Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

212- DAR’ÜL-HARB: (HARB YURDU) - Cilt 2 - 212. Sayfa

212- DAR’ÜL-HARB: (HARB YURDU)

 

Dar’ül-harb deyince, müslümanların hakimiyeti altınqnda bulunmayan veya islamın hükümlerinin açıkça yapılması mümkün olmayan gayri islami ülkeler kasdolunur. Bu ülkelere bir devletin veya birden çok devletlerin hükmetmesi neticeyi değiştirmez. O ülkelerde sürekli oturan sakinler arasında müslümanların bulunup bulumaması da neticeyi değiştirmez. Müslümanlar islamın hükmünü açıkça izhar etmekten aciz oldukları sürece sürekli sakinleri arasında müslümanların bulunup bulunmaması farksızdır.

Dar’ül-harbin sakinleri ikiye ayrılır: Harbiler, Müslümanalr:

a) Harbiler: İslam dinini kabul etmemiş bulunan dar’ül-harbin sakinlerine harbi denir. Harbiler masum değillerdir. Dar’ül-islamla aralarında ahid veya sulh bulunmadığı sürece kanları ve malları mübahtır. Zira islam hukukunda masumiyet -daha önce de belirttiğimiz gibi- ancak iman veya emanla olabilir. Dar’ül-islam’la harbilerin dar’ül-islama girme selahiyetleri yoktur. Eğer bir harbi dar’ül-islama  girecek olursa onun kanı ve malı mübahdır. Öldürülmesi caizdir, malı müsadere edilir. İstenirse esir edilir, istenirse af da edilir197.

(197) Bedüi’s-sani, C: 7, S: 252.

Harbi özel bir izinle yahut emanla veya bir sözleşmeye dayanarak dar’ül-islama girecek olursa müstemen sayılır. Müstemenin kanı ve malı muvakkat olarak masumdur. Çünkü onun emanı da muvakkattır, süresiz değildir. Bu durumda eman dilediği sürece dar’ül-islamda kanı ve malı masum olarak yaşayabilir. Eman süresi bitince harbi durumuna geçer, dar’ül-islamı terkettiği takdirde canı ve malı heder edilebilir. Dar’ül-islamda kaldığı sürece muhtardır. Bazıları onun harbi olduğunu kabul ederken, bazıları da kendi isteğiyle islam diyarında kalmakla zimmi durumuna geçeceğini, müebbed istekle masum sayılacağını kabul etmektedirler.

Dar’ül-harbde oturup da dar’ül-islama hicret etmiş bulunan müslümanlar İmam Malik, Şafii ve imam Ahmed’e göre, dar’ül-islamdaki herhangi bir müslüman gibidirler. Müslüman olmakla kanı malı masum olur. Dar’ül-harbde ikamet etse ve bu ikamet süresi az da olsa netice değişmez. Dar’ül-harbdeki müslüman dar’ül-islama girmek isterse engellemez. İmam Azam, dar’ül-islama hicret etmemiş ve dar’ül-harbde ikamet etmekte olan bir müslüanın sadece müslüman olmakla masum olamayacağı görüşünü kabul etmektedir. Çünkü İmam Azam, dar’ül-islama göre sadece müslüman olmakla değil, müslümanların kuvvetinden ve topluluğundan güç alan islam kuvveti ve dar’ül-islamın korunmasıyla masum olunabileceğini kabul etmektedir. Dar’ül-islamın korunmasıyla masum olunabileceğini kabul etmetedir. Dar’ül-harbde yaşayan müslümanın gücü ve kuvveti bulunmayacağı için masumiyeti de olmaz. Ancak ne zaman isterse dar’ül-islama girer ve o zaman bu ismetten istifade edebilir. Nasıl bir harbinin dar’ül-islama izinsiz  olarak girmesi halinde kanı müsah ise; dar’ül-harbe izinsiz veya emansız  olarak girmiş olan müslümanın ve zimminin de kanı mübahdır. Şayet müslüman veya zimmi dar’ül-islama bir izinle ve emanla girecek olursa her ikisine müstemen adı verilir. Fakat dar’ül-harbde ikameti muvakkat olmalıdır. Dilediği vakitte dar’ül-islama dönebilmelidir. Müslüman dar’ül-harbde kalma isterse müslümanlığında baki kaldığı sürece durumu değişmez. İslamdan çıkacak olusa bu takdirde harbi gurubuna dahil olur. Zimmi dar’ül-harbde süresiz olarak kalacak olursa, o zaman harbi durumuna intikal eder.  

Müslüman ve zimmi bir harbiyle veya müst’emenle evlenirse evlendiği kadın evlilikle zimmi durumuna geçer. Harbi olup eman dilemiş olan birisi bir zimmi kadın ile evlenecek olursa zimmi kadnı evlilik habi durmna geçmez. Benimsenen görüş uyarnıca harbi veya müstemenin zimmi bir kadnıla evlenmesi halinlde zimmi olmalsı durumu da yoktur. Müst’emen bir müst’emen olan kadınla evlenir, sonra zimmi olursa, evlendiği hanım da onun gibi zimmi olur198.