Fikih - 4 5 - Cilt2 2
BİRİNCİ BÖLÜM
KATL (ÖLDÜRME)
4- ÖLDÜRMENİN TARİFİ
İslam hukukunda öldürme; beşeri hukukta olduğu gibi kulların hayatını ortadan kaldıran bir fiil olarak tanımlanır299. Yani bir insanın ruhunun bir başka insan tarafından çıkarılmasıdır.
(299) Tekmilet-ü Feth’ül-Kadir C: 8, S: 244.
İslam hukukunda aslında öldürme iki türlüdür.
a) Yasak öldürme
Düşmanlık kastıyla yapılan öldürme fiileri bu bölüme girer.
b) Hak ile öldürme
Düşmanlık kastı güdülmeden hükümlerin tatbiki için yapılan öldürme fiilidir. Katilin ve mürtedin öldürülmesi gibi. İslam hukukçularının bir kısmı öldürmeyi helal ve haram olması bakımından beş bölüme ayırırlar:
a) Vacib olan öldürme: Tevbe etmeyen mürtedin veya düşman olmayan ve eman verilmemiş olan harbinin öldürülmesi gibi.
b) Haram olan öldürme: Haksız yere bir masumun öldürülmesi gibi.
c) Mekruh olan öldürme. Gazinin Allaha ve Resulüne küfretmeyen (sövme anlamına) kafir akınını öldürmesi gibi. Eğer Allaha ve Resulüne küfrederse öldürülmesi mekruh değildir.
d) Mendub olan öldürme.
Gazinin Allaha ve Resulüne küfreden yakınını öldürmesi gibi.
e) Mubah olan öldürme.
Kısas hakkının
kullanılması ve esirin öldürülmesi gibi. Bazı hallerde ve bazı fakihlere göre
esirin öldürülmesi vacib olabilir. Tabii öldürülmediği takdirde bir fesat veya
bozgun olacaksa.
5- ÖLDÜRMENİN KISIMLARI
İslam hukukçuları katl vakasını muhtelif şekillerde taksim ederler. Bu taksimde her birisi kendi görüş açısını nazarı itibara alır. Bu yüzden her fakihin noktai nazarına göre taksimi de farklı olur. Biz bu taksimleri şöylece sıralaylabiliriz:
1- İkili taksim
Bazı İslam hukukçuları öldürmeyi kasıtlı ve hatalı olmak üzere ikiye ayırırlar, bunun dışında da bir başka çeşit katl olduğunu kabul etmezler. Bu fakihlere göre kasıtlı öldürme; düşmanlık maksadıyla işlenen herhangi bir fiilin ölümle neticelenmesidir.
Bu durumda katil ister katletmeyi kastetsin ister kastetmesin netice değişmez.
Hatalı öldürme ise, kasıtlı katlin dışında kalandır301. Maliki mezhebinin meşhur görüşü de bu noktadır302.
(300) Haşiyet-ü Şübramiesi ve Nihayet’ül-Muhtaç, Remeli S: 233.
(301) Mevahib’ul-Celil’ Hattab C: 6, S: 240.
(302) İmam Malik’in ikili taksimdeki delili ilerde gelecektir.
II- Üçlü taksim
İslam hukukçularının büyük bir kısmı katli üç kısma ayrılırlar303.
(303) Nihayet’ul-Muhtaç C: 7, S: 235’ el-Muğni C: 9, S: 230’ el-İkna C: 4, S: 163 Zeytai C: 6, S: 97.
a) Kasıtlı öldürme, katilin öldürücü fiili tecavüze uğrayanın ruhunu yoketmek maksadıyla yapmış olduğu fiildir.
b) Kasta benzer öldürme, suçlunun tecavüze uğrayana saldırıyı kastedip de öldürmek istemediği ancak bu fiilin neticesi olarak tecavüze uğrayanın öldüğü katl vakalarıdır. Beşeri hukuk bilginleri, bu tür katl vakasını ölümle sonuçlanan vurma diye ifade etmektedirler.
c) Hatalı öldürme, hatalı öldürmenin birçok şekilleri vardır.
1) Suçlu, fiili kasteder ama tecavüze uğrayan kişiye isabetini kastetmez. Herhangi bir maksat için islahını atıp bir insanı öldürmek bu nevidendir. Bu gibi öldürme haline fiilde hata adı verilir.
2) Suçlu, suç konusu olan fiili kasde, tecavüze uğrayan kişiye yönetir ancak bu fiilin mubah olduğunu zannederse ve neticede masum olan bir kişinin ölümüne sebe olursa da kasıtta hata olur. Mesela düşman askeri olduğunu sandığı bir kişiye silahını atıp isabet ettikten sonra onun müslüman olduğunu veya sözleşmeli biri olduğunu anlarsa bu durumda kasıtta hata durumu mevcut olur.
3) Suçlu, katl fiilini kastetmez, ancak fiil kendisinin kusuru neticesi vukubulur. Mesela uyurken debrenip te yanında bulunan bir başkasının üzerine çökerek öldüren kimsenin hali bu şekildedir.
4) Suçlu, suçu kastetmez, ancak suça olan fiile sebeb olur. Herkesin gelip geçtiği yol üzerinde çukur kazıp birisinin gece o çukura düşüp ölmesi gibi.
III- Dörtlü Taksim
Bazı İslam hukukçuları da katlı dörde ayırmaktadırlar.
A) Kasıtlı katl
B) Kasta benzer katl
C) Hatalı katl
D) Hata yerine geçen katl304.
Bu taksimi yapanlara göre kasıtla kasta bezerlik bölümleri bir önceki taksimi yapanlardan ayrı bir huviyet arzetmez. Bunlarla onlar arasındaki ayrılık hata konusundadır.
Bu taksimi yapanlara göre; hata fiilin kendisinde veya faalin zannında olan şeydir305. Fiilin kendisindeki hata fiilin kastolunup ta şahsın kastolunmamasıdır. Avını vurmak için atıp ta bir insanı öldüren kimsenin hatası bu türdendir. Failin zannında olan hata ise failin katli mubah olduğunu sandığı -harbi veya murted kimseyi öldürmeyi kastedip öldürdükten sonra onun masum olduğunun anlaşılması gibi306.
(304) Bedai’üs-Sanai C: 7, S: 233’ eş-Şerh’ül-Kebir C: 9, S: 319.
(305) Bedai-üs-Sanai C: 7, 234 eş-Şerh’ul-Kebir C: 9, S: 333.
(306) Harbi İslam devletiyle savaş halindeki bir devlete mensub olan kişidir. Murted ise dinini terketmiş olan müslümandır. Masum; kanı helal olmayan ve öldürülmesi halinde heder sayılmayan kişidir.
Bu dörtlü taksimi yapanlara göre; hata yerine geçen fiil iki türlüdür: Birincisinde hata her yönüyle mevcuttur. Bu fiilde öldürmenin doğrudan doğruya vukuu bahis mevzuudur. Uyuyan bir insanın yanında yatan birisinin üzerine çöküp onu öldürmesi gibi. Bu fiil her bakımdan hata olarak kabul edilir. Çünkü kasıtsız olurak vukubulmuştur. İkinci bir türdl ise hata anlamı sadece bir bakımdan mevcuttur. Bunda katl doğruya doğruya değil, tesebbüben vukubulmaktadır. Yolun üzerine çukur kazıp oradan geçenlerin çukura düşmesini önleyecek tedbirleri almayan kişinin kazdığı çukura bir şahsın düşüp ölmesi hali bu nevidir307.
(307) Bedai’üs-Sanai C: 7, S: 271 Şerh’ul-Kebir C: 9, S: 334.
Görülüyor ki bu dörtlü taksim bir önceki taksimden hayatı hata ve hata yerine geçen diye ikiye ayırmasından başka hiçbir noktada ayırmamaktadır.
