Fikih - 525 526 - Cilt2 1
V
İTİYAD
525- İTİYADIN MAHİYETİ
Bugünkü hukuk terminolojisinde itiyad suçlunun son hüküm giydiği suçtan sonra tekrar suç işlemesidir. Yani itiyad bir veya bir çok suçlardan hüküm giydiği halde aynı suçları tekrarlamaktır. İtiyad haliyle suçların taaddüdü hali birbirinden farklıdır. Taaddüd halinde suçlu bir önceki suçtan hüküm giymezden önce suçunu işler. İtiyad halinde ise suçlu son işlediği suçu işlerken aslında daha önce bir veya birçok hüküm sadır olmuş bulunur.
Bu suçlunun, hakkında hüküm verildikten sonra tekrar ayni suç işlemesi onu suçlulukta israr ettiğinin delilidir. Birinci cezanın kendisini sindirmediğini ifade eder. Bunun için suçu alışkanlık haline getirenin cezasının ağırlaştırılması düşüncesine yönelmek gayet makul olur. Geçmişte bazı hukuk bilginleri bu ağırlaştırma hükmüne karşı çıkmışlar ise de, günümüzde itiyad haline gelmiş suçlarda cezanın meşruiyetini tartışan hukukçu kalmamıştır.
Hukukçular hernekadar itiyad halinde suçluyu cezalandırmayı kabul iseler de itiyad prensibinin dayandığı ana kaideler konusunda birbirlerinden farklı görüşler beyan ederler. Bir kısmı suçlunun işlediği ikinci suçun da birinci suçun türünden olması halinde tiyad olacağını kabul ederler. Onlara göre işlenen ikinci suç ilk suçun cinsinden veya benzer bir suç olmalıdır. Eğer ikinci suç böyle olmazsa suçlu suçu itiyad haline getirmiş kabul edilemez.
Diğer bir kısmı ise itiyadın genel olması gerektiğini bildirir. Suçlunun ikinci suçu işlemesi halinde ister bu suç, birincinin nevinden olsun, ister başka bir neviden olsun, ister birinciye benzesin, ister benzemesin suçlu suçu idiyad haline getirmiş kabul edilir.
Hukukçular itiyadın süresi konusunda da birbirinden farklı görüşlere sahibtirler. Bazılarına göre itiyadın sürekli olması gerekir. Bir suçun üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, aynı suçu işlemesi halinde suçlunun suçu itiyad haline getirdiği kabul edilir. Diğer bir kısmına göre ise, itiyad muvakkattır. Yani ilk suçun üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra işlenen aynı türden ikinci suç itiyad olarak kabul edilir.
Mısır ceza kanunu 49. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında umumi itiyad prensibini benimsemiştir. Mısır ceza kanunu 49. maddesinin 3. fıkrasında ve ilk fıkrasında muebbet itiyad prensibini de kabul etmiştir.
Suçlunun suçu işlemesi tekerrur ederse modern hukukçular bunu itiyad olarak kabul etmekle kalmaz, suçluluğu alışkanlık haline getirmiş, toplum için tehlikeli bir suçlu olarak kabul eder. Ve onu kökten yokedilmesi, yahut toplumdan uzaklaştırılması icab ettiğini kabul ederek ıslahevlerine gönderilme cezasını vermektedir. Duruma göre on yılı veya altı yılı geçmemek kaydıyle suçlunun bu özel hapishanelerde kalmasını bundan sonra çıkması kaydını adalet bakanının emrine vermektedir. (52, 53 maddeler).
İtalya ceza kanunu ise suçluluğu idiyad haline getirenler için üç yıldan aşağı olmamak üzere bir tarım veya sanayi merkezinde çalıştırmayı öngörmektedir. 27-5-1885 tarihinde çıkan Fransa yasaları ise suçluluğu itiyad haline getirenleri sömürgelerden birisine sürmeyi emretmektedir.
Görülüyor ki beşeri hukuk itiyad prensibini genel olarak değil mahdut ölçüler içerisinde uygulamıştır.
Beşeri hukukta itiyad konusunun dayandığı genel kaideler bunlar. Fakat beşeri hukukun itiyad prensibini ancak son zamanlarda kabul ettiğini ve suçun itiyad haline gelmesi görüşünün beşeri hukukta en son bulunan görüşlerden birisi olduğunu gözden uzak tutmamak gerektir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi