345- MÜNKERİ ÖNLEMENİNYOLLARI - Cilt2 1 - 345. Sayfa
345- MÜNKERİ ÖNLEMENİNYOLLARI
Bazı İslam hukukçuları24 münkeri önlemek için gerekli olan en uygun yolları yedi başlık altında toplarlar:
(24) İhya C: 5, S: 45 ve devamı.
a) Tarif (münkerin mahiyetini tanıtma) yoluyla nehiy
b) Vaaz ve nasihat yoluyla nehiy
c) zor kullanarak ve kuvvetle nehiy
d) Ele nehiy
e) Dövme veya ölümle tehdid ederek nehiy
f) Dövüp öldürme yoluyla nehiy
g) Başkasından yardım isteyerek nehiy
a)Tarif (mahiyetini açıklama) ile nehiy
Bazı hallerde, münkeri (günahı, kötülüğü) işleyen kişi, davranışının suç olduğunu bilmeyebilir. Bu durumda münkeri önlemenin en uygun yolu, onu işleyene, bu fiilin suç olduğunu ve dinen kötülüğünü anlatmak ve böylece suçu tanıtmaktır. Bu gibi hallerde, tanıtma fiili, şiddet yoluna başvurmaksızın, yumuşaklıkla yapılmalıdır. Zira münkeri anlatmakla muhata “cehalet” isnad edilmektedir ki, bu bile insanlar için başlıbaşına bir eziyettir. Ne var ki, suçun önlenmesi bölye hareket edilmesini gerekli kılmaktadır. Şu halde, münkeri tanıtma ve bildirme hareketi gayet yumuşaklıkla yapılmalı ve hiçbir şekilde muhataba eziyyet edilmemelidir. Çünkü müslümana eziyyet haramdır.
b) Vaaz ve nasihat yolula nehiy
Bu durumda “Suç” olduğunu bilerek münkeri işleyen kişiye öğüt verilerek bu fiilden vazgeçmesi sağlanır. Ancak öğüdün, münkeri terke vesile olması konusunda, öğüdü verende zannı galip hasıl olmalıdır. Mesela gıybetin “haram” olduğunu bilen birisini, gıybetten alıkoymak için vaaz ve nasihatın fayda vereceği umulursa, bu yolda hareket etmek gerekir. Ancak gıybeti yasaklayan kişinin, şefkatli, yumuşak, her türlü sindirme ve baskı yollarından uzak durması gerekir25.
(25) İhya c. 2, S. 34.
c) Zor kullanarak ve kuvvetle nehiy
Yumuşaklıkla engel oma imkanı bulunmayınca “zor”a başvurabilir. Çünkü bazı hallerde vaaz ve nasihat fayda vermez. Üstelik ısrar ve alaya da sebeb olabilir. İşte bu durumda baskı metoduna başvurulur. Bu metodun iki şartı vardır:
a) Herşeyden evvel zaruret yoksa veya istenenin yumuşaklıkla yerine gtirlmesi imkansız değilse baskıya başvurmak gerekir.
b) Baskı ve zora başvuran kişinin doğruyu olduğu gibi söylemesi, dilini bükerek, yüzünü eğerek faydasız uzatmalara girmemesi, bunun yerine gereken miktarda kısa ve özlü konuşması icab eder.
Baskıya başvuran kişinin munkeri işleyene küfretmemesi, hakarette bulunmaması, iftira etmemesi gerekeir Fahiş sayılmayacak sözlerle hitabetmesi (ey fasık, ey cahil, ey aptal, ey ahmak ve benzeri sözlerden öteye geçmemesi) icab eder. Bu sözlere izin verilmesinin sebebi, her günahkarı fasık oluşu, her fasıkın da aptal olması ve işlediği günahın “suç” olduğunu bilmemesidir. Çünkü ahmak ve cahil olmayanın Allah’ı isyan etmesi söz konusu değlidir. Doğru yolda olmayan her kişi ise, elbette ki, aptaldır. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) buyurur ki:
“İyi kimse odur ki, nefsine hakim olup öldükten sonrası için çılışır. Ahmak da odur ki, nefsinin arzularının emrine tabi kılar. Ve Allah’dan ıslahını temenni eder.”
