi. Rahip kadını ve çocuğu ödürdü kardeşle­ri ondan şikayet ettiler ve rahib suçlu bulundu. Gelip rahi­bi aldılar. Onu öldüreceklerdi. Bu esnada şeytan tekrar ra­hibe geldi ve:"Kızı sana süsleyen sonr ada onunla ilişki kurmana sebeb olan sonra da onu Öldürmeni söyleyen benim, bana secde et seni kurtarayım" dedi. Rahip şeytana aldanıp ona secde etti işte, "Şeytan insana inkar et dedi insan inkar edince de şey­tan ben senden uzağım ve ben alemlerin rabbi olan Al­lah'tan korkarım der." (Haşr: 59/16) Ayetinin anlamı budur.  [236]

 

3772- Cabir'den Rasulullah ashabına hurmaları koparma­larına ruhsat verdi. Sonra da öyle yapmalarını ısrar etti an­cak onlar Rasulullah'm yanma geldiler ve: Ya Rasulallah koparalım mı ?"dediler. Bunun üzerineAllah Teala, Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz yahut onu kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve yol­dan çıkanları cezalandırmanız için olmuştur."(Haşr: 59/6)Ayetini nazil etti. [237]

 

3773- Ebul Mutevekkil'den müslümanlardan bir adam üç gün boyunca oruçlu kaldı. Dolaşıyor fakat iftar edecek hiçbirşey bulamıyordu bunun üzerine ertesi günde oruç tu­tuyordu. Öyleki ensardan bir adam onun durumunu anladı. Ailesine: Bu gece ben bir misafir getireceğim yemeği koyduğu­nuz zaman kiminiz lambanın yanına gitsin sanki onu düzelt­meye çalışıyormuş gibi onu söndürsün sonra da ellerinizi ye­meğe vurarak sanki yiyormuşsunuz gibi yapın. Misafiri­miz doyuncaya kadar siz yemeyin." Akşamlayınca gitti ve adamı getirdi yemeği koydular kadın lambanın yanına git­ti sanki onu düzeltiyormuş gibi yapıp lambayı söndürdü sonra ellerini yemeklere vurarak yiyorlarmış gibi yaptılar, taki misafirleri doydu. Onların yemeği sadece ekmekti ve o ekmek ev halkına yetiyordu. Adam sabahlayınca Rasulullah'ın yanına gitti Rasulullah adama: Ey Sabit Allah Teala dün misafirinize yaptığınız davranışı beğendi ve hoşuna gitti." Sonra,"İhtiyaçları olsa bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler."  Haşr: 59/9)Ayeti nazil oldu. [238]

 

3774- Ebu Musa'dan muhacirlerin ilklerinden kasıt Ra-sulullah'Ia birlikte her iki kıbleye dönüp namaz kılan kim­selerdir dedi.[239]

 

Mumtehine suresi:

 

3775- Ebu'l Melih'ten Rasulullah Mumtehine oniki aye­ti için, "Sana iyilikte isyan etmeyeceklerine ve karşı gelme­yeceklerine beyat ederlerse onların beyatını al ve onlar için Allah'tan istiğfarda bulun."Yani musibet anında bağırıp çağırmak, saçı başı yolmamak. [240]

 

3776-  İbni Abbas'tan Ömer müslüman oldu karısı ise müşrikler ile birlikte kaldı Allah Teala, "Kafir kadınların nikah bağlarını tutmayın onları sah verin ve kafirlere katılan kadınlara harcadığınız mehri isteyin." (Mümtehine: 60/10) ayetini nazil etti. Ömer şöyle dedi: "Eğer bir adam müslüman olur fakat kadım müslüman ol­mazsa onu boşasın ve dilerse dört kadınla evlensin." [241]

 

3777- Ebu Nasr'dan İbni Abbas'a: "Rasulullah kadınları nasıl imtihan ederdi" diye soruldu. İbni Abbas kadın müslüman olmak için Rasulullah'ın yanı­na geldiğinde Rasulullah ona yemin ettirirdi. Şöyleki Allah'a yemin ederim ki kocama kızgınlığımdan dolayı gelmedim. Allah yemin edirim ki dünyayı istediğimden gelmedim. Al­lah'a yemin olsun ki bir yerden bir yere çıkmak için gelme­dim. Allah'a yemin olsun ki ben Allah'ı ve rasulunu sevdi­ğim için çıkıp geldim. [242]

