İbn Kesir Tefsir-i Kebir Al-i İmran Suresi 42 – 47.ayetler Meleklerin - 18. Sayfa
|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Al-i İmran Suresi 42 – 47.ayetler |
Meleklerin Meryem (a.s)'a Seslenişleri:
42. Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.
43. Ey Meryem! Rabbine huşuyla ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil.
44. (Rasulüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem 'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.
Tefsiri:
Yüce Allah, kendisinin emriyle meleklerin Meryem'e (a.s), çok ibadeti, dünyaya meyilsizliği, asaleti, fikri bulanıklar ve vesveselerden uzak olması sebebiyle onu seçtiğini, dünyanın diğer kadınlarına üstünlüğü sebebiyle ikinci defa seçtiğini Meryem (a.s)'a haber verdiklerini bildiriyor.
[1417] Abdurrezzak, Said b. Müseyyeb'den, "Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti." ayetiyle ilgili olarak şunu rivayet etmiştir: Ebu Hureyre (r.a.) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şu hadisi naklederdi: "Deveye binen en hayırlı kadınlar Kureyşli kadınlardır. Küçüklüğünde çocuğa en şefkatli, malı hususunda kocasının haklarına en çok riayet eden kadınlar onlardır. İmran kızı Meryem ise deveye hiç binmemiştir. " Hadisi bu kanalla sadece Müslim rivayet etmiştir. Zıra o, Muhammed b. Rafi' ile Abd b. Humeyd'den, onlar da Abdurrezzak'tan bu lafızla rivayet etmişlerdir.
[1418] Hişam b. Urve ... Ali b. Ebi Talib (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Onların (İsrdiloğullarının) en hayırlı kadını İmran kızı Meryem, bunların (Kureyşiilerin) en hayırlı kadını ise Huveylid kızı Hatice'dir. " Bunu Buhari ile Müslim de, Sahih'lerinde Hişam'ın rivayetiyle tahric etmişlerdir.
[1419] Tirmizi, Enes (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sana tüm alemlerin en faziletli kadınları olarak İmran kızı Meryem, Huveylid kızı Hatice, Muhammed kızı Fatima ve Firavun'un hanımı Asiye yeter. " Bunu sadece Tirmizi rivayet etmiş ve sahih olduğunu söylemiştir.
[1420] Abdullah b. Ebi Cafer er-Razi, babasından şöyle rivayet etmiştir:
Sabit el-Bünani, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet ederdi: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yeryüzündeki kadınların en üstünleri İmran kızı Meryem, Firavun'un hanımı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed kızı Fatima'dır. " Bunu İbn Merduyeh rivayet etmiştir.
[1421] İbn Merduyeh, Şu'be'nin, Muaviye b. Kurre'den, onun da babasından nakliyle şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Erkeklerden kemale erenler çoktur. Kadınlardan kemale erenler ise sadece şu üç kadındır: İmran kızı Meryem, Firavun'un hanımı Asiye ve Huveylid kızı Hatice. Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü ise Tirit yemeğinin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir. "
[1422] Taberi, Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise sadece İmran kızı Meryem ile Firavun'un hanımı Asiye kemale ermiştir. " Bu hadis Kütüb-i Sitte'den sadece Ebu Davud'un Sünen'inde yoktur. İmam Buhari'nin rivayetindeki lafız şöyledir:
"Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise sadece İmran kızı Meryem ile Firavun'un hanımı Asiye kemale ermiştir. Şüphesiz Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü tiritin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir." Allah'a hamdolsun bu hadisin tüm tariklerini ve lafızlarının el-Bidaye ve'n-Nihaye kitabımızın "Meryem oğlu İsa (a.s)" bölümünde zikrettik.
Yüce Allah daha sonra bize meleklerin Meryem (a.s)'a huşu içerisinde çok ibadet yapmasını, bol bol rüku ve secde etmesini, bunları kendisine alışkanlık haline getirmesini, sürekli bunlarla meşgulolmasını emrettiklerini haber veriyor. Bunlarda meşakkat ve zorluk vardı. Fakat bunlar, Allah'ın (c.c) onunla ilgili takdir ettiği ve irade buyurduğu, onun da iki cihanda yüksek makam ve mevkide olmasına sebep olacak bir şey için hazırlıktı. Zira, Yüce Allah ondan babasız bir çocuk meydana getirecekti. Bu yüzden Yüce Allah ona şöyle emretti: "Ey Meryem! Rabbine huşuyla ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil."