d) Elle (Engel olma) nehiy
Elle engel olmadan maksak, kötülüğü bizzatihi ortadan kaldırmaktır. Onun aletini kırmek, içki küpünü parçalamak, günahkarın giydiği ipekli elbiseyi yırtmak, gasıbı işgal ettiği evden çıkarmak, umumi yollara konulmuş bulunan ve yolu tıkayan yahut da daraltan engelleyici maddeleri ortadan kaldırmak gibi... Elle tağyir, meselenin tabiatı icabı ancak maddi değişkiliği kabul eden suçlara gelince... Bunları maddi vasıtalarla değiştirme imkanı yoktur. Günahkarın, nefsine ve iç organlarına yönlik suçlar da aynı şekildedir.
Munkeri işleyen kişinin kendi eliyle suçu ortadan kaldırmak imkanı bulunduğu sürece, elle, yani doğrudan doğruya tağyir yoluna başvurmamak gerikir. Mesela gaspettiği evi boşaltması teklif edildiği zaman, kendi ayağıyla oradan çıkması mümkün ise, gasıb, sürüklenerek veya çekilerek götürülmemelidir. Veya içki içen kimse teklif üzerine, kendi eliyle içkisini dökebilecekse, bunu zorla yapmamak gerekir. İçki saklayanın durumu da aynıdır. Elle tağyire, aynı zamanda, apılan hareketin gereken miktarın ötesine geçmemesi icab eder. Munkeri önlemek isteyen kişi, yukarıda da işaret edildiği gibi, gasbı kendi ayağıyla çıkarabilecek durumdaysa sakalından tutarak veya ayağından sürükleyerke evden çıkarmaya çalışmamalıdır. Eğer böyle bir durum yoksa, elinden çekebilir. Oyun aletlerini oynanamayacak derecede etkisiz durumu getirmek mümkünken tutup yakmamalıdır. Kırarak parçalamanın sınırı ise, ıslah için harcanan miktarın, eşya bedelinin bir misline denk olmasıdır. Ve içkinin dökülmesi imkanı varsa kabın kırılmaması gerekir.
Yukarda belirtildiği gibi, münkerin tağyirin asıl gayesi, onu ortadan kaldırmak ve işlenmesine engel olmaktır. Yoksa münkeri işleyeni cezalandırmak veya zorlamak değildir. zorlama oncak gelecekteki olaylarda sözkonusu olur ki, bu görev fertlerin değil, umumi emniyet kuvvetlerinin vezifesidir.
e) Döverek veya ölümle tehdid ederek nehiy:
Dövme ve ölümle tehdid ederek münkere engel olma durumu gündemde ise, mümkünse önce dövülmelidir. Ayrıca gerçekleştirilmesi caiz olmayan bir netice ile tehtid etmemek şarttır. “ Evini başına yıkarak çocuğunu öldürürüm; karını köle yaparım” gibi sözlerle tehtit etmek caiz değildir. Bu gibi sözler eğer karşılıklı olarak sarfedilir veya dediğini gerçekten yapmak maksadı güderek söylenirse haramdır.
Yapmak kastıyla değil de, zırf korkutmak maksadıyla söylenirse, bu da yalan olur. Geçerli olan metot, önlemek için gerçekleşmesi mümkün vasıtalarla tehtid etmektir. “ Seni döverim, başını kırarım, boynunu koparırım” gibi, veya bunlara benzer sözlerle... Münkeri, tehtidle önlemek durumda kalan kişinin, niyet ettiğinden daha fazlasını söylemesi, eğer münkeri önlemeye vesile olacaksa, caiz olur.
Ancak bunu yapan kişinin, heyecana kapılıp dozu kaçırmaması ve lüzumundan fazla dayak atmaması gerekir. Mesela, bir tokat veya bir yumrukla münkere engel olma imkanı varsa, buna bir tokat veya yumruk daha ilave etmek caiz değildir.
Eğer, münkeri işleyen kişi, yaralamak veya silah çekmekten daha başka bir araçla engellenemezse, bu yola başvurulabilir. Yani, kendisine silah çekilebilir ve gerekirse hafifçe yaralanabilir.
