192- İSLAM HUKUKUNDA BUTLAN NAZARİYESİ: - Cilt1 1 - 192. Sayfa
192- İSLAM HUKUKUNDA BUTLAN NAZARİYESİ:
İslam hukukunda butlan nazariyesinin esası şudur: İlahi emir ve yasaklar manasız olarak konmamıştır ve Allah insanlara Resullerini göndermiştir ki, onlara itimat edilip peşlerinden gidilsin. Kim Resullerinin getirdiği ile amel ederse onun yaptığı sahihdir. Çünkü şariin emrine uygun hareket etmiş demektir.
Onun getirdiği hükümlere muhafelet edenlerin yaptıkları ise batıldır; şariin emrine muhalefet etmiş olurlar. Yüce Allah Kur’an-ıKeriminde buyuruyor ki:
“Biz ancak Allahın izniyle itaat olunsun diye Resulleri gönderdik.”(Nisa:4/64)
Bir diğer ayeti celilede ise şöyle buyuruyor:
“Resulullah, size ne getirmişse onu alın ve sizi neden menetmişse ondan vazgeçin.”(Haşr: 59/7)
Bir başka ayeti celilede ise şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Resulüne de itaat edin.” (Nisa: 4/59)
İslam hukukundaki butlan görüşü fertlerin toplumlarında davranışlarına intibak eder, yönetenlerin de yönetilenlerin de tasavvurlarına uğrar. Şöyle ki: Kimden gelirse gelsin bir hareket veya davranış islam hukukunun hükümlerine, yahut genel prensiplerine veya teşri ruhuna muhalif ise o davranış ve hareket kökünden batıldır. Öyleyse islam hukukuna göre, islam hukukuna muhalif olarak çıkan her kanun, emir veya lahiyata batıl ve geçersizdir. Keza islam hukukuna göre; islam hukukunun hilafına yapılan her ibadet batıldır, her tasarruf veya sözleşme kökten geçersizdir. Şu halde bir hareket; ya islam hukukuna uygun olacak ki, o zaman sahih olur veya muhalif olacak ki o zamanda batıl olur. Bütün islam hukuku bilginleri bu noktada müttefiktirler.
Cumhur-u fukahaya (islam bilginlerinin tümüne) bu konuda Hanife mezhebi mensuplarından bazıları muhalefet ederler. Ancak onların muhalefeti toplumun hakkını alakadar eden hususlarda değildir. Onlar da cumhur-u fukaha gibi, kanun lahiya ve buyrukların islam hukukuna muhalif olarak çıkması halinde bütünüyle batıl olduğune kabul etmekle beraber fertlerin haklarını alakadar eden konularda cumhur-u fukahaya muhalefet etmektedirler. Yani sözleşme ve tasarrufların, hukuki esaslara uygun olursa tamamiyle batıl olacağını kabul etmektedirler. Eğer eksiklik sözleşme veya tasarrufun aslındaysa yani rükünlerinden birisindeyse, o zaman bu tasarrufu batıl saymaktadırlar. Fakat eksiklik sözleşme ve tasarrufun niteliklerinden birisinde ise yani sözleşme tasarrufunun rükünlerinden ve mahiyetinden başka bir noktada ise o zaman sözleşme ve tasarrufun batıl değil fasit olacağını belirtirler. Hanefilere göre batılla fasit arasında fark vardır. Batılın hükmü mutlak manada geçersizdir. Fasitin hükümleri geçerlidir156.
(156) El-İhkam fi usul’il-Ahkam, Ahmedi, C: 1, S0 186, 187. El-Mustafa, Gazali, C: 1, S: 94. Usul’ül-Fıkıh, Abdulvahab Hillaf, S: 99-101.
Yukarda açkılamaya çalıştğımız islam hukukundaki butlan nazariyesini kanunlar, layihalar, kararlar ve emirler üzerine tatbik ettiğimiz takdirde diyebiliriz ki; insanlar tarafından konulmuş olan hükümler; adları ne kadar değişik olursa olsun islam hukukunun hükümlerine muhalif olduğu sürece kökten ve mutlak manada batıldır. Bu görüşün esası ise çıkarılan kanun, layiha karar ve emirlerin cumhur-u fukahaya göre hukuki prensiplere muhalif oluşudur. Ebu Hanife ve taraftarlarının görüşü esas alınacak olursa, toplumun menfaatlarının ve nizamını ilgilendiren- yahut onların kendilerine has tabirleriyle Allahın hakkını alakadar eden ve toplumun menfatı ile ilgili bulunan kanun, layiha ve emirlerin hepsi, islam hukukunun hükümlerine muhalif ise mutlak manada batıldır. Şu halde her iki durumda da batıl oluşun temle nedeni çıkarılan kanun, layiha ve kararlarına islam hukukunun genel prensiplerine ve teşri ruhuna aykırı olmasıdır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi