Akaid - Iman Esaslari - 2. Sayfa - Rabita
ÖNSÖZ
Râbıta nedir?
Bu soru, özellikle yakın bir geçmişten beri pek çok insanın zihnini meşgul etmektedir. Çünkü ne ilginçtir ki XIX. yüzyılın başlarından bu yana Nakşibendî Tarîkatı'nın önemli bir kuralı haline getirilmiş bulunan râbıtanın asıl kaynağı ve içyüzü hakkında (bu tarîkatın çağdaş rûhânîleri de dahil) hemen hiç kimsenin etraflı bir bilgisi yoktur!
Tarîkatlar zaten kapalı, mistik kurumlardır. Bu nedenle dış dekorlarının arka planında gizli kalan ve halk tarafından pek bilinmeyen çok ilginç inanış ve tapınma şekilleri, âyin ve törenler, söylem ve kavramlar vardır. Bunların kaynakları ve amaçları ise hem çok çeşitli, hem de son derece çetrefil, karmaşık ve mitolojiktir. Türk toplumunun, genelde dünya Müslümanlarından farklı biçimde gelişmiş olan din anlayışı, büyük ölçüde bu olgudan etkilenmiştir.
Onun için bu bakış açısının temelindeki gerçek nedenleri gün yüzüne çıkarmak ve bu suretle yüzyıllar önce yapılmış olan birtakım yanlışlıkları düzeltme imkanını bulmak amacıyla bu kurumların ve doktrinlerinin çok esaslı şekilde araştırılması gerekir. Çünkü özellikle Türkleri, İslâm adına tarih boyunca bu kurumlar yönlendirmiştir.
İşte râbıta, bu mitolojik ve mistik yumağın örgüsü içinde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Son yıllarda Türkiye'de yaşanan kavram kargaşası, her ne kadar içinden çıkılmaz bir düşünce kaosunu birlikte getirmişse de, denebilir ki bu durum bazı mistik ve felsefi terimlerin az veya çok deşifre olmasını da sağlamıştır.
Kavramlar etrafında tartışmaların
kızışmasıyla birlikte, tarîkatların dışında kalabilmiş olan birçok kimse, son
zamanlarda râbıta hakkında kuşkuya düştüler ve birtakım arayışların içine
girdiler. Bu gelişmelerin sonucu olarak ilginç sorular gündeme geldi. Çünkü
İslâm’ın, kitap ve sünnetle belirlediği ibâdetler bütün Müslümanlarca kesin ve
açık şekilde bilinmekte ve Hz. Peygamber (s)'in
bizzat uyguladığı biçimlerde bu ibâdetler bütün dünya Müslümanları tarafından
yaklaşık 1500 yıldır uygulanmaktadır. Oysa râbıta, çoğunluğu Türkiye'de yaşayan
ve
İşte bu noktalar çok esaslı şekilde incelendikten sonra hazırlanmış olan bu çalışmanın temel amacı râbıtayı belgesel olarak ortaya çıkarmaktır. Ancak hemen eklemek gerekir ki aslında bu kitap, son yıllarda gözlenen İslâmî uyanışın ve aydınlanma özleminin bir ürünü ve gerçekleri yakalama arayışının bir cevabıdır.
Çünkü Müslümanlar, hız ve iletişimin getirdiği avantajlar sayesinde ele geçirdikleri ipuçlarıyla âdetâ iz sürerek şimdiye kadar kapalı kalmış birçok mesele hakkında büyük bir hırsla aydınlanmak istiyorlar. Onların bu susamışlığının temelinde ise başlıca iki amaç vardır.
Birincisi: Aydınlanarak İslâm'ın, bütün çarpıcılığıyla güzelliklerini görebilmek ve onu, hapsedildiği tozlu raflardan indirmek ve hayata geçirmektir.
İkincisi ise: İslâm’ın yüzyıllardır, gerek sosyal ve toplumsal yaşamdan soyutlanmasında, gerekse orijinal değerlerinin çarpıtılarak yozlaştırılmasında etkin olmuş bütün nedenleri öğrenmek ve bunları ortadan kaldırmaktır.
İşte elinizdeki bu kitap, yukarıda özetlenen iki amaçtan özellikle ikincisinin, belli sınırlarda gündemini hazırlamaya yöneliktir!
Kitap, iki ana bölümden oluşmaktadır:
Birinci bölüm, tarîkat kaynaklarına göre râbıta hakkında genel bilgileri içerir .
İkinci bölüm ise, râbıtaya ilişkin çok yönlü analitik ve eleştirel değerlendirmelerden oluşur.
Bu çalışma eğer gerçeklerin yakalanmasında ve özellikle vicdanların, kitaba uydurulmuş bazı şirk biçimlerinden temizlenmesinde Müslümanlara ışık tutacak olursa, sonuç bütün tevhid ehlini sevindirecek ve bu mutluluktan bizim payımız da elbette ki büyük olacaktır.
Bu hayırlı amacın gerçekleşmesi ve katıksız bir tevhid ve imanın gönüllere yerleşmesi için Allah Teâlâ'ya dua ediyoruz.
FERİT AYDIN [1]
Açıklama
Bu çalışmamızın
birinci baskısının kısa süre içinde tükenmiş bulunması,
Bununla birlikte itiraf etmek lâzımdır ki birinci baskı sırasında gözden kaçmış bir takım dizgi hataları kitabın yazı disiplinine ve ciddiliğine maalesef gölge düşürüyordu.
Bu kez hem söz konusu hatalar giderilmiş, hem de kitap yeniden dakik bir şekilde gözden geçirilmiştir; bazı kısa eklerle, gerektiği yerlerde okuyucuyu aydınlatacak açıklamalar yapılmıştır.
Kitapta kullanılan transkripsiyon ve belli yerlerde seçilen özel karakterlere ilişkin olarak şu önemli noktaların bilinmesinde yarar vardır:
1. kitapta yoğun olarak Arapça ve Farsça bileşik isimler ve çeşitli dînî ve tasavvufî terimler yer aldığı için, Türkiye’de İlâhiyât Câmiası tarafından kabul edilmiş bulunan transkripsiyon formülleri kullanılmıştır.
2. bir çeşit Türkçeleşmiş, ya da yerli dile geçmiş bulunan Arapça ve Farsça adlar ve terimler aynen kullanılmış ise de kitabın yabancılar tarafından da ilgiyle karşılandığı göz önüne alınarak bu adların ve terimlerin yazılışında Batı dillerine ait (Q, W, Sh) gibi özel karakterler kullanılmıştır. Bilhassa çağdaş oryantalistlerin de sözcükleri orijinal fonetiklerine uygun biçimde seslendirebilmelerini sağlamak amacıyla, bu adlar ve terimler, ayrıca parantez içinde ve farklı kalıplar halinde verilmişlerdir.
«Ebubekr-i Sıddıyk (Sıddıyq)» gibi.
Ancak bunlardan, Türkiye’de ilim erbabı dışında kimsenin pek duymadığı isimler ve ıstılahlar ise sırf Batı formülleriyle verilmişlerdir.
Örneğin, «El-Hadîka’tül-Verdiyye» yerine; «El-Hadîqa’tul-Wardiyya» ve «Cedd b. Kays» yerine; «Jadd b. Qays» gibi.
Tabiatıyla alıntılar üzerinde herhangi bir değişiklik yapmak söz konusu olmadığı için bunlar oldukları gibi aktarılmış ve hatta yazılım, transkripsiyon ve noktalama hatalarıyla birlikte verilmişlerdir.
Ferîduddîn AYDIN
İslami Okul Okulların En Önemlisi