 

3778- Abdullah b. Zübeyr'den Ebubekr Sıddık cahiliyede karısı olan Kuteyle'yi boşadı. Kuteyle Ebubekir'in kızı Esma'nın annesi idi. Rasulullah'laKureyş kafirleri arasın­da bir zaman geçtikten sonra o da geldi ve kızı Esma'ya ba­zı şeyler hediye etti:"Ancak Esma bu hediyeleri kabul etmekten kaçındı. Ge­lip Rasulullah'a bunları anlattı. Allah Teala bu ayeti nazil etti:"Allah Teala sizinle savaşmayanlardan iyilikle ge­çinmenizden nehyetmez." Teyalisi Bir diğer rivayette: Kuteyle kızı Esma'nın yanma geldi ona yağ ve bazı şeyler getirmişti ancak Esma annesinin he­diyelerini kabul etmedi ve onu evine sokmadı. Esma bu durumu Aişe'ye sorunca Aişe yukardaki ayeti okudu. Bunun üzerine Esma annesini içeri aldı ve hediyelerini kabul etti. [243]

 

3779- Ebu Zemil'den İbni Abbas anlatıyor. Hatıb b. Ebi Beltea Mekke'ye bir mektup gönderdi. Allah Teala onun bu hareketini rasulune bildirdi. Rasulullah Ali'yi ve Zübeyr'i kadının peşinden gönderdi onlar kadını bir devenin üze­rinde Mekke'ye doğru giderken yakaladılar ve mektup ka­dının saçları arasında çıkardılar. Onu alıp Rasululla tirdiler.Rasulullah Hatıb'a haber göndererek: "Ey Hatıb bu mektubu sen mi yazdın?" diye sordu. Ha­tıb:"Evet" dedi. Rasulullah: "Neden böyle yaptın?" diye sordu. Hatıb: "Ya Rasulallah Allah'a yemin olsun ki ben Allah ve rasulu için bir nasihatçıyım fakat ben Mekke ehli arasında ga­rip bir kimseyim benim ailem onların arasındadır onlara bir kötülük gelmesinden korktum. Bunun için Allah ve ra­sulune zarar vermeyecek bir mektup onlara yazdım. Onla­ra bir fayda sağlayacağımı umuyordum" dedi. Bu sözler üzerine Ömer kılıcını çekti ve:"Ya Rasulallah bırak bu adamın boynunu vurayım. Çün­kü o inkar etti" dedi. Rasulullah: "Ey İbni Hattab Allah Teala belki de Bedir'de bulu­nan bu gruba baktı ve dilediğiniz şeyi yapın sizi affettim" dedi. [244]

 

Münafikun Suresi:

 

3780- Ebu Harun'dan Abdullah b. Ubey b. Selul babasına: "Allah'a yemin olsun ki sen asla cennete giremeyecek­sin taki Rasulullah enşerefli ve izzetli ben ise en zelil ve ha­kirim deyinceye kadar" sonra da Abdullah Rasulullah'ın yanına geldi ve:"YaRasulallah haber "aldığıma göre babamı öldürmek is­tiyorsun seni hak üzere gönderen Allah'a yemin olsun ki ona saygı göstermeyi hiç düşünmedim eğer dilersen onun kel­lesini hemen sana getireyim ama Ya Rasulallah babamın ka­tillerini görmekten hoşlanmıyorum." [245]

 

Talak Suresi:

 

3781-  Ubey b. Kab'dan kadınların iddetleri hakkında Bakara süresindeki ayetler nazil olunca sahabeler:"Kadınların bazı durumları zikredilmedi" dediler. Daha hayız görmemiş küçük kızlar ile, hayızdan kesilmiş yaşlı ka­dınlar, hamile kadınların durumu belirtilmedi" dediler. Al­lah Teala bunun üzerine Nisa suresind"Kadınlarınızdan hayızdan kesilenler ve hayız görme­miş kızların iddetlerinden şüphe ederseniz onların idde-ti üç aydır."Sonra şu ayet nazil oldu,"Hamile kadınların iddet suresi de doğurmalarıdır."[246]

