141- I) İBARELERİN VE LAFIZLARIN DELALETİ VEYA MEFHUMLARI: - Cilt1 1 - 141. Sayfa
141- I) İBARELERİN VE LAFIZLARIN DELALETİ VEYA MEFHUMLARI:
Her lafzın delalet ettiği bir husus, her ibarenin delalet ettiği bir mana bulunduğu bir gerçektir. Bunun neticesi olarak şeri metinlerin lafızlardan ve ibarelerden oluşması itibariyla bir manaya delalet etmesi mümkün olabileceği gibi, birden çok manaya da delalet etmesi mümkündür. Nasda geleneksel olarak neye delalet ettiği, yani anlamı üzerinde istidlal yürütülür. Lafzın delalet ettiği mana ise şu beş şekilden birisi ile çıkarılır.
a) İbarenin mefhumundan anlaşılan: metinin sigasından, zihne iki gelen manadır. Şariin hüküm (metni koymasında asıl maksadı, zihne ilk gelen anlamdır. Zira hükmü koyan (şari) metni kullanırken gayesini açıkça gösteren maksadına, açıkça delalet eden ibare ve lafızları kullanmayı tercih eder. Bundan sonra kastolunan mananın mücerret olarak göz atılmakla zihne gelen anlamı gözönünde bulundurulur.
b) İşaret yoluyla anlaşılan. Bu da, hakkınnda nas konulmayan ve nassın sigasından zihinde çabucak yer etmeyen ama bununla birlikte nas’ın ibaresi için lazım olan veya bazı lafızları için gerekli olan manadır. İşaretle anlaşılan mana nass için lazım olur ama nassın akışında kastedilmiş bulunmaz. Mesela yüce Allah buyurur ki:
“Yurtlarından çıkarılmış bulunan muhacirler için ve malları için de, onlar Allahdan lutuf ve hoşnutluk dilerler.” (Haşr: 59/8)
Burada nassın konulmasına sebeb olan ibareden anlaşılan şudur: Muhacirlerin fakirleri için de ganimetten bir pay vardır. İşaret yoluyla anlaşılan husus ile muhacirlerin terketmiş oldukları bu malları mülklerinden çıkmıştır, zira onların fakirler olarak nitelendirilmeleri mallarının mülkleri altında bulumaması gerektirir.
c) Delalet yoluyla anlaşılan: Nassın ruhundan ve mantığından anlaşılan manadır. Ortak bir illete dayanarak birvak’aya delalet eden nassın (hükmün) muhtevası dahiline, aynı cinsten diğer vüka’alarda girerler. Yalnız illetlerin müşterek olması ve mevzuu bahis vak’anın nassın varid olduğu vak’aya denk olması, hüküm yönünden uyması gerekir.
Ayrıca bu denklik e uygunluk hiç bir çabaya veya kıyaslamaya lüzum kalmadan zihne ilk anda gelebilmelidir.
Bunun misali yüce Allahın şu mübarek kavlidir:
“Onlara (ana babaya ) of deme ve onları azarlama.” (İsra: 17/23)
Burada yüce Allah ana babaya of demeyi ve onları azarlamayı yasaklamış ve haram kılmıştır. Nassın ibaresinden anlaşılan budur. Ancak delalet yoluyla, of veya daha ağır her davranış, yasaklanmış olmaktadır. Zira of demeyi yasaklayan illet ondan daha ağırını da kendiliğinden yasaklamış olmaktadır. Aralarındaki illet müşterektir. Fakat “Of” dan daha hafif bir davranışı veya azardan daha küçük hareketler ise bu hükmün dahiline girmez.
Bu tür istidlale “kıyası celi” adı verilir. Çünkü müsavat ve evleviyet konuşulanla ona uygun gelen mefhum arasında açıkça görülmektedir. Aynı zamanda delalet bakımından açıkça görülmektedir. Aynı zamanda delalet bakımından analaşılan ifadesine muvafakat bakımından anlaşılan hüküm adı da verilir. Çünkü hükmün illeti konusunda nassın söylenişi mücerret olarak nassın ibaresinin manasını anlamayı sağlayan bir muvafakat bulunmaktadır. Ayrıca hitabın anlamı, yani ruhu ve düşünülen manası da denir.
d) İktiza yoluyla anlaşılan: Ayetin metninin gerekli kıldığıanlamdır. Öyleki: nassın sigası bu mana takdir edilmeden asla sahih olmaz ve soğru bir anlam çıkmaz. Mesela yüce Allahın şu kavli bunun bir örneğidir:
“Sizin için anneleriniz haram kılınmıştır.” (Nisa: 4/23)
Bu deyimle birçok mana anlaşılabilir. Ama en doğru ve dürüst mana ancak haram kılınmaktan maksat evliliğin yasak olması anlaşıldığı takdirde mümkün olablir. İşte iktiza yoluyla anlaşılma budur.
“Ölü sizin için haram kılınmıştır.” (Maide: 5/205)
Kavli celili de böyledir. Burada mefhum bakımından gerekli olan husus ölünün yenmesidir.
e) Muhalefet yoluyla anlaşılan: Bu ise ibarenin anlaşılan kavramının muhalifi olan manadır. Veya nassın sınırladığı hususların ortadan kaldırdığı manadır. Fıkıh usulu alimlerin muhalefet mefhumu üzerinde ihtilafa düşmüşlerdir. Bir grub her nassın iki delaleti olduğunu, birinin söylenen muayyen bir manaya delalet ettiğini, diğerinin ise bu hükmün zıddına, yani muhalif mefhumuna delalet ettiğini kabul derler. Mesela yüce Allahın:
“Akıtılmış kan.” (En’am: 6/145)
Kavli şerifi bunun örneğidir. Bu ifade ile akıtılmış kanın yasak olduğu nassın söylenişinden çıkmaktadır. Akıtılmış olan kanın mubah olduğu da nassın mefhum-u muhalifinden anlaşılmaktadır. Binaenaleyh bir nass belirli bir hüküm üzerinde söylenen anlama delalet edeceği gibi, bu hükmün zıddına da mefhum-u muhalifiyle delalet eder.
İkinci bir grub ise mefhum-u muhalifi söylenmemiş (susulmuş geçilmiş) olarak kabul eder. Ve nassın sadece söylenen hüküm için vaz olunacağını, mefhum-u muhallfi için vazolunamıyacağını kabul ederler. Bu görüşe göre nassın delaleti ancak söylenişindeki muayyen hükmedir. mefhum-u muhalifine gelince nassın bu konudaki hükme delaleti yoktur. Bu görüşü tercihe şayan olan görüştür.
İslami Okul Okulların En Önemlisi