Mesela bir kadın kaçırmaya çalışan bir fasığı ele alalım. Olayı gören birisi, ona, engel olmak ister. Fakat aralarında bir ırmak veya daha başka bir engel bulunmaktadır. Bu durumda, müdahale etmek isteyen kişinin silahını çekerek, faile, “ya kadını bırak, yahut seni vururum” demesi caizdir. Şayet bu ihtara rağmen kadını bırakmazsa, öldürmek niyeti taşımaksızın faili vurabilir. Ayaklarına ve diğer öldürücü olmayan noktalarına ateş edebilir. Keza, kılıcını, çekerek, “veya yaptığın münkeri bırak, ya da seni vururum” diyerek münkeri önlemek caizdir. Çünkü münkerin defi için her türlü imkana başvurmak gerekir. İşlenen münkerin zina ve soygunculuk gibi, Allahın hakkını ilgilendiren suçlar, olmasıyla, dövme yaralama ve gasp gibi, fertlerin haklarını ilgilendiren suçlar olması arasında hiçbir fark yoktur.
f) Dövüp öldürme yoluyla neyh
Münkeri işleyen kişi, ancak ölümle sonuçlanma ihtimali bulunan bir çarpışma neticesinde kötülükten vazgeçerse, bu yola baş vurmak, yani, onunla çarpışmak gerekir. İsterse engellenmek istenen münker, katilden gerekir. İsterse engelenmek istenen münker, katilden daha aşağı derecede bir suç olsun. Mesela, bir insan, kendi organlarından birini koparmak isterse, bu isteğine ölüm ihtimali bulunan bir çarpışma ile engel olmaktan başka bir yol bulunmazsa, onunla çarpışıp uzvunu kesmesine engel olmak gerekir. Bundan maksat onun nefsini korumak ve uzvunun kesmesine engel değildir. Her türlü yolarını günah tıkamaktır. Bir münkere engel omak için onu öldürmek suç değlidir, ama, kendi organlarından her hangi birisini koparmak suçtur.
Keza,
bir mala saldıran kişinin, malın korunması kastıyla ölümüne sebeb olabilecek
savunma tedbirleri olmak da caizdir. Şu kadar var ki, bununla, birkaç kuruşluk
malı, bir şahsın canının karşılığı olarak
g) Başkasından yardım isteyerek nehiy:
Bazı fakihler, münkeri önlemenin ferdi bir görev olmadığını ve kişilerin doğrudan doğruya suça engel olmaya çalışmamalarını gerektiğini ileri sürerek, silah ve kuvvet yardımına baş vurulmamasını uygun görürler ve derler ki:
“Böyle bir müsaade, fitnenin tahrikine, amme nizamının bozulmasına sebeb olur. Çünkü fasık ancak kendi yoldaşlarını yardıma çağırabilir. Ve netice itibarıyla böyle bir davranış, toplu bir çatışma ve mücadeleye sebeb olabilir. Onlara göre fertler, ancak devlet reisi böyle davranmaya izin vermişse, doğrudan doğruya münkeri önleme yoluna tevessül edebilirler. Aksi takdirde, marufu emr, münkerden nehy konusunda, devlet yöneticileri tarafından kendisine yetki tanınan kişilerden başkasına bu görevi yerini getirmek mecburi bir şart değildir.
Diğer bir kısım islam hukukçularına göre ise, fertler doğrudan doğruya ve devlet reisinin iznine ihtiyaç duymaksızın bu vasıtalara vurabililer. Onlara göre, madem ki, fertleri diğer vasıtaları boş vurmaları caizdir en son çareyi kullanmaları da caiz olmak gerekir. Çünkü marufu emir ve münkerden nehy bazı hallerde karşılıklı döğüşmeye vesile olabilr. Karşılıklı döğüşme hallerinde ise, tabiatı itibarıyla karşılıklı yadımlaşmaya ihtiyaç duyulu. binaenaleyh, marufu emir ve münkerden nehy vazifesinin ifası için gerekli olan vasıtalara baş vurmanın hiçbir engeli yoktur. Bazı hallerde bu durum fitneye sebeb olabilirse de, bu hal nadirattandır, hüküm ise nadir hallere bina edilemez. Bütün bunlara ilaveten diyebiliriz ki, münkeri önlemeye gücü yeten kimsenin, bunu eliyle, silahıyla, canıyla ve arkadaşlarıyla önlemeye çalışmasını engelliyecek hiçbir engel yoktuir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi