Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

KASITLI ÖLDÜRMEDE TEBAİ CEZA - Cilt2 2 - 221 230

KASITLI ÖLDÜRMEDE TEBAİ CEZA

 

221- Kasıtlı öldürmede tebai ceza olarak, mirastan, vasiyetten mahrumiyet cezaları verilir.

222- Mirasdan mahrumiyet Allahın Resulunun şu hadisine dayanır: “Katil için miras yoktur. Katil için bundan sonra miras yoktur.” Bu hükmün tatbiki konusunda fukaha arasında ihtilaf vardır Öyle ki, iki mezhebi bir noktada birleştirmek mümkün değildir.

223- İmam Malik’e göre, mirası önleyen öldürme suçu; ister mübaşereten, ister, tesebbüben işlesin ve katile ister kısas uygulansın ister uygulanmasın, kasıtlı öldürmedir. İmam Malik’in, kasta benzer öldürmeyi kabul etmediği ve öldürmeyi kasıtlı ve hatalı olmak üzere ikiye ayırdığını, kasta benzer öldürmeyi kasıtlı öldürmeye ilhak ettiğini dikatten uzak tutmamalıyız. İmam Malik’e göre, hatalı öldürmede katil miras’dan mahrum olmaz. Sadece öldürmesi dolayısıyla ödemesi gereken diyet miktarından mahrum kalır. Maliki mezhebinde deli ve çocuğun kasıtlı olarak birisini öldürmesinde mirasdan mahrum olup olmayacağı konusu ihtilaflıdır. Bazılarına göre mirasdan mahrum olmaz. Çünkü onların kasıtları hata yerine geçer. Bazılarına göre mirastan mahrum olur.

Katil; fiili kasıtlı olarak işlenmiş, ama, düşmanlık ve saldırı maksadı güdülmemişse (nefse müdafaa maksadıyla öldürmek gibi) mirasdan mahrum olmaz. Mesela nefsi müdafaa için çocuğunu öldüren yahut, çocuğuna had veya kısas hükmünü tatbik eden kimse çocuğuna varis olur628.

224- İmam Azam’a göre, kasıtlı, kasta benzer, hata ve hata yerine geçen öldürme nevilerinde, katil, aşağıdaki şartlar dahilinde mirasdan mahrum olur.

a) Katil, fiili mübaşereten işlemelidir. Eğer, tesebbüben işler- Kasıtlı da olsa, mirastan mahrum olmaz.

b) Katil, akil baliğ olmalıdır. Deli ve çocuk olursa mirasdan mahrum olmaz.

c) Kasıtlı ve kasta benzer ölümlerde düşmanlık maksadı mevcud olmalıdır. Eğer bir hakkın ifası sebebiyle öldürülürse (nefsi müdafaa gibi) katil mirasdan mahrum olmaz629.

(628) Şerh-i Derdir C: 4, S: 432 Mevahib’ul-Celil C: 6, S: 422.

(629) el-Bahr’ur-Raik C: 8, S: 488-500.

225- Şafii mezhebi mensupları bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Bir grup, tazmin olunan öldürmeyle, tazmin olunmayanı birbirinden ayırmış, tazmin olunan öldürme de, -katil haksız yere öldürdüğü için -mirasdan mahrum olur. Tazmin olunmayan bir öldürme ise, haklı olarak öldürdüğü için mirasdan mahrum olmaz. İkinci bir grub ise, katil mirasa çabucak konmak için maktulü öldürmüşse veya böyle bir itham söz konusu ise, hatalı öldürmede mirasdan mahrum olur. Eğer çabucak mirasa konma ithamı söz konusu değilse, mirasdan mahrum olmaz.

Ne var ki, Şafii mezhebinde tercih, olunan görüş bu ikisinin dışında kalan görüştür. Buna göre, katil, fiili ister kasıtlı, ister kasta benzer, ister hatalı, ister mübaşereten, ister tesebbüben işlesin, katil mirastan mahrumdur. Fiil, ister haklı ister haksız, olsun katil ister akil baliğ, ister çocuk veya deli olsun miras alamaz. Bu görüşün taraftarları, katili mirasdan mahrum etmekle varislerin çabucak mirasa konmak için, varisi öldürmeleri ihtimalini ortadan kaldırma kastı gütmüşlerdir630.

226- İmam Ahmed’e göre; öldürme fiili tazminat gerektiren tarzda ise,suçlu mirastan mahrum olur. Fiilin, kasıtlı, kasta benzer, hatalı tesebbüben veya mübaşereten işlenmiş olmasıyla, failin, akil baliğ veya çocuk, deli olması arasında fark yoktur. Ama fiil tazminatı gerektirir nitelikte değilse -kısa yapmak veya nefsi müdafaa yapmak için öldürmek gibi -mirastan mahrum olmaz. İmam Ahmed, çocuk ve delinin ehliyet sahibi olmalarına rağmen mirastan mahrum olmalarını şu nedene dayandırır. Akil baliğ olan mirastan mahrumiyetini engellemez. Bilakis ihtiyatı olarak canların muhafazası için onların da mirasdan mahrum edilmesi icab eder631.

