Fikih - Havale - Bidayetulmuctehid
44. HAVALE (Alacağın Devri) KİTABI
136. Alacağın Devri
Havale, nehyedilen alacağın alacakla satışından müstesna ve caiz olan bir
muameledir. Zira Peygamber Efendimiz,
"Zenginin, borcunu vermeyip alacaklısını oyalaması haksızlıktır. Herhangi
biriniz bir zengine havale edildiği zaman, havaleyi kabul etsin» 1 buyurmuştur.
Bahsimiz Havale'nin şartlan ve hükmü hakkındadır.
Havale: Şeriat Örfünde, borçlunun alacaklısına «Ben sana borçluyum. Falanca adam
da bana borçludur. Seni ona havale ettim», alacaklının da «kabul ettim» diyerek
yaptıkları bir akittir.
Bu akdin sıhhati için, Muhal ve Muhâlün aleyh denilen alacaklı ile ikinci
borçlunun muvafakati şart mıdır, değil midir diye ihtilaf vardır. Kimisi «Yalnız
alacaklının nzası şarttır» demiştir, ki bu, imam Mâlik'in görüşüdür. Kimisi
«ikisinin de nzası şarttır» kimisi de, îmam Mâlik'in görüşünün tam tersini
söyleyerek «Alacaklının rızası şart değil, diğerinin şarttır» demiştir. Bu da
imam Davud'un görüşüdür.
Havalenin bir akit olduğunu benimsemiş olanlar, ikisinin de rızasını şart
koşmuşlardır. «Alacaklı için borçlu ne ise, borçlunun borçlusu da odur. Yani
alacaklı hakkını borçludan istediği zaman, borçlu nasıl 'Borcumu vermem'
diyemiyorsa, Muhal ileyhe de 'vermem' diyemez» diyenlerde, «Yalnız alacaklının
nzası şarttır» demişlerdir, îmam Davud'un dayanağı ise, Peygamber Efendimiz'in,
«Herhangi biriniz bir zengine havale edildiğinde, havaleyi kabul edip zengine
baş vursun» 2 hadisinin zahiridir. Zira emrin vücub mânâsında olması daha zahir
olduğu için hadisten, alacaklının havaleyi kabule mecbur olduğu anlaşılmaktadır,
ki o zaman, yalnız borçlunun borçlusunun rızası şart'kalmış olur.
Havalenin sıhhat şartlarından biri de -fukahamn ittifakı ile- iki borcun cins ve
miktar bakımından aynı olmasıdır. Ancak kimisi, havaleyi yalnız al-ün ve gümüşte
caiz görüp yiyecek maddelerinde -yiyecek maddesini teslim almadan satmak
kabilinden olur, diye- caiz görmemiştir. Zira yiyecek maddesi olan borcunu, aynı
maddeyi kendisine borçlu olan kimseye havale eden kişi, borçlusunda bulunan
yiyecek maddesi alacağını -teslim almadan- başkasının kendisinde bulunan yiyecek
maddesi alacağı ile satmış olur. îmam Mâlik ise her iki yiyecek maddesinin de
ödünç t iduğu ve havale olunan alacağın da peşin olduğu zaman havaleyi caiz
görmüştür. Fakat iki alacaktan birinin ödünç olmayıp veresiyeli satışın bedeli
olursa, îmam Mâlik'e göre -eğer her iki alacak da peşin olmazlarsa- havale caiz
değildir. İmam Mâlik'in tâbi-lerinden Ibnu'l-Kasım ile diğerlerine göre ise,
havale olunan alacak peşin olduğu zaman, iki alacaktan biri veresiyeli satışın
bedeli dahi olsa, havale caizdir, îmam Şâfıî ise, bu durumların hiçbirisinde
-aralarında ayırım yapmaksızın- havaleyi caiz görmemiştir. Her iki alacağın da
ödünç olması halinde îmam Mâlik'in havaleyi caiz görmesinin sebebi: Çünkü ona
göre ödünç olan borcu -teslim almadan- satmak caizdir. îmam Ebû Hanife ise, alün
ve gümüşe kıyas ederek yiyecek maddelerinde de havaleyi kayıtsız şartsız caiz
görmüştür. Mesele, usul dışı caiz olan şeylere kıyas yapılabilir mî yapılamaz mı
mes'elesidir, ki usul-i fıkıhta meşhur bir meseledir.
îmam Mâlik'e göre havalenin sıhhati üç şarta bağlıdır. Biri, havale olunan
alacağın vadesinin gelmiş olmasıdır. Zira eğer henüz vadesi gelmemiş ise, borcun
borçla satışı kabilinden olur. İkincisi, iki alacağın cins ve miktar bakımından
aynı olmasıdır. Çünkü eğer cins veyahut miktarları değişik olursa, havalelik
vasfını yitirmiş olup satışlar babına girmiş olur. Satış olunca da -borcun
borçla satışı kabilinden olduğu için- caiz değildir. Üçüncüsü de, alacaklardan
birinin veyahut ikisinin, peşin para ile veresiye olarak satın alınmış yiyecek
maddesi olmamasıdır. Çünkü eğer öyle olursa -vadeleri gelmiş olsun olmasın-
birinin diğerine havalesi caiz değildir. Zira -yukarıda da söylediğimiz gibi-
yiyecek maddesini teslim almadan satmak kabilinden olur.
Fukahamn cumhuru, havalenin kefaletin zıddı olduğu, yani alacaklının havale
edildiği kimse iflas ettiği zaman, kendisini havale eden borçlusuna tekrar
dönemediği görüşünde müttefiktirler.
îmam Mâlik ile tabileri, «Meğer kendisini havale eden borçlusu, onu aldatarak
ödeme gücüne sahip olmayan bir kimseye havale etmiş olsun» demişlerdir, îmam Ebû
Hanife de «Alacaklının havale edildiği borçlu eğer, müflis olarak ölür veyahut
havaleyi inkâr eder de, alacaklının şahidi bulunmazsa, alacaklı tekrar eski
borçlusuna döner» demiştir. Kadı Şüreyh ile Osman el-Bettî ve bir cemaat buna
katılır. 3
1 Buhârî, Havale, 38/1, no: 2287.
2 Buhârî, Havale, 38/1, no: 2287.
3 İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd,
Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/45-46.
İslami Okul Okulların En Önemlisi