104- İSLAM HUKUKU TAZİRİ GEREKTİREN CEZALARI NASIL KOYMUŞTUR - Cilt1 1 - 104. Sayfa
104- İSLAM HUKUKU TAZİRİ GEREKTİREN CEZALARI NASIL KOYMUŞTUR?
Daha önce islam hukukunun taziri gerektiren suçları tayin edip hükümlerini bellrtmiş olduğunu ayetlerden aldığımız delilleriyle anlatmış ve genel kaidelerin açıklamıştık. Taziri gerektiren suçları yasaklayan ve cezasının tayin eden hükümleri kaydettikten sonra demiştik ki,”İslam hukuku taziri gerektiren suçları belirtitği gibi onların cezalırıyla ilgili hükümleri de koymuştur.” Şimdi ise bizim söylediğimiz son cümlenin doğruluğunu gösteren delilleri takdim etmeye çalışalım:
1- Öğüt, tehdid ve sopa ile dövme cezaları:
Bu cezaları Kur’anı Kerimde ve hadisi şeriflerde açıkca görmekteyiz. İşte Nisa suresinde yüce Allah şöyle buyurur:
“Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz zaman onlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah yüce ve büyük olandır.” (Nisa: 4/34)
Bu ayeti kerime bize tazir cezalarından üçünü belitmektedir. Kocasına itaat etmeyen kadına verilecek tazir cezası önce öğüt, sonra terk, daha sonra da dövmedir. İtaatsızlık haddi ve kefarete gerektirmeyen bir suç olduğuna göre; bu demektir ki haddi ve kefareti gerektirmeyen her suça bu cezalar uygulanır. Yani önce öğüt, sonra terk daha sonra da dövme cezası tatbik olunur.
Yatağı terketmek cezası sadece kadınlara mahsustur. Bunun kullanma yetkisi de kocaya ait bulunduğuna göre, yatakta yalnız ba;ına bırakmak bir nevi terk manasınadır. Nitekim, Hz. Peygamber savaşa katılmayan üç kişinin terkedilmesini buyurmuştur. Hz. Ömer de Sabih’in terkedilmesini, yalnız başına bırakılmasın emretmeşitir. Şu halde terk umumi bir cezadır ve alakayı kesmek, ilgilenmemek manasına gelir, sınırı da terkolunan tevbe etmemesidir96.
(96) Bkz. 481, 487, 488 no’lu pargraflar.
Allahın Resulü bir hadisi şerifinde buyurur ki: “Allah o kişiye rahmet etsin ki kırbacını ailesinin göreceği bir yere asmıştır.” Bir başka hadisi şerifinde ise: “Ailenin üzerinden kırbacını kaldıma” buyurur. Bir başka hadisi şerifde ise, buyurur ki: “Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmasını öğretin. On yaşına bastıklarında da, namaz kılmadıkları takdirde döğün.”
Başka bir hadisde ise şöyle buyurur: “Haksız yere bir hududa ulaşan kimse haddi tecavüz edenlerdendir.”
Bu hadisi şerifler -ki islam hukukunun hükümleridir- iki ceza koymaktadır önümüze:
a) Ceza ile tahdid ve korkutmak. Bu ailenin göreceği bir yerde kırbacını asılı tutma ve ailenin üzerinden kırbacı kaldırmama hükmünden ortaya çıkmaktadır.
b) İkinci ceza ise sopayla dövmek cezasıdır ki son hadisi şerif açıkça bunu ifade etmektedir. Ve haddi belirtilmeden kırbaç ve sopanın cevazını97 göstermektedir. Bir görüşe göre ise bu hadis sopa cezasının en üst haddini tayin etmektedir.
(97) Bkz. 481. nolu parğraf.
Şu halde Kur’an ve hadis, öğüt, terk, tehdid ve sopa cezalarının koymaktadır. Sopa ve değnek cezalarına gelince bunların tabiatı itibarıyla iki sınırı vardır. Bazı hukukçular yukardaki hadisin cezaların en üst sınırını tayin edeceğini kabul ederler. Öğüt ve tehdid cezaları ise tabiatları itibarıyla tek sınırlı -alt ve üst hududu olmayan- cezalardır. Tek cezası ise sınır bakımından hududu -terkedileceği süre- daha önce de bildirdiğimiz gibi tevbe edip pişman olmaktır.
2- Tevbih cezaları:
Ebu Zer’den rivayet edilir ki. O şöyle demiştir: “Bir adamla karşılıklı döğüştük, ben onu annesiyle kınadım ve hakaret ettim. Allahın Resulü buyurdu ki: “Ey Ebu Zer! Sen onu anasıyla mı kınadın, tahkir ettin? Doğrusu sen kendisinde cahiliyet bulunan bir kişisin.”
İşte Allahın Resulü, Hz. Ebu Zer’i böyle bir tevbih cezası ile cezalandırıyor. Binaenaleyh tevbin cezası, taziri gerektirene bir cezadır ve bunu Allahın Resulü koymuştur, onu nsünnetidir. Allah Resulünün sünneti ise ister ameli, isterse kavli olsun islam hukukunda Kur’andan sonra ikinci kaynaktır.
3- Hapis ve asma:
Bu iki cezanın kaynağı keza Allahın Resulünün ameli sünnetidir. Nitekim rivayet edildiğine gröe Allahın Resulü bir şahsı itham yüzünde hapsetmiştir. Bir başka kişiyi de canlı olarak Ebunat denilen dağda asılı tutmuştur98.
4- Öldürme:
Bu cezanın kaynağı da kavli sünnettir. Rivayet edildiğine göre Allahın Resulu şöyle buyurur: “Size birisi gelip de birliğinizi bozacak ve topluluğunuza ayrılık sokacak bir kişiye başınıza geçirmek isterse onu öldürün.”
Bir diğer rivayette ise hadisi şerif şöyledir: “İlerde şöyle hadiseler olacaktır. Kim bütün olan bu ümmeti tefrikaya sokmak istese, -kim olursa olsun- ona kılıçla vurun99.”
(98) Bkz. 482, 486 no’lu paragraflar.
(99) Bkz. 480 no’lu paragraf.
Öldürme cezası çok önemli ve tehlikeli suçlar için konulmuş ve meşru bir cezadır.
5- Borçlandırma, teşhir ve sürgün:
Bu cezaların kaynağı da icmaı ümmettir. Bilindiği gibi icma Kur’an ve sünnet gibi islam hukukunun kaynaklarından birisidir100.
Yukardan beri anlatılanlardan ortaya çıkıyor ki; tazir ile ilgili cezaların kaynağı Kur’an, hadis ve icmadır, öyleyse bu cezalar meşru cezalardır, hiç şüphesiz şeri usullerle takrir edilmiş bulunmaktadır101. Gerek ayet ve hadisler, gerekse Allah Resulünün fiili sünneti ve islam ümmetinin icmaı; tazirle ilgili suçların cezlarını tayin ettikleri gibi, hakime, suçun ve suçlunun şartlarını uygun cezaları seçme bu cezaları kaldırma veya uygulamayı durdurma yetkisini de vermiştir.
(100) Bkz. 485, 491, 493 no’lu paragraflar.
(101) Burada cezalar konusunda çok kısa olarak söz ettik, ilerde şari cezalar üzerinde uzun uzadıya duracağız.
İslami Okul Okulların En Önemlisi