Kunut'tan kasıt huşuyla ibadettir. Kelimenin şu ayetteki manası da aynıdır: "Gökteki ve yerdeki kimseler yalnız O'nundur. Hepsi de ona kunut ederler" (Bakara, 26)
[1423] Nitekim İbn Ebi Hatim, Ebu Said el-Hudri
(r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir: "Kur'an'da geçen her kunut kelimesi taat ve ibadet
manasına gelir" Taberi' nin , İbn
Lehia'nın Derrac'dan
nakliyle rivayet ettiği bu hadiste münkerlik vardır. Mücahid der ki: Meryem (a.s) topukları şişene kadar kıyamda
durup ibadet ederdi. Nitekim kunut ayakta uzunca
durmaya denir. Meryem (a.s), "Ey Meryem, Rabbine kunut
et" emrine uyarak böyle yapmıştır. Hasan-ı Basri,
''Yani, Rabbine ibadet et" demiştir. "Secdeye kapan, (O'nun
huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil." Yani, sen de Allah'ın
huzurunda eğilenlerden ol. Evzai der ki: "Meryem
(a.s) mihrapta durup rüku, secde ve kıyamda sürekli
olarak öyle çok ibadet etti ki ayaklarından sarı su geldi" Allah ondan
razı olsun ve onu hoşnut eylesin. Hafız İbn Asakir, Meryem (a.s)'ın
biyografisinde Evzal'den, Yahya b. Ebi Kesir'in, "Secdeye kapan, (O'nun huzurunda)
eğilenlerle beraber sen de eğil." ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet
etmiştir: Öyle uzun secde etti ki gözlerinden su indi. İbn
Ebi'dDünya, İbn Şevzeb'den şöyle nakleder: Meryem .(a.s) her
Yüce Allah peygamberini bunlardan haberdar ettikten ve açıkça bildirdikten sonra şöyle buyuruyor: "(Rasulüm!) Bunlar, bizim sana vahyettiğimiz" anlattığımız "gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin. " Yani: Ey Muhammed! Sen onların yanında değildin ki olayları bizzat gören ve tanık olan biri gibi anlataydın. Bilakis sevap kazanmak için Meryem (a.s)'ı kimin himayesine alacağı hususunda kur'a atışlarını sana, kendin orada olup olaylara şahit olmuşçasına Yüce Allah bildirdi. Taberi, İkrime’den şöyle nakleder:
Meryem (a.s)'ın annesi onu kundağının içinde Musa (a.s)'ın kardeşi Harun (a.s)'ın soyundan gelen Kahinoğullarına götürdü. O zaman Kabe'nin koruyucuları gibi, Beytulmakdis'in koruyuculuğunu da onlar yapıyordular. Onlara, "Bu adağımı alın. Kız olmakla birlikte ben onu Allah'a adadım. HaylZ gören ibadethaneye giremez. Fakat onu evime de götürmek istemiyorum." dedi. Onlar, "Bu imamımızın -zira İmran onlara namazda imamlık ederdi- ve kurbanlarımızın sahibinin kızıdır (geri çeviremeyiz)" dediler. Zekeriyya (a.s), "Onu bana verin. Zıra teyzesi benim eşimdir" dedi. "İmamızın kızı olarak onu bırakmaya gönlümüz razı olmaz" dediler. Bunun üzerine Tevrat'ı yazdıkları kalemlerini atarak kur'a çektiler. Kur'a Zekeriyya (a.s)'a çıktı ve Meryem (a.s)'ı kefalet ve himayesine o aldı. İkrime, Süddi, Katade, Rebi’ b. Enes ve diğerlerinden gelen rivayetlerin toplamından anlaşıldığına göre bunlar kur'a çekmek için Ürdün nehrine gitmişlerdi. Her biri kalemini nehre atacak, hangisi su akıntısı karşısında durursa Meryem'i kefaletine o alacaktı. Kalemlerini attılar ve su hepsininkini alıp götürdü. Zekeriyya (a.s)'ınki ise kaldı. Hatta onun kaleminin suyu yararak akıntıya doğru gittiği söylenir. Zekeriyya (a.s) aynı zamanda onların büyükleri, efendileri, alimleri, imamları ve nebileriydi. Allah'ın salat ve selamı onun ve diğer peygamberlerin üzerine olsun.
45. Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesıh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.
46. Salihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak.
47. Meryem, "Rabbim! Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "O!!" der; o da oluverir.
Tefsiri:
Burada meleklerin Meryem (a.s)'a, şan ve şöhret sahibi büyük bir oğlunun olacağı müjdesini verdikleri bildiriliyor. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor." Yani Allah'ın tek bir sözüyle, "ol" demesiyle olacak bir çocuğu müjdeliyor. Bu, müfessirlerin belirttiklerine ve daha önce açıklandığı üzere Allah'ın (c.c), "Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici" buyruğunun açıklamasıdır. "Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesıh'tir" Yani, dünyada bu isimle meşhur olacak ve mü'minler onu bu isimle bilecekler. Seleften bazıları ona Mesih denilmesinin sebebinin çok seyahat etmesi olduğunu söylemişlerdir. Kimisi; ayakları düz olup ortalarında çukur bulunmadığı için; kimisi ise, ağır hastaları eliyle meshettiğinde Allah'ın izniyle iyileştikleri için bu isim verilmiştir, demişlerdir. İsa (a.s)'a babası olmadığından dolayı "Meryem oğlu İsa" denilerek annesine nispet edilmiştir. "Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır." Yani, Allah'ın (c.c) kendisine vahyetmesi, Kitap indirmesi ve başka lütuftarı sebebiyle O'nun katında büyük bir itibarı ve yeri olacaktır. Ahirette ise diğer ulu'l-azm peygamber kardeşleri gibi o da Allah'ın izin verdikleri hakkında şefaat edecek ve bu şefaati kabul edilecektir. Allah'ın salat ve selamları hepsinin üzerine olsun.
"Salihlerden" yani doğru ilim ve salih amele sahip olan söz ve fiillerinde salih biri ''olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak." Yani, bir mucize ve hak olduğunun işareti olarak daha bebek iken kendinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'a davet edecek. Sonra da Allah'ın kendisine davet etmesi için vahiy gönderdiği yetişkin döneminde davet edecek.
[1424] Muhammed b. İshak, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hz. İsa (a.s) ile Cüreyc'in arkadaşı dışında hiçbir çocuk bebekliğinde konuşmamıştır"
[1425] İbn Ebi Hatim, Ebu Hureyre (r.a.)'tan kanalıyla Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den şöyle rivayet etmiştir: "Beşikte sadece üç kişi konuşmuştur: İsa (a.s), Cüreyc zamanındaki çocuk, bir de başka bir çocuk"
Meryem (a.s) meleklerin bu müjdesini işitince duasında şöyle dedi:
"Rabbim, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur?" Yani, kocası olmayan, evlenmeyi düşünmeyen ve -haşa- hiç kimseyle de zina etmemiş biri olarak benim nasıl bir çocuğum olabilir ki?" Bir melek Yüce Allah adına buna şöyle cevap verdi: "İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece 'Ol!' der; o da oluverir." Yani, işte Allah'ın işi böyle büyüktür. O'nu hiçbir şeyaciz bırakamaz.
Meryem (a.s)'a, Zekeriyya (a.s) gibi "dilediğini yapar" değil, "dilediğini yaratır" denilerek yaratmaya vurgu yapılmasındaki hikmet, inkarcı hiç kimseye onun hakkında hiçbir şüphe bırakılmamasıdır. Bu mana ardından, "Bir işe hükmedince ona sadece 'OL!' der; o da oluverir." denilerek pekiştirilmiştir. Yani, Allah bir şeyi yaratmayı dilediğinde emir verir vermez, anında oluverir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Bizim buyruğumuz, bir anlık bakış gibi, bir tek sözden başka bir şey değildir." (Kamer, 50) Yani, biz ikinci kez tekrarlamaksızın sadece bir defa söyleriz ve o şey hemen, göz açıp kapama süresinde oluverir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
İslami Okul Okulların En Önemlisi