IV- Beşli Taksim
Bazı İslam hukukçuları katli beş bölüme ayırmaktadırlar:
a) Kasıtlı katl
b) Kasta benzer katl
c) Hatalı katl
d) Hata yerine geçen katl
e) Tesebbüben katl
Bu taksim ile bir önceki taksim arasındaki fark şuradan gelmektedir. Bu taksimi yapanlar doğrudan doğruya işlenen fiile, tesebbüben meydana gelen fiil arasında ayırım yapmaktadırlar. Doğrudan doğruya meydana gelen hatalı fiille teşebbüben vukubulan hatalı fiili birbirinden tamamen ayırmaktadırlar308.
(308) el-Bahr’ur-Raik C: 8, S: 287’ Tekmilet-ü Feth’ul-Kadir C:8 S: 244.
Beşli taksim Ebu Bekir Razi’ye isnad olunur. Onun keskin mantığı böyle bir taksimi ortaya çıkarma sonucuna varmıştır. Çünkü o hatanın iki çeşit olduğunu görmektedir. Birisi fiilde hatadır. Av kastıyla kuşa silah atıp bir şahsa isabet ettirmek gibi. İkincisi de kasıtta hatadır. Harbi olup müslüman saflarına girdiğini veya müslüman kılığına büründüğünü zannederek bir kişiyi vurmak isteyip de isabet ettirdekten sonra onu masum olduğunun ortaya çıkması gibi. Bu her ne kadar fiilde hata ise de, unutan veya uyuyan kişinin durumundan farklıdır. Çünkü fiilde hatada maksat vardır. Ancak hata bazan fiilde olur bazan da kastta olur. Uyuyan veya unutan kişini fiilinde ise kasıt yoktur. Binaenaleyh o hata kategorisine de giremez. İşte bütün bunlardan dolayı unutanın veya uyuyanın fiilinin hükmünün ceza bakımından hata hükmünde olması nedeniyle Ebu Bekir Razi fiileri hata yerine geçen fiil olarak değerlendirip hataya ilhak etmiştir.
Keza bu büyük fakih, İslam hukukçularının hakikatta kasıtsız olarak katl olmayan fiili katl hükmüne ilhak ettiklerine dikkat etmiş, kuyu kazan veya yola taş koyan kişinin fiilinin ölüme vesile olması halini ölüme ilhak ettiklerini görmüş ve demiş ki “yola taş koyan veya kuyu kazan kişi hakikatta katil değildir. Çünkü ölen kişinin ölümü onun fiilinin neticesi değildir. Öldürücü fiil ya doğrudan doğruya suçludan veya suçlunun fiilinden doğacak tır. Taş koyan ve çukur kazan insanın taşa çarpan veya çukura düşen insanın ölümünde ne doğrudan doğruya, ne de hakiki katil olarak onun fiilinden doğan bir öldürme hali mevcuttur. Bu gibi fiili yapan kişileri ancak tesebbüben katil olarak değerendirmek mümkündür”309.
(309) Ahkam’ul-Kur’an’ Cassas C: 2, S: 223.
Katl fiilinin muhtelif taksimleri bundan ibarettir. Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki ikili taksim kasta benzer öldürme fiilin kabul etmemekle diğer taksimlerden ayrılmaktadır. Bunun dışındaki taksimler arasındaki ayrılık zahiri bir ayrılıktır ki bunun bölüm, tertib ve ince düzen getirme mantığından başka bir nedeni yoktur. İslam hukukundan üçlü taksim en meşhuru olduğu için biz de onu araştırmamıza esas olarak alacağız. Bunun dışındaki taksimleri nazarı itibara almayacağız. Ayşrıca üçlü taksim Mısır ceza kanunun ve diğer beşeri hukuk sistemlerinin takib ettiği vakalarını kasıtlı öldürme, hatalı öldürme ve ölümle sonuçlanan vurma yani kasta benzer öldürme şeklinde üçe ayırmaktadır.
BİRİNCİ BAHİS
Kasıtlı öldürme
İslami Okul Okulların En Önemlisi