 

3782- Amr b. Salim'den Bakara suresinde boşanan kadın­ların iddeti hakkındaki ayet nazil olunca Übey: "Ya Rasulaİlah filan filan halde olan kadınların iddeti na­sıldır?" diye sordu.  aynı manada bir hadis.  [247]

 

3783-İbniAbbas,"Ancak apaçık bir edepsizlik yapmaları durumunda onları evinizden dışarı çıkartabilirsiniz." (Talak: 65/1) şöyle dedi: "Açık edepsizlik adamın ailesine karşı kötü sözler söy­lemesidir. Eğer böyle yaparsa kocası kadını evinden dışarı çıkartabilir. Bunda bir beis yoktur." [248]

 

Tahrim Suresi:

 

3784- Aişe anlatıyor: Ebubekir Mistah'a infak etmeye­ceğine dair yemin edince Allah Teala Tahrim ikinci ayeti in­zal etti."Allah Teala yeminlerinizi çözmenizi sîze meşru kıl­dı." (Tahrim: 66/2)Bunun üzerine Ebubekir yeminini çözdü ve Mistah'a tekrar infakta bulundu. [249]

 

3785- Ömer Tahrim sekizde geçen "tevbeten nasuha" hakkında günahı bırakmak ve bir daha İşlememek demek­tir [250]

 

3786- Ebu Hureyre'den Firavn karısının ellerine ve ayaklarına toplam dört kazık çaktı kadın paramparça olun­ca melekler onu salıverdiler ve kadın,"Ey rabbim bana katında cennette bir ev yap." dedi ve ka­dın cennetteki evini gördü" dedi. [251]

 

Mülk Suresi:

 

Tavus şöyle dedi:"Secde ve Mülk suresi Kur'an'in diğer surelerinden alt­mış derece daha faziletlidir.

 

3787- İbni Abbas bir adama sana sevineceğin bir hadis söyleyeyim mi? dedi. Adam:"Evet ey İbni Abbas Allah sana merhamet etsin" dedi. îb-ni Abbas Mülk suresini (Tebareke) oku onu ezberle ailene bütün çocuklarına ve komuşulanna öğret. Çünkü mülk su­resi cehennem azabından kurtarıcı ve kıyamet günü rabbiyIe karşılaştığı zaman sahibini müdafaa eder. Sahibinden ateşten korunması için rabbinden talebte bulunur. Allah Teala onunla sahabini kabir azabından korur" dedi ve Rasulullah şöyle buyurdu:"Mülk suresinin ümmetimden bütün insanların kal­binde olmasını isterdim" dedi.[252]

 

Nun Suresi:

 

3788- Ebu Musa'dan Rasulullah Nun kırkiki hakkında şöyle buyurdu:"Bacakların açılacağı, paçaların sıvanıp işin güçlene­ceği gün secdeye davet edilirler ancak secdeye güç yeti-remezler. Öyle bir büyük nur çikarki herşey ona secdeya kapanır."  [253] 

 

3789- Münebbehe, "Melekler rabbinin tahtını üstlerinde taşırlar." (Hakka: 69/17) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Allah'ın Arş'ını dört melek omuzlarında taşır. Her bi­rinin dört yüzü vardır. Öküz, aslan, insan ve kartal yüzün-dedir. Her birinin dört kanadı vardır iki kanat yüzleri kapa­tır Arş'a bakıp sarsılmaktan, korkulduğundan bu iki kanat yüzlerine perde yapılmıştır. Diğer iki kanat ise onunla kal­karlar ve hiçbirşey konuşmazlar sader.p yüce ve güçlü olan Allah'ı anın derler. Allah'ın yüceliği gölde yer arası kadar­dır."  [254]

 

Mearic Suresi:

 

3790-Ebu Salih, "Derileri kavurur ve soyar." (Mearic: 70/16) Ayeti hakkında yani baldır etleri kavrulup soyulur dedi. [255]

 

Cin Suresi:

 

3791- Abdullah b. Amr'dan îbni Mesud'a: "Bize anlat cinlerin Rasulullahı dinlediği gece sen de ra-ulullahla birlikteydin" dediler. İbn Musud "Evet" dedi. "Rasulullah o gece bana bir çizgi çizdi ve "kesinlikle bu çizgiyi aşma" dedi. Rasulullah döndükten sonra bana "eğer o çizgiyi aşsaydın bazı cinlerin seni çarpmasından korkardım" dedi. Sonra cinler aralarında öl­dürülmüş bir kimse hakkında çatıştılar rasulullah araların­da hak ile hüküm etti. Bunlar Nusaybin cinleridir. Rasulul-lah'dan kendilerine azık istemişlerdi." [256]

 

3792- İbni Mesud'dan Rasulullah benimle birlikte beraz denilen yere kadar geldi ve sonra bir çizgi çizdi ve: "Ben dönünceye kadar bu çizgiyi aşma" dedi. Rasulullah seher vaktine kadar gelmedi. Sonra cin­ler onu bırakınca ben sesler işittim Rasulullah'a: "Bu işittiğim sesler nelerdir ya Rasulallah?" diye sordum. Oda: "Onlar benimle vedalaştıklarında verdikleri selam sesleridir" dedi. [257]

 

Müzemmil Suresi:

 

3793- İbni Abbas'tan Müzemmil 4. ayet "Kur'an'ın tertil ve güzel bir şekilde oku." (Müzemmil: 73/4) hakkında şöyle dedi: "Aynı onu açık tane tane oku demektir" dedi. [258]

 

3794- Ameş'ten Enes b. Malik, "Gecenin sesizliği ibadet için daha oturaklı ve dua için daha etkilidir." (Müzemmil: 73/6) Ayetini okudu. Bir adam ona: Sen onu okuduğun halde o daha mı etkilidir?" dedi. İbni Me'sud:"O daha etkili daha doğrudur ve benzerleri hepsi bir manadadır" dedi. [259]

 

3795- Aişe anlatıyor. "Beni ve o nimet sahibini yalanlayanları başbaşa bı­rak onlara biraz mühlet ver." (Müzemmil: 73/11) Ayeti inince daha fazla vakit geçmeden Bedir savaşı ol­du ve Allah hepsini helak etti.  [260]

 

Müddessir Suresi:

 

3796- Mücahid anlatıyor. İbni Abbas zemzem kuyu­sunun başında oturmuş insanlar ona soru soruyordu. Bir adam gelip ona,"Dönüp gitmekte olan geceye."   (Müddessir: 74/33) Ayetinin ne manaya geldiğini sordu İbni Abbas sustu ve akşam ezanı okununca:"Soru soran nerede?" diye seslendi ve "işte gecenin dön­mesi budur" dedi. [261]

 

3797- Habibe anlatıyor. Biz Aişe'nin evinde oturuyorduk. Rasulullah içeri girdi ve şöyle dedi: "Buluğa ermeden üç çocuğu ölen kimsenin çocukla­rı cennet kapısına getirilip durdurulurlar ve onlara siz­ler ve babalarınız beraber cennete girin denilir." İşte, "Şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez." (Müddessir: 74/48) ayetinde çocuklarının şefaatiyle babalar cennete girerler.  [262]

 

Mürselat Suresi

 

3798- Ali mürselat ikide gecen "vel asifeti asfa" yani rüz­garlardır dedi.  [263]

 

Nebe Suresi

 

3799- İbni Abbas, "Biz bulutlardan şarıl şarıl su indirdik." (Nebe: 78/14) Ayeti hakkında ayette geçen, "musirat" rüzgarlar "maen seccac" ise dökerek anlamındadır.  [264]

 

3800- Ebu Umame'den Rasulullah, "Orada uzun süre kalacaklardır."  (Nebe: 78/23) Ayeti hakkında şöyle dedi: "Ayette geçen hukb kelimesi bin aydır. Bir ay otuz gündür ve bir sene üçyüzaltmış gündür ve bir gün de si­zin saydığınız bin yıldır."  [265]

 

Tekvir Suresi

 

3801- Halid b. Arare'den, "Akıp giden dönüp saklananlara yemin olsun" Yani yıldızlara yemin olsun anlamındadır. [266]

 

3802- Şabi'den, "Nefisler çiftleştirildiği vakit" "Yani her kavim benzerleriyle biraraya getirildiği zaman"  [267]

 

İnşikak Suresi:

 

3803- Ebu Rafi'den Ömer'in arkasında yatsı namazı kıl­dım. İnşikak suresini okudu ve secde etti. [268]

 

3804- İbni Abbas, "Ki siz mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz." (İnşikak: 84/19) Ayeti hakkında şöyle dedi:"Yani halden hale, nesilden nesile geçerek değişiklikle­re uğrayacaksınız." [269]

 

Beled Suresi:

 

3805- Abdulaziz b. Ömer'den bir adam şöyle dedi: "Rasulullah'in arkasında kaza kıldım Beled suresinde geçen "İnsan kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor" okudu. [270]

 

Duha Suresi:

 

3806- Hafsa b. Said'den. Annem annesinden rivayetle an­latıyor. Rasurullah'in hizmetçiliğini yapıyordum. Bir köpek evin içine girdi. Sedirin altında öldü Rasulullah dört gün geç­tiği halde kendisine vahiy inmediğini görünce bana: "Ey Havle Rasulullah'ın evinde n'oldıı neden Cebra­il gelmiyor?" dedi. Hafsa: "Ey Allah'ın nebisi bugün gibi hayıılı birgün hiç görme­dik." Sonra Rasulullah hırkasını aldı onu giyip dışarı çıktı ben kendi kendime evi düzenleyip süpürsem dedim. Sonra süpürgeyi aldım ve sedirin altına süpürgeyi koydum. Ağır birşey buldum süpürgeyi ona vurdum ve dışarı geldiğimde ölü bir köpek eniğidir onu elime aldım ve evin dışına attım. Sonra Rasulullah sakalı sallandığı halde geldi ona vahiy na­zil olduğu zaman korku onu buruyordu ve: "Ya Havle beni ört" dedi. Sonra kendisine Duha sure­si nazil oldu. Sonra uykusundan uyandı. Ona su koydum Ra­sulullah yıkandı ve tekrar hırkasını giydi. [271]

 

Zilzal Suresi:

 

3807- İbni Esma anlatıyor. Ebubekir Rasulullah'la bir­likte öğlen yemeği yerken kendisine şu ayetler nazil oldu. "Kim zerre kadar iyilik işlese onu bulur kim de zer­re miktarı kötülük işlese onu bulur" Bunun üzerine Ebubekir yemekten durdu ve: "Ya Rasulallah işlediğimiz her kötülüğü görecek mi­yiz?" dedi. Rasulullah sizin bu dünyada kerih gördüğünüz şeyler işte onlar kötülüklerinizden gördüğünüz şeylerdir. Ha­yır ehli için ahirette saklanır.  [272]

 

Maun Suresi:

 

3808-  Ebu Hureyre ve İbni Abbas'tan Rasulullah bize gerçekten uzun bir hutbe verdi. Hutbesinde şunlar da vardı: "Kim muhtaç komşusuna yardım etmez ise Allah Te-ala da kıyamet günü onu faziletinden mahrum eder ve yardım etmez. Onu yalnız başına bırakır, kim de ya­lnız başına bırakılırsa helak olur ve onun hiçbir maze­reti kabul olunmaz." [273]

 

Kafirun Suresi:

 

3809- Cübeyir b. Mud'am'den Rasulullah bana: "Ey Cübeyir yolculuığa çıktığında arkadaşların ara­sında kıyafeti düzgün, azığı en bol olan kimse olmak is­temez misin?" dedi. Ben: "Evet annem babam sana feda olsun ya Rasulallah" de­dim. Rasulullah: "O halde şu beş sureyi oku kafirun, Nasr, İhtas, Felak ve Nas her surenin başında besmele çek ve kıraatini bismillah ile bitir" dedi. Cübeyir: "Ben kıyafeti en kötü ve çirkin olan, azığı en az olan kim­se idim Rasulullah bana bunu öğrettikten sonra ve onları okuduktan sonra yolculuğa çıkan kimseler arasında kıyafeti en düzgün ve azığı en çok olan kimse idim. Seferden dönün-ceye kadar böyle idi." dedi. [274]