(630) el-Muhezzeb C: 2, S: 26.

(631) el-İkna C: 3, S: 123 Ahkam’ul-Mer’e S: 586 ve devamı Hukuk ve İktisat Mecmuaları sene 6.

 

b) Vasiyetten mahrumiyet:

 

227- Vasiyetten mahrumiyetin esası Allah Resulünün şu hadisidir: “Katile vasiyet yoktur.”  “Katile hiçbir şey yoktur.” Burada Allahın Resulü “hiçbir şey” derken, nekre olarak “şey” kelimesini kullanmıştır ki, bu hem mirası hem de vasiyeti içerir.

Ne var ki, bu iki hadisin tefsirinde ve tatbikinde fakihler ihtilaf etmişlerdir.

228- Maliki mezhebi mensupları miras konusunda da kasıtlı öldürmeyle hatalı öldürmeyi birbirinden ayırmaktadırlar. Malik’iler hatalı öldürmenin vasiyete engel olmayacağını ittifakla kabul ederler.

Şu kadar var ki, Maliki’ler, kasıtlı öldürme konusunda ihtilaf etmişlerdir. Maktul vasiyet ettiği kimsenin kendisinin katili olduğunu bilmeden vasiyet ederse, vasiyet sahih olmaz. Ama, vasiyet ettiği kimsenin, katili olduğunu bilir, vasiyeti de suçu işledikten sonra yaparsa, mali konudaki vasiyeti sahihdir. Ama diyet konusundaki vasiyeti sahih olmaz. Çünkü diyet mali bir hususdur ve ancak ölümden sonra vacib olur. Buna göre, suçun işlenmesinden önce vasiyet yapılmışsa bu vasiyet suçun işlenmesinden sonra batıl olur. Ancak maktul, suçun işlensinden sonra vasiyetinin devamını belirtmişse vasiyet sahihdir. Maliki mezhebinden diğer bazı fakihler, vasiyet eden kişi; ister vasiyet edilenin kendisinin katili olduğunu bilsin, ister bilmesin, kasıtlı katile vasiyetin sahih olacağı görüşündedirler. Bu görüş taraftarlarına göre, vasiyetin katl olayından önce veya sonra yapılması arasında fark yoktur ve her iki halde de sahihtir632.

(632) Mevahib’ul-Celil C: 6, S: 368 Şerh’i Derdir S: 379.

229- İmam Azam, düşmanlık kastıyla işlenen kasıtlı ve kasta benzer öldürmelerle, hatalı ve hatalı hükmüne geçen öldürmelerde, katilin hükmüne geçen öldürmelerde, katilin vasiyetten mahrum olacağını kabul eder. Ancak katl fiilinin tesebbüben değil, mübaşareten olmasını ve katilin akil baliğ olmasını şart koşar. Eğer katl fiili, tesebbüben olur, yahut katil deli veya çocuk olursa, veya öldürme, düşmanlık kastıyla işlenmemiş olursa katil vasiyetten mahrum olmaz633. İmam Azam ve Muhammed, varisler uygun, gördüğü ve cevaz verdiği takdirde, vasiyetin sahih olacağı görüşündedir. Ebu Yusuf ise, varisler cevaz verse de katile vasiyet yapılamıyacağı görüşündedir. Ona göre vasiyeti engelleyen unsur varislerin menfatı değil, öldürme fiilidir. öldürme fiili ise, varislerin cevaz vermesi ile ortadan kalkmaz.

(633) Bedai’us-Sanai C: 7, S: 339-340.

230- Şafii ve Hanbeli mezhebinde ise, iki görüş vardır. Birinci grub, katile vasiyetin sahih olmayacağı görüşündedir. bu ön hükmü belirttikten sonra bu görüş taraftarları da kendi aralarında ikiye ayrılırlar. Bir kısmı varisler cevaz verse de vasiyetin sahih olmayacağını öne sürerek vasiyete mani olan sebebin; varislerin menfaatı olmayıp, kasıtlı fiil olduğunu ve varislerin cevazının bir hibe sayılacağını, hibede ise bazı şartların bulunmasının gerekli olduğunu ileri sürerler. Diğer bir kısım ise, vasiyetin varislerin cevaz vermesi ile sahih olacağı görüşündedirler. İkinci görüşün taraftarları ise, varislerin, cevaz vermesine gerek kalmadan her halukarda katile vasiyetin sahih olduğu görüşündedirler.