 

3810- Cüreyri anlatıyor. Küfe ehlinden bir adam o da Ra-sulullah'ın ashabından şöyle dedi: "Rasulullah'tan yirmi kaç kere işittim şöyle diyordu: "İki rekatlı namazda okunan şu iki sure ne güzeldir. İhlas ve Kafirun sureleri." [275]

 

3811- İbni Abbas'tan o da Rasulullah'dan şöyle dedi: "Sizi Allah'a şirk koşmaktan koruyacak bir söz söleyeyim mi? Uyuduğunuz zaman Kafirun suresini okuyun."  [276]

 

Nasr Suresi:

 

3812- îbni Ömer'den Rasulullah veda haccında Min'a'da Kurban bayramı günlerinde bu sure kendisine nazil oldu. Rasulullah bu sure inince bunun kendisi için bir vedalaşma olduğunu anladı. [277]

 

Tebbet Suresi:

 

3813- Esma binti Ebubekir anlatıyor. Tebbet suresi nazil olunca Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil velveleye vererek elinde bir avuç dolusu taş ile geldi: "Atalarımızı kötüleyen, dinini bırakan, onların emir­lerine isyan eden" diyerek elindeki taşlar ile birlikte Kabe'ye geldi Rasulullah mescidde oturuyordu sonra beraberinde Ebubekir olduğu halde o "Biraz Kur'an oku" dedi. Ebubekir: "Ya Rasulallah şu şirret kadın buraya doğru geliyor seni görmesinden korkuyorum" dedi. Rasulullah:"Asla o beni göremeyecek" dedi. Sonra Kur'an'dan bir ayet okudu ve o ayetle ken­dini korudu İsra süresindeki ayet,"Kur'an'ı okuduğunda onu seninle inanmayanlar arasında bir perde yaptık." Kadın o halde Ebubekir'in yanma geldi ve Rasulullah'ı görmedi Ebubekir'e: "Ey Ebubekir senin arkadaşının beni yerdiğini haber al­dım" dedi. Ebubekir: "Hayır bu Kabe'nin sahibine yemin olsun ki o seni yer­medi" Sonra kadın: "Kureyş biliyorki ben efendilerinin kızıyım" diyerek dönüp gitti. Kadın Kabe'yi tavaf ederken ayağı tökezledi sonra da: "Şu yeren adam kahrolsun" dedi. Ümmü Hakim onun bu sözüne şöyle dedi: "Biz korunmuş kimseleriz konuşmayız biz kültürlü kim­seleriz öğretilmeyiz ikimizde amca kızlarıyız ondan sonra da Kureyş en bilginleridir" dedi. [278]

 

3814- İbni Abbas'tan Tebbet suresi nazil olunca Ebu Leheb'in karısı Rasulullah'ın yanına geldi beraberinde Ebubekir vardı Ebubekir kadını görünce Rasulullah'a: "O çirkin ve kötü sözlü bir kadındır sana eziyet vermesin­den korkarım" dedi. Rasulullah: "Hayır beni göremez" dedi. Kadın Ebubekir'in yanına geldi ve Rasulullah'ı görmedi ona şöyle dedi: "Senin arkadaşının beni yerdiğini haber aldım." Ebubekir: "Ne söylüyor?" diye sordu. Kadın: "Sen yanımda doğru sözlü bir insansın" dedi ve gitti. Ben: "Ya Rasulallah o seni görmedi" dedim. Rasulullah: "Bir melek o gidinceye kadar beni kanatlarıyla ko­rudu ve örttü" dedi.  [279]     

 

İhlas Suresi:

 

3815- Ebu Hureyre'den Rasulullah şöyle buyurdu: "Biriniz uyumadan önce Kur'an'm üçte birini oku­maya güç yetirir mi?" dedi. Ona: "Ya Rasulallah kim uyumadan önce Kur'an'ın üçte biri­ni okuyabilir" dediler. Rasulullah:

"İhlas, felak ve Nas surelerini okuyun. Kur'an'ın üç­te birini okumuş gibi olursunuz" dedi. [280]

 

3816-  Ubey b. Kab'dan kim İhlas suresini okursa Kur'an'm üçte birini okumuş ve ona iman edip inkar eden­lerin sayısınca ona sevap yazılır. [281]

 

3817- Ala b. Muhammed Enes'ten aynı manada bir hadis rivayet eder ancak olayın Tebük'te olduğunu ve İhlas suresi­ni ı^kca okuduğunu zikreder. [282]

 

Muavezeteyn (Koruyanlar) Sureleri:

 

3818- Ubey b. Kab'dan Rasulullah şöyle buyurdu: "Kim Felak ve Nas surelerini okursa Muhammed'e in­dirilen bütün sureleri okumuş gibi olur." [283]

 

3819- Amr b. Abese'den Rasulullah sabah namazında Fe­lak ve Nas surelerini okudu ve: "Felak cehennem demektir" dedi. [284]

 

3820- Alkame'den Abdulah Felak ve Nas surelerini mushaftan kendisine sürer ve şöyle derdi: "Rasulullah bunlarla korunmasını emretti." Abdullah o sureleri okumazdı." [285]

 



[1] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/206.

[2] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/206.

[3] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/206.

[4] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/206.

[5] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/206/207.

[6]Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/207.

[7] Ahmed, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/207.

[8] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/207/209.

[9] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/209.

[10] İshakİbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3,/209.

[11] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/209/211.

[12] Ibn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/211.

[13] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/211.

[14] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/211.

[15] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/211.

[16] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/211/212.

[17] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/212.

[18] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/212.

[19] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/212.

[20] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/212.

[21] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/212.

[22] îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/213.

[23] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/213.

[24] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/213.

[25] Ebu Ya'la', İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/213.

[26] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/214.

[27] îbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/214.

[28] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/214.

[29] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/214.

[30] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/214.

[31] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/214.

[32] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/214/215.

[33] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/215.

[34] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3215.

[35] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/215.

[36] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/215.

[37] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/215.

[38] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/215.

[39] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/216.

[40] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/216.

[41] îbni Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/216.

[42] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/216.

[43] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/216/217.

[44] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3//217.

[45] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/217.

[46] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/217.

[47] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/217.

[48] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/218.

[49] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/218.

[50] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/218/219.

[51] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/219.

[52] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/219/220.

[53] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/220.

[54] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/220/221.

[55] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/221.

[56] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları 3/221/222.

[57] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/222.

[58] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/222.

[59] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/223.

[60] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/223.

[61] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/223.

[62] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/223/224.

[63] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/224.

[64] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/224.

[65] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/224.

[66] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/224.

[67] Ahmed b. Men'i , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/224.

[68] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/224.

[69] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/224/225.

[70] Hüme, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/225.

[70] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/ 225.

[71] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/225.

[72] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/225.

[73] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/225.

[74] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/225/226.

[75] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/226.

[76] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/226.

[77] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/226.

[78] Müsedded İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/226.

[79] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/226.

[80] Hümeydi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/226/227.

[81] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/227.

[82] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3//227/228.

[83] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/228.

[84] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/228.

[85] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/228/229.

[86] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/229.

[87] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/229.

[88] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/229.

[89] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/229.

[90] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/229/230.

[91] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/230/231.

[92] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/231.

[93] Îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/231/232.

[94] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/232.

[95] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/232.

[96] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayın/arı:3/232.

[97] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/232.

[98] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/232.

[99] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/232/233.

[100] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/233.

[101] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3//233/234.

[102] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/234.

[103] Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/234.

[104] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/234.

[105] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/234.

[106] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/234.

[107] Îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/234/235.

[108] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/235.

[109] îbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/235-236.

[110] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/236.

[111] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/236.

[112] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/236.

[113] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/236.

[114] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/236-237.

[115] İbni Ebi Şeybe , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/237.

[116] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/237.

[117] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/237-238.

[118] İbni Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/238.

[119] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/238.

[120] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/238.

[121] İbn Ebi Şeybe,İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3 /239.

[122] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/239/240.

[123] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/240.

[124] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/240.

[125] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/240.

[126] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/240.

[127] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/240/241.

[128] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/241.

[129] Humeydi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/241.

[130] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/241.

[131] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: /241.

[132] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/241.

[133] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/241/242.

[134] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/242.

[135] Müsedded , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/242.

[136] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/242/243.

[137] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/243.

[138] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/243.

[139] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/243.

[140] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/243.

[141] îshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/244.

[142] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/244.

[143] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/244.

[144] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/244.

[145] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/244/245.

[146] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/245.

[147] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/245.

[148] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/245.

[149] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/245.

[150] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/245.

[151] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/245/246.

[152] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/246.

[153] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/246.

[154] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/246.

[155] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/246/247.

[156] İbni Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/247.

[157] Ahmed b. Men’i , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3247.

[158] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/247.

[159] Hümeydi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/247.

[160] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/247/248.

[161] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/248/249.

[162] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/249.

[163] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/249/250.

[164] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/250.

[165] Ebu Ya'la İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/250.

[166] Ebu Ya'la , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/250/251.

[167] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/251.

[168] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/251.

[169] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/251.

[170] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/251/252.

[171] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/252.

[172] İbni Ebi Şeybe , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/252.

[173] İbni Ebi Şeybe , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/252.

[174] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/252.

[175] Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/253.

[176] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/253.

[177] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/253.

[178] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/253/254.

[179] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/254.

[180] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/254.

[181] Ahmed b. Men'i , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/254/255.

[182] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/255.

[183] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/255.

[184] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/255.

[185] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/255.

[186] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/255/256.

[187] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/256/257.

[188] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/257.

[189] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/257.

[190] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/258.

[191] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/258.

[192] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/258.

[193] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/258/259.

[194] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/259.

[195] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/259.

[196] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/259/260.

[197] Ahmedb. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/260.

[198] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/260.

[199] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/260.

[200] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/261.

[201] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/261.

[202] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/261.

[203] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/261-262.

[204] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/263.

[205] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/263.

[206] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/263-264.

[207] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/264.

[208] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3//264.

[209] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/264.

[210] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/264-266.

[211] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/266.

[212] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/266-267.

[213] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/267.

[214] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/267.

[215] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3267/268.

[216] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/268.

[217] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/268/269.

[218] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/269.

[219] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/269/270.

[220] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/270.

[221] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/270.

[222] EbuYa'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/270/271.

[223] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/271.

[224] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/271.

[225] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/271.

[226] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/271.

[227] İbni Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/271/272.

[228] Ahmedb. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/272.

[229] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/272.

[230] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/272

[231] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/272.

[232] Teyalis, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/272/273.

[233] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/273.

[234] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/273. .

[235] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/273/274.

[236] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/274.

[237] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/274.

[238] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/275.

[239] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/275.

[240] Taberi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/275/276.

[241] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/276.

[242] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/276.

[243] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/276/277.

[244] Ebu Ya'la , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/277.

[245] Hümeydi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/277/278.

[246] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/278.

[247] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/278.

[248] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/278.

[249] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/279.

[250] Ahmedb. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/279

[251] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/279.

[252] Abd b. Humeyd, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/279/280.

[253] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/280.

[254] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/280.

[255] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/280.

[256] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/281.

[257] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/281.

[258] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/281.

[259] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/281/282.

[260] Ebu Ya'la , İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/282.

[261] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/282.

[262] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/282.

[263] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/283.

[264] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/283.

[265] İbn Ebi Ömer, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/283.

[266] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/283.

[267] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/283.

[268] Îvedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/283.

[269] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/283/284.

[270] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/284.

[271] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/284.

[272] İshak, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/285.

[273] Haris, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/285.

[274] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/258/2286.

[275] Müsedded, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/286.

[276] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/286.

[277] İbn Ebi Şeybe, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/286.

[278] Hümeydi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/286/287.

[279] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/287.

[280] Teyalisi, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/288.

[281] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları:3/288.

[282] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/288.

[283] Ahmed b. Men'i, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/288.

[284] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/288.

[285] Ebu Ya'la, İbn-i Hacer el-Askalani, Metalibu Aliye, Tevhid Yayınları: 3/288.